LEVENT ULUCAN

LEVENT ULUCAN

Türkiye güzel vatanım,

Ne oldu sana böyle? Kimler seni bu hale soktu?

Bize neden bu kadar acımasız insanlar,

Neden göz yaşları hiç eksik olmuyor bizlerden?

 

Bakın dört bir tarafa hep acı ve göz yaşları göreceksiniz,

Özensiz plansız  bir operasyonla ölenler

Bilmem kaç bin ton bombanın patlaması ile parçalananlar,

Görevlerini yaparken işinden atılanlar,

Bir de üstüne çağ dışı bir sürü mahkeme kararları,

Kanayan yaraların üstüne daha derin daha keskin yaralar açanlar,

Gözlerinizi batıya çevirin, Aydın'a,

Assubay Emrah Ünalan'ı,

Azılı bir katilin pususunda şehit olan kardeşimizi göreceksiniz,

Onun ölümünde de onlarca soru işaretleri bir o kadar da ihmaller zinciri var,

En basitinden,

Katilin tespit edildiği yere neden yalnızca 3 kişi gönderildi?

Azılı bir katili almaya gidilirken neden çelik yelek bile verilmedi?

Assubay Emrah  şehit olduktan sonra  ancak 3 saat sonra bulunabildi,

 

Ve katil hâlâ yakalanamadı,

6 ay geçti

Dile kolay devlet, devlet için şehit düşmüş evladının katilini hâlâ arıyor!

En karmaşık olayları bir günde çözenler,

Katilleri bir günde bulanlar, yakalayanlar

Bu olayı film gibi izliyorlar,

 

Neden?

  • Emrah Bir Assubay Diye mi?

Bu vurdumduymazlığın ardından

Bir şehidimiz daha yıldız gibi aramızdan kayıp giderken,

 

Canı kırk bir cam parçası  gibi içine işlemiş,

Konuştukça içi yanan

Eşi Ümmügül Ünalan'ın sözleri belki herkesi biraz olsun uyandırır,

Sabah 08.00'de evden çıktı. Öğle yemeğinde buluşmak için sözleşmiştik. Saat 11.30 sıralarında telefonla konuştuk. ‘Ben göreve, kenevir bulmaya gidiyorum’ dedi.

Endişelenmeyeyim diye. Sonra defalarca aradım ama ulaşamadım. O an hissettim sanki. Çalıştığım hastaneye sığamadım. İçim yandı, kalbim ağrıdı. Hastanede cansız bedenini gördüğüm o anı nasıl unutabilirim ki? Biz çok mutlu bir aileydik. Her şeyi üçümüz yapardık. O gittikten sonra tutan elimiz tutmaz, gören gözümüz görmez oldu.

11 yaşındaki kızım ‘Babam neden bırakıp gitti’ diye kızıyor. Kırgın, küskün babasına'' ...

Peki biz kime küselim,

Devlete mi?

Vatana adanan hayatın
Şerefli
Onurlu insanlarının,
Tüm assubay ailesinin
Dualarının  kabulü,
Hakları ve hak ettikleri her şeye kavuşmaları dileğiyle,
Kadir Geceniz Mübarek Olsun!

Gerçek nedeni hala ortaya çıkarılmayan Afyon patlaması,

25 şehit, bir çoğunun cesedi molekül parçalarından daha ufak parçalara ayrılmış,

Mühimmat Bölge Komutanı 1 numaralı sorumlu, emir veren, denetleyen! Albay’ı, “İkmal, bakım, depolama, imha konuları direkt faaliyet alanında değil” diyerek “kusursuz” buluyor,

Kusurlu olansa verilen emirleri uygulamak zorunda olan ve bu yanlış emirlerin sonucunda şehit olan 2 Assubay,

Evladınız, eşiniz, nişanlınız, babanız paramparça olmuş…
Diyorlar ki, “Olabilir.
Dokuları 6 kilometreden kazımış, cenaze kaldırabilmek için parçalarını toplamış, ancak DNA’ na yetiştirmişsiniz duasını…
Diyorlar ki, “Ya şey olmuştu, fakat o şey de şey yapmıştı.
Eşiniz,babanız o şartlarda işin yapılamayacağını söyleyip amire itiraz etmiş ama baskı görmüş, 24 askerle birlikte parçalanmış…
Diyorlar ki, “Vallahi esas onun kabahati.

Umur Talu

Yani Söylenen Şu;

Ölümler pek de önemli bir şey değil,

Zaten 2' si Assubay gerisi de Er,

Fıtratlarında var ölmek, telaşa büyütmeye gerek yok,

Ölümlerin de patlamanın da sorumlusu parçalanan 2 Assubay' dır,

Yaşarken de Öldüklerinde de bizim için değişen bir şey yok,

Onlar her seferinde sorumludurlar,

Cezalarını çekecekler,

Sağ iken de, Öldüklerinde de,

Ceza ve disiplin kanunları onlar için yapılmıştı zaten,

O kadar işin arasında

Ölürler, Olabilir,

Büyütmeyin,

Ama şu önemli!

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in yaklaşık 1 haftadır gözündeki zona rahatsızlığı nedeniyle GATA’da tedavi olduğu belirlendi.

Her gün GATA’ya giden Özel’in hastalığının başlangıç safhasında olduğu, yapılan tedavilere olumlu yanıt alındığı kaydedildi.

GATA yetkilileri, tedavinin bir süre daha devam etmesinin planlandığını belirtti. Zona rahatsızlığını tetikleyen en büyük nedenlerden birisi stres.

Stresin nedenleri bulundu çok şükür,

Paşa Gayet iyi...

Vicdanı olmayanların eline adaletin terazisini verirseniz ne olur?

Çoğunlukla canlar yanar, yürekler ağlar,

Her karar gerisinde bir göz yaşı bırakır,

Bazılarını da tartı kurtarır,

Tereyağından kıl çeker gibi en karmaşık olayların en başındaki adam, en masum bir biçimde aklanır,

Adaletin hukukunu kendi elleri ile yazanlar her zaman kendilerini aklar,

Karşısında gördüklerini yaralarlar,

Bakın adalet nasıl işliyor? Nasıl, hangi kararları veriyor?

Kararı yeni açıklanmış iki taze örnek;

Okuyun, karşılaştırın,

Tarih 2011 Diyarbakır Silvan 13 askerin PKK tarafından şehit edildiği çatışma, Hatırlayanınız vardır,

Arkasında bir çok soru işaretini bırakan kahpe bir pusu,

İhmaller zinciri,

Deştikçe askerin ölüme nasıl adım adım gönderildiğinin ortaya çıkardığı bir katliam,

Uzun süre istirahat etmemiş, ettirilmemiş yorgunluktan artık halisünasyon gören, uyuklayan askerler, yetersiz sayıdaki çelik yelekle göreve gönderilmişti,

Üç gün boyunca hiç uyumadan hareket halindeki bir birlik,

Adım atacak hali kalmamış,

Dibine kadar gelen düşmanı fark edemeyecek kadar bitkin ve yorgun,

Ve daha acısı durum Alay komutanına bildirilmesine rağmen hiç bir önlem alınmamış,

Olayı yaşayanların  ifadeleri aynen şöyle;

  • "3'üncü bölüğün iyi durumda olduğunu ve bölüklerin değişmesini istedik. Alay Komutanı planda bir değişiklik yapmayacağını söyledi. Araziye çıktığımızda 2'nci bölüğün askerleri çok yorgundu. Hızımız iyice düşmüştü. Askerin uyuduğunu gördüm. Askerler birbirlerine çok yakın uyuyordu. İyice yavaşlamaya başlamıştık. Karanlıkta bir şey göremiyorduk. Askerin adım atacak yeri yoktu."

Bir başkasının anlattıkları da şöyle ;

  • "İstirahat etmeden göreve çıktık. Birliklere dinlenme süresi bırakılmıyordu. Sıcaktan uyuyamıyorduk. Yürüyemeyecek durumda ve uykusuzduk. Askerler yürürken düşüyordu. Operasyon başladığı sırada yorgun ve açtık. Uyuyan askerlerin horlama sesi duyuluyordu. 'Kalk' emri verildiğinde askerler 'Kalkmıyorum, git başımdan' diyordu. Timin hiç uyumayan askeri bile hareket etmiyordu. Her 'Çök' emrinde askerler oldukları yerde uyuyordu. Yorgun olduğumuz bilindiği halde dinlenmiş tabur yerine operasyona biz çıktık. Yeni timler gelmesine rağmen bizi çıkardılar. Uykusuzluktan göz kapaklarımızı dahi açamıyorduk. Çin Bixisi denilen uzun-namlulu tüfek tozdan dahi tutukluk yapıyordu. Bixinin namlusu fırladı ve bir daha çalışmadı"

Bilirkişi raporu kısaca şu "Olaya Emir Komuta Edenlerin Hepsi Suçlu"

Mahkeme bu katliamla ilgili kararını dün verdi;

Silvan’da 14 Temmuz 2011 tarihinde 13 askerin şehit edildiği PKK saldırısında görevi kötüye kullandıkları iddiasıyla tutuksuz yargılanan 4 Subay Diyarbakır 7’nci Kolordu Askeri Mahkemesi’nce ihmalleri olmadığı gerekçesiyle beraat ettirildi!

4 Subay haklarında açılmış bu davadan beraat ederken,

Kilis’te iki ay önce  görevini yaparken IŞİD tarafından kaçırılan ve 4 gün sonra serbest bırakılan Astsubay Özgür Örs hakkında ‘IŞİD’e mukavemet göstermediği’ ve TSK nın onurunu zedelediği  gerekçesiyle Disiplin kurulu kararı ile TSK dan İhraç edildi!

Vicdanı olamayanlardan ne Merhamet,

Ne de Adalet Beklemeyeceksiniz...

Bugünkü yazımızın konusu hak, hukuk askerlik değil,

Gasp edilen haklarımız da değil,

Assubay'larla ilgili bir yazı da değil,

Bildik muhataplara da değil,

Bir insanlık yazısı, kaybolan insanlığın pençesinde hayatını yitirmiş bir babanın yazısı,

İç hesaplaşmalara, nefrete, kine kurban edilmiş bir babanın yaşama veda edişinin yazısı,

Gerici yobaz düşüncelerin ittifakında güneşi ellerinden alınan bir ailenin dağıtılmış,

dramatik kırık bir yaşam yazısı,

Cem Aziz Çakmak, Denizci Bir Asker, Geçenlerde Hayata Veda Etti,

Rütbesi çok da önemli değil bundan sonra,

Cumhuriyet değerlerini hallaç pamuğu gibi atan gerici ittifakın kumpasında

özgürlüğü elinden alınan askerlerden sadece biri,

Acımasız düzmece operasyonlar sonucu hayatı denizlerde geçmiş birinin maviye hasret bırakıldığı,

Kızının düğününü bile tutsak edildiği ceza evinde kutlamak zorunda kalan bir baba,

Hakkında yapılan en aşağılık yalan haberlere karşı onurunu biricik kızına ispat etmeye çalışan bir asker,

Karanlık güçlerin siyasi iktidarı ellerine geçirenlerle top yekun saldırılarına karşı alabora olmuş bir bahriyeli,

Şehirden şehre, denizden denize geçen hayat daha fazla dayanamadı bu alçak kumpasa,

Geride tüm sevdiklerini bırakarak,

Ona bunu yaşatanlara iki lafı söyleyecek gücü kalmadan bir hastane odasında göçtü gitti,

Cumhuriyetle hesaplaşanların geride bıraktığı bir şehittir o,

Bu hesaplaşmaya karşı hepimizin görevi

Bu hesabı kendimizce kendi değerlerimize sahip çıkarak kapatmaktır...

Türkiye, gündemi dünyadaki en hızlı değişen ülkesi,

Bomba gibi çıkıp henüz ateşi sönmeden yeni bir gündemin ortalığı sarstığı güzel ülkem,

En az Türkiye'nin merkezine yerleşen siyasi, sosyal gündem maddeleri kadar hızlı ama toplumda hiç bir karşılık bulmayan,

Denizdeki bir kibrit çöpü kadar yansıması olamayan, Assubay'larla ilgili çok hızlı bir gündem trafiği var.

Yaşanan adaletsizliklere, hak gasplarına uğrayan her gün yeni yeni can acıtan kararlar,

Yürekleri burkan yaşanmışlıklar, yarası daha kurumadan hemen üzerine yeniden açılan acılar, hiç bitmeden, tükenmeden gelmeye devam ediyor,

Tam bir arşivlik tarihsel bir araştırma çalışması, şahane bir yazı dizisi Sayın Şükrü IRBIK'ın el emeği, göz nuru olan makalelerinden öğreniyoruz ki, bu güne kadar yalnızca  hak ve onur, yani ekonomik ve sosyal anlamdaki gasp edilen haklarımızın var olduğunu sanarken, tarihimizinde bizden çalındığını ve bunun nasıl yapıldığını belgeleriyle öğrenmiş olduk!

(Bu konu ile ilgili geniş içerikli bir yazımız yakın bir zamanda gelecek)

Afyon'daki patlama davası, 25 şehit verdiğimiz nedenlerin ne olduğu hâlâ tam olarak tespit edilemeyen ama suçluların! bir kalemde açıklandığı tam bir hukuksuzluk örneği bir karar,

Bu patlamada şehit  olan 2 Assubay kusurlu bulundu.

Cephanenin ya da bağlı bulunduğu birimin komutan subayı, o birliğin sıralı tüm komutan subayları kusursuz!

Yine bizi bir anlamda ilgilendiren komik ama bir o kadar da düzeysiz bir açıklama TESUD genel başkanı emekli general Karakuş' dan geldi ,

Özetle şunu diyor emekli general;

emekli subayların aldığı maaş yoksulluk sınırının altındaymış! Bir de örnek vermiş sayın general kadrosuzluk tazminatı kesilen bir albayın maaşı 3.250 TL yoksulluk sınırı 3.989 TL  ne yazık ki bunu söylerken de yani bu acı gerçeği! ifade ederken kendisini, haykırmak zorunda hissetmiş!

Gözlerinizi kapatıp haykırmak kolaydır, biraz gözlerinizi açıp

Assubayların, uzman çavuşların ne aldıklarını, nasıl yaşadıklarını bilseniz daha doğru bir deyişle TSK'da sizden başkalarının da görev yaptığı gerçeğini görseydiniz bırakın haykırmayı konuşmaya bile yüzünüz olmazdı.

Tüm Türkiye'yi ilgilendiren bir başka konu meclis başkanı seçimleriydi, seçilen başkan herkesden çok bizi ilgilendiriyordu aslında daha önce AKP iktidarının savunma bakanı olan İsmet Yılmaz Assubay camiasının hiç unutamayacağı bir isimdir. Müjdeci bakan bizlere her gün asla gerçekleştirmediği bunun için en ufak bir çaba bile harcamadığı halde yeni, yeni müjdeler vererek tam anlamıyla bizleri çocuk yerine koyup "bu torbada olmadı diğer torbada çıkacak" umut yalanlarıyla koskoca camiayı  elinde oyuncak haline getirmiştir!

Bu bakanın mesajı aldım sözüyle sözde eylemleri! donduran hâlâ sesi sedası çıkmayan hâlâ bu adamın sözünden umut bekleyen TEMAD genel başkanı Ahmet Keser'in de artık uyanması dileğiyle, 

 Gündeme dair diğer Assubay konularını bir dahaki yazımızda paylaşmak üzere şimdilik hoşçakalın...

Daha külleri bile kurumadı, Afyon'daki cephanelik patlamasının. Tam 25 şehit. Tam 25 ailenin kolu kanadı kırıldı! Feryatlarının sesi patlamanın sesinden daha şiddetliydi. Kimi oğlunu, kimi babasını, kimileri eşlerini kaybetti!

Ne oldu? Nasıl oldu? Daha henüz hiç bir şey net bir biçimde belli değil.

Henüz tam olarak hiç bir şey aydınlatılamadı ama suçlular belli!

  • Afyon Patlama Davasında Askeri Mahkemenin atadığı bilirkişiler, Şehit Assubay Kıdemli Başçavuş Bedri NAİM ve Şehit Assubay Kıdemli Çavuş Murat DÜLGER'i teknik yönden kusurlu buldu! Suçlu 2 şehit Assubay!
  • Başından sonuna kadar tartışılacak bir operasyon olan yakın tarihimizin tam bir yüz karası şekline dönüşen, Şah-Fırat operasyonu, Görev Tanım Formunda olmamasına rağmen Şehit Assubay Halit AVCI'yı savaş muhabiri olarak görevlendirenleri koruyan ve olayı basit trafik kazası gibi gören 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Heyeti, Assubay Halit AVCI'ın şehit düşmesinde kimsenin hiç bir sorumluluğu yok!
  • Kilis’te iki ay önce IŞİD tarafından kaçırılan ve 4 gün sonra serbest bırakılan Astsubay Özgür Örs hakkında ‘IŞİD’e mukavemet göstermediği’ gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştı. Sınır ve vatan topraklarını koruyan teröristlere göz açtırmayan korkulu rüyası "SINIR KARTALI" lakaplı efsane Karakol Komutanı Assubay Özgür ÖRS, direniş göstermedin, devletin TSK'nın itibarını zedeledin, teröristlerin reklam ve propagandasına sebep oldun suçlamalarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesildi!

Son dönemde yaşanan 3 yaşanmışlık hikayesi.

Akıllara ve vicdanlara sığmayacak 3 trajedi.

3'ünün de kahramanları hep aynı, assubay!

Bu yaşananlara imza atanlar, bu yaşananlara sessiz kalanlar; ne yaptı bu assubaylar size?

Üzerinde yaşadığınız, nefes aldığınız, koştuğunuz bu toprakların her köşesinde canlarını vermekten başka!...

 

/Levent Ulucan/

ŞEHİT ve MECLİS

Haziran 27, 2015

"O yaşamıyor" artık dedi.

Öyle boş gözlerle bakar, konuşmaz pek.

Ne yer, ne içer biz de bilmeyiz.

Ne zaman uyur, ne zaman kalkar...

Canı gitti bir kere, Babamın.

Annem desen ondan beter.

O zamandan beri hep ağlar.

Hiç dinmedi gözyaşları, gece gündüz hep ağlar.

Elinde hep ağabeyimin resmi, uyurken bile bırakmaz.

Hep bakar, bir resme, bir de ağabeyimin üniformasına.

Canı gitti bir kere!

Canları, en büyük olan oğullarıydı.

İlk göz ağrıları.

Aslan gibiydi...

Hakkari'nin kör bir yerinde kahpece vurulmuştu, hain bir ağustos ayında.

Vurulup öldürüldüğünde, hem anasını hem babasını da öldürmüşlerdi.

Binlerce şehidin, yaşamayan binlerce annesinden babasından birileri idiler sadece.

O gün meclisin açılışı vardı.

yemin töreni bir isme, bir soy isme takıldı gözleri.

Bir kez daha öldüler.

Aslında yaşamayan bir insanın bir kez daha ölmesi çok zordur!

Halbuki o meclis çalışsın diye "Canları" ölmüştü ...

 

/Levent Ulucan /

Kilis’te iki ay önce IŞİD tarafından kaçırılan ve 4 gün sonra serbest bırakılan Astsubay Özgür Örs hakkında ‘IŞİD’e mukavemet göstermediği’ gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldı...

"Sınır ve vatan topraklarını koruyan, teröristlere göz açtırmayan, korkulu rüyası" SINIR KARTALI lakaplı efsane Karakol Komutanı Assubay Özgür ÖRS, Işid terör örgütünün elinden kurtarıldı.

Milliyet haberi Türkiye'ye böyle duymuştu. Sizler de gelişmeleri az çok biliyorsunuz.

Görevinin gereği olarak,

görevini icra ederken dünyanın en kanlı örgütünün eline esir olarak düşen,

özgür kalmasına, ailesine kavuşmasına bile sevinmesine izin verilmeyen Assubay Özgür Örs,

çıkarıldığı mahkemece TSK'nın itibarına zarar verdiği gerekçesiyle çok sevdiği assubaylık mesleğinden atıldı!

Yani ekmek parası elinden alındı!

Yani tüm ailesinin geleceği karartıldı!

Yani ekmeği elinden alınırken onuru da çiğnendi!

Hiç kimse ona şunu sormadı,

Hâttâ hiç kimse düşünmedi bile o coğrafyanın en kanlı çetesine karşı tek başına ne yapabilirdi?

Şartları nasıldı?

En önemlisi de sağ olarak kurtulması değil miydi?

O mu suçlu, yoksa onu kurtarmak için hiç bir girişim yapmayanlar mı?

Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir karar daha göremezsiniz.

Mesela acı bir örnek olacak ama İsrail buna benzer bir olayda 3 askeri için orta doğuyu cehenneme çevirmişti.

Ya da bir Avrupa ülkesinde olsaydı bu olay,

kaçırılan asker kahraman ilan edilirdi.

Çok uzaklara da gitmeyelim kaçırılan bir subay olsaydı hiç bir mahkeme kurulmaz,

üstüne üstlük cesaret madalyası ile ödüllendirilir, generalliği garanti olurdu.

Çok fazla şeyler yazmaya, şaşırmaya da gerek yok.

Bu ve buna benzer olaylar çok yaşandı, daha yaşanacak.

Belki örgüt isimleri değişecek,

yerler, zaman, mekan değişecek ama assubay'lar için sonuçlar hiç bir zaman değişmeyecek.

IŞİD kaçıracak, TSK atacak!

Unutmadan, atılan Assubay'ın sözde bir derneği var; TEMAD!...

Gezilerden, yemeklerden, turlardan başka hiç bir şey gündeminde olmayan dernek,

şu sıralar büyük Avrupa turuna çıkmaya hazırlanan ilkesiz, vizyonsuz,

ruhunu kaybetmiş bir dernek...

Bakalım onlar da bu dramı seyredecek mi?

 

/Levent Ulucan/

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki,

Hayat her zaman ve herkese güneşli ve gök kuşaklı değildir.

Ve ülkemizde,

Yaşamak çok zor!

Yaşam şartları çok ağır.

Hele de ayrımcılığın sınırlarının

en keskin çizildiği bir kurumda çalışıyor isen.

Ya da oradan emekli olmuşsan,

Nasıl yaşadığın,

neleri göğüslediği,

Hangi dağın başında,

hangi karakolda,

ya da ailene kaç bin millik bir uzaklıkta,

Akdeniz'in dingin sularında seyreden bir gemide,

Veyahut bir gece uçuşunu,

buz gibi hangarda uçağının dönmesini beklerken

yalnızlığını yaşadığın karanlık ayazlarda...

Bu hissettiklerin kimsenin umurunda bile değil!

Yıllarca yan yana çalıştığın, yıldızları apoletinde olanlar,

çalışırken imtiyazlı, emekli olduklarında da refah içinde iken,

Sen, onca sene sonra bile 2 paralık bir işe gereksinim duyuyorsan,

Sana verilen sözler yıllarca tutulmuyorsa,

Ve sen hâlâ susuyorsan,

Ve sen hâlâ hakkını gasp edenlere susarak izin verirsen,

Bil ki hayatında hiç bir şey değişmeyecek!

Ve Sen hep orada kalacaksın,

Hiç kimse kendisine yapılan haksızlıklara bu ülkede bu kadar suskun,

Bu kadar kayıtsız olamaz!

Sen, ben veya hiç kimse onurunun bu kadar çiğnenmesine seyirci kalamaz.

Artık neden bu hayata mahkum edildiğini,

haklarının sana neden verilmediğine ağlamak değil,

sana yaşatılan bu haksızlıklara karşı alacağın tavır

ve muhataplarına karşı nasıl bir mücadeleyle ilerleme sağlayacağına

karar vermen gereklidir.

Ne kadar yara aldığında değil,

önemli olan haksızlıklara karşı ne kadar durabildiğindir.

Ve işte ancak böyle kazanan olabilirsin.

Varsa alacağın bir hayat, hak ve hukuk

kimseden beklemeyeceksin.

Kimsenin "otur hiç bir şeyi değiştiremezsin. bunlar bir şey yapamaz" söylemlerine de kulak asmayacaksın.

Geride kaybettiklerine değil,

ileride neleri kazanacağına bakacaksın.

Artık yeni bir yaşam, yeni yarınlar istiyorsan,

direnerek, birleşip gidip sorumlusu olanlardan alacaksın...

 

/Levent Ulucan/

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE ASSUBAY GÜÇBİRLİĞİ YÖNETİMİ
Yine yüreğimize ateş düştü yine hiçbir değerin geri getiremeyeceği canlarını elim bir helikopter kazası ile ülke için 9 kahramanımız feda etti yaralılarımız var Allah rahmet eylesin ailelerine sabır yaralılarımıza açıl şifalar versin
Perşembe, 04 Mart 2021
SİTE VE ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETMİ
Emperyalistlerin maşası olan soysuz terör örgütü PKK tarafından kaçırılan evlatlarımız şehit edilmiştir Şehitlerimize rahmet ailelerine sabırlar diliyoruz Terör ve destekçilerine lânet olsun
Pazar, 14 Şubat 2021
Mehmet Aşkın Bayrakdar
Sevgili meslektaşlarım; 13 Şubat 2020 tarihi itibariyle Yargıtaya bir dava açmak üzere Ankarada birkaç meslektaşımız ile biraraya geliyoruz dava konusu " 1984-2000 yılları arasında Güneydoğuanadolu bölgesinde yada eski adıyla OHAL bölgesinde operasyonel birliklerde görev yapıp Örgütle Silahlı mücadelede görev alan tüm emekli ve çalışan personele "Gazilik&quo...
Cuma, 12 Şubat 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ