Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
07/07/2013 at 3:13 PM
BAZEN GÜLERİZ, AĞLANACAK HALİMİZE Çoğunlukla “kuşaklar arası uyuşmazlık” denir de sanki sorunlara bir kılıf uydurulmuş olur. Bu olayların bir benzerini mutlaka yaşamışızdır. Bizlerin ve bize yakın nesillerin, bir geçiş nesli olduğunu düşünüyorum. Çünkü teknoloji bu yıllarda günlük yaşantımıza birçok yenilikler getirdi. Örnek; televizyon gibi, kısaca Tİ-Vİ… Siyah beyaz, çok geçmeden renklisi… Siyah-beyazını o günün yaşlıları nasıl algıladı, tepkileri nasıl oldu, İşte birkaç örnek. • Evin en yaşlısı dede, televizyondaki futbol karşılaşmasını torunları nedeninden izlerken; “Bunlar, işlerinden çıkıp evlerine gitmemişler. Bütün gün çalışıp, sanki yorulmamışlar. Top koşturmaktan kanları çekilmiş. Baksanıza yüzleri bembeyaz olmuş. (o zamanlar renkli TV henüz yoktu) Bunları, evlerinde bekleyen yok mu ki? • Yine aynı dedemiz. Gecenin geç vaktinde devam eden tartışmayı izliyor. Meraktan ya da yine mecburen. “Bu insanlar toplaşmışlar, gece yarısı oldu. Lâfları da bitmedi. Anlaşacakları da yok. Biz şimdi yatacağız. Bu saatte otobüs, dolmuş da kalmamıştır. Nereye gidecekler?” Kızı; “Baba, onlar Tanrı misafiri. Bu saatte kapı dışarı edemeyiz. Sereceğim birer döşek, lâfları bitince yatsınlar. Sabah, kahvaltıdan sonra giderler.” • TV’ye birkaç gün kapatma cezası verilmiş. Yayın yok, ekranda sadece bir yazı var. Çocuklardan biri zaping yaparken “Bu kanal cezalı, yayın yok.” Bir diğeri “Neden acaba, ne olmuş ki” diye soruyor. Zaping yapan; “Cami duvarına siğdirmiştir, ondandır.” deyince evin ninesi; “Aaa, olur mu öyle şey. Cami duvarına çöğdürülür mü? Günah, Allah çarpar.” Torunlardan birisi; “RTÜK çarpmış, zaten Nineciğim…” • TRT TV’sinde uzun yıllar devam eden bir dizi; “Küçük Ev” ve dizinin uzun saçları güzelce taranmış, ortadan ikiye ayrılarak, Anadolu usulü örülmüş, iki yana sarkıtılmış. neredeyse ayak topuklarına kadar uzanan güllü dallı yine Anadolu örneği bir entari giydirilmiş haşarı kızı Laura’ya… Evin ninesi aksatmadan diziyi izliyor. Laura’yı görünce; “Bu kızcağızı çok seviyorum. Annesi ne güzel saçlarını tarayıp, örmüş. Müslüman kızına yakışır bir de entari giydirmiş, ne güzel.” Evden birisi; “Anne o kız Müslüman değil ki, Hristiyan…” Nine; “Fakat, aynı bizim gibi Türkçe konuşuyor.” Diğeri; “Nine onun yerine birisi, biz anlayalım diye Türkçe konuşuyor, teypten.” Nine; “Gâvura bakmak günah.” Televizyona sırtını dönerek; “Ben artık bunu seyretmem.” der. “Laura’nın, Müslüman olmadığının açıklanmasına ne gerek vardı.” sorusu evde tartışmaya neden olur. Nine de bir türlü ikna edilemez. • TV’de akşam haberleri verilmekte, evin ninesi dikkatle izliyor. İnşaatın üst katlarından aşağıdaki kum yığının üstüne bir kişi düşer. Haber süresince aynı görüntü, birçok kere tekrarlanır. Sonunda düşen kişi ambulans ile alınıp, sedye ile hastaneden girerken gösterilir. Nine; “Saydım, tam beş kişiyi, yukarıdan aşağıya birer birer çaput gibi attılar. Fakat sadece birisini hastaneye götürdüler. Öbürlerini niçin götürmediler.?” Evden birisi; “Anne öbürlerinin doktora değil, imama ihtiyacı var. Allah rahmet eylesin.” Nine; “Götürselerdi, belki onlar da kurtulurdu.” • Televizyonda müzik programı var. Meşhur bir şarkıcı sevilen şarkılardan söylüyor. O arada zaping yapılıyor. Aynı şarkıcı başka bir kanalın programında yine şarkılar okuyor. Evin yaşlılarından biri: “Yahu, bu türkücü de hiç yerinde durmuyor, gezip duruyor. Az önce başka bir yerde çığırmıyor muydu? Berduş, ne olacak!” • Evin ninesi, akşam işten eve dönen babaya; “Sen bütün gün işte olduğundan bilmiyorsun. Her gün akşamüstü –televizyonu göstererek- şu pencere önüne bir adam geliyor, odadakilere bakarak, bir şeyler söylüyor, uzun uzun. (tv’de akşam haberleri sunuluyor) Ne işi var, el-âlemin penceresi önünde? O adam tekin birisi değil. Evin kızlarını göstererek; “Bu kızlara mukayyet ol, başlarına bir fenalık gelmesin.” > > İlk çıktığında 4 ilâ 5 bin lira arasında satılıyordu, siyah-beyaz tivi’lerimiz … İki maaşımıza denk geliyordu, hemen hemen… Satıcıya gidip de bir televizyonu beğenir gibi olduğumuzda; -nasılsa tesadüfen- satıcı da aynısını evinde bir yıldır kullanmaktadır ve çok memnun olduğunu söylerdi. > > Siyah-beyaz tivilerimiz, en çok “karıncalı görüntü” arızası yapardı. Çoğunluk da hep bu arızadan şikâyet ederdi. > > Tivi ve niceleri; siyah-beyazdan renkliye, böyle yer etti yaşantımızda, evimizde.
Lütfen bekleyin...