BİR MESLEKTAŞIN ARDINDAN
Çok çekti emekliliğinde, öncesi gibi. Günyüzü görmedi, ayaklarını uzatıp, oh çekerek dinlenemedi. Yaz kış hep karşılaşıyorduk aynı köşede. Sıkıca giyinirdi, soğuk kış günlerinde. Elinde sıkıca tutuğu piyango biletleri, şans satıyordu, isteyene. Soğuktan kurumuş, kararmış elleriyle. İnandığını sanmıyorum iyi şansa… Hep düşünür, çaresiz, sıkıntılı bir hali vardı. Sana da çıkabilir, ya çıkarsa gibi ısrarlı deyişleri yoktu dudaklarında. Öylece beklerdi, hep aynı köşede.
Bir zaman sonra bıraktı, şans satmayı. Umduğu gibi olmamıştı. Sadece kazanamadığını söyledi. Artık evinde dinlenmek istediğini söyledi, keyifsizce. İki kızı okumuştu. Biri öğretmendi. Diğerinin de işi iyice imiş.
Sonra, birkaç yıl cebelleşti, amansız bir hastalıkla, umutsuzca. Hastanede ziyaret ettiğimde, elini tuttum, iki elimle. Sıkmaya çalıştı, kuvveti tükenmişti. “Yarın yine geleceğim, çok anlatacaklarım var. Uzun uzun konuşuruz, şimdi dinlen.” dedim. Eşinin ısrarına rağmen gözlerini açıp bakamadı. Nefes alışına ve inleyişlerine ara verişinden benim orada bulunduğumu fark ettiğini anlamıştım. İlk kez elli yıl kadar önceden duyduğumuz seslerimizden birbirimizi hatırlayacağımızı biliyordum, bu son anlarında. Döndüm, dışarı çıkıp, hızla gittim.
Ben tekrar ziyaretine gidemeden, acı haberi geldi. Üstüne toprak atarken, belki de torun özlemini de gömdük, şans satan şanssız yorgun bedeniyle.
İki kız, bir *** kaldı, ondan geriye.
Bir de köşe başında, şans tutan elleriyle solgun silueti, belli-belirsiz…
Okulda başlayan, yarım asır süren bir arkadaşlık böylece bir varmış, bir yokmuş gibi karıştı yokluğa…
Ankara 22°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
22°C
Hafif Yağmurlu
Cum
23°C
Cts
24°C
Paz
25°C
Pts
25°C