Dolar 32,5004
Euro 34,6901
Altın 2.496,45
BİST 9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
20°C
Parçalı Bulutlu
Pts 24°C
Sal 28°C
Çar 26°C
Per 22°C

AYNANIN ÖNÜ VE ARKASI…

AYNANIN ÖNÜ VE ARKASI…
07/11/2013 10:17 PM
4

Baştan belirteyim; TEMAD Merkez Yönetiminde hangi isim olursa olsun bence fark etmez; bir emekli assubay olarak, adını mesleğimin adından alan, üyesi bulunduğum, TEMAD üzerine dileklerim, derneğimizin şeffaf  yönetilmesinden, meslektaş camiamızı iyi temsil etmesinden, meslektaş camiamızın haklarını iyi savunmasından, dernek yönetilirken demokratik kurallara en iyi uyulan dernek olmasından, kısaca tüm güzelliklerin derneğimiz  “TEMAD“ın adı ile birlikte anılmasından başka bir amacım, düşüncem olamaz. Bunun yanında, ismi biraz öne çıkanların, ülkemizin bu günkü şartlarında, Amerikan filmlerinde polislerin insanların cebine uyuşturucu koyması benzeri yöntemlerle tuzağa düşürülmesi malum. Kim ne derse desin, TEMAD yöneticilerinin benim haklarımı savunacağım derken esir düşmeyi göze almalarını isteme hakkını kendimde göremem…

TEMAD Genel Başkanı Ahmet KESER meslektaşım için, beş yıl önce ilk tanıştığımda, bu platformlarda, “Oturaklılığı, tavrı, karşısındakini dinlemesini bilmesi, konulara hakimiyetiyle, Sayın Ahmet KESER bu koltuğu doldurur, değme prostatlı YÖK profesörünü cebinden çıkartır” diye yazan kişi  de benim. Hakkındaki düşüncelerim, hâlâ tersine dönmüş değil. Sözümün arkasındayım. Yalnız bu durum aklıma takılan, soruları sormama, daha iyiye ulaşmak adına, gerektiğinde  eleştirmeme engel değildir.

Bu girişten sonra, artık 2013 Assubaylar Günü Ankara buluşması izlenimlerimi anlatabilirim. Ankara buluşmasından bir ay önce yayınlanan mesajlardan TEMAD örgütlerince Ankara’ya meccane otobüs servisi sağlanacağını öğrenince listeye adımı yazdırdım. 18 Ekim günü akşamı, üç otobüs dolusu, yüzden fazla kişi, Antalya’dan yola çıktık. Sabah 07:30 gibi Ankara Etiler Orduevinde olduk. Orduevinde gideri TEMAD tarafından karşılanan kahvaltımızı ettik. Anıtkabir’e yapılacak kortej yürüyüşünün başlangıç yeri olan Ankara Arena’nın önüne hareket etme saatine kadar, dört saat orduevinde kaldık. Bu süre içinde, başka illerden gelen tanıdık meslektaşlarımızla buluşup hasret giderdik. Sanal alemden tanıştığımız birçok meslektaşımızla olan “gıyabi” tanışıklığımızı “vicahiye” çevirme fırsatı bulduk. Saat 13:00 gibi, otobüslere binip yürüyüşün başlayacağı noktaya hareket ettik. Orada diğer konaklama yerlerinden gelenlerle ve yürüyüşe Ankara’dan katılacak olan  meslektaşlarımızla buluştuk. TEMAD Yönetimi katılımcıların öğle yemeği için de organizasyon yapmış. Dağıtılan pide ayranlarla nefsimizi körlettik. Alanda kalabalık toplu haldeyken alanın tamamını görmek mümkün olmadığından katılım yetersiz mi acaba diye biraz  endişelendim. Yürüyüş başlayıp yola koyulunca, yol boyunca uzanan kortejin uzunluğunu görünce, katılımın  pek de az olmadığını görüp sevindim.  Anıtkabir’e doğru yöneldiğimizde, geçtiğimiz kavşaklarda Ankara’lı sürücüler, araba kornaları ile bizlere destek verdiler. Öğle öncesi hava parçalı bulutlu ve güneşliydi. Kortej  Anıtkabir yokuşuna geldiğinde hava kapandı, hafiften yağmur başladı. Neyse ki yağış fazla uzun sürmedi. Ata’mızı ziyaret, İstanbul TEMAD İl Başkanın şefliğinde İstiklal Marşı’nın  söylenmesiyle sona erdi. Dönüş yolunda Tandoğan Orduevi’nde biraz soluklandım. Orada da daha çok sanal ortamdan tanıştığım bir çok  meslektaşımla yüz yüze gelme, tanışma fırsatım oldu. Güneşin batmasına yakın, akşama kutlama etkinliklerinin yapılacağı Ankara Arenaya geçtim. Yürüyüş sonrası yakın illerden gelen gruplardan, akşama erkenden evimizde olalım diyerek konseri beklemeden ayrılmaya niyetlenenler olduysa da bildiğim kadarıyla TEMAD yöneticileri bu teşebbüslerinden vazgeçirdiler. Bir önceki gece yaptığım otobüs yolculuğu nedeniyle çektiğim uykusuzluğun dışında benim açımdan bir sıkıntı yoktu. Mehter takımının konseri, dünyanın dört bir yanından Türk müziği örnekleri veren müzik topluluğunun konserleri güzeldi. Spor salonunun tribünlerini dolduran camiamız mensuplarının coşkusu olağanüstüydü. Konser arasında,bir ara TEMAD Genel Başkanı Sayın Ahmet KESER, yönetim ekibiyle birlikte salonda bir tur atıp katılımcıları selamlayışı muhteşemdi. Başkanın salona girip seyircileri selamlayışı, iktidara aday, umut vaat eden bir siyasi parti liderini aratmaz mükemmellikteydi.. Platforma çıkıp yaptığı konuşma, daha önceki konuşmalarıyla içerik açısından karşılaştırıldığında, bu kez Genelkurmay’dan pek fazla söz etmedi. Sözlerini “Tek devlet, tek millet ilelebet” sloganıyla bitirdi. Başkan’dan sonra sahneye çıkan sanatçı bayan çok güzel şarkılar söyledi ama, kıyafeti, benim gençliğimde  çamaşırın evde leğende yıkandığı dönemden, çamaşırın başından kalkmış gelmiş de, eline mikrofon tesadüfen tutuşturulmuş gibiydi…

2013 Assubaylar Günü Ankara izlenimlerimi anlatan bu yazımı, daha altı yıl önce sorunlarımızı duyurma amaçlı dörtte bir gazete sayfası genişliğinde ilan vermeye niyetlendiğimizde, ilan gideri olan on bin lirayı aramızda toparlayasıya kadar  karşılaştığımız sorunları ve o günün TEMAD Genel Merkez yönetiminin yaptığı engellemeleri yaşamış bir kişi olarak, bu günkü yönetim için “At binenin kılıç kuşananın. Bravo adamlara. Bu yönetim işini biliyor; sayelerinde son bir yıl içinde sorunlarımız yirmiye yakın gazete haberine, ve televizyon programına konu oldu. Sayelerinde sıfırdan koskoca bir Assubaylar Günümüz oldu. TEMAD artık kutlamalar için üyelerini Ankara’ya getirmek üzere yurdun her köşesinden otobüsler tahsis edebilecek güce erişti. Toplantılarını beş yıldızlı otel salonlarında yapar, misafirlerini lüks otellerde ağırlar hale geldi. Selam olsun emekli assubaylar dışında derneğimize katkı yapanlara” türü övgüler düzüp bitirecektim; olmadı..

İçimdeki sevdalı, “Aklına takılan soruları niçin sormuyorsun? Sosyal paylaşım ortamlarında fedailiğe soyunanların, soru soranı dövmekten beter edenlerin, birilerinin sorulan sorulara illa ki cevap vermeyi kendilerine  görev edinenlerin şirretinden mi korkuyorsun yoksa” diyerek başımın etini yedi. “Sorunlar çözülecek, sen de meslektaşlarının internette bir meydanda toplanmaları için davul çalarak  sorunlarının ortaya konulmasına katkı koymuş olmakla  övünecek, bunu yazıya dökecektin. Yazının başlığını bile hazırlamıştın; yazının başlığı ‘SONDAN YEDİNCİ DAVULCU BENDİM’ olacaktı. Bir ara ‘on beş ocağa kadar susun bekleyin, Ankara’ya gidip sorunları bir hafta içinde çözeceğim’ diyenlere bile inandın bekledin. Hani ne oldu; elin belinde mi kaldı yoksa? Buraya kadar anlattıkların aynanın önünde herkesin gördükleri” dedi, bir anlamda benimle dalga geçti. Ben de, madem benim anlattıklarımı beğenmedin, öyleyse aynanın arkasını da sen anlat bakalım deyip, sözü  içimdeki sevdalıya bıraktım.

Assubaylar Günü geçen yıl ilki yapıldığında da bayram arifesine rastlamıştı ve TEMAD örgütlerinden Ankara’ya en pahalı otobüsü Antalya TEMAD kaldırmıştı.. O zaman bir Ankara otobüs fiyatına, bir bayramda yapılacak zorunlu masraf ve toruna verilecek bayram harçlığına bir de  bankamatikte kalan rakama bakmış, sonunda torunun bayram harçlığı lehine Ankara’ya gitmekten vazgeçmiştim. Bilindiği üzere, bu yıl yirmi gün kadar önceden, Ankara’ya katılımcılar için ücretsiz ulaşım sağlanacağı duyuruldu. Bunu da öğrenince Assubaylar Günü kutlamalarına katılmaya karar verdim. Geçen yıl Edremit Körfezi bölgesinden TEMAD  şubeleri 25 TL maliyetle Ankara’ya otobüs kaldırmışken, Antalya’dan normal tur fiyatına 60 liraya otobüs kaldırılmıştı. Bu durumu dile getirip, mevcut  Antalya TEMAD yöneticilerine, yerel yönetimlerin bu konularla ilgili imkanları olduğunu, daha önceki yöneticilerin yerel yönetimlerden bu gibi durumlarda yardım istediklerini ve talebin genellikle olumlu karşılandığını, bu gibi hizmetlerin derneğe daha az maliyete mal olduğunu, niçin bu olanakları zorlamadıklarını sorduğumda “biz kimsenin kapısına gidip ağız eğemeyiz” cevabını almıştım. 

Antalya’ya geleli yıllardır paltonun ne olduğunu unuttum. Takım elbise de ancak mevsim kışsa mutlaka giymek durumunda olduğumuz bir düğünlerde lazım oluyor. Bizim gibi emekli bir kişinin yılda bir takım elbise alacak hali de yok. Ankara’ya takım elbiseyle gitmeye niyetlenince, yıllardır askıda bekleyen takım elbisemin  pantolonunu şöyle bir test ettim. Göbeğimin kutrundaki değişiklik nedeniyle, otuz altı saat devamlı giymeye uygun olmadığını, rahat edemeyebileceğimi  anladım. Zorunlu olarak, pantolon belini açtırmak için önce soluğu Pantoloncu Terzi Halil’de aldım..

Hareket saatinde, otobüsün kalkış yerine geldiğimde, benim bindiğim  otobüsün üzerinde “Antalya Muratpaşa Belediyesi” yazıyordu ve o kadar görmeye çalıştığım halde hiçbir Antalya TEMAD yöneticisinin ağzının eğri olduğunu görmedim. Ücretsiz otobüse binip, Sabah Ankara Etiler Orduevi’nde TEMAD’ın verdiği bedavadan kahvaltıyı edip, öğleyin de dağıtılan pide ayranla karnımı doyurunca, bir ara, medyada zaman zaman sözü  edilen makarnacı kömürcü seçmenleri sanki anlar gibi oldum; kendimi onlar gibi hissettim… 

TEMAD için bankaya  her ay  maaşlarından   otomatik ödeme talimatı verenlerden Allah razı olsun diye için için tekrarlarken; ismine gerek yok, yürüyüş toplanma alanında, TEMAD Genel Merkezine sık sık girip çıktığını bildiğim, sosyal medyada TEMAD Genel Merkezi yönetimine sorulan en küçük bir soruya, eleştiri imasına kendisini cevap vermekle görevli sayan, camiamızda adı bilinen bir meslektaşıma rastladım. Bu meslektaşıma, Assubaylar Günü organizasyonu az buz bir maliyet değil, TEMAD’a bu işler için katkıda bulunan, sponsorluk yapan oldu mu; varsa kimdi, neyin karşılığında sponsor olmuşlardı, yoksa masraflar  bütçeden  mi karşılanacak diye soracağım tuttu. Arkadaşım “Sponsor var. Bu organizasyonlarda TEMAD’ın bütçesinden beş kuruş harcanmadı. Sponsor bir organizasyon firması. Sponsor firma büyük assubay camiasının Assubaylar Günü’nü organize ettiğini referanslarında kullanması karşılığı tüm organizasyon giderlerini karşıladığı gibi, TEMAD’ın kasasına da üste 200 bin lira verecek” dedi. Benim böyle parasal konulara oldum olası aklım ermediği, bu konularda vizyonum hep “kimse sırtına  binmeyeceği eşeğin önüne arpa dökmez” kuralı ile sınırlı olduğundan, anlatılanlar aklıma yatmadı ama yine de anlamış gibi görünüp uzatmadım..

Öğleden önce, yürüyüş öncesi orduevi lobisinde zaman geçirirken, uygulanan yöntemlerinin demokrasiye uygunluğunun tartışmalı olduğu iddia edilen ve mahkemelik olan son genel kurul üzerine meslektaşlarımın aralarında, “keşke bunlar yaşanmasaydı çok iyi olurdu; Ahmet Keser başkanlığında bir yönetim böyle uygulamalara gerek kalmadan çok rahat tekrar seçilebilirdi” türü sohbetlerine kulak misafiri oldum. Bu “keşke”li sohbetleri, sponsorluk üzerine meslektaşımın  anlatılanlarını dinledikten, Sayın TEMAD Genel Başkanımızın akşam konser salonuna yaptığı politikacı vari muhteşem selamlamasını izledikten sonra, bu yönetimin geride kalan üç yılı  gözümün önünden film şeridi gibi geçmeye başladı.  

2011 Ekim’inde camiamız adına ne de çok sevinmiş umutlanmıştım. Televizyona çıkma fırsatı bulup “Günümüzde tüm assubaylar artık yüksek okul mezunudur” deyip dert anlatmaya çalışırken, söze “örneğin ben ortaokul mezunuyum, dışarıdan lise bitirdim” diye başlayan bir yönetim anlayışı gitmiş, TEMAD’a yönetici olup camiasına daha iyi hizmet edebilmek, kendisini daha güzel ifade etmek amacıyla, kendisinde eksik gördüğü diksiyon konusunda  ders alan, artık “Hakkari’nin çıplak dağlarına” bile hitap eden bir anlayış gelmişti. Durumu o günlerde alkışlamıştım; geldiğimiz ortamda biraz şüpheyle bakar oldum. Nasıl oluyorsa yeni başkanımız, yurdun bir çok yerinde, bazen askeri birliklerin sınırları içinde bile muvazzaflarla toplantılar yapıyor, şimdiye kadar iyi komutan olmanın birinci şartını “astsubay denilince surat asmak” sanan kafalar bu toplantılara itirazsız izin verir olmuşlardı. Ardından, şimdiye kadar hiç yokmuşlar da iki gün içinde yaratılmışlar gibi, birden bire, sayıları yüz binlerle ifade edilen “Twitteri sallayanlar” grubu ortaya çıktı. İyi bir şey olsa gerek, kendi söylemleriyle, üst üste birçok kez “TT” olmakla övündüler. Sanki artık “mutfakta biri varmış” gibi, düne kadar yüzüne kimsenin bakmadığı, hep duymazdan gelindiğine alıştığımız TEMAD Genel Başkanı’na, her kesimden televizyon kanallarının arka arkaya kapılarını ağzına kadar açar olduğu  dönemi yaşadık. Başkanımızın da ağzı laf yapıyordu hani; ben dahil herkes, “Antalya’da  altmış albay oturuyor”, “Bodrum’da karakol komutanı üsteğmen, Ürgüp’te başçavuş”, “Mesaimizin süresi amirin iki dudağı arasında”, “Bu nasıl adaletsizlik; assubaylar barış anında bile hukukçu olmayan subaylarca yargılanıyor”, “Emekli olan assubayın maaşı görevde aldığı maaşın yüzde kırk beşine düşüyor” türü doğru ve haklı sözlerini alkışladık. Bu süreç aynı zamanda, sonunda Türk Ordusu’nun iş yapamaz duruma getirileceği, sonunda resmi makamların söylemiyle, “sınırlarda 1500 atlı kaçakçının Türk Ordusuna posta koyar hale getirilmesi amacıyla hedefe konulup salvo atışların yapıldığı süreçle çakışıyordu. Bir süre sonra, şikayet edilen sıkıntılar bitmiş sanki amaca ulaşılmış gibi, TEMAD Yönetimi birden bire suskunluğa büründü. Bu arada işe çok iyi başlayan yönetim nedense aralarında birbirlerine düşüp çatal kazığa dönüştü. Sonuçta bilindiği üzere iş olağanüstü genel kurula kadar uzandı.

Sorunlarımızın çözümüne Genelkurmay’ın hep olumsuz yaklaştığının kamuoyuna şikayet edilip, siyasetin duyarsız kaldığı konusunda tek bir imâ bile yapılmadığı bir sürecin sonunda, bir de baktık ki sel gitmiş kum kalmış. Türk Ordusu’nun birilerinin çıkarına çomak sokabilme potansiyeli taşımayacak şekilde tasfiyesi sağlanmış, assubayların şikayet ettikleri sıkıntılar çözülmediği gibi,  disiplin yasası düzenlemesi hazırlanırken hep “bu konuda bizim birikimimiz var, şikayetçi olan taraf biziz ve buradayız” diye tekrarlayan TEMAD adam yerine konulup görüşü sorulmamış, çıkan disiplin yasasıyla sorun çözülmek yerine üzerine bir düğüm daha atılmıştır. Sonuç olarak, geldiğimiz aşama itibariyle, felenk demiri niyetine galiba kullanıldık…

Son olarak, Ankara’da Assubaylar günü kutlamalarında TEMAD Genel Başkanı’nın salon performansının ve yaptığı konuşmasının  bende bıraktığı izlenime  gelince; Neil Dimond misali çok güzel gitar çalıp şarkı söyleyen bir adam düşünün. Müziğin her türlüsü sonuçta müziktir deyip, bu adamın kucağına bağlama vererek sahneye çıkarsak, hadi bakalım Musa Eroğlu’nun “Sarıkamış” uzun havasını söyle bakalım desek; gitar ustası adam önüne konulan notaları açıp, belki bir şeyler yapabilecektir ama; kuvvetle muhtemel adam bağlamayı gitar gibi çalmaya kalkacaktır. Musa Eroğlu’nun söylediği “Sarıkamış” türküsünde olduğu gibi mümkün değil beni duygulandıramayacaktır…

Burada gitarla şarkı söylemeyi siyasetin, gitar ustasını TEMAD’ın danışmanlarının, yapılan işi yani müziği adam parlatma sanatının, bağlama ile türkü söylemeyi de dernekçiliğin yerine koyun. Camia ve dernek olarak bir kere daha birileri tarafından omuzlarımıza basılıp kullanılmaktan, virtüözlerin gitar tarzında bağlama çalıp türkü söylemeye kalkmasından, birilerinin camiamızın omzuna basıp yükselmeye niyetlenmesinden, başka amaçların sorunlarımızın önüne geçmesinden, çok defa olduğu gibi camiamızın sel yatağında kum gibi, kütük gibi kalakalmasından  endişe ediyorum…

Not: Sayın Ahmet Keser’in Bugün Televizyonu’nda 5 Kasım 2013 günü çıktığı programda sorunlarımızı ortaya koyuşu ve sadece assubayların sorunları için değil, Türk Ordusu’nun içine düşürüldüğü durumdan kurtulması için biz birikimlerimizle buradayız vurgusu yaptığı konuşma çok güzeldi, kendi adıma kutlarım…

Mehmet Ali KILINÇ / Antalya/ 7 Kasım 2013

YORUMLAR

  1. Mehmet KARTAL dedi ki:

    yazıyı iyi döşemişsiniz,okudum,bilgi sahibioldum.şahsınıza TEŞEKKÜRLER,ama üyenin ve bunların da neyapacağını yazsaydınız.Yani yanlış STRATEJİ uygulamışlar,başarısızlıkburdan geliyor.Bu başarısızlığın doğru STRATEJİSİ de vardır herhalde.Bildiğiniz gibi STRATEJİ,çare bulmadır.Başarıya da doğru STRATEJİLER götürmezmi.

    Bildiğiniz gibi eleştiriler bizi doğruyu bulmamıza yardımcı olur.selam ve sevgi yollarım.

  2. Ersen Gürpınar dedi ki:

    Mücadele tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdiğimiz TEMAD yönetimi ne yazıkki kişisel hesaplarla mücadele amacından uzaklaştı,Başkanın “Ben sizden sorun çözmek için yetki almadım” benden başarı beklemeyin itirafı eklenince umutlarımızı ve birliğimizi yok etme noktasına getirdi; Birilerini mutlu etmek için genelkurmaya maksadı aşan eleştiriler, YAŞ -OYAK üyelerine hakaretler topluma tepki olarak döndü birçok kazanımı kaybediyoruz; Mücadeleye destek için gönderilen paraların amacına uygun harcanmadığı konusundaki endişelerimiz,genç assubayların geleceğine yatırım için pazarlanan dağ başındaki tarlanın yüz misli fiatla üç kuruş komisyon uğruna pazarlanması gibi konuları eleştirdiğimiz için Sn.Keser tarafından korunan kişiler tarafından hakaret ve iftiralara uğratılıyoruz Toplumun umutları bitti ama bizim assubay sevdamızı mücadele azmimizi bitiremiyecekler

  3. Mehmet KARTAL dedi ki:

    Yanlış STRATEJİLER savaşı kaybettirir,TEMADNAME’yi okuyunca bunlar yanlış STRAJİLER uygulamışlar savaşı kaybettikmi.ELEŞTİRNAME den ÇÖZÜMNAME çıkmazmı.Bilmiyorum ELEŞTİRNAME cilerden birde ÇÖZÜMNAME bekliyoruz. Teşekkürler. 🙂

    YÖNETİCİ NOTU
    Sn.KARTAL Mücadelenin kişisel hesaplara alet edilmesini eleştiren arkadaşlarımızdan şikayet ederken sizde eleştiri getiriyorsunuz ÇÖZÜMNAME Mevcut yönetimin tüzükteki amaçlarla seçilirken verdikleri vaatlerde mevcut Eleştiri mükemmele açılan kapının anahtarıdır donanımı olanlar eleştiriden korkmaz ve bundan yararlanırlar İyi günler diliyorum

  4. Murathan SİPAHİOĞLU dedi ki:

    Analiz, eleştiri ve sonuç bazlı bilgilendirici dolu dolu bir yazı… Teşekkürler.

    Atalarımız. “gelen, gideni aratır” demiş, doğru demişler.

    Bir kez de “istifa erdemi” ni gösterseler de “Mahmut Erdem’in erdemini sollayıp; “erdem sahibi (?)” olduklarını gösterseler!.

    Olur mu olur; “çıkmayan candan umut kesilmez”…..