×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 2207

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 75

ORDU EVİ YASAĞI ...

Temmuz 23, 2014

 

Ordu evi yasağı TEMAD Gn.Başkanı Sn.Keser’e verildiğinde sitemizde yapılan bir mail kampanyası ile tepkimizi belirtmiştik. Demokrasilerde eleştiri ve fikir özgürlüğü bir haktır, ülkemiz anayasası ile teminat altına alınmıştır, bu  hatanın giderileceğini beklerken sitemiz yazarı Sn.Şükrü Irbık ve bazı arkadaşlarımıza da farklı yasaklar getirildiğinde yasaklıların üzüldüklerini sanmıyorum, üzülmesi gerekenler bu haksız mesnetsiz kararı verenler olmalıdır; çünkü TSK tarihine bu bir hukuk ayıbı olarak geçecektir.

Gençliğimde okuduğum Rus klasiklerinden Maksim Gorki’nin ANA adlı romanında roman kahramanının arkadaşları özgürlük mücadelesinde tutuklandığı zaman genç, "demek ki beni önemsemediler" diye üzülmüştü, ben de aynı duyguya kapıldım.  Görev hayatımda haksızlıklara karşı mücadelemden dolayı çileler çekmiş ve mesleğimi SAKINCALI PERSONEL olarak tamamlamıştım, artık antidemokratik 211 sayılı yasaya tabi değildik; adaletsizlikleri, hukuksuzlukları dile getirmemizden daha doğal ne olabilirdi, ama yanılmışız,  hiçbir muhatabıma eleştiri hudutlarını aşan hakaret ve iftirada bulunmadım, buna rağmen bana da ORDU EVİ YASAĞI uygulanmış; kesinlikle önemsemiyorum...

Değerli meslektaşım Sn. Şükrü Irbık’ın ordu evi yasağına neden olan ZİHNİYET SÜRGÜNÜ yazısına yaptığım yorumda belirttiğim gibi bizi adaletsizliğe karşı bu yönlü isyana sürekleyen  nedir? Ordumuza, komutanlarımıza düşmanlığımız mı? Haşa, düşmanlığın (D)s i bile aklımızdan geçseydi  bu ülke ve ordumuza sadakatimizi terimiz kanımız ve canımızla ispatlayıp bir emirle tereddüt etmeden ölüme gider miydik? Bizim isyanımız adaletsizliğe, bunu hâlâ anlamıyorlar, bize bu haksızlıkları, hukuksuzlukları başkası yapsa isyan etmesi gerekenler maalesef  bu adaletsizliğin mimarlarıdırlar ... Siz hiç sistemi eleştiren subay gördünüz mü? Elbette göremezsiniz; çünkü onlara her şey altın tepside sunuluyor, eminim ki bizlere yapılan adaletsizliğin yüzde biri subaylara yapılsaydı bu ülkede bir ihtilal daha olurdu !..

Yazdıklarımızda hakaret mi var? Gerçek dışı iddialarda mı bulunuyoruz? Böyle olsaydı çoktan hakimin karşısında olurduk. Bu ön yargının temelinde ne var, bu sevgisizliği de aşan adeta düşmanlığa varan bu haksızlıklar kime ne kazandırıyor? Bir üniforması da kefen olan assubayı büro memuru statüsünde görmek sosyal ekonomik ve insanî haksızlıklar yapmak hangi değer yargısı ile haklı görülebilir, haksızlıkları hiyerarşi kılıfına sokmak adaletsizlikten öte vicdansızlık değil midir? Bu adaletsizliklere son vermek yerine yasada suç olarak belirtilmeyen davranışlardan dolayı çekiç benim elimde karşımdakini çivi olarak kabul ederim demek sadece acizliktir. Hepimizi derinden üzen, ordumuzun  güç ve itibar kaybının en önemli sebeblerinden biri personel arasındaki ayrımcılık,adaletsizlik ve subay saltanatı yatmaktadır.  Bu ön yargılı zihniyetin adaletsizliği kuruma olan aidiyet duygusunu sona erdirmiş, orduyu sevgisizlik sarmaşığı sarmaktadır. Adalet olmayan yerde hiçbirşey olmaz ve "GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE" sadece slogandan ibaret kalır; ordunun bir aile olması  lafla değil icraatla mümkündür... Bu nedenle  ordunun tüm fertlerinin önce insan olduğu hatırlanarak haksızlıklara isyana kulak vererek adalet sağlamak kadar ulvi,şerefli bir davranış varken adaletsizliği eleştirenleri antidemokratik uygulamalarla susturmaya çalışmak sorunları ortadan kaldırmayacaktır.  Kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada assubayı kimse beyaz köle olarak görmemelidir, biz buna izin vermeyeceğiz,  adalet ve insan onuruna saygı gerçekleşmeden bizi hiçbir gücün susturamayacağı unutulmamalıdır...

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. YASAŞIN ONUNCU KÖY...

Değerli arkadaşlarım

TEMAD Genel Başkanı'nın bizleri muhatap almadığını, eleştirimize, tavsiyemize uymadığını, sorumuza  yanıt vermediğinden her zaman yakınır dururuz. Bunu en çok eleştirenlerden biriyim. Hiçbir zaman başkanın üyesine saygısının gereğini yapacağını da umut etmemiştim ama dün bir arkadaşım uyardı, TEMAD sitesinde Başkanımızın açıklamaları  var dedi. Heyecanla siteye girdim. Biraz hayal kırıklığı olsa da yine mutlu oldum. Açıklama değildi yine, bizi adamdan sayan Emekli astsubayların haber portalının genel yayın yönetmeni ile mülakat yapılmıştı!  Kızıyoruz ama adam haklı, koskoca emekli  assubaylar derneklerinin komutanı pardon başkanı bizi muhatap alacak değildi ya, olsa olsa koskoca genel yayın yönetmenine konuşurdu! Bir kez daha haddimizi bilmemiz gerektiğini düşündüm, başladım heyecanla izlemeye, genel yayın yönetmeni herhalde editörlerinden, muhbirlerden pardon muhabirlerden derlediği soruları sıralamaya başladı, kimisi çanak sorular dese de benim hoşuma gitti; büyük dernek olacaktık hâttâ OYAK misali holdingleşecektik, TESUD’un başaramadığını biz başaracaktık... TEMAD Sigorta kâra geçmiş, yılda 100 bin lira garanti yağ satışları iyi gidiyor, zaten en başarılı olduğumuz konu yağ satışı, bu kadar TEMAD yağcısı varken bu sektörün başarısız olması düşünülemezdi,hele bir de TESUD'a verilen haksız malları geri alırsak değmeyin keyfimize,  artık genelkurmay vereceği zammı alsın başına çalsın!.. TEMAD, emeklilere kâr payı dağıttığı an sorunlar bitti, mücadele etmeye de gerek kalmayacak, lokallerde daha büyük bir azimle al papazı ver kızı  eğlenip gezilerle hayatın keyfini çıkaracaktık !..

Başkan MSB çok kızmıştı, "bizim tüzüğü onaylamamak ne hadlerine" diye bir ara azarladı, baktım genel yayın yönetmeni bile yutkundu "acaba bana da kızar mı" moduna girdi; neyse ki başkan koskoca genel yayın yönetmenine kızabilir miydi; arkadaş, pardon genel yayın yönetmeni şimdi muhtemelen bana kızacak İzmir teşkilatındaki  müdürleri,teknik ekibi muhabirleri ve editörleri ile beni arayıp haddimi bildirecektir...

Başkan, "Yargıtay kararı var kimsenin istediği kadar seçilmesine karışamazsınız onların derdi beni üç dönemden sonra ekarte etmek, oysa ben ve bazı başkanlarımız Allah ömür verirse 50-60 sene başkanlık yapmaya niyetliyiz" demek istedi, şimdi bu söyleşiyi duyan benim başkanım "ben seçimlerde üyelere garson gömleğini ,masa örtülerini değiştirmeye,okey salonunu genişletmeye söz vermiştim bu kadar önemli icraatlar bir dönemde zor olurdu artık telaşa gerek yok bir kısmını bir dahaki dönemde yaparım" diyerek "çok yaşa başkanım" diyecektir...

Genel yayın yönetmenim "peki ordu evi yasağına ne diyorsunuz" diye sordu; sayın genel yönetmenim böyle soru sorulur mu?  Başkanım dua et ki kızmadı, "biz ordu evinde doğmadık önemi yok" dedi, "aldın mı cevabını"; belki de   muhtemelen "zaten ordu evleri cazibesini kaybetti" diyecekti ama mahkemeye verdiğini bu yasağı verenlerin eleştiri hakkını kullananlara haksızlık yaptığını eleştirinin herkesin hakkı olduğunu belirtti, gece saat iki genel yayın yönetmeni muhabirlerimiz meslektaşlarımızla röportajlar yaptılar, "torba yasa başımıza geçti mi?" diye sormasını bekliyorum sormuyor, başkanımız da bizim çok büyük bir sivil toplum kuruluşu olduğumuzu  köprüleri atmak ne demek bizi muhatap alacaklar haklarımızı söke söke alacağız anlamına gelecek sözler söylüyor, bu çok önemli açıklamalar bir saat sürdü ama ne torba yasa,ne personel yasası ne de cumhuriyet tarihinde TEMAD’a yapılan en büyük maddi desteğin nerelere harcandığından tek kelime bahsedilmedi...

Çok değerli başkanım suç sizde değil, genel yayın yönetmenin de bunları sormadı siz,"eleştiri herkesin hakkıdır" diye buyurdunuz estafurullah, eleştiri olarak kabul etmeyin aklımda çok soru var ama Allah’ın hakkı üç diye sadece  sadece üç soru  soruyorum.

  • TORBA YASADA BİZİMLE İLGİLİ NE VAR?
  • HÂLÂ BÜRO MEMURUNDAN DAHA ALT KADEMEDEN BAŞLATILMAYA DEVAM MI EDİLECEĞİZ?
  • YENİ YARDIMLARA HAZIRIZ, AMA ŞU ESKİLERİ NEREYE HARCANDI?

Not. Siz,"eleştiri herkesin hakkı" demeseydiniz sormazdım, bu nedenle ne olur  TEMAD tetikçileri şimdi elimizi dilimizi kesip bize haddimizi bildirmeye kalkıp da mübarek günde bizi çileden çıkarmasınlar...

Osman Ada
E.Kd.Bşçvş.

HUKUK ARANIYOR!

Temmuz 22, 2014

 

Türk Genelkurmayı, Emekli Astsubaylar Derneği Başkanı başta olmak üzere bazı emekli astsubaylara Ordu evlerini yasaklıyor. Gerekçeli yazıyı görmedim ama muhtemelen birtakım yönergelerle gerekçelendirilmiş olmalı. Çok emin olduğum bir husus ise “disiplin” konusunda birtakım zorlama yorumlarla “disiplinsizlik” sonucu çıkarıldığı.

Durumun öyle olmadığını herkes biliyor. TEMAD Başkanı veya diğer arkadaşların fikirleri hoşuna gitmiyor Genelkurmayın. Altını bir kere daha çizmek gerekir “FİKİR”, eyleme dönüşmüş bir durum yok!

Umulurdu ki, Türk Silahlı Kuvvetleri hukuksuzluğun ne demek olduğunu anlamış olsun, hiç değilse kendi içinde, kendi mensuplarına karşı hukuktan ayrılmasın.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinin en büyük darbesini “kanuni” bir takım gerekçelerle, ama “hukuk” ile ilgisi olmayan yargılamalarla yaşadı. Ömrünü görevine adamış, “candan önce vatan” demiş gerçek askerler çok acılar çektiler.

Amaç, emekli ile çalışan arasındaki bağı koparmaksa bunun imkansız olduğunun biliniyor olması gerekir. Günümüzün iletişim çağı koşullarında, dünya küçücük bir köye dönüşmüşken, dünyanın her tarafı ile anında iletişim kurabilmek mümkünken, hele de aradaki bağ gönül bağı ise bu bağı koparmaya hiçbir makamın, otoritenin gücü yetmez, yetmeyecektir.

Bu gün “muktedir” olanlar, en azından bize karşı muktedir olanlar, Bingöl devlet Karayolunu hendek kazıp kapatanlara, ya da karargahın önündeki bayrağı indirip yere fırlatanlara karşı gösterdikleri sabrı bize karşı gösterememektedirler.

Gerçekten bu kin, bu hırs, bu dışlama, bu fırsat kollama neden?

Sayın Umur Talu’yu kızının yaş gününde Genelkurmay Askeri Mahkemesine çağıran dünün muktedirleri nerede bu gün? Neler yaşadılar? Umur TALU ise hala Umur TALU.

Bu günün muktedirleri de yarın bizimle aynı rütbeye gelecekler… Emekli… Sonrasında ne yazarsa yazsın, emekli emeklidir. Bunu yaşayacaklar. Belki cenazeleri başka camiden kalkacak, o kadar kul hakkı ile hangi camiden kalkarsa kalksın gidilecek yer aynı, hakkı olan hakkını alacak, hiç şüphe yok!

Peki yapılmak istenen ne bu yasakla?

Ben mahallenin zengin çocuğuyum, bilyeler de, futbol topu da benim, alır eve giderim, ya da istediğimi oynatır, kuralları ben koyarım” diyorlarsa…

Buyursunlar… Topları da, bilyeleri de onların olsun.

NOT: Siyaset sokmadım bu köşeye…Ama bir cümlecik yazmadan da geçemeyeceğim! Eğer Ekmeleddin İhsanoğlu kazanırsa seçimi, bu Tayyip ERDOĞAN’ın toplumu kamplaştırmasındaki başarısı olacaktır. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun başarısı değil!

Yeni bir TEMAD GENEL MERKEZ seçimleri yaklaşırken şimdiki sayın Ahmet KESER yönetimi bu iki dönemlik icraatları ile verdiği görüntü, başarılı mı yoksa başarısız mı? Sayın başkanın ve arkadaşlarının süreçteki icraatları ile sınıfımıza ne kazandırmıştır? Gelecek olan yeni genel başkanlık seçiminde kürsüde delegasyona ne gibi artılar sunabilecektir? Konulara geniş bir acıdan bakarak irdeliyelim, buyurunuz...

TÜZÜK...

Tüzük sınıfımızın en önemli konusu iken bu konuda sayın yönetim istenilen değişikliklere korkarak bakmış bir nevi geçiştirmiştir. Zira tüzük ile yönetimsel  bir kalkan yaratmıştır. Bu yüzyılda!...

Ankara dışından ismine ne derseniz deyin "duayen, akil insan, kanaat önderleri vs." arkadaşlarımızın katılımını bir nevi engellenmiştir. Konu ile ilgili donanımlı arkadaşlarımızın önerileri "üstelik yasaya aykırı olarak" değerlendirilmemiştir. TÜZÜK  çok önemli bir assubay sınıfının ANA OMURGASI olacak iken özellikle bir kaç saata sığdırılarak delegasyonun önerileri değil birilerinin kişisel beklentilerine göre hazırlanmış ve NOTER gibi yönlendirmelerle  oldu-bittiye getirilmişdir.

Oysa..

Görev süreleri tüzük değişikliği ile sınırlandırılmalıdır. Ama kurultaydan sonra yapılacak tüzük değişikliğinde bu görevler sınırlandırıldığında yine amaca ulaşır. Metropol illerde il başkanlığı statüsü tespit edilmeli siyasi partilerde görev alan yöneticilerin istifa etmeleri sağlanmalıdır. Tüzüğün daha geniş ve rahat bir ortamda, delegasyonun düşünce üretirken olumsuz koşullardan etkilenmediği ortamda tartışılması gerekirdi. Sayın yönetim ne yaptı? Dikmen kapısından bir kaç saatliğine kurultaya!

İHRAÇLAR...

Genel olarak bakıldığında isim olarak dile getirmiyorum,gönüllülük esasına göre destek verenleri kazanmak yerine dışlamanın büyük bir kayıp olduğu kesindir. İçlerinde her birinin sınıfımız için değerler olduğunu gözlemliyorum.

Yöneticiler bu İHRAÇ KALKANINI kullanmak yerine farklı yöntemleri, farklı yaklaşımlar ile değerlendirmeli idi. Zira karşınıza küstürülmüş ötekileştirilmiş bir gurup yaratıyorsunuz. Bu dogru değil diye düşünüyorum.

Şu an bu insanlar YENİ TEMAD oluştursalar gerçekten büyük bir oluşumun temellerini yükseltirler!

KAPALI YÖNETİM...

Göreve gelindiğinden bu yana sayın Keser ve yönetiminden geniş kapsamlı bir açıklama duymadık. Bu konuda iyi niyetli sorgulamalarımız ve bilgi talebimize hiç bir zaman yanıt alamadık. Bizi temsil edenler ne yazık ki temsil ettiklerini üzülerek ifade etmek gerekirse "ADAM YERİNE" koymadılar!

Son olarak 22 Ağustos 2013 olağanüstü seçimde sayın KESER (başkan olmadan kendisini sosyal medyada ifade ettiğini ve sosyal medyanın desteği ile seçildiğini unutarak) "ben sadece delegasyonuma bilgi veririm" diye sosyal medyayı yani bizleri ve bu gibi sayfalara verdiği önemi ifade etti!

Ama ara sıra özel şapkalı kitap satıcıları ile bilgi paylaşımında bulundu. Eleştirene sorgulayana ayar vermeye çalışıldı! Mali konularda yasalar gereği olan yükümlülük dahi yerine getirilmedi.

GENELKURMAY İLİŞKİLERİ...

Ayrı bir tartışma konusu olan genelkurmayla ilgili görsel medyada sayın başkanın konuşmaları sonucu maksadı aşan eleştiriler yüzünden hatlar koptu bir anda. Yazılı olmasa da ne zaman Genelkurmay 270 kıdemli assubay muvazzaf arkadaşımızı toplantıya davet etti hakkınızda suç duyurusu ve orduevi yasağı getirdiler. Bunun anlamı net şu idi; ''BEN KESER YÖNETİMİNİ TANIMIYORUM''. "Bu yönetim ile bir daha görüşmeyeceğim fakat TEMAD'ın tüzel kimliği ile sorunum yoktur" mesajı vermiştir.

Defalarca yazılan, çizilen yalvarırcasına yapılan yaklaşımlar ile "BİZLERİ BİR DİNLEYİN" çağrılarımıza bir ses alamadık nedense. YOK SAYILDIK! Sorunlarımızın kaynağı olduğu kadar çözüm makamı olan genelkurmayla görüşmeden sorunlarımızı nasıl anlatabiliriz, nasıl çözebiliriz? Parmağın gösterdiği yönü değiştiremedik.

Yanlış adımla başlayan bir işlem sonrasında hep yanlış olur. 17 Ekim Dünya Assubaylar Günü farklı bir yaklaşım ile koordinasyon içinde yapılabilse idi konu tüm silahlı kuvvetlerce bir koordinasyon içinde tüm personel ile bütünleşerek kucaklaşarak gerçekleşebilirdi. Fakat sayın yönetim "çatışma" tarzını seçti.

KİRACI TEMAD...

Her ne kadar Temad ablemimizde yıl 1984 de olsa derneğimiz daha eskidir. Özellikle sayın şimdiki yönetim kadrosu bu denli büyük mali desteği tarihinde ilk kez bu rakamlara ulaşmış ve de  yerinde kullanamamıştır. Hiç bir zaman bu rüzgarla hedefe yönelinmemiş  ve bir yazımda belittiğim gibi bizleri "okyanusta rüzgarsız bir yelkenli'' gibi bırakmışlardır. Mevcut rakamlar ile şu an kendi binamızda olabilirdik ve sayın KESER de gelecek genel kurula göğsünü gere, gere işte diyebilirdi. Olmadı!

MUALEFET GÜÇLENİYOR...

Son üç yıldır bu sınıf tek bir şey istedi sizden; EKONOMİK KAZANIMLAR. Bu konuda tek bir sözünüz olamaz. Diğer ÖZLÜK HAKLARIMIZ bu yaklaşımlar sonrası daha da GERİ gitti.

Bizden istediğiniz her türlü maddi ve manevi desteği sizlere sunduk ama şimdi birileri size sorsa "sayın KESER kendinizi başarılı buluyor musunuz?" diye...

22 Ağustos sonrası güvenimi askıya aldığımı ifade etmiştim.

Gelecek günlerde sessizce hazırlanan bir oluşum olduğu kesin. Zaten yanlış hatırlamıyor isem 8 oy fark ile seçilmiş idiniz. Gelecek aylarda muhtemelen başarılarınızı anlatmak için değil yeniden seçilmenizi sağlayabilmek için bir Türkiye turuna çıkacaksınız. Seçimlerin bitmesini bekliyorsunuz. Şu görülüyor ki yeni delegesyon bu kez nasıl bir yaklaşım sergiler bilinmez. Tekrar seçilebilirsiniz ama bu toplumun umutlarını yeniden yeşertmeniz ve iktidar olmanız ne yazık ki mümkün değil...

EKİP RUHU HİSSEDİLMEDİ...

Başarının anahtarı ekip çalışmasıdır, bu biliniyor. Ekip sadece yönetim degildir, doksanı aşan bir büyük oluşumda genel merkezin tüm noktalarla bu yaklaşımı yaptıgı söylenemez.

Ortak bir başarı için, ortak çalışma grubu içinde beraber uyum içinde çalışmasıdır ekip ruhu. Ekibin her bir bireyi ekip ruhu sayesinde birbirlerini tamamlayarak, birbirlerinin eksikleri tamamlayarak ekibi daha başarılı yapmak için uğraşırlar. Ekip/Takım Ruhu ekibin sağlıklı devam etmesi, başarıya ulaşması ve kaliteli işler çıkartabilmesi açısından çok önemli bir kavramdır.

PES GURUBU VE PES...

Temad bir çok halkanın bir bütünüdür. Bir yerde yani bir halkadaki sorun tüm sisteme yansır. Sayın başkan bu süreci iyi okuyamamıştır. Gerek 22 Agustos gerekse pes gurubunun dagılması sadece sayın Yüksel BİNİCİ arkadaşımızın tutumları sonrası ne acıdır ki yaşatılmıştır. Kişisel sürtüşmeler ve yaklaşımlar sınıfımıza çok zarar vermiştir.

BU KOMPLEKS TEPKİ ÇEKTİ...

Bizler silahlı kuvvetlerin kahrını birlikte çekmiş arkadaşlarız. Sayın başkan koltuğa oturduktan kısa bir sure sonra farklı davranmaya başladı. Sahneye gelirken, uygulanan sunum ile bir anda alkışlanırken dahi bu acıyı farklı değerlendirenler oldu. Türkiye'nin dört bir yanından yaşlı ve bitkin bir halde, uykusuz gelenleri kapıda karşılamak yerine son anda bir özel kişilik uygulaması ile temsil ettiği arkadaşlarının bu tarzda birlikte olması tepki çekti.

Kendini diğer insanlardan daha üstün görme, yüceltme karmaşasıdır yaşatılanlar. Kişi hep üstün duruma geçme, sahip olma, kendini kahraman gibi görme davranışları sergiledi.

Özetle bizi temsil etme sözü verenler bizi yönetmeğe odaklandılar. Bugün sosyal medyada sözde Temad savunucusu olanların ahlak dışı saldırılarına bulaşmak istemediği için birçok meslektaşımız aklından, gönlünden geçeni açıklamıyor. Umutsuzluk içindeler, bu çok tehlikeli bir güven duygusunun tehlike sinyalidir, hâlâ görmemekte ısrar ediliyor.

SONUÇ...

Yaşadığımız ortamda, gerek özel ilişkilerinizde size yapılan eleştiriler karşısında alınganlık veya öfke gibi hisler mi yaşıyorsunuz? Eleştiri karşısında duyulan bu hisler gayet insanidir; fakat eleştirileri kabullenmek ve kaldırabilmek de büyük bir erdemdir.

Kendinize hatırlatın: “Kimse mükemmel değildir

Hatasız kul olmaz

Saygılarımla.

Değerli Arkadaşlarım

2010 sonlarında bütün kamuoyumuzun beklentilerini karşılayamayan Sayın Mustafa Erol yönetimine karşı muhalefet sesini giderek yükseltmeye başlamıştı. 5.000 E.Assubayın katıldığı Ekim 2010 Abdi İpekçi büyük mitingimiz de sonuç vermemiş, üyelerimiz Temad'ın varlık nedenini sorgular durumuna gelmişti. Her kafadan bir ses çıkıyor Temad'ın temelleri çatırdıyordu. Böylesi bir karmaşa içinde 2011 seçimlerine gelindi. 9 yıllık yıpranmış Sayın Erol yönetiminden kurtulabilmek için bütün muhalefet hep beraber başka güçlü aday olmadığı için Sayın Keser'e denize düşenin yılana sarıldığı gibi sarıldık. Ben dahil bir çok arkadaş üçüncü aday Sayın Cengiz Erten'e Sayın Keser lehine seçime girmemesi için ricada bulunduk. Tanıdık tanımadık delege arkadaşlara telefonlarla, e-maillerle Sayın Keser'i desteklemelerini rica ettik. Çünkü biliyorduk ki Temad bir üç yıl daha Sayın Erol dönemine dayanamazdı. Kazanması durumunda alternatif oluşumlar tartışılmaya bile başlanmıştı.

Bu koşullar içinde bir kaç oy farkla Sayın Keser seçimi kazandı. Seçime gidilirken kimlere seçim sonrası payeler dağıtıldı, yöneticilikler sözü verildi ayrı bir tartşma konusudur.

Sayın Keser'in ilk çalışması hukuk konusunda oldu. Selefi hakkında suç duyurusunda bulundu. Temad'a savcı çağırdı. Oysa seçim öncesi söz verdiği çalışma programında birlik ve bütünlük sözlerinin mürekkebi kurumamıştı.

Sayın Keser, kötü başladığı yolda, bazı duayen büyüklerimizin "Sayın Erol'u sizlere aratmazsa namerdim" iddiası dogrultusunda kötü yürümeye devam ediyordu. Yıllarca "Yeni oluşum" grubu içinde beraber çalıştıkları arkadaşlarından oluşturduğu yönetimini devre dışı bırakıp yardımcısı, hemşehrisi ve kankası Sayın Binici ile birlikte TEK ADAM FAŞİZMİNDE olduğu gibi derneğimiz Temad'ı yönetmeye başladı. Tabii bu işler kolay değildi. Beklenen ilerlemeyi sağlayamıyor kamuoyumuz sabırsızlanıyordu. İmdadına Kr.Sb.lara yapılan "Komkarsu tazminatlarına" tepki göstererek, ekonomik kaynaklı çalışanlarımızın kurduğu "Bu kadarınada pes diyen Assubaylar" grubu yetişti. Bu arkadaşlarımızın kurduğu bu grup kısa sürede 220 bin kişilik bir sayıya ulaşarak sosyal medyayı sallamaya ve o güne kadar sorunlarımıza duyarsız kalan basının dikkatini çekti. "ASSUBAYLAR NE İSTİYORDU?" www.emekliassubaylar.org grubu basın sözcüsü Sayın Ersen Gürpınar'ın Aydınlık gazetesine verdiği açıklama da buna eklenince yukarıdaki soru daha bir anlam kazandı. Artık Sayın Başkanı her gün bir başka TV.de görmeye başladık. Fakat o da ne? Başkan hızını alamamış haklarımızı açıklamayı unutmuş, tek kanatlı bröveleri bırakmış Gen-Kur.Bşk.lıgını eleştiriyor. Başbakanın bile söyleyemeyeceği "Gen-Kur. gereksizdir. KKK.lıgı vekaleten yürütebilir, Gen-Kur'un askeri mi var?" gibi büyük ve iddialı laflar etmeye başladı.

Sayın Keser'in bu çıkışı yıllardır baskı altında görev yapmış E.Assubay arkadaşlarımızı coşturmuş "vur vur inlesin Gen-Kur. dinlesin" çizgisine getirmiş zaten Assubaylar üzerinden TSK düşmanlığı yapanların ekmeğine yağ sürmüş, kamuoyumuzu da sorunlarımızın çözümünde muhatap olarak, Gen-Kur.cılar ve İktidarcılar diye sanal olarak ikiye bölmüştür.

Tv.deki etkili ama yanlış, hamasi konuşmalarıyla arkasına belirli bir kesimi, Pes grubundaki çalışan arkadaşların çok büyük ekonomik desteğini alan Sayın Keser'i durdurmak artık zordur. O da her devrimin yaptığı gibi önce kendi arkadaşlarını yedi. Kimseyi dinlemedi. Ve bu koşullarda Temad'ı tarihinde ilk kez olağanüstü seçime götürdü.

Seçimde yaşanan olumsuzluklar ayyuka çıktı. En büyüğü de kendisi 6 kez kürsüye çıkıp konuşurken diğer adayların bir kez konuşmasıydı.

Ama bu arada kendisini korumaya alan etrafında da hatırı sayılır bir bitli pamuk kozası oluşmuş, kendisine karşı yazılan her muhalif yoruma "Sayın Keser'e kalkacak elleri kırar,dilleri koparırız!" gibi mafyavari tehdit dolu yazılarla yanıt verilmiştir. Muhaliflerin özel sayfalarına ağza alınmayacak küfürler hakaretler yağdırılmıştır. Bütün duayen, Atatürkçü ve cumhuriyetçi, gerçek Temad severler kırılmış, küstürülmüş, bıktırılmıştır. Çakma Hattatlar, çakma yazarlar, çakma portallar türemiştir. Bir baltaya sap olamamış bütün bu arkadaşlar ancak  bir kesere sap olmayı yeğlemişlerdir. Bu durumu kendisine telefonda ilettiğimizde "Sosyal medya ile ilgilenmiyorum" olmuştur, kendisini parlatan konuma getirenin sosyal medya olduğunu unutarak...

Sayın Keser başarısız olmuş, ipleri elinden yine kaçırmıştır. Yaptığı eylemler zamansız ve yersiz olmuş kimsenin, özellikle iktidarın haberi olmamıştır. Sınıfımıza ve emeklimize 3 yıl kaybettirmiştir, bir daha aday olmamalıdır. İhraçlarla muhalefetin önünün kesilemeyeceğini görmesi gerekir. Seçime kadar geçecek 7 aylık sürede azameti, büyüklüğü, kibiri bir yana bırakıp herkesi kucaklayıp sorunlarımıza yoğunlaşması gerekir.

Emekli Astsubay sınıfının darmadağınık vaziyet-i cografyası böyle görünüyor taşradan.

Kamuoyumuza saygıyla arz ederim.

İnsan, gördüğüne inanır.

Elbet istinâsı vardır.

Meselâ

Havayı, kokuyu

Göremeyiz,

Hislerimizi

Elimizle tutamayız.

Fakat varlığını hissederiz.

Hissetdiririz.

Görmesek de

İtikâtımız icâbı

Bizi yaradan yüce rabbimizi

Yüreğimizde hisseder

Bütün ruhumuzla

O’na teslim olur

İmân ederiz.

*  *  *

Gözlerimizi, görünmeyen âlemden görünen âleme teveccüh eyleyelim can dostlarım. Biz astsubaylar cephesinde geçmişde kalmış ve yakında vuku bulacak çok önemli iki olaya bir bakış atalım bugün.

Birisi, şikâyetimizin merkezinde pişmiş kelle misâli sırıtan mâkam tâzminatı meselesi.

Diğerini merak ediyorsanız şâyet

Bu mâkalenin en son sayfasını okumanız gerekecek!

Astsubayların mâruz bırakıldıkları haksızlıkları anlatan yazılar bugünlerde pehlivan tefrikası gibi dizi dizi neşrediliyor gazetelerde. Biz astsubayların akla ziyân sıkıntılarını, dertlerini anlatan bu haberler rağbet görüyor ki gazeteler yazıyor. Demek ki  milletimiz bu konuya karşı ciddi bir muhabbet ve hassasiyet gösteriyor.

Hem

Astsubay meslekdaşlarımız

Hem de

Onların kader arkadaşları yiğit hanımları

Dertlerini, yaşadıkları sıkıntıları, insan olanın vicdânını sızlatan haksızlıkları gayet güzel bir şekilde anlatıyorlar.

Hak istemeye gelince de şöyle diyorlar; “Subayın aldığında gözümüz yok. Fakat biz de istiyoruz.

Hasetlik-fesatlık etmeden, fitne-fücur düşünmeden, kumpas-tezgâh tertiplemeden başkasının rızkına göz dikmeden istiyorlar haklarını. Böyle yapmakla da meseleyi çok doğru yerinden kavrıyorlar.

Ne kadar diğerkâm bir tutum.

Ne kadar ulvî bir davranış...

Astsubaylar ve fedakâr hanımları böyle düşünüp böyle söylüyorlar da astsubayların haketdiği tazminâtı vermek konusunda bugüne kadar kim, ne yapdı dersiniz?

Bugünü görmek için geçmişe bakmamız gerekiyor. Çünkü muvazzaf iken yaşadıklarımız yetmezmiş gibi bugün çekdiğimiz sıkıntıların ipuçları ve fâilleri geçmişin tozlu geçeneklerinde gizli...

657 sayılı Devlet Memurları Kânun’una tabi memurların böyle bir sıkıntısı yok. Nimet-külfet dengesi üzerine inşâ edilmiş bir ücretlendirme var onlarda. Ne kadar köfte, o kadar ekmek. Devlet memuru olmak isteyen kişi elindeki diplomaya bakıp alacağı maaşı, yükselebileceği makâmı ve sâir hakları memur olmadan önce kendi hesaplayabilir. Kendi aralarında nifak konusu olacak bir hülle, bir kirli çıkı, kapalı bir kutu yok o tarafda. Eşit eğitime eşit ücret! Ne kadar mürekkep yaladıysan o kadar maaş alıyorsun.

Aklın, vicdânın ve bugünün hukuk anlayışının bizi getirdiği yer burası. Kural bu kadar basit.

Beğenmezsen de basıp istifayı hemen bırakıyorsun işi. Memleketde adam olana iş mi yok?

Peki,

ATATÜRK’ün “Türk birliğinin, Türk kudret ve kâbiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir." veciziyle tevkir etdiği ve târihe nakşetdiği ordumuzda bu “eğitim ve ücret” meselesi ne minval üzere acap?

***

Askerlik, zor zenaat yiğit okuyanlar yazanlar.

Canını sermâye edip vatan hizmetine koşan subayına devlet her şeyin en iyisini vermek zorunda.

Bunun aksini düşünmek bile bu memlekete, bu millete hayır getirmez.

Subay, biricik kellesini koltuğuna alıp vatan hizmetine koşuyor.

Subay, haketdiğini alsın almasına da...

Güzel!

Peki, aynı yerde hattâ daha zor görevleri yapan astsubay, koltuğunda karpuz mu taşıyor acap?

Hem subay

Hem de astsubay

Sermâye olarak biricik canını ortaya koyuyorsa

Subaya 6 verirken

Astsubaya 1 bile vermemek olur mu?..

Subayı analar doğurdu da

Astsubay ağaç govuğundan mı peydâ oldu can dostlarım?

Al sana 6 dâne tazminât.

Subaylar hepsini alıyor.

Astsubaylar hiçbirisini alamıyor.

Peki, kim kime ne vermiş ya da verememiş?

  • İşde bu makâlemizde tazminâtları kimin, kime altın tepside ikrâm etdiğini resimli olarak görecek

Ve dahi

  • Kimin kime ne vermemek için nasıl kıvrandığını ve yapdığı hileyi de fâş edeceğiz bu makâlemizde.

Hükümet vermiyor” deyip astsubayları başından savuşduran utanmaz insanların

  • Nasıl da gözümüzün içine baka baka yalanlar üfürdüğünü

Ve dahi

  • Çevirdiği tezgâhları ortaya dökerek yüzlerine vuracağız.

Efendim?

Hayır, yüzleri kızarmayacak!

Biliyorum.

Dün yapdıklarının aynısını fırsat bulduklarında bugün de yapacaklar! Çünkü, can çıkar da huy çıkmaz.

Sayıları çok değil.

Fakat

  • Bu riyâkârlık,
  • Bu arsızlık,
  • Bu edepsizlik

Hamurlarında var çünkü.

Ordumuz

Bu ukalâ dümbeleklerinden kurtulduğu gün

Askerler kardeş olup kucaklaşacak.

*  *  *

Subaya bir çırpıda verdiğin bir hakkı astsubaya taksit-taksit, bölük-pörçük, eksik-güdük veriyorsun!

  • Mesleğe başlangıç derecesi
  • Son terfi derece/kademesi,
  • Maksatlı olarak yapılmayan intibâklar,
  • Yan ödemeler,
  • Emekli maaşı,
  • Melbusatlar (gece kıyafeti, tabanca, şerit rozet vb.)

Bunlardan bâzıları.

Subaya verdiğini

Geri almıyorsun. Verdiğinin üsdüne yenilerini, daha fazlasını ekliyorsun.

Fakat

Astsubaya verdiğin bir hakkı

Bir zaman sonra geri alıyorsun;

Yüksek tahsilde;

  • 1975 senesinde Meclis’in verdiği “birinci dereceye yükselme” hakkı
  • Yüksek tahsilde birebir intibâk hakkı
  • Rütbe bekleme sürelerinin kasıtlı olarak uzaltılması vb.

Bunlardan bâzıları..

Sene başında yapılan yüzde bilmem kaçlık zam, emekli ya da çalışan her memura, her askere verilir. Sonuçda herkes eşit oranda zam alır. Bu hususda ayırım gözetilmediği için de herkes boyun büküp hissesine râzı olur. Komşunun tavuğu da komşuya kaz görünmez. Bu konuda Genelkurmay Başkanının asker için yapacağı bir şey yok. Samimî olmak gerekirse yapmasına da gerek yok.

Peki, işin asker cenâhına bakıldığında askerin maaşına büyük etkisi olan tazminâtlar konusunda neler oldu acap?

Bu makâlemizin bir tek konusu var.

Subayların aldığı 6 çeşit tazminâtdan sâdece birisi!

Makâm tazminâtı...

Makâm Tazminâtının Fesat Sarmalı isimli makâlemizde bu meseleyi ele aldık. Ekseriyeti yazı olan bir tarzda 2012 senesinde tetkik etdik.

Bu sefer farklı bir yol tutacağız. Meselesinin iyi anlaşılması için yazıdan çok şekil göstereceğiz sizlere.

*  *  *

  • Zamân
  • Mekân
  • Olay...

Üçü bir yerdeyse ancak bir anlam ifâde eder.

Olayı anlamak için

Öyleyse günün revaç tâbiriyle

Zamânın ve mekânın ruhunu kavramamız gerekiyor.

SENE 1980:

Zamân,

12 Eylül 1980 sabahı...

Mekân,

Kalbimizin şu anda atdığı yer;

Türkiye...

Türk Milleti bugünün sabahına, subay darbesiyle uyandı...

T.C. Devletinin üç erki olan yasama, yürütme ve yargı salahiyyetinin üzerine beş subay çöreklendi.

T.B.M.M.’yi lağvetdi. Bir başka ifâde ile milletin meclisinin kapısına kilit vurdu. Kapının önüne de nöbetci iki Mehmetcik dikdi.

Kendilerinin teşkil etdiği ve Millî Güvenlik Kurulu adını verdikleri ucûbe nevinden bir teşkil ile kendi hükûmetlerini tesis etdiler netekim!

Zottirik Kenan

Her şeyin başı...

Askeriyenin başı,

O,

Devletin başı,

O,

Halay başı,

O,

Hattâ

Okgası bugünlerde üç buçuk liraya fırlayan

Acı kelle soğanın bile  başı

Gene O!..

Mahşerden firâr edip gelen bu muhammes subay takımı, devlet idaresini zapdu rapt altına aldıkdan 2 sene sonra, 12 Şubat 1984’de meclisde ictima eyledi. Aşağıda tarassut etdiğiniz Kânun’u yumurtaladılar.

Ve dahi

T.C. Ordusu târihinde subaylarımız,

Kendilerine ilk defa olmak üzere “makâm tazminâtı” adını verdikleri bir ballı börek ihdâs eylediler.

Bâzı resimler vardır. Açıklayıcı yazısı yoktur. İzah isdemez. İşde, aşağıda gördüğünüz Kânun ve onun hemen sağ böğrüne yapışdırdığım şu sararmış solmuş tavsırlar da bunlardan bâzıları.

12 Eylül darbesini yapan bu yüksek rütbeli subaylarımızın kendi kendilerine ikrâm etdiği makâm tazminâtında da vaziyet işde aynen böyle.

İzahı kendinden menkûl!..

Altını galın gırmızı cızgı ile cızıkdırdık! Bu kânun maddesiyle muhteşem beşli takımın hangi rütbedeki subaylara “makâm tazminâtı” bahşeddiğine bahusus dikkat buyurunuz.

*  *  *

SENE 1982:

12/02/1982 târih ve 2596 sayılı Kânun ile 926 sayılı TSK Personel Kânun’una eklenen Ek 18 nci madde ile;

  • Genelkurmay Başkanı,
  • Kuvvet Komutanları ve
  • Jandarma Genel Komutanına

makâm tazminâtı ödenmesine karar verdiler.

image009 

Bu makâm tazminâtını da damga vergisi müstena olmak üzere sair vergilerden muaf tutdular.

*  *  *

SENE 1984:

Zamânın hükûmeti 24/04/1984 târih ve 2999 sayılı Kânun ile Meclis’den Kânun Hükmünde Kararnâmeler çıkartma  yetkisi aldı. Yetki, mâli yılın sonuna kadar geçerli.

Bu Kânun ile “memurların ve diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak ve mâli ve sosyal haklarında iyileştirmeler yapacaklar” idi...

Bakanlar Kurulu KHK’ler çıkartmak için hemen kolları sıvadı.

926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kânun’una tabi olan;

  • Subaylar,
  • Astsubaylar,
  • Uzman jandarmaların hepsinin bu düzenlemeden bir pay alması amacıyla yola çıkdılar...

Biz,

Bir aileyiz, değil mi?..

Meclis;

Sırat köprüsünde titreyen kâfir gibi 12 Eylül’ün zelzelesi ile hâlâ tir tir titriyor. Zorti’nin bir kaş-göz işâretiyle hazır ol vaziyete geçen MGK üyeleri bir yetki Kânun’u daha neşretdi.

Sayın MGK üyeleri çeşme akarken bakracı doldurmak konusunda hiç tereddüt etmediler.

Bir gün gelip mutlaka öleceklerine biraz olsun inansalardı şâyet

Devlet mezârlığından kendilerine kabir yeri tahsis etmek için bile Kânun fermân buyuracaklar idi.

image013 

*  *  *

SENE 1984:

Bakanlar Kurulu kafa patlatıp dirsek çürütdü. İmim imil mesai yapdı. Meclis’in denetiminden kaçırarak yeni KHK’ler peydahladı. Çıkartdıkları KHK’ler, doğura doğura gatırandan da gara hormonlu bir domuzlan böcüğü doğurdu.

Aşağıda temaşâ eylediğiniz 26/06/1984 târih ve 241 sayılı Kânun Hükmünde Kararnâmenin 39 ncu maddesi ile de;

  • Orgeneral ve
  • Oramiral

rütbesindeki subaylar makâm tazminâtı kapsamına dâhil edildi.

Darbeci Zorti karda yürümüş, izini belli etmişdi bir kere. Kânun’u iyi mayalamışdı. Yukarıdan aşağıya doğru kabardıkca kabardı. Taşdı, taşdı, taşdı...

Zorti’den sonra görev yapan Genelkurmay Başkanlarının,

Makâm tazminâtını aşağı rütbedeki subaylara teşmil etmesi zor olmadı...

image018 

Orgeneral ve oramiral rütbesindeki subaylara yamadıkları makâm tazminâtını,

Ölesiye kadar” almayı da gene bu KHK ile teminât altına aldılar.

*  *  *

SENE 1986:

24/12/1986 târih ve 265 sayılı Kânun Hükmünde Karârnamenin 3 ncü maddesi ile de 926 sayılı TSK Personel Kânun’u  Ek 18 nci maddeyi değişdirdiler.

Bu KHK ile makâm tazminâtı;

  • Korgeneral ve koramiral
  • Tümgeneral ve tümamiral
  • Tuğgeneral ve tuğamiral

rütbesindeki subayların tamamına teşmil edildi.

Gene kayd-i hayat şartı ile...

image021

*  *  *

SENE 1990:

09/04/1990 târih ve 418 sayılı Kânun Hükmünde Kararnâmenin 21 nci maddesi ile 926 sayılı TSK Personel Kânun’una V sayılı Makam Tazminatı Cetveli eklediler.

Bu tezgâh ile;

  • Kıdemli Albaylar da

makâm tazminâtı alan subaylar kervanına katıldı.

image025

*  *  *

SENE 1991:

27/12/1991 târih ve 475 sayılı Kânun Hükmünde Kararnâmenin 10 ncu maddesi ile V sayılı Makâm Tazminâtı Cetveline bir neşder daha atdılar.

Cetvelde yer alan “Kıdemli Albaylar” ibâresini “Albaylar” olarak değişdirdiler.

Bu kez yapdıkları gayet ince bir “balans ayarı” idi.

Acısız, ağrısız, sızısız, kansız, dikişsiz...

Ve de habersiz...

Çünkü KHK demek, sel önünden sahipsiz kütükleri kapmak demekdi.

Kimseye göstermeden, tartışmadan, çakdırmadan, sormadan, izin almadan Meclisden Kânun çıkartmak demek idi.

Bu kumpas ile de;

  • Kıdemine bakmadan “Albay” rütbesindeki subayların tamamına

makâm tazminâtı ödemeye başladılar.

image029 

*  *  *

SENE 1993:

13/07/1993 târih ve 486 sayılı Kânun Hükmünde Kararnâme ile makâm tazminâtına bir ameliyat daha yapdılar.

Bu kez de;

  • Kıdemli Albaylar
  • Albaylar için

farklı makâm tazminâtı göstergesi tespit edildi.

Aynı rütbede olan subayların farklı oranda makâm tazminâtı alması bakımından dikkat çeken bir durumdur. Resmî yazışmalarda Albaylara kıdemini yazmayı yasakladılar. Fakat kıdemini yazmasına izin vermediği albaya en kıdemlisinden makâm tazminâtı verdiler.

Helâl olsun!

Başkumandan sıfatıyla Cumhurbaşkanı “Anayasa’yı bir kez delmekle bir şey olmaz!” der ise şâyet

O Cumhurbaşkanının subayları ne yapmaz?..

image033 

*  *  *

SENE 1996:

21/11/1996 târih ve 4214 sayılı Kânun ile zamânın hükûmeti, zamânın Bakanlar Kurulu’na yeni KHK’ler çıkartma yetkisi verdi.

Evvel zamân içinde idi

Tazminât da kalbur içinde...

Tıpkı 1984 senesinde olduğu gibi.

Târih, tekerrürden ibâretdir,

Değil mi, ÂKİF Mehmet?..

Bakanlar Kurulu’nun 12 sene sonra aldığı ve siz muhteremlerin aşağıda nazâr etdiğiniz işbu yetki Kânun’unun amacı;

Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bunların emeklilerinin;

  • Mâli imkânlar ölçüsünde geçmiş yıl kayıplarını giderebilmek,
  • Mâli ve sosyal haklarında iyileştirmekler yapmak”

kadar saf, masum ve iyi niyetli idi.

Hem

Görevdeki memurların

Hem de

Emekli memurların

Geçmiş yıl kayıplarını gidermek ve

Mâli ve sosyal haklarında

İyileşdirme yapmak!..

Zamânın Cumhurbaşkanı Çoban Sülü’ye böyle yapacaklarını söylediler.

Çoban Sülü de

Bunu söyleyen insan müsveddelerine inandı, güvendi ve

Kânun’u imzaladı.

Sâdece 4 aylığına aldığı bu yetkiye istinâden kolları sıvayan zamânın Bakanlar Kurulu,

Yeni KHK’ler çıkartmak üzere çalışmaya başladı.

image037 

*  *  *

SENE 1996:

Bakanlar Kurulu’nun 18 gün önce aldığı KHK çıkartma yetkisinin süresi 4 ay içinde bitecek idi.

Ne demişler?

Vakit, nakitdir!..

Genelkurmay Başkanımız ellerini çabuk tutdu. Meclisin pırıltılı salonlarında hemen hummalı bir “bakan ayartma, tavlama harekâtı”na başladı. Karargâhdan üç beş kurmay subay gönderdi Meclise. Tenhalarda kısdırdıkları Sayın Bakanlarımızı bir punduna getirip iknâ etdiler.

Vakidi, hemen nakide çevirdiler.

19/12/1996 târih ve 568 sayılı KHK’nin 3 ncü maddesi ile 926 sayılı TSK Personel Kânununa ekli V Sayılı Makâm Tazminatı Cetveli değiştirildi.

Kânun, böyle diyor. Aslında değişiklik yapılmadı.

Sâdece bir kelime ilâve edildi.

Enflasyon denen ve arsız siyâsetcilerin peydahladığı bu hayat pahalılığı senede yüzde yetmişlerde geziniyordu o tarihlerde. Memurun ve bu arada astsubayın maaşı da eriyip pula döndü.

Bu Kânun ile Genelkurmay Başkanımız;

Subaylara ve

Astsubaylara

Biraz nefes aldıracak bir maaş artışı yapacak idi.

Çoban Sülü’ye öyle söz vermiş idi.

Fakat

Şapkadan çıka çıka

Sâdece davşan!!!!!!!!

Afedersiniz,

Torbadan sâdece

Yarbay rütbesideki subaylarımız çıkdı.

Makâm tazminâtını düzenleyen meşhur V Sayılı Makâm Tazminatı Cetveli’ne son eklenenler “yarbay” larımız oldu.

image007

Makâm tazminâtı için köşe bucak kıvranıp uygun fırsat kollayan yarbay rütbesindeki subaylarımız

En sonunda emellerine nâil oldular.

Gökden

Biricik makâm tazminâtı düşdü,

Talihe bakınız ki,

O da

Yarbaylarımızın başına düşdü!..

*  *  *

1982 senesinden 1996 senesine kadar tam 14 hazân mevsimi deverân etdi.

14 senede;

  • 3 dâne Kânun,
  • 5 dâne de Kânun Hükmünde Kararnâme çıkartdılar meclisden.

Su uyudu,

Subaylarımız uyumadı...

Su akarken

Astsubaylar bakarken

Subaylarımız

Keseyi doldurdu...

*  *  *

SENE 2012:

Yarbaylarımız, V Sayılı Makâm Tazminatı Cetveli’ne eklenen son asker kişiler oldu olmasına da!

Bu cetvele eklenmek için yanıp tutuşan başka subaylarımız yok mu?

Var!

Kendi uydurdukları “üstsubay”  kılıfına dâhil edilen binbaşılar sırada avuçlarını ovuşduruyor iştiyakla...

Teklif şimdilik hizmet (görev) tazminâtını koparmak için...

Kapı bir açılsın hele!..

Gerisi gelir nasıl olsa...

image040 

Kendi uydurdukları ve hiçbir hukûkî mesnedi olmayan "üstsubay" kılıfına gizledikleri binbaşılara hizmet tazminâtı almak için birileri hileye başvurmakda hiç tereddüt etmedi.

image042

Kânun teklifinin yukarıda gördüğünüz gerekcesinde gırmızı çerçevenin içindeki ifâdeye dikkat buyurunuz yiğit yârenler!

Ne demiş Sayın vekilimiz o çerçeve içinde? “1 nci dereceye yükselen ve 3600 Ek Göstergeye hak kazanan subay...

Kim bu subay peki?..

Kelime hilesine bakar mısınız?

Ben mâliyeci değilim.

Fakat yapdığım parmak hesabına göre binbaşı rütbesindeki bir subayın birinci dereceye yükselmesi imkânsız.

O Sayın binbaşımızın 3600 Ek Göstergeye yükselmesi de mümkün değil.

İstisnâlar hâriç, derecesi 2 olur. İstisnâ olsa da kâideyi bozamaz!.

Ek Gösterge rakamı da 3000.

İşde isbatı;

image043 

Birinci dereceye ve 3600 Ek Göstergeye yükselmesi için bir subayın yarbay rütbesinde olması gerekir.

Muhterem yarbaylarımız bu tazminâtları hâlen alıyorlar.

Peki, bu dalavere niye öyleyse?..

Birinci dereceye yükselmiş ve

3600 Ek Gösterye yükselmiş astsubayların içine

Bu hakları hâiz olmayan binbaşı rütbesindeki subayları kaynak yapıyorsun Sayın vekilim!..

Ayıp oluyor hani!..

Senin amacın nedir Sayın TÜRELİ?

Birinci derece ve 3600 Ek Göstergeye yükselen astsubaylara mı tazminât vermek?

Yoksa

Astsubay posdunun içine sakladığın binbaşı rütbesindeki subaylara mı tazminât koparmak?

Vekilime ne gerek?

Vekilime doğruyu söylemek gerek!...

Yanlış hesap yapdıysam Bağdat’dan dönsün! Bilenler doğrusunu söylesin.

Şâyet benim yapdığım hesap doğru ise o hâlde Sayın Vekilimiz bu çirkin tuzağa niye düşdü?

Ya da Milletin Vekilini kimler tongaya basdırdı?

Birisi Sayın Vekilimi uyarsın!

Hatâya düşmesini arzu etmeyiz.

*  *  *

Satılık tazminâtlarım var. Üsdelik bîlâ bedel! Sırada bekleyen subay var mı?

Var elbet dostlarım...

Tek yapmaları gereken şey

Siyâsetcilerin yapdığından...

Takiyye!..

Murailik, fesatlık ve arsızlık silsilesiyle dolu folim makarasını tekrar başa sarmak!

Ne dedi ÂKİF Mehmet?

Tekrar oynat!

  • Meclisden yeni bir yetki Kânun’u çıkart,
  • Sonra, bu yetki Kânun’una yaslan ve
  • Kânun Hükmünde Kararnâme çıkartma yetkisi al.

Hemen kolları çemre!

İşde sana Kânun Teklifi.

İzmir Vekili Sayın Rahmi Aşkın TÜRELİ’den...

Üsdelik ıslak imzalı...

Sonra gelsin dizi dizi KHK’ler.

  • İlk fırsatda, binbaşıları,
  • Sonra yüzbaşıları,
  • Daha sonra üsteğmenleri...

Ve en nihâyet olarak da

  • Teğmenlerimizi

926 sayılı TSK Personel Kânun’undaki V Sayılı Makâm Tazminâtı Cetveli’nin alt kısmına ekle.

Asteğmenler mi?

Olmaz!

Onlara yok!

O kelimenin başında “ast” var ya!

Teğmenden fazla okusa bile askerliğe 1 derece aşağıdan başlayan kimler sanıyorsunuz?

*  *  *

Subaylarımız;

  • Komkarsu tazminâtını ve
  • Komutanlık tazminâtını mezun oldukları gün almaya hak kazanıyorlar.
  • Kadrosuzluk tazminâtını da emekli olduğu günden itibâren alacaklar nasıl olsa!..

Peki, hepsi bu kadar mı?

Devlet memuru ve diğer kamu görevlileri deyince

Sâdece subaylarımız mı var?

Yok elbet!

Subaylar ile aynı Kânun’a tabi olan astsubaylar var!..

Ordunun;

  • İki aslî unsurundan birisi,
  • İki temel direğinden birisi, (¹)
  • Türk Silâhlı Kuvvetlerinin çok önemli bir gücünü teşkil eden (²)
  • Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olan (²)
  • Türk Silâhlı Kuvvetlerinin birbirlerine gönül bağıyla kenetlenmiş fedakâr ve kahraman mensupları  olan(²)
  • Astsubaylar da var.

Astsubaylar,

Devletin vatandaşı değil mi?

Astsubaylar,

T.C. Ordusunun askeri değil mi?

Subaylar bu konuda son derece hasis ve arsız davrandılar.

Bugün itibâriyle bu tezgâhın farkına vardık!

Necdet Bey,

Biz,

Bir aile miydik?

Askerin en büyük vasfı

Şerefli olmasıdır.

Genelkurmay Başkanı

Çoban Sülü’ye verdiği sözü tutsun!

Biz Astsubaylar

Hak etdiğimiz tazminâtları istiyoruz!

Subaylarımıza

Tam 6 çeşit tazminât var...

Astsubaylara ne var?

Astsubaylara

Tazminât makâmından ninniler!..

*  *  *

SENE 2014, 01 MART:

Sonunda oldu!

Kırk seneden beridir verdiğimiz

Medenî, insânî ve hukûkî mücâdele ile

Hakkımızı alamadık!

Daha doğrusu

Biz istedik de

Bizi ölüme sürenler

Hakkımızı vermedi...

Çözüm imkânları tükendi!..

Başka çâre kalmadı!..

TEMAD Genel Başkanımız Sayın Ahmet KESER,

Emekli astsubayların 01 Mart 2014 tarihinde

Ölüm orucuna başlayacağını

Kamuoyuna ilân etdi.

image046 

image044Dünya’nın dokuzuncu büyük ordusu

Tarihinin en ciddi ve

En tehlikeli sınavıyla karşı karşıya.

Bu sınavın gâlibi olmayacak!

Vatanı uğruna ölmeye ve öldürmeye

Nâmusu ve şerefi üzerine yemin eden

Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun

Emekli astsubayları kendi hakkını almak için

Ölmeye yemin etdi.

Böylece dünyada “ölüm orucu kararını ilk veren astsubaylar” da

Türk emekli astsubayları oldu.

Siyâsetcisiyle

Askeriyle

Beceriksiz idâreciler ülkemizi bu hâle getirdiler.

Astsubayara hakkını vermezler ise

Hepsine yazıklar olsun!..

Bizden helâllik beklemesinler.

Emekli astsubaylar ölüm orucuna yatarken

Devleti idâre edenler

Ölüm sessizliğinin arkasına saklanamaz!

Bu ölüm orucunda ölecek emekli bir tek astsubay meslekdaşımızın dahi vebâlinin altında herkes ezilir!

  • Necdet ÖZEL,
  • Recep Tayyip ERDOĞAN,
  • Abdullah GÜL...

Sizlerin nâmusunu korumak için

Ölmeye yemin etmiş emekli astsubaylarınızın

Canını bugün korumaya mecbursunuz.

Devleti idâre etmek için devletin ekmeğini yiyen sizler,

Emekli astsubayların kendisini öldürmesine seyirci kalamazsınız!..

Devleti idâre etdiğini zanneden

Herkes aklını başına devşirsin!..

 brove

 

 

 

 

Şükrü IRBIK
(E) SG Tls.Astsb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

Orduevleri

Aralık 09, 2013

Sabah kalktım.

Bilgisayarımda bir  flaş haber;

"Temad Başkanı Sayın Ahmet Keser’in orduevlerine  girişi yasak!"

Neden  acaba? Ahmet Keser, emekli astsubay.

Kim koydu bu yasağı?

Orduevleri devletin değil mi?

Devlette, uygulamalar yasal kararlara göre alınır. Yasal ortamda.

Devlet malının sahibi devlettir.

Ne yapmış bu adam?

Böyle bir yasak koymanın gerekçesi var mı? Nedeni nedir?

Bu olumsuz uygulama hakkında, mahkeme kararı var mı?

Hak  kısıtlaması içeriğini, uygulayıcılar,  tasarrufta bulunanlar

dayanaklarının gücünü, yasalardan alır.   

Yasaların  ön gördüğü mahkeme  kararı var mı?

Eğer yoksa,

yasaları tanımama anlamına gelir mi acaba?

Pekiii.

Mağdur, mağduriyetini bağımsız mahkemelerde  kanıtlar da,

uygulayıcılara icra yolu ile haklılık kararını sunarsa,

sonuç ne olur?

Ben yaptım, oldu uygulaması!

Uygun, derler mi?

Nedeni yok elbette. Vardır amma, sır olması uygun görülmüş!

Pekiii.

Kim bu Ahmet Keser denilen adam? Temad Başkanı.

Açalım;

Türkiye Emekli Astsubbay Derneği Başkanı.

Ne iş yapar?

Astsubayların verilmeyen haklarını arar, ister.

Aynı ortamda, ileri karakol olarak görev yapmış olanların haklarını.

Zimmetin yükünü taşımış, altında ezilmiş olanların hakları adına,

uğradıkları haksızlıkları ortaya koyar.

Ahmet’in, öğünülecek tarafı görmezden gelinemez elbette!

Ahmet Keser’in uğraşı da,

hakları daha çağdaş ortama taşımaktır.

Gerçekte;

TSK'de, eşit süreli eğitimli olanların

olanaklardan eşit faydalanamaması gibi kıyaslamalarla

televizyonlarda, açık oturumlarda, gerçekleri kamu oyuna duyurmağa çalışır ekibiyle, Ahmet.

Neden bu mu?

Olmadı!

Buna mani olmak gerekir.

Susturalım şunu. Önce Sayın Ahmet Zengin'i. Şimdi Ahmet Keser'i...

Orduevlerine girişini yasaklayalım, kendilerine gelsinler.

Nasıl olsa emir verme yetkisi bizim. Uygulamadan biz sorumluyuz.

Bize kimse karşı koyamaz zihniyeti ile. Olgu bu!

Gerçekleri, sadece Sayın Ahmet Keser mi biliyor sanki?

Mahkemeye verdiniz şikayet konularını, ortaya koyarak.

Ama, hak arama ayırımda bulunan tarafsız sivil savcılar var.

Bağımsız hakimler var.

Hakimler haklıdan yana elbette.

Tarafsız sayın savcılar ne der sonra?

"Adam haklı. Toplumunun hakkını koruyor" der.

Ve dedi.

Şikayetinize ”takibine gerek yoktur” kararı verildi. Demek ki haklı değilsiniz, adalet ortamında!

İyi de, ülkede gerçek demokrasi var.

Şimdi Ahmet Keser de bir astsubay. Ahmet’in astsubay hakları kısıtlanması neden?

Durup dururken ve hiç bir yasal karar yokken ortamda.

Hak kullandırma yetkisini elinde bulunduranlar, gücünü yasalardan alırlar.

Bu gücü kullanırlarken yasal hakları görmezden gelemezler!

Genelkurmay Başkanlığı'na Sayın Ahmet Keser’e kısıtlama koyma olgusunda,

yasa ve mahkeme kararı" yetki vermemiş ise yetki  kullanımı olanaksız gibi çağdaşlıkta.

Zaman 15 Aralık 1993 değil! Aradan tam tamına 20 geçti.

Sayın Doğan Güreş'in Genelkurmay Başkanı olduğu dönemlerdi.

Erhan Akyıldız - Ali Tevfik Berber Olayı vardı.

Ne dedi Sayın Erhan Akyıldız askeri mahkeme ortamında?

"Ben görevimi yaparken, Genelkurmay Başkanı'nın hoşuna gitmek zorunda değilim".

Sayın Ahmet Keser de sadece görevini yapıyor. Faaliyetleri benimsenmedi ise,

demokrasi ortamında, çare hukuk olmalı.

Ahmet Keser'in uğraşı da

ortamının daha da çağdaş olmasını sağlamaktır elbette!

Gerilerde kalmış olmalı 1993' lü anlayış ortamı.

***

Özgürlüklerin, insan haklarının korunması için

Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Komisyonları'nda imza atmış, kabullenmiş bir ortamda ve tüm bunları kabul etmiş bir ülkede,

olanakları devlet tarafından, devletin verileri ile karşılanan orduevlerinin yasaklı kullanımı, özgürlüklerin ve hakların kısıtlasıdır! Neden? 

Anlamak zor gibi, hukuk ve yasal veriler içeriğinde...

 

Mehmet KAYALI

Baştan belirteyim; TEMAD Merkez Yönetiminde hangi isim olursa olsun bence fark etmez; bir emekli assubay olarak, adını mesleğimin adından alan, üyesi bulunduğum, TEMAD üzerine dileklerim, derneğimizin şeffaf  yönetilmesinden, meslektaş camiamızı iyi temsil etmesinden, meslektaş camiamızın haklarını iyi savunmasından, dernek yönetilirken demokratik kurallara en iyi uyulan dernek olmasından, kısaca tüm güzelliklerin derneğimiz  "TEMAD"ın adı ile birlikte anılmasından başka bir amacım, düşüncem olamaz. Bunun yanında, ismi biraz öne çıkanların, ülkemizin bu günkü şartlarında, Amerikan filmlerinde polislerin insanların cebine uyuşturucu koyması benzeri yöntemlerle tuzağa düşürülmesi malum. Kim ne derse desin, TEMAD yöneticilerinin benim haklarımı savunacağım derken esir düşmeyi göze almalarını isteme hakkını kendimde göremem...

TEMAD Genel Başkanı Ahmet KESER meslektaşım için, beş yıl önce ilk tanıştığımda, bu platformlarda, "Oturaklılığı, tavrı, karşısındakini dinlemesini bilmesi, konulara hakimiyetiyle, Sayın Ahmet KESER bu koltuğu doldurur, değme prostatlı YÖK profesörünü cebinden çıkartır" diye yazan kişi  de benim. Hakkındaki düşüncelerim, hâlâ tersine dönmüş değil. Sözümün arkasındayım. Yalnız bu durum aklıma takılan, soruları sormama, daha iyiye ulaşmak adına, gerektiğinde  eleştirmeme engel değildir.

Bu girişten sonra, artık 2013 Assubaylar Günü Ankara buluşması izlenimlerimi anlatabilirim. Ankara buluşmasından bir ay önce yayınlanan mesajlardan TEMAD örgütlerince Ankara’ya meccane otobüs servisi sağlanacağını öğrenince listeye adımı yazdırdım. 18 Ekim günü akşamı, üç otobüs dolusu, yüzden fazla kişi, Antalya’dan yola çıktık. Sabah 07:30 gibi Ankara Etiler Orduevinde olduk. Orduevinde gideri TEMAD tarafından karşılanan kahvaltımızı ettik. Anıtkabir’e yapılacak kortej yürüyüşünün başlangıç yeri olan Ankara Arena’nın önüne hareket etme saatine kadar, dört saat orduevinde kaldık. Bu süre içinde, başka illerden gelen tanıdık meslektaşlarımızla buluşup hasret giderdik. Sanal alemden tanıştığımız birçok meslektaşımızla olan “gıyabi” tanışıklığımızı “vicahiye” çevirme fırsatı bulduk. Saat 13:00 gibi, otobüslere binip yürüyüşün başlayacağı noktaya hareket ettik. Orada diğer konaklama yerlerinden gelenlerle ve yürüyüşe Ankara’dan katılacak olan  meslektaşlarımızla buluştuk. TEMAD Yönetimi katılımcıların öğle yemeği için de organizasyon yapmış. Dağıtılan pide ayranlarla nefsimizi körlettik. Alanda kalabalık toplu haldeyken alanın tamamını görmek mümkün olmadığından katılım yetersiz mi acaba diye biraz  endişelendim. Yürüyüş başlayıp yola koyulunca, yol boyunca uzanan kortejin uzunluğunu görünce, katılımın  pek de az olmadığını görüp sevindim.  Anıtkabir'e doğru yöneldiğimizde, geçtiğimiz kavşaklarda Ankara'lı sürücüler, araba kornaları ile bizlere destek verdiler. Öğle öncesi hava parçalı bulutlu ve güneşliydi. Kortej  Anıtkabir yokuşuna geldiğinde hava kapandı, hafiften yağmur başladı. Neyse ki yağış fazla uzun sürmedi. Ata'mızı ziyaret, İstanbul TEMAD İl Başkanın şefliğinde İstiklal Marşı’nın  söylenmesiyle sona erdi. Dönüş yolunda Tandoğan Orduevi’nde biraz soluklandım. Orada da daha çok sanal ortamdan tanıştığım bir çok  meslektaşımla yüz yüze gelme, tanışma fırsatım oldu. Güneşin batmasına yakın, akşama kutlama etkinliklerinin yapılacağı Ankara Arenaya geçtim. Yürüyüş sonrası yakın illerden gelen gruplardan, akşama erkenden evimizde olalım diyerek konseri beklemeden ayrılmaya niyetlenenler olduysa da bildiğim kadarıyla TEMAD yöneticileri bu teşebbüslerinden vazgeçirdiler. Bir önceki gece yaptığım otobüs yolculuğu nedeniyle çektiğim uykusuzluğun dışında benim açımdan bir sıkıntı yoktu. Mehter takımının konseri, dünyanın dört bir yanından Türk müziği örnekleri veren müzik topluluğunun konserleri güzeldi. Spor salonunun tribünlerini dolduran camiamız mensuplarının coşkusu olağanüstüydü. Konser arasında,bir ara TEMAD Genel Başkanı Sayın Ahmet KESER, yönetim ekibiyle birlikte salonda bir tur atıp katılımcıları selamlayışı muhteşemdi. Başkanın salona girip seyircileri selamlayışı, iktidara aday, umut vaat eden bir siyasi parti liderini aratmaz mükemmellikteydi.. Platforma çıkıp yaptığı konuşma, daha önceki konuşmalarıyla içerik açısından karşılaştırıldığında, bu kez Genelkurmay’dan pek fazla söz etmedi. Sözlerini “Tek devlet, tek millet ilelebet” sloganıyla bitirdi. Başkan’dan sonra sahneye çıkan sanatçı bayan çok güzel şarkılar söyledi ama, kıyafeti, benim gençliğimde  çamaşırın evde leğende yıkandığı dönemden, çamaşırın başından kalkmış gelmiş de, eline mikrofon tesadüfen tutuşturulmuş gibiydi...

2013 Assubaylar Günü Ankara izlenimlerimi anlatan bu yazımı, daha altı yıl önce sorunlarımızı duyurma amaçlı dörtte bir gazete sayfası genişliğinde ilan vermeye niyetlendiğimizde, ilan gideri olan on bin lirayı aramızda toparlayasıya kadar  karşılaştığımız sorunları ve o günün TEMAD Genel Merkez yönetiminin yaptığı engellemeleri yaşamış bir kişi olarak, bu günkü yönetim için “At binenin kılıç kuşananın. Bravo adamlara. Bu yönetim işini biliyor; sayelerinde son bir yıl içinde sorunlarımız yirmiye yakın gazete haberine, ve televizyon programına konu oldu. Sayelerinde sıfırdan koskoca bir Assubaylar Günümüz oldu. TEMAD artık kutlamalar için üyelerini Ankara’ya getirmek üzere yurdun her köşesinden otobüsler tahsis edebilecek güce erişti. Toplantılarını beş yıldızlı otel salonlarında yapar, misafirlerini lüks otellerde ağırlar hale geldi. Selam olsun emekli assubaylar dışında derneğimize katkı yapanlara” türü övgüler düzüp bitirecektim; olmadı..

İçimdeki sevdalı, “Aklına takılan soruları niçin sormuyorsun? Sosyal paylaşım ortamlarında fedailiğe soyunanların, soru soranı dövmekten beter edenlerin, birilerinin sorulan sorulara illa ki cevap vermeyi kendilerine  görev edinenlerin şirretinden mi korkuyorsun yoksa” diyerek başımın etini yedi. “Sorunlar çözülecek, sen de meslektaşlarının internette bir meydanda toplanmaları için davul çalarak  sorunlarının ortaya konulmasına katkı koymuş olmakla  övünecek, bunu yazıya dökecektin. Yazının başlığını bile hazırlamıştın; yazının başlığı ‘SONDAN YEDİNCİ DAVULCU BENDİM’ olacaktı. Bir ara ‘on beş ocağa kadar susun bekleyin, Ankara’ya gidip sorunları bir hafta içinde çözeceğim’ diyenlere bile inandın bekledin. Hani ne oldu; elin belinde mi kaldı yoksa? Buraya kadar anlattıkların aynanın önünde herkesin gördükleri” dedi, bir anlamda benimle dalga geçti. Ben de, madem benim anlattıklarımı beğenmedin, öyleyse aynanın arkasını da sen anlat bakalım deyip, sözü  içimdeki sevdalıya bıraktım.

Assubaylar Günü geçen yıl ilki yapıldığında da bayram arifesine rastlamıştı ve TEMAD örgütlerinden Ankara’ya en pahalı otobüsü Antalya TEMAD kaldırmıştı.. O zaman bir Ankara otobüs fiyatına, bir bayramda yapılacak zorunlu masraf ve toruna verilecek bayram harçlığına bir de  bankamatikte kalan rakama bakmış, sonunda torunun bayram harçlığı lehine Ankara’ya gitmekten vazgeçmiştim. Bilindiği üzere, bu yıl yirmi gün kadar önceden, Ankara’ya katılımcılar için ücretsiz ulaşım sağlanacağı duyuruldu. Bunu da öğrenince Assubaylar Günü kutlamalarına katılmaya karar verdim. Geçen yıl Edremit Körfezi bölgesinden TEMAD  şubeleri 25 TL maliyetle Ankara’ya otobüs kaldırmışken, Antalya’dan normal tur fiyatına 60 liraya otobüs kaldırılmıştı. Bu durumu dile getirip, mevcut  Antalya TEMAD yöneticilerine, yerel yönetimlerin bu konularla ilgili imkanları olduğunu, daha önceki yöneticilerin yerel yönetimlerden bu gibi durumlarda yardım istediklerini ve talebin genellikle olumlu karşılandığını, bu gibi hizmetlerin derneğe daha az maliyete mal olduğunu, niçin bu olanakları zorlamadıklarını sorduğumda “biz kimsenin kapısına gidip ağız eğemeyiz” cevabını almıştım. 

Antalya’ya geleli yıllardır paltonun ne olduğunu unuttum. Takım elbise de ancak mevsim kışsa mutlaka giymek durumunda olduğumuz bir düğünlerde lazım oluyor. Bizim gibi emekli bir kişinin yılda bir takım elbise alacak hali de yok. Ankara’ya takım elbiseyle gitmeye niyetlenince, yıllardır askıda bekleyen takım elbisemin  pantolonunu şöyle bir test ettim. Göbeğimin kutrundaki değişiklik nedeniyle, otuz altı saat devamlı giymeye uygun olmadığını, rahat edemeyebileceğimi  anladım. Zorunlu olarak, pantolon belini açtırmak için önce soluğu Pantoloncu Terzi Halil’de aldım..

Hareket saatinde, otobüsün kalkış yerine geldiğimde, benim bindiğim  otobüsün üzerinde “Antalya Muratpaşa Belediyesi” yazıyordu ve o kadar görmeye çalıştığım halde hiçbir Antalya TEMAD yöneticisinin ağzının eğri olduğunu görmedim. Ücretsiz otobüse binip, Sabah Ankara Etiler Orduevi’nde TEMAD’ın verdiği bedavadan kahvaltıyı edip, öğleyin de dağıtılan pide ayranla karnımı doyurunca, bir ara, medyada zaman zaman sözü  edilen makarnacı kömürcü seçmenleri sanki anlar gibi oldum; kendimi onlar gibi hissettim... 

TEMAD için bankaya  her ay  maaşlarından   otomatik ödeme talimatı verenlerden Allah razı olsun diye için için tekrarlarken; ismine gerek yok, yürüyüş toplanma alanında, TEMAD Genel Merkezine sık sık girip çıktığını bildiğim, sosyal medyada TEMAD Genel Merkezi yönetimine sorulan en küçük bir soruya, eleştiri imasına kendisini cevap vermekle görevli sayan, camiamızda adı bilinen bir meslektaşıma rastladım. Bu meslektaşıma, Assubaylar Günü organizasyonu az buz bir maliyet değil, TEMAD’a bu işler için katkıda bulunan, sponsorluk yapan oldu mu; varsa kimdi, neyin karşılığında sponsor olmuşlardı, yoksa masraflar  bütçeden  mi karşılanacak diye soracağım tuttu. Arkadaşım “Sponsor var. Bu organizasyonlarda TEMAD’ın bütçesinden beş kuruş harcanmadı. Sponsor bir organizasyon firması. Sponsor firma büyük assubay camiasının Assubaylar Günü’nü organize ettiğini referanslarında kullanması karşılığı tüm organizasyon giderlerini karşıladığı gibi, TEMAD’ın kasasına da üste 200 bin lira verecek” dedi. Benim böyle parasal konulara oldum olası aklım ermediği, bu konularda vizyonum hep “kimse sırtına  binmeyeceği eşeğin önüne arpa dökmez” kuralı ile sınırlı olduğundan, anlatılanlar aklıma yatmadı ama yine de anlamış gibi görünüp uzatmadım..

Öğleden önce, yürüyüş öncesi orduevi lobisinde zaman geçirirken, uygulanan yöntemlerinin demokrasiye uygunluğunun tartışmalı olduğu iddia edilen ve mahkemelik olan son genel kurul üzerine meslektaşlarımın aralarında, “keşke bunlar yaşanmasaydı çok iyi olurdu; Ahmet Keser başkanlığında bir yönetim böyle uygulamalara gerek kalmadan çok rahat tekrar seçilebilirdi” türü sohbetlerine kulak misafiri oldum. Bu “keşke”li sohbetleri, sponsorluk üzerine meslektaşımın  anlatılanlarını dinledikten, Sayın TEMAD Genel Başkanımızın akşam konser salonuna yaptığı politikacı vari muhteşem selamlamasını izledikten sonra, bu yönetimin geride kalan üç yılı  gözümün önünden film şeridi gibi geçmeye başladı.  

2011 Ekim'inde camiamız adına ne de çok sevinmiş umutlanmıştım. Televizyona çıkma fırsatı bulup “Günümüzde tüm assubaylar artık yüksek okul mezunudur” deyip dert anlatmaya çalışırken, söze “örneğin ben ortaokul mezunuyum, dışarıdan lise bitirdim” diye başlayan bir yönetim anlayışı gitmiş, TEMAD’a yönetici olup camiasına daha iyi hizmet edebilmek, kendisini daha güzel ifade etmek amacıyla, kendisinde eksik gördüğü diksiyon konusunda  ders alan, artık “Hakkari’nin çıplak dağlarına” bile hitap eden bir anlayış gelmişti. Durumu o günlerde alkışlamıştım; geldiğimiz ortamda biraz şüpheyle bakar oldum. Nasıl oluyorsa yeni başkanımız, yurdun bir çok yerinde, bazen askeri birliklerin sınırları içinde bile muvazzaflarla toplantılar yapıyor, şimdiye kadar iyi komutan olmanın birinci şartını “astsubay denilince surat asmak” sanan kafalar bu toplantılara itirazsız izin verir olmuşlardı. Ardından, şimdiye kadar hiç yokmuşlar da iki gün içinde yaratılmışlar gibi, birden bire, sayıları yüz binlerle ifade edilen “Twitteri sallayanlar” grubu ortaya çıktı. İyi bir şey olsa gerek, kendi söylemleriyle, üst üste birçok kez “TT” olmakla övündüler. Sanki artık “mutfakta biri varmış” gibi, düne kadar yüzüne kimsenin bakmadığı, hep duymazdan gelindiğine alıştığımız TEMAD Genel Başkanı’na, her kesimden televizyon kanallarının arka arkaya kapılarını ağzına kadar açar olduğu  dönemi yaşadık. Başkanımızın da ağzı laf yapıyordu hani; ben dahil herkes, “Antalya’da  altmış albay oturuyor”, “Bodrum’da karakol komutanı üsteğmen, Ürgüp’te başçavuş”, “Mesaimizin süresi amirin iki dudağı arasında”, “Bu nasıl adaletsizlik; assubaylar barış anında bile hukukçu olmayan subaylarca yargılanıyor”, “Emekli olan assubayın maaşı görevde aldığı maaşın yüzde kırk beşine düşüyor” türü doğru ve haklı sözlerini alkışladık. Bu süreç aynı zamanda, sonunda Türk Ordusu’nun iş yapamaz duruma getirileceği, sonunda resmi makamların söylemiyle, “sınırlarda 1500 atlı kaçakçının Türk Ordusuna posta koyar hale getirilmesi amacıyla hedefe konulup salvo atışların yapıldığı süreçle çakışıyordu. Bir süre sonra, şikayet edilen sıkıntılar bitmiş sanki amaca ulaşılmış gibi, TEMAD Yönetimi birden bire suskunluğa büründü. Bu arada işe çok iyi başlayan yönetim nedense aralarında birbirlerine düşüp çatal kazığa dönüştü. Sonuçta bilindiği üzere iş olağanüstü genel kurula kadar uzandı.

Sorunlarımızın çözümüne Genelkurmay’ın hep olumsuz yaklaştığının kamuoyuna şikayet edilip, siyasetin duyarsız kaldığı konusunda tek bir imâ bile yapılmadığı bir sürecin sonunda, bir de baktık ki sel gitmiş kum kalmış. Türk Ordusu'nun birilerinin çıkarına çomak sokabilme potansiyeli taşımayacak şekilde tasfiyesi sağlanmış, assubayların şikayet ettikleri sıkıntılar çözülmediği gibi,  disiplin yasası düzenlemesi hazırlanırken hep “bu konuda bizim birikimimiz var, şikayetçi olan taraf biziz ve buradayız” diye tekrarlayan TEMAD adam yerine konulup görüşü sorulmamış, çıkan disiplin yasasıyla sorun çözülmek yerine üzerine bir düğüm daha atılmıştır. Sonuç olarak, geldiğimiz aşama itibariyle, felenk demiri niyetine galiba kullanıldık...

Son olarak, Ankara’da Assubaylar günü kutlamalarında TEMAD Genel Başkanı'nın salon performansının ve yaptığı konuşmasının  bende bıraktığı izlenime  gelince; Neil Dimond misali çok güzel gitar çalıp şarkı söyleyen bir adam düşünün. Müziğin her türlüsü sonuçta müziktir deyip, bu adamın kucağına bağlama vererek sahneye çıkarsak, hadi bakalım Musa Eroğlu’nun “Sarıkamış” uzun havasını söyle bakalım desek; gitar ustası adam önüne konulan notaları açıp, belki bir şeyler yapabilecektir ama; kuvvetle muhtemel adam bağlamayı gitar gibi çalmaya kalkacaktır. Musa Eroğlu’nun söylediği “Sarıkamış” türküsünde olduğu gibi mümkün değil beni duygulandıramayacaktır...

Burada gitarla şarkı söylemeyi siyasetin, gitar ustasını TEMAD’ın danışmanlarının, yapılan işi yani müziği adam parlatma sanatının, bağlama ile türkü söylemeyi de dernekçiliğin yerine koyun. Camia ve dernek olarak bir kere daha birileri tarafından omuzlarımıza basılıp kullanılmaktan, virtüözlerin gitar tarzında bağlama çalıp türkü söylemeye kalkmasından, birilerinin camiamızın omzuna basıp yükselmeye niyetlenmesinden, başka amaçların sorunlarımızın önüne geçmesinden, çok defa olduğu gibi camiamızın sel yatağında kum gibi, kütük gibi kalakalmasından  endişe ediyorum...

Not: Sayın Ahmet Keser’in Bugün Televizyonu’nda 5 Kasım 2013 günü çıktığı programda sorunlarımızı ortaya koyuşu ve sadece assubayların sorunları için değil, Türk Ordusu'nun içine düşürüldüğü durumdan kurtulması için biz birikimlerimizle buradayız vurgusu yaptığı konuşma çok güzeldi, kendi adıma kutlarım...

Mehmet Ali KILINÇ / Antalya/ 7 Kasım 2013

Genelkurmay UYGULAMALARIYLA Türk Subay Kuvvetleri haline getirdiği TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE, Assubaylar kendilerine yapılan tüm AYIRIM ve HAKSIZLIKLARA rağmen bunları yapanlara karşı ne kadar SABIRLI ve METANETLİ olduklarını ARTIK görmelidir. Tüm HAKSIZLIKLARA rağmen hala KIRILAN KOLU YEN içinde bırakma düşüncesinde olduklarını, TSK nın dışarıdan KÖTÜ gözle görülmesini engellemeye çalıştıklarını TEMAD BALIKESİR toplantısında gözlemledim.

13 NİSAN 2013 de BALIKESİRDE yapılan ASSUBAYLARIN BİLGİLENDİRME toplantısında TEMAD GENEL BAŞKANI Sn Ahmet KESER'in duruşu ve ifadeleriyle hala MİLLETİMİZİN en GÜVENİLİR olan KURUMU TSKya, yaptıkları bunca AYIRIM ve HAKSIZLIĞA rağmen ZARAR vermemek için KELİMELERİNİ SEÇEREK cümleler kurmaya çalışmasını GENELKURMAY ve KOMUTA heyetinin bizzat GÖRÜP duymalarını isterdim.

GENELKURMAY ve KOMUTA heyetinin ASSUBAYLARA karşı duymadığı ve uygulamadığı AHDE VEFA bu olsa gerek.

Toplantı salonuna SIĞMAYAN Astsubay GÖNÜLLÜLERİ sorularıyla GENÇ başkan Sn Ahmet KESERİ' TSK la ilgili sorularda ne kadar ZOR durumda bıraksalar da o SERİNKANLILIĞINI bozmadan TSK nın MİLLETİN ordusu olduğunu, yapılan AYIRIMLARIN sonsuza kadar devam edemeyeceğini KAST sistemi uygulayıcılarının YANLIŞLARINI görüp TSK nın BİRLİĞİ ve ÜLKENİN geleceği için hatadan DÖNÜLECEĞİ mesajını verdi. TSK nın bir KURUM olduğunu YANLIŞI kurumun değil KİŞİLERİN yaptığını belirtti. Kişilere ait YANLIŞLARINDA KURUMA mal edilmesinin doğru olmayacağını ama bu YANLIŞLARDAN dönülmesi için SONUNA kadar MÜCADELENİN her geçen gün ARTARAK devam edeceğini ifade ettiler.

Ancak bu SÜREÇ içinde KİMSENİNDE YETKİLERİNİ AŞARAK HİYERARŞİK SİSTEMİN gölgesine SIĞINARAK ASSUBAYLARA yapılan HAKSIZLIĞI sürdürmeye ve bunun HAKLILIĞINI baskı YOLUYLA kabul ettirmeye YELTENMESİNİN doğru YOL olmadığını, TEMAD olarak YAPILAN ve YAPILACAKLARIN takipçisi olacakları mesajlarını verdiler.

Toplantı salonundaki COŞKU ve KARARLILIK gerçekten GÖRÜLMEYE değerdi. Genelkurmayın Assubaylara yaptığı AYIRIM ve HAKSIZLIKLAR Assubayları BİRLİK olmaya yönelttiğinden belki de BİLMEDEN İSTEMEDEN yaptıkları bu İYİLİKTEN dolayı Genelkurmay ve kast sistemi uygulayıcılarına teşekkür etmeliyiz.

Görülen o ki yapılan bu TOPLANTILAR Assubayların KENETLENMESİNE ve sayısal olarak ÇIĞ gibi BÜYÜYEREK AYIRIM ve HAKSIZLIKLARA DUR demek için sonunda TÜRKİYE GENELİNDE bir EYLEME dönüşecek gibi GÖRÜNMEKTEDİR. 27 nisan 2013 İZMİR toplantısı bunun en BÜYÜK ve GÜZEL göstergesi olacaktır.

GENELKURMAY HAK arayan AYIRIMIN bitmesini isteyen ASSUBAYLARA karşı KILIÇLARI kuşanıp DÜŞMAN muamelesi sergileyeceğine SORUNLARIN çözümü ve DİYALOG yollarının bulunmasına yönelip, DİYALOG kapılarını SONUNA kadar açmalıdır. GENELKURMAYIN DİYALOG yoluna açık olması hem TSK hem de ÜLKEMİZ ve GELECEĞİMİZ için daha YARARLI olacaktır.

Assubaylar DÜŞMAN değil TSK yı AYAKTA tutan, yürüten TEKNİK kadrosu TSK nın VAZGEÇİLEMEZ ÖNEMLİ UNSURU ve bu MİLLETİN ÖZ VATANDAŞIDIRLAR.

Saygıdeğer Meslektaşlarımız,

Ordunun temel direklerinden assubaylar olarak verilen her görevi 'zaman zaman imkansızlıkları da  aşarak' özveri ile yaparak bu ülkeye ve orduya sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettik. Buna rağmen önyargılarla kendi kurumumuz tarafından sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldık. "Kol kırılır yen içinde kalır" dediğimizde ise bu kez kanadımızın kırıldığını gördük! Bizlerin istekleri hiç bir zaman başkalarına altın tepside sunulan imtiyaz ve ayrıcalık değildir. Sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı isteğimiz var ve bunun yasal mücadelesini Temad Yönetiminin önderliğinde yapıyoruz.

Komuta kademesinde adalete ve reforma direnenlerin olduğunu da biliyoruz. Hiç bir kurum baskı ile ayakta duramaz. Moral motivasyonu ve aidiyet duygusunun yitirildiği kurumlar yıpranmaya mahkumdur. Biz kurumumuzda haksızlıkların, personel arasında ayrımcılığın son bularak  adaletin gerçekleşmesini talep ederken, aynı zamanda kurumumuzun güçlenmesini arzuluyoruz.

Yıllardır sürdürdüğümüz onur mücadelemizin rüzgarı Sn.Ahmet KESER ve ekibinin yeni bir ivme katması ile fırtınaya dönüşmüş, meslektaşlarımız arasında umut yeniden yeşermiştir. Bu süreç içersinde verilen sözlerin tutulmaması, adaletsiz Askeri Disiplin Yasa Tasarısının yasalaşması, taahhütlere rağmen yeni Askeri Personel Yasası taslağında adaletsizliklerin devam etmesi üzerine yönetimin alacağı tavır merak konusu olmuştur. Bunu gidermek adına Sn.Gn.Bşk. Ahmet KESER ile bir tele röportaj gerçekleştirdik.

Söyleşide tüm sorularımıza açık yanıtlar aldık ama, bazılarını Sayın Başkanın ricası üzerine ve MÜCADELE STATEJİSİ gereği yayınlamadık!

Sonuç olarak; Bizlerle ilgili her konu titizlikle takip ediliyor. Hiç biri için taviz verilmesi söz konusu değildir! Bizler kendimize olan saygı gereği, bizi kişisel olarak ilgilendirsin, ilgilendirmesin tüm haksızlıklar giderilinceye kadar kararlılıkla MÜCADELEMİZİ VE TEMAD’A OLAN DESTEĞİMİZİ DEVAM ETTİRMELİYİZ.

Saygılarımızla.  
  • Sn. Başkanım merhaba. Bazı arkadaşlarımızın merak ve endişelerini giderecek konularda, çoğunluğun ortak sorularını yanıtlamak, meslekdaşlarımızın merakını gidermek, toplumdaki umutsuzluğu önlemek için Asb.Güçbirliği Platformu adına bizlerle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyoruz. Size sorularımızı sormadan önce bize kendinizden kısaca bahsedermisiniz?

1963 yılında Adana Ceyhanda dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi Ceyhan da bitirdim. Çocukluk yıllarımda bazı çocuk dergilerine yazı yazıyordum. Lisedeki öğrencilik yıllarımda edebiyat ve sosyolojiye ilgim çoktu. Okulda bir çok zamanlar kompozisyon yarışmalarında okul birinciliklerimin yarı sıra okulumu temsilen girdiğim kompozisyon yarışmalarında da Adana liseler arası yarışmalarda derecelerim vardır. Liseyi bitirdiğim yıl Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini kazanarak kayıt yaptırdım. Bir yıl üniversitede okumayı müteakip ayrılarak sınavına girip kazandığım İstanbul/Tuzla Piyade Astsubay Sınıf Okuluna geçiş yaptım. Mezuniyetimi müteakip Kara Kuvvetlerinin yurt içi ve yurtdışı birimlerinde kıta ve karargah görevlerinde bulundum. Uzun yıllar KKK Personel Başkanlığı birimlerinde görev yaptım. Kendi isteğimle emekli olduktan sonra Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği ile ilgili çalışmalara başladım. Bu çalışmalarımız sırasında 2008 yılında TEMAD ın yeni bir vizyona sahip olması gerekçesiyle yönetime aday oldum. Bu süreçte arkadaşlarımızla beraber Ankarada 30 un üzerinde toplantı yaptık ve Türkiye genelinde 40 ın üzerinde şubemizi ziyaret ettik. 2008 yılında TEMAD Genel Merkez seçimlerinde Yeni Oluşum Grubunun Genel Başkan adayı iken bazı olumsuz gelişmeler sonucu bölünmemek amacıyla adaylığımı rezerv ederek yerimi Profesör Ünver NASRATTINOĞLU na bıraktım. Grubumuz Genel Merkez Yönetimini kazanamayınca 2011 yılında tekrar genel Başkanlığa aday oldum. Teşkilatlarımızın teveccühüyle sandıktan biz çıktık. 11 Ekim 2011 den bu yana TEMAD Genel Başkanlığı görevimi yürütüyorum.

  • Bizler bu ülkeye ve orduya sadakatimizi, terimiz, canımız ve kanımızla ispatladık ama önyargılarla bize sosyal, ekonomik ve insanı haksızlıklar yapılıyor! Yıllardır bu konuda yaptığımız onur mücadelesi zat-ı alinizin önderliğinde yeni bir ivme kazandı. Toplumumuzda geleceğe ait bir güven oluştu. Ancak hala sonuç alamamanın ve verilen sözlerin hayata geçmemesinin yanında, son olarak Gnkur. basın bilgi notu ve MSB'lığının soru önergelerine verdikleri yanıtlarda, hiçe sayılarak personel yasa taslağındaki bir çok olumsuzlukların olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız! Örneğin; bir üniforması kefen olan assubaylar 'mevcut adaletsiz uygulamanın devamı ile' mahalle bekçisinden daha alt kademeden göreve başlatılıyor. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz ve taleplerin göz ardı edilmesi halinde size sınırsız destek veren assubaylarla ses getiren eylemler yapmak planlarınız içinde varmı?

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun taslağını hukukçularımızla birlikte inceliyoruz. Ana konularla ilgili oluşmuş değerlendirmelerimiz var. Ancak teknik ayrıntıları tekrar gözden geçirip ayrıntılı çalışma yapacağız. Bütün meslektaşlarımızın beklentisi artık astsubaylarla ilgili adil bir hukuki çalışmanın yapılmasıdır. Eyleme gelince bugüne kadar bütün meslektaşlarımız bizim çizgimizden hiç taviz vermeden çalışma yaptığımıza tanıktır. Başından ne söylediysek şimdide onu söylüyoruz. Eylemin basamakları vardır. Basamaklandırılarak yapılan eylemlerde bu güne dek ciddi geri bildirimler alınmıştır. Yeri ve zamanı geldiğinde yapmamız gereken neyse onu yaparız.

  • Bireysel eylem ve çalışmalar yapanlarla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Bireysel çalışmalar zenginliktir. Ancak, bireysel hareket etmek gücü dağıtmak olur. Bireysel çıkışlarla sonuç almak mümkün olmadığı gibi muhatapta bulmaz. Gelişmiş toplumlarda hak talep eden bireyler ortak hareket  ederler. Ortak hareket iş birliği demektir, güçbirliği demektir. Gücün kendisidir.

  • Sınıfımızı ilgilendiren önemli kararlarda şubelerinizin görüşlerine de başvuruyor musunuz?

Elbette. Gerek duyulduğunda şubelerimizden de, danışmanlarımızdanda yararlanıyoruz.

  • TEMAD genel merkez ve şubelerin gelir-giderleri web sitesinden neden yayınlanmıyor? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Türkiyede ciddi sivil toplum örgütleri,odalar, sendikalar ve meslek temsilcisi yapılar var. Bunlarda gelir giderlerine ilişkin bilançolarını genele açık sitelerde yayımlamazlar. Derneğimiz her 3 ayda Yüksek Denetleme Kurulu vasıtasıyla, zamanlı zamansızda Dernekler Masası ve Maliye Bakanlığı birimlerince denetlenmektedir. TEMAD Genel Merkezinden apartman yönetim kurulunundan beklediğimiz tarzı beklememiz doğru bir yaklaşım olmaz. Zaten 3 yılda bir yapılan Büyük Genel Kurulda bütün gelir giderler kongre üyelerine yani Şube Başkanlarımıza ve delegelerimize arz edilerek bilanço ibrası istenmektedir.

  • Genel merkezi kendi binasına taşımak istiyor musunuz? istiyorsanız ne yapacaksınız?

Genel Merkezimiz halen Maliye Bakanlığına ait bir binanın 4 katında konuşlanmış bulunmaktadır. Gönlümüzden geçen şey bize yakışır bir Genel Merkez binasını satın almaktır. Takdir edersinizki bu yüksek maliyetli bir satın alma ile mümkün olabilir. Yeterli, bu mali gücümüz oluştuğunda bu konuda bir adım atarız.

  • Çalışma grupları kurdunuz mu? Örneğin üyelerinize ve üye olamayan meslektaşlarımıza ücretsiz hukuki danışmanlık hizmeti vermeyi düşünüyor musunuz? Bu güne kadar hizmet verdiniz mi?
    Yaşlı ve kimsesiz meslektaşlarınız için projeleriniz var mı? Nelerdir? Neler yaptınız?

Bazı konularla ilgili çalışma gruplarımız var. Ancak bu konuda yeni bir yapılanmaya gitmek amaçlı çalışmalara başladık. Yakın zamanda daha profesyonel bir AR-GE oluşturcağız. Bu husustaki çalışmalarımızı yönetim kurulumuzdaki bir arkadaşımız  yürütmektedir. Hukuk komisyonumuz geçmişte meslektaşlarımıza ücretsiz hukuk danışmanlığı hizmeti verdi. Halende hukuki bilgiye ihtiyaç duyan meslektaşlarımıza bedelsiz danışmanlık yardımı yapmaktadırlar.

  • TEMAD Dergisi hakkındaki düşünceleriniz nedir? Dergi yayın kurulu varmı? İçerik olarak yeterli mi? Örneğin bu mücadelenin yıllardır önderliğini yapan kişilerin yazılarına da yer vermeyi düşünüyormusunuz?

Göreve geldiiğimizde aldığımız bir kararda farklı konseptte bir TEMAD dergisi çıkartmak oldu. İsmini GELECEK YÜZYIL koyduğumuz dergimiz astsubaylarn entelektüel birikimlerini, meslektaşlarımız ve kamuoyuyla paylaşma amacıyla yayın hayatına başladı. Başlangıçta şaşırtı bulunanan dergimiz meslaktaşlarımıza Şube Başkanlıklarımız bunun yanısıra Cumhurbaşkanlığı  TBMM Başkanlığı Başbakanlık Bakanlıklar milletvekilleri üniversiteler sendikalar ve sivil toplum örgütlerinede gönderilmektedir.

  • Üyelerin çok olduğu bölgelere alışveriş merkezleri kuracak mısınız? Vakıf, kooperatif faaliyetleriniz olacak mı?

Vakıflar konusunu ciddi olarak incelemekteyiz.

  • Siyasi Partiler ve Dernekler ile ilişkileriniz nasıl?
    a) Yazılı ve görsel basında sürekli Genelkurmay'a yüklenirken hükümete neredeyse hiç ses çıkarmamanız eleştiriliyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
    b) Bizim mecliste temsil edilmemizden daha büyük bir dileğimiz olamaz. Bu misyonu üstleneceğiniz konusunda ortak bir fikir oluşmuş durumdadır. Siz herhangi bir siyasi partiden yerel ve genel seçimlerde gelecekte aday olmayı düşünüyor musunuz?
    c) Adalet ararken meslek ve STK'nı yanımızda pek göremiyoruz. Bu durum adaletsizliğe uğramış meslek ve STK'na TEMAD'dan destek verilmediği için olabilir mi?

MSB ve Genelkurmay Başkanlığı kanunları incelendiğinde TBMM nin TSK personelinin özlük haklarıyla ilgili çalışma yapma sorumluluğunu Genelkurmay Başkanlığına verdiği görülecektir. O nedenle Genelkurmay Başkanlığının bir çalışma başlatması kanunun özü gereğidir. Bizim çıkış noktamızda o nedenle Genelkurmay Başkanlığıdır. Siyasete gelince, TEMAD asla bir siyasi yapının arka bahçasi olmayacaktır. Bütün siyasi partilere eşit  mesafedeyiz. Bizim işimiz siyaset değil meslektaşlarımız için hak ve adalet arama mücadelesidir. TEMAD ciddi bir psikolojik savaşla karşı karşıyadır. Bu psikolojik savaş benim ismim üzerinden yürütülmektedir. Bazı basın mensuplarına ve gazetecilere benim milletvekillliği teklifleri aldığım şekilde aslı astarı olmayan yalan haberler servis edilmekte, şahsıma olan inanç ve güveni zayıflatmaya yönelik yanıltma ve aldatma çalışmaları yapılmaktadır. Bahsi geçen bu konularla ilgili olarak hiç bir siyasi parti veya siyasi şahsiyetle görüşmem olmamıştır. Özellikle sosyal medyada sahte profillerle ortaya bir haber atılmakta ve akılları sıra bizi yıpratmaya çalışmaktadırlar. Benim tek önceliğim meslek onurumuzdur. Adalettir, haktır. Emekli olmayı müteakip TEMAD la ilgili çalışmaların içine girdim ve 5 senedir sahadayım. Geçmiş 5 senemde bu tarz hiç bir çalışmam olmamıştır. Meslektaşlarımız demokratik haklarını kullanarak siyaset yapabilir. Ancak hiç bir zaman TEMAD siyasetin içerisinde olmayacaktır. Buna izin vermem.

  • Derneğimizin tüzüğünün, çağdaş, demokratik bir değişiklik için son gn.mrk seçimlerinde karar alınmasına rağmen bugüne kadar bu neden gerçekleşmedi? Tüzük toplantısını yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız, ne zaman?

Tüzükle ilgili bütün Şube Başkanlıklarının yazılı görüşlerini aldık. Genel Merkezimizde Yönetim Denetleme ve Disiplin Kurullarımızında katılımlarıyla tam zamanlı 3 toplantı gerçekleştirip konuyu olgunlaştırdık. Uygun zamanda Tüzük genel kurulunuda toplantıya çağıracağız.

  • Hukuksuz ihraçlar hakkında son genel merkez seçimlerinde  alınan karaları uyguladınız mı?

Göreve seçildiğimiz son genel kurulda ihraç edilen meslektaşlarımızın tekrar üyeliğe kabul edilmesiyle ilgili bir kararımız vardı. Biz büyümek istiyoruz. Güçlü olmak istiyoruz. Herkesi birleştirelim diyoruz. Aldığımız bu karar sonrası Dernekler Kanununa aykırı hareket etmek suçundan ayrı olmak üzere bütün meslektaşlarımız yeniden TEMAD a kazandırmanın önünü açtık. Takdir edersinizki derneklere üye olmak gönüllükle olur ve mevzuata göre beyanla başvurulması gerekir. Yine mevzuta göre başvuruları yönetim kurulunun oluruna sunulur. Hal böyleyken ve biz bu sistemin önünü tamamen açmışken davet beklenilmesi mevzuatın uygulama yönergesine terstir. Daha önce ihraç edilmiş arkadaşlarımızdan dileyenler yazılı müracaatla Şube Başkanlıklarına başvurabilirler.

  • Konular üzerinde bilgi ve söz sahibi kişilerin katılımıyla oluşturulacak bir komisyon vasıtası ile iç hukuka ve AİHM götürülecek veya açılacak dava konularının belirlenip dava konusunun alt yapıları oluşturularak komisyonun belirleyeceği yol üzerinde hayata geçirilmesin gerekliliğine inanıyormusunuz ve bu konuda çalışmalarınız oldumu?

Bizlerle ilgili her konuyu TEMAD hukuk komisyonundaki arkadaşlarımızla değerlendiriyoruz.

  • Arkadaşlarımız OYAK’ın revize edilerek faaliyetine devamından yanalar. Kurum iştiraklerinde hepimizin hakkı olduğundan her üyeye katılımları nispetinde hisse senedi verilmesi için kampanyalar yaptık, sonuç alamadık! Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ayrıca AİHM açılan davanın ret edildiği OYAK dergisinde açıklandı. Bir yıla yakın süre geçti. Bu konuda son durum nedir?

Oyakla ilgili olarak bize ulaşan resmi bir bilgi yok. Yakın zamanda kararın bize ulaşabileceğini düşünüyorum.

  • Kalkınmada öncelikli illerde görev yapan kamu personeline kademe verilmesine rağmen bu hak bizlerden esirgendi. Ayrıca sağlık nedeni ile istekleri dışında resen sadece TSK personeli emekli ediliyor. Bu arkadaşlarımız sağlık nedeniyle ek iş yapamıyorlar. Emsallerinin derecesine ulaşamamıyorlar ve  büyük güçlüklerle hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir çalışma ve olumlu gelişme varmı?  

Yeni personel yasa taslağında bu konu yer alıyor. Malülen emeklilerin mağduriyetini biliyoruz ve bu konuda taleplerimiz vardır.

  • TEMAD web sitesinin üyelerine kapalı durumu haklı olarak eleştiriliyor. Tamamen özgür ifadenin ise bazı polemiklere ve sorunlara neden olduğunu da biliyoruz! Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir? Web sitesini sakıncaları da dikkate alarak üyelerinize açacak mısınız?

Ciddi kurum ve kuruluşlar incelendiğinde hiç bir yapı üyelerinin kendi içlerinde yatay çatışmalarına zemin oluşturmaz. Biz önceki TEMAD web sitesinin bu anlamda bir yanlış uygulamanın içinde olduğu gerekçesiyle itiraz ediyorduk. Meslektaşlarımız arasında sahte profiller marifetiyle çatışma zemini oluşturulmaya çalışılmış ve güven zedelenmesi yaşanmıştır. Ben şahsen hiç bir zaman bu kabil tartışma platformuna yazı yazıp kurum eleştirisinde bulunmadım. Kaldıki meslektaşlarımız sosyal medya üzerinden fikirlerini umuma açık bir şekilde zaten beyan ediyorlar. Bize ulaştırmak istedikleri görüşlerinide TEMAD webmail sayfası üzerinden gönderebilirler.

Sayın Başkan, mücadele statejisi gereği açıklamadığınız sorularımızın yanında daha pek çok soru var. Bunları bizlerin öneri, dilek ve eleştirilerini takip ederek biliyorsunuz ama toplum en azından peryodik sürelerde sizden açıklamalar beklediğini bir kez daha belirtelim.

Açıklamalarınızın meslektaşlarımız arasında büyük bir memnuniyet yaratacağını, en azından bazı soruların yanıt bulduğunu düşünüyor www.emekliassubaylar.org sitesi yönetimi ve meslektaşlarımız adına teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bir bayrak yarışı olan mücadelede size ve yönetim kurulundaki arkadaşlarınıza sevgi, saygı ve teşekkürlerimizi sunuyor, başarılar diliyoruz.  

 

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.. Ailenin direği fedakar koruyucuları babaların BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN. Her baba değerlidir,yürekleri sevgi doludur ancak asker babalar farklıdır. Onlar evlatlarımızın bulunamadıkları doğumunda, hastalıklarında,en önemli günlerinde yürekleri hüzünle evlatlarının, aileleri için çarparken daima bir buruk mutluluk ve sevgi doludurlar. Tüm...
Pazar, 21 Haziran 2020
ÇİMER MİLLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA GÖNDERDİĞİM DİLEKÇEDİR Başvuru Sayısı 2002852984 Başvuru Zamanı 17/06/2020 01:10:59 Başvuru Tipi Bilgi Edinme Başvuru Durumu Başvuru Yapıldı Başvuru Metni Deniz Kuvvetleri Komutanlığından 25 yıl 5 ay Savaş Gemilerinde görevli olarak 2/2 derece/kademesinden Emekli Astsubay Kd..Bş.Çvş. olduğumu ve ömürün son günlerin...
Çarşamba, 17 Haziran 2020
BAŞLANGIÇ DERECESİ VE VERİLEN SÖZLER Sayın Komutanlarım ve değerli meslektaşlarım size verilen sözler ve yapılanların ne bu hükümetle nede bu M.S.B. 'I İLE YAPILABİLECEK bir faaliyet olmadığı aşikardır.Lakin iş icraata gelince sırt dönen inceleme ve geliştirme devam ediyor diyerek camiayı uyutmaya çalışanlar unutmamalıdır ki ne Kadar SAF gözükse de bu ...
Pazartesi, 08 Haziran 2020
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ