Dolar 32,4780
Euro 34,8908
Altın 2.405,77
BİST 10.391,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Cts 28°C
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 30°C
Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.

deb9f9efc56ef2a940bdf0d58ccaad5c

YORUMLAR

  1. İSMAİL TURAN dedi ki:

    Sayın Kaya,

    27 Mayıs 1960 tarihinden sonra başlayan içinde bulunduğumuz dönemi çok iyi anlatmışsınız.

    Milli Birlik Komitesini teşkil eden subaylar, önce Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanını tutuklayıp daha sonra başta Cumhurbaşkanı, Bakanlar ve milletvekillerini Harp Okulu öğrencileriyle tutuklayarak ihtilal yapmışlardır.

    1960 yılında Harp Okulu öğrencileri ihtilal sonrası kendilerini devletin asıl sahibi sanmaya başlamış daha sonraki öğrenciler de okuldaki eğitimleri sonucunda ağabeylerinin duygu ve düşüncelerine kapılmışlardır. O tarihte yurdumuzda okur- yazar oranı % 30 idi.

    Yıllar geçtikçe eğitim seviyesinin yükselmesiyle Harp Okulu eğitimi örnek alınarak özellikle fakültelerde yetişen gençler “biz olmasak hiç bir şey olmaz en önemli biziz” düşüncesine kapılıp kendilerini öne çıkarma yarışı başlamıştır.

    Bu ezberci eğitimin sonucu olarak da yüksek maddi yaşam özlemi başlamış, ticaret hayatındaki vatandaşlarımız büyük bir maddi doyumsuzluğa sahip olup mal mülk sahibi olarak zenginleşmişlerdir.

    Devlet hizmetinde çalışan meslek sahipleri de zenginleşen tüccarları görüp zenginlik özlemine kapılınca kendi aylıklarının çok düşük olduğunu ileri sürerek aslında subayların aylıklarını dile getirmek istemelerine rağmen çekindiklerinden ve “Bir Baş Çavuş bile…..” ile başlayan aylık örneklemeleri yapılmıştır.

    Bu “Bir baş Çavuş bile…..” yakınmaları Milli Savunma Bakanlığında özlük haklarıyla ilgili kanun tasarılarının hazırlıklarında dikkate alınarak astsubayların aylıklarının aşağıya çekilme süreci başlamıştır.

    Devletimizin kalkınmasındaki en önemli engel olan haksız ve çalışmadan kazanma ve maddiyat hırsının sona erip “Hukuk Devleti” varlığı için ezberci eğitimden vazgeçilip, “Devletin asıl sahibi biziz” düşüncesinden “Devletimizin sahibi millettir, benim de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak devletimize karşı sorumluluğum ve buna karşılık da haklarım var” düşüncesinin yerleşmesi gerekir.

    Bunu başardığımız takdirde milletimiz muasır medeniyet seviyesine ulaşmış bir hukuk devletine sahip olacaktır.

    Ben bunu başaracağımıza gönülden inanıyorum.

  2. atilla abaylı dedi ki:

    Sayın Kaya, bu yazınız ile son yıllarda sınıfımız ile tüm katmanlar arasındaki bu mücadelenin nefis bir anlatımı olmuş. Sevgili Turan beyin konuyu bir başka pencereden anlatımı çok güzeldi . İşin özünde ‘rütbe üstünlüğünü’ her alanda farklı yorumlayanların geçmişteki katılaşmış tek pencereden bakış hataları ve yeni dünyaya uyum sağlayamamaları değil midir ?