EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

İSTANBUL...

Şubat 12, 2018

 

İSTANBUL

Nüfusu tam 18 milyon.

Bir ucundan öbürüne tam 85 kilometre .

Her bir ilçesinin nüfusu bile milyonu aşkın.

30 ırk ve milletten insan yaşıyor.

Günde 5 milyon ekmek tüketiliyor.

Ülkedeki 22 milyon aracın da tam 5 milyonu burada.

İnsan nefesi ve araç egzosu ile hava 4 derece ısınabiliyor.

Günde 2000 bebek doğuyor. 1000 e yakın insan ölüyor.

Aynı anda tam 6 milyon insan cep telefonu ile görüşüyor.

3 milyon kişi her gün internete girip çıkıyor.

Bu şehre giren çıkamıyor. Kayboluyor.

İşsiz sayısı 3 milyondan fazla.

Tüm marmaranın ,batı karadenizin, trakyanın su kaynaklarını bu kent kullanıyor. Yetmiyor.

Tüm sendikalar, işveren konfederasyonları, ünlü kulüpler, Tüsiad, müsiad,sanat, ticaret, sosyete, uluslar arası sempozyumlar, toplantılar, innovasyonlar, fuarlar, şirketler, vakıflar bu kentte.

 

Ülke ekonomisinin 1/3 ü yine bu kentte.

Ülkedeki paranın da, sermayenin de tam yarısı yine bu metropolde

Bu devasa mega kentte TEMAD ne halde derseniz.

Faal durumda 6 tanecik şubesi var.

Tanecik diyorum onun da yarısı ya var ya da yok. Çoğu insanda varlığını bilmiyor.

Anadolu yakasında bir şubeye üye olmak istiyorsanız en az 2 araçla tam 40 km.

Avrupa yakasında iseniz de yine en az 2 araçla en az 30 km yol katetmek zorundasınız.

Günde şubeye sadece gidiş dönüş yol paranız tam 12 lira. Simit hariç.

Haftada 2 kez giderseniz ayda yol ücretiniz ise tam 96  lira.

Yani bedeli ağır.

Her babayiğidin harcı değil.

 

Ne olmalı.

Hiçbir şey olmadan önce bu şehirde asla şube kapatılmamalı,

Bu vatana ihanet kadar ağır bir sorumsuzluk.

Hele ki bu 17 milyonu temsileden bir il başkanlığı statülü veya algılı en eski  bir şube ise.

Kapatınca ne olduğu sonucunu gördük yaşadık.

Bayramlarda  derneği temsil edemedik, çelenk koyamadık.

Zevatı, protokolü tamamlayamadık.

İstanbulda gazetelerde, Tv.lerde nahoş ifadeler çıktı.

Bir protesto, bir basın açıklaması, bir lokal tepki dahi olsun veremedik.

 

Bırakın dışarıyı,

Kilise kahraman ordumuza destek için genel merkezimize katkı için

bir araba dahi çıkaramadık. 10 adam olsun götüremedik.

Kapatılmadan önce en güçlü sesi veren şube, olan İl başkanlığı

bunları tam ve mükemmelen yapıyordu.

Şu hale bakınız ki şimdi şubelerden bırakın fiziki, katılımsal desteği, mali desteği;

sayfalarından olsun, Kilisteki basın açıklaması destek eylemine dahi bir haber,

bir yorum, bir açıklama olsun en küçük    katkı bile çıkamıyor.

 

İŞTE BU YÜZDEN İSTANBULDA ŞUBE KAPATMAMAK O KADAR ÖNEMLİ.

 

Şube açmak, hele ki, kapatılana aynı tüzel hakkını ve temsil yetkisini geri vermek ise çok daha önemli.

Hata o kadar vahim,

Hatayı hemen telafi etmemek te yine o kadar vahim.

Şu anda il başkanlığı temsilindeki TEMAD İSTANBUL isimli şube

eski Genel merkez yönetim kurulunun aldığı bir kararla kapalı.

 “isteyen üyesi en yakın şubeye gidip üye olabilir “  mankafa açıklaması ile.

Yerinde kim var …..?

1400 yaşayan şube üyesini sokağa atmamak,

32 yıllık bir çınarın dallarını kurutmamak adına resmi anlamda kurulu bulunan İSTEMAD.

 

İstemad ne durumda derseniz…?

 

Eski Yönetim kurulu yani Keser yönetimi bu derneğin Medeni kanunun 29. Maddesinin

6. bendi uyarınca bu isimle yasal olarak kurulamayacağına dair İstemad aleyhine bir dava açtı.

Dernek direndi.

30 Kasımdaki Temad olağan genel kurulunda   Ahmet Keser yönetimi düşer ve

yeni gelecek yönetim yeniden af yetkisini işleterek derneği eski tüzel haline

kavuşturur umudu ile duruşmalara gidilmedi.

 

Dava uzatıldıkça uzatıldı.

Ne var ki mahkeme sonunda bir karara vardı.

İstemadı hukuksuz buldu.

Genel merkezin başvurusunu haklı gördü. Derneğin aleyhinde karar verdi.

Sonra…..

İstemad yönetim kurulu  zaman kazanmak adına  karara itiraz etti.

İtiraz haklı görülüp dava yeniden işleme alındı.

20 Şubat günü son karar açıklanacak.

İstemad yönetim kurulu, 30 kasımda  adil ve adaletli bir yönetimin seçilmesi ile rahat bir nefes aldı.

 

Bir de karar aldı.

20 Şubattaki duruşmada artık itiraz etmeyecek, direnmeyecek, İstemadın aleyhine

çıkan ilk karara uyacağını mahkemede beyanla karara saygı duyacak.

20 Şubatta mahkemenin kararı alınır alınmaz

İstemad yönetim kurulu nüshayı Ankaraya gönderecek.

Hızlı biçimde fesih için genel kurulunu toplayıp son adımını atacak.

 İstemadı  kapatarak tüm mal varlığını, kasasını, demirbaşları ile fiziki şube binasını

olduğu gibi Temad a son kapanış  kurul kararı ile bağışla devredecek

Genel merkez yönetim kurulumuzda verdiği sözde duracak, eski il başkanlığı şubesini yeniden açacak.

İstanbulun hikayesi bu.


Gelelim temsil yetkisine,

Zaten 2014 yılında tüzük değişikliği ile İl başkanlığı veya temsil yetkili şube sıfatı kaldırıldı.

Büyük illerde hiçbir  şubenin  İl başkanlığı yetkisi de artık yok.

Olması mı gerekirdi.

Kesinlikle evet. Bu maddeyi iptal ettirenler resmen dava düşmanıdırlar. O kadar açık söylüyorum.

İstanbulda sıkıntı bitecek mi…

Asla….

Bu dev kentte 6 şubeyi teleskopla dahi zaten göremezsiniz.

 yedincisi olsa ne olmasa ne.

 İl başkanlığı temsil yetkisi ve tüzük maddesi olmadıktan sonra.

 İçi güçlü, dolu, donanımlı olmadıktan sonra.

 Dedim ya burası İstanbul.

 Dünyada tam 80 ülkeden daha büyük.

 Her şubeye gün aşırı olsun gidiş dönüş maaşın 4 te biri.

 Her babayiğidin harcı değil, bu metropolde dernek işletmek.

 Üye toplamak.

 Kasasına para koymak.

 İstanbul derya, Temad bir damla.

 Bir kez kapatırsanız, bir daha asla açamazsınız.

 

 Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 


Davul zurna çaldı, dediler ki cenk var

Vatan için, Allah için haydin ihtiyatlar

Gelince kutlu çağrı, Hasan Hüseyin eve koşar

Her zerresini yüreğinin cihat ateşi sarar

Tek evladını, can Münire'sini Hüdâ'ya emanet eder

Kalbinde iman, göğsünde Vatan ve Kur'an

Varır çöllerine Yemen'in çok ta geçmeden

O Yemen elleri ki açlık, yokluk bir yandan

Kalleşçe vurmuş arap Yahya, Osmanlı'yı arkadan

Hoca denen Yahya'nın tek derdi kuracağı hanedan

Yokluk kıtlık içinde,

Yemen'in Çöllerinde Destan yazar

Mehmet'im tüm gönüllerde

İngiliz'den uman medet, yüz karası Yahya bedevîsi de

Kurar tuzaklarını, düşer pusulara

Yiğitler de Hakk'ın, mazlumun savaşçısı, düşer hapislere de

Yiğit Hasan Hüseyin sevmez esareti asla

Cuma vakti okurlar, Yâsin-i Şerif'i kumlara

Resulullah gibi atarlar düşmanın kafasına

Tekbirlerle kırarlar demir parmaklıkları vura vura

Üzerine âyet savrulan düşmanlar göremez onları asla

Yürürler geceler boyunca, karanlıklarında çölün

Azıkları tevekkül, katıkları, böcek, yılan

Hain Yahya'nın itleri, tutmuşlar dört bir yan

İhanetin kucağında yanıyor, anlı, şanlı Yemen

Dört bir yana kafa tutan Yiğitlerin hakkını, yemen

Ulaşırlar Anadolu'ya meşakkatli, zor yolla

Memlekette verirler, kısacık bir mola

Koşarlar, dolu dizgin, Çanakkale Boğazı'na

On yedi yıl askerlik, dile kolay bu cennet Vatana

Ben razıyım hepsinden, razı olsun Hûda'da

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Yemen Çanakkale gazisi Büyük dedem H.Hüseyin CEYLAN


Ömer KESKİN 11.02.2018

Duysun dost, düşman ve dahi tüm dünya

Titresin artık, soysuz, hâyâsız, eşkiyâ

Duyduğun ses şimşeklerin arasında Türk'ün gür sesidir,

hamd olsun Hüdâ'ya Kırarak zincirlerini işte kalktı ayağa

Canını verir ama esir olmaz asla

Kudreti gizlidir

O'nun asil kanında

Eder kahr-u perişân tüm düşmanlarını da

Girmez yüreklerine asla zerresi korkunun

Yürür Hakk'ın yolunda, emrindedir

Kur'an'ın Söke söke alır, hıncını mazlumların

Muzaffer olsun her daim Rabbim Orduların

Dar gelen gömleği giymek yakışmaz sana

Var derin bir mânâ attığın her adımda

Saçar koç Yiğitlerin korkuyu meydanlara

Yeter, anılınca adın onları dağıtmaya

Kalkınca Türk ayağa dünyayı aldı telâş

Sunmuştuk güvercini, dediler illâ savaş

Bitirir zulmünüzü Türk yavaş yavaş

İtlâf olmalı itleri ki bitsin artık bu savaş


Ömer KESKİN 26 OCAK 2018

 

YARIN...

Şubat 08, 2018

Bir dakika öncesi yaşanmamış bir gelecekti…… bilmiyorduk.

Dün bu saatlerde tam da şu andı,düne göre de bugün yarındı .

Öbür gün içinde dün yarın dı…

Ölmemişti ölecek olanlar…

Yarını bekliyordu.

 

Umut ve hayal üretiyordu.

Bir yıl önce bir yıl sonrası da yeni yıl dı.

Yeni umutlar 

Sağlık ve mutluluk dilekleri idi.

 

 

Bu gün olmayan herkes dün var dı.

Kimse şehit te değildi, mefta da,

Rahmetli de. cennet mekanlık ta.

Sadece dünün adı bu gündü.

Bu günün de yarın.

 

Yani umut, yani gelecek, yani hayat.

Yarınlar elbet olacak, yarın;yarın kadar sonra dün olcak 

Bir sabah hiç birimizin yarını da olmayacak, bu günü de…

Sadece yorgun ve sararmış dünü.

Varsa bir parça resimleri, yazıları, tebessümü.

Belki duvarda bir resmi,

 

Çünkü herkesin o yarını bitiverecek.

Bir daha da yarın falan olmayacak.

Bir yarın daha olunca da sen olmayacak, o olmayacak,

biz olmayacak. İsimler, kimlikler, unutulup gidecek…..

 

Zaman kısa

 

Son asude..

 

Hele ki bu ülkede.

Gence de, yaşlıya da,

Yarın çok kısa.

O yüzden acele edin.

Zamanı hoyratça kullanmayın

Bizden, ekmekten, adaletten, zaman çalmayın.

Ne yapacaksanız elinizi çabuk tutun.

Yarınlara takıntılı kalmayın.

 

Her şey şu anlıktır.

Umutta, mutlu olmak ta,

 

Yarın getirmez mutluluğu,

Tam şu an gelir adalet gelecekse…

Kimsenin umudunu yarına bırakmayın.

Ne yapıyorsanız tam şimdi, şu an yapın.

Zamanla oynamayın,

 

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 


YENİ TEMAD

Şubat 07, 2018

 

Toplum ve tabanla her şey ayrıntılı paylaşılmalı.

Enformasyon denilen ağ kurulmalı.

TEMAD DANIŞMA KURULUMUZ OLMALI.

Akli insanlarımızdan danışmanlarımız.

Meselelerimiz acil-kısa- orta vade olarak doğru tesbit edilmeli.

ASSUBAY 4 YILLIK FAKÜLTE KANUNUNUN derhal üzerine gidilmeli.


Ahmet Keser döneminde ne yapıldı ise tam tersi yapılmalı.


Genel merkez yönetimi en kısa zamanda tüm il ve ilçe teşkilatları ile

davaya gönül vermiş dava insanlarını  Ankara da toplayıp bir araya gelmeli,

ilk büyük çalıştayını yapmalı. Davayı masaya yatırmalı. Stratejilerini tabanı ile tespit etmeli.


YOL HARİTASINI TEŞKİLATLARI İLE BERABER HAYATA GEÇİRMELİ.


Tüzük kurultayı öncesi bir çalışma gurubu ve komisyonu oluşturulmalı, 

o komisyona tüm assubaylardan, sivil uzmanlardan, hukukçulardan,

akademisyenlerden teklif ve görüş alınmalı. Tüzük katılımcılığı tabana yayılmalı.

Pes gurubu sayfası aynı Civan arkadaşla derhal yeniden açılmalı.

Tüm emeklilerin sosyal sayfalara katkısı için şubelerde bilgisayar kullanımı ve dili öğretilmeli.

Gerekirse kurs verilmeli. Sosyal medyaya ilgi çoğaltılmalı.


Assubayların ailelerinin ve emeklilerinin Temad  şubelerine,

üyeliği ve katılımı için bir hedef proje başlatılmalı.

Tüm Assubaylara ,emeklilere, ailelere ulaşılmalı.

E-üyelik sistemine dönülmeli.

İllerde, ilçelerde Çalıştaylar, toplantılar, seminerler  tertiplenmeli.

Temad kadınları projesi çok büyük bir güç ve katılımla yaşama geçirilmeli.


Türkiye genelinde Assubay toplumunun  en az 5 bin kadın gücüne

en geç 3 yıl içinde ulaşılması hedeflenmeli.

Şubelerde ekmek ve insan adaletsizliğimiz adına adam gibi

dava toplantıları, bildirileri, kamuoyu  duyuruları yapılmalı.

Temad mali fukaralıktan kurtarılmalı.

Tarihindeki en büyük adalet bağışı kampanyası başlatılmalı.

 

50 şube yokluktan kapanma noktasında iken, yaşlıya  huzur evi

üniversiteli gence burs, emekliye gezi tur seyahati ile üç kuruş gelir elde etme 

 projesi  gibi  hükümet ve belediye hedefli kaynaklarımızı dava yerine

lokal hizmetlere kaydıran büyük israflı ve zorlu  projelerden vazgeçilmeli.

 

EN GEÇ 6 AY İÇİNDE ANKARA DA EN AZ 10 BİN ASSUBAYIN ve

AİLESİNİN BULUŞACAĞI “BÜYÜK ASSUBAY BULUŞMASI “YAPILMALI.


Buradan hükümete ve saraya bir mesaj verilmeli.

Cesaretle eylem ayağı da çalışmalı, sadece aynı bildik git gel protokoller değil.

Sorunlarımızın çözümü için hükümete ve idarenin muhatabına süre verilip süre istenmeli.


Her meselemizin konu başlıklarına göre  aciliyeti için eldeki ekip çalışma

gurupları şeklinde masalara, ofislere dönüştürülmeli.


Şartın, ortamın , müsait olup olamayacağı  beklememeli, her makama en kısa zamanda

ulaşabilmek adına tüm  kapılar  zorlanmalı. Hiç bir makamın müsaitliği düşünülmemeli.

Her gün 3-5 tanemizin bu dünyadan mahzun ve küskün ayrıldığı unutulmamalı.

Muhataplarla görüşürken zaten bu İktidarın 16 yıldır aynı iktidar olduğu bu davanın ve

sorunların ilk kez önlerine getirilmediği önemle hatırlatılmalı.


Temad demokratik ve insani eylem ayağını da B planı olarak  sıcakta tutmalı.

Tabanla, akli fikirsel insanlarla bir diyalog merkezi mutlaka  kurulmalı.


İHRAÇ DENİLEN KÖROLASICA VEBA  BU DERNEKTE ARTIK KONUŞULMAMALI.

İHRACI İŞLETENLER DERHAL GÖREVDEN ALINMALI.


Seçimle gelen ama ne hikmetse görevden alınan tüm yöneticiler görevine iade edilmeli, 

Seçimle gelen her yöneticimiz  seçimle gitmeli.

Temad da demokrasi en üst seviyede olmalı.

Kapatılan şubelerin ne zaman açılacağı ilan edilmeli.

Bunlar çözüme giden yolda derhal yapmamız gerekenler.


Eleştiriye, akli önermelere saygılı, olgun ve sıcak samimi davranılmalı.


Genel merkez Yönetim , Denetim, Disiplin kurullarında mümkünse

şube başkanları olmamalı.


TEMAD ACİLEN M.S REKTÖRÜNE, JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK AKADEMİSİNE,

KOMUTANLIĞINA, İÇİŞLERİNE, SAVUNMA BAKANINA GİTMELİ.


4 YILLIK FAKÜLTE ŞART VE DİRENİŞİNE BAŞLANMALI.


Bu yazılanların yeni yönetim kurulumuza destek ve gayret ile

bağlılık olduğu da herkesçe iyi bilinmeli.

Bu önermelerin muhaliflik gibi, yeni yönetim kurulumuza itaatsizlik gibi

saçma salak niyet ve girişim olduğunu da aklı başında hiç kimse düşünmemeli.

Tam aksine en büyük destek olduğu iyi bilinmeli.

Bu toplum konuşmalı, tartışmalı, dinlemeli, eleştirmeli.

Assubay toplumu artık akademik çalışmalı.

Fikirsel olarak bir şeyleri hem üretmeli, hem başarmalı.

Yeni yönetim kurulumuz fikirle, önerme ile,

çözüm ile, yol ve yordam ile desteklenmeli.


“ Akıl akıldan üstündür “

“ Bir elin nesi var, iki elin sesi var “

“ Birlikten kuvvet doğar “

ata sözleri bu toplumda şiar kabul edilmeli

 

Saygımla

Adnan Fuat ÖZDEMİR.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

BEN ASSUBAY'IM

Şubat 06, 2018

BEN ASSUBAY'IM 

ilk görülmem tarihte, Çanakkale Harbi'nde
On dört yaşında coşardım mevzi ilerisinde
Ali Reşat Çavuş'tu adım, üstüme yok yiğitlikte
Küçük zabıt adı layık görüldü böylece


Kuvva-yı Milliye'de ve dahi Kurtuluş Cengi'nde
Düşmanın yedi düveline kök söktürdüm cephede
"Küçük Zabitim" diye sevdi Gazi Mustafa Kemal'de
Er, küçük zabit, zabit emir komuta zincirinde


Yasaktı evlenmek, bizlere emekli olmadan
Çıkamazdım birlik dışına izin almadan
Zabit'e Subay ismi verildi de sonradan
Adım Assubay oldu, hiç fikrim sorulmadan


Yetmiş dörtte esti adaletsizlik rüzgarı
Bu nasıl vicdandır ki aldı tüm haklarımı
Yetmişbeşte haykırdım adil arzularımı
Gösterdiler adaletsizce demir parmaklıkları


Bir sağdan, bir soldan asan paşa geldi
Olamadı adil, üstüne tuzu biberi o ekti
Aldı eline tırpanı, haklarımı kuşa çevirdi
Bezirgân saltanatıyla, yoksulluğa indirdi


Güzel yıllarını yurdun, hain fırtına kesti
Oynatılan kuklalar, Vatan'ı bölecekti
O gece çeviren kaderi, Ömer Halisdemir'di
Sıktığı mermilerle hainler devrildi


Çanakkale, Kurtuluş Savaşı, Kore, Kıbrıs, El-bab, Afrin'de
Döktüğüm al kanım, verdiğim âzâlarla
İspatladım her zaman sadakatimi Vatan'a
Sahip çık Ey Vatan, sen mazlum evlatlarına

 

Ömer KESKİN 02.02.2018

 

 

Temad Genel başkanlığı çok önemli bir karar alıp cesur bir adım attı.

Afrin Operasyonuna katılan kahraman Türk Ordusuna destek için Kilise harekatın ve ateşin tam merkezine gitme kararı aldı.

Bu kararı medyaya duyurduğumuzdan şu saatlere kadar 12 askerimiz daha o kahrolası afrin diyarında şehit düştü.

Ortadoğu batağında ateş çoğalırken, bu önemli  destek kararı hepimizde gurur ve heyecan yarattı.

Beklentimiz;  şubelerin araç ve üye desteğinde bulunması, heyecanlı bir organizasyonu hemen başlatmaları .

Çünkü zaman çok az. Çarşamba günü heyet Kilis te olacak.

 

 

Temadın ülkemizde 96 şubesi var.

 

Bu işe heyecanla saldıran tek şube de şu ana kadar NARLIDERE TEMAD şubemiz.

Başındaki değerli ve cesur başkanını yürekten kutluyoruz.

Sayın Necdet AKYÜZ,  hiçbir şubeden  ve il örgütünden gereken heyecanlı destek ve organizasyon atağını bulamıyor.

Masrafını şubesinden karşılayacak şekilde bir otobüs hazırlatıyor, 40 tane adamı götürecek ama ne acı ki 15 şubeli İzmir den destek bulamıyor.

Götürecek adam arıyor.

Bir şubenin fedakarlığına destek olmak  en önemli adaletimiz olmalıdır.

 

Yine başka bir ege ilimizden bir şube başkanı ,

 “ neden kilise gidiliyor, neden Ankara da yapılmıyor”   diye itiraz ediyor……

Algı ucuz ya….

Başka bir şube başkanı da  “ her şubeden iki temsilci götürülsün ortak bir araç tutulsun genel merkeze bu şekilde desteğimiz olsun “ önerisine

“ben şubemden iki kişiyi nereden bulacağım, ya kimse gitmek istemezse “  diye itiraz ediyor.

 

Fedakar ve bilinçli şubelerimizi ayırıyorum.

Onları tenziye ediyorum.

 

Benim bu işten anladığım ve söyleyeceğim sadece şu ;

Genel merkezimizin en önemli sorunlarından birisi  Şubelerin yeniden yapılandırılması.

Şubelerin çalıştırılması, dava organlarına dönüştürülmesi.

Bu anlamda  Ankara da  ciddi bir teşkilat toplantısı yapılması. Disiplinin ve bağlılığın tesis edilmesi.

Yönetim kurullarının Assubay ekmek ve adalet davasına inanmış yürekli cesur, çalışkan insanlardan seçilmesinin sağlanması.

İsterseniz adına müdahale deyin, isterseniz atama.

Temad şubeleri bu gün o halde ki en az mübalağasız yarısı kayyumla idare edilecek kadar davadan bir  haber ve ilgisiz.

 

Kapatsanız da bir santim zarar görmezsiniz.

Sadece lokal, sadece kıraathane, sadece okey tavla.

Böyle temad lar olmaz olsunlar.

Biliyorum ki Sayın Narlıdere Temad Başkanımız gibi başka cesur şube başkanları da umuyorum vardır.

Onları tenziye ediyorum.


Bu dava orta oyunu değildir, Hacivat Karagöz veya pişekarla kavuklu tulüatı da değildir.

Eşini, ailesini, asude birkaç senesini ateşe, dikene atanların onurlu hayat mücadelesi dir.

Şubeler davamıza  alakasız başkanlara orada kestane patlatsınlar diye emanet edilmedi.

O makamlar ve sorumluluklar  kış günü içeride,  yaz günü tatilde saz çalınsın  diye  kurulmadı.

 İstanbulda İl Başkanlığı şubemizde Koldamca gibi her yere en önde koşturan bir başkanı ile beraber işte  bu ağustos böceklerine uymadığından kapatıldı.

“ Gözlerimi kaparım sırtım üstüne yatarım “

Kusura bakma…. Git evinde yat.

 

Herkesi Narlıdere Temad olmaya davet ediyorum.

 

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 


2019’A DOĞRU KÜLLERİNDEN DOĞAN ÇİFT KUTUPLU DÜNYA’YI ALGILAYABİLEN BİR TÜRKİYE

ARANIYOR…

 


Hayrola diyeceksiniz... Nereden çıktı bu çift kutuplu dünya? Ben ne yapayım, kabahat bende değil, çıktı işte...

Reel politik yapıyoruz..

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 Değişmeyen tek şey değişim.

 

Sovyetler Birliğinin çöküşü ile oluşan tek süper gücün jandarmalığına dayalı dünya düzeni, çeyrek asırlık toparlanma sürecinden sonra Rusya-Çin-İran blokunun güçlenmesi ve ABD’nin ekonomik zorunluluklarla jandarmalık maliyetlerini düşürme ya da  bu yüksek maliyeti, jandarmalıktan nemalanan diğer ülkelere de  yükleme stratejisi nedeniyle çift kutuplu dengeye dönüşüverdi...

Otomatik alternatif metin yok.

 

Değişimde mihenk taşı Suriye...

 

Afganistan, Irak işgalleri, ”Turuncu Devrimler” ve “Arap Baharları” ile yükselen süper jandarmalık Suriye’de fena halde duvara tosladı.

Mısır’da ise kafasına düşen Mursi saksısının şaşkınlığı ile eski yavuklusu Mısır ordusuna sarılarak bu ülkeye demokrasi(!) getirmiş oldu...

 

Diğer blokta ise çeyrek asırlık toparlanma ve özellikle kendi hinterlandındaki turuncu devrimlere karşı savunma sürecinden sonra “Savunma Konseptinden” Gürcistan’la başlayan Ukrayna ile devam eden ve de Suriye dolayısı ile Ortadoğu ve Akdeniz’e Ulaşan “ “Etkin Müdahale Konseptine” geçiş yaşanıyor. Maalesef Türkiye’yi de yönetenlerin de katkı da bulundukları tahmin ve iddiaların aksine blok Suriye’yi “satmayarak” rüştünü ispatlamış bulunuyor...

 

Vekalet savaşları çağı

 

Ukrayna müdahalesi nedeniyle Rusya’nın G-8 den çıkarılması ile eski “soğuk savaş”, yine çeyrek asırlık “detent-yumuşama” süreclerine son verilerek, siyasi literatürde “vekalet savaşları”ile  sağlanacak etnik-mezhepsel bölünmelerle “mikro ülkecikler” sürecine geçilmiş oluyor.

 

Bu süreç, önümüzdeki on yıllarda halkların “Welfare State-Refah Devleti” umutlarının düş kırıklığına dönüşmesine koşut olarak müsait tarla buldukça Yugoslavya’dan başladığı üzere Avrupa’nın içlerine kadar uzanacak gibi görünüyor. Örneğin İspanya...

 

Etme, bulma dünyası... Irak’ı sudan, uydurma bahanelerle işgal edip 1milyonu aşkın insanın ölümüne yol açarak, bölünmesini sağlarsanız, İsrail’in güvenliği ve petrolün Akdeniz’e arzu ettiğiniz biçimde ulaşmasını sağlayacak bir Kürdistan koridoru açmak için Suriye’yi vekalet savaşları ile mahvederseniz, Kırım referandumuna, Rusya’nın Suriye’ye yerleşmesine ne diyebilirsiniz?

 

Son çeyrek asrın “bir bölenleri” bölücülüğe karşı “halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkına” karşı, iş kendilerine gelince hukuk yaratmaya çalışırlarsa, “ulus devleti” savunmaya başlarlarsa, hiç şaşmayın... Bakındı hele şu yüce rabbimin işine... Dinsizin hakkından imansız geliyor....

 

Ya Türkiye...

 

Dünya çift kutuplu yeni dengelere doğru evrilirken, Türkiye başını kuma gömmüş, Suriye rejimi ile başta PYD konusu olmak üzere aynı kaderi paylaştığını anlayamayacak kadar burnunun ucunu göremezken,  taammüden hırpalatılmış kurumları ve kışkırtılmış etnik-dinsel motiflerle karpuz gibi dilimlenmiş bir toplumsal yapısıyla yolsuzluk ve hukuksuzluğun arş-ı alaya vardığı bir ortamda 2019’a, kaderini tayin sürecine gidiyor.

 

Belki. bu da. kullanabilen bir toplum için önemli bir şans... Önümüze damdan düşen süreçte başta, yeni gelişmekte olan dünya dengeleri çerçevesinde güvenlikten dış politikaya, eğitimden ekonomiye değin çoğu zaman, bazen “aldatılarak”, bazen “aldatarak” yapılanlar, artık ülkenin tarihsel bellek, beyin ve belkemiğini çatlatmak üzere olan korkunç hatalar  sakin ve ciddi bir biçimde değerlendirmemiz için yeterli zamanımız var… Hatta tam zamanı…

Fenersiz yakalanmış sayılmayız...

 

Reel üretim ve akılcı planlamadan uzak, dünyanın yaşadığı teknolojik dönüşümden bi haber, tarımı vetarım alanlarını yok eden, musluğu kapatılmakta olan sıcak para, inşaat sektörü ve kent rantlarına dayanan kolaycı ekonomik politikaların çevreyi mahvettiğinin, ülkeyi krize sürüklediğinin hala farkına varmadık mı?

 

Doymak bilmez yolsuzluk ve rüşvet hayâsızlığına karşın, gittikçe bozulan gelir dağılımı ve işsizlik sonucu derin bir yoksullaşma sürecini yaşamıyor muyuz?

 

Yaz boz tahtasına dönüştürülen yargı başta olmak üzere eğitim, üniversiteler, bilim ve sanat, ordu ve polis vb. bir asırda onca güçlükle yarattığımız cumhuriyet kurumlarının uğradığı ağır hasarı hep birlikte izlemedik mi?

 

Tek kutuplu bir dünyanın kraldan çok kralcı Murtazalığına soyunulup hata üstüne hata yapmakta ısrar ederek, Kuzey Suriye’deki görevleri nedeniyle “time out” almış kendi teröristlerimiz yetmezmiş gibi kucak açtığımız ne idüğü belirsiz El Kaide patentli teröristleri şimdi de Afrin’de kullanarak bölgede ve dünyada Cumhuriyetten bu yana oluşturduğumuz saygınlığın yerle bir edilmesine kahrolmamak elde mi?

 

Bütün bu kartopu gibi büyüyen sorunları konuşana, tepki gösterene, medyaya pranga vurarak çözmek mümkün mü?

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Yoksa temel sorunumuz artık dönüşü olmayan yola girmiş siyasi iktidarın değişikliği ile 15 yıllık hasarı hurdalığa atarak ülkenin önüne tertemiz beyaz bir sayfa açmak mı?

 Düşünelim, düşündürtelim, değerlendirelim. Zamanımız var... Yoksa kaybedenler kulübüne yazılacağız…


Dr.Noyan UMRUK

 ABC GAZETESİ; 04.02.2018


KUM SAATİ ...

Şubat 01, 2018

 

Assubay toplumu olarak bir adamlık meselemiz var.

Bir de 16 yıllık bir iktidar…

 

Derdimiz ne ?

 

Emekli Assubay toplumunun yoksulluk sınırı altındaki  maaş ve ücretinin; aynı kurumun

içinde olup ta kendisinden sadece iki yıl daha fazla eğitim almak suretiyle nerede ise tam

2 katı emekli aylığı ve ücreti alan muadil emekli Subaylarla olan  fark ve uçurumunun

derhal kapatılması.

 

2002 yılından 2018 e kadar halen  AKP  iktidarda sadece başbakanı, bakanı ve kabinesi

değişmiş. Kadro aynı, hükümet aynı.

Assubaya bakış algısı ve niyette  aynı .

Tam 16 yıl boyunca yürütülen onca görüşmeye, buluşmaya, talebe, teklife, haykırmaya,

tepkiye, eyleme, basın açıklamasına, mitinge, yürüyüşe, greve,  bakıldığında görülüyor ki

bir arpa boyu dahi  ilerleme olmamış.

 

Bakınız…….

 

Başlangıç dereceleri ve tazminatların adaletli bir uygulamaya oturtulması ile en azından  

emekli  Subay- Assubay arasındaki maaş uçurumu kaosu ortadan kaldırılabilecekken,

16 yıldır kasten bilinçle buna müsaade edilmemiş.

Bu 16 yıl boyunca; Cumhurbaşkanları,Başbakanlar,bakanlar düzeyinde tüm muhataplarla

yüz yüze görüşülmüş.

Sayın Demirel, Özal, Mesut Yılmaz, Cindoruk, Ecevit, Bahçeli,Gül, Erdoğan  dahil….

YÜZYÜZE,    FACE TO FACE  yani

Assubaylar konuşulup  tartışılmış.

 

Sayın Erdoğan Başbakan iken “ hak ediyorlar ise gereği derhal yapılsın bana bilgi verilsin

“ demesine; Başbakan Sayın Davutoğlu,”bütün haklarınızı alacaksınız sonuna kadar

takipçisiyim söz veriyorum “ demesine,

MSB. soru önergesine verdiği yazılı yanıtlarla başlangıç dereceleri düzelecek demesine,

Genelkurmay başkanının Etiler orduevinde söz vermesine, 

Mail kampamıza Genelkurmayın yanıtında  adaletsizlikler giderilecek açıklamasına, 

Hatta arkadaşımız Yılmaz Demir Özçelik e onca sözü ve garantiyi veren  meşhur  yalan

rüzgarımız Sayın Nabi Avcı  dahi     “bitti bitiyor sabaha haklarınız geliyor” demesine rağmen.

Bu iktidarın en çatısından en zeminine kadar her sorumlu ve yetkin makamı;    

Assubayların ekmek ve adalet talepleri ile adeta dalga geçercesine yalan söylemişler,

bu toplumun  insanlık talebine yanıt vermemeyi seçmişlerdir.


Bu konularda yıllarca ne yazdı isem hepsi de ne acı ki son noktasına kadar bire bir doğru çıkmıştır.

 

16 yılda değişen bir siyasi bakış ve algı da yazık ki olmamıştır.

Durmadan yaptığımız en bariz kronik stratejik hata da,

Her yeni yönetim kurulumuz görev devraldığı an itibariyle;

Ortadaki  kum saatini ters çevrilmiş, kaset sil baştan başa sarılmış, meselemiz ve

aciliyetimiz sıfırdan yeniden tasarıya, teklife, talebe dönüşmüştür.

Sanki daha önceden hiç teklifler gitmemiş, çalışma yapılmamış, dosya sunulmamış gibi.

 

Her yeni yönetimin yeni dosyası olmuş, bir öncekinden devir ve teslim alınmamış,

kaldığı yer ve makamadan davaya devam edilmemiştir.

Onlarca yıl kaybedilmiştir.

 

Siyasi iktidar bu yaklaşımımız yüzünden  çok güzel biçimde bizi 16 yıl boyunca

idare etmesini bilmiştir.

Gaza basıp gaz vermiş , frene basıp gazımızı almıştır.

Bu gün bizim bu aynı, değişmeyen ,16 yıllık anlayışa, bakışa, hükümete, iktidara,

doğrudan  sormamız gereken soru şunlar olmalı idi…?

 

BU TOPLUMU NEDEN HALA OYALIYORSUNUZ.?

16 YILDIR NEDEN BEKLETİYORSUNUZ…?

BU KAÇINCI SÖZ VERİŞİNİZ ?

BU TOPLUMUN ONURU VE ADALETİ İLE OYNAMAKLA NE KAZANIYORSUNUZ…?

ASLINDA  SİZ KAYBEDİYORSUNUZ…

TSK YA ZARAR VERİYORSUNUZ…


JANDARMA İÇİŞLERİNE GEÇTİĞİ İÇİN EMNİYET BİRİMLERİ ARASINDA MALİ AYIRIM

KALKSIN DİYE POLİSLERİN GÖSTERGELERİNİ  YÜKSELTME TEKLİFLERİ MECLİSTE

GÖRÜŞÜLÜRKEN BİZİ NEDEN BEKLETİYORSUNUZ

NEDEN AYNI ANLAYIŞI SUBAY İLE ASSUBAY ARASINDA DA SÜRDÜRMÜYORSUNUZ..?

DAHA NEREYE KADAR..?

 

ARTIK YETER.”


Kibarca ama  kararlı ifadelerle, diplomatik bir dille bu sorular sorulmalı idi.

Bu gerçek ortada masum bir çocuk gibi durmaktadır.

KHK ile yönetilen demokrasimizde ve onca ağır konuların bu yoldan kanunlaştığı

bir olağan üstü dönemde dahi,Talep ettiklerimizin görüşülüp, konuşulup, tamam

denmesi ve yazılıp yasalaşması bu iktidar için sadece bilemediniz bir haftalık bir icraattır.

 

Oysa;

16 yıl, 16 uzun yasama dönemi dir, tam 174 ay demektir.

Yüzlerce dosya, tonlarca kağıt, onlarca görüşme, defalarca yemin ve  söz 16 yıl

boyunca su gibi akıp gitmiştir.

Bunlar bu zihniyetin assubaya bakışıdır. Galiba anlaşaılamayan sorunun anlatımı değil,

Astsubay toplumunun kuzuluğudur.

Kuzularında sessizliğidir.

 

16 yıl aynı iktidarın sabit ve taraflı bakış ile yaklaşımından dolayı da  bir arpa boyu olsun

yokluk ve yoksulluğumuza çare çözüm gelmemiştir.

Kaç sabır taşı çatlamıştır..


O kadar çok yazdım

O kadar çok uyardım

O kadar çok haklı çıktım .

Ama gerçek bu.

 

Ben  biliyorum ki…. ne maaşla ilgili adalet, ne derece ve kademe ile ilgili  hak ne de

bir kalem dahi tazminat gelmeyecek. verilmeyecek.

Bize en iyi verilecek olan da 3 yılda bir verilen dil altı hapı olacaktır.

“sizi dinledik, duyduk, sizi anlıyoruz. elimizden geleni yapacağız….”

Sendromu ve halüsinasyonu gördüren haplardan hani…

Riya , aldatmaca, oyalama tedavinin seansı olarak sürüp gidecek.

 

 

Bu  tarifsiz kandırmalar ve yalanlar havalarda uçuşacak.

Zamanın yaprakları da hızla dökülüp sararacak.  

Acımasızca bizleri savuracak.

Hüzünle beslenen bu mutsuz ve mazlum toplumu umudunun kalanlarını da öldürecek.

 Böyle bekleyerek, kapı önünde sabrederek, ölenlerimizi gömerek, çareler tüketilecek.

 

Bu yol ve yöntemlerle,

Yeni bir ufuk ta, güzel bir yarın da asla doğmayacak.

Masal kahramanı bir toplum, masalla uyutulmaya devam edilecek.

Yeniden Abdi İpekçi ruhunu doğuramazsak, meydanlarda,salonlarda

onbinler bir araya gelip  kucaklaşamazsak.

Haykıramazsak…..

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 


 

Dünyanın hiçbir ordusunda Assubaylar TÜRK assubayları kadar güç şartlarda ve sorumluluk alarak çalışmamışlardır; Yine hiçbir assubaya bizim kadar önyargılı haksızlık hukuksuzluk yapılmamıştır; Subaylarını NATO ordusu subaylarından bir gömlek üstün kılmak için milyon dolarlar harcayan TSK. assubaylarından NATO standartlarını esirgemiştir

Bizler her zaman ifade ettiğimiz gibi bir emirle ölüme gidiyoruz,bir üniformamız kefen bize ayrıcalık tanıyın diye talepte bulunmadık ; Hiyerarşiye saygı içinde tek talebimiz adaletti bu bizden esirgediler Her kurum kendi personelini koruyup kollerken TSK bizlere önyargılarla  haksızlık hukuksuzluk yapıyor ;

Kol kırılır yen içinde kalır dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı ve ilk kez haksızlıklara isyanımızı 1970 Assubay eşleri yürüyüşü 1975 Assubayların haksızlığa HAYIR boykotu ile dile getirdik. Mücadeleyi 5 yıldızlı otellerde ahkam kesenler değil çileler çekenler başlattı; Bu mücadele bugünlere piyangodan çıkıp gelmedi onu için mücadeyeli kişisel çıkarlarına alet edenler bunun ayıbını yaşarken  mesleğini riske atanlar ve özveri ile mücadeleye destek sağlayanlar bunun onurunu yaşayacaktır;

Sn.Abdullah  İnaler mücadelenin miladı olan eylemlerle ilgili hatıraların dile getirildiği SIRTIMIZDAKİ POSTAL kitabını okumanızı öneriyoruz. Sn.İnaler’in şahsında tüm astsubay sevdalılarına selam olsun

SIRTIMDAKİ POSTAL kitabını BANDIRMA OZAN Kitapevi-AYVALIK Arelos Sanat Evinden yada 0536 577 39 37 numaradan talep edebilirsiniz.  Saygılarımızla 

 



SIRTIMDAKİ POSTAL  - ÖNSÖZ

     Herkesin hayatı bir romandır, bir sorsan, bir eşelesen neler anlatır sana neler, dağlarda ayağında postalla, elinde silahla gezenin, havadaki uçakları elinde yağlı takımla uçuranın, engin denizlerde seyreden gemilerin makinelarını çalıştıranın, dağda, bayırda tankları yürütenin, kısacası ordunun her kademesinde görev yapan arkadaşların anlatacakları sayfalar dolusu hikayesi, ciltlerce kitap olur.

 Ne yazık ki, kaleme dökülmeyen, yazılmayan her hikayenin ömrü onun yaşamı kadardır, bilemedim bir nesil, iki nesil şöyle bir anlatır, sonra geçmişin derinliklerinde kaybolup gider.

       Kısacası bu yaşanmış, yaşatmak istediğim anılar hepimizin anısıdır.

Bu satırları niye yazdım, ben kimim ve biz astsubaylar kimiz. Bu soruları tek tek kendime sorduğumda yavaş yavaş bir kitabın sayfalarının oluşmaya başladığını hissettim.

       Yıllardır yurt odalarında, askeri okul ranzalarında ve hapis yattığım hapishane koğuşlarındaki yatağımda yazdığım, sararmış sayfalarda ki notlarım, kitaplığımın tozlu raflarında kalmasın, özgürlüğüne kavuşsun, sizlerle bütünleşsin istedim.

     Bu satırları yazarken havacı uçak bakımcı astsubay kimliğim öne çıktı. Çünkü ben bunları yaşadım, mücadelemi bu ortamda yaptım, bir karacı, bir denizci bir jandarma astsubay arkadaşımın yaşadıklarına ve onun duygularını hiç bir zaman yaşayamam ve tam olarak anlatamam. 

      Astsubaylar kimdir, nerede çalışır, ne iş yapar, nasıl yaşar. 

      Astsubay ordunun bel kemiği, omurgasıdır, ordunun gözü kulağı, eli ayağıdır, ordunun neresine el atsan onun emeği, yaratıcılığı, üretimi göze çarpar, askere giden oğlunuzu emanet ettiğiniz, ilk komutan o dur, iyi kötü askerlik anılarında onun adı geçer, dağda bayırda, köyde, sistemin baskı unsuru, maşanın ucunda ki belki ilk kara o dur. İlk tokadı belki ondan yemişsinizdir, dar gününüzde size ilk yardım elini uzatan yine o dur, o hep ön saflardadır.

     O yağlı, tulumuyla, yağlı elleriyle havada uçan uçağın, dağda bayırda yürüyen tankın, azgın dalgalarda yüzen hücumbotların, gemilerin teknik sorumlusudur. O uçak, o tank, o gemi onun beceri dolu, yağlı ellerinin emeğiyle uçar, yürür ve yüzer.

    Astsubay ordunun güneşi, havası, suyu ve toprağıdır.

     Bu yazımı Mayıs 70 ve Ocak 75 mücadelesine, Bağımsız Türkiye, Cumhuriyet ve Demokrasi sevdalısı, astsubay hakları için mücadele eden yiğit mücadele arkadaşlarıma ve vefakar  eşlerine  adıyorum... 

 Abdullah İnaler-E.Hv. Asb.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor

                                                                                                       

 

Abdullah İNALER KİMDİR...

1950 yılında Susurluk'ta doğdu. Dört çocuklu bir memur ailesinin ilk çocuğu. İlk ve Ortaokulu Susurluk'ta okudu. Balıkesir sanat Enstitüsünü bitirdikten sonra, İzmir astsubay okuluna girdi. 1969 yılında uçak hidrolik teknisyeni olarak mezun oldu. Sanat ve edebiyat tutkusu bu yıllarda başladı. 1969 yılında Konya'da ilk grubunu kurdu. İlk şiir ve şarkılarını yazdı. Ocak 1975 yılında astsubay hak ve adalet arama olaylarında tutuklanıp hapse girdi. 1975 yılında girdiği Eskişehir iktisadi ticari ilimler akademisini sürgünler nedeniyle bitiremedi. 1977 yılında evlendi. Öğretmen bir eşi, kız ve erkek iki çocuğu, dünya tatlısı 3 torunu var. 1992 yılında Kayseri hava ikmal gazinosundan emekli oldu. 16 yıl otomotiv sektöründe, kendi işinde çalıştı. Son müzik grubu Kayseri hava ikmal orkestrası olmuştu. Fotoğraf, şiir, müzik, edebiyat vazgeçilmez tutkuları. Şarkılarını kendi yazar. Ayvalık Küçükköy ve Bandırma 36.sokak'ta  ‘’arelos art&music’’ sanat evi vardır. Yolcu, Taşın altındaki el ve Parmaklıklar ardına doğru, Sende şarkı söyle adlı şiir kitabı, Sırtımdaki postal ve Yaşamdan kesitler isimli araştırma kitabı, Vitiligo’yu nasıl yendim baskıya hazır kitabı, Ayvalık’a özgü, Ayvalık’ta aşk, Yeniçarohori, Adonia, Cunda adasında, Taş evler,  Şeytanın kahvesi, Macaron sokağı, Hayallerimdeki kadın, Fısıltı, Alaçatı, Bandırmaya özgü, Livatya, Sevgi Tepesi, 36.sokak, Bandırma sen, sosyal içerikli Soma,  Diren gezi parkı, Yetti be tak dedi, Hayır, torunlarına, Hande, Arın ali, Ela Ela, Lucie's babe gibi 120'ye yakın beste ve akustik yorumu ve klipleri vardır. The dedem ve ainaler rumuzlarıyla internette Youtube’da klipleri, Soundcloud gibi mp3 siteleri vardır. Halen çalışmalarına Ayvalık ve Bandırma'da devam etmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi  


 

 

 

 

                                           

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN... Zorlu görev yıllarımızda evlatlarımızı doyasıya sevemeden, birçok kez sadece uyurken saçlarını okşayan,ama hayatını onlara feda edip çok mükemmel evlatlar yetiştiren başta Assubay Babalar ve yüreğinde baba sevgisi, şefkati olanların bu mutlu gününü kutlar; sağlık, başarı ve mutluluk dolu nice yıllar dileriz. Hayattan göçenlerimiz...
Pazar, 19 Haziran 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZIN 103. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN. 19 MAYIS, EMPERYALİST İŞGALE KARŞI MİLLİ DURUŞUMUZDUR! 19 Mayıs 1919; Anadolu'nun emperyalistlerce ișgaline baș kaldırarak dur diyen Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Samsun'a ayak basması ile başlayan, Erzurum ve Sivas kongreleriyle kararlaştırılan, 11 Ekim 1922 Mudanya Müt...
Perşembe, 19 Mayıs 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
TÜM ANNELERİMİZİN VE YÜREĞİNDE ANNE SEVGİSİ OLAN KADINLARIMIZIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. "Ana başta taç imiş, her derde ilaç imiş,bir evlat pir olsa da Ana'ya muhtaç imiş." Analar bizi dünyaya getiren, evlatlarımızı bize bağışlayan yüce insanlar, onlara minnettarız. Anneler gününde emekleri ve aziz hatıraları önünde saygı ile eğilirken annel...
Pazar, 08 Mayıs 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ