LEVENT ULUCAN

LEVENT ULUCAN

BİR GENERALE SAYGI DURUŞU

Bir General öyle bildiklerimizden , çok sık gördüklerimizden biri değil ,süslü püslü odalarından çıkmayan ,spesiyal menülerin sıkılmış taze meyve suları eşliğinde ki kraliyet sofrası benzeri mağrur davetlilerinden değil .,

Yada her önüne gelene bağırıp çağıran her gözüne kestirdiğine ceza veren , tüm personele kendi keyfine , kişisel hırslarına göre emirler yağdıranlardan biri değil .,

Öyle şatafatlı yemeklerde , ışıklar içersin de balo görünümlü sahnelerin klasik müzik eşliğinde ki rengarenk çiçeklerle donatılmış taht misali masanın en başına dizilmiş aristokrat görünümlü generallerden de değil .,

O sizin bizim gibi bir asker ,meslek sevdalısı bir silah arkadaşımız , o askerliğin sadeliğini , yalınlığını , vicdanını tertemiz yüreğine nakış gibi işleyen bir komutan .,

Bir askerin sahip olabileceği en yüksek değere sahip cesur biri , personelinin yaşamını kendi yaşamından daha değerli görebilen , söz vatan olduğunda ölüme koşarak gidecek kadar vatan sever bir subay .,

Ülkesinin ateş çemberine dönüşmüş bölgelerinde adım atmadık yer bırakmamış buraları doğduğu topraklardan belkide daha çok sevmiş gerçek Milliyetçiydi .,

Birliği ile beraber girdiği bir çatışmada önündeki mevziler tek tek düşünce teslim olmaktan veya hain bölücülerin kurşunlarına hedef olmaktansa bulunduğu yerin tümünü ateş altına alın diyecek kadar yiğit bir General .,

Geçtiğimiz günlerde Kato dağındaki operasyonların haberlerini gururla duyduğumuz o dağların hainlerden tek tek temizlendiği ,Assubay ve Uzman Çavuşlarla beraber destan yazıldığı isimsiz kahramanların başındaki Komutanımızdı o .,

İşte geçenlerde o Komutanı o çok sevdiği ayak adımlarının izleri kaldığı dağlarda bir görev dönüşünde iken talihsiz bir kazada kaybettik , vatan onunla birlikte bir çok evladını daha kaybetti , yanında ki çok sevdiği silah arkadaşlarıyla beraber şehadete yürüdü .,

Bir çok Generalin üst düzey komutanların cunta paşalarına dönüştüğü , kayıtsız , şartsız gerici akımların emirlerine girdiği bu dönmede sen aslanlar gibi o özlediğimiz , özlem duyduğumuz komutanlardan oldun ,halkının , milletinin , askerinin yanında oldun .,

Sen üniformasının yıldızlarının altına gizlenmiş karanlık kirli hayallerin peşinde olanlardan değil , yaşadığımız toprakların yaşayan efsaneleri arasına girdin .,

Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın gidişin içimizi çok acıttı ama bil ki bu Millet seni hiç bir zaman unutmaz .,

Komutanım Seni Saygıyla Selamlıyoruz , Ruhun Şad Mekanın Cennet Olsun ...

 

gENERAL AYDOĞAN ile ilgili görsel sonucu

 

/Levent Ulucan/


Güzel ülkem , cennet vatanım her karış toprağında onlarca şehitler yatan yiğitler diyarı memleketim .,

Ve Assubaylar ; Bu toprakların denizinde , dağında , bayırında bayrağının dalgalandığı her yerinde hep mağdur olmuş ama her zaman mağrur kalmış isimsiz kahramanlar .,

Analarının ak sütü gibi helal hakları gasp edilmiş ,isyanları hiç bir zaman duyulmamış , varlıkları hep görmezden gelinmiş onurlu bir camianın insanları .,

İçlerinde hep derin bir sızı kalplerinde kabuk bağlamış yaralar ama illaki her zamanda her ortamda hep vatan aşkının , bayrağının peşinde koşmuş gurur timsali bir meslek .,

Bu kadar kara yazgının , kör vicdanların , adaletsiz hukukun hedefinde kalmış , ellerinde oynadıkları bir bir oyuncak misali değeri hiç bilinmemiş bu insanlara bunlar yetmiyormuş gibi tarihler boyunca utanmadan saygısız seviyesiz ve haksızca hakaretler , yakıştırmalar yapanlar var .,

Zamanın bir paşası ekmeklerinin ve onurlarının peşinde olan Assubaylara Mao'un askerleri demişti .,

Dönemin bir cuntacı paşası da '' Assubaylar benim ! Teğmenim den daha fazla maaş alamaz '' tespitini büyük bir kinle ortaya koymuştu .,

Yine bir başka paşa hiç utanmadan Assbaylara çayçı benzetmesini yapmıştı .,

Günümüzün etkin bir gazetecisi köşesinde belli periyotlarda Assubay nefretini süslü püslü yazılarına konu etmişti .,

Ve daha birçokları , vur abalıya misali Assubaylara sistematik baskılarını sürdürdüler sürdürmeye de devam ediyorlar .,

Bunlar , bu haksız yakıştırmalar içimizi tabi ki çok yaktı , elimizden geldiğince de bunlara yanıtlarını verdik .,

Ama şimdi öyle şeyler var ki , içimizi daha çok yakıyor daha çok acıtıyor .,

Bu kez içimizden biri sözde Assubay olacak hemde öyle sıradan biride değil Assubayların derneğinin TEMAD 'ın Genel Başkanı Ahmet KESER ;

Geçen gün genel merkezin delege seçimlerinde kendisini dinleyen yüzlerce meslektaşımıza yüzlerine bakarak ''Assubaylar Koyun Gibidir '' dedi çıktı , bunları hiç utanmadan sıkılmadan yüzünü pişmiş kelle gibi sırıtarak söyledi .,

Bununla da kalmadı sayın KESER Assubayların yüzde kırkı haindir tespitine onun gezi , tur organize işlerinden sorumlu has delegesi bayan yine aynı salonda yine aynı insanlara ; '' Bunların yüzde yüzü Fetöcüdür '' diyerek kendi meslektaşlarına olan nefretlerini , kinlerini arka arkaya kustular .,

Oradaki divan başkanı sayın Tekin Karakaş' ı kutluyorum hem Keser 'e hemde has delegesine eşek gibi yine o insanların huzurunda özür diletti .,

Bu ahlaksız , densiz , Assubay kimliğini , ruhunu kaybetmiş genel başkana söyleyecek çok şey var ama onun seviyesine istesek de , kendimizi zorlasak ta inemiyoruz .,

Bir sürüye benzettiği bizleri üç dönemdir yöneten yeni bir dönem daha yönetmek için çeşitli entrikaların peşinde olan bu Assubay terbiyesinden yoksun saygısız adama bu onurlu camia hiç kimsenin şüphesi olmasın ki gerekli cevabı anladığı dilden verecektir ....

/Levent Ulucan/


Var olduğumuzdan beri bizi görmeyenlere , Sırmalı Ay -Yıldızın ne olduğunu , ne anlama geldiğini anlamayanlara itirazımız var ,

Anamızın Ak Sütü gibi helal olan haklarımızı bize çok görenlere itirazımız var .,

Sesimizi duymayanlara Kulaklarını bizlere kapatanlara itirazımız var .,

İtirazımız var kendilerine üçer , beşer tazminatlar alıp bizlere bir tanesini bile vermeyenlere , çok görenlere itirazımız var .,

Sıcacık ofislerinde çalışanları göreve 9/2 sinden başlatıp , dağ başında eksi 20 ler de düşmanla çatışanlara bu dereceyi yakıştıramayanlara itirazımız var .,

Söz verip sözlerinde duymayan Başbakana , Varlığımıza duyarsız Milli Savunma Bakanına , hatta tüm bakanların hepsine itirazımız var .,

Tüm kurumların başkanları , müdürleri personelinin yaşam standardını hiç bir ayrım yapmaksızın daha yukarılara çıkartırken bizi hiç düşünmeyen komuta kademesine itirazımız var .,

Zamanında lise ve 2-3 yıllık harp okulu mezunlarını 4 yıllık harp okulu mezunu kabul ederek 8/1 dereceden intibaklarını yapıp , iş biz Assubaylara gelince kör topal bir intibakla binlerce arkadaşımızı mağdur ederek sonunda da 13 yıl bizleri bekletenlere itirazımız var .,

Çeşitli Meslek guruplarının taleplerine evet deyip bizleri unutanlara itirazımız var .,

Bizleri yoksulluk sınırında süründürenlere İtirazımız var ,

Asubayları emekliğinde 2 kuruş için 2. bir işe mahkum eden sisteme itirazımız var .,

Köle zihniyetli , yanlı iç hizmet kanunlarına , taraflı ceza yasalarına itirazımız var ,

Önlerikapatılan ,okumaları engellenen eşitlik ilesine aykırı Assubay öğrenci eğitimine itirazımız var .,

Sosyal tesis , lojman , kamp paylaşımındaki adaletsizliğe itirazımız var ,

OYAK ta ki çarpık temsil sistemine itirazımız var .,

Emekliliklerinde maaşlarının yüzde seksen beşin alıp emekli Assubaya yüzde ellisini bile vermeyen düzene itirazımız var .,

Kendilerine 5 yıldızlı otel gibi ordu evleri yapıp , bize derme çatma orduevlerini layık görenlere itirazımız var .,

Silahlı kuvvetleri bir aile gibi gösterip bizleri bu ailenin dışına itenlere üvey evlat muamelesi yapanlara eti tırnaktan ayıranlara itirazımız var ,

Onca çıkan kanun hükmündeki kararnamelerde çeşitli meslek gruplarına haklar dağıtan ancak hiç birinde Assubayların adının bile geçmemesine itirazımız var .,

Güzellik uzmanlarına şov gibi tören düzenleyip canlı yayınla tüm isteklerini yerine getirip , Bir emirle ölüme giden bizleri unutanlara itirazımız var .,

Her ay muhtarları ağırlayan , söyleşen , dertleşen ama bizleri bir kere bile dinlemeyenlere itirazımız var .,

Yıllarca bu orduya çalışıp , emeğini , terini akıtan yeri geldiğinde ailesine yabancı kalan , doğduğu topraklara bir daha hiç dönemeyen hep mağdur edilmiş ama hep mağrur olmuş yorgun , argın bir o kadar yılgın ,sahipsiz kalmış insanların emeklilik dilekçelerini imzalarken bile küs , kırgın dökülen sonbahar yaprakları misali sarımtırak bir hüzünle gitmelerine neden olanlara itirazımız var .,

Bu ülkenin her yerinde , her karışında kanlarını bu güzel topraklara hiç düşünmeden akıtan ., Canlarını gönderdeki Ay-Yıldıza hiç düşmeden o gök yüzünde hep dalgalansın diye , Hiç düşünmeden yaşamlarını feda eden Assubayları görmeyenlere , sesini işitmeyenlere ., Onları hissetmeyenlere itirazımız var ....

/Levent Ulucan/


Bir kuyu misali yaşayan insanlar , kuyunun en dibinde sesiz sedasız , zifiri bir karanlık baksan da göremezsin ,ne yaparlar ne ederler bilemezsin ,kim ki bunlar ne iş yaparlar nasıl yaşarlar .,

Unutulmuş insanlar , bir var bir yok misali bazen her yerde her an en zor şartlarda , çoğu zaman hayatın her alanında hayat veren , hayatlar yaşansın diye can veren insanlar bunlar , memleket kuyusunun en dibinde en az nefesle belli belirsiz yaşayan insanlar bunlar .,

Kuyudan su çeker gibi vatana verilen su gibi bazen çıkıp kuyudan kanlarıyla vatan toprağını sulayan insanlar ,bilmem hangi dağın tepesindeki sisli bir dağın kör noktasındaki duvarları hainlerin mermisiyle delik deşik olmuş karakolda kim görür ki o karakol komutanı Assubay ' ı .,

Onu oralara gönderenler adını bile bilmez o dağın nede o karakolun .,

Savaşan Şahinleri hep gökyüzünde görür , gururla izlersiniz pilotlarını bilirsiniz , hayranlıkla dolu bir saygı beslersiniz bu modern şövalye giyimli insanlara , hayatları film olur , uçuşları baştan aşağı destan .,

Ama nasıl uçar bu uçak , kim , kimler ona hayat verir de koca metal yığını kuş gibi süzülür gök yüzünde bilmezsin çoğu zaman uçan pilot da bilmez kimin eli , kimin teri , hangi isim hangi rütbe uçurur onu alaca karanlığın en derininde bilmez merak ta etmez zaten .,

O Bakım Assubay'ı soğuktan morarmış parmaklarını hissetmez tek hissi karanlık çökmüş hangarında uçağının dönmesidir , bekler uçağını sessizce , yeni uçuşlar yeni pilotlar için .,

Her yerde her şeyde izin , emeğin , terin , parmağın hatta zekan var , ama zekaları kıt olanlar ne seni anlar ne potansiyelini ne kimliğini bilir ,hiç bir şey yapmayanlar , her şeyi bildiğini sananlar saygıda duymazlar sana .,

Çıktığın gibi düşersin yine kuyunun dibine .,

Böyledir işte hayallerini kurduğun idealler , heyecanı yaşattığın üniformanın içinde yaşamını canından çok vatana hiç tereddütsüz adayanların hayatı , hemde peygamber ocağımız adaletin hakkın hukukun en olması gereken yerde .,

Kendiniz yazdığınız çarpık hukukunuzun , kanunların , beşer onar aldığınız haklar hepsi size kalsın , O dağlarda , o hangarlarda o Akdeniz 'in dingin sularında seyreden gemilerde varlığı belli belirsiz görünen güzel insanlar , Assubaylar bu vatan size minnettardır .,

O dağların yamacında bir damla temiz suyu kar sularından arındırıp biriktirdiğin , Yapayalnız kaldığın vatanında içtiğin su , aldığın hava her şey helaldir sana ...


/Levent Ulucan/

ASSUBAY'A NARKOZ

Şubat 16, 2017

Ön yargı ;

Dünyanın belki de en iğrenç duygusu ,Ön yargılı olmak yaşamda bizleri en fazla hataya pişmanlığa iten davranış biçimi .,

Nedir , nasıl bir histir bu . tanımlarsak eğer ;

Bir kimseyle ya da şeyle ilgili olarak, belirli bir olaya, duruma ya da görmeye dayanan, önceden edinilmiş olumlu ya da olumsuz yargı, kanı ., Toplumsal bir terim olarak bakarsak da şöyle bir tanım gelir karşımıza ;

Bireyde öteki bireylere, toplumsal kümelere karşı sevgi ya da düşmanlık duygusu uyanmasına yol açan, koşullanmış bir duygusal tutumu yansıtan sığ inanç.,

Bu iğrenç davranış biçimini bu ülkede en fazla biz yaşadık , en iyi biz biliriz , en çok bizler tattık bu duyguyu , acısını da en fazla biz çektik çekmeye de devam ediyoruz .,

Yüzlerce , binlerce örnek veririz ama değmez yazmaya değmez anlatamayız çünkü , küçücük beyinlerinde yarattıkları sahte senaryolar , oyunlar kendilerini Kaf dağında görüp karşılarındaki herkesi karınca gibi gören sahte fil sürülerine kendimizi olanı biteni nasıl anlatırsınız ki .,

Bir ailede anne baba oğullarına nasıl ön yargılı ve yanlı olabilir ?

Bir hikaye var mesela Anne ile oğlu arasında .,

Bir çocuğun elinde iki tane elma varmış. Annesi çocuğa ; elmalarından bir tanesini bana verir misin? Demiş. Çocuk elindeki elmaların önce birini, sonra diğerini ısırmış...

Annenin dudaklarındaki tebessüm, bir anda donup kalmış , içinden ne kadar bencil bir çocuk yetiştirmişim diye hayıflanırken yüzünden çocuğunun onu hayal kırıklığına uğrattığı ifade okunuyormuş.

Ama çocuk ısırdığı elmalardan birini annesine uzatarak "Al anne! bu daha tatlı" demiş.,

Anne öylece kalakalmış....,

Anlamlı ve güzel olduğu kadar ne kadar da acı aslında çocuk annesine anlatmış , göstermiş o çocuksu safiyane duygularıyla biz hâlâ bizleri anlamayanlara bizlere ön yargılı bakanlara kendimizi anlatamadık olduğumuz yerde patinaj yapıp duruyoruz .

Bu konu ile ilgili hikaye çok ama yaşanılanlar , gerçekler daha da çok , dünya tarihi bu çelişkilerin örnekleri ile doludur .,

Anestezi ! Hepimiz çok iyi biliriz bir şekilde dünyadaki tüm insanların karşılaştıkları bir bilim daha doğrusu tıpla ilgili durum, düşünsenize bu buluş bu icat bu bilim olmasaydı ne olurdu ?

Yıllar önce anestezi diye bir şey yoktu , insanlar ameliyatlara uyuşturulmadan acıyı dokularına kadar hissederek giriyorlardı ,bir çoğu acıya dayanamayıp ya masadan kalkıyor ya da masada acıdan can veriyordu .,

Bir bilim adamı bu acılara bir son verdi ,

Anesteziyi yani insanların tıbbi müdahalelerde çektikleri o çekilmez acıları dindiren dokuları uyuşturan ameliyatları çekilmez hale getiren sıkıntıları bitirdi, insanlık tarihine geçen çok önemli bir gelişmedir bu .,

Konuyla ne alakası var diye soranlar vardır mutlaka , bu buluş o dönemde tüm güçleri elinde tutan kilise tarafından kabul görmedi , küçümsendi , ön yargıyla karşılandı , İnsanlar bu yaklaşımı bir yerden sonra yaşadıkları acılara dayanamayıp kabul etmediler gizli saklı anestezi insanların hayatlarına girdi .,

Kilise çalışanları en başındakinden en alt görevlisine kadar bir süre bu ön yargılarına devam ettiler ta ki dayanılmaz acılar onları bulana kadar .,

Acı , içlerini yakan sızı kendilerini vurduğu andan itibaren o ön yargılar bir bir kırıldı gitti .,

Bizlere ön yargıyla bakanlar , bizlerle ilgili ön yargıyla karar verenler de çok değil daha dün bir çok acılar sıkıntılar yaşadılar bizlere reva gördüklerinin çok daha fazlasını gördüler .,

Ön yargılar her yerde yaşanılanlarla kırıldı , bitti , son buldu ama ne yazık ki bizde o kadar çok şeyler yaşanmasına rağmen hâlâ hız kesmeden devam ediyor ...

/Levent Ulucan/


Sevgili Şükrü Irbık neredeyse beş yıla yakın bir zaman öncesinde yukarıda attığımız başlıkla sitemizde el emeği göz nuru olan bir makale yayınlamıştı ,

''Adam Arıyorum Adam '' diye .,

Bizleri anlasınlar , hissetsinler , görsünler diye satırlara keskin sitemler koymuştu ,dile kolay yıllar geçmiş üzerinden aslında çok daha önceleri de var yarım asırı devirmiş bir zaman dilimi var ve biz hala o Adamı Arıyoruz .,

Komutanlar değişti ,siyasi iktidarlar , Bakanlar , Başbakanlar , Cumhurbaşkanları değişti bir tek bizim kara yazgımız değişmedi , sistemler değişti , düzenler , yapılar , makamlar değişti bizlerin en temel olan haklarımıza yapılan gasplar dahada bir artarak hiç değişmedi .,

Mevsimler , kışlar baharlar değişti ,dereler çaylar değişti bizlere olan bakış hiç değişmedi .,

Atom çekirdeği parçalandı , ön yargılar yerle bir oldu teknolojiler değişti , yasalar , kanunlar , tüzükler değişti Assubay olamanın vazgeçilmez hafifliği bir türlü kırılamadı ., O yüzden dir ki '' Adam Arıyoruz Adam '' .,

Vatanın her karış toprağına bedenlerinden bir parça bırakan , denizlerine alın terini , dağlarına yalnızlığını ,memleketlerinde ailelerini bırakan , karanlık hangarlarda umutlarını uçuran insanlara fener tutacak bir Adam Arıyoruz .,

Üzerimizden polemikler yapanlara , yüzümüze karşılıksız söz verenlere , bizleri ninnilerle uyutanlara , avutanlara ,haklarımız için atılan yalanlara dolanlara dur diyecek bir Adam Arıyoruz .,

Bir Adam Arıyoruz elindeki terazisi şaşmayan , güce makama eğilmeyen dimdik , dosdoğru Adaleti olan bir Adam Arıyoruz ,

Sinoplu Diyojen gibi güpe gündüz elimde fener Ankara'ın gri binalarında , yaldızlı odalarında bir Adam Arıyorum ,sesime bir karşılık çığlığıma bir kulak ,ışığıma bir göz arıyorum , Ülkemin en temiz insanlarının en temiz hak arama davasına bakacak makama , rütbeye değil emeğe , sevdaya alın terine bakacak mert Adamlar Arıyorum , Yoksulluğun dibine vurmuş , yılların yorgunu hala 3 kuruşluk işlerde çalışan insanlara dur yeter artık bu senin hakkın diyecek bir vicdan arıyorum , En ayrımcı yasalarla yönetilen , ötekileştirilen kırılan umutsuzluklar denizinde ümit olacak küçücük bir ada ilkel hukuklarının rüzgarında yaslanacak bir kaya arıyorum , bu mağdur insanların sesine ses verecek mağrur bir Adam Arıyorum , Olağan hallerde kalem , kalem imtiyazlar her olağan üstünde ballı kaymaklı hakları hanelerine işleyenlere inat bu sizin ananızın ak sütü gibi helaldir diyecek bir Adam Arıyorum .,

Bizler bir Adam Ararken rahmetli Üstat Zeki Müren kendini , aradıklarını ne güzel anlatmış; ; '' Gün ışığında yola koyuldum, Elimde kandil, gözümde mendil; Vefa arıyorum, dost arıyorum, Şefkat arıyorum, aşk arıyorum..., O aradıklarını Aşkı , Dostlarını , Şefkati buldu mu bilmiyorum biz hala Adam Arıyoruz Adam , Nefes Almak İçin Adama Arıyoruz .,

Yıllardan Beridir Bir Adam Arıyoruz ...

/Levent Ulucan /


Sayın Cumhurbaşkanı evet bu bir mektup ama öyle bildik , size gelen diğer mektuplardan değil ,onun için öyle resmileşmiş , klişe başlıklarla devam etmiyorum .,

Size yazılmış , evet şahsınıza ama yazan bir ben , yalnızca ben değilim yüz binlerce isimsiz insan var bu kalemin ucunda .,

Yüz binlerce isimsiz kahraman var , yüz binlerce sesleri duyulmayan haykırışlar var , yüz binlerce sonbahar misali soluklaşmış nefes ,

Yüzlerce şehit , binlerce gazi vermiş insanlar , bu vatana adanmış yarım kalan hikayeler , kısa kalmış aşklar, bölünmüş aileler ,yetim kalmış çocuklar öksüz yavrular var harflerin ucunda .,

Hepsinden bir şeyler var bu mektupta , hepsinin söyleyeceği bir kaç kelime var , sessiz bir isyan , göz bebeğinde hapsolmuş akamayan göz yaşları , için için hep içine kanayan derin yaralar var , onlar yazıyor bu satırları zatıalinize ,

Sayın Cumhurbaşkanı temsil ettiğiniz bu ülkenin Assubayları var , varlıkları her ne kadar bilinmese de herkese , hepinize güven veren birliğimizin teminatı olan ordunun omurgası Assubayları var , Onlar yazıyor size bu mektubu , yazan eller onların kalemi , ses bizim sesimiz .,

Neden size yazıyoruz ?

Niçin bu kez size anlatacağız dertlerimizi , bu güne kadar kimse duymadı çünkü sesimizi , kimse kulak vermedi ,her şey bize kör , herkes bize sağır oldu , belki de hiç bir zaman ciddiye bile almadılar muhataplarımız bizleri, Siz bizi dinler misiniz ?

Kalbiniz yeter mi dinlemeye ,ordunun omurgası olan bu aile dışına itilmiş insanlarını anlayabilir misiniz? Devletimiz karanlık hain bir kalkışmanın eşiğinden döndü , bu dönüşümüm kahramanı Assubay Ömer Halisdemir ile ilgili duygulu kelimeleriniz , onunla ilgili konuşurken sesinizin titreyişi belki de onu anarken gözlerinizin dolu dolu olması bizlere bu hissi verdi , işte onun için yazıyoruz size .,

Çok yere yazdık ,söyledik , bazen bağırmak istedik avazımız çıktığı kadar çoğu kez boğazımızda düğümlendi sözcükler, bazen yürümek istedik hep kör yollara çıktı sonumuz ama yine de hiç duyulmadık , görülmedik , belki de biz kendimizi anlatamadık , onun içindir ki bu son mektuptur size .,

Lütfen yalnızca gözlerinizle değil kalbinizle de okuyun bu satırları , vicdanınızla takip edin paragrafları .,

Sayın Cumhurbaşkanı mesela şehit Assubay Ömer 'in göreve başlama derecesini biliyor musunuz ?

Ömür boyu klimalı odalarda sıcacık masalarında görev yapan bir memurdan daha düşük derecede ve kademeden göreve başladığına inanabilir misiniz ?

Ülkenin alev , alev yanan ateş çemberi bölgesinde , azgın denizlerinde , karanlık cephelerinde , adı izi belirsiz kaybolmuş bir dağ karakolunda görev yapan Assubay' hakkı olan 9/2' si verilmez , herkese verilir de ona çok görülür ne yazık ki .,

Şehit Ömer'e ölüm emrini veren Paşa tam yedi tane tazminat alır , Ömerler , Assubaylar bunun bir tanesini bile alamaz , bir tanesi bile çok görülür onlara , Onun içindir ki emekli olduklarında bir tek onların yarı yarıya düşer maaşları , Emir verenlerin değil ölenlerin düşer .,

Kalpleri kırıktır o yüzden üniformayı çıkardıklarında başka bir adaletsiz rüzgar çarpar suratlarına , yıllarını verdikleri o kurum bile yavaş yavaş kapıyı kapatır yüzlerine ., Lojmanlarda oturmak bir şans , bir yaz kampı piyangodur onlar için.,

OYAK 'ın sayısal çoğunluğu onlardadır , ama yönetimde onları bulamazsınız , hep başkaları karar verir Onlar için , Daha çok şey var sayın Cumhurbaşkanı , anlatacak , yazacak çok şey var , siz anlayın artık .,

Ve gereğini yerine getirin , yanlış da anlamayın öyle keyfi bir şey ya da rütbelerde eşitlik falan istemiyoruz .,

Her şey aynı olsun da istemiyoruz , yalnızca Adaleti istiyoruz., Adalet Daha Fazla Gecikmeden ...


Levent ULUCAN


 



  • Zor bir süreç den geçiyoruz , Üzerimizden her gün kirli yeni oyunlar oynanıyor ,

    Yanı başımızda emperyalizmin karanlık güçlerinin yarattığı kaos , patlayan bombalar , biten hayatlar içerisinde yeni yaratılan sınırlar ve içine dahil olmak zorunda bırakıldığımız pis kirli bir savaş ,

    Sınır ötesinde bunlar olurken , özgürlüğümüze, birliğimize, yarınlarımıza göz koyanlara , varlığımızı koruma yaşatma savaşı verirken , Kahpe ellerin kahpe uzantısı yurdumuzu bölme parçalama emellerinden de vazgeçmiyor ,

    Her saat iğrenç yeni bir entrikanın yeni bir kurgusuyla güne başlıyoruz , Amaçları nefes alınmaz yaşanmaz kargaşa dolu bir Türkiye oluşturmak , Ondandır ki ; Bu gün var olan düşmanlara kendi içimizden kardeş düşmanlar yaratmamak gerekir , Zaten bunların bir diğer amaçları iç kırılmalar , İç savaş çıkartmak değil mi ? Ondandır ki hiç olmadığı kadar daha çok sarılmalıyız birbirimize , Hele ki önümüzde bir Suriye Örneği varken .,

    Bu ülkenin bağımsızlığına ve üzerinde güvenle yaşansın diye en fazla şehit, gazisini veren insanlar olarak bu anlamda bu ülkeye yine öncü olmamız , yol göstermemiz gerekir ,

    Bu anlamda gün birlik , beraberlik günüdür ,

    Geldiğimiz , yaslandığımız çizgi itibarıyla bizleri bu günlere getiren bu hayatı dayatan kişileri ve koşulları sorgulamakla beraber şu an asıl olan vatana , millete sahip çıkmaktır ,

    Askerimize , Polisimize sahip çıkmaktır , Şartlar ne olursa olsun vatan evlatlarına kayıtsız , şartsız sahip çıkmak , onlarla tek yürek olmak gerektiğinde bir duvar gibi bedenimizi bu vatana armağan etmektir ,

    Hiç düşünmeden gözü bu toprakların üzerinde olanları bu toprakların altına gömmektir ., Gün Atatürk 'ün '' Bağımsızlık Benim Karakterimdir '' şiarının etrafında birleşmek , Onun Devrimlerine eskisinden daha çok sahip çıkarak topyekun ulusal birlik diriliş destanını ele güne göstermektir , Tıpkı Kurtuluş Savaşında Olduğu gibi....

  •  

Ülkede her şey karma karışık , Tam bir toz bulutu var üzerimizde devlet ve ona bağlı kurumlar sil baştan yeni bir yapılanmanın içindeler ,

Köklü , temel bütün çalışma koşulları , prensipler , ilkeler ,çalışma şartları , iş hukukları tamamen değiştirilmiş ,


Bu değişimin en acı faturasını da bizler , yuvamız , ocağımız yıllarımızı verdiğimiz üzerine alın teri döktüğümüz silahlı kuvvetler çekiyor ,

TSK' yı buraya kimlerin getirdiğini ,kimlerin üzerimizde ne iğrenç oyunlar oynadığını biliyoruz ,


Asker kimliğini kaybetmiş , vatan sevgisini yüreğinden silmiş ,karanlık bir mollanın emir eri olmuş paşalar ,

Bildik şeyleri daha fazla yazmanın anlamı yok ,

 Onların hain çıkışlarına direnen, önleyen kahraman Assubay'ları da bir kez daha yazmanın bir mantığı yok ,

Zaten Ömer Halisdemir 'ler , Bülent Aydın ' lar vatanın kalbinde yaşıyorlar , sonsuza kadar yaşayacaklar .,


Olanı biteni tüm Türkiye biliyor , Hainleri de , Kahramanları da .,


Ama hala bilmeyenler var !

Hala bu olan biteni kimlerin yaptığını bilmeyenler , yada saklamak gizlemek isteyenler var ,

29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında hiç istemediğimiz , içimizi acıtan görüntülerle karşılaştık ,

Törene gelen askerlere askerler arama yapıyordu ,

Bu eleştirilir , tartışılır tepki verilir, kabul edilmez bulunur anlarız ,

Ama bunu dile getirirken Assubay sınıfını aşağılayıcı bir dil kullanmayı , kullananları af etmeyiz .,


Bir gazetecinin ;

( ''Her Cumhuriyet Bayramı'nda olduğu gibi üst düzey komutanlar da Anıtkabir yolunda.

Ama tören alanına girecekleri sırada, astsubaylardan oluşan bir heyet önlerini kesiyor. Orgeneralinden itibaren bütün komutanların üstü aranıyor.

Tıpkı bir AVM'ye girer gibi komutanların üstü önce dedektörle tarandıktan sonra eğer bir sinyal verilirse bu kez kollar yana kaldırılıp elle üst araması yapılıyor.'' )


Böyle bir yaklaşımı , bu açıklamaları kabul etmeyiz .,


Kim olursa olsun ister gazeteci ister siyasetçi hiç kimse Assubay sınıfı üzerinden kendi karanlık teorilerini , iğrenç ihtiraslarını bizi kullanarak , bizim üzerimizden yapamaz ,

Evet bu sınıf yıllardır mağdur edilmiştir ,

Bu sınıfın her defasında sesi soluğu kesilmiştir ,

Bu sınıfın hakları hukukları her defasında yok sayılmıştır ,

Bu sınıfı kendi içinden gelen , sözde temsilcisi olacak genel başkan müsvetteleri tarafından satılmış , aldatılmıştır ,

Doğrudur .,


Ama baştan dediğim gibi ,Mağduruz hem de çok Mağdur

Ama bir o kadar Mağruruz

Bir o kadar Onurlu bir o kadar Vatan Sever....

 

NOT: Yazı Görseli PES 24 ' den Alınmıştır., Teşekkür Ederiz

 

 

/Levent Ulucan/

 

Biz kimin askeriyiz ?

Böyle bir soruya verilecek geleneksel cevap asker kimsenin yani bireylerin, kişilerin değil ;

Ulusların , milletlerin , devletlerin en temel en ayrılmaz parçasıdır şeklinde verilir .,

Ve doğru olanda budur ,

Peki bu doğru uygulamada da hep böyle midir ? Hep öylemi oldu ?

Asker hep vatanı kollayıp korumakla mı kaldı ?

Hep dış düşmanlarla mı savaştı bugüne değin ,

Kimler milletin askerine , halkın ordusuna içeriden kalbine bomba koydu ,

Kimler askeri kirli oyunlarının içine sokmaya çalıştı ,

Kimler niçin inançlarından , ilkelerinden tarihinden koparmaya çalıştı askeri , ,

Kimler bir üst daha büyük koltuk için askerine ihanet etti ?

Hepsi hep zayıf özünden kopmuş bir ordu istediler Neden mi ?

Asker , elinde bulundurduğu silah gücü ile güce sahip olmak yada gücü kontrol etmek isteyen kişilerin ,sapık ideolojilerin elde etmek istedikleri vazgeçilmez rüyalarıdır ,

Dünya siyasi tarihi bunların örnekleri ile doludur , biz dünyayı bırakıp kendi ülkemize gelelim ,

Çünkü Türkiye bu örneklerin en zengin olduğu en derin yaşandığı yerlerin başında geliyor ,

Nice darbeler , isyanlar , ihtilaller oldu bu topraklarda hepsini yaşadık biliyoruz , hepsinin baş rolünde yada görünen yüzünde hep askerler vardı ,

Ülkeye diktatör olmak isteyen askeri kullandı ,

Ülkeyi parçalamak bölmek değerlerini yok etmeyi kendine ilke edinmiş bir başka hain , kutsal ocağa girdi ,kendine kendisi gibi asker yetiştirdi .,

Askeri karanlık gerici zihniyetlerine alet etmek isteyenler var , yaşadık görüyoruz ,

Askeri karanlık kirli yönetimlerine engel olmasın diye etkisizleştirmek isteyenler var , yaşadık gördük ,

Peki asker nerede durmalı , kimin askeri olmalı ?

Tabi ki kimsenin, bireylerin , düşüncelerin , felsefelerin değil ama biz onun askeriyiz .,

Altın sarısı saçları , okyanus mavisi gözleri için değil ,

Engin dehası , yüce devlet adamlığı , salt kazandığı destansı savaşlar için de değiliz ,

Bizi biz yaptığı için ,karanlıktan aydınlığa çıkarttığı için ,

Topraklarımızı vatan yaptığı için ,devrimleri için .,

Cumhuriyeti kurduğu için Ve Onu bu ulusa armağan ettiği için , onu hep beraber korumak , kollamak muhafaza etmek için ,

Baş komutanımız olduğu için , 29 Ekimler hep yaşasın diye Onun Askeriyiz .,

Mustafa Kemal'in Askeriyiz .....

 

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE ASSUBAY GÜÇBİRLİĞİ YÖNETİMİ
Yine yüreğimize ateş düştü yine hiçbir değerin geri getiremeyeceği canlarını elim bir helikopter kazası ile ülke için 9 kahramanımız feda etti yaralılarımız var Allah rahmet eylesin ailelerine sabır yaralılarımıza açıl şifalar versin
Perşembe, 04 Mart 2021
SİTE VE ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETMİ
Emperyalistlerin maşası olan soysuz terör örgütü PKK tarafından kaçırılan evlatlarımız şehit edilmiştir Şehitlerimize rahmet ailelerine sabırlar diliyoruz Terör ve destekçilerine lânet olsun
Pazar, 14 Şubat 2021
Mehmet Aşkın Bayrakdar
Sevgili meslektaşlarım; 13 Şubat 2020 tarihi itibariyle Yargıtaya bir dava açmak üzere Ankarada birkaç meslektaşımız ile biraraya geliyoruz dava konusu " 1984-2000 yılları arasında Güneydoğuanadolu bölgesinde yada eski adıyla OHAL bölgesinde operasyonel birliklerde görev yapıp Örgütle Silahlı mücadelede görev alan tüm emekli ve çalışan personele "Gazilik&quo...
Cuma, 12 Şubat 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ