Ersen Gürpınar

Ersen Gürpınar

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

STK tüzüklerinde belirtilen amaçlarını gerçekleştirmek için elbette mali desteğe ihtiyaçları vardır. Bunun en önemli kalemi üye aidatları ve işletme gelirleridir. TEMAD’ın teşkilatları olan şubelerin büyük bölümü üye aidatlarının yanısıra  lokal, lokanta, gezi gelirleri ile amaçlarını gerçekleştirirler. Bu kazançların kimi takdir edilecek yatırımlara yönetilir kimi ise sırdır.

Lokal,gezi ve ziyaretlerle yetinen birçok Sivil Toplum Kuruluşundan bizi ayıran tek nokta; yıllardır ön yargılar sonucu yapılan adaletsizliklere, haksızlıklara insan onuruna aykırı davranışlara karşı yasal demokratik kurallar içinde sürdürdüğümüz mücadeledir. Bu mücadelede kaptan TEMAD Gn.Merkezidir.

Assubayların mücadeleye katkı için gönderip nereye harcandığı belirlenmeyen milyonların,hazine yardımlarının,gayrimenkul gelirlerinin rahatlığı ile  TEMAD Gn.Mrk .yönetimleri bugüne kadar hiçbir yönetim ticari anlamda başarılı olmamıştır.

Üyelerine sosyal imkanlar sunmanın dışında mücadele gibi bir misyonu olmayan TESUD birçok ticari işletmeye sahiptir hatta TSK kullanılan MEHMETÇİK KART satışını imtiyazlı bir şekilde alan TESUD’un eli değmeden milyonlar kazandığını bu sitede HAYIRLI İŞLER yazısı ile duyurulmuş, TEMAD yönetiminin mücadelemizin başarısı için bu tür ticari faaliyetlerde bulunması önerilmiştir.

Sn.Ahmet KESER yönetiminin  hazır kurulmuş TEMAD SİGORTA'dan zarar ettiğini biliyoruz.Sn.Keser tarafından delege yapılan 2 kız kardeş tarafından işletilen TEMAD GEZİ ORGANİZASYONU TEMAD’a hiçbir ciddi maddi katkı sağlamamış ama sayın Keser tarafından delege yapılan iki kardeş vefalarını KESER’e oy vererek yerine getirmişlerdir.

Topluma büyük başarı gibi lanse edilen açılış konuşmasında Keser’in “Söz verdiğimiz konuları tek,tek hayata geçiriyoruz” dediği TEMAD A.Ş . şirketi kurulmuş arkadaşlarımızın yaptıkları araştırmada şirketin adının TEMAD olmasına rağmen yönetimden Hasan ERDOĞAN adına tescil edildiği anlaşılmış uyarılar üzerine de bugüne kadar TEMAD’a devredilip devredilmediği açıklanmamıştır. Haklarımızdan sonra bu konu da sabun köpüğü olarak sonuçlanmıştır.

Aidat gelirleri,hazine yardımı,gayrimenkul kiraları dışında mücadeleye destek için  özellikle muvazzaf kardeşlerimizin gönderdiği bağışların nereye harcandığı bilmiyoruz,  zorunluluğa rağmen açıklanmayan milyonlarca lira destek suyunu çekince yandaşlar kazanımında katkısı olmamasına rağmen “aldığımız 100 liranın ilk aylığını derneğe bağışlayalım,otomatik ödeme talimatlarına devam edelim” çağrılarına  yanıt verilmeyince  yönetim akıl ve özveri ile ticari faaliyetlerinden kâr sağlamak için uğraşmak yerine kolayı seçmiş ,vur abalıya misali yine assubaylardan kolay para kazanmayı tercih etmiştir.

Konuyu merak ettiniz değil mi?

Aylar önce TEMAD sitesinde TEMAD CUMALİ KONUT YAPI KOOPERATİFİ İLE ANLAŞTI başlığı altında bir haber yayınladı. Çok cazip teklifler sunan haberi okuyan özellikle geleceğe yatırım yapmak isteyen kardeşlerimize alacakları 400 metre arsa hissesi için 25.000 lira yerine 20.000 lira ödemeleri halinde ileride kendilerine en az bir daire sözü veriliyordu. BU İMKAN KAÇIRILMAZDI,ÜSTELİK TEMAD GÜVENCESİ vardı benim arsaya yatırıma ihtiyacım olmadığı için konu ile ilgilenmedim. Bir süre önce beni yazılarımdan tanıyan muvazzaf bir meslektaşım bu yatırımı yapmak istediğini bu konuda fikrime ihtiyaç duyduğunu belirtti kendisine yeterli bilgim olmadığın iyi araştrılması gerektiğini bildirip hayırlı olmasını diledim. Ardından birkaç kişi daha arayınca  konuyu araştırmaya başladım.

  • Kooperatif  soyadları aynı olan 3 akraba tarafından kurulmuş daha önce kurulan faaliyeti  mechul BODRUM KARYA YAPI KOOPERATİFİ bu kez CUMALİ YAPI KOOPERATİFİ olarak tescil edilmiştir
  • Arsanın bulunduğu yer ANKARA’ya 60 km uzaklıkta AYAŞ ilçesinde halk deyimi ile anasının köründe olan dağ başı bir yerde tarladır
  • Belirtilen 400 metre arsa olmayıp imarı olmayan tarlada 400 metre hissedir. İmar uygulanması çok uzak ihtimaldir uygulansa bile 775 sayılı yasanın 18'inci maddesi gereği bu 400 metre 250 metreye düşecektir. Metrekaresi 80 kuruşa alınan hisse bu durumda üyeye 100 misli fiatla 80 liraya pazarlanmaktadır oysa aynı yerde (hatta Ankara ve Ayaş’a daha yakın)  arazileri komisyoncular dahi metre karesini 8-10 liradan satmaktadırlar
  • Daha birçok soruyu ve endişeyi dile getirmek mümkündür;
Şimdi Sn.Keser’e soruyorum;
  • Bu arsayı üyelerine önermeden önce TEMAD yönetimi hangi araştırmayı yapmış ve hangi değer yargısına göre üyelerine önermiştir ?Bu kooperatif üye olan her assubay için TEMAD’a kaç lira komisyon ödeyecektir?
  • Metre karesi ortalama 5-10 lira arasında daha uygun yerler varken ve iyi bir planlama ile benzer bir kooperatifin bizzat TEMAD tarafından kurulması mümkün iken üç kuruşluk komisyon için meslektaşını ateşe atmak hangi değer yargısı ile izah edilebilir.?
  • Biz yanılıyor isek bu tarla için belediyeler,şehir planlamacıları,meslek odalarından “Bu fırsatı kaçırmayın” görüş alınmış ise bunun açıklanmasını neden yapmadınız? 
  • Bir sözüm de bu tarlayı araştırmadan sadece TEMAD tarafından organize edildiği için assubaylara öneren biatçılar, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
  • Bunca gelirle hiçbir sorun çözmeyen muhatapları ile kavgalı konumdaki yönetim  Kamu yararına dernek olarak gelirlerinin bir kısmını sosyal faaliyetlerde kullanmak durumunda olduğundan TEMAD buradan elde edilecek geliri yine ihtiyaç sahibi o kadar meslektaşımız varken hak etmeyen eşi, dostu,yandaşı 5 yıldızlı otellerde  ağırlamaya devam mı edecektir?

Bunları yazdığımız için bizi muhalif ilan eden, yönetimi eleştirmemizi TEMAD’a zarar veriyor algısı yaratıp gözü kapalı küçük hesaplarla olumsuzlukları yok sayıp savunan  riyakarlar, nemacılar gibi olmaktansa mesleğinin onurunu meslektaşının hakkını savunan muhalif olmaya razıyız.

İNTERNETTE YAYINLANMIŞ BENZER İLANLARDAN BİR TANESİsahibindencom

GÜVEN EMLAK, FAHRETTİN BİLGİN: http://www.sahibinden.com/ilan/emlak-arsa-satilik-ankara-ayas-cuma-mahallesi-10777-metrekare-tek-tapu-214501594/detay

Söz unutulur yazı kalır. Sn. Keser yönetiminin bizler için umut olacağını düşünerek mevcut TEMAD yönetimine mücadele tarihinin en büyük maddi ve manevi desteği verildi. Sitemizinde karınca kararınca desteklerinin belgesi arşivlerimizde mevcuttur. Bu rüzgarla TEMAD gemisini BAŞARI limanına ulaştırmak yerine kişisel hırs ve hesaplarla ne yazıkki gemi rotadan çıktı. Yarın karaya oturduğunda kaybeden hepimiz olacağımız için hatalardan ders alınmasını, öz eleştiri yapılmasını, söz verildiği gibi paylaşımcı bir yönetimle önyargılı haksızlıkların, adaletsizliklerin  sona ermesi için başlatılan mücadele de başarıya odaklanmamızı önerdik, hataları eleştirdik.

Ancak kibir, inat ve riyakarca alkışlayanlar yüzünden sesimiz duyulmak istenmiyor. Bizlere hakaretler, mesnetsiz suçlamalar yapılarak gündemin değişmesi ve başarısızlıkların unutulması amaçlandı. Ahlaksız müfteriler gündemi değiştirdiler. Bunun mücadelemize  faydası oldu mu? Başarısızlıklar unutulabildi mi? Bakın çevrenize umuttan, birlikten eser var mı?

Peki olumsuzlukları, başarısızlıkları yok sayarak alkışlamak sorunlarımızı çözecekse, binlerce kişi TEMAD Gn.Mrk. önünde toplanalım alkışlayalım ne dersiniz?

Son bir yıldır yönetimden tek ses, tek açıklama tek icraat yok! Maksadı aşan eleştirilerle hakaretlerle muhataplarımızı karşımıza aldık. Diyalog sonlandırıldı. Tüm bunları pembe gözlüklerle görmek istemeyen, kişisel ego ve çıkar peşinde olanlar, yönetimin eleştirilmesine kendilerinin bile inanmakta zorlandığı sudan bahanelerle kılıf arıyorlar! Üstelik bunu gerçekleştirmeye çalışanlar eleştirilerin TEMAD’a zarar verdiği algısını yaratarak, iyi niyetli arkadaşlarımızı kavram kargaşasına sürüklüyorlar.

Dostluğu, arkadaşlığı, emeği, vefayı yok sayan mücadele kahramanı, gönüllüsü maskesi altında Asb. mücadelesini siyasi ve ticari ikbaline, küçük çıkarlarına  alet edenler, at gözlüğü ile değerlendirme yaparak, olumsuzlukları yok sayarak yönetimi alkışlamaya devam ediyorlar. Bazı tartışma adabından yoksun olanlar meslektaşlarına hakaretler yağdırıyor! Siz bırakın meslektaşı, kavga ettiği kişiye bile "köpeklerin ulumasından çok haz alıyorum. Marjinal köpeklerin önüne tas, boynuna tasma takacağım. Etek diktim, giydireceğim." tarzında hakaret eden, kendilerine yakışan "iftiracı, alçak, şerefsiz, onursuz" sıfatlarını kullanan ahlak yoksunlarının bu mücadeleye katkılarının olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Onlar görevde iken olduğu gibi riyakarlık ve basitlikle birilerine dayanıp bu mücadeleden nemalanırken, bu toplum değerlerinden kaybediyor! Bazıları da 'iki yanlıştan bir doğru çıkmaz' mantığı ile bu ahlaksızlara farklı destekler sunuyor. Yine  ne yazık ki, Sn. Keser ve yönetimi bunlardan medet umarak, bunları teşvik ediyor, ödüllendiriyor. İşte buna tepkiliyiz!

Dz.Kuvvetleri'nde panel yapılmış, emekli assubaylar yokmuş(!) Kara Kuvvetleri'nde kıdemli assubaylar toplanmış emekli assubaylar yine yokmuş(!) Genelkurmayda bir kısım emekli assubay görüşme yapmış, vay efendim TEMAD’ın bundan da haberi yokmuş! Bu arkadaşlarımızı neredeyse hain ilan edecekler. Bir aynaya bakıp biraz vicdanınızı ön plana çıkarın. Bütün bunlara sebep kim?

Kişisel gayretlerle AİHM “Şahsi hürriyet ancak hakim kararı ile kısıtlanabilir” gerekçesi ile göz ve oda hapsi cezaları için Türkiye’yi tazminata mahkum ettiği zaman, bu cezalar artık uygulanmayacak diye sevinirken, 'ölümlerden ölüm beğenin' dercesine çıkarılan disiplin yasası ile muvazzaf kardeşlerimizin meslek hayatının pamuk ipliğine bağlanması, emeklilerin beklediği iyileştirmelerin askıya alınmasının bir tepki olduğunu hâlâ anlamayanlar, genelkurmayın çok umurundaymış gibi bu masaya gelecekler, diz çökecekler tarzındaki abes değerlendirmelerin yanı sıra, "efendim diyalog sonlanmasaydı haklarımızı verecekler miydi?" diyen amigolar yüklendikleri vebalin farkında değiller mi? Madem haklarımızın verilmeyeceğinden eminsiniz, oturun lokallerde keyfinize bakın. Geziler, çaylar düzenleyin. Göbek atın, eğlenin ama assubayın umutlarını sömürmek için mücadeleden de söz etmeyin. Böyle banal bir savunma düşünce olabilir mi?

Kendi gözündeki merteği görmeyenlerin başkasının gözünde çapak aradığı gibi, TEMAD sözcülüğüne soyunan kraldan çok kralcılar “Küslük, öfke, sevgi gibi duygusal tepkilerle devlet yönetilemez” - “Özlük hakları ayrımcı uygulamalarla, hukuk sorunu gibi tüm taleplerimizin gerçekçi çözüm yolu muhataplarımızla DİYALOG ve SAĞLIKLI bir iletişim yaratabilmemiz şartına bağlıdır” buyurmuşlar. Günaydın! "Hoca verir talkımı, kendi yutar salkımı" dedikleri gibi, teşhis doğru ama adres yanlış. Maksadı aşan eleştirilerle, hakaretlerle muhatabını aşağılamaya çalışan, sonunda diyaloğu sonlandıran, sonra da hâlâ hatadan dönmenin fazilet olduğunu hatırlamayan TEMAD yönetimi değil mi?

Bunları dile getirince adımız insafsızca TEMAD'ın düşmanı ve köprüleri attı korosu oluyor!

Beyler; sizin emeğe, umuda, meslekdaşınıza saygınız yok mu? Birilerine mesaj vermek, kişisel ikbal sağlamak adına muhatabına maksadı aşan eleştiriler ve hakaretlerde bulunanların muhatabı siz olsaydınız tepkiniz ne olurdu? Bunları yazıyorum diye yine ahlaksız müfteri takımı benim generalleri koruduğumu söylemeye kalkmasın. Onların ağa babalarının bile yapmadığı eleştiriyi ben yapıyorum ama el hakaret etmiyorum. Hakaret ederek kimse muhatabına  düşüncelerini anlatamaz.

Kimsenin, TEMAD'ın yasal temsilcimiz olması konusunda kuşkusu ile husumeti yok. Sn. Keser ve yönetiminin yanlış mücadele statejilerini, kişisel davranışlarını, başarısızlıklarını, toplumda yarattığı umutsuzluğu, birlik ve beraberliğimize verdiği zararı artık görün. Küçük çıkarları "oy verdim" diyerek, suçluluk psikolojisi ile kendinızi desteklemek mecburiyetinde hissetmeyin. Başarıyı alkışlamak kadar, yanlışı eleştirmenin fazilet olduğunu hatırlayın.

Genelkurmayda VİP töreni ile karşılanan TEMAD heyetinin, bu yaşananlardan sonra  toplumdan gizlenen  ikinci görüşmesinde üstleri aranıp görüşmeye alınmak istenmeleri kabul edilemez! Ancak, iki görüşme arasındaki davranıştaki uçurumun nedenlerini sorgulamadan, sorumluluğunu başkasına yükleyerek hiç bir sonuca da varamazsınız.

Ayrıca TEMAD yönetimi şahsında, bu kabul edilemez davranışla bizlerin aşağılanmaya çalışılması, assubay kamuoyundan neden gizlendi? Sn. Keser havam söner, karizmam çizilir diye mi düşündü?

Bunu toplumla paylaşsaydı eminim ki herkes tepki verirdi,ama hesaplar başka olunca, olmuyor. Hatırlarsanız, TEMAD yönetiminin onayı alınarak bu sitede yapılan mail kampanyası ile haksızlıklarımız, adaletsizlikler yeni göreve gelen komutanlara bir kez daha hatırlatılarak Sn.Keser’e verilen orduevi yasağının, O'nun şahsında assubaylara verildiği belirtilmiş ve tepki gösterilmişti,ama ne yazık ki küçük hesaplarla bu mail kampanyasına TEMAD teşkilatlarının büyük bölümü  sessiz kalmış sadece (isimleri bizde mevcut) binlerce  assubay gönüllüleri katılmıştı. Onun için, önce iğneyi kendinize sonra çuvaldızı başkasına batırın.

Sn.Keser emekli alay komutanı, bizler de emekli alayının mensupları değiliz. Kimseyi o göreve zorla getirmedikleri, kalmaya mecbur etmedikleri gibi, o göreve seçilmek için verdikleri vaatleri, tüzükteki görevlerin unutulduğunu onlar hatırlamıyor olabilir ama bizler unutmadık. Sn.Keser’e şirin gözükmek, kapısından geçemediği 5 yıldızlı otellerden yaralanmak, cebinde yönetici kartviziti bulundurmak adına bir tek eleştiri getirmeden tüm bu aymazlıkların sorumluluğunu birilerine yükleyip sanki tarihinin en ideal yönetimi varmış gibi MİTOMANİK davranışlarda bulunanların  vebali ağırdır.

Vicdani sorumluluğum nedeniyle bir kez daha size sesleniyorum; Sn. Keser, beni yakınen tanıyorsunuz. Kişisel hiç bir hesabım ve çıkarım yok. Olsaydı gerçeklerin yanında olmak yerine, iktidarın gücünün yanında olurdum. Biz yıllarca ön yargılarla sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklar yaşadık. Evlatlarımızı, geleceğimizi düşünerek sicil, tayin, ceza baskısı ile sustuk, susturulduk. Bu mücadele bizim onurumuzdur. Bu sitede yayınlanan MOLA ve YİNE HAYAL KIRIKLIĞI yazılarında belirtiğim hataları, olumsuzlukları tekrarlamak istemiyorum. Bu toplumuma borçlusunuz. Binlerce kişinin vebali sizin omuzlarınızda olduğunu unutmayın!

Mücadele fırdöndü oyunu değildir. "Çevirdim, ben kazandım. Seçildim, görevim bitinceye kadar istediğim gibi hareket ederim. Kimse benden hesap soramaz, istediğim gibi harcarım. Dilediğim kişilerin 5 yıldızlı otellerde zıkkımlanamasını sağlarım. İstediğim şubeyi kapatır, dilediğim üyeyi ihraç ederim. Nasılsa benden başka diğer adayların şansı yok. Listemi görmeden oy veren, nereye harcandığını bilmeden bilançoyu ibra eden delegem, bana dayanmış küçük çıkarlara razı sosyal medyada avukatlığımı yapan amigolarım var." diyemezsin. Dedirtmezler! Özet olarak; kimse assubay adını ve  mücadelesini kişisel ego ve çıkarı için kullanamaz.

Hamasi söylemlerle, riyakarların alkışları ile rüştünü bile ispat etmemiş teşkilatlarının yönetimleri dahil üye sayısı toplam 120 kişilik bir derneğin TEMAD'I YILIN DERNEĞİ seçmesinin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Önemli olan assubayların gönlünde değerlenmektir...

Aksi halde birgün mutlaka vebali ödenir ödenmesine de bu mazlum zümrenin kaybettiklerini geri getiremezsin.

"Zararın neresinden dönülürse kârdır" diyerek kendi özeleştirini yaparak, TÜZÜK’teki görevlerinizi, verdiğiniz vaatleri hatırlayıp, şube başkanlarınızla birlikte toplanıp bu toplumu yeniden kucaklayan kararlı, özverili bir mücadele stratejisi belirlemek zorundasınız. Aksi halde KANARYA SEVENLER ve YEŞİLOVALILAR derneğinden farkımız olmayacaktır.

Dünden daha hızlı olmaktan bahsedenler, kış ve gaflet uykusuna yatanları uyarmalıdır. Aksi halde gezi, lokal, ziyaret ve kadın kollarının çayları ile yetinerek  hiçbir sorunu çözemeyiz. Bazı ukelaların belirttiği gibi, kimsenin işine karışmak, ben bilirim iddiasında bulunmak haddimiz olamaz. Dost acı söyler. Eleştirenler, hataların, aymazlıkların, kişisel hesapların tekrarını önlemeyi amaçlayan ve aynı geminin yolcusu olduğumuzun farkındadırlar. Sizler de geminin rotasından çıktığının farkında olun. Biat kültürü ile hiçbir sorun çözülmemiştir.

Bu aymazlığa "benim işim tıkırında. TEMAD sayesinde siyasi, ticari çıkarımı, egomu tatmin ediyorum" diyenler bizi enterese etmiyor. Biz muhalif ilan edilsek de, yazılarımız engellenmeye çalışılsa da, yalakalar saldırsa da kendimize ve mesleğimize saygımızın gereğini yapmaya devam edeceğiz. Sonuçta tüm bunları assubay tarihi ve vicdanlar değerlendirecektir.

Tüm meslektaşlarıma huzur ve adalet dolu günler diliyorum.

 Saygıdeğer Meslekdaşlarım,

Nacizane kendime ve mesleğime saygımın gereği 40 yıldır bizlere önyargılarla yapılan haksızlıklara karşı yürütülen mücadeleye sizler gibi katkı sunmaya çalışıyorum; Hepimiz onur mücadelemizde adaletsizlikleri önyargıyı vicdansızlığı dile getirirken kişileri değil sistemi muhatap alıyoruz ve hiçbir yazımız eleştirimiz hakaret içermiyor ; Farklı bir üslupla zaten mücadelenizde başarılı olamazsınız


Mücadele tarihinin hiçbir döneminde bu kadar umutsuz olmadım, olmadık oysa Sn.Ahmet Keser yönetiminden mucize değil bizleri sağduyu ve kararlılıkla temsil etmesini istiyorduk Assubayların derecesinden kademesinden haberdar olmayan mücadele gönüllülerinden şikayet eden korgenerale onlar bizden değildir diyen bir yönetimden kurtulduğumuz için adeta bayram yapmıştık ben de nacizane yönetime kayıtsız şartsız desteğimi açıkladığım YENİ BİR UMUT YENİ BİR BAŞLANGIÇ  yazımda (http://www.emekliassubaylar.org/component/k2/item/226-yeni-bir-umut-yeni-bir-baslangic) bunu belirtmiştim.


Tarih ondan ders almasını bilmeyenler için tekerrür edermiş ne yazıkki  tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alarak UMUT olan Sn.Keser önce kendi dava arkadaşlarını terk etti sonra da kişisel hesaplarla bizleri hayal kırıklığına uğrattı temsilcimiz gibi değil patron ve emekliler komutanı havaları ile TEMAD gemisini rotadan çıkarıp karaya oturttu ; Ne yazıkki düzeltmek için hiçbir gayret gösterilmiyor.


Hatadan dönmenin fazilet olduğunu hatırlatan öneren,eleştiren yazılarımıza tahammül edemeyen bu yönetim sırtını sıvazladığı ödüllendirdiği, bizlerin mücadele için gönderdiği paralarla 5 yıldızlı otellerde ağırlanan  Sami Başkaya denilen ahlaksız müfteri ve ekibi ile gündem değiştirmek başarısızlıkların sorgulanmasını engellemek adına  mücadele gönüllülerine (yazmaktan utanç duyacağım sizlerinde okuduğunuzu düşündüğüm yazılarla) hakaretlerle saldırdılar; Bunun acı sonuçlarını hepbirlikte üzüntü içinde izliyoruz toplumun mücadele umudu ve birbirimize tahammülümüz kayboldu;


Sn.Ahmet KESER’in çıktığı TV proğramlarında Assubayların önyargılarla sosyal,ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldığını örneğin bir üniforması kefen olan yüksek okul mezunu assubayların askeri mehteran takımında görevli ilkokul mezunu elemanla ayni dereceden ve  büro memuru statüsünde greve başlatılıp emeklilerin ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş aldığını kamuoyu ve ilgililer duymadı ama bizim hiçbir yaramıza merhem olmayan TSK yıpratmayı amaçlayanları mutlu eden GÜZİN PAŞA-ŞEZLONG ALBAYI-REZERVE PAŞA-GENELKURMAY LAVG EDİLMELİDİR  tarzı maksadı aşan eleştiriler yapıldı, bunun sonucu oluşan tepki ortamında çaresiz kalan meslekdaşlarımızın EYLEM çağrılarına Sami Başkaya   “Ne eylemi geri zekalılar ıslanmak istiyorsanız banyoya,gaz istiyorsanız mutfağa gidin” diyebildi; Orduevi yasağına en büyük tepkiyi verip dava açmama rağmen bana da “Mangalcı başı Ersen efendi orduevi yasağına sessiz kalıp paşasının kuçağında af bekliyor lavuk” sözlerini sırf gündem değiştirmek adına yazabildi;  

Mücadeleye en büyük zararı veren görevde iken tanıdığımız malum kişileri adamdam saymam tek üzüntüm uyarılarımıza rağmen bu aymazlıkların Sn.Keser tarafından teşvik edilip ödüllendirilmesidir.


Tüm bu gelişmeleri bulundukları makamı,faydalandıkları nemayı düşünerek sessizlik içinde hatta bazıları alkışlıyarak izleyenler yeni aymazlıklara davetiye çıkardılar; Bundan cesaret alan kişisel ego ve ikbal peşinde koşanlar ne yazık ki  terbesizce meslekdaşlarına “bu itlerin ulumasından zevk alıyorum” - “etek diktim bunlara giydireceğim” tarzında hakaretlere devam ederek  kaos yaratmayı da marifet saydılar; Bizler bu kişilere karşı avukat tutup dava açma lüksüne sahip değiliz bunları kamuoyu vicdanına ve Allah’a havale ettik 


Kıbrısta aciziyet göstererek albay tarafından darp edilen assubay olayına  hepimiz üzülüp tepki gösterirdik site yönetimi ve dava edilen bir  arkadaşımız  bu yüzden anılan albayın açtığı davalarla uğraştık pes etmedik;  Bu olayda   hepimizin tepkisini çeken albayın general olması üzerine hakareti şiar edinen  Sami Başkaya Facebook'ta YAŞ ÜYELERİNİN MEZARINA TÜKÜRECEĞİM başlıklı  yazdığı yazıda özetle “Cumhuriyet tarihinin en yalaka iktidarı ve generalleri bunlardır…Cumhurbaşkanının karşısında iki büklüm sekiz kat olan yalakalar bu generaller değimlidir….,Türk Silahlı Kuvvetlerini KOMA’ya kendini ZONA’ya sokan Necdet paşa senin Allah’ın toplu iğne kadar vicdanın varmı? Sen hakaret ve aşağılanmaya müstehakmışın” tarzında hakaret içeren ifadeler kullandı; Bu hakaretler assubayların hanesine tepki olarak yazıldığı gibi anılan kişi hakkında ceza ve tazminat davası açıldı; 


Ne kadar haklı olursanız olun muhatabınıza düşüncenizi haklarınızı hakaretle anlatamazsınız gerçeğinden bi haber yalaka yalakası kişiler bu  sahte kahramana övgüler dizdiler yazısına imza atarız diyerek aymazlıklara davetiye çıkarıp biat kültürü ile yanlışı alkışladılar;


Bu kişi ile ilgili YAŞ üyeleri hakaret ve tazminat davası açtıklarını ilk duruşmanın 3 Nisan 2015 günü Ankara 8nci Asliye Ceza mahkemesinde yapılacağını aşağıdaki  ve benzeri yazılarla;  

“Meslekdaşımızın yanındayız yazdıklarına imza atarız -Bu dava Cumhuriyet tarihinin en önemli davasıdır Başbakan Gnkur. Başkanı, MSB., Kuvvet Komutanları ve birçok general e.astsubay yazar Sami Başkaya hakkında dava açmışlardır,Basın,yayın barolar,STK olayı yakından takip etmektedirler,TEMAD hukuk kurulu başkanı Av.Erkan Akkuş,Av.Meral AKKUŞ sayın Sami Başkaya’nın savunmasını üstlenmişlerdir. Sn.Başkaya yalnız değildir yalnızda bırakılmıyacaktır. Aslında bu dava Astsubay mücadelesine baş koymuş tüm emekli assubaylara açılmıştır.Emekli Assubayların bu davalara sahip çıkması onurdur”

diyerek konu ASRIN ASTSUBAY DAVASI olarak lanse edildi;


Söylermisiniz bu hakaretler bu maksadı aşan eleştiriler bize kazanç mı yoksa görevdeki arkadaşlarımıza baskı bizlerinde haklarımızla ilgili çalışmaların askıya mı alınmasını sağlamaktadır? Bunu özellikle küçük hesaplar için amigoluk yapıp yönetime  biat edenlere bu kişiye sayın başkanım diye hitap edenlere sormak istiyorum.


Peki duruşmada bu sahte mücadele kahramanı ne yaptı? BİNGO, Sadakoğlunun  diktiği eteklerden birini giyip  “Sn.Hakim ben böyle bir yazı yazmadım, hesabım ele geçirilmiş olabilir “ diye kıvırdı nerede kaldı erkekliğin ,yiğitliğin Sami efendi insan yazdığı yazının arkasında durur madem yazıyı sen yazmadın neden yalakaların aslansın kaplansın yorumları ile havalara girmek yerine kalkıp bunu ben yazmadım diye ertesi gün açıklamadın? Böylece assubaylara duyulan tepkiyi de önlerdin; 


Duruşma 21 Ekim 2015 gibi uzak bir tarihe ertenmiş muhtemelen facebook’tan İP numarası bu numaranın kime ait olduğu araştırılacaktır çifte avukatın da yapacak pek fazla bir şeyi yok bu topluma verdiğin zararın üstüne birde TEMAD verilecek maddi tazminatı hesabını vermediği mücadele adına gönderilen paralardan  öderse tüm mazlum assubayların eli yönetimin yakasında olacaktır.


Mücadele uzun solukludur ve mücadele hakaretle kişisel hesaplarla ego tatminleri ile yapılmaz Bu kafa ile gidersen askere zor alırsın tezkere dedikleri gibi TEMAD Gn.Mrk. yönetimi kendi özeleştirisini yapmaz toplumu yeniden kuçaklamaz yeni katılımcı şeffaf üyesine saygılı bir mücadele statejisi belirlemez  ise kaybeden assubaylar kazanan mücadeleden nemalananlar olur ; 


Kimseyi yönetime zorla seçmiyorlar seçilirken gösterdiğiniz gayreti haklarımızın alınmasında özveri akıl ve kararlılıkla yürütmelisiniz aksi halde sizi oraya zorla seçmediğimiz gibi zorla da tutmuyoruz. Meslekdaşlarıma huzur ve adalet dolu günler diliyorum.Saygılarımla 

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Nacizane, kendime ve mesleğime saygımın gereği, 40 yıldır bizlere ön yargılarla yapılan haksızlıklara karşı yürütülen mücadeleye, sizler gibi katkı sunmaya çalışıyorum. Hepimiz onur mücadelemizde adaletsizlikleri, ön yargıyı, vicdansızlığı dile getirirken kişileri değil sistemi muhatap alıyoruz ve hiç bir yazımız, eleştirimiz hakaret içermiyor. Farklı bir üslupla zaten mücadelenizde başarılı olamazsınız.

Mücadele tarihinin hiçbir döneminde bu kadar umutsuz olmadım, olmadık! Oysa Sn.Ahmet Keser yönetiminden mucize değil, bizleri sağduyu ve kararlılıkla temsil etmesini istiyorduk. Assubayların derecesinden, kademesinden haberdar olmayan, mücadele gönüllülerinden şikayet eden korgenerale "onlar bizden değildir" diyen bir yönetimden kurtulduğumuz için adeta bayram yapmıştık. Ben de 'nacizane' yönetime kayıtsız şartsız desteğimi açıkladığım YENİ BİR UMUT YENİ BİR BAŞLANGIÇ  yazımda bunu belirtmiştim.

Tarih, ondan ders almasını bilmeyenler için tekerrür edermiş. Ne yazık ki, tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alarak "UMUT!" olan Sn.Keser, önce kendi dava arkadaşlarını terk etti sonra da kişisel hesaplarla bizleri hayal kırıklığına uğrattı! Temsilcimiz gibi değil, patron ve emekliler komutanı havaları ile TEMAD gemisini rotadan çıkarıp karaya oturttu! Ne yazık ki düzeltmek için hiç bir gayret gösterilmiyor...

Hatadan dönmenin fazilet olduğunu hatırlatan öneren, eleştiren yazılarımıza tahammül edemeyen bu yönetim, sırtını sıvazladığı, ödüllendirdiği, bizlerin mücadele için gönderdiği paralarla 5 yıldızlı otellerde ağırlanan Sami Başkaya denilen ahlaksız müfteri ve ekibi ile gündem değiştirmek, başarısızlıkların sorgulanmasını engellemek adına mücadele gönüllülerine (yazmaktan utanç duyacağım sizlerin de okuduğunuzu düşündüğüm yazılarla) hakaretlerle saldırdılar. Bunun acı sonuçlarını hep birlikte üzüntü içinde izliyoruz. Toplumun mücadele umudu ve birbirimize tahammülümüz kayboldu!

Sn.Ahmet KESER’in çıktığı TV proğramlarında Assubayların ön yargılarla sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldığını, örneğin; bir üniforması kefen olan, yüksek okul mezunu assubayların büro memuru statüsünde göreve başlatılıp, emeklilerin ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş aldığını kamuoyu ve ilgililer duymadı ama, bizim hiç bir yaramıza merhem olmayan, TSK yıpratmayı amaçlayanları mutlu eden "GÜZİN PAŞA", "ŞEZLONG ALBAYI", "REZERVE PAŞA", "GENELKURMAY LAĞV EDİLMELİDİR"  tarzı maksadı aşan eleştirilerde bulundu. Bunun sonucu oluşan tepki ortamında çaresiz kalan meslektaşlarımızın EYLEM çağrılarına Sami Başkaya “Ne eylemi geri zekalılar? Islanmak istiyorsanız banyoya, gaz istiyorsanız mutfağa gidin” diyebildi! Bu kişi orduevi yasağına en büyük tepkiyi verip dava açmama rağmen bana da “Mangalcı başı Ersen efendi, orduevi yasağına sessiz kalıp paşasının kucağında af bekliyor, lavuk” sözleri ile gündemi değiştirmeyi amaçladı! Mücadeleye en büyük zararı veren görevde iken tanıdığımız malum kişileri  adamdan saymam. Tek üzüntüm; uyarılarımıza rağmen bu aymazlıkların Sn.Keser tarafından teşvik edilip, ödüllendirilmesidir...

Tüm bu gelişmeleri bulundukları makamı, faydalandıkları nemayı düşünerek sessizlik içinde, hatta bazıları alkışlayarak izleyenler yeni aymazlıklara davetiye çıkardılar! Bundan cesaret alan yeni kişisel ego ve ikbal peşinde koşanlar terbesizce meslektaşlarına “bu itlerin ulumasından zevk alıyorum” - “etek diktim bunlara giydireceğim” tarzında hakaret etmeyi marifet saydılar. Bizler bu kişilere karşı avukat tutup dava açma lüksüne sahip değiliz. Bunları kamuoyu vicdanına ve Allah’a havale ettik.

Allah'ın sopası yok.Kıbrıs'ta aciziyet göstererek albay tarafından darp edilen assubay olayına hepimiz üzülüp tepki gösterdik. Site yönetimi ve dava edilen bir meslektaşımız bu yüzden anılan albayın açtığı davalarla uğraştık pes etmedik, ama hakaret de etmedik. Bu olayda hepimizin tepkisini çeken albayın general olması üzerine hakareti şiar edinen,  hakaretleri karşılığında ödüllendirilen bu sahte kahraman Başkaya, Sefer Görev emrini kabul etmiyorum yırtıp genelkurmaya fırlatacağım densizliğinden sonra  bu kez hakaret çıtasını yükselterek "YAŞ ÜYELERİNİN MEZARINA TÜKÜRECEĞİM" diye başladığı Facebook'taki sayfasındaki yazısında, meslektaşlarına hakarettin yanı sıra,  özetle “Cumhuriyet tarihinin en yalaka iktidarı ve generalleri bunlardır… Cumhurbaşkanının karşısında iki büklüm sekiz kat olan yalakalar bu generaller değil midir?, Türk Silahlı Kuvvetlerini KOMA’ya kendini ZONA’ya sokan Necdet paşa senin Allah’ın, toplu iğne kadar vicdanın var mı? Sen hakaret ve aşağılanmaya müstehakmışın” tarzında yazınca YAŞ üyeleri tarafından dava edildi. Ne kadar haklı olursanız olun muhatabınıza düşüncenizi haklılığınızı hakaretle anlatamazsınız gerçeğinden bi haber yalaka yalakası kişiler, bu sahte kahramana övgüler dizdiler. "Yazısına imza atarız" diyerek aymazlıklara davetiye çıkarıp, biat kültürü ile yanlışı alkışladılar.

Söyler misiniz; bu hakaretler, bu maksadı aşan eleştiriler bize kazanç mı, yoksa görevdeki arkadaşlarımıza baskı, bizlerin de haklarımızla ilgili çalışmaların askıya alınmasını mı sağlamaktadır? Bunu özellikle küçük hesaplar için amigoluk yapıp, biat edenlere sormak istiyorum.

Bu kişi ile ilgili, YAŞ üyeleri hakaret ve tazminat davası açtıklarını, ilk duruşmanın 3 Nisan 2015 günü Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılacağını aşağıdaki ve benzeri yazılarla “Bu dava Cumhuriyet tarihinin en önemli davasıdır. Başbakan, Gn. Kur. Başkanı, MSB, Kuvvet Komutanları ve bir çok general E. Astsubay, Yazar Sami Başkaya hakkında dava açmışlardır. Basın-yayın, barolar, STK olayı yakından takip etmektedirler. TEMAD Hukuk Kurulu Başkanı Av.Erkan Akkuş, Av.Meral AKKUŞ Sayın Sami Başkaya’nın savunmasını üstlenmişlerdir. Sn. Başkaya yalnız değildir. Yalnız da bırakılmayacaktır. Aslında bu dava astsubay mücadelesine baş koymuş tüm emekli assubaylara açılmıştır. Emekli assubayların bu davalara sahip çıkması onurdur” diye konu ASRIN ASTSUBAY DAVASI olarak lanse edildi!..

Peki duruşmada bu sahte mücadele kahramanı ne yaptı? BİNGO Sadakoğlu'nun diktiği eteklerden birini giyip “Sn. Hakim, ben böyle bir yazı yazmadım, hesabım ele geçirilmiş olabilir“ diye kıvırdı! Nerede kaldı erkekliğin, yiğitliğin Sami Efendi? İnsan yazdığı yazının arkasında durur. Madem yazıyı sen yazmadın, neden kalkıp "bunu ben yazmadım" diye ertesi gün açıklama yapmadın? Böylece assubaylara duyulan tepkiyi de önlerdin. Duruşma 21 Ekim 2015 gibi uzak bir tarihe ertenmiş, muhtemelen facebook’tan IP numarası, bu numaranın kime ait olduğu araştırılacaktır. Çifte avukatın da yapacak pek fazla bir şeyi yok. Bu topluma verdiğin zararın üstüne bir de TEMAD, verilecek maddi tazminatı, 'hesabını vermediği!' mücadele adına gönderilen paralardan  öderse, tüm mazlum assubayların eli yönetimin yakasında olacaktır.

Mücadele uzun solukludur ve mücadele hakaretle, kişisel hesaplarla, ego tatminleri ile yapılmaz. "Bu kafa ile gidersen askere, zor alırsın tezkere" dedikleri gibi TEMAD Gn. Mrk. Yönetimi kendi öz eleştirisini yapmaz, toplumu yeniden kucaklamaz,yeni katılımcı üyesine teşkilatlarına saygılı bir mücadele statejisi belirlemez  ise kaybeden assubaylar, kazanan mücadeleden nemalananlar olur. Kimseyi yönetime zorla seçmiyorlar. Seçilirken gösterdiğiniz gayreti haklarımızın alınmasında öz veri, akıl ve kararlılıkla yürütmelisiniz. Aksi halde sizi oraya zorla seçmediğimiz gibi zorla da tutmuyoruz.

Meslektaşlarıma huzur ve adalet dolu günler diliyorum... Saygılarımla. 

Bir elimiz yağda, bir elimiz balda, her şey altın tepside sunuluyor hâttâ imtiyazlı olduğumuz, gökten zenbille indiğimiz bile söylenebilir. Bakmayın siz eleştirel yazılar yazarak haktan, hukuktan, adaletten, vicdandan bahsettiğimize. Bunları spor olsun, macera olsun diye egomuzu tatmin için yazıyoruz!..

Bendeniz iflah etmez bir muhalifiyim hak aramanın, haksızlığa karşı koymanın suç olduğu bir ülkede görevde iken bile Adalet – Eşitlik - İnsan onuruna saygı dediğim için bir çok kez açılan soruşturmalarda hukuken suç unsuru bulunamayınca genelkurmay tarafından SAKINCALI PERSONEL statüsünde soruşturmadan, soruşturmaya koştum, yurt dışı görev ne demek lise üniversite çağında çocuklarım olduğu halde köy gibi yerlerde sürgün tarzında tayinlerle haddim bildirilmeye çalışıldı. O zaman da yılmadım susmadım, adalet sağlanıncaya kadar da susmayacağım.

Adalet sağlamak kadar kolay erdem’li bir yol varken haksızlıkları yok sayıp adalet isteyenlere yapılan baskılarla  hepimiz çileler çektik yüreğimizdeki haksızlıklara isyanımız büyüdü. Adaletsizlikler karşısında susmanın kendime saygısızlık olacağını düşünerek görevde iken de haksızlıklarla mücadele ettim. Bana verilen tek ceza fakülte ve yüksek okul mezunu assubayların kendini geliştirmelerini ve okumasını, önlemek adına tek teşvik olan üst derecenin iptali için  zamanın Amiral emeklisi Cumhurbaşkanının Anayasa mahkemesini yanlış, yalan  ifadelerle açtığı davadan istenilen sonuç alınamaması üzerine  bu kez AYİM Anayasa ve hukuka aykırı kararı ile bizleri büro memuru statüsünde  mahalle bekçisi, ziraat ev ekonomisti gibi kamu görevlilerinden daha alt derece ve kademeden göreve başlatması adaletsizliği nedeniyle  2'nci dereceden emekli olarak ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş alarak cezalandırılmış (!) olmamdır. Haksızlık, adaletsizlik konusunda emek verenlerin kulaklarını çınlatıyorum...

Meğer adalet isteyen sadece bizler değilmişiz. Şimdi paralel yapının eseri olarak değerlendirilen Silivri davaları yüzünden yüzlerce general, amiral, subay ve assubay da  çileler çekti kendi kurumlarının vefasızlığından sahipsiz bırakılmalarından yakındılar. Adalet arayan bir mesleğin mensubu olarak bu davalarda aynı zamanda demokrasimiz yargılanıyor diyerek yanlarında olduk...

Hukuksuzluğa isyan edenlerin  biri de tutuklanmamasına rağmen yaşananları onuruna, gururuna yediremeyen ve bu yüzden suçlamalarla Donanma Komutanlığı'ndan istifa eden oramiral Nusret Güner  “Sakincalı Amiral” isimli bir kitap yazdı, kitabında özetle;

İlker Başbuğ Paşa hapisten çıktı diye seviniyor, ‘Geride silah arkadaşlarım kaldı’ diye üzülüyor. Bizde gemi batarken, komutan gemiyi en son terk eder. O hapisten çıkmaya çalışırken; ben içeri girmeye çalışıyorum yaptığım hareketlerle.

İlker Paşa’nın Kozmik Oda’yı aratması bir skandaldır. Beni 13 yaşında okula alırken tüm çevremi, ailemi didik didik araştırıyorsun, sonra sürekli kontrol altında yetiştiriyorsun. Her yıl sicil sistemiyle beni gözden geçiriyorsun. Binbir elekten geçirerek general/amiral yapıyorsun. Sonra bana güvenmeyip 40 yaşında nasıl yetiştiği belirsiz bir hâkime güvenip ‘Gelsin, Kozmik Oda’yı arasın’ diyorsun. Orası senin namusun, oraya başkasını sokmayacaksın.

Bana göre İlker Paşa işlerini basınla değil, Başbakan’la görmeliydi. Kozmik Oda için Başbakan’ı ikna etmeliydi. İlker Paşa ne yaptı? Basına çıktı konuştu. Bu olmaz. Koşaner Paşa hiç basına çıktı mı? Çıkmadı... Olayları Başbakanla çözmeye çalıştı. Baktı ki Başbakan dinlemiyor, istifa etti. İlker Paşa da böyle yapmalıydı.

TSK için yapılan ‘Kâğıttan Kaplan’ değerlendirmesine katılmıyorum. Bana göre ‘Sabun Köpüğünden Kaplan’ Çünkü kâğıt uçsa da şekli bozulmaz, kaplan şeklinde kalır. Ama sabun köpüğünü üfledin mi gider, şekli de kalmaz, darmadağın olur. Onun için bu tanımı daha doğru buluyorum. ‘Kâğıttan Kaplan’ diyerek az bile” demişler.

Orduevi yasağı  “savunmasız yargı olamaz” ilkesi bile yok sayılarak  savunmam alınmadan verildi. Neden orduevi yasağı verildiğini AYİM'ne dava açtığımda öğrendim. Oramiral Nusret Güner'in kitabını  haber yapan bir internet sitesindeki yukarıdaki habere  ben de  yorum yaptım ve aynen;

Balık baştan kokar amiralim, sarı öküz aslanlara yem edilince her şey bitti; ancak hepimizi derinden üzen TSK Güç ve itibar kaybında en önemli faktör personel arasındaki ayrımcılık,adaletsizlik ve saltanat hevesi yatmaktadır. Subaylar dışında kalan personel sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlanıyor 

dedim.

Amirlere güveni astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir ve komutanlara karşı aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmak hükmü ile  orduevi yasağı verilmiş. Lütfen söyler misiniz bu eleştirimin  neresi yanlış, neresinde hakaret var? Elbette yok, nitekim mahkemenin çoğu hukukçu olmayan üyeleri genelkurmayın yasağına karşı çıkmayı uygun görmeseler de AYİM başsavcısı benim yazdıklarımın özgür ifade ve eleştiri hudutlarında kaldığı konusunda görüş bildirmiş.

  • Ben, hiçbir yazımda bazı ucuz kahramanlık taslayanlar gibi; assubayların hiç bir yarasına merhem olmayan maksadı aşan hâttâ hakaret içeren  eleştiriler yapmadım, sadece adaletsizlikleri, vicdansızlıkları yazıp düzeltilmesini istedim.
  • Görevlerini yapan yöneticilere, "kan emen sülükler,paramızı yiyen asalaklar" demedim...
  • TSK yıpratmak adına, "orduevine bayrakla girişim engellendi, orduda bayrağa saygısızlık" yalanını yaymadım.
  • "Sefer görev emrini yırtıp genelkurmayın suratına atacağım,YAŞ üyelerinin mezarına tüküreceğim" tarzındaki hakaretlerde bulunmadım...
  • Hakaret ve amaç dışı maksadı aşan eleştirilerin muvazzaf kardeşlerimize baskıya, bu topluma duyulan tepkinin artmasına, haklarımızla ilgili çalışmaların askıya alınmasına neden olduğu bilinci ile hakareti şiar edinenlere  ve bu aymazlıklara tepki gösteren assubay sevdalılarına da  hakaret ve iftiralarda bulunan ahlaksız müfterilere karşı çıktım.

Orduevi yasağını duyduğum ilk gün yasakla ilgili tepkimi sitemizde ve facebook’ta yayınlanan ORDUEVİ YASAĞI isimli makale ile verip  TEMAD Hukuk Komisyonu başkanı avukat Erkan Akkuş kardeşimle görüştüm. Kendileri, "Ersen ağabeyim siz uğraşmayın mahkeme masrafları dahil hiçbir ücret talep etmeden davanızı üstleneceğim, bana vekalet gönderin" demiştir bu vesile ile mevcut TEMAD yönetiminde tek olumlu çalışmalarda bulunan bu yürekli kardeşime bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Adalet herkes içindir. Bir üniforması kefen olan  assubayların ve uzmanların artık sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlanması kabul edilemez, bu adaletsizlikleri  sorunları yok sayarak geçiştirirseniz hiç bir zaman aile olamayız. Dünyanın en tehlikeli silahını kullananın insan olduğu unutulmamalıdır.

Adaletsizlikler, görevdeki personelin moral ve hizmet verimliliğini, yıllarını bu orduya feda eden emeklilerin kurumlarına olan aidiyet duygusunu yok etmektedir. Milletin gözbebeği orduya bundan büyük kötülük yapılamaz. Saygılarımla.

NATO ordularında kuruluş günleri kutlanan, ABD ordusunda itibar ve pozitif ayrıcalık gören öykülerinde, filmlerinde başrollerde yer alan Assubayların Türkiye versiyonuna baktığınız zaman ön yargıların, adaletsizliklerin, vicdansızlıkların üçgeninde sinir harbi yaşayan, sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğrayan buna rağmen orduyu sırtında taşıyıp teri, kanı ve canı ile ülkesine sadakatini ispatlayan bir meslek grubunu görürsünüz.

TSK düşmanlığını ve sevgisizliğini ifade etmenin bir yolu da Assubaylar üzerinden gerçekleşir. Ne yazık ki bu duruma Genelkurmay ve bizleri temsil etmek için kurulan derneğin yöneticileri sessiz kalırlar!

Assubayı sadece 28 günlük askerliği sırasında tanıyan yazar çizer takımı, bizim kıçımızla başımızla 'sözde' mizah yaparlar. Maaşlarını Subaylarla kıyaslama cesaretini gösteremeyen hâkimi, hekimi, öğretmeni Assubayların görev koşullarını sorumluluklarını dikkate almadan  aldığı üç kuruşa göz diker! Adında adalet olan bir partinin hükümetinin maliye bakanlığı ise haklarımızla ilgili tekliflere yanıtında mahalle bekçisinden daha alt kademeden göreve başlatılan ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az emekli maaşı alan Assubayın maaşını kamu görevlileri ile kıyaslama adaletsizliğini gösterir!

Dizilerde tavuğa kene düşmanı başçavuş diye isim takılır! Milletin vekili, üstelik MS Komisyonu üyesi Assubayları sadistlikle suçlar! Başındaki türban ile müslüman olduğunu zanneden yazar müsvettesi bir gafil, Assubayları dinsiz olarak lanse etmeye çalışır! Toy bir teğmenin sadist  cezalandırma yöntemi  ile pimini çektiği el bombası 4 evladımızın şehit olmasına neden olur! Dini - imanı - ahlâkı kimseye bırakmayan bir televizyon kanalı, dizisinde bu suçu Assubaya mâl eder! Meslek yaşantısını Assubayların çalışmaları ile geçirip emir Subayı ve koruması Assubay olmadan karargahtan çıkamayan efsane komutan kitaplarında belgeselinde Assubayı yok sayar! Sanki  onlar  kahramanlık yaparken Assubaylar zap suyu kenarında  rakı - balık piknik yapıyorlardır!

Dizilerde yakışıklı jönler Subay, Sami Hazinses gibi tipler Assubaydır ve onların kahraman olmaya hakları yoktur!

TSK'yı acımasızca eleştirenler nedense ordudaki ayırımcılıktan Assubayların sosyal ve ekonomik haksızlıklarından söz etme cesaret ve erdemini göstermezler!

Tüm bu olumsuzlukları sizlerin desteği ile yazarlarla, dizi yapımcıları ile gazete ve televizyonların yönetimleri ile paylaşan, tepki gösteren, RTÜK ile Savcılıklara suç duyurusunda bulunan, davalar açan, sonuçlar alan, binası, sekreteri, aidatı, ödeneği olmayan sitemizin basın ve halkla ilişkiler birimi E. ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU'dur.

Şimdi size Sn. Hakan EVRENSEL'İN "Güneydoğudan öyküler" kitabındaki  bir hakimin anılarını aktarmak istiyorum. Güneydoğunun küçük bir ilçesinde görev yapan hakim ilçe dışındaki lojmanından görünen karakolun bir gecesini şöyle anlatır:

Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her istihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu. Yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı.

En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22.10, beş yüz terörist. Karakol o gün basılmadı.

Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk. Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı.

Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı. Timden bir türlü cevap alınamıyordu. Üst üste, defalarca çağrı yapılıyor ancak bir türlü timle irtibata geçilemiyordu. Konuşmaları takip eden askerler timden ümitlerini kesmişlerdi. Ama bir yandan da çağrılar devam ediyordu. Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu: "Yaralılarım var, yaralılarımı alın." Tüylerimiz diken diken olmuştu. Hemen cevap verildi. "Tamam Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çıkacak." İlk yaralı haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken arkadan silah sesleri duyuluyordu. Herkes bu sözler üzerine yorum yapıyordu. Telsizin başındaki tim komutanlarından biri, bu timde şehit olduğundan emindi. Merkezden tekrar çağrı yapıldı. "Suat 3 irtibatı kesme. Sakin olun!"

Cevapta bir değişiklik olmadı : "Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!"

Ve tam bir buçuk saat, beşer dakika arayla Suat 3 kodlu timle muhabere aynen bu sözlerle sürdü: "Yaralılarımı alın" , "Sakin olun, geliyoruz." Hepimiz o time kimsenin yardıma gidemeyeceğini çok iyi biliyorduk. Karakola düşen mermi sayısında azalma olmuyor, aksine, takviye alan teröristler baskının şiddetini gittikçe artırıyorlardı.

Kimsenin, değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı dahi olmadığı apaçıktı.

Bir süre sonra, Suat 3''ün telsizinden hırs dolu kelimelerini işittik: "Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım." Hepimiz şok olmuştuk. Hemen tabur komutanı devreye girdi. Hemen hemen aynı sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı. Ama işe yaramıyordu. Tim komutanı "Yaralılarımı alın!" dışında başka bir şey demiyordu. Tabur komutanının da telsizi bırakmasıyla, bir saat kadar daha tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara cevap vermedi. Hepimiz tim komutanının da şehit olduğunu düşünüyorduk. İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu anlardan nefret ediyordum. Telsizin başına tim komutanının okuldan devre arkadaşı geldi. Son bir ümitle eline mikrofonu alıp, cevap beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya aşladı : "Devrem ben Hüseyin. Geçmiş olsun devrem. Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar. Devrem aman pes etme olur mu?"

Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz Motorola marka, duvara monteli telsiz cihazının hoparlör kısmına gözlerimizi dikmiş bekliyorduk. Ve konuştu : "Devrem, bölük komutanı nerde?" Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden, "İzinde devrem" yanıtı verildi. Suat 3 , artık tükenen bir sesle konuşmayı sürdürdü : "Ne olur yaralılarımı alın. Ben de yaralıyım."

O ana kadar kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti. Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı da bu sözü üzerine mikrofonu fırlattı ve odadan çıktı. Ben kapının hemen eşiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle bir tarihe tanıklık ettiğimi düşünüyordum. "Ben de yaralıyım" dan sonra yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konuşmadı, yüzlerce kez yapılan çağrılara cevap vermedi. Artık onun şehit olduğuna ben de inanmıştım.

Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan "Suat 3, Konuşan Suat, Cevap ver!" çağrısından bıkmış halde bir köşede yığılmışken, birden telsizin mandalına basıldığını fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on - on beş saniye sonra hayatım boyunca unutamayacağım bir İstiklal Marşı dinlemeye başladım. Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma imkanı durmuştu.

Çatışmanın altında yaralı bir tim komutanının, makamıyla söylediği İstiklal Marşı'nı dinliyordum. Gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel İstiklal Marşı''ydı. Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte sesi çatallaştı. Kelimeler uzadı. Ama marşı söylemeyi bırakmadı. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim. Hemen orayı terk ettim.

Bir daha onun sesini hiç duymadım. Toplam 22 şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış 7 merminin acısıyla söylediği İstiklal Marşı''nı ruhuma işleten tim komutanının ölmediğine ise halâ inanamıyorum.

 

Kimdir bu kahraman tim komutanı? Elbette assubay'dır ama öykü yazarı bunu belirtmemiş uyarılarım üzerine kitabının müteakip baskılarında düzelteceği sözünü vermiştir.

ŞEHİT'LİK en büyük mertebedir; Şehitlerimizin rütbesi ne olursa olsun onlar bu ülke için hiçbir değerin geri getiremeyeceği canlarını veren kahramanlarımızdır ve onlara minnettarlık duyuyoruz.

Yıllar sonra aynı yazıyı neden kaleme aldım? Dostu olduğu zabitlerin etkisi ile assubaya ön yargılı yaklaşan bir çoklarımızın ilgi ile yazılarını okuduğu Sn.Yılmaz Özdil 7 Mart tarihli yazısında muhtemelen astsubay lojmanlarında yaşanan bir dramı dile getirildiği Hakan Evrensel’in LOJMAN adlı öyküyü yazıp;"Ne zaman şehit bir SUBAY’ın cenaze törenini izlesem aklıma hemen LOJMAN öyküsü gelir" demiş. Yazılarında assubayı küçümsemeyi, eleştirmeyi marifet sayıp şehitlerini adeta yok sayıp  subay kahramanlıklarını şehitlerini yazan Yılmaz Özdil'e bu öykü de bizden armağan olsun...

Bir üniforması kefen olan assubayını büro memuru statüsünde göreve başlatıp sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara uğratmanın yanısıra kamuoyunda olumsuz imajı yaratan, sahip çıkmayan  genelkurmay şehitler subay olursa kahraman, assubay ve uzman olursa personel diye söz ettikten sonra Yılmaz Özdil ve aynı zihniyette olanlara neden kızalım?..

Kızmaya önce  olumsuzluklara tepki göstermeyen, eleştirmeyen,  kendimizden  ardından  da bunca maddi ve manevi desteğe rağmen assubayların yanlış imajını silen, onları tanıtan sempozyumlar, paneller seminerler yapmayan, gazete ve bilbord ilanları vermeyenlerle  Ahmet KESER başkanlığındaki TEMAD bizi kamuoyuna tanıttı algısını yaratarak olumsuzlukları gizleyen yönetim yandaşı amigolara  kızmamız gerekmiyor mu?..

Huzur ve adalet dolu günler diliyorum.

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Biz büyük bir aile olarak tüm çilelerimizin, adaletsizliğin kader olmaması için, gücümüzün farkında olarak, ideal bir lider önderliğinde, birlik içinde hareket etmeliyiz ama ne yazık ki bunu hala başaramadık!...

Hatırlarsanız 2011 seçimlerinde zamanın TEMAD yönetimine "emekli ve görevdeki assubayların aile fertleri ile birlikte bir milyona ulaşan oy gücünü siyasi partilerle yapılacak görüşmelerde onlara hissettirin. Verecekleri kontenjanları şubelerle yapılacak koordine sonucu milletvekili adaylığını bizi temsil etme yeteneğinde olanlara kullandıralım. Bunu bir deklarasyon ile kamuoyuna duyuralım. Gazete ilanının ücretini de bizler temin edeceğiz." garantisi vermemize rağmen bu şansımız yönetimin kişisel hesapları ile heba edilmişti.

Son çare olarak bizler de siyasi partilerin dikkatini çekebilmek, farkındalık yaratabilmek ve  programlarında yer alabilmek için hazırladığımız aşağıdaki linkteki deklarasyonu mail kampanyası ile siyasi partilerin (AKP, CHP, MHP) yetkili organlarına göndermekle yetinmek zorunda kalmıştık.

Tarih ders almasını bilmezseniz tekerrür edermiş; Sn.Ahmet Keser başkanlığındaki yönetim de ne yazık ki bu gücümüzü, bu şansımızı kullanamadığı gibi basiretten yoksun kişisel davranışlarla seçim maratonunu tam bir kaos ortamına sürükledi. Bu sürece adım adım yaklaştık. Sn.Keser Televizyon programlarında genelkurmaya bizim hiç bir derdimize çare olmayacak maksadı aşan eleştirilerde bulunurken iktidara tek kelime eleştiri getirmemesi, ardından partiler üstü bir politika izlemek yerine AKP’nin grup toplantılarına, genel kuruluna TEMAD tüzel kişiliği sıfatı ile katılarak assubayların bu siyasi partinin sempatizanı izlemini yaratarak mücadelede büyük gedikler açılmasına neden oldular... 

Oy verdiği yönetime biat etmeyi görev zanneden küçük menfaat grupları ise, diğer STK ile birlikte TEMAD’ın katıldığı CHP'nin düzenlediği siyasi nitelikte olmayan emeklilerin sorununa çözüm toplantılarının fotoğraflarını yayınlayarak TEMAD'ın diğer partilerin toplantılarına da katıldığı algısını yaratmaya çalışsalar da bu gerçeği değiştiremediler... 

Sn. Adnan Fuat Özdemir’in bir yazısından aldığım bir bölüm, TEMAD’ın siyaseten yaptığı hataların ve kişisel hesapların yanlışlığını ortaya koymaktadır.

2012'de MHP ile samimi ve sıcak ilişki kurmayı denedi. Sonra CHP'ye gidildi. Ne var ki her iki parti de özel beklentileri ve milletvekilliğine dair şartları dikkate almadı. Her iki siyasi parti de; bu TEMAD yönetiminin ve özellikle genel başkanının assubay toplumunun meselelerini kullanarak medyatik olma, bu makamdan siyasete ve meclise sıçrama niyetlerini anladılar ve uzak durdular.

Çünkü gerek MHP ve gerekse de CHP bir dava partisi olma özellikleri sebebiyle bilgi ve donanımı olan ülke meselelerine hakim, çekirdekten yetişme kadrolara daha fazla ağırlık veren partilerdi. Her teli ve yolu deneyen, her kapıyı çalan bu insanlara güvenmediler, bu yüzden AKP'ye yanaşmak, fırsatlar partisi haline gelen 13 yıllık bir iktidardan nemalanmak ve hızla yol almak daha mantıklı idi. Asıl önemli nokta ise, bu iki kişiyi yani TEMAD genel başkanı ve genel başkan yardımcısını AKP'den aday yapmak hem iktidarın hem de genelkurmayın işini kolaylaştıracaktı. Assubay haklarına dair büyüyen katılımcılık ve bu sınıf milliyetçiliğinin doğuracağı tehdit bir şekilde bu iki adamı kontrol altında tutarak önlenmeli idi; çünkü bu sınıfın haklarını alması demek tabandaki diğer statü farklılığı yaşayan meslek gurupları için de bir başkaldırı olacaktı………….”

İktidar partisi ile Cemaat arasındaki kavga dengeleri değiştirdiği için muhtemelen Sn.Keser aday olmadı. TEMAD hiç bir siyasi partinin arka bahçesi olmaz açıklamasının mürekkebi kurumadan TEMAD Gn.Başkan yardımcısı Sn.Yüksel BİNİCİ AKP'den milletvekili aday adayı olduğunu açıkladı ve büyük tepkiler beraberinde geldi. Diğer partilerden de milletvekili aday adayları varken bu tepki neyin sonucu idi?

Elbette hiç birimiz meslektaşlarımızın siyaseten başarılı olmalarından rahatsızlık değil, bilakis gurur duyarız. Tepkimiz, TEMAD yönetiminin siyasi gücümüzü kişisel hesaplarla heba etmesi, bu süreci tıpkı ölüm orucu kararında olduğu gibi tabanın temsilcisi şube yönetimleri ile iyi organize ve koordine edememesi ve  kişisel hesaplara dayalı çifte standart uygulamalarıdır.

Toplumdaki tepkiler üzerine TEMAD Gn.Merkezi bir açıklama ile aldığı kararı assubay kamuoyuna duyurdu. Buna göre, Gn.Mrk. Yönetimlerinde bulunanların siyasi faaliyetlerde bulunmaları halinde görevlerinden ayrılmalarının gerektiğini bildiriyordu. Bu toplumun zekası ile kimse bu şekilde alay edemez! Bu sadece ve sadece Sn.Yüksel BİNİCİ için alınmış bir karardır. Şube yönetimlerindeki arkadaşlarımız TEMAD’ı temsil etmiyorlar mı? Böyle kişiye özel ve muhtemelen birilerine yönetimde yer açmayı hedefleyen bir oyunun olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz...

Tüzük kurultayında “her meslektaşımızın siyasi başarısından gurur duyarız. Ancak  bizler muhtelif siyasi görüşte kişilerin oluşturduğu bir toplumuz. Ayrıca TEMAD her partiye aynı eşit mesafede partiler üstü bir politika izlemek zorunda olduğuna göre, siyasi partilerde aktif rol oynayan aday olan seçilen TEMAD yönetimleri istifa etmelidir” teklifimiz işleme alınmadı. Şu an bir çok şube başkanı bir siyasi partinin arka bahçesi gibi davranmakta ve parti kurullarında görev almaktadır...

Böyle önemli bir süreçte teşkilatlarını  yok sayarak mücadeleyi kişiselleştirir. Hele hele, bunu Bizanslıları kıskandıracak Bizans oyunları ve gündem değiştirme amaçlı ve küçük menfaatlerle eleştirilere tahammülsüzlük gösteren yandaşların ucuz kasaba politikaları ile yaparsanız bu toplumun mücadelesine, birliğine umutlarına zarar verirsiniz.

TEMAD yönetimi adaylar konusunda eşit ve adil bir karar almalı.Ayrıca bizlerin adalet taleplerini karşılamayı taahhüt eden siyasi partilere oy gücümüzüı, kararlılığımızı belirten ulusal bir veya bir kaç gazetede  bir DEKLARASYON yayınlayıp kendi beceri ve kaderine ile başbaşa bırakılan aday olan meslektaşlarımıza destek olabilmek için gerekli koordinasyonu yapmalı. söyle bir fırsat tekrar kaçırılmamalıdır!

Aday olan meslektaşlarımıza başarılar diliyorum.

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

TEMAD tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan Sn.Ahmet Keser'in  kişisel hesapları ve yanlış mücadele stratejileri yüzünden mücadele tarihinin en büyük umutsuzluğu yaratılmış, sorgulamayı engellemek adına görevlendirip bilahare ödüllendirdiği tetikçilerle yarattığı kavga ortamı ise assubayların birbirine tahammülsüzlüğüne ve ayrışmalarına neden olmuştur. Tüm bunlardan ders alınması için yaptığımız eleştiriler aynı taktiklerle engellenmek istenmiş, yönetime yapılan eleştiriler TEMAD ve mücadeleye zarar veriyor algısı yaratılıp  assubay sevdalıları ve şahsım hedef alınınca gerçeklerle yüzleşmek adına MOLA isimli yazımı bu platformda sizlerle paylaştım.

Sn.Başkan olumsuzluklardan ders alıp toplumu yeniden kucaklamak, öz eleştiri yapmak yerine  Mustafa C.Sadakoğlu'na yazımla ilgili gerçekleri, emeği ve vefa duygusunu yok sayan mesnetsiz değerlendirmelerde bulunduğundan  son kez yanıt hakkımı kullanıyorum.

Kişisel hesaplara dayalı yanlış mücadele stratejisi değişmezse hiçbir sorunumuzun çözülmesi mümkün değildir. Bizler, umutsuzluğa haksızlığa mahkum olurken tek kazanan mücadeleden nemalananlar olacaktır.

Sevgi ve saygılarımla.


Sayın Başkan

1. Delege sizi kral seçmedi. Bir sivil toplum örgütüne başkan seçti. Süreniz bitince toplum vicdanı sizi de, beni de değerlendirecektir. Kimin oksijen çadırına ihtiyacı olacağını zaman gösterecektir!

2. Kaf Dağı'nın anka kuşu değilsiniz. Size abi tavsiyesi; daha önce de özelden yazdığım gibi tetikçilerinizin sıktığı kurşunlar sizin hesabınıza yazılıyor. O makam kimsenin malı değil. O makamdan ayrıldığınızda bu gün sizi pohpohlayanlar size ilk taşı atacak olanlardır.

3. Bu gün vermediğiniz hesap mutlaka sorulacaktır. Delege oyları sizi aklamaz, toplum vicdanında aklanmalısınız...

4. Her muhalif sesi ihraç etmek, her eleştiriyi taşa tutmak, şube kapatmak diğer şubelere kapatmayı tehdit unsuru olarak göstermek, kusursuzluğa soyunmak sonun başlangıcıdır. Geçmişe bakın, sayısız örnekleri var...

5. Ersen Gürpınar makam değil, misyon adamıdır. Dün neyse bu gün de odur. Yaşadığı sürece de aynı olacaktır. En büyük makam bu toplumun gönlünde yer edinebilmiş ise orasıdır. En büyük ödülü de bu mazlum toplumun mücadelesine bir nebze sunduğu katkıdır.

6. Bunca maddi ve manevi desteğe rağmen toplumun önüne koyabileceğiniz bir tek başarınız olmadığı için sizin psikolojinizi de anlamak mümkün. Kişisel ikbal için angaje olduğunuz kesimlerden de eliniz boş döneceksiniz, hiç kuşkunuz olmasın...

7. Zararın neresinden dönerseniz kârdır. Yeni şubelerden bahsediyorsunuz. İhraçlardan, mahkemelerden, şube kapatmaktan, hayal kırıklığından  hiç söz etmiyorsunuz! Toplumu kucaklamak, sırça sarayınızdan çıkmak, Cumhurbaşkanı gibi sözcü kullanmak yerine toplumumuzla kucaklaşmak için halen geç değil..

8. Benim ne kişisel beklentim ne de topluma borcum var. Kendime, mesleğime saygının gereği mücadeleye 40 yılı aşkın bir süredir destek veriyorum ama sizin topluma borcunuz var. Tüzükteki amaçlar ve verdiğiniz vaatleri gerçekleştirmek sizin göreviniz olduğunu unutmayın...

9. Ersen Gürpınar ne dün, ne de bu gün kimsenin müridi, kurşun askeri, şakşakçısı olmamıştır, olmayacaktır. Aklı, vicdanı, tecrübesi ile yapan kim olursa olsun doğruya doğru, yanlışa da yanlış diyecek sağduyuya sahiptir. Bu toplum için alkışlanacak bir başarınız olursa ilk alkışlayan yine ben olurum.

10. Meslekten de tanıdığımız, kişilik sorunu olan, kendisine bir efendi bulup ona yaslanmadan ayakta duramayan, yalakalık ruhunda var olan kişilikte olmadığım için size uygun biri değilim ve bu durumdan da memnunum. Zaten etrafınızda da yeterince var. Bu nedenle de mücadeleyi kişiselleştirdiğiniz andan itibaren yanınızda  olmadım...

11. Mücadele ve TEMAD'a destek misyonunu üstlenen ve gerçekleştiren www.emekliassubaylar.org sitesi elbette sadece benden ibaret değil, bunu hiçbir zaman iddia etmedim. Özverili arkadaşlarımla başarılı bir şekilde yıllardır aynı çizgide devam ediyoruz. Unutmayın ki sizin grubunuzun kurduğu 2 site tarih oldu, site kurmak önemli değil yaşatmak önemlidir...

12. Para kazanmak için roman yazmadım. Aşırma şiirlerle övünmedim. Çiçek, böcek, aşk hikayesi yazmıyorum. Elbette sorunlar aynı, çözümler aynı olunca kalıplaşmış ifadeler kullanmak zorundayım!

13. Genelkurmayla diyaloğun sonlandırılmasının mahzurlarını belirtmek adına Genelkurmay'da 'ki, o toplantıda sizinle bulunan ve despot tutumunuz nedeniyle sizinle yollarını ayırdığını belirten 7 yönetim kurulu üyesinin toplumla paylaştıkları bilgileri aktardım' Sn.Genelkurmay başkanına görüşmede verdiğiniz yanıtları da siz açıklayın; hatta assubayların hiçbir yarasına merhem olmayan sağduyu sahiplerinin onaylamadığı genelkurmay ile köprülerin atılmasına neden olan maksadı aşan eleştirilerinizin kaynağını ve amaçlarını açıklayın Ayrıca zahmet olmaz ise nizamiyesinden içeriğe alınmadığınız halde görüşmelerimiz devam ediyor dediğiniz genelkurmay ile nerede, hangi konuları konuşup, neleri karara bağladığınızı da açıklayın. Bunun için elinizi tutan ağzınızı kapatan kimse yok...

14. Kişisel ego ve ikballeri için yönetim amigoluğu yapanların kullanıp atılan kağıt mendilden farkı olmadığı için cevap vermeye lüzum dahi görmezdim. Sizin adınıza sözcülük ettikleri için ilk ve son kez cevap veriyorum.

15. Toplum için, bu toplumun yararı için size ve yönetim riyakarlarına rağmen çabalarım sürecektir. İşgal ettiğiniz makama verdiğim değere istinaden, saygılarımla..

MOLA

Ocak 20, 2015

M O L A

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Sürekli belirtiyoruz; assubaylar olarak tahsilimizi, müfredat programlarını, statümüzü bizler tayin ve tespit etmedik. Bir eksiklik varsa taleplerimizi dikkate almayan ön yargılı zihniyetin eksikliğidir! Verilen her görevi şartları zorlayarak yerine getirdik. En az sorumluluk alan arkadaşımızın bile normal görevleri dışında ek görevleri vardı. Tüm haksızlıklara rağmen ordumuza ve ülkemize sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispatladık. Her kurum kendi personelini koruyup kollarken, bizim kurumumuz bizlere hiç bir değer yargısının kabul edemeyeceği sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklar yaptı. Bizleri sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırladılar!

Bu ön yargıların sona ermesi ve adalet taleplerimiz için ONUR MÜCADELESİ başlattık. Bu mücadelede temsilcimiz elbette TEMAD yönetimidir. TEMAD şemsiyesi altında Türkiye’nin örnek göstereceği bir STK olmuştuk. Hiç bir sivil toplum kuruluşunun bizler kadar bilinçli fedakar üyesi yoktur. Mücadelemiz, 1970 assubay eşlerinin protesto yürüyüşü ardından, hukuksuzluğa "artık yeter" diyen fedakar arkadaşlarımızın katıldığı 8-9 Ocak 1975 eylemleri ile doruğa çıktı. Bu eylemlerin sonucu adaleti sağlamak gibi kolay ve erdemli  bir yol varken hiç bir değer yargısı ve evrensel hukukun kabul edemeyeceği keyfi cezalara uğradık. Susturmak için her şey yapıldı ama maddi olarak sussak bile yüreğimizdeki haksızlıklara isyanımız büyüdü.

1980 darbesinden sonra kapatılan TEMAY yerine  1984  yılında TEMAD kuruldu. Ancak yöneticiler tüzükte belirtilen amaçlarını gerçekleştiremedi. İhtilaller subaylara imtiyaz sağlarken, assubaylara tahakküme varan haksızlıklar devam etti. İletişim çağının nimetlerinden yararlanarak mücadelemizi yeniden başlattık. Vizyon olarak yetersiz olan yönetimlerden sonra,2011 seçimleri ile  hepimiz için umut olacak şimdiki Sn. Keser ve ekibi tüzükteki amaçlara ek olarak hepinizin malumu onlarca vaatlerle göreve geldiler ve TEMAD tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini aldılar. Sosyal medyada başlayan, görsel ve yazılı basında devam eden rüzgar, fırtınaya döndü. Ancak, elbette kendilerinden mucize beklemediğimiz yönetim, kişisel hesaplarla mücadelede strateji hataları yapmaya başladı. Hatalarını akılcı taktiklerle düzeltmek yerine yeni hatalar yaptılar. Hâlâ daha hata da ısrar ediyorlar!...

İlk seçildikleri zaman Genelkurmay Başkanı'nın  "haklarınızı sokakta aramayın. Kurumunuzu şikayet ediyor izlenimi vermeyin. Emeklilerin sorunlarını biliyoruz. Görevdeki kardeşlerinizin sorunlarını da kıtaları dolaşarak bire bir görüşmelerle tespit edip bize getireceksiniz ve bizler geçmişin hatalarını silecek sorunları çözeceğiz" teminatı olan açık çeki mevcut yönetime verildi mi, verilmedi mi? Verildiğini o zamanki toplantıda bulunan yönetim kurulu üyeleri açıkladılar. Sn.Keser İzmir görüşmemizde bana bizzat ifade etti.

Bu vaatlerin gerçekleştirilmesi yönünde hiç bir adım atılmadan, sonuçlar değerlendirilmeden, nedense bu site vasıtası ile kendilerine iletilen basın açıklama tekliflerini "olumlu gelişmeler var. Şikayet eder gibi anlaşılabilir" diyerek kabul etmeyen Sn.Keser birden, TV programlarında bizlere uygulanan hukuksuzlukları dile getirmek yerine maksadı aşan eleştirileri yüzünden Genelkurmay ile diyaloğu sonlandırdı. Çalışmaların askıya alınmasına neden olan kime hizmet ettiği belli olmayan ama bizlerle ilgili sosyal,ekonomik ve insani haksızlıklarımızı dile getirmekten uzak sonuçsuz basın açıklamaları, yürüyüşler takip etti. Son olarak çaresizlikten çare yaratma amacı ile uygulaması imkansız bugüne kadar sadece illegal örgütlerin başardığı ÖLÜM ORUCU kararı alındı. Teşkilatlarının önerilerine önem verilmeden alınan bu kararla da tabiî ki sonuç alınamadı!.. 

İZMİR belediye seçimlerine büyük önem veren iktidarın oy talebini çok iyi değerlendiren İZMİR NARLIDERE TEMAD yönetimi sayesinde, MSB "eylemleri durdurun, sorunlar çözülür" açıklaması yapılarak ölüm orucundaki vahim sonuçların ya da fiyaskonun önüne geçildi.

Biz, her şeye rağmen temsilcilerimizin arkasında olduk. Onlara verilen orduevi yasağına en ciddi tepkiyi bu sitede yapılan mail kampanyası ile verdik. Yöneticilerin şahsında derneğimize sahip çıktık ama  istisna şubeler dışında özellikle de sosyal medyada emeğe saygısız yönetime adeta riyakarlık yaparcasına ahkam kesenlerin hiç biri iki dakikasını ayırıp bu kampanyaya katılmadılar. Onurlu binlerce arkadaşımızın yanında yer almadılar.

Yeniden seçilebilmek için kişisel hesaplarının, başarısızlıklarının, mücadele adına gönderilen milyonlarca liranın sorgulanmaması için bizzat bu yönetimin destek verip bilahare ödüllendirdiği  kişiler eleştirenlere hakaretler, mesnetsiz suçlamalarda bulunarak toplumu ayrıştırdılar. Tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan yönetim yine tarihinin en büyük hayal kırıklığını, birbirimize tahammülsüzlüğü  yarattılar. Sonuç ortada olmasına rağmen hala eleştiriye tahammül edemeyenler,sorunu yok sayarak kendilerini kandıranlar,seçimlerde yönetim listesinde kimler var, mücadele için normal gelirler dışında gönderilen milyonlarca liranın nereye harcadığını sorgulamadan oy verenler   bu mazlum zümrenin vebaline ortaktır.

TEMAD yönetimi öz eleştirisini yaparak bu olumsuzluklardan ders alıp toplumu kucaklamak yerine yine polemiklerden medet umdu. Birbirimizi kandırmayalım, bakın çevrenize 1 yıl öncesinin umut, birbirimize tahammül var mı? Sorunlarımızın çözümü olan genelkurmay ile diyalog olmadan temsiliyet sağlanabilir mi?  

  • Peki hiç bir mecburiyeti olmadan gönüllülük esasına göre derneğine maddi ve manevi destek verenlerin, tüm bu olumsuzluklari eleştirme hakki yok muydu?

Elbette vardır. Eleştiri mükemmele açılan kapının anahtarıdır. Olumsuzlukları yok kabul edip eleştiriye tahammülsüzlük gösterirseniz, sürekli amigoluk yaparsanız  yeni olumsuzluklara davetiye çıkarırsınız. Hiç kimse eleştirilmeyecek kadar mükemmel olamaz!

Mücadele kimsenin tekelinde değildir. Buna rağmen mücadelede kendine rol biçenler hakaret, iftira içermeyen yönetimi muhatap alan  yapıcı eleştirileri  TEMAD’A ZARAR VERİYOR ALGISI YARATARAK önlemeye çalışanlar, tahammülsüzlük gösterenler var!

  • Bunlara; "kardeşim, insanız yanılabiliriz. Hangi eleştirimiz gerçek dışı? Kanıtlayın özür dileyelim" diyoruz, "Delegenin iradesine saygı"  diyorlar.  Peki bizlerden  ısrar ve tekliflerimize rağmen tüzük kurultayında değiştirme şansını kaybettiğimiz Tüzük'teki  antidemokratik bir sistem ile seçilen delege iradesine saygı istiyorsunuz da sizler neden özgür ifadeye tahammül edemiyorsunuz?
  • Eleştirilerde art niyetimiz olamaz. "Bizler  yıllardır mücadeleye destek veriyoruz. Kendimizi ön plana çıkarmak gibi bir amacımız yok. Bunca desteği sağlayanların TEMAD’a zarar vermesi mümkün olabilir mi?" diyoruz, "vay efendim kendini ön plana çıkarıp  yenilip parası ödenmemiş yemek faturası gibi sürekli önümüze emeği koyuyorsunuz" diyerek  banal, emeğe saygısız bir yaklaşım sergilemiş olmuyor musunuz?
  • Yönetimde görev almak onurdur, sorumluluktur ama arkadaşın cebinde TEMAD yönetici kartviziti var diye  sanırsın ki o olmasa TEMAD olmayacak. Ayakları yere basmıyor! Kendisi sanki Vatan Kurtaran Şaban misali,mücadeleye tek katsısı yok ama iki de bir elinizi taşın altına koyun tavsiyesinde bulunuyor. Mantar gibi ortaya çıkmış kerameti kendinden menkul bir başkası iki dakikasını ayırıp çalışmalara destek olmamış, maddi destek kampanyasına tek kuruş bağışta bulunmamış ama  millete ayar vermekte üstüne yok. Bir başkası ısmarlama birkaç kelime yazısı ile kendini yazar olarak görüp polemiklerle topluma hizmet ettiğini sanıyor. Görevde iken de tanıdığımız olumsuzlukları yüzünden sıkıntılarımıza neden olan sayıları elin parmaklarını geçmeyen bu kişilerin  kendisinden başkasının ne varlığına, ne fikrine, ne de desteğine tahammül göstermeyen bu kişilerin mücadeleye katkısına inanıyormusunuz?..
  • Bizim derneğimizin amacı  haklı olduğumuz konularda sorunlarımızın çözümüdür. Amacı sosyal dayanışma, yardımlaşma olan dernekler gibi cenazeye katılmak, hasta, esnaf meslekdaş, STK ve resmi makamları ziyaret etmek elbette sosyal bir hizmettir ama bu konuları  hele hele lokal işletmesini mücadeleye destek olarak lanse edilmesi, kişisel ikbal için sistemin çarklarına yağdanlık olunması  temsilcilerimiz susarken bunların ahkam kesmesi bir yanılgı değil midir? 
Ben şahsen bu yönetimin toplumu yeniden kucaklayacağına inanmıyorum, tesadüfen elde edilecek birkaç küçük iyileştirmeyi ben yaptım imajı yaratarak koltuklarında bizlerin sunduğu imkanlarla günleri geçirecekler benim temsilcim olamazlar. Umutlarımızı desteğimizi istismar edenlerin destekçisi olmak kendime ve mücadeleme saygısızlıktır.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Belirttiğimiz gibi bu yönetimden de mucize beklemedik ama "60 yıldır çözülmeyen sorunun çözümünü bu yönetimden beklemeyin" düşüncesine de katılmıyoruz. Beklentimiz olmazsa, yöneticilerin hedefi olmaz ise neyin mücadelesini yapıyoruz? Bunca emeğin, desteğin karşılığını beklemekten daha doğal ne olabilir? Ama bunları anlayamayanlar toplumu yeni arayışlara sürüklemiş ve örgütlü toplumun en kırılgan noktası olan umutsuzluğu yaratmıştır...

Eleştirilerin yapılmadığını, herkesin futbol takımı tutar gibi amigoluk yaptığını düşünelim, sorunlarımız bitecek mi?

Bunca yazı, bunca gayrete rağmen hâlâ amacımızı anlatamadıysak, bundan sonra anlatmak mümkün değil. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana sazı yuttursan az...

BU NEDENLE ZORUNLU OLMADIKCA YÖNETİMLE İLGİLİ  ELEŞTİRİ YAPMAYIP MÜCADELEYE HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ DESTEĞİMİ VERMEYE DEVAM EDECEĞİM. BAZILARI DA  ALKIŞLARINI BİRAZ KESSİNLER, KİMSENİN KİMSEYE HESAP VERME ZORUNLULUĞU OLMADIĞINA GÖRE HERKES YAPTIĞINI VİCDANINDA DEĞERLENDİRSİN YÖNETİMİN AYAKLARI YERE BASSIN,TEMENNİ EDERİZ Kİ BAŞARIRLAR O ZAMAN BİRLİKTE ALKIŞLARIZ. 

Şimdilik hoşçakalın MOLA için izninizi istiyor hepinize huzur ve adalet dolu günler diliyorum.


Ersen-Gurpinar-Kisiye-OzelErsen-Gurpinar-Degerlendirme Raporu

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Bir çok meslektaşımız doğal olarak 1971 assubay eşlerinin protesto yürüyüşlerini ve mücadelenin miladı olan 8-9 Ocak 1975 eylemlerini hatırlamazlar ama bilmek zorundalar. Her ne kadar şimdi sahneye çıkan sözüm ona  mücadele kahramanı olmak adına ahkam kesenler alaycı ifadelerle emeğe saygısızlık gösterseler de mücadelemiz bugünlere tombaladan çıkıp gelmedi.

1971 protesto yürüyüşlerine katılan assubay eşleri fotoğraflarından tespit edilmiş, evrensel hukukta suç bireysel olmasına rağmen eşi protesto yürüyüşlerine katılan assubaylar  gerekçesiz sudan bahanelerle cezalandırılmışlardı.

Bu arada sayıları 300 kadar olan meslektaşlarımız aldıkları cezaya ek olarak tart edilip ordu ile ilişkisi kesildi. Eyleme katılanlar fişlendi. Sürgün tarzındaki tayinler, hak etmedikleri sicillerle görevde ve bilahare emekliliklerinde acılar yaşadılar.

1975 yılında çıkan iş gücü, iş riski kararnamesindeki kabul edilemez haksızlık, hukuksuzluk bardağı taşıran son damla oldu, daha önceden haksızlıklar karşısındaki  isyanı dayanılmaz noktaya gelen büyük garnizonlarda görevli olup kısa sürede örgütlenen assubaylar  8-9 Ocak 1975 yılında işi bırakma, göreve gelmeme, işi yavaşlatma eyleminde bulundular. Ne yazık ki bu onurlu eyleme yine içimizden bazıları ihanet etti...

70'li yılların antidemokratik ortamında assubaylar haklarını gasp eden zihniyet tarafından ahlak ve vicdan sınırları dışında “eşlerinin etekleri altına gizlenen Mao’nun askerleri” benzetilme talihsizliğini yaşadılar. Hiç bir hukuk normunun kabul edemeyeceği cezalar alarak görevin aksatılmaması için de cezaları vardiya usulü ile çektirildi; Çünkü biliyorlardı ki assubayların hepsini ihraç etmek, ya da aynı anda cezaevlerine doldurmak orduyu kilitleyecek, o çok adil (!) komutanlar köşklerinden mesaiye bile gelemeyeceklerdi...

Eylemler sonucunda nispeten küçük iyileştirmeler yapılıyor izlenimi verilse de  her kurum kendi personelini koruyup kollarken TSK. assubaylarına ön yargılarla sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara devam etti. Ardından 1980 ihtilalinin baskıları geldi  assubaylar susturuldu...

2005 yılında iletişim çağının sağladığı imkanlarla  emeğe saygısızların mangalcı başı, ne emekmiş yahu diyerek  suçlama ahlaksızlığını gösterdikleri  özverili meslektaşlarımız ilk kez İzmir bölge toplantıları ile bir araya geldiler, ardından internet üzerinden birleşip yeniden mücadele ateşini yaktılar; Mynet mesaj gurubundan sonra assubayların sesi ve mücadelenin kalesi olacak www.emekliassubaylar.org sitesi kuruldu.

Bu site yönetimi ve üyeleri aidat, gayrimenkul, lokal  gelirleri, ödenekleri, binası, sekreteri her şeyden önemlisi tüzel kişilikleri olmamasına rağmen kendi aralarında topladıkları mütevazi bütçe ile Cumhuriyet tarihinde ilk kez  SABAH gazetesine haksızlıklarını, mücadele kararlılıklarını belirten bir ilan verdiler. Birçok ulusal gazetede günlerce süren yazı dizileri, söyleşiler, makaleler yayınlanmasını, yürekli, insan onuruna saygısı olan yazarların bizlere destek vermesini, protesto yürüyüşü organizasyonu, haklarımızla ilgili AİHM AYİM ve diğer yargı kurumlarında haklarımız onurumuz ile ilgili kişisel davaların açılmasını, o zamanın TEMAD yönetiminin haberdar olmadığı derecemiz, kadememiz kısacası haklarımız konusunda bilinçlenmesini sağlayıp binlerce kişinin katıldığı  genelkurmay, kuvvet komutanlıklar, bakanlıklar, milletvekilleri ve basına ulaştırılan uğradığımız haksızlıklarımızı dile getiren metinleri içeren mail kampanyaları yaptılar.

TEK YÜREK grubu ile işlevi olmayan TEMAD yönetiminin değişmesi için YENİ OLUŞUM grubunun kurulmasını sağlayarak akabinde Sn.Keser ve ekibini bu toplumla tanıştırdılar seçilmesine ve temsilcimiz  TEMAD'a maddi ve manevi desteğin verilmesine öncülük ettiler.

Tüm bu çalışmalarda emeği olanlar takdir beklentisi içinde olmadan kendilerine ve mesleklerine saygının gereğini yerine getirdiler.

Sn. Keser ve yönetimine TEMAD tarihinin en büyük maddi ve manevi desteği verildi. Yönetimin bir işareti ile bu fedakar zümre bölge toplantılarına, mitinglere koştu, her türlü eyleme hazır olduğunu deklare etti, teşkilatlara danışılmadan illegal örgütlerin tercihi ve uygulanması imkansız olan ÖLÜM ORUCU eylemine bile destek verdi; Bu yönetim strateji hataları, kişisel hesaplarla yaşanan başarısızlıklarının, olumsuzluklarının sorgulanmasını önlemek gündem değiştirmek adına görevlendirilip bilahare ödüllendirdikleri kişilerin de katkısı ile yine TEMAD tarihihin en büyük umutsuzluğuna ve assubayların birbirine tahammülsüzlüğüne  neden oldular...

Bizler bu yönetimden mucize beklemedik; tek beklentimiz üyesine saygılı, şeffaf, katılımcı ve özverili bir yönetimdi bu bizim hakkımız olduğu kadar Yasa, TÜZÜK ve Sn.Keser’in  yeni oluşum adına seçilirken verdiği vaatlerin gereği idi.

TEMAD tüzüğünde derneğin amaçları bölümünde özetle;

*Ekonomik yaşam koşullarını yükseltmek bakımından gerekli yasal çalışmaları yapar,konuyu ilgili makamlarda takip eder sonucu üyelerine duyurur.

*Üyelerin sosyal,kültürel ve hukuki ihtiyaçlarını karşılar.

*TEMAD Atatürk devrim ve ilkelerinin sürekli savunucusudur Sosyal-kültürel konferans ve seminerler düzenler .

Sayın Ahmet KESER TÜZÜK’teki görevlerini  ve aşağıdaki vaatlerinin hangisini gerçekleştirmiştir? 

Genelkurmay bizim sorunlarımızın da, çözümünün de kaynağıdır. TV programlarında sunucuların "biz de astsubay çocuğuyuz sıkıntılarınızdan adaletsizliklerden örnekler verin" ısrarına rağmen kimse, bir üniforması kefen olan assubayların büro memuru statüsünde ve ilk okul mezunu 20 yıl hizmeti olan KİT işçi emeklisinden daha az emekli maaşı aldığını duymamış bu konuda kamuoyunun desteği ne yazık ki heba edilmiştir. 

Hiç bir derdimize derman olmayacak GÜZİN PAŞA - ŞEZLONG ALBAYI - REZERVE PAŞA - GENELKURMAY LAĞV EDİLMELİDİR çıkışları ile hakkınızı sokakta aramayın sorunlarınızı bire bir müzakere ederek çözeceğiz sözü veren genelkurmay ile diyaloğu sonlandırmış hiçbir çalışmaya müdahil olamamıştır; Bunun yanı sıra ihraçlar, şube kapatma yetkisi, destek için gönderilen milyonların nereye harcandığının şeffafca açıklanmaması, yandaşlara sağlanan imkanlar, tepki çeken kişilerin yönetime alınması gibi olumsuzluklar yaşanmaktadır. 

Bu olumsuzlukların tekrarını önlemek, yaşananlardan ders almak yeni bir mücadele stratejisi ile dağılan birliği sağlamak için yapılan haklı eleştiriler TEMAD yönetimin öz eleştirisini sağlamamış,  seçimlerden aylar geçmesine rağmen olumlu tek bir adım atılmamış yine seçim öncesi gibi umutla beklenen iyileştirmelerde sansasyonel haberlerle toplum uyutulmaya çalışılmaktadır, Sosyal medya'ya  ayni taktiklerle yapıcı eleştirileri TEMAD’a zarar veriyor algısı yaratmak için görevlendirilen yeni Aktrol’lar sürülmüştür...

TEMAD hepimizin derneğidir; hiçbir mecburiyeti olmadan derneğine gönüllü katkı verenlerin art niyeti olamaz.

Bizler, bu yönetimden tesadüfen elde edilecek başarıları sahiplenip riyakarların alkışlaması için destek vermedik.

Eleştiriye tahammülsüz, emeğe saygısız olanların “Ben sizden sorunları çözmek için değil sizi temsil etmek için yetki aldım” diyerek benden daha fazlasını beklemeyin diyen bir genel başkanın amigoluğunu yapmak yerine  Sn.Keser’in vaatlerinin ve TÜZÜK'teki amaçların hangisinin gerçekleştirildiğini vicdanlarında sorgulamaları gerekiyor. Yanıtlarını bize değil aynaya bakarak kendilerine versinler, inanıyorum ki kendilerinin cesaret edemediği  olumsuzlukları  dile getirenleri  sistemin gereği destekleyemeseler de gönülden teşekkür edeceklerdir.

Olumsuzlukları yok saymak yeni olumsuzluklara davetiye, kişinin kendisine ve mesleğine saygısızlıktır...

Bizler yıllardır tahakküme varan haksızlıklara tabi tutulduk, onurlu mücadelemizde başarı ancak birlik beraberlik ve mücadelenin kişiselleştirilmemesi ile sağlanır,

Örgütlü mücadelenin en kırılgan noktası olan umutsuzluk başlamıştır; Başta TEMAD yönetimi olmak üzere herkesin yaşananlardan ders alması özellikle de birbirine tahammül ve saygı göstererek düşüncelerini açıklaması olmazsa olmazımızdır. Eleştiriye donanımsız ve saklayacak olumsuzlukları olanlar tahammül edemez, eğer eleştirilmiyorsanız sizden umut kesilmiştir; Nitekim bakın çevrenize birçok mücadele gönüllüsü küsüp ayrıldı kamplaşmalar, umutsuzluklar, tahammülsüzlükler başladı biz bu şekilde başarabilirmiyiz?

Her assubayın mücadeleye destek, başarıyı alkışlamak kadar olumsuzlukları eleştirme hakkı vardır.  Adaletin gerçekleşeceği huzur dolu günler diliyorum.


SAYINAHMET KESER'İN SEÇİLMEDEN ÖNCEKİ VAATLERİ

1. Birinci önceliğimiz; Yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır.

  • a. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.
  • b. Gerektiğinde meslektaşlarımız ve kamuoyunun desteği alınarak kararlılık ve güç gösterisi olacak yürüyüş, gösteri ve her türlü eylemleri yapacak ve bu eylemlere sonuç alınıncaya kadar kararlılıkla devam edilecektir.

2. İkinci önceliğimiz; TEMAD, İl, İlçe Başkanlıkları ve üyelerinin de katılımını sağlayacak demokratik bir yönetim anlayışıyla yeniden yapılandırılacaktır. Bu maksatla yapmak istediklerimizden bazıları şunlardır,

  • a. Bu yapılanma için öncelikle gerekli olan tüzük değişikliği geniş katılımlı olarak yapılacaktır.
  • b. Ankara’da İl ve İlçe örgütleri kurulma çalışmaları yapılacak, gerekli görülen yerlerde de temsilcilikler açılarak, tabanla bütünleşme hareketi başlatılacak derneğin üye sayısı ve etkinlikleri artırılacaktır.
  • c. TEMAD’ ın ekonomik bağımsızlığına imkân verecek şekilde yeniden düzenlemeler yapılacaktır.
  • d. TEMAD yönetimi de yeniden yapılandırılacak, öncelikle danışma kurulu sistemi oluşturulacaktır.
  • e. Genel Merkezde bazı kurullar oluşturulacaktır bunlar; Yüksek Danışma Kurulu, Hukuk Müşavirliği (AB, AİHM, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, Askeri Hukuk konularına hakim hukukçulardan oluşacak) Siyasi danışma kurulu, gibi kurullar oluşturulacaktır.
  • f. İl ve İlçe Başkanlıkları ile TEMAD yönetimi “Telekonferans sistemi” ile ortak toplantılar düzenleyerek “Katılımcı Yönetim” uygulaması yapılacaktır.
  • g. Emekli Astsb.ların dernek kurma çoğunluğuna ulaşamadığı şehirlerde, şube yerine temsilcilikler açılacaktır.
  • h. Komisyonlar kurulacak ve etkin olarak çalışmaları sağlanacaktır. (Başlıca komisyonlarımız, Kuvvet Komutanlıkları, AR-GE, TBMM irtibat, Basın, Basın izleme Halkla ilişkiler, Sağlık, Kadınlar, Gençlik, Sosyal işler ve İş bulma, Burs ve yurt temini ve benzeri.)
  • i. Üyelerin ihtiyaç sahibi öğrenci çocuklarına; burs ve yurt temin edilmeye çalışılacaktır. Yaşlı üyelerimizin bakımı için gerekli olan bakımevleri açılacak veya anlaşmalar sağlanacaktır.
  • j. Ticari işletmeler ve tüketim kooperatifleri açılarak derneğin maddi gücünün artırılmasının yanında emekli personelimize de istihdam sağlanacaktır.
  • k. Seçilen yöneticilerin profesyonel eğitim kurumlarından; Siyaset, Hukuk, STK, Teşkilatlanma, Ekonomi, İletişim, Halkla ilişkiler, Yönetim ve Organizasyon vb. konularda eğitim almaları sağlanacaktır.
  • l. Genel Merkez üyelerini ve kamuoyunu aydınlatmak maksadıyla konusunda uzman konuşmacıların katılımıyla bilimsel toplantılar ve sempozyumlar düzenleyecektir.
  • m. Mevcut askeri yasaların meslektaşlarımızın aleyhine oluşturduğu insan haklarını ihlal eden kişi hak ve hürriyetlerini tehdit eden maddeleri ile ilgili çalışmalar yapılarak yeni kanunlar yapılması talepleri yetkili kurumlara yapılacaktır.

3. Bu projelerimizle beraber yapmayı planladığımız diğer projelimiz ise şunlardır.

  • a. Askeri birliklerin yoğun olduğu İl ve İlçelerde AYİM, İç Hizmet Kanunu, Askeri Ceza ve Disiplin Mahkemeleri Kanunu ve Askeri yönetmelikler konularına hakim avukatlarla sözleşmeler yapılacak, meslektaşlarımıza hukuk desteği sağlanacaktır. Bu anlaşmalı avukatlar İl ve ilçe Başkanlıkları ile irtibatlı olacak hukuki bilgi desteği konusunda genel merkez hukuk kuruluna bağlı çalışacaktır.
  • b. Üyelikten çıkartılanların (Yürürlükteki kanunlar gereği dernek üyesi olamayacaklar hariç ) tekrar üye olmaları sağlanacaktır.
  • c. Müstafi durumda bulananlar ile öncelikle 1974 ve 1975’li yıllarda meslekten ihraç edilen meslektaşlarımızın üye olabilmeleri için gerekli çalışmalar yapılacaktır.
  • d. Üyelerimizin eş ve çocuklarını da kapsayan gizlilik prensibine uygun olarak bilgi bankası oluşturulacak, üyelerin ihtiyacı olduğunda irtibata geçilecektir (Örnek; Hastalık, Cenaze veya acil kan ihtiyacında destek sağlanması gibi)
  • e. Üyelerin ailelerinin kaynaşması için zaman zaman etkinlikler yapılacak (sohbet toplantıları, eğlence, gezi, yemek... gibi)
  • f. Emekli Astsubaylar İşadamları Derneği kurulması için gerekli alt yapı ve çalışmaları yapılacaktır.
  • g. Genel ve yerel seçimlerde parti ayrımı gözetmeksizin aday olacak arkadaşlarımızın ihtiyaç duyabileceği desteğin verilmesi sağlanacaktır.
  • h. MSB yardımları, Devlet yardımları ve AB yardımları gibi olanaklarından yararlanmak için projeler hazırlanıp destekler talep edilecektir.

Bu projelere ilave olarak TEMAD Genel Merkezinde oluşturulacak AR-GE komisyonunda üyelerden gelecek olan tüm teklifler değerlendirilecektir.

Yapılan her türlü çalışma kamuoyu ile paylaşılarak tüm meslektaşlarımızın bilgilendirilmesi sağlanacaktır.

Ahmet KESER
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Assubaylar günü kutlu olsun. Huzurun adaletin hakim olacağı nice kutlamalar diliyoruz. http://www.emekliassubaylar.org/k2-kategoriler/item/3408-assubaylar-gunu-ku tlu-olsun
Pazar, 17 Ekim 2021
Ersen Gürpınar
Bugün KRT televizyonu haber proğramında haklarımızla ilgili aşağıdaki mesajım yayınlandı haklarımızı verilen sözleri heryerde hatırlatmakta yarar var özellikle de Cumhurbaşkanı dahil tüm yazar,toplumun saygı duyduğu kanaat önderleri ve ilgililerin takip edip paylaşım yaptığı Twitter bunun için bir fırsattır. Bilgilerinize [B] "Bir emirle ölüme gönderilen k...
Çarşamba, 13 Ekim 2021
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) kurucularından değerli büyüğümüz Sn. Mehmet DARAGENLİ'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntü ile öğrendik. Ailesine, yakınlarına ve Assubay toplumuna baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Ișıklar içinde uyusun yüreği güzel insan.
Pazartesi, 04 Ekim 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ