Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Cts 24°C
Paz 25°C
Pts 25°C
Sal 23°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
04/03/2014 at 7:49 PM
100’LÜK, 100 NUMARA, 100 DE 100, VS… Açlık sınırında, açlığa yakın, açlıktan ölmek üzere birimiyle ölçülen bir emekli maaşı alan bir meslektaş; emeklilikte de sürünmemek için barındığı mahallede bakkal dükkânı işletiyor. Sabah erkenden, gün ağarırken dükkânı açıyor. Dükkânı, öğle vakti gelen eşine bırakıyor. Ya eve dinlenmeye gidiyor ya da toptancıları dolaşıp, eksilen malları tamamlıyor. Son günlerde konuşulan ve yılan hikâyesine dönen 100 TL’lik tazminat lâflarını duymuş. “Bu 100 lirayı almam için; gelir getiren bir iş yapmamak gerekiyormuş. Ben bu işi yaptığım için; kazansam da kazanmasam da maaşımın %15’ine kadar kesinti ödüyorum. Ticarî diğer ödentilerim de var. Bana yaşamanın yasaklandığına inanmaya başladım.” Emekli oluncaya kadar, adeta soluksuz çalıştığını, çok yıprandığını biliyorum. Emekli olduğu ilk yıllarda yaşadığı kıyı kenar sahil beldesinde kalp krizi geçirince, mecburen büyük kente göç etmişti. Sustu… Sakinleşmek, rahatlamak için sanıyorum, umutsuzca bana bakıyordu. Aklıma söyleyebilecek hiçbir şey gelmiyordu. Bir şey diyemedim. Döndüm, yürüdüm, gittim. "Kel'in ilâcı olsa; kendi başına sürerdi." misali oldu...
Lütfen bekleyin...