EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

REALİTEMİZ BUDUR…….SAYGI- SEVGİ

 

Bir  arkadaşımız,

Yıllarını  Assubay ekmek ve adalet davasına adamış, sosyal medyada bu davanın ilk web sitesini açmış,birçok gazetede assubay hakları ile ilgili yazılar yazı dizileri hazırlamış, toplumu örgütleyip, doğru dava doğru adım anlayışını hakim kılmış, “ BİZ KİMİZ NE İSTİYORUZ “sloganını tüm Türkiyeye mesaj yapmış olan bir duayenimize,Sayın Ersen Gürpınara;

Kendi hakaretlerini unutup kendisine sözde hakaret gerekçesi ile savcılığa şikayette bulunmuş ….

Önce ayıp….

 

Sen daha kısa şortunla mahallende  yerlerde yuvarlanırken o insan,  kolu sırmalı Assubay idi ve bu toplumun davasını örgütlüyordu….

Sonra da izan, saygı, hürmet.


Sayın Ersen Gürpınarı bu toplum tanımıyor olsa,onun ismini ve ruhunu hissetmemiş, yaşamamış olsa neyse…

 

Bu değerli dava büyüğümüzden gelecek her uyarı, her azar, her kızgınlık emaresi bilinmeli ki,  bir yanlışa, bir ayıba, bir biata, bir kendini ve haddini bilmezliğe ve bir kara cehalete dairdir.

 

Bu isimden bir sözlü şiddet ve uyarı geldiğinde anlamalıyız ki bir yanlışın içindeyiz.

 

Böylesi değerli ve saygın bu insanı ancak ve ancak sistem yalakası ve kral aşığı olmuş kul zihniyetli cahiller mahkemeye verebilir.

 

Bu yüzden isim zikredip te bu şahsı buradan toplumun adalet mahkemesinde yargılatmayacağım. O  arkadaşımız kendini tanıyor.

 

Dava toplumu da yanlış yapanları iyi  tanıyor.

Dava adına kime  kulluk ve biat ettiklerini de biliyor.

 

Biat ettikleri kişinin de bunlardan beklentisi kalmadığında işi bitince de nasıl kapının dışına konulduklarını  da bu dava toplumu görüyor, yaşıyor.


Bir zamanlar her yere kucakta, birinci sınıf koltukta, ihtimamla taşınan bir çok değerli arkadaşımız şu anda savundukları yanlış insanın darbesi ve dışlaması ile yalnızlığı ve terk edilmişliği yaşıyor.

Bu türden davamıza hizmet iyi mi….?

Hayır…..

 

Çok kötü ve onursuzca bir muamele…

Asla  Assubaya yakışmayan,

Yapan kim…?

Sayın Ersen Gürpınar mı….?

Hayır,,,

 

Ona küfrettiren, onun gibi dava insanlarına saldırtıp azmettiren hep aynı şahıs.

Peki kim kimi mahkemeye vermeli.. derseniz….

 

Geldiğimiz noktada, izansızca harcanıp,onuru kırılmış tüm arkadaşlar, ben de başta olmak üzere şu anki Temad Genel Başkanını mahkemeye vermelidir aslında.

 

Bu değerli şerefli toplumu sokak dövüşçüleri gibi kullanmaya kalkıştığı için,

Büyüklerine,  hayasızca, saygısızca hakaret ve karalamalarda bulunduğu için,

 

Temad derneğini ve ruhunu;    bu aşağılama ve kin ile nefretle ayrıştırma hevesine alet edip kullandığı için..

 

İlk kez bu başkanın döneminde TEMAD' da  büyüğe olan küçüğün saygısının yok edildiği için,

 

İçimizde,   muhbirliğin, ajanlığın, birbirini mahkemelere verdirmenin, üyeleri bölmenin, ayrıştırmanın,ilk kez bu Başkan döneminde yaşatıldığı için;

 

İlk kez bir  genel merkezin, 17 milyonluk il başkanlığı şubesini kapattırmak için kendi derneğini mahkemeye vermenin, bunun içinde adliye koridorlarına yalancı tanık Assubaylar yollattığı için.

 

Toplumunun yarısını Fetöcülükle, muhalif fikir mensubu dava insanlarını hainlikle suçladığı, sayısız dava insanını ihracın, çatışmaların, küfürleşmelerin düşmanlıkların bu kadar ayyuka çıktığı için..

 

Bu sınıfın davasını ikbal ve maddi ranta tercih ettiği için….

 

Küçüklerin arsızlaşıp değerli büyüklerini mahkemelere verme cüretini teşvik ve cürum ettirdiği için…

Asıl bu toplum, bu Genel Başkanı mahkemeye vermeli.

 

Astsubay sınıfı özellikle son 4 yılında bu saygısızca yaklaşım ve kutuplaşmadan çok zarar gördü.

Çok fazla bir birine, büyüğüne, saygısız ,  ahlaksız,ifade ve terim kullanmada izansız hale geldi.

 

Herkes eşinin evladının resmini önüne koymalı ve vicdanı ile hesaplaşmalıdır.

Bizler neyin mücadelesi için yelkensiz küreklere asılmaktayız ki….

Neyin hesaplaşmasıdır mahkemelere taşınan….

Ayıptır,,,,

Arsızlıktır…

 

Büyüğünü ne olursa olsun mahkemeye veren asla Astsubay değildir.

Askeri mektepten ve o ruhtan çıkmamıştır.

Derhal, her küçük büyüğünden özür dilemelidir.


Bu dava yolunda benim de ne vatan hainliğim bırakılmıştır, ne de TEMAD'a düşmanlığım.

Oysa bu ruhu, bu ruhun birleştiği  Temadı yazılarında ULU ÇINAR AĞACI   yapan bendim.

Bu manzarayı ve rengi, Abidin Dinonun resmindeki gibi hayal eden de bendim.

Dostlarımı, kardeşlerimi, büyüklerimi, küçüklerimi yüreğime basan da ben.

Çok çabalayan da ben…

Ama  hain bir ihraçlı olan da ben dim.

 

Çünkü davaya biatlı oldum… reise değil…

 

Ne TEMAD'ın Ahmetine ne de sendikanın Ahmetine kul olmadım.

 

Biliyordum ki  O Genel Başkan benden altı yaş küçüktü ve saygım TEMAD'ın manevi tüzel makamına idi.


Büyüklerimize, onlar ne derse desin  mahkemelere taşıyacak, ihraç edecek kadar saygısı asla olmamalıyız da.

Assubaylığın  kendi içindeki görünmez rütbe ile makamı sadece büyüğüne sınırsız saygısıdır.

Dövse de yeridir… sövse de.

 

Oysa Sayın Ersen Gürpınar büyüğümüz çok medeni, seviyeli,  gerçekten kardeşlerine sevgili, muazzam bilgli, cesur, davaya ruhunu adamış örnek karakterli, mükemmel bir büyüğümüzdür.

O da bu karakterini gerçek Astsubay örneği olan en büyüğümüz olan  Sayın Mehmet Kayalı abimizden almıştır…

 

Bu böyledir.

 

Assubay ruhu budur.


Önce birbirimize , sonra davaya saygı duymalıyız.

Biz uygarca konuşamaz isek, dilsiz şeytanın terimlerini kullanıp küfür ve hakaretle diyalog arar isek, bu iş biter.

Bu ulu çınarın kökleri ile çatısı kendi algı ve otoritemizi korumak için var olmadı.

Kişisel ikbal ve nüfusumuzu hakim kılmak için de kurulmadı.

Kimsenin birbirini kollayıp savunma gibi bir hukuku da yoktur.

Kimsenin de karşısındakini şahsiyetsiz,onursuz  kılmaya  hakkı yoktur.

Bu toplum bu davanın tabanıdır.

 

Genel Merkez, Genel Başkan, il ve ilçe yönetimleri ile akli ve fikri donanımlı duayen kişiler de  davanın çatısı dır.


Bu dava da hem tabanda hem de en  çatıda; bu sınıfa karşı yıllarca adaletsizce güç birliği yapan devlet otoritesine ve monarşisine karşı savunulmaktadır.

Bizim aşağı düşmemizi engelleyen  kolon vazifesi gören de, on binlerce temad üyesi ile yüz bin çalışan kardeşimiz ve onurlu, mazlum aileleridir.

 

İçeride birbirine hasımlık, meselemiz yoktur. olmamalıdır da.

Ne var ki seçilen yönetimi akli ve realitel gerçeklerle uyarmak uyarırken çare ve reçete sunmak en doğal bir haktır. Demokrasinin en temel gereğidir.

 

Bunun adı muhaliflik değil; yapıcı ve uyarıcı hizmettir.

 

Kimse yaptığından veya sorguladığından dolayı kimseden bir paye ve ya ceza almamalıdır.

Otuz  bin insanın abdi ipekçide buluştuğu günkü  muazzam birliktelik, yeniden tesis edilmelidir.

Kasım ayındaki olağan genel kurula tüm büyüklerimiz, tüm ihraçlılarımız, tüm kavgalılarımız davet edilmelidir.

 

TEMAD tarihinde tüm ülkeye örnek olacak ilk barış ve kardeşlik ile birlik ve dirlik kurultayını muazzam bir coşku içinde yapmalıdır.

 

Çağrım  önce küçüklere ,büyüklerine saygı adınadır…

 

Dava büyüklerini ,mahkemeye vermek kadar daha ekmek yemişliğiniz de yoktur, bu davaya katkı ile hizmetinizde…

Niyetinizi cehalete ve küçüklüğe yoruyorum.

Siz önce etek öpmeyi değil, el öpmeyi , haddinizi, boyunuzu, ölçünüzü  bilin…..

Büyükler zaten gereğini yapacaktır.

 

Saygımla

 ADNAN FUAT ÖZDEMİR


21 Nisan  2017 Cuma Saat 14.00’da Ankara Tandoğan Orduevinde Emekli Astsubaylar Bilgilendirme ve İstişare Toplantı gerçekleştirildi.Yapılan toplantıya Ankaradan ve il dışından bir çok emekli astsubay meslektaşımız katılmıştır.

Bu toplandıda TEMAD Gn.Başkanlığına adaylığını açıklayan Sn.Yüksel Binici toplantıda özetle:

 “Öncelikle Astsubayların çalışırken ve emekli olduktan sonra karşılaştıkları sıkıntılara çözüm oluşturmak maksadı ile düzenlemiş olduğumuz istişare toplantısına hoş geldiniz 
Yıllarca çok zor koşullarda görev yapan, vatanı uğruna canını feda eden, binlerce şehidi ve gazisi olan meslek gurubumuzun sorunlarının çözülmesi konusunda ne kadar çalışsak azdır.
Bizler Vatanın her karış toprağını canından çok kıymetli bilip yıllarca her türlü zorluklara, içte ve dışta oluşan tehditlere ve terör örgütleri ile mücadelede göğsünü siper etmiş meslek mensuplarıyız. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Karada, Havada, Denizde her alanda gelişmesini sağlayan ana unsurlarız.
Emekli Astsubaylar, çalışırken olduğu gibi emekliliklerinde de, gerek sivil toplum kuruluşlarında gerek siyasette ve kamusal alanlarda topluma faydalı işler yapmaya devam etmekteyiz.
2006 yılından bu güne yaklaşık 12 yıldır bu mücadelenin içerisindeyim. Fikir birliği ve kitlesel gücümüzü oluşturarak, uyumlu ve uzlaşmacı yaklaşımlarla sorunlarımızın çözüleceği kanaatindeyim. Bu nedenle bilgilendirme ve istişare toplantısını düzenledik.
Aramızda yıllardır bu mücadelenin içerisinde çok büyük emekler vermiş tecrübeli abilerimiz ve meslektaşlarımız var. Karşılıklı soru ve cevaplarla toplantımızı sürdüreceğiz. ” dedi.

Toplantıya katılan meslektaşlarımızla mesleğimizin geleceği ve sorunlarımızın çözümü konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

NOT.  01 Mayıs 2017  tarihinde yapılacak olan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Merkez Delege Seçimine yeni ve güçlü delege kadrosu ile girecektir.

01 Mayıs 2017 Pazartesi günü saat 12:00 de Ankara Alba Otel toplantı salonunda Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Merkez Delege Seçimi yapılacaktır. Çoğunluk sağlanamadığı takdirde 2 nci toplantı 7 Mayıs 2017 Pazar günü saat 12:00 de aynı yerde aynı gündemle toplanacaktır.

Meslektaşlarımıza duyurulur.Katılımlarınızı bekliyoruz.

ADRES:Alba Otel Yüksel Cad.No:19 KIZILAY/ANKARA



ORADA KİMSE VAR MI….

 

Ben;

 

kurulmuş olan bir asker sendikasının yönetim kurulunda görev almam bahane edilerek TEMAD'dan yasa dışı şekilde ihraç edilmem sebebiyle derneğin genel merkez yönetim kurulunda seçimle görev almam, aktif katkıda,kurullarında çalışmam fiilen mümkün olmamaktadır.

 

Bu durum beni ziyadesi ile rahatsız etmekle birlikte Assubay davasına verilecek olan katkının dışarıdan da bıkmadan azimle yapılacağına olan inancım tam dır.

 

Bu yüzden;

yıllardır yaptığım şekli ile tüm fikirsel çare ve çözüm önermelerimi makale yazılarımla assubay sosyal sayfa ve sitelerinde yayımlayarak bu davaya katkı sunmak benim en büyük hırs ve inancım olmuştur.  Bu bana şimdilik yeter.

 

Her ne kadar yazıp çizsem de sosyal sayfalardan oldukça uzak, internet dostluğu olmayan, ulaşamadığım veya takip edilmediğim çok sayıda insanlarımız mevcut.


2011 yılından bu yana sürekli yazıyorum. Assubay meselesini canlı ve diri tutmaya çalışıyorum.

 


Değerli Assubay Dostları…..

 

Buradan temadın delegelerine bir çağrıda bulunmak istiyorum.

 

2011 yılında değerli dava arkadaşım Sayın Hamdi ÖYKE ile tanıştım. meselelerimizi konuşurken ikimizin de çok önemsediği bir özel ortak ayrıntımız ve kıymetlimiz  olduğunu fark ettik.

 

4 YILLIK ASSUBAY FAKÜLTESİ.


Bu mesele o tarihte  ortaya atıldı ve 6 yıl sonunda nihayet toplumumuzca, kabul gördü. Ne acı ki bu başkan hala göremedi.

 

Değerli dava dostlarım;

 

Çalışanların üzerinden Assubay emeklilerinin insani bir kimliğe kavuşabileceği tek çare ile tek ilaç 4 yıllık Assubay fakültesi kanunudur.

 

6.5  yıl boyunca sadece bu konuda tam 300 kalem makale ve yazı yazdım; Yazmaya da devam edeceğim.

 

Temadın kasım ayında olağan genel kurulu var.

 

Buraya her 3 yılda bir en az üç ve daha fazla sayıda başkan adayı arkadaşımız , kurdukları ekipleri ve hazırladıkları proğramlarla gelirler.

 

Meselelerimizle hiç alakalı olmayan, gündemi takip etmeyen, dava stratejisi ve algısı ile ruhu olmayan laf olsun torba dolsun diyerek seçilen malum delegelerimizce ,

 

O günün Ankara genel merkez ikram ve izzetine tav olup olmamak aralığındaki haleti ruhiyetleri ile içlerinden bir guruptakiler seçilirler.

 

kim ne kadar hazırlıklı, kim daha iradeli, kim daha iyi ekip ve kadrolu, kim assubay inançlı, kim adam gibi cesur ve donanımlı.....

 

Hiç bakmadan, kriter koymadan, yeni yönetim kurulu seçerler.....

 

Buradan;

 

O bir günlüğüne kendisini sultan süleyman sanan delege arkadaşlarımıza birazda hiddet ve öfke içinde sesleniyorum:


*  Vizyonumuzun ne olması gerektiğini bilin 

*  Ülkenin ve tsk nın bu gün oturtulduğu statüyü ve koşulları analizleyin.

*  Bu toplumun onurunun itibari iadesinin ışığı ile tünelin ucundaki karşı ışığı nerededir okuyup öğrenin.

* Bir gün önce masada okey çevirip ertesi sabah ankaraya gitmeyin.

Aday ekiplerin çalışmalarını, proğramlarını takip edin, şehrinize geldiklerinde siz kamplara, sayfiyelere kaçmayın.

   Bu dava uzun eşek oyunu değildir,

  Atların tepiştiği memlekette eşek olup ezilmenin de artık yeri zamanı değildir.


Diyeceksiniz ki, bu ne cüret, bu ne azamet... sen kimsin ki....

 

Ben 90 bin çalışan ile 140 bin emeklinin isyan etmiş haleti ruhuyum.

 

Bu yazıyı da şimdi o 230 bin nefes yazıyor.

 

Sizin yüzünüzden aynı basiretsiz başkan ve ekibi 3 yılımızı daha yemedi mi...

 

Sizin yüzünüzden o üç yılda tam 500 arkadaşımız daha bu dünyada görmediği ışıklı aleme öbür alemde kavuşmak umudu ile göçüp gitmedi mi....

 

Sizin yani delegenin donanımsızlığı,öngörüsüzlüğü,iradesizliği yüzünden.......

 

TEMAD ;

 

Bu gün arsa alıp satıyor, zeytin depoluyor, 800 bin liraya daire pazarlıyor.

 

Sizin yüzünüzden.

 

 

O yüzden bana hem sövün....

 

Hem de yazdığımı artık anlayın.

 

Her kim ki, hangi ekip ve gurup 4 yıllık assubay fakültesi kanununu meselenin en başına oturtup tüm ağırlığını ve kavgasını buna ayırmıştır.....

 

O ekibi lütfedip seçin.

 

Ciddi hazırlanan ekibi seçin.

 

Delegeliği yapacaksanız da Sayın Fahrettin Bağrı yı örnek alın.

 

Anlamanız, öğrenmeniz gereken her şeyi sayfasına girip ondan alın, öğrenin.

 

Gelin benden de ibretlik Anayasa mahkemesi 137/c utanç kararının nüshasını ,orjinalinden alın. Okuyun.

 

Bu toplumun neden mübarek ve mazlum olduğunu anlayın.

 

Neden Adanan fuat ÖZDEMİR in tam 300 kere ÖMER ADALETİ diye yazdığını düşünün.

 

Nasıl güçlü bir genel merkez ekibi seçmemiz gerektiğini kavrayın.

 

Otele, izzete, ikrama, salona, suite aldanmayın.

 

Bakarken, seçerken,…..

 

Karşınıza dikilen o insanların yüreklerine, gözlerindeki öfkeye, kahıra  bakıp seçin,

 

Şımarmış, toplumun tepesine çıkmış gururlarına, bencil tavırlarına  bakarak değil….

 

 

Denenmişi de bir daha zinhar denemeyin.

 

Kanı öyle bir değiştirin ki damardan fışkırsın aksın.....

 

 

O gün kendi kişiliğinizi atın, assubay iradesini ruh yapın.

 

Dün yazdım.

 

Assubayın oksijeni tam 3 yıl önce Abdi İpekçide bitti.

 

 

 3 Yıldır karbon soluyan kararmış bir toplum olduk.

Zinciri önce siz kırın.

Saygımla

Adnan Fuat ÖZDEMİR


Değerli Meslektaşlarım;

6 Nisan’da Ankara’da TEMAD Genel Başkan adayımız Sayın Hamza Dürgen başkanlığında çalışma grubu arkadaşlarımızın katılımlarıyla “Seçim Koordinasyon toplantısı” icra edildi.

11 Şubat’daki toplantıyı da dikkate alırsak, kısa sürede iki toplantı gerçekleştirilmiştir.


Bu da ekip çalışmasına verilen önemi yansıtmaktadır. Zira, göreve talip olunduğunda, eleştirilen konuların tekrar edilmemesi,  zedelenen ilişkilerin yeniden tesisi, beklentilerin gerçekleştirilebilmesi ve camianın kucaklanması ana temayı oluşturmaktadır.

Bu da ancak,  bilgi, birikim ve deneyime sahip, konusunda uzmanlaşmış bir kadronun, uyum içinde, koordineli olarak, özveriyle ve profesyonelce çalışabilmesiyle mümkün olabilir.


Bu toplantılara katılan arkadaşlarımız, kendi çalışma hayatlarından zaman ayırarak, hatta Ankara dışından gelerek, camiasına katkı sağlayabilmek için çalışan, emek harcayan, her birini tanımaktan onur ve gurur duyduğum özverili meslektaşlarımızdır.


İcra edilen toplantıların, camiamıza yakışır mekânda ve şekilde yapılması konuya ne kadar önem verildiğinin, ciddi ve ilkeli bir çalışmanın içinde olunduğunun göstergesidir.


Yukarıda arz ve izaha çalıştığım üzere, düşünce ve yapılanlar itibariyle, amacım, kısmet olur göreve gelinirse, nasıl bir çalışma yapılacağı konusunda sizlere fikir verebilmektir.


Tüm meslektaşlarımı muhabbet, sevgi ve saygıyla selamlıyor, emeklilerimize sağlıklar, muvazzaf kardeşlerimize görevlerinde başarı ve kolaylıklar diliyorum.Saygılarımla 


Vecihi ÜNALDILAR 

E.Hv.Kd.Bşçvş.



 

Artık sivil toplum kuruluşları ile tanışmalı, kaynaşmalı, onlardan mücadeleyi ve dik durmayı öğrenmeliyiz, onlarla ortak fikir ve eylem birliği yapmalıyız.

 

Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerinden yana taraf olmalı bunu her seferinde yüksek sesle göstermeliyiz.

 

Assubay mesleğinin tüm sorunlarını kısa ve orta vadeye yaymalıyız.

 

KISA VADE İÇİN ;

 

Emekli Assubayların  yoksulluk altı nerede ise açlık sınırına dayanan utanç emekli aylıklarının en azından emekli Subayın % 85 i düzeyine getirtebilmek adına acil ve elzem olan  çalışan MYO mezunu Assubayın göreve başlama derecesi olan 9/1'in  görev sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayan memurların başlanğıç derecesi olan   9/2'ye yükseltilmesi,

 

Çalışan Assubaylara da  çalışan Subayların aldığı 6 kalem tazminat kaleminden adil hakkı OLAN GÖREV, MAKAM VE KOMUTANLIK TAZMİNATLARININ olsun verilebilmesi.

 

Bunun emekliliğe de aynen subay emeklisine yansıtıldığı şekli ile yansıtılması.

 

Sicil ve terfi yönetmeliğinin terfi tarihi olan 30 Ağustos'tan temizlenmesi.Alınan ceza süresi kadar süre sonra terfi sisteminin getirilmesi.

 

Bu anlamda da bir defaya mahsus geçmişe yönelik olarak  nasıp kayıplılarına  sicil affı  getirtilmesi, emsallerinin maaş tablosuna yükseltilmesi.

 

4 Yıllık Assubay fakülte yasasının YÖK tarafından tavsiyesi ve talimatı ile kanunlaştırılmasının , Assubay sınıfının 926'da yeniden tanımlandırılması , Komutanlık yetki ve insiyatifi ile TMK. larda yeniden tahsis edilmesi .

 

TSK'nın lojistik, teknik ve idari K.lık kadrolarının bu sınıfa ASUBAY adı altında yeniden  baştan sona reorganizasyonu.

 

( Bu tanı ve teşhis bu davanın en önemli parçasıdır.)

 

Konularını oturtmalıyız.

 

ORTA VADEDE İSE,

 

Çalışanların disiplin ve personel yasasındaki hukuksuzluğunun son bulması adına,

özellikle de dünyada hızla gelişen teknolojilere uyumlu paralellikte görev, sorumluluk, yetki ve insiyatif paylaşımlarının  astların lehine düzenlenmesi.

 

Astsubay sınıfının yeni yapı içinde mesleki standartlarının ve kariyerinin yükseltilmesi,

 

Oyak  sisteminin lağv edilmesi,

 

Sosyal ve ailevi yaşamsal ayırımcılıkların bitirilmesi.

 

Statülerin çağdaş bir şekilde yenilenmesi,

 

Assubayların çekirdek lider statüleri sebebiyle Bilgi ve öğrenim teknolojilerinin gelişimi,

 

Bunlar da orta vadeli kalite ve yeniden değerleme hedefleridir.

 

Bu anlamda ;

Astsubay toplumunun ekmek ve adalet davasında her kimler yeni yönetimi devralacak ise,

İlk adım olarak  bu davanın bir yol haritası çizilmeli, ajandası çıkarılmalı, eylemsel  taktik planı yapılmalıdır.

 

Genel merkez teşkilat yapısını sil baştan yenilemeli, şube ve teşkilatları sendikal bir yapıda örgütlemeli, üyelere sınıf mücadelesi ile ilgili eğitimsel  çalışmalar ve seminerler  verilmeli, davadaki hedeflerimiz, vizyon ve misyonumuz, yapılması,  uyulması gereken kurallar , katılım , kitlesel birlikteliğimiz ve davranış metodumuz öğretilmelidir.

 

Assubayların her bir emeklisine hedeflerimiz olan kırmızı kitapçık yapılıp dağıtılmalıdır. İçinde soru ve yanıt şeklinde tüm davamız anlatılmalıdır.

 

Üye katılımları için şubeler bazında evlere ya mektupla veya, e- posta yolu ile, olmadı  ziller çalınarak ulaşılmalı,   davanın önemi ve katılımın kutsallığı  anlatılmalıdır.

 

Mobil üyelik sistemine geçilmeli,  aynı aileden ikinci üyeye % 50'ye varan indirim uygulanmalıdır.

 

İl başkanlıklarına kendi bölgelerinde genel merkez ile koordineli bağımsız lokal eylem, basın açıklaması, bildiri dağıtma, tanıtım broşürleri basma ve dağıtma, yerel yönetimlerle ortak çalışma, stk.lar ile eylem yapma, sosyal etkinlik düzenleme tarzı aktivizm olanakları sağlanmalıdır.

 

Genel merkezin basın yayın ile ilişkilerini güçlendirecek, sosyal tabanını sürekli bilgilendirecek, kamuoyunu tüm faaliyetleri ile çalışmaları ve hedefleri konusunda sürekli ve rutin aralıklı olarak aydınlatacak bir enformasyon basın bilgi masası kurulmalıdır.

 

 

“ ASSUBAYLARIN SESİ “ isimli bir internet web sayfası kurulup tüm Assubayların, üye, emekli, çalışan ayırımı yapmadan herkesin bu sitede paylaşımı, katılımı, bilgi alış verişi  yapabilmesi sağlanmalıdır.

 

Özellikle Genel Merkez yapılanması içinde  şube başkanlıkları ve teşkilatlar ile birlikte alınacak her tür karar ve eylemi konuşup, tartışıp, fikir bazında olgunlaştırıp, istişare edip ortak onaya müteakip devreye sokacak bir DANIŞMA KURULU  oluşturulmalıdır.

 

Bu kurul,

Genel merkez yönetimine sürekli denetim ve gözetim ile yordam ve yol gösterecek en az 10 ila 12 kişilik eski başkanlardan, yaşça ve tecrübece davaya vakıf insanlardan oluşturulmalıdır. Bu kurul ilk büyük olağan genel kurulda delegelerce ismen tespitle seçilerek kurulmalıdır.

Kurul yılda  iki kez genel merkezde ağırlanmalı, yol haritası ve stratejilerle ilgili rapor hazırlatılmalı, bir anlamda genel merkezin eylem ve strateji ile çalışmalarını bu kurulca denetlenmelidir. Tüm  genel konularda görüş ve fikirlerine başvurulmalıdır.

 

İçimizde oto kontrol ve ahenkli sistemi bu büyüklerle sağlatmalıyız. Her yönetimi her an hesap verebilir  yapmalıyız.

 

Anayasa çalışmalarından başlanarak bunun devamındaki kanunların, yönetmeliklerin, tüzük ve talimatların TSK ile ilgili tüm yansımalarına bilgi, donanım ve yasal teklifle müdahil olabilmek adına ;

 

Assubay fakülte kanununa ,926 sayılı askeri personel kanununa,özlük ve mali kanunlara, hukuksal mevzuatlara,  profesyonel ordu çalışmasına;   ilgili üniversitelerden akademisyenlere , ücret karşılığı görüş , teklif hazırlatmalı; anayasal boyutta ve hukuki anlamda raporlar düzenletmeli, teknik ve mali uzmanlardan en doğru ve yasal  çözümleri, teklif maddeleri halinde dosyalar  üreterek direkt hükümete veya siyasi muhataplıklara  verebilmeliyiz.

 

Yine bu anlamda; sivil ve profesyonel danışmanlar ile çalışmalı, ünlü ve isim yapmış mali, hukuki, sosyal, siyasal akademisyenlerden ve hocalardan danışman ekipleri kurmalıyız.

 

Bu anlamda ; Oyak, 4 yıllık fakülte yasası, başlangıç dereceleri, tazminatlar, mesleki ayırımlar,  nasıp ve siciller, subaylığa geçiş, sosyal haklar, 70-75 mağdurları, malul emekli hakları,  görev ve hizmetle ilgili statüler, Askeri  disiplin kanunu, personel yasası, yeni Astsubay komutanlık tanımı, emeklilik, gibi bir çok konuda insan haklarına ve anayasanın eşitlik ile ilgili 12. Maddesi uyarınca  emsal mağduriyet ve hak gaspı davalarını  güçlü biçimde açabilmeliyiz.

 

Kamuoyuna, Assubay hak ve ekmek davasını insani ve hukuksal anlamda  anlatabilmeliyiz.

 

TEMAD'ın en azından  haftalık basın bültenini,  “ASSUBAYIN SESİ “ GAZETESİNİ    İstanbul,  Ankara ve İzmir'de çıkarabilmeliyiz.

 

Delegenin üyeyi temsil oranını 50 üyeden 25 üyeye düşürmeliyiz.

 

Genel merkez olağan veya olağanüstü genel kurullarını  en az 5 bin kişilik kapalı spor salonunda yapmalıyız. delege bölümleri ile seyirci bölümleri, basın bölümleri, misafir ve delegasyon bölümleri, divan ve kurul bölümleri ayrıştırılmış şeffaf , katılımcı demokratik seçimler yapmalıyız.

 

Blok ve çarşaf listeli seçim sistemini kaldırmalıyız. Tüm üye adayların genel kurul salonunda  ferden müracaatla adaylığını koyabilmesinin önünü demokrasi ve şeffaflık adına  açmalıyız.

Gönüllülük esasına göre  en çok oyu alan ilk 11 kişiyi  asil ; diğer 11 kişiyi ise yedek  yönetim kurulu olarak seçmeliyiz.

 

Liyakat sistemine asıl biz sahip çıkmalıyız. Toplumun takdir ettiği teveccüh ettiği ekibi görevle seçmeliyiz.

 

Seçilen ekibin de kendi içinde kapalı oylama ile bir başkan seçmesini sağlamalıyız.

 

Böylece yetişmiş, bilgili, donanımlı, istekli tüm herkesin tek bir listeden bir araya gelip VOLTRAN TEMAD'ı oluşturmasını sağlamalıyız.

Temsilde adaleti önce kendi içimizde kurmalıyız ki, yarım asırlık köleliğimize  neden baş kaldırdığımız artık bilinsin ve görülsün.

 

Bu şekilde de yine tek bir ortak listeden denetim ve disiplin kurullarını seçmeliyiz.  Denetimi,  maliyeci yönü güçlü insanlarımıza, Disiplini de hukuk mevzuat bilgisi güçlü insanlara tevcih edebilmeliyiz.

 

Disiplin ve denetleme kurullarını çakma listeleri hazırlayan gurupların ve ekiplerin emrinde, talimatında, biatında olmaktan kurtarmalıyız.

 

Bu kurulların anayasal olarak Yönetim Kurullarının üst organları olduğunu artık sivil akılla öğrenmeliyiz.

 

Çankırı'daki  emeklinin İzmir'den,    Adana'daki  emeklinin ise Ankara genel merkezden üye olmasının tüzükte önünü kesmeliyiz.

 

Herkesin  mernis sistemine tabi olarak nüfus müdürlük kayıtlarındaki  ikameti gereğince kendisine en yakın  Temad şubesine üye olmasını ; canı her isteyenin Genel merkeze üye olmasının da önünü kesmeliyiz.

 

Genel merkezin de bu anlamda üst yönetim organı olması sıfatı ile üye kaydı ve delege bulundurma yetkisini acilen  kaldırmalıyız.

( Genel merkez aynı zamanda Ankara'da il başkanlığı sıfatını da taşımamalıdır, orası en üst idari organdır.)


Yasal mevzuatı ve uluslar arası hukuki dayanağı olmayan “Dünya Assubaylar günü “ etkinliğini tüzükten ve proğramdan kaldırmalıyız.   Buraya harcanan gereksiz milyarlarca lira ile davaya dair günlük gazete, aylık dava dergisi ve bülteni, reklam, tanıtım, konferans, toplantı, panel, basın faaliyetleri yürütmeliyiz.

 

Çalışan Assubayların ve emeklilerinin sorunlarını anlatan ilgili reklam afişleri yaptırılıp bilboardlara ve gazetelere ilan ve görsel talep olarak  vermeli halka ulaşmalı, parayı  Assubayın tanıtımına değil, sorunlarının ve sıkıntılarının  tanıtımına  harcamalıyız.

 

Genel merkeze ait bir kapalı fotofilm ,kamera sistemi ve yayın ile ses düzenekleri taşıyan bir amfibik kapalı büyük ve modern bir van aracına sahip olmalıyız.

 

Büyük şehirlerde ve illerde her ay sıralı olarak Assubayların hak ve ekmek davasını anlatan sivil panel, konferans, toplantı türü etkinlikler düzenlemeli , özellikle sanatçılar, medya , iş dünyasının patronları, yazarlar,siyasi kurumlar, iş adamları, sendika, tabip ve mühendis odaları gibi STK. lar ile özellikle belediyeler, siyasi partiler, eğitim kurumları ve üniversiteleri  davet etmeliyiz.

 

Her talebimizin temelinde  mutlaka insan hak ve eşitliğine vurgu yapmalı, haklarımızın hukuki dayanağının kaynağını,  anayasadan ve uluslar arası insan hakları sözleşmeleri ile yasalardan almalıyız.

 

Her adaletsizliğin tescili ve belgesi için masrafa hiç bakmadan en tanınmış, deneyimli avukatlar tutulmak pahasına dahi yargıda dava açmalı, her kavgamızın yolu ve gidişini  yargı ve  hukuk üzerinden sürdürmeliyiz.

 

ASSUBAY TOPLUMUNUN YETİŞMİŞ, AKLİ, VE FİKRİ DAVA İNSANLARI VE DUAYENLERİNDEN DAİMA İSTİFADE ETMELİYİZ.

 

İl ve ilçe başkanlıklarını  daima onore etmeli, onların yönetime mutlaka  katkısı sağlamalıyız.

 

Teşkilatları  genel merkeze yakın çalışma içinde tutmalı, sürekli görüş ve tekliflerini alarak   sürekli çalışmaları ve çözüme dair katkı üretmelerini  sağlamalıyız.


Anadoludaki özellikle küçük illerdeki  Temad şubelerini  genel merkez tarafından maddi yardımla mutlaka desteklemeliyiz.


TEMAD'ın akli yapısını  derinlikli hale getirmeli, sığ mevcutlarla iş yapma ve ben merkezli yöneticilik anlayışından vazgeçmeliyiz.

 

Genel merkez kadrosunu  tam donanımlı, güçlü, bilgili, iş bitirici, bir ekip ve kadro haline dönüştürmeli,  en donanımlı insanları  bu binada çalıştırmalıyız.

 

Bir daha asla ihraç diye bir yol ve yönteme  başvurmamak üzere kesin ihraçlar maddesini tüzükten çıkarıp tüm ihraçlı kahramanları alkışlarla derneğe geri çağırmalıyız.

 

ÇÜNKÜ ASSUBAY EMEKLİLERİNİN İÇİNDE ASLA HAİN VE ŞEREFSİZ İNSAN   OLMAMIŞTIR. 

 

Toplumumuza karşı vicdan ve insan duygusu taşımayan hiç kimse genel merkezde çalışmamalıdır. 

 

TEMAD'ı ve davayı zaafa uğratacak, onurunu ve ikbalini sarsacak hiç kimseye ve girişime asla müsaade edilmemelidir.

 

Bu anlamda genel merkezimiz teşkilatları ile sürekli diyalog içinde olmalı ve davaya destek ve şevk verici tutumda olmayan, çalışmayan, günlük lokal çay işletmeciliği anlayışı yürüten tüm yönetimleri derhal görevinden almalıdır.

 

TEMAD tüzüğünde bulunmasa da fiiliyatta bu dernek tam bir sendikal yapı ve çalışma içinde görev yürütmelidir,üyeler dava insanları haline getirilmelidir.

 

TEMAD'ın kurumsal yapısı sivilleşmelidir. Asker algısı ve bakışı ile mali ve hukuki meseleleri çözmek adına bir misyon asla yürütülmemelidir.  STK. larla bu anlamda sendikal bir akılla ve bakışla ilişkiye girilmelidir.

 

Türkiye'nin Cumhuriyet hassasiyetleri şiddetle savunulmalıdır.

 

Mustafa Kemal ATATÜRK ve NUTUK bu derneğin şah damarı olmalıdır.

 

Mart 2014 Abdi İpekçi  büyük dayanışması ve birlikteliğinin sağladığı koz iyi kullanılmalı, asla taviz verilmemeli, talepler acil öncelikleri ve ekonomik sıkıntıyı kapsamalı; kısa vadede emeklinin açlık ve yoksulluk sınırındaki yaşam utancı ile; çalışanın 4 yıllık fakülte kaynak ve istihdamı ve hukuksal problemleri olmazsa olmaz ön şart olmalıdır.

 

Genel merkez politikamız en kısa süre içinde bu yönde yeni bir algıya , değişime ve dönüşüme uğramalıdır.

 

Saygımla

 

 

 ADNAN FUAT ÖZDEMİR



926 sayılı TSK Personel Kanunu'nda üzerinde en çok oynanan madde 137'nci maddedir. Bu madde üzerindeki düzenleme ve değişiklikler daima subayların lehine astsubayların da aleyhine olacak şekilde yapılmıştır. Yıllar içerisinde neler olmuş dikkatle bakalım izninizle...
TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU
Kanun Numarası: 926
Kabul Tarihi: 27/7/1967
Y O R U M-1:Aradan sadece üç yıl geçmesine rağmen hemen Madde-137 üzerindeki kıpırdatmalar ve yontmalar başlıyor...!!!
31.07.1970 Tarihli 1323 sayılı Kanun'la;
MADDE 4— 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 137nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
III GÖSTERGE TABLOLARI
Madde 137— Silâhlı Kuvvetlerdeki subay, astsubay, uzman çavuş ve uzman jandarma çavuşlarının aylıkları, rütbe, rütbedeki kıdem ve kademe
esasına göre tesbit edilir.
En düşük gösterge rakamı 100 ve en yükseği 1000 dir.
c) Astsubaylar hakkındaki gösterge tablosu Ek-8 sayılı cetveldedir.
---------------------------------------------------------------------------------------
Y O R U M-2: Bu tarihlerde henüz EK-VIII/A - B - C gibi cetveller yok ama hazırlıkları ile ilgili işaretler gelmeye başlıyor...!!!
Aradan sadece bir yıl geçtikten sonra 1424 sayılı Kanun'la Derece/Kademe ifadeleri netleşmeye başlıyor.
07.07.1971 Tarihli 1424 sayılı Kanun'la;
Madde 93- b) Rütbelere ait kademeler ve bu kademelerin üst derece maaş kademelerine sirayeti EK-VIII sayılı çizelgede gösterilmiştir. Kademe ilerlemesi suretiyle üst rütbe maaşını almış olmak, üst rütbeye terfii gerektirmez.
d) Bekleme süreleri sonunda üst rütbeye terfi eden astsubaylar, yeni
rütbelerinin birinci kademesine de ilerlemiş olurlar.
------------------------------------------------------------------------------------------
Y O R U M-3: Dört yıl sonra 1923 sayılı Kanun'la ''Görevde iken yükseköğrenimi bitiren astsubaylar''dan bahsediliyor. Yani; artık fakülte ve yüksekokullarda okumak yasak değil...!!!
Harp Okullarının eğitim-öğretim yılı da 3 yıla yükselmiş durumda...
03.07.1975 Tarihli 1923 sayılı Kanun'la;
MADDE 37— 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 1323 ve 1800 sayılı kanunlarla değişik 137 nci maddesi aşağıdaki şekilde
ve bu maddeye bağlı Ek-VI, Ek-VIÎ, Ek-VIII, Ek-IX sayılı cetveller ise ekteki şekilde değiştirilmiştir.
GÖSTERGE TABLOLARI
c) Astsubaylar hakkındaki gösterge tablosu Ek-VIII sayılı cetvelde gösterilmiştir. Görevde iken yükseköğrenimi bitiren astsubayların intibakı;
aynı yükseköğrenimi bitirenler için tespit edilen giriş derece ve kademesine bir derece ilâve edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete başlamış kabul edilir.
------------------------------------------------------------------------------------------
Y O R U M-4: Harp Okulların eğitim-öğretim yılının 4 yıla çıkarılması ile bilim ve beden yeterliklerine, askeri ve genel kültüre sahip, lisans düzeyinde ve müteakip safhalarda ihtisas öğretim ve eğitimini takip edebilecek nitelikte muvazzaf subay yetiştirilirken, yaklaşık 22 yıl sonra 4699 sayılı Kanun'la astsubaylar 926 TSK Personel Kanunu'nun EK-VIII cetvelinde gösterilmesine rağmen yükseköğrenim yapanların İNTİBAKLARI için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36'ncı maddesinin hükümlerine götürüverdiler.
Arkadaş, benim ne işim var 657 S. Kanunda? Subayları neden 657'ye götürmüyorsun da 926'nın içinde tutuyorsun?
Mevcut cetvel içinde öğrenimime uygun derece/kademeden göreve başlatmak bu kadar zor mu geldi?
28.06.2001 Tarihli 4699 sayılı Kanun'la;
MADDE 20. – 926 sayılı Kanunun 137 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinin birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Astsubaylar hakkındaki gösterge tabloları EK-VIII sayılı cetvelde gösterilmiştir. Yüksek öğrenim yapmış olan astsubayların intibakları; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Genel İdare Hizmetleri Sınıfında aynı yüksek öğrenimi bitirenler için tespit edilen derece ve kademelerden hizmete başlamış kabul edilerek yapılır.
657 sayılı Kanun'daki ilgili madde;
---------------------------------------------
Madde 36–(Değişik:30/5/1974-KHK-12;Değiştirilerek kabul:15/5/1975-1897/1 md.)
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalıştırılan memurların sınıfları aşağıda gösterilmiştir.
I - GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFI:
Bu Kanunun kapsamına dahil kurumlarda yönetim, icra, büro ve benzeri hizmetleri gören ve bu Kanunla tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memurlar Genel İdare Hizmetleri sınıfını teşkil eder.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Y O R U M-5: Yaklaşık bir yıl sonra 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksekokulu K.'nu kabul ediliyor. 1 (BİR) yıl sonrasında da 4861 sayılı Kanun'la EK-VIII/A GÖSTERGE TABLOSU oluşturuldu. Gerek hükümetin teklifinde, gerekse de Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği madde metninde teknik ayrıntılar hiç de akıllıca hesaplanmadan, incelenmeden ''Göreve Başlama Derecesi'' 9/1 olarak kabul edildi...!!!
5/2/2009'da da 5837 sayılı Kanun'la EK-VIII/B ve EK-VIII/C GÖSTERGE TABLOLARI ortaya çıktı...
28.05.2003 Tarihli 4861 sayılı Kanun'la;
MADDE 9. - 926 sayılı Kanunun 3.7.1975 tarihli ve 1923 sayılı Kanun ile değişik 137 nci maddesinin dördüncü fıkrasının 28.6.2001 tarihli ve 4699 sayılı Kanun ile değişik (c) bendinin sonuna aşağıdaki alt bentler eklenmiştir.
"Astsubay meslek yüksek okulu mezunları ve kendi nam ve hesabına fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okulunu bitirerek temel askerlik eğitiminde başarılı olup astsubay çavuşluğa nasbedilenler, EK - VIII/A sayılı cetvele göre 9 uncu derecenin birinci kademesinden göreve başlarlar.
Y O R U M-5 ve S O N U Ç : Geçici Madde 38 – (Ek: 30/12/2015-6656/4 md.) ile yapılan İNTİBAKLAR sonucunda EK-VIII ve EK-VIII/B Cetvelleri de tarihe karışmış oldu.
Ama bitmedi...!!! Şimdi sıra TEK CETVEL uygulamasında ve zaten ÇÖZÜM de burada. Sağlıklar dilerim...

Fahrettin BAĞRI

 

Fahrettin Bağrı'nın Profil Fotoğrafı, Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve iç mekan

(E) Maliye Astsubayı

Meclis bir aylık referandum tatiline girdi.

Ortada  ne Sayın Naci AVCI , ne Savunma  Bakanı, Ne de Başbakan kaldı.

Zaten hükümetin de bizimle uğraşmaya ne hali, ne vakti ne de mecali vardı.

Suriye, PKK, Hollanda,Almanya, hepsini koyun bir tarafına;  öbür kefede tam beş kat ağır önemdeki  Sayın   Erdoğanın “Başkanlık” maratonu vardı.

Her şeyde buna kurban edilmişti.


Nitekim bir boş ve çabasız yılın daha Assubay ekmek ve adaletinde sonuna gelindi. 2017 defteri de erkenden  kapandı.


" Bu iktidar tam 15 yıllık  malumun ilanı dır" deyip, boşuboşuna yeniden sil baştan  aynı yoldan aynı yöntemle didinen arkadaşlarımızı çok uyardık,

“Bunlar tarikat ve cemaat kafasından anlarlar  Türk Assubayına hidayetle yanaşmazlar,, Assubayların içinde ise,  asla  Cumhuriyet dışı kafalar,  ayaklar  hele ki kafadan bacaklılar  barınmazlar , olamazlar “ dedik…

Dinletemedik.


Nitekim de dediğimiz çıktı…

 

Aynı senaryoları daha önce de yaşadığımızdan biliyorduk ki… aynısı yine yaşanacak…

En nihayet önlerinde dokuz takla atmamızdan bıktılar….

“ Assubaya da onun emeklisine de  maliyede kaynak yok”   deyip ağzımıza  15. kez yine sapı samanı tıkadılar.

 “2018 de de bekleriz gelin azıcık daha zıplayın, hoplayın azıcık ta otlayın”  niyetine…

Kibarca kovaladılar.

 

Bu iktidar ve bu zihniyet asla  Atatürk ilkelerine bağlı Assubay istemez. Cumhuriyet sevdalısı bir toplumla yan yana gelmez.

 

Temad ı götürün menzil vakfına veya cübbelinin tarikatına ,bir el etek öptürün….

Görün haklar nasıl veriliyor. Nasıl kucaklanılıyor.

Ama bu toplumun adı “ASSUBAY…”

1970 de de75 te de yalnızdılar….

Sırtlarında kamçılar, sopalar kırdılar….

Zindanlarda süründürdüler…


Assubaylık pes demedi…


Yalakalık mı hiç ama hiç etmedi…

Asla başını eğmedi.

Önlerinde eğilip el etek öpmedi.

BU toplum nerede duracağını o yüzden iyi bilir.

Vücudumuzda acıların, alçaklıkların izleri hep durur. Sızısı  hiç geçmez. 


Biliyorlar ki….

 Bu sınıf Ordudan kaldırılana kadar, ismi ve cismi silinene kadar, her daim tek bir vücut olarak durmaya devam edeceğiz.

Maliyede para yok aymazlığına karşılık olarak ta…

Bunlara hadlerini 16 Nisan da sandıkta bildireceğiz.

Onlar hani Yenikapı ruhu falan diyorlar ya….

 Assubayların  ruhunun da 2014 Mart Abdi  İpekçi ruhu  olduğunu  onlara   “HAYIR “la  göstereceğiz.

 

HAYIRLARINA VESİLE OLACAĞIZ.


Saygımla

Adnan Fuat ÖZDEMİR



ÇANAKKALE;

insanlık tarihinde o güne kadar yapılmış olan 1400 savaş içinde dünyanın kaderini değiştiren en büyük ve en kanlı savaşlardan biridir.

 

ÇANAKKALE;

gözü doymaz emperyalistlere karşı hasta adam osmanlının son destanı ve silkinişidir.

 

ÇANAKKALE;

Cideli mehmet çavuşun, libyalı üsteğmen mevsufun, ezineli yahya çavuşun mukaddesleri için şehadetle şereflenen onbinlerce mehmetçiği toprağında barındıran şehitkale, destankale,ve sonkale dir.

 

ÇANAKKALE;

Bir hilal uğruna mekteplerini bırakarak gönüllü olarak cepheye koşan, ve hiç birinin dönemediği; bir çok okulun o dönem mezun veremediği, bir milletin bir okumuş nesli kaybettiği münevverler savaşıdır.

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA nın

ÇANAKKALE DE BİR DARÜLFÜNUN (ÜNİVERSİTE) GÖMDÜK “dediği bir savaştır.

 

ÇANAKKALE;

Oyuna gider gibi ölüme gidenlerin yazdığı muhteşem bir direniş savaşıdır.

 

ÇANAKKALE

 

MEHMET AKİF in

“ey şehit oğlu şehit isteme benden makber; sana avucunu açmış duruyor peygamber” ifadelerinde yer bulan ilahi bir savaştır.

 

ÇANAKKALE;

Çatışma yoğunluğundan uzmanlarca gerçekleşme ihtimali 16 milyonda bir olan kurşunların havada çarpışmasının yaşandığı tek dünya savaşıdır.

 

ÇANAKKALE;

Dünyada o güne dek görülmeyen şiddette hem deniz de hem de karada peş peşe ve inanılmaz yakınlıkta cereyan eden tek savaştır.

 

ÇANAKKALE;

Balkan harbi kaybedildikten sonra bir daha ayağa kalkamaz denilen bir milletin bütün dünyayı hayretler içinde bırakan bir silkiniş destanıdır.

 

ÇANAKKALE;

Boğazlar geçilemeyip yardım ulaştırılamadığından koskoca rus çarlık imparatorluğunun tarihe karıştığı bir olayın tek sebebi olan savaştır.

 

ÇANAKKALE;

 

Bir savaşın güç ve kudretle değil; MUSTAFA KEMAL aklı ve zekası ile iyi yapılmış strateji ve manevralarla küçük ve az kuvvetlerle kazanılacağının da dünya harp stratejilerine girdiği tek savaştır.

 

ÇANAKKALE;

Mehmet Akif in “ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yerler; o ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer”

diye tasvir ettiği; derelerden su yerine kan aktığı; buğday tarlaları gibi ceset tarlalarının oluştuğu; metrekareye 6000 merminin düştüğü eşi olmayan bir savaştır.

 

ÇANAKKALE;

Hiç ilgileri olmadığı halde yurtlarından getirilen sömürge altındaki avustralyalı, yeni zelandalı, hintli askerlere vicdan muhasebesi yapma fırsatı verip te milli şuur kazandırarak ülkelerinde bağımsızlık savaşı başlatmalarına ve millet olmalarına yol açan tek savaştır.

 

ÇANAKKALE;

Mazlum milletlere, “emperyalist güçler de mağlup edilebilirmiş” fikir ve cesaretini vererek bağımsızlık meşalesini yaktıran bir savaştır.

 

ÇANAKKALE ;

Namus ve vatan sevgisinin teknolojiyi mağlup ettiği yegane savaştır.

 

ÇANAKKALE;

İngilizleri bir daha ; anadoluya saldıran yunan ordusuna katılmayı reddettiren ve korkutan bir savaştır.

 

ÇANAKKALE;

EŞSİZ ÖNDER MUSTAFA KEMAL İN, KAZIM KARABEKİR İN,  ESAT PAŞA NIN, FEVZİ ÇAKMAK ın ve daha nice kurtuluş savaşı kahramanının dehalarını ortaya çıkaran ve kendilerini ispat etme fırsatı yaratan çok önemli bir savaştır.

 

ÇANAKKALE;

TÜRK MİLLETİNE KURTULUŞ SAVAŞINDA MORAL AŞILAYAN, TÜRKLÜK ŞUUR VE BİLİNCİNİ KALPLERE KAZITAN, MİLLET OLARAK YENİDEN DOĞMA İNANCINI YARATAN BİR SAVAŞTIR.

 

ÇANAKKALE;

Sözde medeni milletlerin barbar addettikleri Türk milletinden unutulmaz bir insanlık dersi aldıkları büyük bir destansı savaştır.

 

ÇANAKKALE ;

 

Hilal ve haç ile temsil edile iki dinin karşı karşıya geldiği en büyük savaşlardan biridir.

 

ÇANAKKALE;

33.000 hektar alanda yaklaşık 1 milyon askerin karşı karşıya geldiği en dar alandaki en kalabalık ,tarihteki tek savaştır.


ÇANAKKALE;

Şanlı Osmanlı devletinin tarih sahnesinden çekilirken muhteşem bir zafer ile yerini genç TÜRK CUMHURİYETİNE bıraktığı bir savaştır.

 

ÇANAKKALE;

HER MİLLETİN TARİH KOLEKSİYONUNDA OLMASINI ARZU ETTİĞİ VE BİR MİLLETİN GELECEĞİNİ GÜVENLE EMANET EDECEĞİ GENÇ KUŞAKLARINA BIRAKTIĞI BİR ONUR ABİDESİDİR.

 

ÇANAKKALE;

Dünyanın en jeopolitik çoğrafyasındaki bu cennet vatana yönelecek her türlü açık ve sinsi, gizli tehlikeleri savuşturabilmek için elimizdeki en erken ve en kapsamlı erken uyarı sistemidir.

 

TABİ Kİ GAFLET VE DELALET HATTA HIYANET UYKUSUNA YATMAYANLAR İÇİN.

 

Bu destansı gün Türk Milletine kutlu olsun.

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR



ASUDELER...

Mart 11, 2017

15  Temmuz ertesine kadar inanılmaz bir askeri vesayet vardı. Fetö girişiminden sonra birkaç günde o inanılmaz yapı  buhar oldu uçtu.

600 yıl daha beklesek değişmeyecek olan General statükosu bir haftada eridi gitti.

Gerçekten üst rütbelilerce kandırılmış küçük rütbeli muvazzaf askerler ile vatani görevini yapmaya  bu peygamber ocağına gelen kınalı kuzular,  250 sivil masumla beraber eli kanlı bazı yobazlarca acımadan katledildiler.

 

Kimisine göre aldıkları emir bir tatbikattı, kimisine göre de muhtemel bir terörist saldırısına karşı önlem.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır insanlık utancına sahne oldu.

Hiçbir zaman asla silinmeyecek olan.

Yüzlerce masumun katlinden sonra yaşananlar TSK için daha da utanç ötesi gelişmelerdi.

 

Kışlaların önü belediyelerin damperli araçlarınca kapatılmış,pistler bomba ile patlatılmış, mühimmatlara, uçaklara el konulmuş, Askeri bina ve tesisler sivillerce işgal edilmiş, lojmanlarda aileler ve çocuklar mahsur kalmış, toplumda inanılmaz bir TSK linç kampanyası oluşturulmuştu.

 

Öyle ki o çok güvendiğimiz kudretli f-16 filomuzun silah sistemleri ve ateşleme sistemleri bile Rus hava kuvvetlerince kilitlenmişti.

 

Ardından Genel Kurmayın tüm yetkileri tırpanlanmış, Askeri Okullar kapatılmış, öğrencileri sanki hepsi de fetö askeri gibi,  Askeri okullardan kovulmuş, Hava Kuvvetleri dağıtılmış, yüzlerce pilot tutuklanmış veya açığa alınmıştı.

TSK da görevli tam 345 Generalin  152 tanesi ya tutuklanmış yada gözaltında idi.

Emekli edilenlerin haddi hesabı yoktu.

Öyle ki Ülkeye bir saldırı olsa Ordunun karşı koyacak insan ve komuta gücü yoktu.

Nitekim bu darbe girişiminin zafiyetinden yararlananlar da olmuştu.

 

Yunanistan ege de tam 17 adamıza el koyacak, Kıbrısta % 20 daha toprak Rumlara verilecek, Bu kara sis bulutları dağılsın amacı ve TSK nın gücünden bir şey kaybetmediği bir an önce dünyaya vurgulansın çabası içinde  alel acele  Suriyeye  Işid e karşı askeri müdahale de bulunulacak yeni bir askeri cephe açılacaktı.

 

KAYBEDİLEN İTİBAR BİR AN ÖNCE TOPARLANACAKTI.

İçeride de PKK.  bu durumdan istifade etmesin düşüncesi ile 15 yıldır yapılmayan onca kana ve şehide rağmen sonunda PKK nın en güçlendiği bir zamanda mecburen yapılacak büyük çaplı bir Sur harekatına girişilerek bölücü teröre ağır darbeler indirilecekti.Büyük şehit ve yaralı kayıplar verilerek.

Ülkenin TSK sına yapılan bu alçakça girişimden uluslar arası güçlerde yararlanacak ard arda bir çok yerde kanlı , hem de çok kanlı intihar bombalamaları yaşanacaktı.

 

Buna rağmen hem Suriye de hem de içeride  her iki operasyonda    kararlılıkla yapıldı. Gedikler kapatılmaya çalışıldı.

OHAL kararnameleri ile TSK nın tüm Komuta, Kontrol, ve idari yapısı değiştirildi.

Yönergeler talimatlar, Askeri kanunlar alt üst edildi.

Genel Kurmayın eline sadece savaştaki ve barıştaki Askeri harekat kısmı bırakıldı.

Jandarma ve sahil Güvenlik alınıp İç İşleri Bakanına bağlandı.

Tüm Kara -Deniz ve Hava Kuvvetleri de doğrudan Milli Savunma Bakanına bağlandı.

Cumhurbaşkanlığı   artık fiili başkomutanlık oldu. MSB Genel Kurmay yeni başkanlığı sıfatına fiilen oturdu. Hatta İçişleri Bakanı bile yeni bir Kuvvet Komutanı oldu.

Jandarma ve Sahil Güvenlik İç hizmetten çıkarıldı. Asker tanımı sona erdi. Emniyet teşkilatının kanun ve yönergelerine monte edildi.

 

Harp okulları, Astsubay Meslek Yüksek Okulları Üniversiteye dönüştürülüp, Milli Savunma  Üniversitesi adı altında MSB na ;

Tüm Askeri Yargıtay ve Askeri Yargı ile hakim ve savcılıklar kaldırılarak Adalet Bakanlığına bağlandı.

Öyle ki, 30 Ağustostaki terfiler bile keyfiyete bağlanarak  29 temmuzda  işlerine gelenle yeni  terfiler yapıldı.

Kadro fazlalığından bol tazminatla emekli ettikleri Albaylar da dahil olmak üzere ,  baktılar ki Komuta katında  personel  kalmadı, yeniden kararname çıkarılıp  TSK ya 30 bin emekli muvazzaf alımı için ilana çıkıldı.

Hava Kuvvetlerinde eksilen tam 400 pilotu yerine koyabilmek için Kara ve Deniz Kuvvetlerinden Subaylara davet çıkarıldı.

Yetmedi yabancı ülkelerden pilot alımına kadar tedbire gidildi.

Tüm Askeri hastaneler yani GATA K.lığı lağv edildi. Adına da inadına Osmanlının en karanlık ve zulüm döneminin padişahı olan “Kızıl Sultan lakaplı  “ Sultan Abdülhamit “ in  adı verildi.

 

Büyük şehirlerdeki tüm Askeri birlikler apar topar başka illere ve doğuya sürüldü, nakledildi. Kışlalara el konuldu. Belediyelere rant kapısı olarak kamu arazisi, olarak tahsis edildi.

600 senelik Deniz lisesi, Harp Akademisi, Harp Okulu, Kuleli Askeri lisesi, Astsubay hazırlama Okulları,  Kartal, Tuzla, Rami, Mahmutbey, Etimesgut, Polatlı, Güvercinlik  gibi tarihi ve trilyonlar değerindeki kışlalara üslere ve arazilerine el konuldu.

TSK.  iki asır sonrası göreceği demokratik dönüşüm ve değişimi tam 15 günde yaşadı,

Değişti, dönüştü.

 

Balyoz ve Ergenekonla,  sarsılan, en  içine girilen, kozmik odaları talan edilen, PKK ya karşı bile eli kolu bağlanan, tüm Atatürkçü Subay ve Komuta gurubu zindanlara gönderilen Ordu,    15 Temmuz ikinci dalgasına karşı duramadı.

Bir avuç radikal dinci militan Askerin girişimini önceden önleyemedi.

 

Özellikle Assubayların ve Askerin çıplak ve yoksul ensesinde yıllarca ,insanlık dışı iç hizmet ve Askeri Ceza kanununu eziyetle tatbik edenler,

Assubayı en büyük düşman ve hasım olarak harp Okullarında kuleli mekteplerinde ders olarak okuyanlar,

Işidin kaçırdığı Assubay, ordunun itibarını sarstı diye onu ihraç edenler,

Mutfaktan nöbetinde 6 yumurtayı yedi diye Askeri mahkemeleri  işletenler,

Afyondaki mühimmat depolarına emirle gönderip, buhar edenler, o buharları suçlu ilan edenler.

Genel Kurmay katına kadar yükselttikleri o alçakları sözüm ona  hiç fark etmediler.

Askerin sakındırağından disiplin ve ordu zeval görecek diyen o ihtişam dolu paşalar yaverlerinin başlarına silah dayamasından hiç gocunmadılar.

 

Balyoz ve Ergenekonla yok edilen  komuta gurubuna yerleşen radikal dinci hainler, ve yobaz sürüsü bu güzide kurumu  bir daha tarihinde hiç yaşamayacağı bir tuzağın  içine çektiler.

15 yıllık iktidar ise ne vahim bir gaflet ve delalettir ki  bu iki oyunu da seyretti. Hatta buna zemin bile hazırladı.

Bu gün 15 temmuza dair  OHAL ile yürütülen mücadele kapsamında temizlik hızla sürmektedir.

Ne var ki   bunun Askeri ayağında ne Genel Kurmay ne de  Mit e dair en ufak bir hesap ve yargı yolu açılmamaktadır.

 

Sadece bu mu, …….

Fetönün bankasında hesabı olanlar dahi fetöcü diye içeri alınırken, okul ve dersanelerine giden fakir fukara çocukları okullardan atılırken, kurunun yanın da onca yaşta yanarken ne gariptir ki,

 15 yıldır onunla sarılan, yatıp kalkan, ta oralara ABD ye kadar gidip elini öpen,

 “ hocamızdan selam getirdik diye meclislerde onu savunan,

 bankasının açılış kurdelesini onunla kesen,

 “neredesin seni çok özledik hocam “diyen,

 hocamıza iftira atmak alçaklıktır diye Adalet Bakanlığından demeç  veren,

 damadı tutuklanırken damadının fetöcü olduğundan kendisinin haberi olmayan,

 yaverleri tutuklanırken bilmiyorduk diyen,

 Sayın Arınçın , Ankaranın tüm arazilerini fetöye  pazarlayan rant eden melih Gökçektir derken……

 Bir tane olsun iktidar partisi vekilinin, bürokratının, partilinin kılına dahi dokunulmaması, savcılarca soruşturulmamasına ne demeli……?

 

Neden Genel Kurmay Başkanı ve Mit müsteşarı meclis darbe soruşturma komisyonunda dinlenmemiştir…..?

 Dünya ve Avrupayı , ABD yi  çok mu  saf ve salak sanıyoruz ki…..

Neden fetöyü vermiyorlar……?

Neden Rıza Zarrabı ülkesine göndermiyorlar….?

 Bu halkın bilmediği sayısız kirli çamaşırların belgesini ellerinde tutuyorlar da ondan .

Neden Suriye batağında konu menbiç ve rakka olunca TSK nın önünü kesiyorlar.?

Neden  Beşer Esadla,  kanlı bıçaklı olan hükümeti  öpüştürüyorlar,?

Neden israille kanka yaptırıyorlar…?

Neden ABD ve Rus Genel Kurmay Başkanları bizim Genel Kurmay Başkanı ile kolkola resim çektiriyorlar…..?

 Acaba neden…?

Neden bu kadar hızlı değişen politikalar…?

 

“BİZ NE DERSEK O …” diyebildikleri  ellerinde tuttukları sırlar neler….?

 Neden 17 adaya sesimiz çıkmıyor….?

 Neden Yunanistan daki teslim edilmeyen Askerlere karşı sesimiz çıkmıyor…?

 Neden  Fethullah Gülene artık o kadar ısrarcı olunmuyor….?

Koyun bakalım  ABD ye de bir milli tavır.

 PYD yi neden vuramıyoruz…?

 Vurun.

 

Madem bıçak kemiğe dayandı. Sıradaki  Menbiç mi…

GİRİN.

 

Bunları neden mi yazdım.

 Kum saatinin bir gecede tersyüz olduğu bu ülkede,

" Bana hayalini anlat “  deseler aklımıza gelmeyecek şeyler yaşandı son bir yılda.

 Hala rüyada gibiyiz.

 Her şeyin mümkün olabileceğini gördük. Yaşanabileceğini de.

 Şimdi bakıyorum da……

 Değerli  meslektaşlarımız bir TEMAD mücadelesi tutturmuş gidiyorlar.

 Tam 1951 den beri bir kuru yavan ekmeğe binlerce kahır ve çaba içinde.

 Oysa değer mi…

 Tırnakla kaz kaz gelir mi….

 Gelmeyecek te…..

 

Bilgisayarın kısa yol tuşları gibi oysa hayat.

 Mesele  sistemi, düzeni, kurabilmede…

 Kur, işlet, yönet,………

 İstediğin her şeyi istersen bir gecede elde et.

 Ahlaklı olma, Vatanını düşünme, Adaleti savunma.

 Müfteri ol, Sinsi ve kalleş ol, Acıma.

 Bu ülkede yol yordam, akıl ve zeka bu.

 Şeytanlık.

 Mazlum Assubay  yapar mı…?

 Yapamaz.

Şehidinden, eşinden, çocuğundan en başta da YARADAN dan korkar.

 O da sevgi ile bilgiyi özümseyen öğretmenler gibidir.

 Vermeden asla almaz.

 Alsaydı kahramanımız Ömer HALİSDEMİR alırdı.

 Hem başlangıç derecesini, hem altı kalem tazminatını, hem de 4 yıllık lisans fakülte statüsünü.

Hem de söke söke yeni Astsubay tanım ve statüsünü.

 Bunlar  geldi sabah sabah   aklıma…

 Güldüm,  alaysı gülümsedim.

Bir cahil ,bir imam, bir hokkabaz hoca müsveddesi koca TSK yı ters yüz etsin.

O koca TSk nın % 65 i hala Subayının yarısı ve artığı ile yetinsin.

 Geceleri gündüzleri ek işler bulup kalan son canını da dürüstlük ve vefa adına tüketsin.

 Aç kalmamak adına, ekmek davasına.

 

Şimdi 6 ay sonra bir eften püften demokrasi gösterisi daha yapacağız….

 Birbirimize  bel altından ,el altından ahlaksızca vurup kırıp, sandığa gideceğiz…

 İki kıçı kırık uydurma dernek koltuğuna nato vari  elde kalan son onurumuza, haysiyetimize, insan şerefimize saldıracağız.

 Kazanırsak ta,   “ oh be koltuk ben de şimdi.. çoğu gitti azı kaldı “  diyeceğiz.

 Yeniden ,aynı teker izinden arabayı başa alıp 2. Vitesi arayacağız.


Oysaki

Hayat bir seferlik boşalan bir kum saati dir.

O Kum saatini birileri gelip yeniden ters yüz edecek, tam biterken bir 30 yıl daha geçecek…..

Kumlardan başka  neyi  göreceğiz ki,…..

Hangi  asude hayatları birleştirebileceğiz ki…….

 

Saygımla.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

Adnan Fuat ÖZDEMİR

 

 

NOT: 12 Mart Pazar Günü YGS sınavına girip helal alın teri dökecek tüm yavrularımıza, gençlerimize başarılar diliyorum. Herkes emeğinin karşılığı ne ise ona kavuşsun diyerek.

 

 

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Baş öğretmenimiz ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi şahsında tüm öğretmenlerimizin ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN... Demokrasinin, adaletin, huzurun ve refahın hakim olduğu nice öğretmenler günü kutlamak dileklerimizle sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
Perşembe, 24 Kasım 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN KAHRAMANI VE LAİK, DEMOKRATİK CUMHURİYETİMİZİN KURUCUSU, EBEDİ ÖNDERİMİZ VE BAȘKOMUTANIMIZ BÜYÜK DEVRİMCİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü BEDENEN ARAMIZDAN AYRILIȘININ 84. YILINDA SAYGI, ÖZLEM VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ... RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN. 10 KASIM 1938 ! Bir devre damgasını vurmuş, dünyanın gidişatını değiştirmiş, yalnızca y...
Perşembe, 10 Kasım 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. Cumhuriyetimizin 99. Kuruluș Yıldönümü kutlu olsun. Laik Demokratik Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk, silah arkadașları ve devletimizin bekası uğrunda canlarını veren aziz șehitlerimize minnettarız, ıșıklar içinde uyusunlar. Gazilerimize de șükranlarımızı sunuyoruz...
Cumartesi, 29 Ekim 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ