EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

Kopan bir yaprak misali, hazan sanki, sevgi bahçesinde, küskünlük.

Onurlu bir atılımı vardı, içtenlikli, kucak, kucak sevgilerinde idi.

Lokmaların tadı mı kaçtı ne, sanki. Acı mı, burukluk mu, nedir?

Dilimiz, ızdırabımızı durduramaz, yazgının sonuçlarındaki acılı olgu.

Anlatımlardan uzak, paramparça olmuş hislerim, mutluluğum suskunluğa bürünük.

Matem desen olgudur, yarınlara yol alan, çarpık adımlarda, gibi.

Candan can koparcasına, içtenlikli duranların, duruşuna aldanık.

Acı desem, şu kıran kırana ortam, özü değişti özgünün, dili büküldü bu gidişte


Mehmet KAYALI

KİN

Nisan 09, 2014

BU GÜN CAANIM BİRAZ SIKKIN GİBİ.

YAZI YAZMAK İÇİMDEN GELMİYOR.

KİNDARLIĞI, YORUMLAMAK DAHA GÜZEL.

AKILLI ADAM, YATIŞMIŞ OLSA DA, KİNİ, KÜLLENEN VE EŞELENMEYEN ATEŞ GİBİ SAYAR. “BEYDEBA

DÜNYADA HİÇ BİR ŞEY İNSANI KİN BESLEME DUYGUSU KADAR YIPRATAMAZ. “NİETZSCHE

KİNDARLIK VE SERTLİK, ŞEYTANI DIŞA KOVMAZ, İÇERİ ATAR. ”ALEKSİS KİVİ

KİNİMİZ BÜYÜDÜKÇE, KİN BESLEDİĞİMİZ KİMSEDEN DAHA ÇOK KÜÇÜLÜRÜZ. “LA ROCHEFOUCAULD

SEVGİ İLE KİN KALPTE UZUN SÜRE BARINAMAZ. “DOSTOYEVSKİ

KİN ŞEMSİYESİNİN ALTINDA OLAN, KENDİNİ ŞİMŞEK ÇARPMASINA HEDEF YAPAR. “MEHMET KAYALI

Mehmet KAYALI

Merhaba Değerli komutanlarım

Askerliğimi kısa dönem jandarma çavuş olarak yapmış birisiyim. Askerliğe dair bir yazı kaleme aldım. Eleştiri ve önerilerinizi hassasiyetle beklemekteyim.Sürçü lisan ettiysem af ola.
Saygılarımla...

Askerlik Nedir?

Askerlik ve askerliğe dair şüphesiz  yüzlerce makale kaleme alınmıştır, ancak bendeniz bu makaleyi yazarken demokrasinin gereği özgür düşünce ve ifade edebilme gereği bazı konulara ilk defa değineceğim. Çünkü daha önceleri askerlikten soğutma, vatan-millet sevgisini köreltme gibi itham ve iftiralara maruz kalınma endişesi ile pek çok kez dile getirilse de yazılamadığını düşünüyorum.

Türkiye’de askerlik kavramının tanımı; Askerlik, “Türk vatanını, istiklal ve cumhuriyetini korumak için harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir” ifadesi ''Askerlik, harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir'' şeklinde değiştirilmişti. Buraya kadar her şey normal görünse de askerliğin tanımında bile vatan-millet sevgisi kaldırıldı diyenler de varken vatani görev yakıştırması da bu tanımla birlikte kalmamıştır (Ayrıca bu görevini bedelli olarak yaptığını söyleyenler de var; çünkü yasal bir sistem ile askerlik çağına gelmiş vatandaşa kolaylık sağlanmıştır, bu konu farklı bir tartışma konusudur). Zaten askerlik yapanlar bilirler ki, temel askerlik eğitimi sadece şekilden ibaret maalesef ülkemizde. Burada komando, özel harekat gibi istisnaları kast etmiyorum. Bu eleştirel bakış benim gibi çoğu sivil vatandaşın yanında, komutan rütbesindeki askeri personelin de onlarca yıl değişmeyen, gelişmeyen ve kendini yenilemeyen eğitim sisteminin çarpıklığını dile getiriyor.

Yanaşık düzen eğitimini acemi birliğinde alan askerlere usta birliğinde de bu eğitimi reva gören üst düzey komutanların amacını anlamış değilim. Bunu askerlerin disiplinsizliği sonucu bir müeyyiyede olarak gören komutanların yanında gerçekten bu yanaşık düzen eğitiminin askere verilecek başka bir görev olmaması, zamanın geçmesi ve bir şekilde eğitim yaptırıyoruz demek ihtiyacını gören komutanlar da var. Askere  gelen her genç kendisine emredilen görevi yapmakla mükellef olduğunun bilincinde olması, komutanların en alt rütbelisinden en üst rütbelisine kadar hepsinin hizmete dayalı olmayan taleplerini askere emir olarak iletmesi çok hoş olmayan bir durumdur. Bu taleplerin hizmete dayalı olup olmadığını bilemeyen asker, askerliğinin kazasız-belasız bitirip tezkeresini bir an önce alma arzusu ile “Emredersiniz komutanım” diyerek söz konusu o talebe cevap verilmektedir.

Çünkü sivil hayatta ister öğretmen ol, ister avukat, ister hırsız ve yahut gaspçı ol, askerdeyken bu kimliğini bu özelliklerini bırakıp emre itaat söz konusu olunca , askerken sen, sen değilsin, konumuna gelir her asker.

ASAL adında bir kurum var, adı üstünde Asker Alma bu kurum askerlik yaşına gelmiş (yeni kanunla artık 21 oldu) her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu hizmeti yapmakla mükellef ancak eğitim, hastalık vb. özel durumlarla askerliğini tecil ettirme hakkıda var. Burada asıl konu askerlik muayenesinin sadece kağıt üzerinde yapılması ve bunun sonuçlarını ilgili kışlalardaki komutanların ve diğer askerlerin sıkıntı yaşamasıdır. Fizyolojik-biyolojik ve psikolojik olarak muayene edilmeden, askerliğe elverişlidir ya da askerlik yapmasında bir sakınca yoktur gibi kısa tanımlamaların altına imza atan hekimler, nasıl bir vebal taşıdığını bilmezler mi çok merak ediyorum. Yaşadığım, bizzat şahit olduğum bu tezatlıklara örnek vereceğim.

  • Askerin, sedef hastalığı ve egzeması var ciddi oranda derileri bilhassa bacak derileri çürümekte bu genç askere alınmıştır.
  • Askerin, zatüre başlangıcı var ve bu rahatsızlığına ek astımı var, bu genç askere alınmıştır.
  • Askerin, kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu var, bu genç askere alınmıştır.
  • Askerin, epilepsi rahatsızlığı var, bu genç askere alınmıştır.
  • Askerin, psikolojik bozukluğu ve madde bağımlılığı var, bu genç rehabilite ve tedavi  edilmeden direkt askere alınması nasıl bir mantıktır.

Ve askerde öğrenilen bir kavram RDM kavramı psikolojik bozukluğu olan,  vücudunun her yerini jiletlemiş olan, esrar-bali bağımlısı olanlar acemi birliğinde muayene sonrası bu sıfatı alırlar, yani “rehberlik danışma merkezine gidilmesi gerekir” denilir. Ama o kağıtta kalır, bir tedavi süreci vs. durum olmaz,yaşanmaz. Bu RDM kavramını rahatına düşkün Mehmetcik şeklinde değiştiren askerler RDM’li askerlere silah verilmediğinden dolayı ister istemez bir dışlanma, farklı bakılma ve ağır işler verilme gibi durumlar yaşanır. İşte asıl sorun da bu, ASAL bu askerlerin değil yani tüm askerlerin muayenesi ciddi şekilde yapılsa biyolojik rahatsızlığı olan psikoljik rahatsızlığı olan bu Mehmetcikler kışlaya girdiklerinde hep sorun yaşarlar, bu durumdan komutanlar da rahatsız olurlar; çünkü askerliğe elverişli olmayan bu gençlerle ciddi bir ilgilenme ve zaman kaybı yaşanmakta bu da o askeri birlikte asıl işlerin yapılmasını engellemektedir. En önemlisi o askerin sorumluluğu ilgili birlik komutanlığı olduğundan her türlü sorumluluk da ondadır. Ailesinin emanet ettiği o komutanlık kendi evladımız gibi bakarız, bakıyoruz söylemi samimiyeti sorgulandığı gibi bakması da sorgulanmaktadır. Askerler ile komutanlar arasındaki ilişki baba-oğul veya abi-kardeş  ilişkisinde olduğu gibi bunun tam zıttı, bir durumlar da yaşanmaktadır. Bunun yaşanmış örnekleri mevcuttur,hâlâ askeri ve sivil mahkemelerde süren davalar ve haberlerde izlediğimiz olaylar bunun için internette ufak bir arama yapmanız kafidir. Dayak olayı ve disko cezası kalksa da bazı komutanların askerleri dövdüğünü hepimiz duyuyoruz, şimdi bazılarınız ama hak edenler var illaki der gibi ama ben burada  hak edip etmediğini sorgulamadan ziyade en küçüğü 20 yaşlarında olan bu gençleri dayak ile eğitmenin, dizginlemenin yanlış olduğudur. Dayağın yanında psikolojik baskı daha çok yaşanmaktadır, bu komutanların askerlere yaptığı gibi komutanların kendi aralarında hiyerarşik düzen gereği yani ast-üst yapılanması sonucu üstün astına yaptığı da bir gerçektir. Bu da alt rütbeli personelin çalışma azmini meslek aşkını maalesef köreltmektedir.

Uzman Çavuşlar Assubaylar

Çoğu personel isteyerek, severek bu mesleği seçtiği gibi bir çoğu da Türkiye’de yaşam koşulları-işsizlik vb. problemler dolayısı ile devlet garantisi iş olarak görüldüğünden TSK çatısı altında bu mesleği icra ederler. Ama tek bir gerçek var ki, hepsi de şeref ve namusuyla bu üniformayı taşıdığını ve hakkını vermeye çalıştıklarını da ifade ederler.

Tüm bu gerçeklerin yanında assubayların neden astsubay olarak yazılmadığı veya söylenmediği de ayrı bir tartışma konusu olmuştur, bunu çok bilmiş arama motorlarına sorduğumda şu linkten cevabımı aldım sizlere de göz atmanızı tavsiye ederim, kafanızda benim gibi soru işaretleri varsa aydınlanmış olursunuz.

(http://www.emekliassubaylar.org/nicin-astsubay)

Tüm uzman çavuşlar ve assubaylara maalesef  üst derece subaylar tarafından psikolojik baskı son zamanların modern tabiri ile mobbing uygulandığı aşikardır. Mesleki hayata yeni atılmalarına karşın aldıkları eğitim farklılığını, maalesef üstünlük olarak görüp yıllarını orduya vermiş ancak uzman çavuş ya da başçavuş olan askeri personele baskının olması üzücüdür. Bu durumu dayanak olarak maalesef bazı yasaları ve iç hizmet kanunu gösteren subaylar ne yazık ki, astı ile  sosyal manada bile kaynaşmaktan geri durmaktadır. Bu tespiti genellemek doğru olmayabilir, sonuç da kişiden kişiye değişebilir ve karakter meselesidir, ancak astın-üstün kaynaşmış bir halde mesleğini severek icra etmek tüm askeri personelin arzusudur. Bu eleştirel bakışlar benim dışımda Türk Silahları Kuvvetleri’nde yıllarını vermiş emekli askeri personellerin de ortak görüşüdür.

TSK çatısı altında Jandarma personelinin diğer askeri birimlere göre karizması fazla olduğu bir gerçektir. Çünkü halkla iç içedir, Jandarma birimleri en ücra köşelerde bile asayişin sağlanmasının yanında sosyal hayatta da 7’den 70’e her vatandaşın her türlü sorununa çözüm bulmak için çalışmakta ve girişimlerde bulunmaktadır. Kısaca yoğun bir çalışma temposu içersinde olan Jandarma personeli, devletin tüm idari ve adli kurumları tarafından görevlendirilmekle birlikte, 7/24 her zaman kendisine yapılan (Alo Jandarma-156) ihbarları da değerlendirmekle mükelleftir. Oldukça aktif bir çalışma içerisinde olan Jandarma personelinin özlük hakları pasiftir. Bu yüzden ve yukarıda saydığım birden fazla sorunlar neticesinde askeri üniformayı şerefle taşıyan komutanlar kurum değiştirmek için yoğun çabalar sarf ettiği gerçektir. İstifalar ile kendilerini sivil memurluğa geçmek için valilik-belediye ve diğer kamu kurumlarına başvurular yapmaktadırlar. Şayet gereken düzenlemeler yapılırsa ve bilhassa uzman çavuşların çalışma koşulları geliştirilirse bu istifaların önüne geçilmiş olur. Ve kurum yeni uzman erbaş, uzman çavuş alımına gitmez, son zamanlardaki duyumlarımızın başvuruların ihtiyaçların bile altında olduğudur. Umarım TBMM’de görüşülen kolluk kuvvetleri yasasında Jandarma’nın lehine bir çalışma olmasını temenni ederim.

Son olarak, askerlik sisteminin düzenlenmesinin gerekliliği kaçınılmazdır, zorunlu askerlik sistemi ile amaçlananların profesyonel orduyu kurmaya elverişliliği, ve profesyonel ordu için nasıl bir sistem belirlenmesi vb. konular tartışılmalıdır, her görüş alınmalıdır.

Bu cennet vatan hepimizin, Türkiye Cumhuriyeti’nin aziz milleti için yapılacak olan tüm çalışmaların hayırlı olmasını temenni ederken, şehit olan tüm Mehmetciklerimizi rahmetle yâd ederim.

Mustafa Pektaş
Siyaset ve Düşünce Yazarı
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
twitter.com/Mustafa_Pektas
Blog: mustafapektas.blogspot.com

BARDAĞI TAŞIRAN  SON  DAMLA DİYE BİR OLGU VARDIR, HANİ.

ŞİMDİ, SİZLERE BU YAZIMIN SONUNDA İKİ BELGE SUNACAĞIM.

BU ARADA KONU İLE İÇERİKLİ BAZI SUALLERİM DE OLACAK TABİİKİ.

KENDİ KENDİNİZE  YANITLAR ARAYACAKSINIZ.

AMA SİZLER BANA YANIT VERMEYECEKSİNİZ.

KENDİNİZE VEYA TEMAD YÖNETİMİMİZE SORULAR SORUP ORALARDAN YANITLAR BEKLEYECEKSİNİZ.

ALIRSINIZ,  ALAMAZSINIZ O KADAR DA ÖNEMLİ DEĞİL!

SİZLERDE DE YAPILAN YANLIŞLIKLARIN KUŞKUSU OLUŞURSA BU YETERLİ.

BELKİ BENİM DE ÜYELİĞİM TEHLİKEYE GİRER, ÖNEMLİ DEĞİL.

ANCAK, ÇOK ÇOK ÖNCELERDEN ÖNCE BİZ BU İŞLERİN İÇİNDE VARDIK.

VE DANIŞTAY ORTAMLARINDA BOĞUŞUP HUKUKSAL MÜCADELELERLE HAK ARARKEN. MURAFAALI DURUŞMALAR HAKLARIMIZI SAVUNURKEN YILGINLIĞIMIZ OLMADI.

KONU TEMAD YÖNETİMİNİ ÜZMEK DEĞİL ASLINDA NİYETİM. YÖNETİMİN İÇSEL HATALARI VARSA, BU OLUMSUZLUKLARA NEDEN FIRSAT VERİLDİĞİDİR, SORGULAMAK İSTEDİKLERİMİZ.

YÖNETİCİ KONUMDA BULUNANLAR DAHA   AFFEDİCİ  OLMAYA, OLUMLU VE FARKLI DÜŞÜN İÇİNDE OLMALILAR BENCE.

ÖFKE İLE KALKIP, SENİN HAREKETLERİNİ BEĞENMİYORUM.

BEN SANA GÖSTERİRİM OLGULARI İLE HAREKET ETME LÜKSÜ YOKTUR YÖNETİCİLİĞİN.

YÖNETİCİLİK TOPLAYICILIKTIR.

YÖNETİCİNİN ÇEVRESİ NE KADAR KALABALIK VE HAREKETLİ OLURSA.

BU OLGU GÜÇ KAZANIMIDIR YÖNETİCİ İÇİN.

TOPLULUĞUMUZ, ÖRGÜTÜMÜZ İÇİNDE MUTLULUĞUMUZ ARTACAKTIR.

DAHA GÜÇLÜ OLACAĞIZ.

TOPLUMUMUZUN, ÖRGÜTÜMÜZÜN EN YAŞLILARINDAN BİRİYİM BEN DE.

VE GÜCÜMÜ YAŞLILIĞIMDAN ALARAK BAZI İSTEKLERİM OLACAK.

SAYIN TEMAD GENEL MERKEZ YÖNETİMİMİZDEN VE OLUMLU SONUÇLARI OLACAKTIR UYUM SAĞLADIĞINDA.

BAŞKANIM, SAYIN AHMET KESER’İN HİZMETLERİ İNKAR EDİLEMEZ ELBETTE.

KENDİLERİNİN YÖNETİMİN BAŞINA GELMESİ İLE BİR HAREKET BAŞLAMIŞTIR ELBETTE.

ASTSUBAY TOPLUMUNUN VAR OLDUĞU ÖNE ÇIKMIŞTIR, OLDUĞUNCA.

FARKLI TANITIM EYLEMLERİ, ETKİLEYİCİ HAREKETLER YİNE SAYIN BAŞKANIM ZAMANINA DENK GELMESİ.

OLUMLU ÇALIŞMALARININ SONUÇLARIDIR.

BU GERÇEKLER GÖRMEZDEN GELİNEMEZ.

ANCAK TÜM OLUMLU, KIVANÇ VERİCİ HAREKETLERİN YANINDA KOLLEKTİF ÇALIŞMA ORTAMINA UYUM SAĞLANMASI GEREKİRKEN.

ZAMAN ZAMAN  İNİSİYATİFLİ,  OLUMSUZ HAREKETLERİ DE GÖRMEZDEN GELEMEYİZ.

OTO KONTROLLA  ÖZ  ELEŞTİRİ YAPILDIĞINDA,  OLUMSUZLUKLAR  YEŞİL ÇİMENLERİN ORTA YERİNDE.

KENDİLİĞİNDEN ÇIKAN  İSTENMEYEN DİKEN GÖRÜNTÜSÜ VERMEKTEDİR.

BU   BİRİNCİ  YÖNETİM  DAĞILIMI  BİZLERE HAYLİ KAYIPLAR VERDİRDİĞİ  GERÇEKTİR, BİLİNMEKTEDİR. EN AZINDAN GÜÇ KAYBIDIR. GÜÇ,  ZAMAN VE EKONOMİ KAYBIDIR. GERÇEK BİR YÖNETİM PAYLAŞIMI OLSA İDİ OLUMSUZLUKLAR SEMTİMİZE UĞRAYAMAZDI.

UYUMSUZLUK SONUCU BİRİNCİ KESER  YÖNETİMİNİN DAĞILMASI. MEVCUT DÜZEN ÇALIŞAMAZ DURUMDA OLMASI, YÖNETİCİ KİŞİLERİN TEKER,  TEKER  AYRILMALARI TOPLU KARAR ALAMAMANIN KOLLEKTİF BİRLİKTELİĞİN EKSİKLİĞİNE  BAĞLI OLMASI   GEREKİR.

YÖNETİMDE HOŞGÖRÜ ÇOK ÖNEMLİDİR.

SAYIN BAŞKANIM GELDİ.

SAYIN, UMUR TALU BEYİ ZİYARET İÇİN.

TEK BAŞINA ZİYARETTE BULUNDULAR.

OYSA ÖRGÜTÜMÜZÜN İSTANBUL BİRİMİ VAR.

NEDEN GÖRMEZDEN GELİNDİ?  BİRLİKTELİK OLSA İDİ NE KAYBEDİLİRDİ?  NE KAZANILIRDI?

KÜSME NE DEMEK?

YÖNETİCİNİN, TOPLUM TEMSİLCİLERİNİN BİRBİRLERİNE KÜSME LÜKSÜ OLABİLİR Mİ?

BİRİNCİDE, ZAFER ÇİMEN OLAYI.

ZAFER ÇİMEN NE ZARAR VERDİ ÖRGÜTE?

SORUYORUM? AÇIKLANMALIDIR...

BURADA EN ÖNEMLİ OLAN ÖRGÜTÜN ÇIKARLARIDIR.

YAPILAN TANITIM TOPLANTILARI ÜYELER ARASINDA KAYNAŞMA VE HAREKETLENDİRME OLUŞUMUNU SAĞLAMIŞTIR.

BURADA SEN BEN DAVASI GERİLERE İTİLMELİDİR.

ÖNCELİK TEMAD’IN ÇIKARLARIDIR. ZAFER'İN AYRILMASI İLE NE KAZANDIK, NE KAYBETTİK?

İKİNCİ, İBRAHİM KOLDAMCA. BU ADAM TOPLUMA NE ZARAR VERDİ?

TOPLUM AÇIKLAMA İSTER.

ÖYLE  BEN YAPTIM OLDU.

BİZ LİDERİZ, İSTEDİĞİMİZİ YAPARIZ. KABUL ETMEK ZORUNDASINIZ.

DUYGULARI İLE HAREKET HAKSIZ DA OLABİLİR.

İLKLERE İMZA ATIP,  SALON TOPLLANTILARI İLE BAŞLANGIÇ YAPTI EKİBİ İLE UYUM İÇİNDE FAYDALI OLMAYA ÇALIŞTI.  FAYDALI DA  OLDU.

AŞAĞIDAKİ YAZILARI KARARLARI OKUYUP DA ÜZÜLMEMEK ELDE Mİ?

ETKİLİLER  VE GÜÇLÜLER CESURLAR, TEMAD’ A ÇOK FAYDA VERENLER, VERMESİ GEREKENLER. TEKER, TEKER EKARTE ETMEKTEN KAZANCIMIZ NE OLABİLİR?

DEDE ERSEL AKSU GİBİ, İBRAHİM KOLDAMCA GİBİ ADAMLAR KOLAY MI YETİŞİR? NE ZARAR VERDİLER?

AÇIKLANMALI, AÇIKLAYIN.

GEREKÇELERİ TOPLUMA DEKLARE EDİN, BİLİNSİN.

ONLARIN ÖRGÜTTEN KOPARILMASINDA İMZASI OLANLAR.

KENDİLERİNİN, DERNEĞE, ÖRGÜTE KATKILARINI, KAZANDIRDIKLARINI ÖZ ELEŞTİRİ OLARAK SORGULAMALILAR.

BU BİR VİCDANİ SORUMLULUKTUR.

YÖNETİM, BEĞENMEYEBİLİR.

TEKER TEKER DIŞLAYACAKSIN, BİRİNCİ KESER YÖNETİMİ GİBİ YALNIZ, KALACAKSIN.

ONDAN SONRA BİR SÜRÜ MASRAF. YENİ BAŞTAN DÜZEN. SİZLERİN ORADA BULUNMANIZIN GEREKÇESİ İŞİNİZE GELMEYENİ DIŞLAMAK DEĞİL, KAZANMAKTIR GÖREVİNİZ.

ZARARLARI, ZAMAN KAYBI CABA...

AMA DEDE ERSEL'İN, KOLDAMCA'NIN, DIŞLANMASI ÇOK BÜYÜK BİR KAYIPTIR.

DIŞLANDI DA  NE OLDU, DURDU MU? DURDURABİLDİNİZ Mİ? İYİ DÜŞÜNÜN, NE OLDU?

SİZ DIŞLADINIZ. KAYIKÇI-CİVAN-ÖZÇELİK-SARIKAYA SİZİN OLMANIZ GEREKEN YERDE GÖRÜŞME YAPTI.

NEDENİNİ ARAŞTIRDIN MI?

ÖZ ELEŞTİRİ YAPMALIDIR YÖNETİM.

BÖLÜCÜ, DIŞLAYICI DEĞİL TOPLAYICI OLMADIR.

AYNEN ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR. BUNLAR DÜŞÜNÜLMELİ.

ONUN, YANİ DEDE ERSEL'İN ÇALIŞMALARININ FAYDALARINI GENEL MERKEZ DURDURABİLDİ Mİ?

İNKAR EDEMEZ.

İBRAHİM KOLDAMCA ADINA ALDIĞINIZ KARARI HEMEN KALDIRMALISINIZ.

OLUMSUZLUK VARSA BUNUN GEREKÇELERİNİ

TOPLUMA DEKLARE ETMELİSİNİZ.

O, SEÇİMLE GELEN TOPLUMUN İSTEDİĞİ ÖNDERLERDEN BİRİDİR, SİZLER GİBİ.

BİR ÜYEDİR. TAKDİR EDERSENİZ. TEMAD ONDAN ÇOK YARAR SAĞLAMIŞTIR. SAĞLAYACAKTIR.

HİZMETLERİ İNKAR EDİLEMEZ.

NE OLUR YÖNETİME KİŞİSEL OLUMSUZ DÜŞÜNCELER GİRMESİN.

BEKLENTİLERİMVVE ÖNERİLERİM GÜÇLÜ TEMAD İÇİNDİR.

BİRİCİK TEMAD'IMIZ VAR, NE OLUR ZAYIFLATMAYIN.

KİŞİSEL ÇEKİŞMELER BİZDEN UZAK DURSUN.

NE OLUR!

 

YÖNETİME SAYGILARIMI SUNARIM.

 

Temad-Yonetimi-1Temad-Yonetimi-2

Mehmet KAYALI

Yıl 1953  4 Nisan gecesi saat 02.15 sıralarında Ege’deki tatbikattan dönen Dumlupınar denizaltısı Çanakkale boğazı Nara burnunda İsveç bandıralı bir şilep ile çarpışarak boğazın soğuk ve derin sularına gömüldü; Battı şamandırasındaki telefonla kurulan irtibat’ta Başçavuş Selami Özben denizaltı ile ilgili bilgiler verdi kendilerine kurtarma çalışmalarının devam edeceğini bildirdiler onlar metanetli idiler ve son sözleri VATAN SAĞOLSUN oldu ;  hiçbir değerin geri getiremiyeceği canlarını feda eden bu kahraman mesleğin mensuplarına birkez daha saygı ve rahmet dileklerimizi iletirken bu kadar ağır görev kolları ve sorumlulukları olan assubayları  önyargı ile büro memuru statüsünde gören zihniyeti birkez daha kınıyoruz.  Bu konu ile ilgili onbinlerce okura ulaşan Ersen Gürpınar'ın Milliyet Blogtaki iki yazısını okumanızı öneriyoruz.

http://blog.milliyet.com.tr/dumlupinar-denizalti-faciasi/Blog/?BlogNo=33742

http://blog.milliyet.com.tr/hazin-bir-ask-hikayesi/Blog/?BlogNo=171275

EŞİT LİK

Mart 30, 2014

EŞİT’LİK
NEDİR ACABA?

EŞİT ORTAMLARDA,
EŞİT GAYRETLERİNİ SARFEDENLERİN.
TARAFLI,  KAYIRMACI,  ZİHNİYETLE  OLMAMALI
SOSYAL VE EKONOMİK OLANAKLARIN
PAYLAŞTIRILMASI,
DAĞILIMI, DAĞITIMI,
YÖNETMENİN, YÖNETİLMENİN SONUÇLARI.
EŞİT OLMALIDIR,
HAKKANİYET ARANDIĞINDA.

BU  OLGULARA SOSYAL TESİSLERDE, MAAŞLARDA,
MAAŞLARA YAPIŞTIRILAN TAZMİNAT ADI ALTINDAKİ,
YANLI ÖDEMELER DE ÇOK UYULMADIĞI BELİRGİNDİR.
GÖREBİLMEK, GÖRMEK OLASIDIR.
FARKLI ÖZEL DİKKATE, BAKIŞA,
GEREK YOKTUR,
AYRICALIKLI ORTAMDA,
BU GÜN.

HİZMET ORTAMINDA, ZİMMET YÜKÜNÜ TAŞIMAYAN,
SORUMLULUĞUNU YÜKLENMEMİŞ KİŞİ,
BU  YÜKÜN AĞIRLIĞINI  BİLEMEZ.
VE ÖĞRETİLMEMİŞTİR ONA YÜKÜN AĞIRLIKLI TARAFI.
HİZMETİN İÇERİĞİNİ BİLEBİLMEK İÇİN,
FİİLEN SORUMLULUĞUNU YÜKLENMEK GEREKİR.
ELİNDE BLOKNOTLA DOLAŞMAK,
HER OLGUYU BİLİYOR ANLAMINA DA GELMEZ  ELBETTE.

AYRICALIKLI YAKLAŞIMLAR:
TOPLUMLARI İÇTENSİZLİĞE, DIŞLANMIŞLIĞA,
GÜVENSİZLİK DUYGULARINA İTELEMEKTEDİR.
OLUMSUZLUĞA,
GÖTÜRMEKTEN BAŞKACA BİR İŞE YARAMAZ.
GERÇEKÇİ DEĞİLDİR.

ÇÜNKÜ HERKES EĞİTİMLİDİR,
ÇAĞDAŞ OLGULARINDA.
HERKES HERŞEYİ GÖRMEKTEDİR,
AYIRT EDEBİLME OLGUSUNDADIR.

BİLİNÇLENMİŞTİR TOPLUM.

BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİDER…
BELLİ BİR GEÇERLİLİĞİ VARDIR BELKİ.
AMA, NE ZAMANA KADAR?
ÜLKENİN ÇAĞDAŞLIK İLERLEMESİN DE,
BÖYLE GİTMELİDİR, GİDECEKTİR
OLGUSU.

YAŞAM İÇİNDE GERÇEKÇİ DEĞİLDİR,
ZORLAYICI YASALAR ÜRETİP, ALIŞILMIŞIN KORUMASIN DA
BÖYLE GÖTÜRÜLECEKTİR,
DEVRİNİN, ANLAYIŞININ KAPANMA ZAMANI GELMİŞ OLMALIDIR
ASLINDA.

ÖZELLİKLE;
EŞİT SÜRELİ OKUL BİTİRENLER, EĞİTİMLİLER ARASINDA,
KAYIRMANIN,
HAKSIZ, HAKLANDIRMANIN
OLUMSUZ SONUÇLARINI,
İTELENDİĞİNİ, ÖTELENDİĞİNİ HİSSEDENLER,
GERÇEĞİ GÖREBİLMEKTELER.

ÇAĞDAŞ ORTAMLARDA,
HAKSIZLIKLARIN NEDENLERİNİ ARAMAKTADIRLAR.
VE ANLAMSIZ OLDUĞUNUN, ÇAĞDAŞ OLMADIĞININ FARKINDALAR.
HAKLARININ,  NEREDE  BAŞLAYIP,
NEREDE BİTTİĞİNİ ÖĞRENMİŞLERDİR.
DÜŞÜK STATÜDE KALMA ZORUNDA BIRAKILANLAR,
BİLİNÇLENMİŞTİR KİŞİLER.

ZORLAYICI KURALLARI, HUKUK EĞİTİMİ ALMAMIŞ KURULLARLA,
KULLANARAK KENDİ İDEALİNİ,
ZORLAYARAK YAPTIRIMLARLA, ALIŞILMIŞI GÖTÜRMEK
KENDİNE AİT OLMAYAN FİİLİ 
AST KADEMEDE Kİ OLANLARIN HİZMET VERİLERİNİ KULLANMAK,
EMEKLERİ İLE ÜRETİLEN HİZMET VERİLERİNİ, GAYRETLERİNİ
PAYE’ YE DÖNÜŞTÜRMEK, ÇAĞDAŞ DEĞİLDİR.
HAKSIZLIKTIR.

HİZMETTE VE SORUMLULUKTA
PAYLAŞIMI  ESASTIR.
KENDİ GAYRETİ İLE ÜRETİMİN, ÜRETMENİN  KIVANCI,
FARKLIDIR ELBETTE
MUTLULUKTUR.
ÖĞÜNÇ  DOLU  BİR  OLGUDUR

MEHMET KAYALI

Muhterem Arkadaşlarım,

Eleştirmen-2  sayfasında 20.03.2014 öğleden sonra

kendilerince başarı olarak niteledikleri bir haber okudum.

Genelkurmay Sayın İkinci Başkanı ile görüşme yapıldı, içerikli.

İnternette yayım bilgilerine göre görüşmeye katılanlar;

Sayın Cavit Kayıkçı,

Sayın Bülent Civan

isimli arkadaşlarımızın katılımlı olduğu,

yine yayım içeriğinde

ve Temad önderliğinde 15.03.2014 tarihinde, ölüm orucu sonuçlandırılıp

Anıtkabir’e bir yürüyüş düzenlendiği,

etkili olduğu ve katılımın 100.000 arkadaşımız civarında olduğu söyleniyor.

Bu, ancak emniyetin tespitlerinde. Kesin katılımın bilindiğini varsayalım.

Bu yürüyüşlerin,

ölüm oruçlarının,  yapılmalarının nedeni,

verilmesi istenilen hakları talep etmektir.

Katılımlar, itibar ve hak mücadelesidir.

  • Her yerde, her olguda, Temad öndedir. Önder olmuştur.

Temad hata yapmamıştır.

Yapılmasına da izin vermemiştir.

Yasal haklarını kullanmıştır.

Toplumumuz Temad’ın yönetim olgularına dolu dolu katkıda bulunmuştur.

İtaat etmişlerdir.

Kazanımları,

astsubaylara sağladığı itibar, gayretleri ve emeklerinin sonucu hak ettikleridir.

Bu iki arkadaşımız dışında!

Temad üyelerinin hak ettikleri, kazanım haline dönüşmesi için yapılan faaliyetler,

bu kadar eziyetlere, yolculuklara, uykusuzluklara, ekonomik kayıplara, üyelerinin özverilerine

dayalı Temad önderliğinde yapılmıştır.

Ve sorumluluk Temad yönetiminindir.

Ve başarılıdır.

Ve astsubaylarında var olduğu, kamuoyuna ve haklarımızı vermekle yükümlü yetkililere,

resmi kuruluşlara mesaj olarak ulaştığı, olgular ve sonuçları içinde

filizleri görülmüş olasılıktadır.

Şimdi sıra soru sorma olgularında.

Tüm bu oluşumlar, sonucu kazanılan itibar Temad’ındır.

Ve yasal temsilcimiz 65.ooo üyenin arkaladığı, destek verdiği,

haklarımızın korunma olgusu Temad güvencesinde iken,

ve arkasında  65.000 üyeli  toplum desteği varken,

internet sitesinde yayınladıkları bilgiye göre,

  • bu iki arkadaşımız, hangi sıfatla görüşme hakkını kendilerinde görmüşlerdir? Bunların arkasında kendilerinden başka kim vardır, açıklamalılar.

Bunlardan birinin daha evvel verdiği zarar unutulmamıştır, bilinmektedir!

Senden zaten fayda beklenmemekte.

İstesen de zaten  faydalı olamazsın tek başına.

Toplumumuza yapabileceğin en büyük fayda zarar vermemendir.

Hakkın olmayanı hak olarak kullanmamandır.

Böyle bir hakkı kullanım güvencelerinin olup olmadığını düşündüler mi acaba?

Görüştükleri konular hakkında Temad’a bilgi verdiler mi acaba?

Temadın kazandığı itibarı kendilerine paye yapıp,

Temad’ı kenara iteleme hakları olmamalı.

Tek temsilci Temad iken,

bu bir ikilem yaratmadır.

Bu değerli arkadaşlarımız,

af edilemez.

Öğünmeyi bırakıp,

hemen Temad’dan özür dilemeliler.

Ve görüşme sonuçlarını Temad’a aktarmalılar.

Bu hak edilmeyen cesareti kullanmaları kabul edilemez.

Ben üyeyim

Ben, hakkım varsa af etmiyorum.

Gücümü temad üyeliğimden alıyorum.

Olumlu hiç bir yanı yoktur,  görmüyorum.

Toplum gücünü yitirdi de  sana mı kaldı?

Neresinden bakarsan bak Temad’ın kazanımlarını kullanımdır bu yapılan.

Ve ikilem yaratma, bölme gayretinden başkaca bir şey değildir.

Haklar çok sesli değil,

tek sesli aranırsa sonuç olumlu olur.

Çok sesliliğin içeriğinde karmaşa vardır.

Burada Temad’ ın tek temsilci olduğunu önce arkadaşlarım kendileri bilmelidirler.

Ciddi ortamlarda,  olgularda  arkadaşlarım hata yapamazlar,

yapmamalılar.

Böyle bir hata yapma lüksleri yoktur.

Beni temsil edemezler.

Daha evvel kendi kendiliklerinden görüşme yapan iki arkadaşı da kınıyorum.

Oluşan mutlu sonuçlara gidişe

önüne gelen tuz atarsa, bunun adı turşu olur.

Muhatabın temad olduğu herkes tarafından iyi bilinmelidir.

Ben Temad üyesiyim.

Faydalı olma niyetleri varsa:

aday olurlar.

Öne geçebilirlerse ve toplum onay verirse,

toplum onlara onay vermediği sürece toplum adına temsil yetkisi  kullanamazlar.

Benim ve toplumumun  temsilcisi

Temad’dır.

Önce bu iyi biline.

Tek temsilci Temad’dır

Bu asla unutulmamalıdır.

 

Mehmet KAYALI

100 LİRACIK

Mart 19, 2014

ADAMIN BİRİ, ÇOK GÜÇLÜ İDİ.

AMA, HAK EDENLERİN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİR İDİ.

DUYARSIZDI GENELDE

KİMSEYE SADAKA VERMEZ, DİLENCİLERİ YANINDAN KOVARDI.

KISACA, KESESİ VE KENDİ GÜÇLÜ,  YÜREĞİ FAKİR BİR ADAMDI.

 

BİR GÜN, KASABANIN PAZARIYDI.

HAVA DA HAYLİ SOĞUKTU,  FAKİR FUKARA TOPLANMIŞLAR,

AÇLIK GREVİ BENZERİNDE,

ÖLÜM ORUCUNDA İDİLER.

DERTLERİNİ ANLATABİLME ADINA.

ÇARESİZLİKLER İÇİNDE.

GIDALARI SADECE SU İDİ.

AÇLIK BU YA SOFULUĞU BOZDURUR DERLER HANİ.
ALLAH RIZASI İÇİN UĞRADIKLARI HAKSIZLIKLARI GİDERMEK İSTEDİLER.
VELİNİMETLERİNDEN,
BİR  BARDAK AYRAN  PARASI,
İSTER OLDULAR.
İÇİMİZ  YANIYOR  DİYE SIZLANMAKTA İDİLER.

  • VELİNİMET;
    "GİDİN İŞİNİZE BE MİSKİN ADAMLAR.
    GİDİN SU İÇİN.
    "

DİYE ÇIKIŞIR.

  • FAKİRLER; "AÇIZ" DERLER.
    "AMA EFENDİM SABAHTAN BERİ SU İÇİYORUZ. HEP SU İÇİLMEZ Kİ.
    NE OLUR EFENDİM.
    "

VE GÜÇLÜ YİNE REDDECEKTİ.

FAKAT ETRAFINDAKİ İNSANLARIN,  ONA TEDİRGİN MUHTAÇ BAKIŞLARINI  FARK EDİNCE.

CEBİNDEN BİR  100.TL. ÇIKARDI.

  • “Bir defaya mahsus olmak üzere alın bakalım.”

FAKİRLER HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN

DÜKKANA YÖNELDİ, BUZ GİBİ AYRANINI İÇTİLER.

SONRA O GÜÇLÜ ADAM İÇİN AĞIZLARINDAN DUALAR DÖKÜLDÜ.

GÜÇLÜ ADAM.

AYNI GECE RÜYASINDA, KENDİNİ CENNETTE GÖRDÜ.

ŞÖYLE Kİ GENİŞ BİR YEŞİLLİK. VE HER TARAFTA……

BERRAK SULAR AKIYORDU.

FAKAT O KADAR DOLAŞTIĞI HALDE YİYECEK BİR ŞEY BULAMADI.

ELİNİ ŞAPLATTI BİR MELEK ONUN YANINA GELDİ.

  • “BUYURUN“

DEDİ MELEK.

  • ADAM; “NE BİÇİM CENNET BURASI?
    HANİ KUŞ KEBAPLARI,   BILDIRCIN ETLERİ, ÇEŞİT,  ÇEŞİT YEMEKLER,  TATLILAR?
    ” 
  • MELEK;
    BİRKAÇ DAKİKA BEKLEYİN“  EFENDİM, DEDİ.

BİRKAÇ DADİKA SONRA ADAMIN ÖNÜNE BİR GÜMÜŞ TEPSİ GETİRİLDİ.

İÇİNDE BİR BARDAK AYRAN.

GÜÇLÜ ADAM ŞAŞKIN, ŞAŞKIN SORDU;

  • DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?
    HANİ DİĞERLERİ, BEN AYRANLA MI KARIN DOYURACAĞIM?

MELEK SAKİN BİR ŞEKİLDE,ADAMLA KONUŞTU;

  • ”EFENDİM DÜNYADAN SADECE BUNU GÖNDERMİŞSİNİZ
    BAŞKA BİR ŞEY GÖREMEDİK.
    "

ADAM ŞAŞKIN.

  •  “NE YANİ,  BURADA HERŞEY HAZIR DEĞİL Mİ?
    HER ŞEYİ DÜNYADAN MI GÖNDERİYORUZ?

DİYE SORDU.

MELEK’İN VERDİĞİ “EVET“ CEVABINDAN SONRA DA UYKUDAN UYANDI.


SAYIN ATEŞOĞLU’NA TEŞEKKÜRLER.

 

MEHMET KAYALI

Mehmet Ali'yi Kanderesi mevkiinde o çokça sözünü ettiği büklerinde gördüm en son. Gülnar'dan geliyordum. Tahta köprüye gelmeden, çeşme başında oynayan bir çocuk ilişti gözüme. Yanına vardım ve laf olsun diye adını sordum! M. Ali olduğunu söyledi. Fakat bana bakmıyor, bir şeylerle uğraşıyordu. Baktım ki, dere kenarından kestiği ağı "zakkumları" kavlatmış "ağaç kısmını dışındaki kabuktan ayırma işlemi" elde ettiği kabukları bahçe hortumu haline getirmeye çalışıyor. Beraberce onları ucu ucuna uladık ve 20 metrelik kadar bir hortum meydana geldi. Zira çeşme Gülnar şosesinin bir yanında, bük diğer yanındaydı. Hortumu çeşmeden büke geçecek şekilde uzattık ama çeşmede bir kurna yok ki! Kocaman bir demir boru uzatıvermişler, su akıyor. Oraya da bir düzenek gerekiyor.

Neticede onu da kızıl kabuktan güzelce yaptık. Dışını demir boruya, içini de hortuma uydurduk. Ağaç destekler ve kestel "bir ceşit ip" ile bağladık. Suyu büke aktardık ama sorun bitmiyordu. Şimdi de çeşmenin suyu fazla, bizim hortum dar geldi. Tekrar kızıl kabuktan bir delik açtık ve suyun bir kısmını boşa aldık. Hortum sabitlendi ve su avluya akmaya başladı.

Mehmet Ali'ye baktım, çok sevindi. Yanakları top-top olmuştu. Gözlerinin içi gülüyor, gururlanıyordu. Ben de onun bu kadar sevinmiş olmasına bir nebze de yardımcı olduğum için çok sevinmiş ve kendimi mutlu hissetmiştim.

Birkaç ay önce M.Ali faceden yine büklerine yakın bir dağın resmini paylaşmış. Bende yorum yaptım ve bana "benim o köyde dayım var, ismide .........." diye yazdı. Cevaben "ben o adamın oğluyum" dedim ve "seni bildim. Aynı dayıma benziyorsun ama bir ön adın olduğunu bilmiyordum" şeklinde yazdı. Gerçekten benim bir ön adım olduğunu bilmeyen çok akraba ve arkadaşım var.

M. Ali ile çok kısa yazışmamıza rağmen, çok şey paylaştık. Gün oldu hüzünlendik, gün oldu güldük. Birbirimize sözler verdik, mutlaka buluşma adına ama olmadı.

Olmadı be Mehmet Ali KILINÇ !!!.....

Mucadeleci kişiliğine güvenmiştim. "O suyu oradan oraya taşımayı başaran M. Ali geri dönmeyi başarır" dedim ama olmadı!

Geride bıraktığın kederli ailen başta olmak üzere tüm sevenlerine, yol arkadaşlarına sabırlar dilerim.

Allah'ın Rahmet ve mağfireti üzerine olsun.

Allahım seni kevser cennetine, firdevs cennetine, naim cennetine yerleştiriversin inşallah. Kabrin nur, mekanın cennet olsun.

Ali Doğan Yüceloğlu

Tufan böyle oluşur.

Sel böyle gelir.

Bu insan tsunamisidir.

Uyuyan bir devi uyandırırsaniz onun neye benzediğini görmüş olursunuz.

Assubaylar geldi mi işte böyle gelir.

Zincirlerini kırarak.

Devrani ve gök kubbeyi yıkarak.

Mazlum adalete uyanınca sesi de böyle gelir.

Vücudu hikmeti de.

Ruhu da.

Abdi İpekçi taşmıştır.

Yollar taşmıştır.

Anıtkabir ayağa kalkmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk kabrinde doğrulmuştur.

Gerçek ordusunu, Mehmedini kucaklamıştır.

Dün o malum medya gördüğüne inanamasa da , ağzı açık kalsa da, yazamasa da, yayımlayamasa da;

Yalakalığından utanmıştır.

Basın adına isminden, varlığından yüzü kızarmıştır.

İkaz ve uyarılara aldırış dahi etmeden;

Binlerce muvazzaf kardeşimiz eş ve çocukları ile davası ve abileri ile buluşmuş,

Temad la kucaklaşmıştır.

Bu dernek artık bir davanın ruhunda tüm toplumu ile en büyük güçle sımsıkı bütünleşmiştir.

Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanmıştır.

Onbinlerce vatansever, hak ve emeği adına hükümete kafa tutmuştur. Gözdaği vermiştir.

Genel Başkanınca ifade edilemese de;

Tüm seçimlerde assubaylardan Sana da Çankaya ya da oy yok demiştir.

Genelkurmaya;

“Bu ordunun %65 i bizler geldik, buradayız. Ya siz neredesiniz?“ demiştir.

Hükümete ve Genelkurmaya en büyük uyarısını yapmıştır.

“Bundan sonra olacaklardan siz sorumlusunuz“ mesaji Anitkabir'den verilmiştir.

“Bu toplum artık o bildik yalanla susturulamaz, avutulamaz. İçeriden yıkılamaz.“ uyarısı önlerine konmuştur.

İktidar bir milyon oyu yitirmiştir. Artık Temad'ı ve assubayları da karşısına almıştır.

Bu toplumdan bu anlayışa zinhar destek ve sempati artık asla duyulmayacaktır.

Bu anlamda her kim bir siyasi hesap peşinde olur ise bu öfkeli kitle yakasına yapışacak, hesabını soracaktır.

Hiç bir assubayın oyu bu iktidarın hanesine yazılmayacaktır.

Hiç kimse bu iktidara hiç bir sebeple oynamayacaktır. İkbal gütmeyecektir.

Bundan sonrası hem demokrasi hem de ekmek davasıdır.

Hem cumhuriyet hem de assubaylara dair ayırımcılığa son kavgasıdır.

O taşınan onbinlerce Türk Bayrağının bir anlamı ve mesajı vardır.

Hiç bir güç böylesi bir görüntüyü bu güne kadar verememiştir.

Temad artık;

Yıkılamaz bir güçtür, kudrettir.

Herkesin ve her kurumun resmen artık muhatabıdır.

TSK nın % 65 nin resmi temsilcisidir.

Artık TSK nın yavru vatanıdır, Kıbrıs'ıdır.

Bu gerçek dün en büyük güçle tescillenmiştir.

Tezahür etmiştir.

Dahasi ve sonrası hedef;

İktidar ve bugünkü Genelkurmay anlayışı ve tavrının bu gerçeğe göre değişmesidir.

Bu mevcut anlayışlar artık bitmelidir. Bitecektir.

Bu toplumu durdurmaya bu dünyada kimsenin gücü yetmeyecektir.

Dün adına,

Genel Başkanımıza, Genel Merkezimize, il ve ilçe Başkanlarımıza, teşkilatlarımıza, dava insanlarımıza, dışarıdaki gönül dostlarımıza, vefalılarımıza, dürüstçe gerçekleri gören tüm subaylarımıza, emeklilerine, yürekten destek veren ve parlamentoda ellerinden geleni yapan tüm muhalefet partilerimize, tüm katılanlara, o asil kahramanlara yani kadınlara, annelere, eşlere, o yaşına aldırmayan büyük çınarlarımıza;

Yürekten kocaman, selamlar olsun.

Bu davaya, bu insanlık kavgasina kalem tutan tüm kalplere sevgiler olsun.

Yeter ki bu onbinler nereye istenirse gitsin orada olsun.

Bu toplumun engeller diye bir korku ve endişesi yoktur.

Her yere daha da büyüyerek akacaktır.

Bu dava kutsaldır. Bu çileli ve fakir yüzler elbet çok yakındır, gülecektir.

Hak ve adalet önümüze konacaktır.

Çalınan lokmamız ve rızkımız geri verilecektir.

Yeter ki inanalım.

Yeter ki bir olalım, diri olalım.

Ta en dibinden, en içinden, en katmerlisinden;

Kocaman bir kıt a gibi

Kocaman bir teşekkür benden; Ulu Temad Ailesine.

Ne mutlu o dünü; gidip te yaşayana ve görene.

Saygılarımla.

 

Adnan Fuat ÖZDEMİR
E. Kara Assubayı
GSM : 05432734502

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verişinin 101. yıl dönümü ve Gaziler Günü törenlerle kutlanacaktır. Kahraman gazilerimizin, oluşan bedensel engellerinin yanında başta devletimizin mevzuatlarından kaynaklanan birçok sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Gazilerimize devletimizin yetkililerin...
Pazartesi, 19 Eylül 2022
fatih bektaş
UNUTMAYIN UNUTTURMAYIN 9/2 Sİ LİSE MEZUNU ASTSUBAY SINIF OKULU MEZUNU ASTSUBAYLARA DA VERİLMELİ BU HAK BÜTÜN ASTSUBAYLARIN OLMALI AYNI 2016 BÜTÜN ASTSUBAYLARI EŞİT SAYDINIZ OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ ŞİMDİ DE 9/2 Sİ EŞİT OLARAK VERİLMELİ
Cuma, 09 Eylül 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
EMPERYALİSTLERİ DİZE GETİRDİĞİMİZ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZIN 100. YILI YÜCE TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN. ORDU YOK DEDİLER KURULUR DEDİ PARA YOK DEDİLER BULUNUR DEDİ DÜŞMAN ÇOK DEDİLER YENİLİR DEDİ M.K.ATATÜRK Saygıdeğer Üyelerimiz İtilaf Devletleri tarafından son dönemlerinde bütün orduları dağıtılan, işgal edilen ve tersanelerine girilen &qu...
Salı, 30 Ağustos 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ