Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Mesut MAVİTUNA Mesut MAVİTUNA
21/06/2013 at 9:33 PM
Değerli Meslektaşlarım aşağıdaki yazı değerli bir arkadaşımız tarafından kendi grup sayfamızda paylaşılmıştır. Bu güzel yazıyı sizlerinde okumanızı arzu ederek buraya taşıdım. Hak, Hukuk mutlaka bir gün doğrularında yanında olacaktır.Sağlıkla, huzurla ve mutlulukla kalın. DÖRT YUMURTA ÜZERİNDEN AHVAL VE ŞERAİTİMİZ VE MALUMUN İLANI Yeni askeri disiplin kanunu dedikleri her halde budur. Artık teğmen-yarbay inisiyatifine terk edilmiş koca ulusun bekasını sırtında taşıyan emekçi, üretici, eğitici, cefakar, fedakar bir sınıfın anti demokratik yasalarla iyice köleleştirme sürecine sürüklenmesini görmek insanın içini acıtıyor . Düşünün bir sınıf var bir elinde kağıt kalem, belinde kılıç bütün meslek hayatı boyunca yazar çizer, törenden törene koşar, ast üst komutanlıklar oluşturur, yine aralarında yazar çizerler. Bir sınıf daha vardır ki kuruluş amacı subaya yardımcı olmak üzereyken, kanunun amir hükmü hilafına onlar ne yazarlar ne de çizerler. Onlar çağdaş silahlı kuvvetlerin kuruluş felsefesine uygun, çağdaş bilgi, beceri, yetenek, fedakarlık, sadakat, vatan sevgisi, şeref, namus duygularıyla atalarına layık olma bilinciyle kendi bedenlerinden her gün bir parça sunarak besleyen silahlı kuvvetleri ayakta tutan, onun hayat damarlarına oksijen taşıyan, yapı taşlarını oluşturan akyuvarlar gibi çalışır dururlar. Elleri nasırlıdırlar. Aslında yazılan çizilenlerin genel kaynağı Astsubayların günlük mesailerinden elde edilen bilgi ve verilerin toplamıdır. Hiçbir seyyar ve sabit birlik yoktur ki o birliğin envanterinde olan silah, teçhizat, mühimmat, elektronik cihaz, dikili ağaçtan tornavidaya kadar bir Astsubayın üzerine demirbaş olmasın. Astsubaylar teknik sınıflardır, branşlarına göre çağın en modern silah ve gereçlerini, elektronik cihazlarını her an harbe hazır halde tutar. Birliğinde her an harbe hazır üç vardiya üzerinden nöbet tutarlar. Bu silah, araç ve gereçlerin, elektronik cihazların kullanılması uzun süreli eğitimleri ve tecrübeleri gerektirmektedir. Branş Astsubayı dışında hiç kimse onu kullanamaz. Halbuki subaylar yıllardır kamuoyu önüne her şeyi bilen, yapan, yaptıran olarak çıkmış teğmenliğinden itibaren itibar kazanarak yıllara göre izafi makamlar ve tali komutanlıklar ihdas edilerek yüksek maaş ve çeşitli tazminatlarla saadet zincirine eklenmesini bilmişlerdir. Yazıp çizmek, planlar, seminerler düzenlemek, ziyaretler ve teftişlerle kendi konumlarını gözden geçirmek, kulis faaliyetlerinde bulunmak her türlü milli ve dini bayramlarda, yıldönümlerde kılıç kuşanarak varlık ve üstünlüklerini her fırsatta sergilemek, arada bir tatbikatlarla kızışan terfi savaşları hep onlara mahsus işlerdendir. Cumhuriyet tarihinde hırs ve tutkularının esiri olarak kanunlar hilafına ülkenin siyasetine yön vermek, siyasileri yönlendirmek bazen dış güçlerin teveccühüne mazhar olarak mevcut iktidarları devirmek, demokrasiyi kesintiye uğratmak edinilmiş işlerindendir. Bütün bu olumsuz işlerine rağmen bu gün ise vatana hizmet değerlerine dört yumurtanın ederi kadar artı değer katmış olmaları takdire şayandır. Milletin gözünde demokrasi düşmanı olarak itibarsızlaştırılmış, onur ve gururu yerle yeksan olmuş bir kurumun sorumluları hala saadet zincirindeki mevzilerini muhafaza ve güçlendirme uğruna ve bunu yine Astsubaylar üzerinden yürütme çabaları esefle izlenmektedir. Milyonlarca dolarlık silah ve cihazların sorumluluğunu üstlenen Astsubayların dört yumurta ile vatanı zarara uğrattığını iddia etmek ve cezalandırmak vatana hizmetten olduğunu açıklamak elem vericidir. Henüz kendi hesabını bu millete veremeyen bu zihniyetin Astsubayları itibarsızlaştırma girişimleri şiddetle kınanmalıdır ve şiddetle kınıyorum. Baylar bayanlar dört yumurta deyip geçmeyin, o dört yumurtayı piyasadan alan, onu pişiren yağı, tavayı, kuzineyi, mazotu, çatalı, bıçağı, tabağı, bardağı, yediğin içtiğin günlük yemekleri de piyasadan temin eden, hesabını da kuruşuna kadar kapatan, bütün aşhanenin demirbaşlarını üzerinde toplayan sizinle birlikte nöbet tutan, siz uyurken o uyumayan, karargahın emniyet ve güvenliği için sık sık devriye gezen hatta karargahın forsunu bekleyen, birliğin taşıt araçları onun üzerine demirbaş iken, onu kullanmaya yetkisi olmayan, ama aynı araçları gece boyunca emrine amade hazır bulunduranların ertesi günü birliğin hatta kendilerinin can ve mal güvenliğini sağlayan nöbetçi Astsubayını, teğmenini hakim yapıp dört yumurta için acımasızca harcayabiliyor olması hangi vicdan ve izanla izah edilebilir? Peki bu Astsubay onuruna yediremeyerek kendine zarar vermiş olsa sorumlusu kim olacaktır? Peş peşe gelen Astsubay intiharları araştırılırsa, altında yatan gerçeğin bu olaydaki gibi mobbing uygulamalardan kaynaklandığı görülecektir. İnsan ve vatan sevgisi olmayanların bunu anlaması, görmesi mümkün değildir. Binlerce muvazzaf Astsubayı mesai yerlerinde bir asıra yakın Silivri mağduru yapanların ve intihar sebebi olanların; insani ve vicdani duygularının, makam hırsı ve tutkularının önüne geçtiği asla görülmemiştir. Onların mesai yeri olan makam odaları, onların miracı imza törenleri ise göğe yükseldikleri anlardır. Kazasız belasız bir mesai sonunda Astsubaylar ailelerine koşarken amir ve emir vericiler; evlerinde ailesinden ve bireylerinden görmediği saygı ve itibarı kendilerine bahşeden makamlarını terk etmenin hüznü içinde ayrılırlar. Hatta bazen tatil günlerinde dahi makamlarını ziyaret ederek tavaf ederler. Çavuş olarak mesleğine başlayan Astsubaylar ağır görev ve sorumluluklar altında 20-30 sene yine çavuş çeşitlemeleri içinde makamsız, mertebesiz , yetkisiz ve etkisiz, ikinci sınıf vatandaş olarak, yine çavuşun bir çeşitlemesiyle çalışma hayatlarını sonlandırırken, amir ve emir vericiler yetkiden yetkiye, makamdan makama koşarak külfetsiz nimetin hikmetine mazhar olarak zirve yaparlar ve ömürleri boyunca saadet zincirindeki yerlerini alırlar. Astsubayın çalışkanlığı, yorgunluğu, kanaatkar olması, morali, insancıl duyguları onlar için önemli değildir. Bunlar izlenmesi gereken fakat asla önemsenmeyen amirin asli görevlerinden olmasına rağmen üstüne üstlük dört yumurta için astını perişan edebilen zalimlerden de olabilirler. Her devrin kurbanları vardır bu asrın kurbanları da Astsubaylardır. Olsun yeter ki vatan sağ olsun. Yalnız bundan sonraki yolculuğumuz hür dünyanın evrensel değer ve prensipleri üzerinden olacaktır… İsmail TÜRKDOĞAN
Lütfen bekleyin...