Ersen Gürpınar

Ersen Gürpınar

Saygıdeğer Arkadaşlarım

Bugüne kadar ön yargılarla bizzat kendi kurumu tarafından haksızlığa, hukuksuzluğa uğratılan assubaylarla ilgili milyonlarca okura ulaşan, yüzlerce yazım, makalem, yazı dizilerim oldu. Hiç birinde kendimden bahsetmedim. Bugün ilk kez, bir anneyi kaybeden evlat olarak, duygularımı sizinle paylaşmak istedim.

Ben, Edremit’te mütavazi bir yaşam süren ailenin 4'üncü ve ilk erkek evladı olarak dünyaya gelen, kelimenin tam anlamı ile elbebe, gül bebe büyütülen, şımartılan biriydim. Mutluluğumuz, sevincimiz uzun sürmedi! 7 yaşında, çevresinde itibar gören, çok donanımlı bir insan olan babamızı kaybettik.

Annem, dağılan Osmanlı’nın toprağı olan eski Yugoslavya, şimdiki Makedonya’nın Kırçova ilçesinden 2 aylık bebek iken Anavatan’a göçen eden bir ailenin tek evladı olan, talihsiz biriydi. Çünkü, 1.5 yaşında annesini, 3 yaşında babasını kaybeden, halası tarafından büyütülüp çocuk yaşında evlendirilen, 14 yaşında anne olan, malı mülkü çok ama kaderi olmayan, babamın vefatı ile 30 yaşında 5 çocukla dul kalan, okuma yazması olmayan biriydi!

Çok duygusaldı. En küçük bir hareket 'ona yapılmasa bile' alınır, gizli gizli ağlar, önüne üç gün yemek koymasan "ben açım" demezdi. Anneler dünyanın en ulvi insanlarıdır. Sizi 9 ay karnında taşır, canından can, kanından kan verir, uykusuz geceler geçirir ama, atalarımızın "bir anne 9 evladına bakarmış da 9 evlat bir anneye bakamazmış" dedikleri gibi, istisnalar dışında bizler annemize, babamıza evlatlık görevimizi tam olarak yerine getirmezdik. Bu yüzden hayatımız hep keşkelerle geçer! Nacizane önerim; annelerinize, babalarınıza ileride keşke demeyecek ilgiyi, sevgiyi, saygıyı lütfen gösteriniz.

Emekli olduğum zaman "ben hep  bugünlerin hayali ile yaşadım. Edremit’e yerleş, senin gölgende ömrümü tamamlayayım" derdi. Ama malum, bizler de anneyiz, babayız. Evlatlarımızın önceliği oluyor. Bu yüzden bu isteği hiç bir zaman gerçekleşmedi. Değişiklik olsun diye arada bir alır, gelirdik. Kuzumun kuzusu dediği torunları, torunlarının çocukları ile mutlu olmasına rağmen 10 gün sonra “evimi özledim” diye tutturur, en fazla 15 gün yanımızda kalırdı. Arada bir fırsat buldukça ziyaretine giderdik.

Bundan 4 yıl önce unutkanlık şikayetleri başladı. Doktorlar “alzheimer” tarzı Demans denilen bir hastalık teşhisi koydular ve bizlere “Anneniz yakın bir zamanda 3 yaşında bebek gibi olacak. Dezavantajı; 3 yaşındaki bebek her gün bir şey öğrenirken, anneniz hergün bir şey unutacak!” demişlerdi. Tüm ısrarlarımıza rağmen ne yanımızda yaşamayı ne de bizim kontrolumuzda aynı şehirde ayrı bir evde yaşamayı kabul etmedi. Evi ve komşuları onun bizler dışındaki yaşam kaynağı idi. 3 yıl önce ciddi şikayetleri başlayınca emsalleri içinde lüks sayılacak bir huzurevine yatırdık. Her hafta ziyaretine gidiyorduk. Bizi tanımamaya başladı. Bazen bilinçli, bazen bilinçsiz konuşmaları oluyordu. Sonunda Bursa’da yaşıyan Suzan ablam "benim içim rahat değil ben Annemi Bursa’ya götüreceğim. 2 kadın tutar gül gibi bakarım" dedi. Son nefesini verinceye kadar kendisine minnettarlık duyduğum ablamın nezaretinde yaşadı.

3 Kasım 2014 pazartesi günü yeğenim aradı, "anneannemi hastaneye kaldırdık, seni bilgilendireceğim" dedi. Saatler geçmek bilmiyordu. Hastanede zaten telaş içinde olan insanları daha da rahatsız etmemek için dualar ederek bekledim. Bir saat sonra acı haberi aldık. Bu duyguyu anlatmak mümkün değil! Bunu ancak yaşayanlar bilir. Çocuklaştım, çocuklar gibi ağladım, isyan ettim! Arada bir de “Annem 88 yaşında. 2 yıldır derdini bile anlatamıyor, kimbilir ne acılar çekiyordu, kurtuldu. Ahirette inşallah huzur içinde yatacaktır” diye kendimi sürekli teselli ediyordum. Bir süre sonra bu düşünceye kendimi inandırmıştım.

4 Kasım günü, ikindi namazının kılınacağı camide şairin “Bir namazlık saltanatın olacak taht misali o musalla taşında“ dediği gibi, cami avlusunda herkesi üzgün sessiz, anacığımı musalla taşında yatarken görünce kafamdaki teselli sözleri kayboldu. O'nu, o tabutta, cemaatin omuzları üzerinde ebedi istirahatine yolcu ederken, arkasından gözyaşları içinde uğurlarken, beni teselliye çalışan dostlarıma 

Ben yetimdim şimdi öksüz kaldım

diyebildim.

Mekanın cennet olsun anacığım nur içinde yat ve bizi hatalarımızdan dolayı affet!...


SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMLE

Annem Rahime Gürpınar’ın ebediyete intikali nedeniyle gönderdikleri çelenk, mesaj ve telefonları ile  acımı paylaşan, dualarını esirgemeyen, bizzat cenazeye katılan, bana büyük bir astsubay ailesinin ferdi olduğumu hissettiren TEMAD  Gn.Mrk. yönetimi, şube başkanlıkları,meslektaşlarım, arkadaşlarım ve dostlarıma sonsuz teşekkür ve minnettarlığımı sunuyorum. Allah sizlere sağlıklı uzun ömürler versin.

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Her vesile ile belirtiyoruz; biz bu ülke ve ordumuza sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla kanıtladık. Hiyerarşiye saygı içerisinde kalarak tek talebimiz oldu; adalet! Ama ne yazık ki, her kurum kendi personelini koruyup kollarken, TSK assubaylarına tahakküme varan haksızlık, hukuksuzluk yapıyor ve bizleri sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırlıyor. Bu adaletsizliklere son vermek için 1971 yılı assubay eşlerinin protesto yürüyüşü ve ardından da 'bıçak kemiğe dayanınca' 1975 Ocak Eyleleri gerçekleştirildi. Bu eylemler sonunda sesimizi duyurmaya çalıştığımız kurumumuz, adaleti sağlamak yerine, adaletsiz ve keyfiyete dayalı ceza yöntemine başvurdu. 1975 olayları bizi yıldırmak yerine mücadele kararlılığımızın pekişmesini sağladı. Darbelerle de gelen antidemokratik baskılar sonucu, askıya alınan yüreğimizdeki isyan, bu sitenin;

Haksızlığa karşı duran, emeğinin, alın terinin, akıttığı kanın karşılığında adalet, eşitlik, insan onuruna saygının gerçekleşmesini isteyen, çocuklarına aydınlık yarınlar bırakmayı ve insanca yaşamayı  amaçlayan assubay meslektaşım;

Sicil, sürgün, ceza tehdidi ile yıllarca sustun suturuldun. Açlık sınırında emekli maaşına mahkum edildin. Sosyal ve ekonomik hakların  engellendi. OYAK  tarafından yok kabul edildin!...

Hâlâ susacak mısın?

çağrısı ile mücadele ateşi yeniden yakıldı. Zamanın TEMAD yönetimi ne yazık ki derecemizden, kadememizden, haklarımızın temel gerekçelerinin bilgilerinden uzaktı. İstisna şubeler dışında kalanlar ise lokal ve gezi hizmetleri ile yetiniyorlardı. Ödeneğimiz, aidatımız, binamız, sekreterimiz olmadan haksızlıklara isyanımızı dile getiren çalışmalar yaptık. Muhtelif platformlarda ve basında  yazı dizileri, makaleler yayınladık. Bize inanan gazetecilerin de desteği ile sesimizi duyurarak bir çok taşın yerinden oynamasını sağladık. Cumhuriyet tarihinde ilk kez assubayların dayanışması ile kamuoyu ve ilgililere haksızlıklarını hukuksuzluklarını dile getiren ve kararlılıklarını açıklayan gazete ilanı verdiler. Bunu hiç bir kişisel ego ve çıkarı olmadan gerçekleştiren assubay sevdalılarına bir kez daha minnettarlığımı sunuyorum.

Mücadeleye yeni bir heyecan katmak için zamanın yönetiminin ve statükonun değişmesi gerekiyordu. Site yönetimi, yazarları ve mücadele gönüllüleri ile kurulan TEK YÜREK GRUBU  çalışmaları sonucu bayrağı ANKARA’daki YENİ OLUŞUM grubuna devrettik. 2008 seçimlerinde kişisel hırslar yüzünden kazanım sağlanamadı. Ardından 2011 seçimlerinde hepimizin desteği ile Sn.Keser ve ekibi bizleri temsil görevini devraldı.

Toplumda büyük bir heyecan ve umut ile yönetime TEMAD tarihinin en büyük desteği verildi. Site ve PES grubu ile sosyal medyada büyük bir birlik ve beraberlik rüzgarı estirildi ama ne yazıkki Sn.Keser, yelkenlerini bu rüzgarla doldurduğu TEMAD gemisinin rotasını, kişisel ego ve çıkar limanına yönlendirerek, umutların erozyona uğramasına neden oldu!

Kendimize ve mesleğimize saygımızın gereği olarak başarıyı alkışlayıp yanlışı eleştirmek görevimizdir. 

Hepimizin şahit olduğu yaşananları tek tek saymak istemiyorum. Bir önceki “BAŞKAN NEREYE KOŞUYOR?” başlıklı yazımda da belirttiğim hususlara ek olarak ana hatları ile olumsuzlukları sizlerin bilgisine bir kez daha sunuyorum. TEMAD bizim derneğimizdir. Her assubay TEMAD tüzel kişiliğine saygı duymaktadır. Eleştirilerimizdeki amaç, temsilcilerimizin hatalarını tekrarlamamasını sağlamaktır.

Olumsuzlukları eleştirenleri yine TEMAD ve Sn.Keser’e düşmanlık olarak değerlendirecek olanlar, bizlerin mücadeleye, Sn. Keser’e ve TEMAD’a desteğimizi gözardı ederek ahkam kesmeye devam ederlerse TEMAD ve mücadeleye en büyük zararı vereceklerdir. 

Sn. Keser ve ekibi olağanüstü seçimler sonucu düştüğü yanılgıyı tekrar yaşar 2014 seçimlerinde delegelerin çoğunluğunun KERHEN verdiği oyları başarı zannederek aşağıdaki olumsuzlukları devam ettirir, kişisel ego ve çıkarları ön planda tutarsa mücadeleden kazanan assubaylar değil TEMAD’dan nemalananlar olacaktır…

18 Ekim 2014 tarihinde yapılan olağan seçimde Sn.Keser “biz icra makamı değiliz, ben sizden temsil yetkisi aldım” buyurmuşlar. Haklısınız Sn. Bbaşkan bizler de her vesile ile TEMAD’ın icra makamı olmadığını, yönetimden mucize beklemediğimizi, tek isteğimizin üyesine saygılı, kararlı ve kişisel hesaplardan uzak bir temsiliyet olduğunu savunuyorduk.

Peki ama 2011 seçimlerindeki vaatleriniz arasında 1’inci maddesinde belirtilen;

Birinci önceliğimiz; Yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır.

a. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.

b. Gerektiğinde meslektaşlarımız ve kamuoyunun desteği alınarak kararlılık ve güç gösterisi olacak yürüyüş, gösteri ve her türlü eylemleri yapacak ve bu eylemlere sonuç alınıncaya kadar kararlılıkla devam edilecektir.

sözünü söylerken sadece temsil yetkinizin olduğunu bilmiyor muydunuz? Yoksa siz “Dünün güneşi ile bu günün çamaşırı kurutulmaz” diyerek emeğe saygısızlığın en büyük örneğini veren  danışmanınız, sırdaşınız, dostunuz ve yönetim kurulu üyeniz müfteri Sami Başkaya’nın etkisinde mi kaldınız? 

Üç yıllık icraatlarınızı, tüzükteki anti demokratik delege seçimi ile belirlenen ve bu nedenle temsiliyet yetkisi tartışılan delegelerin çoğunluğu, kerhen de olsa oyladılar.

Peki biz "karlar yağdı, izler örtüldü" diyerek heba olan 3 yılı unutup, daha kaç yıl adaletin gerçekleşmesini bekleyeceğiz? Geçmişten ders almayan geleceğini tesis edemez. Bizler çabuk unutan  bir milletiz. İsterseniz yönetimin 3 yıllık icraatını, pardon icraatsızlığınızdan bazı konuları ana hatları ile sayalım;

1.Göreve geldiğinizde ilk ziyaret ettiğiniz makam Genelkurmay oldu. Kapısından girdiğiniz andan itibaren saygı gördüğünüz genelkurmay’da sizlere bizzat Sn.Genelkurmay başkanımız “sorunları ilk elden sizden alacağız ve birlikte çözeceğiz. Sokaklarda hak aramayın. Kurumunuzla kavgalı intibaını vermeyin” demişler. Bunu yönetim kurulundaki arkadaşlarımız açıkladılar. Ayrıca size bir gazetenin benimle yapmak istediği söyleşiyi “bizim yasal temsilcimiz TEMAD var, onunla görüşün” diye  sizlere aktardığımda “olumlu gelişmeler var. Şikayet gibi anlaşılacak bir söyleşi ile ilişkilerimizi zedelemeyelim” diyerek bizzat kendiniz ifade ettiniz.

Peki ne değişti de birden TV programlarında genelkurmayı eleştirmeye başladınız? Elbette sorunlarımızın kaynağı genelkurmayı eleştireceksiniz ama, kimse sizin bu eleştirilerinizde, assubayların mahalle bekçilerinden daha alt kademeden göreve başlatıldığını, emeklisinin ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş aldığını duymadı. 

Bizim hiç bir derdimize çare olmayacak ŞEZLONG ALBAYI - GÜZİN PAŞA - REZERVE PAŞA - GENELKURMAY LAV EDİLMELİDİR gibi maksadı aşan çıkışlarınızla genelkurmayla diyaloğu sonlandırdınız. Ancak, 28 Şubat’ın rövanşını assubaylardan alırcasına, yıldırdır genelkurmayın sorunlarımıza çözüm getiren  tekliflerini tozlu raflarda bekleten iktidara tek kelime kullanmadınız. SORUNLARI GENELKURMAYA RAĞMEN ÇÖZECEĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ NEDEN ÇÖZEMEDİNİZ? ÇÖZÜM  GENELKURMAYDA İSE DİYALOG OLMADAN NASIL BAŞARACAKSINIZ?

2.Sizlere site yönetimi adına  “genelkurmaya yaptığınız eleştirileri tartışmıyoruz. O günkü konjöktürde bunu gerekli görmüş olabilirsiniz ama  bu yüzden TEMAD başkanına uygulanan orduevi yasağına tepkimizi ve yeni göreve gelen kuvvet komutanlarına haksızlıklarımızı bir kez daha duyurmak adına bir mail kampanyası yapın” teklifinde bulunduk.  “TEMAD sitesinde bunu gerçekleştirmemiz  teknik olarak mümkün değil. Siz yaparsanız seviniriz” yanıtını verdiniz. Size metni gönderip onayınızı aldık. Ancak, katılımcı miktarı kararlılığımızın ifadesi olacaktı. Bu kampanyaya bir kaç TEMAD yöneticisi dışında katılmadınız. Katılmaları için şubelere tavsiyede bile bulunmadınız. Bu nasıl perhiz, nasıl lahana turşusudur? O kampanya Yunan assubaylarının haklarını mı savunuyordu? Acaba “katılırsak başarı org sitesinin olur, prestij kaybederiz” diye mi düşündünüz? Bunun başka bir açıklaması olabilir mi? Oysa sizlerde gayet iyi biliyorsunuz ki, site yönetimi bugüne kadar kendisini ön plana çıkaran hiç bir davranış içinde olmamış, tarafsızlık ilkesi ile TEMAD ve mücadele misyonunu büyük bir özveri ile yerine getirmiştir.

3. Genelkurmay ile diyaloğun sonlandırılması üzerine, mücadele gönüllüsü arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler sonunda, çoğunluğun düşüncesi olarak, soruna çözüm bulmak adına size, “Genelkurmaydan randevu talep edelim. Alabilirsek oluşturacağımız heyette 2 TEMAD başkanı da  olsun. Genelkurmaya, savaşan ülkeler bile diplomasiyi sürdürürken, sizin eleştiriler yüzünden ordumuz personelinin büyük çoğunluğunu teşkil eden assubayların temsilcileri ile görüşmemeniz, iyileştirme çalışmalarını askıya almanız kabul edilemez. Assubay huzursuz ise orduda huzursuz olur. Eleştirilmek istenmiyorsanız taleplerimize yanıt verin. Çünkü bizler imtiyaz değil adalet istiyoruz” ana fikrindeki görüşmeye "kişisel görüşün ama Temad ile ilgili görüşürseniz diz çökmüş oluruz" dediniz. Peki sorunları nasıl aşmayı düşünüyorsunuz? Eylem planınız  nedir? Unutmayın ki sizin bu tavrınız sonucu oluşan tepkiler yüzünden görevdeki kardeşlerimiz baskı altında, emeklimiz açlık sınırında geçim savaşı veriyorlar… Sarı öküzü aslanlara teslim etmiyelim diyenler sarı öküzün tüm sürüyü aslanların önüne attığı gerçeğini unutmamalıdırlar!

4.TEMAD tarihinin en büyük desteği bu yönetime verildi ama TEMAD tarihinin hiç bir döneminde assubaylar birbirlerine bu kadar tahammülsüz ve mücadeleden umutsuz olmadılar. Çevrenize ve sosyal medyaya bir bakın. Umuttan, mücadeleden söz eden var mı? Bir çok şube başkanı görevinden ayrıldı. Bir çok arkadaşımız artık mücadele içerisinde yer almıyor. Daha önceki yıllarda Anıtkabir’de onbinler varken, bu yıl sadece delegeleriniz ve bir avuç Ankara ve civardan gelen meslektaşlarımız vardı. Bu sizin için anlam ifade etmiyor mu?

5.TESUD’a devredilen malların değeri tek kuruş olsa bile geri alınması elbette önemseniyor ama kesinleşmemiş yargı kararını alel acele kamuoyuna 'seçimler zamanında' duyurmanız kasaba politikası olarak değerlendirilmiştir. Tıpkı ahbap çavuş ilişkileri ile, 30 teşkilatının 9 tanesi SİİRT temsilcisi olan, bir avuç üyesi bulunan KAMU-DER’in, TEMAD’ı yılın derneği seçmesini seçime 3 gün kala duyurmanız gibi… Peki bu dernek önemli bir dernekti, TEMAD’ın çalışmalarını takdir ederek yılın derneği olarak kabul ediyordu da, bugüne kadar hangi açıklaması ile bunu ifade etti? Eylemlerde neden yanımızda değillerdi? Milletin zekası ile alay edilerek başarı sağlayamazsınız.

6.TEMAD, her siyasi görüşe eşit mesafede olmalıdır. Bu, hem derneğimizin siyasallaşmaması hem de farklı görüşlerdeki meslektaşlarımıza saygının bir gereği olmasına rağmen, mevcut yönetim televizyon programlarındaki açıklamalarında haklarımızla ilgili teklifleri sümen altı eden iktidara tek kelime etmek bir yana, bu partinin destekçisi olduğumuz imajını veren davranışlar içerisindedir. Ülkemizde yaşanan kaos ortamına sessiz kalınmış, iktidar eleştirilmemiş, ayrıca TEMAD adına AKP’nin parti grup toplantılarına ve genel kuruluna anonslarla katılım sağlanarak, assubayların iktidar partisinin yanında olduğu mesajı verilmiştir. İzlediğiniz mücadele politikaları gereği bu partiden sorunlara ve kişisel beklentilerinize çözüm bekleyebilirsiniz ama assubayların bu partinin arka bahçesi gibi gösterilmesine kesinlikle hakkınız yoktur…

7.Tüm haklarımızı farz edelim TEMAD sayesinde kazanacağız. Peki, üye olmayan, destek vermeyen bu haklardan yararlanmıyacakmıdır? Elbette yararlanacaktır. O halde TEMAD’a destek, gönüllülük esasına dayanır. Derneğine mecburiyeti olmadan, kendine ve mesleğine saygısının gereği  maddi ve manevi destekler verenin olumsuzlukları eleştirme hakkı vardır. Eleştiriye tahammülsüzlük göstererek gündem değiştirmeyi amaçlayan, mücadeleye hiç bir maddi ve manevi destek sunmayan bazı ahlaksız müfteriler, gündem değiştirerek olumsuzlukların sorgulanmasını engellemek adına  eylem isteyen meslektaşlarının tamamına geri zekalı, eleştirenlere de çeşitli hakaret ve iftiralarda bulunmuşlardır. Bu kişilere gösterilen tepkiye rağmen bunların bizim mücadele adına gönderdiğimiz paralarla 5 yıldızlı otellerde ağırlanması, delege yapılması, yönetime alınmasının tek nedeni vardır, bu kişiler yönetimin bilgi ve talimatı ile hareket etmişlerdir. Üyesine saygısı olmayan bir yönetim bizleri nasıl temsil edecektir? Ya da biz bu yönetime nasıl saygı duyacağız?

8.Vaatleriniz arasında katılımcı bir yönetim sergileyeceğiniz sözünü verdiniz. Hâttâ video konferanslarla şubelerin görüşlerinin alınacağını belirttiniz. Peki 3 yıllık yönetiminiz sırasında hangi konuyu şubelerle istişare ettiniz? Uygulanması mümkün olmayan ÖLÜM ORUCU kararını bile şubelere danışmadan aldınız. Sizin aklınızdaki ve programınızdaki istişare ve bilgilendirme toplantıları, seçime 1 ay kala, delege oylarını hatırlayınca mı aklınıza geldi?

Bazı şubelerimiz, lokali ve geliri olmadan, özveri ile assubayları temsil savaşı verirken, bazı şubelere borç adı altında yaptığınız yardımları etik buluyor musunuz? Yasal zorunluluk olmasına rağmen ayrıntılı bilançoyu açıklamamanızın özel bir gerekçesi var mıdır?

Assubaylar günü ve seçimlerde delege ağırlaması dışında mücadeleye katkı için kullanıldığı yer varmıdır?

Bizler için açtıkları davayı kaybeden arkadaşlarımızın maaşlarına SGK dava ve avukatlık gideri olarak haciz koyması üzerine sizden yardım talep ettim. Size yeni destekler sunarız dedim. “Tüzükte yok, yol olur” dediniz ve yardımı ret ettiniz. Vefat eden meslektaşlarımızın yetimlerinden güç durumda olup okullarını bırakanlara tek kuruş yardımda bulunmadınız. Haksızlıklarımızı dile getiren gazete ve bilboard ilanlarını vermediniz. Peki mücadeleye destek için gönderilen bu paraları nerelere harcadınız? niçin açıklamaktan imtina ediyorsunuz? Seçimde tartışılmadan ibra edilmesi sizi meslektaşlarınızın vicdanında aklar mı?  Yardımların bıçak gibi kesilmesinin nedeni bu değil midir?

9.Bu mücadeleye gönül ve destek vermiş olanlara hiç saygınız yok! Yüreğindeki adalet ve insan onuruna saygının gereği, tüm ezilenler gibi bizlere de '100 TEMAD şubesinden fazla destek olup sesimizi duyuran' Sn.Umur TALU’yu ziyareti bile, 2 yıl sonra bizlerin ve İstanbul İl Başkanlığı'nın ziyareti ve basın açıklamasından sonra, zorunlu olarak yaptınız. Mücadele adına DENİZLİ - ANKARA arasında mekik dokuyup, haklarımızı hukukta arayan Sn. İsmail TURAN’ı yönetime seçilmeden önce adliye koridorlarında ziyaret etmişken, seçildikten sonra bir kez aramadınız. Son başarısı üzerine kutlama nezaketinde bile bulunmadınız! Biz böyle mi birlik ve beraberlik içerisinde olacağız?

10.AİHM yıllar önce “örgütlenmenin önünde engel olamaz, bu nedenle ordu ve emniyet mensupları da SENDİKA kurabilir” kararı verdiği zaman, “bizim yasal temsilcimiz TEMAD var” dedik ama sizlerin yarattığı umutsuzluk havasından dolayı arayış içine giren arkadaşlarımız sendika konusunu gündeme getirdiler. Şimdi yine yandaşlarınız bölünmekten, sendikaya destek verenlerin ihanetinden bahsediyorlar. Bu konuyu ajite etmektir. Ben sendika taraftarı değilim. İzlemeden ön yargılı davranmanın hata olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki sendika mücadeleyi bölecekse, bunun müsebbibi mevcut yönetimin zafiyeti ve başarısızlığıdır…

SONUÇ OLARAK:

Yaşananlardan ders almadığınız ve bu zihniyeti devam ettirdiğiniz sürece, tesadüfen alınan hakları bizlerden duyup kendinize mâl etmeye devam ederseniz, bu durumda kazanan assubaylar değil TEMAD’dan nemalananlar olur. Dost acı söyler dedikleri gibi, bizler bu tür olumsuzlukların çözümünü arzu ettiğimiz için eleştiri hakkımızı kullanıyoruz. Sadece alkışlamak, sorunları yok saymak riyakarlıktır. Benim mevcut yönetime kişisel davranışları nedeniyle saygım kalmamıştır. Mücadeleye eskiden olduğu gibi, kişisel olarak her platformda destek vermeye devam edeceğim. TEMAD’a övgüler yağdırıp mücadelenin yanında izlenimi vermeye çalışan, ama elindeki zehirli hançeri saplamaktan çekinmeyen bir avuç zavallı bizleri yolumuzdan alıkoyamaz…

DİLERİM YÖNETİM HATALARDAN DERS ALIR, BEN VE BENİM GİBİ DÜŞÜNENLER YANILMIŞ OLUR. 

Mücadeleyi kişisel hesaplarına alet etmeyen, amaç edinen meslektaşlarıma minnettarım.

Huzur ve adalet dolu günler dileklerimle saygılar sunuyorum.

Sayın Genel Başkanım

Her zaman belirttiğimiz gibi “Assubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını asker karnını doyuramaz” bunun aksini iddia eden yetkililer varsa assubaylara aynı zaman dilimi içinde 48 saat izin versinler ve yürekleri yetiyorsa bu mesleği kaldırsınlar. Bu kadar önemli görevler üstlenen, ülkesine, orduya sadakatini teri, kanı ve canı ile kanıtlayan, hiyerarşiye saygılı assubaylara yıllardır ön yargılarla tahakküme varan sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklar yapılıyor. Bu haksızlıkların sona ermesi için yıllardır TEMAD tüzel kişiliği altında örgütlenen meslektaşlarımızla mücadele ediyoruz.

Mücadele süreci, sizin ve birçok arkadaşımızın malumu olmasına rağmen kısaca özetlemek gerekirse; 1971-1975 yıllarının antidemokratik ortamında haksızlıklara hayır diyen, çileler çeken meslektaşlarımıza hiçbir değer yargısının kabul etmeyeceği adaletsizlikler ve baskılar yapıldı. Daha çok demokrasi diyerek kendi imtiyazlarını artırmak için yapılan darbeden sonra derneğimiz TEMAY kapatılıp mal varlıklarına el konuldu. 1984 yılında TEMAD adı altında yıllarca bir şey başaramadan, sadece lokal ve gezileri ile mutlu bir örgütlenme ile yetinmemiz istendi...

Mücadelenin yetersizliği üzerine bu sitenin fedakar üyeleri ile mücadele ateşini yeniden yaktık. Mücadeleye ivme kazanmak için statükodan kurtulamayan derecemizden, kadememizden habersiz, 11 kez genelkurmaydan randevu talep edip, alamayan ve mektup bıraktığını belirten yönetimin değişmesi için kurulan TEK YÜREK grubu çalışmaları sonunda TEMAD Gn.Mrk. yönetimine aday olacak YENİ OLUŞUM GRUBU kuruldu. Bazı kişisel davranışlar nedeniyle 2008 yılında maalesef başarısız yönetimin değişmesi mümkün olmadı. Hatalardan kısmen ders alınarak sizin önderliğinizdeki YENİ OLUŞUM grubu olarak 2011 yılı seçimlerinde başarı sağlandı...

Sn. Başkan,

Sizler de taktir edersiniz ki bu site sizin ve yönetim adaylarının  tanıtımınızda ve seçilmenizde büyük rol almıştır. Yeni oluşum grubunun lideri olarak mevcut adaylar içerisinde kişilikli, birikimli ve açıklamalarınızdan, geçmişte yaşananlardan ders alındığı ve toplumu bu hatalara düşmeyeceğine inandıran kişiliğinizin büyük etkisi olmuştu. 

Site ve sosyal medyanın desteği ile Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar yoğun bir medya ilgisi ile karşılaştık ama bu ilgi maalesef sorunlarımızı kamuoyu ile paylaşmaktan ziyade genelkurmay ile adeta kavga ortamında geçti. Kamuoyu, bir üniforması da kefen olan assubayların mahalle bekçisi, ziraat, ev ekonomisti, meclis tutanak katiplerinden daha önemsiz kabul edilip göreve alt derece ve kademeden başlatıldığını, emeklisinin ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş alması adaletsizliğini, bu adaletsizliğin MSB tarafından gönderilen hakların iadesi tekliflerinin de iktidarca  giderilmediğini öğrenemedi. Bizim sorunlarımızın kaynağı elbette genelkurmaydır. Bu eleştirilerinize katılanlar da olmuştur. Genel olarak bizi temsil etme yetkisini size verdiğimizi ve o günkü konjoktürde onları söylemeniz gerektiği konusunda birleştik ve size orduevi yasağı uygulanınca bunun yanlışlığı sizlerin de bilgisi dahilinde bu sitede yapılan mail kampanyası ile binlerce kişinin katılımı ile genelkurmay ve kuvvet komutanlıklarına bildirdik. Ne kadar acıdır ki bu tepkiye şimdi ahkam kesenler ve istisna bir kaç şube dışında katılan olmadı. Oysa katılım miktarı kararlılığımızın ifadesi olarak değerlendirileceği malumlarınızdır...

Bu konuda şahsen size özel yazdım. Ayrıca meslektaşlarımızın duygularını dile getirmek adına site yönetimi size çağrıda bulunduk. Bu kişilerin yazdıklarının sizin bilginiz dahilinde  olmadığını söyleyebilir misiniz? Şikayetlerimizi, tepkilerimizi dikkate almadığınız gibi arkadaşlarımız  bu kişilere tepki duyuldukça siz özellikle bunları onure eden davranışlar sergilediniz...

Sayın Başkan,

TEMAD tarihinde hiç bir yönetime nasip olmayan maddi ve manevi destek sizin yönetiminize verilmiştir. Aidatlar, gayrimenkul kiraları, hazine yardımı, ticari işletme kârları dışında size 2.5 milyon (trilyon) maddi destekte bulunan bu mazlum zümre, bir işaretinizle mitinglere koşuyor, sosyal medyada fırtınalar estiyordu. Ancak bir şeylerin ters gittiği belliydi! Önce yol arkadaşlarınızla anlaşamadınız. 11 kişilik yönetiminizden 8 üyenin istifa etmesi erken olağanüstü seçimlerin yapılmasına neden oldu. 11 kişiden 8 arkadaşınız herhalde macera olsun diye istifa etmediler ama kendilerini yeterince anlatamayınca siz yeniden seçildiniz. Bu seçim sizin kişiliğinizi büyük oranda etkilemiş olmalı ki kongre salonunda ilgisizlikten yanlış uygulamalardan olumsuzluklardan şikayet eden başkanlara, arkadaşlarımıza bulunduğunuz makama gelmenizi ve sesimizin duyurulmasına neden olan sosyal medyayı yok sayan açıklamalar yaptınız. Sosyal medyayı yok sayıyorsunuz ama onun yerine sosyal medyada sizin adınıza açıklamalar yapan, mücadele gönüllülerine hâttâ yardımcınız sn.Yüksel Binici'ye bile  ayar veren, haddini bildiren bir avuç kişiye mani olmadınız, olmak istemediniz...

Sn.Başkan,

Maalesef eleştiriye tahammül göstermeyip saygı duymuyorsunuz. Eleştirilmiyorsanız her şey mükemmeldir ve başarmışsınızdır ki bunun dünyada örneği yok ya da sizden umut kesilmiştir! Gönüllülük esasına göre derneğine mücadelesine maddi ve manevi destek verenlerin eleştiri en doğal hakkıdır.  Eleştiri mükemmele açılan kapının anahtarıdır. Bu toplum sizi kendilerini yönetmeniz için değil, temsil etmeniz için seçti. Para kazanmak adına edebi değeri olmayan bir kitabı yayınlanıncaya kadar TEMAD’ın kapısından geçmeyen, ama şimdi assubayların duygularını istismar eden çantanız gibi yanınızda taşıyıp 5 yıldızlı otellerde ağırladığınız ahlaksız müfteri ile kendisine genel yayın yönetmeni ünvanı veren kişinin gayri ciddi, hâttâ alay konusu olabilecek vıcık, vıcık yağ kokan yazıları , çanak sorularla sizinle yapılan söyleşi  ve birkaç kişinin sözüm ona TEMAD'ı koruyor havası ile riyakarca yazdıkları yorumlarıyla gündemin değişmesini sağlayarak belki yeniden seçilirsiniz, ama başarılı olamazsınız...

Örgütlü mücadelede en kırılgan noktanın umutsuzluk olduğu hepimizin malumudur ve ne yazık ki toplumda umutsuzuluk boşvermişlik duyguları hakim olmaya başlamıştır. Mücadele gönüllülüktür. Toplum sizden şeffaf ve üyesine saygılı bir yönetim istiyor. Toplum yeni ihraçlar, görevden almalar, had bildirmeler, kanunsuz atamalarla diğer şubelere gözdağı vermenizi değil, göreve gelirken karara bağlanan hukuksuz ihraçların kaldırmanızı, toplumu kucaklamanızı ve haksızlıklarımız konusunda azami gayret gösteren temsilcimiz olmanızı bekliyoruz. Kararınız, sizin kadar bizleri de etkileyecektir. İyi günler diliyorum.

 

Ordu evi yasağı TEMAD Gn.Başkanı Sn.Keser’e verildiğinde sitemizde yapılan bir mail kampanyası ile tepkimizi belirtmiştik. Demokrasilerde eleştiri ve fikir özgürlüğü bir haktır, ülkemiz anayasası ile teminat altına alınmıştır, bu  hatanın giderileceğini beklerken sitemiz yazarı Sn.Şükrü Irbık ve bazı arkadaşlarımıza da farklı yasaklar getirildiğinde yasaklıların üzüldüklerini sanmıyorum, üzülmesi gerekenler bu haksız mesnetsiz kararı verenler olmalıdır; çünkü TSK tarihine bu bir hukuk ayıbı olarak geçecektir.

Gençliğimde okuduğum Rus klasiklerinden Maksim Gorki’nin ANA adlı romanında roman kahramanının arkadaşları özgürlük mücadelesinde tutuklandığı zaman genç, "demek ki beni önemsemediler" diye üzülmüştü, ben de aynı duyguya kapıldım.  Görev hayatımda haksızlıklara karşı mücadelemden dolayı çileler çekmiş ve mesleğimi SAKINCALI PERSONEL olarak tamamlamıştım, artık antidemokratik 211 sayılı yasaya tabi değildik; adaletsizlikleri, hukuksuzlukları dile getirmemizden daha doğal ne olabilirdi, ama yanılmışız,  hiçbir muhatabıma eleştiri hudutlarını aşan hakaret ve iftirada bulunmadım, buna rağmen bana da ORDU EVİ YASAĞI uygulanmış; kesinlikle önemsemiyorum...

Değerli meslektaşım Sn. Şükrü Irbık’ın ordu evi yasağına neden olan ZİHNİYET SÜRGÜNÜ yazısına yaptığım yorumda belirttiğim gibi bizi adaletsizliğe karşı bu yönlü isyana sürekleyen  nedir? Ordumuza, komutanlarımıza düşmanlığımız mı? Haşa, düşmanlığın (D)s i bile aklımızdan geçseydi  bu ülke ve ordumuza sadakatimizi terimiz kanımız ve canımızla ispatlayıp bir emirle tereddüt etmeden ölüme gider miydik? Bizim isyanımız adaletsizliğe, bunu hâlâ anlamıyorlar, bize bu haksızlıkları, hukuksuzlukları başkası yapsa isyan etmesi gerekenler maalesef  bu adaletsizliğin mimarlarıdırlar ... Siz hiç sistemi eleştiren subay gördünüz mü? Elbette göremezsiniz; çünkü onlara her şey altın tepside sunuluyor, eminim ki bizlere yapılan adaletsizliğin yüzde biri subaylara yapılsaydı bu ülkede bir ihtilal daha olurdu !..

Yazdıklarımızda hakaret mi var? Gerçek dışı iddialarda mı bulunuyoruz? Böyle olsaydı çoktan hakimin karşısında olurduk. Bu ön yargının temelinde ne var, bu sevgisizliği de aşan adeta düşmanlığa varan bu haksızlıklar kime ne kazandırıyor? Bir üniforması da kefen olan assubayı büro memuru statüsünde görmek sosyal ekonomik ve insanî haksızlıklar yapmak hangi değer yargısı ile haklı görülebilir, haksızlıkları hiyerarşi kılıfına sokmak adaletsizlikten öte vicdansızlık değil midir? Bu adaletsizliklere son vermek yerine yasada suç olarak belirtilmeyen davranışlardan dolayı çekiç benim elimde karşımdakini çivi olarak kabul ederim demek sadece acizliktir. Hepimizi derinden üzen, ordumuzun  güç ve itibar kaybının en önemli sebeblerinden biri personel arasındaki ayrımcılık,adaletsizlik ve subay saltanatı yatmaktadır.  Bu ön yargılı zihniyetin adaletsizliği kuruma olan aidiyet duygusunu sona erdirmiş, orduyu sevgisizlik sarmaşığı sarmaktadır. Adalet olmayan yerde hiçbirşey olmaz ve "GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE" sadece slogandan ibaret kalır; ordunun bir aile olması  lafla değil icraatla mümkündür... Bu nedenle  ordunun tüm fertlerinin önce insan olduğu hatırlanarak haksızlıklara isyana kulak vererek adalet sağlamak kadar ulvi,şerefli bir davranış varken adaletsizliği eleştirenleri antidemokratik uygulamalarla susturmaya çalışmak sorunları ortadan kaldırmayacaktır.  Kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada assubayı kimse beyaz köle olarak görmemelidir, biz buna izin vermeyeceğiz,  adalet ve insan onuruna saygı gerçekleşmeden bizi hiçbir gücün susturamayacağı unutulmamalıdır...

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. YASAŞIN ONUNCU KÖY...

Gecenin bir yarısı telefonununuz acı acı çalar, anlarsınız fevkalade bir durum olduğunu! Elleriniz titriyerek açarsınız, karşınızdaki sanki kazayı kendisi yapmış, ölüme kendisi sebebiyet vermiş gibi bir suçlu bir ezik size acı haberi verir. Kimyanız değişir, başınızdan kaynar sular dökülür. Allah’tan yaralılar için acil şifalar, rahmete kavuşanlar için dualar edersiniz. Yüreğinizde tarifi imkansız acılar, sıkıntılar yaşarsınız.

Her yere "GÜÇLÜ ORDU GÜÇLU TÜRKİYE" yazarak bunu sağlamanız mümkün değil. Bırakın artık kendinizi gökten zenbille inmiş gibi görmeyi, 'cumhuriyetin kazanımları sadece benim kazanımımdır' zihniyeti ile orduyu yönetmeyi!...

İşte şimdi aile fertleri ile birlikte yüzbinlerce assubayın gönlü ölüm oruclarına kilitlenmiş durumda. Eyleme katılan arkadaşlarına dua, buna neden olanlara beddua ediyorlar!

Bu ülke için en çok şehit ve gazisi bulunan mesleğin mensupları yıllardır nedenini anlayamadığımız bir ön yargı ile sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlanıyor. "Biz bir aileyiz" masalı ile yıllardır adeta hipnotize edilerek bize çaresizliğimizi, adaletsizliğimizi, üvey evlat olduğumuzu kabul ettirmeye çalıştırlar. Üstelik bunu her kuruma örnek olduğu söylenen TSK yapıyor!

Subaylar dışında kalan personel kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada beyaz köle muamelesi görüyor. Bunu haklı gösterecek bir tek değer yargısı var mıdır? Komutan ve amir, personelini koruyup kollayan, sorunları ile ilgilenen kişidir. Bunu Amerikan talimnamelerinden alır, ülkenizde uygulamazsanız, ordunun olmazsa olmaz kuralı disiplini çart-çurtla, baskılarla, hukuksuz cezalarla tesis etmeye çalışırsınız.

Bizim yerimize Japonya'dan robot assubay ithal etseydiniz o bile dayanamaz kısa devre yapardı ama imkansızlıkları bile başararak ordusuna, milletine sadakatini teri, kanı ve canıyla kanıtlayan assubayları yok sayarak taleplerine vicdanınızı ve kulaklarınızı kapattınız.

Assubaylar yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor. İntiharlarımız bile vicdanlarınızı harekete geçirmedi! İntiharlara, “intihar psikolojik bir olgudur” ya da “intihar bulaşıcıdır” gibi sığ, bilimden, vicdandan uzak bir yaklaşım gösterdiniz. Biz de son çare olarak sizin nasırlaşan vicdan ve kulaklarınıza adaleti haykırmak için ölüm orucuna başladık. Yaş ortalaması 60 olan bu çaresiz insanlar, yorgun bedenlerini ölüme yatırdılar. Sapır sapır dökülüyor, hastanelere doluyorlar. Daha ne bekliyorsunuz? Adaleti siz sadece kendinize gerektiğinde mi hatırlayacaksınız?

TEMAD Genel Merkezi "artık yeter, ölümden ötesi yok" diyerek "Ölüm Orucu" kararı aldığı ve uygulamaya başladığı günden beri beynim karıncalanıyor, yüreğim kafesteki yabani kuş gibi çırpınıyor. Vücudumun kimyası bozuldu. 3 yıldır devam eden tedavilerimin müspet sonuçları bir anda sona erdi. Meslektaşlarımın da benden farklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü, bizlerin yüreğinde sevgi ve merhamet var. Silah arkadaşına vefa duygusu var. Ölüm orucu devam ederse, sadece eylem çadırında değil, bir çok yerde üzüntüler yaşanabilir!

Sizin yüreğinizin kenarında vicdanın, adaletin kırıntısı yok mu?

MSB. Sn. İsmet Yılmaz, “mesajınızı aldık, adalet talebinizi karşılayacağız” demek yerine, haksızlıkların önleneceğine dair TBMM gönderdiği assubaylarla ilgili yazılı açıklamasının mürekkebi kurumadan, ön yargılı zihniyet tarafından bypas edildiğini unutup "assubaylara 1/4'ü ve 100 lira zammı verdik" diye ahkam kesiyor. Alın başınıza çalın! Sanki iane verdiniz, lütufta bulundunuz. Bu, yılların ayıbıdır! Bir üniforması da kefen olan assubayı, klimalı ofislerinde günde 8 saat çalışan büro memuru ile aynı statüde göreceksin, sonra kalkıp kendini tüm ordunun MSB ve Genelkurmay başkanı sanacaksın. Resmen olabilir ama sizler bizim gönlümüzde ne bakansınız ne komutan! Siz sadece ön yargılı zihniyetin temsilcilerisiniz. Aksini iddia ediyorsanız HODRİ MEYDAN. Ciddi bir anketle size güvenilip, güvenilmediğini anlayacak, orduda subay dışında kalan personelin mutsuz, aidiyet duygusunun olmadığını göreceksiniz...

Yok, bizler milletin ordusunun temsilcileriyiz diyorsanız telafisi imkansız acılara neden olacak milletin ordusundaki adaletsizliği, imtiyazı, ayrımcılığı, hukuksuzluğu, sevgisizliği bitirmek için ilk adım olarak “mesajınızı aldık adaletin gerçekleşmesini sağlayacak, çalışmalara hız vereceğiz” diyerek bu ölüm oruçlarını durdurun. Aksi halde bunun vebali sizlerin olacaktır...

Huzur ve adalet dolu günler diliyorum.

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Zaman, zaman sizlerden telefonlar ve mesajlar alıyorum. Haksızlıkların, adaletsizliklerin yüreğimizde açtığı yaraları ve bunlara duyulan isyanı dile getirip dertleşiyoruz.

Bu nasıl bir zihniyettir? Aynı ülkü için bir arada olan 'adı; TSK Ailesi' denilen bir kurumda, muhtemelen birbirinin kucağında can verecek olanlar arasındaki ayrımcılık ve adaletsizliğin yeşerttiği  sevgisizlik sarmaşığı bu yüce kurumu  her geçen gün kuşatıyor. Akademi bitirenler, orduyu yönetenler bunun tehlikesinin farkında değiller!

Yapılan adaletsizliği sağır sultana duydu da, gencecik bedenlerin intiharları bile bu adaletsizliği yetkililere anlatmaya yetmedi. Anlattık olmadı, yazdık olmadı, tepki verdik olmadı. Temsilcimiz TEMAD en son çare olarak eylemlerin en büyüğünü protestoların en ağırını ÖLÜM ORUCUNU seçti.

Biz, bu ülkeye ve ordumuza sadakatimizi kanıtlayan, bu ülke için en çok şehidi olan bir mesleğin mensuplarıyız. Terimizin, kanımızın, canımızın karşılığında hakkımız ve hukukumuzun peşindeyiz, ama bizzat kendi kurumumuz tarafından gasp edildiği için görevde moral motivasyonu emeklilik de kurumumuza aidiyet duygusunu yitirmiş durumdayız! Oysa taleplerimiz bazılarına altın tepside sunulduğu gibi imtiyaz ve ayrıcalık değil, sadece adalet ve insan onuruna saygıdır.

Birçok arkadaşımız "biz, zaten görevde iken robotlaştırıldık, duygularımız önemsenmedi. Sicil, tayin, ceza baskısı ile sustuk, susturulduk. Artık  kaybedecek neyimiz kaldı? Hergün astsubay ailesi olan ulu çınardan bir yaprak adaleti görmeden gözü açık bu dünyadan gidiyor. Bu nedenle Türkiye dışında tüm dünya bu haksızlığı hukuksuzluğu görünceye kadar kendi özgür irademizle gerekirse ölmeye kararlıyız" dediler.

İşte bu kararlılık bir çoklarımızı insani duygularla endişelendirdi! Bu zayıflık ve kararsızlık değildir. Bir tek arkadaşımızın bırakın hukukun üstünlüğünün sağlanması adına ölmesini, burnunun kanamasını düşünmek bile şimdiden yüreklerimizde bir eziklik, bir burukluk yaşattı. İşte bu yüzden bazı arkadaşlarımız ölüm oruçlarına sıcak bakmıyor. Bunu teslimiyet, korku, vazgeçme, davadan dönmek olarak yorumlayan içimizdeki zavallılar kadar yetkililere de bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Arkadaşlarımdan  gelen telefonlarda ve mesajlarda bu kararlılık açık ve net olarak belirtiliyor. Her gün ölmektense bir kere ölmeyi düşünenlerin sayısı tahminlerin çok üzerindedir ve bunun vebali haklı taleplerimize duyarsız kalanların olacaktır.

TEMAD yönetimi eylemlerin 1 Mart 2014 Cumartesi günü İstanbul’da İstiklal Caddesi'nden Taksim’e kadar protesto yürüyüşü, Taksim’de basın açıklaması ve ardından ANKARA’da ölüm orucu çadırlarına gidileceğini ve ilk nöbetin genel merkez yönetimi tarafından başlatılacağını duyurdu. Bu takvim açıklandığı zaman İstiklal Caddesi'ndeki yürüyüşe izin verilmeyeceğini tahmin etmek zor olmadı. Nitekim bu izin verilmediği için sadece basın açıklaması yapılacaktır. Sağlığı, durumu yerinde olan özellikle İstanbul ve civarındaki arkadaşlarımızın katılacağı basın açıklaması ile kararlılığımız bizlere reva görülen haksızlıklar bir kez daha kamuoyu ve ilgililere duyurulacak, ardından eylemler Ankara’da başlatılacaktır.

Tüm assubay ve ailelerinin yüreği eylemlere kilitlenmiştir. Görevde ülkemizin bekası için tuttuğumuz nöbeti bu kez onurumuz için tutup takatimizin kesildiğinde bir başka arkadaşımıza teslim etmeye hazırız. Bunu, kararlılığımızı kimse göz ardı etmesin. Bizlerin talepleri hiç bir zaman daha fazlası ve imtiyaz olmamıştır. Adalet ve insan onuruna saygı istiyoruz.

Bir üniforması kefen olan assubayı göreve başladıkları gün büro memuru statüsünde kabul edip bir çok kamu görevlisinden daha alt kademeden göreve başlatarak, ekonomik kayıplarının yanı sıra psikolojik eziklik yaşatılmaları, emeklilerimizin çaycı stütünde görülüp ama KİT’lerden emekli çayçılardan daha az maaş almaları   adaletsizlikten öte vicdansızlıktır. Güçlü ordu, güçlü Türkiye adalet olmadan slogandan ibarettir.

Assubaylar haklı taleplerinin karşılanmasına kadar her türlü mücadeleye devam kararlılığındadırlar. Sağduyunun galip geleceğini kimsenin burnunun dahi kanamadan ilgililerin haklı taleplerimize yanıt vereceklerini umuyor ve bekliyoruz.

Huzur dolu günler diliyorum.

Kimdir Assubay? Yasaların tarifinde ve uygulamalarda ast komuta kademelerinde, teknik ve idari işlerde sorumluluk alan subayın en yakın yardımcıları, ama ön yargılarla sevgisizlikten öte kendi kurumları, bir emirle ölüme gönderdikleri komutanları tarafından düşmanca tavır takınılan haksızlığa hukuksuzluğa çilelere reve görülen bir mesleğin mensupları..

Neden, niçin sorularına yanıt bulmanız mümkün değil. Tahsil sürelerini, statülerini sorumluluklarını okullarındaki müfredat programlarını hâttâ fiziki yapılarını onlar değil sistem tayin ve tespit etmiştir. O halde ordu için önemsizler mi? Hiyerarşiye saygıları mı yok? Vatana ihanet içindeler mi?..

Bu sorulara yanıt ararsanız vatana ve orduya sadakatlerini teri, kanı ve canları ile ispat etmişlerdir, hiyerarşiye saygı içinde sadece kendilerinin değil üstlerinin de görevlerini yapacak kadar kendilerini geliştirmişlerdir. Assubaylar olmadan bırakın ordunun savaşmasını asker karnını doyuramaz ama kahrolası ön yargılar bir değil bin bilinmeyenli denklemdir ...

Genelkurmay başkanlığı hepimizin vicdanında yer bulmayan Silivri davaları için suskunluğunu bozmuş 27 Aralık 2013 tarihinde  bir avuç tutuklu general ve subay için “TSK personeli ile ilgili adli süreçler ilgili mevzuattan kaynaklanan görev ve sorumluluklar kapsamında takip edilmiş hukuka uygunluğu konusunda tartışmalara ve farklı yorumlara neden olan işlem ve uygulamalar devletin en üst karar organlarına ve en yetkili makamlarına sürekli bildirilmiştir. TSK hiçbir siyasi tartışmaların içinde yer almak istememektedir; bununla birlikte TSK kurumsal kimliğini ve personelin hukuki durumunu ilgilendiren gelişmelerin hukuk devleti ve hakkaniyet ilkelerine bağlı kalarak sonuçlandırılmasını yakından takip edilmesine devam edilecektir” açıklamasında bulunmuştur. Elbette doğrudur vefa sadece İstanbul’da bozası ile ünlü bir semt olarak düşünülmemelidir...

İyi güzel Sn. Genelkurmay Başkanım,  hakkın korunması, hukukun üstünlüğü, hakkaniyet, ilkeler, TSK'nin bir aile olması sadece konu general ve subaylar olunca mı hatırlanıyor? Yıllardır bir emirle ölüme gönderdiğiniz assubayların hukuku, adalet talebi ne olacak? Örneğin bir üniforması kefen olan, bir ayın 6-8 günü tek kuruş fazla mesai ücreti almadan nöbet, tatbikat, gece eğitimi ve özel görevlerle kışlada geçiren şahsi hürriyeti, mesaisi amirin keyfiyetine bırakılan, ama karşılığında büro memuru statüsü layık görülüp mahalle bekçileri, ziraat ev ekonomistleri ve meclis katipleri gibi kamu görevlilerinden daha alt kademeden göreve başlatılarak hak ettikleri sosyal ve ekonomik hakları gasp edilen assubaylar kim? Yunan ordusunun assubayları mı? Ordunun beyaz köleleri mi?Japonya'dan ithal ettiğiniz robotlar mı? Kim bunlar, bu haksızlığın reva görülmesi için vatanı ve orduyu sevmekten, tüm şartları zorlayarak orduyu sırtında taşımaktan gerektiğinde ölmekten çekinmeyen bu insanların sizin gözünüzdeki değeri nedir? Bunun yanıtını vicdanlarınıza verin…

Gnkur. 2'nci Başkanımız gazeteci ile söyleşide bulunuyor.  Aynı kaptan yemek yemenin büyük bir imtiyaz ve eşitlik olduğundan(!) bahsederken gazetecinin assubayların haksızlıklarını hatırlatması üzerine "sizinle  gazetedeki çaycı bir mi?" karşı sorusu ile assubayları hangi potada erittiklerini itiraf ediyor (!) Ah generalim, siz TSK'nin ikinci adamısınız, lütfedin askeri fabrikalarda işçi ve çaycı olan ilkokul mezunu personelin emekli maaşlarının çayçı benzetmesi ile küçümsediğiniz assubaylardan fazla olduğunu öğrenin ve varsa biraz vicdanınız sızlasın... Hâttâ sizden istirhamımız emekli assubay ünvanımızı iade edelim bizleri KİT işçileri gibi emekli edin; Böylelikle hem bizden kurtulmuş olursuzun hem de size minnettar kalırız.

Personeline karşı adaletli ve sevecen biri olarak lanse edilen Kara Kuvvetleri Komutanımız Asb.okulunda yaptığı konuşmada özetle  “Subay subaydır, astsubay astsubaydır ikisinin de ayrı mesleği ve ayrı görevi vardır. Bunlar karıştırılmasın herkes vazifesini yapacak ona gore rahatlayacak. Hepimiz memuruz elimizdeki imkanlar kısıtlıdır zihnen ve psikolojik olarak istemenin sonu yoktur (!) Şu anki durumumuzu ön kabul olarak kabullenmelisiniz, yukarı değil aşağıya bakmalısınız. Ör. Ortaokul lise arkadaşlarınızın hangi meslekleri yaptığını ne kadar maaş aldığını araştırın” buyurmuşlardır.

Emrin olur generalim, bu konuşmayı subaylara yapsaydınız ellerimiz kanayana kadar size alkışlar gönlümüzde adalet timsali olarak yer verirdik. Mesaj alındı, siz özetle diyorsunuz ki; TSK= Türk Subay Kuvvetleridir. Kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada  rengin siyahsa kölesin, biz assubayları orduya alırken onlara beyaz köle status verdik öyle hak hukuk adalet hak getire yakarıya değil aşağıya bakıp mutlu olacaksın işine gelmiyorsa işte kapı, diyeceksin. Öyle mi adaletli komutanım? Assubayın hiyerarşiye itirazı yok imtiyaz ve ayrıcalıkta istemiyor, ama siz subaya imtiyaz tanıyacaksınız onlara kepçe ile assubaya kaşık ile vereceksiniz subay gökten zenbille inen hanedan evladı,  assubay sıvasız evlerin,  marangoz Ahmet’in, terzi Rıza’nın, çiftçi Ali’nin ezilmeye mahkum çocukları olduğundan yukarıya bakmayacaklar. Bizler, hiç bir zaman yukarıya bakmadık ama aşağıya bakınca da adaletsizliğiniz, ön yargınız ve ayrımcılığınız yüzünden mutlu olamadık...

Şimdi sizler söyler misiniz? Nedir bu assubay fobisi, sevgisizliği adaletsizliği? Her kurum kendi personelini koruyup kollarken TSK subayları dışında kalan personelini yok sayıyor. Gnkur. 2'nci başkanımız bizzat söyledi  yiyecek, içecek, giyecek, barınması devlet tarafından karşılanıp 3500 lira maaşla profesyonel asker bulunmuyor, neden? Neden subaylar emekli olmak için elinden gelse yaşını küçültecekken assubaylar günü dolunca kaçar gibi ordudan ayrılıyor? Bir anket yapın, emeklinin ömrünü verdiği orduya aidiyet duygusu kalmadı, muvazzaflar mutsuz moral motivasyonları yok, hizmet verimlilikleri pamuk ipliğine bağlı bunu bir anketle öğrenebilirsizin, ama siz hâlâ sicil, tayin ceza korkusu ile personelinizin sorunlarını yok sayarak, hukukun üstünlüğünü yok sayarak orduyu idare edeceğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz.Kurmaylarınız ordunun güç ve itibar kaybında bu adaletsizliğin bu ayrımcılığın bu sevgisizliğin olduğunu hala tespit edemediler mi?

Haddimi aşmış olsam da size bir konuyu hatırlatmak istiyorum: Gücünü adaletten almayan her sistem yıkıldı; Topraklarında güneş batmayan mağrur İngiliz imparatorluğunun mağrur ordu komutanlarının gücü Hindistan’da elinde sadece bir asâ ile yalın ayak  dolaşan silahsız Gandhi’yi yenmeye yetmedi; çünkü O, gücünü adaletten ve inancından alıyordu...

Osmanlı’nın parçalanmasından sonra SEVR’i gerçekleştiren, Türk topraklarına kızıl arılar gibi üşüşen emperyalistler silah ve sayısal üstünlüklerine rağmen yoksul, silahsız ve yalnız ulu önder Atatürk önderliğinde kurtuluş savaşı yapan Türk milletini yenemedi; O ordunun askeri üzüm hoşafı ve kuru ekmekle karnını doyurmak mecburiyetinde iken Atatürk ve komutanlar önlerine getirilen mütevazi yemeği bile yemeyip gözlerinden yaşlar dökülerek aç yattılar. İnsanların gönlünde yer bulmayan yöneticiler,siyasiler komutanlar unutuldu, 7'nci ve 15'inci genelkurmay başkanımız kimdir sizler bile birden hatırlamıyorsunuz, o halde lütfen sadece adalet isteyen assubayların sesine kulak verin, bir kurumu yaşatan aidiyet duygusudur,moral motivasyonudur bunların yok olmasının vebalini yaşamayın, adaletinizle tarihte ve aile fertleri ile birlikte yüzbinlerce assubayın gönlünde yerinizi alın...

Değerli meslektaşlarım

Sizler haksızlığa karşı durarak, emeğinizin, alın terinizin, akıtılan kanın karşılığında sadece adalet ve insan onuruna saygı istiyorsunuz, bunu sağır sultan duydu, basın ve kamuoyu bu haksızlığı kabul edilemez gördü, orduda adalet sağlamak isteyenlere karşı bir direnç olduğunu personel yasa taslağında gördük, örneğin Gnkur. ve MSB yazılı açıklama ile adaletsizliğin önlenerek tüm TSK personelinin statü gözetmeksizin lise mezunlarının 10/2 –MYO mezunlarının 9/2 ve lisans mezunlarının 8/1  dereceden göreve başlayacağını açıklamasına rağmen ön yargı ile 9/1 adaletsizliğinde ısrar edilerek, bizlerin ekonomik kayıplarının yanı sıra görev ve sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayacak birçok kamu görevlisinden daha alt kademeden göreve başlatılıp e psikolojik eziklik yaşamamızı istiyorlar ve bunun gerekçesi olarak; Evet 9/2 ve 8/1 öngörülmüştü ancak personel yasası hazırlanırken REVİZE edildi deniyor. REVİZE iyileştirmedir, gözden geçirmedir hukuksuzlukla personeli mağdur etmek revize değil olsa olsa ön yargılı adaletsizliktir...

Tüm bu haksızlıklarımızı TEMAD ve bizler muhtelif platformlarda dile getirdik, hâlâ ön yargıda ısrar edilmesi üzerine taleplerimizi ve kararlılığımız birkez daha  iletmek üzere TEMAD Gn.Mrk. mennuniyetle karşıladığımız EYLEM kararı almıştır; Hertürlü desteğe hazırız ancak bizlerin de bu konuda düşüncesi;  Öncelikle vakit kaybedilmeden gazete ve bilbord ilanları, ardından eş zamanlı olarak assubayların yoğun ikamet ettiği il ve ilçelerde sonuç alınıncaya, adalet sağlanıncaya kadar süren eylemler yapmaktır. Daha önceki yıllardaki gibi  kurumumuza saygımızın gereği  ANKARA’nın arka sokaklarında yapılacak bir sessiz eylemin amacı gerçekleştirmeyeceğini hatırlatıyoruz.

Huzur ve adalet dolu günler diliyorum.

Saygıdeğer Arkadaşlarım

Sürekli belirttiğimiz gibi bizler bu ülkeye ve orduya sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat etmemize rağmen kendi kurumumuz tarafından ön yargılarla sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldık. Bizleri sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırlayan zihniyete karşı verdiğimiz onur mücadelesininde adalet sağlanıncaya kadar mücadele kararlılığımız artarak devam edecektir.

Görevde iken tanıdığımız ve olumsuzlukları ile tepkimizi çeken bazı meslektaşlarımız maalesef emekli olunca huylarından vazgeçmiyorlar. Kimi, yasal temsilcimiz TEMAD yönetimini yıpratmak adına her konuya olumsuzca yaklaşıyor, kimisi de riyakarca her yanlışın, eleştirinin savunuculuğuna soyunuyorlar...

Değerli meslektaşlarım, mücadeleye hislerinizi kişisel egolarınızı karıştırdığınız zaman kaybetmeye mahkumsunuz. Mücadelenin hislerle değil akıl ve mantıkla yapılacağını sizler de takdir ediyorsunuz.

2011 yılı seçimlerinde Sn.Ahmet KESER ve ekibi en ideal ekipti. Çoğunluğumuz bu şekilde düşündüğü için oy verdik. Temsilci olarak seçtik. Bizi temsil ederkenki davranışlarını onaylarız ya da eleştiriz o ayrı bir  tartışma konusudur. İnsan olarak hepimiz gibi yönetimin de  hataları elbette olacaktır. Nitekim ilk olumsuzluk birlikte yola çıktıkları arkadaşları ile anlaşamamaları ile ortaya çıktı. Bunun sonucu gittiğimiz  olağanüstü genel kurulda delegelerimiz Sn.Keser ile yola devam etme kararı aldılar. Buna hepimizin saygı duyması gerekiyor.

Bu yönetimin başka hataları olumsuzlukları olmamış mıdır? Elbette olmuştur, olacaktır. Önemli olan iyi niyet ve amaçtır. Bizler de başarıyı alkışladığımız gibi başarıya katkı sunmak, hataları önlemek adına önerilerimizi, eleştirilerimizi yönetime bildirme hakkına sahibiz. Yönetim de bunları dikkate almakla yükümlüdür.

Bu eleştirilerin muhatabı genel merkez yönetimi olmasına rağmen bazı işgüzarlar zaman zaman saygıyı aşan ifadelerle sözde yönetimi savunma refleksi gösterirken, bazıları da "biz  demiştik" moduna girip sizi yönetime verdiğiniz desteklerden dolayı suçlamaya ayar vermeye çalışmaktadırlar. Her iki davranışın da abesle iştigal olduğunu ve mücadeleye hiçbir katkı sağlamayacağını, üstelik mücadele yolunda umutsuzluk rüzgarının esmesine neden olacağı malumunuzdur.

Yıllarca süren mücadelemiz sonunda AİHM'ne aldırdığımız “Şahsi hürriyet ancak hakim kararı ile kısıtlanabilir” kararından sonra disiplinin karşılıklı sevgi ve saygı ile tesisini sağlayacak bir askeri disiplin yasası çıkacağını umut ederken ne yazık ki bazı art niyetli kişisel kaprisli amirlerin meslektaşlarımızın geleceğini ipotek altına alacak olumsuzlukta hükümler içeren bir yasayı kucağımızda bulduk...

Bizler için çok önem arz eden Askeri Personel Yasa Taslağı'nı hatırlarsanız ilk kez bu sitede yayınlayıp olumsuzlukları tartıştık. Temsilcimiz TEMAD Gn.Başkanı Sn.Ahmet KESER televizyon proğramlarındaki bazılarımızın olumlu bulduğu, bazılarımızın "maksadı aştı" dediği eleştirileri yüzünden komutanlıklarla dialogu kesildi. Peki, taslaktaki olumsuzlukların adaleti zedeliyerek  kuruma olan aidiyet duygusunun  sona erdireceğini, taleplerimizin imtiyaz değil adalet olduğunu komutanlıklara iletip olumsuzlukların giderilmesini nasıl sağlayacaktık? Tabanın sesini duyurmak adına düzenlediğimiz mail kampanyasına istisna şubeler dışında destek verilmemesi de mücadele adına bir eksikliktir...

Değerli meslektaşlarım, personel yasa taslağından sonra biri olumsuzluklara tepki, diğeri  görevleri aynı anda değişen 4 kuvvet komutanına mektup, sonuncusu da yönetime getirilen yasak ve personel yasasındaki olumsuzluklardan duyduğumuz endişeyi, adalet isteğimizi ve mücedele kararlılığımızı dile getiren  3 mail kampanyasını komutanlıklara ilettik, umuyoruz ki dikkate alınmış ve olumsuzluklar giderilmiştir...

Aralık 2013 ayında sizlere Sn.M.Emin ATILGAN'ın BİR PARMAK BAL başlıklı yazısı ile duyurduğumuz askerlikle ilgili yasa teklifi geçtiğimiz günlerde bakanlar kurulu ve başbakanın imzası ile aynen TBMM sunuldu; Denge tazminatı dışında assubayların adaletsizliklerini gideren maddeler ne yazıkkı tasarıda yer almamıştır;  Onca madde içerisine “Asb.MYO mezunlarının göreve başlangıç derecesi 9/2' dir. 2003 yılından önce astsubay nasb edilenlerin intibakı buna göre yapılır ve geçmişe ait farklar ödenmez“ şeklinde bir madde ilave edilip özellikle 3'üncü ve 2'nci derecedeki arkadaşlarımızın mağduriyetleri adil bir şekilde önlenebilirdi...

Askeri personel yasası mutlaka çıkacaktır. Dileğimiz olumsuzlukların ve adaletsizliklerin önleneceği  bir yasanın meclise gönderilmesidir.

Bekleyerek sonuç almamız mümkün değildir. Taslaktaki bir kaç iyileştirmeyi sahiplenip yeterli bulmak mücadele ve birliğimize zarar vereceği gibi  büyük hayal kırıklıkları ve farklı davranışlara neden olacağı unutulmamalıdır.

2007 yılında bu sitenin, metnini ve maddi giderini karşıladığı gazete ilanı büyük yankı bulmuştur. Daha önce muhtelif kez dile getirdiğimiz gibi TEMAD Gn.Mrk. Yönetimi eylem kararımız saklı kalmak kaydı ile haklı taleplerimizi büyük etkisi olacağına inandığımız  gazete ve bilboard ilanları ile muhataplarımız ve  kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Sosyal medyada da eylemler konusunda ortak görüş hakimdir. Bizler, imtiyaz ve ayrıcalık değil sadece hakkımızı ve adaletin gerçekleşmesini bekliyoruz. Bunun için ne sabrımız ne zamanımız kalmamıştır. Her gün ulu çınardan haklarını alamadan bir yaprak toprakla buluşmaktadır...

Biz, eylemler ve tepkiler konusunda temsilcimiz TEMAD yönetiminin maddi ve manevi olarak yanındayız. Yeter ki onlar bu kararlılığı göstersinler.

Huzur ve adalet dolu günler diliyorum.

Ülkemiz, 17 Aralık 2013 tarihinde dört  bakan ve üç bakan oğlunun adının karıştığı rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile çalkalandı. Hükümet, ısrarla bu yolsuzlukların dış mihrakların işi olduğunu savunsa da 4 bakanı görevden almak zorunda kaldı, gelişmeleri merakla izlerken. Başbakanın siyasi işler danışmanı, milletvekilimiz 'Orduya da kumpas kurulduğu'nu açıklayınca bizlerin de 'sadece askerler değil, demokrasimiz de yargılanıyor' diyerek vicdanımızda kabul görmeyen Ergenekon ve Balyoz gibi davalarından hüküm giyen subay ve generallerin avukatları yeniden yargılama taleplerinde bulundular. Ardından bu güne kadar sessiz kalan Genelkurmay Başkanımız bu açıklamaya istinaden "evet ordumuza da hükümete olduğu gibi kumpas kuruldu" açıklamasında bulunmuşlardır...

Sn.Genelkurmay Başkanıma sormak istiyorum; 
  • Her kurum kendi personelini koruyup kollarken, bu ülke ve ordumuz için sadakatini teri, kanı ve canı ile kanıtlamış, bu uğurda yüzlerce şehit ve gazisi bulunan assubaylara ön yargılarla yapılan sosyal, ekonomik ve insanî haksızlıkların kumpasını kimler kurdu? Lütfen bunu da açıklar mısınız?

Orduda personel arasındaki ayrımcılık, adaletsizlik moral motivasyonunu, hizmet verimliliğini ve aidiyet duygusunu yerlerde süründürüyor. Ocaklar sönüyor. Büro memuru statüsünde görülen assubaylarınızın emeklileri, emsal olarak göstermeye çalıştığınız kamudaki çaycı ve işçi emeklilerinden daha düşük maaş alıyorlar!

Sizlere tepkimizi, adaletsizliğimizi ölümlerimizle bile anlatamadık. Her gün basında ve muhtelif platformlarda bu hukuksuzluğu, bu adaletsizliği, bu vicdansızlığı dile getiren yazılar, tepkiler nasırlaşmış kulaklara ve vicdanlara ulaşmıyorsa eğer, söylermisiniz, sesimizi nasıl duyurmamızı bekliyorsunuz?

Sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırladığınız assubaylara yapılan bu haksızlık, bu hukuksuzluk kimin kumpasıdır? Bu ordunun ön yargısıdır. Bu milletin ordusunda olmaması gereken adaletsizliktir. Bu cumhuriyetin kazanımlarını kendi kazanımı olarak görenlerin, imtiyazı hak kabul edenlerin kumpasıdır. Bu kumpas orduda personel arasındaki sevgisizlik sarmaşığının büyüyerek ordunun güç ve itibar kaybını arzu edenlerin kumpasıdır.

Ergenekon ve Balyoz davalarına vefa duygunuz gereği elbette tepki göstereceksiniz. Göstermelisiniz. Peki, ya ordunun olmazsa olmazı assubaylarınız? Biz hiyerarşiye saygılıyız, imtiyaz değil adalet istiyoruz diye haykırırken assubaylarınız  için nasıl sessiz kalabiliyorsunuz?

Siz, ordu denilen ailenin babasısınız, TSK açıklamalarında “TSK.nin en önemli gücünü teşkil eden astsubaylarımız, TSK.nin  ayrılmaz bir parçası olan astsubaylarımız” diyerek ifade ettiğiniz, ancak yıllardır ön yargılarla, kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada beyaz köle muamelesi gören assubaylarınıza ve subaylar dışında kalan diğer personelinize  sahip çıkınız. Onlar için de vefa duygunuzu gösterip adalet taleplerini karşılayınız. Böylece aile olmanın hasletini ve adalet duygusunu, moral motivasyonunu, hizmet verimliliğini, disiplini ve  aidiyet duygusunu yeniden tesis ediniz...

Unutmayınız ki; Ebedi Başkomutanımız Ulu Önder M.Kemal ATATÜRK 1934 yılında tam 80 yıl önce Çanakkale Zafer Haftası nedeniyle  tarihe geçen konuşmasında;  Bu topraklarda ölen düşman askerleri için  “Burada dost bir vatanın toprağındasınız; Huzur ve sükun içinde uyuyunuz , sizler Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Bu topraklarda can verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır” sözlerini kullanmıştır.

TSK. komutanı olarak sizin assubaylarınıza düşman askeri kadar değer verip vermediğinizi bu ön yargılı adaletsizlik kumpasını bozup bozmayacağınızı hep birlikte göreceğiz.

Bu TSK bekası için tarihi bir sorumluluktur.

Saygılarımla.

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Biz assubaylar, tahsilimizi, müfredat programlarımızı, statümüzü  kendimiz tayin ve tespit etmedik. Verilen her görevi canımız pahasına ifa ettik. Ülkemize ve ordumuza sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla kanıtladık. Karşılığında imtiyaz ve ayrıcalık talebimiz olmadı. Sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı talebimiz oldu. Her kurum kendi personelini koruyup kollarken, TSK biz assubaylara hiçbir değer yargısı ile kabul edilemez haksızlıklar hukuksuzluklar yaptı. Adeta bizlerin vatanseverlik duyguları istismar edildi!...

"Kol kırılır yen içinde kalır" dedik, bu kez  kolumuzdan sonra kanadımız ve umudumuz kırıldı.

Kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada assubaylara yapılan beyaz köle muamelesini kabul etmeyen arkadaşlarımızın 1975 yılında başlattıkları onur mücadelesinin ateşini yeniden yakarak yola çıktık.

Bu mücadelede misyonumuz TEMAD ve mücadeleye destek olmuştur. Zamanın TEMAD yönetiminin mücadelede yetersiz kalması desteğimizi gözardı etmesi üzerine mücadele misyonunu üstlenen bu site ve üyeleri Cumhuriyet tarihinde ilk kez ulusal bir gazeteye ilan vererek, haksızlıklar karşısında assubayların artık susmayacağını, mücadelelerine adaletsizlik sona erinceye kadar devam edeceklerini kamuoyu ve ilgililere deklare etmişler, protesto yürüyüşleri, basında yer alan makaleler ve yazı dizileri, haklarımızın hukukta aranması gibi çalışmalar ile bir çok taşın yerinden oynamasına ve mücadelemizin bugünlere taşınmasına katkılar sağlamışlardır.

Ben de naçizane bu mücadeleye destek için kişisel gayretlerle çeşitli gazetelerde ve Milliyet Blog’ta milyonlarca kişiye ulaşan makalelere ve günlerce süren yazı dizilerine imza attım. Bu çalışmalarımın hiç bir kişisel beklentisi olmamıştır. Sadece ve sadece mesleğime, kendime duyduğum saygının gereğini yerine getirdim...

Bir çok meslektaşım da emeğinin karşılığını almak, insanca yaşamak hakkımdır diyerek bu mücadeleye katkılar sundular ve sunmaya devam ediyorlar. Kendilerine şahsım ve meslektaşlarım adına minnettarım. 

2011 yılı seçimlerinde Sn.Keser ve ekibi bizlere umut ve güven verdiği için kendilerini destekledik. Başarıları için her türlü maddi ve manevi desteğimizle yanlarında olduk.

Temsil yetkisi verdiklerimizin bu görevi nasıl yapacaklarına öncelikle kendileri karar vermeliydiler. Bu nedenle bazı kesimler tarafından Sn.Keser'in maksadı aşan konuşmalarla genelkurmayı eleştirirken bizlerle ilgili teklifleri 28 Şubat’ın rövanşını assubaylardan alırcasına sümen altı eden AKP iktidarına sessiz kalmasını eleştirmelerini bizler göğüsledik. "Bu bir mücadele stratejisidir, mutlaka bir amacı vardır" dedik...

Zaman zaman da  bizi temsil etmekle o göreve gelenlere  yapıcı  öneriler eleştiriler sunduk ama üzülerek belirtiyorum ki bizi temsil etmek için o göreve talip olanlar bu yapıcı eleştirilerimizi ve önerilerimizi dikkate almadılar...

Değerli arkadaşlarım, her gün bu ulu çınardan bir yaprak adaletin gerçekleştiğini görmeden adeta gözü açık hayata veda ediyor. Bunun vebali ağırdır!

Assubayların özgür sesi olan sitemiz Sn.Keser ve ekibi seçildikten sonra direkt inisiyatif almaktan imtina ederek misyonunu TEMAD'a destek olarak sürdürmüştür.

Görevdeki arkadaşlarımız için büyük sıkıntılar yaratacak, onları her an bir baskı cenderesinde tutacak askeri disiplin yasasında yıllardır mücadelesini verdiğimiz şahsi hürriyetin muhakemesiz kısıtlanmasına nispeten son verirken mesleğin geleceğini amirin keyfiyetin bırakan ve  Demokles’in kılıcı başlarının üzerinde sallanmaya devam edecek tarzda çıkarılmıştır.

Askeri Personel Yasa Taslağı ile ilgili tüm bilgileri TEMAD yönetiminden değil arkadaşlarımızın bilgilendirmeleri sonucu bu siteden öğrendik. Yeni yasada bazı iyileştirmelerin yanısıra olumsuzlukların bulunması üzerine bu konudaki düşüncelerimizi ilgililere kim aktaracaktı? TEMAD ile komutanlıklar köprüleri atmışlardı, ülkemizdeki teamüller gereği askeri teklifler genelkurmayın gönderdiği şekilde yasalaşıyordu. Bizi mahalle bekçilerinden daha alt kademeden göreve başlatan bir hukuksuzluk verilen yazılı teminatlara rağmen 35 yıldır düzeltilmemişti, o halde bu olumsuzlukların giderilmesini adalet talebimizi genelkurmay ve kuvvet komutanlıklarına aktarmak için yaptığımız çalışmalara ek olarak bir mail kampanyası düşündük, bunu temsilcimiz TEMAD yönetiminle paylaştık ve gerçekleştirdik.

Gelişmelerin akibeti hakkında ne derneğimizin ne de bizlerin haberi yoktu, aldığımız bilgilere  göre personel yasası üzerinde son rötuşlar yapılıyordu, bir kez daha kurumumuza taleplerimizi iletmeliydik; malumunuz üzere yine TEMAD yönetimini bilgilendirerek  KOMUTANLARA AÇIK MEKTUP kampanyası  gerçekleştirdik...

Cebindeki TEMAD yöneticisi kartviziti ile mutlu olan, sosyal medyada çay, çorba, yaş günü, gezi, ziyaret, parti adaylarına destek yazıları yayınlayan şubelerimizin büyük bölümü henüz ayağından postalı, yüreğinden korkuyu çıkaramamış olacaklar ki kişisel hiçbir amacı olmayan, sadece haklarımızı savunan bu kampanyaya destek vermemişlerdir. Mücadele temsilcimiz TEMAD Gn.Merkezi ise bırakın desteği yöneticilerinden hiçbiri bu kampanyalara katılmamışlardır, yine  mücadele denilince mangalda kül bırakmayan bazı meslektaşlarımız da  kampanyalara iki dakikasını ayırma zahmetinde bulunmadıklarını büyük üzüntü ile öğrendim. Bu zihniyetle mi onur mücadelesini kazanacağız?.. Başarı, hamasi nutuklarla, kişisel hesaplarla, birlik ve beraberlik şarkıları söylemekle olmuyor ... 

KİMSE KUSURA BAKMASIN...

Mahalle bekçisinden daha değersiz görülüyoruz derken yanlış mücadele politikalarına tepki  nedeniyle çaycılarla emsal gösterilmemizi ama KİT'lerden emekli çaycılardan daha az emekli maaşı almamızı, bayramları 20  yıllık elbise ile geçiriyorum, torunuma, şehidimizin yetimine bayram harçlığı verememenin ezikliğini duyuyor,  ruhumda fırtınalar kopuyor diyen arkadaşlarımın vebaline ortak olmak istemiyorum...

Mücadele kimsenin kişisel ve siyasi hesaplarının kullanılacağı platformlar olamaz...

Mücadele kimsenin tekelinde değildir; bu olumsuzluklar giderilinceye kadar TEMAD yönetimine desteğimi askıya alıyorum. Mücadeleye özverili arkadaşlarımın katkıları ile bireysel olarak destek vermeye devam edeceğim.

Saygılarımla.

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Assubaylar günü kutlu olsun. Huzurun adaletin hakim olacağı nice kutlamalar diliyoruz. http://www.emekliassubaylar.org/k2-kategoriler/item/3408-assubaylar-gunu-ku tlu-olsun
Pazar, 17 Ekim 2021
Ersen Gürpınar
Bugün KRT televizyonu haber proğramında haklarımızla ilgili aşağıdaki mesajım yayınlandı haklarımızı verilen sözleri heryerde hatırlatmakta yarar var özellikle de Cumhurbaşkanı dahil tüm yazar,toplumun saygı duyduğu kanaat önderleri ve ilgililerin takip edip paylaşım yaptığı Twitter bunun için bir fırsattır. Bilgilerinize [B] "Bir emirle ölüme gönderilen k...
Çarşamba, 13 Ekim 2021
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) kurucularından değerli büyüğümüz Sn. Mehmet DARAGENLİ'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntü ile öğrendik. Ailesine, yakınlarına ve Assubay toplumuna baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Ișıklar içinde uyusun yüreği güzel insan.
Pazartesi, 04 Ekim 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ