Dolar 32,8115
Euro 35,1159
Altın 2.452,96
BİST 10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 34°C
Açık
Ankara
34°C
Açık
Sal 31°C
Çar 32°C
Per 30°C
Cum 28°C

Gerçek Gündemden Uzak, Sarmalın İçinde Bir Yaşam.

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
05/11/2013 11:47 PM
1

Toplumun refahı, huzuru, sanatsal ve sosyal yaşamı,  ülkenin ekonomik bağımsızlığı, kalkınmışlığı gerçek gündem olması gerekirken; bir dediğini diğer dediğiyle ortadan kaldıran, tutarsız, adeta adam kandırmaca oynayan politik/siyasi yaşamın pek çok aktörlerince heba edilen geleceğe sahip çıkmak, her duyarlı vatandaşın asli görevi olmalı.

Ancak Türk kamuoyunu meşgul edecek şekilde, kimi siyasilerce yaratılan suni gündemlerin altında nelerin olup bittiğini takip etmek hiç de kolay olmasa gerek.

Son olarak, Hac ibadetinden dönen AKP’li bayan milletvekilleri 31 Ekim 2013 tarihinde TBMM’ye türbanlarıyla girdi.

Erkek vekiller ellerinde cep telefonları, şak şak fotoğraflarını çekip durdular.

Konu artık ülke gündemindeydi.

Peki, bu sırada dış siyasette neler oluyordu, ne kadarı biliniyor?

Türbanlı vekillerin meclise girmesiyle adeta bir anda ülkeye özgürlük geldiği konuşulurken kamuoyu yapıcılarca, haber ajanslarının geçtiği habere göre,  “Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak bölgesel Kürt yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile İstanbul, Conrad Otel’de basına kapalı olarak görüşüyor. Barzani’nin, Beşiktaş’ta bulunan başbakanlık ofisinde Başbakan ile de görüşmesi bekleniyor.

Görülüyor ki gerçek siyasi gündem Barzani’nin gelişi ve adeta türbanla kapatılmış halde.

***

31 Ekim’den iki gün öncesine, 29 Ekim’e gidilirse başka bir şeye daha şahit olunuyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı.

Bir milli bayram, milli olmayan imkânlarla Japon firmaya 8 milyar TL’ye yaptırılan Marmaray açılışıyla gölgede bırakılıyor. Açılışında siyasi şov yapılıyor.

Neden, biz yapamadık ise hiç konuşulmuyor.

Konuşulan şu!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaray açılış konuşmasından;

“…Kurtuluş Savaşımızı kağnılar üzerinde cepheye cephane taşıyarak kazandık. Yorgun ve bitkin neferlerimizle destanlar yazdık. Yolun medeniyet olduğunu, ulaştırmanın istiklal olduğunu, kalkınma ve bağımsızlık olduğunu, Cumhuriyet’e giden yolda milletçe tecrübe ettik.
Sadece kıtaları değil, gönülleri de birleştirdik. Göreve geldiğimizde 26 havalimanı vardı, bugün 50 havalimanını  açmış durumdayız. Cumhuriyetimizi sadece ulaştırma ağlarıyla ayağa kaldırmak noktasında olmadık. Cumhuriyeti aynı zamanda, birlik ve dayanışma ağlarıyla, adalet ve kardeşlik ağlarıyla, daha büyük ve güçlü bir yapıya kavuşturduk…”

“…Marmaray, bu aziz milleti özgüveni ile inandığı zaman neleri yapabileceği bir imanla buluşturuyor…”

“Allahımız’a hamd olsun. Marmaray ülkemizin eseridir. Biz bu milletin efendisi değil, hizmetkârıyız. Ve bu hizmetkârlık Marmaray’da son olmayacaktır. İnşallah denizin altına inşa edeceğimiz tüp geçitle Marmaray’a bir kardeş gelecek.”

***

Konuşmayı sırasıyla yorumlarsak;
  • Günümüzde yerli yapım basit bir otomobilin dahi olmaması bir yana, Kurtuluş Savaşı’nda sırtında bebesi, kağnıyla cepheye mühimmat taşıyan Türk kadını, bir yabancı şirketin mi yoksa Türk şirketinin mi Marmaray’ı yapmasını isterdi?
  • Medeniyet denilen şey, dünyaya teknoloji ihracı değil midir aynı zamanda.
  • Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık olur mu?
  • Yapılan hava limanlarından istifade eden emekli sayısı gelir dağılımına göre yıllık ne kadardır?
  • Ülkede otuz iki-otuz üç etnik grup var denilerek, etnik milliyetçiliğin adeta teşvik edildiği bir yerde birlik ve dirlik olur mu?
  • Ya, Adalet?

Adalet, Hukuksal alanda Adalet Saraylarının büyüklüğüyle mi, yoksa gelir adaleti başta olmak üzere vicdanlarda hissedilen adaletle mi ölçülür?

Eğer adalet varsa, bir emekli subay ile emekli assubayın maaşları arasında niçin, neredeyse yüzde yüze yakın maaş farkı var? İzah edebilir misiniz?

Yarım asrı geçkin bir süredir adalet peşinde koşan, yaşam mücadelesi veren assubayları, adalet dağıttığını iddia edenler niçin görmezden geliyor?

  • İnanmak ve yapmak,

Bir şey borçlanmadan, şarta bağlanmadan, milli imkânlarla yapılıyorsa işte ona inanmak ve yapmak deyimi yerinde olur.

Bir şeyin bir ülkenin eseri olabilmesi için bizzat o ülkede imali gereklidir, yabancıdan satın alınan şey, o şeyi satın alanın eseri olabilir mi?

ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.