×

Uyarı

JUser: :_load: 932 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.

04 Ekim 2014 tarihinde ulusal gazetelerde, 1980 ihtilali sonrası askeri derneklerin kapatılarak mallarına el konulması, daha sonra askeri derneklerin yeniden açılmasına izin verilince, TESUD’un yeniden ilk kurulan askeri dernek olarak kapatılan askeri derneklere ait gayrımenkulleri sahiplenmesine karşı  29 Yıl sonra TEMAD Genel Başkanlığı’nın  açtığı davayı kazanması ile ilgili haber geniş olarak yer aldı.

Öncelikle bu davada emeği geçen her meslektaşımı “amasız”, “koşulsuz” yürekten kutluyorum.

Bu davanın kazanılmış olması bir çok bakımdan çok önemli!

Öncelikle bize izleyeceğimiz yolu göstermiş  oldu. Bu sitenin yıllardır savunduğu, hâttâ TEMAD adına “hukuk için gönüllü maddi destek” kampanyası organize ettiği arşivlerdedir.

04 Ekim 2014 günü saat 23:30 sıralarında tesadüfen Halk TV’de yayınlanan günün manşetleri programını izliyordum. Sayın Karakuş Paşa programa canlı olarak bağlandı. Kelimesi kelimesine hatırlamam mümkün değil ama dava ile ilgili  olarak özetle şunları söyledi;

1980 ihtilalinden sonra derneklerin yeniden açılması ile birlikte TESUD kuruldu ve kapatılan Muharipler Derneğine ait mallar TESUD’a devredildi. Muharipler Derneği’nin üyelerinin %85’i subay üyelerden oluşuyordu. %3 civarında da MİLİS subay emeklileri vardı, geriye kalan %12-15 civarında astsubay emeklisi Muharipler Derneği üyesi vardı. Halen genel merkez olarak kullandığımız binayı paramızla satın aldık, İstanbul’daki  bazı gayrimenkulleri de öyle.

Bu gün TESUD Genel Merkezi olarak kullanılan bina kapatılan ADALET PARTİSİ’nin Genel Merkeziydi hafızam beni yanıltmıyorsa… Parti kapatılınca Hazine’ye devredilmiş, sonra da TESUD’a geçmişti bir şekilde!

Silahlı Kuvvetler Subayı, Assubayı, Uzmanı, er - erbaşı ve diğer tüm unsurları  ile bir bütündür. Dinamit üstündeki bu coğrafyada, bilhassa da iç düşmanlarının acımasız, sinsi, hiçbir vicdani kural tanımayan saldırısı altındayken, hâlâ bencillik, hâlâ hep banacılık, hâlâ ayrımcılık yapılması akla ziyan bir durum.

Sayın Karakuş Paşam,

Uçtuğunuz uçakları astsubay tamir etti, onların sıktığı vidalara güvenerek uçtunuz,

Paraşütünüzü astsubay katladı, o paraşüte güvenip bindiniz uçağınıza,

Radar skobunda astsubay vardı, sizi göklerde milim milim takip eden,

Sizi meydana yaklaşma kontrol radarındaki assubay yaklaştırdı, tekerlek koyana kadar!

Uçağınıza mühimmatı yükleyen silah assubayıydı,

Dahası ve en önemlisi…Oksijen Maskeniz astsubay elinden geçerek size ulaştı…

O Oksijen maskesi ile nefes aldınız!

Son rütbenize varana kadarki tırmanışınızda kaç assubayın omzunda postal iziniz var, kaç assubayın omzuna basarak çıktınız, kimlere can, kimlere, vicdan borcunuz var düşündünüz mü?

Kendinizi “Üstün Irk” gibi görüyorsanız, aramızda kalsın gene de ama, yeminle değilsiniz! Siz de bizim gibi bu ulusun evlatlarısınız. Herhangi birimiz, herhangi birisi gibi!

Akademilerde, okullarda okuduğunuz strateji kitaplarına bir daha bakın, engin kurmay bilgilerinizi bir daha yoklayın hele, bu ayrımcılığın, bu bencilliğin sonu nereye varacak?

Bir düşünün isterseniz!

NOT: TEMAD YÖNETİMİNE MUHALİF ARKADAŞLARA BİR SÖZÜM OLACAK; Kazanılan hukuki başarıyı alkışlayamaz, doğruya doğru diyemezseniz, yanlışa yanlış deme hakkınız da  olmaz!

dava

Değerli arkadaşlarım

Bilirkişinin raporunu mahkemeye sunmasıyla dava 7 Temmuz 2011 tarihinde 13. İş Mahkemesinde görüldü. Dava dilekçeme ek dilekçe ile sunduğum ve 1971 yılında tüm Astsubaylar gibi benim de rütbemin Kıdemli Baş Çavuşluktan Kıdemli üst çavuşluğa usulsüz olarak düşürüldüğünü, bu mağduriyetimin de dikkate alınarak ve fiili hizmet zam hakkımın da hesaba katılmasıyla yapılacak yeni intibakım sonucunda 1. derecenin 4. kademesine yükseltilmemi talep etmiştim. Bu rütbe düşürme iddiamı kazandığım takdirde 1970 ve daha eski nasıplı tüm Astsubaylar yıllarına göre ayrıca derece ve kademe yükselmesinden istifade edecekler.

Bilirkişi verdiği raporda; "fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılacağına dair bir hüküm olmadığından sayılamayacağını, rütbe düşürme işleminin de o zaman bağlı komutanlığa dava açılması gerektiği" gerekçesiyle rapor yazmıştır.

İş Mahkemesi idari bir mahkeme değil bir hukuk mahkemesidir, zaman aşımı konusu idari davalar gibi 60 gün ile sınırlı değildir. Süre ne olursa olsun hak iddia edilebilir kazanılırsa ancak 5 yıldan önceki birikmiş para alacakları zaman aşımına uğrar 5 yıldan bugüne kadar olan para alacakları alınabilir. Ayrıca kanunlara aykırı olarak rütbe düşürme işlemi aylık ödemesiyle ve pirim ödemesiyle ilgili olduğundan Emekli sandığı kanununun EK- 30. maddesine göre alışılmış ve ezberletilmişin aksine olarak komutanlıklarla değil doğrudan emekli sandığı ile ilgilidir.

Ben bilirkişi raporunun aksine olarak, fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde de sayılması yönünde kanunun olduğunu, emekli sandığı kanununun 33. maddesinin gayet açık ve anlaşılır olduğunu belirttim. Bilirkişinin görüşü yönünde düşünsek bile;

  • Normal olarak 20 yılda emekli olunamayacağını,
  • Sağlık ve diğer mazeretleri sebebiyle 20 yılda emekli olanların aylıklarının % 70 oranında olduğunu,
  • Emekli ikramiyelerinin 20 maaş katı olduğunu
belirttim.
  • İşte tüm bunların emekli sandığı kanununun 33. maddesi gereğince fiili hizmet zamlarının emekli muamelelerinde fiili hizmet gibi sayılacağı hükmüne göre, ¼ oranında fiili hizmet zammı hakkı olan bir memurun 20 yıl hizmeti sonunda 20 + 5= 25 yıl hizmet yapmış oluğundan normal olarak emekli olabildiğini,
  • % 75 oranında emekli aylığı, 25 maaş katı emekli ikramiyesi aldığını, fiili hizmet zam hakkı olmayan memurun 25 yılda kazandığı derece ve kademe hakkıyla da eşitlenmesi için aylık derece ve kademelerin belirlenmesinde fiili hizmet zamlarının da hesaba katılması gerektiğini,

Yazılı olarak ileri sürerek itiraz ettim ve raporun yok sayılarak, konularında uzman üç kişilik başka bir bilirkişi tarafından rapor hazırlanmasını, bilirkişi heyeti lüzum görürse benimle görüşebilmesi, soruları olursa açıklama yapmama izin verilmesini veya müphem kalmış hususları açıklaması için en az bir bilirkişinin gelecek duruşmada hazır bulundurulmalarını teklif ettim. Artık mahkemedeki haklarımızı, mahkeme kabul eder, ret eder düşüncesine kapılmadan suç olmayan her şeyi söylememiz gerekmektedir.

Hâkim benim son teklifimi ret etti. Ancak itirazlarım konusunda açıklayıcı bir rapor için aynı bilirkişinin yeniden Ek Rapor hazırlaması kararıyla duruşmayı 8 Aralık 2011 tarihine bıraktı.

Sayın arkadaşlarım, hâkimin aynı bilirkişinin EK rapor vermesi kararının bizim için çok iyi olduğunu düşünüyorum. Çünkü Bilirkişi ek raporunda, benim itiraz ettiğim hususları ikna edici bir şekilde açıklama yapması gerekmektedir. İkna edici ve kanunlara uygun bir açıklamaya girmeden ilk raporunda olduğu gibi, fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılacağı konusunda bir kanun yok dediği takdirde, bu rapor 33. maddeye aykırı olacak hem beni hem de mahkemeyi ikna edemeyecektir.

Duruşmadan sonra aynı gün yeni bilirkişi ücretini mahkeme veznesine yatırdım.

Mahkemenin 8 Aralık 2011 tarihinde sona erip lehimize bir karar verileceği yönündeki beklentim devam etmektedir. Aksi halde yolumuz Yargıtay ve AİHM kadar devam edecektir.

Saygılarımla.

NOT: Sayın arkadaşlarım avukat konusunda duyarlı ve iyi niyetli arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Dava sırasında avukatın yapabileceği hukuki işlemleri tam olarak yaptığıma inanıyorum ve avukat ihtiyacı duymuyorum.
oyak-aihm

OYAK rezervlerimizin gerçek değerler üzerinden hesaplanması için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde açtığım dava ret edilmişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açabilmek için “karar düzeltme” talebinde bulunmam ve bu talebimin de ret edilmesi gerekiyordu.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi “Karar Düzeltme” talebimi de ret ederek beklediğim kararı verdi ve 6 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açabilme yolumuz açıldı.

Dava dilekçem aşağıdaki ana başlıklardan oluşacaktır. Ana hatlarıyla dava dilekçemi hazırladım. AİHM'ne göndereceğim dilekçemi arkadaşlarımın görüşlerini de aldıktan sonra kesinleştirerek en kısa sürede davayı açacağım.

Arkadaşlarımın bilgisine sunuyorum. Saygılarımla.

  1. Katılımları oranında tüm üyelerin genel kurul üyesi olamadığı,
  2. Rezervlerin gerçek değerler üzerinden hesaplanmadığı,
  3. Anayasamız, Türk Medeni Kanunu ve AİHS mülkiyetin korunmasının (bu sözleşmede mülkiyet tabiri maddi ve manevi, taşınır ve taşınmaz malları kapsamaktadır) ihlal edilerek maddi varlığımın korunmadığı,
  4. Beraberce belirleyeceğimiz tazminat talebim.
gece_manzaras

Saygıdeğer Arkadaşlarım,

TEMAD dediğimiz zaman aklımıza 87 şubesi ile bir genel merkez geliyor. Atalarımızın "at sahibine göre kişner" sözünü anımsatan bir beceriksizlik abidesi olan genel merkez, iftiharla 87şubeye ve 'gerçek dışı' 52.000 üyeye  ulaştığını söylerken, ne yazık ki  bu 87 şubenin mevcut tüzükle ellerinin kollarının bağlı olduğunu, son zamanlarda üye olanların azaldığını, yapılan bazı başarıların tamamen şube başkanlarının insiyatifi ve gayreti ile gerçekleştiğini dikkate almıyor!

Ben yıllardır bu yönetimi olumlu yönde eleştirdim. Tüm çalışmalarımız daha mükemmele ulaşmayı amaçlıyordu ama gemisi karaya oturan kaptan hâlâ rotasının doğruluğunda ısrar ediyor!... Hiç bir başarısı olmadığı halde, eleştiriye tahammülü olmayan bir yönetimin  başarısızlıklarını gizlemek için özveri ile mücadeleye destek veren arkadaşlarımızı "MUHALİF" olarak gösterme gayretlerine şaşırmamak gerekiyor.

8 MAYIS Balçova seçimlerinde bu zihniyet açıkça ortaya çıkmıştır. Başkanın tek amacı kendisine muhalif olanları ekarte etmek. Statükoyu sağlamak için bir dönem daha yapıştığı koltuktan kalkmamak adına 'haklarımız konusunda göstermediği gayreti' kendisi için gösterdiğini  görmek bizi sadece üzüyor! Toplumda umutsuzluk her geçen gün 'özverili arkadaşlarımızın gayretine rağmen' artıyor... Eleştiriyi, iyi niyetli olanlar, kendine güvenenler ve başarısını artırmak isteyenler dikkate alır. Bunun dışında siz "anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az" deseniz de bırakın davulu KÖS çalsanız onlar KÖS KÖS dinler...

Ben artık bu yönetimi eleştirmenin değmez olduğunu düşünüyorum. Kendisini eleştirenlere tahammülü olmayan, hukuksuz ihraçlarla başkalarına aba altından sopa gösteren, sadece yıpratabilmek için muhalif ilan ettiklerine hakaret ve mesnetsiz suçlamalarda bulunan ve müfteri olmakla suçlanan biri, kağıt üzerinde benim yasal derneğimin başkanı olabilir ama benim başkanım olamaz!...

Bazıları tarafından önemsenmemeye çalışılsa da yıllardır 'bu zihniyete rağmen' verdiğimiz mücadele ile bir çok taşın yerinden oynamasını sağlamanın huzuru içindeyiz. "Haklarımızı hukukta arayalım, bu konuda TEMAD yönetimi gerekirse profesyonel yardım alsın" diye açtığımız kampanya TEMAD yönetimi tarafından engellendi! Sn.İsmail Turan'ın haklarımız konusundaki dava gerekçeleri kendisi "kırıkçı çıkıkçı" olarak suçlandı ama bu suçlamayı yapanlar 'nedense!' haklarımız söz konusu olunca yargının yolunu bulamadılar. Tüm ısrarlarımıza rağmen OYAK konusunda AİHM'ne açılan dava dilekçesini açıklayamıyorlar!...

Şu an 'genel merkezden umut kesilmiş olarak' Sn. İsmail Turan tarafından  açılmış üç davamız devam etmektedir. Bu davaların konusu;
  • 1. 926 sayılı Askeri Personel Kanunu'nda, subay kaynağı olarak 4 yıllık harp okulu mezunu olanlar baz alınmıştır. Lise ve muadili okul mezunları ile 2 ve 3 yıllık harp okulları mezunlarının ise işlemleri 'subay kaynağı olarak kabul edilen' 4 yıllık harp okulu mezunu gibi gösterilerek 8/1 dereceden göreve başladıkları kabul edilmiştir. İşte, bu uygulamaya pararel olarak; günümüzün assubay kaynağı olan Asb. MYO mezunlarından önce assubaylığa nasb edilenlerin de  Asb.MYO mezunu olarak kabul edilerek adalet ve eşitliğin sağlanması istenmiştir. (Bu arada şu an Asb.MYO mezunları  aynı öğrenimi gören hâttâ görev koşulları asb.larla kıyaslanamayacak olanlar bile 9/2' den göreve başlatıldığından bizlerin de 9/2' den başlaması gerekmektedir.)
  • 2. Görev koşulları dikkate alınarak bazı kamu görevlileri gibi askeri personel de FİİLİ HİZMET ZAMMI almaktadırlar. Bu personele 12 ay karşılığına 3 ay yıpranma verilmekte ve karşılıkları  emekli sandığına ödenmektedir. Bizlerin, emekli olurken maaş bağlanma oranımız ile emekli ikramiyemiz buna göre hesaplanmaktadır. Şöyle ki, 20 yıl hizmeti olan bir kişi 5 yıl fiili hizmet zammı almaktadır. 25 yıllık memurun maaş bağlanma oranı ile 25 yıl üzerinden ikramiyesi ödenmesine rağmen bu 5 yıllık fiili hizmet zammı derecesine yansıtılmamaktadır. İşte, bir diğer talebimiz de fiili hizmet zamlarımızın intibaklarımızda dikkate alınmasıdır!
  • 3. OYAK bizi bir çok konuda mağdur etmektedir. Kurum bizim iştiraklerimizle kurulmuştur. Bizlerin aidatları ile kurulan şirket, kârlarının tamamını nema olarak hesaplarımıza yansıtmamakta, büyük bir kısmını yeni yatırımlara yönlendirmektedir. Dolayısıyla kurum iştaklerinin tamanımda tüm üyelerin hakları vardır. Bizlere emekli ikramiyesi adı altında ödenen miktarlar hesaplanırken kurum varlığı dikkate alınmamakta, sadece aktüel kârlar dikkate alınmaktadır ki, bu büyük adaletsizliktir! Sn.Turan'ın talebi ikramiye ödenirken tüm kurum varlıklarının dikkate alınarak hesaplamanın yapılmasıdır. Bu bir nevi her üyeye katılımı nispetinde hisse senedi karşılığı olarak değerlendirilebilir...
"İntibak ve fiili hizmet zamları davası" devam etmektedir. "OYAK davası" AYİM'de ret edilmiştir. Bunu bekliyorduk! Konunun AİHM'ne götürebilmek için tüm iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğinden karar düzeltme talebinde bulunuldu. Bunun da red edileceği düşünülmektedir...

Bu davalar için büyük fedakarlık gösteren Sn.İsmail Turan ağabeyimizin bizden hiçbir talebi olmamıştır. Ancak, bu davalar kişisel değildir. Bu nedenle, yargı giderleri için kendisine destek olmak amacıyla aramızda bir yardımlaşma sağladık. Aşağıdaki arkadaşlarımız destek verdiler, kendilerine minnettarız! Bize hiç bir hakkımız altın tepside sunulmayacağına göre Temad Yönetimi'nin de zihniyeti değişinceye kadar bu mücadeleleri bizler yapmak zorundayız. Kendilerine saygıları gereği bu mücadeleye destek veren arkadaşlarımıza bir kez daha minnettarlığımı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Her gecenin bir sabahı vardır. Biz, tüm engellere rağmen haklı davamızın mücadelesinde başarıya ulaşacağız. Yeter ki umutsuzluk ve boşvermişlik gömleğini çıkaralım.

Saygı ve sevgilerimle....

DAVA GİDERLERİNE KATKIDA BULUNAN ARKADAŞLARIMIZ;
  • Hüseyin KÖSE
  • Hasan SUBAŞI
  • Celal ERBİL
  • Hayati ERGÜRBÜZ
  • Servet ÖNCÜL
  • Aydın KULAK
  • Mehmet ÖZKAN
  • Halim KARAKILIÇ
  • Gürhan İNCEL
  • Halil ÇİZMECİ
  • Nadir AKDOĞAN
  • Şahin POYRAZ
  • Ragıp TENİM
  • Ender ÖZKIRANLAR
  • Tacettin KİREMİT
  • Yaşar ÇAKAN
  • Turgut DURSUN
  • Hüsnü ÖZBEK
  • Burhan ŞAHİN
  • Ankara SKÇ ve Arkadaşları
  • Erhan KARAKUZ
  • Adnan KARAZEYBEK
  • Ahmet Çam ve arkadaşları 
  • Oktay KAYA
  • M.Ali KILINÇ
  • Mithat TÜRETKEN
  • Ümit ERCİYAS
  • M.Emin ATILGAN
  • Harun KURUOĞLU
  • Mustafa ARABACIOĞLU
  • C.Erdinç TOKTAŞ
  • Turhan KALIN
  • İ.Levent SAYILGAN
  • Cenan ACAR
  • Cengiz ERTEN
  • Hüseyin ÇETİN ve Devre Arkadaşları
  • Ömer SAKLICA
  • Namık VAROĞLU
  • Haydar KOÇAK
  • G.Ö-H.M-Z.D
  • Haydar CEYLAN
  • Gökhan ATAMER
  • Recep TAŞÇI
  • Cengiz KURUL
  • Fehmi KILINÇ
  • Atilla ABAYLI ve arkadaşları
  • Rafet DURAN

  • Ahmet ÖZTAŞ
  • Erdal AYDOĞDU
  • Burhanettin TEKİNAY
  • İsmail DAMAR
  • N.Kemal SOFTA
  • Erdal GÜNŞER
  • Zülfikar AYDOĞAN
  • Erol AYDOĞAN
  • Mahmut ADEM
  • Adilhan ŞANLI
  • İbrahim ÜSTÜNKAYA
  • JANİSSRY
  • Osman ADA
  • Adem AVŞAR
  • Mesut ÜNEYLİOĞLU
  • Mehmet NEVŞEHİR
  • Ersen GÜRPINAR (Balçova Temad)
  • Ramazan SU
  • Harun CERRAH
  • Mehmet DENİZ
  • Mehmet ÖNAL
  • Durmuş AYDIN
  • Özan ÖNGEN
maddi_destek

Sayın arkadaşlarım, milletimizin özelliklerinden biri de dar zamanlarda bir araya gelerek birbirimize maddi ve manevi destek olmaktır. Emekli ve muvazzaf Asssubay arkadaşlarımda da bu duygu ve haslet çok yüksek seviyededir.

Açtığım davaların masrafına katılmak için tüm Türkiye'den birçok arkadaşım banka hesap numaramla İBAN numaramı istemektedir. Tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Havale için hiç bir arkadaşıma banka hesap numaramı ve İBAN numaramı vermedim ve bundan sonra da vermeyeceğim.

Benden başka yanlış hatırlamıyorsam İstanbul'da beş arkadaşımız da muvazzaf ve emekli Assubayların derece ve kademe intibaklarıyla ilgili olarak dava açmışlardır. Arkadaşlarımın davaları ile bu konuda benim Ankara 4.İdare Mahkemesinde açtığım dava ve fiili hizmet zammı davası da Ankara 13. İş Mahkemesinde devam etmektedir.

Benim teklifim şudur.
  • Başta ben olmak üzere hiçbir arkadaşımıza elden veya havale yoluyla doğrudan hiç para verilmesin. Kurulacak bir komisyon tarafından kişileri ilgilendiren kişisel davalar hariç olmak üzere aynı konuda daha önce hiçbir dava açılmamış olmak kaydıyla kaybedilen davaların avukatlık ücreti, dava açan arkadaşımız adına ilgili kuruma gönderilsin. Yapılan ödemeler, kaç lira ile katılırsa katılsın tüm katılan arkadaşlarımıza resmi belge, tarih ve numaraları ile birlikte bilgi verilsin.
  • Bu usul başarılı olduğu takdirde, yasal alt yapısı hazırlanmak kaydıyla özellikle muvazzaf assubayların görevleriyle ilgili askeri mahkemelerde aleyhlerine açılan dava masrafları ile gerektiğinde açıkta ve tutukluluk süresinde makul bir paranın ailesine verilmesi amacıyla gönüllülük esasına göre bir vakıf kurulsun.
  • Yolsuzlukları önleyici, her kuruşun kayda geçmesi ve amacına uygun şeffaf bir vakıf kurulabilmesi için bir çalışma başlatılmasını ve bu konuda "emekliassubaylar.org" sitesinde bir “BEYİN FIRTINASI” çalışması yapılmasını teklif ediyorum.

DİYALOG

Şubat 23, 2011
  • DialogueGünaydın Komutanım,
  • Günaydın Osman, şu bizim yardım listesine baktım senin ismin de yoktu. Duydum ki sen de yardım etmek istememişsin.
  • Evet Komutanım istemedim.
  • Osman bence tekrar düşünmelisin. Çok yanlış düşünüyorsun. Git ismini yazdır, parayı ver. Eğer paran yoksa senin yerine ben vereyim. Bu bir dayanışmadır.
  • Ben öyle düşünmüyorum Komutanım.
  • Sen nasıl düşünüyorsun?
  • Komutanım bence bir takım şeyler olduysa yargılansınlar. Bu yargılama süresince hukuki yardım için para toplamak yanlış. Daha önce de bir çok askeri personel yargılandı onlar için neden toplanmadı?
  • Osman bir çok şeyi bilmiyorsun. Her şeyden önce biz silah arkadaşıyız. Olağanüstü bir durum var ve komutanlarımız bir komplo ile karşı karşıya. Biz ister sevelim ister sevmeyelim kurumumuzu korumalıyız. Bu çok önemli. Yarın çıkıp gelip seni de alabilirler.
  • Komutanım ben bu konuda müsterihim. Her şeyden önce ben bu sembolik ücreti gücüm olmasına rağmen vermek istemiyorum. Çünkü ben tepkiliyim.
  • Neye tepkilisin?
  • Komutanım siz de kabul etmelisiniz ki bir çok astsubay çeşitli nedenlerle suçlu oldukları tam kanıtlanmadan taraflı askeri mahkemeler tarafından cezalandırıldılar. Bir çoğunun ailesi çok mağdur kaldı. Bu arkadaşlar için yardım toplandı mı? Ayrıca bizim özlük haklarımızın önüne geçiyorsunuz. Bizim birinci derecenin dördüncü kademesine düşmemizi Genelkurmay engelledi. Eski bir Genelkurmay Başkanımızın “Benim Teğmenim bir Astsubay’dan düşük maaş alamaz.” şeklinde açıklamalarını duyuyoruz. 30 yıllık Astsubay ile 1 Günlük teğmen bir olur mu? Bizi ötelediniz. Şimdi birlikten beraberlikten söz ediyorsunuz. Hangi birlik? Hangi beraberlik? Bizim sizi, sizin bizi sevmediğimizi artık herkes biliyor. Hatta bunu çok iyi de kullanıyorlar.
  • Osman sizin bir çok şikayetiniz var biliyorum. Bizim görev kapsamını aşarak sizlere haksız davranışlar içine girdiğimiz muhakkak olmuştur. Ancak şunu bil ki bir çoğumuzun babası astsubay. Görev ve TSK. Gelenekleri nasıl ise biz öyle davranmaya çalışıyoruz. Ancak sizin özlük haklarınız konusuna gelince, bu konuda yerden göğe kadar haklısın. Ama bilirsin ki bir laf vardır. “ …. İstedim sana verdiler bana….” Bu siz assubaylar arasında da vardır. Hani komutana astın için izin istemeye gidersin ancak kendine izin alır, astının iznini unutursun. Bu hiç olmuyor mu?
  • Olmaz mı komutanım. Böylelerimiz de var elbet.
  • Maalesef bir de bizim gibi muktedir bir meslekte isen belki daha da şiddetli oluyordur. Ama bu doğru değil. Ben senin neler düşündüğünü çok iyi anlıyorum. Bir çok konuda da yerden göğe kadar haklısın. Ben en azından bundan sonraki meslek hayatımda sizlerin hukukunu ve haklarını savunacağım. Sizin için mücadele edeceğim. Yapabileceğim bu . Eğer sözümde durmazsam bana da “Ali” demesinler. Ama sen de lütfen büyük resmi göremesen bile bana itimat et. Bu durum çok olağan değil. Kurum olarak sahip çıkacağız. Bence tekrar düşün. Biz de tekrar düşünüp bu durumdan kendimize ders çıkaracağız buna inan. Ben senin imzanı atmanı istiyorum.
  • Düşüneceğim komutanım.
  • Teşekkür ederim.

hasdalDeğerli arkadaşlarım;

ABD'nin “1 Mart tezkeresi”nin intikamını muhakkak alacağını, bunu affetmeyeceğini, bırakın YETKİLİLERİN bilmesini sokakta bulunan SIRADAN insanlar bilmektedir. ÇUVAL olayı ve Ülkemiz hudutları dışından AĞIR silahlar ile büyük guruplar halinde gelerek, Tb.BL.Krk.'ları basarak, TSK'ya büyük zayiat ile ülkemize zararlar veren PKK terör örgütünün, elini kolunu sallayarak rahatlık içerisinde HUDUTTAN giriş-çıkışı manidar değil midir? ABD'nin elindeki TEKNOLOJİ ile bunu bilmemesi, görmemesi mümkün müdür?

Emekliliğe büyük bir HUZUR ile son model zırhlı aracıyla geçen "MEZARA KADAR GÖTÜRECEĞİ SIRLARI OLAN" şahsın deyişiyle, "BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR  gibi sınırları izliyoruz" denilmesine rağmen YAPILANLAR DÜŞÜNDÜRÜCÜ DEĞİL MİDİR?

Bizler, ön yargılar veya BOP'nin gerçekleştirilmesi için SUSTURULMAK ve PASİFİZE edilmek için tutuklananlar varsa, SONUNA kadar ve HİÇ düşünmeden, bu kişilerin KİMLİK ve RÜTBELERİNE bakmadan onlara sahip çıkmalı ve yanlarında olmalıyız. Üstelik bu kişiler GÖREV yaptıkları dönemlerde BİZLERİN HAKLARININ verilmesini engellemiş, önemsememiş olsa da yine de onların bize yaptıkları haksız tutum ve davranışlarına rağmen yanlarında olmalı, onlara destek vermeliyiz. Herkes kendi yaptığından UTANSIN! Varsa karakterleri kendi kendilerini sorgulasın, öz eleştiri yapsın, yüzleri kızarsın DOĞRUYU BULSUNLAR.

Eğer onlara destek vermez yanlarında olmazsak sıra bizlere de, vatandaşlara da gelecektir. Aynen "SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK" özdeyişinde olduğu gibi. Hepimiz SARIÖKÜZ olayını da iyi biliyoruz. Tutuklamalar başladığında SESSİZ kalanlar, VAR DA DİYEMEM, YOK DA DİYEMEM - MEZARA KADAR GİDECEK SIRLARI OLUPTA-TSK'NIN EN GİZLİ YERLERİNİN ARANMASINDA SAKINCA GÖRMEYİP "BİZ DE BİLDİKLERİMİZİ SÖYLERİZ" diyerek HAVA atıp, hiç bir şey yapmadan çekip gidenlere de 'eğer çok özel anlaşmaları yoksa' sıra gelecektir diyoruz. Hep birlikte bekleyelim, izleyelim.

Tüm bu yaşanılanlar bizlere HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUK yapanlara, HUKUKSUZLUĞUN VE HAKSIZLIĞIN ne olduğunu anlatması açısından UMARIM yararlı olmuştur. Belki DERS almayı bilir, hiç olmazsa bundan sonra BİRLİK BERABERLİK adına HAKSIZLIKLARINA VE HUKUKSUZLUKLARINA son verirler. Vermek zorundalar. Çünkü, bu gidişle ARTIK bizleri YANLARINDA göremeyecek, bulamayacaklardır.

En son olarak GENKUR BŞK ve KUVVET K.nın tutukluları ZİYARET için cezaevine gitmeleri de birlik ve beraberlik için güzel ve yerinde bir tavır ama, yapılanlar yine sadece ve sadece TSK' nın ÖZ EVLATLARI olan SUBAYLAR içindir. Aynı anlayış ve davranışı YILLARDIR camiamıza karşı SÜRDÜRÜLEN HUKUKSUZLUK VE HAKSIZLIKLAR için neden yapmadılar?

Bu davranış bile bizlerin TSK'da AYIRIMA tabi olduğumuzu ve ÖTEKİLEŞTİRİLDİĞİMİZİ göstermez mi?

GENKUR BŞK ve K.K.'ları sadece SUBAYLARIN amiri ve komutanları mıdır?

Neden ASSUBAYLARIN HAKLARIYLA ilgilenmez, ASSUBAYLARA yapılan ANAYASAL haksızlığa DUR demezler? Bu kadar ÖN YARGILI ve AYIRIMCI davranışlara engel olmazlar. Assubayların TSK'daki yaptıkları ÖNEMSENMEZ, VARLIKLARI birlik ve beraberlik içinde DÜŞÜNÜLMEZ! Bunu SÖZDE değil ÖZDE olarak gerçekleştirmezler!

Ülkemiz ZORA ve DARA düştüğü zaman mı bizleri hatırlayıp, TSK'nın önemli AYAĞI olduğumuzu söyleyeceklerdir. Bu söylemler ve ASSUBAYLARA karşı yapılanlar, uygulananlar birbiriyle ÖRTÜŞÜYOR MU? Bu davranışları tarafsız gözle bakan AKLI KIT insanlar bile doğru değerlendirebilirler. Artık ASSUBAYLARIN söylenecek YALANLARLA oyalanmaya ve kanmaya niyetleri yoktur.

ASSUBAYLAR ANAYASAL HAKLARINI YA ALACAKLAR, YA DA ALACAKLARDIR. Artık bunun İKİNCİ alternatifi olamaz.

Herkes ŞAPKASINI önüne koyup doğruları görsün. BİRLİK BERABERLİĞİ BOZAN, AYIRIMA TABİ TUTAN, ANAYASAYI VE YASALARI ÇİĞNEYEN, KİŞİLİK HAKLARINA RİAYET ETMEYEN, KEYFİ TUTUMLARA YÖNELEN davranışlara son verilsin.

Assubay camiası olarak İMTİYAZ değil, ANAYASAL haklarımızın verilmesini istiyoruz. İstediklerimiz zaten tüm TC vatandaşlarına verilmiş haklar olup, bizler AYIRIMIN ve İKİLİĞİN, ÖN YARGILI davranışın ortadan kalkmasını talep ediyoruz. Ön yargısız düşünebilen HER SAĞLIKLI insan sonunda İSTEKLERİMİZİN yasalar çerçevesinde olduğunu görür, bilir. Bizler İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİNE imza atmış ve kabul etmiş TC. devletinin vatandaşları değil miyiz ki bu ayırımlara tabi tutuluyoruz?

Unutmayalım ki HUKUK ancak ve ancak HÜR VİCDANLAR tarafından kabul görürse HAKLILIK kazanır. Vicdanlara hitap etmeyen hukuk ancak hükümranlara ve ön yargılı kişilere alet olur. Aynen bugüne kadar ASSUBAYLARA yapıldığı gibi. HÜKÜMRANLARA YAKIŞAN, DESPOTLUĞA DAYANAN, İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİNE AYKIRI, ANAYASAL HAKLARA VE YASALARA uymayan bu YASADIŞILIKLAR artık TSK'da son bulsun ki içerdeki yaralar sarılıp, BİRLİK ve BERABERLİK PEKİŞTİRİLSİN. Genkur Bşk Sayın KOŞANER'den bu konuda ÜMİTLİ ARKADAŞLARIMIZ VARDI AMA ONUN DA ÖNCEKİ GENKUR BŞK'DAN FARKI olmayacak gibi görünmektedir. Saygılarımla.

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Assubaylar günü kutlu olsun. Huzurun adaletin hakim olacağı nice kutlamalar diliyoruz. http://www.emekliassubaylar.org/k2-kategoriler/item/3408-assubaylar-gunu-ku tlu-olsun
Pazar, 17 Ekim 2021
Ersen Gürpınar
Bugün KRT televizyonu haber proğramında haklarımızla ilgili aşağıdaki mesajım yayınlandı haklarımızı verilen sözleri heryerde hatırlatmakta yarar var özellikle de Cumhurbaşkanı dahil tüm yazar,toplumun saygı duyduğu kanaat önderleri ve ilgililerin takip edip paylaşım yaptığı Twitter bunun için bir fırsattır. Bilgilerinize [B] "Bir emirle ölüme gönderilen k...
Çarşamba, 13 Ekim 2021
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) kurucularından değerli büyüğümüz Sn. Mehmet DARAGENLİ'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntü ile öğrendik. Ailesine, yakınlarına ve Assubay toplumuna baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Ișıklar içinde uyusun yüreği güzel insan.
Pazartesi, 04 Ekim 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ