×

Uyarı

JUser: :_load: 932 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.

JUser: :_load: 1810 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.

İHRAÇLAR !

Aralık 18, 2014

İhraçlar konusunda assubay kamuoyunun duyduğu endişeye katılmamak mümkün değil.

Ben de TEMAD’tan ihraç edilenlerdenim.

Damdan düşenlerdenim yani, damdan düşenin halinden ben anlarım!

Sayın Mustafa EROL’un TEMAD Başkanlığı döneminde, Mahmut ERDEM rumuzlu kişiyle Sayın Mustafa EROL’un yazıları bire bir örtüştüğü için, her ikisini de (ME) kısaltması ile tanımlayarak eleştirel yazılar yazdım bu sitede. Her iki ME de “Sivil Kitle Örgütü” diyordu, her ikisi de aynı imla hatalarını yapıyordu. Sayın Mustafa EROL,  “Gel bilgisayarlarımızı kontrol et” dedi. Böyle bir şey haddim de, hakkım da değildi.

Sonuçta “birlik-beraberliğe zarar vermek” gibi çok soyut bir kavramla suçlandım, savunmam istendi, savunma değil, açıklama gönderdim. Bu savunma değil, açıklamadır dedim.

Hiç kimsenin şahsına yönelik eleştiri yapmadım, icraatları eleştirdim. Asla hakaret etmedim, kırıcı olmadım. Makama saygısızlık etmedim.

İhraç edildim!

Sayın Mustafa EROL görevi devrettikten sonra Sayın Ahmet KESER ve ekibi göreve geldiğinde Sayın KESER’i kutladım, yarı şaka “Sayın Başkanım, işiniz çok kolay, sizden önceki yönetim ne yaptıysa siz tam tersini yapın, başarı kaçınılmaz olur” dedim.

Dernek olsun, parti olsun, kurum olsun yöneticilerin çok uzun süre görevde kalması bazı olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Eleştiriye tahammül azalıyor, başarısızlıkların üstünü örtmek, ya da koltuğu korumak için kendi toplumu ile savaşmaya başlıyor yönetici, asıl amaç, hizmet ikinci hâttâ üçüncü planda kalıyor. 

İhraç edildim de ne kaybettim? 

Maaş mı alıyordum, çıkar mı sağlıyordum TEMAD üyesi olmaktan? 

Aidatımı ödüyordum, toplumsal faaliyetlere katılıyordum!

Bir taraftan “her üye bir üye daha getirsin” kampanyası yapacaksınız, diğer taraftan “suya sabuna dokunan” ortak amaç için, fikrine katılırsınız ya da katılmazsınız çaba gösteren insanları ihraç ediyorsunuz…

Tahammül nerde kaldı? 

Birlik beraberlik çağrılarına ne oldu? 

Birbirimize hoş görü ile yaklaşıma ne oldu?

Rekabet kaliteyi getirir, Sendika  ya da bir başka girişim olabilir, toplum kendi vicdanında değerlendirir. Kimde umut görüyorsa ona yönelir.

İhraç, kimse üzerine alınmasın ama bir yönetimin çaresizliğini gösterir. Benim fikrim yetmedi, benim dağarcığım boşaldı anlamına gelir.

Hangi kurumda olmuş olursa olsun, hangi yönetim yapmış olursa olsun, bu tür cezalandırmalar toplum nezdinde kabul görmüyorsa, yönetimler kendilerini mahkûm etmiş olurlar.

Yönetimler gelir geçer,  ihraç edilenler bu toplumun hep bir parçası olmaya devam edeceklerdir.

Umarız ki, akıl ve sağduyu hakim olsun, öfke ve kin değil!

aman-dikkat

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Geçen seçimler öncesinde, bu başarısız yönetimin değişmesi ve Temad'ın yeniden yapılanarak gerçek bir STK olarak sorunlarımızı çözmesi için toplum önderi durumundaki arkadaşlarımız ile Site Yönetimi'miz "TEK YÜREK" grubunu kurduk. Büyük ilgi gören çalışmalarımızın sonucunda, 'Temad yönetimini oluşturacak kişilerin Ankara'da ikamet etmesi mecburiyeti gereği' bayrağı "YENİ OLUŞUM" grubuna devrettik. Yönetim listesi oluşturulurken, kişisel hırslarını ön plana çıkaranlar yüzünden bu birliktelik yara aldı ve seçimleri 'kerhen verilen destekle' şimdiki mevcut başarısız yönetim kazandı!

Şayet ders almasını bilmezseniz; Tarih tekerrür eder!

Seçimlerin ertesinde, bu seçimlerde yönetime aday olmak için "ANKARA PLATFORMU" ve "YENİ OLUŞUM" grubu ayrı ayrı kulvarlarda çalışma yaparken, bizlere çalışma ve açıklamaları ile güven veren Ankara Platformu entrikalar karşısında "mücadelemizi kişisel desteğimiz ile devam ettireceğiz" diyerek  adaylıktan çekildiler.

"YENİ OLUŞUM" grubuda kendi arasında bölündü ve Sn.Ahmet KESER başkanlığındaki grup istikrarlı bir şekilde çalışmalarına devam etti. Ve, şu an yönetime aday en güçlü gruptur.

Temad Yönetimi daha önceki seçimlerde bizans oyunlarına başvurmuş, milletvekili arkadaşlarına çakma önergeler verdirmişti! Bu oyunları ifşa olduğundan şimdi tek şansları oyların bölünmesidir. Çünkü, delege seçimlerinde, muhalif grupların oylarının toplamı genel merkezden fazla olmasına rağmen, bölünmüşlük yüzünden seçimi kazanabilmişlerdir.Yine aynı senaryo ortaya konulmak istenmektedir. Lütfen bu oyunlara elmeyelim. Aksi halde Temad tüzel kişiliği ve mücadelemiz büyük yara alacaktır!Seçime 5 kala, bugüne kadar mücadeleye katkısı olmayan, adını duymadığımız kişiler ve gruplar adaylıklarını açıklamaktadırlar. Demokrasi gereği aday olmak elbette haklarıdır. Şair'in "koyun kurt ile gezerdi niyet başka başka olmasa" dediği gibi niyetleri, iyi ve samimi olsaydı sözleyecek sözümüz olmazdı.

Bu gruplardan biride, Sn.Cengiz Erten tarafından kurulan gruptur. Kendisi bana aylar önce "yönetimin yolsuzluklarını ve olumsuzluklarını tespit ettiğini ve aday olacağını" belirtmiş ben de kendisine "yönetimden istifa et. Bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıkla. Öyle aday ol" önerisinde bulunmuştum. Arkadaşımız bunu yapmadı! "Bildiklerimi genel kurulda açıklayacağım" diyerek konuyu geçiştirmeyi amaçladı! Bu durumun Temad Yönetimi'ne hizmet olacağını bildiğimiz için kendisini eleştirdik, sağduyuya ve fedakarlığa davet ettik. 

Sn.Erten bu kez de assubay kamuoyuna "Sn.Ersen Gürpınar aday olsun, kendisini şartsız destekleriz" açıklaması yaptı. Buradaki amaç; Ersen Gürpınar aday olursa oylar bölünecek ve bu başarısız yönetime hizmet etmiş olunacak! Aday olmaz isem (tüzükteki mevcut engeller ve özel durumum nedeniyle aday olmayacağımı sürekli yazmama rağmen!) "bak ahkam kesiyor, akıl veriyor ama kendi sorumluluk almıyor" diyerek kişiliğim yıpratılmaya çalışılacaktı. Nitekim, Sn.Erten açıklama ve özel mesajları ile bu suçlamayı yapmaya başlamıştır.

Bu mücadeleye gönül vermiş biri olarak, Sn.Erten'e, sözde adaylara ve onları destekleyenlere bir kez daha  sesleniyorum; kimse "biz birleşmek istedik ama yanıt alamadık" mazeretine sığınmasın! Birleşme, yönetim listesinde yer alma şartı ile olmaz! Bu ancak şantaj olur!...

Mevcut Temad Yönetimi onurlu mücadelemiz önünde engeldir. Bu yönetimden kurtulmanın tek yolu, seçime tek grubun listesi ile girmektir. Bunu engelleyenler, bu toplumun vebalini yükleneceklerdir. 

Bu nedenle, diğer gruplardaki arkadaşlarımın yüreklerinde "assubay sevdası" varsa fedakarlık etsinler. Yeni bir sayfa açalım. Seçimi kazanan arkadaşlarımıza başarıları için her türlü desteği vereceğimizi, olumsuzluklarında ise en sert şekilde eleştireceğimizi deklare edip bu talihsizliği yenelim. Aksi halde bu yönetimin saltanatına, hukuksuzluklarına, başarısızlıklarına katlanmak zorunda kalacağız ki, bunu assubaylar hak etmiyor!

Saygılarımla.

GUGUKLU SAAT

Haziran 02, 2011

guguklu-saat

Saatçi dükkanları çarşılarda en güzel yeri süslerler. Bazı saatler pahalılığıyla, bazıları ise görünümüyle göz doldurur. Eskiden evlerimizde tahta çerçeveli, ve cam bir dolap içinde altta sallanan sarkaçı, değişik sesler çıkaran metal çubuklarıyla duvar saatleri olurdu. Şu an duvarlarımızda duran çoğu promosyon saatlerden çok farklıydı bu saatler. En güzelleri de, saat başlarında içinden kuş çıkan guguklu saatlerdi. Bellirli zamanlarda çıkan bu kuş, sakin ve sessiz evlerin bir yörüngede, bir döngüde olduğunu anlatırdı bize. İlk aldığımız zamanlardaki ilgimiz, yerini sessiz bir içten rakam saymaya bırakırdı. Kaç defa çalacaksa ona göre yapılacak işler planlanır, namaz vakti ise akabinde ninemin gözleri yelkovanı sık sık takip eder, gece uyku vakti ise geciktiğimizi anlar ve yatakta uyuyabilmek için gözlerimizi sıkardık. Ninemin tespih çekme transını dahi guguklu saatin sesi bozar, tarhanasını yapma emrini verirdi. Evlerin zenginliğinin göstergesi ve gitgide bizi düzene sokarak yöneten guguklu saatin esiri olurduk. Pencereden dışarı baktığımızda yağan kar ve yağmur hayatın tekdüzeliğindeki yegane sıra dışılık gibi görünür, insanı öyle bir çaysatır öyle bir sevindirirdi ki, bakarken dalar giderdik, sıladan gelen sıcak bir mektup gibi…

Şimdi düşünüyorum da, nostaljinin tekdüzeliği ve  yeknesaklığı bırak orada kalsın. Onu yaşadık ve bitti.  Biz yine insanoğlunun yapması gerekeni, istemesi gerekeni istiyoruz. Bizi diğer canlılardan ayıran da zaten tekdüzeliğe karşı duruşumuz ve yenilik yapma isteğimiz...

Önümüzdeki hafta milletvekili seçimleri olacak. Herkes sakin, sorumluluk bilinci takılı yüz ifadesiyle sıraya girecek oylarını verecek. Ancak bir şeyler farklı olabilir. Belki bu kez gidip oylarını verenler  son kez merakla seçim sonucunu bekleyecekler. Son bir heyecan, son bir özgüven, son bir muhalefet, son bir cezalandırıcı, son bir ödüllendirici olmanın yetkisini ve gururunu takınarak oylarını kullanacaklar.

Sonraki seçimler “GUGUKLU SAAT” olabilir. Kanaatimce halkın şunu çok iyi görmesi gerekir. Biz kendimize bakıp ne kadar muhteşemiz diye övündüğümüz ve guguklu saatin yörüngesinde yaşadığımız yıllarda Avrupa bizim iki yüz yıl önümüze geçmişti. Adına da Duraklama devri denmişti. Oysa bu duraklama devrinin başında da bir “muhteşem yüzyıl” vardı.

Sanırım demokrasilerde en büyük tehlike muhalefetsizlik. Sanırım muhalefetsiz bir iktidar halkın heyecanlarını bile çalar. Sanırım bir gün hesap verme korkusunu hissedenler güçlerini pekiştirmek isterken halkı etkisizleştirmek isterler. Tıpkı bizim “Guguklu Saat”e bakarak geçirdiğimiz gençliğimiz gibi. Tıpkı 12 Eylül sonrası gibi… Tıpkı 12 Haziran’dan sonra yaşanabilecekler gibi… Ha dikta olmuş, ha dediğim dedik öttürdüğüm düdük diyerek aldığı çoğunluk oyunu, halkın tümüne bir kabulleniş dikte etmeye kalkan radikaller olmuş ne fark eder…

Saygılarımla…

Yemret-baskanimönetiminde görev aldığı başkanını 'demokratik hakkını kullandığını belirterek'  eleştiren, ardından TEMAD dergileri arasına koyduğu mektuplarla üyelere şikayet eden ve kadife devrimle yönetime gelip, 8 yıldır bir çok sorunumuzu halleden (!) sayın başkan, bu başarılarından dolayı alkışlanmak istiyor! Hiç hatası olmadığı için eleştirilerden rahatsız! Bu yüzden, kim yan bakarsa, kim eleştirirse susturulması gerektiğini düşünüyor.

Nitekim “9 Ekim mitingi eylemlerle desteklenmemesi halinde 24 saat sonra unutulur. Bu nedenle eylem kararı alınmazsa, mitinge yönetim olarak katılmayacağız” diyen ve sonunda haklı çıkan Balçova yönetimi hakkında işlem yapılması için yüksek disiplin kuruluna 'ihlal edilen tüzük maddelerini sıralayıp';“Genel başkanın verdiği emir kabul edilmemiş ve yerine getirilmeyerek aykırı hareket edilmiştir.... Gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılmasını rica ederim” diyerek  emrine uymayanların cezalandırılmasını talep ediyor. Sanırsınız ki bizler STK değil, EMEKLİ ALAYI'yız!..

Bu emri alan yüksek disiplin kurulu, mitinge katılan üyeleri 1 yıl, katılmayanları 3 yıl ihraç ediyor! Tüzükte ihracı gerektiren bir durum olmamasına rağmen, yönetim kurulu bu kararı onaylayarak şubenin  yedek yönetim kurulu üyelerine  teslim edilmesini ve olağan üstü genel kurula gidilmesini, aksi halde kayyum atayacağını  buyuruyorlar!

Hazırladıkları dosyalarda, ikili görüşmelerde birçok hakkımızın hukukumuzun ne olduğunu bilmeyenler, doğal olarak bu şekilde hukuksuz  bir talepte bulunabilirler.

Savunmanın ve hukuksuz ihracın gerekçelerini uzun, uzun yazmayacağım. Özetle;  TEMAD tüzüğünde ve 2847 sayılı yasaya dayanak olan medeni kanun ve dernekler yasası gereğince, bir üyenin ihracı ancak genel kurul'da onaylandıktan  'bu onaya  Asliye Hukuk mahkemesinde edilen itirazın da ret edilmesi halinde' gerçekleşeceğini bilmiyorlar!

Birçok konu gibi bunu da "iyilik yap at denize. Balık bilmezse halik bilir" diyerek onlara anlatacağız.

Arkadaşlarımız, hukuksuz ihraçların genel kurul’da görüşülmesi için müracaatlarını yaptılar. Görevlerinin başındalar. Yıllardır üzerinde durduğumuz milyonluk binanın şubemize tahsis işi olmasa, arkadaşlarıma; "İstifa edelim. Büyük olasılıkla bu hukuksuzluğa ortak olmamak için  yedekler de görevi kabul etmeyecektir. Genel merkez olağan üstü genel kurul kararı alabilir. Ardından da malûm sanal'larını şubeyi teslim almakla görevlendirir" diyeceğim ama bizler burada şahsi menfaatimiz için değil, Assubaylara hizmet etmek için ve kendimize saygımız gereği bulunuyoruz.

Bunca uyarıdan, eleştiriden ve yaşananlardan sonra Genel Merkez yöneticileri hala olumlu dersler almamışlar!

Şube başkanları ile yapılan bölge toplantılarında ”Bugüne kadar başarılı olamadık. Sesimizi yeterince duyuramadık. Tüm şubelerimizin bulunduğu yerlerde eş zamanlı muhtelif eylemleri hayata geçirmek dahil, daha farklı neler yapabiliriz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diyeceklerine, Sn.M.Ali KILINÇ arkadaşımızın Antalya toplantısından aktardığı bilgilere göre;

  • "Bu site sayesinde uluslararası askeri derneklerin toplantılarından haberdar olup gittiğini unutarak", Paris’te  sesimizi duyurduğunu belirtiyor. Size gazilerin hakları ile sorulan 3-4 basit soruya verdiğiniz yanıttan başka ne yaptınız? Bizim ülkemizde gazilerimiz, emeklilerimiz hakları, haksızlıkları bunlar sizde nasıl? Bu konuyu tartışalım sonuç bildirgesine  koyalım diyebildiniz mi?..
  • Muhalifler destek vermeseydi, Assubaylar onurları için toplanmasaydı, mitingte 4-5 bin rakamını hayalinizde dahi göremezdiniz ama siyasilere mesaj vermek için 22.000 üyeyi 55.000 gösterdiğiniz gibi mitinge katılanları önce "8.000" dediniz kesmedi "10.300" e çıkardınız. A.İpekçi parkının bu kadar insanı alamayacağını, mozole önündeki merdivenlerde çekilen toplu resimde ortalama kaç kişi olduğunu, ayrıca Genelkurmay sitesinde Anıtkabir'i ziyaret edenlerin sayısı gün, gün açıklandığını, bunları da başkalarının bilmediğini mi sanıyorsunuz? Bu abartı, size olan güvenin erezyonudur.
  • Başbakanın yolunu çiçeklerle kesip dosya vereceklermiş. Ancak, koruma ordusu yüzünden buna cesaret edememişler. Bu açıklamanıza söyleyecek söz bile bulamıyorum.
  • Sn. Akman’ın teklifine bizlerden faks, mail  desteği  isteyeceklermiş. Sn. Başkan, siz önce bu teklifteki adaletsiz 9/1 başlangıç derecesine şiddetle karşı çıkın ve bunu düzelttirin. Toplumu kucaklamayan, benden sonrası tufan anlayışı hiçbir zaman adalet ve huzur sağlamaz!
  • OYAK konusunda, AİHM tetkik hakiminin Astsubay evladı olmasından boşuna medet ummayın. Bu davanın birkaç yandaş ve genel sekreterinizin ataması uğruna heba edildiğinin farkında değil misiniz? Ayrıca, bu davada hisse senedi konusunun belirtildiğine, dava dilekçesini yayınlamadıktan sonra kimseyi inandıramazsınız. Nasılsa dava yıllar sürer, bu arada atı alan üsküdarı geçer diyorsanız bunun vebalinin ağır olduğunu hatırlatırım. Dava dilekçesi devlet sırrı değil. Neden açıklıyamıyorsunuz?
  • Uzman derneği başkanı sizden taktik alıyormuş! Onlara eylemi, özveriyi kendileri için değil, meslektaşları için meclis koridorlarını aşındırmayı siz öneriyorsanız, kendiniz neden yapıyorsunuz? Boşuna "hoca verir talkımı, kendi yutar salkımı" dememişler!

Daha fazla yazmayı istemiyorum. Olumlu ve başarı sağlayan bir tek çalışmanız var mı?

Bu mazlum zümrenin sorunlarını çözmek için gönüllü oldunuz. Seçilmek için gösterdiğiniz gayreti sorunlarımız için göstermediniz. Yeter artık tahammül kalmadı. Bıçak kemiğe dayandı. Kendi özeleştirinizi yapın. BİR TEMAD MASALI yazısından dersler alın. Bölge toplantılarında reklamları değil, yapacaklarınızı görüşün, paylaşın. Yönetimlerin ve üyelerin desteğini alın.

Yeterli birikiminiz, gayretiniz, vizyonunuz olmayabilir. Peki vicdanınız da yok mu?

Varsa gidin kapılarında yatın. Muhtelif eylemler yapın. Biz yanınızda olacağız. Yeter ki, siz bizim yanımızda olmanız gerektiğini hatırlayın.

Mücadeleyi, amaç olarak görenlere minnettarım.

Saygılarımla.

Temad Genel Sekreteri;

Gelişmiş toplumların durumu daima bir vücudun organları gibidir. Daima birbirlerini takviye eder, hata arama görevini üstlenmezler. Refah ve mutluluğu yakalayamamış gelişmemiş ülkelerin durumu ise Irak, Filistin, Afganistan, Pakistan v.s. ülkelerin halihazır durumudur. Anlamsız ve gereksiz iç çekişme ve çatışmalarla onlar sadece birbirlerini yerken başka ülkelerde onların topraklarındaki gelirlerini yıllar yılı sömürmüşlerdir.

böyle diyor. 

Gerçekten öyle midir?

Gfikrim-geldielişmiş ve uygar toplumların tamamında görünen en temel ortak özellik ileri bir demokrasiye sahip olmalarıdır. İleri bir demokraside KURUMLAR vardır. Yani muhalefet, sendikalar, Sivil toplum örgütleri vardır. Bu kurumların temel görevi, Yönetenleri; evrensel hukuk kurallarına riayet etmeyi, temel hak ve hürriyetlere saygı göstermeyi temin etmek, aykırı davrananları uyarmak, hukuku ve sosyal adaleti savunmaktır.

İleri demokrasi ile idare edilen gelişmiş ülkelerde KURALLAR vardır.

  • Yönetimde açıklık esastır.
  • Hesap verebilirlik vardır. Toplumun ve muhalefetin sorgulamalarına, toplum huzurunda açıkça hesap verilir.
  • Eleştirilere tahammül ve hoşgörü ile yaklaşma vardır.Toplum yararına yapılan yapıcı eleştirilerden ders çıkarılır.
  • Etik kurallar geçerlidir.
  • Kayırmacılık yoktur. Ayrımcılık, sebepsiz zenginleşme, şahsi çıkar düşkünlüğü hukuk ve ahlak dışı davranışlar yoktur.Toplumun çıkarları ve hak ve hukuku önemlidir.

Bu kurallardan yalnız bir tanesi dahi ihlal edilse, hem toplum hem de sistem bu tür yöneticileri cezasız bırakmaz.

İleri demokrasinin bu kurumlarına yönetici olarak seçilmiş ya da görevlendirilmiş olan kişiler, görevlerinde başarısız olduklarını anlayınca, başka bir mazerete sığınmazlar, toplumundan özür dileyerek ayrılırlar. Ayrılmazlar ise sistem onları cezalandırır.

İleri demokrasilerdeki kurumların yöneticilerinde;

  • Karartma yoktur.
  • Başarısızlığı örtmek için çarpıtma, toplumca kabul edilmiş değerleri kullanarak hedef şaşırtma yoktur.
  • Eleştirilere tahammül, hoşgörü ve etik değerlere saygı vardır.
  • Yöneticinin çıkar düşkünü olduğu anlaşılırsa, asla bir kere daha seçilmezler.
  • Polemiklerle durumu idare etmezler, başarmak için ciddi bir şekilde işlerine odaklanırlar.
  • Başarısızlığı kapatmak için ajan, provokatör kullanarak, karışıklık ve kargaşa yaratmaz, başarısızlığın suçunu muhaliflere yüklemeye kalkmazlar. Başarısız olmuşlarsa etik davranırlar, toplumdan özür diler ve görevlerini başarılı olacaklara bırakırlar.

Seçilen örnekteki IRAK, AFGANİSTAN, PAKİSTAN dahil olmak üzere ve hatta geçmişte ROMANYA, BULGARİSTAN, günümüzde KUZEY AFRİKA ülkelerinin yöneticileri, ileri demokrasiyi yani ileri demokrasinin tüm KURUM ve KURALLARINI uyguladıkları için mi ülkeleri geri kalmış ve kargaşa çıkmıştır? Yoksa Demokrasinin kurum ve kuralları yerine baskı, çıkar ve iktidar düşkünlüğü, kayırmacılık ve ayrımcılık, hukuk, adalet ve etik kurallardan yoksun anlayışları ile yoksul halklarını iliklerine kadar soyup, hesap vermeme, hesap sormaya çalışanları bir şekilde etkisiz hale getirme davranışları sonunda, halk toptan ayaklanıp hesap sormaya kalkınca da servetlerini uçaklarına yükledikleri gibi kaçmışlar, ya da hukukun pençesine yakalanmışlar mıdır?

Bu çarpıtma ve polemiklerden medet umma anlayışı; hak arayan, haksızlıklar karşısında ezilen meslektaşlara karşı yapılması hangi düşüncenin ürünü olabilir ki?

Bu ülke örneklerini verirken hakikaten çok iyi düşünerek mi verdiniz? Eğer bu ülkelerin geri kalmışlığı, yöneticilerinden ve yönetim şeklinden değil de muhalefetten dolayı olduğunu bizlere inandırmaya çalışıyorsanız, sizin için çok yazık. Bu tavrınızı bu şekilde sürdürüp, koltuğunuzda kalmayı hedeflemiş ve bizleri bu çarpıtmalara inanacak kadar saf görüyorsanız ve bizler de buna inanıyorsak bizlere de çok yazık.

MUHALEFETLİK ÜZERİNE

muhalif-susturmak.jpgTEMAD Yönetimince emekliassubaylar.org sitesi muhalif site ilan edilmiş. Çok da şaşırmadım. Yöneticilerin kendilerini iktidar olmanın heves ve rehavetine kaptırarak yaptıkları icraatları ortada. Ancak iktidar olup da muktedir olamadıklarının hâlâ farkında değiller.

Eleştiriye tahammülleri yoktur yöneticilerimizin. Dalkavukluk yapanlar hoşlarına gider. Çünkü, dalkavuklar ya suskun kalır ya da dobra dobra konuşmaktan kaçınır, onların duymak istediklerini söylerler.

Oysa gelişim ve değişim için farklı düşünmek, farklı konuşmak da önemlidir. Eleştirilere açık olmak, hoşgörülü ve demokrat bir yaklaşım sergilemek de önemlidir. Bilinmelidir ki, eleştirilerini akıl ve mantık süzgecinden geçirerek yani eleştirel düşünerek yapanların eleştirileri netlik, açıklık, mantık, derinlik ve güvenilirlik taşır.

RUSSEL GOUGH, "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında "Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı, doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.” diyor.

Dokuz köyden kovulmayı da göze alacaksın doğruları söylemeye karar vermişsen.

TEMAD Yönetimince "muhalifler" diye nitelendirilen bu site; yönetimi, yazarları ve üyeleriyle birlikte kuruluşundan beri ”Bizler nasırlaşan kalplere, vicdanlara ve kulaklara sesimizi daha gür duyurmak için TEMAD çatısı altında birleşmeliyiz.” diyerek ilkeli yapıcı, birleştirici ve yol gösterici bir tutum sergilemektedir. Doğruları, yapılması gerekenleri hiçbir korku ve kaygı duymadan söylemekte ve yapmaktadır. TEMAD’ın yönetim kadrolarında bulunanların Assubay camiasının onur mücadelesine bugüne kadar gözle görülür elle tutulur bir kazanım sağlayamamış icraatlarını akıl ve mantık süzgecinden geçirerek eleştirmektedir.

TEMAD Yöneticilerinin şuana kadar sergilediği çelişki ve tutarsızlıklarla dolu anlaşılmaz tutum ve davranışlarını, despotizme ve keyfiyet rejimine dönüşmüş icraatlarını eleştirenlere, kendi deyimleriyle muhaliflere uyguladıkları haksız ve mesnetsiz yıldırma politikalarının kabul edilebilirliği mümkün değildir.

Sayın Hüseyin SAVCI ve Sayın Ersen GÜRPINAR gibi haklı olarak eleştiren sorgulayan ve hesap soran üyelerimizin ve benzer şekilde ihraç edilen başka meslektaşlarımızın havadan sudan sebeplerle TEMAD’ den ihraç edilmesi kabul edilemez!

TEMAD hiç kimsenin yeniden yine yeniden yönetimlere seçildiği halde, derneğin kuruluş amaçlarına hizmet etmeden pinekleme yeri değildir. Derneği ve imkânlarını kullanarak egolarını tatmin etme, şahsi menfaat arama, OYAK, TSK, TBMM gibi kurumlardan şahsi menfaat temin etme yeri değildir.

Şahsi menfaat ve koltuklarını kaybetme korkuları ile "muhalif" diye nitelendirdikleri üyelere baskı ve sansür uygulayan, daha da ileri giderek kendileri için tehlike olarak gördükleri ve çekindikleri bazı üyelerin ihraç edilmesini sağlayan bunu da TEMAD’ın manevi kişiliğinin yıpratılması gibi komik sebeplere dayandıran TEMAD yöneticilerinin, Hz. Ali’nin başından geçen şu hikâyeyi iyi okumaları ve kendileri için çıkarılacak dersler olduğunu görmeleri gerekir.

 

Hz. Ali bir savaş esnasında düşmanını yere yıkıp öldürmek üzereyken, düşmanı Hz. Ali'nin yüzüne tükürür. Bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalkar.
  • Yürü git seni öldürmekten vazgeçtim, serbestsin.'”der. 
Düşman savaşçı bu duruma şaşırır.
  • Beni alt edip öldürmek üzereyken seni ne alıkoydu? “ diye sorar.
Hz. Ali:
  • Ben seninle Allah yolunda ve Allah'ın rızasını kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce kinlendim, sana kızdım; eğer o an öldürseydim sana kızgınlığımdan bunu yapmış olacaktım. Yani seni Allah rızası için değil de kendi nefsim için öldürmüş olacaktım. Bu yüzden seni serbest bıraktım.”der.
Bunu duyan adam, bu büyük asalet ve incelik karşısında iman ederek Müslümanların safına katılır.

 

TEMAD Assubayların hak arama mücadelesine resmi kurum ve kuruluşlara bağlı ya da bağımlı olmadan hizmet eden demokratik, şeffaf ve hesap verebilir yönetimlere sahip misyonu ve vizyonu olan bir Sivil Toplum Kuruluşu haline getirilmelidir.

Assubayların hak arama girişimi onur mücadelesine dönüşmüş milli bir dava haline gelmiştir. Bu uğurda ter döken çaba sarf eden herkes ben sen iktidar muhalefet ayrımı yapılmadan saygı ve sevgiyle kucaklanmalıdır.

Assubayların onur mücadelesi toplumsal demokrasi ve hoşgörü kültürünün benimsendiği, birlik ve beraberliğin sağlandığı gün başarıya ulaşacaktır. 
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

Binnur Okkan
Kadri Okkan'ı kaybettik. Cenazesi bugün 23 ocak 2022 izmir buca şirinyer merkez camiinden ikindi namazından sohra askeri törenle defnedilecektir. Bilgilerinize. Saygılarımla. Kızı Binnur Okkan - Yönetici notu Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz.
Pazar, 23 Ocak 2022
Atilla ABAYLI
TEMAD GENEL BAŞKANINA Sayın genel başkan; Evrensel sistemde gerçekler net görülmelidir. İzmirde il temsilcisi davet üzerine 23 Nisan resepsiyonuna davet edilir. Ve üç kişi eşleri ile bu davete icabet ederler. Şimdiki disiplin kurulu başkanınız ve şimdiki izmir il temsilcisi ve yönetimden biri. Ve yönetimden biri bu etkinliği facebook sayfasında paylaşır.Bu paylaşıma...
Cuma, 14 Ocak 2022
Erol ERTURAN
Herkese merhaba İyi akşamlar Arkadaşlar TEMAD ve diğer sosyal medya hesapları neden yapısal sorunları konuşmazlar ve durumu devamlı gündemde tutup sosyal medyayı hop oturup hop kaldıracak fikir cimnastiği ve oluşturacak ve yapısal sorunlarımızı sistematik bir yapıya büründürmekten maalesef imtina eder durumda olduklarını değerlendirmekteyim sorunlarımız mevzi konular...
Cuma, 07 Ocak 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ