Asubay Tefrikası -11-

Aralık 27, 2020

 

 

                                    Asubay Tefrikası - 11

 

 

                                          Büyü Bozuldu;

                                 Son Yüz Senenin Yalanı!

 

   Söz Verdim!Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   08 Mart 2017 Çarşamba günü

   emekliassubaylar.org’da yayınladığımız

   Asubay Tefrikası isimli makâle silsilemizin birinci bölümünde

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK

   Siz muhterem okuyanlara şu sözü vermiş idim!

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

   Vaad etdim!

 

   4752 Sayılı Astsubay Meslek Yüksekokulları Kânununun

   2002 senesinde TBMM’de müzâkeresi esnâsında;

   Başbakandan milletvekillerine,

   Millî Savunma Bakanından Genelkurmay Başkanına kadar

   Devleti idâre eden eden zübük siyâsiler

   Ve dahi

   Subayın söylediği filfilli yalanları teşhir etdiğimiz

   Asubay Tefrikası – 10 isimli makâlemizi de 07 Ekim 2020 Çarşamba günü

   Şu vaad ile noktalamış idik;

 

 

  Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun astsubaylarını kandırmak için

                       Genelkurmay Başkanının söylediği

                          “Son yüz senenin yalanını” ise

                "Müteakip" makâlemizde anlatacağız, inşallah…

 

                                                                   ESKİ TÜFEK - 2020  

 

 

 

  *  *  *  

 

   Hamd Olsun!

 

   Şükürler olsun! Allah kısmet etdi,

   “Müteakip” makâlemizin vakdi, zamânı geldi…

   Ve dahi

   Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun astsubaylarını kandırmak için

   Genelkurmay Başkanının söylediği “son yüz senenin yalanını

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemizde

   Bugün Eski Tüfek’de ifşâ edeceğiz, evvelallah…

   Hem de bugüne kadar yazdığım en kısa Asubay Tefrikası ile…

 

  *  *  *  

 

   Oku!

   

   Bilmeyenler öğrensin,

   Bu makâlemizi okuyanlar da okumayanlara söylesin!..

 

   Çünkü;

   Okur isen öğrenirsin,

   Öğrenir isen anlarsın,

   Anlar isen doğru karar verirsin,

   Doğru karar verir isen şâyet

   Seni, kimse kandıramaz!..

 

  *  *  *  

 

   Büyü Bozuldu!

 

   Bilmeyenler öğrensin,

   Bu makâlemizi okuyanlar da okumayanlara söylesin!..

   

   Yalan perdesi aralandı,

   Büyü bozuldu,

   Diller çözüldü!..

 

   1956 senesinden beri gaflet, dalâlet ve hıyânet uykusunda

   Cehennemî korkular dolu kâbuslar ile sayıklayan yalanlar kendini ele verdi!..

   Biz köle astsubayları aldatmak için

   Kerizci subaylarımızın son 64 seneden beri söylediği yalanları

   Ve

   Yapdığı kânunsuzlukları

   Târihin ebedî sinesinde boğmaya ahdeden “hakikât şafağı” sökmek üzere!..

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

   Okuyana Tavsiye!

 

   Okumaya başlamadan evvel,

   Kıymetli okuyanlarımıza bir tavsiyem var!

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemiz;

   Asubay Tefrikası – 7  ve Asubay Tefrikası – 8 isimli mukaddem makâlelerimizin mütemmim cüzleridir.

 

   Bu cümleden olmak üzere;

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemizi lâyıkı veçhe anlamak için

   Asubay Tefrikası – 7

   Ve dahi

   Asubay Tefrikası – 8 isimli bu iki mukaddem makâlelerimizi lutfen okuyunuz.

                Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK        Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

  *  *  *  

 

 

 

 

                       TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞINA

                                                                                             ANKARA

     

                                                                                                                                                                  03 Kasım 2020

 

   Konu: Türk Ordusundaki “Astsubay” Sınıfının NATO’daki Denkliği Hakkında.

   İlgi: (a) 2771 sayı ve 10 Haziran 1935 târihli Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu.

   (b) 5802 sayı ve 02 Temmuz 1951 târihli Astsubay Kânunu.

   (c) 926 sayı ve 27 Temmuz 1967 târihli TSK Personel Kânunu.

   (ç) 211 sayı ve 04 Ocak 1961 târihli Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kânunu.

   (d) 7179 sayı ve 25 Haziran 2019 târihli Askeralma Kanunu.

   (e) NATO NSA Standardization Agreement (STANAG 2116. Edition-6, 25 February 2010), NATO Codes for grades of military personnel, (First promulgated in 1964).

   (f) The Career Compensation Act of 1949, dtd. October 12, 1949, Public Law-351.

   (g) The Military Pay Act of 1958, dtd. May 20, 1958. (Public Law 85-422).

  (ğ) 5886 sayı ve 18 Şubat 1952 târihli Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun.

   (h) 05 Şubat 2020 târih, 2000335413 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (ı) 12 Şubat 2020 târih, 2000394688 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (i) 20 Şubat 2020 târih, 2000464360 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (j) 05 Mart 2020 târih, 2000595186 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkındakonulu CİMER dilekcem.

  (k) 1956 ABD Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnu. (US Code, Title 10– Armed Forces, dtd. Aug. 10, 1956, Public Law-1028.

   (l) Genelkurmay Başkanlığı, MS 76-1(C) İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü, Genelkurmay Basımevi, Ankara-2007.

   (m) 6020 sayı ve 21 Ocak 1953 târihli Harb Felâketzedelerinin Himayesine dair 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında Kanun.

   (n) 334 sayı ve 27 Mayıs 1961 târihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

   (o) 2709 sayı ve 07 Kasım 1982 târihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

   (ö) 3269 sayı ve 18 Mart 1986 târihli Uzman Erbaş Kânûnu.

   (p) 6191 sayı ve 10 Mart 2011 târihli Sözleşmeli Erbaş ve Er Kânûnu.

   (r) 7179 sayı ve 25 Haziran 2019 târihli Askeralma Kânûnu.

  (s) 03 Aralık 2019 târih, 1902824306 sayı ve “Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfının mevcudiyeti hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (ş) TSK İç Hizmet Yönetmeliği (R.G Târihi: 06 Eylül 1961, R.G. Sayısı: 10899).

   (t) Astsubay Sicil Yönetmeliği (R.G. Târihi: 28.12.1998, R.G Sayısı: 23567).

   (u) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu. 

 

                              (03 Kasım 2020 târih ve İKİ BÖLÜMLÜ CİMER DİLEKCEMİN BİRİNCİ BÖLÜMÜDÜR)

 

   1. İlgi (a)’da mezbûr 2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ordu teşkilâtını tanzim eden Cumhuriyet dönemi ilk askerî idârî Kânundur. İkinci ve dördüncü maddelerinde sarahâten tasrih ve tavzih edildiği üzere Cumhuriyetin kurucu irâdesi; 2771 sayılı işbu Kânun ile Cumhuriyet Ordusu’nu 1935 senesinde “subay” ve “erât” olmak üzere “iki sınıf asker” ile teşkil etdi.

 

   2. İlgi (b)’de mezbûr 5802 sayılı Astsubay Kânunu; “astsubay” olarak tesmiye edilen yeni asker sınıfını Türk Ordusunda ilk kez olmak üzere teşkil eden temel Kânundur. 2771 sayılı Kânunun 1935 senesinde “subay” ve “erât” olmak üzere “iki sınıf asker üzerine teşkil etdiği ” Cumhuriyet Ordusuna; 5802 sayılı işbu Kânun ile 1951 senesinde “astsubay” sınıfı “üçüncü bir asker sınıfı olarak” ilâve edildi.

 

   3. Birinci Bölüm, Genel Hükümler, “Astsubaylar” başlığı altında yer alan 5802 sayılı işbu Kânun, “astsubay” olarak tesmiye etdiği asker sınıfını birinci maddesinde şöyle târif eder;

 

 

       BİRİNCİ MADDE — Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara, deniz ve hava kuvvetleriyle jandarma,

   Gümrük Koruma birlikleri kadrolarının “astkomuta kademelerinde” eğitim, sevk ve idare ile diğer idari

   işlerde “subaya yardımcı olarak görevlendirilen askerî şahıslara (Astsubay) adı verilir.

 

 

   4. “Gerekçe”sinde Başbakan Adnan MENDERES’in sarâhaten tasrih etdiği üzere, TBMM’nin 1951 senesinde kabul edip meriyyete koyduğu 5802 sayılı Astsubay Kânununun maksadı şunlar idi;

     

   a. Anadolu'nun küçük kasabalarında,

  • Ortaokuldan fazla tahsil imkânını bulamamış yüksek kâbiliyetli Türk çocuklarına
  • Daha geniş hizmet imkânları verilecek

        Ve dahi

  • Liyâkatleri ile mütenasip rütbelerle taltif edilecekler idi.

   

   b. Bu maksadı tahakkuk etdirmek üzere 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile;

  • 9 senelik hizmetini tamamlayan astsubaylar,subaylığa yükselecekler”,
  • Böylece kazanılacak Teğmen-Yüzbaşı rütbesindeki sınıf subayları, ordu subay mahrutunun kaidesini teşkil edecek,
  • Subaylığa yükselmeyen astsubaylardan arzu edenler Ordudan ayrılacak,

        Ve böylece

  • Orduda “bedbin” bir zümre yaratmaktan ziyâde istekli kimselerin çalışması temin edilecek idi.

 

   5. 5802 sayılı Astsubay Kânununu tetkik etdiğimde;

       

       a. Astsubayların “erât gibi” beslendiği ve giydirildiğini (Madde-19),

    b. Astsubayların sağlık işlemlerinin “subay oluncaya kadar” ordu mensuplarına mahsus beden kâbiliyeti yönetmeliğinin “erler hakkındaki esaslarına göre” yürütüldüğünü (Madde-20),

       c. Astsubayların 9 sene fiili hizmete tâbi olduğunu (Madde-24),

       ç. Astsubayların emekli hakları konusunda 5802 sayılı işbu Kânunda hiçbir hüküm mevcut olmadığını,

   Tesbit etdim.

 

   6. Bütün hâlinde tetkik edildiğinde 5802 sayılı Astsubay Kânununun;

       

       a. “Astsubay” sınıfı için “emeklilik hakkı” derpiş etmediğini,

     b. “Emeklilik hakkı” derpiş etmediği için de işbu Kânunun “astsubay” sınıfını Ordumuzda “muvakkat” bir asker sınıfı olarak teşkil etdiği kolayca anlaşılmakdadır.

                 

   7. “Gerekçe”sinde Başbakan Adnan MENDERES’in sarâhaten tavzih ve tasrih etdiği üzere; 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile astsubay sınıfının, “subaylığa yükselmesi” esas olarak alınmış idi. Ancak ne var ki; 27 Mayıs darbesini yapan darbeci subaylar 5802 sayılı işbu İlgi (b) Kânunu, İlgi (c)’de mezbûr 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile 1967 senesinde ilga etdiler.

 

   8. 5802 sayılı Astsubay Kânununu, 926 sayılı Kânun ile 1967 senesinde ilga eden 27 Mayısın darbeci subayları;

Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin “astsubay” sınıfına verdiği başda “subaylığa terfi”, “9 sene mecburî hizmet”, “askerî teknisiyenliğe nakil” vs. bugün dahi mevcut olmayan özlük ve terfi haklarını tamamen gaspetdiler.

 

   9. Başbakan Adnan MENDERES’in yapdığı 5802 sayılı Astsubay Kânununu 1967 senesinde ilga eden 27 Mayıs’ın darbeci subayları;

 

   5802 sayılı işbu Kânunun “astsubay” sınıfını târif eden sâdece birinci maddesini “ipka” etdi. Bu hakikâtın tabii neticesi olmak üzere de,

   5802 sayılı Astsubay Kânununun “subay yardımcısı” olarak 1951 senenesinde teşkil etdiği “astsubay” sınıfı; kolu kanadı kırılmış, subaylığa terfi hakkı da dâhil olmak üzere her türlü özlük ve terfi hakları gasp edilmiş olarak Türk Ordu teşkilâtında bugun de hukûki mevcudiyetini devâm etdirmekdedir.

 

   10. Sekizinci maddesi ile “astsubay” sınıfının rütbe isimlerini 5802 sayılı Astsubay Kânunu, 1951 senesinde şöyle tesmiye ve tasnif etdi;

 

      Çavuş

      Üstçavuş

      Başçavuş

      Kıdemli Başçavuş

 

   Yukarıda görüldüğü üzere; teşkil edildiği 1951 senesinde “astsubay” sınıfının rütbe sayısı “dört” idi.

 

   11. İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu; 27 Mayıs darbeci subaylarının, 27 Mayıs darbesinden sâdece sekiz ay sonra yapdığı katıksız bir darbe Kânunudur. Hâlen meriyyetde olan 211 sayılı işbu darbe Kânunu; Türk Ordusunun iç hizmetlerini tanzim etmek üzere 1935 senesinde meriyyete konulan 2771 sayılı Kânun yerine ikâme edilen temel askerî idârî Kânundur. 211 sayılı işbu darbe Kânunu ile darbeci subaylar; “A- Esaslar, I- Tarifler” başlığı altında yer alan Madde-3 Askerler ve Rütbeler, (b) Rütbeler, (2) Astsubaylar bendinde “astsubay sınıfının rütbe isimlerini” şu şekilde tâdil, tesmiye ve tasnif etdi;

 

      Çavuş

      Üstçavuş

      Başçavuş

      Kıdemli Başçavuş

      Astsubay Çavuş

      Astsubay Üstçavuş

      Astsubay Başçavuş

      Astsubay Kıdemli Başçavuş

 

   12. Yukarıda görüldüğü üzere;

  • 1951 senesinde teşkil edilen “astsubay” sınıfı rütbe isimlerinin önüne darbeci subaylar; İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu ile “astsubay” kelimesini ilâve etdi.
  • 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile “dört” adet olarak tesbit edilen “astsubay rütbe sayısı” ise 211 sayılı işbu darbe Kânun ile gene “dört” olarak muhafaza edildi.

 

   13. İlgi (c)’de mezbûr 926 TSK Personel Kanunu; gene 27 Mayıs darbeci subaylarının, 1967 senesinde yapdığı başka bir darbe Kânunudur. 926 sayılı bu Kânun aynı zamanda; Türk Ordusunda “muvazzaf astsubay” isimli asker sınıfını ilk kez olmak üzere teşkil eden Kânundur. 926 sayılı işbu darbe Kânunu ile 27 Mayıs’ın darbeci subayları, “muvazzaf astsubay” olarak tesmiye etdiği “yeni ve muvazzaf” asker sınıfını;

     

      a. Sanki harp okullarında 6 sene tahsil görmüş subaylar gibi,

      b. Sanki Cumhurbaşkanlığı karârnâmesi ile subay nasbedilimiş harp okulu mezunu subaylar gibi,

      c. Sanki Kuvvet Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı yapacak subaylar gibi,

   Tam 10 sene “mecburî hizmete” cebretdiler.

 

   14. Hâlen meriyyetde olan 926 sayılı İlgi (c) darbe Kânunu; Türk Ordusu “muvazzaf subay” ve “muvazzaf astsubay” sınıflarının özlük haklarını tanzim eden temel askerî idârî Kânundur. 926 sayılı işbu darbe Kânunu 77’inci maddesi ile darbeci subaylar; “astsubay” sınıfının rütbe isimlerini 1967 senesinde şöyle tâdil etdi;

 

      Astsubay Çavuş

      Astsubay Kıdemli Çavuş

      Astsubay Üstçavuş

      Astsubay Kıdemli Üstçavuş

      Astsubay Başçavuş

      Astsubay Kıdemli Başçavuş

 

 

   15. Yukarıda görüldüğü üzere; 1951 senesinde “dört” adet olan “astsubay” sınıfının rütbe silsilesi; İlgi (c)’de merkûm 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile “iki” adet arttırıldı ve “altı” adet oldu.

 

   16. İlgi (d)’de mezkûr 7179 sayı ve 25 Haziran 2019 târihli Askeralma Kanunu 62’nci maddesi ile; İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu üçüncü maddesinde yer alan “astsubay rütbelerine”  “astsubay astçavuş” olarak tesmiye edilen yeni bir “astsubay rütbesi” ilâve edildi. 7179 sayılı işbu Kânun ile “astsubay çavuş” rütbesinin ilâve edilmesi ile birlikde; “6” adet olan “astsubay rütbeleri” “7” adet oldu.

İşbu dilekcemi gönderdiğim 03 Kasım 2020 târihi itibârı ile de cârî askerî mevzuâtımızda “7 adet astsubay rütbesi” mevcutdur.                                                                             

 

   17. Amerikan Devleti;

      a. 1949 senesinde İlgi (f)’de mezkûr Public Law-351 sayılı Meslekî Tazminât Kânununu meriyyete koydu. İşbu Kânun ile Amerikan Devleti; Ordularında aynı işi yapan “subaylar” ve “erlerin” kendi sınıfları içinde “emek/ücret” eşitliğini tesis etdi. 351 sayılı işbu Kânuna göre maaş hesaplamasında esas alınmak üzere;

       

   a.1- Muvazzaf subay rütbeleri; OF-1 OF-8 olmak üzere 8 maaş derecesi (grade)’ne,

  a.2- Mükellef Er rütbeleriE-1 — E-7 olmak üzere 7 maaş derecesi (grade)’ne taksim edildi.

 

       b. 1958 senesinde İlgi (g)’de mezbûr Public Law 85-422 sayılı Askerî Maaş Kânununu meriyyete koydu. 85-422 sayılı işbu Kânun ile Amerikan Devleti, Amerikan Ordusundaki;

           

            b.1- Muvazzaf Subay sınıfına O-9 ve O-10 maaş derece (grade)’lerini,

         b.2- Mükellef Er sınıfına ise E-8 ve E-9 maaş derece (grade)’lerini ilâve etdi.

 

       c. Amerikan Devletinin İlgi (f ve g) Kânunlar ile kendi ordularında;

          c.1- Amerikan “subayı” için tahsis etdiği “O-1:O-10” maaş derece (grade)’lerini; OF-1:OF-10” şeklinde 10 derece (grade) olarak,

          c.2- Amerikan “eri” için tahsis etdiği “E-1:E-9” maaş derece (grade)’lerini; OR-1:OR-9” şeklinde 9 derece (grade) olarak,

   NATO üyesi devletlerin kabul etmesi ile birlikde; 1964 senesinde meriyyete koyduğu İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı NATO STANAG Anlaşmasına aynen ithâl etdi.

 

   18. İlgi (e)’de merkûm NATO NSA Standardization Agreement (STANAG 2116); NATO üyesi devletlerin ordularında kendi iç hizmetlerine göre tasnif ve teşkil etdikleri “asker sınıflarını” NATO’da belli kurallar dahilinde eşitleyen Anlaşmadır. İlgi (ğ)’de mezkûr 5886 sayılı Kânun ile Türkiye Cumhiriyeti, 1952 senesinde Kuzey Atlantik Andlaşması (NATO) üyesi oldu. NATO üyesi olmak ile birlikde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İlgi (e)’de mezbûr 2116 sayılı Anlaşma hükümlerine tâbi olmayı kabul etdi. NATO üyesi devletlerin kabul etdiği işbu İlgi (e) Anlaşmanın ilki, 1964 senesinde meriyyete girdi. En son olarak 2010 senesinde tâdil edilen STANAG 2116 sayılı işbu Anlaşmanın 6’ıncı sürümü (Edition-6) hâlihazırda yürürlükdedir. 2116 sayılı işbu NATO STANAG Anlaşması ile       

      a. NATO emrinde görev yapacak askerler “iki sınıfda” tasnif ve tefrik edildi;

                               

           1. Officer Personennel (subay personel),

         2. Non-officer personnel (subay  olmayan  personel)

       

       b. NATO’da “iki sınıfda” tasnif edilen askerlerden;

 

          1. Officer Personnel (subay personel) rütbelerine denk gelmek ve OF (Officer) rumuzu ile yazılmak üzere OF-1: OF-10 arasında 10 adet subay NATO Code (grade/derece) tahsis edildi.

       2. Non-officer personnel (subay olmayan personel) rütbelerine denk gelmek ve OR (Other Ranks) rumuzu ile yazılmak üzere OR-1:OR-9 arasında 9 adet “subay  olmayan  personelNATO Code (grade/derece) tahsis edildi.

       

      c. 2116 sayılı işbu Anlaşmanın “Application” başlığı altında yer alan 9’uncu maddesi mucibince;

          c.1- NATO görevlerine tâyin edilecek personel talepleri bu STANAG’da tesbit edilmiş NATO kodu ile belirtilir.

          c.2- Üye devletlerin normalde görevlendirme belgesinde beyan edilen NATO talimatlarında belirtilen rütbeye sahip personelin tayin edildiği görevleri icra etmesi beklenir.

          c.3- Tayin evrağında belirtilen NATO kodunan farklı bir rütbe derecesine (grade) sahip askerin, millî rütbesine bakılmaksızın NATO görevini yerine getirmesi beklenir.

 

   19. İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı işbu NATO Anlaşmasının “Annex-D” bölümünde “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA)‘nın “millî rütbe isimleri” ve bu rütbelerin OR-1:OR-9 arasına denk gelen NATO muâdili rütbe derece (grade)’leri yer almakdadır. 2116 sayılı işbu Anlaşmanın “Annex-D” bölümü, D-3 sayfasının “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA) başlığı altında yer alan çizelgenin,

       

        a. “TUR” sütununda Türk Kara Ordusunda “subay olmayan askerlerin” türkce rütbe isimleri,

    b. “TUR” sütununun sağ bitişiğindeki “USA” sütunda ise Amerikan Kara Ordusunda “subay olmayan askerleriningilizce rütbe isimleri yer almakdadır.

 

   20. İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı NATO Anlaşmasının “Annex-D” bölümü, D-3 sayfasında yer alan “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA) başlığı altındaki çizelgenin;

 

       a. “TUR” sütununun ilk dört satırında Türk Kara Ordusu “astsubay” sınıfına ait aşağıda görülen 4 adet türkce astsubay rütbe isimleri yer almakdadır;

 

        Rank                                          :       NATO Code (Grade):

  • Astsubay Kıdemli Baş Çavuş                     (OR-9)
  • Astsubay Baş Çavuş                                    (OR-8)
  • Astsubay Kıdemli Üst Çavuş                     (OR-7)
  • Astsubay Çavuş                                            (OR-6)

 

       b. “TUR” sütununun sağ bitişiğindeki “USA” sütunda ise Amerikan Kara Ordusu “er” sınıfının ingilizce rütbe isimleri yer almakdadır.

       c. Yukarıda verdiğim bilginin STANAG 2116, D-3 sayfasındaki izahlı görüntüsü şöyle olmakdadır;

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

 

       ç. Türk Hava Kuvvetleri astsubay sınıfı rütbe isimleri de;

   Aynı Anlaşmanın “Annex-F” bölümü sayfa F-3'de  Hava Kuvvetleri astsubay sınıfı rütbe isimleri de

   Şu şekilde yer almakdadır.

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

 

   21. Türk Deniz Kuvvetleri astsubay sınıfı rütbe isimleri ise

   STANAG 2116 sayılı işbu Anlaşmanın “Annex-E” bölümünde şu şekilde yer almakdadır;

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

 

 

   “TUR” sütununun “ilk üç satırında”;

  Türk Deniz Kuvvetleriastsubay” sınıfına ait aşağıda görülen 3 sıra türkce astsubay rütbe isimleri yer almakdadır;

 

       Rank                                                                             :    NATO Code (Grade):

  • Astsubay Kıdemli Baş Çavuş, Astsubay Baş Çavuş                (OR-8)
  • Astsubay Kıdemli Üst Çavuş, Astsubay Üst Çavuş                 (OR-7)
  • Astsubay Kıdemli Çavuş, Astsubay Çavuş                                        (OR-6)

    

 

       (03 Kasım 2020 târih ve İKİ BÖLÜMLÜ CİMER DİLEKCEMİN İKİNCİ VE SON BÖLÜMÜDÜR)

 

   22. İlgi (e)’de merkûm STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasını; İlgi (h-j)’de mezkûr CİMER dilekcelerim ile Millî Savunma Bakanlığından 4 defa talep etdim. Fakat mevcut mevzuât ile hiçbir alâkası olmayan gerekceler ileri süren Millî Savunma Bakanlığı her seferinde STANAG 2116 temin talebimi reddeddi. Millî Savunma Bakanlığının işbu Anlaşmayı tarafıma vermeyi reddedmesinin; Türk astsubay sınıfının NATO’da  denkliği konusunda 1964 senesinde beri yapılan Kânunsuzluğun ortaya çıkmasını engellemeye yönelik bir hamle olmakdan başka bir ihitimâl söz konusu olamaz. İşbu dilekcemin sahibi ben Şükrü IRBIK da; Türk Millî Savunma Bakanlığının şahsıma vermediği söze konu STANAG 2116’yı Yunanistan Millî Savunma Bakanlığından talep etdim.

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   Yunanistan’ın Ankara Büyükelçiliği’nin; aşağıdaki mektubumu Yunanistan Millî Savunma Bakanlığına göndermesini saygılarım ile arz ederim.

 

   I kindly request Greek Embassy, Ankara to forward the below letter of mine to Hellenic National Defence General Staff.

                                                                                                                                   

   Sincerely yours,

   Şükrü IRBIK

   (Ret.) MCPO, TUR Coast Guard

 

 

 

                                                  HELLENIC NATIONAL DEFENCE GENERAL STAFF

                                                                             

                                                                                                                                                   November 01, 2020

 

    Subject: NATO Document Request.

   Ref.: NATO NSA Standardization Agreement (STANAG 2116. Edition-6, 25 February 2010), NATO Codes for grades of military personnel.

 

   Dear Sir,

   I am a retired MCPO from Turkish Navy and Coast Guard. I have been studying military history since I had retired. I am lately interested in national ranks and their NATO equivalents. İn this respect, I need e-copy of reference NATO STANAG 2116 document.

   I have already requested it from Turkish National Defence Ministry but unfortunately, I was refused due to security concern. As a retired MCPO, I am quite aware the fact that security concerns of Turkish National Defence Ministry is not justifiable at all due to fact that classification of the document I requested is purely “UNCLASSIFIED”.

   Although Turkish National Defence Ministry did not respond positively to my reference document request, I hope that Hellenic National Defence General Staff may quite easily appreciate that this document is not a security concern at all.

   So, I kindly request Hellenic National Defence General Staff to provide and forward to me reference NATO STANAG 2116.

 

   Sincerely yours,

   Şükrü IRBIK

   (R) MCPO, TUR Coast Guard

 

   23. İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı NATO Anlaşmasının “Annex-D” bölümü, “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA) başlığı altındaki çizelgelerde mevcut rütbe isimleri için; 2116 sayılı işbu Anlaşmanın 4’üncü sayfasındaki “National References”, “Non-officer personnel” başlığı altında;

       

      a. “TUR” rumuzu ile ifade edilen Türk Ordusu “subay olmayan askerlerin” türkce rütbe isimleri için T.S.K İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği’nin,

       b. “TUR” sütununun hemen altında yer alan “USA” rumuzu ile ifade edilen Amerikan Ordusu “subay olmayan askerlerininingilizce rütbe isimleri için ise “Title 10, US Code”’un,

Kaynak olarak beyan edildiğini gördüm.

 

   24. STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasının 4’üncü sayfasındaki “National References”, “Non-officer personnel” başlığı altında yer alan “USA” rumuzu ile ifade edilen Amerikan Ordusunun “subay olmayan askerlerininingilizce rütbe isimleri için kaynak olarak beyan edilen İlgi (k)’da mezbûr Title 10, US Code; Amerikan Devleti Silahlı Kuvvetleri Personel Kânunudur. Amerikan Devletinin 1956 senesinde tâdilen meriyyete koyduğu işbu İlgi (k) Kânunun; Chapter – I, 101. Definitions, (b) Personnel Generally) başlığı altında, Amerikan Silahlı Kuvvetlerinde mevcut ve müstahdem “asker sınıfları” tesmiye, tasnif ve tefrik edilmiş.

 

   25. Amerikan Devleti Silahlı Kuvvetleri Personel Kânunu olan işbu İlgi (k) Kânunun; Chapter – I, 101. Definitions, (b) Personnel Generally) başlığı altında yer alan Amerikan Silahlı Kuvvetleri askerleri şu “iki sınıfda” tasnif edilmiş;

       

      a. Officer (Commissioned Officer and Warrant Officer); Muvazzaf/Gedikli Subay

     b. Enlisted Member; Gönüllü Er

 

   26. İlgi (l)’de mezbûr sözlük; Türk Genelkurmay Başkanlığının 2007 senesinde neşretdiği İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü’dür. Genelkurmay Başkanlığının  ücreti mukâbili piyasada satdığı MS 76-1(C) RAY sayılı işbu sözlüğün neşrinden maksat; “Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin neşriyâtından şimdiye kadar yapılan çevirmelerde standart terimlerin mevcut olmaması yüzünden meydana gelen yanlışlık ve aykırılıkları önlemek” idi. İşbu İlgi (l)’de mersûm işbu İngilizce-Türkce sözlüğün 183’üncü sayfasında yer alan ingilizce “enlisted” kelimesini Genelkurmay Başkanlığının; “Erat sınıfına mensup şahıs, er, asker” şeklinde türkceye tercüme etdiğini tesbit etdim.

 

   27. İlgi (m)’de mezbûr 6020 sayılı Harb Felâketzedelerinin Himayesine dair 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında Kânun ile Türkiye Cumhiriyeti; işbu Kânuna merbut Cenevre Sözleşmelerini 1953 senesinde kabul etdi. Birleşmiş Milletler’de gözlemci üyel olan Milletlerarası Kızılhaç Komitesi’ne ait işbu Cenevre Sözleşmelerini kabul etmek ile birlikde Türkiye Cumhuriyeti Devleti; harp esiri askerlere işbu Cenevre Sözleşmeleri ahkâmı mucibince muamele edeceğini taahhüt etdi. İşbu Sözleşmeye konu olan “iki sınıf asker” mevcutdur;

 

        a. Subay esirler,

      b. Diğer esirler

 

   Fakat ne var ki;

   6020 sayılı Kânuna merbut işbu Cenevre Sözleşmeleri metininde “astsubay” kelimesi mevcut dahi değildir. Bu cümleden olmak üzere; muhtemel bir esâret durumunda Türk astsubaylar, “diğer esirler” sınıfına dahil olan Erbaş ve erler ile bir ikâme ve ibâte edilecek. Bu durum ise; 1632, 211 ve 926 sayılı Kânunlar ile tahrih edildiği üzere temelinde “kıdem” ve “disiplin” olan askerlik san’atına esasdan aykırıdır.

 

   28. İlgi (n)’de mezbûr 334 sayılı Kânun, 1961 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’dır. İşbu Anayasa’nın “b. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlığı altında yer alan Madde 65, şu ahkâmı âmirdir;

       a. (1) Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı Devletlerle ve milletlerarası kurullarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir Kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

       b. (4) Türk Kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında 1’nci fıkra hükmü uygulanır.

       c. (5) Usûlüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar Kanun hükmündedir.

       ç. (6) Bunlar hakkında 149 ncu ve 151 nci maddeler gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

 

   29. İlgi (o)’da mezbûr 2709 sayılı Kânun, 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’dır. İşbu Anayasa’nın “D. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlığı altında yer alan Madde 90, şu ahkâmı âmirdir;

    a. (1) Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir Kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

       b. (4) Türk Kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında 1’nci fıkra hükmü uygulanır.

       c. (5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar Kanun hükmündedir.

      ç. (6) Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.)

    d. (7) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla Kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

 

   30. İlgi (e)’de mezkûr 2116 sayılı STANAG’da mevcut “Türk astsubay sınıfının rütbe isimleri konusunda” benim ortaya çıkardığım neticeler şunlardır;

       a. Türk Ordusunda “astsubay” sınıfı ilgi (b)’de mezkûr 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile teşkil edilmiş olup astsubay” sınıfı işbu aynı Kânun ile “subay yardımcısı” olarak tavzif edilmiş,

         b. İlgi (c ve ç) Kânunlar ile tesbit edilen “astsubay” sınıfının “7 adet” rütbesinin son durumu şöyledir;

 

      Astsubay Astçavuş

      Astsubay Çavuş

      Astsubay Kıdemli Çavuş

      Astsubay Üstçavuş

      Astsubay Kıdemli Üstçavuş

      Astsubay Başçavuş

      Astsubay Kıdemli Başçavuş

 

 

       c. NATO üyesi devletlerin ordularındaki asker sınıflarını ve rütbelerini belli koşullarda denkleşdiren İlgi (e)’de mezkûr 2116 sayılı STANAG’da; Türk astsubay sınıfının “sâdece en kıdemli son 4 rütbe isimleri” yer almakda,

 

       ç. Ve fakat; Türk astsubay sınfıının “ilk üç rütbe isimleri” 2116 sayılı işbu STANAG’da yer almamakdadır.

     d. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin NATO’ya  bildirdiği böylesi yarım yamalak bir rütbe beyanı ise NATO üyesi başka hiçbir devletde söz konusu değildir.

 

   31. NATO’ya beyan etdiği “asker sınıfları” kapsamında işbu dilekcemin ilk 30 maddesinde verdiğim

   bilgi ve beyân etdiğim NATO ve Millî mevzuât muvacehesinde,

   Dilekce sahibi ben Şükrü IRBIK’ın ortaya çıkardığım neticeler  de şunlardır;

 

     a. NATO üyesi devletler;

- İlgi (e)’de mezkûr NATO STANAG 2116 isimli Anlaşma’nın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) bölümünde kendi ordularında müstahdem “er” sınıfı askerleri NATO’ya beyan etmiş.

 

     b. Ve fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti,

- İlgi (e)’de mezkûr NATO STANAG 2116 isimli Anlaşma’nın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) bölümünde;

5802 sayılı Astsubay Kânuna tâbi ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği “Türk astsubayları”, İlgi (ö, p ve r)’de mezbûr Kânunlara tâbi olan “uzman çavuşlar/onbaşılar” ve “erbaş ve erler” ile birlikde işbu Anlaşmanın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) sınıfına dâhil etmiş.

   

   c. Türk Ordusunda “astsubay sınıfı”, “uzman çavuş sınıfı” ve “erbaş/er sınıfı” olmak üzere her biri kendi özel Kânunlarına tâbi olarak teşkil edilen ve birbirinden tamamen farklı olan bu üç asker sınıfını; STANAG 2116 isimli NATO Anlaşması’nın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) bölümünde, toptancı bir zihniyet ile tek kalemde beyan eden Türkiye Cumhuriyetinden başka NATO üyesi başka hiçbir devlet yokdur.

 

 

  *  *  *  

 

   TESBİTLER:

 

   NATO’ya beyan etdiği “asker sınıfları” kapsamında işbu dilekcemin ilk 31 maddesinde verdiğim bilgi

   Ve dahi

   Beyân etdiğim NATO ve Millî mevzuât muvacehesinde,

   İşbu dilekce sahibi ben Şükrü IRBIK’ın ortaya çıkardığım tesbitlerim şunlardır;

 

   1. 211 ve 926 sayılı Kânunlar ile tesbit edilen “subay” sınıfının türkce rütbe isimlerini ingilizceye tercüme etdiğimizde;

      - Türk Ordusundaki “subay” sınıfının muâdili olarak NATO üyesi devletlerin ordularındaki muâdili olarak “subay” sınıfına tekâbül etdiğini görüyoruz.

     Ve fakat

  • 5802, 211 ve 926 sayılı Kânunlar ile teşkil, tasnif ve tefrik edilen “astsubay” sınıfının türkce rütbe isimlerini ingilizceye tercüme etdiğimizde ise; Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfının STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasına göre muâdili olarak ingilizce konuşan NATO üyesi devletlerin ordularındaki muâdili olarak “er” sınıfına tekâbül etdiğini görüyoruz.

   

   Bu çapraz mukâyese neticesinde ise ortaya şu rezâlet durum çıkıyor;

      a. Türk Ordusu “subay” sınıfının, NATO üyesi devlet ordularındaki “muâdili subay sınıfı” ile eşitlendiğini

         Ve fakat

    b. Türk Ordusu “astsubay sınıfının” ise yabancı devletlerin ordularında muâdili asker sınıfı mevcut olmadığından dolayı NATO üyesi devlet ordularında “er sınıfı” ile eşitlendiğini görüyoruz.

      c. Türk Ordusunda “astsubay” olarak tesmiye edilen asker sınıfının, NATO üyesi devlet ordularında “muâdili” asker sınıfı mevcut değildir,

    ç. Bu cümlenin devamı olmak üzere; NATO’da “muâdili” olmayan Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfını, NATO’ya “er” sınıfı olarak beyan etmek uluslararası mütekâbiliyet ilkesine temelden aykırıdır.

      d. Kurs, eğitim, tatbikat, toplantı ve NATO görevinde Türk astsubayları; NATO üyesi ülke ordularının “erleri” ile eşitleniyor. 5802 sayılı Astsubay Kânununun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk astsubayları; yurtdışı müşterek görevlerde “er” kadrolarında ve NATO üyesi devlet orduları “erlerinin” emrinde çalışdırılıyor. Askerlik sanatının asla kabul ve izah edemeyeceği bu rezâlet durum sâdece Türk Ordusunda mevcutdur. Bu rezâlet durum, Türk Ordusunun; Kânunsuz olarak NATO’nun emrinde ilk kez görev yapdığı Kore Harbinden buyana böyledir. Türk Devletinin NATO emrinde Kore’ye ilk asker gönderdiği 1949 senesinde Türk Ordusu; “subay”, “gedikli erbaş” ve “er” sınıfları ile görev yapdı. Bunlardan “gedikli erbaş” sınıfı, 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Temmuz 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edildi. Kurulduğu 1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda ise hep iki sınıf asker mevcutdur; “subay” ve “er”. Kore Harbi esnasında Türk Ordusunun subayları; muâdili olan Amerikan subayları ile görev yapdı. Fakat Türk “gedikli erbaşları” ise muâdili olan Amerikan “erleri” ile görev yapdı. 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Türk Ordusundaki “gedikli erbaş” sınıfı; Temmuz 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edildi. Türk Ordusunda 1951 senesinde ihdâs edilen ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edilen “astsubay” sınıfı Temmuz 1951 senesinden itibaren Amerikan “er” sınıfı ile eşitlendi. “Astsubay” olarak tesmiye ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edilen asker sınıfı; 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile ihdâs edildiği 1951 senesinden beri yurtdışı müşterek görevlerde ve NATO görevlerinde; NATO üyesi devlet ordularının “er sınıfı” ile eşitlenmekde, “er kadrolarında” çalışdırılmakda ve yabancı “erlerin” emrinde görev yapdırılmakdadır.

 

   2. İlgi (a-t)’de mezbûr 24 adet NATO/Millî Kânun, Yönetmelik ve Andlaşmalarda yapdığım tafsilâtlı tetkik neticesinde, işbu dilekcenin sahibi ben Şükrü IRBIK’ın tesbit etdiğim en çarpıcı neticeler ise şunlardır;

 

 

     a. Millî Kânunlarımızın “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği “Türk astsubayları”;

Sınıf eşitlemesi konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Amerikan Ordusu “erleri” ile denkleşdirmiş.

     

     b. Amerikan Devleti; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “astsubay” dediği askerine, Amerikalı “er” muamelesi yapıyor.

   

     c. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise; Amerikan Devletinin “er” dediği askerine Türk “astsubay” muamelesi yapıyor. Bunun en çarpıcı son iki örneği ise şunlardır;

          c.1- 2007 senesinde neşretiği İlgi (l)’de mezkûr İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün sûreti aşağıda görülen (C-1) sayfasında Genelkurmay Başkanlığı; Amerikan ve İngiliz Ordularında “astsubay” isimli asker sınıfının mevcut olduğu “yalanını” söylemekdedir.

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfının mevcut olduğunu isbatlaması için 03 Aralık 2019 târihinde gönderdiğim 1902824306 sayılı İlgi (s) dilekceme; Millî Savunma Bakanlığının iki kere emretmesine rağmen Genelkurmay Başkanlığı cevap vermemekde ısrar etmekdedir.

       c.2- 22 Eylül 2019 târih ve 1902194475 sayı ile 13 Nisan 2020 târih ve 2001481251 CİMER dilekcelerim ile iki defa gündem etdiğim; 03 Nisan 2013 Çarşamba günü Anıtkabir’i ziyareti esnasında, USEUCOM “Kıdemli Eri”  ABD Deniz Kuvvetleri’nden Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’a Genelkurmay Başkanlığının Anıtkabir’de tertip etdiği  “II Numaralı tören”’dir.

 Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

        Ön sırada ABD Deniz Kuvvetleri’nden  Er Kıdemli Başçavuş  Roy M. MADDOCKS Jr.,

        Arkasında ise Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı, Kara ve Deniz Kuvvetleri Kuvvet Astsubayları ile

        Jandarma Genel Komutanlığı Kıdemli Astsubayı…

 

        Karargâhda, kışlada ve gemide;

        Türk Er'in sıçdığı helâya sıçmaya tenezzül etmeyen bu kıdemli astsubay güruhu

        Anıtkabir Aslanlı Yol’da hiç utanmadan  Amerikalı Er’in arkasında seyirtiyor gerzekler!..

 

                                                                                                     ESKİ TÜFEK - 2020  

 

 

   ABD Deniz Kuvvetleri’nden  Er Kıdemli Başçavuş  Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

   Görevli olduğu USEUCOM’a servis etdiği bu haberi Genelkurmay Başkanlığı, Türk kamuoyundan saklamışdır.

   Amerikalı er” için 2013 senesinde Anıtkabir'de tertip etdiği bu rezil tören hakkında gönderdiğim dilekcelerime Genelkurmay Başkanlığı inatla cevap vermiyor.

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

        ABD Deniz Kuvvetleri’nden  Er Kıdemli Başçavuş  Roy M. MADDOCKS Jr.,

        Ve

        Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kuvvet Astsubayları ile

        Jandarma Genel Komutanlığı ve Sâhil Güvenlik Komutanlığı Kıdemli Astsubayları,

        03 Nisan 2013 Çarşamba günü Genelkurmay Başkanlığı Kararğâhında

        Aynı masanın etrafında hemhâl olmuşlar!..

 

        Karargâhda, kışlada ve gemide;

        Türk Er ile aynı masada oturmaya tenezzül etmeyen bu kıdemli astsubay güruhu

        Oturmuşlar diz dize; Amerikalı Er’e yalakalık ediyor dangalaklar!..

 

 

***  Yalakalık: Kendisine saygısını kaybetmiş insanların; şahsî menfaatleri uğruna başkalarına gereksiz yere saygı gösdermesi ya da hak etdiğinden fazla iltifât etmesidir.

 

                                                                                                     ESKİ TÜFEK - 2020  

 


   

   3. İlgi (ç)’de mezbûr 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kânunu’nun;

       

       a.  “I – Tarifler” başlığı altında yer alan Madde 10’da “üst” ve “ast” kavramı şu şekilde târif edilir:

             - Üst tabiri, rütbe veya kıdem büyüklüğünü gösterir.

             - Ast, üstün rütbece veya kıdemce aşağısında bulunan kimsedir.

       

       b. Aynı Kânunun “II – Disiplin” başlığı altında yer alan Madde 13’de “disiplin” şu şekilde târif edilir:

             -  Kânunlara, nizâmlara ve âmirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir.

             -  Askerliğin temeli disiplindir.

 

  • Kânunların “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfını; NATO üyesi devletlerin ordularında “er sınıfı” ile dekleşdiren ve “er” muamelesi yapdıran Genelkurmay Başkanları;

 

  • Ast’ı olan “astsubayların” hukukuna riâyet etmediler

       Ve

  • Türk Ordusunda askerliğin temeli olan disiplini bozdular.

 

   4. İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı  Kânuna müsteniden Millî Savunma Bakanlığının 1961 senesinde meriyyete koyduğu İlgi (ş)’de mezbûr TSK İç Hizmet Yönetmeliği; “3 - Amirin vazifeleri” başlığı altında yer alan Madde 13’de Ȃmirin birinci vazifesini şöyle tahvzih eder;

 

   “(…) Amir de maiyetinin şeref ve haysiyetlerini, sağlığını ve özlük haklarını gözetmeğe mecburdur.

 

  • Kânunların “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay sınıfını”; NATO üyesi devletlerin ordularında “er sınıfı” ile dekleşdiren, “er muamelesi” yapdıran ve “er kadrolarında” çalışdıran Genelkurmay Başkanları; astları olan “astsubayların” şeref ve haysiyetlerini gözetmediler.

 

   5. İlgi (ç)’de mezbûr 211 sayılı aynı Kânunun 37’nci maddesi mucibince her asker;

     “Her zaman ve her yerde kanunlara ve nizamlara itaat edeceğine namusu üzerine and içer"

  • Kânunların “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfını; NATO üyesi devletlerin ordularında “er sınıfı” ile dekleşdiren
  • Er muamelesi” yapdıran ve “er kadrolarında” çalışdıran Genelkurmay Başkanları, subay nasbedildikleri gün namusları üzerine içdikleri andı ihlâl ve inkâr etdiler.

 

  *  *  *  

 

     SONUÇ:

 

   1. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin;

       a. 1952 senesinde imzâladığı 5886 sayılı Kânuna merbut olarak kabul etdiği Cenevre Sözleşmeleri

          Ve dahi

       b. 6020 sayılı Kânun ile 1953 senesinde kabul etdiği NATO Andlaşmasına istinaden 1964 senesinde onayladığı İlgi (e)’de mezkûr NATO STANAG 2116 isimli Anlaşma’ya göre NATO’da şu “iki sınıf asker” mevcut ve müstahdemdir;

 

  • Officer personnel; subay personel
  • Non-officer personnel; subay olmayan personel

 

   2. Yukarıda görülen bu hükümlerden ortaya çıkan istidlâl muvacehesinde şu biricik suâli sormalıyız;

      - İlgi (b)’de mezkûr 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfı;

STANAG 2116 isimli NATO Anlaşması’nda tasnif edilen “iki asker sınıfından” hangisine tâbidir?

 

  • Officer personnel; subay personel sınıfına mı?
  • Non-officer personnel; subay olmayan personel sınıfına mı?

 

   3. Deniz Kuvvetleri ve Sâhil Güvelik Komutanlığında 30 sene bilfiil hizmet etdikden sonra

2011 senesinde kendi isdeği emekli olmuş emekli bir astsubay olarak işbu dilekcenin sahibi ben Şükrü IRBIK’ın

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından talebim şunlardır;

 

       a. 5802 sayılı Kânun ile 1951 senesinde teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay sınıfı”;

        “İki sınıf asker” ile teşkil edilen NATO’nun askerî teşkilâtına uygun olmayan bir asker sınıfıdır.

 

       b. 5802 sayılı Kânun ile 1951 senesinde teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay sınıfına”; uluslararası kurs, eğitim toplantı vs. ortak askerî çalışmalarda ve NATO görevlerinde türk astsubaylarına STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasının meriyyete konulduğu 1964 senesinde “er muamelesi” yapılmaktadır.

 

     c. 926 sayılı Kânuna müsteniden Millî Savunma Bakanlığının meriyyete koyduğu İlgi (t)’de mezkûr Astsubay Sicil Yönetmeliği Madde 17 mucibince;

   “Yurt içi veya yurt dışı kıt’a, karargâh ve kurumlarda görevli yabancı Silâhlı Kuvvetlere mensup subay veya astsubaylar, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup astsubayların sicil üstü olamaz.” Bu hakikâte rağmen Türk astsubaylarına;

           c.1- NATO üyesi devletlerin ordularının “erlerinin” emrinde görev yapdırılmakta

          c.2- Sicil bağı olan “yabancı orduların erleri”, Türk astsubaylarına sicil vermekdedirler. İşbu dilekcenin sahibi 1982-2085 sicili emekli astsubay ben Şükrü IRBIK’a da 1992-1994 senelerinde NATO daimî görevim esnasında NATO üyesi devletin erleri sicil (IER: International Evaluation Report) verdi.

 

       ç. Türk Ordusunun astsubaylarına “er muamelesi” yapılması;

          ç.1- Uluslararası diplomatik bir rezâletdir,

          ç.2- Uluslararası karşılılık (mütekâbiliyet) ilkesine esâsdan aykırıdır,

       

       d. Türkiye Büyük Millet Meclisinin meriyyete koyduğu;

           d.1- 5802, 211 ve 926 sayılı Kânunlara,

           d.2- 5886 ve 6020 sayılı Kânunlara,

           d.3- Ve bu Kânunlar ile T.C. Devletinin bağlı olduğu 1949 Cenevre Sözleşmelerine,

           d.4- 1964 NATO STANAG 2116’ya,

            d.5- 1961 Anayasası’nın 65’inci maddesine,

            d.6- 1982 Anayasası’nın da  90’ıncı maddesine temelden aykırıdır.

 

    İşbu dilekcemin konusu hakkında ilgili makâma sözlü olarak da izahât vermek isderim. 

 

 

 

  *  *  *  

 

    

      TALEP:

 

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli astsubay ben Şükrü IRBIK’ın,

   İşbu dilekcem ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından talebim şudur;

  • Türk Ordusunda bugün mevcut ve müstahdem olan “astsubay sınıfı” 5802 sayılı Kânun ile 1951 senesinde “subaya yardımcı olması için” teşkil edildi. “Subay sınıfına yardımcı olması için” Kânun ile teşkil edilmiş bir asker sınıfı, dünyânın hiçbir ordusunda bugün dahi mevcut değildir. Bugün çağdaş devletlerin ordularını sâdece “muvazzaf subay sınıfı” sevk ve idare etmekdedir.
  • Fakat ordumuzu idare etmeye yardımcı olması için “muvazzav astsubay” isimli asker sınıfı sâdece Türk Ordusunda mevcutdur. Türk subayları ordumuzu idare etmekden âciz, kâlibiyetsiz ve eğitimsiz değildir. Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da ordumuz, “muvazzaf astsubay” sınıfına muhtaç değildir.
  • 5802 sayılı Kânun ile teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği,
  • “İki sınıf asker” ile müteşekkil NATO’nun askerî teşkilâtına uygun olmayan
  • Ve işbu dilekcenin sahibi emekli astsubay ben Şükrü IRBIK’ın da mağduru olduğu Türk Ordusundaki “astsubay sınıfının” mevcut gayri hukûkî durumunu;

 

       a. İşbu dilekcemin İlgi (a-t)’sinde beyan etdiğim 24 adet NATO/Millî mevzuât ve Andlaşmalar muvacehesinde tetkik etmesini

           Ve dahi

       b. “İki sınıf asker” ile müteşekkil NATO’nun askerî teşkilâtına uygun hukûkî düzenleme yapmasını,

     Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından saygılarım ile arz eylerim.03.11.2020.

 

                                                                                                                                           (İmzâ)

                                                                                                                                      Şükrü IRBIK

 

 

 ***   Yukarıda okuduğunuz 03 Kasım 2020 târih ve iki bölümlü bu dilekcemin;

                       Birinci bölümü 2004860089 sayı ile

                       İkinci ve son bölümü de 2004870123 sayı ile

                       Şükrü IRBIK'ın e-devlet CİMER’deki hesabında kayıtlıdır.

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  

 

    Bugüne kadar yazdığım 21 makâlenin en kısa Asubay Tefrikası olan bu on birinci bölümü,

   Bugün burada târihin eskimez unutmaz hafızasına emânet etdim.

 

   Konusu itibarı ile Cumhuriyet târihimizde bir astsubayın devlete verdiği “ilk dilekce" olan

   Ve dahi

   Devletin arşivinde ebediyyen duracak Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemin özü şudur.

   

   T.C. Devletinin imzaladığı ve Türk Anayasasının bile üstünde olan uluslararası andlaşmalara göre;

   Türk Ordusunda mevcut ve müesses olan “astsubay” isimli asker sınıfı “gayri meşrudur!”

   Ve dahi

   “Astsubay” isimli asker sınıfının Türk Ordusundaki hukukî durumu konusunda ben Şükrü IRBIK,

   Genelkurmay Başkanlarının bugüne kadar söylediği yalanların doğrudan mağduruyum!

   

   Bu mağduriyetime sebep olan Millî Savunma Bakanlığını dâva etmek hakkım da mahfuzdur!..

 

  *  *  *  

 

   2020 senesi Karakış ayının şu yirmi yedinci gününde yayınladığım

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemiz ile Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK;

   Mensubu olduğum “astsubay” mesleğine borçlu olduğum maddî, manevî ve fikrî diyetimi ödedim.

   

   Hokkada mürekkeb, elde kâğıt, sabırda vakit, serde fikir, dilde söz bitdi...

 

      Şu anda okuduğunuz Asubay Tefrikası – 11 isimli bu bölüm;

      Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli asubay Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK‘ın

      2017 senesinden beri  son 4 senede yayınladığı

      10 bölüm ve 10 kısımdan mürekkep olan Asubay Tefrikasının şâhikasıdır, özüdür.

 

      Şu vakitden sonra sizlere yazacaklarım da

      ATATÜRK’ün deyişi ile ancak “teferrruât” olacak!.. 

 


   
Beyaz subayların yapdığı

   Ve dahi

   Ben Şükrü IRBIK’ın bugüne kadar Asubay Tefrikası’nda ortaya çıkardığı

   Bu haksızlıklara, nâmussuzluklara, kânunsuzluklara sâhip çıkmak da

   Siz “astsubay” meslekdaşlarımın meselesi oluyor!..

 

  *  *  *  

 

 

     Ya uyduruk “astsubay” sınıfı lağvedilecek!

     

     Ya da astsubaylar Türk Ordusunun köle askerleri olmaya devam edecek!

 

                                                                                         ESKİ TÜFEK - 2020  

 

 

 

  *  *  *  

 

          Son Söz!

 

   Genelkurmay Başkanlığının NATO görevimde bana “er” muamelesi yapması sâdece ben astsubay Şükrü IRBIK’ın meselesi değildir.

   

   Türk Ordusundaki “astsubay” isimli asker sınıfının NATO nezdinde “gayri meşru” olması bütün astsubayların müşterek meselesidir.

   

   Bugüne kadar yapdığım çalışmalarım ile;

   Türk Ordusundaki “astsubay” isimli uyduruk asker sınıfının NATO nezdinde “gayri meşru” olduğunu dâva konusu yapacak olgunluğa getirdim.  Mensubu olduğumuz “astsubay” sınıfının NATO nezdinde “gayri meşru” olduğunu mahkemede isbatlamak için elimizde her türlü delil vardır.

 

   Bu cümleden olmak üzere;

 

  • Türkiyenin sidik yarışdırdığı hiçbir devletin ordusunda mevcut olmayan,

        Ve

  • 1960 senesinden bugüne kadar yapdığı nâmussuzluklar ve Kânunsuzluklar ile 27 Mayıs'ın karanlık suratlı darbeci subaylarının kuşa çevirdikleri

        Ve dahi

  • Türk insanının fıtratına uymayan ve şerefini yok sayan uyduruk “ astsubay sınıfı lağvedilmelidir.

    

    Şu aşamadan sonra yapılacak iş ise;

   Müşterek bir çalışma ile “astsubay” sınıfının bu “gayri meşru” durumunu  astsubaylar olarak mahkemeye götürmekdir.

 

 

  

  *  *  *  

 

 

 

                         Vaktidir, ya şimdi konuş!     

 

 

                                                                               Ya da ölesiye kadar sus!              

 

                                                                                          Eski Tüfek - 2020   

 

 

 

  *  *  *  

 

   Kıymetli vatandaşlarım,

   Muhterem astsubay meslekdaşlarım;

   Yukarıda sizlerin de okuduğunuz

   Türk Ordusundaki “Astsubay” sınıfının NATO’daki denkliği hakkındaki “şikâyet” dilekcemi,

   İcraraâtın başı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a 03 Kasım 2020 Salı günü gönderdim.

   Hemen ertesi gün de CİMER bu dilekcemi; işlem yapması için Millî Savunma Bakanlığına gönderdi.

   

   Bu dilekceme Millî Savunma Bakanlığının vereceği cevapları da

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemizin bu kısımlarında

   Sizlere, bütün dünyâya ve Türk kamuoyuna ilan edeceğim, evvelallah…

Bröve isimli 07d11 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                              Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız                                   

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK   Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK   Asubay Tefrikası _10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

 

 

 

 

 

 

                Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

  

 

   Bir “siyâsî” parti kurdular 2001 senesinde; Kısaltılmış adı AK Parti,

   Parti isiminin başındaki "A" harfi de “Adalet” kelimesini simgeliyor idi.

 

   Bu partiyi kuran siyâsîler, “adaleti tesis etmek” için “yola çıkdıklarını” söylediler.

   

    Gene aynı siyâsîler, vatandaşın gözlerinin içine bakarak şöyle dediler;

 

   "Millete “efendi” değil, “hizmetkâr” olmaya geliyoruz."

 

   Sonra

   Rey isdemek için de milletin önüne “3Y” ile çıkdılar.

 

   Dediler ki;

 

   Ey vatandaş! Sen, AK Parti’ye rey ver!

 

   AK Parti  de “3Y”’yi ortadan kaldırsın!

 

   Ne idi “3Y”?

 

 

  • Yoksulluk,

 

  • Yolsuzluk,

 

  • Yasaklar.

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Vatandaş, bu vaadlere inanmış olmalı ki

   03 Kasım 2002 Pazar günü yapılan milletvekili seçiminde,

   Evvelâ AK Parti’yi ikdidâra taşıdı…

 

   Reylerin çoğunu alamasa da

   12 Eylül'ün darbeci subayı zottirik Kenan EVREN’in

   1983 senesinde tezgâha sürdüğü Milletvekili Seçimi Kânunu ile

   AK Parti, vekillerin çoğunu ele geçirdi.

 

   Sonra da vatandaş;

   AK Partinin “yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları” ortadan kaldırmasını bekledi…

 

   Sene, 2019…

   AK Parti, ikdidâr olalı tam 17 sene deverân ve güzerân eyledi.

 

   AK Parti;

 

  •    Ne "adaleti" tesis etdi…

 

  •    Ne ne “3Y”yi ortadan kaldırdı…

 

   Nasıl mı?

   İşde, şöyle…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Târihde dilekce hakkını ilk kazanan millet, İngilizlerdir.

   Büyük Ferman (Magna Carta) ile Kral John’a rağmen kazandıkları hak ile

    İngiliz milleti, 1215 senesinden beri dilekce hakkını kullanıyor.

 

   Biz Türk milleti ise dilekce hakkını,

   İngiliz milletinden tam 661 sene sonra

   İlk Ana Kânunumuz olan Kânun-i Esâsi ile 1876 senesinde ancak kazanabildik!

 

   Zottirik Kenan’ın tezgahladığı 1982 Anayasası ile bugün de

   Her vatandaş, hakkını aramak için devlete dilekce vermek hakkını hâizdir.

   Gene aynı Anayasa’nın 74’üncü maddesinin emrine göre

   Devlet de vatandaşın dilekçesine “gecikmeksizin” cevap vermek ile mükellef.

   

   Fakat

   Mevcut tatbikâta bakdığımda işlerin böyle olmadığını görüyorum.

   Nasıl mı?

 

   AK Parti Hükûmeti ikdidâr olduğunun ertesi senesinde bir kânun meriyyete koydu.

   İsimi, Bilgi Edinme Kânunu.

 

 

      Bu kânunun dördüncü maddesi, vatandaşa şu hakkı verir;

 

     “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.”

 

 

 

 

     Aynı kânunun beşinci maddesi de bu kez devlete şu emri verir;

 

Madde 5- Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan  istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.

 

 

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Emekli olduğum 2011 senesinden bu yana emekli asubay ben ŞÜKRÜ IRBIK da

   Bilgi Edinme Kânunu kapsamında devlete dilekceler gönderiyorum.

   Bugüne kadar BİMER ve CİMER’e gönderdiğim dilekcelerimin sayısı 1.500’den fazladır.

 

   Gönderdiğim bu dilekcelerim;

  • Askerlik târihi

       Ve özellikle de

  • Astsubay” olarak tesmiye edilen "köle" ve "uyduruk" asker sınıfı hakkındadır.

 

 

   Bu dilekcelerimi ben Şükrü IRBIK,astsubay” dedikleri köle askerlere yapılan;

 

  • Haksızlık,

 

  • Kânunsuzluk ve

 

  • Nâmussuzlukları ortaya çıkartmak için gönderdim.

 

 

   Gönderdiğim dilekcelerimden de bugüne kadar çok iyi neticeler aldım.

   Aldığım bu neticelerin ancak çok az bir mikdarını emekliassubaylar.org’daki

   Eski Tüfek isimli köşemde kamuoyuna ve târihin şaşmaz hâfızasına teslim etdim.

 

 

   Fakat

   İçinde yaşadığımız 2019 senesinin Ağustos ayından beri tuhaf bir şeyler oldu!

   e-devlet vasıtası ile gönderdiğim dilekcelerime, CİMER işlem yapmamaya başladı.

   Sebebini öğrenmek için gene e-devlet vasıtası ile

   Aşağıda gördüğünüz 1902715748 sayılı şu dilekcemi CİMER'e gönderdim.

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI MAKȂMINA

                                                Beştepe / ANKARA

 

 

                                                                        20 Kasım 2019

   KONU: CİMER’de İşlem Yapılmadan Bekletilen Dilekcelerim Hakkında.

   İLGİ: (a) CİMER’de İşlem yapılmayı bekleyen 14 adet dilekcem.

   (b) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnu.

 

   1. 30 Ağustos 2019 târihinden başlamak üzere müteaddit zamanlarda e-devlet vasıtası ile CİMER’e gönderdiğim bugün itibârı ile 14 adet dilekcem, hiçbir gerekce gösderilmeden CİMER’de bekletilmekdedir.

 

    2. Bu durumu bildirmek üzere, 08 Kasım 2019 Cuma günü öğleden sonra CİMER’e bizzat gitdim. İsminin Filiz olduğunu söyleyen hanımefendi ile görüşdüm. Durumu Filiz hanıma anlatdım ve CİMER’de bekleyen dilekcelerime işlem yapılmasını talep etdim. Filiz hanım, bir dilekce yazıp bana verin dedi. Ben de yazdım ve dilekcemi kendisine teslim etdim.

 

    3. Cumhurbaşkanlığı makamına hitaben CİMER’de yazdığım işbu dilekcemde; CİMER’de bekleyen dilekcelerime işlem yapılmamasının sebebinin tarafıma izah edilmesini talep etdim.

 

   4. 08 Kasım 2019 Cuma günü öğleden sonra CİMER görevlisi Filiz hanıma elden teslim etdiğim işbu yazılı dilekceme, 12 gün geçmesine rağmen henüz bir cevap alamadım.

 

   5. Cumhurbaşkanlığı makamından taleplerim şunlardır;

   a. 30 Ağustos 2019 târihinden başlamak üzere müteaddit zamanlarda e-devlet vasıtası ile CİMER’e gönderdiğim İlgi (a)’da mezkûr 14 adet dilekceme CİMER’in İlgi (b) kânuna istinaden işlem yapmasını,

 

   b. 08 Kasım 2019 Cuma günü öğleden sonra CİMER görevlisi Filiz hanıma elden teslim etdiğim aynı konulu yazılı dilekceme cevap vermesini,

 

  Saygılarımla arz eylerim. 1902715748.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   20 Kasım 2019 Çarşamba günü gönderdiğim bu dilekceme de CİMER cevâp vermedi.

   Bunun üzerine bizzat “Külliye'ye” gitdim. Ve CİMER’deki ilgili memur ile görüşdüm. Dilekcelerime niye işlem    yapmıyorsunuz şeklindeki suâlime Filiz isimli bayan memur, cevap veremedi. Kendisi bana, durumu anlatan bir dilekce yazıp vermemi tavsiye etdi. Hemen orada, cumhurbaşkanlığı makâmına hitâben bir dilekce yazdım ve Filiz hanıma teslim etdim. Bu dilekcem ile; dilekcelerime CİMER’in işlem yapmamasının sebebinin tarafıma izah edilmesini talep etdim.

   Fakat CİMER, bu dilekceme de cevâp vermedi…

   Bu yazımı neşretdiğim 13 Aralık 2019 Cuma günü itibârı ile

   Aşağıdaki ekran görüntülerinde sizlerin de gördüğünüz üzere

   CİMER’in işlem yapmadan bekletdiği dilekcemin sayısı 18’dir.

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

  *  *  *  *  *  

 

   İşde, muhterem asubay meslekdaşlarım ve kıymetli okuyanlar;

 

   BİMER/CİMER’e gönderdiğim dilekçelerimden bâzılarının konuları şunlar; 

 

   

   1. Düzenli ilk Türk Ordusunu M.Ö. 209 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   2. Deniz Astsubay Okulunu’nun kuruluşunu 17 Kasım’da kutluyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   3. Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulunu’nun ingilizce ismini Yüksek Öğretim Kânununa aykırı olarak yazıyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   4. Deniz Harp Okulunu 18 Kasım 1773 târihinde kurduk diyorlar, üç yalan birden söylüyorlar,

 

   5. Deniz Lisesini 18 Kasım 1773 târihinde kurduk diyorlar, üç yalan birden söylüyorlar,

 

   6. Deniz Astsubay Okulunu 17 Kasım’da kurduk diyorlar, iki yalan birden söylüyorlar,

 

   7. İstanbul Teknik Üniversitesini 1773 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   8. Kara Harp Okulunu 1834 senesinde ferman ile kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   9. Kara Harp Okulu ilk mezunlarını 1841 senesinde verdi diyorlar, gene yalan söylüyorlar,

 

   10.  Târihcesindeki bilgide Deniz Kuvvetleri Komutanlığı; Subay (zâbit) sınıfına dâhil olan “Deniz Gedikli” sınıfının uyduruk bir asker sınıfı olan “Deniz Astsubay” sınıfı olduğu yalanını söylüyor.

 

   11. Kara Havacılık Komutanlığını 1911 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar! Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit DÜNDAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   12. Jandarma Teşkilâtı’nı 14 Haziran 1839 târihinde teşkil etdik diyorlar, götlerinden uyduruyorlar,

 

   13.  Resmî örütbağ sayfasındaki târihcesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı; “Deniz Astsubay” sınıfının “Deniz Gediklisi” isimi ile 03 Nisan 1890 târihinde kurulduğu yalanını söylüyor. Bu yalanı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı; "müstakil bir zâbit sınıfı" olarak teşkil edilen “Donanma gedikli zâbit” sınıfını inkâr ediyor hem de “Donanma gedikli zâbit” sınıfının târihini “muvazzaf deniz astsubay” sınıfının sırtına yüklüyor.

   14. Hava Kuvvetleri Komutanlığını 1911 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   15. Bu yalan tutmayınca bu kez de  Hava Kuvvetleri Komutanlığını 1944 senesinde kurduk diyorlar, gene yalan söylüyorlar! Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   16. Deniz Kuvvetleri Komutanlığını "15 Ağustos 1949 günü" kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   17. Hava Harp Okulunu 1951 senesinde “kurduk” diyorlar, yalan söylüyorlar! Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   18. Hacettepe Üniversitesinde hâlen "doktora" talebesi olan yarbay rütbesinde hava öğretmen Deniz KURT isimli bir subay var ki; Hava Harp Okulu 1911 senesindekuruldu” demekden hiç utanmıyor! Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   19. Yazdığı uyduruk okul târihcesinde Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Komutanı; Astsubaylar “orta kademe yöneticidir” diyor, yalan söylüyor.

 

   20. İngilizce “ noncommissioned officer ” teriminin türkcesi “ astsubay”dır diyorlar, yalan söylüyorlar, 

 

   21. Amerikan Ordusunda “ astsubay” denilen “ortada sandık” bir asker sınıfı var diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   22. Amerikan Ordusunun “ erlerine” Ankara'da "astsubay” diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   23. Kara Astsubay Okulunu 2003 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   24. Deniz Astsubay Okulunu 2003 senesinde kurduk diyorlar idi! Bu yalanı söyleyenlere yedirdik, evvel Allah.

 

   Fakat

 

   25. Hava Astsubay Okulunu 2003 senesinde kurduk diyen Hava Kuvvetleri Komutanı hâlâ yalan söylüyor!..

 

   26 . Cumhuriyet târihinin en büyük yalanını ise Genelkurmay Başkanları söylüyor! Amerika, İngiltere ve NATO üyesi devletlerin ordularında “subay” ve “er” olmak üzere iki sınıf asker mevcut. İki senelik ön lisans düzeyinde eğitim/öğretim verip;    

   Sanki harp okulu mezunu “muvazzaf subay” imiş gibi “astsubayları cebren ve hile ile muvazzaf yapan 

   Ve dahi 

   “15 mecburî hizmete” cebreden dünyada Türkiye’den başka ordu yok! 

   

   1956 senesinden beri Genelkurmay Başkanları; Amerikan ve İngiliz Orduları ile NATO’da “astsubay” isimli ortada sandık bir asker sınıfının mevcut olduğu yalanını söylüyorlar. İngilizcede “muvazzaf astsubay” tâbiri mevcut bile değil! “Muvazzaf astsubay” tâbirine karşılık olarak Genelkurmay Başkanlarının götlerinden uydurduğu “Noncommissioned officer” ve “Petty officer” tâbirleri de yalan. Bu yalanlar ile Genelkurmay Başkanları; 

   a. Amerikan ve İngiliz “erlerine” Türkiye’de “astsubay” muamelesi yapıyor, 

  b. Kânunun “subay yardımcısı” dediği “Türk astsubayları” da; Amerika, İngiltere ve NATO’da “yabancı erlerin” emrinde çalışdırıyor. NATO devletlerindeki “er” kurslarına “Türk astsubayları” gönderiyorlar. 

    c. Bizim dangalak astsubaylar da; Amerika’da, İngiltere’de ve NATO’da “astsubay” kadrolarında görev yapdıklarını sanıyor gerzekler. 

   Bu yalanları Emekli "Astsubay" Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

   Sizlerin huzûrunda 13 Aralık 2019 Cuma günü burada târihin şâhidliğine teslim ediyorum. 

 

  Eski Tüfek 2019 .

 

 

 

    

 

     Askerlik târihimiz konusunda,

     Subaylarımızın şu güne kadar ortaya sıçdıkları bu yalanları anlatmak için yüz yüze görüşmek üzere

     MSÜ Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU’ya dilekceler yazdım.

 

     Fakat

     Erhan AFYONCU, “vakdim yok” diyerek “astsubay” ben Şükrü IRBIK ile görüşmeye tenezzül etmedi…

 

     İşde,

     MSÜ Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU ile görüşme talebime dair CİMER dilekcem    

  

 

   KONU: MSÜ Rektörü Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU ile Görüşme Talebim Hakkında.
 

    İLGİ: (a) 12 Mart 2018 Pazartesi günü yapdığım telefon görüşmeleri. 
   

     (b) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnu. 
 

     (c) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

     1. MSÜ Rektörlüğü Özel Kalemini 0212 398 01 00 numaralı telefondan 12 Mart 2018 Pazartesi günü saat 10;25’de aradım. Piyâde Albay Turan ile yapdığım İlgi (a) görüşmede; 

       a. Deniz Harp Okulu’nun “kuruluş gün ve ayı” olduğu iddia edilen “18 Kasım” bilgisinin asılsız ve Deniz Harp Okulunun kuruluş târihi ile ilgisinin olmadığını, 

       b. Bu durumu belgeleri ile isbatlamak üzere rektörümüz Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU ile görüşmek isdediğimi kendisine bildirdim.

 

     2. Turan Albay; söze konu talebimi aldığını, durumu sayın rektöre ilk fırsatda arz edeceğini ve bir iki gün içinde tarafıma cevâp verileceğini bildirdi.

 

     3. Aynı gün saat 14:03’de +902123980100 numaralı telefondan şahsıma ait 0 555 606 XX XX numaralı telefonumdan beni arayan ve isminin Selim olduğunu söyleyen bir şahıs, MSÜ Rektörü Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU ile şahsen görüşme konusunda bugün (12 Mart 2018) iletdiğim talebimin; Programının çok yoğun olduğundan dolayı Sayın Rektörün şahsımla görüşmesinin mümkün olmadığını tarafıma bildirdi.

 

     4. Sayın Rektör ile önümüzdeki günlerde ve aylarda görüşmem mümkün müdür? şeklindeki suâlime ise Selim isimli şahıs; önümüzdeki günlerde ve hattâ aylar da dâhil olmak üzere Sayın Rektörün yoğun programı olduğunu ve şahsımla görüşmesinin mümkün olmadığını tarafıma bildirdi.

 

     5. Yukarıda arz etdiğim İlgi (a) telefon görüşmelerim hakkında Millî Savunma Bakanlığımıza benim suâllerim şöyledir; 

       a. Deniz Harp Okulunun târihcesinde “18 Kasım” günü kurulduğunun beyan edilmesi hakkında MSÜ Rektörü ile şahsen görüşme talebimin hiçbir zaman mümkün olmadığını bildiren Selim isimli şahıs, bu konuda tarafıma bilgi vermeye yetkili bir şahıs mıdır? 

       b. Deniz Deniz Harp Okulunun "18 Kasım günü kurulduğu iddiasının" mesnetsiz ve uydurma olduğunu isbatlamak üzere MSÜ Rektörü Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU’nun emekli asubay ben Şükrü IRBIK ile şahsen görüşmesi, Selim isimli şahısın bildirdiği üzere, gerçekden hiçbir zamân mümkün değil midir?

 

     6. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm beşinci maddesinin a ve b fıkralarında tevcih etdiğim iki adet suâlimi,      Millî Savunma Bakanlığımızın İlgi (b ve c) mevzuât muvâcehesinde cevâplamasını saygılarımla arz eylerim.13.03.20181800465548.

 

     Şükrü IRBIK 

     (E) Asb. 

     (SG 1982-2085)

 

 

 

 

 

 Ve bu dilekceme MSÜ’nün verdiği cevap;

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

     

            Cevaplar:

 

      Cevap: MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ (20.03.2018 15:32)

 

    Sayın IRBIK,

 

     Başbakanlık İletişim Merkezi kanalıyla yapmış olduğunuz 1800465548 sayılı başvuru Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü tarafından incelenmiştir.

     Rektörlük Makamı ile yapılan görüşmede MSÜ Rektörü Sayın Erhan AFYONCU ile görüşme talebinizin gerçekleşemeyeceği bilgisinin yetkili şahıslarca tarafınıza iletildiği ve kendilerinin yoğun programı nedeniyle görüşme talebinin gerçekleşmesinin mümkün görülmediği bilgisine ulaşılmıştır.

     Bilgi edinmenizi rica ederiz.

 

 

 

     Elbet bir gün gelecek,

     Vicdanlı, ahlâklı, bilime saygılı, cesur ve tabi ki “vakdi olan” bir hoca, MSÜ’ye rektör olacak!

     İşde o gün,

     Erhan AFYONCU, ben Şükrü IRBIK ile görüşmeye tenezzül etmediğine çok hayıflanacak, haberi olsun!..

 

  Eski Tüfek 2019 .

 

  

  

 

   Bugüne kadar gönderdiğim dilekcelerime cevap verirler ise şâyet

   Subaylarımızın söyledikleri bu yalanlar bir bir ortaya dökülecek,

   Vatandaş da bu yalanlardan kurtulacak, inşallah...

   

   Millî Savunma Bakanları, Genelkurmay Başkanları, Kuvvet Komutanları…

 

   Kurmayından, öğretmeninden, doktorundan doçentine kadar omuzu bol rütbeli anlı şanlı subaylarımıza…

   Üfürükden unvânlı, çok kitaplı, pek kibirli profesörlerimize sesleniyorum!..

 

   Bu söylediklerimin yalan olduğunu iddia ediyor iseniz şâyet!

   Ben Şükrü IRBIK’ı hemen mahkemeye verin!..

   Hele bir verin de! Vicdânlı, nâmuslu hâkimlerin huzuruna çıkalım hep berâber.

   Ve kitapsız yazar, emekli asubay Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

   O çirkef yüzlerinizdeki şirin yalan maskelerini bir bir yırtayım, inşallah!

 

   Haydi!

 

   Ciğeriniz, ilminiz, rütbeniz, unvânınız ve şerefiniz yetiyor ise şâyet, buyurun!

 

   İşde meydan!..

 

 

  *  *  *  *  *   

 

   e-devlet vasıtası ile gönderdiğim dilekcelerime CİMER işlem yapmayınca,

   Ben de bu kez bakanlıklara yazılı dilekce vermeye başladım. 1902823554 sayılı CİMER dilekcem, Millî Savunma Bakanlığına 02 Aralık 2019 Pazartesi günü elden teslim etdiğim dilekcemdir.

   Fakat bakanlıklarda tuhaf birşeyler olmaya başladı.

    Yazılı dilekcelerime yakın zamana kadar cevâp veren ilgili bakanlıklar da artık cevâp vermemeye başladı.

   Cevap vermeyen bakanlıkları şikâyet etmek için gönderdiğim itiraz dilekcelerime,

   İlgili makâm olan Adalet Bakanlığı da işlem yapmıyor…

 

  *  *  *  *  *  

 

    Anlaşılan o ki dilekcelerimde tevcih etdiğim suâllerimden sineklenen birileri var.

   Bunların kim olduklarını şimdilik bilemiyorum.

   Ancak şunu çok iyi biliyorum ki; Devletin yapdığı hiçbir işlem ilelebet sır olarak kalamaz!..

 

   Fakat

   Dilekcelerime cevap vermeyenlerin maksatlarının ne olduğunu gâyet iyi biliyorum;

   Bugün dilekcelerime cevap vermeyen siyâsiler,

   “Astsubay” dedikleri askerleri köleleşdiren kokuşmuş "subay zihniyetinin" hâmiliğini yapıyorlar…

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   Düne kadar gönderdiğim dilekcelerime,

   Genelkurmay Başkanlığı veya Kuvvet Komutanlıkları cevâp vermiyor idi. Dilekce hakkı "yasak" idi.

   

   AK Parti, hükûmet oldu ve “yasakları” kaldıracağını söyledi.

   Bu seneye kadar da dilekcelerime gâyet iyi bir şekilde işlem yapıyor idi.

 

   Fakat bu Ağustos ayından buyana işler, tam da eski duruma döndü!..

   Dilekce hakkı gene "yasak" oldu.

 

   Millete “efendi” değil, “hizmetkâr” olmaya geliyoruz dediler.

   Fakat şimdi görüyorum ki millete “efendilik” yapıyorlar.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Anadolu Ajansı’na 18 Şubat 2019 Pazartesi günü verdiği beyanda

   CİMER Başkanı Prof.Dr. Fahrettin ALTUN şöyle diyor;

 

 

   “ Başvuruları ilgili mercilere sevk ediyoruz! 

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

   

 

   Lâkin Fahrettin Başkan,

   2019 Ağustos ayından bu yana  bizim dilekcelerin üzerine yatıyor!..

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

 

  *  *  *  *  *  

 

  

     Düne kadar memleketde “subay tahakkümü” var idi.

     Çünkü subaylar dilekcelerime cevâp vermiyorlar idi.

 


 

      “Subay tahakkümü” mağduru olduğunu söyleyerek vatandaşdan rey isdeyen “siyâset”,

      Kasım 2002 senesinde hükûmet oldu.

 

      Bugün ise artık görüyorum ki bir “siyâsî tahakküm” ile karşı karşıyayım.

 

      Bu kez de "siyâsetin kendisi" vatandaşa “tahakküm” tatbik etmeye başladı.

      Çünkü bugün de "siyâsiler" dilekcelerime cevâp vermiyorlar.

 

 

 

 

  • MSÜ Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU, “astsubay” olduğum için benim ile görüşmeye tenezzül etmiyor,

 

  • Millî Savunma Bakanı, dilekceme cevap vermiyor,

 

  • Adalet Bakanı, itirâz dilekcelerime işlem yapmıyor,

 

  • CİMER Başkanı Prof.Dr. Fahrettin ALTUN, dilekcelerimi ilgili bakanlıklara havale etmiyor. 

 

  

 

   Ben Eski Tüfek Şükrü IRBIK şunu çok iyi biliyorum ki;

 

         Her şey, inceldiği yerden kopar!

     Fakat zulüm, kalınlaşdığı yerden kopar!

 

      Gönderdiğim dilekcelerime yapdıkları “siyâsî zulüm” iyice kalınlaşdı…

 

 

    Bugün dilekceme cevap vermeyen "siyâsilere" diyorum ki;

 

    Bir zamanlar memlekete zulmeden "darbeci subaylara" bak!

    Ve

    Kendi hâlini gör!..

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

    AK Parti’ye rey veren muhterem "astsubay" meslekdaşlarımdan ricâ ediyorum.

    Herhâlde sizi kırmaz!

 

 

  Ak Parti Genel Başkanı reyise söyleyin de!

  CİMER, üzerine yatdığı şu dilekcelerimi bir zahmet, ilgili "mercilere" sevk etsin!

 

 

 

Bröve isimli 07d11

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Hamiş: 

   Bu makâleyi yazmaya hiç niyetim yok idi. Fakat CİMER dilekcelerime işlem yapmadığı için yazmaya mecbur kaldım.

   Ağustos ayından buyana kânunsuz olarak bekletdiği dilekcelerime CİMER işlem yapar ise şâyet

   Ben Şükrü IRBIK bu makâlemi yayından kaldıracağım.

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6-10

Ağustos 01, 2019

 

 

      Aldatanlar Ülkesinin

     Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar  6-10-

 


 

Astsubaylarda "onur" yok mu ki?..

 

 

  Özgürlük mücâdelesi,

  Ekmek mücâdelesi,

  Hak mücâdelesi,

  Onur mücâdelesi…

 

  İnsan; Kendisinde olmayan şeyler için mücâdele verir, değil mi?..

 

  Fakat

  Kimi “astsubay” meslekdaşımız “onur” mücâdelesi verdiğini söylüyor!..

 

  Meslekdaşlarımızın bu sözüne bakınca da şu suâli sormak icâb ediyor;

 

  Bu “astsubay” meslekdaşlarımızda “onur” yok mu ki

 

  "Onur” mücâdelesi verdiklerini söyleyip duruyorlar?

  

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Subaylarımız; 

  “Astsubay” dedikleri askerleri bugüne kadar

  Üst rütbelere yükselmek için

  Omuzlarına basılıp geçilmesi gereken “terfi taşı” olarak kullandılar.

 

 

  Siyâsiler ise “astsubay” dedikleri askerleri; 

  Kendi menfaatlerini tahakkuk etdirmek için

  Üzerine basılıp geçilmesi gereken “ceset basamağı” olarak kullandılar.  

  Bunun en son örneğini de 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi

  Özel Kuvvetler Komutanlığında yaşadık ve gördük!

 

   

 

  *  *  *  *  *

  

 

 

 

  Subaylar; 

  Sırtına bindikleri "astsubaylar" sâyesinde

  Terfi ü tefeyyüz edip kendi yıldızlarını parlatdılar.

 

 

  Siyâsi gürûh ise; 

  "Astsubayların" kanı üzerine inşa etdikleri iktidarları sâyesinde

  Hep kendi işkembelerini doldurdular!

 

 

  Peki,

 

  Yoksulluk sınırında maaş alan “astsubaylar” bugüne kadar kendileri için ne yapdılar?

 

  Bu suâlin cevabını bugün vermek için

  Aynaya bakacak kadar cesâreti olan kaç “astsubay” var acap?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

   *  *  *  *  *  

 

 

 

 

 

   Yukarıdaki bölümde okuduğunuz bu iki tesbitden

   Ve dahi

   Bu tesbitler çerçevesinde tevcih etdiğimiz üç suâlden sonra

   İmdi, gelelim sadede!..

 

 

 

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

 

 

   Ben birikdirmedim, zamân birikdirdi!

   Ben hatırlamadım, zamân hatırlatdı!

   Ben öğrenmedim, zamân öğretdi!

   Ben götümden uydurmadım, zamân itiraf etdi!

   Ben yazmadım, zamân yazdırdı!

 

 

   Zamânın ezelî sabır ve umut ile târih târih birikdirip de   

   Hâlîlerde kulağıma usûlca fısıldadığı hakâike

   Eski Tüfek mahlaslı emekli asubay ben Şükrü IRBIK

   Bugün, burada;

   Ses oldum,

   Söz oldum,

   Tercüman oldum!  

 

 

   Hepsi bu!..

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

 

 

 

  Bugün Ordumuzda “subay” ismi ile bildiğimiz askerlerin unvânı

  Kapıkulu ve yeniçeri ocaklarında 1.600’lü senelerde “zâbit” idi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde, bu “zâbit” kelimesini ATATÜRK,

  1935 senesinde “subay” olarak tebdil etdi.

 

  Askerî mevzuâtımıza girdiği günden bugüne kadar geçen 400 küsur senede

  Subaylarımızın unvânı olan “zâbit” ve “subay” kelimelerinin hikâyesi sâdece bu kadar.  

 

  Fakat

  Ordumuzun “köle askeri” olan “astsubaylara” son 100 küsur senede yakışdırılan

 

  • İsim,

 

  • Sıfat,

 

  • Unvân

 

  • Ve lakaplar ise

 

  Denizde kum misâli…

 

 


 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

  Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm, onuncu ve sonuncu kısımını teşkil eden bu makâlemizde bugün biz,

 

  Cârî askerî mevzuâtımızın 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye etdiği askerlere;

 

  Deniz Kuvvetlerimizde teşkil edildiği 1890 senesinden beri,

  Kara Kuvvetlerimizde ise teşkil edildiği 1909 senesinden beri yakışdırılan;

 

  • İsim,

 

  • Sıfat,

 

  • Unvân

 

  • Ve lakapların hepsini ilk defâ olmak üzere

 

  Târih sırasına göre bir çırpıda cem’an görüp öğreneceğiz, inşallah!..

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1890 senesinde Donanmayı Hümâyun (Padişah Donanması)’da

   “Asâkir-i Bahriye-i Şahâne” (Padişah Bahriye Askeri) mevcut idi.

   Bu askerlere “Kur’a Efrâdı” veya “Bahriye Efrâdı” ismi de veriliyor idi.

 

   Bahriyenin ihtiyâcı nisbetinde kur’a ile tesbit edilen “kur’a efrâdı” Osmanlı gençleri,

   Donanmayı Hümâyun’da 5 sene nizâmiye (mükellef) askerliği yapmaya mecbur idiler.

 

   Bu 5 senelik “mükellef askerlik” süresi içinde bahriye askerlerine,

   Harb gemilerimizde yapacakları hizmete göre çeşitli denizcilik ve meslek eğitimleri veriliyor idi.

   Bu denizcilik eğitimlerini de bahriyeli zâbitânımız veriyor idi.

 

   5 senelik “mükellef askerlik” hizmetini tamamlayan bahriye askerleri, tam işe yarayacakları anda tezkere alıp gidiyorlar idi.    Bahriye zâbitânımız, teskere alan bahriye askeri yerine gelen acemi efrâda denizciliğe dair her şeyi, her celp döneminde yenibaşdan öğretmek mecburiyetinde kalıyor idi.

 

   Ayrıca;

   İngiltere’nin buhar gücünü savaş gemilerine tatbik etmesi ile Avrupa Devletlerinin başlatdığı

   Ve dahi

   Bahriye silah ve makinelerinde meydana gelen

   Ve

   Aklın sınırlarını bile aşan gelişmelerin kapıya dayanması sebebi ile;

   Elektrikçi, torpidocu, mayıncı, kazancı, ateşçi, çarkcı ve telsizci gibi yeni bahriye meslekleri ortaya çıkmış idi.

 

   Hem uzmanlık isdeyen, hem çok tehlikeli ve hem de yağlı-paslı olan bu meslekleri,

   Padişah daşşağından düşme bahriyeli beyaz zâbitânımız bir türlü yapmak isdemedi.

 

Asubay Tefrikası 6_109 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Asubay Tefrikası 6-2

   Ve dahi

   Asubay Tefrikası 6-8 isimli makâlelerimizde

   Bu konuyu tafsilâtlı olarak işledik.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

   Bahriye zâbitânımızın yapdığı;

   Hem bahriye askerinin taalim-taallümü görevini

   Hem de ihtisas gerekdiren ve tehlikeli olan bu meslekleri,

   Zâbitânın yerine yapmak üzere;

   Hem “zâbit” olmayan,

   Hem de zâbit maaşının çeyreğine yapacak “ortada sandık” bir bahriye asker sınıfı teşkil etdiler.

 

   1890 senesinde teşkil etdikleri bu “uyduruk” ve “ortada sandık” bahriye asker sınıfına da

   Yukarıda resimlerini gördüğünüz dönemin Padişahı ve Bahriye Nâzırı “Gedikli” ismini verdi.

 

 

 

   "Donanma Gedikli" sınıfı;

 

  • İşe gelince, zâbit olacak,

 

  • Ve fakat

 

  • Aşa gelince ise

 

   Donanmanın boğaz tokluğuna çalışan “kethüda kadını” olacak idi

 

 

   Ve böylece bahriye zâbitimiz de

   Keyif ile güvertede ellerinde göt gezdirebilecek idi…

 

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1909 senesinin Ordu-yu Humâyûn’una zâbit temin eden

   Harbiye, Bahriye ve Mühendishâne Mekteplerinde taalim-taallüm eden zâbit namzedi efendilerin

   Okuduğu sınıflarına göre “rütbe isimleri” şöyle idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   1899 senesinde Manastır Askerî İdâdisini muvaffakiyet ile ikmâl eden Mustafa Kemâl,   

   Aynı senenin 13 Mart Pazartesi günü,

   İstanbul Pangaltı'daki, Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye 1283 numara ile kayıt edildi. 

 

   Mustafa Kemâl hakkında târih(!) yazan târih uğrusu yalancı subaylarımız hiç söz etmez!    

   Fakat    

   Kendi sınıfının Kısım Çavuşu olan 1283 Mustafa Kemâl’in;

 cavus mustafa kemal kapak

  • Harbiye birinci sınıfda rütbesi Onbaşı,

 

  • Harbiye ikinci sınıfda rütbesi Çavuş,

 

  • Harbiye üçüncü sınıfda ise rütbesi Başçavuş idi... 

 

 

 

 

   Beyaz zâbitân heyetimiz;

 

   1834 senesinden beri harbiye talebesi efendilerin rütbesi olan

   Silâhendaz Onbaşı, Çavuş ve Başçavuş rütbe isimlerini,

   1909 senesinde piyasaya sürdükleri bir "darbe" kânunu ile;

 

  • Zâbitin yerine ölmesi için teşkil etdikleri

 

      Ve dahi

 

  • Küçük zâbit” ismini verdikleri "ortada sandık" askerlerin üzerine yapışdırdılar…


 

  *  *  *  *  *  

 

   Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz askerlere

   1909 senesine vâsıl olduğumuz günlerde, aşağıda gördüğünüz şu isimler verildi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

                                         

   Osmanlı Devletinin ekmeğini yiyen

   Osmanlı Ordusunun kıyafetini giyen ve rütbesini taşıyan “mektebli” zâbitân heyetimiz;   

 

  • Evvelâ 1908 senesinde İkinci Meşrutiyet İhtilâlini yapdı,

 

  • Akabinde, 1909 senesinin 13 Nisan Salı günü 31 Mart Vak’ası ile padişaha karşı isyan etdi,

 

  • Meclis-i Ȃyanı ve Meclis-i Mebusanı kapatdı,

 

  • Ahiren de 1913 senesinde Bab-ı Ȃli baskını ile “hasta adam” Osmanlı Devletini yıkdı.

 

  • Padişah Sultan II. Abdülhamid’i tahtından indirip sürgüne gönderdi…

 

  • Ruh hastası olan Sultan Reşad’ı da “kukla padişah” olarak Osmanlı tahtına oturtdu.

 

                  

 

  Asırlardan beri Osmanlı Devletini yıkmak isdeyen İngiltere ve kuyruğundaki düvel-i garbînin

 Yapmak isdeyip de yapamadığını bizim “mektepli zâbitân” heyetimiz, 31 Mart’da yapdı. 

 

 

 

   Padişahlarımız, Osmanlı Ordusunda;

 

  • Ara kademe”,

  • Ortada sandık”,

     Ya da

  • Menzil eşşeği” türünden “uyduruk” asker sınıfları  isdemediler.     

 

                                                            

 

 

   

   Çünkü;

 

   Ölmek ve öldürmek sanatı demek olan askerlikde,

 

   “Öl ve öldür” emirini veren asker ile

 

   “Öl ve öldür” emrini yerine getiren asker arasına kimse giremez idi…

  

 

  

 

   İşde, bu değişmez sebepden dolayı da padişahlarımız;

   Her askerin yüreği, bileği ve aklı nisbetinde en yüksek rütbeye kadar yükselmesini teşvik etdiler.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   31 Mart darbesini tertip ve tatkbik eden “mektepli zâbitân” heyetimiz

   Bab-ı Ȃli’deki İstanbul Vâli Konağında 1909 senesinin 06 Ekim Salı günü gizlice içtima eyledi

   Ve tertip etdiği bir “darbe nizamnâmesi” ile “Küçük zâbit” ismini verdiği asker sınıfını

   Kara Ordumuzda teşkil etdi.

 

 

 

   Bugün piyasaya sürülen 06 Ekim 1909 târihli

   Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit-i İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi’nin;

 

  • Meclis zabıtları yokdur!

 

  • Meclis-i Mebusân ve Meclis-i Ȃli’de müzakere edilmedi.

 

  • Başka bir ifâde ile bu Nizâmnâmeden Osmanlı mebuslarının bilgisi ve haberi yok!

 

  • Bu Nizâmnâme Lâyihasını kimin hazırladığı meçhul,

 

  • Nizâmnâmenin hazırlandığı dönemde Padişah olan Sultan Reşad’ın irade-i seniyyesi yok!

 

  • Bu Nizâmnâmeyi meriyyete (yürürlüğe) koyan kişi de meçhul…

 

 

 

 

 

 

 

 

   Netice itibârı ile;

 

   06 Ekim 1909 târihli Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit-i İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi,

 

  • Padişahın iradesine aykırı olarak tertip edilen

 

      Ve dahi

 

  • Kimlerin hazırladığı da belli olmayan “meçhul” ve bir “darbe” kânunudur.

 

 

 

 

  

 

 

 

   Bu cümleden olmak üzere;

   Osmanlı Kara Ordusunda Küçük Zâbit sınıfının teşkil edilmesi

   Ve dahi

   Bugünkü hukûkî mevcudiyeti hâlâ gayri meşrudur. 

 

 

 

 

  

 

  *  *  *  *  *  

 

   Karesi Mebusu ve Bahriye Encümeni Ali Galip Efendi,

   1910 senesinde Meclis-i Mebusan’da

   Donanma Gediklisi için “Donanmanın kethüda kadını” dedi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart darbesinden sonra

   Kara “küçük zâbit” sınıfını tertip eden karanlık suratlı zâbitânımızın isimleri ve cisimleri meçhul idi!

 

   Fakat darbeden bir sene sonra,

   Bu karanlık suratlı beyaz zâbitândan birisi, kendisini ele verdi;

   Alman perestiş ve darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa!

 

   Padişah Sultan II. Abdülhamid’e “Baykuş” diyerek hakâret den darbeci Mahmut Şevket Paşa,

   Meclis’de 1910 senesi bütçesi müzakere edilir iken

   06 Ekim 1909 târihli “Kara Küçük Zâbit” sınıfını kendisinin tertip ve teşkil etdiğini itirâf eyledi.

 

   Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa;

 

  • Gayri meşru olarak tertip etdiği

   

     Ve dahi

 

  • Yaklaşan Birinci Cihân Harbinde “mektepli beyaz zâbitânımızın” yerine ölmesi için

 

   “Mayın eşşeği” niyetine cephenin en önüne sürdüğü ortada sandık” yeni asker sınıfının isminin

   “Küçük zâbit” olduğunu yumurtaladı…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart’ı tertip eden "beyaz zâbitân heyetimiz";

   Darbeden sâdece 6 ay sonra teşkil etdikleri

   Ve dahi

   “Küçük zâbitân” ismini verdikleri “köle” askerlere

   Aynı senelerde sâdece “nefere” verilen “prangabent cezâsı” vermeye başladılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Mensubîn-i Askeriyyenin Siyasiyât ile Men’i İştigali Hakkında

Askerî Cezâ Kânunnâmesine Zeyl Kânun

 

 

   MMZC, İnikad:23, 18 Haziran 1328 (1912) Pazartesi

 

   Madde 1. — Siyasî içtimaat ve tecemmuat ile nümayişlere iştirak ve makalât-ı siyasiyye neşr veya o yolda alenen irad-ı nutk eyleyen ve kânunen hâiz olduğu hakkı istimalden gayri surette umur-u intihabiyye ile iştigal, Erkân ve Ümera ve Zâbıtân ile Mensubin-i Askeriyye ve Silah-endazan, iki mâhtan altı mâha kadar hapis veya hapis ile berâber mevkii tebdil olunur ve tebdilinden dolayı harcırah verilmez. Mükerrirlerden, Silah-endazandan gayrisi, dört mahtan bir seneye kadar hapis ile silk-i askeriden ihraç olunur ve Küçük Zâbit, Onbaşı ve Neferât-ı Askeriyye 2 mâhtan (aydan.IRBIK) 6 mâha (aya. IRBIK) kadar prangabend ve hizmet-i muvazzafası iki aydan iki seneye kadar tezyid (uzatılır. IRBIK) olunur.

                                 

   Eski Tüfek - 2019   

 

 

   

  *  *  *  *  *  

 

   Aşağıda gördüğünüz şu kânun ile 1915 senesinde Donanma-yı Humâyûn’da,

   “Donanma gedikli zâbit” sınıfı “müstakil” bir “zâbit” sınıfı olarak teşkil edildi.

 

   Gene aynı kânun ile başçavuş, donanma mühendisi (asteğmen)’nin “üstü” idi.

 

   “Donanma zâbitân heyetimiz”;

   Bu usûlü de o senelerde muhibi oldukları Prusya Almanyası'ndan aşırmış idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1915 senesinde Ordu-yu Humâyûn (Kara Ordusu)’da,

   Aşağıda gördüğünüz şu kânuna göre

   “Küçük zâbit başçavuş” “zâbit vekili” (asteğmen)’nin mafevki (üstü) idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz ve “küçük zâbit” sınıfına mensup askerler

   1916 senesinde bu kez de

   “Kıdemsiz küçük zâbit” ve “kıdemli küçük zâbit” oldular.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


  *  *  *  *  *  

 

   Ordumuzun “ortada sandık” asker sınıfı olarak teşkil edilen “küçük zâbitlik

   1917 senesinde bu kez de “takımbaşı” oldu.

 

   Cephede götlerini kaşıtmak isdeyen beyaz zâbitân heyetimiz

   “Başçavuş” rütbesindeki “küçük zâbitâna”;

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Bir dürbün, 
  • Bir rövelver (tabanca) 

        Bir de 

 

   Padişah daşşağından düşme "beyaz zâtibin yerine ölmesi için"

   Çanakkale Cephesinin önüne sürülen Güççük Zâbit Başçavuş Emin ÇÖL’e verdikleri gibi 

    “Ucu sivrice, ağzı kör ve ham demirden 

  • Bir kılıç verdiler…

 

   Ve hemen akabinde

   “Takımbaşı” unvânı ve “Takım Kumandanı zâbit” yetkisi ile

 

   Hem de zâbitin yerine ölmesi için” düşmanın önüne “yem” olarak atdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

  *  *  *  *  *  

 

   Dedelerimizin Harb-i Kebir dediği Birinci Cihân Harbi bütün şiddeti ile devâm eder iken,

   Ordumuzun “küçük zâbiti” 1917 senesinde bu kez de

 

  • Hem “mal” oldular, 
  • Hem de “koyun” oldular!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1917 senesinde Ordu-yu Osmanî’de “silâhendaz” ismi verilen bir nefer (er) sınıfı mevcut idi.

 

   Silâhendaz sınıfı nefer, tıpkı bügünkü Amerikan Ordusundaki “deniz piyâdeleri” gibi idi.

 

   “Silâhendaz” tâbirini, bu sene içinde “küçük zâbit ve efrat” torbasının içine tıkışdırdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tevkir mi, tahkir mi, ben bilemedim!..

   Fakat

   “Küçük zâbitler”, 1918 senesinde Ordumuzun beyaz kargaları” oldular!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   “Küçük zâbitler;

   İlk mezunlarını verdiği 10 Temmuz 1911 Pazartesi gününden itibâren

   T.C Devletinin teşkil edildiği 23 Nisan 1920 Cuma gününe kadar

   Tam 10 sene devam eden harbler boyunca

   Hem zâbit yerine ölmesi için cephenin en önüne sürülmüş

   Hem de ölümü bahasına cenk etdiği “harbi kazanmış” idi.

 

   Fakat

 

   Kıt’a kumandanı zâbitân gürûhu takdirleri beşer-onar paypay eder iken

   Ordumuzun “cüzzamlı askeri” olan “küçük zâbitler” 1921 senesinde;

 

  • Hem “ufak zâbit” oldular

 

  • Hem de takdir yerine avuçlarını yaladılar!..

 

Asubay Tefrikası 6_10_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Ölmek sırası gelince, beyaz zâbitân heyetimiz;

   “Ufak zâbit” ve efradın arkasına saklandı…

 

   Fakat

 

   Madalya paypaylamak sırası gelince beyaz zâbitân heyetimiz bu kez

   “Ufak zâbit” ve efradın önüne geçiverdi.

 

   Ordumuzda bugün de durum hâlâ aynen böyle değil mi?..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1925 senesine vâsıl olduğumuzda "ihtiyât" ile beraber Ordumuzda

   “Üç cins küçük zâbit” görev yapıyor idi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tam 10 sene devam harpler hitam bulmuş,

   29 Ekim 1923 Pazartesi günü “Cumhuriyet” ilan edilmiş idi.

 

   Harbi uzakdan sevk ve idare eden zâbitân heyetimiz,

   Harbden sonra yüksek rütbelere “terfi” etdiler.

 

   Fakat harb devam eder iken teşkil etdilen

 

   Ve dahi

 

   Zâbitin yerine ölmesi için cephenin en önüne sürülen “gedikli zâbit” sınıfı ise

 

   Harb-darp sona erince vehleten “gedikli küçük zâbit” sınıfına “tenzil” edildi.

 

   “Beyaz zâbitân heyetimiz”, "gedikli zâbitin” sırtında "dereyi" geçmiş idi, nasıl olsa!..

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   31 Mart darbecisi Alman perest Mahmut Şevket Paşa’nın

   Bir “darbe kânunu” ile 1909 senesinde teşkil edip

   “Küçük zâbit” dediği asker sınıfına,

   Cumhuriyeti kuranlar ne isim vereceklerini şaşırdılar!..

 

 

   1927 senesine geldiğimizde, Cumhuriyetin kurucu iradesi;

 

   “Kıdemli Küçük Zâbit” unvânını “Gedikli Küçük Zâbit”e

 

   “Kıdemsiz Küçük Zâbit” unvânını da “Küçük Zâbit”e tebdil etdi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   Tıpkı efendinin kölesini falakaya yatırdığı gibi 

   Cumhuriyet İdaresinin beyaz zâbiti de 

   "Köle asker" olan “küçük zâbiti  

 

  • Hem falakaya yatırıp "değnek ile darp" etdi 

 

  • Hem de zencir ile "prangaya" vurdu!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1927 senesi, “küçük zâbit” denilen asker sınıfı için çok bereketli oldu...

   Peşpeşe yapılan kânunlar ile;

   “Küçük zâbitân”a elvan çeşitli isimler, unvânlar ve rütbeler verildi.

   Bu sene meriyyete koydukları Askerlik Mükellefiyeti Kânunu ile

   Cumhuriyetimizin kurucu iradesi,

   Ordumuzda “iki sınıf asker” olduğunu tasdik etdi.

 

      1. Efrâd

 

     2. Zâbit

 

   Bu iki sınıflı asker teşkilâtlanması,

   Asırlardan beri dünyada sınanmış ve kabul görmüş bir teşkilâtlanma idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1930 senesine geldiğimiz günlerde

   500 sene önce Viyana muhasarasında sıçmayı öğretdiğimiz Avrupa’dan

   Bu kez Askeriyemizin Ceza Kânununu aldık ve bu sene tekrar meriyyete koyduk!..

   Prusya Almanya’sından aşırdığımız Askerî Ceza Kânununda

   “Küçük zâbit” dediğimiz “içi alacalı - dışı sıracalı” askere

   Aşağıda gördüğünüz şu isimleri yakışdırdık!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart darbecisi Alman sevici Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın

   “Darbe kânunu” ile 1909 senesinde teşkil edip “daimî küçük zâbit” dediği asker sınıfına,

   Cumhuriyetin kurucu iradesi 1927 senesinde bu kez de “Mükellef Küçük Zâbit” dedi.

   Aslında bu “Mükellef Küçük Zâbit” tâbiri isabetli bir tesmiye ve tefrik idi…

   Çünkü;

   Bugün “astsubay” dediğimiz asker sınıfı, dünya ordularında “mükellef asker” idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1935 senesinin Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda,

   “Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen bahriye askerleri “mükellef” asker idiler. 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aşağıda gördüğünüz 1/178 sayılı şu “Encümen Mazbatası

   “Mükellef Küçük Zâbit” tâbirini hâvi tek belgedir, haberiniz olsun!.. 

 

   “Küçük Zâbit” asker sınıfının “mükellef” asker olduğuna dair ilk belgeyi de

   Gene İlk defa sizler, Asubay Tefrikası 6-9’da gördünüz, 

 

   İkinci defa ise gene sizler görüyorsunuz!

 

   Kaynak: 2851 sayılı kânunun Komisyon Raporu.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat

 

   Bu seneden sonra tertip etdikleri elvan türlü tuzak kânunlar ile şerefsiz subaylarımız,

 

   “Mükellef” asker olan “küçük zâbit” sınıfını

 

   Sinsice “muvazzaf” asker sınıfına “tahvil” etdiler.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Dünya askerlik târihine bakdığımızda,

   Dünya askerlik târihine yön vermiş devlet ordularında,

   Asker teşkilâtının “iki sınıflı” olduğunu görüyoruz.

   Dünya çapında bir asker olan ATATÜRK,

   Dünya askerlik târihini çok iyi biliyor idi…

 

   İşde, bu sebepden dolayı da

   T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK,

   1935 senesinde T.C Ordusunu “iki sınıf asker” ile teşkil etdi; 

 

     1. Mükellef Erbaş (Er)

 

     2. Muvazzaf Subay (Zâbit)

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İşde, kânunu… 

 

   İşin doğrusunu söylemek gerekir ise şâyet

   Fütühâtcı bir rûh ve sonsuz terfi töresine sâhip olan Türk Ordusu için

   En uygun olan askerlik de bu idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   ATATÜRK sonrasının Cumhuriyet idaresi,

   ATATÜRK’ün öldüğü günden itibaren ATATÜRK’ün mirasına ihanet etmeye başladı!..

 

   Vaziyet, bugün de aynı ile vâkidir!..

   Yukarıda gördüğünüz 2771 sayılı kânunda  ATATÜRK,  “mükellef asker” sınıfına “Erbaş” demiş idi.

 

   Fakat

 

   ATATÜRK’ün öldüğü günün hemen ertesinde ATATÜRK’ün koltuğuna çöreklenen İNÖNÜ,

   ATATÜRK’ün “Mükellef Erbaş” dediği asker sınıfını “Muvazzaf Gedikli Erbaş” yapdı.

 

   Ve böylece Cumhurbaşkanı İNÖNÜ,

 

   Hazerde;

   Kışlada, karargahda subayımızın götünükaşıyacak,

 

   Seferde ise;

   Subayımızın yerine "mayın eşşeği" gibi ölüme sürülecek “muvazzaf” bir asker sınıfı teşkil etdi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Askerî Muhakeme Usulü Kânununun Bâzı Madelerini Değiştiren Kânun

(Resmî Gazete ile neşir ve ilâm: 8.VIII.1942 - Sayı: 5179

 

 

No. 4280                                                           Kabul Târihi: 3 .VIII.1942

 

   BİRİNCİ MADDE — 1631 sayılı Askerî Muhakeme Usulü Kânununun 1,3,4 ve 26 ncı maddeleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

Dâvaların tehiri

 

   Madde 4. — 1. Muvazzaf ve ihtiyat erâtın ve yedeksubaylarla yedek askerî memurların askere girmeden veya silâh altına çağırılmadan evvel işledikleri yukarı haddi bir seneye kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstehzim suçlara ait dâvalarda ilk ve son tahkikat muameleleri terhislerine kadar tehir olunur.

 

   Muvazzaf gedikli erbaşlarla askerlikten tard ve ihracı müstelzim suçlardan maznun olan yedeksubay ve askerî memurlar bu hükümden müstesnadır. 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   ATATÜRK’ün öldüğü günün hemen ertesinde

   Mal bulmuş mağribî gibi ATATÜRK’ün koltuğunua çöreklenen İNÖNÜ idaresindeki Türkiye Cumhuriyeti,

   Bir tarafdan sömürgen İngiliz, diğer tarafdan da kemirgen Amerika’nın kucağına oturmaya başladı.

 

   Moskof gelecek korkusu ile gündüz vakdi dudağı uçuklatılan İNÖNÜ ve şürekası,

   Meclisden kaçırarak imzaladıkları gizli ve sinsi ikili anlaşmalar ile

   T.C Devletini hem İngiliz hem de Amerika'nın kuyruğuna takdılar.

 

   Bu hainlikler silsilesi tezgahlanır iken

   Ordumuzun köle askerleri “Muvazzaf Gedikli Erbaş” da “Gedikli Erbaş “ oluverdi!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Gitdi tekâüd zâbit İNÖNÜ, geldi tekâüd zâbit BAYAR

   Ha, Ali-Veli! Ha, Veli-Ali…

   Al birini, vur ötekine!... Yok idi aslında birinin diğerinden alâmeti fârikası!..

 

   Tam 12 sene ATATÜRK’ün koltuğunda gurk yatan İNÖNÜ,

   1950 seçiminde BAYAR’dan yediği okgalı tokat ile irkildi. Ve Pembe Köşkü terk etdi.

 

   BAYAR da tıpkı İNÖNÜ gibi koyu bir Amerikan muhibi idi.

 

   Cumhurbaşkanı intihab edildikden sonra

   T.C. Devletini babasının sığır çiftliği zanneden BAYAR da şöyle dedi;

   “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağım!

 

   T.C Devletini, Küçük Amerika yapdı,

 

   Türk milletini, Küçük Amerikan milleti yapdı,

 

   Askerlik teşkilâtını da Amerikadan tam olarak alsa idi şâyet

   Ordumuzu da “Küçük Amerikan Ordusu” yapacak idi.

 

   Fakat yapamadı!..

 

   Teşkil edildği 1774 senesiden beri Amerika’da sâdece ”iki sınıf asker” var idi.

 

    1. Mükellef Er

 

    2. Muvazzaf Zâbit

 

 

   Türk Ordusunu Amerika’nın kuyruğunda NATO’ya nikahlayan BAYAR-MENDERES ikilisi

   Amerikan Ordusunda olmayan bir asker sınıfını, bizim ordumuzda teşkil etdi;

   “Mükellef astsubaylık

 

   Ve böylece beyaz subaylarımız;

 

  • Hazerde götlerini kaşıtacak,

 

  • Seferde ise kendi yerlerine ölüme sürecek “köle” asker sınıfını

 

   BAYAR-MENDERES döneminde de tertip etmeyi becerdi!..

 

   Ne diyeyim?.. Helâl olsun, efendi subay gardeşlerimize!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

 

   Yelesinden kavice kavradıkları küheylan “Demir gıratı” şahlandırıp da

   Kanser virüsü gibi en ince damarlarına kadar girdikleri devleti

   Babalarından mirâs sığır çitliği gibi hovardaca idare etmeye başlayan BAYAR-MENDERES ikilisi

   Türkiyeyi 1952 senesinde NATO’ya nikahladı.

 

   Bir sene sonra da harb esiri askerlere yapılacak muameleye dair sözleşmeyi imzaladı.

   1949 seneli Cenevre Sözleşmesinde, BAYAR-MENDERES ikilisi

   “Astsubay” dediği askerlere işde, şu kelimeleri yakışdırdı!..

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   T.C Devletinin tepesinde tam 11 sene saltanât süren BAYAR-MENDERES ikilisi

   1960 senesinin 27 Mayıs sabahına “subay darbesi” ile uyandı!..

 

   Bu subay darbesi ile de

   Gitdi tekâüd zâbit Celâl Bey,  geldi tekâüd zâbit Cemal Ağa!...

 

   Al BAYAR’ı, vur GÜRSEL’e…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    ATATÜRK ilke ve inkılâpları kılavuzluğunda

    Memleketin idaresine el koyduğunu söyleyen 27 Mayıs’ın darbeci subayları,

    Evvelâ orduyu zapd-u rapt altına almak ile işe başladı.

 

    BAYAR-MENDERES ikilisinin “subay yapmak şartı ile” teşkil etdiği “mükellef astsubayları

    27 Mayıs’ın darbeci subayları, “muvazzaf köle astsubay” yapmak için hemen kolları sıvadılar.

 

    Uzun zamândan beri gizlice hazırladıkları TSK İç Hizmet Kânununu

    27 Mayıs subay darbesinden sâdece 7 ay sonra tezgaha sürdüler…

 

    5802 sayılı kânunun 1951 senesinde “mükellef astsubay” olarak tefrik etdiği askerleri

    “Muvazzaf astsubay” yapmak için darbeci subaylar,

    Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE’yi kurşun asker olarak mayın hattına sürdüler…

 

    27 Mayıs subay darbesinin tetikci kurşun askeri Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE,

    “Mükellef astsubay” ı ömür boyu köle demek olan “muvazzaf astsubay” yapmak için

    Yumuşak geçişli bir “darbe tezgahı” hazırladı.

 

    TSK İç Hizmet Kânunu olarak tesmiye edilen bu darbe kânununun

    27 Mayıs darbe meclisinde görüşülmesi için

    Darbeci binbaşı Selahattin ÖZGÜR’ün verdiği kânun teklifinin “Gerekçe”sine şöyle bir göz atalım;

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 Madde 3. — Bu maddenin tedvininde 2771 sayılı Kanunun 2 nci maddesi esas olarak alınmıştır.

 

 "Erbaş" tarifi, "astsubaylar" hususi bir kanunla (1951_5802. IRBIK) bu tarifin dışında kaldığından onbaşı, çavuşlarla uzatmalı ve uzman onbaşı ve çavuşlar ithal edilmek üzere yazılmıştır.

 

 Hususi kanunu (1951_5802. IRBIK) ile statüsü belirtilmiş olan "astsubaylar" ayrıca tarif edilmiştir.

 

 "Erat" ve "gedikli" tâbirleri "Astsubay Statüsünün" doğması sebebi ile kaldırılmıştır.

 

 

 

   "Mükellef astsubaylığın" 27 Mayıs darbeci subaylar marifeti ile “muvazzaf astsubaylığa” tebdil edilmesi için

   Güvenlik Komisyonu Araştırma ve İnceleme Kurulu Üyesi sıfatı ile

   Tetikci kurşun asker Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE, darbe meclisinde şu incileri yumurtaladı…

 

 

 

   TSK İç Hizmet Kânûn Teklifi, Birleşim 58;

 

   Ahmet KERSE:  (…) Önce astsubayların erattan ayrılması meselesini izah edeyim. Astsubaylar eski İç Hizmet Kanununa (1935_2771. IRBIK) göre erattan sayılırlardı. İç Hizmet Kanununda bir değişiklik yapılmadı, değişmedi, ama, 5802 sayılı ayrı bir kanunla astsubayların statüsü değişti. Buna rağmen astsubaylar erlerle aynı tâbir içinde sayılmakta devam etti. Gediklilere astsubay dendi ama, İç Hizmet Kanununa göre gene erbaş tâbiri içinde kaldı.

 

   Şimdi biz bunu çıkarıyoruz, erattan ayırıyoruz. Erbaş tâbirini kıtadan yetişen onbaşı, çavuş, uzatmalı, uzman çavuşa inhisar ettiriyoruz. Bunların tariflerini yapıyoruz, hudutlarını gösteriyoruz.

(…)

 

   AHMET KERSE — Eski kânununda “erat” tâbirine “erlerle astsubaylar” dâhildi. Er sınıfına dâhil olanlar da erlerin aldıkları şeyi alsınlar denilmişti.

 

   Fakat 5802 sayılı Kânun bunların bir kısım haklarını teminat altına almıştır. Yalnız iç çamaşırını erler gibi alırlardı, şimdi alamıyacaklardır.

 



   Kânun teklifini hazırlayan darbeci Kurmay Binbaşı Selahattin ÖZGÜR

   Ve dahi

   Kânun Gerekcesini tezgahlayan kurşun asker Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE,

   Mükellef astsubay” ı “muvazzaf köle astsubay” yapmak için

   İlk darbeyi 1961 senesinde işde, böyle vurdular.

 

   İkinci ve  son darbeyi de

   926 sayılı kânun ile 1967 senesinde gene 27 Mayıs’ın darbeci beyaz subayları vuracak idi…

 

  *  *  *  *  *  

 

   1774 senesinden beri Amerikan Ordusunda olduğu gibi

   1949 senesinde Amerikan Devletinin teşkil etdiği NATO’da da iki sınıf asker var;

 

   1. Er

 

   2. Subay

 

 

   1952 senesinde NATO’ya üye olan Türk Devletinin ordusunda “iki sınıf” asker olması gerekiyor idi.

 

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu üçüncü maddeye bakar iseniz

   Türk Ordusunda tam 6 sınıf asker olduğun görürsünüz;

 

   

 

   MADDE 3— Askerler ve Rütbeler:

 

   a) Askerler

 

   1. Er

   2. Erbaş

   3. Astsubay

   4. Askerî Öğrenci

   5. Askerî memur

   6. Subay

 

 

  

 

   Fakat

   Genelkurmay Başkanlığının NATO’ya beyan etdiği “asker sınıflarına” bakdığımızda

   Subaylar hâriç olmak üzere sâdece “bir sınıf asker” olduğunu görüyoruz.

 

 

   “Subay” sınıfına dâhil olmadığına göre

   “Astsubay” dedikleri asker sınıfının aslında NATO’ya göre “er” olduğunu anlıyoruz.

 

   Bu “ikili kıvırmayı” izah edebilecek bir tek dahi olsa şerefli bir subayımız var mı acap?

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    27 Mayıs darbeci subaylarının

    Darbenin hemen ertesi senesinde tertip etdikleri

    211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu isimli “darbe” kânunu ile;

 

  • “Mükellef asker” olan "astsubayları" sanki subay imiş gibi "muvazzaf asker” sınıfa nakil etdiler,

 

      Fakat aynı zamanda,

 

  • "Mükellef er" ile aynı torbaya tıkışdırdılar!

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

1914 senesinde yazdığı Zâbit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl'de

 Osmanlı Zâbiti Erkân-ıharbiye Kaymakamı Mustafa Kemâl;

 

 

  •  "Ordunun " anası " milletdir" demiş idi.

   Eski Tüfek - 2019   

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Fakat

 

   Târihci olduğunu söyleyip de

   Târihin ırzına geçen zübük subaylardan birisi olan

   Kara Doktor Öğretmen Albay Tahsin ÜNAL

   1965 senesinde “bölüğün anası"astsubaydırdedi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Şimdi, Tahsin Hocam;

 

   Bölüğün “çocuğu” kim?

  •  Er,

   

    Bölüğün “anası” kim?

  •  Astsubay.

 

   Peki,

 

   Hazır, siz subaylar Türk Silahlı Kuvvetleri  bir “ailedir” deyip duruyorsunuz!

 

  •     Ana var mı? Var,

 

  •     Çocuk var mı? Var!

 

   Öyle ise bir de “koca” olmalı, değil mi?

 

   Kara Doktor Öğretmen Albay Tahsin ÜNAL’ a şu suâli sormak,

   Emekli "astsubay" Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK'ın boynuna borç oldu!..

 

   Tahsin Hocam, “ bölüğün anası olan biz astsubayların kocası ” kim?

   Siz subaylar mı yoksa?..

 

  *  *  *  *  *  

 

   27 Mayıs’ı tertip eden darbeci subaylarımız,

   Darbeden 7 sene sonra bir kânun tertip etdiler.

 

   TSK Personel Kânunu ismini verdikleri bu “darbe kânunu” ile

   “Mükellef asker” olan “astsubay” sınıfını cebren “muvazzaf astsubay” sınıfına tebdil etdiler.

 

   Bu darbeci subaylarımız Türk Ordusunu da

   “Muvazzaf astsubay” asker sınıfına sahip olan ilk devlet ve tek ordu yapdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


 

Aşağıda gördüğünüz 926 sayılı TSK Personel Kânunu;

Muvazzaf” ve “astsubay” kelimelerini

muvazzaf astsubay” şeklinde bir araya getiren ilk kânundur!

 

Bu hakikâti de

 Asubay Tefrikası 6-10 ’da ve ilk defa siz kıymetli okuyanlar görüyorsunuz…

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde,

   27 Mayıs subay darbesinden 6 sene sonra

   926 sayı ile kânunlaşan TSK Personel Kânununa imza veren

   Gene darbeci subayların başını çekdiği vekiller…

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa,

   Padişah Sultan II. Abdülhamid’e rağmen hazırladığı bir darbe kânunu ile

   Küçük Zâbit Nizâmnâmesi ile 1909 senesinde “daimî küçük zâbit” sınıfını teşkil etmiş idi.

 

   Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK,

   Küçük zâbit sınıfını “mükellef asker” sınıfı  olarak 1927 senesinde teşkil etmiş idi.

 

   Fakat

   Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 27 Mayıs’ın darbeci subayları,

   1967 senesinde tertip etdikleri 926 sayılı “darbe kânunu” ile

   Başbakan MENDERES’in 1951 senesinde “mükellef asker” sınıfı olarak teşkil etdiği “astsubaylığı

   1967 senesinde cebren ve hile “muvazzaf asker” sınıfına tebdil etdiler.

 

   Bu cümleden olmak üzere; “Muvazzaf astsubay” tâbirini ilk defâ olmak üzere

   926 sayılı bu “darbe kânunu” ile askerî mevzuâtımıza 27 Mayıs’ın darbeci subayları dahil etdiler.

 

   Padişah Sultan II. Abdülhamid,  Orduyu Humayûn’da “küçük zâbit” isimli “ortada sandık” bir asker sınıfı isdemiyor idi.

 

   Fakat

   31 Mart darbecisi Müşir Mahmut Şevket Paşa;

   “Küçük zâbit” isimli “ortada sandık” asker sınıfını,

   1909 senesinde Padişah Sultan II. Abdülhamid’e rağmen teşkil etdi.

 

   1935 senesinde Reisicumhur ATATÜRK, “küçük zâbitliği” “mükellef” bir asker sınıfı olarak teşkil etdi.

 

   1951 senesinde de Başbakan Adnan MENDERES,

   “Astsubay” ismini verdiği asker sınıfını “mükellef” bir asker sınıfı olarak teşkil etdi.

 

 

 

Küçük zâbit” olarak bildiğimiz asker sınıfını Harbiye Nâzırı darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa

1909 senesinde Sultan II. Abdülhamid’e rağmen teşkil etmiş idi.

 

 

    Eski Tüfek - 2019   

 

 

  

 

 

   Bugün "muvazzaf astsubay" olarak bildiğimiz asker sınıfını ise

 

   27 Mayıs’ın darbeci subayları 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile  

 

   Hem Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK’e rağmen

 

   Hem de Başbakan Adnan MENDERES’e rağmen teşkil etdiler.

 

  Eski Tüfek - 2019   

 

 

  

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Darbeci subay zottirik Kenan ve darbe arkadaşı 4 subay,

   1982 senesinde bir Anayasa tezgahladı. Bu Anayasa’nın 11’inci maddesi şunu emreder;

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  2002 senesinde imzaladığın Astubay Meslek Yüksek Okulları Kânunu’nda

  “Ara kademe” tâbiri yok!

 

  Fakat

  2003 senesinde imzaladığın Astubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliği’nde

  “Ara kademe” tâbiri var.

 

  Ömrünün neredeyse nısfını Millî Savunma Bakanlığı koltuğunda heba eden Vecdi GÖNÜL’e soruyorum;

 

  Yukarıda gördüğün Anayasa’nın 11’inci maddesinden senin haberin var mı?

 

  2003 senesinde imzaladığın Astubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliğindeki

  “Ara kademe” tâbirini

  Vecdi GÖNÜL, sen, nerenden uydurdun?..

 

  Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bu satırları okuduğunuz 2019 senesinden tam 10 sene evvel

   Kara Kuvvetleri K.lığı EDOK Okullar Komutanlığı, bir kitap neşretdi; “Astsubay Okulları Tarihi”.

 

   Bu târihce kitabında Kara Kuvvetleri Komutanlığı,

   “Astsubay” dediği askeri, şöyle târif etdi;

   “Orta kademe yönetici

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  *  *  *  *  *  

 

   2011 senesinde Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN,

   2547 sayılı Yüksek Öğretim Kânununda bir değişiklik yapdı.

 

   Bu kânunun;

   Üçüncü maddesinin “l” fıkrasındaki “Ön Lisans” tâbirinin açıklamasında yer alan “ara kademe insan gücü” tâbirini

   “nitelikli insan gücü” olarak değişdirdi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bugüne kadar tam 8 koca sene deverân eylemesine rağmen;

 

  • Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği 
  • Kuvvet Komutanlıkları 
  • Genelkurmay Başkanlığı 
  • Ve Millî Savunma Bakanlığı

 

   Yüksek Öğretim Kânununda yapılan bu değişikliğe kör bakmaya devam ediyorlar!..

   Ne diyeyim!..

   Ordumuzun siz “ara kademe yöneticilerine” hayırlı, kademli olsun!..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Saatli Maarif takvimi  03 Nisan 2013 târihini gösderdiği Çarşamba gününde

   Genelkurmay Başkanlığımız, karargahda yabancı bir “eri” misafir etdi.

 

   Bu misafir “er”, ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr. idi.

 

   Almanya/Stuttgart’da konuşlu oaln

   ABD Avrupa Komutanlığı EUCOM’un “Kıdemli Er”’i olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Evvelâ Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in acı kahvesini içdi,

 

   Akabinde “meslekdaşı” “Genelkurmay Başkanlığı AstsubayıAstsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı ziyâret etdi,

 

   Nihayetinde de “Astsubay Üst Karargah Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiğimiz ucube mektebe gitdi.

 

   ABD Hava Kuvvetlerinden Binbaşı Elizabeth APTEKAR,

   EUCOM Kıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın bu ziyâretini,

   ABD Avrupa Kuvvetler Komutanlığına ait EUCOM isimli örütbağda 08 Nisan 2013 Pazartesi günü haber yapdı.

(http://www.eucom.mil/media-library/photo/24821/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy) bağlantısında münteşir 08 Nisan 2013 târihli haber.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Hava Binbaşı Elizabeth APTEKAR’ın 03 Nisan 2013 târihli başka bir haberinde

   EUCOMKıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in;

 

  • Astsubay Üst Karargah Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiği mektebe “akademi” dedi,

 

  • Genelkurmay Başkanlık Astsubayı” dediği Astsubay Harun AĞPAK’a da “kıdemli er” dedi.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   27 Mayıs darbecisi bir subayın mahdumu olan Ümit ÖZDAĞ,

   Siyâset konusunda "Profesör doktor" unvânlı bir âlim idi.

   

   Fakat

   “Assubay” dediği köle asker sınfının târihi konusunda ise Ümit Hoca tam bir câhil idi.

 

   Câhil Ümit Hoca;

   18 Ekim 2013 târihinin mübârek Cuma günü Sözcü gazetesindeki köşesinde

   Sözde “Dünya Assubaylar Günü” vesilesi ile bir makâle yayınladı.

   Bu makâlesinde Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ, “assubaylar” için şu incileri dökdü;

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde,

   Türk Dil Kurumu’na göre "tampon" kelimesinin anlamları...

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Ey “assubay” meslekdaşlarım;

   Seç, beğen al, kendine yakışanı!..

  •    Büyük tıkaç,
  •    İçi yumuşak madde ile dolu şey,
  •    Otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım,
  •    Sterilize edilmiş pamuklu özel parça,
  •    Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken,

   

   Dervişin fikri ne ise zikri de odur, değil mi?..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   15 Temmuz’dan sâdece bir ay sonra,

   18 Ağustos 2016 Perşembe günü Başbakan Binali YILDIRIM

   15 Temmuz akşamı şehit edilen “AstsubayÖmer HALİSDEMİR için şöyle dedi;

    “Kahraman” ve “delikanlı.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   17 Haziran 2019 Pazartesi günü

   Milli Savunma Üniversitesine ait

   (https://www.msu.edu.tr/tanitim/KAMYO/KAMYOKitapcik.pdf) isimli siteye şöyle bir bakdım.

   Kara Astsbay Meslek Yüksek Okulu’nun târihcesini neşretdikleri bu bağlantıda

   Kara astsubaylarınınorta kademe yönetici” olduğu yazıyor idi!...

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kaynak:

   MSÜ’ye ait (https://www.msu.edu.tr/tanitim/KAMYO/KAMYOKitapcik.pdf) isimli bağlantıda münteşir

   KAMYO e-Kitapcığının 7’nci sayfası.

 

   İndirme Târihi: 17 Haziran 2019 Pazartesi, saat: 10:15.

 

  *  *  *  *  *  

 

   17 Haziran 2019 Pazartesi günü 

   Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okuluna ait

   (http://www.damyo.edu.tr/Sayfalar/Kurumsal/tarihce.html) isimli siteye şöyle bir bakdım.

   Deni Astsbay Meslek Yüksek Okulu’nun târihcesini neşretdikleri bu bağlantıda

   Deniz astsubaylarının “subay ile erbaş ve er arasında görev yapan asker” olduğu yazıyor idi!...

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kaynak: Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okuluna ait

   (http://www.damyo.edu.tr/Sayfalar/Kurumsal/tarihce.html) isimli bağlantıda münteşir okul târihcesi.

 

   İndirme Târihi: 17 Haziran 2019 Pazartesi, saat: 10:18.

 

  *  *  *  *  *  

 


 

   Ve en nihâyetinde

   Geldik, "astsubay" dediğimiz askerlere yakışdırılan unvân, isim, sıfat ve lakaplar silsilesinin sonuncusuna…

 

 

   Hulusi AKAR;

 

   Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanlığı yapdığı dönemlerde

 

   Astsubaylar lehine “hiçbir iş yapmayan subay oldu...

 

   Fakat aynı Hulusi AKAR;

 

   Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanlığı yapdığı senelerde

   Ve dahi

   Şimdi de Millî Savunma Bakanlığı yapdığı şu güne kadar

 

    Astsubaylar hakkında “en fazla laf eden subay oldu...

 

 

 

 


   (https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/01/25/bakan-akardan-astsubaylara-mujde) isimli bağlantısında,

   Takvim gazetesi 25 Ocak 2019 Cuma günü bir haber neşretdi.

 

   Bu haberde yazdığına göre Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR,

   Astsubaylar için şu sıfat ve lakapları söyledi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

   

   25 Ocak 2019 senesinin mübârek Cuma günü

   Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR

   Astsubaylar için şu "lafları" etdi; 

 

  • Tırnak”, 

 

  • Astsubaylar bütünün bir parçasıdır 

 

  • Astsubayın bir eli karargahda, bir eli erbaş ve erlerdedir”.

 

   Hulusi AKAR astsubayı böyle târif eder iken,

   Subayımızın iki eli nerede ve ne yapıyor acap?..

 

  • Astsubaylardan gelen talepler arasında yaş haddinin 55’den 60’a çıkarılması var.

 

     Allah Allah!... Kim imiş bu kaşarlı köleler?.. 

 

  • Dünyada hiçbir ülkenin ordusunda olmayan ve Hulusi AKAR'ın icat ettdiği "Yedek Astsubay 

 

  • "Astsubay Astçavuş

 

     Eski Tüfek - 2019  


 

 

 

Hayyam;

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz demiş idi.

 

 

 

   Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz!

   İki başımız var, bir tek gövdemiz.

   Ne kadar dönersem döneyim çevrende;

   Er geç baş başa verecek değil miyiz?

 

 

   Bir gövdedeiki baş” olur mu, Allah aşkına?..  

 

   Bir orduda "iki baş” olur mu, Allah aşkına?..

 

 

 

   Takvim gazetesine ait

   (https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/01/25/bakan-akardan-astsubaylara-mujde) isimli bağlantıda

   25 Ocak 2019 Cuma günü neşredilen haber

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar 6-8

 

 

Merdivenleri üçer beşer indiğimiz biz emekli asubayların şu âhir ömründe

Gündelik yaşantımıza güzellik serpen, renk katan, tat veren şeyler vardır!

Kimi zamân bir mekân, kimi zamân bir yiyecek, kimi zamân da sohbetdir, bunlar!

Kısmetimizde var ise hani! Bâzen de üçü birden çıkıverir yolumuza…

 

2019 senesinin birinci ayı; günlerden, Perşembe 17…

O gün, işde tam da böyle üçü bir yerde buluşdurdu, üçümüzü;

Adalet Arayan, İnsiyatif ve Eski Tüfek.

Tatlı bir mekân, bir kap tatlı sütlaç ve bol bol tatlı sohbet….

O gün orada sâdece kahvelerimiz acı idi…

 

İlk fırsatda buluşmak üzere üçümüz de aylar evvelinden kavilleşmiş idik!

Kıymetli meslekdaşlarım Mehmet ÖZTÜRK ve Levent ULUCAN ile Sıhhiye’de,

Ankara’nın o günkü dudak çatlatan soğuğuna inat, sıcak bir mekânda buluşduk!

 

Kısa bir hoşbeş fasılından sonra konumuz malûm, yerlerde sürünen astsubaylık idi…

Sohbetin koyulaşdığı anlarda, tarçınlı sütlaçlarımızı kaşıklar iken de konumuz, gene astsubaylık idi.

Su gibi bir lahzada akıp giden dört buçuk saatin sonunda kalkmaya karar verdiğimiz anda da

Konumuz gene aynı idi…

 

Üçümüz için de çok faydalı bir buluşma olduğu tesbitine itiraz edenimiz olmadı.

Tekrar buluşmak konusunda da sözleşdik!

Buluşmanın sonunda zihnimizde kalan, birbirimizden aldığımız ilhâm ve ışıltılı fikirler idi…

 

O tatlı günden elimizde kalan ise

Sohbetimizin şâhidi olan şu biricik resim! 

Asubay Tefrikası 6_8, Ulus Hatırası_  Eski Tüfek Şükrü IRBIKTeşekkür ederim, İnsiyatif Levent ULUCAN;

Yeri ve zamânı geldiğinde insiyatifi ele alırsınız inşallah!

 

 

Teşekkür ederim, Adalet Arayan Mehmet ÖZTÜRK;

Aradığınız adâleti tezelden bulmanızı temenni ederim!..

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

Subaylığa nakil edilmek şartı” ile 1951 senesinde

Başbakan Adnan MENDERES’in 5802 sayılı kânun ile teşkil etdiği “astsubay” dedikleri askerlerin

Sicilen subaylığa terfi” etdirilmesi konusunda Genelkurmay Başkanlarımızın;

 

Asubay Tefrikası 6 5

  • Hem Başbakan Adnan MENDERES’i

 

  • Hem TBMM’yi

 

  • Hem de “astsubay” dedikleri biz köle askerleri nasıl kandırdığını,

 

Belgeleri ile isbat etdik!..

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Tertipledikleri 926 sayılı darbe kânunu ile 27 Mayıs’ın karanlık suratlı darbeci subaylarınınAsubay Tefrikası 6 6

Astsubay dedikleri biz köle askerlerin “tahsilen subaylığa terfi” hakkını

1967 senesinde TBMM’de nasıl da hâince gasp etdiğini belgeleri ile isbat etdik!

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Kara Ordumuzun “Gedikli Erbaş” ismini verdiği köle askerlere;Asubay Tefrikası 6 7

1910 senesinde Padişah Sultan Mahmud Reşad’ın

Ve dahi

1927 senesinde ise Kurucu Reisicumhur ATATÜRK’ün verdiği,

İhtiyât zâbitliği ve ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkını

5619 sayılı kânun ile 1950 senesinde,

Kimlerin ve nasıl gasp etdiğini de belgeler ile ilk defâ olmak üzere teşhir etdik!..

  

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

 

Kıymetli vatandaşlarım ve muhterem asubay meslekdaşlarım;

 

Şu an okuduğunuz bu makâle, bugüne kadar yazdığım en uzun ilk ve tek makâledir.

 

Sizler, benim bu en uzun makâlemi okur iken

 

İzin verir iseniz şâyet, ben Eski Tüfek de;

 

  • Hem sizlerin sabrını son kez zorlayacağım

 

  • Hem de evvel Allah,

 

Beyaz subayların biz bahriyeli asubaylara yapdığı ihânetin kapalı kapılarının kilitlerini tek tek kıracağım!..

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Deniz astsubaylığı hakkında yazdığı târihce kitaplarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının, “bahriye gedikli zâbitliğini” adeta yok sayması ve unutdurmaya çalışması,

Genelkurmay Başkanlığı ve Türk Dil Kurumu’nun da “gedikli zâbit ve gedikli subay” tâbirâtını neşretdiği sözlüklerden bile kazıyıp atmasının asıl sebebi de

Astsubayların “gedikli zâbit” olmak hakkını gündeme getirmesini engellemeye yönelik sinsi ve ahlâksız bir teşebbüsdür.

Bugün, “subay ile er arasına” çivilenmiş; “muvazzaf” ve “müebbet” köleliğe mahkûm edilmiş bir asker sınıfı olan “deniz astsubaylığının”,

105 sene evvel “gedikli zabitliğe” dikey geçiş için teşkil edilmiş “mükellef ve muvakkat” bir “zâbit” sınıfı olduğunu anladığımda, vallahi benim bile gözlerim yuvasından uğradı!..

 

*  *  *  *  *

 

Astsubaylık" hakkında bugüne kadar neşretdiği târihce kitaplarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız,

Bahriye “gedikli zâbit” sınıfını;

Zâbit” sınıfından hep ayrı tutmuş

Ve dahi

1914 sene ve 172 sayılı kânuna göre gene “gedikli zâbit” sınıfına dâhil olarak teşkil edilen “küçük zâbit” sınıfına yamamış.

Fakat,

Kânunlarda “bahriye gedikli zâbitliğin” aslında “zâbit” sınıfına dâhil olduğu çok açık bir şekilde ifâde edilmiş. Aynı durum “gedikli zâbit” olmak için Bahriye Efrâd-ı Cedide (Acemi Er) Mektebi’nde okuyan “Gemici ve Makine Çırak” talebeleri için de söz konusu. İlgili kânunlar, bu talebelerin de “zâbit” sınıfına dâhil olduğunu sarahâten tesbit etmiş. Makâlemizin bu kısımında resimlerini gösdereceğimiz kânunlar ile de sâbit olduğu üzere, bu hakikâti isbat edeceğiz, evvel Allah.

Bahriye gedikli zâbit sınıfı hakkındaki bütün hakikâtleri bugün burada ortaya çıkardıkdan sonra inşallah,

Deniz Astsubaylığının târihini yeniden yazmaya mecbur kalacağız.

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası’nın 6’ncı bölüm, 8’inci kısmını teşkil edecek bu makâlemizde;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriyeli subaylarımızın “bahriye gedikli zâbit” sınıfı üzerinde yapdığı kalleş “ameliyâtı” anlayabilmek için

Bugüne kadar yalan-yanlış anlatılan “bahriye gedikli zâbit” sınıfını

Dünyânın çeşitli devlet ordularındaki “bahriye gedikli zâbit” sınıfı ile mukayese ederek tafsilâtlı olarak anlatmamız gerekecek!

Bunun için “bahriye gedikli zâbit” sınıfının evvelâ bugünkü yeri ve durumunu anlatacağız.

Akabinde de bugüne kadar geçirdiği “ameliyât” silsilesini görmek için de

Bugünden geriye doğru olacak şekilde bilgiler vereceğiz, inşallah.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 İlk Türk Ordusu Nasıl İdi?

 

Kendi icâd etdiği “çavuş oku” ile babası Teoman Han’ı M.Ö. 209 senesinde öldüren Mete Han,

Asya Hun Devletinin Kağanı oldu…

Babasından devraldığı devleti,

18 milyon kilometre murabbalık çok geniş bir coğrafyada büyütdü,

Büyük Hun Devletini kurdu,

Ve dahi

Dönemin en büyük devleti olan Çin’i haraca bağladı…

 

Büyük Hun Devleti Kağanı Mete Han ordusunun askerlerini;

  • 10, 100, 1.000 ve 10.000’lik bölükler hâlinde teşkil etdi,

  • Bu bölüklerin başına da onbaşı, yüzbaşı, binbaşı ve tümenbaşı rütbesinde askerler tayin etdi.

 

Bu bilgiden rahatça anlaşılacağı üzere,

Mete Han ordusunu tek sınıf olarak teşkil etdi.

35 senelik hanlığı döneminde dünyânın bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük devletini

Ve dahi

En büyük ve en muzaffer ordusunu teşkil etmesine imkân veren tek husus da

Bu orduda sınıfcılığın ve bölücülüğün olmaması idi.

Büyük Hun Devleti Kağanı Mete Han’ın bu muazzam başarısının biricik sırrı işde, bu idi!..

 

Mete Han’ın ordusunda;

 

  • Kânunlar ile yasaklanmış terfiler,

  • Kendi dünyâsına müebbet hapsedilmiş asker sınıfları,

  • Ulûfe gibi babadan oğula dağıtılmış rütbeler,

  • Torpilli tayinler ile paypaylanmış ballı makâmlar yok idi.

  • Her asker kendi kâbiliyeti, celâdeti, kendi bileği ve kendi yüreği kadar büyük idi.

Ve dahi

  • Her askerin, en büyük rütbe olan tümenbaşılığa kadar terfi hakkı var idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Türk Ordusu Bugün Ne Hâldedir?

 

Nerede çokluk, orada hoşluk olmuyor her zamân!

Meselâ bit pazarı, böyle bir yerdir. Uzakdan bakınca, aradığınız her şey orada var imiş gibi görünür size...

Yaklaşıp da alıcı gözü ile şöyle bir bakınca,

Gördüklerinizin hiçbirinin işe yaramadığını, aslında hepsinin “çöp” olduğunu anlarsınız.

Ben Eski Tüfek’in şahsî kanaati odur ki!

Bizim ordumuz da bu minvâl üzere, bit pazarına benzer.

Uzakdan bakınca, dünyânın hiçbir ordusunda olmadığı kadar çok ve çeşitli “asker sınıfları” olduğunu görürsünüz!

Dış görünüşe bakarak kendilerini dev aynasında gören bizim cüce beyinli beyaz subaylarımız da

Dünyânın bilmem kaçıncı ordusuyuz diye utanmadan karanlıkda dübürden caka satarlar!

Fakat içine  dikkatli bakınca; gördüklerinizin hiçbir işe yaramadığını,

Aslında hepsinin kuru kalabalıkdan ibâret “çöp asker sınıfları” olduğunu anlarsınız.

15 Temmuz’da bütün dünyâyâ rezil olan Patagonya Ordusu mu idi?

 

 

*  *  *  *  *

 

Bugün Amerikan Ordusu Nasıldır?

 

Ordumuzun midesi boş asker kalabalığına bakan beyaz subaylarımız şöyle diyorlar;

NATO üyesi ülkeler arasında bizim Türk Ordusu ikinci ordudur.”

Mâdemki bizim subaylarımız Amerikalı Coni ve İngiliz Tomi subayı ile aşık atıyor!

Öyle ise biz de bizim Türk Ordusunu bu ordular ile mukâyese edelim, olur mu?

 

Amerika ve İngiltere; farklı babalardan ve fakat aynı anadan doğma kardeş devletlerdir. Her beyaz Amerikalı çok çok İngiliz, her beyaz İngiliz de biraz Amerikandır. Sâdece isimleri farklıdır. Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da gerek devlet teşkilâtı gerek ise askerlik kânunları bakımından bu iki devlet, hep birbirlerini takip ve taklit ederler. Bu devletlerin birisi hakkında söylediğiniz her şey, öteki için de handiyse aynen cârîdir. Bu sebepden dolayı ben burada, Amerikan Ordusunu anlatacağım sizlere…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bizim ordumuzun bugünkü mevcudunu emekli bir asubay olarak ben, bilemiyorum! Çünkü söylemiyorlar!

 

 

Fakat, 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde, belgesini de aşağıda görüyorsunuz!

31 Ocak 2019 Perşembe günü itibârı ile Amerikan Ordusunun subay ve er mevcudu…

Bizim ordumuzun “astsubay kıdemli başçavuşu”, Amerikan  Ordusunun “er başçavuşu” ile aynı konumdadır. 

 

 Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Kıymetli vatandaşlarım,

Muhterem asubay meslekdaşlarım;

Amerikan Ordusunun “Subay” ve “Er” oranı şöyle oluyor;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İngiliz Ordusunun Subay ve Er oranı da babaları Amerika’nın aynısıdır!

 

 

*  *  *  *  *

 

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Kuvvetlerinde mevcut olan “Gedikli Subaylık”,

Aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üzere, “subay” sınıfına dâhildir.

Bizim bu makâlemizin konusu da

İşde, aşağıda gördüğünüz bu “Gedikli Subay” asker sınıfıdır.

Şu bilgilere bir göz atın, Allah aşkına!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Ya, Bizim Türk Ordusu Ne Hâldedir?

 

Bizim Ordumuzun asker sınıflarını gösderen çizelge ise

Aşiret ağalarının soyağacına benzeyecek kadar karman çorman!

Genelkurmay Başkanımıza göre bizim ordumuzda bugün tam 8 sınıf asker var, maşşallah!..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Yukarıdaki resimde gördüğünüz bilgileri rakamlar ile birlikde çizelgeye dökünce de

Ebem kuşağı gibi şöyle ucûbe bir görüntü zuhûr eyliyor, orta yere!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Coni’nin Amerikan Ordusu ile bahtsız Memed’in Türk Ordusunu mukâyese etdiğimizde

Şöyle rezâlet bir manzara zuhûr eyliyor!

Elem tere fiş, kem gözlere şiş! Allah nazârdan esirgesin!

Hulusi AKAR’ın bu sene “uydurduğu” “yedek astsubaylığı” saymaz isek şâyet,

Benim sayabildiğim kadarı ile bizim ordumuzda bugün tam 7 sınıf asker var, maşşallah!..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Yukarıdaki çizelgede sizin de gördüğünüz üzere;

Coni ’nin Amerikan Ordusunda bugün “gedikli subay” olarak bilinen asker sınıfı var da!

Memed’in Türk Ordusunda bugün “gedikli subay” olarak bilinen  asker sınıfı niye yok, acap?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Aşağıda,

1949 senesinde yapılan 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kânunu’nun 2019 senesi Şubat ayındaki son durumunu görüyorsunuz.

Bu kânunda gördüğünüz “gedikli subay” tâbiri, bugün dahi aynen mevcutdur.

Peki,

1914 senesinde “gedikli zâbit” olarak ihdas edilen

Ve dahi

1935 senesinde de “gedikli subay” olarak tebdil edilen bu tâbir,

Askerî kânunlarımızda bugün artık niye yok, acap?..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İçinde yaşadığımız şu 2019 senesine göre

Memed’in Türk Ordusunda “gedikli subay” olarak bilinen asker sınıfı,

Bugüne kadar hiç mi mevcut olmadı?

Ya da

Bahtsız Memed’in Türk Ordusunda “gedikli subay” ismi ile bir asker sınıfı var idi de

Birileri bu “gedikli subay” asker sınıfını ordumuzdan kazıyıp atdı mı acap?..

Ne dersiniz?..

Bilmek için öğrenmek,

Öğrenmek için hiç değil ise okumak gerek, değil mi?

Eski Tüfek’in;

Bunca senelerin el emeği, göz nûru ile pişirip de aşağıya dökdüğü şu hurufât çorbasını

Zamân ve olay silsilesine göre dikkat ederek içer iseniz şâyet

Ordumuzun “gedikli subay” sınıfına yapılan ibretlik “ameliyâtı” hayret ve nefret ile öğreneceksiniz!

Nasıl?.. Gözel mi?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Dünyâyı sömürmek için her türlü oyunu çok iyi oynayan İngiliz Bahriyesi,

Kendi sivil ticâret gemilerini ve denizcilerini muhtemel bir harbde kullanacak şekilde eğitir ve donatır.

İşde, bu maksat ile İngiliz Bahriyesi; Birinci Cihân Harbinde kullanmak için gemici ve makinacı çırakları istihdam etdi. İngiliz Bahriyesi için bu, dün böyle idi, bugün de aynen böyledir. Bizim bahriyemizde de bir zamânlar mevcut olan makine ve gemici çırak mekteblerinin menşei de sömürgen İngiliz Bahriyesinden aşırmadır.

Gemici ve Makine Çıraklarını İngilizler, mekteb eğitimi vermeden, meslek erbâbı vatandaşlar arasından toplamış idi. Fakat aynı dönemlerde Osmanlı Devletinde okuma-yazma nisbeti yüzde bir civârında bile değil iken; Osmanlı Bahriyesi, kendi gemici çıraklarına 4 sene, makineci çıraklarına ise tam 5 sene eğitim verdi.

Aynı senelerde zâbit yetiştiren Bahriye Mektebindeki eğitim ise bunlardan sâdece 2 sene fazla idi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu kadar insanlık dışı ve aşağılık bir muameleyi de

Ancak bizim kurnaz-fesat beyaz subaylarımız tertip edebilir idi.

Bu aslında, değil müslümanın müslümana; gevurun bile gevura yapabileceği bir muamale değildir!

İngiliz Bahriyesi;

Birinci Cihân Harbinde kullandığı buharlı gemilerde, kral daşşağından düşme beyaz zâbitin yapmaya tenezzül etmediği tehlikeli, pis ve zor işlerini yapdırmak için sivil piyasadan kazancı, ateşçi, elektrikçi, motorcu, tornacı vs. çok sayıda meslek erbâbı istihdam etdi.

Ve bu insanlara “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere “gedikli zâbit” (warrant officer) unvânı verdi. Harb esnâsında da bu gedikli zâbitânı, “muvazzaf zâbit” sınıfına terfi etdirdi. Hem de yarbay rütbesi ile!...

Fakat sivil piyasadan topladığı ve zâbitin işlerini yapdırdığı “gedikli zâbitânı”,

İngiliz Bahriyesinin beyaz subayları, Birinci Cihân Harbi sona erince, sürüm sürüm süründürdü.

Bu gedikli zâbitânın çoğunu terhis etdi.

Terhis etmeye götlerinin yemediği bahriye gedikli zâbitânın da;

 

  • Maaşlarını yarıya azaltdı,

 

  • Terfi sürelerini uzatdı,

 

  • Muvazzaf zâbitliğe nakillerini durdurdu…

 

Kullan-at” siyâsetini dünyâda en iyi bilen ve oynayan İngilizlerin kral daşşağından düşme beyaz zâbitânı,

Harbden sonra ihtiyacı kalmadığı için “gedikli zâbitânı”, kağıt mendil gibi kenara atdı.

Birinci Cihân Harbi esnâsında “zâbit” sınıfına dâhil etdiği

Ve dahi

Buharlı gemilerin en tehlikeli ve pis işlerini yapdırdığı gedikli zâbitâna İngiliz Bahriyesinin beyaz zâbitânı,

Çok aşağılık ve adi bir kalleşlik daha yapdı;

Gedikli zâbitânı harb bitince “zâbit” sınıfından def etdi ve “er” sınıfına tenzil etdi.

İngiliz Bahriyesinde bugün dahi sâdece iki sınıf asker vardır;

 

  • Muvazzaf subay,

 

  • Gönüllü/Sözleşmeli Er.

 

 

Bugün dahi İngiliz Bahriyesine "Er" olarak giren bir asker,

Belli süre ve şartlar ile alaylı “Gedikli Zâbitliğe” kadar doğrudan terfi edebilir.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İngiliz Bahriyesinin gedikli zâbitânı işde, bu sebepden dolayı bugün de hâlâ “er” sınıfına dâhildir.

Şu resimin sağ üst tarafında gördüğünüz asker, İngiliz Deniz Kuvvetlerinden Birinci Sınıf Gedikli Zâbitdir.

 

 

*  *  *  *  *

 

Bizde Yok! Fakat ABD Ordusunda Var; Jet Pilotu Erler!..

 

Amerika ve İngiltere; farklı babalardan ve fakat aynı anadan doğma kardeş devletlerdir.

Her beyaz Amerikalı çok çok İngiliz, her beyaz İngiliz de biraz Amerikandır. Sâdece isimleri farklıdır. Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da gerek devlet teşkilâtı, gerek ise askerlik kânunları bakımından bu iki devlet, hep birbirlerini takip ve taklit ederler. Fakat hep iyi yönde… Mâlum, iyi olan rağbet görür ya! Yazdıkları kitaplarda da her iki devlet bundan gurur ile bahsederler.

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Kuvvetlerinde bugün dahi hâlâ mevcud olan “gedikli zâbitliği” Amerikan Ordusu, İngiliz Ordusundan aşırdı.

Fakat her şeyin daha iyisini yapmak için geberen Amerikalı Coni;

İngiliz Tomi’nin icâd etdiği gedikli zâbitliğesınıf atlatdı” ve “zâbit” sınıfına dâhil etdi.

Bu cümleden olmak üzere;

Yeni bir kuvvet olan Amerikan Hava Kuvvetlerinde bugün “gedikli zâbitlik” yokdur.

Fakat Hava Kuvvetlerinde helikopterin çoğunu “er” sınıfından pilotlar uçurur.

Savaş uçaklarını uçuracak “muharip pilot er” yetişdirmek üzere de 2017 senesinde kolları sıvadılar...

 

Cebinden dünyânın parasını harcayıp da

Kendi imkânı ile pilot ehliyeti alan “astsubay” denilen bizim köle askerlerin uçmasına izin vermeyen

Bizim Kuvvet Komutanları ve Genelkurmay Başkanlarımızın kulakları çınlasın!..

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Kuvvetlerindeki “gedikli zâbitân” bugün de “zâbit” sınıfına dâhildir.

Bizim ordumuzun her boku bilen beyaz subayları ise

Bu konuda Amerikan ve İngiliz Ordularının yapdığından daha farklı ve fakat kalleşçe bir şey yapdı!

Kıskanç bir kuma gibi davranan;

Ordumuzu babalarından mirâs çiftlik, kendilerini aga;

Kendilerinden başka askerleri ise köle olarak telakki eden beyaz zâbitânımız,

Kâbiliyetine hep gıpta etdiği, kendileri için her zamân çetin bir rakip olarak gördüğü; subay tuvâletini dahi birlikde kullanmaya tahammül edemediği “gedikli zâbitliği” 1929 senesinde kökden tasfiye etdi.

Bahriye gedikli zâbitliğini” tasfiye etmek için Deniz Kuvvetleri (Bahriye Nezâreti) ile Genelkurmay Başkanlığı (Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği)’nın

Bu konuda takındıkları haset, nefret ve kin dolu tavırlarını, meclis zabıtlarına akseden cümlelerinden anlamak hiç de zor değil! Eski Tüfek’in bu satırlarda yazdığı ifâdeleri de başka hiçbir yerde bulamazsınız!

 

 

*  *  *  *  *

 

Bahriye Gedikli Zâbitliği konusunda Osmanlı Bahriyesi, İngilizlerin kuyruğundan ayrılamadı.

Osmanlı Bahriyesi “gedikli zâbit” asker sınıfını 1913 senesinde, İngiliz Bahriyesinden aşırdı! Ve o zamân hem “küçük zâbit” sınıfı hem de “gedikli zâbit” sınıfı, “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilmiş idi.

Donanmamızın padişah daşşağından düşme beyaz zâbitânı;

Osmanlı Bahriyesinin İngiltere’den satın alıp Birinci Cihân Harbi’nde kullandığı buharlı gemilerde,

Kendilerinin yapmaya tenezzül etmediği tehlikeli, pis ve zor işleri, gedikli zâbitâna yapdırdı.

Beyaz zâbitânımız, kendilerinin ölmesi gereken işlerde, gözlerini hiç kırpmadan gedikli zâbitânı ölüme sürdü.

 

Birinci Cihân Harbi sona erince, Osmanlı Bahriyesi;

Gemici ve Makine Çırak Mekteplerinde 4 ve 5 sene talim ve taallüm etdirdiği

 

Ve aslında zâbitânın yapması gereken işleri yapdırdığı bahriye “gedikli zâbitânı”;

 

  • Evvelâ 1927 senesinde, “mükellef er” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbitliğe” tenzil etdi,

 

  • Akabinde bahriye “gedikli zâbit” sınıfını 1929 senesinde kökden tasfiye etdi.

 

  • Bahriye “küçük zâbitânı” da “muvazzaf er” sınıfına tenzil etdi. Ve oraya çiviledi.

 

 

Muvazzaf er” asker sınıfı olur mu, demeyin! Dünyâda yok, fakat bizim ordumuzda var…

Bugün biz astsubaylar;

15 sene mecburî hizmete ve olduğu yerde otlamaya mahkûm edilmiş dünyânın tek “muvazzaf er”leriyiz.

Böylece beyaz zâbitânımız, bir daş ile üç guş birden vurdu!..

Nasıl?

Gözel mi?..

 

*  *  *  *  *

 

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşür Hasan Hüsnü Paşa’yı adam zanneden Sultan II. Abdülhamid,

Bu Paşa’nın 1890 senesinde hazırladığı bir nizâmnâme için irâde buyurdu!

Donanma-yı Hümâyûna Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sultan II. Abdülhamid’in Donanma “Gedikli” sınıfını teşkil etdiği 1890 senesinde;

Donanmayı Hümâyun (Padişah Donanması)’da “Asakir-i Bahriye-i Şahâne” (Padişah Bahriye Askerliği) mevcut idi.

Bu askerlere “Kur’a Efrâdı” veya “Bahriye Efrâdı” ismi de veriliyor idi.

Bahriyenin ihtiyâcı nisbetinde kur’a ile tesbit edilen “kur’a efrâdı” gençler,

5 sene nizâmiye (mükellef) askerliği yapmaya mecbur idiler.

Bu 5 senelik “mükellef askerlik” süresi içinde bahriye askerlerine,

Harb gemilerinde yapacakları hizmete göre çeşitli eğitimler veriliyor idi.

Bu eğitimleri de bahriyeli zâbitânımız veriyor idi.

Harb gemisindeki silâh, alet, cihaz vs. demirbaşlar da gene zâbitânımızın üzerine zimmetli idi.

Eğitimlerin sonunda da “Bahriye Efrâdı, harb gemilerine sevk ediliyor idi. Aldıkları eğitimden sonra gitdikleri gemilerde iyice usdalaşan kur’a efrâdı, 5 senelik “mükellef” askerlik hizmetinden sonra teskere alarak Donanma’dan ayrılıyor idi.

Kur’a efrâdı gençler, görevleri süresince kullanmaları için kendilerine teslim edilen silâh, alet, cihaz vs. gibi demirbaş malzemeleri de kırıp döküyorlar ve bunların hesâbı da beyaz zâbitândan soruluyor idi.

Mesleğinde usdalaşan kur’a efrâdı; beyaz zâbitâna göre kendilerinden istifâde edilecekleri bir zamânda teskere alıp Donanma’dan çıkıp gidiyor idi.

Sonra da bahriye zâbitânı, gelen yeni kur’a efrâdını tekrâr eğitmeye mecbur kalıyor idi.

İşde, bahriye zâbitân heyetimiz;

Hem kur’a efrâdını eğitmek, atleti-donu, boku-püsürü ile uğraşmakdan kurtulmak

Hem de kendilerine zimmetli olan demirbaş malzemelerin zimmetinden kurtulmak için

Aynı görevi kendileri yerine uzun süre yapacak köle bir asker sınıfı” icâd etmek isdedi.

Ve hemen akabinde,

Gedikli” olarak tesmiye etdiği ve aslında “muvazzaf köle” bir asker sınıfı olan “Donanma sıbyan efrâdını” keşfetdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Dersaadet (İstanbul)’de doğup büyümüş ve denizi bilen gençlerin kabul edileceği bu “gedikli” sınıfı;

Talebe olarak bahriye harp gemilerinde tam 5 sene tâlim-taâllüm edecek,

Bu tâlim-taâllüm sonunda “sıbyan efrâdı” nâmı ile gemilerde 5 sene “mükellef” hizmet edecek idi.

İstanbul’un bıçkın gençleri “talebe ve sıbyan efrâdı” olarak toplam 10 sene hizmetden sonra

Kendisi isder ise ve Donanma’da ihtiyaç da var ise şâyet “gedikli” sınıfına nakil edilecek,

Gedikli” unvânı ile 9 sene daha olmak üzere toplam 19 sene hizmet etdikden sonra emekli olacak idi.

 

Bu senelerde Bahriye Mektebi (Deniz Harp Okulu)’nde idâdî hâriç, eğitim süresi de 3 sene idi…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesini tertip edenAsubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa

5 sene nizâmiye (mükellef) askerliğin mecburî olduğu bir dönemde;

İlk 5 senede mükellef askerlik hizmetini yapar iken

İkinci 5 senede de bir meslek öğrenmenin İstanbul’lu gençler için câzip bir tercih olacağını tahmin ediyor idi.

Fakat Hasan Hüsnü Paşa, kısa süre sonra bu tahmininde duvara tosladı.

İstanbul’lu gençler, “zâbit” olacaklarını zannederek “gedikli” olmuşlar idi.

Fakat gemiye gitdiklerinde;

Bahriye zâbiti kadar iyi bir eğitim aldıklarını

Ve dahi

Bahriye zâbiti kadar donanımlı oldukları gören

Ve buna rağmen aslında “efrâd (er)” olduklarını idrâk eden Dersaadet’in bıçkın delikanlıları,

Gedikli” olmakdan hemen çark etdiler.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde bu sebeplerden dolayı Donanma Gedikli sınıfına talep, kısa sürede birden bire dibe vurdu.

1900’lü senelere gelindiğinde,

Bir tek dahi olsa talebe bulamayan Donanma Gedikli Sınıfı,

Yirminci asırın ilk senelerinde kapısına kilit vurdu!

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın tertip etdiği Donanmamızın ilk “gedikli” sınıf tezgâhlama teşebbüsü,

İşde böylesi derin bir hüsrân, büyük bir hayâl kırıklığı ve sonsuz bir küskünlük ile iflâs etdi.

Fakat hem bahriye efrâdının tâlim-taâllümü, boku-püsürü ile uğraşmakdan sıyrılmak

Hem de kendilerine zimmetli demirbaşları başkaları üzerine yıkmak için sinsice tuzaklar tezgâhlayan Bahriye zâbitân heyetimiz,

Bulduğu ilk fırsatda “köle”, “ortada sandık” ve yeni bir “gedikli” sınıfı tertip etmeye kararlı idi.

Burada yeri gelmiş iken önemli hatâyı tashih etmeliyim.

Bugüne kadar neşretdiği târihcelerde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı; Donanma Gedikli sınıfı için;

 

  • Kimi zamân “gedikli küçük zâbit”,

 

  • Kimi zamân “gedikli zâbit”,

 

  • Kimi zamân da “astsubay” tâbirini kullandı.

 

Bu yakışdırmaların hepsi câhilliğin alâmetleridir. Donanma Gedikli sınıfı, bunların hiçbirisi değildir.

Çünkü;

 

Birinci husus şudur; 1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesinde, bir tek dahi olsa “zâbit” kelimesi yokdur.

 

İkinci husus da şudur; 1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesi, nev-i şahsına münhasır bir nizâmnâmedir.

 

Bu Nizâmnâme ile ihdâs edilen Donanma Gediklisi nev-i şahsına münhasır bir asker sınıfıdır.

Deniz Kuvvetlerimizin bu gedikli sınıfını, çeşitli bahriye asker sınıflarına benzetmeye ve yamamaya çalışmasının iki sebebi olabilir,

 

Bu sebepler;

 

 1. Cehâletdendir, bunu anlarım.

 

2. Fakat daha ziyâde ihânetdendir, bunu affetmem!

 

Bahriyeli subaylarımızın böylesi hâince davranmasının asıl sebebleri de şunlardır;

Bugün burada belgeleri ile ortaya koyacağımız üzere,

Gerçek anlamda bahriye “zâbit” sınıfına dâhil olarak teşkil edilen “gedikli zâbit” sınıfını değersizleştirerek unutdurmaya çalışmak

Ve daha da mühimi,

Hem bahriye efrâdının tâlim-taâllümü, atleti-donu, boku-püsürü ile uğraşmakdan sıyrılmak

Ve hem de

Kendilerine zimmetli demirbaşları üzerine yıkacağı “köle”, “ortada sandık” ve yeni bir köle asker sınıfının teşkil edilmesine kendi akıllarınca meşru gerekçeler uydurmak telâşıdır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Ölmek/öldürmek ve öldürmeyi emretmek salâhiyyetini hâiz dünyânın meşru tek katil mesleği olan askerlikde;

Ölen/öldüren ve ölmeyi emreden asker arasında başka bir asker sınıfı olamaz!

İkinci Cihân Harbine kadar dünyânın haracını yiyen İngiliz Ordusunda

Ve dahi

 

İkinci Cihân Harbi’nden sonra dünyânın haracını yiyen Amerikan ordusunda, sâdece iki sınıf asker vardır;

 

1. Ölmeyi emreden mektebli muvazzaf subay,

 

 2. Ölmek ve öldürmek emrini yerine getiren alaylı mükellef er.

 

Türkiye Devletinin imzâlayıp taraf olduğu milletlerarası andlaşmalara göre de durum aynen böyledir.

 

Fakat darbeci beyaz subaylarımızın;

Anayasa’yı ayaklarının altında çiğneyerek iç hukukumuzda tertip etdikleri kimi gayri meşrû kânunlar ile ordumuzun askerlerini tefrikalara ve sınıflara böldüler.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

*  *  *  *  *

 

İnanması Zor! Lâkin, Durum Aynen Böyle!..

 

Aşağıda gördüğünüz sayfayı Milli Savunma Üniversitesine ait bir bağlantıdan şimdi indirdim.

Benim de 1981 senesinde mezun olduğum Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismini verdikleri uyduruk okulun târihcesinden bahseden bu yazıda,

Deniz Astsubaylığının târihinin 1890 “Donanma Gedikli Sınıfı” ile başladığı yalanını söylüyorlar.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat vaziyet hiç de öyle, Milli Savunma Üniversitesinin işkembeden üfürdüğü gibi değil!..

Deniz Kuvvetleri Komutanının bile bugün bu hakikâtin farkında olmadığından hiç şüphem yok!

1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesi bugün de hâlâ yürürlükdedir.

Çünkü bu nizâmnâmeyi ilga eden herhangi bir nizâmnâme, kânun vs. bulamadım;

1949 sene ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kânunu,

Ve dahi

Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz asker sınıfının târihinden söz eden 1995 seneli AYİM kararında, sâdece 1913 nizâmnâmesine atıf var.

Kendisinden sonra meriyyete konulan nizâmnâme ve kânunlarda da 1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesinden tek kelime bahis yokdur.

Bugün “astsubay” ismi ile bilinen asker sınıfı, 1951 senesinde 5802 sayılı kânun ile teşkil edildi. Bu kânunda da 1890 Donanma Gedikli sınıfı Nizâmnâmesine atıf yok!

Bu sebepden dolayı 1890 Donanma Gedikli sınıfı ile bugünkü “deniz astsubaylığı” arasında “halef-selef” bakımından hiçbir illiyet bağı yokdur.

1890 Donanma Gedikli sınıfı;

  • Nev-i şahsına münhasır bir bahriye asker sınıfı olarak teşkil edilmiş

 

  • Ve fakat rağbet görmediği için 10-15 senede iflâs etmiş müstakil bir asker sınıfıdır.

 

  • Bahriyemizde bugüne kadar mevcut olan hiçbir asker sınıfı ile de benzerliği yokdur!

 

Deniz astsubaylığı hakkında bugüne kadar neşretdiği târihce kitaplarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ortaya atdığı “bugünkü deniz astsubaylığı, 1890 Donanma Gedikli sınıfının devâmıdır” şeklindeki iddia, işkembeden söylenmiş kuyruklu ve  âdi bir yalandır. Hukûkî bakımdan da son derece mesnetsizdir.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1890 senesinde teşkil etdiği Donanma “Gedikli” sınıfının Nizâmnâmesinde Sultan II. Abdülhamid şöyle dedi;

 

Madde 29 — İleride icâbı hâle göre işbu nizâmnâmenin tevsi veya tâdili zımnında lüzumu tahakkuk eden mevaddın derç ve ilâvesi câizdir.

 

Bu cümlenin Türkcesi şöyle oluyor;

İleriki zamânlarda zuhûr edecek ihtiyâca göre bu nizâmnâme gelişdirilir veya değişdirililir.

Fakat öldüğü 1903 senesine kadar Bahriye Nâzırlığı yapan Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa,

1890 senesinde hazırladığı bu nizâmnâmenin tek kelimesine dahi dokunmadı.

Ve bu sınıfın kendi kendisini tasfiye etmesini gemi gövertesinden

Manda katara bakar gibi seyretdi…

1890 Nizâmnâmesine bakıldığında, Donanma Gedikli sınıfının;

 

  • Donanma zâbit sınıfına dâhil olmadığı bellidir,

 

  • Donanma Efrâd (Er) sınıfına dâhil olmadığı da bellidir,

 

  • Donanma zâbit sınıfı ile donanma efrâd sınıfı “arasında” yer aldığı da açık bir şekilde bellidir,

 

  • 1890 senesinden sonra Donanmamızda teşkil edilen hiçbir asker sınıfına benzemediği de çok bellidir.

 

  • Rütbe isimlerine bakdığımızda 1890 Donanma Gedikli sınıfının, bugün “astsubay” olarak bildiğimiz deniz asker sınıfının “selefi” olmadığı da besbellidir…

 

 

Donanma Gedikli sınıfının yapacağı görevler, nizâmnâmede en ince ayrıntısına kadar açıklanmış idi

Fakat  emeklilik hakkı ve tâbi olacağı askerî cezâ hukûku konusunda bu nizâmnâmede tek kelime yok idi. 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriye Encümeni nâmına söz alan Karesi Mebusu Ali Galip Efendi

1911 sesinde Meclis-i Mebusânda şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bugün mevcut Efrâdı Bahriye 6.000 adetten ibâret imiş. Zâbitânı tahkik ettik 5.600 imiş. Az daha beher efrât başına bir zâbit olacaktı.  Gedikli efrât tâbir olunan efrâd var ki, bunlar kat'iyyen zâbit olamazlar. Usûlen öyle vaz olunmuş vaktiyle. Fakat bu maksadı fark etmişler bunlar, bu Gedikli efrâdı da zâbit yapmışlar. Gedikli efrâddan maksat, adetâ bizim hânelerdeki kethüda kadınlar gibi, her vapurda bu Gedikli efrâd daima bulunuyor. Kethüda gibi her umura karışıyor vapurlarda. Gedikli efrâd böyledir. Yeni gelen efrâdı bunlara tevdi ederler. Bunlar kat'iyyen vapurlardan çıkmıyorlar. Orada bulunuyorlar. Bunlar zâbit filan olmuyor. Lâkin bunların dört senede bir maaşlarına zam olunur. Muahharan son defâ olmak üzere arzolunmuş, beş altı yüz ve belki daha ziyâde Gedikli efrâdı “zâbit” yapmışlar. Hülâsa, iş çığırından çıkmış gitmiş.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Padişah Sultan Hamid buyurduğu bir iradei seniyye (padişah fermânı) ileAsubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Alaylı 148 bahriye çavuşunu,

1908 senesinde mülâzım sâni rütbesine terfi etdirdi.

Bu çavuşlar, terfi etdiklerini zannederek zâbit kıyâfeti giymeye başladı.

Fakat dönemin Bahriye Nâzırı Hasan Râmi Efendi,

Padişahın bu fermânını mevkii tatbike koymadı.

Zâbitliğe terfilerinin işleme alınmadığını öğrenen 148 bahriye çavuşu, hakkını almak için meclise dilekce gönderdi.

Uzun müzâkerelerden sonra mebuslar,

Bahriyeli 148 çavuşun dilekçelerini reddeddi.

1908 İnkilâbından sonra, Bahriye Nâzırı Hasan Râmi Efendi’nin rütbesi alındı ve sürgüne gönderildi.

Kendinden önceki Bahriye Nâzırı Hasan Hüsnü Paşanın lakâbı “Mürteşi” idi.

Hasan Hüsnü Paşa gibi fenâ bir şöhreti olmasından ve isminin verdiği kolaylıkdan dolayı da

O’na “Harâmî” Paşa dediler.

 

 

Aynı celsede söz alan Sivas Mebusu Dağavaryan Efendi

Meclis-i Mebusânda şu ibretlik sözünü târihin hâfızasına kayıt etdi;

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

DAĞAVARYAN EFENDİ (Sivas) — Bir millet, yalnız nizâm ile yaşayıp ileri gidebilir. Merhamet ile hiçbir millet ne yaşar, ne ileriye gider. Bizim, Avrupa devletlerinden farkımız yalnız budur. Onlarda nizâm, kânun hüküm – fermadır. Bizlerde hissiyâtımız, merhametimiz hâkim ve âmirdir. Artık müzakere kâfidir. Ne kadar dinledik ise, hepsi birdir. Kânunun sadâsını çok vakit ayak altına alıyoruz.

Böyle gidersek, biz, bu mülkü batıracağız.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde, bu şerefli zâbit Ali Rıza Paşa,

1911 senesinde meclisde şu târihî sözünü söyledi;

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Askerî Harcırah Kanunu_ İnikad-75);

RIZA PAŞA (Topçu Ferîki) — (…) Bugün orduya muktedir zâbit yetiştirmek - Hey'et-i kiram belirler ki - Avrupa'da bir mes'ele-i mühimme-i içtimaiyyeden mâduttur. Almanlar bugün dünyâya nümûne-i imtisal olan o güzel ordularına, zâbitleri vasıtasıyla nail olmuşlardır. Hey'et-i zâbitânının mükemmeliyeti sayesinde ordu da terakki ve tekemmül etmiş ve bugün herkes için numune-i imtisal olmuştur.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Birinci ve İkinci Cihân Harbini, Almanya başlatdı.

Bütün dünyâya meydan okumasının da kendine göre çok haklı sebepleri var idi.

 

NATO görevinde iken Napoli’de 1994 senesinde tanışdığım bir Alman deniz yarbayı, sohbetimiz esnâsında bana şöyle dedi;

Göreceksiniz! Üçüncü Cihân Harbini de gene biz başlatacağız!

 

Amerika’nın kucağına oturmuş iken dübürden kahramanlık taslayan bizim mütarekeci subaylarımız işitsin!

Dünyâ savaşlarını başlatmasında Alman subaylarının neler yapdığını da inşallah başka bir makâlede anlatırız.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1890 Donanma Gedikli nizamnâmesi,

Donanma gediklilerinin “zâbitliğe nakil edilmeleri asla câiz değildir” diyor idi!

Bu sebepden dolayı 1890 senesindeki “ilk gedikli sınıfı” denemesi, 1900’lerin başında iflâs etdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bu iflâsdan ders alan dönemin Bahriye Nâzırı Çürüksulu Mahmûd Paşa,

İngiliz Amiral Gamble Paşa’nın 1910 senesinde hazırladığı rapor üzerine

Padişah Sultan Mehmed Reşâd’a arz eylediği bir layihâ ile

1913 senesinde bahriye (donanma) “gedikli” sınıfını “ikinci kez” olmak üzere teşkil etdi.

Süfûn-u Hümâyûn Gedikli Sınıfı;

Tekâ’üd husûsunda Askerî Tekâ’üd Kânûnuna tâbi olacak

Ve dahi

Rütbelerine mahsûs mecmû’-ı müddet olan 17 seneyi ikmâl eyledikden sonra hakk-ı tekâ’üdü ihrâz edecekler idi. 

 

Fakat

Askerî cezâ husûsunda gedikli sınıfı askere yapılacak muâmele konusunda bu kânunda hiçbir hüküm yok idi. 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Deniz Astsubaylığının târihi söz konusu olduğunda;

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız 1890 Donanma Gedikli sınıfının târihini yazar iken

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’dan söz etmeyi kendine bir nâmus borcu bilir.

Fakat  bugünkü “deniz astsubaylığına” menşe teşkil eden başka kânunlar olduğunu da hep inkâr eder.

Nitekim 1913 senesinde meriyyete konulan bu nizâmnâmeyi,

Her niye ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız hep ıskalamayı tercih eder.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


Donanma Gedikli sınıfının ikinci kez teşkil edilmesine dâir olmak üzere kabul edilen bu kânun;

Padişah Sultan Mehmed Reşâd’ın “bir defâya mahsus” olmak şartı ile irâde buyurduğu “muvakkat” (geçici) bir kânundur.

Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da;

Bu kânun ile “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilen “süfün-i hümâyun gedikli sınıfı” da “muvakkat” (geçici) bir donanma asker sınıfıdır.

Bütün devletlerin dünyâ harbine hazırlandığı günlerde,

Askere giden gençlerin geri dönmeyeceğini vatandaş çokdan öğrenmiş idi.

Câzip şartlar da vaad etmediğinden dolayı bu “gedikli” sınıfı da rağbet görmedi.

Donanma gedikli sınıfı teşkil etmek için

Taş kafalı beyaz bahriye zâbitân heyetimizin çıkartdığı bu ikinci kânun da kısa sürede iflâs etdi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1890 senesindeki Donanmada “ilk gedikli” sınıfı denemesi 1900’lerin başında iflâs etdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

1913 senesindeki Donanmada “ikinci gedikli” sınıfı denemesi  de

Bu askerin “zâbit” sınıfına dâhil olmasına rağmen aynı sene içinde iflâs etdi.

 

 

Bu iflâslardan ders alan dönemin Bahriye Nâzırı Ahmed Cemâl Paşa,

Gene İngiliz Amiral Gamble Paşa’nın 1910 senesinde hazırladığı rapor üzerine

Padişah Sultan Mehmed Reşâd’a arz eylediği bir layihâ ile

1914 senesinde bahriyede “ilk kez” olmak üzere “üç sınıf asker” birden teşkil etdi.

 

 

 

  

Bugüne kadar geçen 105 sene içinde aşağıdaki şu belgeyi ilk gören sizler oluyorsunuz!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1914 seneli Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitânı ile Gedikli Zâbitânı Kânun-ı Muvakkat isimli bu kânunun

Beşinci maddesi şöyle emrediyor idi;

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Bu kânun ile aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üç sınıf asker geçici (muvakkat) olarak teşkil edildi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu kânuna göre teşkil edilen üç asker sınıfının en üst aşaması olan 1914 Bahriye Gedikli Zâbit Sınıfı;

 

  • Tekâ’üd husûsunda zâbitân misüllü Askerî Tekâ’üd Kânûnuna tâbi olacak,

 

  • Namzetliklerinden itibâren 17 seneyi ikmâl eyledikden sonra hakk-ı tekâ’üdü ihrâz edecek,

 

  • Askerî cezâ husûsunda da gene zâbitan misüllü Askerî Cezâ Kânûnnâmesine tâbi olacak idi.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

1914 Bahriye “Gedikli Zâbit” rütbe işâretlerinin rengi “sarı

Küçük Zâbit” rütbe işâretlerinin şekli aynı fakat rengi “kırmızı” idi.

Rütbe işâretlerinin renginin “sarı” olması,

Bugünkü “deniz astsubay” sınıfının, geçmişdeki “gedikli zâbit” sınıfının devâmı olduğunun gizli bir delilidir.

 

 

*  *  *  *  *

 

 

İngiliz Amiral Gamble Paşa’nın tavsiyesi üzerine hazırlanan 1914 Bahriye “gedikli zâbit” kânunu ile

Bahriye zâbiti” hâricinde olmak üzere üç sınıf bahriye askeri birden teşkil edildi.

 

1. Bahriye “Mükellef” Efrâd (Er) sınıfı,

 

2. Bahriye “Mükellef” Küçük Zâbit sınıfı,

 

3. Bahriye “Muvazzaf” Gedikli Zâbit sınıfı.

 

 

172 numara ve 1914 seneli bu kânun

Ve dahi

1916 seneli Makine Çırakları Nizâmnâmesinden kolayca anlaşıldığı üzere

 

Bahriyedeki bu asker sınıfları;

 

  • Birbirini ikmâl eden (besleyen)

 

Ve

 

  • Sınıflararası dikey geçiş imkânı veren bir kânun idi.

 

Bu kânuna göre Efrâdı Cedide (Acemi Er) Mektebine kayıt yapdıran bir gencimiz;

Makineci Çırağı olmak için 5 sene,

Gemici Çırağı olmak için ise 4 sene tâlim-taâllüm görüyor idi.

 

Bu tâlim-taâllüm sonunda;

 

1. Hem nizâmiye (mükellef) askerliğini yapıyor

2. Mükellef askerliğini tamamladıktan sonra donanmada askerlik yapmaya devâm etmek isder ise şâyet,

 

Belli süre ve şarta bağlı olarak;

 

Evvelâ; “mükellef” küçük zâbit

 

Akabinde de “muvazzaf” gedikli zâbitliğe dikey olarak terfi edebiliyor idi.

 

Bu durum, İstiklâl Harbi esnâsında ve 1927 senesine kadar 14 sene devâm etdi.

 

 

*  *  *  *  *

 

1914 Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitânı ile Gedikli Zâbitânı Kânunu Meclisde müzâkere edilir iken

23 Ocak 1915 Cumartesi günü söz alan Kengiri mebusu Fazıl Berki Bey,

Bahriye gedikli zâbitliği hakkında bakınız, neler dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

FAZIL BERKİ BEY (Kengri)Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitân ile Gedikli Zâbitânı Kânunu, Meşrutiyete nâil olduğumuz beş altı seneden beri Bahriye Nezâretinin, meclisimize bahriyenin terakki ve tealisi için göndermiş olduğu ilk kânundur. Binaenaleyh meserretle telakki edilmeye şâyandır. Asıl bu kânunun rûhu gedikli zâbitân kısmına ait olan cihetidir.

Gedikli zâbitânı, bahriye meselesinde adeta bir hayât ve memat vazifesi ifâ etmektedir.

 

Gedikli zâbitânı demek sefaini bahriyenin demirbaş insanları demektir. Sefain-i bahriyenin demirbaş eşyası olduğu gibi, demirbaş insanları da yani yirmi sene, yirmibeş sene aynı vazifede bir şubei fende sahibi ihtisas olan insanlara ait olan bir tâbirdir. Eskiden bunlar intihab ediliyordu, daha doğrusu gedikli olanlara zâbitlik tevcih ediliyordu. Hâlbuki bunlar bahriye harp zâbiti olmadıklarından mesela, ateşçi, topçu, nişancı, işaretçi olan bir zâtın doğrudan doğruya zâbit rütbesini hâiz olması, bunlar arasında suitefehhümleri mucip oluyordu.

Yeni kânunda tadilât icra edilmiş, yalnız zâbitân bunlara bir işareti mahsus verilmiş ve 20-25 sene aynı meslekte hizmet edeceklerinden şevk ve gayretlerini tezyit etmek maksadı ile maaşları da sunufa taksim olunmuştur. Mücavir devletlerde de bu usûl kabul olunmuş, bundan pek çok istifâde olunmuştur. Bu kânunu muvakkat mevki-i icrâya vaz olunduğu zamândan beri pek çok istifade edilmiş, yani hangi cihetleri muhtaç, muhtacı tadil ve tebdil olduğu görülmüş, Mesela, maaşatı kâfi derecede görülmemiş olmalı ki rağbet az olmuş ve bundan dolayı hükümetle encümen beyninde itilaf hâsıl olarak maaşât mümkün mertebe tezyit edilmiştir.

Diğer taraftan, zannederim ki bu kânunun muvakkat olarak icrayi hükmetmesi ve matlub olan rağbete mazhar olmaması, Millet Meclisinde müzâkeresi esnasında münakaşa ile belki de ref edileceği varidi hazır olmasından ileriye gelmiştir.

Hâlbuki bu kânun kabul edilecek olursa rağbet fevkalade artacaktır, çünkü oraya bir kere tezkere terk ettikden sonra vakfı hayat edenler 50 yaşına kadar bahriyenin bir sınıfı mahsusu olarak kalacaktır ki, böyle uzun müddet için bir vazifeye girmiş olanların istikbâlini düşünmesi de elbette vazifesidir. Binaenaleyh, bahriyenin terakki ve tealisi her türlü fedakârlığı ihtiyardan içtinap etmeyen milletin vükelayi muhteremesi bu kânunu hükümetin muvafakati ile encümenin tadili vechile kabul edeceğinden hiç şüphem yoktur.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Deniz Kuvvetleri (Bahriye)’nde “gedikli zâbitlik” 1914 senesinde teşkil edildi.

Kara (Berrî) Ordumuzda ise “kara hava sınıfı gedikli zâbitlik” 1917 senesinde teşkil edildi.

Hem Bahriye’de hem de Berriye’de; gedikli zâbitlik müstakil birer “zâbit” sınıfı olarak teşkil edildi.

Bahriye’de ve Berriye (Kara Ordumuz)’de teşkil edilmesinin kan donduran sebeplerini de sırası ile;

 

Ve

 

1929 senesinde de 1492 sayılı kânun ile deniz ve kara hava gedikli zâbit sınıfı külliyen ilga edildi.

Deniz ve kara hava gedikli zâbit sınıfı,

1914 senesinden 1923 senesine kadar tam 10 sene devâm eden İstiklâl Hârbi’nde canı bahasına harb etdi.

Pilot yapmak için gönüllü zâbit bulamayan Bahrî ve Berrî Ordularımız;

Bu gedikli zâbitânı, harbiyeli zâbitin yerine ölmesi için “pilot” yapdı.

 

Fakat harb bitince de gedikli zâbitânı;

  • 1927 senesinde “er” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbitliğe” tenzil etdiler.

 

  • 1929 senesinde de kullanılmış kağıt mendil gibi bir kenara atdılar.

 

Deniz ve kara hava sınıfı gedikli zâbitâna ordumuz o kadar vefâsızlık ve hâinlik etdi ki…

Gedikli zâbit sınıfı ordumuzun âdeta cüzzamlı askerleri oldular.

Deniz ve kara hava sınıfı gedikli zâbitâna ordumuz;

  • Gedikli erbaşdan daha az maaş verdi,

 

  • Cezâ vermeye gelince kânunlarda “zâbit” sınıfına dâhil etdi,

 

  • Fakat özlük hakları vermeye gelince “er” sınıfına dâhil etdi.

 

5434 sayılı Emekli Sandığı Kânununda hâlen mevcut “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtını

Türk Dil Kurum’u, 1944 senesinde neşretdiği ilk Türkce Sözlüğe dâhil etmedi.

Sonraki senelerde neşretdiği sözlüklere de dâhil etmedi.

Açın, bakın, görün ve inanın!..

Bugün elimizde olan güncel Türkce Sözlükde de “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtı mevcut değil.

Genelkurmay Başkanlığı da bu iki tâbire âdeta cüzzamlı muamelesi yapdı;

1929 senesinden sonra neşretdiği yeni kitaplara “gedikli zâbit” tâbirini dâhil etmedi.

Cârî askerî talimât ve mevzuâtda mevcut olan “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtını da tek tek ayıkladı.

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Ordularında “gedikli zâbit” (gedikli subay) sınıfı bugün de hâlâ mevcut.

Fakat Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları bu “gedikli zâbit” tâbirinden o kadar korkdu ki

Neşretdikleri İngilizce sözlüklere “gedikli zâbit” (gedikli subay) tâbirâtını bugün bile hâlâ dâhil edemiyorlar.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriye küçük zâbit ya da gedikli zâbitliği söz konusu olduğunda kânunlarda, 1915 seneli kânuna atıf yapılır. Fakat kabul edilen ilk kânunun târihinin 20 Nisan 1914 olduğunu hatırda tutmalıyız. Kabul edildiği 1915 senesinde kânunlara sayı vermek kuralı mevcut değil idi. Bu sebepden dolayı atıf yapılan çeşitli kânunlarda; meselâ 5434 sayılı Emekli Sandığı Kânununda, 1915 seneli bu kânunun numarasının 172 olduğu yazılıdır.


 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

 

Yeri gelmiş iken bir galat-ı meşhuru daha burada tashih edelim.

Yazdıkları astsubay târihcelerinde kimi meslekdaşlarım

Sağ tarafınızda gördüğünüz barûtî siyah çuhadan mamûl nevresim (kaput, kısa palto) giymiş şu bahriyelinin “gedikli zâbit” olduğunu söylerler.

 

Doğrusunu söylemek gerekir ise şâyet,

Ben Eski Tüfek de bahriyeli bu askerin “gedikli zâbit” olduğunu zannediyor idim.

Fakat tetkik etdim ve hakikâti öğrendim.

 

Aşağıda resmini gördüğünüz Ordu Kıyafet Kararnamesi Şekilleri isimli 1933 seneli kitaba bakdığımızda

Bahriyeli bu askerin aslında,

1492 sayılı "baskın" bir kânun ile 1929 senesinde alelacele teşkil edilen “gedikli küçük zâbit” sınıfının son aşaması olan

Ve

Bu kânunun Komisyon Raporunda itiraf edildiği üzere Alman Bahriyesinden aşırma

Ve dahi

Kazancı şubesinden bahriyeli “başgedikli” olduğunu anlıyoruz.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Bahriye Küçük Zâbit ve Gedikli Zâbit Rütbe İşâretlerini Hangi Devletden Aşırdık?

 

Makâlemizin ilk sayfalarında bahriye gedikli zâbit sınıfını İngilizlerden aşırdık demiş idim.

Bugün kullandığımız asubay “rütbe işâretlerini” de gene İngilizlerden aşırdığımızı bu sayfalarda isbat edeceğiz.

Bu iddiamızı isbat etmek için de iki belge kullanacağız;

 

1. 1915 senesinde neşredilmiş İngiliz Gemicilik El Kitabı

2. Ve bir İngiliz Bahriye erinin 1916 senesinde çekdirdiği resim.

 

İngiliz Gemicilik El Kitabı’nın kapak sayfası ve konumuz ile ilgili olan sayfası şunlar;

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

İngiliz Bahriyesinde Ne idi?, Osmanlı Bahriyesine Ne Oldu?

 

Ben, Şükrü IRBIK, yukarıda ortadaki resim hakkında bilgi vermek isdiyorum.

İngiliz Bahriyesinde 1849 senesinde başlayan bir gelenek var. Görevini başarı ile yapan ve siciline cezâ işlenmeyen bahriye erâtı belli süreler ile yukarıda ortada görülen “V” şeklindeki “mümtaz şahsiyet işâreti” (Good Conduct Badge) ile taltif ediliyor idi.

 

1916 senesindeki yönetmeliğe göre bu şartları yerine getiren bahriye erâtı; 3, 8 ve 13’üncü senelerde birer adet olmak üzere yukarıda görülen “V” şeklindeki işâreti sol kol pazusuna takıyor idi. Bahriyeli erâta bu işâretlerden en faz üç adet veriliyor ve taltif edilen erâtın maaşına zam yapılıyor idi. Böyle bir taltif yöntemi bizim ordularımızda hiçbir zaman olmadı.

 

Aşağıda, İngiliz Bahriyesi HMS Forester muhribinden George Smith isimli İşâretci Çavuş’un,

1916 senesinde çekdirdiği şu hârika resimi görüyorsunuz.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  • Bu İngiliz Bahriye Çavuşunun;

 

Sağ kolunda gördüğünüz şekil, askerin mesleğini gösderir. Bu asker, "İşâretci" sınıfına mensubdur.

 

 

  • Sol kolunda gördüğünüz çifte “V” şekli ise;

 

Bu askerin iki kere “mümtaz şahsiyet işâreti” aldığını gösderir.

 

 

 

  • Çift “V” işâretinin üzerinde görünen çifte çapraz çıpa ve onun üstündeki taç ise;

 

Bu askerin rütbesinin "Çavuş" olduğunu gösderen rütbe işâretidir.

 

 

İngiliz Bahriye erâtına 1916 senesinde verilen “V” şeklindeki “mümtaz şahsiyet işâreti” (Good Conduct Badge),

Aşağıda görüldüğü üzere 4, 8 ve 12’nci senelerde bugün dahi aynı şekilde veriliyor.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

////

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Şimdi, buraya kadar verdiğimiz bilgiden maksadımız şudur;

Bizim her boku bilen bahriye zâbitimiz,

İngiliz Bahriyesinde görevini iyi yapan ve cezâ almayan erâta verilen

Ve dahi

Yukarıdaki resimde, İngiliz Bahriye Çavuşu Corc’un sol kolunda gördüğünüz “mümtaz şahsiyet işâretini”;

 

  • Bizim "bahriye gedikli zâbiti" için “rütbe işâreti” olarak seçmiş,

 

  • Mümtaz şahsiyet işâreti”nin üzerinde gördüğünüz çifte çapraz çıpa işâretini de bizim "küçük zâbitân" için rütbe işâreti olarak seçmiş!

 

Gedikli zâbitliğin 1929 senesinde ilga edilmesi ile birlikde bu “mümtaz şahsiyet işâretini” sırası ile;

 

Gedikli küçük zâbit,

 

Gedikli erbaş

 

Ve en son olarak da

 

"Astsubay" dedikleri biz köle askerlerin "rütbe işâreti" olarak kabul etmiş.

 

Demek ki bizim beyaz zâbitânın aklı, ancak buna yetmiş!..

 

İşde, İngiliz Bahriyesi Er rütbe işâretleri.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde, bizim bahriye küçük zâbit ve gedikli zâbitinin kol ve omuzluk (apolet) rütbe işâretleri…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Peki, Kim Yapdı?

 

Peki,

İngiliz Bahriye “erâtına” verilen “mümtaz şahsiyet işâretini

Bizim “gedikli zâbitimiz” için “rütbe işâreti” olarak seçen kişi kimdir?

Buyurun, 1910 senesinden bugüne kadar geçen 109 sene içinde bu bilgileri ilk öğrenen sizler oluyorsunuz.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1885 senesinde girdiği Mekteb-i Şahâne (Deniz Harp Okulu)’nin makine bölümünden çarhcı olarak 1891 senesinde mezun oldu. Bu mektebde muallim iken istifaya zorlandığı için görevden ayrıldı. Aynı okulda matematik ve edebiyat muallimliği yapdı. Gemi makinelerini tahsil etmek için İngiliz Bahriye Mektebinde tahsil gördü. Sipariş edilen projektörlerin muayenesi ile 1909 senesinde İngiltere’ye gönderilen Mekteb-i Bahriye Muallimi Çarhcı Kolağası İbrahim Aşkî Efendi’den Osmanlı Bahriye Nezâreti, İngiltere’deki bahriye mekteblerini tetkik etmesini istedi. Dönüşünde hazırladığı rapora göre de Osmanlı Bahriye Mektebleri başdan aşağı teşkil, tâdil ve tensik edildi. Kolağası İbrahim Aşkî Efendi sonraki târihlerde Tedrisât-ı Bahriye Müdürlüğü de yapdı.

 

İşde,

İngiliz Bahriye erâtının kullandığı “V” harfi şeklindeki “mümtaz şahsiyet işâreti” (Good Conduct Badge)’ni Osmanlı Bahriyesi;

 

  • Bahriye Küçük Zâbit

    Ve dahi

  • Gedikli Zâbit rütbe işâreti olarak sokuşduran kişi de

 

Müstafî bahriye zâbiti İbrahim Aşkî Efendi olmalıdır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Sol tarafınızda gördüğünüz şu bahriye askerine gelince …

Omuzundaki apolete bakdığımda ben, çift “V” işâreti gördüm. Bu çift “V” işâretinin üst kısmında ise bahriyeye özgü  “mayın” işâreti var.

Demek ki bu bahriyeli asker, mayın şubesine mensub ikinci sınıf gedikli zabit imiş!

 

İcâd edildiği senelerden beri kılıç, muharip askerlik mesleğinin en müşahhas simgesi oldu.

İşde bu sebepdendir ki subaylarımızın derneği TESUD, simge olarak kendine kılıcı seçdi.

 

Bizim ordumuzdaki gedikli zâbitler de tıpkı zâbitânımız gibi merâsimlerde kılıç taşıyorlar idi. Fakat kılıcı da belimizden aldılar. 

 

Bu resimdeki bahriye gedikli zâbitin sol kalçasında taşıdığı ve sol eli ile kabzasından gurur ile kavradığı kılıca gelince.

Bu konuda subaylarımızın yapdığı orospu çocukluğunu da

Vakdi gelince Eski Tüfek fâş eyleyecek, inşallah!..

 

 

*  *  *  *  *

 

1914 senesinde muvakkat olarak mevkiyi icrâya konulan Bahriye Efrât ve Küçük Zâbit ile Gedikli Zâbitân Kânunu,

1915 senesinde tasdikan meriyyete konuldu ve icrâ edilmesine devâm edildi.

Bu kânuna göre;

Bahriye Efrâdı,

Küçük Zâbit

Gedikli Zâbit maaşları şöyle idi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

1915 Bahriye gedikli zâbit nizâmnâmesinde bir tâdil icrâ etmek için yapılan müzâkerede söz alan

Meclis-i Ȃyan üyesi Ahmet Rıza Bey,

Bahriye gedikli zâbitliği hakkında şu çok çarpıcı hususu tesbit etdi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

REİS — Esas hakkında başka bir mütalaa yoksa maddelere geçelim. O vakit beyefendi hazretlerinin buyurdukları gibi maddeyi de ayrıca okuruz. Başka bir mütalaa var mı? («Hayır» sesleri)

Birinci maddeyi okutuyorum :

Madde 1. — Efradı Bahriye ve Gedikliler hakkındaki 22 Rebiülahir 1333 ve 24 Şubat 1330 tarihli Kanunun 15’inci maddesi berveçhiati tadil olunmuştur. (18 yaşından dûn olmamak ve henüz muayenei intihaîyye görmemiş bulunmak üzere berveçhi ati şeraiti haiz olanların gönüllü olarak Bahriye Nezaretince Efradı Bahriye meyanına kayd ve kabulü caizdir.

Gönüllü olarak kayd ve kabul olunacak efradın, bilumum sevahili Osmaniye seyrü sefaine salih enhan sevahilinde mütemekkin gemicilik ve ateşçilik ve motorculuk ve kılavuzluk ve yağcılık ve dalgıçlık ve telsiz telgrafçılık ve elektrikçilik ve demircilik ve tornacılık ve tesviyecilik ve dökmecilik ve kalçınlık ve gemi marangozluğu ve buna mümasil sanayii bahriye ile meluf ve teşekkülâtı bedeniyece elverişli ve hüsnü ahlak sahibi olmaları şarttır. İşbu kanun mucibince gönüllü olarak kayd ve kabul olunacak efrad, Efradı Cedide Mektebine sevk olunurlar ve hemsinleriyle muamelei askeriye görürler)

«Efradı Bahriye meyanına 18 yaşından dûn olmamak üzere gönüllü alınabilir. Bunlar, Efradı Cedide Mektebine sevk ve hemsinleriyle muamelei askeriye görürler. Bu gibi gönüllü efradın malumatı iptidaiye ve hüsnü ahlak sahibi ve teşekkülâtı bedeniyece muntazam ve evsafı matlubeyi haiz olmaları lazım geldiği gibi, bunların münhasıran dairei bahriyece intihap ve kabul edilmeleri şarttır.»

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

AHMET RIZA BEYBir defa bu kadar sanata vakıf bir adam bulunacak olursa, onu Bahriye Nâzırı yaparlardı. Böyle sanat sahiplerinin mektebe gitmesini anlamam. Bâhusus, bu adam kıtlığında bu madde nasıl tatbik olunabilecektir?

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 Ecnebi inşaatı bahriye fabrikalarına izam olunacak tersane amele çırakları hakkında kanun layihası müzâkere edilir iken

Bahriye Nezâreti Müsteşarı sıfatı ile Meclis-i Mebusânda söz alan Sivas mebusu Vasıf Bey şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1917— MMZC, İ_51, 8 Mart 1333 (1917), Perşembe.

 

4 — Ecnebi inşaatı bahriye fabrikalarına izam olunacak tersane amele çırakları hakkında kanun layihası;

 

VASIF BEY (Bahriye Nezareti Müsteşarı): (…) Avrupa donanmalarında ihtisasları itibariyle zâbitân kadar hizmet eden ve bu vazifeyi gören mütehassısların gedikliler olduğu anlaşıldığından (…)

Tersanenin amele sınıfı gibi dûn paye addedilen bir kısım çırak ve yamaklarına ait bir meseleye bu derece ehemmiyet verilmesini bir teveccüh addeder ve teşekkür eyleriz.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikasının bu kısımının konusu ile alâkalı değil!

Fakat “Donanma Gedikli Zâbit” sınıfından söz etmiş iken

Gedikli Zâbit” sınıfının Kara (Berrî) Ordumuzda teşkili hakkında da bir çift söz edelim.

 

Kara (Berrî) Ordumuzda ise "Gedikli Zâbit" sınıfı “Tayyare Gedikli Zâbit” isimi ile

Aşağıda gördüğünüz şu kânun ile ilk defâ olmak üzere 1917 senesinde teşkil edildi.

 

Uyduruk, düzmece ve yalanlar ile dolu ısmarlama askerî târihimizde

Bugüne kadar beyaz subaylarımızın hiç söz etmediği aşağıdaki şu bilgileri de

İlk defâ olmak üzere siz kıymetli okuyanlar

Bugün, burada Eski Tüfek’den öğreniyorsunuz…

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Yukarıda gördüğünüz kânunda iki hususa lutfen dikkat buyurun!

 

Birinci husus şudur;

Bu kânunun isiminde “gedikli” olarak tesmiye edilen asker sınıfının

Gedikli zâbit” olduğu kânun metininde sarahaten izhar edilmiş.

 

İkinci husus da şudur;

Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen asker sınıfını da “neferât (er)” tâbirine dâhil etmişler,

Ki doğrusu da budur.

 

Çünkü;

Burada gördüğünüz Küçük zâbitlik” aslında "Mükellef er (nefer)” sınıfına dâhil olan

Ve dahi

1951 senesinden beri bugün bize hâlâastsubay” olarak yutdurulan köle” asker sınıfının ta kendisidir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

18 Ekim 1923 Perşembe günü meclis, askerî mektebler talebesinin maaşına zam yapmak için toplandı.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

357 sayılı kânun ile Bahriye Gemici ve Makineci Çırak Mektebleri talebelerinin maaşına zam yapıldı.

25 Mayıs 1923 Cuma günü bu kânun teklifini TBMM’ye arz eden Müdafaâi Milliye Vekili Kâzım,

Bahriye Gemici ve Makineci Çırak Mektebleri talebelerinin “doğrudan doğruya zâbit” sınıfına dâhil olduğunu tasdik etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

28 Ekim 1923 Pazar günü TBMM tekrar içtima eyledi.

Kabul etdiği Berrî, Bahrî, Havâî ve Jandarma Erkân Umerâ ve Zâbitân ile Me’mûrîn ve Mensûbîn-i Askeriyye Ma’âşât ve Tahsisât-ı Fevka’l-Ȃdeleri Hakkında Kânun isimli 360 sayılı kânun ile;

Erkân, umerâ ve zâbitâna fevkalâde tahsisât ve maaşât verildi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat TBMM, bu kânunda “bahriye gedikli zâbit” sınıfını unutmuş idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

24 Mayıs 1924 Cumartesi günü içtima eyleyen TBMM,

Bahriye gedikli zâbit” sınıfına fevkalâde tahsisât ve maaşât vermek için 508 sayılı kânunu kabul etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu içtimada söz alan Zonguldak Mebusu Tunalı Hilmi Bey,

Fevkalâde tahsisât ve maaşât verilmeyen “Bahriye gedikli zâbit” sınıfı hakkında bakınız, neler söyledi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TUNALI HİLMİ BEY (Zonguldak) — Efendim, şu Gedikli Zabitanı Kanununu çıkaralım.

Yazıktır bu kahramanlara!

 

 

 

REİS — Çıkaracağız efendim. Fakat bu saatte çıkarmak imkânı yoktur. Efendim, akşama on dakika kaldı onun için celseyi tatil edeceğim.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TUNALI HİLMİ BEY (Zonguldak) — Bir kere de Meclis iftarını burada yapıversin. Asıl hayır budur.

 

 

 

REİS — Efendim, bu gece saat dokuzda içtima etmek üzere celseyi tatil ediyorum.

 

 

 11 — Bahriyedeki Gedikli Zabitanın maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri hakkında Başvekâletten mevrut (1/499) numaralı kanun lâyihası ve Muvazenei Maliye Encümeni mazbatası:

 

 

 

 

REİS — Müzakeresine başlıyoruz.

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti

Başvekâlet

Kalemi Mahsus Müdiriyeti

Adet : 20.4.1340

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine

 

Bahriyedeki gedikli zabitanın maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri hakkında Müdafaai Milliye Vekâleti Celilesince tanzim olunup, İcra Vekilleri Heyetinin 20.4.1340 tarihli içtimaında ledettezekkür Meclisi Âliye arzı karargir olan kanun ve esbabı mucibe lâyihaları muktezasını ifasına müsadei devletlerinin şayan buyurulması ricasiyle rapten takdim kılınmıştır efendim.

 

Başvekil

İsmet (İNÖNÜ)

 

 

 

Esbabı Mucibe Lâyihası

Bu defa intişar eden 22 Teşrinievel 1339 tarihli (360 sayılı kanun. IRBIK) erkân, ümera ve zabitan maaşatı hakkındaki kanunda muhassesatları mensubini askeriye meyanında gösterilmiş olan gedikli zabitanı, mensubini askeriyeden (İsmet Bey yalan söylüyor. Gedikli zabitanlar, 360 sayılı kanunda yok.) olmayıp doğrudan doğruya gedikli zabitanın (Fakat bu eksikliği fark etdiler ve 508 ile gedikli zabiti ilave etdiler. IRBIK) menşelerine esas olan ve 21 Kânunusani 1331 tarihli (09 Şubat 1916) nizamname mucibince teşkil olunan çırak mektepleriyle  ihtisas kurslarının bermucibi program safahatı tedrisiyelerini itmam ve donanmada muayyen bir müddet bilfiil hizmeti askeriyelerini ikmal ettikten sonra imtihan neticesinde ispatı ehliyet edenler gedikli zabit unvanını haiz olmak üzere üçüncü sınıf gedikli zabiti nasbolunurlar. Halen mevcut olup üçüncü sınıf ve mafevk rütbeleri haiz bulunan gediklilere 24 Şubat 1330 tarihli kanunun beşinci maddesi mucibince Gedikli zabiti unvanı verildiği gibi yirminci maddesi mucibince namzetliklerinden itibaren on yedi seneyi ikmal edenlere zabitan misillü Askerî Tekaüt ve İstifa Kanununa tabaan hakkı tekaüt ve yirmi üçüncü maddesine tevfikan da hizmeti muvazzafai askeriyelerinin hitamından yedi sene sonra hakkı istifa verilmekte ve yirmi ikinci maddesi mucibince de elli iki yaşını ikmal edenler tahdidi sinne tabi tutulmaktadırlar.

Merasim ve teşrifatı askeriyede ise kanunu mezkûrun beşinci maddesi mucibince birinci sınıf gedikliler mühendis, yani mülâzımısaninin mafevki ve mülâzımın maddunudurlar. Vazife itibariyle sefaindeki zabitan misillu mesuliyet deruhte etmeleri ve kanunu mezkûrun yirmi altıncı maddesinde mevcut cetvel mucibince de maaşat ve tahsisatlarının gayesi sabıkına nazaran kıdemli yüzbaşı ile binbaşı arasında bulunması gediklilerin zabit sınıfına ithallerini zarurî kılmış olduğundan gedikli zabıtan hakkında vaziyeti sabıkına kıyasen tertip edilen maaş ve tahsisatı fevkalâdelerine ait lâyihai kanuniye arz ve takdim olunmuştur.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

Türkiye

Büyük Millet Meclisi

Muvazenei Maliye Encümeni

57

15.4.1340

 

Muvazenei Maliye Encümeni Mazbatası

Bahriyedeki gedikli zabitanın maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri hakkında Müdafaai Milliye Vekâletince tanzim edilip, Başvekâlet tarafından Meclisi Âliye takdim ve Encümenimize havale buyurulan lâyihai kanuniye mütalâa ve müzakere olundu. Gedikli zâbitân doğrudan doğruya zabitan sınıfına mensup bulundukları halde bunlar 22 Teşrinievvel 1339 tarihli kanun ile zabitana yapılan zemaimden istifade etmemiş olduklarından teklif olunan lâyihai kanuniye Encümenimizce de kabul edilerek Heyeti Umumi reye arz olunmuştur.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TBMM’de o gün şöyle bir müzâkere cereyân eyledi.

Bahriye gedikli zâbitliği hakkında kimin ne dediğine siz karar verin gayrı…

 

 

REİS — Söz isteyen var mı efendim?

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

MUHTAR BEY (Trabzon) — Efendim, merbut cetvelde filhakika maaş ve tahsisatlar gösterilmiştir ve bunlar kabul edilecektir zannındayım. Yalnız ciheti askeriye ile bunlar arasındaki maaşı asliler nispeti fazladır. Yani bunların maaşı aslileri, ciheti askeriyede mevcut olan zabitanın maaşı aslilerinden fazladır. Aslolan maaşı aslidir. Onun için bunun da ciheti askeriyenin muadili olan maaşı asliler gibi tadilini istirham ederim. Yarın İnşallah muvazene hâsıl olur da kambiyo düzelecek olursa, tahsisatı fevkalâde kalktığı vakit bunların arasında bir nispetsizlik hâsıl olacaktır. Onun için arz ettiğim gibi, bunların maaşı aslilerinin ciheti askeriye ile bir olmasını ve bu suretle tadilini rica ediyorum.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

MAZHAR MÜFİT BEY (Denizli) — Efendim, gedikli zabitan içerisinde sanatkâr vardır. Binaenaleyh elbette maaşları fazla olacaktır. Bunlara harp zabitanına kıyas olunarak muadil maaş verilmemiştir. İşlerinde senelerden beri sanatkâr olarak yetişen birçok kimseler vardır. Binaenaleyh Muhtar Beyin mütalâası varit değildir. Aynen kabulünü rica ederim.

 

 

 

REİS — Efendim, Muhtar Bey, tadilname vermemiştir. Maddeyi aynen reyinize koyuyorum. Maddeyi aynen kabul edenler lütfen ellerini kaldırsınlar... Aksini reye koyuyorum; kabul etmeyenler lütfen ellerini kaldırsınlar...

Kabul edildi.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1924 senesine ait 523 sayılı Bütçe Kânununun TBMM’deki müzâkeresinden öğreniyoruz ki,

20 Ocak 1924 Pazar günü itibârı ile T.C. Bahriyemizde;

27 adet birinci sınıf,

56 adet ikinci sınıf,

60 adet üçüncü sınıf gedikli zâbitân var.

 

1924—523_İ_10, 20.11.1340 Perşembe; 1340 Bahriye Bütcesi; Zabitan, gedikli, memurini askeriye ve efrat maaşatı: Bahrî, berrî, havaî ve jandarma erkân, ümera ve zabıtanı ile mensubini askeriye maaş ve tahsisatına dair olan 22 Teşrinievvel 1339 tarihli Kanuna müzeyyel olarak Meclisi Âlice kabul ve tasdik buyurulan ve 24 Mayıs 1340 tarihli Ceridei Resmiye ile neşredildiği için işbu tarihten muteber addedilen 22 Nisan 1340 tarihli Kanun mucibince gedikli zabitanı maaş ve tahsisatı fevkalâdelerinin tezyit edilmesi hasebiyle bütçede mevzu 20 adet birinci, 56 adet ikinci ve 60 adet üçüncü sınıf gedikli zabitanının şehri Mayıstan sekiz günlük farkı maaş ve tahsisatları münhaltı vakıadan tesviye edildiğinden yalnız dokuz aylık istihkaklarının temini için 10 782 lira talep olunmuştur.

 

 

Koskocaman T.C. Bahriyesi, 141 adet bahriye gedikli zâbite tahammül edememiş!

Yazıklar olsun be!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 1913 senesinde “Bahriye Gedikli” sınıfı teşkil edilmiş,

1914 senesinde “Bahriye Gedikli Zâbit” sınıfı geçici (muvakkat) olarak teşkil edilmiş,

1915 senesinde de “Bahriye Gedikli Zâbit” sınıfı muvazzaf (daimî) olarak teşkil edilmiş idi.

Evvelâ Osmanlı Devletinin Bahriyesi

Akabinde de T.C. Devletinin Bahriyesi,

1913 senesinden 1927 senesine kadar geçen 14 sene içinde gedikli zâbitânı tepe tepe kullandı.

Birinci Cihân Harbinden sonra tıpkı İngiliz Bahriyesinin kendi gedikli zâbitânına yapdığı gibi

Bizim Türk Bahriyemiz de kendi gedikli zâbitânına hâinlik yapdı…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Takvim yapraklarından 1927 rakamının döküldüğü günlerde,

Bahriye gedikli zâbit sınıfına ilk neşderi vurdular;

 

  • Müdafâi Milliye Vekili Recep Beyin tertip etdiği,

 

  • Adâlet, Bahriye ve Hâriciye Vekillerinin imzâlamadığı

 

Ve dahi

 

  • Baş vekil İsmet (İNÖNÜ)’in meclise arz etdiği kânun ile “gedikli küçük zâbit” sınıfını keşfetdiler…

 

 

1001 sayılı bu kânun ile;

Bahriye gedikli zâbiti yetiştirmek amacıyla,

1915 senesinde Muin-i zafer korvetinde açılan Makine Gedikli Okulu

Ve dahi

1916 senesinde İclâliye korvetinde açılan Güverte Gedikli Okulunun kapısına kilit vurdular. Gene bu kanun ile ilk defa olmak üzere tertip edilen gedikli küçük zabitliğe kaynak olarak Gedikli Küçük Zâbit Hazırlama Mektepleri kurdular. İşde bu okular, bugünkü Astsubay Sınıf Okulları’nın babasıdır.

1001 sayılı bu kânun ile aynı zamânda şunları da yapdılar;

Bahriye efrâdının “küçük zabitliğe” terfi etmesini gizlice yasakladılar,

  • Küçük zâbitlerin de “gedikli zâbitliğe” terfi etmelerini gizlice yasakladılar.

 

  • Bahriye gedikli zâbit” sınıfını da fiilen feshetdiler.

 

Ve böylece

 

  • Bahriye zâbiti” ile “bahriye efrâdı (er)” ile arasına “ortada sandık” bir sınıf olarak “bahriye gedikli küçük zâbit” sınıfını sokuşdurdular.

 

  • Bahriye zâbitânımızın kendi yapmak isdemediği işleri

 

Ve

 

  • Erimizin yapamayacağını bildikleri işleri “gedikli küçük zâbit” ismini verdikleri bu köle askerlerin sırtına yıkdılar.

 

Ve böylece beyaz zâbitân heyetimiz;

Bahriyemizi kendileri için “ellerinde göt gezdirecekleri dikensiz bir gül bahçesi” hâline getirdiler!..

 

 

*  *  *  *  *

 

T.C Ordumuz; bahriye gedikli zâbitine 1927 senesinde bir güzellik daha yapdı.

Ordumuzdaki zâbit vekili (asteğmen) hâricinde kalan bütün askerleri, “efrâd” (er) sınıfına tenzil etdiler.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Kıymetli asubay meslekdaşlarım;

Beğensek de beğenmesek de

T.C. Ordusu için en doğru ve aynı zamânda uluslararası hukuka en uygun asker teşkilâtı da böyledir.

Bugün Amerikan Ordusunda acap niye sâdece iki sınıf asker var zannediyorsunuz?

Bugün ordumuzda “subay ve er” olmak üzere “iki sınıf asker” olmasından en çok korkanlar,

Ellerinde göt gezdiren beyaz subaylarımızdır, unutmayasınız!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

1001 sayılı kânun ile 1927 senesinde ilk neşder atılan bahriye gedikli zâbitliği,

Ameliyât masasında can çekişiyor idi. Geriye de sâdece fişini çekmek kalmış idi.

Bahriye gedikli zâbitliği uzun süre can çekişmedi…

İki sene sonra, 1929 senesinde gene;

Baş vekil İsmet

Ve dahi

Müdafâi Milliye Vekili Recep Beyin tertip etdiği 1492 sayılı kânun ile

Bahriye gedikli zâbit sınıfının fişini çekdiler.

 

Bahriye gedikli zâbit sınıfının tasfiye edilmesi için hazırladığı kânun teklifinde,

Baş vekil İsmet (İNÖNÜ) şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriye gedikli zâbit sınıfının tasfiye edilmesi için hazırladığı “esbâb-ı mucibe”de ise

Baş vekil İsmet (İNÖNÜ) şöyle dedi;

 

 

Deniz gedikli küçük zabit maaş kanunu lâyihasının esbabı mucibesi

1—Sefaini harbiyemizde bir çok pek karışık ve güç fennî vazifeleri deruhte eden gedikli küçük zâbitânın en asrî bir şekilde ve en mükemmel esaslara müstenit olarak yetiştirilmesine sarfı gayret olunmakla beraber bu sınıf mensubiyni kâfi derecede terfih edilmezse şaraiti lâzimeyi haiz talip bulmak imkânsızdır.

Esbâbı maruzaya binaen donanmanın unsuru hayatiyesini teşkil eden gedikli küçük zâbitânın maruz kaldıkları külfet nisbetinde ve vüsa'ti mâliyemiz derecesinde refahları temin edilmek üzere diğer mileli bahriyenin kabul ettiği esaslar Büyük Erkânıharbiye Reisliğince tetkik buyrularak maksatsız görülen gedikli zâbitân yerine kara ordusundaki gedikli küçük zâbitân gibi gedikli çavuş, gedikli baş çavuş muavini, gedikli baş çavuş ve bu rütbelere ilâveten Alman bahriyesinde olduğu vech üzre bir baş gediklilik rütbesi ihdas olunmuş ve bu suretle deniz zâbitân heyeti ile deniz gedikli küçük zâbitânı arasında sarih bir hattı fasıl çizilmiş ve işbu kânun yalnız deniz ve hava kuvvetlerimizin muvaffakiyetlerine birinci derecede âmil olan ve yetiştirilmeleri uzun bir zamana mütevakkıf bulunan güverte uçuş, fen, ihtisas ve makinist gedikli küçük zâbitânına şâmil olması esâsı kabul olunmuştur.

 

 

 

Bahriyeli beyaz zâbitân heyetimiz 1492 sayılı bir kânun ile 1929 senesinde “üç guş” birden vurdu;

 

1. Bahriye’de “zâbit” sınıfına dâhil olan “gedikli zâbitliği” lağvetdiler,

 

2. “Gedikli zâbit” sınıfına geçiş için “ara ve geçici bir kademe” olarak teşkil edilen “mükellef küçük zâbitin” dikey terfi ederek “muvazzaf gedikli zâbit” sınıfına terfi hakkını gasp etdiler,

 

3. En büyük kalleşliği de şu konuda yapdılar. Bahriye küçük zâbitliği 1913 senesinde, “mükellef asker” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilmiş idi. Bu cümleden olmak üzere küçük zâbitân

a. Bahriyede 5 sene “mükellef askerlik” yapacak;

b. 5 senelik “mükellef askerlik” hizmetinin sonunda devâm etmek isder ise şâyet sırası ile “küçük zâbitliğe” ve “gedikli zâbitliğe” terfi edip emekli olma hakkını elde edecekler,

c. Askerliğe devâm etmek isdemezler ise şâyet terhis edilecekler idi.

 

 

Fakat “mükellef zâbit” sınıfına dâhil olan “küçük zâbit” sınıfını bahriyeli beyaz zâbitân heyetimiz, 1492 sayılı kânun ile sinsi bir şekilde “muvazzaf er” sınıfına tahvil etdiler. Ve tıpkı bahriye zâbitleri gibi “mecbûrî hizmete” mahkûm edildiler.

Ve böylece;

Çavuş” rütbesi ile göreve başlayan,

20 sene, 30 sene “çavuş” rütbesi ile aynı görevi yapan

Ve dahi

Bu hizmetinin sonunda da gene “çavuş” rütbesi ile emekli edilen “muvazzaf köle” asker sınıfı ortaya çıkdı…

 

Bahriye zâbitân heyetimiz, üç-beş senelik “muvazzaf zâbitlik” hizmetinin sonunda;

 

  • Gemi komutanı,

 

  • Donanma Komutanı,

 

  • Deniz Kuvvetleri Komutanı,

 

  • Ve hattâ Fahri Sabit KORUTÜRK’ün olduğu gibi Cumhurbaşkanı bile olur iken,

 

 

Bahriye küçük zâbitân heyetimiz ise;

Karesi mebusu Ali Galip Efendinin teşbihi ile "bizim hânelerdeki kethüda kadınlar gibi"

Muvazzaf astsubay” sıfatı ile çalışdığı gemi güvertesinde “karın tokluğuna” ömür boyu “volta atmaya” mahkûm edildi.

 

 

Kara Kuvvetleri Komutanı iken,

2014 senesinde Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu talebelerine Hulusi AKAR’ın tavsiye etdiği gibi bahriye küçük zâbitânı;

Artık emekli olasıya kadar “aynı yerde otlayacak” idi!

Ve durum bugün gerçekden de öyledir. NATO üyesi devletlerin savaş gemilerinde “er”in yapdığı görevleri,

Bizim savaş gemilerimizde bugün hâlâ “muvazzaf astsubay” denilen köle askerler yapar.

 

Muvazzaf astsubay” denilen köle askerler;

Subaylarımızın yapdığı her işi yapar!

Subaylarımızın yapamadığı  ve yapmak isdemediği her işi de yapar.

Bahriye erâtının tâlim-taâllümü, donu-fanilası, boku-püsürü

Ve hattâ

Subaylarımızın gemide sıçdığı helânın temizliğini bile “muvazzaf astsubay” dedikleri “köle askerler” yapar/yapdırır.

Bahriye subaylarımıza ise geriye yapacak sâdece bir şey kalır;

Gemi güvertesine çıkıp ellerinde öte beri göt gezdirmek!..

 

Mükellef erin” yapması gereken görevleri bizim bahriyemizde “muvazzaf astsubay” dedikleri “köle askerler” yapar.

Muvazzaf astsubay” dedikleri böylesi rezil ve kepâze bir “köle asker sınıfı” da sâdece bizim Deniz Kuvvetlerimizde vardır.

Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen bu “muvazzaf köle” asker sınıfı, Deniz Kuvvetlerimizde bugünkü “muvazzaf astsubaylığın” ta kendisidir.

1492 sayılı kânun ile 1929 senesinde yapdıkları bu kalleşlikler ile bahriyeli beyaz zâbitân heyetimiz, “bahriye küçük zâbitliğini” aslında 24 sene sonra 1890 “Donanma Gedikli sınıfı” koşullarına tenzil etdiler.

Bahriyeli kurnaz zâbitân heyetimizin,

Bahriye küçük zâbitân heyetine 1929 senesinde yutdurduğu bu yemsiz zoka

Ordumuza ve kendisini "astsubay" zanneden meslekdaşlarıma hayırlı ve kademli olsun!..

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Tertip etdikleri çifte kânunlar ile Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları;

İhtiyât zâbitleri” ve “ihtiyât askerî memurların” hepsini “muvazzaf zâbitliğe” nakil etdiler.

Fakat sıra “gedikli zâbit” dedikleri cüzzamlı askerlere gelince;

1929 senesinde “gedikli küçük zâbitliğe” ve “başgedikliliğe” tenzil etdiler,

1950 senesinde “gedikli erbaşlığa” tenzil etdiler

1951 senesinde de “uyduruk, köle ve ortada sandık” bir asker sınıfı olan “astsubaylığa” tenzil edildiler.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Muvakkat Madde — A — Halihazır Deniz ve Hava gedikli çavuşları, gedikli çavuşluğa, gedikli başçavuşları gedikli başçavuş muavinliğine ve gedikli namzetler gedikli başçavuşluğa naklolunurlar.

B — Deniz ve havada müstahdem birinci, ikinci, üçüncü sınıf gedikli zabitlerinden arzu edenler halihazır maaşlarile  başgedikliliğe  nakledilir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

TBMM, 11 Haziran 1934 Pazartesi günü içtima eyledi.

Başvekil İsmet (İNÖNÜ)

Ve dahi

Millî Müdafaâ Reis Vekili Kazım SEVÜKTEKİN meclisde bol bol laf salatası yapdı.

Yapdıkları laf salatasının konusu ise şu idi;

Bahriye gedikli zâbiti,

1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekâüt Kânununa tâbi midir, değil midir?

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Millî Müdafaa vekilliğinin 21699 numaralı ve 10 - V -1934 tarihli tezkeresi suretidir.

 

Roterdam’da inşa edilmiş olan birinci ve ikinci İnönü denizaltı gemilerimizin inşasında bulunmak üzere memuren mezkûr mahalle gönderilerek 16 Mart 1928 tarihinde avdet etmiş bulunan Samsun torpitosundan sınıf 2 gedikli zabiti Hilmi Hayri ve Marmara üssübahrî deniz K. emrinden Necmettin Ziya Efendilerin avdetlerinde beraberlerinde getirdikleri yabancı kadınlarla nikâhsız yaşamakta oldukları yapılan tahkikat neticesinde anlaşılmıştır.

 

1492 (8.6.1929.IRBIK) numaralı kanunun muvakkat maddesinin fıkralarına tevfikan;

 

  • Deniz gediklileri, gedikli küçük zabitliğe

Ve

  • Gedikli zabitler, başgedikliliğe nakledilmişlerdir.

 

Başgedikliliğe nakli arzu etmeyen gedikli zabitlerinin tasfiye neticesine kadar (172 sayılı.IRBIK) 24 şubat 1330 tarihli gedikli zabitan kanunu ve (508, 578)  (578 olarak yazılan numara, 587 olmalı. IRBIK) numaralı kanunlar mucibince muamele görmeleri mezkûr 1492 numaralı hava ve deniz gedikli küçük zabitan kanununun 10 uncu muvakkat maddesinin C fıkrası iktizasından bulunmakta ve 24 şubat 1330 tarihli gedikli zabitan kanununun 20 inci maddesi ise, gedikli zabitlerinin tekaüt hususunda zabitan gibi Askerî Tekaüt Kanununa tâbi olacaklarını kaydeylemektedir.

 

1683 numaralı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kanununun 12 nci maddesinde: (zabitlerle askerî ve mülkî memurlardan ecnebi kız ve kadınlarla evlenenler veya nikâhsız olarak yaşayanlar müstafi addolunurlar ve tekaüt hakkından mahrum edilirler. Bunlar istifa için kanunî müddeti doldurmamış iseler muayyen olan tazminatı verirler. Ecnebi memleketlere tahsil veya staj için veya memuriyetle gönderilmiş veya kendi hesabına gitmiş olanlardan bu harekette bulunanlar hakkında yukarıdaki fıkralarda gösterilen muamelenin tatbiki ile beraber orada bulundukları müddet zarfında aldıkları maaş ile Hükümetçe yapılan bilcümle masarif ve ayrıca cezaen bunun bir misli kendilerinden tahsil olunur. Bu suretle ordudan çıkarılanlar 1076 numaralı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânununun 23 üncü maddesi hükmüne tâbi tutularak yaşlarına göre Askerlik Mükellefiyeti Kânunu mucibince muamele görürler), yazılı olduğuna nazaran mezkûr maddede zâbit ve askerî memurlar kaydi sarahaten mevcut olup gedikli zâbit kaydı bulunmamaktadır.

Gedikli zabitleri ise, ne zabit ve ne de askerî memur değildirler ve ordudaki muadilleri gedikli küçük zabitlerdir.

Bunlar tasfiye neticesine kadar 1492 numaralı kanun mucibince 24 şubat 1330 tarihli Gedikli Kanunu hükümlerine tâbi gedikli zabitidirler. Kendileri için muvakkaten meri bulunan mezkûr kanunun 20 nci maddesi delâletile tekaüt hususunda zabitan gibi tekaüt kanununa tâbi olmaları icap etmektedir. Ancak 1683 numaralı Tekaüt Kânununun 12 nci maddesi münhasıran zâbit ve askerî memurları tasrih etmek üzere ecnebi kız ve kadınlarla evlenen veya nikâhsız yaşayanlar hakkında bazı ahkâm vazetmiş ve 24 - II - 1330 târihli Gedikli Zâbitan Kânununun mevkii meriyete vazı zamanında ise, 1 haziran 1930 tarihinde muteber olan 1683 numaralı Tekaüt Kânununun 12 nci maddesindeki yeni hüküm mevzubahs olmamış ve mezkûr maddede gedikli zâbiti ve gedikli küçük zâbit kaydinin sarahatle yazılı bulunmamış olmasına binaen vaziyetleri yukarıda arzedilen gedikli zâbitleri için mezkûr maddei kânuniyenin tatbikında tereddüt hâsıl olmuştur.

Hususatı salifeye nazaran gedikli küçük zâbitler hakkında tatbik edilemeyecek olan 1683 numaralı kânunun 12 nci maddesinin, 14 şubat 1330 tarihli kanunla muamele görmekte olan gedikli zâbitlerine şamil olup olmadığının Büyük Millet Meclisince tefsirine müsaade buyurulması maruzdur efendim.

 

 

 

 

Millî Müdafaa encümeni mazbatası

T. B. M. M.

Millî Müdafaa encümeni 7 -VI -1934

Karar No. 32

Esas No. 3/471

 

Yüksek Reisliğe

1683 sayılı kanunun 12 inci maddesinin 24 şubat 1330 sayılı kanunun hükümlerinin gedikli zabitlere de şamil olup olmadığının tefsiren tayini hakkında Millî Müdafaa vekâletinin tezkeresi suretinin gönderildiğine dair olup encümenimize havale edilen Başvekâletin 16 mayıs  tarihli ve 6/1528 sayılı tezkeresi Millî Müdafaa vekilliğinden gönderilen memur huzurunda encümenimizce okundu ve görüşüldü.

Deniz gedikli zabiti namı verilen ve üç sınıftan ibaret bulunan rütbeler ashabından 8 haziran 1929 tarihli 1492 numaralı kanun mucibince arzu edenlerin halihazır maaşlarile baş gedikliye nakilleri icra kılınacağı

ve

aynı kanunun muvakkat maddesinin (C) fıkrası veçhile nakli arzu etmeyenler veya haklarında mukabil rütbesi bulunmayanlar tasfiye neticesine kadar 24 şubat 1330 tarihli 172 numaralı Gedikli Zâbitân Kânunu ile maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri miktarını tesbit eden 508 ve 587 numaralı kanunlara tevfikan muamele göreceğini âmir bulunmasına

ve

Henüz tasfiye edilmeyen ve gedikli zâbit olarak kalmış olanların tekaüt muameleleri de 24 şubat 1330 tarihli ve 172 numaralı Bahriye Efrat ve Küçük Zâbitân ile Gedikli Zâbitân Kânununun 20 inci maddesi veçhile zâbitân misillû icra edileceği sarahatine göre henüz tasfiye edilmeyen ve ecnebi kadınlarla nikâhlı veya nikâhsız yaşayan deniz gedikli zâbitâhaklarında 1683 numaralı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kânununun 12 inci maddesi mucibince zâbitân gibi muamele icra edilmesine encümenimizce karar verilmiş

ve

tefsir fıkrası aşağıya yazılmıştır. Umumî Heyetin kabulüne arzedilmiştir.

 

 

Tefsir fıkrası;

 

Ecnebi kadınlarile nikâhlı veya nikâhsız beraber yaşayan henüz tasfiye olmayan deniz gedikli zabitanı hakkında 30 haziran 1930 tarih ve 1683 numaralı kanunun 12 nci maddesi hükmü tatbik olunur.

 

 

Hâlbuki 1914 seneli kânun, madde 20’de

Zâbit sınıfının olduğu gibi Bahriye gedikli zâbit sınıfının da

Hem Askerî Tekâüt Kânununa

Hem de Askerî Cezâ Kânununa tâbi olduğu sarahaten yazıyor idi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Velhâsılı kelâm;

 

11 Haziran 1934 Pazartesi günü TBMM’de laf isrâfı yapan

 

  • Başvekil İsmet (İNÖNÜ)

 

  Ve dahi

 

  • Millî Müdafaâ Reis Vekili, tekâüd zabit ve İngiliz çaşıtı Kazım SEVÜKTEKİN

 

O gün meclisde osdurup osdurup ipe laf dizdiler.

Fakat her ikisi de hâinlik etdiler

Ve dahi

Gedikli zâbit tâbirini 1930 sene ve 1632 sayılı Askerî Cezâ Kânununa ilave etmediler.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Ordumuzun beyaz subayları, bahriye gedikli zâbit sınıfını;

Evvelâ 1001 sayılı kânun ile 1927 senesinde,

Akabinde de 1492 sayılı kânun ile 1929 senesinde lağvetdiler.

Bu târihe kadar çıkartılan kânunlarda “gedikli zâbit” tâbirini de “gedikli küçük zâbit” olarak değişdirdiler. Gedikli zâbit sınıfının yerine teşkil edilen ve “er” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbit” sınıfına geçmek isdemeyen deniz ve hava sınıfı karacı gedikli zâbitân, emekli olasıya kadar “gedikli zâbit” sınıfında kaldı.

Devletimiz “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtını,

1950 senesinde kabul edilen 5434 sayılı Emekli Sandığı Kânununa ilâve etdi.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK2 sene olan harp okulu eğitim süresinin;

Önce 3, bilahire 4 seneye yükseltilmesiyle birlikte,

Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları

Hiç vakit kaybetmeden 1975 senesinde bir intibak kânunu çıkartdı.

 

 

 

 

Harbiyelilerimiz henüz okullarından mezun dahi olmadan, intibakları ceplerinde idi.

Bunu kendileri için kâfi görmeyen beyaz subaylarımız;

Ölmüş ve emekli olanlar da dâhil olmak üzere 2 ve 3 senelik harp okulu mezunu subayları,

Oturdukları yerde 4 sene harp okulu eğitimi almış kabul etdiler.

 

Sanki harb kazanmış gibi bu subaylarımıza;

 

  • Evvelâ “intibak mükafaâtı” niyetine birer derece verildi,

 

  • Akabinde de göreve sanki 8’inci dereceden başlamış gibi maaşları yükseltildi.

 

 

Böylece, harp okulunda 2 ve 3 sene eğitim alan subaylarımız;

Götlerinin üsdünde oturdukları yerde bir anda 3 sene çalışmış gibi kabul edildi

Ve dahi 1 derece maaş terfisi ile ödüllendirildi.

 

 

Fakat sıra astsubay dedikleri köle askerlere gelince

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları

Bir cümlelik bir kânun çıkartmak için tam 49 sene beklediler…

Bildiğiniz üzere, “astsubay” denilen uyduruk asker sınıfı,

5802 sayılı kânun ile 1951 senesinde teşkil edildi.

Ve bu târihde “gedikli erbaş” denilen askerler, bir günde “astsubay” sınıfına terfi(!) etdiler.

Gedikli erbaşlar, Askerî Cezâ Kânununa göre “erbaş” muamelesine tâbi idi. Ve bu askerlere “rütbenin geri alınması cezâsı” verilebiliyor idi.

2000 senesine kadar görev yapan

  • 37 Millî Savunma Bakanı

  Ve dahi

  • 17 Genelkurmay Başkanı

Bu kânundaki “gedikli erbaş” tâbirini “astsubay” olacak şekilde bir kelimelik bir değişiklik yapmadılar.

1951 senesinden 2000 senesine kadar geçen 49 sene boyunca,

Astsubay” dedikleri köle askerlere;

  • Erbaş” muamelesi yapdılar

   Ve dahi

  • Rütbenin geri alınması cezâsı” verdiler.

Bir başka ifâde ile “astsubayları” tam 49 sene boyunca “rütbenin geri alınması cezâsı” ile terbiye etdiler.

 

 

İşde,

Astsubay” dedikleri köle askerlere bu yapdığının aynısını,

Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları, “gedikli subaylara” da yapdılar.

1914 senesinde padişahımızın teşkil etdiği, “gedikli zâbit” tâbirini,

1935 senesinde de ATATÜRK’ün tebdil etdiği “gedikli subay” tâbirini,

Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanlarımız;

16 Haziran 1927 târih ve 1076 sayılı İhtiyat Zâbiti ve Askerî Memurlar Kânununa ilâve etmediler,

16 Haziran 1930 târih ve1632 sayılı Askerî Cezâ Kânununa ilâve etmediler,

30 Haziran 1930 târih ve 1683 numaralı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kânununa ilâve etmediler.

Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanlarımızın bu maksatlı davranışlarından dolayı

Hem emeklilik işlemlerinde

Hem de askerî cezâ işlemlerinde çok sayıda gedikli zâbite 50 sene boyunca

Er,

Erbaş,

Gedikli erbaş,

Küçük zâbit,

Gedikli küçük zâbit

Ya da

Astsubay muamelesi yapdılar.

Halbuki “gedikli zâbitlik”, bu asker sınıflarından hiçbirisine dâhil değil idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Osmanlı Devleti 1914 Bahriye Gedikli Sınıfını, “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil etmiş idi.

Osmanlı Devleti, 1923 senesinde hukûken yıkıldı ve yerine T.C. Devleti teşkil edildi.

Yukarıda gördüğünüz 199 sayılı tefsir aslında,

1914 senesinde padişahın “zâbit” sınıfına dâhil olarak teşkil etdiği bahriye gedikli zâbit sınıfını

T.C. Devletinin, ordumuzun meşrû bir “zâbit” sınıfı olarak tasdik ve tescil etdiğinin mutlak belgesidir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1935 senesine vâsıl olduğumuzda

Kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK,

Osmanlı Devletinden tevarüs eden Osmanlıca “zâbit” kelimesini “subay” olarak tebdil etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKGene ATATÜRK’ün bizzat türetdiği “Asubay” kelimesinin başına gelenleri de

23 Aralık 2017 Cumartesi günü neşretdiğimiz

Çünkü Asubay isimli makâlemizden tafsilâtlı olarak öğrenebilirsiniz.

 

 

*  *  *  *  *

 

 Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1935 senesinin Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda,

Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen deniz askerleri “mükellef” asker idiler.

 

Kaynak: 2851 sayılı kânunun Komisyon Raporu.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat

Bu seneden sonra tertip etdikleri elvan türlü tuzak kânunlar ile şerefsiz subaylarımız,

Mükellef” asker olan “küçük zâbit” sınıfını sinsice “muvazzaf” asker sınıfına “tahvil” etdiler.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1941 senesine vâsıl olduğumuz günlerde ordumuz;

Sayısı bir elin parmakları kadar kalan gedikli subaylara

Gedikli erbaşlardan bile daha az maaş veriyor idi.

Bitmez tükenmez bir kin ve nefret ile gedikli subaylara yüklenen Genelkurmay Başkanları

Azrail olsalar, sürüm sürüm süründürdükleri bu gedikli subaylarının canını alacaklar idi.

Gedikli subayların hiç olmazsa gedikli erbaşların aldığı kadar maaş alabilmesi için

Başvekil Dr. Refik SAYDAM, 1941 senesinde TBMM’ye bir kânun teklifi arz etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu kânun teklifinde Başvekil Dr. Refik SAYDAM, şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Esbabı Mucibe

Evvelce Deniz ordusunda Deniz gedikli subaylığı teşkilâtı mevcut idi. Görülen lüzum üzerine 1492 sayılı kanunla bu sınıfın yerine gedikli erbaş sınıfı ikame ve gedikli subaylığı teşkilâtı ilga edilmişti. Bu kanuna nazaran gedikli subaylardan arzu edenler hizmet müddetlerine göre erbaş sınıfına nakledilmiş ve naklini arzu etmeyenlerle erbaş sınıflarında mukabil rütbesi bulunmıyanların tasfiye edilmeleri takarrür etmiş ve tasfiyelerine kadar 24 şubat 1330 tarihli Gedikli zabitan kanunu ve 508, 587 sayılı kanunlar mucibince haklarında malî ve idarî muamele yapılagelmekte bulunmuştu.

Talim ve terbiyeye ve Donanmanın harp kifayetine halel gelmemesi için gedikli subayların 3 seneye taksimen ve gedikli erbaşların yetişmelerile mütevazin olarak tasfiyeleri ve bu işin 1940 senesine kadar bitirilmesi Genelkurmayca arzu edilmiş ise de gedikli erbaş personal kadrosunun tamamlanamaması, Donanmanın kifayeti harbiyesinin tezelzüle uğratılmaması gibi sebeplerle bu güne kadar tasfiye muamelesi ikmal edilememiş olduğu gibi ekserisi yabancı fabrika ve donanmalarda staj gösterilmek suretile yetiştirilmiş bulunan gedikli subayların yerlerine onlar kadar yetişmiş erbaşlar temin edilinceye kadar da vazifeden uzaklaştırılmaları kabil olamıyacaktır.

Bilhassa vaziyeti hazıra dolayısile tasfiye işinin müsait bir zamana taliki muvafık görülmekte ve bu personalın donanmanın silâh ve makine hizmetlerinde haiz bulundukları ehliyetle vazife ifalarına intizar edilmektedir.

Gedikli subaylar ayni zamanda gedikli erbaşlara öğretmenlik ederek onların yetiştirilmelerini de temin etmektedirler.

Vücutlarından bu derece mühim istifadeler temin edilmesine rağmen bu sınıf mensupları tasfiyeye tâbi tutulmaları hasebile maaş kanunlarında nazarı dikkate alınmamalarından ve tasfiyelerinin de yapılamamasından dolayı emsallerine nisbetle mağdur bir vaziyete düşmüş bulunuyorlar. Kendilerinin yetiştirdiği ve kendilerinden daha az kıdemli gedikli erbaşların aldıkları aslî kırk ve zammile 120 lira maaşa mukabil son rütbeyi almış bulunan I.sınıf bir gedikli subay ancak 80 lira maaşla bir er tayin zammı alabilmektedir.

Vekâletimize bunların mağduriyetlerinin izalesi, terğip ve teşvikleri ve vazifelerine karşı merbutiyetlerinin arttırılması için kifayet Yüksek askerî şûraya arzedilmiş ve makamı müsarünileyhaca tetkik edilerek vaziyetlerinin tasfiye kararına bağlı kalınmak şartile ıslahı lüzumuna işaret buyurulmuştur.

Bu sebeple tasfiye esasları mahfuz kalmak ve tahakkuk ve saire hususatında yeni bir hak ihdas etmemek suretile (maaşa zam, işe son! IRBIK) emsallerile aralarındaki maaş farkının kısmen izalesi için ilişik kanun teklifi hazırlanmıştır.

 

 

Gedikli subayların hiç olmazsa gedikli erbaşların aldığı kadar maaşı alabilmesi için

Bütçe Encümeni Mazbatasına şunlar yazıldı;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Yüksek Reisliğe

Deniz gedikli subaylarının tahsisatı fevkalâdelerine yapılacak zam hakkında Millî Müdafaa vekilliğince hazırlanıp Başvekâletin 19-IX-1941 tarih ve 6/4404 sayılı tezkeresile Yüksek Meclise sunulan kanun lâyihası Encümenimize havale buyurulmakla Millî Müdafaa vekâletinin salahiyetli memuru ve Maliye vekâleti namına Bütçe ve malî kontrol umum müdürü hazır oldukları halde tetkik ve müzakere olundu:

Evvelce deniz teşkilâtı meyanında bulunan Deniz gedikli subaylığı sınıfı 1492 sayılı Deniz ve hava gedikli küçük zabit kanunu ile ilga edilmiş ve aynı kanunun muvakkat maddesile bunlardan arzu edenlerin başgedikliliğe nakledebilecekleri ve nakli arzu etmeyenlerle mukabil rütbesi bulunmayanların tasfiyeye tâbi tutulacakları ve tasfiye neticesine kadar da 24 şubat 1330 tarihli Gedikli zabitan kanunu ile 508 ve 587 sayılı kanunlar mucibince istihkaklarının tesviye edileceği esası tesbit edilmiş ve ahiren kabul edilen 18 -1 -1940 tarih ve 3779 sayılı Gedikli erbaşların maaşlarının tevhit ve teadülüne dair olan kanunun ikinci muvakkat maddesinde de bu hüküm aynen tekrar edilmiştir.

1 Haziran 1929 tarihinde kabul edilmiş olan 1492 sayılı kanundan sonra on iki senelik bir zaman geçmiş olmasına rağmen donanmanın ihtiyacı sebebile bu sınıfın tasfiyesinde istical edilmemiş ve içinde bulunduğumuz bu fevkalâde devrede dahi bu tasfiyeye gidilemiyeceği gerek Hükümetin mucip sebeblerinden ve gerek alınan şifahî izahlardan anlaşılmıştır. Bu suretle daha bir müddet istihdamlarına zaruret olduğu anlaşılan bu sınıfın tasfiyeye tâbi bulunmaları yüzünden ihmal edilen maaş vaziyetlerinin ıslâhını temin maksadile bunların tahsisatı fevkalâdelerine ayda 30 liralık bir zam yapılması bu lâyiha ile teklif edilmiştir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

1949 senesinde TBMM’nin kabul etdiği 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kânununa

Gedikli” ve “gedikli subay” tâbiri ilave edildi.

Fakat emekli işlemlerinde bu “gedikli” ve “gedikli subay”lara

Subay” muamelesi mi yoksa “er” muamelesi mi yapıldı, bilen yok!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Genelkurmay Başkanları ve kuyruğunu takdıkları Millî Savunma Bakanları,

Gedikli subayların burnunu sürtmeye karar vermişler idi bir kere…

Seyhan Milletvekili Sinan TEKELİOĞLU, 21 Kasım 1949 Pazartesi günü meclise bir soru önergesi verdi.

Ve dahi

Gedikli subayların içler acısı hâlinin ne olacağını dâir yedi suâl sordu…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Birinci sınıf deniz gedikli subaylarının miktarı nedir?

Kanunlarına göre en yüksek maaş dereceleri kaç liradır?

Halen en yüksek maaşı asli alanların maaşları kaçtır?

Bu parayı kaç seneden beri almaktadırlar?

Elde mevcut kanunlara göre Türkiye'de bu şekilde bir memur sınıfı var mıdır?

Bu mağdur sınıf mensuplarının terfi ve terfihleri için her hangi bir kanunun Meclise getirilmesini Bakanlık düşünmekte midir?

Düşünülüyorsa bu kanun ne zaman Meclise sevk edilecektir?

 

 

 

Sinan TEKELİOĞLU’nun suâllerine,

Samsun Milletvekili olan Millî Savunma Bakanı Hüsnü ÇAKIR şu cevâbı verdi…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI HÜSNÜ ÇAKIR (Samsun)Bugün orduda 74 gedikli subay vardır ve hepsi, de birinci sınıftandır. Bunlar 1340 tarihinde çıkan bir kanun mucibince 30 lira asli maaş alırlarken, 1341 senesinde maaşları tutarına maktuan 30 ar lira da ücret ilâve edilmiştir. 1945 senesinde çıkan bir kanunla aslî maaşlarına beş lira zam edilerek 35 lira asli maaş karşılığı olan 250 liraya çıkarılmışlar ve verilen maktu 30 lira zamla beraber aldıkları 280 lirayı bulmuştur ki; bu da 40 lira asli maaşa yakın, bir hadde çıkmış demektir. Esasen bu sınıf lağvedilmiştir ve tasfiyeye tâbi tutulmakta bulunmuştur, (geçen sene hazırlanan Gedikli Erbaş Kanun tasarısındaki, (1950_5619_IRBIK) bu tasarı Askerî Şûradan da geçmiştir, bunlar için geçici bir madde konmuştur. Henüz Meclise gelmemiştir, bu tasarı Meclise gelip kanuniyet kesbedince bunların maaşlarının da baş gedikli derecesine çıkarılması derpiş edilmiştir.

Maruzâtım bundan ibarettir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Verdiği cevâbında Millî Savunma Bakanı Hüsnü ÇAKIR’ın aslında

Osdurup osdurup ipe dizdiğini gören Sinan TEKELİOĞLU,

Şu çok çarpıcı sözlerini,

Millî Savunma Bakanı Hüsnü ÇAKIR’ın suratına şedit bir tokat gibi vurdu…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

SİNAN TEKELİOĞLU (Seyhan) — Sayın arkadaşlar; Türkiye ordusunda müstesna bir sınıf olan Gedikli Bahriye subayları vardır. Bunların mevcudu bugün 45’i geçmiyor. Bunlar vaktiyle yetmişi geçmişken bu defa tahdidi sinne uğrıyarak bu mevcuda düşmüşlerdir. Bu gedikli bahriye subayları vaktiyle, Devlet tarafından, ortaokul, veya lise tahsili görmüş gençlerin, çırak mektebine alarak, üç sene tahsil ve staj gördükten sonra gedikli subay unvanını almakta idiler. Kendilerine muhassas olan maaş 15 lira asli maaş olmak üzere 1300 tarihli kanunla verilmekte idi. O zaman 15 lira, altın para maaşı asli maaşa mukabil bugün 30 lira maaş almaktadırlar. 24 seneden beri de birinci sınıf maaşı olarak 30 lira üzerinden maaş almaktadırlar. Bilâhara 1944 tarihinde çıkan bir Kanunla, bunların maaşlarına beş lira daha zammedilerek 35 liraya çıkarılmıştır. Şimdi arkadaşlar, bunların mevcut kanunlara göre erbaş olmalarına imkân ve ihtimal yoktur. Çünkü bunlar zâbitan sınıfındandırlar. Zâbitan gibi tekaüde sevkedilmek hakkını o zaman dahi haizdirler. Yapılan teklif üzerinde bunların gedikli erbaş olmaları kendileri tarafından kabul edilmemiş zabit sınıfına girmiş olan bir sınıfı geri çevirerek erbaş sınıfına nakletmek mümkün olur mu? Vaktiyle Devlet tarafından yapılan bir kanunla verilmiş bir haktır.

Bunları gedikli erbaş yapmak kanuna aykırıdır (1929_1492 ile deniz ve hava gedikli zabitanının er sınıfında dahil olan gedikli küçük zabitliğe tenzil edilmesi de kanuna aykırı oluyor. IRBIK), hukuk kaidelerine de aykırıdır. Onun için Millî Savunma Bakanından rica ediyorum; 24 seneden beri bu maaşı almakta olan bu insanların maaşlarını 50 liraya çıkararak, zaten bunların ya bir veya iki seneleri kalmıştır, son olarak bu parayı alsınlar ondan sonra zaten tasfiyeye tâbi tutulacaklardır. Millî Savunma Bakanından bunu rica ediyorum bu suretle bu mağdur arkadaşların terfilerine sebep ve vesile olsunlar.

 

 

 

Yukarıda gördüğünüz bu konuşmalar lafda kaldı. Ordumuzun gedikli subayları sürünmeye devam etdiler…

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Aşağıda gördüğünüz 5619 sayılı Erbaş Kânunu ile gedikli subaylar,

1950 senesinde er sınıfına dâhil olan “başgedikli” sınıfına geçmeye ikinci kere mecbur edildi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

GEÇİCİ MADDE 2. — Deniz ve hava sınıflarında görevli bulunan gedikli subaylardan istiyenler, hizmet sürelerine göre başgedikli sınıfına geçirilirler. Bu sınıfa geçmek istemeyenleri hakkında 24 Şubat 1330 tarihli Gedikli Zâbitan Kanunu ile 508 ve 587 sayılı Kanun hükümlerinin tatbikına devam olunur.

 

 

Böyle aşağılayıcı bir teklifi hangi gedikli subay kabul edebilir?

Sayısı 74 civârında olan bu gedikli subaylara, gedikli erbaşlardan bile daha az maaş verdiler.

Açlık ile terbiye edilen bu gedikli subaylar ne hazindir ki bir kez daha “gedikli erbaş” olmaya mecbur edildi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1914 seneli Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitânı ile Gedikli Zâbitânı Kânun-ı Muvakkat isimli bu kânunun beşinci maddesi şöyle emrediyor idi;

 Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fakat 1951 senesinde TBMM’nin kabul etdiği 5802 sayılı Astsubay Kânunu Geçici madde-3 ile

Gedikli subaylar, ne bahtsız askerler imiş ki;

Bu kez de uluslararası hukuka göre “er” sınıfına dâhil olan “astsubay” sınıfına tenzil edildi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


 

Geçici Madde 3 — Deniz ve hava sınıflarında görevli bulunan gedikli subaylardan istiyenler hizmet sürelerine göre “astsubay sınıfına” geçirilirler.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Târih, geldi dayandı 27 Mayıs 1960 Cuma gününe...

İktidara geldiği 1950 senesinden beri Başbakan Adnan MENDERES’e

Kendisinin terfi etdirdiği Coniperestiş subayları gizliden gizliye darbe hazırlıyorlar idi.

Bu gizli darbe hazırlığı;

Tıpkı 2016 senesi Temmuz ayının 15’indeki mübarek bir Cuma günü zuhûr eylediği gibi,

1960 senesi Mayıs ayının 27’sinde, gene mübarek bir Cuma günü koku verdi…

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

27 Mayıs darbesini ordu içindeki bir avuç küçük rütbeli subay tertiplemiş idi.

Yüksek rütbeli subayları ya ikna, ya hapis, ya da yurtdışına sürgün etmişler idi.

Darbeci subaylar, 1 saat içinde devletin önemli mevkiilerini hemen ele geçirdiler.

28 Mayıs 1960 Cumartesi günü saat 04;30’da darbe beyannâmesini

 

 

 

 

O dâvudî sesi ile radyoda okuyan Kara Piyâde Kurmay Albay Alpaslan TÜRKEŞ, şöyle dedi;

Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensiplerine tamamıyla riayettir.

 

28 Mayıs 1960 Cumartesi günü Türkiye’de hükûmetin manzara-i umumiyesi,

Maşşallah, Allah nazardan saklasın,

Sakın ha! Foto-şaka filân zannetmeyiniz!

İşde,

Tam da aşağıda gördüğünüz gibi;

Şu altısı bir yerde ve fakat dördü aynı kişi olan “berrî” üç orgeneralden müteşekkil idi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Yukarıda resimlerini gördüğünüz bu darbeci subaylarımız;

28 Mayıs 1960 Cumartesi günü sabahın seher vakinde T.C. Devletinin üzerine çöreklendiler.

Ve dahi

TBMM dâhil olmak üzere devletin bütün devâirini cebren ve hile ile işgal edip ele geçirdiler.

Cumhurbaşkanı ve başbakan sıfatına ilâve olarak

Kara Kuvvetleri Komutanlığından emekli “AgaCemal GÜRSEL aynı zamânda;

Millî Birlik Komitesi Başkanı ve TSK Komutanı makâmâtını da cebren ve hile ile şereflendiriyor(!) idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Millî Birlik Komitesi ismi ile teşkil etdikleri hükûmet ile

Darbeci subaylarımızın ilk yapdığı şey, kendi istikbâllerini teminât altına alan şu kânunları çıkartmak oldu.

 

  • Darbeye desdek veren subaylarımızı, tertip etdikleri Cumhuriyet Senatosu’na “tabii üye” yapdılar,

 

  • Darbeye karşı çıkan Albay Alpaslan TÜRKEŞ gibi azılı subayları da uzak memleketlerdeki konsolos, elçi vs. ballı maaşlı kızak görevlere tayin rüşveti ile susdurdular ve bu subaylardan böyle kurtuldular,

 

  • 40 sayılı kânun ile; Harp Akademilerindeki “kurmay adayı subayları”, eğitimlerini tamamlamadan “kurmaylığa” terfi etdirdiler,

 

  • 42 sayılı kânun ile; Ordudan tard etdikleri yaklaşık dört bin subayımıza ödedikleri “çifte emekli ikrâmiyesini”, Amerika’dan borç aldıkları 4,5 milyon dolar ile verebildiler.

 

  • 125 sayılı kânun ile; Ordudan tard etdikleri subaylarımıza, devlet mekteblerinde “öğretmenlik yapma hakkı” bahşetdiler.

 

  • 180 sayılı kânun ile; Kendilerine beleşinden ev inşâ etmek için kânun çıkartdılar. Ankara’da Yahya Kemâl Caddesi ve İstanbul’da Zincirlikuyu gibi arsanın altın kıymetinde olduğu semtlerde, hazineden iki simit fiyâtına “sözde satın aldıkları” arsaların üzerine “sözde kendi paraları ile” pırlanta kıymetinde “alyans mahalleleri” inşâ etdiler.

 

  • 182 sayılı kânun ile; Teğmenden mareşale kadar her subayımıza, sanki kendi anaları doğurmuş gibi barışta ve savaşta birer “hizmet eri” verdiler.

 

  • 205 sayılı OYAK kânunu ile; Subaylar kendilerinin ve yedi göbek sülâlesinin istikbâlini sonsuza kadar teminât altına aldı.

 

Tabii bu saydıklarımız, bugüne kadar Eski Tüfek’in bulup bilebildikleri...

27 Mayıs’ı tertip eden Conisperestiş ve darbeci subaylarımızın;

Devlet kasasından yağma edip kendi ceplerine akdardığı bir de dodak uçuklatan “kayıt dışı” servetler var ki bunu ancak darbeci subaylarımızın bir kendileri, bir de Allah biliyor.

 

 

*  *  *  *  *

 

Amerika’dan besleme karanlık suratlı ve darbeci subaylarımızdan mürekkep Millî Birlik Komitesi;

 

  • Hem darbeci subaylarımızın

 

  • Hem de darbeye karşı geldiği için ordudan tard etdikleri subaylarımızın

 

  • Hem bu dünyâsını

 

  • Hem de ahiretini teminât altına aldıkdan sonra

 

Bu kez de yeni bir Anayasa hazırlamak için kolları sıvadı.

27 Mayıs’ı ganimete çevirmekde pek mâhir davranan darbeci subaylarımız,

Aynı zamânda şu kânunları da yapdılar;

 

  • 160 sayılı Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkında Kânun,

 

  • 211 Sayılı TSK İç Hizmetleri Kânunu,

 

  • 357 sayılı Askerî Hâkimler ve Savcılar Kânunu,

 

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kânunu,

 

  • 926 Sayılı TSK Personel Kânunu,

 

  • 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kânunu.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

211 Sayılı TSK İç Hizmetleri Kânununa göre darbeci subaylarımız  T.C. Ordusunun askerlerini

1961 senesinde 6 sınıf hâlinde olmak üzere şöyle târif, tefrik ve tesmiye etdiler;

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Madde 3 – Askerler ve rütbeler:

 a) Askerler:

 

1. Er: İhtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan rütbesiz askerdir.

2. Erbaş: İhtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan onbaşı ve çavuş rütbelerini haiz askerdir.

Askerlik Kanununa göre mükellef bulundukları hizmetleri ifadan sonra hususi kanunlara tevfikan muayyen bir hizmet taahhüdü suretiyle Silahlı Kuvvetlerde vazife gören uzman ve uzatmalı çavuş ve onbaşılar da erbaş sayılır.

3. AstsubayHususi kanununa göre Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbeyi haiz olan askerdir.

4. Askerî öğrenci: Subay, askerî memur veya astsubay yetiştirilmek üzere muhtelif okul ve üniversitelerde okuyan ve resmî bir kıyafet taşıyan öğrencilerdir.

5. Askerî Memur: İdarî işlerde, fen ve sanat kollarında vazife gören ve kanuna göre subaylara muadil ve özel bir silsileye tabi bulunan askerdir.

6. Subay: Hususi kanuna göre Silahlı Kuvvetlere intisabeden asteğmenden mareşala (Büyük amirale) kadar rütbeyi haiz olan askerdir.

 

 


211 sayılı darbe kânunun yukarıda gördüğünüz üçüncü maddesine dikkat ile bakar iseniz şâyet

1961 senesi itibârı ile T.C. Ordusunda “gedikli zâbit” asker sınıfının mevcut olmadığını görürsünüz!..

 

27 Mayıs darbeci subaylarının silahların gölgesinde tezgahladıkları 211 sayılı bu darbe kânununun

59  sene sonra bizlere bugün haykırdığı hakikât şudur;

 

1914 senesinde Bahriyemizde “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilen “gedikli zâbitlik” asker sınıfını,

27 Mayıs’ın darbeci subayları 1961 senesinde T.C. Ordusundan kazıya kazıya sildi ve imha etdi.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1914 seneli Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitânı ile Gedikli Zâbitânı Kânun-ı Muvakkat isimli bu kânunun beşinci maddesi şöyle emrediyor idi;

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fakat

İkisi kurmay, üçü de hâkim sınıfından olmak üzere beş subayın görev aldığı heyet ile

1995 senesinde kendi başlarına buyruk verdikleri bir kararda Merâsim Sokağın soytarıları,

Yukarıda gördüğünüz 1914 seneli kânunun beşinci maddesinin anasını belledi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Böyle sapkın bir fetva veren rahmetli AYİM,

Gedikli zâbit sınıfına dâhil olduğu besbelli olan “küçük zâbitlere”, “er” muamelesi yapdı…

 

 

AYİM’in tasfiye edilmesinde en çok ahını ve bedduasını aldığı askerler, herhâlde küçük zâbitlerdir.

Bu kararı veren hâkim kılıklı soytarıların öbür dünyâda yatacak yerleri yokdur, haberleri olsun…

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Takvim yaprağı ikinci asırın üçüncü ayının yirmi ikinci gününü gösderir iken

Sessiz selensiz kabul etdiği 4551 sayılı şu kânun ile TBMM

1914 ve 1917 senelerinde kânun ile “subay” sınıfı olarak teşkil edilen “gedikli zâbit” sınıfını,

Gedikli” ismi ile cebren ve hukuksuz olarak “astsubay” sınıfına tenzil etdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Bizim Donanmamız geçmiş târihde İngiliz tarafgirliğinin önemli bir kalesi idi…

Gedikli zâbitlerimizin rütbe işaretlerini bile İngilizlerden aşırdık!

Bugünde aslında değişen bir şey yokdur. Durum, ayniyle vâkidir…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Kaynak: Bir Cumhuriyet Kurumu Yaratmak: Atatürk’ün Donanması, 1923-1939(1), Serhat GÜVENÇ-Dilek BARLAS.

(1) Bu bölüm daha önce “Atatürk’s Navy: The Determinants of Turkish Navy Policy, 1923-1939 ”, Journal of Strategic Studies, C. XXVI, No:1, Mart 2003, s. 1-35’de basılmıştır. Makaleyi Türkçe’ye çeviren Derya Kömürcü ile bu derlemede yer almasına izin veren Journal of Strategic Studies dergisinin editör ve yayıncısına teşekkür ederiz.

s.234: (…) Örneğin, Türk donanmasının durumunun değerlendirildiği 1924 yıllık raporunda Türkiye’deki İngiliz Büyükelçiliği şu sonuca varmıştır: “İngiltere açısından donanmanın güçten düşmesi arzu edilmez, çünkü donanma geleneksel olarak Türkiye’deki İngiliz tarafgirliğinin önemli bir kalesidir.”47. (47): PRO FO 371/10870 E3338/3338/44 (1 Haziran 1925)

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1912-1914 seneleri arasında Osmanlı Bahriyesinde görev yapan İngiliz Amiral LİMPUS’un Osmanlı devlet memurları hakkındaki şu çok çarpıcı tesbitini de

Yorumsuz olarak gönderiyorum, siz kıymetli okuyanlara…

Bir bakın hele!.. Bugünkü durum da aynen böyle değil mi?

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, Cilt: 0, Sayı:13-14, Ocak 2008.

 

Amiral Limpus, görev süresi boyunca elinden geleni yapmaya çalıştı ve başarılı oldu. Osmanlı Donanmasındaki gelişim fark edilir düzeye geldi. Zaten göreve geldikden sonra, 11 Aralık 1913 tarihli Büyükelçi Mallet’e gönderdiği yazıdaki düşünceleri O’nun iyi niyetini açıkça göstermektedir.111

*111; Mallet’e gönderdiği yazıdaki söylemleri için Bkz. Rooney, a.g.m., s.20; Limpus’a göre İngiltere “fena halde hasta olan bir ulusun sağlının yeniden kazanmasına” yardım etmek zorundaydı. İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’nin çöküşünden hiçbir yarar elde edemeyeceklerin savundu. Limpus görevi süresince karşılaştığı zorluklardan bahsederken “doğu zihniyetinin yoğun şekilde muhafazakar olduğunu” ve spesifik değişimleri kabule istekli olmadığını belirtmekte; Türk memurların düşük ücret nedeniyle düşmanlaştırıldıklarını ve dolasıyla düşük moralle verimsiz hale geldiklerini ifade etmekteydi. (ÖZEL_KOCATÜRK, s.248).

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Emekliassubaylar.org mecrâsındaki “Büyütec” isimli köşesinde,

03 Ağustos 2011 Çarşamba neşretdiği makâlesinde kıymetli meslekdaşım Sayın Aydın KULAK;

 

  • Bahriye gedikli zâbit sınıfının” “kıdemli astsubaylığın” bir “uzantısı” olmadığını,

 

  • Aksine, “Bahriye gedikli zâbit sınıfının” “ayrı bir sınıf” olduğunu yazmış.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fakat bu makâlemizde bizim ortaya koyduğumuz kânunlara bakdığımızda;

  • Sayın Aydın KULAK’ın bu tesbitinin doğru olmadığını,

Ve dahi

  • Bahriye gedikli zâbit” sınıfının, döneminin tâbiri ile “bahriye küçük zâbit” sınıfının “devamı” ve “bir üst terfi aşaması” olduğunu görüyoruz.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Bahriye Gemici, Makinacı ve Muzıka Çırak Mektebleri Nizâmnâmelerini 2013 senesinde Deniz Kuvvetlerinden dilekce ile talep etdim. İsdediğim nizâmnâmeleri vermemek için kırk dereden su getirdiler.

Üst üsde üç dilekce gönderince kaçacak delikleri kalmadı.

Sonra dediler ki şu hesâba parasını yatır, nizâmnâmeleri gönderelim.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İsdedikleri parayı, hesâplarına havâle etdim. Yaklaşık bir hafta sonra büyük zarf geldi Deniz Kuvvetleri Komutanlığından. Heyecân ile zarfı açdım, bir de göreyim! Talep etdiğim nizâmnâmelerin hepsinin de Eski Türkce sûretlerini göndermişler.

Emekli asubay bir mensubu olduğum Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, benim eski Türkce bilmediğimi benden iyi biliyor.

Fakat bu hakikâti bildiği hâlde bana eski Türkce harflerle yazılmış belgeler gönderiyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının yapdığı bu hareketin anlamı, kendi asubay mensubuna alenen küfür etmekdir.

 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının bana vermediği bu nizâmnâmeleri,

Hiç tanımadığım hocalardan isdedim. Verdiler… Hem de büyük bir memnuniyet ile.

Ve bu hocalarımız şunu itirâf etdiler;

Bu nizâmnâmeleri bugün okumak isdeyen bir astsubay olduğunu görmek bizi hem çok şaşırtdı hem de çok mutlu etdi...

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Deniz astsubaylığı” hakkındaki aşağıda gördüğünüz nizâmnâmeleri

Gönderdiğim bir dilekce ile 2017 senesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığından talep etdim.

 

 

KONU: Donanma Gedikli Zâbit Nizamnâmeleri Hakkında.

İLGİ: (a) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığının 10 Nisan 2017 târih, GENSEK: 97499644-5010-825895-17/Bilgi Edinme sayı ve “Şükrü IRBIK’ın Bilgi Edinme Başvurusu” konulu cevâbi evrağı.

(b) 16 Şubat 2017 târih ve 170023122 sayılı BİMER dilekcem.

(c) 125’inci Yılında Deniz Astsubaylığı (1890’dan 2015’e), Deniz Basımevi Müdürlüğü Pendik/İstanbul, Ekim 2015 (ISBN 978-975-409-729-0).

(ç) 31 Aralık 1889 târihli Donanmay-ı Humâyûn-ı Cenâb-ı Mülükâneye Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme.

(d) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(e) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

1. İlgi (a)’da mezkûr nizamnâme, Kara Asubaylığının ilk ve temel kânunudur. Söze konu işbu nizamnâmenin Eski ve Yeni Türkce harfler ile yazılmış birer kağıt sûretini, İlgi (b) talebime istinâden Kara Kuvvetleri Komutanlığından İlgi (c) ile bilâ bedel temin etdim. İşbu İlgi (c) evrağın kapak sayfası, bu dilekcemin EK-A’sındadır.

 

2. Emekli bir asubay olarak, ordumuza asubay yetiştiren mekteblerin târihcelerini tetkik ediyorum. Yapdığım çalışma neticesinde;

  a. Deniz Asubaylığı hakkında bugüne kadar neşredilen kitaplarda, aşağıda mezkûr nizamnâmelerden hiç bahsedilmediğini,

    b. Bunun tabii neticesi olarak da Deniz Asubaylığı hakkında neşredilen târihce kitaplarında, bugün dahi hâlâ eksik ve hatâlı bilgiler olduğunu müşâhede etdim. Tesbit etdiğim bu eksik ve hatâların bâzılarını da bugüne kadar çeşitli vesileler ile gönderdiğim dilekcelerim ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın dikkatine arz etdim.

 

3. 1982-2085 sicil numaralı ben Şükrü IRBIK, emekli bir asubay mensûbu olmakla iftihâr etdiğim Deniz Asubaylığının târihcesinde tesbit etdiğim eksik ve hatâları izâle etmek isdiyorum. Ancak ne var ki aşağıda isimleri yazılı nizamnâmelerin Türkce harfli sûretlerini temin edemedim. Bu cümlemin devâmı olmak üzere;

   a. Deniz Asubaylığı târihcesi hakkında bugün hâlâ mevcut olan eksik bilgileri ikmâl ve dahi hatâlı bilgileri de izâle etmek,

  b. Kamuoyu doğru bilgilendirilmek,

 Ve daha da mühimi

  c. Kamu düzeninin doğru bilgiler ile işletilmesini temin etmek gâyesi ile

Aşağıda mezkûr nizamnâmelerin “Yeni Türkce harfler ile yazılmış sûretlerine” ihtiyacım vardır;

 

  • Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 2015 senesinde neşretdiği İlgi (c) târihce kitabının 31’inci sayfasında mezkûr ve İlgi (ç)’de merkûm 31 Aralık 1889 târihli “Donanmay-ı Humâyûn-ı Cenâb-ı Mülükâneye Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme,

 

  • 23 Haziran 1909 (4 Cumâdelâhira 1327) târihli “Bahriye-i Şâhâne Zabitânının Elbise-i Resmiyesi Hakkında Nizamnâme.” Düstur, 2.Tertip, Cilt-I, sayfa-309. Bu nizamnâmeden ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının (https://m.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=126&tarmir=1) bağlantısında münteşir “Türk Denizci Kıyâfet ve Unvânları” başlıklı târihcede de bahsedilmektedir.

 

  • 03 Mayıs 1911 (4 Cumâdelûlâ 1329) târihli “Erkân ve Ümerâ ve Zabitân-ı Bahriyenin Hâiz Oldukları Ünvanların Tebdili Hakkında Nizamnâme”. Düstur , 2. Tertip, Cilt-3, sayfa 359. 

 

  • 15 Temmuz 1913 (R. 02 Temmuz 1329, H. 10 Şa’ban 1331) tarihli “Süfün-i Hümâyûnda Gedikli Sınıfının Sûret-i Teşkîliyle Usul-i Terfi ve Terakkileri Hakkında Kânun-i Muvakkat.” Düstur, 2.Tertip, C. 5, s. 576-577).

 

  • 1205’te Donanmamızisimli makâle/Safvet–İstanbul; Târih-î Osmânî Encümeni, 1329 (1913). Türk Târih Encümeni Mecmuası (TTEM), (Târih-î Osmânî Encümeni Mecmuası) (TOEM), cilt: IV, sayı: 22, s. : 1370-1377.

 

  • 20 Nisan 1914 (H. 24 Cemaziyelevvel 1332 , R. 07 Nisan 1330) târihli “Bahriye Efrad ve Küçük Zâbitânıyla Gedikli Zâbitânı Kanun-ı Muvakkatı”, Düstur, 2.Tertip, C. 6: sayfa-541-550).

 

  • 14 Aralık 1916 târihli “Muzıkacı Çırak Mektebi Nizamnâmesi”, (https://m.dzkk.tsk.tr/data/icerik/361/BahriyeninIlkleri.pdf) bağlantısında münteşir Türk Bahriyesinin İlkleri, sayfa 19. Hazırlayan: Dz.Kur.Bnb. Hasan İLHAN, Dz.Kur.Bnb. F. Emre ÜLGER, Deniz Basımevi Müdürlüğü, Sertifika Nu.: 29173, Birinci Baskı, Ekim 2014-İstanbul).

 

  • 03 Şubat 1916 (H 28 R.Evvel 1334, R. 21 K.SANİ 1331) târihli “Gemici Çırakları Nizamnâmesi”, (Düstur, 2.Tertip, Cilt-8, s.361).

 

  • 17 Şubat 1916 (13 Rebîülâhir 1334) târihli “Bahriye-i Şâhâne Zabitânının Elbise-i Resmiyesine Mütedair 4 Cumâdelâhira 1327 Târihli Nizamnâmeye Müzeyyel Mevâdd-ı Nizamiye. (Düstur, 2.Tertip, C. 8, s. 394-395),

 

4. İşbu dilekcemin yukarıda mezkûr üçüncü maddesinde bahsetdiğim 10 adet nizamnâmenin “Yeni Türkce Harfli” birer nüsha kağıt sûretini İlgi (d ve e) mevzuât muvâcehesinde tarafıma göndermesini Millî Savunma Bakanlığımızdan saygılarımla arz eylerim. 16.09.2017. 1701348663.

 


 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız, bu dilekceme cevap vermeye tenezzül etmedi.

Pes etmedim tabi ki. Konuyu Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na götürdüm.

Bu kurula verdiği savunmada Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız, talep etdiğim belgelerin ellerinde olmadığını beyan etdi...

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesi’nin kuruluşu  konusunda

Uyduruk ve ahlâksızca elvan türlü yalan dolan dolu târihceler tertip eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızda,

Yukarıda gördüğünüz dilekcem ile talep etdiğim Donanma “gedikli” ve “gedikli zâbit” nizâmnâmelerin Türkce tercümesi, 2017 senesi itibârı ile hâlâ mevcut değil imiş! Biz de inandık tabi!...

 

Bu nizâmnâmelerden bâzılarını da

Emekli maaşımdan verdiğim bir avuç para ile tercüme etdirmeye mecbur bırakdı, Deniz Kuvvetlerimiz ben Şükrü IRBIK'ı...

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 Gedikli zâbit” tâbirini neşretdiği sözlüklere dâhil etmeyen Türk Dil Kurumuna gönderdiğim dilekcemin sûretini yorumsuz olarak ekledim buraya.

 

1949 senesinde TBMM’nin kabul etdiği

Ve dahi

5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kânununda mevcut olan gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtını

Türk Dil Kurumu, neşretdiği Türkce sözlüğe niye ilave etmez acap?

 

Kim ne diyor ise öyle olsun!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Neşretdiği târihcede uydurma sözler eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığına gönderdiğim dilekcemin sûretini de yorumsuz olarak ekledim buraya.

 

 

KONU: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Târihcesinde Merkûm “Gedikli Sınıfı” Hakkında.

İLGİ: (a) Donanma-yı Hümâyûna Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme. (Düstur Tertip-I, Cilt.6, Sayfa: 571-584).

(b) (https://m.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=126&tarmir=1) bağlantısında münteşir Deniz Kuvvetleri Komutanlık Târihcesi.

(c) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(ç) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

1. İlgi (a)’da mezkûr 01 Nisan 1890 târihli kânun; Donanmamızda Gedikli sınıfını teşkil eden nizâmnâmedir. Düstur Tertip-I, Cilt.6, Sayfa 571-584’de yer alan işbu nizâmnâmenin tam ismi, EK-A’da görüldüğü üzere, Donanma-yı Hümâyûna Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme’dir.

2. İlgi (b)’de mezkûr bağlantısında, Deniz Kuvvetleri Komutanlık târihcesi neşredilmektedir. Söze konu bu târihcenin 13.09.2017 târihli (bugün) ekran görüntüsünü bu dilekceme EK-B olarak ekledim. Osmanlı Donanmasında “Gedikli” sınıfının teşkiline dâir “kaynaksız” olarak bilgi veren söze konu bu târihcenin, “Gedikli Zabit” alt başlığında yer alan metinin ilk cümlesinde; Osmanlı Bahriyesinde 05 Nisan 1890 târihinde teşkil edilen asker sınıfının isminin “Deniz Gedikli Küçük Zâbit” olduğu yazılıdır.

3. Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın İlgi (b)’de münteşir târihcesinde bahsetdiği ve EK-B’de resimi görülen metinde söz etdiği “Deniz Gedikli Küçük Zâbit” kavramı hakkında benim suâllerim şöyledir

4. Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız; birbirinden tamâmen farklı iki ayrı asker sınıfı olan “Gedikli Zâbit” ile “Gedikli Küçük Zâbit” kavramları arasındaki hukûkî ve askerî ıstılâh ve kavram farkını herhâlde biliyordur. İlgi (a)’da mezkûr nizâmnâmesinde, 01 Nisan 1890 târihinde teşkil edilen asker sınıfının isminin “Gedikli” olduğu sarahâten yazıldığı hâlde;

İlgi (b)’de münteşir târihcesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız, söze konu işbu asker sınıfının ismini hangi gerekce ile “Deniz Gedikli Küçük Zâbit” şeklinde hatâlı ve yanlış yazabilmişdir?

a. Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın savsaklamak kabilinden hatâlı ve yanlış yazdığı söze konu işbu “Deniz Gedikli Küçük Zâbit” kavramını, İlgi (a) nizâmnâmesinde tasrih edildiği üzere “Deniz Gedikli Zâbit” şeklinde tashih etmeyi düşünür mü?

b. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm üçüncü maddesinde tevcih etdiğim iki suâlimi

c. Kamu düzeninin kânunlar, tam ve doğru kavramlar tahtında idâme ettirilmesi,

Ve dahi

ç. Kamunun doğru bilgilendirilmesi nânıma,

İlgi (c ve ç) mevzuât muvâcehesinde Millî Savunma Bakanlığımızın cevâplamasını saygılarımla arz eylerim.13.09.2017. 1701330757.

 

-1-

 

EKLER          :

EK-A: Donanma-yı Hümâyûna Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme. (Düstur Tertip-I, Cilt.6, Sayfa 571).

EK-B: (https://m.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=126&tarmir=1) bağlantısında münteşir Deniz Kuvvetleri Komutanlık Târihcesi.

 

 

-2-

 

EK-A

EK-A: Donanma-yı Hümâyûna Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme. Târihi Neşri:  Rûmî : 20 Mart 1306 (Milâdî: 01 Nisan 1890  / Hicrî: 10 Şa’ban 1307, Salı) (Düstur Tertip-I, Cilt.6, Sayfa 571).

Kaynak: http://muhammetaliuslu-com.tr.gg/TERTIP-1-Cilt-6.htm

İndirme Târihi: 13.09.2017.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

EK-B

EK-B: (https://m.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=126&tarmir=1) bağlantısında münteşir Deniz Kuvvetleri Komutanlık Târihcesi.

İndirme Târihi: 13.09.2017.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bugün girin ve bakın!

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının aşağıda gördüğünüz şu sayfasında bugün de hâlâ

Bahriye gedikli subay” sınıfının “deniz astsubay” sınıfı olduğunu iddia ediyor!..

 

Kaynak: (https://www.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=126&tarmir=1)

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Deniz Kuvvetlerinin bugün hâlâ medet umduğu bu bir kelimelik inat,

Bahriye gedikli zâbitine 1927 senesinden beri Başvekil İsmet (İNÖNÜ) ile Millî Müdafaa Vekili Recep (PEKER)

Ve dahi

Bu zevâtdan sonra bu makâmlara oturan gerzek subayların,

Astsubay” dedikleri köle askerlere karşı takındıkları inkârcı ve kahredici tutumlarının bâriz birer tezâhürüdür.

 

 

*  *  *  *  *

 

Kıymetli vatandaşlarım ve muhterem asubay meslekdaşlarım;

İşde, gördünüz, "gedikli zâbitlik" üzerinde yapılan elvan türlü ameliyâtı…

 

Beyaz subaylarımız, gedikli zâbitândan ne vazgeçebilmiş ne de hazmedebilimiş!..

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK’dan

Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR’a Açık Mektup

 

 

 

KONU: Yedek Subay Asker Sınıfının Lağvedilmesi Hakkında.

 

İLGİ: (a) 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kânunu.

(b) TBMM Tutanak Dergisi, Dönem: IX, Cilt: 24, Toplantı: 3, 106’ncı Birleşim, 10.VII.1953, Cuma.

 

 

Sayın Hulusi AKAR,

Millî Savunma Bakanı

 

Bugün ordularımızda hâlen mevcut olan “yedek subaylık” hakkında yazdığım açık mektubumu,

Cevâplamanız için aşağıda size gönderiyorum.

Saygılarım ile

Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

 

 

 

 

 

Kurucu Reisicumhurumuz ATATÜRK,

1927 senesinde bir kânun meriyyete koydu.

Yedek subaylık hizmetini ihdâs ve tanzim eden bu kânunun ismi

 

İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnu idi.

 

Aşağıda, bu kânunun birinci maddesini görüyorsunuz. 

 

 Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

Birinci Madde; İhtiyat zabit ve ihtiyat memur sınıfı seferde muhtelif kadro boşluklarını doldurmak maksadile yapılmıştır.

 

 

 

1076 sayılı kânunun yukarıda gördüğünüz birinci maddesini izah etmeye zannederim ki hâcet yok!

 

 

*  *  *  *  *

 

Birinci Reisicumhurumuz ATATÜRK,

1927 senesinde bir kânun daha meriyyete koydu.

Mükellef askerlik hizmetini ihdâs ve tanzim eden kânunun ismi

Askerlik Mükellefiyeti Kânunu idi.

Bu kânunun birinci maddesi şöyle diyor idi; 

 

 

 Askerlik Mükellefiyeti Kânunu

 

(Resmi Ceride ile neşir ve ilanı: 12, 17/VII/1927 – Sayı: 631: 635)

 

 

BİRİNCİ MADDE -  Türkiye Cümhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kânun mucibince askerlik yapmaya mecburdur.

 

 Neferden zâbit vekiline (hariç) kadar olanlara efrad denir. 

 

 

 

5802 sayılı Astsubay Kânununa göre;

1951 senesinden beri “astsubay” dediğimiz asker sınıfı, işde tam da bu târife uymakdadır.

Netice itibârı ile;

Bugün sizin “astsubay” dediğiniz asker kişiler aslında 1927 senesinden beri efrâd (erât)’dır.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Sayın AKAR,

 

Yukarıda sizin de gördüğünüz üzere bu kânun;

Her erkek vatandaşın istisnasız olarak askerlik yapmasını emrediyor idi.

Yeri gelmiş iken bir hakkı sâhibine teslim edelim!

 

 

ATATÜRK’ün yapdığı bu kânunu ilk delen kişiler;

  • 1980 senesinin Cumhurbaşkanı emekli subay darbeci zottirik Kenan EVREN

Ve dahi

  • Başbakan darbeci paragöz Turgut ÖZAL’dır. 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 ATATÜRK’ün hazırladığı bu kânunun en önemli tarafı da şudur;

 

1927 senesi itibârı ile T.C Ordusunda iki sınıf asker var idi. 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

Yukarıda sizin de gördüğünüz üzere bu kânuna göre;

Mükellef” askeri saymaz isek şâyet 1927 senesinde ordumuzda sâdece  muvazzaf zâbit  (subay) var idi.

 

Askerlik Mükellefiyeti Kânununun Türk askerlik mesleğine getirdiği yeniliklerden birisi de

Bu kânunun onbirinci maddesinde söz edilen “gönüllü askerlik” idi.

Buradaki “gönüllü askerlik”,

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi ABD ordusunun bugün uyguladığı “gönüllü” (enlisted) askerliğin ta kendisi idi.

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

*  *  *  *  *

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

 

 

 

 

 

Sene 1953…

Birinci “demir gırat” hükümeti devr-i icraâtının üçüncü senesine vâsıl olmuş idi…

Yarısı okuma yazma dahi bilmeyen “seçmen” vatandaşımız;

Devleti idâre etmesi için aşağıda gördüğünüz şu “devlet adamları”nın ellerine teslim etmiş idi.

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

TBMM, 10 Temmuz 1953 Cuma günü ictimâ eyledi.

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

Gündem;

Köy enstitüsü ve sanat enstitüsü mezunu vatandaşlara “yedek subaylık” hakkı verilmesi idi.

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

  

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

  

*  *  *  *  *

 

Öğretmenin;

Sınıfda iken kulağını çekdiği talebesine kışlada selâm verdiği bu rezil durumu ilk fark eden kişi

Muğla vekilimiz Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU idi.

Sanat enstitüsü mezunu vatandaşların askerlik mükellefiyetini “yedek subay” olarak yapması için bir kânun teklifi hazırladı.

Ve bu kânun teklifi hakkında 1953 senesi 10 Temmuz’da o mübârek Cuma günü söz aldı.

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

Kore harbine iştirâk etmiş gâzi ve aynı zamânda emekli bir subay olan Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU;

Konuşması esnâsında “yedek subaylık” konusunda meclisde şu sözlerini târihe şerh düşdü;

 

 

1953_6137_B_106, 10.VII.1953 Cuma.

 

NÂTIK POYRAZOĞLU (Muğla) — (…)

Hemen hepiniz yedek subay olduğunuz için, memleketin bütün münevver kitlesi yedek subay olduğu için, bundan sonra da bu münevver kitle yedek subaylık vazifesini alacağı için, bugünkü statü üzerinde biraz konuşmak istiyorum. Müsaadenizi rica edeceğim. Çünkü millî ve mühim bir dâvadır. Beni dinledikten sonra siz de, tahmin ediyorum, kaani olacaksınız ki

 

Bugünkü yedek subay statüsü kökünden değişmesi icabeden bir statüdür.

 

Medenî milletlerin, muharip milletlerin, modern ordulara sahip milletlerin ordularında bugün bizde mevcut yedek subay statüsü kalmamıştır.

 

 

 

Muğla vekili Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU’nun konuşmasından sonra

Aynı konuda başka bir vekil meclisde söz aldı; Ahmet Rıfat ÖZDEŞ.

Kırşehir vekilimiz Ahmet Rıfat ÖZDEŞ de emekli deniz subayı idi…

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

Bu vekilimiz Ahmet Rıfat ÖZDEŞ de “yedek subaylık” konusunda şu hakikâtleri târihe şerh düşdü;

 

 

 

BÜTÇE KOMİSYONU ADINA RİFAT ÖZDEŞ (Kırşehir) — Muhterem arkadaşlar (…);

Bugün Nâtık Poyrazoğlu arkadaşımızın söylediği gibi, asıl ve mühim olan, orduda “yedek subaylık” mefhumunu kaldırıp muvazzaf subaylık, personel subaylık koymak lâzımdır. Bu esas halledilmeye muhtaçtır.

 

Ben bu mevzuda Millî Savunma Vekiline şükranlarımı arzederim, kendileri bu kanunu Teşrinievvele kadar yetiştireceğini komisyonumuzda vait buyurmuşlardı.

Bugün cari bulunan Yedek Subaylık Kanunu muazzam bir adaletsizliğe meydan vermektedir. (…)

 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

  

15Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

  

*  *  *  *  *

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

   Yüce Türk milletinin yüksek irâdesinin yeğâne tecelligâhı olan TBMM,

   2001 senesinde bir kânun meriyyete koydu;

   Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kânun.

   Bu Kânunun amacı;

  “Türk Silâhlı Kuvvetlerinde ihtiyaç duyulan sınıflarda istihdam edilmek üzere sözleşmeli olarak alınacak subay ve astsubayların hukukunu düzenlemek” idi.

 

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE İSTİHDAM EDİLECEK

SÖZLEŞMELİ SUBAY VE ASTSUBAYLAR HAKKINDA KANUN

 

   Kanun Numarası                     : 4678

   Kabul Tarihi                             : 13/6/2001

   Yayımlandığı R. Gazete         : Tarih    : 21/6/2001      Sayı   : 24439

   Yayımlandığı Düstur              : Tertip  : 5                        Cilt    : 40

   

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

             Amaç

Madde 1 – Bu Kanunun amacı; Türk Silâhlı Kuvvetlerinde ihtiyaç duyulan sınıflarda istihdam edilmek üzere sözleşmeli olarak alınacak subay ve astsubayların teminini, yetiştirilmelerini, sınıflandırılmalarını, hizmet şartlarını, yükselmelerini, atama ve yer değiştirmelerini, görev ve yükümlülüklerini, özlük ve sosyal haklarını, muvazzaf subaylık veya muvazzaf astsubaylık statüsüne geçmelerini, ayırma ve ayrılma esaslarını düzenlemektir.

 

 

   

   4678 sayılı bu kânun hakkındaki “tasarıyı” dönemin Başbakanı Bülent ECEVİT meclise arz etdi.

 

   TBMM’ye arz etdiği kânun tasarısının “Genel Gerekce”sinde Başbakan Bülen ECEVİT,

   Bu kânunun hedeflerinden birisinin de

   “Yedek subay istihdamının zamanla azaltılmasına ve hatta kaldırılmasına imkân verilmesi

   Olduğunu TBMM’ye beyan etdi.

 

 

Dönem : 21           Yasama Yılı : 3                                                                                        T.B.M.M.    (S. Sayısı : 579)

 

Türk Silâhlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun Tasarısı

                                                                                ve

                              Plan ve Bütçe ve Millî Savunma Komisyonları Raporları (1/698)

 

T.C.

Başbakanlık

Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü

Sayı : B.02.0.KKG.0.10/101-90/2625                                                                                23.5.2000

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 5.5.2000 tarihinde kararlaştırılan “Türk Silâhlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

 

Bülent Ecevit

Başbakan

 

GENEL GEREKÇE

(…)

Belirtilen sebepler çerçevesinde bir zaruret olarak ortaya çıkan sözleşmeli subay ve astsubay istihdamının;

(…)

 

d) Yedek subay istihdamının zamanla azaltılmasına ve hatta kaldırılmasına imkân verilmesi,

 

Mümkün olduğundan motivasyon ve verimlilik açısından da herhangi bir problemle karşılaşılmayacağı değerlendirilmektedir.

(…)

 

 

*  *  *  *  *

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuken mevcut olsa da Yedek Askerî Memurlar ordumuzda bugün artık fiilen yok!

Fakat

2019 senesinde ilk günlerini idrâk etdiğimiz Zemheri ayının şu günlerde kendi hükümünü sürdüğü gibi;

1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kânununundaki “yedek subaylık” ibâresi

Sizin de aşağıda gördüğünüz gibi bugün de aynı şekilde kendi hükümünü sürüyor...

 

 

YEDEK SUBAYLAR VE YEDEK ASKERÎ MEMURLAR KANUNU (1)

 

Kanun Numarası : 1076

Kabul Tarihi : 16/6/1927

Yayımlandığı R. Gazete :   Tarih : 9/7/1927   Sayı : 628

Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3   Cilt : 8   Sayfa : 733

 

 

Madde 1Yedek subay ve memur sınıfı seferde muhtelif kadro boşluklarını doldurmak maksadiyle yapılmıştır.

 

Bu sınıfa ayrılanlar hazar vaktinde yetiştirilmek üzere talim ve manevralarda bulundurulur.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

Biz bugün, 2019 senesinin birinci ayındayız.

Her ikisi de emekli subay olan;

Muğla vekili Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU

Ve dahi

Kırşehir vekili Ahmet Rıfat ÖZDEŞ’in,

Yedek subaylık” konusunda söylediklerinin üzerinden tam 66 sene deverân eyledi.

 

 

 

 

Yedek subaylık mefhumunu kaldırılmak” için dönemin Millî Savunma Bakanı Ali Seyfi KURTBEK;

1953 senesinden bugüne kadar “çalışmaya” başlayalı tam 66 sene deverân eyledi.

 

 

 

 

Selefi emekli subay Ali Seyfi KURTBEK’in 1953 senesinde başlatdığı bu “çalışmadan”,

Bugünün Millî Savunma Bakanı emekli subay Hulusi AKAR’ın haberi var mı acap?..

 

 

 

 

 

1953 Senesinden Beri;

  • Medenî milletlerin,

  • Muharip milletlerin,

  • Modern ordulara sâhip milletlerin ordularında,

 

Yedek subaylık mevcut değil.

 

 

 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK 2019 senesinin Zemheri ayında soruyor!

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti;

 

  • Medenî millet ise,

 

  • Muharip millet ise,

 

  • Modern ordulara sahip millet ise şâyet

 

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR,

 

Yedek subaylığı bugün hâlâ niçin lağvetmiyorsun?

 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR'a Açık Mektup

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş. 

  

 

 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK’dan

Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ’a Açık Mektup

 

Prof.Dr. Sayın Ümit ÖZDAĞ,

 

Ben Şükrü IRBIK, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında 31 sene

Ve

Sâhil Güvenlik Komutanlığında da 3 sene olmak üzere;

 

  • 34 sene bilfiil hizmet etmiş

Ve dahi

  • 2011 senesinde de kendi isdeğim ile emekli olmuş bir asubayım.

 

 "  1982 senesinde görevime ilk başladığım gün bana  “astsubay” demişler idi.

 

 "  2011 senesinde emekli olduğum gün bana gene “astsubay” dediler.

 

Ümit Hocam siz;

 

Üniversite tahsilinden sonra okumaya devâm etdiniz,

Anayasa’dan neşet eden “kendini gelişdirme” hakkınızı kullandınız,

Ve dahi

T.C. devletinin bir vatandaşı olarak sırası ile;

 

  • Araşdırma görevlisi

 

  • Asistan

 

  • Doktor

 

  • Doçent oldunuz!

 

Ve en son olarak da yaklaşık 20 senelik başarılı çalışmanız neticesinde

 

  • Mesleğinizde son hedefiniz olan “profesör” unvânını ihrâz etdiniz!..

 

Fakat aynı T.C devletinin başka bir vatandaşı olan ben Şükrü IRBIK ise;

 

  • Görevime "astsubay" olarak başladım.

 

     Ve dahi

 

  • "Astsubay" olarak 30 sene çalışdıkdan sonra gene "astsubay" olarak bitirdim! 

 

Ümit hocam siz, lisans sahibi olmak için 4 sene okudunuz.

 

Ben Şükrü IRBIK ise asubay olmak için 4 sene okudum.

 

Anayasa'nın emrine rağmen,

Genekurmay Başkanları biz asubaylara yüksek tahsili yasak etdiğinden dolayı

Görevde iken kazandığım Ankara Üniversitesine kayıt bile yapdıramadım.

Bu cümlenin üzerini tıklar iseniz şâyet 1987 ÖSYS Sonuç Belgemi görebilirsiniz!

 

Sizin anlayacağınız kelimeler ile söyleyeyim hocam;

 

  • Astsubay unvânı ile tam 30 sene çalışmışım,

 

  •  Fakat 30 senede bir arpa boyu dahi yol gidememişim!..



 *  *  *  *  * 

 

Emekli olduğum günden bu yana askerlik konusunda,

Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bâhusus cârî mevzuâtımıza göre “astsubay” denilen asker sınıfının târihi hakkında makâle yazıyorum.

Ve dahi

yazdığım makâlelerimi de emekliassubaylar.org isimli mecrâdaki Eski Tüfek'de neşrediyorum.

 

 

Bu köşemde bugüne kadar neşrediğim doksan küsur makâlemde ortaya çıkartdığım “resmî yalanların” ve “kânunsuzlukların” hiçbirisini Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tekzip edemedi.

Edemez de!..

Çünkü bu makâlelerimi kimsenin inkâr dahi edemeyeceği belgelere müsteniden yazdım.

 

 Bugün size hitâben yazdığım bu makâlem için de durum aynıdır.

 

Yazdıklarımın bir kelimesinin bile yanlış olduğunu hiç kimse iddia edemez!..

 

Çünkü hocam;

 

Burada sarf etdiğim her kelime, her cümle, her ifâde doğrunun ta kendisidir.

 

 

Ümit Hocam,

 

Genelkurmay Başkanlığımızın “astsubay” olarak tesmiye etdiği

Ve dahiEski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sizin de “assubay” dediğiniz asker kişiler hakkında

Yeniçağ gazetesindeki köşenizde 18 Ekim 2013 Perşembe günü neşretdiğiniz “Dünya Assubaylar Günü ve Assubaylar” isimli makâlenizi okumuş idim. 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bu makâleniz hakkındaki şahsî fikrimi de

Sol tarafınızda bağlantılı resmini gördüğünüz

Asubay Tefrikası-2 isimli makâlemde

09 Mart 2017 Perşembe günü kısmen serdetmiş idim.

 

 

Söze konu bu makâlenizde “asubaylar” hakkında temâs etdiğiniz konulara kimi zamân cevâben,

Kimi zamân da reddiye mahiyetinde yazdığım aşağıdaki mektubumu da size bugün gönderiyorum.


 

 *  *  *  *  * 
 

 

 

Prof.Dr. Sayın Ümit ÖZDAĞ,

 

Söze konu makâlenizin daha ilk cümlesinde şöyle demişsiniz;

 

17 Ekim Dünya Assubaylar Günü” olarak kutlanmaktadır.

 

Size söylendiği şekli ile “Dünya Assubaylar Günü” hakkında ben Şükrü IRBIK şunları söyleyeyim;

 

 

 

  • 17 Ekim’i “Dünya Assubaylar Günü” olarak kutlayan Türk emekli asubayından başka devletlerin asubayı var mıdır?

 

  • Bu konuda herhangi bir araşdırma yapdınız mı?

     Ya da

  • Bir subay mahdumu olarak “assubaylık” konusunda bir fikriniz var mı?

 

  • Var ise şâyet, bu fikirlerinizi lutfedip de biz asubaylar ile paylaşır mısınız? 

 

 

 

Sayın ÖZDAĞ,

 

Söze konu makâlenizin ikinci cümlesinde ise şöyle diyorsunuz;Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Dünyada subaylar günü olduğunu veya generaller günü olduğunu duymadım.

 

Hocam, müsaade eder iseniz şâyet bu tesbitinize bir tesbit de ben ilâve edeyim;

Türkiye’den başka bir ülkede, “Dünya assubaylar günü” olduğunu ve kutlandığını da

Ben asubay Şükrü IRBIK duymadım!

 

 

17 Ekim’in “Dünya Assubaylar Günü” olarak kutlanması konusunda;

 

  • Hem çalan

 

  • Hem de oynayan sâdece TEMAD olmuş idi.

 

 

Aslına bakar iseniz şâyet;

 

  • “Dünyâ Assubaylar Günü” tertip eden ve kutlayan TEMAD’dan başka bir dernek,

 

Ve dahi

 

  • Türk asubayından başka asubay da yok! 

 

 

 

Zâten dönemin Genelkurmay Başkanı “memurNecdet ÖZEL de

TEMAD’ın 2014 senesinde tertip etdiği “Dünya Assubaylar Gününü” külliyen inkâr ve reddedmiş idi.

 

 *  *  *  *  * 

 

İşbu makâlenizin üçüncü cümlesinde şöyle diyorsunuz, hocam;

 

Sadece bu günün varlığı dahi assubayların bütün dünyada görev yaptıkları ordularda istedikleri veya olmaları gereken noktada olmadığını göstermektedir.

 

 

Muhterem Ümit Hocam,

 

"Bütün dünya ordularında “assubay” ismi verilen bir asker sınıfı olduğunu nereden biliyorsunuz?

 

 

"Assubaylık konusunda şu güne kadar neşretdiğiniz bir çalışmanız var mıdır?

 

 

Ayrıca meselâ, Ümit Hocam;

 

  • Bugün itibârı ile dünyânın en büyük ve gelişmiş ordusu olan Amerikan ordusunda “assubay” denilen asker sınıfı var mıdır?

 

  • İngiliz ordusunda “assubay” denilen asker sınıfı var mıdır?

 

  • Bu devletlerin Anayasalarını, kânunlarını okumaya tenezzül etdiniz mi hiç?

 

  • Tenezzül edip de okudunuz ise şâyet bu Anayasalarda, kânunlarda “assubay” olarak târif ve tesmiye edilmiş bir asker sınıfının mevcudiyetine rast geldiniz mi?

 

  • Sizin babanız subay idi. Teğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbay, albay vs. "rütbeleri" var idi. Subay arkadaşları babanıza, bu "rütbeleri" ile hitâp etdiler. Fakat bir sayfalık makâlenizde hocam siz, tam 29 kere "assubay" kelimesi kullanmışsınız. Bu kelime, mâlumunuz, unvândır.  "Assubay" deyip dilinize pelesenk etdiğiniz bu asker kişilerin "rütbesi" yok mudur, Allah aşkına?..

 

  • Assubay deyip bağrınıza basdığınız bu köle askerlerin rütbe silsilesini bitamâm söyleyebilir misiniz, hocam?

 

  • Meselâ; bu makâlemin altına yazdığım benim rütbemi kekelemeden, duralamadan bir çırpıda söyleyebilir ve tam olarak yazabilir misiniz, hocam?

 

  • Bu konulardaki bilgilerinizi lutfedip de biz asubaylar ile paylaşmaya tenezzül eder misiniz?

 

  • Bunca senelerden beri milletvekili olarak meclisde görev yapıyorsunuz. Devletimiz, 200.000 assubayın maaşından kesdiği vergiler ile size maaş  ödüyor. "Assubay" dediğiniz bu asker kişiler hakkında, meclisde bugüne kadar bir tek soru önergesi verdiniz mi? 

 

  • Gazetenizdeki köşenizde "assubaylar" hakkında işkembeden üfürmeyi biliyorsunuz da!.. Bir kere dahi olsun milletvekili sıfatı ile meclisde söz alıp da "assubaylar" hakkında bu makâlenizde bahsetdiğiniz konularda iki kelime konuşdunuz mu?

 

Kıymetli Ümit Hocam,

 

Size tevcih etdiğim bu suâllerin cevâbını ben biliyorum.

Çünkü; bunların hepsini tetebbu etdim, hocam!..

 

 *  *  *  *  * 

 

Bugünkü cârî askerî mevzuatımıza göre “astsubay” olarak bildiğimiz asker sınıfı,

Üçüncü bir asker sınıfı olarak” karanlık suratlı darbeci subayların

Muayyen târihlerde cebren ve hile ile tertip etdiği darbe kânunları ile teşkil edilmiş “sahte” ve “uyduruk” bir asker sınıfıdır.

 

Biliyor musunuz hocam?

 

Muvazzaf astsubay” tâbirinin “İngilizce tercümesini” sordum, Genelkurmay Başkanlığımıza. Verecek cevâp bulamadılar.

Bu konuda gönderdiğim dilekceyi ve gelen cevâbı merak eder iseniz şâyet size memnuniyet ile gönderebilirim.

 

 

Bir şey daha söyleyeyim size!

 

Subay mahdumu bir profesör olarak siz, Ümit ÖZDAĞ;

 

Cârî askerî mevzuâtımızda mevcut olan “Muvazzaf astsubay” tâbirini İngilizceye tercüme edebilir iseniz şâyet

 

  • Millî Savunma Bakanı emekli subay Hulusi AKAR

 

Ve dahi

 

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar GÜLER’in huzurunda

 

Yaş itibârı ile benden küçük olmanıza rağmen sizin elini öpmeye hazırım hocam!

 

 

Ümit Hocam,

 

Amerika, İngiltere gibi;

 

Dünyâda askerlik ve harb sanatının gelişdiği

 

Ve dahi

 

İnsan haklarının yerleşip adâletin yeşerdiği devlet ordularında

 

Sâdece iki sınıf asker vardır;

 

1. Er (Mükellef/gönüllü Er, Nefer) (Drafted/Conscripted/Enlisted Man)

 

2. Subay (Muvazzaf Zâbit) (Commissioned Officer)

 

 *  *  *  *  * 

 

Muhterem Ümit Hocam,

 

Yeniçağ gazetesindeki köşenizde 18 Ekim 2013 Perşembe günü şöyle demişsiniz;

 

 

“TSK’nın son dönemde yaşadığı önemli sorunlardan birisi de assubayların sorunlarıdır.”

 

“Bu sorun o kadar büyümüştür ki, artık ordu içinde bir gerilim,

 

Hatta astsubay-subay sert bir ifade ile  “düşmanlığına”  dönüşmüştür.”

 

 

 

Bu tesbitiniz gâyet isâbetli ve çok doğrudur hocam!

 

Peki,

 

" Astsubay-subay arasındaki bu “düşmanlığın” sebebini biliyor musunuz?

 

 

" Bu çok tehlikeli “düşmanlığın” sebebini anlayacak kadar bilginiz ve vicdânınız var mı?

 

 

" Astsubayları ve subayları birbirine “düşmân” olan dünyâda başka ordu var mı?

 

 

Bir ipucu vereyim size;

 

  • " İki cambaz bir ipde oynar mı?

 

  • " Köprüde karşılaşan “iki keçi” hikâyesini bilir misiz?

  

ha babam ha

 

Mahzûnî'nden de şu türküyü dinler misiniz, Ümit hocam?

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Utanmadan, sıkılmadan “târihciyim” diyerek sanat icrâ etmeye yeltenen


Ve dahi

 

Kimisi subay, kimisi sizin deyişiniz ile “assubay” sıfatı taşıyan “fareli köyün kavalcılarına” hocam, siz inanmayın lutfen!

 

Çünkü;

 

Bu ordularda, subay ile er arasında müebbet hapse mahkum edilmiş ve “assubay” denilen bir asker sınıfı yokdur.

 

Bugün “astsubay” dediğimiz asker sınıfını Türk Ordusunda kimlerin hangi maksatlar için teşkil ve tertip etdiğini de

Asubay Tefrikası 6-2, 6-3 ve 6-4 isimli makâle tefrikamızda belgeleri ile isbat ve fâş eyledik!

 

Tenezzül edip de okur iseniz şâyet

"Assubay" dediğiniz uyduruk asker sınıfı hakkında bir Prof. olarak hiçbir şey bilmediğinizi göreceksiniz.

 

 *  *  *  *  * 

 

Sayın Hocam,

 

Sizin “assubay” olarak tesmiye etdiğiniz asker sınıfının ismi de cismi de, cibilliyeti de, mevcudiyeti de sahtedir, uydurmadır, kânunsuzdur.

 

Nasıl mı?

Bakınız bugünkü cârî askerî mevzuâtımıza göre “astsubay” olduğu söylenen kelime bile yalandır, uydurmadır, sahtedir.

 

Çünkü;

 

Bugün bize “astsubay” olarak yutdurulan tâbirin aslı, “Asubay”dır.

Ve dahi

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu tâbiri, 1935 senesinde ATATÜRK bizzat kendisi türetdi.

Sağ tarafınızda gördüğünüz şu resimin üzerine tıklar iseniz şâyet,

Meselenin hâl-i pür melâlini öğrenebilirsiniz.

 

Bu konuda gözlerinizi yuvasından uğratacak şu bilgiyi de vereyim size;

İngilizce “Non-commissioned officer” ve “Petty officer” tâbirâtını Türkceye “astsubay” olarak  tercüme etmenin, bu tâbirâtın aslı ve ıstılâhı ile alâkası yokdur.

 

 

Her iki İngilizce tâbirâtı “astsubay” olarak Türkceye tercüme etmek,

 

Genelkurmay Başkanlığımızın yapdığı ucuz bir işgüzarlık ve sığ bir câhillikden başka bir şey değildir.

 

 

 

Çünkü;


ATATÜRK’ün 1935 senesinde kendisinin türetdiği “asubay” tâbirini,

 

ATATÜRKCÜ olduğunu söyleyen sahtekâr ve zübük subaylarımız;

 

  • 1938 senesinde, üsdelik ATATÜRK henüz hayâtda iken, meclisde “assubay” şeklinde,

 

  • 1951 senesinde gene meclisde “astsubay” şeklinde tahrif etdiler.

 

 

Sayın Ümit Hocam,

 

Biraz aklı olan her insanı hayretlere düşürecek bir hakikâtı da

Emekli asubay ben Şükrü IRBIK ilk kez olmak üzere size yazdığım bu mektubumda fâş eyliyorum;

 

 

Gerek ıstılâh ve dahi gerek ise kelime yapısı itibârı ile muharref olan “astsubay” tâbirinin,

 

TBMM’nin kabul ve tasdik etdiği İngilizce bir tercümesi bugün dahi hâlâ yokdur.

 

Nasıl? Gözel mi, hocam?.. 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Ümit Bey,

 

Makâlenizin bir yerinde serdetdiğiniz cümlede ise şöyle demişsiniz;

 

Bir ordunun assubaysız çalışması, yürümesi ve savaşması çok mümkün değildir."

 

"Buna rağmen  tarih  assubayların  ordular içinde üstlendikleri önemli rolü ne yazık ki görmemezlikten gelir..

 

 

Sayın Ümit Hocam,

 

"Assubay” dediğiniz askerlerin ordular içinde üstlendikleri önemli rolü inkâr edenler konusunda da ne yazık ki

Baltayı taşa vurmuşsunuz!

 

Kim bilir? Belki de hedef sapdırmak niyeti ile böyle bir cümle sarf etdiniz!..

 

Fakat vaziyet ne olur ise olsun,

 

Tıpkı Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek icâb etdiği gibi 

 

" Asubayın hakkını da asubaya vermeli, değil mi? "

 

 

 

Çünkü;

 

Türk Ordusunun “asubayları” söz konusu olduğunda;

 

  • Asubayların ordumuz içinde üstlendikleri önemli rolü görmemezlikten gelen târih değil,

 

Fakat

 

  • Ne yazık ki “silah arkadaşımız” olduğunu söyleyen beyaz subaylarımızın ta kendisidir.”

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Makâlenizin ilerleyen bir yerinde ise Ümit Bey, şöyle demişsiniz;

 

           " Assubaylar farklı ortamlarda farklı görevler yapmalarına rağmen                                                    diğer memurlarla aynı derece ve kademeden  göreve başlarlar."

 

Üzülerek ifâde etmeliyim ki bu sözünüz de yanlış!

 

Sayın Hocam,

 

Siz, Yeniçağ gazetesindeki söze konu makâlenizi 18 Ekim 2013 Cuma günü neşretmişsiniz.

 

Size hitâben kaleme aldığım bu açık mektubumu da ben Şükrü IRBIK,

Tatlı bir tesâdüf eseri olarak,

Sizin makâlenizin neşir târihinin tam da beşinci sene-i devriyyesinde, 18 Ekim 2018 Perşembe günü neşretmeye başladım.

 

Aradan tam 5 sene deverân ve güzerân eylemesine rağmen

Sayın Ümit Hocam,

Asubaylar, aynı tahsili yapmış memurlarımıza göre “bir kademe aşağıdan” göreve başlatılıyorlar.



 

Belki biliyorsunuzdur, Hocam! Fakat ben gene de hatırlatayım(!);

 

Böyle âdi, böyle alçak ve böyle tefrikacı bir muameleye

 

Ve dahi

 

Böyle ölçüsüz bir kânunsuzluğa mâruz kalan

 

Bugün dahi Asubaylardan başka T.C vatandaşı yok! 

 


Bu, vaziyet;

Sizin makâlenizi neşretdiğiniz 18 Ekim 2013 Cuma günü böyle idi.

 

O günden bu güne tam 5 sene takvim yapraklarını terk etmesine rağmen

Size hitâben kaleme aldığım bu mektubumu neşretmeye başladığım 18 Ekim 2018 Perşembe günü de bu vaziyet,

Hâlâ aynı minvâl üzere..

 

Asubaylara 2003 senesinden beri yapılan bu haksızlık ve kânunsuzluk,

Bugün de hâlâ ve aynen devâm ediyor.

 

Bu hatânızdan zuhur eden hakikât de şudur;

Her kim ise, bu bilgileri yazıp elinize tutuşduran meslekdaşım,

Mensubu olduğu asubaylığın meselelerine vâkıf olmayı bile becerememiş!

 

Subay mahdumu olarak bu sözümüzden sizin anlamanız gereken husus, budur, Ümit hocam!

 

Sizin bu hatânızdan biz asubayların çıkarması gereken acı ders ise şudur;

 

Asubayların dertlerini ve meselelerini

 

Gene ve ancak bir asubay anlayabilir ve anlatabilir!



 *  *  *  *  * 

 

Sayın ÖZDAĞ,

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TEMAD’ın sâbık Genelbaşkan Yardımcılarından Sayın Yüksel BİNİCİ’yi ben, şahsen tanırım. Kendisi Dünya Assubaylar Günü’nü memleketimizde ihdâs eden kıymetli bir meslekdaşımızdır. Çeşitli vesileler ile ve TEMAD’ın 2014 senesinde tertip etdiği “İlk Dünya Assubaylar Günü” faaliyetleri kapsamında kendisi ile berâber çalışdık. 

 

Sayın BİNİCİ de beni iyi tanır. Kendisi; 12 Eylül darbeci subaylarının 1984 senesinde cebren ve hile ile TEMAD’ı teşkil etdiğinden başka Türk Ordusundaki “astsubaylık” hakkında hiçbir şey bilmeyen bir meslekdaşımızdır.

 

Çünkü;

Mensubu olduğu “kara asubaylığına” menşe teşkil eden “küçük zâbitliğini”  31 Mart darbecisi zâbitân heyetinin 05 Ekim 1909 târihinde cebren ve hile teşkil etdiği hakikâti orta yerde durur iken;

Tertip etmeye çalışdığı sözde “Dünya Assubaylar Günü” için 12 Eylül darbeci subaylarının gene cebren ve hile ile teşkil etdiği TEMAD’ın kuruluş târihini esâs alması,

Kıymetli meslekdaşım Yüksel BİNİCİ’nin asubaylık konusundaki yüksek târih şuurunun(!) müşahhas bir tezâhürü olarak karşımıza çıkmakdadır.

 

Çünkü;

Uyduruk, ortada sandık, sahte ve köle bir asker sınıfı bile olsa,

Kara Asubaylığının târihini TEMAD’ın kuruluş târihine tenzil etmek,

Hem târifsiz derinlikde bir târihi cehâletin tezâhürüdür

Hem de aynı zamânda bir asubayın kendi mesleğine yapabileceği en büyük haksızlık ve kötülükdür.

 

Ayrıca ben Şükrü IRBIK,

Assubaylık” konusunda Sayın BİNİCİ’nin bugüne kadar yazdığı bir tek makâlesine dahi rast gelmedim.

 

Var ise şâyet ki, dervişe dönmek yaraşır!

Yüksel Bey kerem buyursun da bizleri şöyle bir irşâd etsin bakalım!..

 

 *  *  *  *  * 

 

Ümit Hocam,

 

Assubayı” bu yazınızda siz, “tampon”’a benzetmişsiniz!

Farklı bir anlamı var mı diye ben de TDK’nın Büyük Türkce Sözlüğüne bugün bir kez daha bakdım.

Ve dahi

Tampon” kelimesinin anlamlarının şunlar olduğunu bir kez daha gördüm;

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Kelâm-ı kibar kullanmayı ve teşbih yapmayı ben de severim, Ümit Hocam!

Ve dahi

Bilirim ve hak veririm ki; Teşbihde hatâ câizdir!

 

 

Lâkin;

 

  • Ordumuzun “asubaylarını” târif etmek için kullandığınız “tampon” teşbihi, amacını fersah fersah aşmış ve maksadı zehirleyen bir benzetme olmuş, bu, bir.

 

  • Asubayları” benzetdiğiniz “tampon” kelimesi hakkında TEMAD Genel başkan yardımcılarından Sayın Yüksel BİNİCİ’nin tavrı ne olmuş idi? Meselâ Yüksel Bey kendisini “tampon”’a benzetiyor mu idi, Bu, iki!..

 

  • Bir asubay olarak ben, aynada kendime bakıyorum. Ve “tampon” kelimesinin TDK sözlüğündeki anlamlarının hiçbirine benzemediğimi görüyorum. Bu sebepden nâşi; biz asubayları “tampon”’a benzetmenizi bir asubay olarak ben Şükrü IRBIK, kendi şahsıma şiddet ile takbih ediyor ve bu “tampon” benzetmenizi size iade ediyorum. Bu, üç!..

 

  • TBMM’nin 1951 senesinde meriyyete koyduğu 5802 sayılı Astsubay Kânununun birinci maddesi, “astsubay” denilen asker kişileri “subay yardımıcısı” olarak târif ve tefrik eder. Bu çıkarsamanın devâmı olmak üzere, sizin bu teşbihinize göre “subayların da esâs tampon olduğu” ortaya çıkmakdadır, değil mi? Bu, dört!..

 

  • Bu mesnetsiz tesbitiniz için asubaylardan özür dilemenizi de ben, sizin bilim ahlâkınıza bırakıyorum, bu da beş!..

 

 

 

Sayın ÖZDAĞ,


Bu mektubuma konu makâlenizde bir yandan “Bir ordunun assubaysız çalışması, yürümesi ve savaşması çok mümkün değildir.” der iken

 

Öte yandan bu kadar önem atfetdiğiniz bu asker kişileri “tampon” olarak târif etmenizdeki iç gıdıklayıcı bu tenâkuzu, siz açıklayabilir misiniz, hocam?

 

 *  *  *  *  * 

 

Sayın Ümit ÖZDAĞ,

 

Amerika ve İngiltere gibi dünyâda söz sâhibi devletlerin ordularında,

Assubay” ismi verilen “ortada sandık” misâli bir asker sınıfı yokdur.

 

Bu sebepden dolayı dünyâda ilk kez olmak üzere TEMAD’ın tertip etdiği “Dünya Assubaylar Günü”’ne bilir misiniz,

Bosna-Hersek’den başka iştirâk eden ve temsilci asubay gönderen devlet olmadı.

Bunun sebebini anlamak zannederim sizin için zor olmasa gerek!

 

İşde,

Dünyâda söz sâhibi ordularda “assubay” ismi ile “ortada sandık” misâli uyduruk bir asker sınıfı mevcut olmadığından dolayı TEMAD’ın bu faaliyeti rağbet görmedi.

 

17 Ekim’in “Dünya Astsubay Günü” olarak kutlanması konusunda hem çalan hem de oynayan sâdece TEMAD oldu.

 

Ve dahi

 

İkincisini dahi kutlayabilecek bir zemin bulamadakendini tüketdi.

 

Ayrıca,

Assubay” dediğiniz asker sınıfı hakkında şu hakikâtleri biliyor musunuz?

 

Dünyânın gelişmiş devletlerinin ordularında sâdece iki sınıf asker var;

 

  • Birincisi; ordunun “kas gücü”nü teşkil eden er,

 

  • İkincisi de; ordunun “beyin gücü”nü teşkil eden subay.

 

 

Söyler misiniz, Sayın ÖZDAĞ;

 

Ölmek ve öldürmek hak ve salâhiyyetini hâiz yegâne meslek olan askerlik söz konusu olduğunda;

 

Beyin gücü”  ile “kas gücü” arasına,

 

Ordu ve siyâset ilişkisi” konusunda “doktor” pâyesi kazanmış siz profesöre göre,“ne tür bir güç” sokuşdurulabilir?..

 


 

 

 

Bu ordularda, subay ile er arasına müebbeten hapsedilmiş

 

Ve dahi

 

Sizin deyişiniz ile “assubay” olarak tesmiye edilen bir asker sınıfı yokdur. Var olduğunu iddia eden var ise şâyet, buyursun, gelsin karşıma!..

 

“Subay ile er” arasında “astsubay” denilen üçüncü bir sınıf asker sınıfı var diyerek

Karanlık suratlı beyaz subaylarımızın bir asır evvel hile tertip etdiği

 

Ve dahi

 

Son bir asırdan beri insanlarımızı efsunlayıp uyutduğu bu kara büyüyü

 

Ben Eski Tüfek Şükrü IRBIK, burada bir kere daha bozuyorum.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Şimdi müsaade eder iseniz şâyet Sayın ÖZDAĞ,

Bugünkü cârî mevzuâtımıza göre MSB ve Genelkurmay Başkanlığımızın “astsubay” dediği asker sınıfının

Bahrî ve Berrî ordumuzda teşkil edilmesinin tarihçesini doğru cümleler ile  kısaca anlatayım size.

 

 

   1. Bahrî  Ordumuzda Astsubaylığın Teşkili;   

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1890 senesine kadar Osmanlı Bahrî Ordusunda

Bugünün tâbiri ile “Assubay” olarak bilinen üçüncü bir asker sınıfı yok idi. Bu târihi geriye götürmeye tevessül etmek olsa olsa câhillik ve ahmaklık olabilir. Bahrî Ordumuzda “gedikli” sınıfı, Sultan II. Abdülhamid’in aşağıda gördüğünüz şu fermânı ile 1890 senesinde teşkil edildi.

Osmanlı Bahrî Ordusuna üçüncü bir asker sınıfı olarak zâbit ile nefer arasına sokuşdurulan ve “gedikli” olarak tesmiye edilen asker sınıfı, İngiliz Bahrî Ordusundan aşırmadır. Gençlerimiz rağbet etmediğinden dolayı teşkil edilmesinden kısa bir süre sonra, “gedikli” sınıfı, 1900’larda iflâs etdi. Sorabilirsiniz;  bu gedikli sınıfını ne zamân lağvetdiğini Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız bile bilmiyor. Yaklaşık 10 sene hizmet veren “gedikli”  mekteblerinden mezun olan gediklilerin hepsi, padişah fermanı ile “zâbit” sınıfına nakil edildi.

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1914 senesinde Osmanlı Bahrî Ordusunda “küçük zâbit” ve “gedikli zâbit” isimleri ile iki yeni asker sınıfı teşkil edildi. Böylece bahriyemizdeki asker sınıfının sayısı ikiden dörde yükseldi. Bu yeni iki asker sınıfını uyanık kurmay zâbitân heyetimiz bu kez de gene İngiliz Bahrî Ordusundan aşırdı. Fakat İngiltere’nin kendi “küçük zâbitine” ve “gedikli zâbitine” verdiği hakları, bizim zâbitân heyetimiz kendi “küçük zâbiti” ve “gedikli zâbitine” vermedi.

 

Zâbit sınıfına dâhil olarak teşkil edilen “gedikli zâbitliği” de bahriye zâbitânımız kendisine çetin bir rakip olarak gördüğü ve sâhip olduğu imtiyazları paylaşmak isdemediğinden dolayı 1929 senesinde lağvetdi.

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahrî Ordumuzda “astsubaylığın” hangi zehirli maksat ile teşkil edildiğini öğrenmeye  isdekli iseniz şâyet  Ümit hocam,

 

Sağ tarafınızda gördüğünüz şu bağlantılı çerçeveyi tıklayın hele bir… 

 

Bakın, neler göreceksiniz!..

 

 *  *  *  *  * 

 

 

   2. Berrî Ordumuzda Astsubaylığın Teşkili;        

 

 

1909 senesine kadar da Osmanlı Berrî Ordusunda

Bugünün tâbiri ile “Assubay” olarak bilinen üçüncü bir asker sınıfı yok idi. Bu târihi geriye götürmeye tevessül etmek olsa olsa câhillik ve ahmaklık olabilir.

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Berrî Ordumuzda “astsubaylığın” hangi maksat ile teşkil edildiğini öğrenmek isder iseniz şâyet Ümit hocam,

 

Sağ tarafınızda gördüğünüz şu bağlantılı çerçeveyi tıklamanız kâfidir.

 

Ömrü hayâtınızda ilk defâ Eski Tüfek'den duyacağınız bu bilgiler karşısında gözleriniz yuvasından uğrayacak hocam!..

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Yukarıda gördüğünüz (Berrî) Küçük Zâbit Mektebleri Nizamnâmesi;

 

31 Mart darbesinin hemen arefesinde, darbeci zâbitân heyetinin Meclis-i Mebusânı kapatdığı günlerde

Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın Harbiye Nezâretinde silâh zoru ile yazdırdığı

Ve dahi

Meclisden ve padişahdan kaçırarak çıkartdığı bir darbe kânunudur.

 

İşde bu sebepden dolayı ordumuzun “berrî küçük zâbitliği” (asubaylığı) gayri meşrudur, gayri kânunidir, sayın hocam.

 

Bu bilgiyi de ilk kez olmak üzere burada, Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK ilan ediyorum.

 

 

 

Osmanlı Berrî Ordusuna üçüncü bir asker sınıfı olarak zâbit ile efrad arasına sokuşdurulan ve “küçük zâbit” olarak tesmiye edilen asker sınıfı ise

Alman (Prusya) Berrî ordusundan aşırmadır.

Alman Berrî ordusu örnek alınarak teşkil edilen “berrî küçük zâbitliği”, 31 Mart darbecisi Müşir Mahmut Şevket Paşa, Padişaha rağmen teşkil etdi. (Bkz.; Asubay Tefrikası 6-4)

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat

Almanya’nın kendi küçük zâbitânına verdiği hakların nerede ise hiçbirisini Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa bizim küçük zâbitânımıza vermedi.

 

Darbeci Mahmut Şevket Paşa;

Harbiye Nâzırı unvânı ile 1910 senesinde ziyâret etdiği Dersaadet Küçük Zâbit Mektebinde, bir nutuk atdı.

 

31 Mart darbecisi Müşir Mahmut Şevket Paşa_Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dam Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup

 

 

Ve dahi

Kimisi mektebden firâr eden, kimisi intihâr edenlerden geriye kalan mezun üç-beş küçük zâbit namzetine şöyle dedi.

 

“Evlatlarım; Sizleri harbiyeye  namzet bir şekilde yetiştireceğiz. Yani ordumuzun gözbebeği olacaksınız!”

(Bkz. Asubay Tefrikası 6-4)

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın 1910 senesinde Harbiye Nâzırı sıfatı ile söylediği bu sözünü, işde, siz de ilk defâ olmak üzere işitdiniz!

 

 

Bu söz üzerine şimdi size soruyorum Ümit Bey;

 

“Harbiyeye namzet olmak” ne demekdir?

 

“Ordumuzun göz bebeği olmak” ne demekdir?

 

Size göre hocam; Söz, insanın neresinden çıkar?

 

 *  *  *  *  * 

  

 

   3. Havaî Ordumuzda Astsubaylığın Teşkili;   

 


eyyam

Havaî Ordumuzda “astsubaylığın” teşkil edilişini öğrenmeye isdekli iseniz şâyet Ümit hocam,

Sol tarafınızda gördüğünüz şu çerçeveyi tıklayınız!

 

 

 

Tıklayınız da

Hava astsubaylığının “târihi” konusunda Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın çevirdiği fırıldakları

Ve dahi

Hava astsubaylarına yapdığı terbiyesizliği ve inkârcılığı kendi gözleriniz ile görünüz!..

 

 *  *  *  *  * 

 

Kendisinin Sultanahmet Meydânında meçhul bir suikast ile 1913 senesinde katledilmesi neticesinde

Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın verdiği bu sözlerin hepsi suya düşdü.

 

1912 senesinde başlayıp 1922 senesine kadar devâm eden harbler neticesinde

Ve dahi

Küçük zâbitânın “zâbit” değil de “nefer” olduğunun anlaşılmasından sonra

Bu mesleğe kimse müracaat etmedi ve bu mektebler kapılarına kilit vurdu.

 

Fakat

Bakınız, o günlerden bize o küçük zâbitândan yürek yakıcı şu hâtırât yâdigâr kaldı.

 

  Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK   Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK  Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

31 Mart darbecisi Müşir Mahmut Şevket Paşa

 

Ve dahi

 

O’nun gibi düşünen beyaz zâbitânımızın,

 

Küçük zâbitân” olarak tesmiye etdikleri askerlere yapdığı

 

  • Hâinlikleri,

 

  • Kalleşlikleri,

 

  • Ve şerefsizlikleri biliyor musunuz siz, hocam?

 

 

Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ,

 

  • Ruslara esir düşen Küçük Zâbit Süleyman NURİ’den Uyanan Esirler’i okudunuz mu?

 

  • İngilizlere esir düşen Küçük Zâbit Hamit ERCAN’dan Bir Osmanlı Askerinin Anıları’nı okudunuz mu?

 

     Ve dahi

 

  • Kendi asker ocağında esir ve köle muâmelesi gören Güççük Zâbit Emin ÇÖL’den Bir Erin Anıları’nı okudunuz mu?

 

  • Bu küçük zâbitânı, dönemin Harbiye Nezâretinin nasıl kandırdığını biliyor musunuz, siz hocam?

 

  • Sizin "assubay" dediğiniz "küçük zâbitlere", bizim kendi zâbitânımızın yapdığı haksızlık, kalleşlik ve şerefsizlikleri esir kampında Rusların ve İngilizlerin bile yapmadığını şimdi burada işitseniz, şaşırır mısınız, hocam?

 

 

İşde;

 

Beyaz zâbitânımızın gadrine uğrayan küçük zâbitândan

 

Sâdece üçünün bize anlatdığı ibret dolu ve acıklı hakikâtler...

 

 

 

Piyâde Küçük Zâbit Başçavuş Emin ÇÖL;

 

Emin Efendi, Beyrut Küçük Zâbit Mektebinden 1911 senesinde Küçük Zâbit Onbaşı rütbesi ile mezun oldu. Arabistan çöllerinde ve Çanakkale’de harp etdi. 1917 senesinde Beyrisebi harbinde şakağına isâbet bir mermi çekirdeği ile tamamen kör oldu ve İngilizlere esir düşdü.

Cephede harb eder iken Enver Paşa’nın icâd etdiği ve “zâbit” kadrosu olan “Takımbaşı” olarak görev yapdı.

Zâbite mahsus olan paslı bir kılıç, çakaralmaz bir tabanca ve fakat iyi bir dürbün techizâtı verdiler Emin Efendiye.

Mâlûl emekli olmak için harbden sonra Harbiye Nezâretine müracaat etdi.

 

Adana'lı Güççük Zâbit Emin Efendi;

 

  • " Mektebden "küçük zâbit" unvânı ile mezun oldu,

 

  • "Zâbit" kadrosu olan "Takımbaşı" unvânı ile cephenin en önünde harb etdi.

 

"Fakat emekli olur iken "küçük zâbit" maaşı alacağı yerde kendisine "er" maaşı bağladılar.

 

 

Küçük zâbit olmasına rağmen emekli olur iken uğradığı haksızlığı anlatmak için yazdığı kitaba kinâyen “Bir Erin Anıları” ismini verdi.

 

Yaşadığı bu haksızlığı "Güççük zâbit" Emin Efendi şu vecizi ile târihe kayıt etdi;

 

"   Yüke gelince deve, aşa gelince guş oldum!    "

 

 


  *  *  *  

 

 

Muhabere Küçük Zâbit Başçavuş Hamit ERCAN;

 

Muhabereci olan Hamit Efendi, Başçavuş rütbesindeyken 1916 senesinde Mısır'da İngilizlere esir düşdü ve Belbis esir kampına kapatıldı. Burada esir neferâtımız ile aynı barakada iskân, iâşe ve ibâte edildi. Zâbit değil de er olduğunu bu esir kampına katılınca ancak anlayabildi. Gönüllü olarak çalışmak isdediğini söyledi. İngilizler Hamit Efendiyi, tâmir için zâbitânımızın hapsedildiği Seydibeşir esir kampına  gönderdiler.

 

Yazdığı anılarında Hamit Efendi;

 

" Esir zâbitânımızın kaldığı bu kampda kütüphâne ve çamaşırhâne mevcut olduğundan,

 

" Esir zâbitân için geceleri sinema oynatıldığından ve

 

" Esir zâbitânımıza içki satıldığından hayret ile bahseder.

 

 

Kadıköylü Küçük Zâbit Hamit ERCAN da aslında “zâbit” değil de “nefer” olduğunu esir düşdüğü kampda anlayabildi.

 

 

  *  *  *  

 

 

Piyâde Küçük Zâbit Başçavuş Süleyman NURİ;

 

İstanbul'daki Mühendislik mektebine kayıt etdirmiş idi kendisini. Akşam eve gelip de bu yapdığını anlatınca nalbant babası O’nu eşşek sudan gelesiye kadar dövdü. Sözde milliyetçi bir insan olan Süleyman’ın babası, O’nun elinde tutdu ve ertesi gün götürüp Dersaadet Küçük Zâbit Mektebine kayıt etdirdi. Çünkü devletine hizmet etmesi için babası, Süleyman'ın zâbit olmasını isdiyor idi. 

Talebeliği esnâsında mektebde kendilerine çok kötü muamele etdiler.

Harbiye'de okuyan talebelere çok iyi yemekler verilirken kendilerine hem az, hem de kötü yemekler verildiğini gören Süleyman, şöyle dedi;

 

Mektebde kara ekmek yiyorduk!

 

" Zâbit mekteblerindeki talebelere verdiklerinden daha az yemek veriyorlardı bize.

 

" Rütbe farkını anlıyordum da!.. Mide farkını aklım bir türlü almıyor idi!

 

Süleyman mektebden mezun olunca hemen Kafkas Cephesine sürüldü ve burada Ruslara esir düşdü. Zehirli yılanları ile meşhur Nargin adasındaki esir kampına gönderildi. Rütbesini soran Rus askerine kendisinin bir Osmanlı “zâbiti” olduğunu söyledi. Ve Ruslar, Süleyman NURİ’yi esir zâbitânımızın kaldığı subay kampına gönderdi.

Fakat buradaki beyaz zâbitânımız, Süleyman NURİ’nin “zâbit” olmadığını Rus kamp komutanına ihbâr etdi. Bu ihbâr üzerine Süleyman NURİ’yi Ruslar, zâbit kampından çıkartdılar ve neferâtımızın kaldığı kampa kapatdılar. “Zâbit” değil de “nefer” olduğunu esir düşdüğü bu esir kampında anlayan Süleyman NURİ; vatanına küsdü, dininden ve milliyetinden irtidâ; kendi ordusundan da firâr etdi.

Osmanlı Ordusunda iken kendi zâbitân heyetimizin yapdığı kötü muamele, hâinlik, tefrika ve şerefsizliklerden o kadar nefret etdi ki Süleyman Efendi. Nargin esir kampından serbest bırakıldıktan sonra baba ocağı İstanbul’a dönmedi...

Küçük Zâbit Süleyman Efendi İstanbul’da mühendis olamamış idi fakat Rusya’da okudu ve mühendis oldu.

Azerî Türkü bir kadın ile evlendi.

Küçük Zâbit Başçavuş Süleyman NURİ, öldüğünde Azerbeycan’a gömülmesini vasiyet etmiş idi.

Sevenleri de öyle yapdı...

 

 *  *  *  *  * 

 

1934-1950 seneleri arasında Berrî ve Bahrî ordularımızda gayri meşru olarak teşkil edilen “gedikli erbaşlık” dönemi mevcut idi. Kânunsuz olarak teşkil edilen “gedikli erbaşlık”, 5802 sayılı kânun ile 1951 senesinde lağvedildi ve yerine “astsubay” olarak tesmiye edilen üçüncü bir asker sınıfı teşkil edildi. Başbakan Adnan MENDERES’in “astsubay” olarak tesmiye etdiği askerler, dokuz sene hizmet etdikden sonra subaylığa nakil edilecekler idi.

Fakat Başbakanın bu karârına ve 5802 sayılı Astsubay Kânununun emrine rağmen Genelkurmay Başkanları, astsubayları subaylığa nakil etmediler.

 

 

Sizin babanızın da dâhil olduğu 27 Mayıs darbeci subaylarının hazırladığı

 

Ve dahi

 

Gene bu darbeci subayların kılıcının gölgesinde;

 

  • 1961 senesinde meclisden geçirdiği 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu

 

Ve dahi

 

  • 1967 senesinde meclisden geçirdiği 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile de

 

Astsubay” ismini verdikleri askerlere subaylarımız, köle muâmelesi yapmaya başladılar.

 



 *  *  *  *  * 

 

Sayın ÖZDAĞ,

 

Yeniçağ gazetesinde neşretdiğiniz söze konu makâlenizin bir yerinde şöyle bir söz sarf etmişsiniz;

 

  Napoleon,  “Ordular midelerinin üzerinde yürür! demiş.  

 

  Herhalde bir başka şey söylese idi o da   

 

  Ordular assubayların omzunda yürür”  olurdu.

 

 

Sarf etdiğiniz bu cümlenizde bir “yanlış” var; evvelâ onu tashih edelim.

 

Akabinde de

 

Napolyon’un “söylediği” ve fakat “sizin bilmediğiniz” bir sözü burada iktibâs edelim.

 

 

Lâkin önce şu suâllerime cevâp verin lutfen, Ümit hocam;

 

Siz, bilim adamısınız! Mâlûm, askerlik sanatı ile bilim, doğası itibârı ile birbirine taban tabana zıt mesleklerdir.

 

Mesleğin sâhibi, asubaylarımız,

 

Emeğin, alın terinin sâhibi, asubaylarımız,

 

Ezilen, itilen-kakılan, insan yerine bile konulmayanlar, asubaylarımız,

 

Subayımız ile erimiz arasında müebbet köleliğe mahkum edilenler, asubaylarımız,

 

Şehit olan; kolu, bacağı, eli, ayağı kopanlar; kafası, ağzı, burnu, gözleri parçalanıp gâzi olanlar, gene asubaylarımız...

 

Fakat

200.000 kişilik bu şehitler ve gâziler ordusu hakkında hüküm veren, darbeci bir subayın çocuğu…

 

 

 

 

Deniz (Bahrî) Assubaylığının icâd edildiği 1890 senesinden beri

 

Kara (Berrî) Assubaylığının icâd edildiği 1909 senesinden beri

 

Hava Assubaylığının icâd edildiği 1951 senesinden beri

 

 

Ordumuz zâten “assubayların omuzlarında yürüyor”, Ümit hocam!

 

Subay çocuğu olarak siz bu hakikâtı bugün hâlâ bilmiyor iseniz şâyet,

 

Ümit ÖZDAĞ siz, Prof.luğunuzdan utanmalısınız!..

 

 


Hâl ve durum böyle iken kendi cirminizce kerem buyurup;

 

  • Askerlik sanatı hakkında ahkâm kesmek

        Ve dahi

  • Ordunun “assubayların omuzlarında" yürüyeceğine karâr vermek, bilim adamı olarak kala kala size mi kaldı?

 

       Ya da

 

  • ATATÜRK; “Vatan, çalışkan insanların omuzlarında yükselir!” dedi. ATATÜRK’ün bu vecizinden hareket ile; meselâ, bizim ordumuz, niye “subayların omuzlarında” yürümüyor, hocam?

 

  • Orduyu “assubayların omuzlarında” yürütünce, geriye yapacak ne kalıyor, Ümit hocam?.. Subaylarımız kışlada, karârgâhda; seferde, hazerde öte beri kuru emirler yağdıracak ve ellerinde göt mü gezdirecekler?..

 

  • Orduyu “assubayların” omuzlarında yürütmeye karâr vermenizde darbeci bir subayın mahdumu olmanızın payı ve tesiri var mıdır acap?

 

  • Tazminâtların hepsini alanlar, subaylarımız,

 

  • En üst dereceden maaş alanlar, subaylarımız,

 

  • En yükseklerden makâm ve rütbe alanlar, subaylarımız,

 

  • Beş yıldızlı subay kamplarında yedi bölge-dört mevsim göt-göbek besleyenler, subaylarımız,

 

  • Onbeş yıldızlı subay orduevlerinde iki bardak çay parasına 7/24 ceviz kırıp keyif çatanlar, gene subaylarımız...

 

 

  • Zevâhir böyle iken ve hazır, rütbeleri de "omuzlarında" iken,

 

Hani diyorum ki Ümit Hocam;

 

Bir zahmet, ordumuz “subaylarımızın omuzlarında yürüse” ülkemiz için daha hasiyetli ve daha isâbetli olmaz mı?

 

 

 

"Şimdi geri gelelim, Napolyon’a izâfeten bahsetdiğiniz incili vecizlere…

 

Evet, Napolyon, “ordular, midelerinin üzerinde yürür!” dedi.

 

Fakat

 

Napolyon’un ordusunda “assubay” ismi ile teşkil edilmiş “ortada sandık” bir asker sınıfı yok idi.

 

Bu sebepden dolayı muhterem Ümit hocam;

 

Napolyon, ordusunu “olmayan assubayların omuzlarında yürütemez idi

 

 

Bir bilim adamı olarak siz, Sayın ÖZDAĞ, tıpkı sömürgen ve kurnaz bir kurmay subay kolaycılığı ile

Bu konuyu araşdırma zahmetine bile katlanmadan;

 

  • Kendi sakat fikr-i sâbitiniz ile bulamaç yapdığınız bu iğrenç sanrınızı, sanki hakikât imiş gibi pazarlamaya, 

 

  • Ve dahi

 

  • Bunu burada söylemeye mecburum, kamuoyunu alenen kandırmaya tevessül etmişsiniz!

 

 

Benim söylediğim bu husus söz konusu değil ise şâyet o zamân da yanlış bilgilendirdiğiniz kamuoyundan özür dilemelisiniz.

 

Yukarıda mezkûr iki cümlelik sözünüzdeki “yanlış” değil fakat “sakâmet” de şudur;

 

 

Birincisi;

 

Şükürler olsun Çalap'a ki Ümit Hocam, dünyâ sizin bildiklerinizden ibâret değil!

 

 

İkincisi;

 

Napolyon, ordusu hakkında sâdece sizin yukarıda bahsetdiğiniz sözü söylemedi.

 

 

Fransız Ordusunda, sizin “assubay” dediğiniz “ortada sandık” ve "uyduruk" bir asker sınıfı yok idi, Ümit hocam!

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Lâkin

 

Erlerini coşdurmak için Napolyon, başka bir şey daha söyledi.

 

Ve dahi

 

O muhteşem subay, şu hârika vecizi târihe yazdı;

İnkilâp târihleri, neferlerin çantasında dâima mareşallik batonu taşımışdır!”  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

“Fransız Ordusunun her neferi

sırtçantasında mareşallik batonu taşır!”

 

 

 

 

Bu sözünü unutmayan Napolyon;

Subaylarından önce düşmânın üzerine yalınkılıç atılan

Ve dahi

Kelle koltukda harb eden erlerinin eline hemen orada, harp meydânlarında, “mareşallik batonları” verdi.

 

 

Fakat

 

Kendi ülkemizde kendi subaylarımızın tertip etdiği “ihtilâller” ile

 

  • Kendilerine “çifte kıyaklar” temin eden darbeci subaylarımız,

 

  • Sizin “assubay” olarak tesmiye etdiğiniz askerlere “çifte kazıklar” atdılar.

 



 *  *  *  *  * 

 

Makâlesinde dünyâda “assubay” olarak tesmiye edilen bir asker sınıfı olduğundan söz eden Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ, siz;

 

  • 1951 senesinde TBMM’nin kabul edip meriyyete koyduğu;

 

       a. 5802 sayılı Astsubay Kânunundan,

 

       b. Bu kânun için MSB Komisyonunun hazırlayıp TBMM’ye arz etdiği raporun                 gerekcesinden,

 

  • NATO’ya üye olmasına dâir T.C Devletinin imzâladığı ve TBMM’nin kabul edip meriyyete koyduğu 18 Şubat 1952 târih ve 5886 sayılı Kânundan,

 

  • Bu Kânuna merbut olarak devletimizin kabul etdiği Kuzey Atlântik Andlaşmasından,

 

  • Bu Andlaşmaya merbut olan ve NATO’da asker sınıflarını ihdâs eden STANAG 2116’dan,

 

  • 1949 târihli Cenevre Sözleşmesini kabul etdiğimize dâir TBMM’nin kabul edip meriyyete koyduğu 21 Ocak 1953 târih ve 6020 sayılı Kânundan,

 

  • Bu kânuna merbut olan ve esir asker sınıflarını tefrik eden 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmesinden,

 

    Ve dahi en önemlisi;

 

     a. 27 Mayıs darbeci subaylarının tertip etdiği 1961 Anayasasının 65 ve

 

  • b. 12 Eylül darbeci subaylarının tertip etdiği 1982 Anayasası’nın 11 ve 90’ıncı maddelerinden,

 

Haberiniz var mı?


 

 *  *  *  *  * 

 

Sayın ÖZDAĞ,

 

Söze konu makâlenizde bahsetdiğiniz,

Ve dahi

Darbeci subaylarımızın yapdığı darbe kânunları ile aşılmaz dört duvarlar arasına ömür boyu köle olarak hapsetdiği ordumuzun “asubayları” ve “asubaylık”,

 

Hele de

Dünya Assubaylar Günü” hakkında makâlenizde sarf etdiğiniz sözleriniz konusunda

Benim bugün, burada size vereceğim cevâp şimdilik olmak kaydı ile bunlardan ibâretdir.

 

 

Fakat;Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

emekliassubaylar.org mecrâsındaki Eski Tüfek isimli köşemde;

 

2012 senesinden beri “asubaylık” hakkında bugüne kadar neşretdiğim makâlelerimde,

üç-beş doktora ve profluk tezini doyuracak kadar çok, çeşitli ve besleyici malzeme vardır.

 

Tenezzül edip de okur iseniz şâyet bu sözlerimin haklı olduğunu siz de göreceksiniz, hocam.

 


 

 

 

    Hulâsa;    

 

  Binbir haksızlık, şiddet ve kânunsuzluklara mâruz kalan bir asker sınıfı olarak 

  “astsubaylık” işde böyle, ite-kaka, yata-bata bugünlere vâsıl oldu. 

 

  Bir subay mahdumu olmanız hasebi ile sizden Ümit Hocam

    Asubayların dertlerini, meselelerini bilmenizi beklemem. 

 

  Çünkü subay olan babasının bilemediğini çocuğundan beklemek haksızlık olur! 

 

  Fakat  

 

  Asubay olduğunu söyleyip de  

 Kendi mesleğinin meselelerini bilmeyen harâmzâdelere de gül verip boncuk takmam! 

 

 

  Çünkü kendisini bilmeyen insanların başkalarına olsa olsa ancak zarârı olur. 

 

 Asubayları sözde tevkir ve takdir etmek gibi ulvî bir gâye ile yazdığınız işbu makâleniz ile 

 Hem siz,

Hem de yarım yamalak bu bilgileri sizin elinize tutuşduran meslekdaşım her kim ise 

 Uyduruk ve köle bir asker sınıfı olan “asubaylık” mesleğine zarâr vermişsiniz hocam!.. 

 

 Neşretdiğiniz bu makâleniz ile Sayın ÖZDAĞ siz; 

 

  Biricik kaş yapayım der iken birçok çift göz birden çıkartmışsınız!    

  

 

Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ,

 

Bu makâlemde size tevcih etdiğim suâllerime verecek cevâbınız var ise şâyet

 

Buyurun! Söz, sizin!..

 

 

Halep orada ise

 

Arşın burada!..

 

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK'dan Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ'a Açık Mektup_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

 

Asubay Tefrikası 6-6

Eylül 19, 2018

 

 

 

  Temiz iş 6 ayda olur, evlat! der idi, rahmetli Hacı Süleyman dedem!

  Hakikâten pek hasiyetli, çok hikmetli bir darbımesel imiş meğerse!..

 

  Asubay Tefrikası 6’nın beşinci kısımını,

  12 Şubat 2018 Pazartesi günü Eski Tüfek’de yayınlamış idik!

 

  Mütemmim ve müteakip kısımı olan Asubay Tefrikası'nın bu altıncı kısımını da

  Mart ayında yayınlamayı tasarlamış idim!

 

  Fakat olmadı bir türlü!

  Harcıâlem cinsinden yerli dizi değil ki bu, hergün beş bölüm birden üfürüverelim.

 

  Yüce Allah’ın konuşmayı değil de okumayı emretmesinde,

  Anlayanlar için elbetde sayısız hikmet vardır.

  Bu sebepden dolayı mukaddes kitabımızda müminlere rabbimiz, şöyle seslenir;

  (Seni yaradan rabbinin adı ile)oku!

 

  Allah’ın bu emirinden aldığım ilham ile yazdığım bu makâle,

  Temiz bir iş oldu mu, olmadı mı, onu siz okuyanlar söylesin gayrı!

 

  Lâkin, cennet mekân Hacı Süleyman dedemin dediği ayniyle vâki oldu...

 

 *  *  * 

 

 

  • Devlet ihâlelerinden yemlenmek, ballı ve fakat harâm lokmalar yutmak için

Hem de

  • 22 bin liralık vekil maaşını cebe indirmek için erkeğinden-dişisinden siyâsetci sürüsünün meydânlarda biteviye höykürüp çemkirmesi,
  • Cumhurbaşkanını ve milletvekillerini “sözde” seçdiğimiz 24 Haziran çifte seçimi,
  • Bu çifte seçimde döndürülen binbir türlü dolaplar ve fırıldaklar,
  • Akabinde yeni hükümetin teşkil edilmesi ve bakanlık koltuklarının paypaylanması,
  • "Dereyi geçerken at değişdirilmez!" diyecek kadar aklı olan siyâsetcilerin esdirdiği şâibe rüzgârı ile yelkenlerini şişirmeyi beceren Orgeneral Hulusi AKAR’ın Genelkurmay Başkanlığından Millî Savunma Bakanlığına “yatay” terfi etdirilmesi,
  • AKP döneminde “fakir pirzolası” olan "soğan-patates" ikilisinin pazarcı tezgâhında 6 liradan müşderiye sırıtması,
  • Al takke-ver külâh, doldur-boşalt, akşam indir-sabah bindir faslından sonra TL’yi ezip geçen Coni Dolarının 3 liradan 7 liraya fırlaması,
  • Sanki düğün yapacak imişiz gibi iki bayram arası yazı yazılmaz hurâfesine saplanıp kalış,
  • Yaz geldi, bez yandı, gız gitdi, duz bitdi, pek sıcak oldu mızırdanmaları meyânında;

 

 

   

  Asubay Tefrikası'nın altıncı bölüm altıncı kısımını terkip eden bu makâleyi de

  Ben Şükrü IRBIK6 ayda ancak tertip edebildim!

 

 

  Yayınlamaya hazırlandığım günün sonunda bilgisayarımızın HDD’si bozuldu.

  Ekrânı o meşhur mâvi renk kaplayıverdi.

 

  Onca emek ile tam 6 ayda hazırladığım bu makâlem ve

  Bilgisayarımdaki diğer bütün bilgiler bir anda kayboldu.

 

  Bilgileri kurtaracak birisini bulmak için

  Ankara kazan ben kepçe, tam 1 ay boyunca çalmadığım kapı kalmadı.

 

   Artık herşey bitdi der iken,

  Çökmüş HDD’mize hayât öpücüğü verecek “alaylı” bir vatandaşı çıkardı, Allah karşıma! 

 

  Bir tarafdan yetenekli insan ihrâç eder iken

  Diğer tarafdan sap geveleyip saman ithâl eden bir siyâsî iktidâr yüzünden

  HDD imâl eden bir ülke olmadığımıza şaşırmıyor idim!

 

  Fakat

  HDD imâl edemeyen bir ülke olsak da

  Tamâmen çökmüş bir HDD’nin içindeki bilgileri kurtaracak kadar cin fikirli insanlarımızın olduğunu gördüğüme

  Hem çok şaşırdım,

  Hem de çok sevindim!

 

  Demek ki vatandaşımız;

  Kendisini idâre etmesi için seçdiği siyâsetci güruhundan pek daha zeyrek! 

 

   Neticeten;

   Bütün bu işler için harcadığım 1 emekli maaşı kadar para

   Ve 1 aylık gecikmeden sonra

   Tefrikamızın bu kısmını sizlere ulaşdırmak tam 7 ayımıza mâl oldu.

 

   Usdamıza helâlinden ödediğim belgesiz (!) nakit liralar bir yana,

   Şu iki havâle makbuzu da bize yadigâr kaldı…

Asubay Tefrikası 6_6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

  *  *  * 

 

  

  Bu makâlemiz ile aslında hiçbir alâkası yok!

  Lâkin

  Yukarıdaki sarı çerçevede Cumhurbaşkanlığı seçiminden bahsetdiğim için

  Şu tesbiti yapmaya mecburum;

  TBMM ve bütün millet huzûrunda “nâmusu ve şerefi” üzerine içdiği andına,

  “Cumhurbaşkanı sıfatı ile” diyerek başladı.

 

  Fakat

  İçdiği bu andın ardından bir dakika sonra gazetecilere döndü ve şöyle dedi;

  Bana başkan deyin! 

  Fesuphanallah! Daha düne kadar sen, " Reyis " değil mi idin Allah aşkına?..

  Falcı değilim!

  Lâkin,

  Perşembenin geleceğini Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

  Çarşambadan gördüm bile!..

  Haydi bakalım! Hiç de olacak gibi görünmüyor da!..

  Gene de temenni etmesi bizden. Hepimiz için hayırlı olur inşallah! 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    *  *  * 

 

 

  “Astsubay” dedikleri biz uyduruk ve köle askerlerin aldatılmasını anlatmak için yazdığımız

Asubay Tefrikası 6-5 _ Eksi Tüfek Şükrü IRBIK

  Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm beşinci kısımında;

  Asubayların, “subaylığa sicilen terfiini” kösdeklemek için

  Genelkurmay Başkanlığındaki beyaz subaylarımızın piyasaya sürdüğü elvan türlü fitne kânunları

  Ve

  Tertip etdiği akla ziyân Ali-Cengiz oyunlarını dosda-düşmâna teşhir eylemiş

  Ve dahiAli-Cengiz Oyunları_ İzzet GÜNAY ve Arzu OKAY

  5802 sayılı Astsubay Kânunu ile;

  1951 senesinde “astsubaydedikleri biz asker kişilere verilen

  “subaylığa sicilen nakil” hakkını

  Sonraki senelerde tertip etdikleri aşağılık ve fitne kânunlar ile

  Nasıl da kıymık kıymık gasp etdiklerini belgeleri ile isbat etmiş idik!

 

 

 

 

  *  *  *  *  * 

 

 

Asubay Tefrikası-6-6 _ köle askerler_asubaylar_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

  Asma sakal, dikme dudak, kırpma burun, boyama bıyık, ekme saç, takma kirpik, çizme kaş!

  Hâsılı yalan-dolan işler...

 

  Asubay olmak ile iftihâr eden, ordusuna hizmet etmekden gurur duyan; asubay olmak şöyle dursun,

  İnsan olmak hasebi ile kendisine yapılan

  • Haksızlık,
  • Kânunsuzluk

        Ve dahi

  • Şerefsizlikleri bilmek isdeyen her meslekdaşımıza söylüyorum; Oku!

 

  Devletimizi ve ordumuzu kimlerin tahakküm altına aldığını, ele geçirip sömürdüğünü

  Ve dahi

  Devlet erkini kendi menfaatleri doğrultusunda

  Nasıl da ahlâksızca ve hovardaca kullandıklarını öğrenmek isdeyen kadirşinas vatandaşlarımıza sesleniyorum; Oku!

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

 

Ey benim muhterem Asubay meslekdaşlarım!

Ey benim kıymetli Türk vatandaşlarım!

 

 

  • Tıp fakültesi mezunu her vatandaşımızın  " askerî hekim" olma hakkı var mı? Var.

 

  • Hukuk fakültesi mezunu her vatandaşımızın “askerî hâkim ve savcı olma” hakkı var mı? Var.

 

  • Eğitim fakültesi mezunu her vatandaşımızın “askerî öğretmen olma hakkı var mı? Var.

 

   Çünkü;

   926 sayılı TSK Personel Kânunu madde 14, her Türk vatandaşına bu hakkı taa 1967 senesinde vermiş.

 

   Peki;

   Tıp fakültesini, hukuk fakültesini ya da eğitim fakültesini bitiren "astsubay" denilen asker kişilerin;

 

  • Askerî hekim, 
  • Askerî hâkim, askerî savcı 

        Ya da 

  • Askerî öğretmen olma hakkı var mı?

 

   Yok!

   Sebep?

   Cârî askerî mevzuâtımızın “astsubay” ismini verdiği "köle askerler" 1967 senesinden bugüne kadar hâlâ;

   Niçin askerî hekim, askerî hâkim, askerî savcı ya da askerî öğretmen olamıyorlar?

   Seksen milyon insanın olduğu gibi, astsubaylar, “Türk vatandaşı” değil mi?

 

   Allah;

   Biz kullarını “akıl” denen o eşsiz cihaz ile mücehhez kıldı

  Ve dahi

   Mukaddes kitabımızın çeşitli âyetlerinde 700 defâ bize şu suâli soruyor;

 

Hiç akıl etmez misin ki?

 

   Peki; Allah’ın bir kulu, yukarıda gördüğünüz bu suâlleri bugüne kadar sormayı “akıl” edebildi mi?

 


 

 *  *  *  *  * 


   Ey Âdemoğlu âdem! 

 Biçdiğin hasatdan memnun değil isen ekdiğin tohuma bak_Asubay Tefrikası-6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

"Astsubay" ismi ile hasat edilen asker sınıfı için ekilen tohumun ne olduğunu anlamak için de bugün biz,

65 sene evveline doğru bize çok şaşırtıcı bilgiler öğretecek keyifli bir yolculuk yapacağız, evvel Allah.

 

Keyifli ve şaşırtıcı olduğu kadar aynı zamânda gene “uzun” bir yolculuk olacak!

 

Bu sebepden dolayı uzun yazılarda su kaynatan yolcularımıza bir tavsiyem var;

 

Bu muhterem karilerimiz;

 

 

 

 

  • Augusto MONTERROSO’dan Dinozor’u okusunlar!..   

dinozor, Augusto Monterroso

 

        Dünyânın en kısa hikâyesidir!

        Yazıldığı İspanyolca dilindeki kelime sayısı sâdece 8'dir!..

 

 

 

 

 

 

 

   Ya da

 

 

  • Strickland GILLILAN’dan  Pireler ’i okusunlar!.. 

pireler_ Strickland GILLILAN_Dünyanın en kısa şiiri

 

        Dünyânın en kısa şiiridir!

        Yazıldığı İngilizce dilindeki kelime sayısı sâdece 3'dür!..

 

 

 

 

 

  Böylece hem bu hikâye ve şiirin tamâmını bir iki sâniye içinde yorulmadan okuyup bitirirler...

  Hem yarım yamalak okumak ile makâlemizi mundar etmezler,

  Hem de pek kıymetli vakitlerini israf etmemiş olurlar!

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası 6_6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Milâdî takvim 1953 senesini gösderir iken

  İkinci kez Başbakan seçilen Adnan MENDERES’in 20. Hükûmeti hâlâ görevde idi.

  Millî Savunma Bakanı değişen hükûmetin idâre heyeti de aşağıda gördüğünüz şu eşhâsdan müteşekkil idi.

 

Celal BAYAR ve Adnan MENDERES_Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  1953 senesinde TBMM’nin kabul etdiği aşağıda gördüğünüz 6137 sayılı kânun ile;

  9 senelik mecburî hizmetini tamamladıkdan sonra istifa ederek ordudan ayrılan asubaylar,

  “Yedek asteğmen” veya “sekizinci sınıf askerî memur” nasbedilecek idi.

 

  Fakat

  İnatcı katır gibi ayak direyen Genelkurmay Başkanlarımız,

  TBMM’ye isyan bayrağı çekdi ve kânunun bu emrini hiçbir zamân tatbik etmedi.

 

Asubay Tefrikası 6-2_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  1957 senesine vâsıl olduğumuz günlerde;

  İkinci kez Başbakan seçilen Adnan MENDERES’in 20. Hükûmeti gene hâlâ görevde idi.

  Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı foter şapkalarını giymiş ve evlerinin yolunu tutmuş,

  Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU yeni Genelkurmay Başkanı sıfatı ile bıldır göreve başlamış,

  Başbakan Adnan MENDERES aynı zamânda Millî Savunma Bakan Vekili de olmuş,

  Ve dahi

  1956 Türkiye’sinin hükûmet idâre heyeti de aşağıda gördüğünüz şu eşhâsdan müteşekkil idi.

 

Celal BAYAR ve Adnan MENDERES_Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

  1957 senesine ait bütçeyi müzâkere etmek üzere TBMM, 25 Şubat 1957 Pazartesi günü içtimâ eyledi. Meclisin asıl gündemi, bu sene içinde devletin gelir-giderini bir kânun ile tesbit etmek idi.

  Fakat

  Bütçe müzâkeresi esnâsında partisi nâmına söz alan milletvekili Mehmet MAHMUDOĞLU, gündem dışı bir konudan bahsederek meclisde bombayı patlatdı!

  Hukukcu olan bu vekilimiz, 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile astsubay denilen uyduruk askerlere verilen “subaylığa sicilen nakil” hakkı için yapılan imtihânlarda astsubaylara haksızlıklar yapıldığını söylüyor idi. Bir hukukcu olarak konuşduğuna göre bu konuda bildiği ve dişe dokunan ciddî birşeyler elbet var idi.

  Çünkü

  Kânunu hiçe sayan Genelkurmay Başkanlığı, astsubay ismini verdiği köle askerleri subaylığa nakletmek konusunda katır gibi inat ediyor idi. Kânunların inceliklerini iyi bilen bir hukukcu olarak Kırşehir vekili Mehmet MAHMUDOĞLU, Genelkurmay Başkanlığının astsubayların önüne koyduğu engelleri yürek yakan şu sözleri ile meclisde zapda geçirdi;

 

 

 

 

 

  1957 senesine ait 6937 sayılı Bütçe Kânunu, İ: 46, 25.2.1957, C.1;

 

  CUMHURİYETÇİ MİLLET PARTİSİ MECLİS GRUPU ADINA MEHMET MAHMUDOĞLU (Kırşehir);

  (...)

   Astsubayların subay olmaları için tatbik edilen imtihan usulleri:  


Mehmet MAHMUDOĞLU Bugün ordunun çekirdeğini teşkil eden ve gördükleri vazifelerde ve gerekse emsalleri arasında her bakımdan temayüz eden astsubaylardan subay sınıfına geçme hakkını kazananlara tatbik edilen imtihan usulünün birçok haksızlıklar doğurduğu müşahedelerimiz arasındadır;

  Bu hal aynı zamanda astsubay zümresi arasında bir huzursuzluk yaratmakta ve birçok suitefehhümlere yol açmaktadır.

 

 Bu imtihan usulünün 5802 sayılı Kanunun 15 nci maddesine göre yapılmasının daha   âdilâne bir   hareket olabileceği kanaatindeyiz. 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

  Bu senelerde harp okullarımız; 2 senelik tahsil ile "asteğmen" rütbesinde subay mezun ediyor idi.

   Yüce Meclisimiz de Köy Enstitüsü ve Sanat Enstitüsü mezunlarına "asteğmenolarak askerlik yapma hakkı vermiş idi.

   "Asteğmenolarak askerliğini yapan bu okullardan mezun gençlerimiz;

   Askerlik hizmeti bitince “teskere” bırakıp "muvazzaf subaysınıfına nakil ediliyorlar idi.

   Ordumuzda yakın zamâna kadar bu şekilde subay olmuş çok sayıda kaşalot ve palamut albayımız mevcut idi.

  Fakat

  Aynı enstitülerden mezun olup da astsubay okullarına giren gençlerimize ise;

  “Asteğmen” olmaları kânun ile yasak edilmiş idi.

 

   Bu konuyu Asubay Tefrikası 6-5’de belgeleri ile târihin huzurunda sıygaya çekmiş idik.

   Akl-ı selim ve ehl-i vicdan sâhibi kimi vekillerimiz;

   Asubaylara yapılan bu hâince ve âdi haksızlığın bir an evvel telâfi edilmesi için meclise soru önergesi vermişler idi.

   25 Şubat 1957 Pazartesi günü aynı inikatda meclisde yapdığı konuşmasında,

   Kendisi de emekli bir subay olan vekil Arslan BORA

   Genelkurmay Başkanlığımızın astsubaylara yapdığı bu “ırkcı” muameleyi şu sözleri ile târihe kayıt etdi;

 

 

 

 

  CUMHURİYET HALK PARTİSİ MECLİS GRUPU ADINA ARSLAN BORA (Tunceli);Milletvekili Arslan BORA

  Sanat enstitüsü mezunları:

  Bundan evvelki senelere ait Millî Müdafaa bütçelerinde belirttiğimiz veçhile sanat enstitüsü mezunlarına “yedek subaylık” hakları tanınmış olmasına rağmen

  Millî Müdafaa Vekâleti namına aynı okullarda ve teknik astsubay okullarında tahsil görerek mezun olanlara “yedek subaylık” hakkının verilmeyip “astsubay” olarak istihdamları orduda bir ikilik yaratmakta olduğu ve

  Bu durumun ıslah ve farklı tatbikatın bertaraf edilmesi için Millî Müdafaa Vekâletinden de temennide bulunmuştuk. Vekâletin de bu temennilerimize iştirak ettiği ve bu farklı tatbikatın bir an evvel ıslahı cihetine gidileceği vadedildiği hâlde

  Hâlen bu ikiliğin ortadan kaldırılmaması haklı olarak bu astsubay kütlesini üzmektedir.

  Vekâletin bu husus üzerinde hassasiyetle durmasını zaruri bulmaktayız. 

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   5802 sayılı Astsubay Kânununu TBMM, 1951 senesinde meriyyete koymuş idi.

   Bu kânuna göre, 9 senelik mecburî hizmetini tamamlayan asubaylar, teğmenliğe nakil edilecekler idi.

   Fakat Genelkurmay Başkanlığımız, bu hakka sâhip olan astsubayları teğmenliğe nakil etmedi.

   6137 sayılı kânunu da TBMM, 1953 senesinde meriyyete koydu.

   Bu kânuna göre 9 senelik mecburî hizmetini tamamladıkdan sonra istifa ederek ordudan ayrılan asubaylar,

   “Yedek asteğmen” veya “sekizinci sınıf askerî memur” nasbedilecek idi.

   Fakat

   Genelkurmay Başkanlığımız, bu kânunu da tatbik etmedi.

   Kabul etdiği kânunlar ile TBMM’nin asubaylara verdiği hakları Genelkurmay Başkanlığımız bir bir gasp ederken günler geldi geçdi,

   Ve dahi

   Târih geldi dayandı 27 Mayıs 1960 Cuma gününe...

   İktidara geldiği 1950 senesinden beri Başbakan Adnan MENDERES’e

   Kendisinin terfi etdirdiği Coniperestiş subayları gizliden gizliye darbe hazırlıyorlar idi.

   Bu gizli darbe hazırlığı;

   Tıpkı 2016 senesi Temmuz ayının 15’indeki mübarek bir Cuma günü zuhûr eylediği gibi,

   1960 senesi Mayıs ayının 27’sinde, gene mübarek bir Cuma günü koku verdi…

 

27 Mayıs 1960 subay darbesi_Cumhuriyet Gazetesi

 

 

Asubay Tefrikası 6_6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

27 Mayı darbeci subayı Kara Piyade Kurmay Alpaslan TÜRKEŞ_Asubay Tefrikası-6-6 _Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

27 Mayıs darbesini ordu içindeki bir avuç küçük rütbeli subay tertiplemiş idi.

Yüksek rütbeli subayları ya ikna, ya hapis, ya da yurtdışına sürgün etmişler idi.

Darbeci subaylar, 1 saat içinde devletin önemli mevkiilerini hemen ele geçirdiler.

 

 

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü saat 04;30’da darbe beyannâmesini

   O dâvudî sesi ile radyoda okuyan Kara Piyâde Kurmay Albay Alpaslan TÜRKEŞ, şöyle demiş idi;

   “Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensiplerine tamamıyla riayettir.

 

 

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü Türkiye’de hükûmetin manzara-i umumiyesi, maşşallah, Allah nazardan saklasın,

   Sakın ha! Foto-şaka filân zannetmeyiniz lutfen!.. 

   Tam da aşağıda gördüğünüz gibi;

   Altısı bir yerde ve fakat dördü aynı kişi olan berrî” şu üç orgeneralden müteşekkil idi.

 

27 Mayıs 1960 darbeci subayları Cemal Aga_ Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 


   
Yukarıda resimlerini gördüğünüz bu darbeci subaylarımız;

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü sabahın seher vakinde T.C. Devletinin üzerine çöreklendiler

   Ve dahi

   TBMM dâhil olmak üzere devletin bütün dâirelerini cebren ve hile ile işgal edip ele geçirdiler.

   Cumhurbaşkanı ve başbakan sıfatına ilâve olarak

   Kara Kuvvetleri Komutanlığından emekli “AgaCemal GÜRSEL aynı zamânda;

   Millî Birlik Komitesi Başkanı ve TSK Komutanı makâmlarını da cebren ve hile ile şereflendiriyor(!) idi.

 

 *  *  *  *  * 

 

   Millî Birlik Komitesi ismi ile teşkil etdikleri hükûmet ile

   Darbeci subaylarımızın ilk yapdığı şey;

   Kendilerinin ve yedi göbek sülâlesinin istikbâlini teminât altına alan şu kânunları çıkartmak oldu.

 

 

 

  • Darbeye desdek veren subaylarımızı, tertip etdikleri Cumhuriyet Senatosu’na tabii üye yapdılar,
  • Darbeye karşı çıkan Albay Alpaslan TÜRKEŞ gibi azılı subayları da uzak memleketlerdeki konsolos, elçi vs. ballı maaşlı kızak görevlere tayin rüşveti ile susdurdular ve bu subaylardan böyle kurtuldular,
  • 40 sayılı kânun ile; Harp Akademilerindeki kurmay adayı subayları, eğitimlerini tamamlamadan “kurmaylığa” terfi etdirdiler,
  • 42 sayılı kânun ile; Ordudan tard etdikleri yaklaşık dört bin subayımıza ödedikleri “çifte emekli ikrâmiyesini”, Amerika’dan borç aldıkları 4,5 milyon dolar ile verebildiler.
  • 125 sayılı kânun ile; Ordudan tard etdikleri subaylarımıza, devlet mekteblerinde öğretmenlik yapma hakkı verdiler.
  • 180 sayılı kânun ile; Kendilerine beleşinden ev inşâ etmek için kânun çıkartdılar. Ankara’da Yahya Kemâl Caddesi ve İstanbul’da Zincirlikuyu gibi arsanın altın kıymetinde olduğu semtlerde, hazineden iki simit fiyâtına “sözde satın aldıkları” arsaların üzerine “sözde kendi paraları ile" ve fakat pırlanta kıymetindealyans mahalleleri” inşâ etdiler.
  • 182 sayılı kânun ile; Teğmenden mareşale kadar her subayımıza, sanki kendi anaları doğurmuş gibi barışta ve savaşta birer “hizmet eri” verdiler.
  • 205 sayılı OYAK kânunu ile; Subaylarımız, kendilerinin ve yedi göbek sülâlesinin istikbâlini sonsuza kadar teminât altına aldı.

 

 

 

 

    Tabii bu saydıklarımız, bugüne kadar Eski Tüfek’in bulup bilebildikleri...

   27 Mayıs’ı yapan Conisperestiş ve darbeci subaylarımızın;

   Devlet kasasından yağma edip kendi ceplerine akdardığı bir de dodak uçuklatan “kayıt dışı” servetler var ki bunu ancak darbeci subaylarımızın bir kendileri, bir de Allah biliyor.

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Amerika’dan besleme karanlık suratlı ve darbeci subaylarımızdan mürekkep Millî Birlik Komitesi;


  • Hem darbeci subaylarımızın
  • Hem de darbeye karşı geldiği için ordudan tard edilen subaylarımızın
  • Hem bu dünyâsını
  • Hem de ahiretini teminât altına aldıkdan sonra

 

   Bu kez de yeni bir Anayasa hazırlamak için kolları sıvadı.

 

 

   27 Mayıs’ı ganimete çevirmekde pek mâhir davranan darbeci subaylarımız,

   Aynı zamânda şu kânunları da yapdılar;

 

  • 160 sayılı Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkında Kânun,
  • 211 Sayılı TSK İç Hizmetleri Kânunu,
  • 357 sayılı Askerî Hâkimler ve Savcılar Kânunu,
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kânunu,
  • 926 Sayılı TSK Personel Kânunu,
  • 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kânunu.

 

 

 

 

   İşde biz, makâlemizin bu kısımında bugün;

   Darbeci subaylarımızın kendilerine ballı imtiyâzlar kotardığı 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile

   "Astsubay" dedikleri biz köle askerlere 1967 senesinde atdığı kazıkları ilk kez olmak üzere fâş eyleyeceğiz, inşallah!

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   27 Mayıs subay darbesinin yapıldığı târihden buyana tam 7 sene güzerân eylemiş idi.

   Cumhurbaşkanı; Kara Kuvvetleri Eski Komutanı “AgaCemal GÜRSEL,

   Başbakan; Mülkiyeli Suat Hayri ÜRGÜPLÜ,

   Millî Savunma Bakanı; Mülkiyeli Hasan DİNÇER,

   Genelkurmay Başkanı; Orgeneral Cevdet SUNAY idi.

 

Cemal Aga_ 27 Mayıs darbeci subayı Cemal GÜRSEL_Asubay Tefrikası 6-2_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 Subaylara çifte kıyak_ Asubaylara çifte kazıklar_ Asubay Tefrikası 6-6_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Cârî mevzuâtımızın “astsubay” olarak tesmiye etdiği köle askerlerin “subaylığa tahsilen nakil” edilmesini yasaklamak için

   Genelkurmay Başkanlığımız maymuncuk olarak bu kez de

   Kendi tertip etdiği 926 sayılı TSK Personel kânununu kullandı.

   Asubaylara atılan bu yağsız ve çifte kazıkları fâş eylemeden evvel

   Bu darbe kânunu hakkında bir iki kelâm etmeliyim.

   Çünkü öylesine netâmeli ve şâibeli bir kânun ki...

   Daha TBMM’de kabul edildiği gün tefessüh etmeye başlamış!..

   Üsdelik yapdıkları bu kânundan darbeci subaylarımızın kendileri bile memnun kalmamış.

   27 Mayıs darbeci subaylarının hazırlayıp 1967 senesinde meriyyete koyduğu 926 sayılı TSK Personel Kânunundan evvel

   “Subay” ve “astsubay” olarak tesmiye edilen asker sınıfları, aşağıda gördüğünüz kendi müstakil kânunlarına tâbi idi.

 

   Bu asker sınıflarından;

 

 

 

 Astsubaylar, 2 Temmuz 1951 târih ve 5802 sayılı Astsubay Kânununa tâbi idi.

 

 

 

 

 

    Asteğmen hâriç olmak üzere subaylar ise şu kânunlara tâbi idi;

 

  1. 7 Haziran 1926 târih 912 sayılı Ordu, Bahriye, Jandarma Zâbitân ve Memurini Hakkındaki Kânuna,

 

  2. 28 Mayıs 1928 târih ve 1281 sayılı Ordu ve Jandarma Kadroları Hâricindeki Hidemâtı Devlette Müstahdem Orduya Mensup Muvazzaf Zâbit ve Muvazzaf Askerî Memurları Hakkındaki Kânuna,

 

  3. 19 Haziran 1942 târih ve 4273 sayılı Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kânununa,

 

  4. 25 Mart 1953 târih ve 6077 sayılı Subay ve Askerî Memurların Mecburî Hizmetleri ve İstifaları Hakkında Kânuna,

 

  5. 27 Mayıs darbeci subaylarının peydahladıkları 25 Ekim 1963 târih ve 357 sayılı Askerî Hâkimler ve Askerî Savcılar Kânunu.

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Hepimiz bir aileyiz yalanı_ uyduruk ve köle asker astsubay_Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

   926 sayılı TSK Personel Kânunundan evvel hazırlanan ilk TSK Personel kânunu,

   Gene aynı isim ve fakat 762 kânun sayısı ile 20 Nisan 1967 târihinde meclis gündemine geldi.

   Fakat daha meclisde görüşülemeden kadük oldu.( M. Meclisi B: 89, 20.4.1967, O: 1)

   926 sayılı TSK Personel Kânununun;

   TBMM gündemine gelmesi, müzâkere edilmesi ve kabul edilmesi hakkında dikkat çeken şu bilgileri verelim.

 

 

 

 

926 sayılı TSK Personel Kânunu Meclis bilgileri

 

 

 

  Toplam celse sayısı; 40 celse.

  Celselerin TBMM zabıtlarına kayıt edilen toplam sayfa sayısı; 1.016 sayfa.

  Kânun tasarısının başlangıç/bitiş târihi arasında geçen süre: 2 sene, 5 ay, 12 gün (882 gün).

  Bu kânunun gerekcesi o kadar uzun idi ki! Meclis İç Tüzük Madde 108’i bahane eden darbeci subaylar 43 sayfalık gerekceyi meclisde okutmaya tenezzül bile etmediler.

  TBMM’de kabul edilip meriyyete konulduğu 1967 senesinden bugüne kadar geçen 51 senede o kadar çok değişdi ki!

  27 Mayıs darbeci subaylarının tezgâhladığı bu darbe kânunu artık yama tutmaz partal bir çuval hâline geldi.

 

 

 

    926 sayılı ve TSK Persenel Kânunu isimli kânunun meclis müzâkeresi o kadar uzun süre devâm etdi ki...

    Meclisde görüşmelerin başladığı gün;

 

  • Cumhurbaşkanı,
  • Başbakan,
  • Millî Savunma Bakanı

       Ve dahi

  • Genelkurmay Başkanı koltuğunda oturan zât-ı şahâne devlet adamlarının hiçbirisi,

 

   Bu kânunun kabul edildiği günü göremedi.

   926 sayılı kânunun TBMM’de kabul edildiği 27 Temmuz 1967 Perşembe günü ise devletin başında şu adamlar oturuyor idi.

 

 Cevdet SUNAY ve Çoban Sülü_ Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 


   Cumhurbaşkanı
; Genelkurmay Eski Başkanı Cevdet SUNAY,

   Başbakan; İslamköylü ve barajlar kralı nâmı ile mâruf Çoban Sülü,

   Millî Savunma Bakanı; Mülkiyeli Ahmet TOPALOĞLU,

   Genelkurmay Başkanı;

   Gelmiş geçmiş en nobran ve en kalın kafalı Genelkurmay Başkanı olarak nâm salan Orgeneral Ahmet Cemal TURAL idi.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   926 sayılı TSK Personel Kânun tasarısını görüşmek üzere TBMM, 09 Temmuz 1965 Cuma günü ilk kez içtima eyledi.

   143 sayılı Birleşimde söz alan Tokat vekili hukukcu Ali DİZMAN,

   TSK Personel Kânun tasarısının temel hedeflerini şu sözleri ile tasrih etdi;

 

 

Milletveklili Ali DİZMANALİ DİZMAN (Tokat);

 

Muhterem arkadaşlarım, Devlet memurları kanunu tasarısı, Türk Silâhlı Kuvvetler personeli kanun tasarısı ve nihayet bunun gibi gelecek diğer kanun tasarılarının esas maksatları, personel nizamını toplu olarak bir mevzuatta toplamak ve bir “nizam” tesis etmektir.

 

 

 

   Fakat

   Bugün sâdece ve hâlâ asubay denilen köle askerlere uygulanan;

 

  • Bir kademe aşağıdan verilen Görev başlangıç Derecesi,
  • Bugün dahi hâlâ verilmeyen her bir senelik tahsile karşı bir kademe intibâk bakımından

 

   926 sayılı TSK Personel Kânunu bir “nizâm” değil fakat

   Ahlâksız ve kânunsuz bir “nizâmsızlık” tesis etdi.

 

 

 

   Aynı birleşimde söz alan Erzurum vekili aşağıda gördüğünüz Şerafettin KONURAY ise,

   TSK Personel Kânun tasarısının temel hedeflerini şu muhteşem(!) sözleri ile özetledi;

 

 

ŞERAFETTİN KONURAY (Erzurum);Milletvekili Şerafettin KONURAY

 

  • Subaylara tazminat verilmesi bu kanunun en iyi düşünülmüş kısmını teşkil etmektedir.

 

  • Tasarının kabulü halinde malî bakımdan da subay ve astsubaylarımız daha üstün bir refah seviyesine ulaşacaklardır.

 

  • Astsubay terfileri ve 5802 sayılı Astsubay Kanununda astsubaylardan subay olma hakkı bu tasarıda da lise seviyesinde yapılması suretiyle muhafaza edilmiştir.

 

 

 

 

   Gömlek değişdirir gibi parti değişdiren harbiye kaçkını Şerafettin KONURAY’dan sonra

   Millî Savunma Komisyon Sözcüsü sıfatı ile gene harbiye kaçkını olan başka bir subay aldı sazı eline;

 

 

MSB Komisyon üyesi emekli subay İsmail SARIGÖZ

 

Millî Savunma Komisyon Sözcüsü İsmail SARIGÖZ (Amasya); 

 

  • Bizde Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan zevatın durumu yabancı memleketlerde az evvel arz ettiğim eşhas gibi kabul edilmiştir.

 

 

 

   İsmail SARIGÖZ,

   Genelkurmay Başkanlığı yapmış emekli subaylara, yabancı memleket dediği Amerika’nın verdiği hakların verildiğini gurur ile söyledi.

   Fakat

   Amerikan ordusunda “astsubay” isimli bir asker sınıfı olmadığından ise tek kelime dahi söz etmedi.

 

 

 

  Meclis zabıtlarını okuduğumuzda bugün şu hakikâtların farkına varıyoruz;

  Genelkurmay Başkanına verilecek haklar konusunda bizim subay emeklisi vekiller, Coni Genelkurmay Başkanını örnek aldılar. Ve Amerika’nın kendi emekli Kurmay Başkanına verdiği hakları verdiler.

  Fakat sıra astsubaylara hak vermeye gelince aynı subay vekillerimiz;

  Coni’nin kendi ordusunda “astsubay” denilen bir asker sınıfı olmadığından hiç bahsetmediler

  Ve dahi

  Amerika’nın kendi erlerine verdiği kadar bile hakkı, Türk astsubaylarına vermediler.

 

 

 

   Millî Savunma Komisyonu 926 sayılı TSK Personel Kânun tasarısı hakkında şöyle bir rapor hazırladı;

 

 

    S. Sayısı: 1031

    Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel kanunu tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporu (1/805) 

      15.2.1965   

T.C.

Başbakanlık

Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi

Sayı : 71 -11/A/650

Millet Meclisi Başkanlığına

   Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanan «Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel kanun tasarısı», gerekçesi ve ilişikleriyle birlikte ekli olarak sunulmuştur.

   Gereğinin yapılmasını rica ederim.

   Başbakan

   İsmet İnönü

 

   TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL (SUBAY VE ASTSUBAY) KANUN TASARISI  GEREKÇESİ 

   1. Devlet Personel Dairesinin kuruluşuna ait 160 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi gereğince subay ve astsubaylara ait hususlar Devlet Personel Dairesinin çalışmaları dışında bırakılmıştır. Bu hükme uyarak Devlet Personel Dairesi tarafından genel ve katma bütçeli kurumlarda çalışan personele ait bir kanun tasarısı hazırlanmış, Silâhlı Kuvvetler mensubu subay ve astsubaylar bu tasarının dışında bırakılmıştır. Devlet Personel Kanunu memurlar için bâzı yenilikler getirmiştir. Getirilen bu yenilikleri kapsıyacak şekilde, Silâhlı Kuvvetler personeli için de bu tasarıya paralel olarak bir tasarının hazırlanması zarureti doğmuştur.

   İkinci Dünya Harbi ile onu takilbeden yıllarda harb silâh ve vasıtalarında meydana gelen tekamül ile, teknolojik inkişafın gerek taktik ve gerekse stratejik bakımından eskiden vaz'edilen prensipleri bile değiştirecek derecede müessir olması muvacehesinde, modern Batı ülkeleri ordularında zamana uygun olarak Silâhlı Kuvvetler personelinin ilmî esaslara müstenit, rasyonel usullere göre sevk ve idaresi zarureti ortaya çıkmıştır. İlmî esaslar dâhilinde yönetilen personele eşit rekabet ve imkânlar sağlanmış, bunun neticesinde de terfi esas ve şartları tamamen değiştirilerek ehliyet ve kabiliyet prensiplerine göre bir üst dereceye yükseltilmeleri öngörülmüştür.

   Modern devletlerin vaz'ettikleri prensip ve esaslara paralel ve aynı çalışmalardan faydalanarak, asrımızın Silâhlı Kuvvetleri personelinin gerek yetişme; ilim ve tekniğe intibak ve gerek terfiler hususunda elzem gördüğü esaslara müstenit yeni bir Subay terfi Kanununun hazırlanması ve düzenlenmesi kaçınılmaz bir zaruret olarak ortaya çıkmış  ve bunun olumlu bir sonucu olarak da 1962 senesinde Subay Terfi Kanunu T.B.M.M. ne sevk edilmiştir.

   1963 senesi Mayıs ayında tasarı Millî Savunma Komisyonunda görüşülmeye başlanılmış ise de, Devlet Personel Dairesince hazırlanan ve Bakanlar Kurulunun da kabul ettiği personel rejimi prensiplerine tasarının intibakını sağlamak ve dolayılsiyle de daha mütekâmil bir hale getirmek maksadiyle tasarı Hükümetçe T.B.M.M. den geri alınmıştır.

   Geriye alınan tasarı çok dar bir çerçevede hazırlanmış olup sadece subayların terfilerini ihtiva etmekte idi. Subay ve astsubayların mesleke girişlerinden itibaren sınıflandırılması, meslek programlarına göre eğitim ve terfileri, malî hükümleri, sosyal hakları ve taltiflerini sağlamaya imkân verecek daha şümullü ve geniş ihtiyaçlara cevap verebilecek kapsamda bir kanuna şiddetle ihtiyaç vardır. Yeni tasarı hemen hemen dörtbaşı mamur denebilecek bir şekilde tanzim edilerek huzurunuza getirilmiş bulunmaktadır.

   (...)

 9 ncu kısım astsubay terfilerini ve 5802 sayılı Astsubay Kanununda   astsubaylardan   subay olma hakkı bu tasarıda da, imtihanları lise seviyesinde   yapılması suretiyle   muhafaza edilmiştir. Böylelikle astsubayların çalışmaları   için bir teşvik unsuru olacağı  ve  silâhlı kuvvetlerin küçük rütbeli subay   ihtiyacının karşılanacağı düşünülmüştür.  

 


 

*  *  *  *  *

 

   Şimdi, kıymetli meslekdaşlarım ve muhterem okuyanlar;

   926 sayılı TSK Personel Kânun tasarısını görüşmek üzere 09 Temmuz 1965 Cuma günü meclisde başlayan

   Ve dahi

   Asubay denilen köle askerlerin “subaylığa tahsilen nakil” edilmesini düzenleyen 14’üncü madde hakkında

   143’üncü birleşimde cerâyan deden konuşmaları “zamân, olay ve şahıs” silsilesinde resimli olarak tek tek verelim

   Ve dahi

   Kim, ne demiş, bir görelim hele;

 

 Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Açılma saati: 14,37

   BAŞKAN; Başkanvekili Nurettin Ok

 

 

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

Başkan — Sayın KONURAY buyurunuz efendim.

 

Milletvekili Şerafettin KONURAY

 

Şerafettin KONURAY (Erzurum) —

 

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım, Yüksek Meclisinizce kabul edilen Devlet personel Kanunu, memurlar için bâzı yenilikler getirmiştir. Çağımızın gelişen harp silâh ve vasıtaları özellikle 2 nci Dünya Savaşı ve onu takibeden yıllarda meydana gelen tekâmül, taktik ve stratejideki geniş inkişaflar, Silâhlı Kuvvetler personelinin modern ve ilmî esaslara dayanılarak sevk ve idaresi zaruretini meydana çıkarmıştır.

Kendi millî geleneklerimiz, uzun yılların tecrübeleri, millî bünyemiz esas alınarak Batı devletleri ordularında tatbik edilen yeni usuller de bir dereceye kadar göz önünde tutularak hazırlanan Silâhlı Kuvvetler personel kanun tasarısı yüksek huzurunuza sunulmuştur.

 

Bu kanun tasarısının hazırlanmasında Devlet personel Kanunundaki yeniliklerin de dikkat nazarına alındığı görülmektedir.

 

 

(...) 

9 ncu kısım : Astsubay terfileri ve 5802 sayılı Astsubay Kanununda astsubaylardan subay olma hakkı bu tasarıda da lise seviyesinde yapılması suretiyle muhafaza edilmiştir.

 

Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

BAŞKAN —14 ncü madde üzerinde 35 imzalı bir değişiklikönergesi vardır, önergeyi okutuyorum.

 

 

 

Yüksek BaşkanlığaKonya milletvekili İhsan KABADAYI

 

   Askerî Personel Kanununun 14 ncü maddesine aşağıdaki fıkranın ilâvesi:

 

   Orduda astsubay olup da, astsubaylığı esnasında fakülte ve yüksek okullardan mezun olan astsubayların yaşı 30 dan büyük olmıyanlar istekleri halinde teğmen rütbesiyle muvazzaf subay sınıfına  nakledilirler.  

Konya Milletvekili İhsan KABADAYI ve milletvekili 34 arkadaşı_Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

BAŞKAN — Sayın ÜLKER.

 

 

Milletvekili Reşit Akif ÜLKER

 

   Reşit ÜLKER (İstanbul) — Muhterem arkadaşlar burada ufak bir teklifte bulunuyoruz. Eğer ordu bakımından büyük bir mahzur yaratmadığı takdirde bu önergeye iltifat etmenizi istirham edeceğim.

 

   Bununla şu durumu karşılamak istiyoruz: Bugün orduda kumandanlarının müsaadesiyle yüksek tahsile giden astsubaylar var. Şimdi burada 14 ncü maddede kaynak olarak «fakülte ve yüksek okulu bitirenlerden muvazzaf subay olma» deniyor. Şimdi bu astsubaylar, üniversiteyi bitirmiş ve büyük bir gayret içerisinde olan insanlar, demektir. Ayrıca da yapısı askerî disipline, askerlik ruhuna tamamen intibak etmiş insanlardır, bunlar. Bunların bu madde içerisine sokulmasında, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, büyük bir sakınca görülmediği takdirde iltifatınızı rica edeceğim. Yalnız, burada «27 yaş» kaydı vardır. Biz «30 yaş diyoruz. Çünkü onların durumlarını ancak böyle temin etmek mümkün oluyor. Şimdi önergemizde bunu temin etmek istiyoruz.

 

    Yani çalışarak   bulunduğu noktadan daha ileriye gitmek insanları ki; bugün Beş Yıllık Plân da bunu   kabul etmiştir.

   Üniversiteye, liseye, her tarafa eleman alırken bu prensibi kabul   etmişiz, üstün insanlar,   çalışan insanlar  daha ileriye gitmek istiyen insanlara bu imkânı lütfedin, bahşedin

   Saygılarımla.

 

 

 

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

 

BAŞKAN — Sayın Giritlioğlu; buyurunuz.

 

 

Milletvekili Fahir Necmettin GİRİTLİOĞLU

 

   Fahir GİRİTLİOLĞU (Devamla) — Teşekkür ederim. Bu maksatla Reşit Ülker arkadaşımdan sonra söz almış bulunmaktayım.Muhterem arkadaşlarım, dikkatimden kaçtığını itirafa mecbur olduğum, bu konu dolayısiyle önergeyi veren arkadaşlarımın kâffesini tebrik etmek mecburiyetindeyim.

   Filhakika, ordunun bir unsuru, bir cüzü olan astsubaylar içerisinde fakülte mezunu olmak, sair surette fakülteyi bitirenlere nazaran nazarımda çok daha önemli bir olay teşkil eder.

   Evvelemirde (her şeyden evvel) astsubayların tahsili bir fakülteye gitmek için kâfi gelmediği için bunların lise muadelet imtihanını vermesi gibi mecburiyetleri vardır ve ondan sonra da fakülteyi okumak gibi güçlükleri vardır.

   Bu güçlükleri yenebilecek üstün kabiliyetler çıktığı takdirde bunları hattâ ve hattâ tercihan almak zarureti vardır.

 

 Belki cevaben denilecektir ki; «fakülte ve yüksek okulu bitirenler için kabul edilmiş bulunan 14 ncü madde astsubaylara da otomatikman işler. Binaenaleyh; böyle bir önergeye lüzum yok

 Fakat astsubayların bağlı olduğu ve kendi statüsünden dışarıya çıkmasını meneden diğer maddeler  vardır. 

 

   Bu maddeler yürürlükte bulunduğu müddetçe astsubay olarak vazife görmek ve devam etmek zorundadırlar. Bu itibarla önerge ile bunlara bu hakkın tanınması zarureti duyulmuş bulunmaktadır, önerge verenlerin önergelerini bu yönden lüzumlu görüyorum. 27 yaşı da bu önerge sahipleri 30 yaş olarak çıkartmışlardır.

   Astsubayların zor şartlarını nazara alan arkadaşlarımız onlara bir nevi rüçhaniyet vermek İçin ve hakikaten kademe imtihanları için geçecek zamanı da hesaba katmak suretiyle 30 yaşı uygun bir seviye olarak bulmuşlardır.

   Ben de, 30 yaş esasına iştirak ediyorum ve hattâ astsubay oldukları halde fakülte bitirenlerin bu 14 ncü maddeden tercihan isitfade ettirilmeleri lüzumuna inanç duyuyorum.

 

  

 

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

BAŞKAN — Buyurun, Sayın AYTAŞ. 

 

Milletvekili emekli subay Mehmet Ali AYTAŞ

 

   Mehmet Ali AYTAŞ (İzmir) — Muhterem arkadaşlar; sayın arkadaşlarımızın astsubaylara tanımış bulundukları hakka ben de iştirak ediyorum. 

 

   (...)

 

 

   Assubaylar esasında ordu konseptlerine alışmışlardır. Bunlar bir yüksek tahsil yapıp da subay olmak için, subay olmak heves ve liyakatini   gösteriyorlarsa 30 yaş kendileri için gecikmiş   yaş   sayılmaz. 

   Binaenaleyh, arkadaşlarımızın yaptığı teklif astsubaylıktan subay olmak için gösterilen otuz yaş uygunudur. Bu arkadaşlarımızın teklifi istikametinde oy verilmesi münasiptir. Teşekkür ederim.

 

 

 

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

BAŞKAN — Komisyon. Kısaca ise yerinizden izah edebilirsiniz. Bu 14 ncü madde üzerinde verilmiş bulunan değişiklik önergesi üzerinde mütalâanız; buyurun.

 

 

 

MSB Komisyon üyesi İsmail SARIGÖZ

GEÇİCİ KOMİSYON SÖZCÜSÜ İsmail SARIGÖZ (Amasya) — Muhterem arkadaşlar; 14 ncü madde fakülte ve yüksek okulu bitirenlerin muvazzaf subay olma durumunu tanzim etmektedir. Bu madde dikkat buyurulursa ihtiyaridir. Silâhlı Kuvvetlerde muharip sınıflar dışındaki diğer sınıflarda ihtiyaç hâsıl olduğu takdirde personel plânlamasına uygun olarak fakülte tahsili, yüksek tahsil yapanlardan maddede tadadedilen şartlara uyanlar alınabileceklerdir. Halbuki arkadaşımızın verdiği önergedeki husus bir mecburiyet yüklemektedir. Bu itibarla katılmıyoruz.

   İkincisi, maaş bakımından bu personel aleyhine bir durum hâsıl olmaktadır. Bunlar takrir kabul edildiği takdirde teğmen olarak nasbedileceklerdir. Halbuki baremleri bunun çok üzerindedir. Mağdur duruma düşeceklerdir.

   Üçüncüsü, Silâhlı Kuvvetlerin bir personel plânlaması vardır. Bunların miktarları evvelden bilinmediği ve tâyininin de, tesbitinin de mümkün olmadığı cihetle personel plânlamasını aksatacaktır.

   Dördüncü bir husus da; 114 ncü maddede astsubaylıktan subaylığa geçme şartları tâyin ve tesbit edilmiştir. Münhasıran yüksek tahsil yapma şartını subaylığa nakil için bir sebeb olarak kabul etmek mümkün değildir. 114 ncü maddedeki şartları haiz olmıyan bir astsubayın, yüksek tahsil yapmıştır diye subaylığa nasbını kabul etmek mümkün değildir. Bu itibarla komisyonumuz takrire katılmıyor.

   Kaldı ki, bu madde ahkâmına göre, Silâhlı Kuvvetlere intisabedecek olan subayların terfileri için bir tahdit konmamıştır. Halbuki ileride geleceğimiz veçhile, 114 ncü maddedeki astsubaylıktan subaylığa geçmede subaylar için tahdit konmuştur. Bunlar âzami yüzbaşılığa kadar yükselebilirler.

    Bu itibarla komisyonunuz katılmamaktadır takrire.

 

 

 

 

 

   İsmail SARIGÖZ'ün yukarıdaki konuşması hakkında şu acı tesbiti yapmaya mecburum.

 

   Meclisde müzâkere edilen 926 sayılı TSK Personel Kânun Taslağı’nın;

 

  • 14’üncü maddesi, astsubayların “ subaylığa tahsilen terfi ” etmesi hakkındadır.

 

  • 114’üncü maddesi ise astsubayların “ subaylığa sicilen terfi ” etmesi hakkındadır.

 

   MSB Geçici Komisyon Üyesi emekli subay İsmail SARIGÖZ, meclis huzurunda yapdığı ve sizin de yukarıda okuduğunuz konuşmasında; 926 sayılı TSK Personel Kânun taslağı 114’üncü maddesinde “astsubaylıktan subaylığa geçme şartları tâyin ve tesbit edilmiştir.” diyor.

Ve 14’üncü maddenin astsubaylar için işletilmesine gerek olmadığını iddia ediyor.

 

   Dübüründen böyle üfürmek ile bu şahıs;

   Bu kânunun 14’üncü maddesi ile TBMM’nin her vatandaşa verdiği “tahsilen subay nasbedilme” hakkını,

   " Millî Savunma Bakanlığımızın astsubaylara yasak etdiğini " farkında olmadan itirâf ediyor.

 

 

 

TBMM Başkanı Nurettin OK

 

 

BAŞKAN — Başka söz istiyen? Yok.

Önergeye komisyon katılmamaktadır.

Önergeyi oya sunuyorum.

Kabul edenler... Etmiyenler... Kabul edilmiştir.

 

   Komisyon filhâl (şu hâlde) katılmıyor.

   Bu önerge dikkat nazarına alınmak kaydı ile kabul edildiği için Meclisin vukubulan temayülü muvacehesinde bu önergeyi ve maddeyi komisyona gönderiyorum, lütfen bu madde bu şekilde redakte edilecektir.

   Ve bu şekilde bu önerge ile beraber madde hakkında nihai karar alacağız efendim.

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

   926 sayılı TSK Personel Kânun tasarısının “astsubay” dedikleri biz köle askerler için en önemli maddesi, 14’üncü maddesidir.

   Çünkü

   Bu maddeye göre kendi parası ile yüksek tahsil yapan asubaylar, teğmenliğe “tahsilen nakil” edilecekler idi.

   9 Temmuz 1965 Cuma günü yapılan 143’üncü birleşimde meclisdeki müzâkereler esnâsında

   Kendisi de emekli bir subay olan Konya milletvekili İhsan KABADAYI ve 34 arkadaşının verdiği değişiklik önergesine,

imzâ vermeyen Edirne milletvekili hukukcu Fahir GİRİTLİOĞLU ve İstanbul milletvekili emekli subay Mehmet Ali AYTAŞ da

partileri adına yapdıkları konuşmalar ile desdek verdiler.

 

   Bu birleşimde 14’üncü madde hakkında verilen değişiklik önergesine koca meclisde sâdece bir milletvekili muhalefet ediyor idi;

   Kendisi emekli bir subay olan Amasya milletvekili ve MSB Geçici Komisyon Sözcüsü İsmail SARIGÖZ.

   Harbiye kaçkını bu vekilin ismini bir kenara yazalım ve konumuza devâm edelim.

 

 

 

 

   Müzakere sona erdikden sonra 14’üncü madde hakkında verilen değişiklik önergesi meclisde oya sunuldu ve aynen kabul edildi.

   Kabul edilen bu 14’üncü madde ile astsubay denilen köle askerler aslında,

   Darbeci subaylarımızın tertip etdiği 1961 Anayasası 10’uncu maddesinin her türk vatandaşına verdiği “insanın maddî ve manevî varlığını geliştirmek” hakkını kazanmış oluyorlar idi.

   Yukarıdaki konuşmasında gördüğünüz üzere 143’üncü birleşimi idâre eden Meclis Başkanvekili Nurettin OK;

   Konya milletvekili ve emekli subay İhsan KABADAYI ile 34 arkadaşının verdiği ve iki vekilin daha desdeklediği bu değişiklik önergesi doğrultusunda 14’üncü maddenin redakte edilmek (düzeltilmek) üzere komisyona gönderilmesine karar verdi.

 

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

   14 Temmuz 1965 Çarşamba günü icrâ edilen 145’inci birleşimde TBMM,

   926 sayılı TSK Personel Kânun tasarısının 14’üncü maddesini ikinci defâ görüşmeye başladı.

   Birleşimin başkanı Konya vekili Mekki KESKİN’in burada yapdıklarına ve söylediklerine lutfen dikkat ediniz.

 

   Hemen aşağıda gördüğünüz meclis müzâkeresinde;

   MSB ve Genelkurmay Başkanlığının tezgâhladığı ve birisi emekli subay olmak üzere iki milletvekilinin;

  • Meclis'de yapdığı kânunsuzluğu göreceksiniz,
  • Asubaylara yapdığı ihâneti göreceksiniz,
  • TBMM irâdesine tecâvüz edişlerini göreceksiniz.

 

Neticeten:

37 milletvekilinin asubaylara verdiği " tahsilen subaylığa terfi " hakkını

Zorba 2 milletvekilinin nasıl gasp etdiğini göreceksiniz.

 

 

 Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6-6_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


 

    13.— Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel kanunu tasarısı ve Geçici Komisyon raporu (1/805) (S. Sayısı : 1031) 366:404,422:425

 

    BAŞKAN; Başkanvekili Mekki KESKİN (Konya)

 

 

   BAŞKAN — Millet Meclisi Birleşimini açıyorum.Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

   13. — Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel kanunu tasarısı ve Geçici Komisyon raporu (1/805)

   (S. Sayısı : 1031) (1)

 

   BAŞKAN — 87 nci maddede kalmıştık arkadaşlar.

   14 ncü madde de komisyona gitmişti. Şimdi komisyondan gelen 14 ncü maddeyi okutuyorum:

 

 

 

 

                                                       

         Meclis Başkanlığına

MSB Komisyon üyesi İsmail SARIGÖZ

  

14 ncü madde ile ilgili olarak verilen önerge üzerine Komisyonumuzca meydana getirilen 14 ncü madde metni aşağıya çıkarılmıştır. Maddenin metinde yazılı olduğu şekilde kabulüne Komisyonumuz katılmaktadır. Arz ederim.

 

       Geçici Komisyon Sözcüsü

                                                Amasya

                                                           İsmail Sarıgöz

 

 

 

 

II — Fakülte ve yüksek okulu bitirenlerden muvazzaf subay olma;

 

   Madde 14. — Üniversitenin çeşitli fakültelerinin veya yüksek okulları bitirenlerden, bitirmelerini mütaakıp ara vermeden müracaat edenler, 27 yaşından büyük olmamaları ve diğer nitelikleri de haiz olmaları şartiyle; ihtiyaç da varsa; Silâhlı Kuvvetlerin Harb okullarında yetiştiremediği sınıflar için muvazzaf subaylığa nakledilebilirler.

   Üniversitenin çeşitli fakültelerini ve yüksek okulları bitirerek müracaat eden astsubaylar da, 30 yaşından büyük olmamaları ve diğer nitelikleri de haiz olmaları şartiyle; ihtiyaç da varsa; öğrenimleri ile ilgili sınıflar için teğmen rütbesi ile muvazzaf subaylığa nakledi - lebi - lirler.  Bunlar, terfi ile astsubaylıkta almakta oldukları aylık derecesine ulaşıncaya kadar müktesep hakları olan aylıkları almaya devam ederler.

   357 sayılı Kanun hükümleri saklıdır.

   Bu kişiler, muharip sınıf subaylığa nakledilemezler.

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Meclisdeki müzakereye kısa bir ara vermeye ve yeri geldiği için şu tesbiti yapmaya mecburum;

   Kıymetli meslekdaşım Emekli Deniz Asubayı Aydın KULAK şöyle demiş idi;

   “Subay darbeleri asubayları iki kere vurur!

   926 sayılı kânuna bakdığımızda;

   27 Mayıs subay darbesinin asubayları değil iki kere, en az 4 kere vurduğunu görüyoruz.

   Bu darbelerden üçünü yukarıdaki sâdece şu 14’üncü maddede görüyorsunuz.

 

   Bunlar;

 

   1. Tahsilen subaylığa nakil edilemez darbesi,

 

   2. Askerî hâkim ve savcı olamaz darbesi,

 

   3. Muharip sınıfa nakil edilemez darbesi.

 

   Bu senelerde;

 

  • Lise mezunu çocuklarımız 2 sene okuyup “subay” oluyor idi

 

  • Fakat ortaokul mezunu çocuklarımız 3 sene okuyup “astsubay” oluyor idi.

 

  • Er sınıfına dâhil olan astsubayı, subayından çok okutan başka bir ordu da bu dünyâda yok idi.

 

 

 

 

   926 sayılı TSK Personel Kânunu olarak tesmiye edilen bu kânun ile Asubaylara vurulan dördüncü darbe de şu idi;

 

   Asubayların “rütbe bekleme süreleri” boş yere uzatıldı. Bu kânunun 16’ncı maddesi hakkında konuşan vekillerimiz, “yüzbaşıya üsteğmen maaşı vermek” kânuna ve hakkâniyete uymaz dediler.

 

   Fakat aynı vekillerimiz; “rütbe bekleme sürelerine” yapdıkları anlamsız ilaveler ile astsubaylara 3’er sene daha aynı maaş vermeyi ise “kânuna uydurmakda” hiçbir mahzur görmediler.

 

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde 9 seneliğine “ast komuta kademesine” hapsedilen astsubaylar,

   Aynı “ast komuta kademesine” bugün artık 15 sene hapis ediliyorlar.

   Emekli olmaya niyetlenen astsubaylar ise müebbet hapse mahkûm ediliyorlar.

 

 

  

 

   Şimdi, 145’nci birleşime kaldığı yerden devâm edelim.

   Devâm edelim de

   Sahtekâr iki milletvekilinin meclis çatısı altında çevirdiği sunturlu ve âdi bir tezgâhı daha hep berâber görelim.

 

 

Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

 

   BAŞKAN

   Sayın KABADAYI, komisyondan tadilen gelen 14 ncü madde hakkında buyurun.

 

 

 

 

  

Konya Milletvekili İhsan KABADAYI

 

 

   İhsan KABADAYI (Konya) — 

   Sayın Başkan, muhterem arkadaşlarım; maddenin âmir hükmüne göre dışardan fakülteyi bitirip de muvazzaf subay olmak istiyen gençlere verilmiş bir haktır. Bunu hürmetle karşılıyoruz.

   Fakat   

   Kader icabı astsubay olmuş, fakat cehdi var, gayreti var, kabiliyeti var, fakülteyi bitirmiş bunun da pek tabiî olarak subay olmak hakkıdır.

 

 

   Şimdi tedvin edilen madde de buna aittir. « nakledilebilirler » maddesinde ben takdire kalan bir sezi, bir koku hissetmekteyim. Fakülteyi bitirmiştir, sivil olarak fakülteyi bitirip gelenlerden hiçbir farkı yoktur. « Bitirenler nakledilebilirler » deyiminde her türlü engeli saklı görmekteyim.

   Böylece bir hakkın verilmesi yolunda Muhterem Meclisinizden buradaki deyimin « nakledilirler » şeklinde değiştirilmesi ile astsubay olup fakülteyi bitiren arkadaşları cehde ve gayrete getirmiş olacaksınız. Bu hakkı iktisabedip de geçemiyenlerin ıstırabını dindirmiş olacaksınız. Burada tedvin edildiği gibi “ nakledilebilirler ” şeklinde çıkarsa birçok engellerle bu sınıfa mensup arkadaşlar mustarip kalacaklardır. Bu bakımdan « nakledilirler » şeklinde değiştirilmesini arzulamaktayım ve böyle bir teklifte bulunacağım, hürmetlerimle efendim.

 

 

Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

BAŞKAN Mekki KESKİN

 

 

Komisyondan gelen 14 ncü madde hakkında başka söz istiyen var mı? 

Teklifinizi çabuk yapınız lütfen Sayın KABADAYI.

 

 

 

MSB Geçici Komisyon Üyesi ve emekli subay İsmail SARIGÖZ

 

GEÇİCİ KOMİSYON SÖZCÜSÜ İsmail SARIGÖZ (Amasya) —

 

Riyaset Divanının aldığı karar gereğince, maddelerin tadili hakkında yapılacak tadil teklifleri tümü üzerinde görüşmelerin intacına kadar idi.

 

 

 Maddelere geçildikten sonra artık önerge verilemiyor .

 

 

Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

BAŞKAN Mekki KESKİN

 

   Arkadaşlar bu kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler sırasında maddeler üzerinde önergelerini vereceklerdi. 

 

   Sayın Kabadayı zamanında vermediğiniz için şimdi teklif veremiyorsunuz.

   Maddeyi oylarınıza sunuyorum ...Kabul edenler... Etmiyenler...

   14 üncü madde kabul edilmiştir.

 

 

 

 

Konya Milletvekili İhsan KABADAYI

 

 

 

 İhsan KABADAYI (Konya) — 

 

 Yeni muttali olabildim (öğrendim) efendim.  

 

 

Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

    BAŞKAN Mekki KESKİN

 

    Efendim olabilir.

    Bilmemek mâzeret teşkil etmez, mâlumâliniz.

 

 

Konya Milletvekili İhsan KABADAYI

 

 

 İhsan KABADAYI (Konya) — 

 

 Komisyon yeni getirdi, yeni okundu. 

 

 

Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

   BAŞKAN Mekki KESKİN

 

   Olabilir. Meclisin kararı öyle.

   Sizin bilmeniz lâzımdı.

 

 

Konya Milletvekili İhsan KABADAYI

 

 

    İhsan KABADAYI (Konya) — 

 

   Kimse bilmiyor, komisyondan başka.  

 

 

 

 

Konya Milletvekili Ahmet Mekki KESKİN

 

   BAŞKAN Mekki KESKİN —

 

   50’nci madde komisyona gitmişti,

   Komisyondan gelen şeklini okutuyorum.

 

  

 

 *  *  *  *  * 

 

 

   İşde, gördünüz, muhterem asubay meslekdaşlarım ve vicdân sâhibi kıymetli vatandaşlarım!

   Meclis Başkanvekili sıfatı ile 145’inci birleşimi idâre eden Konya milletvekili Mekki KESKİN’in tavırlarını dikkatlice tetkik etdiğimizde; milletvekili İhsan KABADAYI’nın 14’üncü madde hakkında verdiği değişiklik önergesini bir katekülliye getirmeyi ve reddetmeyi kafasına önceden koyduğunu anlıyoruz. Bu katekülliyi yaparken de milletvekili ve emekli subay İsmail SARIGÖZ’ün de kendisine yardakcılık yapdığını görüyoruz.

   35 milletvekilinin imzâsı ve 2  vekilinde desdeği ile TBMM’nin 143’üncü birleşimde astsubaylara verdiği “subaylığa tahsilen nakil” hakkını

   Kendisi emekli bir subay olan Konya milletvekili İhsan KABADAYI’nın bütün çabasına rağmen

   İsmail SARIGÖZ ve Mekki KESKİN isimli iki milletvekli

   Yukarıda resimli ve sözlü olarak gördüğünüz âdi ve alçak bir kumpas ile 145’inci birleşimde gaspetmiş.

 

  

 

 

   1965 senesinde Meclisde bu kumpaslar tezgâhlanır iken

   Yukarıda gördüğünüz 14’üncü maddeyi piç etmek üzere

   27 Mayıs darbesini yapıp sonra da Cumhuriyet Senatosuna üye seçilen emekli subayların

   Ve dahi

   Genelkurmay Başkanlığı karargâhındaki beyaz subaylarımızın hangi fitneleri sahneye koyduğunu anlamak zor değil!

 

  Birinci derece dördüncü kademeyi TBMM'nin sabah verdiği   

  Ve fakat  

  “Tekrir-i müzâkere” tezgâhı ile öğleden sonra geri alınması için  

  5837 sayılı kânun hakkında Genelkurmay Başkanlığının 2009 senesinde meclisde yapdığını biliyorsanız, bu kâfidir. 

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

 

  • 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu ile Başbakan Şemsettin GÜNALTAY

1950 senesinde ihdâs etdiği gedikli erbaşlara yüksek tahsili ” yasak etmiş idi.

 

  • 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Başbakan Adnan MENDERES

Gedikli Erbaş denilen askerlerin ismini “Astsubay” olarak değişdirdi.

Ve dahi

Astsubay” ismini verdiği bu askerlerin “ yüksek tahsil ” yasağını 1951 senesinde kaldırdı.

 

  • Millî Savunma Bakanlığımız ve Genelkurmay Başkanlığımız; subaylarımıza devletin parası ile maaşlı olarak “ yüksek tahsil ” yapdırdığı senelerde

Ortaokul mezunu olan “astsubaylar”;

  • Evvelâ “lise tahsili” yapıp diplomalarını ellerine aldılar.
  • Akabinde de üniversiteye devâm edip “ yüksek tahsil ” yapıp üniverstie diplomalarını ellerine aldılar.

 

Kendi parası ile yüksek tahsil yapan  astsubaylar, her Türk vatandaşı gibi “subay olmak”   istiyorlar idi. 

 

  • Fakat bu kez de 27 Mayıs’ın karanlık suratlı darbeci subayları devreye girdi;

 

Kendilerinin hazırlayıp kumpaslar silsilesi ile meclisde cebren ve hile kabul etdirdiği 926 sayılı TSK Personel Kânununun 14’üncü maddesi ile

  Kendi parası ile “yüksek tahsil” yapmış astsubaylara,  subay olmayı  yasak etdiler. 

 

 



 *  *  *  *  * 

 

 

 

   Astsubay denilen biz uyduruk askerlere TBMM’nin icrâ etdiği 143’üncü birleşimde verilen

   Ve fakat

   Bir hafta sonra yapılan 145’inci birleşimde iki vekilin tezgahladığı bir kumpas ile geri aldığı “subaylığa tahsilen nakil” hakkını kapsayan 926 sayılı TSK Personel Kânunu hakkında

   Bakınız, aynı meclisin milletvekillerinden bâzıları o zamân ne dedi;

 

 

 

   Birleşim: 145’den;

 

Konya Milletvekili Rüştü ÖZAL

 

    Rüştü ÖZAL (Konya)