ELEŞTİRİ HAKKI, HAKARET ETME HAKKI DEĞİLDİR
Değerli Meslektaşlarım,
TSK Disiplin Kanunu tasarı halindeyken ve tasarı kanunlaştıktan sonra, Kültürel Gelişim Derneğinin çabalarını ve bu bağlamda Ankara Baro Başkanlığının hukuki olarak görüşlerini beyan eden raporunu sizlerle paylaştık.
Öncelikle Ankara Baro Başkanlığının hiçbir mecburiyeti olmadığı halde, derneğimizin talebine karşı rapor hazırlayarak olumlu katkı sağlamaları her türlü takdirin üstündedir. Bizler için zaman harcayıp emek sarf eden ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA hem kendi adıma, hem de ‘’Kültürel Gelişim Derneği‘’ adına tekrar TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
Söz konusu raporu beğenip olumlu görüş belirten meslektaşlarımız olduğu gibi, beğenmeyip Sn. T.H.Koçak gibi olumsuz görüş belirtenlerde olacaktır. Bunu normal karşılamak gerekir. Herkes her şeyi beğenmek zorunda değil!
Ancak, eleştiri hakkının olabileceğini normal karşılamak, yapılan o eleştirinin haklı bir eleştiri olduğunu göstermez. Bu nedenle Sn. Koçak’ın eleştirisi de AMACINI AŞAN, ÇELİŞKİLERLE DOLU, KABUL EDİLEMEZ HAKSIZ BİR ELEŞTİRİDİR.
Elbette eleştiri bir haktır. Bu hakkı yerinde, zamanında doğru olarak kullanmak gerekir. Eleştiri hakkı hiç kimsenin kimseye hakaret etme hakkını vermez. Oysa, Sn. Koçak ’’’’ EY BÜYÜ YARGI ERKİ!..... ELBETTE ADAM GİBİ ASKERLİK YAPMAZSANIZ BİLMEZSİNİZ.’’ Sözleriyle tüm yargı mensuplarına hakaret anlamına gelecek ifadeler sarf etmiştir. Bu ifadeler hem kendisini, hem de siteyi zor durumda bırakabilir. Bu nedenle Sn. Koçak’ın bu yazısının derhal yayında kaldırılmasının ve dolayısıyla tüm yargı mensuplarından özür dilemesi, o erdemi göstermesi gerekir. Bunun en başta Sn. Koçak’ın yararına olacağını düşünüyorum. Hiçbir meslektaşımın zor duruma düşmesini istemem.
Sadece bu bir satır bile, Sn. Koçak’ın rapor konusundaki eleştirilerinin ne kadar yersiz ve amacının dışına çıkarak hakaret düzeyine varmış olduğunu göstermektedir.
Üstelik, bu raporun askerlik yapıp yapmamakla ne ilgisi var! Kamu yararına çalışan bir dernek, yüz binlerce kişiyi ilgilendiren bir yasa tasarısı hakkında, bir hukuk kurumunda hukuki görüş talebinde bulunmuş, o kurumda yasa taslağı ile ilgili hukuki görüşlerini belirtmişlerdir. YASA Taslağını hazırlayan kurum Ankara Baro başkanlığı değildir !
Ayrıca, polislerle veya öğretmenlerle ilgili bir yasa konusunda hukuki bir görüş belirtmeleri için, hukukçuların polis ve öğretmen olmalarımı gerekir? Yoksa, hukukçu olsalar da hukuki görüşleri bir anlam taşımaz mı? Bence bu mantık kabul edilebilir bir mantık değil.
Kaldı ki kendisine yakışmayacak düzeyde ( YAHU….. BURADA GERİYE DÖNÜŞ YOK,GERİYİ KELİMELERLE OYNAYARAK DÖNÜŞTÜRME VAR. …. ELBETTE ADAM GİBİ ASKERLİK YAPMAZSANIZ.) vs. gibi bir üslupla yapmış olduğu eleştiriler haklı bile olsa, ki bana göre haklı da değil, eleştiri anlamını yitirmiş, amacından uzaklaşmıştır.
Bu nedenle Sn. Koçak’ın eleştirel yazısına satır satır cevap vermenin de çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum! Ancak, yanlış anlamalara meydan vermemek için birkaç noktaya değinmekte yarar.
Örneğin; Raporun başında ‘’ Askerliğin, herhangi bir görev ya da meslek olmadığı; askeri hizmetin özel bir ihtisas bilgisi gerektirdiği ihtilafsızdır. Tasarıya konu disiplin olgusunun da askerlik mesleğinin olmazsa olmaz unsurunu teşkil ettiği malûmdur. Bu itibarla, Tasarının disiplin adına getirdiği düzenlemenin yerindeligini sorgulama anlamını taşıyabilecek bir değerlendirme, bu çalışmanın konusu değildir.
’’ Söz konusu Tasarı, disiplin hukukuna egemen olması gereken ceza ve ceza yargılaması hukuku prensipleri açısından ele alınmıştır.’’ Görüşünü ön tespit olarak belirttikten sonra devam ediyor.
‘’’Mamafih, biraz aşağıda ayrıntılı şekilde değinileceği üzere, Tasarının, kanaatimizce getirdiği en önemli değişiklik; barış zamanı için disiplin mahkemelerinin yetkisini kaldırmış olmasıdır. Bunun yerine disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları ihdas olunmakta ve disiplin cezalarını verme yetkisi, disiplin amiri, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu arasında paylaştırılmaktadır’’’ diyor.
Sn. Koçak ise; ‘’HAYIR EFENDİM. DİSİPLİN CEZASI ZATEN AMİRLERCE ÖNCEDENDE VERİLİYORDU,VERECEĞİ CEZALAR DEĞİŞTİ..DİSİPLİN KURULUDA ÖNCEKİ DİSİPLİN MAHKEMESİNİN AYNISI VERECEĞİ CEZALAR HİZMET YERİNİ TERKETMEME(ÖNCEKİ GÖZ HAPSİ) VE ODA HAPSİ.ANCAK HEPSİNDEDE VERİLEN HİZMET YERİNİ TERKETMEME YANİ ESKİ GÖZ HAPSİ(AYLARCA VERİLEBİLİYORDU),ŞUAN 10 GÜNE KADAR’’ diyor.
Oysa raporda ‘’disiplin cezası amirlerce önceden verilmiyordu ‘’ diye bir ifade yok! …Oda hapsi, ….göz hapsi, ….hizmet yerini terk etmeme, aylarca…10 güne kadar …. İfadeleri de yok! Olmayan ifadeleri varmış gibi kurgulama yapıp, bu şekilde kendi düşüncelerini raporun çeşitli bölümlerine yakıştır-yapıştır yöntemiyle ekleyerek eleştiride bulunmak yanlıştır, haksızlıktır.
Bu yanlışlık Sn. Koçak’ın eleştirel yazısının başından sonuna kadar aynı mantıkla devam etmiştir.
Diğer bir yandan TSK Disiplin Kanun tasarısı hakkında Ankara Baro Başkanlığının görüşlerini beyan eden raporunun ne kadar basit ve boş olduğunu yukarıda belirttiğim yorumlarıyla anlatmaya çalışırken;
Diğer yandan raporun ’’Ne var ki, Tasarının getirdiği disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları üyelerinin hukukçulardan değil başka sınıflardan seçilen subay ve astsubaylardan oluşacağı ve görevlendirmenin de teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri tarafından yapılacağı doğru olmakla birlikte; mevcut 477 sayılı Kanun kapsamında görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de hukukçulardan oluşmamaktadır. Dolayısıyla, Tasarı bu anlamda bir yenilik içermemektedir.’’’’’’’Diyen bölümünü için ‘’EVET AYNEN ÖYLE’’ demektedir.
Sn.Koçak önce ‘’raporun ne kadar basit ve boş olduğunu’’ söylüyor. Hemen akabinde aynı sayfada raporun bir bölümü için ‘’EVET AYNEN ÖYLE’’diyerek onaylıyor, kabul ediyor.
‘’ Ankara Baro Başkanlığı Raporunun ne kadar basit ve boş olduğunu’’ söyleyende, raporun bir bölümü için ise ‘’EVET AYNEN ÖYLE’’ diyen ve onaylayanda aynı kişi Sn Koçak’tır!
Şimdi biz bu ifadelerin hangisine inanacağız?
Daha fazla uzatmanın anlamı yoktur.
Saygılarımla
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts
25°C
Sal
22°C
Çar
18°C
Per
16°C