Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Celal ELBİR Celal ELBİR
21/02/2013 at 8:53 PM
Sn. Murathan Sipahioğlu'nun yakınmalarına hak vermemek mümkün değil. Sözünü ettiği o yarışma programını, başından itibaren olmasa da, ben de izledim. Konuşmalarından emekli assubay olduğunu anlayınca, daha bir igiyle izledim ve babacan tavırlı, "imza" diye diye mertliğine vurgu yapan bir portre çizmesini takdirle karşıladım. Ne yazık ki, sonuç, babacanlığın ayaklar altına alınması ve mesleğimizin kötü temsil edilmesiyle gerçekleşti. Yarışma partneri olan genç kız, yarışma sona erdikten sonraki konuşmalarıyla büyük puan toplarken, 40.000 TL kazanan meslektaşımız, hala "imza" diye mertlik sömürüsü yapabiliyordu. Kendisini haklı bulduğum nokta ise şudur; eğer o soruya da yanlış yanıt verselerdi, her ikisi de hiçbir şey kazanamadan ayrılacaklardı. Buradan şu dersi çıkarmak mümkün; formatında ihanet olan bir yarışmada mesleğimizi ön plana çıkarma yanlışına düşüp, zaten toplum nezdinde çok da iyi bir yerde olduğunu söyleyemeyeceğimiz mesleğimize, bir de kendimiz darbe vurmamalıyız. Bir de Celalettin Yavuz konusunda iki laf etmek isterim. Söz konusu şahıs, ilk yazısındaki "düşmanı dışarıda aramaya gerek yok." diyebilecek kadar hakaretamiz bir ifade kullandıysa da, sonraki yazılarında "incitecek tek kelime kullanmadığını" iddia edebilmiştir. Yine de bizi anlamaya çalışmasına ve destek verme gayretine teşekkür borçlu olsak da, ilk yazıdaki "düşmanı dışarıda aramaya gerek olmadığı" ibaresine düzeltme yapılmalı ve özür dilenmelidir. Saygılarımla...
Lütfen bekleyin...