EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

Değerli arkadaşlarım,bundan sonra sizlere zaman zaman buradan seslenmeye çalışacağım.Bana bu fırsatı verdikleri için emekliassubaylar.org. sitesine teşekkür ederim.

Sevgili dostlar,

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu  ulu önder Gazi Mustafa ATATÜRK’ün bizlere emenat ettiği bu  güzel ülkede yaşayan ancak aldığı eğitim ve tecrübelerini  hem meslek hayatında  hem de emekli olduktan sonra bir türlü istediği şekilde yansıtamayan değerli Astsubaylar ve emeklileri olarak hak ve emek mücadelesinde Türk Silahlı Kuvvetlerine ne gerek var diyorum.

Bu ülkenin bizlere bahşettiği en güzel şey DEMOKRASİ’dir. Demokrasiyi ilke edinen toplumlar hak ve emek mücadelesi için birilerinden icazet yada lutufta bulunmalarını beklemezler. Doğrudan isterler. Ülkemizde yasama organı TBMM meclisi olduğuna göre hedef noktamız TBMM ve mevcut hükümettir.  Türk Silahlı Kuvvetleri ulus bütünlüğü ve savunması için her zaman ihtiyacımız olan temel güçtür ve yıpratılması hiçbir yurttaşımızın işine gelmez.

Türkiye’de bir çok mesleki oda, STK ve sendikalar mevcut olup, çıkış noktalarına baktığımızda çoğunun talepleri üyelerinin refah seviyelerini artırmaktır. Ancak bu taleplerini sürekli mevcut hükümete yapmaktadırlar. Hükümet ise bu gruplar ile görüşerek, uzlaşmaya, anlaşmaya vararak taleplerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Bazen bu grupların ortak amaç için birleştiklerini taleplerini topluca hükümete bildirdiklerini de görmekteyiz.

Çoğulcu katılımın verdiği güç ile çözümlenmeyecek hiçbir sorunumuzun kalmayacağını düşünüyorum. Türkiye Emekliler Derneğinin çalışmalarını da yakınen takip etmekteyim. Türkiye Emekliler Derneği emekliye verilmeyen banka promosyonları ve intibaklar konusunda mücadelesi  devam etmektedir. 

Bugün astsubay ve emeklilerinin hak ve emek mücadelesin de ücretlerinde istenilen seviye ulaşmamasının ana unsuru Evrensel ve Anayasal hak olan eğitimde fırsat eşitliğinin güzel ülkemde astsubaylar yönünde aleyhte uygulanmasıdır. Bu konuyu ilk olarak İstanbul toplantısı öncesi dostlarla ilk dile getiren kişi olarak astsubaylara eğitimde fırsat eşitliği verilmelidir. Ne zaman bu ülkenin evlatları devlet nam ve hesabına fakültelerde okumaya başlarsa diğer sorunlarımız çorap söküğü gibi çözülecektir. Şimdi size sormak istiyorum, böyle bir eğitim eşitliği çok mu uzak?...

Fakültelerde okuyan çocuklarımız, gençlerimiz hakim, yargıç, mühendis, v.s. diplomaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde en iyi görevleri şu an olduğu gibi daha iyi yapacaklarına şüphem bulunmamaktadır. Dileyen astsubayda talep etmeleri halinde Bakanlıklar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, Üniversitelere yatay geçiş hakkını kullanarak daha iyi mevkilere ulaşması çok da uzak hayaller değildir. Nitelikli yetişmiş elemanların önü asla engellenmemelidir. Hükümete düşen görev mevcut yasayı değiştirerek orta ve alt grup gelire sahip milletinin çocuklarına imkan sağlamaktır.

Bunu yaparken; önümüzde yerel yönetimler seçimi yaklaşmaktadır. İçimizde çok değerli ağabeylerimiz, ablalarımız ve onların evlatları, torunları siyasi partiler de çeşitli görevler yapmaktadır. Bazı büyüklerimizde mahalle muhtarlığı, belediye meclis üyeliği ve belediye başkanlığı için adaylıklarını açıklamışlardır. Beğenelim veya beğenmeyelim, bulunduğumuz yerlerde bu adaylarımızı desteklemeliyiz. Siyasi parti çalışmaların içinde olanların yanında olmalıyız. Muhtarını dahi belirleyen bir güç merkezi durumunda olan meslek gruplarının istek ve talepleri karşısında hiçbir hükümet görmezden gelemez.  Bunu yaparken derneğimiz ve Astsubaylar siyasallaşmaz, Siyasiler Astsubaylaşır.  Sorunları çözüme kavuşturmak için ilçe, il ve genel merkez teşkilatlarında astsubay emeklilerine daha çok yer vermek zorunda kalır.

İşte bu nedenle; Hak ve emek mücadelesinde TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE NE GEREK VAR diyorum.

En derin sevgi ve saygılarımla.

 

21 Aralık 2013
Hamdi ÖYKE
TEMAD Beylikdüzü Şube Başkanı

Türkiye gazetesinden Balcicek İlter’in Genel Kurmay 2.Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile astsubayların artan intihar olayları ve sorunlarına yönelik cesurca yapılmış söyleşisini köşesinde okuduğumda aklıma gelen söz, Albert Einstein'in dediği gibi "ön yargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur".

Anlaşılan artan intihar olayları ve yaşanan sorunlar karşısında,  Genel Kurmay ve siyasiler kulaklarını tıkamışlar.

Sorular ayrıntılı olmasa da,  muhataplarınca tahmin ediliyor. Cevaplar genel ve politik.

Özellikle artan intiharlar,  15 günde 7 astsubayın intiharı, anlaşılan pas geçilmiş…

Genel Kurmay 2. Başkanı şöyle ifade etmiş; 

Memleketteki intihar oranlarına kıyasla TSK'dakiler daha az ve nedenleri buraya özgü değil. Çok önemli nedenlerin başında psikolojik sorunlar ve madde bağımlılığı geliyor. Bizim zamanımızda bir elin parmaklarını geçmezdi bu vakalar ama şimdi toplumun genelinde nasıl arttıysa buraya gelenlerin arasında da maalesef çok yaygın...'

MSB Bakanı İsmet Yılmaz, TSK’da durmak bilmeyen intiharlara yönelik eleştirileri cevaplamak adına yaptığı açıklamaları, İntihar Haberleri TSK’da Bulaşıcılık Riskini Artırıyor mu? Başlıklı yazımda aktarmıştım.

Söylemler hep aynı.

İntiharlar, silah altına alınan askerlik yükümlüleri yani erlerin sivil yaşantısına bağlanmış.

Ancak TSK’da, istihdam edilmek üzere tam teşekküllü Askeri Hastanelerde ince elenip sık dokunarak ‘’Askeri öğrenci olur’’ sağlık raporu ile alınan ve görevde iken, iki yılda bir periyodik muayeneden geçirilen muvazzaf astsubaylar ne oluyor da bunalıma giriyor, canlarına kıyıyorlar?

TEMAD’a göre ekonomik nedenler, mobbing, keyfi uygulamalar, son çıkan disiplin kanunu,  eşitsizlik, umutsuzluk ve geleceğe olan güvensizlik astsubayları bunaltıyor ve de intiharı tetikliyor.

Orgeneral Güler;

Onları haklı gördüğüm tek alan tazminat talepleri... Emekli olduklarında karşılaştıkları tablo. Tek haklı gözüktükleri alan o. Onun da muhatabı biz değiliz. Hükumet de biz de farkındayız aslında. Hükümet yapmayalım demiyor ama onlara yaparsam herkes ister zammı, onlara da yapmak zorunda kalırım şimdi bu yükün altına giremem diyor.

“Yine pas, yine taç”

Ancak, muvazzaf astsubaylar ve sorunları ortak olan emekli astsubaylar da diyor ki  “Bizler herkes değiliz” kimseden zam veya sadaka istemiyoruz.  Yok sayılan haklarımızla birlikte eşitlik ve adalet istiyoruz.

Astsubayları üstleri eziyor mu?

''Öncelikle şunu söyleyeyim, Balçiçek İlter ile çay getiren görevlinin durumu aynı olur mu? Ya da sizinle genel müdürünüzün durumu? Her şeyin bir hiyerarşisi, sıralaması var”

''Bana dair ne varsa her şeyi astsubayım bilir banka şifrelerimden mal varlığıma özel hayatımın detaylarına kadar, ben bilmem o bilir.''

Yukarıdaki ifadeleri ikinci kez okudum.  Çay getirme işini, bildiğim kadarı ile TSK içerisinde Er’ler, özel işleri ise herkes kendisi yapıyor.

Ön lisans, lisans ve hatta doktorasını yapmış, takım, bölük komutanlığı, sevk ve komuta görevlerini ifa etmiş ve eden astsubaylara yani silah arkadaşlarına yönelik bu söylem ve örnekleme düşündürücüdür.

Astsubaylar emekli olsa da askerliği bitmiyor, seslerini çıkaran cezalandırılıyor. Nasıl mı?

Genel Kurmay Tarafından Süreli,  süresiz orduevlerine giriş yasağı, TEMAD (Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği) Genel Başkanı Ahmet Keser’ e “ 6 ay, orduevlerine girmeme cezası verilmiş”  Suçu, saz çalmakmış öğrendiğim kadar…

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
twitter @daniscoban

14 Aralık 2013

Biz gariban çocuklarız zengin olsaydık asker olmayabilirdik!''

İftara doğru
Balçiçek İlter
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Facebook

 

Ne ben alışkınım o koridorlarda dolaşmaya ne de onlar benim gibi gazetecilere... Perşembe günü hayatımda ilk defa Genelkurmay Başkanlığı'nın o görkemli kapısından girdim.
Ankara temsilciliğim döneminde bir devir-teslim törenine katılmışlığım var ama o kadar... Ankaralı meslektaşlarımın burun kıvıracağından çok da emin olarak, pek bir acemiyim bu diyarlarda...
Kayıt cihazım, cep telefonum da girişte alındı... Eee ben ne yazacağım ya unutursam, ya sonra bunları yanlış yazdın derlerse endişesi içinde kıvranırken tanıştım Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile... Öncelikle şunu söyleyeyim, o kadar net, düz lafı çevirmeden konuştu ki, bazı noktaları şaşırarak dinledim. Yeni bir dönem başlamış TSK'da... Şeffaf bir dönem... ya da bana geçirilen his o oldu...
İyisi mi baştan anlatayım, örneğin ne işim var benim Genelkurmay'da?
Bu köşeyi takip edenler bilir geçtiğimiz hafta intihar eden askerlerle ilgili bir yazı yazmış ve sormuştum; ''Neden canlarına kıyıyor bu insanlar ve gerçekten de TSK özellikle astsubayları ötekileştiriyor mu?'' diye... Sanırım bu ''öteki'' kelimesi hassas nokta... Çok ama çok alınmış, üzülmüşler. Bir astsubayı ötekileştirmek kendi bacaklarından birine kurşun sıkmak gibi zihniyetindeler. O kadar ki, ''Bakın'' diye söze başladı Orgeneral Güler: ''Bana dair ne varsa her şeyi astsubayım bilir banka şifrelerimden mal varlığıma özel hayatımın detaylarına kadar, ben bilmem o bilir.'' Aklım almadı tabii... Dayanamayıp, ''Bence dikkat edin, bunca dava, bunca iddianname hep bu detaylardan çıktı'' diye takılacak oldum... Bir anda sessizleştik.... Diyorum ya ben bu diyarlara yabancıyım diye... Teamüllere aykırı soruyorum, konuşuyorum...
''Güven'' dedi... ''O güveni sağlamazsak TSK diye bir şey kalmaz...''
        *
Önce intiharlarla başlayalım... Sadece biz değil TSK da dert etmiş ölümleri, nasıl etmesin? Orgeneral Yaşar Güler anlattı: ''Her ölüm bizim için felakettir. Ama intihar vakalarına ayrıca dertleniriz, üzülürüz. Sırf bu yüzden intihar edenin ailesini yakınlarını getirtip askerimizin yakın arkadaşlarıyla görüştürüyoruz, her şeyi sorsunlar, anlasınlar, hiçbir şey gizli kalmasın, her şey şeffaf olsun diye... Memleketteki intihar oranlarına kıyasla TSK'dakiler daha az ve nedenleri buraya özgü değil. Çok önemli nedenlerin başında psikolojik sorunlar ve madde bağımlılığı geliyor. Bizim zamanımızda bir elin parmaklarını geçmezdi bu vakalar ama şimdi toplumun genelinde nasıl arttıysa buraya gelenlerin arasında da maalesef çok yaygın...''
Aklıma geleni soruyorum... Madem girdik içeri bir kere...
Peki bu insanları niye askere alıyorsunuz? Yani psikolojik sorunları olan madde bağılılığı bulunandan size yarar gelir mi? Sanırım kanayan bir yaraya parmak bastım. Öncelikle şunu anladım ki TSK'dan çürüğe ayrılmak kolay iş değil. Geleni rehabilite etme, sorunlarla baş etme gibi bir misyonu da üstlenmiş TSK... Gelen herkes testlere tabi tutuluyor ve büyük bir çoğunluğu belki de hayatlarında ilk defa psikolojik kontrolden geçiyor. Bütün bu testlerin sonuçları da istatiksel olarak ortada...
Önce asker intiharlarının nedenleri...
Diyorlar ki: ''Asker hastanelerinin psikiyatri polikliniklerine bakıldığında, küçük yaşlarda uyuşturucu madde ile tanışmış, 20 yaşına kadar sorumluluk almamış, kendini ifade etmeyi taşkınlık yapmak, kendini kesmek ve çevreye zarar vermek olarak bellemiş, sağlıklı bir aile yapısına sahip olamamış bir yığın genç gözükmektedir. Yakın dönemde intihar girişimi sonrası GATA'ya yatırılarak değerlendirilen 30 vakanın ikisi askeri ortama ilişkin sorun tanımlamışken, 26 vaka ise tamamen sivil yaşantılarına ait uzayıp giden sorun yumaklarını davranışı tetikleyen etken olarak ileri sürmüşlerdir. Muvazzaf personelin intihar davranışlarında benzer yaş grubunun ve sosyo ekonomik düzeyin eğilimleri görülmektedir. Ruhsal hastalık, ödenmeyen borç, aile içi ayrılıklar ve çatışmalar hep ön sıraları tutmaktadır.''
TSK'da ''Can Dostum'' diye bir uygulama başlatmışlar. Sorunlu gördükleri askerlere onlardan sorumlu olacak, can dostluğu yapacak başka askerler görevlendiriyorlar... Kanımca "can dostu" olanların işi daha zor. Sorumu yineledim: Niye bu insanları ille de rehabilite edeceğim diye ısrar ediyorsunuz? Ellerine silah vermek, örneğin hududa göndermek ne kadar doğru?
Orgeneral Yaşar Güler belki de bütün militer-antimiliter, çözüm sürecinde paralı asker tartışmalarının tam da göbeğine oturacak birkaç cümle söyledi...
''Sözleşmeli asker denildi biliyorsunuz, ayda 3600 TL almaları öngörüldü. Hudutta 5 yıl görev yapacak, işi bitince 63 bin TL tazminat alacak. Hiçbir masrafı yok, küçük bir hesaba göre 250-300 bin TL kazanacak. 3 yıl boyunca çağrı yapıldı... Peki kaç kişi başvurdu? 2300... Benim orada 100 bin askerim var. Paralı asker diyorlar. Maaşı iki katına da çıkarsanız sayı artmayacak. Paralı asker bulamıyoruz diye ne yapacağız? Hududu boş mu bırakacağız?''
Diyorum ya, içeri girdim bir kere, sor Balçiçek...
''İnsanlar paralı asker olmak istemiyor, onca bakaya var, 'vicdani retçi'lerin sayısında artış var. Kanımca vicdani ret de bir haktır... Hudut diyorsunuz... Peki nasıl olacak?''
Genelkurmay 2. Başkanı şöyle anlattı: ''Vicdani ret hak değildir. Ama muhatapları ben değilim zaten. Ben de isterdim tabii İsviçre Genelkurmay 2. Başkanı olayım elimde kahvem, pipom rahat edeyim. Geçenlerde Norveç Genelkurmay Başkanı geldi sorunlardan bahsetti, gel yer değiştirelim diye takıldım, 'yok hiç almayayım' dedi. Bizim kolay işimiz yok, kolay bölgede değiliz. Üstelik size bir şey söyleyeyim mi? Biz gariban çocuklarız, aramızda sosyete falan yoktur, Anadolu'nun bağrından gelen çocuklarız hepimiz. 'İnsanlar asker olmak istemiyor' lafını kabul edemem çünkü nasıl bir vatanperverlikle askere geldiklerini görüyorum ben. Ha sonrasına gelince... Zengin olsaydık meslek olarak askerliği seçmeyebilirdik. Ben bile asker olmayabilirdim o zaman. Ama buradayız ve elimizdeki imkânlarla en iyisini yapmak zorundayız. Sizinle bütün samimiyetim ve içtenliğimle konuşuyorum. Durum budur!..''
Yarın: Astsubay taleplerinde haklı mı? TSK onları ötekileştiriyor mu?

Astsubaylar tazminat taleplerinde haklı!

İftara doğru
Balçiçek İlter
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Facebook

 

Dümdüz sorayım mı? Lafı evirmeden çevirmeden...
Öyle de yaptım zaten.
Sizce astsubaylar taleplerinde haklı mı?
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler sustu... Uzunca bir sessizlik...
''Ne haklılar diyebilirim, ne de haksızlar...''
Dayanamadım, iyi de bu çok politik cevap oldu, ya haklılar ya haksızlar...
Orgeneral Güler şöyle açıkladı: ''Onları haklı gördüğüm tek alan tazminat talepleri... Emekli olduklarında karşılaştıkları tablo. Tek haklı gözüktükleri alan o. Onun da muhatabı biz değiliz. Hükümet de biz de farkındayız aslında. Hükümet yapmayalım demiyor ama onlara yaparsam herkes ister zammı, onlara da yapmak zorunda kalırırm şimdi bu yükün altına giremem diyor.''
Şimdi giremez mi? Peki takvim var mı? Yani örneğin 2014? 2015?
Müjdeli bir haber vermek isterdim ama anladığım kadarıyla öyle bir takvim yok.
Sorunun çözümü ufukta bile yok maalesef...
                                                                 *
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler dışında da bir çok üst düzey görevliyle hem intiharları, hem astsubayların sorunlarını, ötekileştirme iddialarını konuştum. Uzunca sohbetten anladığım şudur ki, TSK'da herkes ikinci adam, herkes ikinci planda zaten... Tek birinci var, o da Genelkurmay Başkanı...
Astsubayların dertlerini çoğu anlıyor, kimi hak veriyor ''Ama özel sektörde de böyledir kamuda da, kötü niyetli insan vardır, TSK'da da... Önemli olan onu bulup temizlemektir'' diyor... Kimisi ise özellikle astsubayların kimi emekliler tarafından kışkırtıldığını düşünüyor.
Peki ya Orgeneral Güler?
Disko uygulaması kalktı ama Disiplin Kurulları askerin geleceğiyle oynuyor bu da bir tür mobbing deniliyor...
Genelkurmay 2. Başkanı ''Her şeyden ödün verebiliriz disiplinden asla'' diye söze başladı.
''TSK belki de herkesin tek eşit olduğu yerdir, zengini fakiri, okumuşu okumamışı, hepsi aynı yerde aynı kaşıkla yemek yer ve aynı yerde yatar uyur! Bundan daha eşit bir muamele olamaz.''
Ya sonra?
Astsubayları üstleri eziyor mu?
''Öncelikle şunu söyleyeyim, Balçiçek İlter ile çay getiren görevlinin durumu aynı olur mu? Ya da sizinle genel müdürünüzün durumu? Herşeyin bir hiyerarşisi, sıralaması var. Ha, bu sıralamada eğer biri görevini kötüye kullanıyorsa zaten hakkında elimizden geleni yapıyoruz, soruşturma açılıyor. Bütün araştırmalar son derece detaylı ve titizlikle yürütülüyor. Eskisi gibi değil, herkes hakkını arayabiliyor.''
Astsubayların sorunlarını defalarca dile getiren gazetecilerden biriyim. En yetkili ağıza konuyu sorduğumda aldığım cevaplar böyle oldu. Nihayetinde benim kafam asker gibi çalışmıyor. Ben ''vicdani red'' talebinin demokratik bir hak olduğunu düşünenlerdenim örneğin. Bu kadar bakaya ve paralı askerliğe bile bu kadar az başvuru varsa her ''Türk asker doğmuyor işte kardeşim!'' diyenlerdenim. Ama karşımda Genelkurmay'ın ikinci adamı üstü kapalı bir şekilde diyor ki:
''Askerlik olmasa hududu kim koruyacak? Zaten asker bulmakta zorlanıyoruz, disiplini kaybedersek ne olur düşünsenize...''
Derdim bağcı dövmek değil elbette üzüm yemenin peşindeyim...
Döndüm başa...
İntihar eden askerlerin aileleri niye tazminat alamıyor?
Yine uzun bir bilgilendirmenin sonucunda algılayabildiğim şudur ki, TSK'dakilerin yılda 35 lira vererek TSK Dayanışma Vakfı'na üye olmaları olası bir felakette işlerine yarayacak cinsten önlemler barındırıyor.
Nasıl mı? Örneğin bir yıllık hizmeti olanın vefat ettiğinde ailesini alacağı ödeme sadece vakıftan 62.842,50 TL... 5 yıllık hizmeti olan 56.227,50 TL bu oran hizmet fazlalaştıkça düşüyor. 16 yıllık birinin vefatı esnasında vakıftan tazminatı 26.460,00...
Bu hesaba göre TSK Dayanışma Vakfı Genarallerin çiftliği oldu eleştirisi hayli boş gözüküyor.
Uzun lafın kısası soracak çok soru, masaya yatıracak çok sorun var...
Astsubayların durumları ve asker intiharlarına ilişkin aldığım cevaplar böyle oldu...
Ama tabii ki cevap alabildiğim sürece sormaya devam edeceğim.
Herkese iyi pazarlar... 
15.12.2013

Hakkari'de neden sadece bir albay var?

İftara doğru
Balçiçek İlter
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Facebook

 Geçtiğimiz hafta TSK'daki intiharları görüşmek için gittiğim Genelkurmay Başkanlığı'nda yaptığım görümeleri aldığım cevapları ve izlenimleri sizlerle paylaşmıştım. Yazım üzerine TEMAD'dan bolca açıklama geldi. Malum memleketin gündemi darmaduman, ancak bugüne kaldı... Eleştrisel sorularını biraz kısaltarak yayınlıyor ve bir süreliğine aralarından çekiliyorum. Herkese iyi pazarlar

 *
-TSK’da Genelkurmay astsubayı, kuvvet komutanlıklarında kuvvet astsubaylığının görevi nedir. Neden Genelkurmay subaylığı, kuvvet subaylığı gibi kadroları yoktur? Kuvvet astsubaylarının görevi astsubayların sorunlarını komutanına aktarmaksa; aktarılan sorunların çözümüne ilişkin neler yapıldı?/ Bu kadrolar TEMAD’a alternatif makamlardan olunarak oluşturdu./ Neden kuvvet subaylığı yok, subayların sorunu yok, yoksa var olan sorunları komuta katına aktarmama gibi bir sorunları olmadığı için mi subayların böyle kadrosu yok?
-İç Hizmet kanununda disiplin; ‘’Astın ve üstün hukukuna riayettir‘’ diyor. Yapılyor mu?
-Askeri yüksek idare mahkemesi AYİM’deki 5 kişilik heyetin neden ikisi hukukçu değildir?
-Sivil idare mahkemelerinin kararı Danıştay'a götürülmektedir. AYİM konusu neden Danıştay'a gitmez ilk ve son mahkemedir?
-Kanunda yeri olmayan kabahatlerden dolayı komutan keyfiyetine dayanarak amir astına ceza verebilmektedir. Kabahatlerden dolayı verilen cezaların karşılığı 18 puana erişilince personel ordudan atılmakta mıdır?
-TSK’da son 10 yılda disiplin cezası alan subay, astsubay ve uzman erbaş mevcudu nedir? -Anayasanın 128. maddesi ‘’Kamu görevlilerinin özlük hakları kanunla düzenlenir derken uzman erbaş yönetmeliğine koyduğunuz ‘’ Haklarında soruşturma açılan uzman erbaşların TSK ile ilişiği kesilir hükmü gereği kaç uzman erbaşın sözleşmesi kesildi AYİM bu konuda ne karar verdi.
-11 Kasım - 2 Aralık 2013 tarihleri arasında 7 astsubay intihar etmiştir. İdarenin aldığı tedbir nedir?
-Subay ve astsubayların neden orduevi, lojman, kampları ve servisleri ayrı?
-Subayların emeklilikte aldıkları maaş görevde aldıkları maaşın %85'i iken astsubayların maaşları neden % 50'dir?
-Askeri savcıları ihbar şikayet vb. nedenler varken kendi başlarına dava açamazlar?
-5 tane tugay profesyonelleşecekti neden profesyonelleşemiyoruz?
- TSK Dayanışma Varlığına kaç general kaç subay kaç astsubay üyedir? Kaç general, subay ve astsubaya hukuki yardım adı altında mali yardım yapılmıştır?
-Oyakta sermaye bazında temsil oranı adil midir?
-Babaeski'de son on yılda kaç tugay kovuldu ve kaç tugay bozuldu?
-Mevzuatınıza göre koyduğunuz hükümlerle vefat eden subayın cenazesini Kızılay Kocatepe Camiinde, astsubaylarınki ise Ulus Hacıbayram Camiinden kaldırarak ölülerimizi bile ayrıma tabi tuttunuz mu tutmadınız mı?
-Antalya’ da 31 tane albay varken Hakkari'de neden bir tane albay var?
-Ankara’da müzisyen yetiştiren mızıka okulunda 40 tane albay var. Nöbet ve hizmet amacıyla orda bulunan muhafız ve hizmet bölüğünde 36 tane asker var. Hakkari’de profesyonelleşmeyen TSK mızıka okulunda 40 tane albayı istihdam ederek ( miktarı erbaş ve erlerden fazla ) profesyonelleşmiş. Neden?
-TSK’nın vakıflarının (TSK dayanışma, el ele, mehmetçik, kartal vb ) yönetim kurullarında toplam kaç general subay ve astsubay vardır?
-Jandarma genel komutanlığında yapılan atamalaşma subaylar kadro görevlerine atanırken astsubaylar neden emre atanır? (Emire atanınca örnek Ankara İl Jandarma Alay Komutanlığı emrine atanan bir astsubay Şereflikoçhisar’dan birkaç ay sonra 308 km. uzağa Nallıhan’a komutan inisiyatifinde atanabiliyor)

 

22.12.2013
SİTE YÖNETİMİ NOTU .Sn.İlter'e teşekkürler umarız kendisini bilgilendirdiğimiz temel sorunlarımızı dile getirirler . 

Kemal Oğuz

Aralık 14, 2013

KEMAL OGUZ

Kemal OĞUZ 1963 yılında Tokat’ın Turhal ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Turhal’da tamamladı. Jandarma Meslek Yüksek Okulunu ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Yurdun değişik bölgelerinde görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetlerinden 2013 yılında emekli oldu. Gençlik yıllarından beri amatör olarak devam ettirdiği yazarlık hayatını, profesyonel olarak sürdürmeye başladı. Ciddiyeti ile tanınan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, esprili ve komik yönlerinin de olduğunu keşfetti. TSK’da görev yaptığı otuz yıl süresince, yaşadığı veya tanık olduğu komik olayları bir kitapta topladı. Reçeteli olarak satılması ile dikkat çeken kitap, edebiyat dünyasında bir ilk olma özelliğini de taşıyor.  Hepsi fıkra tadında ve ilk kez duyacağınız yaşanmış anılardan oluşan kitabın adı: Asker Gülmez Güldürür. 

İşte kitaptan bir anı;

Asker Gulmez Guldurur-On Kapak OrjinalNeredeyse hurda haline gelmiş çok eski bir aracın şoförüydü Süleyman. Aracı sık sık arıza yapıyor, tamir için götürdüğü Bakım Onarım Komutanı Hakan Başçavuş ise her defasında Süleyman’a kızıyordu. Aracın eski olmasını göz ardı edip arızadan hep Süleyman’ı sorumlu tutuyordu. Her defasında azar işitmekten bunalan Süleyman için, korkulu an yine gelmişti. Aracı arıza yapmıştı. Aslında aracın arızalarından Hakan Başçavuş da bıkmıştı. Ancak yine de her defasında Süleyman’a hesap soruyordu. Hatta bu kez dozu artırarak:

  • Oğlum bu ne yaa. Arabanın her tarafı ötüyor. Bakmıyorsun arabana, kolayına kaçıp hemen bana getiriyorsun. Artık yeter, seni bu defa mahkemeye vereceğim, diye çıkıştı.

Asker mahcup. Çünkü komutanının söylediklerine verecek bir cevabı yok, ama mahkemeye gitmek de büyük sıkıntı. Komutana yalvaran gözlerle bakarak:

  • Komutanım, size söz veriyorum. Aracıma çok iyi bakacağım. Terhisime az kaldı, bu seferlik de affedin beni. Mahkemeye vermeyin, dedi.

Komutanı öfkeli ve gergin bir şekilde söylendi:

  • Hayır. Artık yeter yaa. Bir arabanın her tarafı öter mi arkadaş. Söyle bana, “Arabanın şurası ötmüyor” de, kabul. Hiçbir şey demeyeceğim sana. Var mı ötmeyen bir yeri?

Asker içtenlikle ve samimi bir cevap verdi: Var komutanım, kornası ötmüyor…

Dorduncu Cemre-On Kapak Orjinal


Bu kitabının hemen ardından, internet-cep telefonu-televizyon üçgeninde kaybolan aile içi ilişkilerden duyduğu rahatsızlığı kitaplaştırdı. Bir baba ile kızı arasında yaşanan manevi aşkın;  gülümseme, hüzün, gerilim ve gözyaşı ile harmanlanmış olduğu sıra dışı bu romanın adı ise; Dördüncü Cemre.

Yeni kitap çalışmaları devam etmekte olan yazarın ayrıca çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde; makale, eleştiri ve şiirleri yayımlanmıştır.




  • Kitap Temin Adresleri: Türkiye Çapında: D&R Kitap Mağazaları
İnternetten alışveriş:

Not:Kitaplarla ilgili haber, tanıtım ve yorumlara, internert arama motorlarına kitap ve yazar adı yazarak ulaşabilir; yorum, puanlama ve paylaşım yapabilirsiniz.

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Aşağıdaki açık mektup ile bizlere uygulanan sosyal, ekonomik ve insanî haksızlıkları dile getirmek, sorunlarımızın çözümü için yaptığı eleştirilerden dolayı orduevi giriş yasağı uygulanan TEMAD Genel Başkanımıza gösterilen tavrın çözüm olmadığını  bir kez daha Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları'na hatırlatmak istiyoruz .

Biz; imtiyaz talep etmiyoruz! Bu orduya ve ülkemize sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla kanıtladık. Adalet sağlanıncaya kadar yasal mücadelemiz devam edecektir.

Huzur dolu günler diliyoruz.



GENELKURMAY BAŞKANI VE KUVVET KOMUTANLARI'NA AÇIK MEKTUP

Sayın Komutanlarımıza

Ben, assubay ünvanını taşıyan biri olarak, her kurum kendi personelini koruyup kollarken, Genelkurmay Başkanlığı'nın Assubayların sorunları ile ilgilenmediğine, aksine ön yargılarla assubaylara sosyal, ekonomik ve insanî haksızlıklar yapmasına rağmen kamuoyuna yanıltıcı bilgi verdiğine şahit oluyorum.

Assubaylık mesleğinin uygulama ve yasalardaki tarifinden farklı olarak değerlendirildiğini, istisnalar dışında kölelerin ülkelerine devlet ve Genelkurmay Başkanı olduğu bir dünyada, bizlere köle muamelesi yapılmaya çalışıldığını üzülerek bir kez daha tekrarlıyorum.

Cumhuriyetin kazanımları sadece belirli kesimlerin olamaz! Bizler de Türkiye Cumhuriyeti'nin fertleri ve bir üniforması da kefen olan mesleğin mensuplarıyız. Bu mesleğimizi de ülkemizin sosyal adalet politikası şartlarında yapmamız gerekmektedir. 

Sizler; Emniyet Müdürleri, Amirleri  ve komislerlerle polis memurları arasındaki maaş statükosunu biliyor musunuz? Biz biliyoruz. Emniyet mensupları, hiç bir zaman ekonomik ve sosyal hakları bakımından farklı bir uçurum içinde değiller. Bekçisinden amirine herkes mezun olduğu okulun karşılığı dereceden göreve başlar. Görev ve makamın özellikleri dışında ekonomik ve sosyal ayrımcılıkları yoktur. Diğer bakanlıkların personeli arasında da görev hiyerarşisi dışında ekonomik, sosyal ve insanî haklar bakımından subay ve assubaylar arasındaki uçurumlar yoktur!

Assubaylar, subaylarla aynı bakanlığa bağlı, tıpkı subaylar gibi savaş sanatını icra ederler. Aynı ortamda daha ağır görev koşullarında çalışırlar. Ancak bulundukları hiyerarşik yapıya saygılı olmaları ve birebir aynı hakları talep etmemelerine rağmen nedense ön yargılarla haksızlığa hukuksuzluğa uğratılırlar. Bu adaletsizliği siyasi iktidarlar değil bizzat kendi kurumumuzun yapması kabul edilemez...

Biz Assubaylar, içine düşürüldüğümüz ekonomik ve sosyal sahipsizlikten dolayı telafisi imkansız zararlar görmekteyiz. Ancak bu sorunlarımız Genelkurmay Başkanlığı ve Hükümet tarafından ısrarla görülmemektedir. Genelkurmay Başkanlığınca teklif edilen iyileştirmeler kaderine bırakılmış bunun bilincinde olan siyasi otorite de  28 Şubat'ın rövanşını assubaylardan alırcasına bu teklifleri sümen altı etmiştir. Bunun neden ve sonuçlarını araştırmak, bizler için talep, sizler için görev, üçüncü şahıslar için de fikir’dir. Bunun önüne emirle geçemezsiniz. Bizzat çözmeniz gereken problem budur...

Yıllardır adalet talebinde bulunan assubayları dinleseniz taleplerimizin, bazılarına altın tepside sunulduğu gibi ayrıcalık olmadığını, sadece adalet olduğunu göreceksiniz.

Assubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını askerin karnını doyuramayacağı gerçeği gözardı edilmemelidir. Aksini iddia edenler varsa assubaylara aynı zaman diliminde 48 saat izin versinler  sonuca gore ya bu meslek kaldırılsın ya da ordunun olmazsa olmaz elemanıdır deniyorsa assubaylara uygulanan haksızlık ve adaletsizliklere son verilsin.

Aksi halde biz bu adaletsizliği içimize sindiremediğimizi, görevdeki meslektaşlarımızın moral motivasyonu ve hizmet verimliliğini, biz emeklilerin ise kurumumuza olan aidiyet duygusunun  her geçen gün kaybolduğunu bir kez daha belirtiyoruz.

İşte bu nedenlerden dolayı sorunlarımızı bazen toplumsal, bazen de bireysel olarak yansıtıyoruz. Maalesef bireysel tepkilerimiz çok acı oluyor!.. Soruyorum; Ölümden öte bir şey  var mıdır?

Maalesef bizler sizlere sorunlarımızı ölümlerimizle bile anlatamadık. Ekonomik, sosyal ve insanî haksızlıklar, görev koşulları, amir keyfiyeti ile uygulanan mesai ve cezalandırma sonucu birçok meslektaşımız hiçbir değerin geri getiremeyeceği hayatlarını ihtiharla sonlandırmaktadır.

Zaman zaman bizlerin haddimizi aştığımız,  muvazzafların sorunlarını dile getirdiğimiz düşünülerek  bundan duyulan rahatsızlık dile getirilmektedir. Adalet herkes içindir. Muvazzafın kazanım ve kaybının emeklilere yansıtıldığı, ayrıca hiçbir kurum personeline verilmeyen sorumlulukla bizlerin SEFER GÖREV EMRİ taşıdığımızı, her an silah altına alınıp dile getirdiğimiz haksızlıkları yaşayabileceğimiz gerçeği de gözardı edilmemelidir...

TEMAD; tüzüğü MSB tarafından onaylanan ve bizleri temsil eden yöneticilerini özgür irademizle seçtiğimiz yasal bir dernektir. Adaletsizlikten bunalınca ilk tepkimiz ve talebimiz derneğimize olur, yakalarına yapışır, bize sahip çıkmalarını isteriz. Onların da bizim taleplerimizi dile getirmesi en doğal hak ve görevleridir.

Emekli assubayların yasal temsilcisi TEMAD’I muhatap almamak, adaletsizlikleri eleştirdiği için dışlamak, hâttâ başkanına sosyal tesislere girme yasağı getirmek assubaylara bakış açınız olarak değerlendirilmektedir ve bu, sorunların çözümüne hiç bir katkı sağlamayacaktır...

Bizlerin talepleri, belirttiğimiz gibi imtiyaz ve ayrıcalık değildir. Böyle olsaydı kamuoyuna çıkar örnekleri ile haksızlığımızı anlatırdınız...

Bir üniforması da kefen olan, bir emirle ölüme gönderdiğiniz personelin bu haksızlığı önce sizlerin adalet ve vicdan duygularını rahatsız etmesi gerekirken, haksızlıkları kendi kurumumuz yapmaktadır. İşte bu kapsamda Genelkurmay Başkanlığı'na kendimizi hatırlatma adına birtakım örgütsel eylemlere ihtiyaç duyduk. Ama sizler yine bizlerin sadece adalet diye haykıran sesimize yanıt vermek yerine haksızlıklara devam ederek ve baskılarla sorunları yok saymaya çalışmaktasınız. 

Biz, kurumumuza saygılıyız. Bu yüzden sadece bize yapılan haksızlığı ve hukuksuzluğu dile getirmekteyiz. Bu mesajımızı doğru algılamanızı, adaletin herkesin hakkı olduğunu, adaletin onu esirgeyenlere de gerektiğini lütfen hatırlayınız...

Biz, bu ülkeye ve ordumuza sadakatimizi terimiz kanımız ve canımızla ispat ettik. Bizim vatanseverlik duygularımızı ve ordumuza bağlılığımızı kimse test edip sorgulama hakkına sahip değildir.

Assubayların kimsenin maaşında, makamında gözü yoktur. Ancak, bugün assubay emeklileri bırakınız subayın maaşını KİT işçi emeklisinin maaşının yarısını  almakta, sosyal tesislerde adeta dışlanmaktadır...

Toplumumuz hukuksuzluğa karşı büyük bir öfke ve infial içindedir. Bunun doğuracağı sonuçları kimse kestiremez. Siz komutanlarımızdan bu adaletsizliğin sona erdirilmesini, bunun için hazırlanmakta olan askeri personel yasasının, orduda adaletsizliğin sona erdirilerek, ordumuzun güçlenmesine katkı sağlanmasının teminini bir kez daha talep ediyoruz.

Adalet olmayan yerde hiç bir şey olmaz ve adalet bir gün onu esirgeyenlere de gerekecektir.

Saygılarımla…

 

Adı ve Soyad:

Sınıf ve rütbesi:

T.C.No:

  • Yukarıdaki metni göndermek için TIKLAYINIZ!

(Kampanyamız 15.Aralık.2013 tarihinde sona ermiştir.)

Orduevleri

Aralık 09, 2013

Sabah kalktım.

Bilgisayarımda bir  flaş haber;

"Temad Başkanı Sayın Ahmet Keser’in orduevlerine  girişi yasak!"

Neden  acaba? Ahmet Keser, emekli astsubay.

Kim koydu bu yasağı?

Orduevleri devletin değil mi?

Devlette, uygulamalar yasal kararlara göre alınır. Yasal ortamda.

Devlet malının sahibi devlettir.

Ne yapmış bu adam?

Böyle bir yasak koymanın gerekçesi var mı? Nedeni nedir?

Bu olumsuz uygulama hakkında, mahkeme kararı var mı?

Hak  kısıtlaması içeriğini, uygulayıcılar,  tasarrufta bulunanlar

dayanaklarının gücünü, yasalardan alır.   

Yasaların  ön gördüğü mahkeme  kararı var mı?

Eğer yoksa,

yasaları tanımama anlamına gelir mi acaba?

Pekiii.

Mağdur, mağduriyetini bağımsız mahkemelerde  kanıtlar da,

uygulayıcılara icra yolu ile haklılık kararını sunarsa,

sonuç ne olur?

Ben yaptım, oldu uygulaması!

Uygun, derler mi?

Nedeni yok elbette. Vardır amma, sır olması uygun görülmüş!

Pekiii.

Kim bu Ahmet Keser denilen adam? Temad Başkanı.

Açalım;

Türkiye Emekli Astsubbay Derneği Başkanı.

Ne iş yapar?

Astsubayların verilmeyen haklarını arar, ister.

Aynı ortamda, ileri karakol olarak görev yapmış olanların haklarını.

Zimmetin yükünü taşımış, altında ezilmiş olanların hakları adına,

uğradıkları haksızlıkları ortaya koyar.

Ahmet’in, öğünülecek tarafı görmezden gelinemez elbette!

Ahmet Keser’in uğraşı da,

hakları daha çağdaş ortama taşımaktır.

Gerçekte;

TSK'de, eşit süreli eğitimli olanların

olanaklardan eşit faydalanamaması gibi kıyaslamalarla

televizyonlarda, açık oturumlarda, gerçekleri kamu oyuna duyurmağa çalışır ekibiyle, Ahmet.

Neden bu mu?

Olmadı!

Buna mani olmak gerekir.

Susturalım şunu. Önce Sayın Ahmet Zengin'i. Şimdi Ahmet Keser'i...

Orduevlerine girişini yasaklayalım, kendilerine gelsinler.

Nasıl olsa emir verme yetkisi bizim. Uygulamadan biz sorumluyuz.

Bize kimse karşı koyamaz zihniyeti ile. Olgu bu!

Gerçekleri, sadece Sayın Ahmet Keser mi biliyor sanki?

Mahkemeye verdiniz şikayet konularını, ortaya koyarak.

Ama, hak arama ayırımda bulunan tarafsız sivil savcılar var.

Bağımsız hakimler var.

Hakimler haklıdan yana elbette.

Tarafsız sayın savcılar ne der sonra?

"Adam haklı. Toplumunun hakkını koruyor" der.

Ve dedi.

Şikayetinize ”takibine gerek yoktur” kararı verildi. Demek ki haklı değilsiniz, adalet ortamında!

İyi de, ülkede gerçek demokrasi var.

Şimdi Ahmet Keser de bir astsubay. Ahmet’in astsubay hakları kısıtlanması neden?

Durup dururken ve hiç bir yasal karar yokken ortamda.

Hak kullandırma yetkisini elinde bulunduranlar, gücünü yasalardan alırlar.

Bu gücü kullanırlarken yasal hakları görmezden gelemezler!

Genelkurmay Başkanlığı'na Sayın Ahmet Keser’e kısıtlama koyma olgusunda,

yasa ve mahkeme kararı" yetki vermemiş ise yetki  kullanımı olanaksız gibi çağdaşlıkta.

Zaman 15 Aralık 1993 değil! Aradan tam tamına 20 geçti.

Sayın Doğan Güreş'in Genelkurmay Başkanı olduğu dönemlerdi.

Erhan Akyıldız - Ali Tevfik Berber Olayı vardı.

Ne dedi Sayın Erhan Akyıldız askeri mahkeme ortamında?

"Ben görevimi yaparken, Genelkurmay Başkanı'nın hoşuna gitmek zorunda değilim".

Sayın Ahmet Keser de sadece görevini yapıyor. Faaliyetleri benimsenmedi ise,

demokrasi ortamında, çare hukuk olmalı.

Ahmet Keser'in uğraşı da

ortamının daha da çağdaş olmasını sağlamaktır elbette!

Gerilerde kalmış olmalı 1993' lü anlayış ortamı.

***

Özgürlüklerin, insan haklarının korunması için

Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Komisyonları'nda imza atmış, kabullenmiş bir ortamda ve tüm bunları kabul etmiş bir ülkede,

olanakları devlet tarafından, devletin verileri ile karşılanan orduevlerinin yasaklı kullanımı, özgürlüklerin ve hakların kısıtlasıdır! Neden? 

Anlamak zor gibi, hukuk ve yasal veriler içeriğinde...

 

Mehmet KAYALI

Siz Bulun

Aralık 06, 2013

SENDİKA MI DEDİN,  HAYIR, HAK ARARSIN  DERLER.
YASALAR ENGELİNDE Mİ,  DERİM.
EMEK KURULTAYI TOPLANSIN, YASAL UYUM SAĞLANSIN.
DERİM  İÇTENLİĞİMLE, OLMAZLARDIR YANITI...

HİZMET Mİ DERSİN,
VERİRİM,  DOLU,  DOLU
ŞEHADET BAHASINA, GÖZÜM KARADIR  BENİM.  HİZMET   DEYİNCE.
ÖLÜRÜM VATANIM İÇİN.

OYSA VATANINI HARKES  EŞİT  SEVER,  DERLER.
NEDEN DERİM.
BİZ  BİR  AİLEYİZ  DERLER,
HİZMETTE EŞİTLİK, VAR MI DERİM.
HİZMETTE  VE  ORTAMDA  SONUÇLARINDA  EŞİTLİK  OLMAAAZ. TAŞIYICI  OLAN, VARDIR  DERLER...
PAYLAŞIMDA  EŞİTLİK  VAR MI DERİM.
OLMAZ, AYRICALIKLILAR  VAR .STATÜ VAR  DERLER...

YÜK MÜ DERSİN, TAŞIRIM, GÜCÜMÜN  ÜSTÜNDE.
TAŞIRIM HER TÜRLÜSÜNÜ, ZİMMETİN.
YILMAM, OMUZLARIM DÜŞSEDE.
KARŞILIK MI DEDİN, MUHTACIM AFERİNE.

AÇ  ÇARESİZ KALDIĞIMDA, KIRARIM ÜÇ YUMURTAYI.
SONUÇTA, KALBİM ONURUM KIRILIR  BELKİ . BİLEMEDEN.
BAZEN YAZIM HATASI YAPARIM. TEK KELİMENİN.
TEK HARFİ,
TEPETAKLAK EDER BENİ.
BAKARIM MELÜL, MELÜL, AİLE EFRADIMLA BİRLİKTE. SIZLANARAK.
AĞLAR ÇOCUKLARIM, EŞİMLE BANA BAKARAK. KESİLEN NAFAKALARINA….
AÇ KALIRIM BİR HARF YÜZÜNDEN. AĞLARIM İÇİN, İÇİN.

BU YAPILANLARI TARTMAK İSTERİM.  TARAFSIZ,  BAĞIMSIZ,   ADALET TERAZİSİNDE.
OLMAZ DERLER. AÇLIĞIMI GİDERDİM DERİM, KAZARA OLDU DERİM.
BİLEREK YAPTIN YAPMAYAYDIN.
KASITLISIN DERLER.
ÇEKERİM SONUÇLARININ  EN AĞIRINI.

OLANAK MI DEDİN,
RAZIYIM GÖNÜLLERİNDEN KOPANA.
ZOR MU DEDİN, BEN VARIM DERİM, BENİ SÜRERLER ÖNE.
BECERİDE ÖNCELİK BENDEDİR.
VATANA HİZMET EDERKEN, HAKSIZ PAYE KAZANÇ,  ORTAMINDA.

MOBİNG Mİ DEDİN, İYİ TANIRIM ONU.
YILLARDIR   PAYLAŞIMDAYIM  ONUNLA,  İŞ  ARKADAŞIMDIR.
DOLU,   DOLU   YAŞARIM   EZİKLİĞİMİ.
DAHA  BAŞKASI  VAR MI DERİM.    EMEKLİLİKTE   GÖRÜRSÜN DERLER.
KAPARIM  GÖZLERİMİ,  ÇEKERİM ÇİLEMİ.     
İÇİMDEDİR IZDIRABIM.
VE İÇİN, İÇİN AĞLAR GEZERİM …

KİM OLDUĞUMU SİZ BULUN.

MEHMET KAYALI

Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Milletvekil Orhan DÜZGÜN; 29 Kasım 2013 günü TBMM’ne  “Astsubayların maaş durumları,dereceleri,çalışma koşulları,geçmişe yönelik subaylara verilen intibağın astsubaylara da verilmesi” konularını içeren Meclis Araştırma Önergesi vermiştir.

Astsubaylarımız, iç güvenlikte, asayişte, depremde sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede her zaman ön safhalarda olmuştur. Ekonomik sorunlar ve psikolojik baskılar nedeniyle en çok asker intiharı da astsubaylarımızdandır.Görev koşulları ve sorumlulukları astsubaylarla kıyaslanamayacak birçok devlet memurundan daha alt derece ve kademeden göreve başlatılmakta olup görev ve tahsil süresi aynı olmasına rağmen arada ki maaş farkının çok yüksek olduğu ifade  edilmektedir. Astsubay okulları da yüksek okul seviyesine çıkarılmış olmasına rağmen intibak sorunları çözülememiştir.Astsubaylarımızın başlıca sorunları arasında;görev ve makam tazminatları, intibak sorun,başlangıç derecesinin 9/1 yerine diğer memurlarda olduğu gibi 9/2 başlatılması, emekli maaş yüzdelerinin düzenlenmesidir.(Subaylar aldığı ücretin % 85 ‘i ile emekli oldukları halde astsubaylar maaşlarının % 55′i ile emekli olmaktadırlar.)

Astsubaylar önceki dönemlerinde lise mezunu olduğundan çalışırken maaş derecelendirilmesinde en fazla 2′nci derecenin 6′ncı kademesine kadar gidebilmekteydi.

2003 yılından itibaren Astsubaylar Meslek Yüksek okullarının açıldığından bu tarihten sonra maaş hesaplamasında 1′nci dereceye kadar inebilmektedirler.

Geçmiş yıllarda Harp Okullarındaki öğrenim süresi 2 yıldan 3 yıla daha sonra 3 yıldan, 4 yıla çıktığında subayların geçmişe dönük derece kademe intibakları yapılmıştır.

Astsubaylar artık en az ön lisans ya da lisans mezunudurlar. Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçmiş dönemde subaylara verilen intibak haklarının şu anda aynı konumda bulunan astsubaylara verilmesi talep edilmektedir.

TSK PERSONELİ (MAAŞ-EMEKLİ MAAŞI ADALETSİZLİĞİ)

ÖDENEN TAZMİNATLAR                                SUBAY        ASTSUBAY          UZM. JANDARMA            UZM. ERBAŞ

TEMSİL TAZMİNATI                                        VAR              YOK                         YOK                                        YOK

GÖREV TAZMİNATI                                         VAR              YOK                         YOK                                        YOK

MAKAM TAZMİNATI                                         VAR               YOK                         YOK                                        YOK

KADROSUZLUK TAZMİNATI                             VAR               YOK                         YOK                                      YOK

KOMUTANLIK TAZMİNATI                                VAR                YOK                         YOK                                      YOK

KOMUTANLIK KURS TAZMİNATI                     VAR               YOK                           YOK                                       YOK

 

Astsubaylarımızın, yukarıda bahsedilen mağduriyetleri hakkında kurum dışarısından bir göz ile daha köklü ve kalıcı bir çözüm bulunması, sorunların tespiti ve çözümlenmes.i için Anayasamızın 98′nci Maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104′ncü ve 105′nci maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutları ile araştırılmasını içeren Meclis Araştırma Önergesini TBMM’ne 29 Kasım 2013 günü vermiştir

Not.Sn.Milletvekilimiz Dr.Orhan DÜZGÜN'e minnettarlığımızı ve haberi veren  www.memurahval.com sitesine teşekkürlerimizi sunuyoruz  SİTE YÖNETİMİ  

Yıllardır ön yargılarla devam eden haksızlıklarımızın personel yasası ile önleneceği umudumuzu her geçen gün kaybediyoruz. Personel yasa taslağındaki olumsuzluklar için bu sitenin koordine ettiği mail kampanyası ile sesimizi duyurup adaletsizliğin moral motivasyonu ve aidiyet duygusunu yok ettiğini ilgililere ilettik. Gelişmelerle ilgili sağlıklı bilgi alamıyoruz, temsilcimiz TEMAD yönetimi de bu konuda sessizliğini koruyor...

Personel kanunu mutlaka çıkacak çıkmasına da acaba başta birçok memurdan daha alt kademeden göreve başlatılarak psikolojik eziklik duymamız önlenip, lise mezunu devlet memurlarına 1984 yılında tanınan hakkın assubaylardan 10 yıl esirgenmesi üzerine görevin ağır koşulları ve beklemeye değer bir konu olmaması nedeniyle hizmet süresini doldurup 3 ve 2'nci dereceden emekli olan  arkadaşlarımızın adaletsiz bir şekilde %40 oranında eksik maaş alma adaletsizliğini önleyecek mi? Bunun yanıtını, adaletsizliğin orduda olumsuzluktan başka bir getirisi olmadığı gerçeğinin bilinmesi umut ederek  ilerideki günlerde göreceğiz.

Bu arada bir teselli olarak 2014 yılında tüm memur ve emeklilere yapılacak zamla ilgili bilgileri size sunuyor; Adalet ve huzur dolu günler diliyoruz.  SİTE YÖNETİMİ

1.9 milyon memur emeklisi ocak 2014 ayında çifte zam alacak. OCAK ayında maaşları net 140 lira artacak olan memur emeklilerine , ayrıca enflasyon farkının da verilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Toplu sözleşmeye göre; 2014 yılının OCAK ayında memurların taban aylıklarında 175 lira artış olacak. Memurların ücretleri net 123 lira artacak. Taban aylıktaki bu artış, 1.9 milyon memur emeklisinin maaşlarına da yansıyacak.2014'te memur emeklilerinin maaşlarında net 140 lira artış gerçekleşecek.

4 AYDA YÜZDE 2.78 OLDU

Buna ilave olarak, Ekim ayı enflasyon oranının açıklanması ile birlikte memur ve memur emeklilerine Ocak'ta enflasyon farkı verilmesi gündeme geldi. Memur ve memur emeklilerine, 2013 yılının ikinci 6 aylık kısmı için yüzde 3 zam verilmişti. Takvim'in haberine göre 2013 yılının ikinci 6 aylık kısmında enflasyon oranının yüzde 3'ü geçmesi durumunda memur ve memur emeklilerine enflasyon farkı verilecek. 2013 yılının ikinci yarısındaki 4 aylık enflasyon oranı şimdiden yüzde 2.78 olarak belirlendi. Kasım ve Aralık aylarının enflasyon oranları toplamı yüzde 0.22 puanı geçerse, memur ve memur emeklilerine enflasyon zammı verilecek. Kış aylarında enflasyon oranlarının biraz yükselebileceği göz önünde bulundurulursa, enflasyon farkı kesin gibi görünüyor  (Basından derlenmiştir)

Çoğunlukla eğitimli ortamda kullanılan bir söylemdir. Daha çok yaşayanlar için kullanılır. Karşılıklı iletişimlerde genellikle sayın söylemine büyük görev düşer  eğitimli insanlar arasında. Bu sözcük gerçek kişiler için,  bir saygı sözcüğüdür. Sayın’ın içinde saygı  kavramı vardır. Elbette.

Eğitim dedik, söylemin başında.  Her şeyin başı eğitim sözcüğü kimselerin ağzından düşmez. Her seviyede okullarda,tam olarak istenilen düzeyde olmasa da, öğretim verildiği söylenebilir. Asıl eksiklik burada eğitim eksikliği ile başlar.

Hangi konularda ele alınırsa, işte meselenin esası buradadır.  Kültürü de beraberinde getirdiği için bu iki kavram. Yani eğitim ve kültür,  işlevde de birlikte bütünleşirler. Özellikle toplum örgütlenmesinde, katılım kültürü , paylaşım kültürünün işlevleri de burada başlar,  güç oluşumu olgusunda  kendisini gösterir.

Toplum örgütlenmesinde genelde üç kategori üzerinde durulur. Dünyada üç gurup insan olduğu var sayılır.  Aynı ideal de örgütsel yapılar ortamında.

  • 1. Bir şeyi ortaya çıkaran veya yapan ve bir şeyler için savaşan,  inançlı  küçük seçilmiş bir gurup.
  • 2. Bir şeyin yapılmasını seyreden ve sadece konuşup yerinde sayan gereksiz söylemleri ile katkıda bulunduğunu zanneden, kendini etkin sayan büyükçe bir gurup.
  • 3. Ve neyin olup bittiğini, bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık.

Burada toplum kültürünü tekrar ele aldığımız zaman katılım kültürü ile oluşan büyük bir birlikteliğin oluşturacağı gücü düşünün. Ve eğitimli olduğunu, atılımcı olduğunu düşünün. Lidere saygılı ve gayesinde  inançlı  olduğunu düşünün. Ve adının da  TEMAD   olduğunu düşünebiliyor musunuz?

O zaman bu gücün liderinin neler yapabileceğini de düşünmelisiniz. Toplum olarak 200.000 emekli  astsubayımız  var.  Bu 400.000  oy  demektir. Buna  fahri  katkısı olacakları da eklendiğini varsayın. Etkin katılımcı sayısı daha da büyüyeceği kesin. İşte o zaman siz başkalarının kapılarını çalmazsınız, sizin kapınız çalınır...  Ne işiniz var Dikmen yollarında. Meclisin arka kapılarında sesinizi siz duyurmaya çalışmazsınız. Sizin sesinizi duymaya gelirler gelişmiş demokrasilerde.  Çağdaş ortamda kural bu.

Hemen yukarıda 3. Gurubun tamamını,  2. Gurubun  bir kısmını kazanın; onları,  yani sayın duyarsız emekli  meslektaşlarımızın, birliktelik ve toplum kültürü kazanımı için mutlaka bir yol aramalıyız bulmalıyız.

Mehmet KAYALI

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verişinin 101. yıl dönümü ve Gaziler Günü törenlerle kutlanacaktır. Kahraman gazilerimizin, oluşan bedensel engellerinin yanında başta devletimizin mevzuatlarından kaynaklanan birçok sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Gazilerimize devletimizin yetkililerin...
Pazartesi, 19 Eylül 2022
fatih bektaş
UNUTMAYIN UNUTTURMAYIN 9/2 Sİ LİSE MEZUNU ASTSUBAY SINIF OKULU MEZUNU ASTSUBAYLARA DA VERİLMELİ BU HAK BÜTÜN ASTSUBAYLARIN OLMALI AYNI 2016 BÜTÜN ASTSUBAYLARI EŞİT SAYDINIZ OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ ŞİMDİ DE 9/2 Sİ EŞİT OLARAK VERİLMELİ
Cuma, 09 Eylül 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
EMPERYALİSTLERİ DİZE GETİRDİĞİMİZ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZIN 100. YILI YÜCE TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN. ORDU YOK DEDİLER KURULUR DEDİ PARA YOK DEDİLER BULUNUR DEDİ DÜŞMAN ÇOK DEDİLER YENİLİR DEDİ M.K.ATATÜRK Saygıdeğer Üyelerimiz İtilaf Devletleri tarafından son dönemlerinde bütün orduları dağıtılan, işgal edilen ve tersanelerine girilen &qu...
Salı, 30 Ağustos 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ