100’LÜK, 100 NUMARA, 100 DE 100, VS…
Açlık sınırında, açlığa yakın, açlıktan ölmek üzere birimiyle ölçülen bir emekli maaşı alan bir meslektaş; emeklilikte de sürünmemek için barındığı mahallede bakkal dükkânı işletiyor. Sabah erkenden, gün ağarırken dükkânı açıyor. Dükkânı, öğle vakti gelen eşine bırakıyor. Ya eve dinlenmeye gidiyor ya da toptancıları dolaşıp, eksilen malları tamamlıyor.
Son günlerde konuşulan ve yılan hikâyesine dönen 100 TL’lik tazminat lâflarını duymuş.
“Bu 100 lirayı almam için; gelir getiren bir iş yapmamak gerekiyormuş. Ben bu işi yaptığım için; kazansam da kazanmasam da maaşımın %15’ine kadar kesinti ödüyorum. Ticarî diğer ödentilerim de var. Bana yaşamanın yasaklandığına inanmaya başladım.”
Emekli oluncaya kadar, adeta soluksuz çalıştığını, çok yıprandığını biliyorum. Emekli olduğu ilk yıllarda yaşadığı kıyı kenar sahil beldesinde kalp krizi geçirince, mecburen büyük kente göç etmişti.
Sustu… Sakinleşmek, rahatlamak için sanıyorum, umutsuzca bana bakıyordu. Aklıma söyleyebilecek hiçbir şey gelmiyordu. Bir şey diyemedim. Döndüm, yürüdüm, gittim.
"Kel'in ilâcı olsa; kendi başına sürerdi." misali oldu...
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Cts
24°C
Paz
25°C
Pts
25°C
Sal
23°C