Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
22°C
Hafif Yağmurlu
Cum 23°C
Cts 24°C
Paz 25°C
Pts 25°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
26/05/2015 at 7:40 AM
BİR MESLEKTAŞIN ARDINDAN Çok çekti emekliliğinde, öncesi gibi. Günyüzü görmedi, ayaklarını uzatıp, oh çekerek dinlenemedi. Yaz kış hep karşılaşıyorduk aynı köşede. Sıkıca giyinirdi, soğuk kış günlerinde. Elinde sıkıca tutuğu piyango biletleri, şans satıyordu, isteyene. Soğuktan kurumuş, kararmış elleriyle. İnandığını sanmıyorum iyi şansa… Hep düşünür, çaresiz, sıkıntılı bir hali vardı. Sana da çıkabilir, ya çıkarsa gibi ısrarlı deyişleri yoktu dudaklarında. Öylece beklerdi, hep aynı köşede. Bir zaman sonra bıraktı, şans satmayı. Umduğu gibi olmamıştı. Sadece kazanamadığını söyledi. Artık evinde dinlenmek istediğini söyledi, keyifsizce. İki kızı okumuştu. Biri öğretmendi. Diğerinin de işi iyice imiş. Sonra, birkaç yıl cebelleşti, amansız bir hastalıkla, umutsuzca. Hastanede ziyaret ettiğimde, elini tuttum, iki elimle. Sıkmaya çalıştı, kuvveti tükenmişti. “Yarın yine geleceğim, çok anlatacaklarım var. Uzun uzun konuşuruz, şimdi dinlen.” dedim. Eşinin ısrarına rağmen gözlerini açıp bakamadı. Nefes alışına ve inleyişlerine ara verişinden benim orada bulunduğumu fark ettiğini anlamıştım. İlk kez elli yıl kadar önceden duyduğumuz seslerimizden birbirimizi hatırlayacağımızı biliyordum, bu son anlarında. Döndüm, dışarı çıkıp, hızla gittim. Ben tekrar ziyaretine gidemeden, acı haberi geldi. Üstüne toprak atarken, belki de torun özlemini de gömdük, şans satan şanssız yorgun bedeniyle. İki kız, bir *** kaldı, ondan geriye. Bir de köşe başında, şans tutan elleriyle solgun silueti, belli-belirsiz… Okulda başlayan, yarım asır süren bir arkadaşlık böylece bir varmış, bir yokmuş gibi karıştı yokluğa…
Lütfen bekleyin...