Değerli arkadaşlarım
[URL=http://www.airkule.com/default.asp?page=yazar&id=632]http://www.airkule.com/default.asp?page=yazar&id=632[/URL]linkinde yayınlanan bir yazıdan uyarlama yapan Sn.Akif AKAY kardeşiminiz yazısını sizlerle paylaşıyorum.
TEMAD VE KARGALAR....
KARGALAR
Çocuktuk, şimdiki gibi de değil, mahalle aralarında, boş arsalar bahçeler vardı. Görece doğal ortamlarda oynardık. Gizli olduğunu, başkalarının bilmediğini sandığımız zulalarımızda saklardık oyuncaklarımızı. Erkek çocukların genlerden gelen ilkel ilgi alanında avcılık ve kuşları yakalamak üst sıralardaydı. Gözleyerek dokunarak öğrenirken, sonradan pişmanlık duyduğumuz hâlâ içimizi sızlatan zararlar verdik çevremize ne yazık ki. Bir karganın canına kıyıp tüylerine, gözlerine, gagasına dokunma fırsatı yakalamıştık. Kısa süren hevesimiz geçince de, oynadığımız arsaya öylece atıverdik cansız bedenini...
Sonra nasıl oldu bilmiyorum, nasıl haberleştiler, toplandılar, çevremizde bu kadar çok karga olduğunu hiç düşünmemiştik. Yüzlerce oldular, çığlıklar atarak saldırdılar bize. El kadar cüsseleri sanki devleşmişti. Kalabalıktılar, gagaları önde, yüzlerce oka dönüşmüş başlarımıza doğru pike yapıyorlardı. Hedefleri en zayıf yerimiz gözlerimizdi. Günlerce sürdü korkumuz. Bir daha kargalarla uğraşmamayı öğrenmiştik...
Sığırcıklar, küçük balıklar da sürü halinde yaşar ama bir avcı sürüden birini kaptığı zaman bile tepkisiz kaçmaya devam ederler. Toplanıp birlikte karşı koymayı akıl edemezler. Kargalar öyle değil. Ne şahin dinlerler ne yılan, yumurtalarına dadanan martıları topluca cesaretle kovaladıklarına tanık olmuşsunuzdur. Tavşanlar gibi "kaçtığı için korkar!" halleri yoktur. Birleşip organize olunca da güçlerinin farkına varırlar öyle bir ders verirler ki saldırgana bir daha onlara kimse bulaşmak istemez...
Karganın canına mal olan deneyimin öğrettiği şey çok değerli: Kargalar olmak gerek...
Dernekte elimdeki "TEMAD" dergisine bakan genç emekli arkadaşıma "üye misin?" diye soruyorum. Aldığım cevap ilginç: "Hayır, üye olmadım!" üye olmayı düşünüyorum. Bu ve benzer cevapları aldığımız arkadaşlarımızın nedeni de bahanesi de biraz "faydacı" bir anlayışı yansıtıyor. Derneğin maddi bir getirisi olmadığını düşünenleri bir kenara bırakıyorum. Çünkü TEMAD, doğal olarak gelirlerinin tamamını meslektaşların harcamak zorunda. Bunun üyelerine geri dönüşü de para olarak değil dayanışma olacağı açık.
Diğer meslektaşların, "Şimdiye kadar derneğin bir faydasını görmediğini" söyleyenlerin görüşleri ise değişmeye başladı. Çünkü TEMAD’ta bir şeyler oluyor! Komisyonlar oluşturulup tespit edilen konularda görüş üretecek çalışmalar yapılıyor, site yenileniyor, afişler basılıyor, toplantılar, ziyaretler, tartışmalar, hazırlanıyor, problemle karşılaşan arkadaşlar aranıyor, kargalar olmanın ilk koşulu gibi:
"MESLEKTAŞ, DERNEĞİNE ÜYE OL"
Tek tüzel derneğin istediğimiz etkide, istediğimiz yetkide olması için bize düşen bu çağrıya yanıt vermek değil midir? Üye olmak da artık çok kolay, Şu andaki üye sayısını üçe dörde katladığımızda ise gücümüzün farkına varmamız mümkündür. "Derneğine sahip çıkmak için, yarınların için, daha güçlü bir TEMAD için katılımınızı bekliyoruz" . Sanırım şu soruyu birbirimize sormak zamanıdır:
"Meslektaş, derneğine üye misin?"
Teşekkürler Akif Aday.
[URL=http://www.iha.com.tr/17-ekim-astsubaylar-gunu-olacak-20120416AW000181-adana-haberi]http://www.iha.com.tr/17-ekim-astsubaylar-gunu-olacak-20120416AW000181-adana-haberi[/URL]
Sn.Temad genel başkanımıza yürekten katılıyorum.içinde EYLEM olan basın açıklamalarını da bekliyorum...
Facebook sayfalarında yapılan aşağıdaki yorumu, yazan meslektaşımın iznini almadan mesaj panomuza taşıdığım için kusura bakmasın...
"Ahmet Sezgin Yersen: Sevgili arkadaşlarım.Ben Emekli Dz Astsb'ı Ahmet Sezgin YERSEN.Bu yayının yapıldığı için beni kırmayıp sayfalarını açan Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan BOLLUK'a,gazeteci arkadaşımız Gökçen BEYAZ'a ve beni kırmayıp çok değerli emeğini paylaşan sevgili büyüğüm değerli Ağabeyimiz Ersen Gürpınar'a Bu haberin paylaşılmasında katkı veren Emekli ASTSB'lar haber portalına,mektupları ile destek veren ASTSB'larımıza sonsuz teşekkür ederim.Bu haberin devamı 21 Nisan 2012 günü Aydınlık gazetesinde olacaktır.Ayrıca bugün Ulusal Kanal Genel Yayın yönetmeni Sayın Adnan TÜRKKAN ile yaptığımız görüşmede önümüzdeki hafta içerisinde Türkiye'de ilk defa bir TV kanalında canlı yayın yapma sözü aldım.Bu konuda tüm Astb ağabeylerimizin ve kardeşlerimizin katılımını bekliyorum.Lütfen bana ve bize yardımcı olun.Bir yola çıktık bu yolda utanacak duruma düşmeyelim.Hepinize Aydınlık günler ve saygılar sunarım"
Yaklaşık iki buçuk yıldır yürütülen darbe soruşturması ve bu soruşturmaya sonradan ilave edilen internet andıcı ile bugünlerde aynı iddianameye eklenen 28 şubat muhtırası, İster istemez Hükümet ile Genkur.arasında oldukça sert gerilimlere ve soğuk ilişkilere yol açmıştır. Gidilen yol odur ki darbe ve darbe teşebbüsüne dair tüm eylemler ve yapılan tüm gizli hazırlıklar ve planlamalar bu soruşturma kapsamında bugünkü dosya sayısının belki iki, hatta üç katı;tutuklu sayısının da en az iki katına ulaşacağı yeni bir mecra ve boyuta taşınacaktır.
Görünen o ki Sayın Başbakanın hapse atılmasına kadarki tüm olaylar bu soruşturmanın içinde yer alacak,bu dava iki ayrı kulvarda yürütülecek ve sonuçlanması uzun yıllar alacaktır. Birinci kulvarda 12 Eylül askeri darbesi soruşturulacak,yüzlerce ölüm,binlerce kayıp işkence ve hatta rüşvet, hırsızlık, tecavüz,gasp ve dolandırıcılıktan mağdur olmuş binlerce mağdur daha bu davaya müdahil olacaklardır. Büyüklüğü ve süreci itibariyle iki davanın birleştirilebilmesi mümkün değildir. İkinci kulvardaki darbeye teşebbüs davası ise sadece Asker ve bazı sivil tutuklularla sınırlı kalmayacak iş adamlarından tutun da Sayın Çiller, Sayın Demirel'e kadar; sadece Genelkurmay Başkanlarını değil;belki bir hatta birkaç eski Başbakanı da içeri alacak biçimde büyüyecektir, aynı Sayın Mehmet Ağar'ı aldığı gibi. Kuvvetler erkinin iki sacayağı Hükümet ve Ordu fiziksel olmasa da jeopolitik anlamda daha uzun bir süre karşılıklı gerilime dayalı sinir savaşı vereceklerdir. İşte bu noktada tarihi ve acı bir atasözü gündemdeki yerini alacaktır hatta almaya bile başlamıştır."Atlar tepişirken eşekler ezilir" kuralı. Kimdir bu eşekler Genkur.a göre tabii ki Assubaylar ve emeklileri ile aileleri. Yapılması veya gizlice yapıldığı varsayılan yumuşama protokolünün icaplarından birisi birkaç gün önce Subaylara ek tazminat verilmek suretiyle yerine getirildi. Yapılan bu gizli yumuşama protokolündeki önemli maddelerden birisi de Genkur.Bşk.lığının taleplerindendi ve o da Assubaylara özlük iyileştirilmesinin yapılmaması idi; gerekçe, gelinen bu siyasi ortamda Hükümetin Assubaylardan yana tavır almış görüntüsünün verilmemesi idi,fazla sosyal ve siyasal ağırlığı olmayan Assubayları mağdur etmek de hükümeti fazla rahatsız etmedi. Çünkü TSK: içinde Assubayların stratejik ağırlık endeksi oldukça düşüktür ve düşük tutulmaya devam edilecektir. Saygılarımla.
Sn.Atilla Abaylı meslektaşım,
TEMAD Gn.Başkanı ile röportaj yapacağınızı bildirmişsiniz, hangi konuları irdelediniz bilmiyorum ama daha şeffaf olmalarını ve görüşmeler sonuç vermezse büyük illerde uzun süreli eylem yapalım efendilikle yapılan protestolar duyulmuyor, bu konuda başkanımız ne düşünür merak etmekteyim.
Bir sorum daha olacak, siz bu röportajı kişisel mi yoksa site yönetimi adına mı yapacaksınız? Teşekkür ederim, inşallah umut dolu mesajlar alırız.
Hipnozcu askerlere hapis
KAYSERİ 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, 3 astsubaya hipnoz yöntemiyle işkence yaptıkları gerekçesiyle emekli yarbay Gürol Doğan’ı 9, dönemin askeri savcısı ve halen İstanbul’da Balyoz davasında yargılanan Albay Ahmet Zeki Üçok’ı ise 7.5 yıl hapis cezasına mahkum etti.
2008 yılında Kayseri 2’nci Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığı’nda görevli üç astsubayın ifadelerinin işkence ve hipnozla alınmasına izin verdiği için askeri savcı Albay Ahmet Zeki Üçok ile hipnoz uzmanı emekli havacı Yarbay Gürol Doğan’ın yargılanmasına Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya, astsubayların avukatları Mustafa Dokumacı, Okan Yılmaz, Çağatay Sakaoğlu, Vedat Örnek ve Musa Öncel; sanıklar Ahmet Zeki Üçok ile Gürol Doğan’ın avukatı Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz katıldı.
Mahkeme heyeti tüm evrakların toplanması nedeniyle sanıklardan Albay Üçok’u hipnoz ile her bir astsubaya işkence yapmak suçundan ayrı ayrı 2 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan Üçok’un bu davadan tutuklanmasını kararlaştırdı.
Halen Kırıkkale Cezaevi’nde tutuklu bulunan Emekli Yarbay Gürol Doğan ise her bir astsubaya işkence yapmaktan 3’er yıl olmak üzere toplam 9 yıl hapis cezası aldı.
Adalet duygusu kendilerine de lazım olduğunda yine sırtımıza bindiniz. Zorla yardım topladınız, vermek istemeyenleri yine tehdit ve şantajla al-aşağı ettiniz. Ah'ımız elbette size ulaşacaktır.Hak ve adalet sadece basit iki kelimeden ibaretmiş... Yazık, yazık.
Askeri savcı Üçok hakkında tutuklama kararı verildi
Üçok, üç astsubaya işkence yapmak suçundan toplam 7 yıl 6 ay, Doğan ise toplam 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Üçok hakkında tutuklama kararı verildi.
http://gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id=13113&Askeri_savc%FD_%DC%E7ok_hakk%FDnda_tutuklama_karar%FD_verildi.html
''Sayılı güç kabul edilen ülkelerin savunma sistemleri yıllar içerisinde, personel sayısı olarak küçülmesine rağmen kabiliyet ve imkan bakımından daha da güçlenmiştir. Bu şekilde personel yapılandırılmasında da birçok yenilik ve fayda sağlamıştır. Ülkemizin bu konudaki çalışmaları yeterli midir?''
BU SORU SAYESİNDE UZMAN ÇAVUŞLAR DERNEĞİ BAŞKANI SN.ESEF MERDOĞLU SN.CUMHURBAŞKANIMIZA DERTLERİNİ ANLATACAKLAR. 24.000 OYLA SERGİLEDİKLERİ BİRLİK BERABERLİGE HELAL OLSUN.
TEMAD Yönetim Kurulunun 2012 Askeri Personel Yan Ödeme kararnamesi için acil toplantı yapması ve bazı kararlar alması sevindirici.Fakat yara soğumadan derhal müdahale yapılarak, pansuman yapılmalıdır. Müdahale geç ve etkisiz olursa yaramız kangren olur.
Saygıdeğer Arkadaşlarım
Bizim kimsenin maaşında, tazminatında gözümüz yok ama bizim maaşımızda gözü olanın gözü çıksın.
Haksızlıklarımız karşısında vicdanını,adalet duygusunu ve kulağını mühürleyenlere yıllardır sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, haklı taleplerimize kulak verip ordudaki adaletsizliği önlemek yerine yazdıklarımızdan rahatsızlık duyanlar gazetelerdeki yazı dizilerimizi engelleyenler, engellemeye çalışanlara inat her platformda bu adaletsizliği, bu ayıbı, bu ordu düşmanlığını haykıracağız ve lanetleyeceğiz.
Hakzızlıklarınızın önlenmesini beklerken KHK ile assubayı yok sayanlara sesimizi duyurmak için her türlü eyleme hazır olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Haksızlığın bile bir ölçüsü olur.
ADALET BİRGÜN HERKESE GEREKECEKTİR.
Sapkın yöneticiliğin, sloganlaşmış formülleri:
Formül: Anlam ve Sonuç:
• Üst, daima haklıdır. > > Adalet mülkün temeli değildir.
• Af etme, tekrar yapar. > > Af etmek, büyüklüğün şanından değildir.
• İyi üst, ceza verendir. > > Ceza vermiyorsan, kötü üst’sün.
• Ödüllendirme, şımarır. > > Ödüllendirmek, seni yüceltmez.
• Verme, tekrar ister. > > Veren el, alan elden üstün değildir.
Kendini, “bulunmaz Hint kumaşı” görenler için kolaylık.
Her birini gördük, duyduk, yaşadık.
17-04-2012 Salı günü saat 0900 sıralarında,Tv 8 de Erkan TAN ile Başkent programında E.Emn.İst.Da.Bşk.nı Sayın Bülent ORAKOĞLU DİYOR Kİ: 28 Şubat süresinde TSK.lerinin içinde bazı üst yönetimdeki kişilerin pkk'lılarla görüştüğünü tesbit ettik.Dedi.
30 yıldır ülkemde şehit olanlara, Allah'tan rahmet diliyorum.
Saygılarımla.
Bazı subaylara yapılan zam'a istinaden;
Mahiyetinin her daim hakkını gasp eden, hâttâ verilecek olan hakkının dahi verilmesini engelleyen komutanlarımız yine kendilerine aslan payını aldılar.
Bu nasıl bir idaredir, nasıl bir yönetimdir? Bu şekilde bu orduyu bunlar nasıl yönetirler? Böyle bir şey olabilir mi?
Sen mahiyetinin hakkını verme/verdirme sonra da kendine değişik ad altında tazminat vs. al. Ondan sonra da karşıma geç bana iş ver...
Hiç aklına gelmeyecek mi "ben bu insanın hakkının verilmesini engellediğim gibi ona verilecek hakkı da kendime verdirdim"diye. Bu duygular içerisinde bana emir verebilecek misin? Hiç vicdanın sızlamayacak mı? Zannetmiyorum... Zaten senin o mesleği seçişindeki maksat belki de lüks bir yaşam. Mahiyetinin nasıl yaşadığı senin için önemli değil. Onun canı can değil çünkü... Öyle ya O zaten baştan marabalığı üvey evlatlığı kabul etti sana göre. Varsa yoksa her şey sizin için değil mi?..
Hiç düşünüyor musunuz, bu insanlara böyle haksızlık yaptığımız yetmiyormuş gibi periyodik olarak da kendimize ilave pay alıyoruz diye. Bu durum karşısında verdiğiniz emri ne derece yerine getirir bu insanlar hiç düşünmüyor musunuz? Bu durumdakilerin orduda zaaf oluşturabileceğini hiç aklınıza getirmiyor musunuz? Ama şunu söylüyorum ki bana ne kadar haksızlık yapılırsa yapılsın ben sırf görevimin hakkını vermek adına görevimi en layıkıyla yapacağım... Potansiyel vatan haini gözüyle bakılsa da görevimi en layıkıyla yapacağım. Ben çalışırım ağalar. Parayı da siz alın. Çünkü siz hak ediyorsunuz! Ben o hakkı Astsubay Çavuş olduğum gün kaybettim, siz ise teğmen olduğunuz gün zaten hak ettiniz. Son olarak şöyle bir hadisle bitireceğim: Peygamberimiz kızının üzerindeki altını görünce; “Çıkar onu kızım, ona sahip olamayanlar olduğu sürece benim ailemden de ona sahip olması doğru değildir.”
Saygılarımla…
Önceki mesajına eklendi (M.E.A.)
-
Biraz önce eklediğim mesaja ilgili linki yazmayı unutmuşum.Aşağıya ekliyorum.Saygılarımla.
http://www.aktifhaber.com/candar-andic-operasyonunu-anlatti-588059h.htm
Gazeteci Neşe DÜZEL'in,Gazeteci Cengiz ÇANDAR ile yaptığı röportajdan Assubayların geçtiği bölümü aşağıya çıkardım. Assubaylar ve emeklileri,ordumuzda bu rütbe ihdas edildiğinden beri niçin bu halde? Açık delili. Adamlar bize resmen düşman,maaşlarımızdaki adaletsizliği deşifre eden birini ellerinden gelse ipe çekecek kadar gözleri dönmüş. Buyrun okuyun. Neşe Düzel:Peki, darbeci paşalar Mehmet Ali Birand’a niye kızmışlar?
Cengiz Çandar:Birand’ın iki büyük kusuru oldu askerî algılamaya göre. Bir, Abdullah Öcalan’ı ve Osman Öcalan’ı ekrana çıkarttı. İki, Emret Komutanım kitabının son halini yayımlanmadan önce göstermedi. Kitaptaki maaş bordroları, astsubay maaşları onları çok rahatsız etmiş.
Neşe Düzel:Erol Özkasnak, Mehmet Altan’ı da, yazısında maaş konusuna girdiği için Zafer Mutlu aracılığıyla tehdit etmemiş miydi?
Cengiz Çandar:Onun da yazıları azaltıldı o dönemde Sabah’ta zaten.
[URL=http://www.aktifhaber.com/candar-andic-operasyonunu-anlatti-588059h.htm]http://www.aktifhaber.com/candar-andic-operasyonunu-anlatti-588059h.htm[/URL]