Orhan Kaya

Orhan Kaya

Timperialismoplumdan bahsedilince, toplumla ilgili olarak: “Toplumun hareket tarzı, yaşam şekli, davranış şekli, adetleri, inançları, adalet anlayışı, bilinç durumu, kurumları, örgütlenme durumu, iktisadi ve siyasi sistemlerinin yapısı ve bu sistemler içerisinde yaşayan bireyler…” akla geliyor…

Toplumun geneliyle ilgili, toplu yaşamı düzenleyen, düzeni sağlayan kurallar, kültür, toplumla birlikte, toplum hangi yöne gidiyorsa-götürülüyorsa, onlar da o yöne doğru değişerek yoluna devam etmekte… Topluma yerleşen ileri veya geri yöndeki her yeni değişim, meydana getirilmek istenen değişimi hızlandıran bir etki yapmakta…

Değişimin, toplumun bir önceki durumuna göre daha çağdaş yaşamı destekleyen bir “gelişme” olabileceği gibi; “geriye gidiş” şeklinde de olabileceği toplum bilimcilerce kabul edilmekte… Toplumdaki değişime dair söz konusu durumun gözle görünür bir gerçek olduğu, kimi ülkelerin bugünkü durumları ile geçmişi karşılaştırıldığında fark edilebilmekte… Yani, “hızla ilerleyen zaman ile birlikte, toplum da gelişme yolunda ilerliyor” diye bir şey söz konusu olamamakta… Keşke, zamanın ilerlemesine bağlı olarak “değişim” sürekli olarak “gelişim” yönünde ilerleyerek yoluna devam edebilseydi! İşte o zaman, kimse, Atatürk sayesinde kazanmış olduğu namusu olan oyunu inanç sömürüsüne, pakete, paraya değişmez; bugün oyunu satın alanın ilerde ona neler yapabileceğini tahmin edebilirdi…

"Toplumlar kendi yönlerini, kaderlerini kendileri çizer" denilse de, günümüzde bu durum göründüğü kadar kolay mı?

Özellikle de gelişmemiş, açlık seviyesinde bir gelir ile yaşatılan, üretimi düşük, sanayide, sağlıkta, güvenlikte dışa bağımlı tutulan, işsizlik oranının yüksek olduğu örgütsüz toplumlar üzerindeki yabancı etkiler, hissettirmeden toplumu yabancının çıkarları doğrultusunda değiştirmekte ve meydana getirilen değişimler basın ve yayın yolu ile topluma “ilerleme” olarak sunulabilmekte…

Bir toplumu kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirmeye çalışan dış etki sahibi ülke, değişimi sağlamak için; kendilerini geliştirmek üzere ülkelerine gelen gelişmemiş ülkenin devlet görevlilerini etkilemenin, yanlarına çekmeye çalışmanın yanı sıra; değişimi gerçekleştirecekleri toplumun hassasiyetliklerine göre meydana getirip tanınmasını sağlamış oldukları liderlerini en verimli olacakları konumda, şekilde bulundurarak onları değişim yönünde kullanabilmekteler…

Bugün, çalkantı halinde olan ülkelere baktığımızda ülke içinde etkili olanların dışında; sürgünde, acılar çektiği belirtilen ve duyguları istismar edebilen, toplumu uzaktan yönetebilen liderlere rast gelinmesi bir tesadüf müdür? Veya çok büyük maddi ve manevi zararlara sebep olmuş, insana acılar yaşatmış kişilerin hapisten örgüt yönetmeleri, pazarlık etmeleri normal bir şey midir?

Dış etkiler, gücünü, güçsüz, örgütsüz, bilinçsiz toplumlar üzerinde daha çok hissettirmekte!…
Soğuk savaş döneminde iki güçlü devletin, gelişmemiş ülkelere yapmış oldukları etkiler, toplumlar üzerinde değişik yaptırımları da beraberinde getirmiş… Türkiye, böyle bir durumda olmasaydı, yani, şayet, etki altında olmasaydı! ABD filosunun gelişini protesto eden gençlerini asar, cezalandırır mıydı? Ya da, bir başka açıdan bakarsak! Hak arayan muvazzaf askerlere, Atatürk’ün değil de “mao”nun askeri, denir miydi?
Örgütlenmenin önünde bin bir nifak tohumu…

Toplumun özüne sadık kalarak, değişimini gelişim yönünde devam ettirebilmesi için, toplum olarak kalabilmesi için, gerekli olan bilincin, birlikteliğin sağlanmış olması gerekli! Bunların sağlanamamış olması, aynı zamanda bilimde, eğitimde, sanayide, politikada, güvenlikte dış etkiye açık olmak, demek.

Hal böyleyken, eğer bir yerde, her şeye rağmen, yani bütün arzulara rağmen birlik ve beraberlik sağlanamıyorsa, temellerine bakılması gerekiyor! Beraber hareket etmeye engel olan “her türlü husus” belirlenerek açık yüreklilikle üstesinden gelinmesi, birlik ve beraberliği de beraberinde getirecektir…

Toplum örgütlenmesin diye etnik parçalara; meslek grupları örgütlenmesin diye çok değişik iç ayrışmalara tabi tutulabilmekte… Ve işin acı olmakla birlikte bir o kadar da ilginç, düşündürücü tarafı; birlik beraberlik diye feryat eden mazlumlar, mağdurlar, ezilenler, haksızlığa, değersizliğe uğrayanlar bir türlü anlaşıp da bir araya gelememekte… Bu nasıl bir tezattır?

Toplum olarak, meslek grupları olarak, bireyler olarak başta ulusal değerlere sahip çıkmak, kaderini elinde bulundurmak, hakkını, hukukunu korumak, onurlu, saygılı, saygın bir şekilde yaşamak için kararlılıkla örgütlenmek şart, derken 21.yy.dayız ve halen faydası belli olan bir konuda “örgütlenmeliyiz” diyoruz! Avrupa’daki örgütlenmelere dair yazılara, hikâyelere, olaylara bakınca, bu halimizle en az bir asır geriden gidiyoruz!…

Biz geriden giderken, toplumu ve dolayısıyla bulunulan coğrafyayı değiştirmek, şekillendirmek uğruna; elde edilen gücü korumak adına, Atatürk’ün en önemli prensipleri bile, el birliği ile alel acele, gece-gündüz demeden mesai harcanarak ayaklar altına alınabilmekte…

Bu durumda, toplumu birleştirecek, dış etkilere karşı bir yumruk gibi güçlü kılacak, bağımsız kılacak, ulusal kurtuluş savaşı ile elde edilen kazanımları sağlamlaştıracak, Türk toplumunu çağdaş hedeflere ulaştıracak, toplumun faydasına ilişkin Atatürk’ün gösterdiği hedeflere ulaşmak ana hedef olmalı.

Ve sonuçta,

Kurumsallaşmış, üye sayısı yüksek, güçlü örgütlerin olduğu bir ülkede; icabında dünya siyasetiyle bağlantılı olarak, etki eden ülke menfaatine olabilen yönetimsel dış etkiler azalacak, eskisi gibi yönetimsel sürprizlerle karşılaşılamayacak; kurumların başındakiler görevlerinin dışına çıkamayacak, kurumlarının çağa uygun hale gelmesiyle ilgilenecek, sipariş, danışıklı dövüş işlere girişilemeyecek ve böylece hak, hukuk öne çıkacak; siyaset kavga-gerginlik yeril olmaktan çıkıp topluma rehber, fikir, proje üretim ve uygulama yeri olabilecek…

Sözle anlaşılamamanın sonucunda insanın maddi ve manevi tüm varlığını ortaya koyarak meydana getirmiş olduğu, birlik ve beraberlik temelli, hedefi belli olan bir hareket, bir toplu davranış,  eylem…

İnsanlık tarihi eylemlerle dolu…

assubay-eylemleri.jpgSürekli olarak başkasına hükmetmek, onun üzerinden rahat yaşamak, ona göz açtırmamak, insanın baş etmekte zorlandığı belki de en berbat nefsi duygusu…

İnsan, insana hükmetmek, onun efendisi olmak ve öyle de kalmak için insana dair her olguyu kullanmış… Din yoluyla insanlara nüfuz edenler bir zamanlar kullandıkları ile pazarlıklardan hiç ama hiç hoşlanmamışlar… Madende, sanayide, tarımda çalışan işçi ağır iş koşullarına katlanmak zorundaydı, onlara göre… Fakat daha düne kadar köle gibi kullanılan insanlar efendileri ile pazarlık etmeyi öğrenmeye başlamaları ile birlikte dünyada eşitlik, adalet kavramları da hayat bulmaya başlıyor…

Yoksulluğu, haksızlığı  kaderi olarak görmüş ve o şekilde yaşamaya alış(tırıl)mış olan Türk halkı, işçi hareketleri, köylü, kentli, din adamı çatışması, kadın eylemleri gibi toplumsal hareketler olmadan pek çok haklara sahip olmuş,  Atatürk sayesinde… Ve Atatürk gibi zannetmiş O’ndan sonra gelen idarecileri…

Devlet, millet imkânlarını elinde bulunduranların daha fazla imkân, daha fazla güç elde etmek için çabaladığı bir dönemde ortaya çıkmış ezilen asker şahısların, asker eşlerinin, asker çocuklarının eylemleri…  Ve 1970 ve 1975 yılları içinde düzenlenmiş olan assubayın hak arama eylemler halk tarafından da desteklenmiş…

Eylemlere ilişkin yazı ve yorumlar:
1970 ve 1975 yılı assubay eylemlerine ilişkin olarak “Toplumsal Barış Dergisi”nde yer alan haberden kısa bölümler:

a) 1970 Baharında Askeri Personel Kanunu bazı maddelerinin Astsubaylar aleyhine uygulamaları hoşnutsuzluk yarattı. Birliklerde iş yavaşlatma eylemi sürdüren Astsubaylar, dışarıda da eşleri vasıtası ile gösteri ve yürüyüş düzenlediler.

Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Konya, İzmir gibi Astsubayların yoğun olduğu kentlerde ki gösterilerde polis ve astsubay eşleri sürtüşme içine girdiler. Ankara da ise caddelerde Astsubay eşleri ve çocuklar ile toplum polisi çatıştı. Polislerin kadınlara saldırısını kenardan izleyen bazı Astsubaylar da olaylara karşı tepki gösterdi. Daha sonra bu Astsubaylar tutuklandı. Hv. K. K.lığının Jet Üslerinde uçak makinistlerinin pasif direnişinden dolayı uçaklar havalanamaz olur. Bunu üzerine, tek parti özlemcisi ve dönemin Hv. K. Komutanı Orgeneral Muhsin Batur birliklere bir emir yayınlayarak; Astsubayların karıların arkasına saklanan Maonun askerleri gibi davranmakla itham eder. Olaylarda öncü gözüken 73 Uçak Makinist Astsubayı rütbe tenzili ile Kara ve Deniz Kuvvetlerine gönderilir. Personel kanununda geri adım atılır ve özlük hakları kısmen iade edilir...

b) 31 Aralık 1974 tarih ve 15105 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kararname ile 926 Sayılı TSK Personel kanunda değişiklik yaparak: Astsubayların rütbe tenziline giderek yan ödemelerini aşağı çeker ve Astsubayların menfaatlerini ihlal eder. Bu hak ihlali üzerine TSK’daki tüm Astsubaylar harekete geçerek, bu durumu protesto ederler. Birliklerde işleri yavaşlatırlar. Sivil giysili Astsubaylar ve Eşleri 18 Ocak 1975 günü Ankara Ulus ile İstanbul Taksimdeki Atatürk Heykelleri etrafında toplanarak yürürler. Polis ile kısmi sürtüşmeye girilir.

Diyarbakır’daki yürüyüşü bir Astsubayın lise öğretmeni olan eşi organize eder.

Bunun üzerine Astsubay; Korg. tarafından makamına çağrılarak eşine baskı yapmasını ister. Astsubay; "Komutanım, eşim benden tahsilli üniversite mezunu, sözüm geçmez" demesi üzerine, Komutan; "sen erkek değil misin?" diye sorar. O da, “Ben öylesi erkek değilim. Atatürkçü düşüncede kadın erkek eşittir.” Deyince, Komutan "Atın şu kılıbığı içeri !..". diyerek hapsettirir.

Ankara, İstanbul, İzmir, Gölcük, Gelibolu, Konya, Eskişehir, Balıkesir, Bandırma, Kayseri, Merzifon, Malatya, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Mersin, Adana, İskenderun, gibi bir çok il ve ilçede hızlı örgütlenmeye giden Astsubaylar Hak Arama Komiteleri oluşturarak harekete geçerler. Astsubay Komitelerinde her eğilimden insan vardır: AP li, CHPli, MHP li, MSPli, sosyalistler ve devrimciler gibi... Bu komitelerde hakların daha iyi takip edilmesi ve olaylarda tutuklanan Astsubaylara maddi destek sağlanması için de bir takip komitesi oluşturulur. 11 Ocak 1975 gün ve 9602 Sayılı Hürriyet Gazetesi birinci sayfasından 6 sütun olarak 'Astsubaylar Yan Ödemeyi Az Buldu' ana başlığı ile vererek ve Astsubayların bu olay nedeni ile harekete geçip Astsubaylar Birliğini kurduklarını manşetten verir. Bu asbaragas haber derhal yalanlanır...

1975 yılı  başlarında yoğun olarak Astsubayların ve Askeri Garnizonların bulunduğu kentlerde, Astsubay Eşleri ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yürüyüşleri ile geçer. Yürüyüşlere TEMAY ve EMAS adlı astsubay dernekleri bazı yerlerde öncülük eder. Mili Gazete; Astsubay hakları ile ilgili sayfalarında yer verir. Bu yürüyüş ve hak aramalara DİSK ve Dev-Genç gibi bazı Sivil Toplum Kuruluşları, Milletvekilleri, General ve Amiraller, Subaylarda destek verirler...

1975 Astsubay yürüyüşlerinden dolayı 5.000 civarında Astsubay hapis cezası ve rütbe tenzil cezası alırlar. Ceza infazları birliklerde işler aksamaması için vardiya usulü ile Astsubaylar Ceza evlerine konarak cezaları infaz edilir.

Bu yürüyüşler sonucunda özlük hakları ve yan ödemeler yeniden düzenlenir. Ama, 5802 Astsubay Kanununda iktisap edilmiş rütbeler 1323 sayılı yasa ile geri alındığından bir daha verilmez ve 926 Sayılı TSK Per. Kanununda da aynen uygulanır. Yasal haklar anti-demokratik olarak gerisin geri işletilerek Astsubaylarda alt rütbelerle tenziline gidilir...

İsmail ONARLI
Alıntı yapılan bu makale; Toplumsal Barış Dergisi, Yıl: 1, Sayı: 5, Eylül 2004, s.16-18’de yayınlanmıştır.
Abdullah İnaler tarafından kaleme alınan “14-15 Ocak 1975. Astsubayların 2 günlük mesai boykotu. Bandırma” başlıklı yazıda assubay eylemleri ele alınmış. Bandırma’daki eylemin yıldönümüne denk getirilmiş olan yazıdan bir bölüm şöyle:
Bugün 14 Ocak 2011, 36 yıl önce eşitsizliğe ve haksızlığa karşı Bandırmada 9. Ana Jet Üs K.lığındaki görevli 525 Hava ve Deniz astsubayının yaptığı 2 günlük mesaiye gitmeme eyleminin 36. yıldönümü.

1975 yılında da silahlı  kuvvet personelinin mali durumunu güçlendirmek için yan ödeme ve iş riski tazminatı yasa çıktı, 1970 personel kanununda olduğu gibi bu yasa düzenlemesinde astsubaylar aleyhine idi, komutanlıkça  astsubay hakları hiçe sayılmış, emek gücüyle, zor aşırı risk koşullarında, çalışan ordun bel kemiği assubaylar mağdur edilmiş, hakları çiğnenmiştir.

Cumhuriyet tarihinin astsubayların fiilen katıldığı haksızlığa ve eşitsizliğe karşı ilk direnişi böylece başlamış oldu. 1. ve 2. Hava Üs Taktik Komutanlığına bağlı üslerde çalışan hava astsubayları ve Bandırma 301. Dz. Hv. filosundaki Deniz astsubayları tarihin en büyük birlik ve beraberlik dayanışmasını sergileyerek 2 gün mesaiye gitmeyerek yapılan haksızlığı protesto ettiler.

Balıkesir, Eskişehir, Diyarbakır, Ankara, Merzifon, Malatya üslerinde çeşitli tarihlerde yapılan bu protesto eylemi 14-15 Ocak 1975 günlerinde de Bandırmada hava üssünde yapılmıştır.

O günün zor siyasi koşullarında çok güzel bir birlik ve dayanışma örneği gösteren, astsubay sınıfı ve hakları için mücadele eden astsubay arkadaşlarımızı saygıyla anar, bu anlamlı günü kutlar, onların birlik ve beraberlik dayanışma ruhu genç nesillere örnek olmasını dileriz.

14 Ocak 2011 / Abdullah İnaler

Eylemleri anlamlı  kılan, gelecek nesillere de bir mana ifade edecek olmasıdır. Günümüzde de assubaylara ilişkin olarak değişik yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Mesela son düzenleme ile bir assubayın nöbetten düşürülmesinin önüne altı yıl eklenmiş olundu. Bu bir hak kaybı olmasına rağmen kimselerin sesi çıkmadı… Düzenlemelerde subayın gözetilmeye devam etmekte olduğu da görülmekte… Kadrosuzluktan emeklilik hakkının öne çekilmesi buna bir misal…

 

Devlet, millet imkânlarının adilane bir şekilde kullanılması dileğimle…

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Baş öğretmenimiz ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi şahsında tüm öğretmenlerimizin ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN... Demokrasinin, adaletin, huzurun ve refahın hakim olduğu nice öğretmenler günü kutlamak dileklerimizle sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
Perşembe, 24 Kasım 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN KAHRAMANI VE LAİK, DEMOKRATİK CUMHURİYETİMİZİN KURUCUSU, EBEDİ ÖNDERİMİZ VE BAȘKOMUTANIMIZ BÜYÜK DEVRİMCİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü BEDENEN ARAMIZDAN AYRILIȘININ 84. YILINDA SAYGI, ÖZLEM VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ... RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN. 10 KASIM 1938 ! Bir devre damgasını vurmuş, dünyanın gidişatını değiştirmiş, yalnızca y...
Perşembe, 10 Kasım 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. Cumhuriyetimizin 99. Kuruluș Yıldönümü kutlu olsun. Laik Demokratik Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk, silah arkadașları ve devletimizin bekası uğrunda canlarını veren aziz șehitlerimize minnettarız, ıșıklar içinde uyusunlar. Gazilerimize de șükranlarımızı sunuyoruz...
Cumartesi, 29 Ekim 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ