Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Atilla Abaylı Atilla Abaylı
31/05/2013 at 8:33 AM
KAZANIRKEN KAYBETMEK,KAYBEDERKEN KAZANMAK... Yıllardır assubay onur mücadelesinde yol alıyorum.İnandıgım bu mücadelenin bir neferi olarak yazıyor ve her alanda bir çok arkadaşımla birlikte yol alıyoruz. Bu zaman zarfında bir çok dost ve arkadaş edinir iken az'da olsa arkadaş kaybettigimde oldu. İnanç ve fikirlerimden taviz vermeden sadece kalemim ile demokratik yollarda bu işin hak,hukuk,anayasal cercevede yapıyorum. Çok acıdırki bu onur mücadelemi başka yönlere çekerek akrabada olsa omuzlarında yıldızlar olan bir kesim bir utanca imza atmaktadırlar. İnsan yapısı gereği başarısızlığa tahammül edemez ve bunun yansıması olarak da daima kazanmak ister. Hep başarı özlemi içindedir. Aslında bu durum normaldir. Ancak, insan kendisini sürekli kazanmaya şartlandırmamalı, kazanamadığı zamanların olacağını, olabileceğini dikkate almalıdır. Yaşamın her safhasında ve insan aktivitelerinin her anında kazanmak da kaybetmek de bizimle beraberdir. Kazanmak zor, kaybetmek ise, genelde kolaydır. Kazanmak sistemli çalışmayı ve ilkeli olmayı zaruri kılar. Kazanmak zor olanı mümkün kılabilmektir. Bununla birlikte kazanmak sadece maddi kazanç elde etmek olarak da algılanmamalıdır. Güven kazanmak ve en önemlisi kazanılan güveni korumak maddi kazanç elde etmekten daha zordur. Kazanmanın da kaybetmenin de pek çok çeşidi vardır. Örneğin, Sınavı kazanmak veya kaybetmek, yakınlarını kaybetmek, insanı kazanmak veya kaybetmek, dost kazanmak veya kaybetmek, yarışı kazanmak veya kaybetmek, sağlığını kazanmak veya kaybetmek vb. İnsan kazanmaya çalışırken kaybettiği şeylerin de farkında olmalı, kazanma hırsıyla hedefine odaklanıp, etrafında olup bitenlerden kendisini soyulamamalıdır. Ne kazanıyorum, ne kaybediyorum muhasebesini her an yapmalı, yapabilmelidir.Ben yıllardır assubay onur mücadelemizin neden ve hangi noktadan bu noktaya gelirken askeri darbelerin ve tsk içindeki NAMÜTANAHİ hakları bırakmak istemiyenlerin bu yüzyıla uyum saglayamaması ve gercekleri at gözlügü ile takip etmelerinden kaynaklandıgını görüyorum. Bazılarımız aşırı hırslarıyla daha çok kazanacağım diye zamanla sağlıklarını kaybederler de bunu anladıktan sonra da artık çok geç olur. Bu sefer de sağlıklarını kazanabilmek için kazandıklarını kaybetmeyi göze alırlar. Velhasıl dengeyi kurmakta zorlanırız. Bunun için kazandığının kıymetini bilmek, telafisi olmayan kayıplardan korunmak, kayıplarının da nedenlerini zamanında sorgulayarak, empati yapmak ve bundan tecrübe kazanmak gerekir. Bu arada hiç kaybedilmemesi gereken şeylerde vardır. İnsan onurunu, ümidini bu çok önemlidir. Hangi gözle bakıyorsunuz ? Uzun yıllardır özellikle tsk üzerinde bir çok güç tarafından oyunlar oynanmaktadır.Bizleri tsk nın bir parcası görmeyen bakış acısı zihniyeti ve silahlı kuvvetleri subay kuvveti algılıyan utanç zihniyeti ne zaman düzelecektir.! Tsk=türk subay kuvvetleri olmuş; imtiyaz ve ayrımcılığa birde kendini gökten zenbille inmiş önyargılıları ekleyince orduda moral motivasyonu ve aidiyet duygusu yerlerde sürünüyor; bu zihniyet ve adaletsizlik devam ettiği sürece orduyu başlarının yıpratmasına gerek kalmıyacak ulu çınar içten içe çürüyor ama gören yok orduya en büyük kötüğü de bunlar yapıyor güçlü ordu güçlü türkiye slogandan ibaret olmasın isteniyorsa hukukun üstünlüğü sağlanmalıdır,diye yazan sayın GÜRPINAR haksız mı arkadaşlarım soruyorum sizlere ? '' Çürüme bir yerden başladı mı hemen her alana bulaşabiliyor. Eşyanın, insanın ve toplumun gerçeği de hemen hemen aynı neticeye götürüyor. Mesela bir ulu çınar bile içten içe bir çürüme illetine tutulduğu zaman bakarsınız ki hiç beklenmedik bir zamanda ve aniden yıkılıp gitmiştir. Dikkat, rikkat ve hassasiyet yoksulu ve yoksunu olanlar kendilerinin ani olarak adlandırdıkları bu durum karşısında hayretlerini gizleyemezler. Çünkü onlar ne çürümeyi hazırlayan haşaratlara ne de ulu çınarın zaman zaman çıkardığı inlemelerine kulak vermemişler, gözlerini üzerine hassasiyetle çevirmemişlerdir. İnsanın ve toplumdaki çürümenin gerçeğine gelince… Önce değerler, önce ölçüler her alanda ve her platformda çürütülmeye ya da çürüdüğünü gösteren işaretler verilmeye, yoksa icat edilip öne sürülmeye başlar. Mesela insanın ve dolayısıyla içinde bulunduğu toplumun varlığını her anlamda sağlıklı olarak sürdüren, bu sağlıklı yapının devam etmesine vesile olan akla gelen hangi “değerler” varsa önce aşındırılmaya ardından da çürümeye bırakılmaya başlanmaktadır. “Aile” kurumuna çeşitli sebeplerle ve akla hayale gelmedik şekillerde, bazen çok sinsi olarak hücum anlayışları çürümenin bulaşıcılığını açıkça gösterir. Öyle ki önce aileyi meydana getiren fertleri bir arada tutan sevgi, saygı, fedakârlık, anlayış, hoşgörü, önemseme, paylaşım gibi değerlerin çürütülmeye başlaması adına sosyal hayatın bütün alanlarında planlı girişimler başlatılmıştır. Bu girişimlerde bilim ve sanatın yanında çeşitli kurum ve kuruluşlar, etkisi ve bulaştırıcılığı tartışılmayan medya da bilerek ve de sinsi bir şekilde araç olarak kullanılmaktadır. Aile içi değer arz eden ilişkiler, davranışlar güya bilim adına önce çözülmeye ardından da çürümeye bırakılmaktadır.” Yukarıdaki tırnak içinde yazılmış bölüm yıllar öncesi yazdıgım bir yazımdan tekrar edilerek bu satırlara giriyor, komuta kademesi '' HALA BU İNLEMELERE,SESLERE DUYARSIZ'' 1975 yılında bir gün mesaiye hukuksuzlugu pretosto için gitmedigimde verilen ceza içimi acıtmaktadır.Bu ülkede nice tecavüzcüler,katiller,hırsızlar, vergi kacakcıları ahlak ve insani degerlerden yoksun insanlara AF çıkarken biz assubaylara neden ''maddi ödenek hariç '' te olsa af çıkmaz.? Yakında terör başı,çocuk katili da affedilir ise Genelkurmay önünde kendimi yakacagım. BU ÜLKEDE ARTIK ÜSTÜNLERİN HUKUKU BİTMELİ ''HUKUKUN ÜSTÜNLÜGÜ ÖNE ÇIKMALIDIR. Biz assubayların başlangıç derceleri yani 9/2 konumuzun ayni çatı altında beraber oldugunu zannetigimiz tsk da statü dediginiz sistemin çözümü ve iki sınıf arasındaki bu gerilimin tekrar bütünleşmeye*kuçaklaşmaya dönüşmesi şarttır. Tsk bu yüzyıla yakışan tüm yenilikleri bir an önce hayata gecirmelidir.. Saygılarımla. Atilla ABAYLI /İZMİR
Lütfen bekleyin...