BÖYLE YAŞANMAZ
7 milyon işsiz, 17 milyon yoksul,1.4 milyon aç, 402 milyar dolar dış borç.
Saman, nohut, patates, buğday , et ithal.
Terör zirvede. Son bir yılda toprağa verilen anadan babadan koparılan tam 1010 şehit. Tam bir ilçedeki kadar sayıda genç yitik.
Çevremizde hiç dost ülke kalmadı. Hepsi ile nerede ise savaş halindeyiz.
Diplomasi felç.
Yolsuzlukta OECD raporuna göre dünya ikincisiyiz. Utanç sıralamasındayız.
Elin gavuru dediğimiz ABD’li Başsavcı bizim saldığımız hırsızı, arsızı, ahlaksızı yakalayıp; devlet nasıl satılmış ,nasıl rüşvetle dolandırılmış,nasıl itibarımız peşkeş çekilmiş belge ve makbuzları ile dünyaya açıklıyor.
Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Yargı, ordu, yasama ve yürütme makamları artık bir kişiye bağlı, Hükümeti de o idare ediyor. Anayasa artık tanınmıyor.
Ana Muhalefet Parti lideri Başbakanın da olduğu cenaze töreninde mafya usulü mermi ile ölümle tehdit ediliyor. Tehdit eden az önce Başbakanla fısıldaşıyor.
Çocuk doğuramayan kadınlar, sorunun kocada mı olabileceği dahi düşünülmeden, bunun aile içi bir tercih ve sorun olduğu insanca düşünülmeden Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından “çocuk doğurmayan kadın yarım kadındır” denilerek aşağılanıyor.
Oysa her gün onlarca kadının şehit evlat haberi ile yarım bırakıldığı düşünülmüyor.
Cumhurbaşkanlığı makamında oturan sayın Erdoğan’ın Üniversite diplomasının olup olmadığı ülkede tartışılırken bu iddiayı taşıyanlara sessiz kalınıyor, bu konu dışında şahsına hakaret adı altında kendisini eleştiren herkes cezaevlerine tıkılıyor. Bunu iddia edenlere işlem yapılamıyor.
Kendisi Diplomasının aslını gösteremiyor. Kendindeki diploma ile Marmara fakültesi dekanının gösterdiği diploma bir birine hiç benzemiyor.kendi diplomasının sahte olduğu anlaşılıyor. Diploma aslının en son olması gereken yer ve makam olan Yüksek Seçim Kurulu da çıkıp gösteremiyor.
Cumhurbaşkanı sözcüsü ise pişkin bir tavırla “ne yapalım 80 milyona diploma sureti mi dağıtalım “diyor.
Türkiye’de kutuplaşma hızla artıyor. Sahte Din pazarlayan müfteriler ortalıkta kol geziyor. İslamiyet ve Hz. Muhammed sosyal sayfalarda ve açıklamalarda softa ve yobaz güruhça aşağılanıyor, Son peygamberin Tayyip Erdoğan olduğu ve Kur’an’ın eksik indirildiği, bütün kadınların da Sayın Erdoğan’a helal kılındığına dair sapkınlıklar ile çocuklara yönelik evlilik 7-8 yaşında helaldir açıklamaları en ufak bir yargı soruşturmasına dahi uğramıyor.
Bu sapkın beyanlar ile açıklamalar ve bunu söyleyenler serbestçe fitneliğe devam ediyor.
Diyanetin kılı kıpırdamıyor.
Kadınları ve kızları tecrit ile kapatma ve sosyal hayattan koparma, erkeğe çok eşli ve düzinelerce çocuk yapma konusunda sayın Erdoğan’dan başlanarak inanılmaz çağ dışı bir çalışma yürütülüyor.
Trenlerdeki bazı bölümlerde eşler yan yana oturtulmuyor, bilet satılmıyor.
Haber Türk adlı TV. kanalında açık oturum düzenleniyor, Vatan Partisi genel başkanının karşısına Cumhuriyet düşmanı, meczup bir yobaz çağırılıp Atatürk’e hakaretler ve düşmanlıklarla dolu iftiralar ile kin, nefret saydırtılıyor.
Adına demokrasi oturumudur denilip,ses çıkarılmıyor. Oysa sayın Recep Tayyip Erdoğan’a laf edenler sorgusuz sualsiz işinden gücünden edilip hayatları karartılıyor.
İktidarın yürüttüğü kin ve düşmanlık politikasının sonucu olarak ülkede turizm bitiyor. Türkiye en güvensiz , terörle iç içe ülke ilan edilip turist gönderilmiyor. Haziran ayı itibariyle tam 800 otel satışa çıkıyor. Turist sayısı % 70 düşüyor. Tam 1.6 milyon insan işsiz kalıyor, aç kalıyor.
Sezon zararının yaklaşık 15 milyar doları geçmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanımız, Mardin’de ikinci büyük bomba patlamasına ve ülkenin çok ciddi kaos ve tehdit eşiğinde olduğu bir günde buna rağmen;
ABD’de sırf Vietnam savaşından kaçmak için askerliğe gitmemek adına Müslüman olan ve asla islamiyete bir gram faydası olmayan Cassius Clay’in yani siyasi simge gibi reklamı yapılan Muhammed Ali’nin cenazesine katılmaya gidiyor.
Ülkenin dünyada itibarı ve haysiyeti sıfırlanıyor. Hiçbir batılı, büyük ülkenin devlet başkanı sayın Erdoğan’la ve hükümetle görüşmek, yan yana dahi gelmek istemiyor.
Bulunduğu ve temsil ettiği makamı gereği uzlaşıyı, iç barışı ,kardeşliği ,birliği sağlaması gerekirken zehir zemberek muhalefete yüklenip, durmadan sert, kavgacı, inatçı, hukuk dışı tavır ve icraatle partili Cumhurbaşkanı olduğunu, anayasayı tanımadığını her fırsatta kanıtlıyor. Bu kutsal ve onurlu makamı siyasallaştırıyor. Anayasaya aykırılık ve tanımamazlık suçu işliyor. Kimse uyarmıyor.
Türkiye hiç olmadığı kadar hem bölgesel bir savaşın, hem de din eksenli bir iç savaşın kucağına doğru hızla itiliyor. Dinsel ve mezhepsel ayırımcılık kökleşiyor.
Tam 1000 tane ana kuzusu şehidine bir damla yaş dökmeyen Genelkurmay Başkanı ise Sayın Cumhurbaşkanı konuşurken çok duygulanıp kameraların önünde göz yaşı döküyor.
Ağlayanlar korosuna o da son üye olarak katılıyor.
Takım elbisesi ile duruşmadaki iyi halinden cezai indirim alan çocuk tecavüzcüsüne karşılık , kendisini her gün döven, darp eden, erkeklere pazarlayan, en aşağılık işkencelere ve cinsel saldırılara maruz bırakan kocasını dayanamayıp öldüren namus bekçisi fedakar kadına ise 18 yıl ağır hapis cezası veriliyor.
Artık bu ülkede kimse kendini güvende hissetmiyor. Kimse eğitime inanmıyor. Kimse çocuğunu askere ve üniversiteye göndermek istemiyor. Kimse iş bulabileceğini varsaymıyor. Kimse iyi hayaller kurmuyor.
Halk mutsuz. Ramazan, oruç, kimsenin umurunda değil.
Çünkü bütün iyi hayallerin Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın biatındaki , etrafındaki, partisindeki, ailesi ve çevresindeki belirli bir azınlık ve toplulukça çalındığını, paylaşıldığını, gasp edildiğini herkes görüyor.
Asgari ücret 1300 TL yapıldığı halde özel sektörde ve hatta bazı belediyelerde dahi insanlara hâlâ 1000 tl aylık veriliyor.
Emekli, çıldırma noktasında, televizyon kanalları saraylar, dubleks suit konaklar, adalar, modalar senaryolu mutlu Türk toplumu dizileri çekip pazarlıyor. Sahte cennet satıyor.
Bir avuç komprador ve hırsız ile onların hazırcı çocukları malı, mülkü serveti utanmazca götürüyor, yiyip yiyip şişiyor.
İnsanlar aşırı borçları ve birikmiş kredi kartları ile işsiz kalma, sürülme, baskı görme, korkuları nedeni ile kamudan tutun da esnafına kadar “ bana dokunmasın da kime ne olursa olsun“ paranoyası içinde ömür tüketmeye, gözlerini kapatıp çevresini görmemeye çalışıyor.
Bu ülkede adalet ile insanlık, sevgi ile kardeşlik bitiyor, ölüyor.
Türkiye Araplaşıyor, çağdaş yaşam, batı medeniyeti, fen ile bilim çölleşiyor.
Saygı ile.
ADNAN FUAT ÖZDEMİR