DUYURU
(TEMAD) Türkiye Emekli Astsubaylar derneği Mersin İl Başkanlığının 12 nci olağan genel kurul toplantısı 15 Mayıs 2011 tarihinde saat 13:30’da dernek binası lokalinde yapılacaktır.
Yönetim kurulu ve organlarında görev almak isteyen arkadaşlarımızın derneğimize müracaatları önemle duyurulur.
Halil KUR
E.Dz.Astsb.Kd.Bçvş.
Mersin Temad İl Bşk.Yrd.
1972 Mezunu E.Mu.Astsb. SITKI GENCER vefat etmiştir.
Allah Rahmet eylesin. Mekanı Cennet Ruhu şad olsun.
Sevenlerine ve yakınlarına sabırlar ve uzun ömürler dilerim.
Camiamızın başı sağ olsun.
AİHM ODA HAPSİ: İNSAN HAKLARI İHLALİ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'den yapılan bir şikayet başvurusunda, askerlik hizmeti sırasında, sadece bir komutanın keyfi emriyle oda hapsi cezası verilmesinin insan hakları ihlali teşkil ettiğine hükmetti.
[URL=http://www.gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id=7089]http://www.gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id=7089[/URL]
BİR TEMAD KLASİĞİ
Saygıdeğer Arkadaşlarım,
TEMAD'ı eleştiriyoruz diye yönetim ve statükoya bağlı olanlar bizi muhalif ilan ediyorlar.
Sizlere TEMAD sitesinde yayınlanan 631 SKHK gereği hizmet tazminatı ile ilgili açıklamayı ve benim o açıklamaya verdiğim yanıtı bilgilerinize sunuyorum.
Aradan tam iki yıl geçti,bizler konuyu muhtelif platformlarda ilgililere hatırlattık takipçisi de olacağız ancak sağır sultan olsa duyar yanıt verirdi. Av. Sn.İsa ÇETİN kibar ve meslektaşlarına saygılı bir arkadaşımız,ona kalsa gereği yapılır ama yönetim ve onun başı "ben ne dersem o olur siz beni sorgulayamazsınız" düşüncesindeler... Tabii bu tutuma sessizler ve riyakarlar neden oluyor.
BİZ TEKRAR MUHALİF OLARAK SORUYORUZ; YANIT VERMEZ VE GEREĞİNİ YAPMAZLARSA VEBALİ ONLARIN OLSUN.
[QUOTE=AV.İSA ÇETİN]DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU KARARI HAKKINDA AÇIKLAMA
1-Danıştay İdari Dava Dairelerinin vermiş olduğu bozma kararı ile GÖREV TAZMİNATI ile ilgili haklılığımız hüküm altına alınmıştır.
2-Bundan sonraki süreçte; bozma kararı daha önce davanın reddedilidği Danıştay Onbirinci Dairesi’ne gönderilecek ve bu dairece bazma kararına uyularak , bozma kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda yeni bir karar verilecektir. 11.Dairenin verceği karadan sonraki aşamada ise Yürütme organı(bakanlar kurulu) haksızlığı gidercek yasal değşikliği yapması gerekir. Haddizatında yargı kararları herkesi bağlar
Av.İsa ÇETİN
TEMAD HUKUK KOMİSYONU ÜYESİ[/QUOTE]
Sayın Çetin,
Açıklamanız için teşekkürler ancak daha önce ayni konuda bir kamu avukatının Danıştaydan aldığı iptal kararı vardır; (Danıştay Dava Daireleri kurulunun 28.12.2006 gün ve 3358 sayılı kararı) Bu karardan sonra Bakanlar kurulu ayni haksızlığı 11 Haziran 2008 tarih ve 26903 sayılı R.G yayınlanan 2008/13694 sayılı kararı ile sürdürmüştür o karar ile ilgili yasal süreç başlatılmadığına göre şimdiki iptal kararından sonra yapılacak ne vardır bu hususta net bilgi verirmisiniz kişisel hak kayıpları davasımı açmalıyız zaman aşımı süresi olmadan yapılacak işlem nedir lütfen bildirirmisiniz. İyi günler diler saygılar sunarım.8 Nisan 2009 Ersen GÜRPINAR
DÜZELTME
Konya TEMAD'ın Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ve Yönetim Kurulu Seçimi aşağıdaki mesajda sehven "15.05.2011 Cumartesi" şeklinde yazılmıştır.
Toplantı tarihi 15.Mayıs.2011 Pazar günü yapılacaktır. "Pazar" yerine "Cumartesi olarak yanlış yazılan günü düzeltir, özür dileriz.
GÖREVDEKİ KARDEŞLERİMİZE KÖTÜ HABER
Tayinlerden şikayetçi olmayanlar azınlıktadır. Özellikle gayri hukuki olarak sanki orası vatan toprağı değilmiş gibi sürgün tarzındaki tayinlerle torpilli olarak adlandırılan kişilerin tayinleri adalet duygusunu hep zedelemiştir.
Görevde iken 8-10 tayin gören arkadaşlarımızın çektikleri çileleri biliyoruz, yönetmeliği değiştirenler özellikle lojman konusunda personel arasındaki eşitsizliği nedense düşünmüyorlar.
Hizmet süresi uzadıkça garnizonlarda kalış sürelerinin uzatılması gerekirken tam tersi bir yönetmelik çıkmıştır.Geçici görevlendirilmelerin kuvvet komutanlıkları onayı ile yapılması olumlu bir gelişmedir.
EN ÖNEMLİSİ ATAMALARDA ADALET VE EŞİTLİĞİN SAĞLANMASI OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA O ÇİLELERİ ÇEKENLER OLARAK HATIRLATIYORUZ.
Görevdeki arkadaşlarımızın bilgilerine sunulur.
9 Nisan 2011 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 27900
YÖNETMELİK
Millî Savunma Bakanlığından:
SUBAY VE ASTSUBAY ATAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1 – 18/12/2005 tarihli ve 26027 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“f) Çeşitli nedenlerle yapılacak görevlendirmelerde; görevlendirmenin 3 aya kadar yapılması durumunda Kuvvet Komutanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bilgi verilmek suretiyle asgari Tümen/Tugay ve eşidi Komutanlıklarca (Sahil Güvenlik Komutanlığında Alay ve eşidi), görevlendirmenin 3 aydan fazla süreler için yapılması durumunda ise görevlendirme ilgili birliğin teklifi ile Kuvvet Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.”
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 37 nci maddesinin son fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığınca, uygun görülecek tabur komutanlıklarının süresi değiştirilebilir.”
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 70 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 70 – Subay ve astsubayların garnizonlarda kalma süreleri:
1 inci ve 2 nci derece garnizonlarda 5 yıl,
3 üncü derece garnizonlarda 4 yıl,
4 üncü derece garnizonlarda 3 yıl,
5 inci derece garnizonlarda 2 yıldır.
Pilot, Silah Sistem ve Seyrüsefer sınıfı subaylar için 1 inci ve 2 nci derece garnizonların hizmet süreleri 4 yıldır.
Subay ve astsubaylar bu garnizonlarda görevin özelliğine de bağlı kalarak sıra ile hizmet görecek şekilde atanmaya tabi tutulurlar.
Görevin özelliğine göre garnizonlardaki bu süreler, 23 üncü maddede belirtilen bağlayıcı sebepler mevcut değilse, aynı statüye bağlı diğer subay ve astsubayların haklarını ihlal etmemek kaydı ile Hava Kuvvetleri Atama Yönergesinde belirlenecek esaslar dahilinde uzatılabilir.”
MADDE 4 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5 – Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Savunma ve İçişleri Bakanları birlikte yürütür.
[URL=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/04/20110409-26.htm]http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/04/20110409-26.htm[/URL]
Saygıdeğer Meslektaşlarım
Bundan bir yıl önce, Konya TEMAD il Bşk.lığı Yön. Krl. olarak Olağan Genel Kurulumuzu yapmış ve eski İl Başkanımız Sn. Erhan KOLAĞASI’NIN Başkanlığında Yönetim Kurulumuzu oluşturmuştuk. Yapılacak işleri ve hedeflerimizi kısa-orta ve uzun vadeli planlar olarak belirlemiştik. Bu çalışmalarımızın hemen başlangıcında maalesef Sn. Başkanımız bir kalp rahatsızlığı geçirdi. Bunun ardından çok kısa bir süre sonra kendisi de bu görevinden istifa etmişti.
Bu beklenmedik gelişmeden sonra mevcut yönetim kurulu, yaptığı yönetim kurulu toplantısı ile bir durum değerlendirmesi yapmış, planlanan işleri devam ettirebilmek ve faaliyetlerimizi yarım bırakmamak için mevcut yönetim ile devam etmeye OYBİRLİĞİ ile karar vermişti. Oluşturulan bu yönetim başarılı işlere imza atarak Konya TEMAD şubemizi bugünlere getirmişti.
Bu kısa süreçte;
a ) Bizlere yakışmayan eski dernek binamız kapatılmıştır.
b) Derneğimizin şahıs ve işletmelere olan tüm borçları ödenmiştir.
c) 2 katlı ve ayrıca büyük bir terası olan yeni binamıza taşınılmıştır.
d) Gerek sivil, gerekse askeri erkânın en üst makamlar düzeyinde temsil edilerek katıldığı bir açılış programı ile yeni binamızın açılışı yapılmıştır.
e) En önemlisi Konya ilinde ikamet eden emekli ve muvazzaf Astsubayların kafasında ki OLUMSUZ TEMAD imajı tamamen silinmiştir.
f) Geçmişteki üye sayısı (bir önceki döneme kıyasla ) % 65 oranında arttırılmıştır.
Bu yapılan olumlu işlerden sonra mevcut Konya TEMAD İl Yönetim Kurulumuz hem güven tazelemek hem de tekrar şekillendirdiği Yönetim-Disiplin ve Denetim Kurullarını yeni isimlerle oluşturabilmek için OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULA gitmeye oy birliği ile karar vermiştir.
Olağanüstü Genel Kurul seçimimiz 15.05.2011, Cumartesi günü, saat 13.00’de Konya Astsubay Orduevi salonunda yapılacaktır.
Bu çalışmalarımız esnasında bizleri yalnız bırakmayan, derneğimize maddi ve manevi destek veren tüm TEMAD gönüllülerine KONYA TEMAD İL YÖNETİM KURULU olarak sonsuz teşekkürlerimizi sunarız...
Konya TEMAD İl Bşk.lığı
[EMAIL]null[/EMAIL]
"ÖNCE VATAN" Ulusal Egemenlik ve Cocuk Bayramı Tüm Ulusumuza Kutlu Olsun NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
23 Nisan 1920
İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmesi ve Mebusan Meclisi'nin kapatılması üzerine, ülkemizi işgalden kurtarmak ve bağımsızlığımızı kazanmak için ettiğimiz mücadelenin önderliğini yapan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, halkın desteği olmadan başarıya ulaşılamayacağını biliyorlardı. Halkın seçtiği temsilcileri aracılığıyla kendi kendini yönetmesi çok önemliydi. Yeni Türkiye bu temel üzerinde yükselecekti. Bu yüzden Anadolu’nun her tarafından gelen ve üç gruptan oluşan (Seçimle belirlenenler, kapatılan Mebusan Meclisi'nden gelenler, sürgünden dönen 14 milletvekili) 120 temsilcinin, Ankara’da okul sıralarından sandalyeler ve Ankaralı marangozların imal ettiği bir kürsüyle çalışmalarına başlamalarıyla Olağanüstü Yetkilere Sahip bir Meclis oluştu ve 23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk kez kapılarını açtığı gün olan 23 Nisan’nın 1924 yılında bayram olarak kutlanamasına karar verdi ve 5 yıl sonra, 1929 da bu bayramı, yarının büyükleri olacak çocuklara armağan etti.
Yıllardır türlü eğlencelerle ve coşkuyla kutladığımız bu şenlik, bilindiği gibi, dünyada çocukların sahip olduğu tek bayram. UNESCO, 1979 yılını ‘Çocuk Yılı’ olarak ilan edince, Türkiye Cumhuriyeti, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını dünya çocuklarıyla kutlamaya karar verdi. O yıl kutlamaya 6 ülke katıldı, ama her yıl bu sayı büyüdü ve bütün dünya çocuklarının kutladığı uluslararası bir bayram haline geldi.
Şiir gibi yazı
„Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız!
Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz.“ Mustafa Kemal ATATÜRK
Mustafa Kemal’in gizli celsede yaptığı bu konuşma çok şey anlatıyor
Fatih ÇEKİRGE
24 Nisan 1336 (1920)... Cumartesi...
Dördüncü Celse... Açılma saati: 4.05...
Reis-i Sani Şerif Beyefendi:
- „Celse-i hafiyi açıyorum. Söz Mustafa Kemal Paşa hazretlerinindir.“
Tam 91 yıl önce Büyük Millet Meclisi‘ nde gizli celsede konuşuyor Mustafa Kemal...
Ve bugün İngiliz, Fransız ve Amerikan askerleri yine Irak‘talar. Suriye yine karışmış.
Önümüzdeki cumartesi günü Ankara Ulus‘taki Meclis‘te toplanacak çocuklarımız için aktarıyorum bukonuşmayı...
Mustafa Kemal Paşa: (Ankara)
-„Efendim, maruzatım meyanında mesaimize saha olan mıntıkanın hududunu işaret etmiştim. O hudut, hududumillimizdir. Suriyeliler; herhangi bir devlet-i ecnebiye (yabancı devlet) ile münasabetinin kendileri için binneticeesaret olacağına kani oldular. Bundan dolayı bize (teveccüh ettiler). Biz de dedik ki; biz kendi hududumuz dahilinde müstakil olduğumuz gibi Suriyeliler de hudutları dahilinde serbest ve müstakil olabilirler. Bizimle itilaf ya da ittifakın fevkinde bir şekil ki federatif ya da konfederatif denilen şekillerden birisi ile irtibat peyda edebiliriz.“
Mustafa Kemal bu gizli bilgiyi Suriye‘den gelen „size katılalım talebi“ için anlatıyor.
O günlerde, tıpkı şimdiki gibi, Suriye, Fransızlar ve İngilizler arasında karışmış durumda.
Ve Irak...
Mustafa Kemal gizli celsede anlatmaya devam ediyor:
-„Irak‘a gelince; Irak‘ta İngilizlerin muamelatı (muameleler) ahali-i İslamiyeyi fevkalade dilgir etmiş (kırmış,üzmüş) oldu. Bu nedenle bizimle temas ettiler. Eskisi gibi bir Osmanlı devletinin cüz‘ü (parçası) olmayı kabulettiler. Fakat biz onlara karşı Suriyelilere söylediğimiz nokta-i nazarı söylemekten başka bir şey yapmadık. Kendi dahilinizde, kendi kuvanızla (gücünüzle), kendi mevcudiyetinizle müstakil bir devlet olunuz dedik.“
91 yıl önce 24 Nisan‘daki bu gizli celsede Mustafa Kemal‘in Suriye ve Irak‘la ilgili olarak anlattığı gerçekler ve uygulanan dış politika çok anlamlıdır.
Ve çok daha önemlisi, 91 yıl önce gizli celsede yapılan bu konuşma, Suriye, Irak üzerinden bütün KuzeyAfrika‘ya doğru olup bitenlerin nasıl tekrar edildiğini göstermektedir.
91 yıl öncenin gizli zabıtları, bugün açık bir ders halini almıştır.
Bugün, yaşananlara tarihin dürbününden bakınca Mustafa Kemal‘in dehası çok daha iyi anlaşılıyor.
O Meclis, genç cumhuriyetin kalbi olarak her şeyin tartışıldığı bir Meclis‘ti...
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun...
1934 yılı Sovyetler Birliği yapımı bir belgesel film:
"Türkiye'nin Kalbi Ankara"
http://video.google.com/videoplay?docid=8189039559373033264#
(22 Nisan 2011 Cuma günü saat 19'da, Cumhuriyet Gazetesi'nde bu film gösterildi ve
sadece 13 kişi vardı)
1934 yılında Atatürk'ün isteğiyle Rus yönetmen Sergey Yutkoviç'e çektirilen "Türkiye'nin Kalbi Ankara" belgeseli, Cumhuriyetin ilk yıllarına ait en önemli görsel materyallerdendir. 56 dakika süren belgeselde bozkırın ortasında henüz yapım halindeki Başkent Ankara'ya ilişkin görüntüler yer almaktadır. Bu görüntüler eşliğinde devrimlerin coşkusu, bozkırın dört bir yanından Ankara'ya yürüyen izci kızlar, gaziler, köylü kadınlar ve askerlerin gülen yüzleriyle yansıtılmaktadır.
Çekildikten sonra yıllarca unutturulmak istenen belgesel, Atatürk'ün ölümünün 31. yılında dönemin TRT Program Daire Başkanı Mahmut Tali Öngören tarafından bulunarak, 10 Kasım 1969 gecesi yayınlanmıştır. Ancak belgesel, daha yayın devam ederken TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak stüdyoyu basarak, komünizm propagandası yapıldığı gerekçesiyle yayından kaldırtmıştır. Sosyalist Enternasyonal Marşı'nın da yer aldığı belgesel yüzünden Mahmut Tali Öngören görevden alınmış, program yapımcısı Varlık Özmenek'e ise maaş kesme cezası verilmiştir.
Bu belgeseli, Cumhurbaşkanlığı web sitesinden de izleyebilirsiniz:
http://www.tccb.gov.tr/sayfa/ata_ozel/video/
Suay Karaman
''Türkiye, Atatürk’ü Allah'a borçlusun,
Geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Daniel Dumoulin
Çok Değerli Assubaylar
23 Nisan 2011 günü yayımlanan Posta gazetesinin
Baş sayfasında yer alan manşet haber ve resimlere bakınca BÖLÜCÜLÜĞÜ BU KADAR ALENEN DESTEKLEYEN BİR TUTUM şahsımı hem kaygılandırmış hem de üzmüştür.Soylarımız farklı farklı da olsalar biz bir bütün olarak bu vatanın ortak sahipleriyiz.
Bizi her zeminde taksim taksim bölerek kavgaya tutuşturup kirli emellerine alet etmek isteyen çıkar sahiplerine prim vermemeliyiz. ÇÜNKÜ BU VATAN HEPİMİZİN.EĞER BATAR VE VATANSIZ KALIRSAK HEPİMİZ YOK OLURUZ.BU VATANIN SAHİBİ OLMANIN KIYMETİNİ
ARTIK BİLMEK ZORUNDAYIZ.
SİYASİ GÖRÜŞÜ IRKI İNANCI VE MEŞREBİ NE OLURSA OLSUN BU VATANI HER TÜRLÜ BÖLÜCÜLERDEN KORUMAK HEPİMİZİN ORTAK AMACI VE GÖREVİDİR.
Edirne'den Hakkari'ye Muğla'dan Ardahan'a tüm vatandaşlarımızın ve Çocuklarımızın 23 Nisan
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutlar aydınlık
yarınlar dilerim.
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
23 Nisan 1920 ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı gündür. Bu gün Ulusal Egemenlik Bayramı'mızdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Padişah'da olan egemenlik yetkisinin Ulus'a geçmesidir, egemenliğin Ulus'ta olduğu düşüncesinin kabul edildiği ve Ulus'un yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür.Hepimize kutlu olsun.
23 Nisan 1920 yılında TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan Hakimiyet-i Milliye bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin (T.C.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) 23-30 Nisan'ı Çocuk Haftası ve haftanın ilk gününü de çocuk bayramı ilan ettiği 1935'den itibaren kutlanmaya başlanan bayramdır. Bu iki bayram 23 Nisan 1935 yılında "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adı altında bir araya getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin millî bayramıdır.
Hakimiyet-i Milliye bayramı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin açılışını kutlamak amacını taşırken; Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımakta idi.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı Ulus'ların çocukları da katılmaya başlamıştır.
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO'nun 1979'u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği'ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır.
Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, vatanı ve bayrağı için canlarını severek veren aziz şehitlerimizi, bir kez daha minnet, saygı ve şükranla anıyoruz. Aziz ruhları şad olsun. Kahraman gazilerimize de şükranlarımızı sunuyoruz.
SİTE YÖNETİMİ
Bir kısım kaynak: Vikipedi
----
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN KURULUŞU
[URL=http://www.tbmm.gov.tr/genser/tarihce.htm]http://www.tbmm.gov.tr/genser/tarihce.htm[/URL]
Saygıdeğer Meslektaşlarım;
Bizler için hukuk mücadelesi veren değerli meslekdaşımız Sn.İsmail Turan'ın şu an devam eden 3 davası vardır ( intibaklar-fiili hizmet zamlarının derece ve kademeden sayılması-oyak ) son dava ret edilmiştir, bunun bekliyorduk. AİHM'ne başvurmak için iç hukuk yollarının tükenmesi gerekiyordu, bu nedenle kaybedilen dava için karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Kaybedilen dava için dava masrafları hariç OYAK avukatları için mahkeme 1200 TL ödenmesine hükmetmiş muhtemelen karar düzeltme talebi için de kaybedilmesi halinde 5000 TL civarında ödeme gerekecektir. Sn.Turan bizden yardım talebinde bulunmamıştır, ancak kendisinin yaptığı masrafların karşılanması bir görev olduğunu düşünerek yazdık, sizler sağ olun destek verdiniz ret edilen davadan OYAK avukatlarına ödenmesi gereken 1200 TL kendisine gönderilmiştir (Sn.Turan bu desteğimize teşekkürlerini iletmiştir).
Bankadan alınan dökümde bazı arkadaşlarımızın isim yazmadıklarını gördüm, unutkanlık veya yazmayı arzu etmemiş olabilirler, ancak bu konuda kimin ne yatırdığını harcamanın belgelerini size sunmak benim görevimdir. Elindeki dekontta ismi olmayan arkadaşlarımız isimlerini ismini yazmak istemeyenler bir RUMUZ'u bana dekont numaralarını havale tarihini ve miktarı ile bildirmelerini rica ediyorum. Ay başına kadar havaleleri bekleyip kesin sonuçlardan sonra sizi bilgilendireceğim. Verdiğiniz destek her türlü takdirin üzerindedir. Sonsuz teşekkürler.
Sayın site yönetimi aşağıdaki mesaj sitede 6 nisan günü yayınlandı bizlerde umutlandık ama bu bilgiyi bazı yerlerde arkadaşlarımız farklı değerlendirmişlerdir net bir açıklama yapmanızı rica edeceğim konu arkadaşlarımızın tamamını ilgilendirmektedir Teşekkür ederim
ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU
Saygıdeğer Arkadaşlarım,
Yıllardır her geçen gün artan katılımla haklarımızı talep eden çalışmalar mail dilekçe kampanyaları yapmaktayız.
Genelkurmay Başkanlığında haklarımızla ilgili çalışmalar yapıldığı bilgisini alınca yeni bir mail kampanyası ile taleplerimizi yeniledik.
Bu kampanyaya destek vermesi gerekenler ne yazık ki her zamanki gibi suskun kaldılar. Haksızlıklara sessiz kalmanın haksızlık kadar suç olduğuna inanan ve kendisine saygı duyan meslektaşlarımız bu kampanyaya katıldılar, teşekkürlerimizi sunuyorum.
K.K.K.lığı'nın 6 NİSAN 2011 gün ve GNSEK.:5010-102868-11 Bil.E.Ş. sayılı yazıları ile haklarımızla ilgili başlangıç dereceleri ve lise mezunu olanların Emekli Sandığı hükümlerine göre MYO mezunu sayılarak intibaklarının yapılması konusunun meclise gönderildiği diğer haklarımızla ilgili çalışmaların devam ettiği bildirilmiştir.
Emeği geçenlere teşekkür eder bir an önce yasalaşmasını dilerim.
Ersen Gürpınar
E.Per.Kd.Bşçvş.
E.ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU sözcüsü
KUZULARIN SESSİZLİĞİ
22/03/2011
"ABD'li yazar Thomas Haris'in aynı adlı romanından sinemaya aktarılan bir yapıt. 1991 yapımı "Psikolojik Gerilim" türünde bir film.
1992 yılında 7 dalda Oskar'a aday olan film, yönetmeni ve başrol oyuncularına "altın heykelciği" getirirken; "En İyi Film" ve "En İyi Senaryo" uygulaması dalında da ödüle layık görülmüştü. Antony Hopkins, bu filmde toplam 16 dakikalık performansıyla "En İyi Erkek Oyuncu Oskarı"nı kazandı. Bu süre bir oyuncunun bir filmde gözüktüğü en kısa süredir. "En İyi Film Oskarı"nı kazanan tek korku filmidir.
Bu filmden sonra artık herkesin dilinde bir özdeyiş olarak "kuzuların sessizliği" deyimi göndermesi kullanılmaktadır." (int.V.P)
Burada haddimi aşıp; "sinema eleştirmenliği" rolüne soyunacak değilim. Bu alıntı yazının, aslında sadece son paragrafı ilgilendiriyor beni. Bu ilgi de yazının başlığından geliyor. "Kuzuların Sessizliği."
"Kuzuların Sessizliği" filminin konusu da alakadar ediyor bizi aslında. Konusu; "Psikolojik Gerilim" türündenmiş. Ben bu filmi izlemedim. Ama neyi anlattığını üç aşağı beş yukarı biliyorum. İşin o tarafı da ilgilendirmiyor beni.
Beni ilgilendiren başka konular var.
Bir şehrimizin; emekli askerlerinin kurmuş olduğu ve mensubu bulundukları iki derneği üzerinde barındıran bir sokağından geçtim bugün.
Birinde güller açıyordu. Zambaklar, laleler mis gibi kokular saçıyordu sokağa. İnsanın içini ferahlatıyordu görüntü. Bahar içinde bahar yaşatıyordu insanlara. Tanıtım levhasında gümüş yaldızlar parlıyordu. Büyük puntolarla yazılan tanıtım yazısı, "biz buradayız" diye çağırıyordu. Binaya, cam levhalar giydirilmişti bayramlık gibi. Bayramlığın üzerinde Koskocaman bir Atatürk Portresi, Kocatepe'yi canlandırıyordu. Atamız; bir elinin başparmağını çenesine götürmüş, "memleketin makûs talihini yenebilmenin" hesaplarını yapıyordu. Portrenin altında ise Türkiye Haritası görünümünde Şanlı Bayrağımız ve üzerinde de "Bu Vatan Bizim" diye yazıyordu.
"Bu Vatan Bizim."
Bu binanın hemen arkasında diğerini aradım. Önce benzer bir görüntü aradı gözlerim. Hayır, yoktu benzer bir şey. Sonra başımı kaldırdım. Küçük bir kırmızı levhanın üzerine siyah yazılarla yazılı TEMAD levhasını, gözlüğümü takarak zar zor seçebildim. Mahzun duruyordu. Sanki bir "boş vermişlik" hali yaşıyordu. İçeride kimler vardı acaba? Çıkıp bir bakayım dedim. Karanlık ve daracık, kıvrıla kıvrıla çıkan bir merdivenden ben de çıktım. Kapıda "Üye Olmayanlar Giremez" diye yazıyordu. Zile bastım, girdim içeriye. Dört tane masa vardı. Üçer, dörder kişi sohbet ediyorlardı. Toplasan on kişi falan vardı. Anlayacağınız, "Üye Olanlar da Girmiyordu" oraya. Selam verip, başkanın; bir masanın ancak sığdırılabildiği odasına doğru yöneldim. Başkanımız güler yüzle karşıladı beni. Bir iki cümlelik sohbetin ardından, TEMAD internet sitesine yazmış olduğu teklif niteliğindeki yazıyı gösterdi. Yazı şöyleydi;
"Genel Başkanlığa Bir Tekliftir.
Maddi sıkıntı çeken derneklerin sıkıntılarının giderilmesi ve daha faal çalışması için;
1. Kanun teklifi hazırlanarak, emekli olan tüm personelin derneğe üye yapılması
2. Gen-Kur ile görüşülüp, orduevi aidatlarını artırıp, derneklere para aktarılması
Örnek; 1 nci derece yılda 17,5 Tl ödüyor. Bunun artırılarak belli bir miktarının derneklere aktarılması. Yukarıda belirttiğim hususlara alternatif maddelerin de ilave edilerek derneklerimizin amacına uygun şekilde faaliyetlerini yürütmesi ve üye sayısının artırılması güçlenmemiz için gereklidir" diye yazmıştı.
Bu yazının bir çaresizliğin ifadesi olduğu ve bu çaresizlikten çıkış yolu arandığı her halinden belli değil mi sizce de?
Şehrimizde 3000 civarında emekli astsubayın ikamet ettiğini, buna mukabil 300 civarında da dernek üyesi bulunduğunu öğrendim. Onların da aidatlarını, düzgün ödemedikleri bilgisini aldım.
Hem bunları öğrendim, hem de her gün ağlayan, sızlayan, sitem eden, ahlayan, vahlayan emeklilerle karşılaşıyorum. Sokaklarda karşılaşıyorum, internet sitelerinde karşılaşıyorum... Neticede; şehrimizde üye sayısı 1/10. Diğer bir deyişle % 10.
Ekonomik zorluklarının bulunduğunu her an dile getiren; kimi yazarak, kimi ilgilerle fiilen görüşerek, kimi dilekçelerle dileklerini ileterek, herhangi bir şekilde çorbaya katkı yapanların yanında; elini taşın altına koymadan; bu işlerden bihaber, TEMAD'ın dahi ne olduğunu bilmeyen, yapılanları küçümseyen, horlayan, öteleyen, iteleyenler; "bu gayretlerin neticesinde özlük haklarında yapılabilecek bir iyileştirmenin de dışında kalmayı talep ediyoruz ya da göze alıyoruz" diyebiliyorlar mı acaba?
Bu "kuzuların sessizliği" durumu nedendir?
Biliyoruz ki; Oskarları toplamanın yolu filmde rol almaktan geçer. Hem filmde oyunculuğu kabul etmeyeceksiniz, hem de "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü bekleyeceksiniz?
Çok beklersiniz.
Tayyar YILDIRIM
NOT: Bu yazımı 19.05.2009 tarihinde yazmışım. emekliastsubay/emekliassubay sitelerinde yayınlanmış. Yaklaşık 2 yıl önce yazdığım bu yazının tarihinden bugüne kadar geçen sürede Konya TEMAD'daki gelişmeler, hayali bile zor gelişmelerdir. Bu gelişmeler "istenirse oluyormuş" dedirten gelişmelerdir. BU nedenle bu yazımı yeniden yayınlamak istedim. Emeği geçen herkese özellikle de "İSİMSİZ KAHRAMANLARA" teşekkür eder; sevgilerimi, saygılarımı sunarım. [EMAIL]tyildirim62@hotmail.com[/EMAIL]
GÜLERYÜZLÜ MESLEKTAŞLARIM; 21 NİSAN 2011 PERŞEMBE GÜNÜ İSTANBUL KADIKÖY İLÇE TEMAD BİNASINDAN SAAT 17: 00 SIRALARINDA İKİ ARKADAŞIM İLE BİRLİKTE ÇIKTIĞIMIZDA BAHARİYE CADDESİ ÜZERİNDE İLERLER İKEN AVRUPA BİRLİĞİNDEN SORUMLU DEVLET BAKANI SAYIN EGEMEN BAĞIŞ İLE KARŞI KARŞIYA GELDİĞİMDE KENDİSİNİN ELİNİ SIKARAK NASILSINIZ BAKANIM DİYE SORDUĞUMDA BANA HİTABEN SİZ NASILSINIZ DİYE SÖYLEMESİ ÜZERİNE BEN SİZE GÖRE ŞU AN DAHA ÖZGÜRÜM DİYE SÖYLEDİKTEN SONRA DEVAMINDA AVRUPA BİRLİĞİNE GİRİLDİĞİNDE DAHA İYİ OLACAĞINI BELİRTMESİ ÜZERİNE GEÇEN SENE OĞLUMUN ÖĞRENCİ DEĞİŞİMİ PROGRAMI NEDENİ İLE BULUNDUĞU İTALYA'YA ARDINDAN İKİ AB ÜYESİ ÜLKEYİ DOLAŞTIĞIMI BİZİM GENÇLERİMİZİ DAHA DONANIMLI VE ATAK GÖRDÜĞÜMÜ SÖYLEDİĞİMDE KENDİSİNİN DE AYNI GÖRÜŞTE OLDUĞUNU İFADE ETTİKTEN SONRA KENDİMİ TANITARAK EMEKLİ ASTSUBAY OLDUĞUMU 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNA GÖRE ÖN LİSANS MEZUNU OLAN PERSONELİN BİRİNCİ DERECENİN DÖRDÜNCÜ KADEMESİNE KADAR YÜKSELEBİLDİĞİNİ 926 SAYILI TSK PERSONEL KANUNUNA GÖRE YALNIZCA BU HAKKIN ASTSUBAYLARA VERİLMEDİĞİNİ ŞAHSIMIN HEM ÖN LİSANS HEM DE LİSANS DİPLOMASI OLDUĞU HALDE BU DURUMUN BİZLERİN BENLİĞİNİ İNCİTTİĞİNİ, ÖZLÜK HAKLARIMIZLA İLGİLİ TEMAD GENEL MERKEZİMİZİN BAŞBAKANIMIZLA GÖRÜŞMESİ SIRASINDA SORUNLARIMIZ İLETİLDİĞİ HALDE BUGÜNE KADAR HİÇBİR KONUNUN ÇÖZÜMLENMEDİĞİNİ SÖYLEDİĞİMDE ELİMİ TUTARAK ASTSUBAYLARIN SORUNLARINI BEN VE BAŞBAKANIM BİLİYOR MERAK ETMEYİN DEMESİ ÜZERİNE SEÇİM ÇALIŞMALARINDA BAŞARILAR DİLEYEREK AYRILDIM.
DOĞAL OLARAK AYAKÜSTÜ DİYE NİTELENDİREBİLECEĞİMİZ BU KONUŞMADA SAYIN BAKANIN KONUŞMASINA GÜVENEREK UMUTLU OLMAYI ÇOK İSTERDİM, BİZLERİN HİÇBİR ZAMAN AYRICALIKLI BİR İSTEĞİ OLMADI, ÖNEMLİ OLAN SORUNLARIN EN AZ SEVİYEYE İNDİRİLDİĞİ BİR TOPLUMDA YAŞAMAK BİZLERE DE AYRIMCILIK YAPILMASINA SON VERİLMESİNİ ARZU EDİYORUM, ŞUNU HEPİMİZ İYİ BİLİYORUZ Kİ AĞZIMIZA BAL SÜRÜLECEK ZAMANLAR ÇOK GERİDE KALDI,BAZEN ŞUNU SÖYLERİZ KEŞKE YANILAN BEN OLSAYDIM,SAYGILARIMLA.
OSMAN KARAÇOBAN
E.TNK.KD.BÇVŞ.
E-POSTA: karacoban1@mynet.com
Lüleburgaz Emekli Astsubaylar Derneği üyesi,meslekdaşımız Cemil BELİKTAY, 21 NİSAN 2011 tarihinde vefat etmiş olup,22 NİSAN 2011 tarihinde Lüleburgaz Sokullu Camiinden ikindi namazını müteakip ilçemiz Yeni Mezarlıkta defnedilecektir.Allah Rahmet Eylesin.
Lüleburgaz Emekli Astsubaylar Derneği.
KEÇİ BOYNUZU..
Bazı dertlere deva olduğunu söyleseler de keçi boynuzu yemeyi oldum olası sevmem. Keçi boynuzu yemek, içindeki kuş gözünden küçük bal parçasının tadını almak için koca bir odun parçasını yemek demektir.
O dönemi yaşayanlar hatırlayacaktır. 12 Eylül rejimi döneminde, Türkiye'yi en çok ziyaret eden devlet başkanı Pakistan'da cunta lideri olan Ziya-ül Hak'tı. Türkiye'de cunta lideri olan Kenan Evren'le ikisi, ne zaman ülkelerinde bir şeye moralleri bozulsa birbirlerine sık sık ziyarette bulunurlar, hangi ülke ziyaret edilirse o ülkede ilkokul öğrencileri caddelerin kenarına dizilip ellerine iki ülkenin minyatür bayrakları verilerek,ziyaretçilere tazahürat yaptırılıp alkışlattırılırlar böylece moral bulurlardı. Hatta Ziya-ül hak bir röportajında, ülkesinin sorunlarıyla ilgili olarak sık sık Kenan Evren'e akıl danıştığını açık açık söylemişti. Bu iki cunta lideri bu anlamda birbirlerinin kankasıydı.
Günümüzde ise şöyle son on yıla bir bakın, ülkemizi en çok ziyaret eden kim biliyor musunuz? Avrupa'da hakkında katliamdan tutuklama kararı bulunan, bizim iktidarın çok sevdiği, kankaları, içli dışlı olmaktan hiç çekinmedikleri, Sudan dikdatörü El Beşir!
Malum birileri, önümüzdeki dönemde, eğer yeterli şans verilirse, 12 Haziran seçimlerinden sonra başkanlık rejimine geçmek istediğini söylüyorlar. Tek adam rejiminin coğrafyamızda ve İslam ülkelerinde nasıl uygulandığını, bu rejimi şiddetle istiyenlerin, tek adam rejimine geçmek için anayasa değişikliği planlayanların kankası El Beşir örneğinden iyi biliyoruz.
Nasıl keçi boynuzu yiyeceğim diye bir damla bal için koca odun parçasını yemeyi sevmiyorsam, kusura bakmayın, bir tek Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığına bağlanacak diye, ülkeyi El Beşirli Sudan yapma niyetinde olanların değirmenine su taşıyamam, onlara oy veremem...
Değerli arkadaşlar;
Biz duygu ve düşünceleri paylaşmadan,deklere etmeden fikirlerin ufkunu açmadan nasıl birlik ve beraberlik yolunda mesafe katedeceğiz,
Hedeflerimiz aynı gidilen yol farklı olabilir o zaman yorum yapmayalım uzaktan seyredelim.