EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

 

Dünyanın hiçbir ordusunda Assubaylar TÜRK assubayları kadar güç şartlarda ve sorumluluk alarak çalışmamışlardır; Yine hiçbir assubaya bizim kadar önyargılı haksızlık hukuksuzluk yapılmamıştır; Subaylarını NATO ordusu subaylarından bir gömlek üstün kılmak için milyon dolarlar harcayan TSK. assubaylarından NATO standartlarını esirgemiştir

Bizler her zaman ifade ettiğimiz gibi bir emirle ölüme gidiyoruz,bir üniformamız kefen bize ayrıcalık tanıyın diye talepte bulunmadık ; Hiyerarşiye saygı içinde tek talebimiz adaletti bu bizden esirgediler Her kurum kendi personelini koruyup kollerken TSK bizlere önyargılarla  haksızlık hukuksuzluk yapıyor ;

Kol kırılır yen içinde kalır dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı ve ilk kez haksızlıklara isyanımızı 1970 Assubay eşleri yürüyüşü 1975 Assubayların haksızlığa HAYIR boykotu ile dile getirdik. Mücadeleyi 5 yıldızlı otellerde ahkam kesenler değil çileler çekenler başlattı; Bu mücadele bugünlere piyangodan çıkıp gelmedi onu için mücadeyeli kişisel çıkarlarına alet edenler bunun ayıbını yaşarken  mesleğini riske atanlar ve özveri ile mücadeleye destek sağlayanlar bunun onurunu yaşayacaktır;

Sn.Abdullah  İnaler mücadelenin miladı olan eylemlerle ilgili hatıraların dile getirildiği SIRTIMIZDAKİ POSTAL kitabını okumanızı öneriyoruz. Sn.İnaler’in şahsında tüm astsubay sevdalılarına selam olsun

SIRTIMDAKİ POSTAL kitabını BANDIRMA OZAN Kitapevi-AYVALIK Arelos Sanat Evinden yada 0536 577 39 37 numaradan talep edebilirsiniz.  Saygılarımızla 

 



SIRTIMDAKİ POSTAL  - ÖNSÖZ

     Herkesin hayatı bir romandır, bir sorsan, bir eşelesen neler anlatır sana neler, dağlarda ayağında postalla, elinde silahla gezenin, havadaki uçakları elinde yağlı takımla uçuranın, engin denizlerde seyreden gemilerin makinelarını çalıştıranın, dağda, bayırda tankları yürütenin, kısacası ordunun her kademesinde görev yapan arkadaşların anlatacakları sayfalar dolusu hikayesi, ciltlerce kitap olur.

 Ne yazık ki, kaleme dökülmeyen, yazılmayan her hikayenin ömrü onun yaşamı kadardır, bilemedim bir nesil, iki nesil şöyle bir anlatır, sonra geçmişin derinliklerinde kaybolup gider.

       Kısacası bu yaşanmış, yaşatmak istediğim anılar hepimizin anısıdır.

Bu satırları niye yazdım, ben kimim ve biz astsubaylar kimiz. Bu soruları tek tek kendime sorduğumda yavaş yavaş bir kitabın sayfalarının oluşmaya başladığını hissettim.

       Yıllardır yurt odalarında, askeri okul ranzalarında ve hapis yattığım hapishane koğuşlarındaki yatağımda yazdığım, sararmış sayfalarda ki notlarım, kitaplığımın tozlu raflarında kalmasın, özgürlüğüne kavuşsun, sizlerle bütünleşsin istedim.

     Bu satırları yazarken havacı uçak bakımcı astsubay kimliğim öne çıktı. Çünkü ben bunları yaşadım, mücadelemi bu ortamda yaptım, bir karacı, bir denizci bir jandarma astsubay arkadaşımın yaşadıklarına ve onun duygularını hiç bir zaman yaşayamam ve tam olarak anlatamam. 

      Astsubaylar kimdir, nerede çalışır, ne iş yapar, nasıl yaşar. 

      Astsubay ordunun bel kemiği, omurgasıdır, ordunun gözü kulağı, eli ayağıdır, ordunun neresine el atsan onun emeği, yaratıcılığı, üretimi göze çarpar, askere giden oğlunuzu emanet ettiğiniz, ilk komutan o dur, iyi kötü askerlik anılarında onun adı geçer, dağda bayırda, köyde, sistemin baskı unsuru, maşanın ucunda ki belki ilk kara o dur. İlk tokadı belki ondan yemişsinizdir, dar gününüzde size ilk yardım elini uzatan yine o dur, o hep ön saflardadır.

     O yağlı, tulumuyla, yağlı elleriyle havada uçan uçağın, dağda bayırda yürüyen tankın, azgın dalgalarda yüzen hücumbotların, gemilerin teknik sorumlusudur. O uçak, o tank, o gemi onun beceri dolu, yağlı ellerinin emeğiyle uçar, yürür ve yüzer.

    Astsubay ordunun güneşi, havası, suyu ve toprağıdır.

     Bu yazımı Mayıs 70 ve Ocak 75 mücadelesine, Bağımsız Türkiye, Cumhuriyet ve Demokrasi sevdalısı, astsubay hakları için mücadele eden yiğit mücadele arkadaşlarıma ve vefakar  eşlerine  adıyorum... 

 Abdullah İnaler-E.Hv. Asb.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor

                                                                                                       

 

Abdullah İNALER KİMDİR...

1950 yılında Susurluk'ta doğdu. Dört çocuklu bir memur ailesinin ilk çocuğu. İlk ve Ortaokulu Susurluk'ta okudu. Balıkesir sanat Enstitüsünü bitirdikten sonra, İzmir astsubay okuluna girdi. 1969 yılında uçak hidrolik teknisyeni olarak mezun oldu. Sanat ve edebiyat tutkusu bu yıllarda başladı. 1969 yılında Konya'da ilk grubunu kurdu. İlk şiir ve şarkılarını yazdı. Ocak 1975 yılında astsubay hak ve adalet arama olaylarında tutuklanıp hapse girdi. 1975 yılında girdiği Eskişehir iktisadi ticari ilimler akademisini sürgünler nedeniyle bitiremedi. 1977 yılında evlendi. Öğretmen bir eşi, kız ve erkek iki çocuğu, dünya tatlısı 3 torunu var. 1992 yılında Kayseri hava ikmal gazinosundan emekli oldu. 16 yıl otomotiv sektöründe, kendi işinde çalıştı. Son müzik grubu Kayseri hava ikmal orkestrası olmuştu. Fotoğraf, şiir, müzik, edebiyat vazgeçilmez tutkuları. Şarkılarını kendi yazar. Ayvalık Küçükköy ve Bandırma 36.sokak'ta  ‘’arelos art&music’’ sanat evi vardır. Yolcu, Taşın altındaki el ve Parmaklıklar ardına doğru, Sende şarkı söyle adlı şiir kitabı, Sırtımdaki postal ve Yaşamdan kesitler isimli araştırma kitabı, Vitiligo’yu nasıl yendim baskıya hazır kitabı, Ayvalık’a özgü, Ayvalık’ta aşk, Yeniçarohori, Adonia, Cunda adasında, Taş evler,  Şeytanın kahvesi, Macaron sokağı, Hayallerimdeki kadın, Fısıltı, Alaçatı, Bandırmaya özgü, Livatya, Sevgi Tepesi, 36.sokak, Bandırma sen, sosyal içerikli Soma,  Diren gezi parkı, Yetti be tak dedi, Hayır, torunlarına, Hande, Arın ali, Ela Ela, Lucie's babe gibi 120'ye yakın beste ve akustik yorumu ve klipleri vardır. The dedem ve ainaler rumuzlarıyla internette Youtube’da klipleri, Soundcloud gibi mp3 siteleri vardır. Halen çalışmalarına Ayvalık ve Bandırma'da devam etmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi  


 

 

 

 

                                           

Sağdan soldan duyuyoruz ki;

Yüksek  Disiplin Kurulu üyesi Avukat Sayın Mesut YILDIRIM  görevinden istifa yolu ile ayrılmıştır.

Görevi kabul etmek kadar, istifa etmek te onursal bir haktır…

Ne var ki……

Görevli üyemiz  bunu yaparken bağlı bulunduğu  Yüksek Disiplin Kurulu Başkanına

bir danışma,bilgi verme, gereğini dahi duymamıştır.

 Bu etik dışı bir davranıştır.

 En azından Dis.Krl.Bşk.Sayın Vecihi ÜNALDILAR büyüğümüze ayıp edilmiştir.

 Bu istifa sessizce Sayın Ayhan Bayırlının sayfasından duyurulmuştur. 

Benim gibi çok insan da duymamıştır.

Bayırlı, Temadın tüzel ve yönetimsel organlarında görevli değildir.

Resmi duyuru yetkisi de yoktur.

 Bu konunun duyurusunun görevi Basın Yayından sorumlu şubemiz vasıtası ile

Temad Genel Başkanlığının dır.

 Görevlendirmeler nasıl ki duyuruluyor ise, istifalar da duyurulmalıdır.

 Bu da Yönetim adına etik olmamıştır.

 

 Yerine atanan üyemiz Buca Temad İlçe Başkanımızdır.

 Bu atama ile birlikte Yüksek Disiplin kurulumuzun iki üyesi ile Yüksek denetleme

kurulumuzun bir üyesi şube başkanlarından oluşmuş durumdadır.

 

 

Bu durum yasal olarak tüzüğe engel olmamakla birlikte bu makamlarda görevli

arkadaşlarımızın bağımsız çalışma ve karar ile müdahale alanlarını kısıtlar.

 Bu anlamda Yüksek disiplin ve denetleme kurullarının gücünün ve yapısının, 

yapılması planlanan ilk Tüzük kurultayında değiştirilmesi elzemdir.

 Bu kurullar Genel başkanın listesinde olmamalı ve ona bağlı görüntü vermemelidir.

Öyle olabilselerdi, bu kadar  ihraç kıyımı yaşanmaz, bu kadar mali ve yönetimsel yolsuzluk,  

usulsüzlük  yaşanmazdı.

Bu yüzden bu kurullar yönetim üstü bağımsız kurullar olmalıdırlar.


Temad Genel merkez yönetimine gönüllük esasına göre aday olanlar,

listelere girenler, seçilip te bu ulu çınarın dava sorumluluğunu üstlenenler ,

o saatten sonra sorumsuz olamazlar, kendince,davranıp karar alamazlar.

 Bu yönetim fedakarlık üzerine görev almıştır. Bunun budanmasına kimsenin

hakkı olmamalıdır.

 

Sayın Mesut YILDIRIM ın görevden ayrıma sebebini topluma sosyal medya

üzerinden açıklaması da daha önemli bir etik davranıştır.

 Bekliyoruz.

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

Başlangıç   derecesi öğrenim statüsüne bağlı olarak düzeltilmelidir.

Subayın öğrenim süresi 4 yıldır. başlangıcı da 8/1 dir.

 Assubayın ki ise  2 yıldır;  başlangıcı da 9/2 olmalıdır.   

Görev koşulları ve sorumlulukları Assubaylarla kıyaslanamıyacak birçok MYO mezunu

birçok memurun göreve başlangıç derecesi 9/2  Ne var ki, assubayların  9/1 dir.

Mağduriyetimizin hem TSK da hem de kamuda emsali vardır. Rahatlıkla  yargıya da götürülebilir.

Bu anlamda başlangıç derecemizin bir kademe yukarıdan başlatılmasının çözümünü

hükümetin reddetme şansı olamaz.

Aslında,  bu sorun için kapıları çalıp yardım ve destek istemeye de gerek yoktur.

Mahkemelere de taşınabilir.

 

Mücadelesinde, uzlaşıyı,  saygı ile itaatkar talebi yöntem olarak vazgeçilmez yapan her

zaman  ASSUBAY toplumu olduğundan bu yol tek değişmez algımız olmuştur.

 

Eylem ayağını bilmeyiz, korkarız, yapsak ta her akşam evde mum ışığında tıkınıp yer ;

Sabah ta ölüm kalım oruç eylemine yatarız.

Liseli çocuklara da youtube da tıklanma rekoru oluruz.

 

Subay yetiştiren Askeri fakültelerden sonra Assubay yetiştiren Askeri meslek yüksek

okulunun da hazırlık sınıfı ile 2+1 yıla çıkması nedeniyle de bu talebin yeni rakamı 9/3

başlangıç derecesi  olmuştur.

Bu adaletsiz durum bana göre kısa zaman içinde kendiliğinden mücadeleye falan gerek kalmadan çözülecektir.


TAZMİNATLARA GELİNCE,

Bir kere adı anlamsız ve kaotiktir. “BAŞARI “

Tazminat anlamı ve içeriği barındırmayan bir aldatıcılığı vardır.

Yani ciddiyetsiz dir.

Bu tazminat kalemi ile ilgili olarak ortaya konulan talep;

“ Yani,  hem 20 yılını dolduran assubayların hem de emeklilerin  yaraarlanacağı ve de

miktarı daha şimdiden 550 TL diye telaffuz edilen bir metnin kanunda ne izahı, ne dayanağı

ne de 926 da karşılığı yoktur.

Statü dayanağı yani personel kanununa uygun dayanağı olmayan toplama bir metindir.

 

Kimsenin moralini bozmuş gibi olmayayım ama,

Bana göre de sadece gazımızı almaya yönelik, tutarlılığı olmayan oyalama,  ninni bir

masalcıktır.

Öyle olmasa idi;  Subaya hangi adlarla, hangi anayasal hukukla, kanunla, kararname ile

ve de  hangi 926  sayılı Askeri personel kanunu  gerekçesi ile veriliyor ise,

Assubaya da aynı ad ve isimle 926 lı mevzuatla ve bu mevzuatlarda bir düzenleme

yapılarak  verilmesi gerekir.

Bu kahrolasıca uğursuz tazminatın adı datembellik, çalışkanlık ,başarı, vs. değil;

GÖREV, HİZMET, MAKAM, TEMSİL VE HATTA KADROSUZLUK TA OLABİLİRDİ.

Buna kimse de itiraz etmezdi.

 

Yine bana göre, aldığım duyuma göre;

Bu tazminat meselesi temmuz ayına kadar bir altı  ay daha ufak aralarla gündemde

ısıtılacak  gidecek ,gelir gibi olacak,   araya  seçimler girecek, sonra Temad  yaz tatiline

üyeler de egeye kaz dağlarına tura tatile gidecek, sonra da unutulup gidecektir.

BİZ BU HİKAYEYİ VE FİLMİ DEFALARCA BU İKTİDARDAN İZLEDİK.

Bu yüzden Temad genel merkezimiz başlangıç derecesi konusuna bir çözüm   tarihi,

süresi  verebilir, bu mümkündür,

 

Ama;

Tazminatlara bir yıl dahi olsun bir çözüm zamanı ve  süre veremeyecektir.

Bu; Temad yönetiminin iradesi ve çabası dışında bir çözümsüzlüktür.

MSB lığı için bu konu ciddi anlamda çalışma alanı içinde değildir.

Asla da olmayacaktır.

Neden mi…..?

Tazminat konusu Subayı,  Assubaydan mali anlamda üstün kılan tek ve önemli statüdür.

Bunun bozulmasına sistem müsaade etmez, edemez.

TSK .da,  geleneksel hiyerarşik algı ile disiplin dedikleri kast sisteminden subayın elinde

kala kala 15 temmuz sonrası kalan tek güç  mali üstünlüktür.

İktidar bunu da onun elinden almak istemeyecektir.

Unutmayalım ki, otoriter kurumlarda ve  bunların yürüttüğü  vesayet sistemlerinde

kullanılan ÜSTÜNLÜK denilen kuralın argümanları  adaletle, eşitlikle ortadan kaldırılmaz.

Bu yarı asya ,yarı teokrat demokrasilerin vazgeçilmez oyunu ve kuralıdır.

Tazminatlar diye bir sorunda yoktur, çözümde….. kime göre derseniz…?

Değişmeyen Sahiplere.

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 

 

 

TAZMİNATLAR,

HAKLAR .
BU ARADA ASSUBAYLAR DERKEN, 
AĞLAMAYALIM, SIZLANMAYALIM

SAYIN NURİ KARA' NIN 
BİR FIKRASI GÖZÜME TAKILDI.

GÜNCELDE ÇOK İLGİNÇ VE GERÇEKÇİ, ÖZDEYİŞ.

BİRLEŞMELİYİZ. 
TEK ŞEMSİYE ALTINDA,

FİKİRLERİMİZİ TOPLAYIP, GÜÇ KAZANMALIYIZ.

ETKİN OLMALIYIZ.

YALVARAN İNSANLARA, 
GÜCÜ ELİNDE BULUNDURANLAR TEVEKKEL DER. BİR ŞEY VERMEZ., 
ANCAK ACIYARAK BAKAR.

SÜKLÜM PÜKLÜM. 
KADERİNE RAZI, 
VERİLENLE YETİNEN.
SÜNEPELİĞİ BIRAKMALIYIZ.

BİLİNÇLİ OLUP, KENDİMİZİ VE HAKLARIMIZI EZDİRMEMELİYİZ..

ÇÜNKÜ GERÇEK ÜRETİCİ GÜÇ BİZİZ.
HİZMETİ ÜRETEN BİZİZ. 
BİZ OLMASAK. ÇÖKÜNTÜ BAŞLAR. 
BUNU BİLMELİYİZ.
GÜÇ OLDUĞUMUZU BİLMELİYİZ. 
DEĞİRMENİN SUYU BİZİZ.

KİMİSİ CAHİL İMAMIN PEŞİNDE, 
1500 SENE ÖNCESİNDE YAŞAR.
CENNETTE MUTLULUK ARAR.
HER GÜN AYNI SÖYLEMLERİ TEKRAR EDİP, 
YALVARARAK BEDAVADAN, MEDET UMMAKTA,

KİMİMİZ. KIRAAT HANEDE, 
MASA BAŞINDA, 
AL KIZI VER PAPAZI.

STÖ. OLARAK GÜÇ KAZANMALIYIZ.

50 TANE SİTE VE SAYFA VAR.

NEREDE ÇOKLUK. ÇOK SES VAR.

KİMSE BİRBİRİNİ DİNLEMİYOR.

ORADA BİR ŞEY YOK DEMEKTİR.

HERKES BEN DİYOR.

BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ

AYNI BORAZANI ÇALMALIYIZ.

YADA BİZİM ADIMIZA LİDERİMİZ TEK BORAZAN ÇALMALI.

EN ÖNEMLİSİ DE. 
YENİLİĞE KAPALI BİR TOPLUMUZ.

OKUMUYORUZ.

OKUMALIYIZ.

TEK KİTAP DEĞİL. ÇOK VE ÇEŞİT KİTAP OKUMALIYIZ.

YALVARMAMALIYIZ. YALVARARAK HAK ARANMAZ.

GÜÇLÜ VE TEK SES OLDUĞUMUZ ZAMAN BİZE YALVARIRLAR.

BİZİ CİDDİYE ALIRLAR.

GELİŞMİYORUZ..
ASSUBAYLAR ÇAĞDAŞ VE GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDA.
BU BİR HAK YARIŞIDIR.

SİZE BENDEN BİR ÖZDEYİŞ SUNAYIM.
.:
TÜRK BÜYÜĞÜ SAYIN İBNİ SİNA ' YA

MEZUN ETTİĞİ ÖĞRENCİLERİNDEN BİLİNÇLİ BİR ÖĞRENCİSİ BİR SORU SORAR.

HOCAM DER.... 
BİZE ÇOK ŞEY ÖĞRETTİN AMMA BAŞARININ NE OLDUĞUNU ÖĞRETMEDİN ?

.BÜYÜK DÜŞÜNÜR ÖĞRENCİSİNİ PARMAĞINI İSTER .
VE AĞZINA ALIR. 
ISIRIR.

KENDİ PARMAĞINI DA ÖĞRENCİSİNİN AĞZINA VERİR ISIR DER.

KARŞILIKLI ISIRMALAR -DEVAM EDER.

BİR YERDE.ÇOK ACI DUYAN ÖĞRENCİSİ OF DER.

BÜYÜK DÜŞÜNÜR.

SÖZÜNÜ SÖYLER.
VE BAŞARI SÖYLEMİNİ TANIMLAR. 
"TAM BEN OF DİYECEK İKEN DAYANAMADIN ÖNCE SEN OF DEDİN"

BAŞARIYI KAYBETTİN.

YARIŞI BEN KAZANDIM..

YAŞAM BAŞARIDIR. 
BAŞARI DA. DAYANMANIN ALTINDA SAKLIDIR.
BENCE.

BUYURUN 
ŞİMDİ SAYIN URİ KARA’ NIN FIKRASINI SUNAYIM SİZLERE. 
İBRET İÇİN OKUYUN 
VE TAKKENİZİ ÖNÜNÜZE KOYUP DÜŞÜNÜN BİRAZ.

“ESKİ ZAMANDA ÇOCUK DEDESİNE,
DERKİ 
“ DEDE YEŞİL ERİK YERMİSİN?”DER.
.ERİK DENİLİNCE DEDENİN AĞZI SULANIR.
DEDE : 
“YENMEZMİ OĞUL ? 
GETİRDE YİYELİM”DER.
HINZIR ,
MUZİP MUZİP GÜLÜMSEYEREK 
.“DEDE ORTADA ERİK FİLAN YOK”
AMA AĞZIN SULANSIN DİYE ÖYLESİNE DİYİVERDİM”DER.
KISSADAN HİSSE, 
ANLAYAN ANLADI ZATEN.

MEHMET KAYALI OLRAK.
BENDE SİZLERE.
ÖNCE ERİK VEREN AĞACI YETİŞTİRMELİYİZ 
DERİM SİZLERE.

BİRBİRİMİZE GÜVENME TEK GÜÇ OLMAMIZDIR.

SEVGİLERİM.
TÜM ASSUBAYLARA OLSUN


Mehmet KAYALI 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

İhraçların kaldırlmasına dair çalışmanın sonuna gelindiği,

 

Durumu tüzüğün 51. maddesine uygun olan tüm ihraçlı üyelerimizin ihraçlarının

kaldırılmaya başlandığı;

 

Teşkilattan sorumlu Genel Başkan yardımcımız avukat Sayın Fazıl GÜRLER   

tarafından kendi durumum da dahil olarak bilgi olarak tarafıma aktarılmıştır.

 

Bu çalışma ve uygulama ile TEMAD da artık kırgınlık,  küskünlük ve

ötelenme dönemi de son bulmuştur.

 

Umuyoruz ve bekliyoruz ki tüm ihraçlar bir utanç dönemi olarak bu dava

yuvasından bir daha tenezzül edilmemek adına def edilip gönderilir.

 

 Kapatılan şubelerimiz açılır.

 

Herkesin , her Assubay sevdalısının ;

Ana hedefimiz olan eşit özlük hakkı,ve mesleki öğrenim hakkı  

mücadelemizde aynı potanın içinde kardeşçe yan yana

olmasının da önemli ölçüde önü açılmıştır.

 

 Umudu yeşerten liderlere ve yönetimlere çok ama çok ihtiyacımız var.

 Bu yönetim de bu gün bu acil ihtiyaçtan dolayı seçilmiştir.

 Temad iktidar mücadelesi veren bir sivil toplum örgütü değildir.

 

 Bu yüzden de siyasetteki çirkinliklerin ve ego ile şahsi çıkar

beklentilerinin bu çatının altında asla olmaması, beslenmemesi  gerekir.

 

TEMAD görevi çok özel ve önemli olan sendikal bir dava platformudur.

Tüzük kısmındaki vazife kısmı  bizler için fasa ile fisodur.

 

ADALET= İNSANLIK+EKMEK+ÖZLÜK+ HUKUK+EĞİTİM VE

ÖĞRENİM+ GÖREV VE KOMUTANLIK+ ASKERİ STATÜ DÜR.

 

Adaletten anlamamız gereken kavram ve sorumluluk ta

bakın o kadar derindir ve terazinin bir tarafı çok ağırdır.

 

TEMAD'ın değişmez ilk amacı,

 

TSK. YI MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN EMANETİ OLARAK

LAİK CUMHURİYETe bağlılıkla KORUMAK, KOLLAMAK,

 

 

Ve akabinde de,

 

Asker haklarını, asker adaletini ASSUBAY kimliği ve çatısı altında

tesis ettirmek, binlerce şuhedanın kanını ve ahını, ahdını adaletsiz

ve karşılıksız bıraktırmamaktır.

 

Bu anlamda en çok ezilen, en uzun zaman sömürülen, hem alın teri,

hem kan bedeli utanmazca çalınıp gasp edilen ASSUBAY toplumunun

tüm insani, anayasal, özlük ,mali haklarını mutlaka ama mutlaka almaktır.

 

Her yeni güne ve sabaha uyandığımızda hepimizin tek hedef ve amacı  bu olmalıdır.

 

"ASSUBAYLAR VE ONLARIN EN ÇOK EZİLENİ OLAN EMEKLİ ASSUBAYLAR EKMEK

ADALETLERİNE HER GÜN BİR ADIM DAHA YAKLAŞMAK ZORUNDADIRLAR.

 

Emeklinin de hedefi olur mu  derseniz……..

 

ASSUBAYLAR HENÜZ EMEKLİ OLAMAMIŞ, ARAFTA KALMIŞ BİR TOPLUMDUR.


O sıkıştıkları ara karanlıktan inatla, kendileri çıkmayı başaracaklardır.

 ulufesiz, biatsız, umarsız, çıkarsız.

 

BÜYÜK ATATÜRK e layık bir duruşla, çalışmayla, azimle, kararla.

 

Hak boynu bükük durana verilmez

İnatla direnerek ,adaletle, hukukla, bilinçle, istenerek alınır.

 

Saygımla....

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 


Askerliğini kısa dönem yada bedelli olarak yapanların AFRİN harekatı nedeniyle ahkam kestiği bir ortamda yıllarını TSK veren ve harekatın olmazsa olması olan ASSUBAYLAR olarak bizde düşüncelerimizi kısa ve basit bir anlatımla paylaşmak istedik;

Emperyalistlerin Ortadoğu üzerindeki emelleri ni gerçekleştirmek üzere sözde demokrasiyi tesis için bölge’de iç isyanlar çıkardılar bölge  kan gönülüne döndü milyonlarca mülteci evlerinden göç etti ve en büyük mülteci akını da 4 milyonla ülkemize oldu diğer devletler bundan en az etkilenirken biz hem kabul ettiğimiz mülteciler hemde burnumuzun dibindeki oluşumlar nedeniyle büyük sıkıntılara girdik

İlk kez 17 Ekim 2017 tarihinde 74 vatan evladının şehit olduğu İDLİP harekatı yapıldı ; Bu harekat sırasında AFRİN’e girme planlarımız da vardı ; Ancak Suriye’nin Türkiye ile kopan ilişkileri ,Suriyenin adeta müttefiki ve sözcüsü durumundaki Rusyanın bölgede bulunması ABD nin sözde müttefik olarak ülkemizi sürekli oyalama taktikleri bu harekatı buzdolabına koymamıza neden oldu; 

Sıradan vatandaşlar ülkede hala yasal olan Esad yönetimi ve Rusya ile anlaşılarak toprak bütünlüğünün sağlanması ve ABD nin devre dışı bırakılmasını ve bu emperyalist kölesi hainlerin bertaraf edilmesini diliyor

Özellikle ABD nin bölgede bir kürt koridoru ile Akdenize kadar bölgeyi kontrol altında tutma isteği ile bölgedeki  PKK ve onun Suriye kolu PYD yi eğitmesi,silahlandırması yapılan açıklamaların yarattığı endişeler  diplomatik yollardan aşılamayınca Türkiye topraklarını korumak zaten yıllardır başını ağrıtan terör örgütlerinin burnunun dibinde meşrulaştırılmaya çalışılmasını ve terör varlığını son vermek oyunu bozmak için harekata karar verdi bu bir zorunluluktu ;

Bu nedenle SURİYENİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGIMIZ belirtilerek  20 OCAK 2018 günü saat 17.00 de harekat hava kuvvetlerimizin bombardımanı ve topçumuzun çok namlulu roket ve obüslerle bölgeyi yumuşatmasının ardından 21 Ocak günü kara unsurlarımız bölgeyi temizlik harekatı başarılı bir şekilde devam ediyor; 

Bölge aktörlerinden Rusya Esad yönetimi ile 49 yıllığına deniz ve hava üssü anlaşması imzaladığı için en azından amaçları gerçekleşinceye kadar kısa vadeli de olsa Esat iktidarını destekliyor ve kesinlikle Suriye'den ayrılmayı düşünmüyor ;

ABD nin bölgede varlığını sürdürmesi  ardından İRAN’a yönelik bir karışıklığı yaratmak ardından müdahale etmek için planlar yaptığı biliniyor bir diğer düşünülmesi gereken husus ise Fırat’ın doğusu Rusya ve Suriye  için önem taşıdığından Fırat’ın batısında kök salmak isteyen ABD ve onun taşoronu YPG  ile gizli bir ittifak göz ardı edilmemelidir çünki bugüne kadar hep bunun gerçekleştirilmesine çalışıldı ;

AFRİN harekatı için  Rus kontrolündeki Tel Rıfat’dan geçmek gerekiyordu AFRİN’de ise ABD nin açık destek verdiği PKK ve YPG unsurlarını feda etmiyeceği gerçeği vardı BUNA RAĞMEN HAREKAT NASIL GERÇEKLEŞTİ ?  Büyük ihtimalle sınırlarımızda ki oluşumun ülkemize ileride onanması mümkün olmayan yaralar açacağı dikkate alınarak aldığımız harekat kararlılığı bu ülkelerin geri adım atmasına neden oldu ya da Allah korusun Türkiye’nin başaramıyacağı ihtimalini göz önüne aldılar

Tüm aktörler İŞİD’i bahane ediyorlar ancak bölgede İŞİD bitirildi dağılan örgütün bir kısım elemanı ise YPG ile birleşti  bundan çıkarılacak sonuç ise gayet açıktır bunu bilmek için statejist olmaya gerek yok;

ABD.nin esas hedefi düşman olarak gördüğü ve petrol yataklarının iştahını kabarttığı İRAN,  İran’ında Suriye üzerinde etkisi büyük bunu kırarak hedefine ulaşmayı ve dolaylı olarak da Rusya’nın etkisini yok etmeyi amaçlıyor ve amacına ulaşmanın yolunun TÜRK-İRAN-RUSYA bütünleşmesi ve ASTANA sürecinin sekteye uğraması şart olarak görülüyor ve ABD kesinlikle Fırat’ın doğusundaki YPG yapılanması için yeni senaryolar üretecektir

Yıllardır başımıza bela olan emperyalist uşağı PKK nın PYD ile 30 bin kişilik bir güç oluşturması  tehlikenin boyutunu ortaya koymaktadır  Bu hainlerin gücünün kırılması yok edilmesi TÜRKİYE için hayati öneme haizdir NATO harekatı desteklemektedir Dünyadan harekatımızla ilgili olumsuz değerlendirmeler gelmemiş hatta önyargı ülkelerin açıklamalarında haklılığımız teyit edilmiştir;  ama yine de FIRAT KALKANI  harekatını dünya’ya iyi anlatmak desteklerini almak büyük önem taşıyor. SONUÇ OLARAK  Ülkemizin zorunluluktan doğan ve ZEYTİN DALI harekatı olarak adlandırılan harekatta KINASALAR DA KINA YAKSALAR DA ülkemiz geleceğini ve huzurunu düşünerek sonuç alınıncaya kadar devam edeceğiz; 

Harekata katılan Silah arkadaşlarımız,meslekdaşlarımız,evlatlarımız ve emeği geçen  kahramanlarımızın yanlarındayız  Allah güç ve kuvvet versin onları korusun Gazaları mubarek olsun. 

DÜNYADA TÜRK ASKERİNDEN BAŞKA BÖYLE DÜĞÜNE GİDER GİBİ SAVAŞMAYA GİDEN BAŞKA ULUS VARMIDIR ?

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar



BOMBACI KÜÇÜK ZABİT (ASSUBAY)
ALİ REŞAT ÇAVUŞ KİMDİR?

 

Ali Reşat, Yüzbaşı Ali Bey’in oğluydu. Babası Makedonya alayındaydı; Balkan dağlarında eşkıya avıyla görevliydi.

Bir çatışma anında Kumanova’da düşman kurşunuyla şehit düştü. 

Tarihimizin son büyük dramı sayılan Balkan Savaşı’nda bir Sırp çetesinin saldırısında annesini ve

kardeşlerini de yitirdi.

Yeryüzü coğrafyasında tek başına kaldı ve sığınabileceği gidebileceği biricik yer ‘baba ocağı’ askeriye idi

Asker babası ve bütün  ailesi şehit düşen Türkoğlu el üstünde tutuldu. Karnı doyuruldu,

sırtı giydirildi ve kalabileceği ata sıcaklığında yurt buldu.

Ali Reşat’ın barındığı birlik 1915’de Çanakkale’de görevlendirildi.

Gözü pek delikanlı yaşı tutmamasına karşılık, bir er gibi muharebelere girdi, düşman hatlarına

gizlice sızıp gözcülük yaptı.

Her görev dönüşünde İngiliz Ordusu’ndan silâh ya da teçhizat getirdi.

Hücumlarda en önde saldırdı, arkasından gelenlere cesaret verdi.

Gece keşif vazifelerinde düşman siperlerine hayalet gibi sızdı, el bombasıyla düşman

cephaneliklerini berhava etti.

İki kez ağır şekilde yaralandı. Bacakları kalbura döndü, sol akciğeri parçalandı.

Ama hemen kendini toparladı

Ve iyileşme sürecinde bile askeri kampta kaldı. Birliğini yalnız bırakmadı.

İyileşme sonucunda çıktığı ilk keşif görevinden Browning marka tabanca ve İngiliz dürbünüyle döndü.

Ali Reşat’ın ölümü tiye alan cesareti, liderlik özelliği ve başarılı sicili, İstanbul’daki Harbiye Nezaretini ve

Osmanlı Orduları Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın da dikkatini çekti. Paşa’nın cephe teftişinde

huzuruna çıkıp elinden aldığı Küçük Zabıt(Assubay) çavuş rütbesiyle ödüllendirildi.

Gönüllü bombacı Ali Reşat Çavuş’un hikâyesi, Alman savaş muhabiri, yazar Karl Vollmoeller’in

yazı ve fotoğraflarıyla tarih kayıtlarına geçti.

Berliener Illüstrirte Zeitung isimli haftalık haber dergisinin 22 Ağustos 1915 tarihli nüshasında,

Osmanlı Ordusu’nun en genç kahraman küçük zabıt (Assubay) çavuş'unun resimli haberi yer aldı.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

ÖMER KESKİN E.Hv.Asb.

 

Ömer Keskin'in Profil Fotoğrafı, Görüntünün olası içeriği: Ömer Keskin, gülümsüyor, yakın çekim

15 Temmuz sonrası ile  hızlı bir döneme girildi DEGİŞİMDE, büyük adımlar atılıyor.

Silahlı Kuvvetlerin her türlü noktasında bu değişimi basın ve birçok değişik kanallardan izliyoruz. Değişimde en önemli unsurun İNSAN olduğu noktasında Subay,Assubayların değişimdeki yeri tartışılırken biz ASSUBAYLAR ne yapabiliriz.?


Türk Silahlı Kuvvetleri baştan aşağı değişiyor. Değişime yönelik taslak çalışmaları başlamış. Hedef yıl olarak ise 2033 belirlenmiş. Yani bu tarihte "yeni TSK" oluşturulmuş olacak.

 Kapsamlı çalışma, başta ordu yapılanmaları olmak üzere personelle ilgili planlamalara kadar pek çok boyut içeriyonmuş. 2033 planı, ordu yapılarında değişiklik getirecek. 1.,2., 3. ve Ege Ordu Komutanlıkları yeniden yapılandırılacak. Suriye sınırından da sorumlu olan 2. Ordu Komutanlığı'nın sınır ötesi operasyonel geliştirilmesi amaçlanıyormuş.


Yapılanmanın en önemli ayaklarından birisini ise yeni Personel Kanunu oluşturuyor.

 Önümüzdeki aylarda yürürlüğe girmesi öngörülen kanunla, TSK'daki terfi ve atama zinciri değişerek Kaynaklar, sözkonusu kanununun önümüzdeki aylarda çıkabileceğini belirttiliyor. Yeni Personel Kanunu ile TSK'daki terfi ve atamalar değişecek. General ve amirallerin 4 yıl olan rütbe bekleme süreleri 3'e, 5 yıl olan albay bekleme süresi de 4 yıla indirilecek..

Yeni bir dönemde ilk adımları atılan MS Üniversitesinde Ana unsur SUBAY ve ASSUBAY ‘ların eğitimdeki tartışılan durumları.

Daha kurulma aşamasında bu konuda birkaç arkadaşımız ile konunun bu noktada önemli bir hatanın yapıldıgı Assubayların dört yıllık egitimlerinin neden iki yıllık olarak uygulanacağı noktasında bazı yetkililere ulaşsak da sayın bakana yazılarımız dışında direkt ulaşma şansını bulamadık

.Bu konunun Sayın Temad Başkanının kapsamlı bir raporla ilgili noktalara ulaşmasının sesimizin duyurulması,haklı taleplerimizin iletilmesi  noktasında önem arzetmekdedir ve bu konuda bazı girişimlerin olduğunu memnuniyetle izlemekteyiz

Her ne kadar öncelik 9/2 ve Tazminatlar olsa da assubay kaynağının fakülte mezunlarından olması  sınıfımızın geleceği acısından önemlidir.


Külfette ve nimette Adalet arıyorsak ve İNSAN unsuru TSK ‘nın temel unsuru ise o zaman bu değişimde pozatif yer almamız adına neler yapılabilir ?

 

MS. Üniversite geçen yıl daha kurulma aşamasında iken;  birkaç arkadaşımız ile bu konunun kanunlaşmasında  önemli bir hatanın yapıldıgını tespit ettik.

Daha önce emekliassubaylar.org sitesindeki çözüm önerileri,makaleler ve yapılan mail kampanyalarında assubayların mutlaka fakülte mezunu olmasının nedenlerini açıklamıştık ancak bu önerilerin dikkate alınmadığı ve iki yıllık MYO mezunları ile yetinilip aradaki boşluğun kıt'a içi kurslarla tamamlanmaya çalışılması çözüm değil çözümsüzlüktür;

Çağımız bilgi çağıdır,teknoloji çağıdır ayrıca askerliklerini er olarak yapan fakülte mezunlarına komuta eden assubayların mutlak fakülte düzeyinde eğitim görmeleri şarttır kaldı ki imzalanan Blongo sürecinde bu Türkiye tarafından taahhüt edilmiş ancak önyargılılar kasten çeviri de buna değinmemiştir bizi temsil etsin diye seçtiğimiz maddi ve manevi destek verdiğimiz eski TEMAD yönetimi TSK yeniden yapılandığı bu döneme müdahil olamamış hatta konuyu alay edercesine ötelemiş ve  yandaş yazarlar konuya hiç değinmemiştir.

 

Bu konu bu toplumun tüm mali, mesleki, hukuki, sosyal ve insani tüm meselelerinde  en temel ve tek sorun olarak hala önümüzde durmakta olup;

Sayın Temad Genel Başkanının kapsamlı bir çözüm  raporu hazırlayarak  , MS üniversite rektöründen başlayarak tüm sıralı ilgili makamlara bizatihi acil talebi ile taşıması gereklidir.

 

Bu noktada ; şimdi Sn.Dürgen ve ekibine hertürlü desteği vererek assubayların sorunlarının çözümüne ve hak ettiğimiz saygınlığın kazanılmasına katkı sağlamalıyız.


Geçmiş yıllarda EMEKLİ ASSUBAYLAR.ORG sitesinde  defalarca yapılan ve Keser efendinin önce hiç  önemsemedigi sonradan kendine mal ettiği  imza kampanyası tekrar yapılmalıdır.

Bu konu ile ilgili olan davaya gönül vermiş öneri ve çözüm üretmiş meslekdaşlarımız ve akademisyenerle  derhal toplanıp bir çalıştay gurubu oluşturmalıyız.

 

Hedeflerimizi,akli vizyonumuzu iyi tespit etmeliyiz.

 

Saygımla.

 

Atilla ABAYLI

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, güneş gözlüğü, selfie ve yakın çekim

 

TSK. KURUM. 
EĞİTİM ÇAĞININ GELİŞMİŞLİĞİNDE.

ÇAĞDAŞ ORTAMA, 
UYUM SAĞLAMAK ZORUNDADIR.

İNSANLAR OKUYOR.

AYNI ORTAMDA, 
BENZER HİZMETLERİ YAPANLARIN OKULLARINI AYIRMAKLA.
NEREYE VARILMAK İSTENİYOR? 

YÖNETİMDEKİLERİN HARP OKULLU OLMASI 
VE ETKİN OLMASI.

GEÇMİŞİ , HARP OKULU RUHUNU YAŞATMAKSA GAYE

BURADA BİR YANLIŞLIK VAR DEMEKTİR.

OKULLARI AYRIŞTIRARAK.

İKİ TARAF OLUŞTURULAN,

GERÇEKTE , ALT TARAF- ÜST TARAF.

( GÖRÜNTÜDE ALT STATÜ- ÜST STATÜ )

EĞİTİM VE HAK KISITLAMASI. 
EŞİT SÜRELİ EĞİTİMLİ OLMALARINA RAĞMEN,

UYDURUK VE KÖKÜNDE HAKSIZ EĞİTİM DENKLİĞİ 

İLE BİRİLERİNE EMEKSİZ HAK VE KAZANIM BAHŞİŞİ,

KAZANIMI VERİLMESİ.

EMEK VERİP EĞİTİM KAZANANLARA DA.

ACISI DERİN BİR SİLLE'DİR, SONUÇLAR.

BAZI AHVALDE .
DAHA ÜSTÜN EĞİTİMLİLERİN,

UYDURUK
"ALT STATÜ " YAKIŞTIRMASI İLE DONANIMLILARIN,
UZMANLAŞMIŞ EĞİTİMLİLERİN ,

ARKALARA İTİLMESİ.

SEN ÇAVUŞ' SUN. 
BİLEREK GİRDİN OLDUĞUN YERDE KAL.
FELSEFESİ.

ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE İLE NASIL TANIMLANABİLİNİR.

DİĞER TARAFTAKİLERE 
ŞEHZADE YAKLAŞIMLI DONATILMASI.

OLANAKLARIN YETKİNİN- ETKİNİN 
ALTIN TEPSİDE SUNULMASI.

EŞİT SÜRELİ EĞİTİMLİLER ARASINDA

HAKSIZLIĞIN TAAA KENDİSİDİR...

OSMANLI'DAN KALMA, 
OSMANLI RUHUNU YAŞATILMASI DAYATILMASI.

BOZUK DÜZEN-( ALAYLI - MEKTEPLİ ) OLGUSU

GÜNCELDE :

HARBİYELİ' LER....

VE DİĞERLERİ….

SONUÇLARINA DÖNÜŞMÜŞTÜR.

NEREYE KADAR SÜRGİT OLACAKTIR.?

KURUM YETKİLİLER. 
ÇAĞDAŞ, EŞİT EĞİTİLME YAKLAŞIMINA 

VE TEK OKULDA EĞİTİLME SONUÇLARINA

DÜŞÜN ORTAMINA GİRMELİDİR.

TOPLUM OKUYOR.

VE ENGELLENEMEZ.

İNSANLARIN AYDIN, DONANIMLI OLMASI DÜRTÜLERİ.

VE GÜNCEL ORTAM...

GEREKTİRİYOR, ZORLUYOR.

EĞİTİMLİ..
DONANIM KAZANIYOR.

DONANIMLI İNSANLAR DA

BU YAPMACIKLARI- 
BEN YAPTIM OLDULARI YUTMAZ.

VE YUTMUYOR.

BİZLER DE İNANDIRICI OLMADIĞINI SÜREKLİ YAZIYORUZ.

BUNLARIN OKUNMASI GEREK.

BİZLER SADECE ÇAĞDAŞ YOL GÖSTERİCİYİZ. .

ÜLKE YÖNETİMİ DEMOKRASİ ORTAMIDIR.

DEMOKRASİLERDE HAKLAR DA EŞİTTİR..

DEMOKRASİLERDE,

KAST SİSTEMİ BENZERİ UYGULAMALARA.

YER YOKTUR.


Mehmet KAYALI 

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 


Şimdi bakalım,

Bu gün itibariyle   sayımız ne olmuş,

15 Temmuz öncesi 358 olan  general-amiral sayısı bugün 196 ya düşmüş..

Kayıp % 44.

39.280 olan Subay sayısı ise  hızlandırılmış takviye alımına rağmen ancak

26. 000 yapılabilmiş.

Kayıp % 34


96.340 olan Assubay sayısı ise yine hızlandırılmış 6-8 aylık öğrenim ve eğitime

rağmen 62.700 e ancak çıkarılabilmiş.

Kayıp yine % 34 civarında


Uzman erbaşlarda ise 76.600 olan sayı yine takviye ile 50.000 ler seviyesine

yükseltilebilmiş.

Bunlar temmuz 2017 rakamları.

Ocak 2018 deyiz.

MSB.lığı  muvazzaf personel açığının kapatılması için 6 aylık hızlandırılmış eğitim ve

öğrenimle birkaç yıl içinde kıtalara yaklaşık 10 bin subay ve assubayı sevk edeceğini açıkladı.


Yani….

Artık 4 yıllık harp okulu veya 2 yıllık astsubay meslek yüksek okulu öğrenim ve

eğitimi normal süreleri bir süre askıda olacak.

Üniversite mezunlarından taban puan barajı üzerinden binlerce genç muvazzaf

asker olarak hızla orduya alınacak.

Aynı işlem hava kuvvetlerine pilot yetiştirmede de uygulanacak.

Orada da sıkıntı had safhada.

Fetö darbesi TSK da büyük tahribat yarattı.

İstifa ve emeklilikler normal sayıların nerede ise 5 katına ulaştı.

Buna gözaltı, tutuklu gibi sayıları da ekleyin, korku ve endişeleri de ekleyin,

daha da artacağı kesin.


Kötü olan şu…..

TSK nın eğitimli, bilgili, çekirdek kadrosu erirken,

Mektepli denilen  çekirdekten yetişme subay ve assubaylar biterken,

alaylı dediğimiz kıtada yetişen daha disiplinsiz, vasıfsız, eğitimsiz

bir kadroya dönüşüm ve kötü bir değişim yaşanacak.

Zaten askeri liselerin kaldırılmış olması ile ortadan kalkan liyakat ve

itaat ile kabiliyet ve komuta sanatı şimdi tamamen ortadan kalkmış olacak.

Yeni model de galiba yeniçeri düzen ve sistemli olacak.

Ne var ki bölgede her an hatta yarın sabah dahi bir sıcak savaş patlamak üzere.

Artık Türkiye de savaş alanının tam içinde.

Ne barış umudu, ne politik çözüm ne de tarafsızlık kalmadı. Bölünme had safhaya geldi.

Bir an önce muvazzaf kadroları %65 barış kadrolarına tamamlamak gerekecek.

Şu anda % 45 ile yürüyen bir TSK var.


İyi olana gelince.

Geçici de olsa;

TSK ya hızlandırılmış öğrenim ve eğitimle istihdam edimek üzere alınacak olanların

hepsi de 4 yıllık sivil fakülte mezunu olacak.

 

Dolayısı ile Assubay olacaklar göreve 9/3 den başlayacaklar.

Adaletsiz de olsa Başlangıç dereceleri değişecek.

O zaman artık bizlerin de 9/2 söylemimizi artık terk edip 9/3 olarak siyasete

sunma ve talep etme hakkımız otomatik olarak doğmuş olacak.

Aynı emsal değişimi İçişleri bakanlığının kuvvesi olan jandarma ve sahil güvenlik

Komutanlığının akademi ismine  geçişten de umutla bekleyeceğiz.

Umuyoruz ki bu bakanlığa bağlı Assubaylar 4 yıllık akademi eğitimi alacaklar.

Bu çok iyi bir şey.

Bazen iyilikten maraza değil, maraza dan iyilik doğarmış ya ….

Bu da inşallah öyle bir şey olacak.


Dün de M.S Üniversitesi rektörünün apar topar Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin

ana konularından ve sıkıntılarından birisi de neden bu olmasın…?  

Benim ki bir olasılık problemi sadece, denklem değil henüz.

Bir de umut garibin ekmeği hikayesi….

“Ye babam ye “ misali.

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

 

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Baş öğretmenimiz ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi şahsında tüm öğretmenlerimizin ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN... Demokrasinin, adaletin, huzurun ve refahın hakim olduğu nice öğretmenler günü kutlamak dileklerimizle sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
Perşembe, 24 Kasım 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN KAHRAMANI VE LAİK, DEMOKRATİK CUMHURİYETİMİZİN KURUCUSU, EBEDİ ÖNDERİMİZ VE BAȘKOMUTANIMIZ BÜYÜK DEVRİMCİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü BEDENEN ARAMIZDAN AYRILIȘININ 84. YILINDA SAYGI, ÖZLEM VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ... RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN. 10 KASIM 1938 ! Bir devre damgasını vurmuş, dünyanın gidişatını değiştirmiş, yalnızca y...
Perşembe, 10 Kasım 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. Cumhuriyetimizin 99. Kuruluș Yıldönümü kutlu olsun. Laik Demokratik Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk, silah arkadașları ve devletimizin bekası uğrunda canlarını veren aziz șehitlerimize minnettarız, ıșıklar içinde uyusunlar. Gazilerimize de șükranlarımızı sunuyoruz...
Cumartesi, 29 Ekim 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ