KONUK YAZAR

 

Diğerleri bir yana, Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’nün resmi web sitesi güncel verilerine göre dünyada yaklaşık 5 milyon 635 bin kayıtlı Suriyeli göçmen bulunuyor. İçişleri Bakanlığı verileri ise bu rakamın 3 milyon 614 bini Türkiye’de yaşıyor.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Sözün kısası Türkiye, en çok sığınmacı ağırlayan ülke konumunda. Türkiye'nin ardından sırasıyla Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır geliyor.

Dünyada ise sadece Almanya önderliğinde A.B, sorunun kendisine mümkün olduğunca az bulaşması endişesiyle finansal açıdan “seçilmiş proje” bazında destek veriyor.

Avrupa Komisyonu, 29 Kasım 2015’de düzenlenen Türkiye-AB Zirvesinde, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için fon sağlayacağını taahhüt etmişti. Türkiye’deki Suriyelilerin desteklenmesine yönelik mali yardım programı (FRIT) kapsamında kurulan fona toplam 6 milyar euro tahsis edildi.. İlk 3 milyar euronun tamamı projelere bağlandı ve 2 milyar 71 milyon 816 bin eurosu Türkiye’ye ödendi. İkinci 3 milyar euronun ise 450 milyon euroluk kısmı projelere bağlanmış olup şimdiye kadar 149 milyon 767 bin euroluk kısmı ödendi. Kalan miktarlar 2019, 2020 ve 2021 yıllarında ödenmeye devam edecek. (https://multeciler.org.tr/avrupa-birliginden-3-milyar-euro-geldi-mi/Güncelleme 15 Nisan 2019)

Suriyelilerin Türkiye’deki Hukuki Statüsü

Türkiye, 1951 tarihli Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden biri. Ancak sözleşme kapsamında Türkiye’nin koyduğu bir çekince (coğrafi sınırlama şerhi) mevcut. Bu coğrafi çekinceye göre Türkiye, sadece Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü verirken Avrupa ülkeleri dışından gelen sığınmacılara "geçici sığınmacı" statüsü tanıyor. 
Kısaca, Suriyeli göçmenler konusunda açık kapı politikası izleyen Türkiye’nin, Suriyeli sığınmacılara sadece “geçici koruma” sağlaması gerekiyor.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün güncel verilerine göre, Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacılardan 109 bin 262’si, sadece %3’ü Geçici Barınma Merkezleri ya da kamplarında yaşıyor.

Geçici Koruma Kapsamında kamplarda yaşayan Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun yaşadığı il %80,61 ile Kilis. Kilis’i %26,56 ile Hatay, %21,58 ile Gaziantep ve %21,37 ile Şanlıurfa izliyor.

 

Geçici Koruma statüsüne rağmen kentlere göç eden sığınmacılar ve ortaya çıkan sorunlar:

 

3 milyon 613 bin 644 sığınmacı önemli kentlerimize yığışarak, yaşam mücadelesi veriyor.

İstanbul, sahip olduğu Suriyeli sığınmacı sayısı ile birinci sırada… İçişleri Bakanlığının  verilerine göre, İstanbul’da 546 bin 296 Suriyeli yaşıyor. Sığınmacı sayısı sıralamasında İstanbul'u takip eden iller sırasıyla Gaziantep, Şanlı Urfa, Hatay, Adana, Mersin, Bursa, İzmir, Kilis ve Konya.

Sonuç:

*Başta İstanbul olmak üzere önemli kentlerimizin demografik kompozisyonu ciddi biçimde değişiyor.

*Kilis gibi bazı kentlerde oluşan sığınmacı nüfusun çoğunluk haline gelmesi süreci, sığınmacıların görece yüksek nüfus artış oranı göz önünde tutulduğunda diğer bazı kentleri de etkileyecek gibi gözüküyor.

*Bu durumun kentlerde asayiş sorunlarına yol açması kaçınılmaz.

*Ayrıca, bu yığışımın kent planlaması, çevre açısından sorunlar yaratarak kentlerimizin insanca yaşanabilir hale getirilmesi çabalarını sekteye uğratacağı da çok açık…

Sığınmacı Suriyelilerin yol açtığı demografik değişim:

Türkiye geneline baktığımızda geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayısının Türkiye nüfusuna oranı %4,5.

Kasım 2018 itibariyle son 8 yılda Türkiyede doğan bebek sayısının 405 bin 521’e ulaştığı söyleniyor  0-4 yaş arası bebek sayısı 520.000… Nufus artış hızı yerli nüfus arış hızının 2 katını aşıyor…

Bu nüfusun hemen hemen yarısı 0-18 yaş aralığında, eğitim çağında bulunuyor.

 Sonuç:

*Bu rakamlar, sığınmacılar, geri gönderilmedikleri takdirde ülkede ciddi bir eğitim, öğrenim ve uyum süreci gerektiren yeni bir etnik grubun oluşacağını gösteriyor.

**Bu gruba kamu hizmet ve tercihlerinde ayrıcalıklar sağlanması durumunda ise bu sürecin ve bu meyanda, o bölgeden gelen şehitlere rağmen, kentlerde yaşayan sığınmacıların taşkınlıklarının  sosyo-psikolojik tepkilere yol açması kaçınılmazdır

Sosyoekonomik Yapı Üzerine Etkileri:

Sığınmacı Suriyelilerin % 60’ı ını, 2 milyon 145bin kişi ile Aktif-Çalışabilir nüfus oluşturuyor.

Ticaret Bakanlığı 31 Mart 2019 tarihi itibariyle Türkiye’de geçerli çalışma izni bulunan Suriyeli sayısının 31 bin 185 olduğunu,  26 Şubat 2019 tarihi itibariyle en az bir ortağı Suriye uyruklu olan şirket sayısının 15 bin 159 olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı Verilen Suriyeli Sayısı İçişleri Bakanlığına göre, bugüne kadar 79 bin 820.  

Ülkesine Dönen Suriyeli Sığınmacı Sayısı ise sadece 329 bin…

Sonuç:

*2 milyon üzerindeki çalışabilir sığınmacı nüfusun, işsiz sayısının geniş işsizlik tanımına göre 8.5 milyona, resmi issizlik rakamlarına 4 milyona, işsizlik oranının OECD rekoru kırarak %15’lere ulaştığı, her 3-4 gençten birinin işsiz olduğu bir ülkenin ve halkının sosyoekonomik ve sosyopsikolojik yapısı üzerinde yaratacağı etki ve tepkiyi okurun takdirlerine bırakıyorum.

*Öte yandan 2 milyonun üzerindeki çalışabilir sığınmacı nüfusun sadece 31bininin çalışma belgesi olması, büyük ölçüde düşük ücretle kayıt dışı çalışmaya kapıları açınca düşük ücretlerle çalışmaya amade “yedek sanayi ordusu” ülkede zaten düşük olan genel ücretler düzeyinin daha da düşürülebilmesine yol açacağı anlaşılabilir bir şeydir… 

Kıssadan hisse mi? Ayranım yok içmeye, tahtı revanla giderim…

Dr.Noyan UMRUK 

 

"Mussolini çok konuşuyor Taranta Babu, çok korktuğu için çok konuşuyor" diyordu  Nazım Hikmet...

52 yıl önce Haziran ayında kaybetmiştik koca Nazım’ı… Bir vasiyeti vardı bizlere:

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü, 
ölürsem kurtuluştan önce yani, 
alıp götürün 
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni. 
Hasan beyin vurdurduğu 
ırgat Osman yatsın bir yanımda 
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp 
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda. 
Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın, 
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, 
tarlalar orta malı, kanallarda su, 
ne kuraklık, ne candarma korkusu. 
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz, 
toprağın altında yatar upuzun, 
çürür kara dallar gibi ölüler, 
toprağın altında sağır, kör, dilsiz. 
Ama bu türküleri söylemişim ben 
daha onlar düzülmeden, 
duymuşum yanık benzin kokusunu 
traktörlerin resmi bile çizilmeden. 
Benim sessiz komşulara gelince, 
şehit Ayşe'yle ırgat Osman 
çektiler büyük hasreti sağlıklarında 
belki de farkında bile olmadan. 
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, 
- öyle gibi de görünüyor - 
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni 
ve de uyarına gelirse, 
tepemde bir de çınar olursa 
taş maş da istemez hani…/1953, 27 Nisan,Barviha Sanatoryumu
Vasiyetini yerine getiremedik…

Oysa ne acılar çekmiş, neler neler söylemişti şair bizler için;
Bugün pazar. 
Bugün bizi ilk defa güneşe çıkardılar. 
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün 
Bu kadar benden uzak 
Bu kadar mavi 
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak 
Kımıldamadan durdum. 
Sonra saygıyla toprağa oturdum, 
Dayadım sırtımı duvara. 
Bu anda ne düşmek dalgalara, 
Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. 
Toprak, güneş ve ben... 
Bahtiyarım...

Evet, yarın Pazar… Yarın, bizleri, birincisinde, yozlaştırılan kurumlardan bu kez de YSK’ı kullanılarak mızıkçılık ettikleri için ikinci seçimde siyasi irademizi belirlemek için topluca sokağa çıkaracaklar…

Ama Nazıma kulak vermek lazım sokağa çıkarken… Akrep, midye ya da serçe gibi olmamak için…

Akrep gibisin kardeşim, 
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
Serçe gibisin kardeşim, 
Serçenin telaşı içindesin. 
Midye gibisin kardeşim, 
Midye gibi kapalı, rahat. 
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
Bir değil, 
Beş değil, 
Yüz milyonlarlasın maalesef. 
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
Hani şu derya içre olup 
Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. 
Ve bu dünyada, bu zulüm 
Senin sayende. 
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
Kabahat senin,
Demeğe de dilim varmıyor ama
Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Onun için en azından sandığı küçümsememek gerekiyor… Sandığa gitmek, gittiğimizde sağduyu ile aklımızı kullanmak ve de sandığa sahip çıkmak gerekiyor… Aksi takdirde şikâyet etmeye hakkımız kalmıyor…
Aslında sene de bir gün değil, her Allahın günü sahip çıkmak gerekiyor ülkeye…

Çünki bu memleket bizim…

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür 
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

Bu özlemleri gidermek, bir ağaç gibi tek ve hür ve de bir orman gibi kardeşçesine yaşayabilmek için geçtiğimiz yılların yanlışlarını, sahip çıkmamız, sarılmamız gereken doğrularımızı anımsayarak, içine düşürüldüğümüz ağır ve ciddi sorunlar labirentinden ortak aklın kılavuzluğuyla çıkabilmemiz için bari bu kez Nazım’ın yukarıdaki dizelerinde yer alan vasiyetlerini yerine getirebilsek…

Davazlı deyyo ki:"Ha babam de babam sandığa gidiyoz emme o sandıktan bi tüülü demokıraasi cıgarameyyos be daayı... Baari bu sefer cıgarabiliveesek deyyon hani..." Doğru söze ne denir...

Öte yandan “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir” diye başlayan, İstanbul’daki Saray’ın sorumluluğunu yerine getirmediğini belirten, bu gün 100. Yılını idrak edeceğimiz Amasya Tamiminde Atatürk, engin öngörüsüyle “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” demişti…

Umarız ve dileriz; bu seçimin de artık “milletin azim ve kararı” ile adil bir biçimde sonuçlanması,  büyük ölçüde, Cumhuriyet kurumlarının zafiyete uğratılması ve kaale alınmaması sonucu yapılan ciddi ve büyük siyasi hatalardan doğan

*S-400, F-35 gibi ülkenin ABD ile Rusya arasında sıkışıp kalması,

*Ciddi işsizlik ve son derece adaletsiz gelir dağılımını büyüten ekonomik kriz,

*Sosyoekonomik dengeleri de derinden sarsan başta Suriye sorunu olmak üzere çevremizde ve dünyada gittikçe kötüye giden uluslararası ilişkiler sürecimiz,

*Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege sorunları vb. sorunlar labirentinde çırpınan Türkiye’nin İstanbul’dan büyük olduğunu bizlere anımsatır ve de artık bu sorunların çözümlenmesi için hızlı adımlar atılmasına yol açar…   

Dr.Noyan UMRUK 

Terör örgütü ''Irak İslam Şam Devleti''(İŞİD) ve diğer Selefi-Vahabi terör örgütlerinin başta Iark olmak üzere diğer İslam ülkelerinde terör eylemlerine girişip, masum sivilleri katletmeye, kentleri ve köy yerlerini tahrip edip bölgeleri terörize etmeye başlamasıyla birlikte bu cani çetelere karşı ülkelerin güvenlik güçleri ve orduları karşı koymaya başladılar. Ordu ve güvenlik güçleri bir çok nedenden dolayı söz konusu terör örgütleriyle mücadelede yetersiz kalınca devreye gönüllü milis güçleri girdi. Irakta gönüllü gruplar bir araya gelerek ''Haşd El Şabi'' adında bir milis gücü oluşturdular. Gönüllü birlikler anlamına gelen Haşd El Şabi gücü kısa sürede tekfirci teröristlerle mücadele eden en önemli birliğe dönüştü.

Bildiğimiz gibi Irak'ta çarşılar, camiler, türbeler, köprüler, fabrikalar, atölyeler, enerji santralleri, barajlar, tarihi kalıntılar, müzeler, anıtlar ve eski yapılar, askerler, siviller yani bütün Iraklılar bu teröristlerin hedefi haline geldiler.

Paramiliter bir örgüt konumunda bulunan Haşdi Şabi, Irak devleti emrinde ordu ve güvenlik güçlerinin yardımına koşan bir birlik olarak ortaya çıkmıştır. Irak'ta İŞİD varlığı tehlikeli bir duruma yaklaşıp başta ülkenin en önemli ikinci kenti olan Musul’un işgal edilmesi  ile tehlikenin ne denli büyük olduğu anlaşılmış ve bu ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit etmeye başlaması ile birlikte Irak halkı topyekün bu terör örgütlerine karşı mücadele etmeye başlamışlardır. Esasen daha önceden kutsal Necef kentinde bulunan dini otoriteler İŞİD'e karşı cihad fetvası yayınlamışlardır.

Haşdi El Şabi'nin çekirdeğini oluşturan Şii ve Sünni Araplar bu fetvalardan sonra birlikteliklerini güçlendirmişlerdir. Özellikle Selahaddin, Neyneva ve El Anbar illerinin İŞİD tarafından işgale uğramasından sonra binlerce Müslümanın yanı sıra bölgedeki aşiretler ve Hristiyan, Türkmen ve Kürtler kısa sürede Haşdi Şabi'ye katıldılar.

Haşdi Şabinin misyonu: Iraklı büyük şii din adamı ve fetva makamı Ayetullah Seyid Ali SİSDANİ Haşdi Şabi'nin kurucu manevi lideri olarak yirmi maddelik bir deklarasyon ile Haşdi Şabi’nin önceliklerini şöyle açıklamıştır:

Haşdi El Şabi mensuplarının İslami değerlere bağlı olarak esir düşen İŞİD ailelerine insanca muamele etmeleri, özellikle kadınlar ve çocuklara iyi davranmaları, gerekli olmadığı sürece ağaçları kesmemelerini öngörmüştür. Aynı şekilde Müslüman olmayanlara karşı da her türlü saldırganlıktan uzak olmaları tavsiye etmiştir. Bazı uzmanlar Haşd Şahabiyi Amerikadaki Navy SEAL birliğine, Rusya’nın ALFA(AİBHA) ve Avusturya’nın İCO KIBRAY birliklerine benzetmektedirler.

HAŞD ŞABİ İLE İLGİLİ TEKNİK BİLGİLER VE SÖZLÜK ANLAMI: Arapça da Haşd grup cemaat veya cemiyet anlamındadır. Şab ise ortak değerlere sahip grup anlamına geliyor. Günümüzde ise Haşdlı Şabi gönüllü birlikler olarak kullanılmaktadır.

Kuruluş sebebi: Irak Şam İslam Devleti (İŞİD) terör örgütü 2013 yılında kuruldu. Bu terör örgütü 9 Haziran 2014 yılında Irak’a saldırıp ülkenin en önemli ikinci büyük kenti olan Musul’u işgal etti. Ardından Irak'taki kutsal mekanlara saldırdı. Öncelikle bu terör örgütü Yunus peygamber, Cercis peygamber, Heys peygamber ve kutsal Kufe kentinin yanındaki Yahya Bin Zeyd Türbesini havaya uçurdu. Bu durumda Irak hükümeti ordunun yanı sıra halkı da örgütleyecek Haşdlı Şabi'nin kurulmasına karar verildi.

Kurul Aşaması: Örgütün kurulması 3 aşamada gerçekleşmiştir.

1 Aşama: Irak’ın o dönemdeki Başbakanı ve Silahlı kuvvetler başkomutanı olan Nuri El Maliki, Irak’ın bütünlüğünü korumak ve İŞİD terör örgütünün başkent Bağdat’a saldırısını önlemek amacıyla Haşd’ı Şabi’nin kuruluşunu yayınladı.
2 Aşama: Irak Şiilerinin dini lideri Ayetullah Ali Siyistani’nin fetvası: Haşdı Şabi’nin kurulmasından 3 ay sonra Ayetullah Siyistan’i yayınladığı fetva ile İŞİD’e karşı cihad çağrısında bulundu ve halkı Haşdı Şabiye katılarak direnişe davet edince örgüt önemli bir meşuriyet kazandı.
3.Aşama: Yasal meşuriyet 2015 yılında Irak bakanlar kurulu Haşdı Şabi’nin kuruluşunu onayladı. Başbakanlığa bağlı olan bu direniş örgütü Irak Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olarak Irak devleti ve parlamentosu emrinde görev yapacağını ilgili tüm bakanlıklar ve devlet dairelerinin örgüte her türlü yardımı yapmaları gerektiğini söyledi.

Haşlı Şabi’nin oluşturan Güçler: Tahminen bu ordu 50 civarında büyüklü küçüklü örgütten oluşmaktadır. Kuşkusuz bu gruplar içerisinde en önemlileri Esaip Ehl El Hak, Seraya Telie El Hurasani, Ketaip Seyit El Şüheda, Hereke Hizbullah El Necba'dır.

Haşlı Şabi İçerisinde bulunan bazı silahlı gruplar ;

  • Bedir Tugayları
  • Ehlil Hak Tugayları
  • Ketaibi Hizbullah
  • Gevvat Guvvat El Şehid El Sadr
  • Hareket El Neciba
  • Saray-el İslam
  • Saray-el Cevad
  • Liva Ali Aliekber
  • Seriya El etebat
  • Ketaip Seyi El Şehade
  • Ketaip El Teyyar El Risali
  • Ketaip El Tiyar El Salih
  • Sıraya El Hurasani Tugayı
  • Sıraya Aşura Tugayı
  • Guvat Vedallah
  • Firgetil Abbas El Gatiliye Tugayı

Haşd Şabiyi oluşturan birliklerin mezhepsel yapısı: Haşdlı Şabi oluşurken başta Suudi Arabistan ve bazı diğer ülkeler bu ordunun Şii inancına mensup militanlardan oluştuğunu ve Irak'taki Sunnileri hedef aldığını böylece Irak'ta Sunnileri yok etmeye yönelik projenin parçası olduğu tezini ortaya attılar. Oysa ki araştırmalara göre bu orduyu oluşturan milis birlikler ve komuta kademelerinde önemli oranda sünni meshebine mensup komutanların olduğu bilinmektedir. Irak çok etnik ve mezhepsel bir yapıya sahiptir. Araplar, Kürtler, Türkmenler, İzediler, Şiiler, Sünniler, Hristiyanlar, Süryaniler ve başka birçok unsurdan oluşan bir ülkedir.

Sünni mezhebine mensup Haşdlı Şabi birlikleri:

  • Amiriye el semudu ordusu komutanı Albay Hamiş el Eysavi
  • Der El Felluce ordusu komutanı albay macıd el Muhammedi
  • Nehut el neşami tugayı komutanı Şeyh Rafi El Fehdavi
  • El Nevadır tugayı komutanı Şeyh Abdurrahim el Şemeri
  • Beyrak El Irak(Haşd el Sbeavi) tugayı komutanı Şeyh Migdat Fares El Abdulah El Sbeavi
  • Ehrar el Fırat tugay komutanı el cefreyfi
  • Der El cezire tugayı komutanı Albay Mezher El Bylavi
  • Kuzey el Remadi aşireteri birlikleri komutanı General Tarık El Esel
  • Neyneva eyaleti el cebur aşiretleri birliği komutanı Muhammed el Ceburi
  • El Tahi birliği komutanı Yasin Hüseyin El Mesleh El Ceburi
  • El Tenaya birliği komutanı Şeyh Hamut El Meyah
  • Abu Temehe grubu komutanı mehdi Salih el ceburi
  • Selahattin ordusu komutanı Eşem El Sebhan El Ceburi
  • Ehrar El Kereme birliği komutanı Albay Muhammed merzi el cemeyli
  • Serhat El Hak birliği komutanı Albay Cemet El Cemali
  • Haşdlı şabi 30’uncu kol ordusu komutanı abu Abdullah el Fehdavi
  • El Remadi aşiretleri birliği komutanı Albay Ahmet Abdullah El Biyallavi
  • Kereme el felluce kol ordusu komutanı şeyh Cuma feze ali el cumeyli
  • Ebna el Ğerbiye tugayı komutanı Cemal Şehap El Muhellavi
  • Şeyh Ali el nemravi tugayları komutanı Ali Abd Feyh
  • El Haşd el eşairi komutanı Albay Saddam Kerep el sermet
  • Haşdı Cnup(Güney) Musul Tugayı komutanı şeyh nizhan el Seher el Lehibi
  • Ugabani sehrayi El retiye( El Retiye çölü kartalları) tugayı komutanı Şeyh şakir El Ebu Reyşh
  • Haşd el Tahdi Tugayı komutanı Şeyh Metban El Remah
  • Haşdi Aşiretel Cebur komutanı Şeyh Halit El Sebah
  • Haşd eldim el muhamede tugayı komutanı Şeyh Kehlan El Hasud

Kuruluş tarihi: 2014.06.05

Faaliyet Yeri: IRAK

Faaliyet Alanı: Askeri

Elde Ettikleri Bazı Başarılar: Haşdlı Şabi Birlikleri İŞİD Terör Örgütünün Irak’ın kentlerini ele geçirme girişimlerine karşı önemli başarılar elde etmiştir. Örnek olarak Kutsal Samira ve Amerli kentlerinin ablukasını kırmak Cerf El Elseher, Musul, Felluce, Tuzurmatu, Selahaddin ilinin büyük kısmı, Enbar ve birçok ilin teröristlerden temizleme harekatı gösterilebilir. 2015 yılının sonunda Haşdı Şabi kuruluşunun 550. Gününde 19 Irak kentini teröristlerden kurtarmıştır. Günümüzde ise İŞİD vb. terör örgütlerinin Irak topraklarının %95’inden temizlenmesinde Haşdı Şabi’nin çok önemli rolü olmuştur.

Rolü: İŞİD ve benzer selefi-vahabi örgütlerle mücadele
İŞİD üye sayısı: 100.000-2.500.000 arasındadır.
Maaşları: 700.00 Irak dinarı + 125.000 yemek parası
Faaliyet Ettikleri Coğrafya: Irak’ın illeri (Bağdat, Babil, Diyala, Selahattin, El-Embar, El- Curume, Musul, Tusulmatu, Kuzey Irak)
Kullandıkları Silahlar: İran’dan gelen silahlar, Irak Ordusunun verdiği veya Amerikalılardan alınan silahlar.
Komutanlık Yapısı: Bu askeri birlik yasal bir birlik olup Irak devleti ve parlamentosu emrinde Irak Silahlı Kuvvetleri, Irak İstihbaratı ve Irak dini Merceiyete (Fetva Makamı) bağlı olarak çalışmaktadır.
Başkomutanı: Aynı zamanda Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olanı Hayder El İBADİ(95) Haşd Şabi’nin de Başkomutanıdır.

Haşd Şabi’nin Yönetim Kurulu Başkanı: Faleh Feysel Fehet El FEYYAZ (94)

Hayatı;
Faleh El FEYYAZ 1956 Bağdat doğumludur. 1980’li yıllarda Hizb Eldaveh katılmış daha sonra Saddam Hüseyin’in devrilmesi ile Başbakanlığa gelen İbrahim El Caferi’nin danışmanlığını yürütmüştür. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Yardımcı Özel Kalem Müdürlüğünü yürütmüş en son Milli Güvenlik Bakanlığı yapmıştır.

Haşd Şabi İslami Direniş Komutanı: Hacı Abu Mehdi EL Muhendis(93)

Hayatı;
Cemal Cafer İbrahim kod adı Abu Mehdi El Muhendis. 1954 Basra doğumludur. Babası Iraklı, annesi İran asıllıdır. 1977 yılında mühendislik fakültesinden mezun olduktan sonra Hizb Eldaveh Partisine katılmıştır. Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin zamanında Hizb Eldaveh Partisi yasaklanınca Kuveyt’e gitmiş. Kuveytin El Cabiriye kentinden Saddam Hüseyin alehine siyasi faaliyetlerde bulunmuştur. 2003 yılında Irak'da Baas Partisi yönetimi yıkılınca ülkesine dönmüştür.. 2005 yılında Babil ilinin temsilcisi olarak parlamentoya girmiş ama işgalci Amerikalılar tarafından ülkeyi terk etmek zorunda kalıp İran’a gelmiştir. Amerikalıların Irak’ı terk etmesi ile birlikte Irak’a dönmüş halen Haşdı Şabi kuvvetlerinin Başkomutan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Anti-emperyalist birisi olan Abu Mehdi ye göre İŞİD terör örgütünün arkasında Amerikalılar ve Suudi Arabistan bulunmaktadır.

Haşd Şabi’nin sözcüsü ve yönetim kurulu üyesi: Ahmed El Esadi (92)
Haşd Şabi bünyesinde faaliyet gösteren Aşura ve Ensar El Geyde komutanı: Emmar Hekim (91)
Haşd Şabi bünyesinde faaliyet gösteren Bedir Tugaylar komutanı: Hadi El Amiri (90)
Ehlil-hak Tugayı komutanı: Gays El Hazali (89)
El Selam Tugayı komutanı: Mukteda Sadr (88)
İmam Ali Tugayı komutanı: Şabel El Zeydi (87)
Irak Hristiyanları Birliği Genel Başkanı ve Babiliyon Tugayı komutanı: Şeyh Reyyan El Keldani(86)
Hadi Amiri: Bedir Örgütünün Genel Başkanı
Gays Hazeli: Eshaip Ehlil El Hak Teşkilatının Genel Başkanı
Ebucasin Nasiri: Guvat El Şehit Elsedr Örgütünün Başkanı
Ekrem Kebi: Hereket El Neciba İslami Direniş Teşkitanın Başkanı

Kaynak : http://turpav.org/milli-politikalar-enstitusu/guvenlik-teror/hasd-el-sabi-ve-bolgesel-gelismeler.html

Ercan ERTÜRETEN 

 

ÇOK MAHARETLİ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞIMIZ ALEL ACELE HAZIRLADIĞI ASKERLİK KANUNUNU BAYRAMDAN ÖNCE HEMEN ÇIKSIN DA İSTANBULLU GENÇLERDEN SANDIKTA OY ALALIM AKLI İLE MECLİSE GÖNDERİYOR.

EN UFAK BİR ALT YAPI ÇALIŞMASI OLMADAN,

TABANDAKİ SUBAYA ASTSUBAYA, UZMANA SORMADAN,

BİR ANALİZ VE ANKET YAPMADAN.

TESUDA,TEMADA SÖZ HAKKI VERMEDEN. GÖRÜŞ ALMADAN.

GÖSTERMELİK SAKSI ÇİÇEĞİ GİBİ  MSB KOMİSYONUNDA ARKADA OTURTARAK.

YAPTIK MI… ?

YAPTIK.

HAZIR MI ?

HAZIR.

ÇOK İYİ ÇALIŞILDI MI ?

ÇALIŞILDI.

BİR EKSİK VAR MI ?

YOK.

AMA BİR BAKIYORUZ...

ASKERLİK KANUN TEKLİFİNİN HEMEN BAYRAMDAN ÖNCE GÖRÜŞÜLÜP MECLİSTE YASALAŞMASI  İŞİ;

SON DAKİKA BİR PANİK İÇİNDE HOOP  MECLİS GÜNDEMİNDEN ÇIKARTILIP BAYRAM SONRASINA BIRAKILIYOR.

 

NİYE Mİ...?

YÜKÜMLÜ ASKERLİK 6 AYA İNECEK YA...

GEÇTİĞİMİZ 3 GÜN İÇİNDE KIŞLALARDA YÜKÜMLÜ ASKERLERE BİR ANKET YAPTIRILIYOR.

BEKLENTİ KIŞLALARDAKİ  ASKERLERİN EN AZ % 60 LIK KISMININ  6 AYDAN SONRASI YANİ MAAŞ KARŞILIĞI SÖZLEŞMELİ ER STATÜSÜ İÇİN HİÇTE İSTEKLİ OLMADIKLARI ORTAYA ÇIKIYOR.

SADECE % 20 YE YAKIN BİR ORANDA İSTEKLİ ÇIKIYOR.

% 80 ASKERİMİZ 6 AYDAN SONRA “ BEN DURMAM TERHİS OLACAĞIM “ DİYOR.

NEREDE İSE 100 BİN KİŞİLİK BİR AÇIK ORTAYA ÇIKIYOR.

TEKLİF APAR TOPAR MECLİSTE BEKLEMEYE ALINIYOR.

 

ŞİMDİ MİLLİ  SAVUNMA BAKANIMIZ YENİ BİR DÜZENLEME VE DEĞİŞİKLİK ÇALIŞMASI BAŞLATIYOR.

DURUM BU.

TSK NIN GELDİĞİ HAL BU.

KİMSE ORDUDA MAAŞ KARŞILIĞI KALMAK DAHİ İSTEMİYOR.

SİZ 90 SENELİK ASKERE ALMA SİSTEMİNİ, O DERİN SİSTEMİN KAYNAKLARINI,

SUBAY ASTSUBAY ÖĞRENİM VE EĞİTİM SİSTEMİNİ 15 TEMMUZU BAHANE EDİP BİR GÜNDE YOK EDERSENİZ,

YERİNE GELECEK SİSTEMİ BAŞTAN SAVMA, HER AKLA GELEN KANALDAN İKAME EDERSENİZ,

ORDUYU ÇAVUŞLAR ORDUSU YAPARSANIZ..

OLACAĞI BUDUR.

 

PEKİ NE OLACAK ŞİMDİ.

TEPEDEN İNME, CEVAHİRİ KURTARMA YOLUNDA YENİ SİSTEMLER DENENECEK.

MİLLİ EĞİTİMİ 17 SENEDE 6 KEZ YENİ SİSTEMLE ÇORBA ETTİKLERİ GİBİ.

TSK YI DA ÇORBA BİR SİSTEME KURBAN EDECEKLER.

DEVEYE SORMUŞLAR “BOYNUN NİYE HEP EĞRİ.”

HÖRGÜCÜNÜ GÖSTERMİŞ.

“NEREM DOĞRU Kİ”

 

SAYGIMLA

ADNAN FUAT ÖZDEMİR.

MANİFESTO….

SEBEPLERİ ,SONUÇLARI ARTIK ÖNEMSİZ.

NEREDE NE YANLIŞ YAPILDI, KİMLER SUÇLU,KİMLER GÜÇLÜ;

BUNUN ANALİZİNİ, ÖZ ELEŞTİRİSİNİ DE YAPMAK ARTIK ANLAMSIZ.

TEMAD GENEL BAŞKANI NE KADAR DA AÇIKLAMA YAPIP SÜREÇ DEVAM EDİYOR DESE DE,

ASTSUBAYLARIN BAŞLANGIÇ DERECESİ TALEBİ DE TAZMİNAT TALEBİ DE HÜKÜMETİN AJANDASINDAN TAMAMEN ÇIKTI.

ARŞİVE KALKTI.

TEMADA ÜYE OLUNMASINDAN TUTUN DA, BU DERNEĞİN YAŞATILMASINDAN TUTUNDA, MEVCUT YÖNETİM KURULUNUN SEÇİLMESİNDEN TUTUN DA, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLAMASINA KADAR HER ŞEY,

AMA HER ŞEY , TÜM ÇABA VE OLUŞUM;   BİZ EMEKLİLERİN İNSANCA YAŞAMASI İÇİNDİ.

YOKSULLUK VE ADALETSİZLİK BATAKLIĞINDAN KURTULMAK İÇİNDİ.

DEVLETİN TEK HAKİMİ, TEK OTORİTESİ, TEK SESİ, TEK YASA ÜSTÜ İRADESİ, OL DEDİĞİNDE HER ŞEYİ OLDURAN  MUTLAK GÜÇ, YARGI YASAMA YÜRÜTME ERKİ SIFATLI O MUHTEŞEM BAŞKAN SAYIN ERDOĞANIN BİLE 17 YILLIK DÖNEMİNDE “OLSUN, YAPILSIN “DEYİP TE YAPTIRAMADIĞI TEK EMRİ, TALİMATI,DİREKTİFİ DE ASTSUBAYLAR ADINA VERDİĞİ ;

KAYSERİDEN SÖYLEDİĞİ “ GEREĞİ YAPILSIN “ TALİMATI BİR TÜRLÜ YERİNE GETİRİLEMEDİ.

VEYA GETİRİLMESİNDEN VAZGEÇİLDİ.

 ARTIK BİLİYORUZ Kİ, 2023 BAHARINA KADAR BU HÜKÜMETLE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ.

YANİ 4 YIL HAK ADALET  YOK.

4 YIL UMUT YOK , IŞIK YOK.

 

PEKİ ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ.?

4 YIL ORUCA MI YATACAĞIZ, ZİNDAN HAYATI MI YAŞAYACAĞIZ.

HAYIR.

AKIL VARSA, AZİM, HIRS VARSA, İNAT ,CESARET VARSA, BİRLİKTE GÜÇ OLMA ŞANSI VARSA UMUDU TÜKETİP KÜSMEYECEĞİZ.

YOL HARİTASI YAPACAĞIZ. ROTAMIZI ÇİZECEĞİZ, İHANETE UĞRADIĞIMIZ YERDEN YENİDEN BAŞLAYACAĞIZ.

AMA ARTIK DEĞİŞİK YOLDAN YÜRÜYECEĞİZ.

TEMADI KURUM OLARAK TEPE TEPE KULLANACAĞIZ. O BU SINIFIN AMACINA HİZMET EDECEK, BU SINIF ASLA TEMADA HİZMET ETMEYECEK.

1984 TEN BU YANA AMAN BAŞINA BİR ŞEY GELMESİN DİYE BEŞİĞE YATIRIP SALLADIĞIMIZ,GÖZÜMÜZ GİBİ BAKIP KOLLADIĞIMIZ TEMADI ESKİYİNCEYE,BOZULUNCAYA, GEREKİRSE KAPATILINCAYA KADAR DAVA ADINA KULLANACAĞIZ.

FELSEFEMİZ BU.

 

ARTIK  BÜYÜK DÜŞÜNECEĞİZ.

TEHLİKEYE ATILACAĞIZ.

GEMİYİ YAKACAĞIZ.

ARTIK UYANACAĞIZ.

23 HAZİRAN İSTANBUL SEÇİMİNDEN İTİBAREN HAYATA GEÇİRMEK ADINA   HEMEN HİÇ BEKLEMEDEN YARINDAN TEZİ YOK ŞUNLARI YAPACAĞIZ….

YAPACAĞIZ DİYORUM, ÇÜNKÜ KİMSENİN KEYFİYETİ,LÜKSÜ ARTIK KALMAMIŞTIR.

 

NEYİ NE ZAMAN VE NASIL MI YAPACAĞIZ …?

YOL HARİTAMIZ MI....

 

1.( BİR )

BAŞKAN VE MEVCUT YÖNETİM KURULU   2019 EYLÜL AYINDA YANİ SONBAHARDA HİÇ  BEKLEMEDEN ,

“HÜKÜMETİN VE ÖZELLİKLE  TAYYİP ERDOĞANIN BU  “ U “ DÖNÜŞÜNE TEPKİ OLARAK BİR RESMİ YAZILI BİR BASIN AÇIKLAMASI  İLE  GÖREVLERİNDEN İSTİFA EDECEKLER.

YAZILI BASIN AÇIKLAMASINDA ŞU İBARELER OLACAK ;

“ ASTSUBAYLAR VE EMEKLİLERİ ALDATILMIŞTIR. SAYIN ERDOĞAN İSE 17  YILLIK HÜKÜMET VE  İKTİDARINDA HER GÜÇ VE YETKİ ELİNDE İKEN ,  TÜM ÜLKENİN ÖNÜNDE  ASTSUBAY  TOPLUMU  ADINA  KAYSERİDEN “ GEREĞİ YAPILSIN “ TALİMATI VERMİŞ AMA TALİMATI YERİNE GETİRİLMEMİŞTİR. BU DURUM TEMSİL EDİLEN MAKAM ADINA OLDUKÇA ÜZÜCÜDÜR .  BUNDAN UTANMASI GEREKEN DE ASLA BU TOPLUM DEĞİLDİR. AMA BİZ YİNE DE HEM BU TOPLUMUN ONURU ; 

HEM DE SAYIN CUMHURBAŞKANININ BU YERİNE GETİRİLMEYEN SÖZÜNÜN  VE BU   SÖZÜ VEREN MAKAMIN ONURU ADINA, TEMAD YÖNETİM KURULU OLARAK İSTİFA EDİYORUZ “ DENİLECEK. BU İLK CİDDİ ADIMDIR.

2. (İKİ )

SEÇİMDEN HEMEN SONRAKİ HAFTA YANİ HAZİRANIN  29-30. GÜNLERİ;

TEMAD TÜZÜK KURULTAYINI TOPLAYACAK. BUNUN DUYURUSU DA ÇALIŞMA HAZIRLIĞI İÇİN  HEMEN HAFTAYA  YAPILACAK.

 BİR FARKLA.

BU KURULTAY;  2013 TE  EN BÜYÜK ASTSUBAY BULUŞMASININ YAPILDIĞI ABDİ İPEKÇİ PARKINA  GÖNDERME YAPILMAK ÜZERE  ABDİ İPEKÇİ KAPALI SPOR SALONUNDA İCRA EDİLECEK. TÜM ŞUBELERDEN BÜYÜK BİR ORGANİZASYONLA EN AZ 10 BİN KİŞİLİK KATILIM SAĞLANACAK.

10 BİN EMEKLİ VE ÇALIŞAN O DEVASA KALABALIKLA 29 HAZİRAN SABAHI ANITKABİRE ÇIKACAK.

DEFTERE “  AZİZ ATATÜRK SENİN O ÇOK SEVDİĞİN KAHRAMAN ASTSUBAYLARIN VATANIN VE ÜLKENİN BEKASI ADINA ORTAYA KOYDUKLARI ALINTERLERİ İLE CANLARINA  ALDIRIŞ DAHİ EDİLMEKSİZİN ,ÖZLÜK VE SOSYAL HAKLARINDA AŞAĞILANMIŞLAR, ALDATILMIŞLARDIR. BU ÇAĞ DIŞI TAVIR VE AYIRIMI SİZE ŞİKAYETE GELDİK. “  DİYE MUTLAKA AMA MUTLAKA  YAZILACAK.

TÜZÜK KURULTAYININ BİRİNCİ GÜNÜ YANİ 29 HAZİRANDA  ASTSUBAYLARIN ANA SORUNLARI BU BÜYÜK KURULTAYDA KONUŞULUP, TARTIŞILIP, YOL HARİTASI OYLANARAK KARARA BAĞLANACAK. O GÜNÜN AKŞAMI 10 BİN ASTSUBAYIN OLDUĞU SALONDAN HÜKÜMETE VE SARAYA AĞIR BİR UYARI METNİ OKUNACAK. ASTSUBAY TOPLUMUNUN ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILLIK TÜM ÖNCELİKLİ  MESELELERİ  BİR ASTSUBAY SINIF MANİFESTOSU VE YOL HARİTASI AJANDASI ÜSTELİKTE KIRMIZI KAPLI AJANDA OLARAK KABUL EDİLECEK BU KİTAPÇIK  SEÇİLECEK HER YENİ YÖNETİMİN TEK İŞİ,AMACI, ÇALIŞMASI OLARAK KABUL EDİLECEK.

 3 (ÜÇ)

 İKİNCİ GÜN YANİ 30 HAZİRANDA İSE ;

ASTSUBAY TÜZÜĞÜ CİDDİ ANLAMDA BİR STK VE HEM MESLEKİ HEM DE SOSYAL, SINIFSAL DAVA TÜZÜĞÜ OLARAK HUKUKİ DAYANAK İÇERECEK BİR BİÇİMDE  DEĞİŞTİRİLECEKTİR.

YİNE AYNI GÜN 15 KİŞİLİK TEMAD DANIŞMA KURULU  SEÇİLECEKTİR.

YİNE AYNI GÜN TEMAD KADIN KOLLARI SEÇİMİ  TAMAMLANACAK, FAAL, AKTİF, ADALET DAVAMIZI KADIN PLATFORMLARINDA VE T.B.M.MECLİSİNİN  KADINLARI ÜZERİNDEN  ANLATACAK YÜREKLİ ASTSUBAY KADINLARINDAN 10 KİŞİLİK “KADIN ASTSUBAYLAR “PLATFORM KOLU “ EYLEMSEL  YAŞAMA GEÇİRİLECEKTİR.

 (TÜZÜKTE NELERİN NE ŞEKİLDE OLMASI KONUSUNU AYRICA YAZACAĞIM.)

 4. (DÖRT )

 EKİM 2019 DA OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULA GİDİLECEK.

BU SEFER AHMET MEHMET LİSTELİ DEĞİL, YENİ TÜZÜKTE DEĞİŞTİRİLMİŞ ŞEKLİ İLE TEK BİR ÇARŞAF LİSTEDEN 13  ADAM GİBİ ADAM  DAVANIN GELECEĞİNE, ( ORADA YENİLEN YEMEĞE, YATAĞA GÖRE,MUAMELEYE GÖRE  DEĞİL,AKLINI, RUHUNU, İZANINI YİTİRMİŞ OKEYCİ DELEGE İLE DEĞİL) ADAM GİBİ ADAM DELEGEDEN  ADAM GİBİ ADAMLARDAN BU DAVAYA DAMGA VURACAK KİŞİLERDEN SEÇİLMELİDİR.

BU 13 SEÇİLEN İNSAN İSE DAHA SONRA TOPLANARAK KENDİ İÇLERİNDE ( 3 GÜN İÇİNDE ) YÖNETİM KURUL BAŞKANINI SEÇECEK, BAŞKANI SEÇİLEN YENİ  YÖNETİM KURULU DA KIRMIZI DAVA KİTABININ ORGANİZASYONUNU YAPACAK.;  GÖREV VE SORUMLULUKLARINI BELİRLEYECEK.

TEPEDEN İNME ISMARLAMA BAŞKANLIK DEVRİ VE ADAM SEÇME, BİAT ETME DÖNEMİ   TEMADDA BİTECEK.

 5. (BEŞ )

 TEMAD SİYASETEN TARAFSIZ OLMAKLA BİRLİKTE ,17 YILDA BU SINIFA KAN KUSTURAN BU İKTİDARA,SİYASİ ALGIYA VE SARAY YÖNETİMİNE KARŞI ARTIK BİTARAF OLACAK, MUHALEFETİN YANINDA GÜÇLÜ DURACAK, ATATÜRKÇÜ ÇAĞDAŞ STK LARLA YAN YANA OLACAK, ARTIK  MUSTAFA KEMAL RUH VE NEFESİNİ SOLUYACAK.

35 YILLIK BİAT, İCAZET, YALAKALIK VE YAĞCILIK İLE ZAVALLILIK LA DOLU SUSMA DÖNEMİ BİTİRİLECEK TEMAD DA ARTIK YÜKSEK SESLE KONUŞACAKTIR.

 6. ( ALTI )

 TEMAD GENEL MERKEZİ DAVA ÖRGÜTÜ ODAKLI VE HEDEFLİ OLARAK  YENİDEN ÖRGÜTLENECEK, ŞUBELER VE TEŞKİLAT  VE BAŞKANLIKLARI YENİDEN STK HÜVİYETİNDE ÖRGÜTLENECEK. TAVERNACILIK, KAHVECİLİK BİTECEK.  TÜZÜKTE BU ANLAMDA TEŞKİLAT KISMI BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞECEK.

 ÇALIŞAN ASTSUBAYLAR MASASI

EMEKLİ ASTSUBAYLAR MASASI

AR-GE PROJELER,-YASA TEKLİF ÇALIŞMALARI MASASI.

ÖRGÜTLENME-TEŞKİLATLANMA MASASI

SOSYAL HAKLAR MASASI

ÖZLÜK HAKLAR MASASI

HUKUKSAL HAKLAR MASASI

KADIN KOLLARI PLATFORMU MASASI

KANUN VE MEVZUATLAR- YÖNETMELİKLER MASASI

TANITIM – ORGANİZASYON-ETKİNLİK MASASI

GELİR İŞLERİ MALİ KALKINMA VE YATIRIMLAR MASASI.

WEB-İNTERNET, SOSYAL AĞ ERİŞİM-PAYLAŞIM MASASI

YAYINLAR –YAZARLAR- KÜLTÜR MASASI

KOORDİNASYON-SEKRETERLİK MASASI.

BU MASALAR VE YAPILAR KURULACAK, TEMAD BU PROTOTİP YAPIYA OTURTULACAK.

 7. (YEDİ )

 TEMAD YILLIK FAALİYET AJANDASI YENİDEN DÜZENLENECEK. EMEĞİN, İNSAN HAKLARININ, SEVGİ, BARIŞ VE ADALETİN TÜM YILDÖNÜMLERİNDE TÜM PROTOKOLLERDE HEP EN ÖNDE BULUNACAK.

TEMADIN ÇELENGİ ATATÜRK RESİMLİ OLACAKTIR.

TEMADIN YOKSUL KÖYLERE AİT PROJELERİ OLACAK.

TEMADIN ŞİDDET GÖREN KADINLARA YÖNELİK PROJJELERİ OLACAK.

TEMADIN GENÇLERE BURS, KURS, EĞİTİM YARDIMI PROJESİ OLACAK.

TEMADIN ŞEHİT ANNELERİNE “HEPİMİZ SENİN ÇOCUKLARINIZ “PROJESİ OLACAK.

TEMADIN RESİM-HEYKEL,SANAT PROJELERİ OLACAK.

TEMADIN “ MÜZİSYEN GENÇLERİMİZ “ PROJESİ OLACAK.

 

TEMAD ÖNCE PARA KAZANACAK. MALEN ÇOK GÜÇLÜ OLACAK. DAVASINI PARASI İLE YÜRÜTECEK.

TEMAD GARİBAN- GARİP GUREBA ASTSUBAYLAR DERNEĞİ OLMAYACAK.

TEMAD YAŞAYAN TÜM ASTSUBAYLARDAN, ONLARIN EVLATLARINDAN, SEVDALILARINDAN, EZİLMİŞLİĞE DUR DİYECEK TÜM PLATFORM VE İNSANLARDAN ÇALIŞAN KARDEŞLERİNİN  AYLIĞINDAN  AYLIK 10 TL LİK  " ADALET "BAĞIŞI KAMPANYASI BAŞLATACAK.

HER KURUŞUN  MAKBUZU İLE TEMAD ANA SAYFASINDAN NEREYE HARCANDIĞI AÇIKLANACAK.

NEREYE NE KADAR VE NE İÇİN HARCANACAĞINA DANIŞMA KURULU VE YÖNETİM KURULU ORTAK KARAR VERECEK.

TEMAD NEZDİNDE TÜM YAŞAYAN ASTSUBAYLAR;  ARTIK TÜRKİYEDE BİR İNSAN ÖRGÜTÜ, ADALET ÖRGÜTÜ, ONUR ÖRGÜTÜ, MEDENİYET ÖRGÜTÜ, OLARAK ORTAYA ÇIKACAK.

ASTSUBAYLAR ASLA ÇAVUŞ OLMAYACAKLAR, ÇAVUŞ KALMAYACAKLAR.

EĞİTİM VE ÖĞRENİMDE LİSANS STATÜLERİ İÇİN GEMİLERİNİ YAKACAKLAR.

2019 KASIM AYINDAN SONRA ASTSUBAY RUH VE ADI BÖYLE ANILACAK.

BU GEMİYE BİNECEK OLANLAR YUKARIDAKİ ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYMEYE HAZIR OLACAKLAR.

BU YOLCULUKTA EV,BARK, EŞ, YUVA, RAHAT, KIYAK, İZİN, TATİL, GEZME, TOZMA, MAZERET, ŞART, TAVİZ OLMAYACAK.

BU YOLUN SÜRESİ BİR YILLIK BİR ÇİLE OLACAK.

YAPMAYAN YILIN SONUNDA BIRAKIP GİDECEK. 

ADAMA MAKAM DEĞİL,DAVAYA ADAM ARAYACAĞIZ.

GEREKİRSE DIŞARIDAN PROFESYONEL DESTEK ALACAĞIZ

HAZIR OLANLAR 2019 EKİM AYINDA BOYUNU, HUYUNU, SUYUNU GÖSTERECEKLER.

BU DAVAYA DAİR HER HARCAMA, HER MASRAF 500 BİN KİŞİLİK KOCA AİLENİN ALIN TERİNDEN KURUŞ KURUŞ HESABI VERİLEREK KARŞILANACAK.

YEMEKTE ET DEĞİL, PATATES YENECEK. RAKI DEĞİL SU İÇİLECEK, LÜKS OTELDE DEĞİL, MÜTEVAZİ EVDE YATILACAK.

MAZLUMUN PARASI İLE ŞIMARILMAYACAK. GÖRGÜSÜZ, GÖRMEMİŞ OLUNMAYACAK.

HER KURUŞLA ADALET DAVASI  YÜRÜTÜLECEK.

YA ADAM OLURUZ, YA DA ADAM OLAMADAN ÖLÜRÜZ.

 

VAR MISINIZ….?

 

SAYGIMLA

ADNAN FAUT ÖZDEMİR.

 

BİR ARKADAŞ TEMADIN ASIL ÜYE SAYISI 35 BİN DEMİŞ.

YANLIŞ. TEMADIN AİDAT ÖDEYEN AKTİF ASIL ÜYE SAYISI 22.000.

KENDİSİ VEFATLI AMA EŞİ HAYATTA OLANLAR DA DAHİL YAŞAYAN EMEKLİ ASTSUBAY SAYISI İSE 125 BİN.

TÜZÜK GEREĞİ BUNLARIN EŞLERİ DE ÜYE OLABİLDİĞİNDEN TEMADIN SADECE ASTSUBAY ÜYE POTANSİYELİ 250 BİN.

TÜZÜK GEREĞİ EMEKLİ UZMAN ERBAŞLARDA TEMADA ÜYE OLABİLİYORLAR.

EŞLERİ İLE BERABER EMEKLİ UZMAN POTANSİYELİ DE 50 BİN DESEK,

ONURSAL ÜYELERLE BERABER EN AZ TOPLAMDA 300 BİN KİŞİNİN TEMADA ASIL ÜYE OLMA İMKANI VAR.

OYSA BU GÜN ASIL ÜYE SAYISINA BAKTIĞIMIZDA TÜM EMEKLİ ASTSUBAYLARIN TEMADA ÜYELİK ORANI SADECE YÜZDE ORANI % 8

% 92 LİK KİTLE TEMADA ÜYE DEĞİL.

TEMAD 300 BİN POTANSİYEL DOĞAL ÜYESİ DIŞINDA ÇALIŞAN ASTSUBAYLARINDAN DA 1. ÖNCELİKLE SORUMLU.

BUNU SON 8 YILDA DEFALARCA YAZDIM. UYARDIM.

ÇALIŞAN ASTSUBAYLARA GELİNCE,

2018 TEMMUZ RAKAMINA GÖRE 67 BİNİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI NEZDİNDEKİ MSB BAKANLIĞI BÜNYESİNDE;

29 BİNİ DE JANDARMA KOMUTANLIĞININ BAĞLI OLDUĞU İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BÜNYESİNDE OLMAK ÜZERE

TOPLAMDA 96 BİN ASTSUBAY MEVCUT.

15 TEMMUZ KALKIŞMASININ ARDINDAN YAKLAŞIK 800 CİVARI ASTSUBAY İSE TSK DAN İHRAÇ EDİLMİŞ. HALEN SORUŞTURMASI DEVAM EDENLERİN ORANINI VE SAYSINI İSE BİLMİYORUZ.

RAKAMLAR ARASINDAKİ SAPMA ORANI İSE HER YIL % 2 LER DÜZEYİNDE DEĞİŞİYOR.

BU CANLI KISMIMIZ.

DOLAYISI İLE TEMAD;

96 BİN ÇALIŞAN , 125 BİN EMEKLİSİ, 50 BİN UZMAN AİLESİ İLE TOPLAMDA 500 BİN KİŞİLİK POTANSİYEL BİR KİTLEDEN DİREKT SORUMLU.

BU SAYI İLE ÜYELİK SAYISI KIYASLANDIĞINDA BU DERNEĞİN BU TOPLUMA HİZMET VEREBİLME POTANSİYELİ VE ETKİ GÜCÜ İSE DAHA VAHİM.
NEREDE İSE % 5 .

BUNLAR ORANSAL İSTATİSTİKİ SONUÇLAR.

TEMADIN; BU SINIFIN VE UZMAN ERBAŞ SINIFININ ÖNCELİKLİ TALEBİ OLAN ÖZLÜK ADALETİ TALEBİNE CEVAZ OLABİLMESİ İÇİN,

SİYASETE KORKU, ENDİŞE SALABİLMESİ İÇİN,

STK.LAR ARASINDA İTİBAR VE GÜÇ GÖREBİLMESİ İÇİN,

TEMSİL KABİLİYETİ VE ELİNDEKİ KOZU AÇISINDAN KİTLESİNİ ARKASINA ALABİLMESİ İÇİN,

UYGUN VE YETERLİ ORTAMI; 1-10 ARASI PUANLAMAYA TABİ TUTTUĞUMUZDA ;

SADECE 10 ÜZERİNDEN 1.6 PUANLIK BİR GÜCÜ VAR.

BU GÜÇLE KAVGA ,MÜCADELE VERİLEBİLİR Mİ.
ASLA.

BU GÜCE GÜVENİLEBİLİR Mİ…..TÖVBELER TÖVBESİ.

NEDEN HAKLARIMIZI ALAMIYORUZ. NEDEN HAMZA DA BAŞARISIZ, NEDEN BU YÖNETİM DE ÇALIŞMIYOR…

İŞTE BU YÜZDEN.

BİZ KENDİ GÜCÜMÜZE İNANMIYORUZ Kİ,,,

BİZ TEMADI DAVAMIZA TEMSİLDE “ İŞİMİZİ GÖRECEK, MESELEYİ ÇÖZECEK “ İKNASINDA TANIMIYORUZ Kİ….

GEN.KUR, MSB, SARAY, HÜKÜMET NİYE TANISIN.

ÜSTELİKTE BU % 8 LİK GÜCÜN İÇİNDE KAÇ TANE AKIL,FİKİR, DÜŞÜNCE, BİLGİ, DONANIM, ÜRETİM, YOL , YÖNTEM İNSANIMIZ VAR Kİ..

YÖNETİME GELENLERDEN GÖRÜYORUZ. BİLİYORUZ.

TÜRKİYEDE ASTSUBAYLARIN İÇİNDEN ÇIKIP TA BU MESLEĞİN ONUR KAVGASINI VERECEK YÜREKTE İNSAN SAYISINA GELİNCE,

İNANIN SAĞDAN SAY 99. SOLDAN SAY 99 KİŞİ.
BU ACI GERÇEK.

O YÜZDEN HİÇ BİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ. HİÇ BİRİMİZDE GÜÇLÜ FALAN DEĞİLİZ.

BU YÜZDENDİR Kİ….

BUNDAN SONRA BU DAVA ADINA ORTAYA ÇIKACAK OLANLAR BOŞ MEYDANA ATIP TUTMAYACAK, 
AKLİ KONUŞACAK. ÇIKACAK ÖNCE EYLEMLERİNİ SIRALAYACAK..

A-B-C PLANINI ANLATACAK.

BİR YILLIK YETKİ İSTEYECEK. BİR YIL SONRA DA YAPAMAZSA BIRAKIP ÇEKİLECEK.

ÖNCE BİNLERİ, ON BİNLERİ EKMEK DAVASINA İNANDIRACAK.

EN ÖNDE KENDİSİ OLACAK. BU DEVASA KİTLEYİ SÜRÜKLEYİP GÖTÜRECEK. ÖYLE BİR ŞEY YAPACAK Kİ UMUT, IŞIK OLACAK.

“KURU KURUYA KURBAN OLMAYACAK “

“ARMUT PİŞ AĞZIMA DÜŞ “DEMEYECEK.

“YA CANIM YANARSA DİYE SÖYLENMEYECEK “

“ BİNDİĞİ TEMAD GEMİSİNİN DÜMENSİZ BİR TAKA OLDUĞUNU BİLECEK

“ 97 ASLAN GİBİ KOCA KOCA ŞUBELERİM VAR “ DA DEMEYECEK.

ONLARIN KRİSTAL ŞEKERDEN YAPILMA EVLER OLDUĞUNU ;
YARISININ ZATEN BİTİK OLDUĞUNU SADECE TABELADAN İBARET OLDUĞUNU DA GÖRECEK ANLAYACAK İDRAK EDECEK.,.

ORAYA ,MAKAMA GELİP OTURUNCA DA GELMİŞİNE, GEÇMİŞİNE SİNKAF ETMEYECEK.

PARASIZ PULSUZ ZÜĞÜRT GARİBAN OLDUĞUNU DA HESAPLAYACAK.

YENİ BİR DAVA EKİBİ BU GERÇEKLERLE ORTAYA ÇIKACAK.
.
ANKARADA ACIMASIZ VE ZORBA BİR STATÜKOL SİSTEM OLDUĞUNU KAVRAYACAK.

ELİNDE SADECE ADALET BİLDİRGESİ OLDUĞUNU DA; 
HEM GÖĞSÜNDEN, HEM DE SIRTINDAN VURULACAĞINI DA BİLECEK.

TEK YOL BU MU.

BU.

BİR 13 ADAM GİBİ ADAMLIK DAVA YÖNETİMİ KURULACAK.

13 Ü DE SADECE ASTSUBAY EKMEK ADALETİ, ONUR ADALETİ DAVASI İÇİN ORAYA GİDECEK.

EŞİ İLE EVLADI İLE HELALLEŞECEK.

VAR MI 13 DELİYÜREK.

VAR.

MESELA BEN VARIM.HAZIRIM. ÇOK ŞÜKÜR 3 YILLIK İHRACIMDA YOK.

EN AZINDAN ÖYLE BİLİYORUM.

BAŞKA “ VARIM “ DİYEN VARSA BU YAZININ ALTINA ADINI YAZIP İMZASINI ATSIN.

“DURUP DURURKEN HİÇ BİR ŞEY GÜZEL OLMAZ.

BAKIN EKREM İMAMOĞLUNA.

EMEKLE, TERLE, KAVGAYLA, KOŞUŞTURMAYLA,
HAK VE ADALETİNİ TALEP EDEREK, UĞRADIĞI HAKSIZLIĞI ANLATARAK,

BIKMADAN ,KORKMADAN SAVAŞIYOR.

MİLYONLAR ARKASINDA.

İŞTE.....

BÖYLE BİR EKİP, BÖYLE BİR İNAT KADRO KURMALIYIZ.

“HER ŞEY BİZE DE ÇOK GÜZEL OLMALI “ DİYEREK

 

SAYGIMLA.
ADNAN FUAT ÖZDEMİR.

19 Mayıs 2019:YÜZ YIL SONRA YENİDEN ÖZGÜRLÜĞE, BAĞIMSIZLIĞA YÜRÜME ZAMANI … 
 
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

Bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

Bu dâvet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

Bu hasret bizim...

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi imzalandığında, Osmanlı’nın  Kafkasya, Suriye-Filistin,Irak, Hicaz-Yemen, Çanakkale, İran, GaliçyaMakedonya cephelerinde savaşmış, neredeyse sıfırlanmış bir ekonomiye dayanan 400 bin yorgun ve bitkin gaziden oluşan, donanımsız ve donanmasız bir askeri gücü vardı. 

5 Kasım 1918’de Düvel-i Muazzama ya da  İtilaf Devletleri, ilk terhis kararnamesini mevcut hükümet ve Sultan Vahidettine imzalatarak orduyu önemli ölçüde küçültme yönünde ilk adımını atmış oldu. Silahlar ve mühimmat da İtilaf Devletleri yetkililerine teslim edilmeye başlandı.

Bu kayıtsız şartsız teslimiyete karşı çıkan bazı  komutanlar, emirlerindeki erlerin terhisine ve silahların düşmana teslimine yanaşmayınca hemen ertesi günü Akdeniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Calthorpe, İstanbul Hükümeti aracılığıyla  Sina-Filistin, Irak, Hicaz-Yemen cephelerindeki komutanlara  derhal maiyetindeki erleri terhis etmeleri ve kendilerinin de en yakın İngiliz Birliklerine teslim olmaları emrini gönderdi.

Teslim olmayı reddeden komutanlar için, 1 Ocak 1919’ da İstanbul Hükümeti 2nci terhis kararnamesini yürürlüğe koydu. Kararname uyarınca silahlarını teslim etmeyen komutanlara "İmzalanan Barış(!)anlaşmasına uymalarını, derhal erleri terhis ,silahları teslim etmelerini aksi takdirde en ağır şekilde cezalandırılacakları”  telgrafla bildirildi.

Düvel-i Muazzamanın dostluk, barış ve huzur getirdiğini ileri süren mütareke basını da ordunun küçültülmesine, terhis ve giderek asayiş gücüne indirgenerek lağvedilmesine alkış tuttu.

Önce ordular lağvedilerek kolordulara dönüştürüldü; daha sonra bir çok kolordu azaltılarak tümen ve tugaylara indirgendi. 

Direnen tutsak komutanların bir bölümü Nemrut  Mustafa Paşa Divan-ı Harbinde yargılanarak, Bekirağa Bölüğü namı ile anılan Harbiye Nezaretinin askeri hapishanesine kapatıldılar. Diğer bir bölümü ise, özellikle D. ve G.Doğu Anadoluda askerlerini ve silahlarını teslim etmeyerek Mustafa Kemal’in 19 Mayısta Samsuna ayak basması ile başlayan, coşku ve kıvançla anacak ve kutlayacağımız Kurtuluş Savaşı Destanı’nın halkla birlikte ilk nesnel(maddi) ve öznel(manevi) temellerini attılar. 

Lakin, tarihin garip cilvesi her zamanki gibi tecelli etti. 16 Mart 1920’de Meclis Muhafız Bölüğü komutanı, toplantı halindeki Meclis-i Mebusan salonuna girerek, bir İngiliz müfrezesinin kuvvacı mebusları teslim almaya geldiğini bildirdi. Böylece, “bana dokunmayan yılan…”mantığıyla davranan kuvvacı olmayan mebuslar da gerçekten kuvvacı olanlarla birlikte ilkönce tutuklandılar. Sonra bir grup aydın ve subayla birlikte Malta zindanlarına gönderildiler ve orada onlar da kuvvacı oldular…

19 Mayıs 1919 başlayan kutlu süreç, nasıl dünya aleme parmak ısırtan, tüm mazlum ülkelere örnek olan bir kurtuluş ve bağımsızlık savaşı sonrası “Mutlakiyete” son vermekle noktalanmışsa, yüz yıl sonra 19 Mayıs 2019’da aynı süreci maalesef yeniden yaşıyoruz…

Şimdi de yeniden kuvvacı olma zamanı…Tıpkı 19 mayıs 1919’da olduğu gibi 19 Mayıs 2019’da da, ülkenin, mutlakiyetle çözülemeyeceği artık açıkça görülen ağır ve ciddi sorunlarına etkin çözümler üretilebilmesi için herkesin yeniden kuvvacı olmasına gerçekten çok ihtiyaç var…

Neyse ki; gençler var, gençler…

Her yaştan gençler…

Sivas kongresindeki Tıbbiyeli Hikmet gibi Mustafa Kemal’e   "Paşam siz de burada bazılarının dile getirdiği gibi manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz” diyebilen gençler

Gazinin cumhuriyeti emanet ettiği yediden yetmişe gençler…

Korku İmparatorluğuna gülüp geçmekteler…

Yürekli, hak, hukuk, adalet özlem ve umuduyla dolu  gençler…

19 Mayısta yeniden aydınlık geleceğe, cumhuriyete, demokrasiye yürüyecekler…

 

HERŞEY'İN ÇOK GÜZEL OLMASI İÇİN YOLUMUZ ve BAHTIMIZ  AÇIK OLSUN…

19 Mayıs 2019:YÜZ YIL SONRA YENİDEN ÖZGÜRLÜĞE, BAĞIMSIZLIĞA YÜRÜME ZAMANI …

Dr.Noyan UMRUK

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğini söyledi.

Fotoğraf açıklaması yok.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğini söyledi.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de attığı adımlara karşı Türkiye’nin her daim destek olduğu ülkelerden Filistin ve Katar’ın tutumlarına dikkat çekti. 

TÜRKİYE FİLİSTİN POLİTİKASINI GÖZDEN GEÇİRMELİ

Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğine vurgu yapan Kumbaroğlu, Filistin yönetiminin, Kıbrıs Rum kesimi ile yakın işbirliği geliştirirken KKTC’nin davetlerini geri çevirdiğini ve son olarak da Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’yi ve KKTC’yi dışlayarak kurduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na katılan öncü ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Kumbaroğlu, “Düştükleri tüm sıkıntılı dönemlerde Filistin yönetiminin ve halkının yanında olduğunu tüm dünyaya ilan eden tek ülke Türkiye. Buna rağmen Filistin’in Türkiye ve KKTC karşıtı politika yürütmesi ne dostluğa ne kardeşliğe ne de müttefikliğe sığar. Filistin yönetiminin Türk Dünyası için kabul edilemez bu tutumu değişmezse Türkiye Filistin’e yönelik dış politikasını gözden geçirmelidir” dedi. 

KATAR DA SIRTIMIZDAN VURUYOR

Prof. Dr. Kumbaroğlu, Türkiye’nin yakın müttefiklerinden biri olan Katar’ın da ülkemiz ve KKTC aleyhinde adımlar attığının altını çizerek, “Katar Milli Petrol Şirketi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile sözleşme imzaladı. Rum Kesimi’nin sözde 10’uncu parselinde doğalgaz arama faaliyetlerine katılıyor” dedi. 

Amerikan protetaryasının 1886 yılında 8 saatlik iş günü ve insanca yaşam hedefli isyan ateşi sermayenin acımasız baskı ve zulmüyle karşılandı… Ancak daha iyi bir dünya ve insanca yaşam için ayağa kalkan emekçilerin sesi ve yankıları tüm dünyaya ve zamanlara, durgun suya atılan bir taş etkisi gibi dalga dalga yayıldı…Tüm emekçilerin bayramı ve dayanışma günü olarak evrenselleşti…

Ne var ki artık siyasal iktidarların kültürel birikimi, sosyolojik anlayış ve saplantıları, emekçi hareket ve dayanışmasını, sosyal politika alanının öngördüğü çağdaş kurumlaşma ve yapılaşmaları tehlikeli buluyor…

Çalışanların, içerisinde özgürce örgütlenerek hak mücadelesine girişecekleri sendikal hareketi soysuzlaştırıp, emekçileri “cemaat” sosyoloji ve dayanışmasına yönelterek kendilerini korumalarını, tayınlaşmalarını öngörüyor. (1)

Bu yaklaşımı ile sendikal hareketi elinden geldiğince güçten düşürerek, küresel sermaye merkezlerinin ve işbirlikçilerinin karlarını ençoklaştırma amacına hem hizmet ediyor; hem de onlarla bütünleşiyor. 

Bu arada, görünümü kurtarmak için, her yaptığını olumlu bulup, alkışlayan sarı sendikalar yaratıp destekleyerek“vaziyeti idare ettiğini” sanıyor. Çalışanların birden fazla sendikaya üye olmasını sağlayan anayasal düzenlemenin bir amacı da bu. 

Ancak, sağlıklı bir sendikal hareket de bu aşamada çok daha etkin olmak, direnmek sorumluluğu ile karşı karşıya. 

Bu yaklaşım beyaz ve mavi yakalı emekçileri “kul” olarak görüyor.

Bireyi “kul” olarak görme anlayışının, çalışma alanına en trajik yansıması işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında…

İŞÇİ SAĞLIĞI-İŞ GÜVENLİĞİ

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi …“
Kanuni’nin bu dizeleri, toplumsal sağlığa, insana ve bu alanda devletin işlevine ne denli önem verilen bir edep ve kültürden gelindiğini gösteriyor.

1930 yılında yürürlüğe giren“Umumi Hıfzısıhha Kanunu” ve “ Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” düzenleme ve uygulamaları da, Atatürk döneminin konuya duyarlı yaklaşımının belirgin örnekleri ve sosyal politika belgeleridir.

Ereğli maden işçileri ile ilgili yasa, özellikle işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından, zamanın İktisat Vekaleti denetiminde, dikkat çekici hükümler taşımaktadır:(2)
- “Amelenin (işçinin) temini istirahatları için amele koğuşu, hamam inşa’na ocak amilleri (sorumluları) mecburdur.”
- “ Cebren istihdam (zorla çalıştırma), rıza dışı 8 saatten fazla çalıştırma, 18 yaşından dun (aşağıda) olanların istihdamı memnudur.
- “ Bilumum madenciler, hasta ve kazazede olan madenciyi meccanen (parasız)tedavi etmeye, bunu teminen maden civarında hastane, eczane ve şahadetnameli etıbba (hekimler) bulundurmaya mecburdurlar.”
-Ocak amilleri bir mescit ve genç ameleye gece dersleri vermek üzere mektep yapmaya ve bir muallim bulundurmaya mecburdurlar.”
- “ Amelenin ahvali sıhhıye (sağlık durumu) ve hayatiyetiyle hukuku umumiyelerine müteallik işbu mevadı (kanunu,yönetmeliği) – diğer kanuni ve cezai müeyyideler hariç olmak üzere ifa etmeyen madenci ve mültezimlerin ruhsatname ve imtiyazları fesh olunur .”

Nereden nereye geldi Türkiye? ILO verilerine göre her 100.000 çalışan başına, 20.5 ölümcül kaza oranı ile dünya klasmanında üçüncü, Avrupada ise birinci. Ne onur, ama … İsviçre’de bu rakam 1.3 , AB ortalaması ise 4 . 1946 dan bu yana Türkiye’de iş kazaları 60.000 can almış.(3) Ortalama her 6 dakikada bir iş kazası oluyor, her 5 saate bir ya da her gün 4 emekçi ölüyor. Bu aymazlığın maliyetinin, GSMH ‘nın yüzde 3 üne , 4 Milyar TL.ına ulaştığı söyleniyor.

EDEP YAAAHU…

Bu durum karşısında, o dönemdeki ilgili bakanın yolunu bulmakta güçlük çektiği Tuzla tersaneleri, ölüm tersanelerine dönüşürken, tersane emekçileri serçeler gibi birer birer can verip düşerken, bir ilgilinin “Abartmayın, madenlerde onlarca, yüzlerce kişi ölüyor..” “Ama güzel ölüyorlar…” diyebilmesi, 2008 yılında grizu patlamasından 43, 2009 yılında 92, 2010 yılında Karadonda ölenlerle birlikte 67 ve nihayet Somada 301 can kaybı…kravatlı, “gran tuvalet” bakanların, “taşeronlaşmayı” ”onlar sadece galerileri inşa ediyorlar…” diye savunabilmeleri, 44.000 ruhsatlı maden ocağının sadece 250 denetçi ile nasıl etkin olarak denetlenebileceğini, özelleştirmenin, iş güvenliği riski çok yüksek olan maden ocaklarında yol açtığı bu korkunç sonuçları önceden algılayamama aymazlığını, dönemin başbakanın “Sizler bu duruma alışıksınız…Bu işin fıtratında var…Babası ölüyor, oğlu giriyor…Provakatörlere kapılmayın…(san ki bu trajik durumda provokasyona ihtiyaç varmış gibi)” diyebilmesini, diğer bazı ilgililerin bu faciaları sadece,” işçilerin eğitimsizliğine” (işçilerin eğitiminden kim sorumluysa) bağlayabilmesi, yaşamın diğer alanları yanında, bu alanda da Türkiye’nin ne denli bir edep, anlayış ve kültür değişimine uğradığını, toplumsal, insani ve de geleneksel değerlerinin ne denli çürütüldüğünü göstermiyor mu ? 

Emek Bayramını kutlarken bu insaf ve vicdansız değişime, bu ilkel dönüşüme direnmek gerekiyor. Hem zaten, siz kendi insanınıza değer vermezseniz, başkaları hiç vermez…Vermiyorlar da…


Bu derin acıları paylaşırken, canlarını yitiren tüm emek “şehitlerinin” aziz hatıraları önünde saygı ve tazimle eğiliyoruz. 
Tüm vatan şehitleri ile birlikte ışıklar içinde yatsınlar… 

Unutmayalım… Hatırlatalım… Tıpkı eşsiz önder Atatürk gibi emeğe ve emekçiye saygı duymak insani bir duruştur…

Dr.Noyan UMRUK 

(1)Umruk,Noyan,”Türkiye’de Sendikal Hareket Ne Yaptı? Ne Yapıyor? Ne Yapmalı?”, Teori Dergisi Mart 2010 Sayısı, Sahife:58-70

(2) TALAS, Cahit; Sosyal Politika, A.Ü.S.B.F. yayını, 1967,s:182-184

(3)Les statistiques du BIT(ILO) des accidents du travail, pour 2009-2015

 

KURUMUMUN !

SAYIN YETKİLİLERİ 

MUTLU OLMAK

İSTİYOR MUSUNUZ ?

HİZMETLERİNİ

ALDIĞINIZ 

KENDİNİZE PAYE

YAPTIĞINIZ

ADINI ALT STATÜ

HAVUZU OLUŞTURUP 

ÇAVUŞ GRUBU

KOYDUĞUNUZ

VATAN İÇİN,İLERİ

KARAKOLDA 

ŞEHİTLİĞE 

GÖNDERDİĞİNİZ

ÜLKENİN GELDİĞİ 

ÇAĞDAŞ ORTAMDA 

YAŞAM İÇİNDE 

ÇİLELERİ

KENDİLERİNE

YOLDAŞ,YAPAN

ASTSUBAY 

EMEKLİLERİNİ

MUTLU ETMESİNİ

ÖĞRENMELİSİNİZ

TSK'DA

BUNUN ADI 

BEN (SUBAY) DEĞİL 

...

"BİZ"

BİLİNCİDİR.

Mehmet KAYALI

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN... Zorlu görev yıllarımızda evlatlarımızı doyasıya sevemeden, birçok kez sadece uyurken saçlarını okşayan,ama hayatını onlara feda edip çok mükemmel evlatlar yetiştiren başta Assubay Babalar ve yüreğinde baba sevgisi, şefkati olanların bu mutlu gününü kutlar; sağlık, başarı ve mutluluk dolu nice yıllar dileriz. Hayattan göçenlerimiz...
Pazar, 19 Haziran 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZIN 103. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN. 19 MAYIS, EMPERYALİST İŞGALE KARŞI MİLLİ DURUŞUMUZDUR! 19 Mayıs 1919; Anadolu'nun emperyalistlerce ișgaline baș kaldırarak dur diyen Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Samsun'a ayak basması ile başlayan, Erzurum ve Sivas kongreleriyle kararlaştırılan, 11 Ekim 1922 Mudanya Müt...
Perşembe, 19 Mayıs 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
TÜM ANNELERİMİZİN VE YÜREĞİNDE ANNE SEVGİSİ OLAN KADINLARIMIZIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. "Ana başta taç imiş, her derde ilaç imiş,bir evlat pir olsa da Ana'ya muhtaç imiş." Analar bizi dünyaya getiren, evlatlarımızı bize bağışlayan yüce insanlar, onlara minnettarız. Anneler gününde emekleri ve aziz hatıraları önünde saygı ile eğilirken annel...
Pazar, 08 Mayıs 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ