Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 24°C
Açık
Ankara
24°C
Açık
Paz 25°C
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 21°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
11/11/2014 at 10:07 AM
YOLGEÇEN HANINDAN PORTRELER Yakın bir zaman önce günübirlik olarak İstanbul’a gittim. Komşudaki iç savaştan kaçarak, Türkiye’ye sığınmış, İstanbul’a kadar gelerek, ev kiralayıp, orada yaşayan çokça komşu vatandaşına rastladım. Çarşı, pazarda, vitrin camlarında Arapça yazılar da görülüyor. Orta büyüklükteki birçok ülkeyi geride bırakmış ve kendine özgü bir yapıya dönüşmüş İstanbul’da yaşamanın özel bir yeteneğe ve eziyete dönüştüğü kolayca görülüyor. • Birkaç gün önce, metropol şehirlerimizden birinde sığınmacılarından genç bir anne, baba, 3-4 yaşında çocuğuyla beraber bir cami kapısında yardım edilmesi için bekliyordu. • Günün modasına uygun saç şekli olan on beşli yaşlarda bir gence; saçlarıyla ilgili bir espri yaptım. Anlamadı ve arkadaşına ne dediğimi sordu. Sonra hep birlikte gülüştüler. Meğerse komşudan kaçan sığınmacılardanmış. • İki komşudaki kargaşalı günlerde Sam Amca yavrusu Conilerin, şehit kanıyla sulanmış vatan topraklarından-gusül abdesti alsalar da, cenabet kere cenabet-olarak elini-kolunu sallayarak geçişi için mecliste onay vermemiştik.(?) Burada lunapark amaçlı (?) olarak inşa edilmiş askeri üssünü de dilediği gibi kullanmasına izin vermiyoruz.(!) • Bu arada, maşa lejyoner rolündeki, anlı-şanlı Peşmerge kovboylarının vatanımızdan sağ-salim geçişi için, gözümüzü kulağımızı on dört açtık. > > Ben, son günlerde ense kökümde bir ses duymaktayım. Fısıltılı olarak “Kıyakçılığın sonu ayakçılıktır.” diyerek, kafamı ütülemekte. > > Ben de atalardan duyduğum bir sözü sual eylemekteyim, kendime...Diyorum ki; “İyilikten maraz doğar, mı.?” > > Fısıltılı o ses; “Senin göbek adın (Zeki) olmalı.” diyor. Kızıyorum. Kendi, kendime…..
Lütfen bekleyin...