Dolar 32,4831
Euro 34,5443
Altın 2.475,04
BİST 9.526,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Çar 24°C
Per 20°C
Cum 16°C
Cts 17°C

TSK ÖNCE SÜNNET ETTİRDİ, SONRA SAVAŞA GÖTÜRDÜ.

TSK ÖNCE SÜNNET ETTİRDİ, SONRA SAVAŞA GÖTÜRDÜ.
22/07/2014 5:09 PM
2

TSK önce sünnet ettirdi sonra savaşa götürdü

Mesut Çevikalp’in kaleme aldığı Kızıl Cephe raflardaki yerini aldı. Kitapta TSK’nın cepheye gidecek Mehmetçikler için sünnet töreni düzenlediği ortaya çıktı

Gazeteci yazar Mesut Çevikalp‘in 5 yıl süren çalışmasının ardından yayınladığı Kızıl Cephe adlı eser Zaman Kitap’tan çıktı.

Çevikalp, kitabın hazırlık sürecinde resmi söylemle yetinmeyip savaşı, cepheyi ve sonrasını hayatta kalan son şahitlerden dinlemiş ve daha önce yayınlanmamış fotoğraflara kitabında yer vermiş.215 sayfalık küçük bir albümle son kitapta, ilk kez gün yüzüne çıkan 20 fotoğrafın her biri ayrı bir detaya dikkat çekiyor.

MERASİM DÜZENLENMİŞ

Mesela fotoğraflardan biri 1’inci Kore Türk Tugayı ile Kore’ye gidecek olan Mehmetçikler ’in sünnet törenini yansıtıyor. 20 yaşındaki gençler için sünnet merasimi de düzenlemiş TSK. Yine kitabın son kısmında verilen il il ayrıntılı şehit ve esir listeleri okuyucuya bir çırpıda memleketindeki Kore Gazileri hakkında bilgi sunuyor.

Ayrıca yine bu kitapla birlikte, Kore’ye giden Türk Tugaylarında bulunan gayrimüslim Mehmetçiklere de ışık tutuluyor. Çevikalp hayatta kalan Ermeni, Rum, Musevi gazilere mikrofon tutan ilk araştırmacı olmuş. İzmirli Musevi Refael Sasun, Ermeni Jan Andronikyan gibi birçok gayrimüslim gazinin sıra dışı anılarına yer veriyor.

Kısacası Kore savaşına dair birçok bilinmeyenin yer aldığı kitaptan bazı bölümleri sizler için derledik.

Yazarı: Mesut Çevikalp

Türü: İnceleme araştırma

Sayfa: 215 Baskı: 2014

Yayınevi: Zaman Kitap

SE­ÇİL­MİŞ BÖ­LÜM­LER…

Cephede bir Ermeni!

Vatan millet için Kore Savaşı’na katılan vatandaşlardan biri de Ermeni asıllı Onbaşı Jan Andronikyan’dır. 1’inci Kore Türk Tugayı ile cepheye giden kanlı Kunuri cephesinde esir düşer.

Tam 33 ay savaş kamplarında ağır şartlar altında yaşar. Kore Savaşı’na son veren Ateşkes Antlaşması (27 Temmuz 1953) ile özgürlüğe kavuşur. Askerlikten önce yaşadığı Ankara’ya geri döner. Onbaşı Andronikyan’ın adı kitapta uzun uzun anlatılan ‘Esir Olimpiyatları’nda da geçiyor.

Mao’nun dönemin Dünya Olimpiyatları’na cevap olarak kurguladığı Esir Olimpiyatları’nda Kore Savaşı’nda esir düşen milletler yarışıyordu. Onbaşı Andronikyan, Türkler ’in bulunduğu kampı temsilen futbol dalında yarışan esirler arasında yer alır. Hatta bazı maçların hakemliğini yapar.

Futbol kuralarını bilmesi, akıcı İngilizce tercih sebebi olur. Çevikalp İngilizce bilen Andronikyan’ın esir kampında tutulan 234 Türk askerinin adeta eli-ayağı olduğunu anlatıyor. (sf.126)

Kızıl Cephe ‘kan kardeşliğimizi’ hatırlatıyor

Kı­zıl Cep­he’ye tak­dim ya­zı­sı yaz­mak­la kal­ma­yıp, ya­za­rın iki ül­ke ilişkilerine da­ir so­ru­la­rı­nı ce­vap­la­yan Gü­ney Ko­re An­ka­ra Bü­yü­kel­çi­si Sang­kyu Le­e, ese­rin iki ül­ke ara­sın­da­ki dost­lu­ğa cid­di kat­kı sağ­la­ya­ca­ğı­nı vur­gu­lu­yor:

”Bu ki­tap ara­cı­lığıy­la Ko­re­li­ler 8 bin km uzak­tan ko­şa­rak Ko­re’nin ba­rış ve öz­gür­lü­ğü­nü ko­ru­yan Türker’e duy­du­ğu şük­ran bor­cu­nu bir kez da­ha ha­tır­la­yıp, ta­ze­le­ye­cek.

Türk­le­rin de geç­miş­te can­la­rı­nı hi­çe sa­ya­rak ko­ru­ma­la­rı sa­ye­sin­de ge­liş­miş olan bu­gün­kü Ko­re ile gu­rur du­yu­yor. Ko­re ve Ko­re hal­kı­na bes­le­dik­le­ri özel sev­gi­ye her za­man mu­ha­fa­za et­me­le­ri­ni, ‘Kan Kar­de­şi’ olan iki mil­le­tin dost­lu­ğu­nun ebediyete ka­dar sür­me­si­ni te­men­ni edi­yo­rum.” (sf.7)

60 yıl sonra Kore’den gelip ‘babasını’ bulan yetim

Gazi Astsubay Süleyman Dil birliği, cephe gerisinde ölmek üzereyken bulduğu küçük kızı Türk Tugayı’na götürüp sahiplenir. Ayla adını verdiği bu kıza bir yılda Türkçeyi öğrettir. Eve dönme vakti gelince de onu Tugay’da açılan yetimhaneye teslim eder.

Ayla, 60 yıl sonra manevi babasını bulmak üzere Türkiye’ye gelir. Güney Kore İstanbul Konsolosluğu üzerinden Süleyman Beyi bulur. Tam bir vuslat yaşanır.

Olay Güney Kore’de günlerce gündemde kalır. 2010’da Ankara’ya gelen Güney Kore Devlet Başkanı Myung-Bak Gazi Süleyman’ı Çankaya’da kabul edip, sergilediği büyük fedakârlıktan ötürü devlet nişanı takdim eder. (sf.57)

Koreli yetimleri Türk Üniversiteleri’nde okuttuk

Ga­zi Ast­su­bay Yu­suf Gü­nay­dın ak­ta­rı­yor: ”Tür­ki­ye ateş­kes sağ­lan­dık­tan son­ra Ko­re’de cep­he ge­ri­sin­de sa­hip çık­tı­ğı ye­tim­le­ri ka­der­le­ri­ne terk et­me­di. Ba­zı­la­rı tah­sil için Tür­ki­ye’ye ge­ti­ril­di. Hat­ta bir kıs­mı An­ka­ra Dil Ta­rih Coğ­raf­ya Fa­kül­te­si baş­ta ol­mak üze­re ka­li­te­li üni­ver­si­te­le­re burs­lu ola­rak yer­leş­ti­ril­di.

Bu öğ­ren­ci­ler­den ba­zı­la­rı ül­ke­le­ri­ne dön­dü­ğün­de çok iyi ma­kam­la­ra gel­di. Me­se­la Dip­lo­mat Sang-Ki Pa­ik bu öğ­ren­ci­ler­den bi­riy­di.” (sf.69)

Esir kampından kaçan tek Türk

Çinliler ’in esir kampından kaçan tek Türk Şevket Koçak, kaçarken yardım ettiği Amerikalı asker tarafından ABD’ye götürülmüş. Koçak ABD’de restoran açıp Demokratlardan siyasete atılmış, Jimmy Carter’ın oğluyla arkadaşlık kurmuş. İlerleyen yıllardaysa Amerika’daki Türk lobisinin önde gelenlerinden olmuş… (sf.122)

Kore’de sadece savaşmadık!

Ko­re Cep­he­si’nde ge­çen 13 ayın ar­dın­dan An­ka­ra’ya dö­nen 1’in­ci Türk Tu­ga­yı Ko­mu­ta­nı Tüm­ge­ne­ral Tah­sin Ya­zı­cı, mu­ha­le­fet­ten yük­se­len ‘Ko­re’de Meh­met­çi­ğin pi­si pi­si­ne öl­dü­ğü’ yö­nün­de­ki eleş­ti­ri­yi şöy­le ce­vap­lar: ”Meh­met­çik Ko­re’ye maz­lum Ko­re­li­le­rin can ve na­mu­su­nu ko­ru­mak üzere, aziz bir va­zi­fe için git­miş­tir.


Ay­rı­ca Meh­met­çik Ko­re’ye sa­de­ce sa­vaş­ma­ya da git­me­di! Bu­gün Su­won’da üze­rin­de bay­ra­ğı­mı­zın dai­mi ola­rak dal­ga­lan­dı­ğı bir ye­tim­ha­ne ve okul var­dır. Bu oku­lun is­mi de An­ka­ra Oku­lu’dur. Oku­lun 118 ta­le­be­si var­dır. Haf­ta­da iki sa­at bu­ra­da Türk­çe der­si ve­ri­lir. Öğ­ren­ci­ler şim­di­ye ka­dar 5 mar­şı­mı­zı ta­ma­mıy­la öğ­ren­miş­ler­dir.”  (sf.62)

Mehmetçiğin Kore’de itaat etmediği tek emir

Ga­zi Bin­ba­şı Na­zım Dün­dar Sa­yı­lan cep­he­de Meh­met­çi­ğe uy­gu­lat­ma­dı­ğı tek em­ri şöy­le an­la­tı­yor: ”As­ker­le­ri­mi­ze tes­lim olan, ya­ka­la­nan Çin ve Ku­zey Ko­re­li esir­le­ri sor­gu­la­ma­dan su, si­ga­ra ve ek­mek ve­ril­me­me­si­ni em­ret­tik.

An­cak as­ke­ri­miz eli­ni kal­dı­ra­rak ge­len düş­man as­ker­le­ri­ni ‘Vay hem­şe­rim hoş gel­din’ di­ye kar­şı­lı­yor­du. Sor­gu­dan ön­ce ek­mek, su, si­ga­ra ik­ram edi­yor­du. Ko­re cep­he­sin­de as­ke­ri­mi­zin ita­at et­me­di­ği tek emir buy­du.” (sf.97)

“Vatan millet için Kore’de savaşan gayrimüslim Mehmetçikler ’den olan Rum İlya Banago 60 yıldır kendi içinde cevabını vermediği o soruyu bize soruyor: Ölsem ben de şehit olur muydum?”(sf.25)

 

Ek Bilgi

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.