İHRAÇLAR !

Aralık 18, 2014

İhraçlar konusunda assubay kamuoyunun duyduğu endişeye katılmamak mümkün değil.

Ben de TEMAD’tan ihraç edilenlerdenim.

Damdan düşenlerdenim yani, damdan düşenin halinden ben anlarım!

Sayın Mustafa EROL’un TEMAD Başkanlığı döneminde, Mahmut ERDEM rumuzlu kişiyle Sayın Mustafa EROL’un yazıları bire bir örtüştüğü için, her ikisini de (ME) kısaltması ile tanımlayarak eleştirel yazılar yazdım bu sitede. Her iki ME de “Sivil Kitle Örgütü” diyordu, her ikisi de aynı imla hatalarını yapıyordu. Sayın Mustafa EROL,  “Gel bilgisayarlarımızı kontrol et” dedi. Böyle bir şey haddim de, hakkım da değildi.

Sonuçta “birlik-beraberliğe zarar vermek” gibi çok soyut bir kavramla suçlandım, savunmam istendi, savunma değil, açıklama gönderdim. Bu savunma değil, açıklamadır dedim.

Hiç kimsenin şahsına yönelik eleştiri yapmadım, icraatları eleştirdim. Asla hakaret etmedim, kırıcı olmadım. Makama saygısızlık etmedim.

İhraç edildim!

Sayın Mustafa EROL görevi devrettikten sonra Sayın Ahmet KESER ve ekibi göreve geldiğinde Sayın KESER’i kutladım, yarı şaka “Sayın Başkanım, işiniz çok kolay, sizden önceki yönetim ne yaptıysa siz tam tersini yapın, başarı kaçınılmaz olur” dedim.

Dernek olsun, parti olsun, kurum olsun yöneticilerin çok uzun süre görevde kalması bazı olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Eleştiriye tahammül azalıyor, başarısızlıkların üstünü örtmek, ya da koltuğu korumak için kendi toplumu ile savaşmaya başlıyor yönetici, asıl amaç, hizmet ikinci hâttâ üçüncü planda kalıyor. 

İhraç edildim de ne kaybettim? 

Maaş mı alıyordum, çıkar mı sağlıyordum TEMAD üyesi olmaktan? 

Aidatımı ödüyordum, toplumsal faaliyetlere katılıyordum!

Bir taraftan “her üye bir üye daha getirsin” kampanyası yapacaksınız, diğer taraftan “suya sabuna dokunan” ortak amaç için, fikrine katılırsınız ya da katılmazsınız çaba gösteren insanları ihraç ediyorsunuz…

Tahammül nerde kaldı? 

Birlik beraberlik çağrılarına ne oldu? 

Birbirimize hoş görü ile yaklaşıma ne oldu?

Rekabet kaliteyi getirir, Sendika  ya da bir başka girişim olabilir, toplum kendi vicdanında değerlendirir. Kimde umut görüyorsa ona yönelir.

İhraç, kimse üzerine alınmasın ama bir yönetimin çaresizliğini gösterir. Benim fikrim yetmedi, benim dağarcığım boşaldı anlamına gelir.

Hangi kurumda olmuş olursa olsun, hangi yönetim yapmış olursa olsun, bu tür cezalandırmalar toplum nezdinde kabul görmüyorsa, yönetimler kendilerini mahkûm etmiş olurlar.

Yönetimler gelir geçer,  ihraç edilenler bu toplumun hep bir parçası olmaya devam edeceklerdir.

Umarız ki, akıl ve sağduyu hakim olsun, öfke ve kin değil!

izmirin-isgali-kurtulusu

Değerli arkadaşlarım.

Daha önceden sizlere bildirdiğim kaza nedeniyle sonradan bel bölgemde meydana gelen rahatsızlık dolayısıyle oturma zorluğu çektim,hareket kabiliyetim kısıtlandı. Şimdi daha iyiyim ve iyiye doğru gidiyorum.

Sizlerden ve gelişen konularımızdan uzak kalmamaya gayret sarf ederek elverdiğince konuları izlemeye çalıştım. İzleyenlerin bildiği gibi İzmir'de ikamet etmekteyim. İZMİR, Ülkemizin üçüncü büyük şehri. Güzelliği ve batıya yakınlığının dışında ÇOK ÖZEL önemli bir özelliği olan güzel İZMİR'İMİZ......

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağıtılması, parçalanması ve emperyal güçler nezaretinde bölüşülmesi aşamasında ilk İŞGALE uğrayan, istila edilen güzel İZMİR'İMİZ, aynı zamanda ülkemizin ULUSAL direncimizin ilk başladığı, düşmana ilk kurşunun atıldığı, aynı zamanda da ülkemizin İŞGAL ve İSTİLADAN kurtulduğunu yaşayan eşi olmayan TEK ŞEHİRDİR. Dünyada İŞGALİN BAŞLADIĞI VE BİTİRİLDİĞİ tek şehir olma özelliğine sahiptir.

Dünyada benzeri yoktur. Bir ülkenin İSTİLA edilmesinin başladığı ve gösterilen ULUSAL dirençle KURTULUŞA ve BAĞIMSIZLIĞA giden yolun kesiştiği ikinci bir ŞEHİR örneği yoktur.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir şehirde yaşamak bizlere nasip olmuştur. O zaman bizlere de düşen bir takım görevlerde, böyle bir şehirde yaşamanında bir bedeli olmalıdır. Gelin bizler de İZMİR'de başlatalım, İZMİR'de de bitirelim. Aynen ülkemizin istila edildiği ve kurtarıldığı ULUSAL DİRENCİN VE KURTULUŞ SAVAŞININ sona ermesinin İZMİR'E KISMET olması gibi, İzmir'in ÖZELLİĞİNİN, GÜZELLİĞİNİN dünyada bir ilk olduğu gibi HAKLARIMIZIN alınması için ilk FİŞEĞİNİN ATILIP, NETİCE ALINANA kadar sürecek mücadelemizin MEŞALESİNİ birlikte İZMİR'de yakalım. Bu şehre yakışanı yapalım.

Bunun için önce TEMAD şemsiyesi altında bir araya gelelim. Neler yapacağımızı belirleyelim. Yapacaklarımızı kararlaştırdıktan sonra HAKLARIMIZIN savunucusu konumunda olan ORG sitemizde bunları tüm ülke sathında arkadaşlarımıza anlatalım. TEMAD İL BAŞKANLIĞIMIZ İLÇE BAŞKANLIKLARIYLA KOORDİNE KURARAK birlik beraberliği pekiştirecek, dayanışmayı arttıracak çalışmalarda yardımcı olsun. Bizler de yanlarında olalım teşvik edelim.

İzmir olarak bugüne kadar yaptıklarımızdan daha fazlasını, daha iyisini yapacak durum ve konumumuz vardır. Bu KAÇINILMAZ SONU ÇABUKLAŞTIRMAK HAKKIMIZDIR, HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELEMİZ DE SÜRECEKTİR. Yeter ki, BİR olalım, BİZ olalım.

Haklarımızın verilmesi için başkalarının KARARINI ve ONAYINI beklemenin ZAMANI ÇOKTAN GEÇTİ. Bildiğiniz gibi T.C. devletinin en üst makamında bulunan yetkililer AÇIKÇA söz verdikleri halde kişilik ve makam olarak güvenilmeyeceklerini göstererek yıllardır ALDATILDIK, OYALANDIK KANDIRILDIK. Haklarımızı başkalarının vermesini beklemek yerine GÜCÜMÜZÜ, VARLIĞIMIZI gösterme ve ispat etme günü HÂLÂ GELMEDİ Mİ? NEYİ BEKLİYORUZ?

Saygılarımla.

Direction

Bir liderlik davranışı ve bütünleştirme girişimidir bu!...

Konu yine biz assubaylar olunca İzmir İl Başkanı'mızın geçen günlerde Güzelbahçe Temad'da yaptığı toplantıdan söz etmek istiyorum. Tam katılımla gerçekleşen bu toplantının amacı çok önemli idi;

Gelecek Genel Merkez Başkanlığı seçiminde yön belirlemek!...

Çağdaş siyaset ve yönetim anlayışı; kurumun işleyiş sürecinde, temsil ettiği kitlenin davranışını anlamaya çalışarak, farklı düşünceler arasındaki benzerlikleri ve ayrılıkları bularak izlenecek yolu aydınlatmaya çalışmak, geniş bir  perspektiften bakarak doğruyu bulmaktır.

Geçmiş hatalar tekrarlanmayacaktır!...

Bir sonraki toplantının, 18 temmuz 2011 pazartesi günü buluşularak Tire şubemizin ev sahipliğinde yapılacağı planlanmış, yön tayininin demokratik çerçevede devam edeceği ve 'geçmiş hataları tekrar yaşamamak için' bu gibi toplantıların devamına karar verilmiştir.

  • Bildiğiniz gibi 100'ün üzerindeki delege sayısı ile İzmir önemli şubedir!...

Sayın İl Başkanı'mızın bu derleyici-toparlayıcı yaklaşımını saygı ile kutluyor ve bir çok noktaya örnek olmasını temenni ediyorum.

Liderlik farklı özellikler ister. Her şeyden önce temsil ettiği kurum, kuruluş, dernek ne ise, bu sevgiyi tam özümsiyerek yaşamalıdır!

Sayın İzmir İl Başkanımız Hüseyin AKBAŞ beyi ve Yönetim Kurulu'nu kutluyorum.

Saygılarımla....

Atilla ABAYLI

isgal

Koskoca dört yılın ardından 1918’de biten I.Dünya Savaşı sonrasında harap ve bitap düşen Osmanlı Devleti’nin o zamanki idarecilerinden kimisi can telaşıyla yurdu terk etmiş… Halk, kalanlar kaderleriyle baş başa…

Eşit olmayan koşullarda 30 Ekim 1918’de imzalanmış olan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ağır maddeleri Osmanlı Devleti için bağlayıcı…

İngiliz, Fransız kızgın…

Neden bize karşı savaş ilan ettin? Niçin Ermenileri sürgüne gönderdin? Neden Rum ve Ermenilere kötü davrandın?

Kendi derdine düşmüş Rusya hariç, İngiliz, Fransız, İtalyan, ABD ve Yunan ile mücadele etmeye çalışan Osmanlı idarecileri zorluklar karşısında işgalcinin insafına sığınmayı tercih ederek o ne derse harfiyen yapmayı tercih ederler… Bütün kadrolar buna göre yeni baştan donatılır…

Kasım 1918’den sonra uygulanmaya başlayan Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince sudan bahanelerle yurt çapında bir bir işgaller başlamış… 17 Aralıkta Mersin, 24 Aralıkta Batum, 24 Mart 1919’da Urfa, 13 Nisanda Kars İngilizlerce işgal edilmiş… Musul, Çanakkale, İskenderun, Antep, Konya, Maraş, Samsun..işgal altında…Hiç hesapta yokken İtalya 28 Martta Antalya’yı işgal etmiş, İngiliz ve Fransız bu duruma çok kızgın…

I.Dünya Savaşı başladığında 2.850.000 olan Osmanlı Devleti’nin asker sayısı savaşta kaybedilenlerden sonra 560.000’e inmiş… Ülke, halk zor günler geçirmekte… İşgallerle birlikte işgal kuvvetlerinin ekonomik, hukuki, idari yaptırımları ardı ardına uygulamaya konuluyor… Atamaları işgalciler yapıyor…

Kimi devlet idarecileri, aydınlar, yazarlar, bilim insanları gece gündüz denmeden tutuklanmaya başlanıyor…

Emperyalistlerin tetikçiliğini yapan Ermeni ve Rumların meydana getirdikleri huzursuzluklardan korunmak için tedbir almış olan Osmanlı idarecileri kara listelere alınıp bir bir Bekir Ağa zindanında toplanmaya başlanmış 5 Ocak 1919’dan itibaren…

Zindana atılanlardan Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey Hükümet emriyle Ermenileri Tehcir etti diye ibret olsun diye binlerce insanın önünde 10 Nisanda Beyazıt Meydanı’nda idam edilecektir...

İşgalciler işgal edecekleri yerin paylaşımı derdine düşmüş!

Birbirlerini gizliden atlatmaya başlamışlar bile… İtalya’nın olursa onu oradan çıkartmak zor olabilirmiş, onun için kolayca idare edebileceklerini düşündükleri Yunanın olması gerekliymiş güzel İzmir…

İngiltere, Fransa ve Amerika’nın Paris görüşmelerinde aldıkları son kararlarıyla Yunanlılara bırakılması planlanan İzmir’e Yunan dünden razı büyük Yunanistan ideali için…

İlk işgal denemesini 16 Nisan 1919’da yapan Yunan askerlerini gemilerine süren Albay Süleyman Fethi’ye “Bir daha devriye gezmeye çıkarlarsa ateş açılacak” emrini verir Erkan-ı Harbiye Reisi Fevzi ÇAKMAK Paşa… Fakat işgal kuvvetleri bu emirden hiç hoşnut olmazlar…

Adım adım işgale…

İzmir işgal kuvvetlerinin silah ve malzeme desteği ile Yunan askerlerince işgal edilecektir… İşgali yönetecek olan İngiliz amiral Colthorpe bu maksatla 12 Mayısta İstanbul’dan İzmir’e doğru yola çıkar… İngiliz amiral 14 Mayısta bir nota ile “İzmir tabyalarının işgal edileceği”ni İzmir valisine bildirir… Vali durumu hükümete bildirir… Sonuç, Mondros’a göre işgali uygundur…

İşgali haber alan halk İzmir valisinin kapısına dayanır. Vali tarafından işgal söz konusu değildir cevabı verilir… Cevaptan ikna olunmaz… Bunun üzerine kolordu komutanına giderler fakat ondan ise hiçbir cevap alamazlar…

Derken İngiliz general 14 Mayıs 1919 gecesi saat 23.30’da bir nota daha verir İzmir valisine… Amiral Calthorp notasında”İzmir’in Yunan askeri birlikleri tarafından 15 Mayıs saat 07.00’dan itibaren işgal eyleneceği” der. Vali, kolordu komutanı ve hükümet beklemedikleri karşısında şaşkındır…

15 Mayıs 1919 günü yerli Rumlarca evleri aranan Türklerin elinde kalmış son silahlar toplanır…

Aynı  gün sabaha karşı “Maşatlık” meydanında toplanan İzmirli Türkler işgale karşı eylem yapması dahi gözü kararmış emperyalistleri durdurmaya yetmeyecektir…

İngiliz, İtalyan, Fransız ve Amerikan gemileriyle limana gelen Yunanlılar saat 07.00’dan itibaren akın akın karaya akarlar… Artık işgal başlamıştır… İzmir Metropolidi Başpapaz Hristostomos liman çıkışında karşılar Yunan askerlerini… Onlara güç ve kuvvet verici, vahşetlerini kamçılayıcı konuşmasını yapar…

Türk mahallelerine doğru yönelen Yunan askerine ilk karşı duran Gazeteci Hasan Tahsin (Osman Nevres) olur… Yunan askerin başında Yunan bayrağını taşıyanı tabancasıyla vurur… İlk olarak panikleyen, bozguna uğrayan ve dağılan Yunan askerleri daha sonra toparlanıp ateş açanın bir kişi olduğunu görünce, binlerce mermiyi Hasan Tahsin’in üzerine boşaltırlar… İzmir’in ilk şehidi olur Gazeteci Hasan TAHSİN… Hasan Tahsin’den sonra bir isimsiz kahraman da aynısını yapar, o da Yunan bayrağını taşıyanı tabancasıyla vurur… Mermisi bitince de yakalanmadan doğruca dağa çıkar…

Kana susamış Yunan askeri papaz eşliğinde Türk avına çıkar İzmir sokaklarında… Kadın, kız, yaşlı genç demeden önüne gelene ölüm kusarlar… Beyaz bayrak sallanmasına rağmen Türk askerinin bulunduğu birliğe ateş ederler… Ateş öylesine yoğundur ki içerde bulunan kolordu komutanı Ali Nadir Paşa beyaz bayrağı eline alarak yanındaki tümen komutanı Yarbay Hürrem Bey, Kurmay Başkanı Abdülhamit Bey ve askerlik dairesi başkanı Albay Süleyman Fethi Beyle birlikte kışlanın Konak meydanına bakan kapısından dışarı çıkarlar… Arkalarında diğer subay ve erler… Dışarı çıkanları karşılayan Yunan çavuşu ilk tokatı kalpağını yere fırlattığı kolordu komutanının suratına indirir… Ardından tümen komutanı ve kurmay başkanı Yunan askerinden tokatı yer… Tokatlardan sonra ölüm yürüyüşü başlar İzmir sokaklarında… Komutanları önde, erleri onların arkasında… Yere atılan kalpaklar, askerler Yunan çizmeleri altında… Kimisi sırtına, kimisi göğsüne Yunan süngüsünü yemiş yerde can veriyor… Sağ kalan, çoğu yaralı askerler işgal kuvvetlerinin hayvan taşımada kullandıkları, tabanı hayvan dışkıları ve idrarlarıyla kaplı gemisine hapsedilirler… Yaralara pansuman yapılmasını beklemek nafile…

İşgalciye, emperyaliste verilen tavizler, onun insafına terk edilen siyasi kaderler nedeniyle elindeki silahlarını teslim eden, halkına değil de yabancıya olan hayranlık, itimat ne yazık ki bir zamanların Cihan Devletini yok ettiği gibi, halka da büyük acılar yaşatmış… İzmir bunun acı bir örneği…

İzmir’in işgali sırasında hayatlarını kaybeden insanımıza Allah’tan rahmet diliyoruz…

izmir-temad-toplantisiSaygıdeğer Arkadaşlarım,

9 Ekim protesto mitinginin yeterli etkiyi sağlayamaması ve toplumda EYLEMLER konusundaki taleplerin artması üzerine, TEMAD Genel Başkanlığı'nın yaptığı bölge toplantılarının 2'ncisi, 29 Ocak 2010 tarihinde İzmir Güzelbahçe şubesinde GÜZELBAHÇE, NARLIDERE, FOÇA, TİRE, MUĞLA, BALÇOVA, URLA, EDREMİT, BALIKESİR, KONAK, AYVALIK, KEMALPAŞA, BUCA, BAYRAKLI, MARMARİS, GAZİEMİR, KARABAĞLAR şube başkan ve temsilcilerinin katılımları ile yapılmıştır.

Toplantıda TEMAD Gn.Başkanı yapılan çalışmalarla ilgili bilgilendirmelerinin özetini  yorumsuz olarak bilgilerinize sunuyorum.
  • Büyük bir olgunluk içinde geçen mitingin sanılanın aksine ses getirdiğini, muhataplarımız tarafından değerlendirildiğini...
  • MSB ait genel merkez binasının kirasının yıllık 500 liradan 15.000 liraya çıkartıldığını, buna büyük ihtimalle mitingin etkisinin olduğunu...
  • Mitingeki “Vur,vur inlesin,genelkurmay dinlesin” sloganından rahatsızlık duyulduğunu, ancak bunu 20-25 kişilik bir grubun söylemesine rağmen bunun "haksızlıkları tepki olarak değerlendirilmesini" ifade ettiğini, genelkurmayın daha önceki iyileştirme tekliflerini miting sonrası tekrar 23 KASIM tarihinde MSB gönderilmesini sağladıklarını, ayrıca genelkurmay başkanına üzüntülerimizi belirten bir mektup yazdıklarını...
  • İyileştirmelere karşı çıkan Çalışma Bakanı'nın "SGK 23 trilyon açığı olduğunu bu nedenle bizim haklı taleplerimizin karşılanamadığı, ancak eczanelerle yapılacak anlaşmada tasarruf elde edilmesi halinde bu taleplerimizin karşılanabileceğini", Maliye Bakanlığı Müsteşarı'na Başbakan’ın sözünü hatırlattıklarında ise, Onlar'ın da "Başbakan'ın talimatının 'bütçenin müsait olması halinde' hayata geçeceğini" bildirdiklerini...
  • MSB verdikleri sözleri tutmadığı ve assubayların kendileri hakkında güvenlerinin kalmadığını hatırlattığını...
  • Muhalefet milletvekillerinin teklifleri dikkate alınmadığını, hatta iktidar milletvekillerinin grup kararı olmadan teklif veremediklerini, iyileştirmelerin adalet ilkesi değil, lobi faaliyeti olduğu, emniyet mensubu birçok milletvekilinin polislerin iyileştirmelerini sağladığını, bu nedenle mutlaka meclise milletvekili göndermemizin gerektiğini...
  • Kendisine daha önce siyaset daveti geldiğini, görevini 'sıçrama tahtası olarak düşünülmesi'ni istemediği için kabul etmediğini, astsubay yoğunluğunun olduğu yerlerden aday tespit etmemizi, yönetiminin de siyasi partilerden kontenjan almak için çalışmalar başlatacağını...
  • Elektronik ortamda yazılan yazıların TEMAD’ı bağladığını...
  • Mali sıkıntı çeken şubeler için TEMAD SİGORTA’nın fırsat olduğunu, şubelerin sigorta acentası olmalarını...
  • Haklarımız için faks, mail kampanyası talepleri olacağını...
  • "Astsubay günü" için çalışmalar yaptıklarını...
  • "Temsil tazminatı" ile ilgili Danıştay kararının kesinleşmesini beklediklerini,
  • OYAK’taki davanın Haziran ayında görüşülmeye başlanacağını, talepler arasında "tüm üyelerin kurumdaki haklarının korunması, ödenen ikramiyenin kurum varlığı dikkate alarak yeniden hesaplanması veya hisse senedi verilmesi"ni de kapsadığını...
  • "Oturma eylemi" için karar vermenin yeterli olmadığını ama büyük ihtimalle NİSAN ayında yapılacağını...
  • Ankara’da dernek kurulmasına haklı nedenlerle sıcak bakmadıklarını temsilcilik ve lokal açılabileceğini...
  • TEMAD’ın çok önemsenen bir STK olduğunu, kimseden talimat almadıklarını, özgür bir şekilde karar alıp uyguladıklarını, birçok konuda danışmanları olduğunu...
  • Tüzük değişikliği için bilgilendirileceği ve genel kurulda özel gündemle görüşüleceğini ifade etmişlerdir.

İhraçlar konusundaki eleştirilere sessiz kalmışlardır!


Şube başkanlarından;

  • BALÇOVA Başkanı Sn.Faruk Özeren genel merkezin yeterli olmadığını, bu mücadeleye en büyük desteği vermelerine karşın mükafat olarak ihraç edildiklerini ama ihraca gerekli itirazın yapıldığını ve görevlerinin başında olduklarını...
  • URLA Başkanı Sn.Ragıp Topal sanallar hakkındaki belirsizliğin devam ettiğini, televizyonlarda daha önemli konularımızın göndeme getirilmesi yerine teferruatlarla zaman kaybedildiğini...
  • FOÇA Başkanı Sn.İbrahim ÖZEN bizlerin yaşlandığımız dönemlerde büyük sıkıntılar yaşadığımızı assubaylar için TEMAD’ın mutlaka mutlu yaşam köyleri kurması gerektiğini, bunun için kamu arazilerinden istifade edilebileceğini...
  • MUĞLA Başkanı Sn.Halil Ergenli mitingin amacının ne olduğunun hala anlaşılamadığını, 9/1 konusunun önemini, gönüllülük esasında faaliyet gesteren STK ihraçlara kabul edilemez olduğunu, kişisel suç işleyenler varsa yargıya intikal etmesini, milletvekillerinin tekliflerinde samimi olmadıklarını...
  • GAZİEMİR Başkanı Sn.Cafer Güngör eylemlerin yapılması, sosyal tesislerin kurulması ve mutlaka partilerle gerekli dialogların sağlanarak milletvekili çıkarmamız gerektiğini...
  • NARLIDERE Başkanı Sn.A.Rıza Çakmak assubaylara toplumda saygınlık kazandıran hakemlik müessesesinin özellikle kaldırıldığını, daha önce haklarımız konusunda duyarsız olan genelkurmayın teklifleri sunduğuna göre çözümün mutlaka demokratik kurallar gereği hükümetin görevi olduğunu...
  • BAYRAKLI Başkanı Sn.Okan Erdem laik demokratik hukuk devletinin tüm kurum ve kuralları ile harekete geçmesi için görevler düştüğünü, çünkü bunun bizim sorunlarımıza da çare olacağını, Ankara’da dernek açılmasının birçok yararlarının olacağını...
  • BALIKESİR Başkanı Sn. Mehmet Çağatay ülke meselelerinin özlük haklarımızdan daha önemli olduğunu, milletvekili çıkarmamız gerektiğini...
  • Diğer Şube Başkanları ise genel olarak birlik ve beraberlik sağlamanın zorunluluğunu, TEMAD’a ilginin artması için tanıtımların yapılması, şubelerinin ekonomik zorluklarla karşı oldukları ifade etmişlerdir.

Zamanın yetersizliği nedeniyle sadece şube başkanlarına söz hakkı verileceğini belirtilerek söz alma talebim karşılanmadı. Gerçi, bizler her vesile ile düşüncelerimizi, eleştirilerimizi yapıyoruz. Bunlardan faydalanıp ilgilenmiyor gözükenlerin, bu toplantıdaki sözlerimizi de değerlendireceklerini beklemiyordum! Buna rağmen genel sekretere misyonumuzdan ve endişelerimizden kısaca söz ettim. Özellikle de 9/1 adaletsizliğinin hangi sonuçlar doğuracağını yönetimdeki hukukçu arkadaşlardan Sn.Kadir KOCALAR ve Sn.İsa ÇETİN’le özel olarak paylaştım. Bu konuda gerekli çalışmanın yapılacağı sözünü verdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Daha önce yapılan başkanlar toplantısını değerlendiren yazımda, "bu tür toplantılar 4-5 yıl önce yapılmıyordu. Faaliyetlerden hiçbirimiz haberdar değildik. Sorgulamıyorduk! Bugün en azından düşüncelerimizi ifade ediyor, sorguluyoruz" dediğimde nezaketle yalaklığı ayırt edemeyenler farklı değerlendirseler de, bugün yine aynı düşüncedeyim. Dün yapılan toplantının da, 'aynı sözler tekrar edilip hiçbir sorunumuza çözüm getirmemiş olsa da' belirttiğim nedenlerle yararlı olduğunu düşünüyorum.

Hiç kimseye ne düşman ne de rakibiz! Olumlu her çalışmayı alkışlar, haksızlıklar ve yanlışlar karşısında eleştiri hakkımızı kullanırız. Susmak haksızlıklara ortak olmaktır! Bugün muhataplarımızı değiştiremesek de bizler değişiyoruz. Sorguluyor, eleştiriyor, birlik ve beraberliğimize saygı duyuyoruz. Bunun gelişmesinde büyük yararları olan sitemizin değerli yöneticilerine ve üyelerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Biz başkalarına altın tepside sunulduğu gibi imtiyazı değil adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıyı talep ediyoruz ve mutlaka başaracağız. Çünkü, güneşin doğmadığı gün yoktur.

Saygılarımla.

izmir_haritasiDeğerli Arkadaşlarım,

30 Ocak 2011 tarihinde Karşıyaka da yapılan TEMAD seçimini (Aynı zamanda İl Bşk lığını) Sayın Hüseyin AKBAŞ ve ekibi kazanmış, değerli üyelerimiz tercihlerini arkadaşlarımızdan yana kullanmışlardır.

Yapılan seçimlere herkesin saygı göstermesi gerekir.

Yeni yönetime görevlerinde başarılar diler, ihtiyaç duydukları anda CAMİAMIZLA ilgili her türlü görevde yanlarında olacağımızı ifade etmeyi de bir borç bilir, herkesinde aynı düşüncede olmasını dilerim.

CAMİAMIZLA ilgili sorunlara KİŞİSEL yaklaşılmaması KESİNLİKLE en doğru yoldur.

Bizler bugüne kadar nasıl HİÇ BİR YÖNETİM kadrosunda yer almadan CAMİAMIZLA ilgili sorunlara KARŞILIK DÜŞÜNMEDEN GÖNÜLLÜLÜK esasına göre çalıştıysak, aynı duygularla aynı düşüncede olan arkadaşlarımızla çalışmalarımızı aralıksız ve birbirimizle iştişareden, bilgi alış verişinden vazgeçmeden devam edeceğimizi bildirir, seçilen heyetimizi tekrar kutlar, önce Karşıyaka, DAHA SONRA İzmir'e ve tüm camiamıza HAYIRLI olmasını diler, saygılarımı sunarım.


"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir. Eğer biri seni aldatmışsa bu aldatanın suçudur. Eğer o kişi seni ikinci kez aldatmışsa ve sen buna izin vermişsen bu senin suçundur. Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir".

kucukinsan-buyukgolgeBuraya kadar yazılanlar Konfüçyüs'ün öğretileridir.

Sayın Meslektaşlarım, Balçova TEMAD şubemiz gerçek anlamda Assubay sevdalısı olan Sn.Başkanı ve Sn.Yönetim Kurulu üyeleriyle onurlu mücadelemizin bayraktarlığını yapıyordu. Bugün öğrendiğim kadarıyla lokal kısmı kapatılmış! Genel Merkez yönetiminin HUKUKSUZ ihraçları ile karanlığa terk edilmiştir. Bu şubemizin Başkan ve Yönetim Kurulunun değerli üyeleri hepimizin bildiği gibi Genel Merkez atamasıyla değil, Balçova Şubemiz üyelerinin OY BİRLİĞİYLE seçilmişlerdir. Oradaki güneşi karartmaya kendini Emekli Assubaylar Alay Komutanı sanan Sn.Mustafa Erol'un bile gücü yetmez !..

Genel Merkez Yönetiminin üyeleri aldatarak birinci kez seçilmiş olmaları kendi suçlarıdır. Ancak ikinci kez seçilmiş olmalarının suçu tamamen bu yönde oy kullanan sayın Genel Kurul Üyelerine aittir.

Bizim çözüm bekleyen katmerli sorunlarımız sırasıyla TBMM, Hükümet, Genelkurmay Başkanlığı ve MSB'nı tarafından iyice derinleştirilmiştir. Evet, sorunlarımızın çözüm yetkisi TEMAD ve yönetiminde değildir. Bunun bilincindeyiz. Ancak, çözüm için Yönetimin 8 yıldır göstermiş olduğu basiretsizlik, bilgisizlik, ilgisizlik, vizyon eksikliği ve eylemsizlik nedeniyle çözüm iyice kuyunun dibine atılmıştır. Bu da ipin kısa olduğunu iyice bize göstermiştir.

Balçova'yı kaplayan kara bulutlarla ilk paragraftaki öğretinin bağıntısını kurmayı sizlere bırakıyorum. Sayın Atilla Abaylı'nın mesajında yazdıklarına kısmen katılıyorum. Ancak açıkta olan kimin kıçı bu tartışılır. Bizim mi? Şu andaki TEMAD Genel Merkez Yönetiminin mi? Bunun cevabını ben bugünkü yönetim Sayın Genel Kurul Üyelerinin oyuyla yeniden ve üçüncü kez seçilirse o zaman verebileceğim. Ancak bu durum gerçekleşirse buna ne denir? Bunun cevabını da ilgililere bırakıyorum.

Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa SAVAŞ EVRAN

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

Binnur Okkan
Kadri Okkan'ı kaybettik. Cenazesi bugün 23 ocak 2022 izmir buca şirinyer merkez camiinden ikindi namazından sohra askeri törenle defnedilecektir. Bilgilerinize. Saygılarımla. Kızı Binnur Okkan - Yönetici notu Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz.
Pazar, 23 Ocak 2022
Atilla ABAYLI
TEMAD GENEL BAŞKANINA Sayın genel başkan; Evrensel sistemde gerçekler net görülmelidir. İzmirde il temsilcisi davet üzerine 23 Nisan resepsiyonuna davet edilir. Ve üç kişi eşleri ile bu davete icabet ederler. Şimdiki disiplin kurulu başkanınız ve şimdiki izmir il temsilcisi ve yönetimden biri. Ve yönetimden biri bu etkinliği facebook sayfasında paylaşır.Bu paylaşıma...
Cuma, 14 Ocak 2022
Erol ERTURAN
Herkese merhaba İyi akşamlar Arkadaşlar TEMAD ve diğer sosyal medya hesapları neden yapısal sorunları konuşmazlar ve durumu devamlı gündemde tutup sosyal medyayı hop oturup hop kaldıracak fikir cimnastiği ve oluşturacak ve yapısal sorunlarımızı sistematik bir yapıya büründürmekten maalesef imtina eder durumda olduklarını değerlendirmekteyim sorunlarımız mevzi konular...
Cuma, 07 Ocak 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ