×

Uyarı

JUser: :_load: 932 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.

Sayın büyüğüm E.Tls.Astsb. III Kad. Kd.Bçvş.Şükrü IBRIK bey’e desteğimdir. Yolundan gidiyorum sana verilen yasak bana da verilirse gocunmaktan ziyade onur duyarım.

Zihniyet Sürgünü yazısı ve astsubaylara yapılan haksızlıkları neşrettiği sebepten dolayı süresiz orduevi giriş yasağı getirilen Eski Tüfek Şükrü bey, yazılarında iftira, insanları askerlikten soğutma, vatana ihanet suçu ve akla gelebilecek hiçbir delilsiz, ispatsız yazı yazmadığı halde sayın genelkurmay başkanı ve tayfası işi gücü bırakmış,  Emekli astsubay Şükrü beyin Orduevine girişini yasaklayarak  kangren olan uzvunu kesip atmıştır(!)

Yani orduevine girişi yasaklayınca emekli astsubay statüsünü ve kimliğini elinden aldılar. Küçük beyinler küçük sorunlarla uğraşmaktan büyük sorunların farkına varılamamaktadır.

Bir emekli astsubayın orduevine girişi HAK ARAMAK SUÇUNDAN DOLAYI yasaklandığında bu astsubayı silmiş mi oluyoruz? İnsanları ayrıştırmak, kastlara bölmek gerici bir zihniyetin ürünü iken Atatürkçü bir zihniyeti savunan bu genelkurmay ve kuvvet komutanlıkları bu kast sisteminin devamını isterken acaba bilinç altlarında ne var? Nasıl bir EGO’ya sahipler anlamaya çalışıyorum. Ama nafile, anlayamıyorum. Neden mi? O kast sisteminden beslenen değil, zarar gördüğümdendir herhalde.  Neşrettiği yazıların bir çoğunda delil olarak kullandığı mehazlar Resmî gazete olan Eski Tüfek’in yasaklanması demek, devletin yasaklanması siyasi otoritenin yasaklanması demektir. Çünkü Resmî gazeteyi çıkaran Devletin yürütme organıdır, onaylayan ise Devletin başı olan Cumhurbaşkanıdır. Şimdi verilen yasak Sayın ŞÜKRÜ IRBIK’a mıdır, yoksa o zamanın siyasi otoritesine midir?

Sayın genelkurmay başkanı/lığı, istenen atla deve değil. Sadece insan onuruna yaraşır bir anlayış, paylaşımda adalet. Kimse bir subayın yetkisini astsubaya verin demiyor. İstenen sadece şunlar:

  • Meslek etiği yani insanca muamele,
  • Kast sisteminden gerçek bir ast ve üst ilişkisine başlamak,
  • Cezanın ve mükafatın dağıtımında adalet,
  • Lojmanların dağıtımında adalet,
  • Maaş ve özlük haklarında adalet,
  • Atamalarda adalet,
  • Liyakat sisteminde adalet,
  • Gerçekten yardımcı pozisyonunda atanmak
  • Devletin sahibi olarak hepimizin görülmesi yani subaylar devletin sahibi, astsubay ve diğerleri köle ve işçileri değildir.
  • Verilen emirlerin kanunlardan gücünü alması,
  • Kadrolarda son madde olarak konulan “KOMUTANIN VERDİĞİ DİĞER GÖREVLERİ DE YAPAR “ maddesinin çıkarılması,
  • AÜKHM yerine gerçek bir astsubay akademisinin kurulması,
  • Rütbe şekil ve isimlerinin çağa göre güncellenmesi, bazı rütbelerin kaldırılması yani kast sisteminin değişmesi,

En önemlisi ise emekli astsubayların ve astsubayların sorunu konuşulurken temsilcilerinin çağrılması, oradan iki astsubay çağrılıp da astsubayların aralarına nifak tohumu serpmeye çalışılmamalı.

Genelkurmay Başkanlığı olarak yaptığınız uygulamalar, İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği ile Askeri Ceza Kanunu'nda yazan Vatana bağlılık, askerlikten soğutmak gibi suçları adaletsiz uygulamalarla kurum olarak sizler işlemektesiniz. Tarih nasıl ki Eski Genelkurmay Başkanı Ahmet Kenan  Evren’i yargılıyorsa bir gün gelecek  adaletsizlikleri yapanları da yargılayacak. Maalesef savunacak bir şeyiniz olmayacak.

Muvazzafı ile emeklisi ile bizler Türkiye Cumhuriyeti’ni seviyoruz, uğruna ölmek için ettiğimiz yeminin her zaman arkasındayız. Doğruların her zaman yanında ve savunucusu, yanlışların ise hep karşısında olacağız. Yasaklarla bir yere gelinseydi  bu günkü gördüğünüz siyasi tablo olmazdı. Yasaktan ziyade anlayan, ayrışmaktan ziyade birleştiren, benim yerine bizim, KORKU yerine SAYGININ olduğu Türk Silahlı Kuvvetleri daha güçlü olacak.

Eski Tüfek, her zaman doğruların yanında olacağız sizin gibi. Biz senin gibi tüfek olamadık ama Kurşun kalem olmak bana gurur verir.

Ali AKKAŞ
(E) Per.Astsb.Kad.Kd.Bçvş.

UMUR TALU

Ocak 26, 2014

 

Eski Holiwood filmleri Pazar sabahlarımızı süslerdi. O filmlerde iyi ve kötü karakterler olurdu. Kuşkusuz hayat bir drama. O nedenle kötü karakter veya iyi karakteri filmlerdeki gibi net göremiyoruz. Ama o filmler boşuna mı çekildi? Yalan mıydı o karakterler? Tabii ki hayaldi derdim her zaman. Ama şu sıralar hayatın akışına ters bir şeyler yakaladım. Gerçekten, gerçekten çok kötü kalpli insanlar ve başrolümüzdeki iyi kalpli kahramanımız Umur Talu. Kovboy filmi gibi…

“İyi, Kötü, Çirkin.”

Sonra Facebook’ta bir paylaşım dikkatimi çekti. Bunu paylaşmak istiyorum. Almanya’da bir lise müdürü her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş.

Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.  İyi yetiştirilmiş ve eğitilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar… Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur. Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.

İşte bu yazıyı okuduktan sonra Umur Talu’yu bir kez daha anladım. Umur Talu bir insanlık dersi öğretmenidir. Bu ekolün öncülerindendir. Umur Talu’nun yazılarının tutkulu okuyucularından biri olmaya 2009 yılında başladım. O yıl yeni bir yıla girerken yayınladığı mesaj çok anlamlıydı. Değerler’den bahsediyordu. İnsan olmanın erdeminden bahsediyordu. Sonraki yıllarda her yazısında gerçekten hep bu uğurda çarpan bir kalp, yapılan haksızlıklara karşı “ben gördüm” diyen bir kalem oldu benim için.

Umur Talu’yu anlayamayan veya anlamak istemeyen insanlar şunu çok iyi bilmelidirler. Umur Talu nerede bir yere düşmüş, düşürülmüş, çelme takılmış, itilmiş görmüşse ona el uzatmıştır. Onun kalemi tersanelerde, madenlerde kazalarda ölen emekçileri, sağlık çalışanlarını, Assubayları, Uzman Çavuşları, sigortasız çalıştırılanları, muktedirlerin haksız yere hışmına uğrayanları, depremzedeleri, umudu çalınanları yazmıştır. Kendisinin, sadece assubayları savunduğunu söylemek bu nedenlerle doğru değildir. Dahası sığ düşüncedir. Eğer Umur Talu sık sık Assubayları ve Uzman Çavuşları yazıyorsa gerçekten bu mesleklerde çok büyük haksızlıklar var demektir. Bu nedenle algılama makamı olan Genelkurmayın savunma refleksi göstermesi iki yönden önemlidir. Birincisi, Umur Talu’nun eriştiği kesimleri, sessiz yığınların sesi olma yönündeki başarısını kabul etmişlerdir. İkincisi ise bu eleştirileri kabullenememelerinde eğitiliş sistemlerinde kocaman bir yanlış olduğu gerçeğidir.

Umur Talu sosyal sorumluluk bilinci yüksek bir köşe yazarı, hümanist bir insan olarak elinde büyüteçle haksızlık aramaya bile gerek duymadan, kendini devasa haksızlıkları karşısında bulmuştur. Konusunu insani değerler üzerine yoğunlaştıran bir yazar için Assubaylar ve sorunlarından alâ bir malzeme olabilir mi?

Son zamanlarda Genelkurmay Başkanlığı Askeri Kolaylık Tesislerine bazı emekli personeli sokmamaktadır. Buna en büyük gerekçe ise meslek hayatında yaşananları kamuoyu ile paylaşmak. Çalıştığı döneme ilişkin anılarını anlatmak. Ama aynı kurum Askeri Derneklerin anıların yaşatılacağı yer olduğunu bunun ötesine gidilemeyeceğini söylüyor. Birazcık düşünürsek şu sonuca varırız. Dernekçilik vesilesi ile anılarını yaşatan biri, bunu paylaşırken kimlik kontrolü mü yapacak? “Kimliğini göster. Eğer emekli asker isen sana bir anımı anlatacağım. Ama kimseye anlatma” Ne kadar komik…  “-Genel Kurmay Başkanlığı sivillerle paylaşılan anılardan neden korkar ki?” diye sormak istiyorum. Acaba oturup da branşlarıyla ilgili gizli bilgileri anlatıp, kitap yazıp teknik özellikleri mi deşifre edecekler?  Böyle bir şeyi kahvede anlatsalar inanın kahveden herkes kalkıp kaçar. Ya da teknoloji ve askeri donanım bilgileri yazsalar kimse okumaz. Koyacaksan bu konuda bir yasak koyabilirsin. O nedenle de böyle bir endişe kapısı zaten kapalıdır. Açık olan bir kapı kalmıştır. O da kişisel ilişkilere dair anılar. Çünkü anılar öyle bir şeydir ki, temcit pilavı gibi ısıtılır ısıtılır anlatılır. Eğer bu anılar kötüyse ve haksızlıklarla doluysa, bu anıları Sayın Umur Talu duydu ise hiç çekinmez yazar. İnternet ve twitter bu yönüyle Başbakan’ın ve Bülent Arınç’ın ifadesiyle zaten bir başbelası…

Bir emekli assubaya yaşadığı olumsuz sosyal ortamı anlatmak ne kadar yasaklanabilir ki? Yasaklanırsa da bunda ne kadar başarılı olunabilir ki?.. Hastanelerde yaşanan çifte standart yalan mı? Mesai mefhumuna riayet edilmemesi yalan mı? Lojman ve orduevlerinin mevcuda göre kullanma oranlarındaki haksızlık yalan mı? Son on yılda subay maaşlarına yapılan bir çok düzenlemeye rağmen Astsubay maaşlarına bir kuruş bile ek ödeme yapılmadığını söylemek yalan mı? Diyelim ki bunları söylemek de yasaklandı. Diyelim ki susturulduk. O zaman daha büyük haksızlıklara çanak tutmuş olmayacak mı? Ve torba bir gün yine öylesine dolacak ve etrafa kötü anılar saçılmayacak mı? En vahimi inancını yitiren biriyle düşmana karşı nasıl birlikte savaşılacak? Bu durumda başarı beklemek aşırı iyimserlik değil mi?

Aile… En kutsal kurum. Ve bizim komutanlarımızın ısrarla dillendirdikleri kelime. TSK bir ailedir. Bu doğru değil. TSK bir aile değildir, olamaz da, olmamalıdır da… Profesyonel bir meslekten bahsederken, nasıl olur da aileden söz edebiliriz. Duygusala bağlayıp iş yaptırma mantığına bürünenler, aile kavramını kullandıklarında bir gün bu aile lafı bumerang gibi kendilerine geri gelmez mi? Biz bir aile isek neden bizi hor görüyorsunuz? Hiyerarşi statükonuzu neden hoyratça kullanıyorsunuz? Neden üvey evlat veya zalim baba muamelesi yapıyorsunuz demezler mi? Sayın Umur Talu bunu yazmaz mı? Aile lafının temelinde “-akşam saat beşten sonra komutana sormadan mesaiyi terk etmeyin.” “Mesai servislerinde komutana ait koltuklara oturmayın.” varsa ve gerçekten de böyle bir paradigmaya sahip isek, bir değil binlerce Umur TALU yazsa fayda yok. Tek yapılabilecek şey çocuklarımıza itiraf etmemiz  gereken ve onların asla yapmaması gereken hatalı davranışlarımızdır. Bizler de yukarıdaki paragraftaki Alman Okul Müdürünün öğretmenlere mektubunu çalışanlarımıza doktrin olarak dağıtmak için sanırım felaket görmek zorunda kalacağız.

Nitekim son zamanlarda yaşadıklarımız ne kadar ilgi çekici. Bu yakınlarda diktatörlerin siyasi hayatlarını okuyorum. Hitler iktidara geldiğinde günden güne artan bir halk popülasyonu kazanmıştır. Bu popülasyonunun en büyük destekçileri “Büyük Almanya” megalo idea havasının yarattığı rüzgardır. Hedefe kilitlenmiş bir kitle maalesef “şeyhin uçmadığını ancak müritlerinin uçurduğunu” kanıtlamaktadır. Gestapo denen bir polis teşkilatı vardır. Bu teşkilat Alman polis teşkilatının en eğitimli, en yetenekli polislerinden oluşan toplumsal haber alma teşkilatıdır. Otuzlu yıllara kadar bu teşkilat başka bir yapılanma ile paralellik göstermiştir. Ancak daha sonra Hitler bizzat kendisine bağlı bir gestapo kurmuş ve paralel yapılanmanın önünü kesmiştir. Gestapoya çok büyük ayrıcalıklar sağlamıştır. Yargılanmama garantisi vermiştir. Hitlere karşı olanlar fişlenmiş, sesini yükselten muhaliflere karşı infazlar yapılmıştır. Tüm bunlara karşı yükselen en ufak bir ses, bir cüret olarak kabul edilmiş ve Hitleri öfkelendirmiştir. Muhalefetin sesini kesmek için yabancı düşmanlığı, dış güçlerin oyunlarını sona erdirmek adına körüklenmiş ve Yahudi,muhalif katliamı yapılmıştır. Ancak savaştan sonra Nürnberg mahkemeleri Gestapo’yu suçlu bulmuş ve cezalandırmıştır.

Bu son paragrafımın Sayın Umur Talu başlığı altındaki yazıyla ne alakası var demeyin. Var. Torba paket ve HSYK hakkında yapılan değişikliklerin nerelere kadar uzanabileceğinin altını çizmek, Umur Talu ekolünün ne kadar zor günlere gebe olduğunu göstermek istedim. Bu kapsamda kendisine ve bu ekol sahiplerine kim bilir daha ne davalar ve ezalar çektirilecektir. (Bugün 25 Ocak 2014. Lütfen Ahmet Hakan’ın köşe yazısını okuyun.)

Şu aile vurgusunun üzerini burada karaladıktan sonra gelelim profesyonel mesleğimize. Neden yıllarca Assubayların birinci derecenin dördüncü kademesine gelmesi engellendi? Sonra hangi gerekçe hasıl oldu da bu kademeye yükselme serbest bırakıldı?  Bir açıklama yok mu? Bir özür dileme olmayacak mı? Ya da hangi yeni şart bu gerekçeyi oluşturdu. İki kelam edilmeyecek mi? Neden OYAK bünyesinde kurulan iştirakler ve Savunma Sanayine ait fabrikalar, yirmi yıl önceki ordu pazarı zihniyeti ile subay yakınlarına ve emekli subaylara istihdam yeri olarak görülürken bu kurumun yüzde altmışı yok sayıldı? OYAK üyeliği neden mecburi? Neden TSK vakfının hizmet alanı aidat şartına bağlanıyor? Eğer ortada bir vakıf varsa ve bu vakıf ülke savunmasında birinci derece görevli kurumun çalışanlarına ve yakınlarına destek olacak ise, neden aidat şartı getiriliyor? Oysa bal gibi de aidat şartını kaldırarak ve sadece bağışlarla da ayakta kalabilecek aynı zamanda tüm çalışanları kucaklayacak bir vakıf yapısı oluşturulabilir.. Olmaz deniyorsa hodri meydan… TSK vakfının bilançoları açıklansın. Bunlar ve bunun gibi paraya endeksli konular bir tarafta… Diğer tarafta da mobing. Soruyorum. Açıklanan istatistiklere göre neden Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin suçu işleme oranı korkunç denecek boyutta hakkaniyetsiz. Yüzde doksanlar seviyesinde Assubaylar disiplin suçu işlemiş ya da disiplin cezası almış. Bu nedir? Bu bir rezalet değil midir? Bu bir mobing göstergesi değil midir? Bu intiharlar neden bu kadar hafife alınıyor? Bu mesleğe başlarken belirli hedeflerle ve inanarak görev yapan insanların zaman içindeki hüsranlarının aile ilişkilerine ve bir çok konuya yansıması gitgide bardak taşması gibi en basitinden mental çöküntü ile yaşadıkları bir trajedi olan intiharı basitçe geçiştirmek nasıl bir mantıktır? Siviller Stalin’in Tavuğu, askerler de hep Stockholm Sendromu ile mi kontrol altına alınacak. Bu uygulamaların firesini intihar olarak görmek sonra istatistiğe bakıp, az mı çok mu demek ne kadar insancıl? Toplumun intihar ortalaması ile bir mesleğin intihar ortalamasını kıyaslamak nasıl bir mantıktır? Bir toplumda her türlü insan vardır. Bunların içinde hastalar vardır. İşsizler vardır. Yani örnekleme tipleri çoktur. Oysa hepsi aynı maaşı alan, aynı sosyal yapıyı temsil eden bu insanları kıyaslarken başka bir meslek erbabını kıyaslamak daha doğru olacaktır. Bütün bu hatalı bakış açılarından sonra Sayın Umur Talu’ya kızıyorlar. Sayın Talu’nun sivil bakış açısından gözlemlerine savaş açılıyor. Binlerce emekli astsubay diyor ki, iyi ki varsın Umur Talu…

Bu hoyrat aristokrat zihniyetin gözden geçirilmesi gerek. Kurum sorunlarının daha objektif saptanması gerek. Kuruma düşman kesilmiş insanları anlamaya çalışmak gerek. Bu yöneticilerin görevidir. Atalarımızın dediği gibi, kanı kanla değil, kanı suyla yıkamışlar.

  • Aynı orduevine girmek ne Subayı Astsubay yapar, ne de Assubayı Uzman çavuş…
  • İş haricinde diğer rütbelerle entelektüel veya sosyal sohbetler edip arkadaş olabilmek bir zafiyet değil profesyonelliktir.
  • Aynı meslek grubunun üyeleri arasındaki maaş uçurumu saygıyı arttırmaz bilakis azaltır.
  • Kurum içine giren kibir ve kompleks en büyük hastalıktır.

Umur Talu’nun suçu ne? Toplumun karşısına çıkıp kendi üslubunca hiçbir zaman yükselmeyecek ve kükremeyecek ses tonuyla anlatıyor. Kırkbeş yaşına girdiği için ordudan atılan uzman çavuşları, onların doğum yaparken yanlarında olamadıkları hanımlarını, damatsız yapılan düğünleri, ordu evinden kovulan uzman çavuş babası olan yaşlı amcaları anlatıyor. Yirmi yaşında karakol komutanlığı yaparken şehit olan genç assubayı anlatıyor. Mecburi gönüllü TSK vakıflarını anlatıyor. Eline el bombası tutuşturulan erleri anlatıyor. Afyon’daki cephanelik patlamasını anlatıyor. Mobingi anlatıyor. Tıpkı taşeron işçisinin sorunlarını anlattığı gibi. Kendinin de söylediği gibi banka patronlarını yazmıyor. Banka çalışanlarının sorunlarını yazıyor. Lüzum hissettiği alan bu…

Tabuları kırmak gerek!.. Hatta Sayın Umur Talu’yu mahkemeye vermek yerine, kendisinden Harp Akademisinde derse girmesini rica etmek gerek. Çünkü ondan öğreneceğimiz çok şey var.

Koskoca Genelkurmay İkinci Başkanı olmuş, bir iki sene sonra emekli olacak bir adama, Astsubay ile General arasındaki ilişkiyle, Genel Müdür ile Çaycı arasındaki ilişkiyi bir görmek yakışıyor mu? Bu söz Genelkurmay Başkanlığı tarafından tekzip edilmeye lüzum görülmediyse demek ki aynı zihniyet komuta kademesinde yaygın kabul görmüş.

Şu sıralar Sayın Umur Talu’dan ve insan onuruna uygun yazan birkaç köşe yazarından başka bir umudumuz yok gibi. Ama bir umut daha var. Hani derler ya… Hapishaneler mektep gibidir. Belki birileri hapisten çıkar da, bir şeyler itiraf ederler. Topluma doktrin liderliği yaparlar.

Umur Talu’ların artması ve Türk toplumunun tarihinde ikinci kez Ergenekon’dan çıkması ümidiyle…

Saygılarımla…

Değerli arkadaşlarım

Subayların ne zaman mağdur olduğu hatırlanılsa akla hemen silah arkadaşlığı gelir; hukuki yardım için biz bir aileyiz diye kampanyalar başlatılır, elbette bunun yararına inanıyoruz ama  söz konusu assubay olursa hakkı, hukuku ve aileyiz kavramını  hatırlayana aşk olsun...

Teröriste törenlerin yapıldığı, destekçilerinin basında,sanat ve iş dünyasında hâttâ TBMM çatısı altında itibar gördüğü bir Türkiye'de hepimizin üzüntü duyduğu bir konu olan Silivri mahkemelerinde terörist  olarak suçlanan general,subay,assubay ve akademisyenlerin durumunun  kamuoyu vicdanını sızlattığını ve adaletin yara aldığını belirtenler assubaylar olmuştur.

Bütün bunları bilmenize rağmen yeniden niçin gündeme taşıdığımı merak edenler olabilir. Posta kutuma düşen bir iletide bugüne kadar sessiz kalan  emekli subayların Silivri'deki arkadaşlarına destek için örgütlendiklerini belirten aşağıdaki mesajı aldım.

EMEKLİ SUBAYLARA ÇAĞRI...

Tüm yurtseverlere yayılması, duyurulması ricasıyla.
Gün birlik beraberlik ve birbirimize sahip çıkma günüdür !...
Gün tüm değerlerimize sahip çıkma günüdür !..

SİLAH ARKADAŞLIĞINA SAYGI YÜRÜYÜŞÜ..

03 MART 2013 PAZAR GÜNÜ, KUMBURGAZ’DAN SİLİVRİ CEZAEVİNE “SİLAH ARKADAŞLIĞINA SAYGI YÜRÜYÜŞÜ” YAPILACAKTIR.. KUMBURGAZ -TEM BAĞLANTI KAVŞAĞI’NDAN 08.00’DE BAŞLAYACAK 27 KM.LİK YÜRÜYÜŞ, MUHTEMELEN SAAT 14.00 CİVARINDA SİLİVRİ ÇADIRLARINDA SON BULACAKTIR..

TÜRK BAYRAĞI, ATATÜRK FLAMALARI VE HUKUKSUZLUKLARI ANLATAN DÖVİZ VE AFİŞLER TAŞIYACAK EMEKLİ SUBAYLARI,  TUTUKLU YAKINLARINI YÜRÜYÜŞE DESTEK OLMAYA VE SİLAH ARKADAŞLARIMIZI SEVİNCE BOĞMAYA DAVET EDİYORUZ..

YÜRÜYÜŞE KATILMAYI DÜŞÜNENLERİN, http://www.silaharkadasliginasaygi.com/ SİTESİNE İSİMLERİNİ YAZDIRMALARI, TUTUKLU SİLAH ARKADAŞLARINA DESTEK VERECEK KATILIMCILARIN SAYISINI ARTIRACAKTIR. YÜRÜYÜŞE KATILACAKLARIN İSİM LİSTESİ VE YÜRÜYÜŞ RESİMLERİ, ADI GEÇEN SİTEDE YAYIMLANACAKTIR.

TUTUKLU SİLAH ARKADAŞLARIMIZIN BİR ÇOK SAHTE DELİLLE SUÇLANDIĞINI KAMUOYUNA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE DUYURMAK İSTEYEN HER EMEKLİ SUBAY YÜRÜYÜŞE KATILMALIDIR.  YÜRÜYÜŞE KATILAMAYACAK DURUMDA OLANLARIN İSE,  BAŞLANGIÇ  NOKTASINDAN,  SEMBOLİKTE OLSA 100 M. YÜRÜMELERİ, TUTUKLU VE YÜRÜYECEK SİLAH ARKADAŞLARIMIZA BÜYÜK MORAL VERECEKTİR., YALAN YANLIŞ HABERLERLE KASITLI OLARAK İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILAN VE ASİMETRİK PSİKOLOJİK HAREKATA MARUZ KALAN SUBAYLAR, TÜM KARALAMALARA RAĞMEN ÜNİFORMALARIYLA GURUR DUYMAKTA VE SİLAH ARKADAŞLIĞINA SAHİP ÇIKMAKTADIRLAR.    SAYGIYLA DUYURULUR.. 

SİLAH ARKADAŞLIĞINA SAYGI NÖBETİ..

TÜRK ORDULARININ KOMUTANINA VE SİLAH ARKADAŞLARIMIZA VEFA GÖSTERMEK ASKERLİĞİN VE İNSANLIĞIN GEREĞİDİR. BİR ÇOK EMEKLİ SUBAYIN SİLAH ARKADAŞLARINA YETERİNCE YARDIMCI OLAMAMANIN ÜZÜNTÜSÜ İÇİNDE OLDUĞU BİLİNMEKTEDİR. ORGANİZE EDİLDİĞİ TAKDİRDE SAYGI NÖBETİNE GELMEK İSTEYEN EMEKLİ SUBAYLAR OLACAKTIR.  SAYGI NÖBETİ, SİLAH ARKADAŞLARIMIZI HÜCRELERİNDE ABİDELEŞTİRECEKTİR. İŞTE BU NEDENLERLE, 03 MART 2013 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK SAYGI YÜRÜYÜŞÜNÜN ARDINDAN SİLİVRİ ÇADIRLARINDA TESİS EDİLEN “EMEKLİ SUBAYLAR” BÖLÜMÜNDE İLK NÖBET TUTULACAKTIR. HER GÜN GÖNÜLLÜ İKİ EMEKLİ SUBAYIN “SİLAH ARKADAŞLIĞINA SAYGI NÖBETİ” NE GELECEĞİ DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR.

SAHTE DELİLLERİN İNCELENMESİNİ, TANIKLARIN DİNLENMESİNİ VE ADİL YARGILANMAYI İSTEYEN, KAÇMA ŞÜPHESİ VE DELİLLERİ KARARTMA İHTİMALİ BULUNMADIĞI HALDE YILLARDIR TUTUKLU YARGILANAN SİLAH ARKADAŞLARIMIZIN ACILARINI BİR NEBZE OLSUN DİNDİRMEK İSTİYORSAK, ÇIĞLIKLARINI DEMOKRATİK TEPKİLERLE SÜREKLİ GÜNDEMDE TUTMALIYIZ. MUHTEMELEN 3-5 AYDA BİR GELECEK NÖBETLE, SİLAH ARKADAŞLARIMIZA  BİR GÜNÜMÜZÜ AYIRMAMIZ,  TÜRK ORDULARINA KOMUTANLIK YAPANLARIN  VE TÜM SİLAH ARKADAŞLARIMIZIN  HÜCRE DUVARLARINI YIKACAK VE  HAPİSTE OLDUKLARINI UNUTTURACAKTIR.. ONLARA BU ONURU, ÜNİFORMASINI ONURLA TAŞIYABİLMİŞ OLANLAR YAŞATABİLİR.. ONLARA BU ONURU YAŞATACAK RUH, İŞGALCİLERİ DENİZE DÖKEN VE CUMHURİYETİ KURAN RUHTUR. SAYGI NÖBETİNİ TUTAN  İRADE, ERGENEKON’DA DAĞLARI ERİTEN İRADEDİR.

“SİLAH ARKADAŞLIĞINA SAYGI NÖBETİ” TUTMAK İSTEYENLER, http://www.silaharkadasliginasaygi.com/ SİTESİNDE NÖBET LİSTESİNE BAKARAK BOŞ OLAN BİR TARİHİ “İLETİŞİM” MENÜSÜNDEN E POSTA İLE BİLDİREBİLİRLER. NÖBET LİSTESİ, NÖBET TALİMATI VE NÖBET TALEP İSTEĞİNİ, İLGİSİZ MÜRACATLARIN ÖNLENEBİLMESİ NEDENİYLE ÜYE OLANLAR GÖREBİLİR.. NÖBETTEN SONRA GÖNDERİLECEK NÖBET RESİMLERİ SİTEDE YAYIMLANACAK VE ÜYE OLANLAR GÖREBİLECEKTİR.  OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEMDEN GEÇEN ÜLKEMİZİN VE TSK’NİN TARİHİNE TANIKLIK EDECEĞİNİZE VE  SİLAH ARKADAŞLARIMIZA  DESTEK VERECEĞİNİZE İNANIYORUZ..    SAYGIYLA DUYURULUR.. "

Görüldüğü gibi suçluların psikolojisi ile bizden destek isteyen ve bizi aile ferdi olarak gören yok, buna rağmen ordu denilen bu büyük ailenin üvey evlatları assubaylar olarak biz de adalet isteyenlere gönül desteğimizi vermeye devam edeceğiz.

Değerli büyüğüm Sayın Ersen Gürpınar'ın Vardiya bizde platformu mensubu subay eşlerinin yürüyüşleri üzerine  yazdığı destek mesajındaki bir sitem, bir temennisinde  belirttiği gibi;

Haksızlık ve hukuksuzluk karşısında assubay eşleri yürüdüğü zaman 'Assubaylar Mao'nun askerleri gibi eşlerinin etekleri altına gizlendiler '  diyerek assubayları hukuksuz hapis cezaları ile mağdur etmişlerdi, bunun yaralarını hâlâ saramadık;Şimdi subay eşleri yürüyor;Bizlere reva görülen    haksızlıklar,hukuksuzluklar  yüzünden kimseye oh olsun deme lüksümüz yoktur. Adaletsizliğe mahkum edilmiş bir zümrenin mensupları olarak adalet isteyenlerin yanındayız, tek dileğimiz; eline gül dikeni batınca ayağa kalkanların bizim yıllardır sırtımızda hukuksuzluk hançeri ile yaşadığımızı görmeleridir.

demişti.

Silivri yargılamalarında adaletin gerçekleşmesine  katkı için ailenin üvey evlatları olarak öz evlatların yanındayız!..

Tüm yaşanan olumsuzluklardan TSK kendine dersler çıkarıp kendisini yargılamalı ve adaleti tüm mensupları için gerçekleştirmelidir; çünkü Adalet olmayan yerde hiçbir şey olamaz.

Saygılarımla. 

yardim-eli

Değerli Meslektaşlarımın ve Sn.TEMAD Gn.Mrk.Yönetimi'nin dikkatine:

Malumunuz olduğu gibi OYAK konusundaki haklı taleplerimizi içeren davamız iç hukuk yolları tükendiği için AİHM taşınmıştır. Fiili hizmet zamları ve intibaklar konusundaki davamız temyiz safhasındadır.

KAZANDIĞIM TAKDİRDE;
  • 1 milyondan fazla sivil memur  emeklileriyle ve  emekli Astsubaylarla hak sahiplerinin fiili hizmet süreleri aylık bağlanma göstergelerine yansıtılıp bunu sonucu olarak  aylıkları  her ay 75 ile 500 lira arasında artacaktır.
  • Bu hak sahipleri dava başlangıcından itibaren geçmiş 5 yıllık birikmiş haklarını da ayrıca alacaklardır.
TEMAD Genel Başkanlığı'nın kazancı;
  • TEMAD Genel Başkanlığı tarihinde ilk defa büyük bir başarı ile ekonomik sorunlarımızından  önemli bir konunun halledilmesinin onurunu ve  assubayların güvenleri ile  saygınlıklarını  kazanacaktır
  • 1 milyondan fazla sivil ve emekli astsubaydan en az 50 bin kişinin, TEMAD ın devam ettireceği hukuki sürece katılma ihtimali yüksektir. TEMAD üyesi olmayan, üye olup aidatlarını muntazam ödemeyen emekli Astsubayların aidatlarını ödemesi sivil emeklilerin de ortalama 50 lira bağış yapması yada fahri üye olmasıyla TEMAD en az 2.5 tirilyon liralık maddi kazanca sahip olacaktır.
  • TEMAD yeni aktif üyeleriyle ve büyük mali gücü sayesinde çok güçlü bir Sivil Toplum Kuruluşu olacaktır.
DAVAYI KAYBETTİĞİM TAKDİRDE;

2011 yılı resmi tarifesine göre, Birinci safhada;

  • İş mahkemesindeki ret edilen dava nedeniyle  karşı tarafa ödenecek avukatlık bedeli 550 lira,
  • Yargıtay Hukuk Dairesinde kaybedildiği takdirde, karşı tarafa ödenecek avukatlık bedeli 2200 lira+ duruşma bedeli 825 lira olmak üzere 3025 lira,

İkinci safhada;

  • Tekrar İş Mahkemesinde görülecek davada, mahkeme kararında direnerek kaybettiğim takdirde karşı tarafın avukatlık bedeli 550 lira,
  • Benim lehime bozması halinde kaştı taraf temyiz edeceğinden ikinci defa Yargıtay da kaybedersem ayrıca ödeyeceğim 2200+ 825= 3025 lira,

Üçüncü safhada;

  • Yargıtay Genel Kurulunda yapılacak temyiz davası için 3025 lira,
  • Her biri için dava açma ve temyiz etme harcı olarak en az 1000 lira,
  • Olmak üzere en az 11.000 lira (11 Milyar) masrafımız  doğacaktır.

Sayın arkadaşlarım, bundan sonraki iş mahkemesinde bir sefer dava görülecek olsa bile resmi vezne alındısı ve avukat ücreti olarak masraflar 8.000 liradan (8 milyar) aşağı düşmeyecektir.

Dava dilekçesini hazırlama, Ankara gidiş dönüş masrafları ile fiziki yorgunluk ve ruhi stresten hiç çekinmiyorum ve severek katlanmaya hazırım.

TEKLİFİM
Davanın kazanılmasıyla TEMAD yukarıda arz ettiğim maddi ve manevi kazancı sağlayacaktır. Kazancın sağlanabilmesi için elin taşın altına sokularak risk alınması şarttır. Her safhanın başında, kaybedilmesi halinde TEMAD yönetimi bu miktarı karşılama taahhüdünde bulunmalıdır.

Önceki TEMAD yönetimi destek olmadığı için hiç bir katılım payı da talep etmedim. OYAK davasının sürecindeki maddi ve manevi harcamaları kişisel olarak karşıladım dava ve karar düzeltme talepleri ile ilgili tazminat ve avukat ücretini talep etmememe rağmen  www.emekliassubaylar.org sitesi üyelerinin desteği ile karşılanmıştır.

İş Mahkemesi tarafından ret edilen Fiili Hizmet Zamları ve İntibaklarla ilgili davanın temyiz sürecinde TEMAD yönetiminin destek sözü vermeleri üzerine bu talebimi kendilerine iletiyorum.

İş Mahkemesindeki davada bilirkişi raporuna itirazımdaki taleplerim değerlendirilmediği için dava ret edilmiştir. Temyiz sürecinde davanın lehimize olacağı inancındayım. Ancak hiçbir dava sonucu kesin belirlenemeyeceğinden kaybetmemiz halinde mahkemelere ödenecek dava ve karşı taraf avukat giderlerini TEMAD Gn.Mrk.Yönetimi karşılamayı taahhüt edeceğini 14 ARALIK 2011 Çarşamba mesai bitimine kadar bildirmesi halinde temyiz dilekçemi sunacağım. Aksi halde takdir edersiniz ki bu gideri kişisel olarak karşılamam mümkün değildir.

Konuyu takdirlerinize sunuyorum.Sevgi ve saygılarımla.

NOT: Temyiz süresi 16 Aralık 2011 tarihinde sona erecektir

Saygıdeğer Meslektaşlarımız;

Haksızlıklar karşısında sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur! Sn.İsmail TURAN haklarımızın hukukta aranması konusunda büyük bir özveri göstermektedir. Size daha önce yapılan bilgilendirme ile davanın gerekçeleri ve ret edilme sebepleri belirtilmiştir.

TEMYİZ sürecinde TEMAD yönetimi gerekli maddi desteği sağlayacağını taahhüt edebilmesi halinde biz derneğimize katkı için davadan önce bir kampanya ile maddi destek sağlayabiliriz. Davanın kazanılması halinde ise bu destek başka bir mücadelemizde kullanılabilir. Site yönetimi ve üyeleri olarak haklarımızın ve onurumuzun korunmasında kararlıyız ve her türlü desteğe hazırız.

Saygılarımızla.

SİTE YÖNETİMİ

yeni-yonetim

Saygıdeğer  Meslektaşlarım,

Mücadelenin en kırılgan noktası umutsuzluktur! Bir yazımda “henüz muhataplarımızın ön yargılarını değiştiremesek bile biz değişmeye başladık. Eleştiriyor, sorguluyoruz. Bu bir kazanımdır” dediğimi hatırlayanlar olacaktır.

Bunun sonucu olarak; bizi temsil etmek için aday olanların bizlere saygı duymamaları, seçilmek için gösterdikleri gayreti sorunlarımız çözmek için göstermemeleri, kişisel hesaplarla hareket etmeleri ve statükodan vazgeçmemeleri yüzünden eleştirdik. Onlar, eleştirilerimizden yararlanmak yerine 'başarısızlıklarını gizlemek adına' sanal kişiler aracılığıyla ve bizzat kendileri tarafından bu mücadeleye gönül verenleri dışlamaya çalıştılar. Bizi temsil etmekten aciz kalanların tüm hesaplarını alt üst ederek bu yönetimden kurtulduk. Bu, bizlerin ve kararlılığımızın başarısıdır.

TEMAD yönetimine seçilen Sn.Ahmet KESER ve ekibini kutluyorum. Sorunlarımızın çözümünde yapacakları çalışmalarda, başarılı olmaları için, maddi ve manevi desteğimiz ile 'şartsız olarak' yanlarında olacağımızı, sizler adına bir kez daha hatırlatırım!

İyi niyetle başlayan iktidarlar ateşten gömlek giyerler. İşleri zordur! Bizler bunun bilinçindeyiz. Daha önceki yönetimde de olduğu gibi, bu arkadaşlarımızdan mucize değil, iyi niyet ve şeffalık bekliyoruz. Kendilerini izleyeceğiz. Belirttiğim gibi, desteğimiz ile birlikte gördüğümüz aksaklıkları da eleştirmeye devam edeceğiz!

Eleştiri mükemmele açılan kapının anahtarıdır. Donanımlı liderler eleştirilerden güç alırlar.

Değerli meslektaşlarım, bizler yıllarca ön yargılarla tahakküme varan sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğradık. "Kol kırılır, yen içinde kalır" dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı! Oysa bizim isteklerimiz bazılarına altın tepside sunulan ayrıcalık değildir! Biz sadece ADALET-EŞİTLİK VE İNSAN ONURUNA SAYGI istiyoruz!..

Asb.Güçbirliği Platformu'muz tarafından 'sorunlarımızı basın ve ilgililere iletmek için' hazırlanan "BİZ KİMİZ, NE İSTİYORUZ?" yazısındaki haksızlıklarımız ve bunların çözüm önerileri, bu yönetim tarafından da bilinmektedir. 

Yeni seçilen arkadaşlarımızın "umut" olduğunu belirtmiştim. İnanıyorum ki yanılmıyacağız! Bu arkadaşlarımız yeni seçildiler. Teşkilatlanmaları ve programlarını hazırlamaları için kendilerine kısa bir süre izin verelim. Ardından birlikte el ele, gönül gönüle büyük bir assubay ailesi olarak mücadelemizi sürdürelim. Biz haklıyız ve assubaylar hak ettiklerini elde edeceklerdir. Arkadaşlarımızın da, bu güçlü ailenin temsilcisi olan TEMAD’a üye olmalarını ve çalışmalarımızı takip etmelerini lütfen sağlayalım.

Sn.Ahmet KESER ve yönetim kurulu üyelerini tekrar kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Güneşin doğmadığı gün yoktur. Bu bayrak yarışını birlikte mutlaka kazanacağız. Saygılarımla...

maddi_destek

Sayın arkadaşlarım, milletimizin özelliklerinden biri de dar zamanlarda bir araya gelerek birbirimize maddi ve manevi destek olmaktır. Emekli ve muvazzaf Asssubay arkadaşlarımda da bu duygu ve haslet çok yüksek seviyededir.

Açtığım davaların masrafına katılmak için tüm Türkiye'den birçok arkadaşım banka hesap numaramla İBAN numaramı istemektedir. Tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Havale için hiç bir arkadaşıma banka hesap numaramı ve İBAN numaramı vermedim ve bundan sonra da vermeyeceğim.

Benden başka yanlış hatırlamıyorsam İstanbul'da beş arkadaşımız da muvazzaf ve emekli Assubayların derece ve kademe intibaklarıyla ilgili olarak dava açmışlardır. Arkadaşlarımın davaları ile bu konuda benim Ankara 4.İdare Mahkemesinde açtığım dava ve fiili hizmet zammı davası da Ankara 13. İş Mahkemesinde devam etmektedir.

Benim teklifim şudur.
  • Başta ben olmak üzere hiçbir arkadaşımıza elden veya havale yoluyla doğrudan hiç para verilmesin. Kurulacak bir komisyon tarafından kişileri ilgilendiren kişisel davalar hariç olmak üzere aynı konuda daha önce hiçbir dava açılmamış olmak kaydıyla kaybedilen davaların avukatlık ücreti, dava açan arkadaşımız adına ilgili kuruma gönderilsin. Yapılan ödemeler, kaç lira ile katılırsa katılsın tüm katılan arkadaşlarımıza resmi belge, tarih ve numaraları ile birlikte bilgi verilsin.
  • Bu usul başarılı olduğu takdirde, yasal alt yapısı hazırlanmak kaydıyla özellikle muvazzaf assubayların görevleriyle ilgili askeri mahkemelerde aleyhlerine açılan dava masrafları ile gerektiğinde açıkta ve tutukluluk süresinde makul bir paranın ailesine verilmesi amacıyla gönüllülük esasına göre bir vakıf kurulsun.
  • Yolsuzlukları önleyici, her kuruşun kayda geçmesi ve amacına uygun şeffaf bir vakıf kurulabilmesi için bir çalışma başlatılmasını ve bu konuda "emekliassubaylar.org" sitesinde bir “BEYİN FIRTINASI” çalışması yapılmasını teklif ediyorum.
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Assubaylar günü kutlu olsun. Huzurun adaletin hakim olacağı nice kutlamalar diliyoruz. http://www.emekliassubaylar.org/k2-kategoriler/item/3408-assubaylar-gunu-ku tlu-olsun
Pazar, 17 Ekim 2021
Ersen Gürpınar
Bugün KRT televizyonu haber proğramında haklarımızla ilgili aşağıdaki mesajım yayınlandı haklarımızı verilen sözleri heryerde hatırlatmakta yarar var özellikle de Cumhurbaşkanı dahil tüm yazar,toplumun saygı duyduğu kanaat önderleri ve ilgililerin takip edip paylaşım yaptığı Twitter bunun için bir fırsattır. Bilgilerinize [B] "Bir emirle ölüme gönderilen k...
Çarşamba, 13 Ekim 2021
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) kurucularından değerli büyüğümüz Sn. Mehmet DARAGENLİ'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntü ile öğrendik. Ailesine, yakınlarına ve Assubay toplumuna baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Ișıklar içinde uyusun yüreği güzel insan.
Pazartesi, 04 Ekim 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ