Asubay Tefrikası-8

Şubat 02, 2020

 

 

 

                                   Asubay Tefrikası -8-

  

 

 

   Bir Genç, İki Sene ve Üç Unvân; Ahmet KISA

 

   16 Ekim 2019 Çarşamba, Balgat-ANKARA…

   O gün emir, büyük yerden geldi!..

   Kendisi, aradı beni…

   Uzun bir telefon görüşmesinden sonra,

   TEMAD Aydın İli Kurucu Başkanı,

   (E) Hava Telsiz Asb.Kd.Bçvş. Ahmet KISA şöyle dedi bana;

   Bizim oğlan ile birlikde bugün Ankara’ya geldim!.. Bir kutu da incir getirdim sana!..

   Sohbet için yarın bekliyorum seni! Gelebilir misin, Şükrü Bey?

 

   Hoş geldiniz, Ahmet Bey.

   Ellerinizden öper, incir için de teşekkür ederim size dedim, evvelâ…

   Akabinde, memnuniyet ile Ahmet Bey, tabi ki gelirim efendim, dedim!

   

   Yarın, sanki hemen geldi…

   Siyâset-rüşvet-ihânet-ihtirâs-kumpas çirkefi ile;

   Hem bedeni hem de rûhu kirlenen başkent Ankara’nın mânevî havasına inat

   Ilık, sâkin, âsûde ve hârika günlerinden birisini daha bize bahşeden kadim Anadolu bozkırının

   Bir sonbahar mevsiminde,

   16 Ekim Çarşamba günü öğleden sonra “balın gatıldığı” semtde buluşduk!..

   Elini öpdükden ve kısa bir hasb-ı hâlden sonra meslekdaşlarım Fikret PARLAK, Sami İNAN ve ben

   Ahmet Beyin etrafında mevkilendik…

   Dördümüz de aynı yere bakıyormuşuz gibi görünsek de aslında öyle değil!..

   Hepimiz sâdece aynı konuya bakıyoruz!..

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Ahmet  Beyin ikram etdiği çörekden bir gıdım,

   Çaydan da bir yudum aldıkdan hemen sonra da

   Dördümüz birlikde bu hârika resimi, târihin eskimez hâtırasına emânet etdik!..

 

  *  *  *  

 

   Sayın Ahmet KISA,

   1949 senesinde “ Gedikli Küçük Zâbit Onbaşı ” olmak için intisâb etdiği Eskişehir Hava Okulu’ndan

   04 Temmuz 1951 Çarşamba günü “ Gedikli Erbaş Onbaşı ” rütbesi ile mezun olmayı bekler iken

   Sâdece bir gün sonra, 05 Temmuz 1951 Perşembe günü;

   “ Astsubay Çavuş ” rütbesi ile

   Hava Kuvvetlerine intisab eden ilk dönem hava astsubaylarımızdandır.

 

  *  *  *  

 

   Ortaokul mezunu 15 yaşında bir genç olarak Ahmet KISA,

   “ Pilot ” olmak için Çanakkale’den güzün yollara düşdü…

 

   Tahrirî, şifâhî, sıhhî ve bedenî imtihânların hepsini muvaffakiyyet ile geçdi... 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1949 senesi sonbaharının ayaz bir gününde,

   Eskişehir’deki Hava Okuluna kaydını yapdırdı…

 

   Fakat

   Kayıt olduğu okulun aslında “ pilot ” okulu değil de

   “ Telsiz ” okulu olduğunu dersler başladıkdan haftalar sonra fark edebildi.

   Ahmet KISA için memlekete geri dönüş yok idi artık!

 

   Başladığı okulun “ zâbit ” değil de “ gedikli küçük zâbit ” okulu olduğunu anlaması da birkaç ayını daha aldı…

   Taalim-tahsil-terbiye başladıkdan aylar sonra Hava Okulu, Eskişehir’den İzmir’e nakledildi.

 

   Fakat

   İzmir’de tahsil edecek ne sınıf, taallüm edecek ne atelye; yatacak ne yatak, sıçacak ne helâ, ne de gusledecek hamam var idi…

   Amerikan Ordusunun İkinci Dünya Harbinde kullanıp hurda hâline getirdikden sonra

    “Marşal Planı” kisvesi altında yenisinin mâliyetinin beş katı bahaya

   “Müttefik” dediği Türk Devletine kakaladığı

   Suntadan mâmûl sobasız, derme çatma, buz gibi barakalara

   Arkadaşları ile birlikde balık istifi tıka basa doldurulan

   Ve dahi

   Talim-taallüm-ibâte-ikâmete cebredilen Hava Telsiz Küçük Zâbit namzeti Ahmet KISA,

   Bu bâdireleri de sağ salim atlatdı...

   Yarım yamalak; bir var üç yok ile gelip geçen iki senelik taalim ve tahsilden sonra Ahmet KISA,

   1951 senesinde okulundan “ gedikli küçük zâbit onbaşı ” rütbesi ile mezun olmayı bekliyor idi.

   Fakat ordumuzdaki “gedikli küçük zâbit ” sınıfı 1950 senesinde lağvedildi.

   Ve dahi

   “Gedikli küçük zâbit ” sınıfı yerine “ gedikli erbaş ” sınıfı ikâme edildi.

 

   “ Gedikli küçük zâbitler “ bir günde “ gedikli erbaş ”,

   “ Gedikli küçük zâbit talebeleri ” de “ gedikli okur ” oluverdi…

 

   Ordumuzun Ahmet KISA’ya yapdığı zulüm bu kadar ile kalmadı.

   İki senelik talim ve tahsilini,

   04 Temmuz 1951 Çarşamba günü tamamlayan “ Gedikli Okur Ahmet KISA,

   Ertesi gün “ Gedikli Erbaş Onbaşı ” nasbedilmeyi bekliyor idi.

 

   Fakat

   Bu kez de ordumuzdaki “ Gedikli Erbaş ” sınıfı lağvedildi ve yerine “ Astsubay ” sınıfı ikâme edildi.

 

   “ Gedikli Erbaş Onbaşı ” rütbesi ile Hava Kuvvetleri Komutanlığında göreve başlamayı bekleyen Ahmet KISA’ya komutanı olan subaylar,

   Ertesi gün, 05 Temmuz 1951 Perşembe günü, “ astsubay ” olduğunu söylediler.

 

   Bütün bu alavere-dalavere, kap-kaç, med-cezirden sonra Ahmet KISA,

   Hava Kuvvetleri Komutanlığının ilk dönem mezun “astsubay” larından birisi olarak

   Ve dahi

   “Hava Telsiz Astsubay Çavuş” rütbesi ile 1951 senesinde göreve başladı.

 

 

                  İki senelik talebelik süresinde;

 

  • İki farklı şehirde talim-taallüm etmek

       

  • Üç kere hüviyet değişdirmek

 

        Ve dahi

 

  • Üç farklı unvâna bürünmek!..  

 

 

  İnsana şaka gibi geliyor! Fakat hakikâtin ta kendisi…

   Üsdelik, bunların hepsi de bizim ordumuzda vuku bulmuş!..

   Hekimden sorma, çekenden sor demiş, atalarımız!..

 

   Yaşadığı bu tiyatroyu Sayın Ahmet KISA’ya o gün orada bir kez daha sordum!..

   Biraz şaşkın, biraz kızgın, biraz nâdim!..

   Fakat aynı heyecan ile ve çok çok da öfkeli bir üslup ile

   Yaşadığı kâbus dolu o tebdil-tebeddül-tensik-tenzil-tefeyyüz günlerini bir kez daha anlatdı bize…

 

   Fikri Bey, Sami Bey ve ben ise

   Ahmet Beyin yaşadığı ve 69 sene sonra bize anlatdığı bu hazin tiyatroyu

   Soluksuz, merak ve hayret dolu bakışlar ile dinlemekden başka bir şey yapamadık!..

   Hikâyesini, çayını, çöreğini ve incirini bizim ile paylaşdığı için kıymetli büyüğümüz Ahmet KISA’ya,

   Vakitlerini paylaşdığı için de

   Meslekdaşlarım Sami İNAN ve Fikret PARLAK’a teşekkür ederim…

   İnşallah, tekrar buluşmak umudu ile… 

 

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Ne Öğrendik?


Asubay Tefrikası 7 c5cd3

   Asubay Tefrikası  -7- isimli mukaddem makâlemizde;

   İngilizce “ enlisted ” kelimesinin türkce anlamının “ er ” olduğunu,

 

   Türkiye Cumhuriyeti Kânunlarının “ subay yardımcısı ” dediği 

   Ve dahi

   Türk kamuoyuna “ astsubay ” olarak takdim etdiği biz “ asubayları

   Genelkurmay Başkanının NATO ve Amerika’ya “ er ” olarak pazarladığını öğrendik!

 

   Gene o makâlemizde;

   Genelkurmay Başkanının “ astsubay ” dediği “ sahte kelimeden ” söz etdik!

 

  *  *  *  *  *  

 

   Ne Öğreneceğiz?

 

   Asubay Tefrikası  -8- isimli işbu mütemmim makâlemizde ise bugün biz;

   Bu sahte “ astsubay ” kelimesine karşılık olarak,

   Genelkurmay Başkanlarının götlerinden uydurduğu

   “ noncommissioned officer ” teriminin aslını kökünü araşdıracağız,

   Ve dahi

 

   Bu sahte “ noncommissioned officer ” terimini;

 

  • Kimlerin,

 

  • Ne zaman ve

 

  • Nerelerden hırsızladığını,

 

  • Hırsızladıkları ordudaki hakikî anlamının ne olduğunu,

 

  • Türk Ordusunda ise ne anlama tahvil, tebdil ve tağşiş edildiğini,

 

   Fâil fiilnesne üçgeninde

   İlk defâ olmak üzere belgeleri ile bugün burada görüp öğreneceğiz, inşallah…

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bizim dolmacı Genelkurmay Başkanı; 

  •    1956 senesinde bir “tercüme hilesi” yapmış!
  •    Yapdığı bu “tercüme hilesi” üzerine "gayri meşru fiilî ” bir durum inşa etmiş!

 

   İnşa etdiği bu "gayri meşru fiilî ” durum ile;

  •    Amerikan Ordusundaki “er” sınıfının “astsubay” sınıfı olduğu yalanını söylemiş.

 

   Sonra da

  •    Amerikan Ordusunda “er” olan bu asker sınıfını “astsubay” sınıfı olarak Türk Ordusuna yamamış!..

 

   Genelkurmay Başkanının söylediği bu yalanın

   Ve dahi

   Yapdığı bu tercüme hilesinin delillerini karartmak için de;

  •    Halefleri olan hileci Genelkurmay Başkanları peş peşe “uyduruk” askerî terimler sözlükleri neşretmiş.

 

   

   Neşretdikleri bu askerî terimler sözlükleri ile bizim müntehil Genelkurmay Başkanları;

   Kendi akıllarınca gayri meşru “ hukukî ” bir durum tezgahlamış.

 

   Tezgahladıkları bu gayri meşru “ hukukî ” durum ile;

   Amerikan Ordusunda sözde tertip etdikleri bu “sahte” “ astsubay ” sınıfı üzerinden

   Türk Ordusundaki “uyduruk” “ astsubay ” sınıfının mevcudiyetini meşrulaşdırmaya tevessül etmişler.

 

   Bizim kurnaz ve sömürgen Genelkurmay Başkanlarımızın;

   1956 senesinden beri yapdıkları bu hileler neticesinde

   Kabak gene “ astsubay ” dedikleri biz köle askerlerin başına patlamış!

    Eski Tüfek 2020  

 

 

   Asubay Tefrikası -7- isimli makâle tefrikamızda fâş eylediğimiz üzereAsubay Tefrikası 7 c5cd3

   Bizim dolmacı Genelkurmay Başkanları;

   Amerikan Ordusunun “ erlerine ” Türkiye’de “ astsubay ” muamelesi yapmış!

 

   Kânunlarımızın “ subay yardımcısı ” dediği Türk “ astsubayları ” da

   Amerika ve NATO’da yabancı “ erlerin ” emrine “er” olarak tayin etmişler.

 

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan GÜREŞ de “ astsubay ” ben Şükrü IRBIK’ı

   NATO dâimî görevimde “er” kadrosunda ve İtalyan bir “er”in emrinde çalışdırdı…

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

    Makâlemizin Konusu; “ Astsubay ” Sorusu!..

 

   Subaylarımız, “ astsubay ” kelimesine 1935 ve 1951 senelerinde hile karışdırmışlar idi.

   Bu hileli “ astsubay ” kelimesinin ingilizcesi olduğunu söyledikleri “ noncommissioned officer ” terimine de

   Sahtekâr subaylarımız bu kez de 1956 senesinde elvan çeşit hileler karışdırmışlar!..

 

  *  *  *  *  *  


Asubay Tefrikası 7 c5cd3

   “ Subay yardımcısı ” dediği  biz “ astsubaylara

   Esir kampında “ subayın hizmet erliğini ” yapdıran Genelkurmay Başkanının,

   “ Astsubay ” sınıfı mevcut olmayan Amerikan Ordusunun “ erlerine ” utanmadan Ankara’da “ astsubay ” muamelesi yapdığını,

   Eski Tüfek’de sahnelediğimiz Asubay Tefrikası -7- isimli “ yalanlar tiyatrosunda ” seyretdik ve öğrendik!

 

  *  *  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemizde ise bugün biz;

   Amerikan Ordusunda “ er ” sınıfına dâhil olan

   Ve dahi

   “ Muvazzaf olmayan subay ” anlamına gelen ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini,

   Genelkurmay Başkanının hile ile nasıl da “ astsubay ” şeklinde sözde “tercüme” etdiğini

   Ve dahi

   İngilizcede karşılığı olmayan bu sahte “ astsubay ” terimini de

   Türk Ordusunda “ subay yardımcısı ” dediği askerlere yamamak için

   Oynadığı “ hileler tiyatrosunu ” seyredeceğiz, evvel Allah!..

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Kıymetli asubay meslekdaşlarım;

   Türk Ordusunun köle askerleri olan “ astsubay ” sınıfına mensup iseniz şâyet

   Bu dünyâ; subaylara olduğu gibi, dikensiz gülistan değil size!..

 

   Kendi saltanâtını tesis ve kendi haklarını tahakkuk etdirmek için

   Ve dahi

   Kendi rahatlarını temin, tahkim ve idâme etdirmek için mütemadiyen tezgâhlar çeviren beyaz subaylarımız

   Biz “ asubayları ” ordumuza “ müebbet köle ” etmek için ellerinden gelen her türlü hileyi yapmışlar!..

 

     Asubay Tefrikası isimli makâle silsilemizin sekizincisini teşkil eden bu bölümde,

     Türkcesi “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan

     Amerikan Ordularında ise “ er ” demek olan ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini

  •    Hem “ astsubay

  •    Hem de “ muvazzaf astsubay ” şeklinde “bozmak” ve “düzmek” için

     Beyaz subaylarımızın 1956 senesinden beri yapdığı hileler silsilesini fâş eyleyeceğiz, inşallah…   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

  *  *  *  *  *  

 

  •    İhânet,

 

  •    İğfâl,

 

  •    İsyân,

 

  •    İntihâl,

 

  •    İhtilâs,

 

  •    İnkâr,

 

  •    İftirâ,

 

  •    İrtikâp

 

  •    Ve hakâret!..

 

   Bu haltların hepsini,

   Her boku bilen bizim beyaz subaylarımız etmiş!..

 

   En nihâyetinde de

   “ Subay yardımcısı ” dediği biz “ astsubayları ”;

  •    Hem sahte “ muvazzaf astsubay ” sıfatına boyamış

           Hem de

  •    Sanki harp okulu mezunu “ muvazzaf subay ” imişiz gibi 15 sene mecburî hizmete “ köle ” etmişler…

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

  

 

 

   *  *  *  *  *  

 

   Yapdıkları subay darbeleri

   Ve dahi

   Halkın reyleri ile işbaşına gelmiş hükûmetlere verdikleri muhtıralardan sonra

   Karargâhda boş kalan zamanlarında Genelkurmay Başkanları,

   Sağolsunlar, erinmemişler!..

   Oturup, Türkce-İngilizce-Almanca Müşterek Askerî Terimler ve Kısaltmalar Sözlükleri yazmışlar(!)…

 

   İşde,

   Bu Askerî Terimler Sözlüklerinden dördü bir arada…

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Sözde tercüme edip yayınladıkları bu İngilizce-Türkce-Almanca Müşterek Askerî Terimler Sözlüklerinin

   Numarası olmayan şu sayfasında da Genelkurmay Başkanları şöyle demişler;

 

      “Bu Yönergenin hazırlanmasında;

      MS 76-1(B) İngilizce-Türkce Müşterek Askeri Terimler Sözlüğü (2002) “ ana kaynak ” olup

      Milli Savunma Bakanlığı,

      Kuvvet Komutanlıkları,

      Jandarma Genel Komutanlığı,

      Sahil Güvenlik Komutanlığı,

      Harp Akademileri Komutanlığı görüşleri ve

      Genelkurmay Başkanlığı Karargâhındaki Karargâh Başkanlıklarının görüşleri ile

      Toplam 9 (dokuz) adetkaynak yayından” yararlanılmıştır.”

 

  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Millete “subay darbesi” vurmak

   Ve hükûmetlere “subay muhtıraları” vermekden arda kalan boş zamanlarında

   Genelkurmay Başkanlarının sözde yazdıkları ingilizce-türkce sözlüklerin sayfalarını karışdırıp da

   İngilizce “ commissioned officer ” teriminin anlamına bakdığımda

   Aşağıda görüldüğü üzere bu kelimeyi,

   Genelkurmay Başkanlarının türkceye “ muvazzaf subay ” olarak tercüme etdiklerini görüyorum.

 

         Commissioned officer = Muvazzaf subay

 

   “ Commissioned officer ” terimini Genelkurmay Başkanı,

   İngilizce diline uygun olarak türkceye “ muvazzaf subay ” şeklinde “ doğru tercüme ” etmiş.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

      Aynı sözlüklerde yer alan ingilizce “ noncommissined officer ” terimini de

      Gene aynı Genelkurmay Başkanlarının nâmuslu davranıp

      Türkceye “ muvazzaf olmayan subay ” şeklinde “ doğru tercüme ” etmesini bekliyor idim.

 

     Çünkü;

     “ Commissined officer ” terimi ile “  non  commissined officer ” terimi arasındaki tek fark “ non ” ön ekidir.

     İngilizcedeki bu “ non ” ön eki (prefix)’nin;

     Önüne eklendiği sıfat ya da isime “ olumsuz bir anlam katdığını

     Ve dahi

     Türkceye “ siz, sız, dışı, gayri, olmayan ” şeklinde tercüme edildiğini de gâyet iyi biliyorum.

 

     Subaylarımızın her zaman yapdığı gibi

     Bu kez de ben Şükrü IRBIK derenin daşı ile derenin guşunu vurayım!..

 

     Genelkurmay Başkanının 2007 senesinde neşretdiği

     MS 76-1(B) İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün

     Aşağıda gördüğünüz 353’üncü sayfasında yer alan şu üç örnek ile,

     “ Non ön eki (prefix)’nin, önüne eklendiği kelimeye katdığı anlamı gösdereyim sizlere;

 

 

   Nonbattle CasualityMuhabere dışı zayiât

 

   Nonboresafe fuse: Namlu emniyetsiz tapa.

 

   Non-combatant: Gayri muharip, muharip olmayan.

                                                           

                                                                                                    Eski Tüfek – 2020    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

     Fakat gel gör ki;

     Bizim Genelkurmay Başkanı böyle yapmamış!..

     “ Noncommissined officer ” terimini türkceye “ astsubay ” şeklinde tercüme etmiş!

 

    Noncommissioned officer = Astsubay

 

     İngilizce “ Non  commissioned officer ” terimini Türkceye tercüme eder iken

     Aynı Genelkurmay Başkanı bu kez “ hile ” yapmış!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Yapdığı bu “ tercüme hilesi ” ile Genelkurmay Başkanı,

   1956 senesinden beri dünyâdaki bütün insanları kandırmış!..

   Amerikan Ordusunun kullandığı “ noncommissined officer ” teriminin ingilizce eş anlamlısı olan iki terim daha var ki

   Bu terimlerin türkce tercümesini de

   Makâlemizin müteakip sayfalarında “kaynakları” ile birlikde görüp öğrenceğiz, inşallah…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Yukarıda kapak sayfalarının resimlerini gördüğünüz

   Aynı sözlüklerin EK-G’sinde yer alan “ kaynakca ” sayfalarına da

   Genelkurmay Başkanları şu “ kaynakları ” yazmışlar;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

   Makâlemizin buraya kadar okuduğunuz sayfalarında verdiğimiz bilgi ve belgelerden

   Ve dahi

   Bu sözlükler yayınlandıkdan 64 sene sonra

   Aklımız ve vicdânımız bize şu suâlleri sormamızı emrediyor;

 

 

   Suâl -1;

 

   Yukarıda gördüğünüz numarasız o sayfada,

   Bu sözlüklerin hazırlanmasında istifade edilen “ kaynak sayısının 9 adet olduğu yazıyor!

   Fakat o sayfada sâdece sekiz kaynak ” var!..

 

   Peki,

 

   Ey, Genelkurmay Başkanı!

 

   Bu  dokuzuncu  kaynak ” nedir?..

 

  

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

            Mükemmel cinâyet yokdur da!

 

     Siz ahmak subaylarımıza göre,

 

     Mükemmel hırsızlık var mıdır acap?..

 

                                                                                                                     Eski Tüfek – 2020    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  

 

   “Kaynakca” sayfalarına bakdığımda;

   Genelkurmay Başkanlarının yayınladığı Türkce-İngilizce-Almanca sözlüklere,

   “Kaynak” teşkil eden bir tek dahi olsa “ ingilizce kaynağın ” mevcut olmadığını görüyorum.

 

   Üsdelik;

   Neşretdiği Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüklerinde

   Mevcut olan ingilizce kelime sayısını Genelkurmay Başkanları, bu sözlüklerin hiçbirine yazmamış!

   Belki bu sözlükleri tertip eden ebleh subaylarımız bile farkında değil!

 

   Fakat

   Bu sözlüklerin beherinde 10.000 civarında ingilizce kelime/terim olduğunu söyleyebilirim.

   Bu bilgiyi verdikden sonra da

   Şimdi, şu suâli sormaya mecburum!

 

   Peki,

   Bugüne kadar dünyâ askerlik târihinde kabul görmüş ingilizce bir makâle dahi yazamayan bizim sömürgen Genelkurmay Başkanları,

   Onbin kelimelik bu sözlükleri yazmayı nasıl becermişler?..

 

   Suâl -2;

 

   Bugüne kadar yayınladığı sözlüklere

   “ kesip-yapışdırdığı ” 30.000'den ziyâde ingilizce kelime ve terimi

   Bizim kemirgen Genelkurmay Başkanları nereden hırsızlamışlar acap?..

 

    

  *  *  *  

 

   Genelkurmay Başkanlarının yayınladığı Türkce-İngilizce-Almanca sözlükleri tetkik edince gördüm ki

   Bu sözlüklerin sayfalarında başka hileler de mevcut;

   Meselâ aşağıda gördüğünüz şu sayfadaki “ tercüme ” hilesi!..

 

   Aşağıdaki resimin;

 

   Sol üst tarafında türkce olarak şöyle yazmışlar;

 

    Muvazzaf Subay Rütbeleri

 

   Aynı resimin sağ üst tarafında ise gene türkce olarak şöyle yazmışlar;

 

         “…………  Astsubay Rütbeleri

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    Suâl -3 ve 4;

 

    Peki,

    Subaylarımız “ muvazzaf ” asker, biliyoruz da

    Astsubaylarımız bu sözlükde niye “ muvazzaf ” asker değil acap?..

 

    “ Astsubayların” “ muvazzaf” olduğunu kânunlara kalın harfler ile yazıyorsunuz da

    Bu resimde sağ tarafda gördüğünüz sayfanın üst tarafına “ muvazzaf astsubay ” terimini yazmayı,

    Siz Genelkurmay Başkanlarının götü niye yemiyor?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Yukarıda sorduğumuz suâllerin cevâbını bulabilmek için,

   İtalya’nın bilge şâir ve yazarı Umberto ECO’nun kapısını çaldım, ferhande!

   Ve Umberto Hoca, şunu tavsiye etdi bana;

 

     Ey, Eski Tüfek! Bilmez misin ki sen;

     Kitaplar, okuyup körü körüne inanmak için değil,

     Fakat

     Araşdırıp soruşdurmak için yazılır!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Umberto Hoca’nın bu sözünü bu makâlemiz muhtevasında şöyle de tercüme edebiliriz;

 

   Ey, Eski Tüfek;

   “Türk subaylarının yazdığı kitapları okuyup inanır isen şâyet,

   Sen; O subayların götlerinden uydurduğu resmî târihin mankurt’u olursun!..”

 

    Sen, Eski Tüfek de

    Genelkurmay Başkanlarının yazdığı kitaplara sakın ha, inanma!..

    Araşdır, soruşdur, hakikâtı bul!..

    Bak, sizin subaylar ne boklar karışdırmış, göreceksin!..

 

      İşde, bu sebepdendir ki ben Eski Tüfek de;

      Umberto ECO’nun bu sözünü kendime kılavuz edinip

      Araşdırıp soruşdurmak için başladım, dirsek çürütüp göz feri dökmeye…

 

      Senelerce devam eden araşdırma ve soruşdurmalarım neticesinde

      Karşıma çıkan rezâlet dolu manzarai hakikât işde, şunlar oldu;

 

  *  *  *  

 

    İhânet;

 

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinden hırsızladığı

   Ve

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesini  ” târif eden

   Ve dahi

   Türkce anlamı “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan “ noncommissioned officer ” terimini;

 

  • Hem ingilizcede karşılığı olmayan “ astsubay ” şeklinde “ hileli tercüme etmek ” sûreti ile

 

  • Hem de bu noncommissioned officer ” terimini, Türk Ordusunda müstakil bir asker sınıfının ismi olan “astsubay" kelimesi yerine  "kânunsuzolarak ikâme etmek sûreti ile

 

     Genelkurmay Başkanı, Türk Ordusuna “ihânet” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

 

 

  *  *  *  

 

    İğfâl;

 

   Türk Ordusunda kullanılan “ subay ” ve “ muvazzaf subay ” terimlerinin;

   İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde karşılıkları mevcut.

 

   Fakat

   “ Astsubay ” ve “ muvazzaf astsubay ” terimlerinin bizim ordumuzda kullanıldığı “ıstılâhı” ile

  •    Hiçbir devletde,
  •    Hiçbir dilde

         Ve

  •    Hiçbir orduda anlamı ve karşılığı mevcut değil.

 

 

   “ Astsubay ” kelimesini sahtekâr subaylarımız,

   1951 senesinde götlerinden uydurmuşlar idi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKBu  sahte “ astsubay ” kelimesine karşılık olarak

Ortaya sıçdıkları ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini de

Her boku bilen subaylarımız 1956 senesinde gene götlerinden uydurmuşlar.

 

 

   1956 senesinde;

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinden hırsızladığı

   Ve

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesinin ” ortak ismi olan

   Ve dahi

   Türkce anlamı “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan “ noncommissioned officer ” terimini,

   İngilizcede anlamı ve karşılığı olmayan “ astsubay ” şeklinde “ hileli ” tercüme etmek sûreti ile

 

     Genelkurmay Başkanı, ingilizceyi “iğfâl” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   *  *  *  

 

   İsyân;

 

   Amerikan Kara Ordusundan aşırdığı

   Ve dahi

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesinin ” ortak ismi olan “noncommissioned officer ” terimini,

   TBMM’den izin almadan “ müstakil bir asker sınıfının ismi ” olarak “ astsubay ” şeklinde türkceye tercüme etmek sûreti ile

   Genelkurmay Başkanı, T.C. Devletine “isyân” etmiş!

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     

 

 

  *  *  *  

 

   İntihâl;

 

   Bugün ordumuzda kullanılan

   Ve

   Sahte birer kelime olan “ astsubay ” ve “ muvazzaf astsubay ” ibârelerine karşılık olarak seçdiği

   Ve dahi

   Amerikan Kara Ordusunun 1953 senesinde yayınladığı İngilizce Askerî Terimler Sözlüğünden     hırsızladığı “noncommissioned officer ” teriminin “kaynağını”,

   Sözde yazdıkları İngilizce-Türkce sözlükerin “kaynakcasına” yazmamak sûreti ile

 

   Genelkurmay Başkanları cebren ve hile ile “intihâl” etmiş!

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

 

  *  *  *  

 

 

    İnkâr;

 

   Genelkurmay Başkanı; “ noncommissioned officer ” terimini,

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinden “ iktibas ” etdiğini,

   1956 senesinde yayınladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünde beyân etmiş.

 

   Fakat

   Genelkurmay Başkanları;

   1956 senesinden sonra bugüne kadar yayınladığı askerî terimler sözlüklerinde

   Bu “ noncommissioned officer ” terimini Amerikan Kara Ordusuna ait sözlüklerden “ iktibas ” etdiğini beyân etmemiş.

 

   Yapdığı bu hile ile;

   “ Noncommissioned officer ” terimini Amerikan Kara Ordusuna ait sözlüklerden hırsızladığını,

   Genelkurmay Başkanları “inkâr” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  

 

 

   İftirâ;

 

   Amerikalı Coni’nin kucağına oturmak zevkinden kuduran Amerikanperestiş beyaz subaylarımız,

   Amerikan Ordusuna “ iftirâ ” atmakdan da geri durmamış!

 

   Amerikan Ordusunda “ er ” olan askerlere “ astsubay ” diyen  bizim arsız ve gerzek subaylarımız

   Amerikan Ordusunda “ astsubay ” isimli bir asker sınıfı mevcut olduğu yalanını söylemiş!..

 

   Götlerinden uydurdukları bu “ âdi yalan ” ile de

    Amerikan sevici arsız subaylarımız,  atsubay ” sınıfı var dediği;

 

  •    Amerikan milletine,

 

  •    Amerikan Anayasasına

 

         Ve dahi

 

  •    Amerikan Ordusuna “iftirâ ” atmışlar!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  

 

   İrtikâp;

 

   Amerikan Kara Ordusunun hazırladığı ingilizce askerî terimler sözlüklerinden “ hırsızladığı

   Ve dahi

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesinin ” ortak ismi olan   “noncommissioned officer ” terimini

   İngilizcede anlamı ve karşılığı olmayan “ astsubay ” şeklinde tercüme etmek sûreti ile

 

   Genelkurmay Başkanları “irtikâp” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  *  *  *  

 

      Bizim Genelkurmay Başkanları;

      Ordumuzun bir subayını, meselâ bir “ asteğmeni ”; yurtiçinde “ astsubay ” kadrosunda çalışdırır mı?

      Yurtdışında, Amerika’da veya NATO’daki “ er ” kadrosunda çalışdırır mı?

      Dünya tersine dönse de çalışdırmaz!..

 

      Peki,

      Gene bizim aynı Genelkurmay Başkanları;

      “ Subay yardımcısı ” deyip yurtiçinde “ subay görevi ” yapdırdığı “ astsubayı

      Amerika’da ve NATO’daki yurtdışı görevlerde;

  • Er ” kadrosunda ve

  • Yabancı “erlerin” emrinde niye çalışdırıyor?..

 

 

  *  *  *  

 

   Hakâret;

 

   Türk Ordusunda “ subay yardımcısı ” dediği “ astsubayları

   Amerika’da ve NATO’da yabancı orduların “ erlerinin ” emrinde çalışdırmak sûreti ile

 

   Genelkurmay Başkanı bütün astsubaylara “hakâret” ediyor!

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Beyaz Subaylarımız; İhânet, Hile ve Kandırmaca…

 

   Hem de üçü bir arada…

   Hem de Türkiye’de ve Türk Ordusunda…

   Hem “astsubay” dedikleri köle askerlerin,

   Hem de bütün dünyânın gözlerinin içine baka baka…

 

  *  *  *  *  *  

 

   İhânet;

 

 

   2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu ile 1935 senesinde

   ATATÜRK’ün bizzat türetdiği “ asubay ” kelimesini hâin subaylarımız;

  • Evvelâ 3387 sayılı kânun ile 1938 senesinde “ assubay ” şeklinde tahrif ve tebdil etdi.

        Sonra da

  • 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde “ astsubay ” şeklinde tahrif ve tebdil etdi.

 

   ATATÜRK’ün koltuğuna tüneyen bu hâin subaylar;

   ATATÜRK’ün ordumuzun nâmusuna emânet etdiği “ asubay ” vediasına ihânet etdiler…

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

ATATÜRK’ün askeri olduğunu söyleyen sahtekâr subaylarımızın,

Bu konuda çevirdiği dolapları

Eski Tüfek’de yayınladığımız Çünkü Asubay isimli makâlemiz ile

21 Aralık 2017 Perşembe günü

 

    Tafsilâtlı olarak bütün dünyâya teşhir etmiş idik!..

 

      1956 senesinde;

      Hazırladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğündeki

     İngilizce “ noncommissioned officer ” tâbirine türkce karşılık olarak

     “Astsubay  kelimesini, Genelkurmay Başkanı kendisi tercüme etdi.

      Genelkurmay Başkanının şahsen yapdığı bu tasarrufda TBMM ve Türk milletinin irâdesi yokdur!

 

      Yapdığı bu “kânunsuz” işlem ile Genelkurmay Başkanı,

      TBMM ve dolayısı ile T.C. Devletine isyân etmiş!

 

  *  *  *  *  *  

 

   Hile ve kandırmaca;

 

   Karârgâhda daşşaklarını ovuşdurup,

   Ellerinde göt gezdirmekden başka bir şey yapmayan kerizci subaylarımız,

   Türkcesi “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini,

   1956 senesinde türkceye “ astsubay ” şeklinde “ hileli tercüme ” etdiler.

 

   Bizim kerizci subaylarımızın “ astsubay ” kelimesine yüklediği anlama karşılık olabilecek bir kelime İngilizcede mevcut değildir.

   Bu hakikati ilk defâ olmak üzere bugün, burada, Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK söylüyorum…

 

  *  *  *  *  *  

 

   “ Noncommissioned officer ” terimi konusunda

   İngilizceden türkceye yapdıkları bu “ sahte tercüme ” ile beyaz subaylarımız;

   Hem âdice bir “ tercüme hilesi ” yapmışlar.

   Hem de

   Türk milletini,

   Türk “ astsubayları ”,

   İngilizce sözlükleri

   Ve dahi

   Dünyâdaki bütün insanları “ kandırmışlar.

 

  *  *  *  *  *  

 

     Hitler’in Propaganda Bakanı Doktor Joseph Goebbels 78 sene evvel şöyle dedi;

 

 

     “Söylediğin yalan ne kadar büyük olur ise ve ne kadar çok tekrar eder isen

      İnsanlar o yalana o kadar çok inanır!

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde,

   Bizim yalancı subaylarımız da

   Coni’den aşırdığı “ noncommissioned officer ” terimini türkceye tercüme eder iken;

   Büyük yalan söylemişler!

   Ve söylediği bu büyük yalanı da bugüne kadar hep tekrar etmişler!

 

   Netice olarak da

   Tıpkı Nazi subayı Doktor Goebbels’in dediği gibi

   Biz asubaylar ve insanlar bu koca yalana hepden inanmışlar!...

 

   Tabi ki Eski Tüfek,

   Beyaz subaylarımızın söylediği bu koca yalanı

   2020 senesinin Zemheri ayında bu yalancı subaylarımızın başına çalasıya kadar!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   “ Muvazzaf astsubay ” tâbirinin ingilizcesini sözlüklere yazmaya götleri yemeyen Genelkurmay Başkanlarına

   Ve dahi

   Doktorundan, mühendisinden, öğretmeninden, kurmayından, hâkiminden, savcısından…

   Emeklisi ile muvazzafı ile ordumuzun bütün subaylarına,

   Eski Tüfek Şükrü IRBIK buradan meydan okuyorum!..

 

   Emekli asubay ben Şükrü IRBIK’a bu konuda söyleyecek bir tek dahi olsun sözleri var ise şâyet,

   Rütbelerini, ilimlerini, unvânlarını ve akıllarını da alsınlar!..

   Ve buyursunlar, gelsinler karşıma hele!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   “Muvazzaf Astsubay” Nedir?

 

   Cârî askerî mevzuâtımıza bakdığımızda,

   T.C. Ordusunda “ muvazzaf astsubay ” tâbirinin anlamının şunlar olduğunu görüyoruz;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu hakikâtlerin neticesi olmak üzere;

   Asubay Tefrikası-8  künyeli işbu makâlemize konu etdiğim “ muvazzaf astsubay ” tâbirinden,

   Yukarıda gördüğünüz târiflerin hepsini birden bir bütün olarak anlamalıyız.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bizim Genelkurmay Başkanının yayınladığı;

   Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünde yer alan

   “muvazzaf subay ” teriminin ingilizcesi “commissioned officer ”dir. Ve bu tercüme doğrudur.

 

   Fakat

   Bizim her boku bilen subaylarımız aynı sözlüğe türkce “ muvazzaf astsubay ” terimini yazamamış.

 

   Bu gödlekliğin sebebi de şudur;

   Çünkü “ muvazzaf astsubay ” teriminin ingilizce karşılığı yok.

   Ey, 1956 senesinden beri uyumaya doymayan astsubay!

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK, sana tekrâr söylüyorum;

   “ Muvazzaf astsubay ” teriminin ingilizcede karşılığı yok.

 

   Çünkü;

   “ Subay yardımcısı olan

   Ve

   “ Subay görevini yapan

   Ve fakat

   Subayın aldığı özlük haklarının “yarısını” bile alamayan

   Ve daha da kötüsü

   “ Subayın hizmet eri ” olan,

   “ 15 sene mecburî hizmete”mahkûm edilen

   Ve hattâ

   “ Köle ” muamelesi gören bizim ordumuzdaki gibi “ muvazzaf astsubay ” sınıfı, dünyânın hiçbir ordusunda yok!

   Bunun aksini iddia eden şerefli bir subayımız var ise şâyet!

   Bilgisini, belgesini ve rütbesini alsın da gelsin karşıma!..

 

   Genelkurmay Başkanının ilk kez 1956 senesinde yayınladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğününkaynağı” olan

   Ve

   Amerikan Kara Kuvvetlerinin kendi iç hizmetlerinde kullanmak için hazırladığı

   Ve dahi

   1944 ve 1953 senelerinde ayrı ayrı neşretdiği İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini,

   Türkceye tercüme edip 1956 senesinde yayınlayan Genelkurmay Başkanının;

   İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü isimli sözlükde,

   “ Muvazzaf astsubay ” terimine karşılık olan ingilizce bir terim mevcut değildir.

 

   2007 senesinde yayınladığı

   Ve dahi

   Bugün hâlâ kullanılan İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce askerî terimler sözlüklerinde de

   “ Muvazzaf astsubay ” terimine karşılık olarak ingilizcede bir terim mevcut değildir.

 

   Çünkü;

   Amerikan Ordularında;

   “ Astsubay ” olarak tesmiye edilen “ortada sandık” bir asker sınıfı yok!

   “ Muvazzaf astsubay ” olarak tesmiye edilen “ uyduruk ” bir asker sınıfı da yok!

 

   Kendi neşretdiği İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğüne Genelkurmay Başkanı,“ muvazzaf astsubay ” terimini ilave etse idi şâyet,

   “ Muvazzaf astsubay ” terimine karşılık olarak götünden uyduracağı “ commissioned noncommissioned officer ” şeklinde saçma bir terime bütün dünyâ alem götü ile gülecek

   Ve dahi

   Bunu yazan Genelkurmay Başkanları da rezil ü rüsvâ olacak idi.

 

   Çünkü;

   İngilizce kelime dağarında ve sözlüklerde “ commissioned noncommissioned officer ” şeklinde bir terim hiçbir zaman mevcut olmadı.

   Böyle uyduruk ve sahte bir terim bugün de mevcut değil.

 

  *  *  *  *  *  

 

 

      Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) 1.400 sene evvelinden şöyle buyurdu;

 

      “Güzel suâl sormak ilimin yarısıdır.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Ben Eski Tüfek de haddim olmasa da şöyle desem nasıl olur?

   Güzel cevap vermek de zannımca ilimin diğer yarısı olmalıdır.

 

   Doğru şeyler düşünmek de

   Doğru şeyler söylemek de

   Doğru şeyler yazmak da

   Bugüne kadar kimseye zarar vermedi…

 

     Öyle ise;

     Yalan dolan sözler söyleyenler utansın!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   Astsubay Kelimesinin Aslı Nedir, Kökü Nedir?

 

   Kurucu Reisicumhur Mustafa Kamâl ATATÜRK,

   “ Asubay ” kelimesini 1935 senesinde bizzat kendisi terkip etdi.

 

   Fakat

   ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen hileci subaylarımız bu “ asubay ” kelimesini;

   1938 senesinde evvela “ assubay ” şeklinde bozdu,

   1951 senesinde de “ astsubay ” şeklinde ikinci kez tahrif ve tebdil etdi.

 

   Peki,

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

900

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Evvelâ,

   İngiliz yazar George ORWELL‘in şu sözünü işitin;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Sonra da

   “Astsubay” olan sizler aynaya bakın ve aşağıdaki şu sözleri bir okuyun hele…

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Yalancının mumu yatsıya kadar,

     Bizim yalancı subayların yalanı da

     Asubay Tefrikası-8- isimli bu makâlemize kadar imiş!..

     İşde,

     Bütün bu suâllerin cevâbını bugün, bu makâlede öğreneceğiz inşallah…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Fransız milletinin yetişdirdiği en büyük devlet adamı ve subaylardan birisi olan Napolyon,

   İki yüz küsur sene evvelinden şöyle seslendi, bütün dünyâya;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

     Dinimizin Peygamberi Hz. Muhammed (sav),

     Bin dört yüz sene evvelinden şöyle nasihat etdi mu’minlere;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

     İşde,

     Bugünlere kadar sözde yazdıkları Türkce, İngilizce ve Almanca Askerî Terimler Sözlüklerinde de

     Bizim Genelkurmay Başkanları hiç utanmamışlar ve

     Kânunları ayaklar altına almak bahasına “isdediklerini yapmışlar…”

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tercüme Sahtekârlığı

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    1956 senesinde Türk Genelkurmay Başkanı;

    Anlamı “ er ” demek olan ingilizce “ noncommissioned officer ” teriminden

    “ Astsubay ” ismini verdiği “ ortada sandık ” ve “ sahte ” bir asker sınıfı peydahladı.

 

 

  *  *  *  

 

   Hile-1;

 

   Amerikan Kara Ordusu;

   Kendi iç hizmetlerinde kullandığı İngilizce-İngilizce askerî kelime ve terimleri derledi

   Ve dahi

   1944 ve 1953 senelerinde iki ayrı sözlük hâlinde neşretdi.

 

   Bizim Türk Genelkurmay Başkanı da;

   Amerikan Kara Ordusunun neşretdiği bu “İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini” “kaynak” alarak hazırladığı “İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü”nü ilk defa 1956 senesinde neşretdi.

   Genelkurmay Başkanı, “ Başemir ” sayfasına yazdığı açıklamada;

   1956 senesinde neşretdiği İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünün “kaynağının” Amerikan Kara Ordusuna ait 1944 ve 1953 seneli ingilizce sözlükler olduğunu yazdı.

 

   Fakat

   Bizim diğer Genelkurmay Başkanları;

   1969 ve daha sonraki senelerde neşretdiği İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüklerine “kaynak” olarak

   Amerikan Kara Ordusunun 1944 ve 1953 senelerinde neşretdiği İngilizce-İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini kullandığını yazmamış!

 

    Böylece bizim sömürgen Genelkurmay Başkanları;

   Amerikan Kara Ordusunun terkip etdiği on binlerce askerî terimleri,

  •    Hem intihâl etmiş,

  •    Hem de mal bulmuş mağribi gibi bu terimlerin üzerine oturup sahiplenmiş.

 

 

   Amerika Kara Ordusuna ait bu “sözlükleri”,

   Kendi neşretdiği sözlüklere kaynak olarak yazmamak sûreti ile

   Bizim Türk Genelkurmay Başkanları delil ve “kaynakları” karartmış!..

   Ve böylece yapdığı asılsız ve yalan dolan ingilizce tercümelerin izini ve delilini de

   Kendi akıllarınca ortadan kaldırmaya tevessül etmişler.

   Türk Genelkurmay Başkanlarının yapdığı bu işin adı, alenen “ilmî ahlâksızlık” ve “ilmî hırsızlık”dır.

 

   Son 100 seneden beri “Türk astsubaylarının” emeğini sömürmeye alışık olan beyaz subaylarımız,

   1956 senesinde hedef büyütmüş ve okyanus ötesine kadar gitmişler.

   Bu kez de Amerikan Kara Ordusunun hazırladığı ingilizce askerî terimler sözlüğünü hırsızlamışlar.

   Ve

   Bu sözlükleri hazırlayan

   Ve dahi

   Aşağıda rütbe ve isimlerini gördüğünüz “Amerikalı subayların ve erlerin” emeğini sömürmüşler...

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Helâl olsun vallahi, şu bizim kemirgen, semirgen ve sömürgen beyaz subaylarımıza…

 

  *  *  *  

 

   Hile-2;

 

   Bizim Genelkurmay Başkanı,

   1956 senesinde ilk defâ neşretdiği İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünde bir “hile” yapdı.

   Bu sözlükde yer verdiği “Er rütbe dereceleri”ni gösderen “Enlisted grade structure” terimini açıklayan ingilizce cümlenin sonunda yer alan

   Ve

   Türkcesi “(Ek-I)” demek olan ingilizce “(appendix-I)” ibâresini makasladı

   Ve dahi

   Yayınladığı İngilizce-Türkce sözlüğe dâhil etmedi.

   Yapdığı bu “hile” ile Erkânıharbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU;

   Amerikan Ordusunda “astsubay” ismi ile bir asker sınıfı mevcut olduğu “yalanını” söyledi.

 

  *  *  *  

 

   Hile-3;

 

   Amerikan Kara Ordusunun;

   1944 senesinde neşretdiği TM 20-205

   Ve

   1953 senesinde neşretdiği SR 320-5-1 sayılı İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerinde

   “Rütbe ve kıdem” olarak “ ast “ manâsına gelen “ subordinate ” kelimesi yok!

   Bu her iki sözlükde “ astsubay ” manâsına gelebilecek “ subordinate officer ” terimi de yok.

 

   Çünkü;

   Bizim beyaz subayların bizim ordumuza sokuşdurduğu

   Ve

   “ Astsubay ” olarak tesmiye etdiği böyle bir “sahte” asker sınıfı,  Amerikan Ordularında mevcut değil.

 

   Fakat

   Türk Genelkurmay Başkanlarının bugüne kadar neşretdiği ingilizce-türkce sözlüklerde

   “Rütbe ve kıdem” olarak “ ast ” anlamına gelen “ subordinate ” kelimesi mevcut.

   Bizim kurnaz ve sömürgen Genelkurmay Başkanları;

   “ Subordinate ” ve “ officer ” kelimelerini “astsubay ” anlamına gelebilecek şekilde “ subordinate officer ” olarak bir araya getirip de bu sözlüklere yazamamışlar!..

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK1951 senesinin Türk Genelkurmay Başkanı “astsubay” kelimesini götünden uydurmuş idi.

1956 senesinin Türk Genelkurmay Başkanı da bu “kânunsuz” “ astsubay ” kelimesine karşılık olarak ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini götünden uydurmuş.

  

   Kaldı ki ingilizce “ subordinate officer ” terimi de fransızca “ sous - officer ” teriminden neşet eder.

   Fransızcadaki “ sous - officier ” terimini de

   1935 senesinde yazdığı rütbe isimleri kitabında ATATÜRK, “ erbaş ” olarak türkceye tercüme etdi.

 

    Netice itibârı ile sahte “ astsubay ” kelimesinin aslı-kökü;

  • Fransızca “ sous - officier ” terimi

      Ve

  • Almanca “ unteroffizier ” terimi üzerinden

    Dönüp dolaşıp 1935 senesinde ATATÜRK’ün türetdiği “ erbaş ” kelimesine gelip dayanıyor…

 

  *  *  *  *  *  

 

   1956 senesinin Amerikan Ordusunda iki sınıf asker mevcut idi.

   İçinde yaşadığımız 2020 senesinde bugün de iki sınıf asker mevcutdur.

 

   Fakat 1956 senesi Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda ise;

   Dört sınıf asker

   Ve

   Birisi “ astsubay çavuş” olmak üzere üç ayrı sınıf “çavuş” mevcut idi…

 

 

         1956 senesinin Türk Ordusunda mevcut olan

         "Dört asker" "üç çavuş" sınıfları şunlar;  

 

 

   1. 1111 sayı ve 21.06.1927 târihli (Mükellef) Askerlik Kânunu; Kıt’a Çavuşu.

 

    2. 4273 sayı ve 19.06.1942 târihli Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kânunu; Subay.

 

    3. 5802 sayı ve 02.07.1951 târihli Astsubay Kânunu, Astsubay Çavuş.

 

    4. 320 sayı ve 03.01.1954 târihli Çavuş ve Uzman Çavuş Kânunu; Çavuş ve Uzman Çavuş.

                                                              

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tercüme Yalanı

 

   Havva Anamız cennetde haram yedi, bok sıçdı!..

   Fakat bizim her boku bilen beyaz subaylarımız,

   Yirminci asırın ikinci yarısından bugüne kadar geçen 70 senede

   Ordumuzda bol bol hile yemişler ve çok çok “yalan” sıçmışlar…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Türkiyenin en iyi “ihraç malı” olan askeriniAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   NATO’ya pazarlamak için kolları sıvayan dönemin Genelkurmay Başkanları

   Amerikan milletini,

   Türk milletini,

   Bütün dünyâyı,

   Ve en nihâyetinde de

   “Astsubay” dedikleri biz köle askerleri köküne kadar kerizlemişler…

 

   Nasıl mı?

 

   Ne Eski Tüfek tiyatro yazmaya doydu,

   Ne de siz astsubaylar, tiyatro seyretmeye!..

 

   Yazmanın sıhhî, bedenî, maddî ve manevî bedelini sâdece Eski Tüfek ödüyor da 

   Siz okuyanlar için mevsim her dâim bahar! Nasıl olsa okuması bedava!..

 

   Siz muhterem “asubay” meslekdaşlarım ve kıymetli okuyanlar;

   Bedava makâle baldan datlıdır diyor iseniz şâyet,

   Buyurun, elvan çeşit bok dolu yeni bir rezillikler tiyatrosuna…

 

  *  *  *  *  *  

 

     Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu:

     “İlim hazinedir. Anahtarı da suâl sormaktır.

     Suâl sorun ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin.

 

     Çünkü suâl sormak ile dört kişi mükâfat alır:

  • Soran,

  • Cevap veren,

  • Dinleyen,

  • Ve bunları seven.” [Ebu Nuaym].

 

     “Âlimin bildiğini söylememesi; câhilin de bilmediğini sormaması helâl değildir.

      Çünkü Allahü teâlâ, “Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun” buyurdu. [Taberani].

     Bu hadis-i şeriflerden aldığım ilhâm ile

     Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK da şu güzel suâlleri soruyorum;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası -7- isimli makâlemizin oyuncuları;Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  •    Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı,

 

  •    Amerikalı denizci “ er ” Roy ve

 

  •    Bizim kendini bilmez dangalak kıdemli “ astsubaylarımız ” idi…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası -8- künyeli bu makâlemizin oyuncuları ise

   İşde,

   Aşağıda resimlerini gördüğünüz şu Amerikalı ve Türk subaylar;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   İngilizce askerî terim sözlüklerinin “ yazılması ” konusunda Amerikalı bu subayların

   Ve dahi

   Türkceye “ tercüme edilmesi ” hususunda da bizim şu Türk subayların yapdıklarını

   Şimdi, evvelâ kısa cümleler ile okuyalım ve öğrenelim…

 

  *  *  *  

 

   Kânun İle Yapılan Kânunsuzluk!

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKKânun ile “kânunsuzluk” yapılır mı?

Yapılır imiş meğer! Çünkü yapmışlar!..

 

5802 sayılı Astsubay Kânunu 1951 senesinde TBMM’de görüşülür iken; Kastamonu milletvekili ve emekli hâkim korgeneral Rifat TAŞKIN şöyle demiş;

Astsubay” tâbiri bizim İçhizmet Kanunumuzda mevcutdur” ve tabi ki yalan söylemiş.

 

   Rifat TAŞKIN’ın bu yalanı üzerine aslı “asubay” olan kelimeyi TBMM,

   1951 senesinde “kânunsuz” olarak “astsubay” şeklinde “kânunlaşdırmış.”

   İşde, bu sebepden dolayı “astsubay” kelimesi “kânunsuz” bir kelimedir.

   Bu  kânunsuzluğu yapan da 5802 sayılı Astsubay Kânununu kabul eden 1951 senesinin TBMM’sidir.

   “Kânunsuz” olarak türetilen “astsubay” kelimesine karşılık olarak Genelkurmay Başkanının 1956 senesinde “uydurduğu” ingilizce “noncommissioned officer” terimi de “kânunsuz” bir terimdir.

 

   Çünkü;

   İngilizce “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesinin “astsubay” kelimesi olduğuna dâir T.C. Devletinin bugüne kadar kabul etdiği bir kânun yokdur.

   Bu “kânunsuzluğu” yapan subay da

   İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünü ilk kez 1956 senesinde yayınlayan dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU’dur.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tercüme  İntihâli ve Kaynak  İhtilâsı  

 

   Askerî Terimler Sözlüğünü yayınlayan Türk Genelkurmay Başkanlarının yapdığı hileler;

 

   1Gerçek anlamı “muvazzaf olmayan subay” olan ingilizce “noncommissioned officer” terimini türkceye “sahte” bir anlam ile “astsubay” şeklinde tercüme etmişler. İngilizce “noncommissioned officer” teriminin anlamdaş (synonym) terimleri şunlar;

Amerikan Kara Ordusunun;

a. 1944 senesinde neşrediği ingilizce askerî terimler sözlüğünde “enlisted man”,

b. 1953 senesinde neşretdiği ingilizce askerî terimler sözlüğünde ise “enlisted member” olarak tesbit edilmiş.

 

   2Enlisted member” ve “enlisted man” terimlerinin her ikisinin de türkcesi “er” demek oluyor. Hem Amerikan Kara Ordusunun hazırlayıp neşretdiği hem de Türk Genelkurmay Başkanlarının tercüme edip yayınladığı askerî terimler sözlüklerinde bu iki ingilizce terimin eş anlamlısının ve türkcesinin “er” olduğu sarih bir şekilde ifâde edilmiş. Netice olarak; ingilizce “noncommissioned officer” teriminin de türkcesi “er”’dir. Bu sebepden dolayı Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemizde, “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesi olarak, Amerikan Ordularının kullandığı “er” kelimesini kullanacağım.

 

   3Türk Genelkurmay Başkanları; “ private ” kelimesinin açıklamasının ikinci cümlesinde yer alan “See Comparative Grade Table” (Bakınız: Derece Mukayese Çizelgesi) cümlesini türkceye tercüme etmemişler ve yayınladıkları sözlüklere eklememişler.

   Ve böylece bizim kerizci Genelkurmay Başkanları;

   Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere “ iki sınıf asker olduğu hakikâtini ” örtbas etmeye yeltenmişler.

 

    4. Türk Genelkurmay Başkanları;

   Yayınladıkları askerî terimler sözlüklerine “kaynak” olarak Amerikan Kara Ordusunun neşretdiği askerî terimler sözlüklerini kullandıklarının izini kaybetdirmişler. Bir başka ifâde ile bizim Genelkurmay Başkanları hem “ intihâl ”  hem de “ ihtilâs ” yapmışlar. Böyle sinsi bir “intihâl ” ve “ ihtilâs ” yaparken türk milletinin hâfızasını bulandırmak için şöyle hâince bir yol takip etmişler. Hırsız Türk Genelkurmay Başkanları yayınladıkları İngilizce-Türkce askerî terimler sözlüklerinin;

 

  • Evvelâ; “ yayın sayısını ” değişdirmişler; “Ö/T” iken “MS” yapmışlar.

 

  • Akabinde de; yayınladıkları askerî terimler sözlüklerine “kaynak” olarak Amerikan Kara Ordusunun neşretdiği askerî terimler sözlüklerini kullandıklarına dair ifâdeyi, kendilerinin imzaladığı “Başemir”’deki açıklamadan silmişler!

 

 

 

 

 

     

   Siz muhterem kariler iltifât buyurur iseniz şâyet,

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinin türkceye tercüme edilmesinde

   1956 senesinden beri Genelkurmay Başkanlarının yapdığı hırsızlıkları

   Zaman/olay sırasına göre şimdi, şöyle bir görelim, hele!..

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Amerika Kara Ordusunun 1944 senesinde yayınladığı İngilizce Askerî Terimler Sözlüğünün

   213’üncü sayfasında yer alan

   Ve türkcesi “er” demek olan ingilizce “private” kelimesinin açıklmasındaki son cümle şöyledir;

 

        “See Table of Comparative Grades on p.125.

 

   Bu ingilizce cümlenin türkce tercümesi de şöyledir;

 

     “Sayfa 125’de yer alan Derece Mukayese Çizelgesine bakınız.

 

   Bu İngilizce Askerî Terimler Sözlüğün 125’inci sayfasına bakdığımda ise şu çizelgeyi gördüm.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Kolay anlaşılması için;

   Yukarıda gördüğünüz Derece Mukayese Çizelgesi’ni asker sınıflarına göre kısımlara ayırdım.

   Bu çizelgeye göz ucu ile şöyle bir bakarsanız şâyet,

   1944 senesinde Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere iki sınıf asker mevcut olduğunu görürsünüz.

 

   1956 senesinden beri yayınladıkları onlarca İngilizce-Türkce-İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerine

   Bu çizelgeyi maksatlı olarak eklemeyen hileci ve yalancı Türk Genelkurmay Başkanları

   Bugün sizlerin 2020 senesinde gördüğü bu resimi tam 64 seneden beridir

   Türk milletinden, Türk Ordusundan ve biz Türk “astsubaylardan” saklamışlar!..

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKe2a ab6ae

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Kaynak Hırsızlığı

 

   Amerikan sözlüklerini “kaynak” olarak kullandıklarını gizlemek için

   Türk Genelkurmay Başkanlarının;

   1956

   1969

   Ve dahi

    2007 senelerinde yapdığı kaynak hırsızlığını” da şimdi fâş eyeleceğiz, inşallah.

 

   Kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere hazırladığı İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini

   Amerikan Kara Kuvvetleri 1944, 1950 ve 1953 senelerinde ayrı ayrı yayınladı.

 

   Amerikan Kara Kuvvetlerinin 1944, 1950 ve 1953 senelerinde yayınladığı

   Bu İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini tercüme eden Türk Genelkurmay Başkanları,

   Bu sözlükleri İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü isimi ile 1956, 1969 ve 2007 senelerinde yayınladı.

 

   İlk kez 1956 senesinde yayınladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğüne;

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU, kendi imzaladığı “Başemir”e;

   Bu sözlüğün “kaynağının” Amerikan Kara Kuvvetlerinin 1944, 1950 ve 1953 senelerinde yayınladığı bu üç İngilizce Askerî Terimler Sözlükler olduğunu yazdı.

   Yayınladığı bu sözlüğün kaynağının Amerikan Kara Kuvvetlerinln yayınladığı bu sözlükler olduğunu belirtmek için de

   Bu sözlüklere atfen, kendi yayınladığı sözlüğe Amerikan sözlük numarasının aynısı olan “Ö/T 302-5-1” numarasını verdi.

 

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Ahmet Cemal TURAL;

   “Ö/T 302-5-1” numaralı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü 1969 senesinde yeniden yayınladı.

   Orgeneral Ahmet Cemal TURAL, bu sözlüğün yayın numarası olan “Ö/T 302-5-1”’i değişdirmedi.

   Fakat

   Yayınladığı bu sözlüğün kaynağının Amerika Kara Kuvvetlerinin 1944, 1950 ve 1953 senelerinde yayınladığı sözlükler olduğunu bu sözlüğün “Başemir”indeki bilgiden sildi.

   Böylece.

   Orgeneral Ahmet Cemal TURAL ve kendisinden sonra görev alan Genelkurmay Başkanları;

 

    1. Amerika Kara Kuvvetlerinin fikrî mülkiyetinde olan ingilizce askerî sözlükleri hırsızladı,

 

    2. Hırsızladığı bu ingilizce sözlüklerdeki bâzı terimleri ahlâksızca tebdil ve tahrif etdi.

 

   3. Amerikan Ordusunda “subay ve er olmak üzere iki sınıf asker mevcut olduğunu” gösderen “Table of comparative gradesRütbe mukayese çizelgesini yayınladıkları sözlüklere hiç yazmadı.

 

   4.İngilizce “noncommissioned officer” terimini türkceye sahte olarak “astsubay” şeklinde tercüme etdi.

 

   5. İngilizce “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesinin “astsubay” olduğuna dâir TBMM’nin kabul etdiği bir kânun yokdur. Bir başka ifâde ile; Amerikan Ordusuna ait ingilizce “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesinin “astsubay” kelimesi olduğu tamamen yalandır.

 

   6.Amerikan Ordusunda “er ve subay” olmak üzere iki sınıf asker olduğu hakikâtini Türk Genelkurmay Başkanları; Türk Milletinden, Türk Ordusundan ve Türk asubaylarından gizledi.

 

   7. Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfı mevcut olduğu yalanını söylemek sûreti ile Türk Genelkurmay Başkanları;

  • Amerikan Devletine,
  • Amerikan milletine ve
  • Amerikan Ordusuna iftirâ atdı.

8. En önemli husus da şudur; Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfı mevcut olduğu yalanını söyleyen Türk Genelkurmay Başkanları; Türk asubaylarını kandırdı. Bu kandırmacanın neticesi olarak da; 2014 senesinde Türkiye’ye dâvet etdiği Amerikalı “erlere ” Ankara’da “astsubay” muamelesi yapdı.

 

9. Subay yardımcısı” dediği Türk “astsubayları” bizim Genelkurmay Başkanları; Amerika’da ve NATO görevlerinde Amerikalı “erlerin” emrinde çalışdırdı ve hâlâ da çalışdırıyor.

 

 

 

 


 

 

 

   *  *  *  *  *  

 

   Sözlük kaynağı konusunda Genelkurmay Başkanlarının yapdığı iğrenç hileleri de

   Şu zaman/olay silsilesi içinde görelim…

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

          1956 tercümesine “kaynağı” yazmışlar.           

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1969 tercümesine “kaynağıyazmamışlar.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     2007 tercümesine “kaynağı” yazmamışlar;

     İntihâlci ve emek hırsızı Genelkurmay Başkanı Mehmet Yaşar BÜYÜKANIT.

     Yapdığı bu hırsızlığın parmak izlerini kaybettirmek için

     Genelkurmay Başkanı, Sözlüğün yayın numarasını değişdirmiş; MS 76-1(C); Ö/T 320-5-1; S/R 302-5-1.

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

      Şimdi, muhterem asubay meslekdaşlarım ve kıymetli vatandaşlarım;

      Tercüme konusunda bizim Genelkurmay Başkanlarının yapdığı hileleri

      Zaman ve olay silsilesi içinde şöyle bir görelim hele!..

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

   *  *  *  *  *  


 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


   1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda olduğu gibi

   Türkiye Cumhuriyetini teşkil eden Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK de

 

   Cümhuriyet Ordusunu 1935 senesinde iki sınıf asker ile teşkil etdi.

   1. Muvazzaf "subay"

   2. Mükellef "erât"

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İki sınıflı askeri olan T.C. Ordumuza ilk darbeyi

   ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 1960 darbesinin darbeci subayları vurdu!..

   “Erbaş” sınıfından doğurtup “astsubaylar” dedikleri askerleri de

   Darbeden hemen bir sene sonra “üçüncü asker sınıfı” olarak ordumuzun demirbaşına kayıt etdiler.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Târih öğretmenimiz Kara Doktor Öğretmen Albay Tahsin ÜNAL 1965 senesinde keşfetmiş idi;

   “Bölüğün Anası” var idi nasıl olsa!..Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Coni’den terfili, belden gıvırmalı, omuzu püsküllü Amerikanperestiş subaylarımız,

   Ordumuza “yeni köle asker sınıfları doğurtmaya” devâm etdiler.

 

 

 

  *  *  *   

   

   Birinci Cumhurbaşkanı ATATÜRK’ün 1935 senesinde meriyyete koyduğu

   2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu madde 35’e göre

   Cümhuriyet Ordusuna giren her asker şu andı içecek idi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   OTUZ BEŞİNCİ MADDEOrduya giren her asker and içecektir. And sûreti aşağıdadır:

 

   Hazarda, seferde, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde                 milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve âmirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu, Türk sancağının şanını canımdan aziz bilib icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime namusum üzerine and içerim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


    

   Fakat

   ATATÜRK’ün ordusunda,

   ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen darbeci ve hâin subaylar,

   En başda 2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu olmak üzere;

   ATATÜRK’ün ölümünden sonra ATATÜRK’ün yazdığı kânunlara ihânet etdiler!..

 

  *  *  *  *  *   

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Orduyu Humayûn askerine ait Osmanlıca rütbe isimlerine

   Türkce karşılıklar türeten ATATÜRK’ün "tasvip buyurduğu" türkce rütbe isimleri

   Aşağıda gördüğünüz 2/2295 sayılı Karârnâme ile

   1935 senesinde Cumhuriyet Ordusu askerî mevzuâtına dâhil edildi.

   

   Bu Karârnâme ile ATATÜRK;

   Osmanlıca “küçük zâbit” tâbirini Türkceye “erbaş” olarak tercüme etdi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1935 senesinde bizzat hazırladığı “Rütbe ve Birliklerin Öz Türkçe Karşılıkları” isimli kitapda

   Kurucu Reisicumhur ATATÜRK, “ Erbaş ” kelimesini işde böyle, şiir gibi izah etdi.

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

     

      Yukarıda gördüğünüz gibi

      Bizim her boku bilen zâbitânımız

      “ Erbaş ” kelimesinin aslı olan;

  • Sous-Officier” terimini Fransız Ordusundan,

  • Unteroffizier” terimini de Alman Ordusundan hırsızlamışlar…

 

   “ Erbaş ” kelimesinin de hile ile “ astsubay ” yapıldığını görmek için

   Bir “subay darbesi kânunu” olan

   Ve dahi

   27 Mayıs darbeci subaylarının 1961 senesinde tezgaha sürdüğü

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânununa bakacağız.

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Amerika Kara Kuvvetlerinin kendi iç hizmetlerinde kullanması için;

   TM 20-205 sayılı ABD Kara Ordusu Terimler Sözlüğünü

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral George Catlett MARSHALL 1944 senesinde yayınladı.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

İşde, aşağıda bu sözlüğün kapak resimini görüyorsunuz.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Amerikan Kara Ordusunun bu askerî terimler sözlüğünü hazırlanmasındaki gâyesi,

   Aşağıda gördüğünüz “Maksat /Purpose” başlığı altında ifâde edildiği üzere;

  • Amerikan Ordusu askerî yazışmalarında ve eğitiminde ifâde birliği temin etmek

  • Ve bu sûret ile eğitimden azâmî fayda elde etmek idi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Amerika Kara Ordusunun 1944 senesinde neşretdiği bu sözlükden,

 

   Ben Şükrü IRBIK sâdece dört “terim” hakkında söz söyleyeceğim;

   1. Noncommissioned officer ; Muvazzaf olmayan subay.

   2. Enlisted Man; Er,

   3. Private ; Er,

   4. Table of Comparative Grades ; Derece Mukayese Çizelgesi.

 

   Çünkü;

   Bu ingilizce  terimlerin dördü de, “astsubay” dedikleri askerleri köle yapmak için

   Genelkurmay Başkanlarının sinsice ve hâince hileler yapdığı terimlerdir. 

 

 

                          İşde, Genelkurmay Başkanlarının yapdıkları bu hileler;                        

 

   1. Noncommissioned officer (Muvazzaf olmayan subay) teriminin içini Genelkurmay Başkanı 2007 senesinde tamamen boşaltmış,

 

   2. Enlisted man (Er) terimdeki son cümleyi 1956 senesinde yayınladığı sözlüğe Genelkurmay Başkanı yazmamış. Yapdığı bu hile ile Genelkurmay Başkanının; Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere iki sınıf asker olduğu hakikâtini gizlemeye çalışmış. İngilizce-Türkce sözlüğü 2007 senesinde yayınlayan Genelkurmay Başkanı ise bu Enlisted man (Er) terimininin içini tamamen boşaltmış.

 

   3. Private (Er) kelimesinin son cümlesinde atıf yapılan “Table of Comparative Grades (Derece Mukayese Çizelgesi)”ni yayınladıkları sözlüklere Genelkurmay Başkanlarının hiçbirisi eklememiş. Sinsice yapdıkları bu hile ile Genelkurmay Başkanları; Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere iki sınıf asker olduğu hakikâtini bütün dünyadan, hattâ Amerikan Ordusundan bile gizlemeye çalışmışlar. Yapdıkları bu âdi hile Türk Genelkurmay Başkanları; uyduruk bir asker sınıfı olan “astsubaylığı” kendi akıllarınca meşrulaşdırmaya çalışmışlar.

 

  

     İşde,

   Türk Genelkurmay Başkanlarının 1956 senesinden beri tercüme hileleri yapdığı ingilizce o dört terim;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Harb esiri askerlere yapılacak muamele kurallarını tesbit eden Cenevre Sözleşmesi’ni

   Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 12 Ağustos 1949 târihinde imzâladı.

 

   Bu sözleşme ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti;

   Harb esiri askerlere Cenevre Sözleşmesi kurallarına göre muamele edeceğini taahhüt etdi.

   Cenevre Sözleşmesi‘nde “subay” hâricindeki askerler için kullanılan kelime ve terimler şunlar;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

ŞŞ

 

       Çok can yakıcı bir hakikâti de yeri gelmiş iken burada sizlere fâş eyleyelim.     

 

      1949 Cenevre Sözleşmesi‘ne göre esir mübâdalesi şu esasa göre yapılır;     

 

    Esir subaylar rütbelerine göre yegân yegân “perakende” olarak değiş tokuş edilir.  

 

                                Subay hâricindeki askerler ise                                

      “kelle” hesâbına göre “mal gibi toptan” değiş dokuş edilir.      

 

                                      Astsubay meslekdaşlarımın haberi olsun!..                                 

 

 

 

 

   İsbâtı da bugün dahi böyle meriyyetde olan

   22 Mayıs 1930 sayılı Askerî Cezâ Kânununun aşağıda gördüğünüz şu maddesi;

 

      Askeri şahıslar (1)   

 

   Madde 3 – (Değişik : 22/3/2000 - 4551/1 md.) Askerî şahıslar;

 

  • Mareşalden asteğmene  kadar subaylar,

 

  • Astsubaylar,

 

  • Uzman jandarma,

 

  • Uzman erbaş,

 

  • Sözleşmeli erbaş ve er,

 

  • Erbaş ve erler.

 

 

   Subaylarımızı; en küçük ve en büyük rütbe ile târif etmişler.

 

   Ve fakat astsubaylarımızı “tek” kelimede geçmişler!

 

   

   Türk "astsubaylarının" böyle mal gibi "kelle" ile sayılmasının sebebini de gene Eski Tüfek’den işitin!

   

   Çünkü;

   

   Dünyânın bütün ordularında erlere "kelle" hesâbı "toptan" muamele yapılır.

   

   Çağdaş ordularda “astsubay” isimli uyduruk ve “ortada sandık” bir asker sınıfı yok!

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Amerikan Devleti, 1949 senesinde Meslekî Tazminât Kânununu meriyyete koydu.

   Bu kânunun amacı;

   Amerikan Ordularında aynı işi yapan “subaylar” ve “erlerin” kendi sınıfları içinde “emek/ücret” eşitliğini tesis etmek idi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Bu kânuna göre;

   Muvazzaf subay rütbeleri; OF-1 OF-8 olmak üzere 8 maaş derecesine,

   Mükellef Er rütbeleriE-1 — E-7 olmak üzere 7 maaş derecesine taksim edildi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Türkiye Cumhuriyeti Ordusunu;

   NATO’nun yatak odasında Amerika’nın kucağına oturtmak için

   1947 senesinde kolları sıvayan dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa İsmet İNÖNÜ,

   Ve dönemin Başbakanı Şemsettin GÜNALTAY

   1950 senesi Mart ayında bir kânun sürdü tezgaha; Gedikli Erbaş Kânunu.

   Bu kânun tasarısının gerekçesinde Başbakan Şemsettin GÜNALTAY işde, gıçını böyle yırtıyor idi; 

 

 

             Gedikli Erbaş Kânunu tasarısının gerekçesi           

 

 

   Ordunun “gedikli erbaş” eksiği pek çok olup

   “Gedikli erbaş” kaynaklarının bugünkü verimi ile bu ihtiyacın kısa zamanda tamamlanmasına imkân olmadığı,

   Gedikli erbaşlığa istekli sayısının çok az bulunduğu görülmüş ve bunun sebepleri araştırıldığında;

   Ortaokul öğrenimini bitiren

   Ve daha yüksek öğrenime katılmak imkânı, fırsat ve gücünü bulamıyan gençlerin, daha çok Devlet memurluğunu tercih eyledikleri

   Veya istikballerini, daha iyi bir şekilde sağlıyacak istikametlerde aradıkları anlaşılmıştır.

 

   Çünkü;

   Ortaokul mezunu Devlet memurları üç yılda bir terfi eylemekte,

   Polislerin ve ortaokul öğrenimi üzerine bir meslek tahsili yapanların aylıkları 20 liradan başlamakta,

   Baremin I. derecesine kadar yükselebilmekte,

   Devlet memurları 65 yaşına kadar memuriyete devam hakkına malik bulunmakta,

   Gedikli erbaşların tâbi bulunduğu;

   Yaş haddi,

   Evlenme ve

   Başka türlü kayıt ve şartlara bağlı ve mahrumiyetlere mâruz bulunmamaktadır.

   Millî Eğitim Bakanlığının köy ve sanat enstitülerinin sağladığı istikbal de (yedek subaylık ve askerî memurluk hakkı. Eski Tüfek) gedikli erbaşlara nazaran daha elverişli bulunmaktadır.

 

   Bu sebeplerle;

   Gedikli erbaşları meslekî ve hukuki yönlere yükseltmek ve

   Kendilerini terfih eyliyerek gedikli erbaşlığa teşviki sağlamak için;

   Gedikli erbaşlara, en az orta okul mezunu bir Devlet memur statüsü vererek

   Aynı derecede öğrenim görmüş ve Devletin türlü hizmetlerinde çalışan memurlara eşit haklara sahip kılmak gerekli görülmüş ve bu kanun tasarısı bu esasa göre hazırlanmıştır.

 

   

    Bu tasarı o kadar berbat ve rezil bir kânun idi ki!.. Târifi mümkün değil…

 

   Köy ve sanat enstitüsü mezunu gençler bu senelerde;

 

  • Yedek subay olarak askere gidiyor,

 

  • Askerlik süresi bitince de teskere bırakıp subay olarak orduda kalıyorlar idi.

 

   Fakat,

   Aynı köy ve sanat enstitüsü mezunu gençleri, Başbakan Şemsettin GÜNALTAYgedikli erbaş” yapmak için bu rezil kânunu tezgaha sürdü. TBMM’de bir oldu-bittiye getirip iç tüzüğe aykırı olarak meclisden geçirdiği bu Gedikli Erbaş Kânunu ile Genelkurmay Başkanları;

   Yedek subay olma hakkına sahip olan köy ve sanat enstitüsü mezunu gençleri “gedikli erbaş” yapmaya çalışdı.

   Bu kadar hâince davranan Genelkurmay Başkanları;

   Gedikli erbaşları harp okulu mezunu subaylar gibi 15 sene mecburî hizmete mahkûm etdiler.

   Dünyâ askerlik târihi ve memleket gerçekleri ile hiçbir alâkası olmayan bu rezil kânun yüzünden Türk gençleri,

   Haklı olarak 1950 senesinde “köle gedikli erbaş” olmak isdemedi.

   İşde bu sebeplerden dolayı 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu, Cumhuriyet târihinin o vakde hazırlanmış en aptalca ve yapılmış en rezil kânunudur. “Köle” askerler arayan beyaz subayların hevesleri de 1950 senesinde böylece kursaklarında kaldı.

   Fakat sömürgen subaylar, götlerini kaşıtacak köle askerler tertip etmek ihtirasından alsa vazgeçmediler.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Türkiye Büyük Millet Meclisi;

   1951 senesinde Astsubay Kânununu kabul etdi ve meriyyete koydu.

 

   “Astsubay” olarak tesmiye etdiği yeni(!) asker sınıfını bu kânun, birinci maddesinde şöyle târif etdi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

      5802 sayılı bu Astsubay Kânununun aşağıda görülen Geçici Madde-1’i ile;

     “Gedikli Erbaş” adı “astsubay ” olarak değişdirildi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1951 senesinde kabul edilen Astsubay Kânununu hazırlayan dönemin Başbakanı Adnan MENDERES,

   Teklif gerekcesinde şöyle dedi; 

 

 

          GEREKÇE      

 

    1. Modern harb silâh ve araçları ile teçhiz edilen silâhlı kuvvetlerimizde, bu modern harb silâh ve araçlarını    “kullanacak” ve “erlere öğretecek” muharip ve yardımcı sınıf astsubay ve takım komutanına olan ihtiyaç     çok fazladır.

 

   2. Bu kanun tasarısı ile;

   a. Muharip astsubaylara aylıkla birlikte,

   b. Liyakat gösterenlerin subay nasbedilmeleri,

   c. Ve kıdemli yüzbaşılığa kadar yükselmeleri sağlanmak suretiyle rağbetin arttırılması düşünülmüştür.

 

    3. Bu suretle;

   a. Anadolu'nun küçük kasabalarında ortaokuldan fazla tahsil imkânını bulamamış yüksek kabiliyetli Türk     çocuklarına daha geniş hizmet imkânları verilmiş,

   b. Ve liyakatleri ile mütenasip rütbelerle taltif edilmeleri de imkân dâhiline girmiş olmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

         Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı,

   Yeni bir “statü” diye 1951 senesinde “astsubay” ismi ile “ortada sandık” bir asker sınıfı peydahladılar.

    “Gedikli Erbaşları” da bir günde sözde “astsubaylığa ” terfi(!) etdirdiler.

 

   Fakat

   Görev tanımlarına bakdığımda Genelkurmay Başkanının

   “Gedikli erbaş”ların yapdığı işlerin hepsini “subay yardımcısı” dediği köle “astsubayların” üzerine yıkdığını gördüm.

 

   Dönemin ekâbir güruhunun Astsubay Kânunu ile yapdığı iş, meğer tam da şu imiş;

   “Gedikli erbaşlara” sâdece “astsubay ” kıyafeti giydirmişler!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   5802 sayılı Astsubay Kânununu 1951 senesinde hazırlayan Genelkurmay Başkanı;

   Amerika Kara Ordusunun 1944 senesinde neşretdiği TM 20-205 ve 1953 senesinde neşretdiği SR 320-5-1 sıra sayılı İngilizce Askerî Terim Sözlüklerinden bal gibi haberi var idi.

   

   5802 sayılı Astsubay Kânunu’nda söz edilen “astsubay” rütbelerinin önünde “astsubay” kelimesinin olmayışı da buna en güzel delildir.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

      Bugün kendi rütbelerinin önüne “astsubay” yazmayan dangalak astsubay meslekdaşlarımız,

      Kendilerinin “astsubay” değil de aslında “er” olduklarını bizzat kendileri zımnen itiraf ediyorlar.

 

      Bugün dahi Genelkurmay Başkanı; NATO’ya “er” olarak pazarladığı Türk astsubaylarının,

      Rütbelerinin ingilizce isimlerinin önüne sözde “astsubay” demek olan “NCO” ibâresini eklemiyor.

 

      Fakat

      Gördüğü her hıyara tuzluk koşduran Kara Kuvvetleri Komutanlığı

     NATO’ya göre “er” olan Türk astsubay rütbelerinin ingilizce isimlerinin önüne sözde “astsubay” demek olan “NCO” ibâresini ekliyor.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

(http://www.kkk.tsk.tr/en/KKKHakkinda/AstSbRutbe.aspx)    

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Amerika Kara Ordusu kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere

   İki ayrı Askerî Terimler Sözlüğü hazırladı. Ve bu sözlükleri 1944, 1950 ve 1953 senelerinde neşretdi.

 

   Bu sözlüklerde mevcut olan “ noncommissioned officer ” terimini Amerika Kara Ordusu,

   Bu senelerde kendisinde mevcut olan “yedi” rütbe derecesini ihtiva eden “ erat ” sınıfının “en kıdemli ilk dört derecesini” târif eden bir zümre ismi olarak tefrik, tasrih ve târif etdi.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Harb esiri askerlere yapılacak muamele kurallarını tesbit eden Cenevre Sözleşmesi’ni

   Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 12 Ağustos 1949 târihinde imzâlamış

   Ve dahi

   Harb esiri askerlere bu Sözleşme kurallarına göre muamele edeceğini taahhüt etmiş idi.

 

   21 Ocak 1953 târihinde kabul etdiği 6020 sayılı kânun ile TBMM;

   T.C Devletinin 12 Ağustos 1949 târihinde imzâladığı 1949 Cenevre Sözleşmesini  “onadı”.

 

   Bu Sözleşmede bahsedilen “noncommissioned officer” terimini TBMM,

   “Erbaş” ve “gedikli” olarak türkceye tercüme etdi.

 

 

   “Astsubay” kelimesini 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde TBMM türetdi.

   Bu cümlenin mütemmim cüzü olarak da

   TBMM’nin kânun ile türetdiği türkce “astsubay” kelimesinin ingilizcesini de

   Gene kânun ile ve ancak TBMM tesbit ve tefrik edebilir.

 

   Ayrıca,

   “Astsubay” kelimesinin ingilizce karşılığı hakkında TBMM’nin şu târihe kadar yapdığı bir kânun da yokdur.

   1949 Cenevre Sözleşmesi (GC-III)’ndeki “noncommissioned officer” terimini TBMM,

   6020 sayılı kânun ile 1953 senesinde türkceye “erbaş” şeklinde tercüme etdi.

   

   Fakat

   Aynı “noncommissioned officer” terimini Genelkurmay Başkanı, türkceye “astsubay” şeklinde tercüme etdi.

   “Erbaş” terimi ile “astsubay” terimi arasında hiçbir şekilde illiyet bağı yokdur.

   

   Cârî askerî kânunlarımızda “erbaş” sınıfı ve “astsubay” sınıfı,

   Kendi müstakil kânunlarına müsteniden teşkil edilmiş ve birbirinden tamamen farklı asker sınıflarıdır.

   

   Bugüne kadar neşretdiği İngilizce-Türkce/İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüklerine yazdığı “astsubay” kelimesini ingilizceye “noncommissioned officer” şeklinde uydurma ve kânunsuz olarak tercüme etmek sûreti ile Genelkurmay Başkanlığının;

      a. Türk milletinin yüce irâdesinin yegâne tecelligâhı olan TBMM’nin “yasama erkine” doğrudan müdâhale etdiği

     Ve dahi

      b. “Astsubay” kelimesinin ingilizce tercümesi olduğu beyân etdiği “noncommissioned officer” teriminin de “kânunsuz”  ve “kaçak” bir terim olduğu bugün burada ortaya çıkıyor.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Hile, sömürü ve emanete hıyânet!.. Belki de hepsi…

   Atatürk’ün kendilerine emânet etdiği T.C. Ordusunu

   Evvelâ Amerika’nın kucağına oturtup

   Sonra da

   Amerika’nın arka bahçesi NATO’ya köle etmek için

   Amerikan perestiş subaylarımızın eteklerinin zil çaldığı 1956 senesindeyiz…

 

   Amerika Kara Ordusu kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere üç ayrı Askerî Terimler Sözlüğü hazırladı

   Ve bunları 1944, 1950 ve 1953 senelerinde neşretdi.

 

   İşbu sözlüklerde mevcut olan “ noncommissioned officer ” terimini Amerikan Kara Ordusu;

   Kendisinde mevcut olan “yedi” dereceli “ erat ” sınıfının “en kıdemli ilk dört derecesini” târif eden bir zümre ismi olarak tefrik, tasrih ve târif etdi.

   Amerika Kara Ordusunun kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere 1944, 1950 ve 1953 senelerinde neşretdiği bu her üç İngilizce Askerî Terimler Sözlüğünü,

   Erkânıharbiye Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı) 1956 senesinde türkceye tercüme etdi

   Ve dahi

   Türk Ordusunda kullanılmak üzere “ İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü “ ismi ile neşretdi.

   Amerika Kara Ordusunun 1944 ve 1953 senelerinde neşretdiği Askerî Terimler Sözlüklerinde alenen görüldüğü üzere;

   İngilizce “ noncommissioned officer ” terimi, Amerika Kara Ordusunda mevcut olan “yedi” dereceli “erat” sınıfının “en kıdemli ilk dört derecesini” târif eden bir zümre isimidir.

 

   1982 Anayasasının 124’üncü maddesi mucibince bakanlığın çıkaracağı Yönetmelik, kânuna aykırı olamaz.

   27 Mayıs darbeci subaylarının piyasa sürdüğü 1961 Anayasası’nın 113’üncü maddesi de aynı hükümü âmirdir.

   Erkânıharbiye Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı)’nin 1956 senesinde neşretdiği Ö/T 320-5-1, sayılı sözlük, Anayasa’nın bu hükmüne aykırıdır. İşbu Özel Talimât (Ö/T)’ın “Başemir”’inde de bu aykırılık itiraf edilmiş.

 

   Bu talimâtı esâs alarak Genelkurmay Başkanlığının şu târihe kadar hazırlayıp neşretdiği İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerinde mevcut olan ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini türkceye “ astsubay ” şeklinde tercüme eden sözlükler de 1982 Anayasasının 124’üncü maddesine aykırıdır.

 

   Çünkü;

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile askerî mevzuâtımıza 1951 senesinde duhûl eyleyen sahte “astsubay” kelimesinin;

   İşbu kânunu kabul edip meriyyete koyan yasama erki olan TBMM’nin tesbit etdiği resmî ingilizce tercümesi mevcut değildir. 

 

 

      Netice olarak;         

 

   Genelkurmay Başkanlığının “astsubay” kelimesinin terücmesi olduğunu iddia etdiği

   İngilizce “noncommissioned officer” terimi kânuna ve Anayasa’ya aykırıdır.

 

   Ayrıca;  “astsubay” kelimesinin ingilizcede karşılığı mevcut değildir.

 

   İngilizce “noncommissioned officer”  terimini türkce tercümesi “ muvazzaf olmayan subay”’dır.

 

   Genelkurmay Başkanlığı sözlüğündeki;

   “Astsubay” kelimesinin ingilizcede karşılığı mevcut değil.

   “Muvazzaf astsubay ” ibâresinin de ingilizcede karşılığı mevcut değil.

 

 

Ö/T 320-5-1, İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü Başemri’nin birinci cümlesi şöyle diyor;

1. Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerimiz ile Amerikan Yardım Kurulunun temsilcilerinden mürekkep olmak üzere E. U. Rs.ce kurulan bir komisyon tarafından, 1944 basımlı TM 20-205 ve 1950, 1953 basımlı SR-320-5-1 seri numaralı Amerikan Askerî Terimler Sözlükleriesas tutulmak suretile hazırlanan” (Ö/T 320-5-1, İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü) basılmış ve Silâhlı Kuvvetlerimizce İngilizceden türkceye yapılacak çevirmelerde esas tutulmak üzere yayımlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1787 Anayasası Madde-I, Bölüm-8 ile “ordu teşkil etme” hakkını ihrâz eden Amerikan meclisi (senato),

   “Başlık-10” (Title-10) altında Coni Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunu terkip etdi. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. Aug.10, 1956).

   Ve 1956 senesinden beri bu kânûnun aşağıda gördüğünüz maddelerinin tek kelimesine dahi dokunmadı;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Chapter – I / Bölüm – I                                                                                                 Page/Sayfa 18 & 19

   101. Definitions / Tanımlar;

 

   (b) PERSONNEL GENERALLY. — The following definitions relating to military personnel apply in this title:

   (b) Personel: Bu başlık altında sözü edilen askerî personel için aşağıdaki tanımlar geçerlidir.

 

   (1) The term "officer/subay" means a commissioned or warrant officer.

   (2) The term "commissioned officer/muvazzaf subay" includes a commissioned warrant officer.

   (3) The term "warrant officer/gedikli subay" means a person who holds a commission or warrant in a warrant officer grade.

   (4) The term "general officer/general" means an officer of the Army, Air Force, or Marine Corps serving in or having the grade of general, lieutenant general, major general, or brigadier general.

   (5) The term "flag officer/amiral" means an officer of the Navy or Coast Guard serving in or having the grade of admiral, vice admiral, rear admiral, or rear admiral (lower half).

 

     (6) The term "enlisted member/ gönüllü er " means a person in an enlisted grade. 

 

   (14) The term "medical officer/tabip subayı" means an officer of the Medical Corps of the Army, an officer of the Medical Corps of the Navy, or an officer in the Air Force designated as a medical officer.

   (15) The term "dental officer/dişci subayı" means an officer of the Dental Corps of the Army, an officer of the Dental Corps of the Navy, or an officer of the Air Force designated as a dental officer.

                                                                                                                                     Eski Tüfek 2020   

 

    İşde, siz de gördünüz!

 

   Coni Anayasası’na göre Coni ordusunda   iki sınıf asker  var;

 

  • Subay 

 

  • Er

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   25 Şubat 1957 Pazartesi günü meclisde Bütçe Kânunu müzakere edilir iken

   Partisi adına söz alan Kırşehir Milletvekili Mehmed MAHMUDOĞLU,

   Türk Ordusunun teşkili hakkında TBMM’den şunları talep etdi; 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

CUMHURİYETÇİ MİLLET PARTİSİ MECLİS GRUPU ADINA MEHMET MAHMUDOĞLU.

 

(Kırşehir) — Muhterem arkadaşlar, Millî Müdafaa bütçesi hakkındaki Cumhuriyetçi Millet Partisi Meclis Grupunun görüş ve temennilerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum.

    1. (…)

    d) Silâhlı kuvvetlerimizde kemmiyet yerine keyfiyet prensibinin tatbiki

   Ve böylece aded üzerinde tasarrufun sağlanmasını

   Ve keza talim ve terbiye, sevk ve idare hususlarında olduğu gibi,

   Her türlü ikmal idare ve muhtelif meseleler üzerindeki esasların Amerikan     usullerine göre tedrici bir surette kanunlaştırılmasını temenni ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynı gün meclisde söz alan Elazığ Milletvekili Selâhattin TOKER,

Türk Ordusunun teşkili hakkında TBMM’den şunları talep etdi;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Selâhattin TOKER (Devamla) — (…)

 

Muhterem arkadaşlar; Personel darlığının halli, her şeyden evvel, NATO'nun istediği gibi kalitenin sayıya tercih edilmesiyle mümkündür. Bu da, aslında NATO'nun da 1954 te talebetmiş olduğu şekilde, birliklerimizin, ezcümle kadro ve kuruluşları bakımından, atom harbinin icaplarına uygun olarak, yeniden teşkilâtlandırılması ile kabil olacaktır.

 

 

 

 

 

             

    Sayın vekillerin bu sözlerinin özeti şu oluyor;

    Mâdemki NATO’ya üye olduk,

    Ordumuzu da “başdan aşağı” NATO’nun agası olan Amerikan Ordusu gibi teşkil etmeye mecburuz!..

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    1958 senesinde meriyyete koyduğu ve sizlerin de aşağıda gördüğünüz 85-422 sayılı kânun ile

    Amerika Devleti, Amerikan Ordusundaki;

    Subay sınıfına O-9 ve O-10 rütbelerini,

    Er sınıfına ise E-8 ve E-9 derecelerini ilâve etdi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu kânun ile Amerikan Ordusundaki “er rütbe derece” sayısı “dokuz” oldu.

   Ve böylece;

   “Enlisted Grade Structure” (Er Derece Çizelgesi)’da “en kıdemli ilk 4 rütbeyi” ifâde eden “noncommissioned officer (NCO)” teriminin anlamı da

   “En kıdemli ilk 5 derece” olan (E-5 - E-9) derecelerini kapsayacak şekilde genişletildi.

 

   Amerikan Genelkurmay “Kıdemli Eri” ve Kuvvet (Kurmay Başkanlıkları) Komutanlıkları “Kıdemli Er” kadroları için “E-10” derecesini ihdâs etmeyi gündeme aldılar.

   Amerikan Ordusu “er” derecelerinin “en üst” kademesi olarak “E-10” derecesini de yakın bir zamanda göreceğiz.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   5802 sayılı Astsubay Kânununu TBMM, 1951 senesinde meriyyete koymuş idi.

   Bu kânuna göre;

   9 senelik mecburî hizmetini tamamlayan astsubaylar, teğmenliğe nakil edilecekler idi.

 

   Fakat Genelkurmay Başkanları, bu hakka sâhip olan astsubayları, teğmenliğe nakil etmedi.

 

   6137 sayılı kânunu da TBMM, 1953 senesinde meriyyete koydu.

   Bu kânuna göre 9 senelik mecburî hizmetini tamamladıkdan sonra istifa ederek ordudan ayrılan atssubaylar; “yedek asteğmen” veya “sekizinci sınıf askerî memur” nasbedilecek idi.

 

   Fakat sömürgen Genelkurmay Başkanları, bu kânunu da tatbik etmedi.

   Kabul etdiği kânunlar ile TBMM’nin astsubaylara verdiği hakları Genelkurmay Başkanları bir bir gasp ederken günler geldi geçdi,

   Ve dahi

   Târih geldi dayandı 27 Mayıs 1960 Cuma gününe...

   İktidâra geldiği 1950 senesinden beri Başbakan Adnan MENDERES’e

   Kendisinin terfi etdirdiği Coniperestiş subaylar gizliden gizliye darbe hazırlıyorlar idi.

 

   Bu gizli darbe hazırlığı;

   Tıpkı 2016 senesi Temmuz ayının 15’indeki mübarek bir Cuma günü zuhûr eylediği gibi,

   1960 senesi Mayıs ayının 27’sinde, gene mübarek bir Cuma günü koku verdi…

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

27 Mayıs darbesini ordu içindeki bir avuç “küçük rütbeli subay” tertiplemiş idi.

Bu “küçük rütbeli subaylar”;

Darbeye karşı olan “büyük rütbeli subayları

Ya ikna,

Ya hapis,

Ya da yurtdışına sürgün etmişler idi.

Darbeci subaylar, 1 saat içinde devletin önemli mevkiilerini hemen ele geçirdiler.

 

 

 

    28 Mayıs 1960 Cumartesi günü saat 04;30’da darbe beyannâmesini

   O dâvudî sesi ile radyoda okuyan darbeci Kara Piyâde Kurmay Albay Alpaslan TÜRKEŞ,

   Şöyle demiş idi;

 

        “Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensiplerine tamamıyla riayettir.

 

 

 

 

 

 

 

 

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü Türkiye’de hükûmetin manzara-i umumiyesi,

   Maşşallah, Allah nazardan saklasın,

   Sakın ha! Foto-şaka filân zannetmeyiniz!

   Tam da aşağıda gördüğünüz gibi;

   Şu altısı bir yerde,

   Ve fakat dördü aynı subay olan “berrî” üç orgeneralden müteşekkil idi.

900

  Yukarıda resimlerini gördüğünüz bu darbeci subaylarımız;

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü sabahın seher vakinde T.C. Devletinin üzerine çöreklendiler

   Ve dahi

   TBMM dâhil olmak üzere devletin bütün dâirelerini cebren ve hile ile işgal edip ele geçirdiler.

   Cumhurbaşkanı ve başbakan sıfatına ilâve olarak

   Kara Kuvvetleri Komutanlığından emekli “AgaCemal GÜRSEL aynı zamânda;

   Millî Birlik Komitesi Başkanı ve TSK Komutanı makâmlarını da cebren ve hile ile şereflendiriyor(!) idi.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

     1961_ 27 Mayıs 1961 târih ve 334 sayılı T.C. Anayasası, madde-65:

    II – T.B.M.M.nin görev ve yetkileri

     b) Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma

    MADDE 65. –  (…)

    Usûlüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar  kanun hükmündedir.

    Bunlar hakkında 149 uncu ve 151 inci maddeler gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Madde 37 – Silahlı Kuvvetlere katılan her asker andiçer. And sureti aşağıdadır:

 

 

   "Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine andiçerim."

 

 

 

        Amerika Kara Kuvvetlerine ait ingilizce “ noncommissioned officer ” teriminin

        Türkce tercümesinin “astsubay” olduğuna dair hiçbir kânunda hüküm yokdur.

        “ Noncommissioned officer ” terimini Genelkurmay Başkanları

        1956 senesinden beri kânunsuz olarak “astsubay” şeklinde türkceye tercüme etdiler.

         Ve Genelkurmay Başkanlarının hepsi yukarıda gördüğünüz asker yeminine ihânet etdiler.

 

                                                                                        Eski Tüfek - 2020     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   https://discovery.nationalarchives.gov.uk/details/r/C2552470

   NATO üyesi devletlerin 1964 senesinde kabul  etdiği

   Bu Anlaşma Muhtırası (Standing Agreement)'nın maksadı şu idi.

   NATO üyesi ülke ordularının;

   Kendi iç hizmetlerine göre tasnif ve teşkil etdikleri elvan çeşitli asker sınıflarını ve rütbelerini belli kurallar dâhilinde eşitlemek.

   İşbu Anlaşma Muhtırası’nın “Uygulama” (Application) başlığı altında yer alan sekizinci madde şöyle diyor idi; 

 

    8. Personnel requisitions to fill NATO posts shall indicate the NATO code herein specified in conjunction with the approved manning document.

 

    Nations will normally be expected to fill allocated posts by personnel holding the grade indicated by the NATO code reflected in the manning document.

 

    Personnel holding a rank different from that stated in the manning document are expected to perform the duties of their post irrespective of their national rank.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Türkce Tercümesi:

 

   8. NATO kadrolarına yapılacak tayin taleplerinde; tasdik edilmiş tayin belgelesi ile birlikde bu NATO rumuzları da belirtilir.

 

   Üye milletlerin; kendilerine tahsisli kadrolara, tasdik edilmiş atama belgelerinde belirtilen dereceye sahip personel tayin etmesi beklenir.

 

   Tasdik edilmiş atama belgesinde belirtilen rütbeden faklı rütbede olan personelin, kendi millî rütbesi ne olursa olsun tayin edildiği kadrodaki görevini yapması beklenir.

 

 

 

   NATO’nun 1964 senesinde yazdığı bu emir,

   STANAG 2116’nın son sürümü olan Edition 6’da dokuzuncu madde olarak bugün de hâlen aynı şekilde geçerlidir.

   Yukarıda gördüğünüz sekizinci maddenin son fıkrasındaki cümlenin anlamı şu oluyor;

 

   NATO’da iki sınıf asker vardır;

      1. Subaylar,

       2. Subay olmayanlar (Er).

 

   Sen kendi millî kânunlarına göre isdediğin asker sınıfları ve rütbeleri  teşkil ve tesmiye edebilirsin.

 

   Fakat

   NATO’ya gönderdiği askerlerin sınıf ve rütbesi ne olursa olsun,

   Üye devletlerin askerleri “subay” veya “er” kadrosunda çalışmaya mecbur olursun.

 

   STANAG 2116’nın bu emrini bir örnek ile meseleyi anlatayım size;

   Amerika, İngiltere ve Yunaninstan dâhil olmak üzere NATO üyesi bâzı ülkelerin ordularında “gedikli subay” (warrant officer) isimli asker sınıfı mevcut.

   

  • İngiliz “gedikli subayları” “er” sınıfına dâhildir.

 

  • Fakat Amerikan ve Yunan gedikli subayları” “subaysınıfına dâhildir.

 

   NATO üyesi devletler, kendi askerlerini “subay” ya da “er” olarak NATO’ya mertce beyan ediyorlar.

 

   Fakat bizim Genelkurmay Başkanları ise hâince, nâmertce ve sinsice davranıp

   Ne “subay” ne de “er” olan Türk “astsubay”larını Amerika ve NATO’ya “er” olarak pazarlıyorlar!..

 

   5802 ve 926 sayılı kânunların “subay yardımcısı” dediği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfı;

   NATO’nun kabul etdiği “subay” ve “er” sınıflarının dışında kalan uyduruk ve sahte bir asker sınıfıdır.

 

   İşde bu sebepden dolayı Amerika ve NATO görevlerine tayin edilen Türk “astsubayları” tayin edildikleri kadrolarda “OR” derecesi daha yüksek olan yabancı “erlerin” emrinde görev yapmaya mecbur edilirler.

   Astsubay kıdemli üstçavuş” ve “astsubay başçavuş” rütbeleri ile NATO dâimî görevimde iken

   Ben Şükrü IRBIK da İtalyan “er”in emrinde çalışdırıldım.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    TSK Personel Kânunu Madde-11’de “”muvazzaf subay” kaynakları şöyle tesbit edilmiş;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    Aşağıda gördüğünüz TSK Personel Kânunu Madde-34’e göre;

   “Muvazzaf subay”ların nasıp ve terfilerini kararname ile Cumhurbaşkanı yapıyor.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   TSK Personel Kânunu Madde-67’de “”muvazzaf astsubay” kaynakları ise şöyle tesbit edilmiş;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   TSK Personel Kânununun yukarıda gördüğünüz 67’nci maddesi, “muvazzaf” ve “astsubay” kelimelerinin “muvazzaf astsubay” şeklindebir arada kullanıldığı ilk kânun maddesidir.

 

 

   Astsubaylık konusunda her zaman hatırımızda tutmamız gereken en önemli hakikât de şudur;

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile “astsubay”lara 1951 senesinde verilen bütün hakları gasp eden 926 sayılı bu kânunu, 27 Mayıs darbeci subayları 1967 senesinde tezgaha sürdü.

                                                                                                                                                     Eski Tüfek 2020

 

  

   Aşağıda gördüğünüz TSK Personel Kânunu Madde-82’ye göre;

   “Muvazzaf astsubay”ların nasıp ve terfilerini ise “bakan” yapıyor.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Nasıp ve terfilerini “Bakanın” onayladığı “astsubay”lar nasıl “muvazzaf” olabiliyor?

   Nâmuslu ve şerefli bir subayımız var ise şâyet! Gelsin ve bu hileyi bize açıklasın bakalım!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   Genelkurmay Başkanlığının 2008 senesinde neşretdiği Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün aşağıda gördüğünüz sayfa 365’de;

   Bizim her boku bilen subaylarımız “muvazzaf subay” terimini ve “ingilizce tercümesini” yazmışlar.

 

   Peki,

   Bu sayfaya yazmaları gereken “muvazzaf astsubay” terimini ve “ingilizce tercümesini” yazmayı

   Bizim her boku bilen gene o subaylarımızın götleri niye yememiş?.. 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

 

                      Amerikan Ordusu Erinin Rütbe Terfisi Şu Esaslara Göre Yapılır;         

 

 

   Seviye –1

 

   (E-1, E-2, E-3 ve E-4), (Decenterilized):

 

   Hizmet süresine göre “kıta” içinde yapılan terfi.

 

 

   Seviye –2

 

   (E-5 ve E-6), (Semicenterilized):

 

   Sicil, hizmet süresi ve kadroya göre “ordu” içinde yapılan terfi.

 

 

   Seviye –3

 

  (E-7 ve E-8), (Centerilized):

 

  Sicil, hizmet süresi ve kadroya göre “kuvvet” seviyesinde yapılan terfi.

 

 

     

  *  *  *  

 

   Amerikan Ordusunda Erin “Kadrosu” ve “Makâmı” Var!

 

   Fakat

   “Subay Yardımcısı” Olan Türk Muvazzaf Astsubayın “Kadrosu” ve “Makâmı” Yok!

 

 

     1967 senesinde meclisde cebren ve hile ile tertip etdiği 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile

     27 Mayıs darbeci subaylarının “muvazzaf astsubay” olarak tesmiye etdiği askerlerin

     Üst rütbeye terfi etmesi için iki temel şart var;

 

      1. Rütbe bekleme süresini tamamlamak,

 

     2. Terfiye yetecek asgarî sicil almak.

 

 

   Bu iki şartı hâiz olan her Türk "astsubay", “otomatik” olarak bir üst rütbeye terfi eder.

   Çünkü

   “Kadro” ve “makâm” tahsis edilmediği için Türk "astsubayının" terfi edeceği rütbede “kadro” ve “sayı” tahdidi yok!

   Türk “muvazzaf astsubayın” “kadrosu” ve “makâmı” olmadığı için;

   Karargâhlarımız tam bir palamut "kıdemli başçavuş" mezarlığıdır.

   Elini sallasan beş yüz “kıdemli başçavuşa” değer!

 

   Hâl böyle olunca da

   Bu “kıdemli başçavuş” bolluğunu ganimete çeviren fırsatcı subaylarımız;

   Kıçının kılı ağarmış palamut “kıdemli başçavuşlara” vasıfsız işçinin yapabileceği sıradan işleri yapdırır.

   Bu "kıdemli başçavuşları" subaylarımız, “çavuş” kadrolarına bile tayin eder.

 

   Subaylarımızın yapdığı bu köle muamelesini ise

   "Kıdemli başçavuşlarımız”, kendilerine yapılmış bir "iltifât" telakkî ederler.

 

   Fakat

   Amerikalı "erin" “kadrosu” ve “makâmı” vardır!

   Bir üst dereceye terfi etmek de Türk Ordusunda olduğu gibi “otomatik” değildir!..

   Bu sebepden dolayı Amerikan Ordusunda bir üst dereceye terfi etmek her “erin” harcı değildir.

 

 

     E-1’den E-9’a kadar derecelerdeki Amerikalı "erlerin" bir üst dereceye terfi etmesi için üç şart vardır;

 

           1. Rütbe bekleme süresini tamamlamak.

 

         2. Terfiye yetecek asgarî sicil almak.

 

         3. En mühimi de terfi edeceği derecede “kadro boşluğu” olması.

   

 

    E-1 ve E-4 arasındaki “er” derecelerinde herhangi bir "kadro" tahdidi yokdur.

   Aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üzere;

   E-5 derecesindeki muhtemel kadro boşluklarını doldurmak üzere

   E-1 ile E-4 arasındaki dereceler, “yedek er deposu” olarak hep dolu tutulur.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

      

   Amerikan Ordusuna ait yukarıdaki personel mevcudundaki “er” sayılarına dikkatli bakılır ise şâyet

   E-5’den sonraki “er” mevcutlarında yukarı doğru hızlı bir "azalma" olduğu görülür.

   E-5 ile E-9 derecelerindeki "er mevcudunun" azalmasının sebebi;

   E-5’den sonraki derecelerdeki "er" terfilerinin “kadro boşluğuna” göre yapılmasıdır.

 

  *  *  *  

 

   Biz Türk "muvazzaf(!)  astsubaylar” hepimiz iyi biliriz ki;

   Türk Ordusunda en çok “astsubay” mevcudu “kıdemli başçavuş” rütbesindedir.

 

   Fakat

   Amerikan Ordusunda ise en az “er” mevcudu “kıdemli başçavuş” derecesindedir.

   

 

 

   Amerikan Ordusuna ait yukarıdaki “mevcut çizelgesinde” gördüğünüz üzere

   Amerikan Ordusundaki “er” sınıfı içinde “kıdemli başçavuş” mevcudu ve oranı şöyle;

 

   Toplam Amerikalı “er” mevcudu: 1.088.127

 

   Toplam Amerikalı “kıdemli başçavuş” mevcudu: 10.431

 

   Er” mevcudu içindeki “kıdemli başçavuş” yüzdesi: 10.431x100/1.088.127=%0,9.

 

 

 

 

 

   Amerika Genelkurmay Başkanı daha iki evvelki “subay ve er” mevcudunu dünyâya ilan etmiş!

 

   Fakat Türk Ordusundan hangi rütbede kaç “astsubay” var, ben dahi bilmiyorum!

 

   Amerikan Ordusundaki “er” sınıfının “Türk mevkidaşı” olan “astsubay” sınıfı içindeki palamut “kıdemli başçavuş” oranını ise

   Bir zahmet, Müdür Yaşar GÜLER söylesin de Türk kamuoyu öğrensin!.. 

 

 

 

 

 

   Türk Ordusunda "subay ve astsubayların" her rütbede “bekleme süresi” sâbitdir.

   Bir başka ifâde ile;

   “Rütbe bekleme süresi” dolunca bizim "subay ve astsubayın" bir üst rütbeye terfisi” çantada keklikdir.

 

   Fakat

   Amerikan Ordusunda "subay ve erler" için belli bir “rütbe bekleme süresi” yokdur.

   Subay ve erin terfi etmesi için üst rütbe/derecede “boş kadro” olma şartı vardır.

 

   E-4 derecesindeki Amerikalı "erin" terfi etmesi için E-5 derecesindeki "kadroda boşluk" olma şartı aranır.

 

   Bir başka ifâde ile;

   Emeklilik, istifa ve tard gibi sebepler ile üst kadrolarda boşluk olmadığı sürece,

   Diğer şartları yerine getirseler bile Amerikalı "subaylar ve erler" bir üst rütbe/dereceye terfi edemezler.

 

   Cumhuriyet öncesi bizim ordumuzda da "zâbitânımız" için durum aynen böyle idi.

 

   Fakat

   ATATÜRK’den sonra tertip etdikleri fitne kânunlar ile beyaz subaylarımız;

   Subay terfilerini bugün olduğu üzere “otomatiğe” bağladılar.

 

   Kendileri için teritp etdikleri bu nâmert tezgâh fark edilmesin diye de

   “Astsubayları” da “kılıf” olarak subaylarımız, kendi kuyruklarına bağladılar.

 

  

    Yukarıdaki bilgileri ve çizelgeyi resime çevirdiğimizde

   Şöyle bir manzara çıkıyor karşımıza;

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Amerikan Ordusun en kıdemli er derecesi olan E-9’a terfi edebilmek için

     19 sene hizmet etmek yeterli olur.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Netice;

   Hükümrân olan her devletin;

   Kendi ordusunu kendi iç hukûkuna göre tanzim etme vardır. Elbetde bu doğru bir tesbitdir.

 

   Fakat

   İç hukûku ile dış hukûku arasında “ iki yüzlülük ” var ise şâyet,

   Bir devlet, uluslarası vasatsa meşruiyyetini nasıl izah edebilir?

 

   Bir yandan Anayasanız, devletinizin bir “ hukûk devleti ” olduğunu emreder iken

   Diğer tarafdan iç hukûkunuza göre tertip etdiğiniz 211 ve 926 sayılı darbe kânunları

   Hem kendi Anayasanıza

   Ve hem de

   Kendi hür iradeniz ile imzâlayıp taraf olduğunuz uluslararası sözleşmlere aykırı ise,

   Devletinizin bir “ hukûk devleti ” olduğunu dünyâya nasıl izah edebilirsiniz?

 

   NAPOLYON, “İnsanın yapamayacağı işlere tevessül etmesi ahlâksızlıkdır” dedi.

 

   Peki,

   Uluslararası sözleşmelerde verdiği sözü yerine getirmeyen T.C Devletinin, Millî Savunma Bakanlığının ve Genelkurmay Başkanlığının “ muvazzaf astsubay ” asker sınıfı konusunda bugüne kadar yapdığı kânunlarda

   Ve dahi

   “ Muvazzaf astsubaylara ” yapdıklarında ve yapmadıklarında “ hukûkî ahlâhsızlık ” ve “ hukûk ihlâli ” yok mu acap?..

   “ Subay yardımcısı ” deyip;

   Sulh zamânında subay maaşının yarısına “ subay görevi ” yapdırdığı,

 

   Harp zamânında ise;

   Esir kampında “ er maaşı verdiği ” ve “ subaylara hizmet erliği ” yapdırdığı “ muvazzaf astsubaylara ” Genelkurmay Başkanlarının yapdıkları bu insanlık dışı muamelenin hukûkî bir müeyyidesi yok mu?

   Genelkurmay Başkanları "astsubaylara" böyle beyaz efendi gibi davranıp köle muamelesi yapmakdan hiç utanmıyorlar mı?..

 

 

   1935 senesinde 2771 sayılı Kânun ile;

   “Asubay” kelimesi hem ATATÜRK’ün hem de  TBMM’nin irâdesi ile terkip edildi.

 

   1938 senesinde 3887 sayılı kânun ile;

   “Assubay” kelimesi hile ile de olsa TBMM’nin irâdesi ile tahrif ve tebdil edildi.

 

   1951 senesinde 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile;

   “Astsubay” kelimesi hile ile de olsa TBMM’nin irâdesi ile tahrif ve tebdil edildi.

 

    Fakat

   1956 senesinde;

   Hazırladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğündeki ingilizce “noncommissioned officer” tâbirine     Türkce karşılık olarak “astsubay” kelimesini, Genelkurmay Başkanı kendisi tercüme etdi.

 

   Genelkurmay Başkanının bu işleminde “yasama”’nın irâdesi yokdur.

   Yapdığı bu kânunsuz işlem ile Genelkurmay Başkanı,

   TBMM’ye ve dolayısı ile T.C. Devletine isyân etdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Genelkurmay Başkanlığının neşretdiği Askerî Terimler Sözlüğündeki “Non-commissioned officer” kelimesinin türkce tercümesi hakkında

   Aşağıda gördüğünüz şu dilekcemi CİMER vasıtası ile gönderdim.

 

 

   KONU: Genelkurmay Başkanlığının Neşretdiği Askerî Terimler Sözlüğündeki “Non-commissioned officer” kelimesinin Türkceye Tercümesi Hakkında.

   İLGİ: (a) Harb Esirleri Hakkında Tatbik Edilecek Muameleye Dâir 12 Ağustos 1949 Târihli Cenevre Sözleşmesi.     (Geneva Convention Relative To The Treatment Of Prisoner Of War Of 12 August 1949, (GC-III).

   (b) 6020 sayı ve 21/1/1953 târihli, 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında Kânun.

   (c) 2709 sayı ve 07.11.1982 târihli T.C. Anayasası.

   (ç) Genelkurmay Başkanlığının neşretdiği Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü, MS 76-6(A), Genelkurmay Basımevi, Ankara-2008.

   (d) Genelkurmay Başkanlığının neşretdiği İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Kısaltmalar Sözlüğü, MS 76-5(B), Genelkurmay Basımevi-2010.

   (e) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

   (f) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

   1. İlgi (a) Sözleşmeler silsilesinin üçüncü bölümünü terkip eden sözleşme; esâsı itibârı ile esir kamplarında temerküz edilen harp esiri askerlere yapılacak muameleleri tanzim ve tavzif eder.

 

    2. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 12 Ağustos 1949 târihinde imzâlayıp taraf olduğu işbu İlgi (a) sözleşmeyi TBMM, İlgi (b) kânun ile 1953 senesinde tasdik ederek meriyyete koydu. Aynı sözleşmenin birinci maddesinin hükmüne göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti, işbu sözleşmeye “bilcümle hallerde riayet etmeyi ve ettirmeyi taahhüt” etdi.

 

   3. Yukarıda mersûm ikinci maddede vaz edilen aynı hükümü tahkim etmek üzere, İlgi (c) Anayasamızın “D. Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma” yan başlığı altında yer alan madde 90 ise şu sarih ve kuvvetli hükümü emreder; “Usûlune göre meriyyete konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.

 

   4. Gerek 1953 senesinde meriyyete konulan İlgi (b) kânunda gerekse işbu kânuna merbut ve işbu kânun ile meriyyete konulan İlgi (a) sözleşme metininde şu güne kadar geçen 65 senede hiçbir değişiklik yapılmadı. Bu cümleden olmak üzere İlgi (b) kânunun meriyyete koyduğu İlgi (a) sözleşmenin;

      a. “Section III, Labour Of Prisoner Of War, General Observations” yan başlığı altında yer alan 49’uncu maddenin ikinci paragrafında mevcut olan İngilizce “Non-commissioned officer” tâbiri

Ve dahi

      b. “Section III, Labour Of Prisoner Of War, Advances Of Pay” yan başlığı altında yer alan 60’ıncı maddenin üçüncü paragrafında mevcut olan İngilizce “Non-commissioned officer” tâbiri,

EK-A’da görüldüğü üzere, ilk defa olmak üzere 6020 sayılı İlgi (b) kânun ile “Erbaş” olarak Türkceye tercüme edildi ve böylece iç hukukumuza duhûl eyledi.

 

    5. Kânun ile ihdâs edilen bir kavram, ancak başka bir kânun ile tashih, tebdil ya da tahvil edilebilir. Ancak ne var ki İlgi (ç ve d) ile kamuoyunun istifadesine arz etdiği Türkce-İngilizce ve İngilizce-Türkce sözlüklerde mevcut olan İngilizce “Non-commissioned officer” tâbirini; işbu dilekcemin EK-B ve EK-C’sine merbut sayfalarında görüldüğü üzere Genelkurmay Başkanlığımız “astsubay” şeklinde Türkceye tercüme etmiş.

 

    6. Gerek 6020 sayılı İlgi (b) kânunun meriyyete girdiği 1953 senesi itibârı ile gerekse de İlgi (ç ve d) sözlükleri Genelkurmay Başkanlığımızın neşretdiği seneler itibârı ile “Erbaş” ve “Astsubay” tâbirâtının farklı kânunlara müsteniden ihdâs edilmiş ve birbirinden çok farklı askerî kavramlar olduğunu söylemeye zannederim ki burada hâcet dahi yokdur.

 

    7. Bu hükümler muvâcehesinde işbu dilekcemin özü mütalaa edildiğinde, yukarıda görülen ilk altı maddede bahsetdiğim üzere; İlgi (a) Sözleşmenin 49 ve 60’ıncı maddelerinde mersûm İngilizce “Non-commissioned officer” tâbirini de Genelkurmay Başkanlığımızın bir kânuna müstenidenAstsubay” şekline tahvil etmiş olması gerekir.

 

    8. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm ilk yedi maddesinde verdiğim bilgi ve arz etdiğim mevzuât muvâcehesinde benim suâlim şöyledir;

      a. İlgi (a) Sözleşmede “Non-commissioned officer” şeklinde ifâde edilen

Ve dahi

      b. İlgi (b) kânun ile “Erbaş” şeklinde Türkceye tercüme edildiği mukarrer ve mukannen olan işbu tâbiri,

İlgi (ç ve d) sözlüklerde görüldüğü üzere Genelkurmay Başkanlığımız; hangi kânun ile ve hangi târihde, “Astsubay” şeklinde Türkceye tercüme etmişdir?

 

    9. İşbu dilekcemin yukarıda mezbûr sekizinci maddesinde tevcih etdiğim biricik suâlimi İlgi (e ve f) mevzuât muvâcehesinde Genelkurmay Başkanlığımızın cevâplamasını saygılarımla arz eylerim.30.06.2018.

 1801117179 

 

EKLER              :

EK-A: Harb Esirleri Hakkında Tatbik Edilecek Muameleye Dâir 12 Ağustos 1949 Târihli Cenevre Sözleşmesi. (Geneva Convention Relative to the Treatment of Prisoner of War of 12 August 1949, (GC-III)’de “Non-commisioned officer” kelimesinin söz edildiği 49 ve 60’ncı maddeleri.

EK-B: Genelkurmay Başkanlığı, MS 76-6(A) Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü, Genelkurmay Basımevi, Ankara-2008’in 39’uncu sayfası.

EK-C: Genelkurmay Başkanlığı, MS 76-5(B) İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Kısaltmalar Sözlüğü, Genelkurmay Basımevi-2010’un 457’nci sayfası.

 

 

 

 

 

   Yukarıda gördüğünüz dilekcem cevap olarak Genelkurmay Başkanlığı,

   Aşağıda gördüğünüz şu cevâbı gönderdi. 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

SAYIN ŞÜKRÜ IRBIK

 

İLGİ : (a) Haziran 2018 tarihli 181117179 sayılı BİMER müracaatı.

          (b) 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri.

          (c) 02 Temmuz 1951 tarihli ve 5802 sayılı Astsubay Kanunu.

(ç) 21 Ocak 1953 tarihli 6020 sayılı 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında  Kanun.

         (d) 04 Ocak 1961 tarihli ve 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu.

         (e) Türkçe-İngilizce Müşterek Askeri Terimler Sözlüğü (MS 76-6 (A)).

         (f) İngilizce-Türkçe Müşterek Askeri Kısaltmalar Sözlüğü (MS 76-5 (B)).

 

    1. İlgi (a) ile gönderilen BİMER müracaatınız inclenmiştir. 

 

    2. Yapılan inceleme neticesinde :

    a. İşviçre Federal Hükümetinin davetiyle, 21 Nisan -12 Ağustos tarihleri arasında Cenevre'de Türkiye Cumhuriyetin'nin de içinde bulunduğu 63 ülke temsilcisinin katılımıyla yapılan diplomatik konferans neticesinde ilgi (b) sözleşmeler 12 Ağustos 1949 tarihinde kabul edilmiştir.

      b. İlgi (c) Kanun'un ;

        1. Birinci Bölüm, Genel Hükümler Astsubay Alt Başlıklı Kısmında yer alan 1'inci Madde'de ''Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara deniz ve hava kuvvetleriyle  jandarma gümrük koruma birlikleri kadrolarının ast komuta kademelerinde eğitim sevk ve idare ile diğer idari işlerde subay yardımcı olarak görevlendirilen askeri şahıslara Astsubay adı verilir. Belirtilerek Kanun'da Astsubayın tanımı yapılmıştır.

 

        2. Altıncı Bölüm Geçici 1'inci Maddesinde ise Bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce gedikli erbaş olarak yetiştirilmiş ve yetiştirilmekte olan askeri şahıslara da (Astsubay) denir. Muhtelif kanunlarda geçen gedikli erbaş adı Astsubay başgedikli adı kıdemli başçavuş ve astsubay adı subay olarak değiştirilmiştir. denilmek suretiyle ünvanların yeni karşilıklarına yer verilmiştir.

    c. İlgi (b) Sözleşmelerin onay sürecinde Başbakanlık tarafından 04 Ağustos 1951 tarihinde ilgi (b) sözleşmelerin onanması hakkında Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına sunulmuştur. ilgi (ç) Kanun ;

              a. 02 Mayıs 1952 tarihinde Dışişleri komisyonunda 

              b. 31 Mayıs 1952 tarihinde Milli Savunma Komisyonunda

            c. 18 Haziran 1952 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Komisyonlarında değerlendirilerek 6020 Kanun Numarası ile 21 Ocak 1953 tarihinde yasalaşmiştir.

            ç. İlgi (d) 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanun'un 3'üncü Mddesi Askerler ve rütbeler başlığında a) Askerler kısmında 2. Erbaş İhtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan onbaşı ve çavuş rütbelerine haiz askerdir. (Değişiklik 10.03.2011/10 md.) ve 3. Astsubay: Hususi Kanuna göre Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbeyi haiz olan askerdir. şeklinde ifade edilerek Astsubay ve   Erbaş tanımları yapılmıştır.

       d. Ayrıca NATO terminolojisinde astsubay ifadesinin yerine non-commissioned officer ifadesi kullanılmaktarı. Bu ifade NATO AAP-15 NATO GLOSSARY OF ABBREVIATIONS USED IN NATO DOCUMENTS AND PUBLICATIONS İsimli NATO Kısaltmlr Sözlüğünde astsubay karşılığı olrak kullananılmaktadır.

 

       3. Sonuç olarak ;

   

      a. Sizin de belirttiğiniz üzere ilgi (b) Cenevre Sözleşmelerinde non-commissioned officers ifadesi Astsubay yerine kullanışmış ancak sözleşmelerin metinleri ilgili komistonlarda değerlendirilirken non-commissioned ifadesi erbaş olarak tercüme edilmiş söz konusu sözleşme metinleri ilgi (ç) ile 21 Ocak 1953 tarihinde kabul edilmiştir.

       b. Ancak; halen yürürlükte olan ilgi (c) 02 Temmuz 1951 tarihli Astsubay Kanununda Astsubay ve ilgi (d) 04 Ocak 1961 tarihli TSK İç Hizmet Kanununda ise Astsubay ve Erbaş tanımlamaları yapılmıştır.

 

     c. İlgi (e) Türkçe-İncilizce Müşterek Terimler Sözlüğü (MS 76-6 (A)) VE İLGİ (f)

İngilizce-Türkçe Müşterek Askeri Terimler Sözlüğü (MS76-5 (B) oluşturulurken: ilgi (c)

02 Temmuz 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ilgi (d) 04 Ocak 1961 tarihli ve

211 sayılı TSK iÇ Hizmet Kanunu ve NATO Kısaltmalar sözlüğü esas alınrak non-

commissioned officers ifade Astsubay olarak tercüme edilmiştir.

           Sağlık ve esenlikler dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  *  *  *  *   

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Genelkurmay Başkanlarının yayınladığı 

   İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüklerinde mevcut olmayan “muvazzaf astsubay” tâbirinin ingilizce tercümesini öğrenmek için

   Aşağıda gördüğünüz dilekcemi CİMER vasıtası ile gönderdim.  

 

    KONU: “Muvazzaf Astsubay” Tâbirinin İngilizce Tercümesi Hakkında.

   İLGİ: (a) 17 Temmuz 2018 târih, 1801231298 sayı ve aynı konulu CİMER dilekcem.

   (b) Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 09 Ağustos 2018 Perşembe gün ve 18:28 saatli e-posdası.

   (c) Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 28 Mayıs 2019 Salı gün ve 09:24 saatli e-posdası.

   (ç) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

   (d) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

    1. İlgi (a) ile 17 Temmuz 2018 târihinde gönderdiğim CİMER dilekcemin altıncı maddesi ile Millî Savunma Bakanlığına aşağıda mezkûr şu üç suâli tevcih etmiş idim;

      a. İlgi (d) (926 sayılı) kânun ile “muvazzaf” olduğu mukarrer ve mukannen olan ve dahi aynı kânunun hükümüne uygun olarak “muvazzaf astsubay” şeklinde yazılması icâb eden işbu tâbiri, Genelkurmay Başkanlığımız neşretdiği İlgi (a-c) sözlüklerin C-1 sayfalarında hangi gerekce ile “astsubay” şeklinde yazmışdır?

      b. İlgi (a-c) sözlüklerin C-1 sayfalarında “astsubay” olarak yazılan kelimenin, İlgi (d) (926 sayılı) kânuna istinâden “muvazzaf astsubay” olarak yazılması gerekmekdedir. Söze konu sözlüklerin C-1 sayfalarındaki “astsubay” tâbirini; işbu sözlükleri neşreden Genelkurmay Başkanlığımız, İlgi (d) (926 sayılı) kânun mucibince “muvazzaf astsubay” olarak tashih etmeyi düşünür mü?

       c. Tashih etmeyi düşünür ise şâyet, İlgi (d) (926 sayılı) kânundaki “muvazzaf astsubay” tâbirinin İngilizce tercümesi olarak Genelkurmay Başkanlığımızın ikâme edeceği İngilizce terim nedir?

 

    2. İlgi (b) ile tarafıma gönderdiği 09 Ağustos 2018 Perşembe gün ve 18:28 saatli e-posdasının ikinci maddesinde Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı, şöyle demiş idi;

Başvurunuzda yer alan hususların ilgi (b, c ve ç) sözlüklerde belirttiğiniz şekilde olduğu görülmüştür.

       a. Başvurunuzun 6'ncı maddesi, a ve b fıkralarında yer alan sorularınızla ilgili olarak; güncelleme çalışmaları devam eden ilgi (b,c ve ç) sözlüklerde, ilgi (d) Kanun'da da belirtildiği gibi ''Astsubay'' ifadesinin, ''Muvazzaf Astsubay'' olarak güncellenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.”

      b. Başvurunuzun 6'ncı maddesi, c fıkrasında yer alan sorunuzla ilgili olarak; ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak, gerek NATO bünyesinde, gerekse diğer yabancı ülkelerde kullanılan terimler yeniden araştırılarak gerekli görülen güncellemeler tüm sözlüklerde yapılacaktır.

 

    3. İlgi (c) ile tarafıma gönderdiği 28 Mayıs 2019 Salı gün ve 09:24 saatli e-posdasının ikinci maddesinde de Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı şöyle demekdedir;

   “Yapılan inceleme neticesinde;

         a. Başvurunuzda yer alan sorularınızla ilgili olarak ilgi (c) cevap yazımızda ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak, gerek NATO bünyesinde, gerekse diğer yabancı ülkelerde kullanılan terimler yeniden araştırılarak gerekli görülen güncellemelerin tüm sözlüklerde yapılacağı bildirilmiştir.

         b. Söz konusu çalışma tamamlanmıştır. ''Muvazzaf Astsubay'' tabirinin İngilizce tercümesi olarak ''Non-Commissioned Officer'' “deyimi” kullanılacak olup bundan sonra bu deyim yapılmakta olan sözlük çalışmalarına da dahil edilerek dokümanların güncel olması sağlanacaktır.”

 

    4. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm ilk üç maddesinde verdiğim izahât kapsamında Millî Savunma Bakanlığına benim suâllerim şunlardır;

      a. İlgi (c) cevabının ikinci maddesinde Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı; ''Muvazzaf Astsubay'' tabirinin İngilizce tercümesi olarak ''Non-Commissioned Officer'' deyimi kullanılacağını bildirmekdedir. Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığına göre ''Muvazzaf Astsubay'' tabirinin İngilizce tercümesi ''Non-Commissioned Officer” “deyimi” olduğuna göre “astsubay” kelimesinin İngilizce tercümesi ne olmakdadır?

      b. Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı; ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak, gerek NATO bünyesinde, gerekse diğer yabancı ülkelerde kullanılan terimleri yeniden araştırdığını beyan etmekdedir.

Muvazzaf astsubay” tâbirinin karşılığını öğrenmek üzere Genelkurmay Başkanlığı;

      b.1. NATO bünyesindeki ordulardan ve diğer yabancı ülke ordularından hangilerini incelemişdir?

      b.2. İncelediği bu NATO üyesi ve diğer yabancı ülke ordularının hangilerinde “muvazzaf astsubay” isimli asker sınıfı mevcut olduğunu tesbit etmişdir?

      b.3. “Muvazzaf astsubay” isimli asker sınıfı olduğunu tesbit etdiği NATO üyesi ve diğer yabancı ülke ordularındaki “Muvazzaf astsubay” tâbirinin, ülkelerin kendi resmî dillerindeki karşılığı nedir?

 

    5. İşbu dilekcemin yukarıda görülen dördüncü maddesinde tevcih etdiğim dört suâlimi İlgi (ç ve d) mevzuât muvacehesinde Millî Savunma Bakanlığının cevaplamasını saygılarım ile arz eylerim.31.05.2019. 1901259578.

 

   EKLER               :

   EK-A: Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 09 Ağustos 2018 Perşembe gün ve 18:28 saatli e-posdası.

   EK-B: Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 28 Mayıs 2019 Salı gün ve 09:24 saatli e-posdası.

 

 

 


 

 

       Bu dilekceme cevap olarak da Genelkurmay Başkanlığı şu cevabı gönderdi. 

   

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

        Sayın ŞÜKRÜ IRBIK,

   T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’ ne 31.05.2019 tarihinde yapmış olduğunuz 1901259578 sayılı başvurunuz 21.06.2019 tarihinde MERKEZ DAİRESİ BAŞKANLIĞI tarafından cevaplanmıştır:

 

        SAYIN ŞÜKRÜ IRBIK

 

     İlgi : ŞÜKRÜ IRBIK'ın 31/05/2019 tarihli başvurusu.

 

     1. İlgi ile göndermiş olduğunuz CİMER müracaatınız incelenmiştir.

 

    2. Başvurunuzun 4'üncü maddesinde yer alan sorularınızla ilgili olarak;

           a. "Muvazzaf Astsubay" ve "Astsubay" tabirlerinin İngilizce tercümesi olarak

''Non-Commissioned Officer'' deyimi kullanılacak olup bundan sonra bu deyim,

yapılmakta olan sözlük çalışmalarına da dahil edilerek dokümanların güncel olması

sağlanacaktır.

 

          b. ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak NATO bünyesinde genel

anlamda bir inceleme yapılmış olup söz konusu deyimin yaygın bir şekilde

kullanıldığı değerlendirilmiştir.

 

Sağlık ve esenlikler dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     Ordumuzda kullanılan “muvazzaf astsubay” tâbirinin ingilizce tercümesi hakkında

     31 Mayıs 2019 târih ve 1901259578 sayılı CİMER dilekcem ile tevcih etdiğim 4 suâlime

     21 Haziran 2019 Cuma gün ve 2:37PM saatli yukarıda gördüğünüz e-posdası ile

    Genelkurmay Başkanlığının verdiği bu ibretlik cevaplar konusunda söyleyecek sözüm elbetde var…

 

    Fakat

    Sekizinci bölümü teşkil eden bu makâlemiz,

    Asubay Tefrikası isimli yazı silsilemizin bugüne kadar yazdığım en uzun bölümü oldu!..

    İşde bu sebepden dolayıdır ki,

    Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK, bu konudaki sözlerimi şimdilik bir kenara bırakıyorum…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

  *  *  *  *  *  

 

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli Asubay Eski Tüfek mahlaslı ben Şükrü IRBIK;

   1978 senesinde 957 okul numarası ile kayıt yapdırdığım

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’nun 1981 senesi, 92’nci dönem mezunuyum.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 1978 Haziran ayında yapdığı okul giriş imtihânına

   40.000’den fazla orta okul mezunu aday iştirak etdi. Bu sayıdan sâdece 223 aday okula kabul edildi.

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Okuldan ayrılan, tard edilen ve sınıfda kalan 15 sınıf arkadaşımızdan sonra       

   Üç senelik eğitim-öğretimin hitamında, 1981 senesinde 208 talebe okulumuzdan mezun olduk!..

   Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemizin konusu “ingilizce” bilgisi ile ilintili olduğu için

   41 sene evvelki talebelik günlerim gözlerimin önüne geliverdi, vehleten…

   Tam da yeri gelmiş iken,

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulundaki ingilizce öğretmenimden bahsetmeden geçemem!

   Üç senelik talebeliğim süresince, 957 numara ile “C” şubesinde okudum.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İngilizce öğretmenimiz ise Deniz Öğretmen Üsteğmen Mehmet Müştak YAĞUŞ idi…

   Dersde öğretmen koltuğuna oturmayan nerede ise tek öğretmenimiz, Müştak Hocam idi…

   Ders vermek için sınıfa girince yerinde bir an bile duramaz,

   Sınıfın her yerini defâlarca kez arşınlar, her öğrencisi ile ayrı ayrı ilgilenir idi…

 

   İngilizce öğretmede emeğini esirgemeyen ve öğretmek konusunda çok cömert olan Müştak Hocamın,

   Sıra not vermeye gelince birden bire elleri titrer ve dünyânın en cimri öğretmeni olur idi…

   Borç para isdesek verir; not istemeye gelince canını verir fakat fazladan bir gıdım not vermez idi.

 

   Böylesi titiz; daha doğrusu, hakkâniyetli davranmasından dolayı,

   Müştak hocamızın not defterleri, 10 rakamını hiç görmedi…

 

   İngilizce öğretmenliğimizi yapdığı 3 sene boyunca herhangi bir imtihandan öğrencisine 9 not verdiğini de ben işitmedim.

   

   8 not vermek ise Müştak Hoca için çok zor, biz talebeleri için ise imkânsız gibi idi.

 

   Fakat “C” lşubesinden 957 numaralı talebesi ben Şükrü IRBIK,

   3 senenin ortalaması olarak ingilizce dersinden “8 bitirme notu” alarak okulumu tamamladım!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1978-1981 senelerinde okulumuzda ben talebe iken

   Müştak Hocamdan öğrendiğim ingilizce sayesinde;

   1987 senesinde iştirak etdiğim ÖSYS’den aldığım ingilizce yabancı dil puanı ile

   Ankara Üniversitesi, Dil ve Târih Coğrafya Fakültesi, Amerikan Kültürü ve Ebebiyatı bölümünü kazandım.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Subaylarımıza verilen haklar gibi asubay ben Şükrü IRBIK da

   Hem görevime devam etmek

   Hem de kazandığım üniversitede okumak için dilekce verdim.

  Fakat dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı gönderdiğim dilekceme cevap bile vermedi…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Müştak Hocamdan öğrendiğim ingilizce sayesinde;

   Genelkurmay Başkanlığının tertip etdiği İngilizce Genel Dil Sınavlarından yüksek notlar aldım.

   Ve yurtdışı dâimî göreve tayin edilmeye hak kazandım.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   “Asb.Kd.Üçvş.” olan rütbemi, kurs belgesine “Kd.Üçvş.” şeklinde eksik yazan Genelkurmay Başkanı;

   Yurtdışı dâimî göreve tayin söz konusu olunca,

    Astsubay” dediği ben Şükrü IRBIK’ın sınıfının “subay” olduğunu yazmış!

 

  *  *  *  

 

   Müştak Hocamdan öğrendiğim ingilizce sayesinde;

   ÖSYM’nin tertip etdiği KPDS’lere iştirak etdim ve yüksek notlar aldım.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

   İngilizce “noncommissioned officer” teriminin Türkceye tercümesi konusunda

   Genelkurmay Başkanlarının bugüne kadar yapdığı “tercüme hilelerini” fâş eyleyen

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli Asubay Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK;

   Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemi,Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulunda

   1978-1981 senelerinde ingilizce öğretmenim olan

   Ve

   Hem ingilizceyi bize sevdiren

   Ve dahi

   Hem de temel ingilizce bilgimi borçlu olduğum çok kıymetli hocam

   Deniz Öğretmen Üsteğmen Mehmet Müştak YAĞUŞ’a ithaf ediyorum.

 

  

   Bu vesile ile;

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama OkuluC” şubesinden 957 numaralı talebesi

   Ve

   1981 senesi, 92’nci dönem mezunu ben Şükrü IRBIK,

   Muhterem Müştak Hocamın ellerinden hörmet ile öpüyorum.

 

Bröve isimli 07d11

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

                                             Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız                                   

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

  

   Bir “siyâsî” parti kurdular 2001 senesinde; Kısaltılmış adı AK Parti,

   Parti isiminin başındaki "A" harfi de “Adalet” kelimesini simgeliyor idi.

 

   Bu partiyi kuran siyâsîler, “adaleti tesis etmek” için “yola çıkdıklarını” söylediler.

   

    Gene aynı siyâsîler, vatandaşın gözlerinin içine bakarak şöyle dediler;

 

   "Millete “efendi” değil, “hizmetkâr” olmaya geliyoruz."

 

   Sonra

   Rey isdemek için de milletin önüne “3Y” ile çıkdılar.

 

   Dediler ki;

 

   Ey vatandaş! Sen, AK Parti’ye rey ver!

 

   AK Parti  de “3Y”’yi ortadan kaldırsın!

 

   Ne idi “3Y”?

 

  • Yoksulluk,

  • Yolsuzluk,

  • Yasaklar.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Vatandaş, bu vaadlere inanmış olmalı ki

   03 Kasım 2002 Pazar günü yapılan milletvekili seçiminde,

   Evvelâ AK Parti’yi ikdidâra taşıdı…

 

   Reylerin çoğunu alamasa da

   AK Parti, vekillerin çoğunu ele geçirdi.

 

   Sonra da vatandaş;

   AK Partinin “yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları” ortadan kaldırmasını bekledi…

 

   Sene, 2019…

   AK Parti, ikdidâr olalı tam 17 sene deverân ve güzerân eyledi.

 

   AK Parti;

 

  •    Ne "adaleti" tesis etdi…

 

  •    Ne ne “3Y”yi ortadan kaldırdı…

 

   Nasıl mı?

   İşde, şöyle…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Târihde dilekce hakkını ilk kazanan millet, İngilizlerdir.

   Büyük Ferman (Magna Carta) ile Kral John’a rağmen kazandıkları hak ile

    İngiliz milleti, 1215 senesinden beri dilekce hakkını kullanıyor.

 

   Biz Türk milleti ise dilekce hakkını,

   İngiliz milletinden tam 661 sene sonra

   İlk Ana Kânunumuz olan Kânun-i Esâsi ile 1876 senesinde ancak kazanabildik!

 

   Zottirik Kenan’ın tezgahladığı 1982 Anayasası ile bugün de

   Her vatandaş, hakkını aramak için devlete dilekce vermek hakkını hâizdir.

   Gene aynı Anayasa’nın 74’üncü maddesinin emrine göre

   Devlet de vatandaşın dilekçesine “gecikmeksizin” cevap vermek ile mükellef.

   

   Fakat

   Mevcut tatbikâta bakdığımda işlerin böyle olmadığını görüyorum.

   Nasıl mı?

 

   AK Parti Hükûmeti ikdidâr olduğunun ertesi senesinde bir kânun meriyyete koydu.

   İsimi, Bilgi Edinme Kânunu.

 

 

      Bu kânunun dördüncü maddesi, vatandaşa şu hakkı verir;

 

     “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.”

 

 

 

     Aynı kânunun beşinci maddesi de bu kez devlete şu emri verir;

 

Madde 5- Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan  istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.

 

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Emekli olduğum 2011 senesinden bu yana emekli asubay ben ŞÜKRÜ IRBIK da

   Bilgi Edinme Kânunu kapsamında devlete dilekceler gönderiyorum.

   Bugüne kadar BİMER ve CİMER’e gönderdiğim dilekcelerimin sayısı 1.500’den fazladır.

 

   Gönderdiğim bu dilekcelerim;

  • Askerlik târihi

       Ve özellikle de

  • Astsubay” olarak tesmiye edilen "köle" ve "uyduruk" asker sınıfı hakkındadır.

 

   Bu dilekcelerimi ben Şükrü IRBIK,astsubay” dedikleri köle askerlere yapılan;

  • Haksızlık,

  • Kânunsuzluk ve

  • Nâmussuzlukları ortaya çıkartmak için gönderdim.

 

   Gönderdiğim dilekcelerimden de bugüne kadar çok iyi neticeler aldım.

   Aldığım bu neticelerin ancak çok az bir mikdarını emekliassubaylar.org’daki

   Eski Tüfek isimli köşemde kamuoyuna ve târihin şaşmaz hâfızasına teslim etdim.

 

   Fakat

   İçinde yaşadığımız 2019 senesinin Ağustos ayından beri tuhaf bir şeyler oldu!

   e-devlet vasıtası ile gönderdiğim dilekcelerime, CİMER işlem yapmamaya başladı.

   Sebebini öğrenmek için gene e-devlet vasıtası ile

   Aşağıda gördüğünüz 1902715748 sayılı şu dilekcemi CİMER'e gönderdim.

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI MAKȂMINA

                                                Beştepe / ANKARA

 

 

                                                                        20 Kasım 2019

   KONU: CİMER’de İşlem Yapılmadan Bekletilen Dilekcelerim Hakkında.

   İLGİ: (a) CİMER’de İşlem yapılmayı bekleyen 14 adet dilekcem.

   (b) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnu.

 

   1. 30 Ağustos 2019 târihinden başlamak üzere müteaddit zamanlarda e-devlet vasıtası ile CİMER’e gönderdiğim bugün itibârı ile 14 adet dilekcem, hiçbir gerekce gösderilmeden CİMER’de bekletilmekdedir.

 

    2. Bu durumu bildirmek üzere, 08 Kasım 2019 Cuma günü öğleden sonra CİMER’e bizzat gitdim. İsminin Filiz olduğunu söyleyen hanımefendi ile görüşdüm. Durumu Filiz hanıma anlatdım ve CİMER’de bekleyen dilekcelerime işlem yapılmasını talep etdim. Filiz hanım, bir dilekce yazıp bana verin dedi. Ben de yazdım ve dilekcemi kendisine teslim etdim.

 

    3. Cumhurbaşkanlığı makamına hitaben CİMER’de yazdığım işbu dilekcemde; CİMER’de bekleyen dilekcelerime işlem yapılmamasının sebebinin tarafıma izah edilmesini talep etdim.

 

   4. 08 Kasım 2019 Cuma günü öğleden sonra CİMER görevlisi Filiz hanıma elden teslim etdiğim işbu yazılı dilekceme, 12 gün geçmesine rağmen henüz bir cevap alamadım.

 

   5. Cumhurbaşkanlığı makamından taleplerim şunlardır;

   a. 30 Ağustos 2019 târihinden başlamak üzere müteaddit zamanlarda e-devlet vasıtası ile CİMER’e gönderdiğim İlgi (a)’da mezkûr 14 adet dilekceme CİMER’in İlgi (b) kânuna istinaden işlem yapmasını,

 

   b. 08 Kasım 2019 Cuma günü öğleden sonra CİMER görevlisi Filiz hanıma elden teslim etdiğim aynı konulu yazılı dilekceme cevap vermesini,

 

  Saygılarımla arz eylerim. 1902715748.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   20 Kasım 2019 Çarşamba günü gönderdiğim bu dilekceme de CİMER cevâp vermedi.

   Bunun üzerine bizzat “Külliye'ye” gitdim. Ve CİMER’deki ilgili memur ile görüşdüm. Dilekcelerime niye işlem    yapmıyorsunuz şeklindeki suâlime Filiz isimli bayan memur, cevap veremedi. Kendisi bana, durumu anlatan bir dilekce yazıp vermemi tavsiye etdi. Hemen orada, cumhurbaşkanlığı makâmına hitâben bir dilekce yazdım ve Filiz hanıma teslim etdim. Bu dilekcem ile; dilekcelerime CİMER’in işlem yapmamasının sebebinin tarafıma izah edilmesini talep etdim.

   Fakat CİMER, bu dilekceme de cevâp vermedi…

   Bu yazımı neşretdiğim 13 Aralık 2019 Cuma günü itibârı ile

   Aşağıdaki ekran görüntülerinde sizlerin de gördüğünüz üzere

   CİMER’in işlem yapmadan bekletdiği dilekcemin sayısı 18’dir.

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

  *  *  *  *  *  

 

   İşde, muhterem asubay meslekdaşlarım ve kıymetli okuyanlar;

 

   BİMER/CİMER’e gönderdiğim dilekçelerimden bâzılarının konuları şunlar; 

 

   

   1. Düzenli ilk Türk Ordusunu M.Ö. 209 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   2. Deniz Harp Okulunu 18 Kasım 1773 târihinde kurduk diyorlar, üç yalan birden söylüyorlar,

 

   3. Deniz Lisesini 18 Kasım 1773 târihinde kurduk diyorlar, üç yalan birden söylüyorlar,

 

   4. Deniz Astsubay Okulunu 17 Kasım’da kurduk diyorlar, iki yalan birden söylüyorlar,

 

   5. İstanbul Teknik Üniversitesini 1773 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   6. Kara Harp Okulunu 1834 senesinde ferman ile kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   7. Kara Harp Okulu ilk mezunlarını 1841 senesinde verdi diyorlar, gene yalan söylüyorlar,

 

   8. Kara Havacılık Komutanlığını 1911 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar! Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit DÜNDAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   9. Jandarma Teşkilâtı’nı 14 Haziran 1839 târihinde teşkil etdik diyorlar, götlerinden uyduruyorlar,

 

   10. Hava Kuvvetleri Komutanlığını 1911 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   11. Bu yalan tutmayınca bu kez de  Hava Kuvvetleri Komutanlığını 1944 senesinde kurduk diyorlar, gene yalan söylüyorlar! Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   12. Hava Harp Okulunu 1951 senesinde “kurduk” diyorlar, yalan söylüyorlar! Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   13. Hacettepe Üniversitesinde hâlen "doktora" talebesi olan yarbay rütbesinde hava öğretmen Deniz KURT isimli bir subay var ki; Hava Harp Okulu 1911 senesindekuruldu” demekden hiç utanmıyor! Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR; bu konuda sana gönderdiğim dilekcelerime cevap ver!

 

   14. Köle astsubaylar “orta kademe yöneticidir” diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   15. İngilizce “ noncommissioned officer ” teriminin türkcesi “ astsubay”dır diyorlar, yalan söylüyorlar, 

 

   16. Amerikan Ordusunda “ astsubay” denilen “ortada sandık” bir asker sınıfı var diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   17. Amerikan Ordusunun “ erlerine” Ankara'da "astsubay” diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   18. Kara Astsubay Okulunu 2003 senesinde kurduk diyorlar, yalan söylüyorlar,

 

   19. Deniz Astsubay Okulunu 2003 senesinde kurduk diyorlar idi! Bu yalanı söyleyenlere yedirdik, evvel Allah.

 

         Fakat

 

   20. Hava Astsubay Okulunu 2003 senesinde kurduk diyenler hâlâ yalan söylüyorlar!.. 

   

     Bu yalanları Emekli "Astsubay" Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

     Sizlerin huzûrunda 13 Aralık 2019 Cuma günü burada târihin şâhidliğine teslim ediyorum. 

 

  Eski Tüfek 2019 .

 

 

    

 

     Askerlik târihimiz konusunda,

     Subaylarımızın şu güne kadar ortaya sıçdıkları bu yalanları anlatmak için yüz yüze görüşmek üzere

     MSÜ Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU’ya dilekceler yazdım.

 

     Fakat

     Erhan AFYONCU, “vakdim yok” diyerek “astsubay” ben Şükrü IRBIK ile görüşmeye tenezzül etmedi…

 

     İşde,

     MSÜ Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU ile görüşme talebime dair CİMER dilekcem    

  

 

   KONU: MSÜ Rektörü Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU ile Görüşme Talebim Hakkında.
 

    İLGİ: (a) 12 Mart 2018 Pazartesi günü yapdığım telefon görüşmeleri. 
   

     (b) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnu. 
 

     (c) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

     1. MSÜ Rektörlüğü Özel Kalemini 0212 398 01 00 numaralı telefondan 12 Mart 2018 Pazartesi günü saat 10;25’de aradım. Piyâde Albay Turan ile yapdığım İlgi (a) görüşmede; 

       a. Deniz Harp Okulu’nun “kuruluş gün ve ayı” olduğu iddia edilen “18 Kasım” bilgisinin asılsız ve Deniz Harp Okulunun kuruluş târihi ile ilgisinin olmadığını, 

       b. Bu durumu belgeleri ile isbatlamak üzere rektörümüz Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU ile görüşmek isdediğimi kendisine bildirdim.

 

     2. Turan Albay; söze konu talebimi aldığını, durumu sayın rektöre ilk fırsatda arz edeceğini ve bir iki gün içinde tarafıma cevâp verileceğini bildirdi.

 

     3. Aynı gün saat 14:03’de +902123980100 numaralı telefondan şahsıma ait 0 555 606 XX XX numaralı telefonumdan beni arayan ve isminin Selim olduğunu söyleyen bir şahıs, MSÜ Rektörü Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU ile şahsen görüşme konusunda bugün (12 Mart 2018) iletdiğim talebimin; Programının çok yoğun olduğundan dolayı Sayın Rektörün şahsımla görüşmesinin mümkün olmadığını tarafıma bildirdi.

 

     4. Sayın Rektör ile önümüzdeki günlerde ve aylarda görüşmem mümkün müdür? şeklindeki suâlime ise Selim isimli şahıs; önümüzdeki günlerde ve hattâ aylar da dâhil olmak üzere Sayın Rektörün yoğun programı olduğunu ve şahsımla görüşmesinin mümkün olmadığını tarafıma bildirdi.

 

     5. Yukarıda arz etdiğim İlgi (a) telefon görüşmelerim hakkında Millî Savunma Bakanlığımıza benim suâllerim şöyledir; 

       a. Deniz Harp Okulunun târihcesinde “18 Kasım” günü kurulduğunun beyan edilmesi hakkında MSÜ Rektörü ile şahsen görüşme talebimin hiçbir zaman mümkün olmadığını bildiren Selim isimli şahıs, bu konuda tarafıma bilgi vermeye yetkili bir şahıs mıdır? 

       b. Deniz Deniz Harp Okulunun "18 Kasım günü kurulduğu iddiasının" mesnetsiz ve uydurma olduğunu isbatlamak üzere MSÜ Rektörü Prof.Dr. Sayın Erhan AFYONCU’nun emekli asubay ben Şükrü IRBIK ile şahsen görüşmesi, Selim isimli şahısın bildirdiği üzere, gerçekden hiçbir zamân mümkün değil midir?

 

     6. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm beşinci maddesinin a ve b fıkralarında tevcih etdiğim iki adet suâlimi,      Millî Savunma Bakanlığımızın İlgi (b ve c) mevzuât muvâcehesinde cevâplamasını saygılarımla arz eylerim.13.03.20181800465548.

 

     Şükrü IRBIK 

     (E) Asb. 

     (SG 1982-2085)

 

 

 Ve bu dilekceme MSÜ’nün verdiği cevap;

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

     

            Cevaplar:

 

      Cevap: MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ (20.03.2018 15:32)

 

    Sayın IRBIK,

 

     Başbakanlık İletişim Merkezi kanalıyla yapmış olduğunuz 1800465548 sayılı başvuru Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü tarafından incelenmiştir.

     Rektörlük Makamı ile yapılan görüşmede MSÜ Rektörü Sayın Erhan AFYONCU ile görüşme talebinizin gerçekleşemeyeceği bilgisinin yetkili şahıslarca tarafınıza iletildiği ve kendilerinin yoğun programı nedeniyle görüşme talebinin gerçekleşmesinin mümkün görülmediği bilgisine ulaşılmıştır.

     Bilgi edinmenizi rica ederiz.

 

 

 

     Elbet bir gün gelecek,

     Vicdanlı, ahlâklı, bilime saygılı, cesur ve tabi ki “vakdi olan” bir hoca, MSÜ’ye rektör olacak!

     İşde o gün,

     Erhan AFYONCU, ben Şükrü IRBIK ile görüşmeye tenezzül etmediğine çok hayıflanacak, haberi olsun!..

 

  Eski Tüfek 2019 .

 

  

  

   Bugüne kadar gönderdiğim dilekcelerime cevap verirler ise şâyet

   Subaylarımızın söyledikleri bu yalanlar bir bir ortaya dökülecek,

   Vatandaş da bu yalanlardan kurtulacak, inşallah...

   

   Millî Savunma Bakanları, Genelkurmay Başkanları, Kuvvet Komutanları…

 

   Kurmayından, öğretmeninden, doktorundan doçentine kadar omuzu bol rütbeli anlı şanlı subaylarımıza…

   Üfürükden unvânlı, çok kitaplı, pek kibirli profesörlerimize sesleniyorum!..

 

   Bu söylediklerimin yalan olduğunu iddia ediyor iseniz şâyet!

   Ben Şükrü IRBIK’ı hemen mahkemeye verin!..

   Hele bir verin de! Vicdânlı, nâmuslu hâkimlerin huzuruna çıkalım hep berâber.

   Ve kitapsız yazar, emekli asubay Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

   O çirkef yüzlerinizdeki şirin yalan maskelerini bir bir yırtayım, inşallah!

 

   Haydi!

 

   Ciğeriniz, ilminiz, rütbeniz, unvânınız ve şerefiniz yetiyor ise şâyet, buyurun!

 

   İşde meydan!..

 

  *  *  *  *  *   

 

   e-devlet vasıtası ile gönderdiğim dilekcelerime CİMER işlem yapmayınca,

   Ben de bu kez bakanlıklara yazılı dilekce vermeye başladım. 1902823554 sayılı CİMER dilekcem, Millî Savunma Bakanlığına 02 Aralık 2019 Pazartesi günü elden teslim etdiğim dilekcemdir.

   Fakat bakanlıklarda tuhaf birşeyler olmaya başladı.

    Yazılı dilekcelerime yakın zamana kadar cevâp veren ilgili bakanlıklar da artık cevâp vermemeye başladı.

   Cevap vermeyen bakanlıkları şikâyet etmek için gönderdiğim itiraz dilekcelerime,

   İlgili makâm olan Adalet Bakanlığı da işlem yapmıyor…

 

  *  *  *  *  *  

 

    Anlaşılan o ki dilekcelerimde tevcih etdiğim suâllerimden sineklenen birileri var.

   Bunların kim olduklarını şimdilik bilemiyorum.

   Ancak şunu çok iyi biliyorum ki; Devletin yapdığı hiçbir işlem ilelebet sır olarak kalamaz!..

 

   Fakat

   Dilekcelerime cevap vermeyenlerin maksatlarının ne olduğunu gâyet iyi biliyorum;

   Bugün dilekcelerime cevap vermeyen siyâsiler,

   “Astsubay” dedikleri askerleri köleleşdiren kokuşmuş "subay zihniyetinin" hâmiliğini yapıyorlar…

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   Düne kadar gönderdiğim dilekcelerime,

   Genelkurmay Başkanlığı veya Kuvvet Komutanlıkları cevâp vermiyor idi. Dilekce hakkı "yasak" idi.

   

   AK Parti, hükûmet oldu ve “yasakları” kaldıracağını söyledi.

   Bu seneye kadar da dilekcelerime gâyet iyi bir şekilde işlem yapıyor idi.

 

   Fakat bu Ağustos ayından buyana işler, tam da eski duruma döndü!..

   Dilekce hakkı gene "yasak" oldu.

 

   Millete “efendi” değil, “hizmetkâr” olmaya geliyoruz dediler.

   Fakat şimdi görüyorum ki millete “efendilik” yapıyorlar.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Anadolu Ajansı’na 18 Şubat 2019 Pazartesi günü verdiği beyanda

   CİMER Başkanı Prof.Dr. Fahrettin ALTUN şöyle diyor;

 

   “ Başvuruları ilgili mercilere sevk ediyoruz! 

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

   

 

   Lâkin Fahrettin Başkan,

   2019 Ağustos ayından bu yana  bizim dilekcelerin üzerine yatıyor!..

 

Cumhurbaşkanlığı Makâmına Açık Dilekce

 

  *  *  *  *  *  

 

  

     Düne kadar memleketde “subay tahakkümü” var idi.

     Çünkü subaylar dilekcelerime cevâp vermiyorlar idi.

 


 

      “Subay tahakkümü” mağduru olduğunu söyleyerek vatandaşdan rey isdeyen “siyâset”,

      Kasım 2002 senesinde hükûmet oldu.

 

      Bugün ise artık görüyorum ki bir “siyâsî tahakküm” ile karşı karşıyayım.

 

      Bu kez de "siyâsetin kendisi" vatandaşa “tahakküm” tatbik etmeye başladı.

      Çünkü bugün de "siyâsiler" dilekcelerime cevâp vermiyorlar.

 

 

 

  • MSÜ Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU, “astsubay” olduğum için benim ile görüşmeye tenezzül etmiyor,

 

  • Millî Savunma Bakanı, dilekceme cevap vermiyor,

 

  • Adalet Bakanı, itirâz dilekcelerime işlem yapmıyor,

 

  • CİMER Başkanı Prof.Dr. Fahrettin ALTUN, dilekcelerimi ilgili bakanlıklara havale etmiyor. 

 

  

 

   Ben Eski Tüfek Şükrü IRBIK şunu çok iyi biliyorum ki;

 

         Her şey, inceldiği yerden kopar!

     Fakat zulüm, kalınlaşdığı yerden kopar!

 

      Gönderdiğim dilekcelerime yapdıkları “siyâsî zulüm” iyice kalınlaşdı…

 

 

    Bugün dilekceme cevap vermeyen "siyâsilere" diyorum ki;

 

    Bir zamanlar memlekete zulmeden "darbeci subaylara" bak!

    Ve

    Kendi hâlini gör!..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

    AK Parti’ye rey veren muhterem "astsubay" meslekdaşlarımdan ricâ ediyorum.

    Herhâlde sizi kırmaz!

 

  Ak Parti Genel Başkanı reyise söyleyin de!

  CİMER, üzerine yatdığı şu dilekcelerimi bir zahmet, ilgili "mercilere" sevk etsin!

 

 

Bröve isimli 07d11

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Hamiş: 

   Bu makâleyi yazmaya hiç niyetim yok idi. Fakat CİMER dilekcelerime işlem yapmadığı için yazmaya mecbur kaldım.

   Ağustos ayından buyana kânunsuz olarak bekletdiği dilekcelerime CİMER işlem yapar ise şâyet

   Ben Şükrü IRBIK bu makâlemi yayından kaldıracağım.

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6-10

Ağustos 01, 2019

 

 

      Aldatanlar Ülkesinin

     Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar  6-10-

 


 

Astsubaylarda "onur" yok mu ki?..

 

 

  Özgürlük mücâdelesi,

  Ekmek mücâdelesi,

  Hak mücâdelesi,

  Onur mücâdelesi…

 

  İnsan; Kendisinde olmayan şeyler için mücâdele verir, değil mi?..

 

  Fakat

  Kimi “astsubay” meslekdaşımız “onur” mücâdelesi verdiğini söylüyor!..

 

  Meslekdaşlarımızın bu sözüne bakınca da şu suâli sormak icâb ediyor;

 

  Bu “astsubay” meslekdaşlarımızda “onur” yok mu ki

 

  "Onur” mücâdelesi verdiklerini söyleyip duruyorlar?

  

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Subaylarımız; 

  “Astsubay” dedikleri askerleri bugüne kadar

  Üst rütbelere yükselmek için

  Omuzlarına basılıp geçilmesi gereken “terfi taşı” olarak kullandılar.

 

 

  Siyâsiler ise “astsubay” dedikleri askerleri; 

  Kendi menfaatlerini tahakkuk etdirmek için

  Üzerine basılıp geçilmesi gereken “ceset basamağı” olarak kullandılar.  

  Bunun en son örneğini de 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi

  Özel Kuvvetler Komutanlığında yaşadık ve gördük!

 

   

 

  *  *  *  *  *

  

 

 

 

  Subaylar; 

  Sırtına bindikleri "astsubaylar" sâyesinde

  Terfi ü tefeyyüz edip kendi yıldızlarını parlatdılar.

 

 

  Siyâsi gürûh ise; 

  "Astsubayların" kanı üzerine inşa etdikleri iktidarları sâyesinde

  Hep kendi işkembelerini doldurdular!

 

 

  Peki,

 

  Yoksulluk sınırında maaş alan “astsubaylar” bugüne kadar kendileri için ne yapdılar?

 

  Bu suâlin cevabını bugün vermek için

  Aynaya bakacak kadar cesâreti olan kaç “astsubay” var acap?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

   *  *  *  *  *  

 

 

 

 

 

   Yukarıdaki bölümde okuduğunuz bu iki tesbitden

   Ve dahi

   Bu tesbitler çerçevesinde tevcih etdiğimiz üç suâlden sonra

   İmdi, gelelim sadede!..

 

 

 

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

 

 

   Ben birikdirmedim, zamân birikdirdi!

   Ben hatırlamadım, zamân hatırlatdı!

   Ben öğrenmedim, zamân öğretdi!

   Ben götümden uydurmadım, zamân itiraf etdi!

   Ben yazmadım, zamân yazdırdı!

 

 

   Zamânın ezelî sabır ve umut ile târih târih birikdirip de   

   Hâlîlerde kulağıma usûlca fısıldadığı hakâike

   Eski Tüfek mahlaslı emekli asubay ben Şükrü IRBIK

   Bugün, burada;

   Ses oldum,

   Söz oldum,

   Tercüman oldum!  

 

 

   Hepsi bu!..

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

 

 

 

  Bugün Ordumuzda “subay” ismi ile bildiğimiz askerlerin unvânı

  Kapıkulu ve yeniçeri ocaklarında 1.600’lü senelerde “zâbit” idi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde, bu “zâbit” kelimesini ATATÜRK,

  1935 senesinde “subay” olarak tebdil etdi.

 

  Askerî mevzuâtımıza girdiği günden bugüne kadar geçen 400 küsur senede

  Subaylarımızın unvânı olan “zâbit” ve “subay” kelimelerinin hikâyesi sâdece bu kadar.  

 

  Fakat

  Ordumuzun “köle askeri” olan “astsubaylara” son 100 küsur senede yakışdırılan

 

  • İsim,

 

  • Sıfat,

 

  • Unvân

 

  • Ve lakaplar ise

 

  Denizde kum misâli…

 

 


 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

  Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm, onuncu ve sonuncu kısımını teşkil eden bu makâlemizde bugün biz,

 

  Cârî askerî mevzuâtımızın 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye etdiği askerlere;

 

  Deniz Kuvvetlerimizde teşkil edildiği 1890 senesinden beri,

  Kara Kuvvetlerimizde ise teşkil edildiği 1909 senesinden beri yakışdırılan;

 

  • İsim,

 

  • Sıfat,

 

  • Unvân

 

  • Ve lakapların hepsini ilk defâ olmak üzere

 

  Târih sırasına göre bir çırpıda cem’an görüp öğreneceğiz, inşallah!..

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1890 senesinde Donanmayı Hümâyun (Padişah Donanması)’da

   “Asâkir-i Bahriye-i Şahâne” (Padişah Bahriye Askeri) mevcut idi.

   Bu askerlere “Kur’a Efrâdı” veya “Bahriye Efrâdı” ismi de veriliyor idi.

 

   Bahriyenin ihtiyâcı nisbetinde kur’a ile tesbit edilen “kur’a efrâdı” Osmanlı gençleri,

   Donanmayı Hümâyun’da 5 sene nizâmiye (mükellef) askerliği yapmaya mecbur idiler.

 

   Bu 5 senelik “mükellef askerlik” süresi içinde bahriye askerlerine,

   Harb gemilerimizde yapacakları hizmete göre çeşitli denizcilik ve meslek eğitimleri veriliyor idi.

   Bu denizcilik eğitimlerini de bahriyeli zâbitânımız veriyor idi.

 

   5 senelik “mükellef askerlik” hizmetini tamamlayan bahriye askerleri, tam işe yarayacakları anda tezkere alıp gidiyorlar idi.    Bahriye zâbitânımız, teskere alan bahriye askeri yerine gelen acemi efrâda denizciliğe dair her şeyi, her celp döneminde yenibaşdan öğretmek mecburiyetinde kalıyor idi.

 

   Ayrıca;

   İngiltere’nin buhar gücünü savaş gemilerine tatbik etmesi ile Avrupa Devletlerinin başlatdığı

   Ve dahi

   Bahriye silah ve makinelerinde meydana gelen

   Ve

   Aklın sınırlarını bile aşan gelişmelerin kapıya dayanması sebebi ile;

   Elektrikçi, torpidocu, mayıncı, kazancı, ateşçi, çarkcı ve telsizci gibi yeni bahriye meslekleri ortaya çıkmış idi.

 

   Hem uzmanlık isdeyen, hem çok tehlikeli ve hem de yağlı-paslı olan bu meslekleri,

   Padişah daşşağından düşme bahriyeli beyaz zâbitânımız bir türlü yapmak isdemedi.

 

Asubay Tefrikası 6_109 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Asubay Tefrikası 6-2

   Ve dahi

   Asubay Tefrikası 6-8 isimli makâlelerimizde

   Bu konuyu tafsilâtlı olarak işledik.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

   Bahriye zâbitânımızın yapdığı;

   Hem bahriye askerinin taalim-taallümü görevini

   Hem de ihtisas gerekdiren ve tehlikeli olan bu meslekleri,

   Zâbitânın yerine yapmak üzere;

   Hem “zâbit” olmayan,

   Hem de zâbit maaşının çeyreğine yapacak “ortada sandık” bir bahriye asker sınıfı teşkil etdiler.

 

   1890 senesinde teşkil etdikleri bu “uyduruk” ve “ortada sandık” bahriye asker sınıfına da

   Yukarıda resimlerini gördüğünüz dönemin Padişahı ve Bahriye Nâzırı “Gedikli” ismini verdi.

 

 

 

   "Donanma Gedikli" sınıfı;

 

  • İşe gelince, zâbit olacak,

 

  • Ve fakat

 

  • Aşa gelince ise

 

   Donanmanın boğaz tokluğuna çalışan “kethüda kadını” olacak idi

 

 

   Ve böylece bahriye zâbitimiz de

   Keyif ile güvertede ellerinde göt gezdirebilecek idi…

 

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1909 senesinin Ordu-yu Humâyûn’una zâbit temin eden

   Harbiye, Bahriye ve Mühendishâne Mekteplerinde taalim-taallüm eden zâbit namzedi efendilerin

   Okuduğu sınıflarına göre “rütbe isimleri” şöyle idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   1899 senesinde Manastır Askerî İdâdisini muvaffakiyet ile ikmâl eden Mustafa Kemâl,   

   Aynı senenin 13 Mart Pazartesi günü,

   İstanbul Pangaltı'daki, Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye 1283 numara ile kayıt edildi. 

 

   Mustafa Kemâl hakkında târih(!) yazan târih uğrusu yalancı subaylarımız hiç söz etmez!    

   Fakat    

   Kendi sınıfının Kısım Çavuşu olan 1283 Mustafa Kemâl’in;

 cavus mustafa kemal kapak

  • Harbiye birinci sınıfda rütbesi Onbaşı,

 

  • Harbiye ikinci sınıfda rütbesi Çavuş,

 

  • Harbiye üçüncü sınıfda ise rütbesi Başçavuş idi... 

 

 

 

 

   Beyaz zâbitân heyetimiz;

 

   1834 senesinden beri harbiye talebesi efendilerin rütbesi olan

   Silâhendaz Onbaşı, Çavuş ve Başçavuş rütbe isimlerini,

   1909 senesinde piyasaya sürdükleri bir "darbe" kânunu ile;

 

  • Zâbitin yerine ölmesi için teşkil etdikleri

 

      Ve dahi

 

  • Küçük zâbit” ismini verdikleri "ortada sandık" askerlerin üzerine yapışdırdılar…


 

  *  *  *  *  *  

 

   Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz askerlere

   1909 senesine vâsıl olduğumuz günlerde, aşağıda gördüğünüz şu isimler verildi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

                                         

   Osmanlı Devletinin ekmeğini yiyen

   Osmanlı Ordusunun kıyafetini giyen ve rütbesini taşıyan “mektebli” zâbitân heyetimiz;   

 

  • Evvelâ 1908 senesinde İkinci Meşrutiyet İhtilâlini yapdı,

 

  • Akabinde, 1909 senesinin 13 Nisan Salı günü 31 Mart Vak’ası ile padişaha karşı isyan etdi,

 

  • Meclis-i Ȃyanı ve Meclis-i Mebusanı kapatdı,

 

  • Ahiren de 1913 senesinde Bab-ı Ȃli baskını ile “hasta adam” Osmanlı Devletini yıkdı.

 

  • Padişah Sultan II. Abdülhamid’i tahtından indirip sürgüne gönderdi…

 

  • Ruh hastası olan Sultan Reşad’ı da “kukla padişah” olarak Osmanlı tahtına oturtdu.

 

                  

 

  Asırlardan beri Osmanlı Devletini yıkmak isdeyen İngiltere ve kuyruğundaki düvel-i garbînin

 Yapmak isdeyip de yapamadığını bizim “mektepli zâbitân” heyetimiz, 31 Mart’da yapdı. 

 

 

 

   Padişahlarımız, Osmanlı Ordusunda;

 

  • Ara kademe”,

  • Ortada sandık”,

     Ya da

  • Menzil eşşeği” türünden “uyduruk” asker sınıfları  isdemediler.     

 

                                                            

 

 

   

   Çünkü;

 

   Ölmek ve öldürmek sanatı demek olan askerlikde,

 

   “Öl ve öldür” emirini veren asker ile

 

   “Öl ve öldür” emrini yerine getiren asker arasına kimse giremez idi…

  

 

  

 

   İşde, bu değişmez sebepden dolayı da padişahlarımız;

   Her askerin yüreği, bileği ve aklı nisbetinde en yüksek rütbeye kadar yükselmesini teşvik etdiler.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   31 Mart darbesini tertip ve tatkbik eden “mektepli zâbitân” heyetimiz

   Bab-ı Ȃli’deki İstanbul Vâli Konağında 1909 senesinin 06 Ekim Salı günü gizlice içtima eyledi

   Ve tertip etdiği bir “darbe nizamnâmesi” ile “Küçük zâbit” ismini verdiği asker sınıfını

   Kara Ordumuzda teşkil etdi.

 

 

 

   Bugün piyasaya sürülen 06 Ekim 1909 târihli

   Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit-i İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi’nin;

 

  • Meclis zabıtları yokdur!

 

  • Meclis-i Mebusân ve Meclis-i Ȃli’de müzakere edilmedi.

 

  • Başka bir ifâde ile bu Nizâmnâmeden Osmanlı mebuslarının bilgisi ve haberi yok!

 

  • Bu Nizâmnâme Lâyihasını kimin hazırladığı meçhul,

 

  • Nizâmnâmenin hazırlandığı dönemde Padişah olan Sultan Reşad’ın irade-i seniyyesi yok!

 

  • Bu Nizâmnâmeyi meriyyete (yürürlüğe) koyan kişi de meçhul…

 

 

 

 

 

 

 

 

   Netice itibârı ile;

 

   06 Ekim 1909 târihli Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit-i İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi,

 

  • Padişahın iradesine aykırı olarak tertip edilen

 

      Ve dahi

 

  • Kimlerin hazırladığı da belli olmayan “meçhul” ve bir “darbe” kânunudur.

 

 

 

 

  

 

 

 

   Bu cümleden olmak üzere;

   Osmanlı Kara Ordusunda Küçük Zâbit sınıfının teşkil edilmesi

   Ve dahi

   Bugünkü hukûkî mevcudiyeti hâlâ gayri meşrudur. 

 

 

 

 

  

 

  *  *  *  *  *  

 

   Karesi Mebusu ve Bahriye Encümeni Ali Galip Efendi,

   1910 senesinde Meclis-i Mebusan’da

   Donanma Gediklisi için “Donanmanın kethüda kadını” dedi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart darbesinden sonra

   Kara “küçük zâbit” sınıfını tertip eden karanlık suratlı zâbitânımızın isimleri ve cisimleri meçhul idi!

 

   Fakat darbeden bir sene sonra,

   Bu karanlık suratlı beyaz zâbitândan birisi, kendisini ele verdi;

   Alman perestiş ve darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa!

 

   Padişah Sultan II. Abdülhamid’e “Baykuş” diyerek hakâret den darbeci Mahmut Şevket Paşa,

   Meclis’de 1910 senesi bütçesi müzakere edilir iken

   06 Ekim 1909 târihli “Kara Küçük Zâbit” sınıfını kendisinin tertip ve teşkil etdiğini itirâf eyledi.

 

   Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa;

 

  • Gayri meşru olarak tertip etdiği

   

     Ve dahi

 

  • Yaklaşan Birinci Cihân Harbinde “mektepli beyaz zâbitânımızın” yerine ölmesi için

 

   “Mayın eşşeği” niyetine cephenin en önüne sürdüğü ortada sandık” yeni asker sınıfının isminin

   “Küçük zâbit” olduğunu yumurtaladı…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart’ı tertip eden "beyaz zâbitân heyetimiz";

   Darbeden sâdece 6 ay sonra teşkil etdikleri

   Ve dahi

   “Küçük zâbitân” ismini verdikleri “köle” askerlere

   Aynı senelerde sâdece “nefere” verilen “prangabent cezâsı” vermeye başladılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Mensubîn-i Askeriyyenin Siyasiyât ile Men’i İştigali Hakkında

Askerî Cezâ Kânunnâmesine Zeyl Kânun

 

 

   MMZC, İnikad:23, 18 Haziran 1328 (1912) Pazartesi

 

   Madde 1. — Siyasî içtimaat ve tecemmuat ile nümayişlere iştirak ve makalât-ı siyasiyye neşr veya o yolda alenen irad-ı nutk eyleyen ve kânunen hâiz olduğu hakkı istimalden gayri surette umur-u intihabiyye ile iştigal, Erkân ve Ümera ve Zâbıtân ile Mensubin-i Askeriyye ve Silah-endazan, iki mâhtan altı mâha kadar hapis veya hapis ile berâber mevkii tebdil olunur ve tebdilinden dolayı harcırah verilmez. Mükerrirlerden, Silah-endazandan gayrisi, dört mahtan bir seneye kadar hapis ile silk-i askeriden ihraç olunur ve Küçük Zâbit, Onbaşı ve Neferât-ı Askeriyye 2 mâhtan (aydan.IRBIK) 6 mâha (aya. IRBIK) kadar prangabend ve hizmet-i muvazzafası iki aydan iki seneye kadar tezyid (uzatılır. IRBIK) olunur.

                                 

   Eski Tüfek - 2019   

 

 

   

  *  *  *  *  *  

 

   Aşağıda gördüğünüz şu kânun ile 1915 senesinde Donanma-yı Humâyûn’da,

   “Donanma gedikli zâbit” sınıfı “müstakil” bir “zâbit” sınıfı olarak teşkil edildi.

 

   Gene aynı kânun ile başçavuş, donanma mühendisi (asteğmen)’nin “üstü” idi.

 

   “Donanma zâbitân heyetimiz”;

   Bu usûlü de o senelerde muhibi oldukları Prusya Almanyası'ndan aşırmış idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1915 senesinde Ordu-yu Humâyûn (Kara Ordusu)’da,

   Aşağıda gördüğünüz şu kânuna göre

   “Küçük zâbit başçavuş” “zâbit vekili” (asteğmen)’nin mafevki (üstü) idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz ve “küçük zâbit” sınıfına mensup askerler

   1916 senesinde bu kez de

   “Kıdemsiz küçük zâbit” ve “kıdemli küçük zâbit” oldular.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


  *  *  *  *  *  

 

   Ordumuzun “ortada sandık” asker sınıfı olarak teşkil edilen “küçük zâbitlik

   1917 senesinde bu kez de “takımbaşı” oldu.

 

   Cephede götlerini kaşıtmak isdeyen beyaz zâbitân heyetimiz

   “Başçavuş” rütbesindeki “küçük zâbitâna”;

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Bir dürbün, 
  • Bir rövelver (tabanca) 

        Bir de 

 

   Padişah daşşağından düşme "beyaz zâtibin yerine ölmesi için"

   Çanakkale Cephesinin önüne sürülen Güççük Zâbit Başçavuş Emin ÇÖL’e verdikleri gibi 

    “Ucu sivrice, ağzı kör ve ham demirden 

  • Bir kılıç verdiler…

 

   Ve hemen akabinde

   “Takımbaşı” unvânı ve “Takım Kumandanı zâbit” yetkisi ile

 

   Hem de zâbitin yerine ölmesi için” düşmanın önüne “yem” olarak atdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

  *  *  *  *  *  

 

   Dedelerimizin Harb-i Kebir dediği Birinci Cihân Harbi bütün şiddeti ile devâm eder iken,

   Ordumuzun “küçük zâbiti” 1917 senesinde bu kez de

 

  • Hem “mal” oldular, 
  • Hem de “koyun” oldular!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1917 senesinde Ordu-yu Osmanî’de “silâhendaz” ismi verilen bir nefer (er) sınıfı mevcut idi.

 

   Silâhendaz sınıfı nefer, tıpkı bügünkü Amerikan Ordusundaki “deniz piyâdeleri” gibi idi.

 

   “Silâhendaz” tâbirini, bu sene içinde “küçük zâbit ve efrat” torbasının içine tıkışdırdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tevkir mi, tahkir mi, ben bilemedim!..

   Fakat

   “Küçük zâbitler”, 1918 senesinde Ordumuzun beyaz kargaları” oldular!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   “Küçük zâbitler;

   İlk mezunlarını verdiği 10 Temmuz 1911 Pazartesi gününden itibâren

   T.C Devletinin teşkil edildiği 23 Nisan 1920 Cuma gününe kadar

   Tam 10 sene devam eden harbler boyunca

   Hem zâbit yerine ölmesi için cephenin en önüne sürülmüş

   Hem de ölümü bahasına cenk etdiği “harbi kazanmış” idi.

 

   Fakat

 

   Kıt’a kumandanı zâbitân gürûhu takdirleri beşer-onar paypay eder iken

   Ordumuzun “cüzzamlı askeri” olan “küçük zâbitler” 1921 senesinde;

 

  • Hem “ufak zâbit” oldular

 

  • Hem de takdir yerine avuçlarını yaladılar!..

 

Asubay Tefrikası 6_10_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Ölmek sırası gelince, beyaz zâbitân heyetimiz;

   “Ufak zâbit” ve efradın arkasına saklandı…

 

   Fakat

 

   Madalya paypaylamak sırası gelince beyaz zâbitân heyetimiz bu kez

   “Ufak zâbit” ve efradın önüne geçiverdi.

 

   Ordumuzda bugün de durum hâlâ aynen böyle değil mi?..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1925 senesine vâsıl olduğumuzda "ihtiyât" ile beraber Ordumuzda

   “Üç cins küçük zâbit” görev yapıyor idi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tam 10 sene devam harpler hitam bulmuş,

   29 Ekim 1923 Pazartesi günü “Cumhuriyet” ilan edilmiş idi.

 

   Harbi uzakdan sevk ve idare eden zâbitân heyetimiz,

   Harbden sonra yüksek rütbelere “terfi” etdiler.

 

   Fakat harb devam eder iken teşkil etdilen

 

   Ve dahi

 

   Zâbitin yerine ölmesi için cephenin en önüne sürülen “gedikli zâbit” sınıfı ise

 

   Harb-darp sona erince vehleten “gedikli küçük zâbit” sınıfına “tenzil” edildi.

 

   “Beyaz zâbitân heyetimiz”, "gedikli zâbitin” sırtında "dereyi" geçmiş idi, nasıl olsa!..

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   31 Mart darbecisi Alman perest Mahmut Şevket Paşa’nın

   Bir “darbe kânunu” ile 1909 senesinde teşkil edip

   “Küçük zâbit” dediği asker sınıfına,

   Cumhuriyeti kuranlar ne isim vereceklerini şaşırdılar!..

 

 

   1927 senesine geldiğimizde, Cumhuriyetin kurucu iradesi;

 

   “Kıdemli Küçük Zâbit” unvânını “Gedikli Küçük Zâbit”e

 

   “Kıdemsiz Küçük Zâbit” unvânını da “Küçük Zâbit”e tebdil etdi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   Tıpkı efendinin kölesini falakaya yatırdığı gibi 

   Cumhuriyet İdaresinin beyaz zâbiti de 

   "Köle asker" olan “küçük zâbiti  

 

  • Hem falakaya yatırıp "değnek ile darp" etdi 

 

  • Hem de zencir ile "prangaya" vurdu!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1927 senesi, “küçük zâbit” denilen asker sınıfı için çok bereketli oldu...

   Peşpeşe yapılan kânunlar ile;

   “Küçük zâbitân”a elvan çeşitli isimler, unvânlar ve rütbeler verildi.

   Bu sene meriyyete koydukları Askerlik Mükellefiyeti Kânunu ile

   Cumhuriyetimizin kurucu iradesi,

   Ordumuzda “iki sınıf asker” olduğunu tasdik etdi.

 

      1. Efrâd

 

     2. Zâbit

 

   Bu iki sınıflı asker teşkilâtlanması,

   Asırlardan beri dünyada sınanmış ve kabul görmüş bir teşkilâtlanma idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1930 senesine geldiğimiz günlerde

   500 sene önce Viyana muhasarasında sıçmayı öğretdiğimiz Avrupa’dan

   Bu kez Askeriyemizin Ceza Kânununu aldık ve bu sene tekrar meriyyete koyduk!..

   Prusya Almanya’sından aşırdığımız Askerî Ceza Kânununda

   “Küçük zâbit” dediğimiz “içi alacalı - dışı sıracalı” askere

   Aşağıda gördüğünüz şu isimleri yakışdırdık!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart darbecisi Alman sevici Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın

   “Darbe kânunu” ile 1909 senesinde teşkil edip “daimî küçük zâbit” dediği asker sınıfına,

   Cumhuriyetin kurucu iradesi 1927 senesinde bu kez de “Mükellef Küçük Zâbit” dedi.

   Aslında bu “Mükellef Küçük Zâbit” tâbiri isabetli bir tesmiye ve tefrik idi…

   Çünkü;

   Bugün “astsubay” dediğimiz asker sınıfı, dünya ordularında “mükellef asker” idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1935 senesinin Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda,

   “Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen bahriye askerleri “mükellef” asker idiler. 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aşağıda gördüğünüz 1/178 sayılı şu “Encümen Mazbatası

   “Mükellef Küçük Zâbit” tâbirini hâvi tek belgedir, haberiniz olsun!.. 

 

   “Küçük Zâbit” asker sınıfının “mükellef” asker olduğuna dair ilk belgeyi de

   Gene İlk defa sizler, Asubay Tefrikası 6-9’da gördünüz, 

 

   İkinci defa ise gene sizler görüyorsunuz!

 

   Kaynak: 2851 sayılı kânunun Komisyon Raporu.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat

 

   Bu seneden sonra tertip etdikleri elvan türlü tuzak kânunlar ile şerefsiz subaylarımız,

 

   “Mükellef” asker olan “küçük zâbit” sınıfını

 

   Sinsice “muvazzaf” asker sınıfına “tahvil” etdiler.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Dünya askerlik târihine bakdığımızda,

   Dünya askerlik târihine yön vermiş devlet ordularında,

   Asker teşkilâtının “iki sınıflı” olduğunu görüyoruz.

   Dünya çapında bir asker olan ATATÜRK,

   Dünya askerlik târihini çok iyi biliyor idi…

 

   İşde, bu sebepden dolayı da

   T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK,

   1935 senesinde T.C Ordusunu “iki sınıf asker” ile teşkil etdi; 

 

     1. Mükellef Erbaş (Er)

 

     2. Muvazzaf Subay (Zâbit)

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İşde, kânunu… 

 

   İşin doğrusunu söylemek gerekir ise şâyet

   Fütühâtcı bir rûh ve sonsuz terfi töresine sâhip olan Türk Ordusu için

   En uygun olan askerlik de bu idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   ATATÜRK sonrasının Cumhuriyet idaresi,

   ATATÜRK’ün öldüğü günden itibaren ATATÜRK’ün mirasına ihanet etmeye başladı!..

 

   Vaziyet, bugün de aynı ile vâkidir!..

   Yukarıda gördüğünüz 2771 sayılı kânunda  ATATÜRK,  “mükellef asker” sınıfına “Erbaş” demiş idi.

 

   Fakat

 

   ATATÜRK’ün öldüğü günün hemen ertesinde ATATÜRK’ün koltuğuna çöreklenen İNÖNÜ,

   ATATÜRK’ün “Mükellef Erbaş” dediği asker sınıfını “Muvazzaf Gedikli Erbaş” yapdı.

 

   Ve böylece Cumhurbaşkanı İNÖNÜ,

 

   Hazerde;

   Kışlada, karargahda subayımızın götünükaşıyacak,

 

   Seferde ise;

   Subayımızın yerine "mayın eşşeği" gibi ölüme sürülecek “muvazzaf” bir asker sınıfı teşkil etdi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Askerî Muhakeme Usulü Kânununun Bâzı Madelerini Değiştiren Kânun

(Resmî Gazete ile neşir ve ilâm: 8.VIII.1942 - Sayı: 5179

 

 

No. 4280                                                           Kabul Târihi: 3 .VIII.1942

 

   BİRİNCİ MADDE — 1631 sayılı Askerî Muhakeme Usulü Kânununun 1,3,4 ve 26 ncı maddeleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

Dâvaların tehiri

 

   Madde 4. — 1. Muvazzaf ve ihtiyat erâtın ve yedeksubaylarla yedek askerî memurların askere girmeden veya silâh altına çağırılmadan evvel işledikleri yukarı haddi bir seneye kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstehzim suçlara ait dâvalarda ilk ve son tahkikat muameleleri terhislerine kadar tehir olunur.

 

   Muvazzaf gedikli erbaşlarla askerlikten tard ve ihracı müstelzim suçlardan maznun olan yedeksubay ve askerî memurlar bu hükümden müstesnadır. 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   ATATÜRK’ün öldüğü günün hemen ertesinde

   Mal bulmuş mağribî gibi ATATÜRK’ün koltuğunua çöreklenen İNÖNÜ idaresindeki Türkiye Cumhuriyeti,

   Bir tarafdan sömürgen İngiliz, diğer tarafdan da kemirgen Amerika’nın kucağına oturmaya başladı.

 

   Moskof gelecek korkusu ile gündüz vakdi dudağı uçuklatılan İNÖNÜ ve şürekası,

   Meclisden kaçırarak imzaladıkları gizli ve sinsi ikili anlaşmalar ile

   T.C Devletini hem İngiliz hem de Amerika'nın kuyruğuna takdılar.

 

   Bu hainlikler silsilesi tezgahlanır iken

   Ordumuzun köle askerleri “Muvazzaf Gedikli Erbaş” da “Gedikli Erbaş “ oluverdi!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Gitdi tekâüd zâbit İNÖNÜ, geldi tekâüd zâbit BAYAR

   Ha, Ali-Veli! Ha, Veli-Ali…

   Al birini, vur ötekine!... Yok idi aslında birinin diğerinden alâmeti fârikası!..

 

   Tam 12 sene ATATÜRK’ün koltuğunda gurk yatan İNÖNÜ,

   1950 seçiminde BAYAR’dan yediği okgalı tokat ile irkildi. Ve Pembe Köşkü terk etdi.

 

   BAYAR da tıpkı İNÖNÜ gibi koyu bir Amerikan muhibi idi.

 

   Cumhurbaşkanı intihab edildikden sonra

   T.C. Devletini babasının sığır çiftliği zanneden BAYAR da şöyle dedi;

   “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağım!

 

   T.C Devletini, Küçük Amerika yapdı,

 

   Türk milletini, Küçük Amerikan milleti yapdı,

 

   Askerlik teşkilâtını da Amerikadan tam olarak alsa idi şâyet

   Ordumuzu da “Küçük Amerikan Ordusu” yapacak idi.

 

   Fakat yapamadı!..

 

   Teşkil edildği 1774 senesiden beri Amerika’da sâdece ”iki sınıf asker” var idi.

 

    1. Mükellef Er

 

    2. Muvazzaf Zâbit

 

 

   Türk Ordusunu Amerika’nın kuyruğunda NATO’ya nikahlayan BAYAR-MENDERES ikilisi

   Amerikan Ordusunda olmayan bir asker sınıfını, bizim ordumuzda teşkil etdi;

   “Mükellef astsubaylık

 

   Ve böylece beyaz subaylarımız;

 

  • Hazerde götlerini kaşıtacak,

 

  • Seferde ise kendi yerlerine ölüme sürecek “köle” asker sınıfını

 

   BAYAR-MENDERES döneminde de tertip etmeyi becerdi!..

 

   Ne diyeyim?.. Helâl olsun, efendi subay gardeşlerimize!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

 

   Yelesinden kavice kavradıkları küheylan “Demir gıratı” şahlandırıp da

   Kanser virüsü gibi en ince damarlarına kadar girdikleri devleti

   Babalarından mirâs sığır çitliği gibi hovardaca idare etmeye başlayan BAYAR-MENDERES ikilisi

   Türkiyeyi 1952 senesinde NATO’ya nikahladı.

 

   Bir sene sonra da harb esiri askerlere yapılacak muameleye dair sözleşmeyi imzaladı.

   1949 seneli Cenevre Sözleşmesinde, BAYAR-MENDERES ikilisi

   “Astsubay” dediği askerlere işde, şu kelimeleri yakışdırdı!..

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   T.C Devletinin tepesinde tam 11 sene saltanât süren BAYAR-MENDERES ikilisi

   1960 senesinin 27 Mayıs sabahına “subay darbesi” ile uyandı!..

 

   Bu subay darbesi ile de

   Gitdi tekâüd zâbit Celâl Bey,  geldi tekâüd zâbit Cemal Ağa!...

 

   Al BAYAR’ı, vur GÜRSEL’e…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    ATATÜRK ilke ve inkılâpları kılavuzluğunda

    Memleketin idaresine el koyduğunu söyleyen 27 Mayıs’ın darbeci subayları,

    Evvelâ orduyu zapd-u rapt altına almak ile işe başladı.

 

    BAYAR-MENDERES ikilisinin “subay yapmak şartı ile” teşkil etdiği “mükellef astsubayları

    27 Mayıs’ın darbeci subayları, “muvazzaf köle astsubay” yapmak için hemen kolları sıvadılar.

 

    Uzun zamândan beri gizlice hazırladıkları TSK İç Hizmet Kânununu

    27 Mayıs subay darbesinden sâdece 7 ay sonra tezgaha sürdüler…

 

    5802 sayılı kânunun 1951 senesinde “mükellef astsubay” olarak tefrik etdiği askerleri

    “Muvazzaf astsubay” yapmak için darbeci subaylar,

    Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE’yi kurşun asker olarak mayın hattına sürdüler…

 

    27 Mayıs subay darbesinin tetikci kurşun askeri Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE,

    “Mükellef astsubay” ı ömür boyu köle demek olan “muvazzaf astsubay” yapmak için

    Yumuşak geçişli bir “darbe tezgahı” hazırladı.

 

    TSK İç Hizmet Kânunu olarak tesmiye edilen bu darbe kânununun

    27 Mayıs darbe meclisinde görüşülmesi için

    Darbeci binbaşı Selahattin ÖZGÜR’ün verdiği kânun teklifinin “Gerekçe”sine şöyle bir göz atalım;

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 Madde 3. — Bu maddenin tedvininde 2771 sayılı Kanunun 2 nci maddesi esas olarak alınmıştır.

 

 "Erbaş" tarifi, "astsubaylar" hususi bir kanunla (1951_5802. IRBIK) bu tarifin dışında kaldığından onbaşı, çavuşlarla uzatmalı ve uzman onbaşı ve çavuşlar ithal edilmek üzere yazılmıştır.

 

 Hususi kanunu (1951_5802. IRBIK) ile statüsü belirtilmiş olan "astsubaylar" ayrıca tarif edilmiştir.

 

 "Erat" ve "gedikli" tâbirleri "Astsubay Statüsünün" doğması sebebi ile kaldırılmıştır.

 

 

 

   "Mükellef astsubaylığın" 27 Mayıs darbeci subaylar marifeti ile “muvazzaf astsubaylığa” tebdil edilmesi için

   Güvenlik Komisyonu Araştırma ve İnceleme Kurulu Üyesi sıfatı ile

   Tetikci kurşun asker Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE, darbe meclisinde şu incileri yumurtaladı…

 

 

 

   TSK İç Hizmet Kânûn Teklifi, Birleşim 58;

 

   Ahmet KERSE:  (…) Önce astsubayların erattan ayrılması meselesini izah edeyim. Astsubaylar eski İç Hizmet Kanununa (1935_2771. IRBIK) göre erattan sayılırlardı. İç Hizmet Kanununda bir değişiklik yapılmadı, değişmedi, ama, 5802 sayılı ayrı bir kanunla astsubayların statüsü değişti. Buna rağmen astsubaylar erlerle aynı tâbir içinde sayılmakta devam etti. Gediklilere astsubay dendi ama, İç Hizmet Kanununa göre gene erbaş tâbiri içinde kaldı.

 

   Şimdi biz bunu çıkarıyoruz, erattan ayırıyoruz. Erbaş tâbirini kıtadan yetişen onbaşı, çavuş, uzatmalı, uzman çavuşa inhisar ettiriyoruz. Bunların tariflerini yapıyoruz, hudutlarını gösteriyoruz.

(…)

 

   AHMET KERSE — Eski kânununda “erat” tâbirine “erlerle astsubaylar” dâhildi. Er sınıfına dâhil olanlar da erlerin aldıkları şeyi alsınlar denilmişti.

 

   Fakat 5802 sayılı Kânun bunların bir kısım haklarını teminat altına almıştır. Yalnız iç çamaşırını erler gibi alırlardı, şimdi alamıyacaklardır.

 



   Kânun teklifini hazırlayan darbeci Kurmay Binbaşı Selahattin ÖZGÜR

   Ve dahi

   Kânun Gerekcesini tezgahlayan kurşun asker Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE,

   Mükellef astsubay” ı “muvazzaf köle astsubay” yapmak için

   İlk darbeyi 1961 senesinde işde, böyle vurdular.

 

   İkinci ve  son darbeyi de

   926 sayılı kânun ile 1967 senesinde gene 27 Mayıs’ın darbeci beyaz subayları vuracak idi…

 

  *  *  *  *  *  

 

   1774 senesinden beri Amerikan Ordusunda olduğu gibi

   1949 senesinde Amerikan Devletinin teşkil etdiği NATO’da da iki sınıf asker var;

 

   1. Er

 

   2. Subay

 

 

   1952 senesinde NATO’ya üye olan Türk Devletinin ordusunda “iki sınıf” asker olması gerekiyor idi.

 

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu üçüncü maddeye bakar iseniz

   Türk Ordusunda tam 6 sınıf asker olduğun görürsünüz;

 

   

 

   MADDE 3— Askerler ve Rütbeler:

 

   a) Askerler

 

   1. Er

   2. Erbaş

   3. Astsubay

   4. Askerî Öğrenci

   5. Askerî memur

   6. Subay

 

 

  

 

   Fakat

   Genelkurmay Başkanlığının NATO’ya beyan etdiği “asker sınıflarına” bakdığımızda

   Subaylar hâriç olmak üzere sâdece “bir sınıf asker” olduğunu görüyoruz.

 

 

   “Subay” sınıfına dâhil olmadığına göre

   “Astsubay” dedikleri asker sınıfının aslında NATO’ya göre “er” olduğunu anlıyoruz.

 

   Bu “ikili kıvırmayı” izah edebilecek bir tek dahi olsa şerefli bir subayımız var mı acap?

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    27 Mayıs darbeci subaylarının

    Darbenin hemen ertesi senesinde tertip etdikleri

    211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu isimli “darbe” kânunu ile;

 

  • “Mükellef asker” olan "astsubayları" sanki subay imiş gibi "muvazzaf asker” sınıfa nakil etdiler,

 

      Fakat aynı zamanda,

 

  • "Mükellef er" ile aynı torbaya tıkışdırdılar!

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

1914 senesinde yazdığı Zâbit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl'de

 Osmanlı Zâbiti Erkân-ıharbiye Kaymakamı Mustafa Kemâl;

 

 

  •  "Ordunun " anası " milletdir" demiş idi.

   Eski Tüfek - 2019   

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Fakat

 

   Târihci olduğunu söyleyip de

   Târihin ırzına geçen zübük subaylardan birisi olan

   Kara Doktor Öğretmen Albay Tahsin ÜNAL

   1965 senesinde “bölüğün anası"astsubaydırdedi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Şimdi, Tahsin Hocam;

 

   Bölüğün “çocuğu” kim?

  •  Er,

   

    Bölüğün “anası” kim?

  •  Astsubay.

 

   Peki,

 

   Hazır, siz subaylar Türk Silahlı Kuvvetleri  bir “ailedir” deyip duruyorsunuz!

 

  •     Ana var mı? Var,

 

  •     Çocuk var mı? Var!

 

   Öyle ise bir de “koca” olmalı, değil mi?

 

   Kara Doktor Öğretmen Albay Tahsin ÜNAL’ a şu suâli sormak,

   Emekli "astsubay" Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK'ın boynuna borç oldu!..

 

   Tahsin Hocam, “ bölüğün anası olan biz astsubayların kocası ” kim?

   Siz subaylar mı yoksa?..

 

  *  *  *  *  *  

 

   27 Mayıs’ı tertip eden darbeci subaylarımız,

   Darbeden 7 sene sonra bir kânun tertip etdiler.

 

   TSK Personel Kânunu ismini verdikleri bu “darbe kânunu” ile

   “Mükellef asker” olan “astsubay” sınıfını cebren “muvazzaf astsubay” sınıfına tebdil etdiler.

 

   Bu darbeci subaylarımız Türk Ordusunu da

   “Muvazzaf astsubay” asker sınıfına sahip olan ilk devlet ve tek ordu yapdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


 

Aşağıda gördüğünüz 926 sayılı TSK Personel Kânunu;

Muvazzaf” ve “astsubay” kelimelerini

muvazzaf astsubay” şeklinde bir araya getiren ilk kânundur!

 

Bu hakikâti de

 Asubay Tefrikası 6-10 ’da ve ilk defa siz kıymetli okuyanlar görüyorsunuz…

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde,

   27 Mayıs subay darbesinden 6 sene sonra

   926 sayı ile kânunlaşan TSK Personel Kânununa imza veren

   Gene darbeci subayların başını çekdiği vekiller…

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa,

   Padişah Sultan II. Abdülhamid’e rağmen hazırladığı bir darbe kânunu ile

   Küçük Zâbit Nizâmnâmesi ile 1909 senesinde “daimî küçük zâbit” sınıfını teşkil etmiş idi.

 

   Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK,

   Küçük zâbit sınıfını “mükellef asker” sınıfı  olarak 1927 senesinde teşkil etmiş idi.

 

   Fakat

   Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 27 Mayıs’ın darbeci subayları,

   1967 senesinde tertip etdikleri 926 sayılı “darbe kânunu” ile

   Başbakan MENDERES’in 1951 senesinde “mükellef asker” sınıfı olarak teşkil etdiği “astsubaylığı

   1967 senesinde cebren ve hile “muvazzaf asker” sınıfına tebdil etdiler.

 

   Bu cümleden olmak üzere; “Muvazzaf astsubay” tâbirini ilk defâ olmak üzere

   926 sayılı bu “darbe kânunu” ile askerî mevzuâtımıza 27 Mayıs’ın darbeci subayları dahil etdiler.

 

   Padişah Sultan II. Abdülhamid,  Orduyu Humayûn’da “küçük zâbit” isimli “ortada sandık” bir asker sınıfı isdemiyor idi.

 

   Fakat

   31 Mart darbecisi Müşir Mahmut Şevket Paşa;

   “Küçük zâbit” isimli “ortada sandık” asker sınıfını,

   1909 senesinde Padişah Sultan II. Abdülhamid’e rağmen teşkil etdi.

 

   1935 senesinde Reisicumhur ATATÜRK, “küçük zâbitliği” “mükellef” bir asker sınıfı olarak teşkil etdi.

 

   1951 senesinde de Başbakan Adnan MENDERES,

   “Astsubay” ismini verdiği asker sınıfını “mükellef” bir asker sınıfı olarak teşkil etdi.

 

 

 

Küçük zâbit” olarak bildiğimiz asker sınıfını Harbiye Nâzırı darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa

1909 senesinde Sultan II. Abdülhamid’e rağmen teşkil etmiş idi.

 

 

    Eski Tüfek - 2019   

 

 

  

 

 

   Bugün "muvazzaf astsubay" olarak bildiğimiz asker sınıfını ise

 

   27 Mayıs’ın darbeci subayları 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile  

 

   Hem Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK’e rağmen

 

   Hem de Başbakan Adnan MENDERES’e rağmen teşkil etdiler.

 

  Eski Tüfek - 2019   

 

 

  

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Darbeci subay zottirik Kenan ve darbe arkadaşı 4 subay,

   1982 senesinde bir Anayasa tezgahladı. Bu Anayasa’nın 11’inci maddesi şunu emreder;

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  2002 senesinde imzaladığın Astubay Meslek Yüksek Okulları Kânunu’nda

  “Ara kademe” tâbiri yok!

 

  Fakat

  2003 senesinde imzaladığın Astubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliği’nde

  “Ara kademe” tâbiri var.

 

  Ömrünün neredeyse nısfını Millî Savunma Bakanlığı koltuğunda heba eden Vecdi GÖNÜL’e soruyorum;

 

  Yukarıda gördüğün Anayasa’nın 11’inci maddesinden senin haberin var mı?

 

  2003 senesinde imzaladığın Astubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliğindeki

  “Ara kademe” tâbirini

  Vecdi GÖNÜL, sen, nerenden uydurdun?..

 

  Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bu satırları okuduğunuz 2019 senesinden tam 10 sene evvel

   Kara Kuvvetleri K.lığı EDOK Okullar Komutanlığı, bir kitap neşretdi; “Astsubay Okulları Tarihi”.

 

   Bu târihce kitabında Kara Kuvvetleri Komutanlığı,

   “Astsubay” dediği askeri, şöyle târif etdi;

   “Orta kademe yönetici

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  *  *  *  *  *  

 

   2011 senesinde Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN,

   2547 sayılı Yüksek Öğretim Kânununda bir değişiklik yapdı.

 

   Bu kânunun;

   Üçüncü maddesinin “l” fıkrasındaki “Ön Lisans” tâbirinin açıklamasında yer alan “ara kademe insan gücü” tâbirini

   “nitelikli insan gücü” olarak değişdirdi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bugüne kadar tam 8 koca sene deverân eylemesine rağmen;

 

  • Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği 
  • Kuvvet Komutanlıkları 
  • Genelkurmay Başkanlığı 
  • Ve Millî Savunma Bakanlığı

 

   Yüksek Öğretim Kânununda yapılan bu değişikliğe kör bakmaya devam ediyorlar!..

   Ne diyeyim!..

   Ordumuzun siz “ara kademe yöneticilerine” hayırlı, kademli olsun!..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Saatli Maarif takvimi  03 Nisan 2013 târihini gösderdiği Çarşamba gününde

   Genelkurmay Başkanlığımız, karargahda yabancı bir “eri” misafir etdi.

 

   Bu misafir “er”, ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr. idi.

 

   Almanya/Stuttgart’da konuşlu oaln

   ABD Avrupa Komutanlığı EUCOM’un “Kıdemli Er”’i olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Evvelâ Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in acı kahvesini içdi,

 

   Akabinde “meslekdaşı” “Genelkurmay Başkanlığı AstsubayıAstsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı ziyâret etdi,

 

   Nihayetinde de “Astsubay Üst Karargah Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiğimiz ucube mektebe gitdi.

 

   ABD Hava Kuvvetlerinden Binbaşı Elizabeth APTEKAR,

   EUCOM Kıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın bu ziyâretini,

   ABD Avrupa Kuvvetler Komutanlığına ait EUCOM isimli örütbağda 08 Nisan 2013 Pazartesi günü haber yapdı.

(http://www.eucom.mil/media-library/photo/24821/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy) bağlantısında münteşir 08 Nisan 2013 târihli haber.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Hava Binbaşı Elizabeth APTEKAR’ın 03 Nisan 2013 târihli başka bir haberinde

   EUCOMKıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in;

 

  • Astsubay Üst Karargah Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiği mektebe “akademi” dedi,

 

  • Genelkurmay Başkanlık Astsubayı” dediği Astsubay Harun AĞPAK’a da “kıdemli er” dedi.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   27 Mayıs darbecisi bir subayın mahdumu olan Ümit ÖZDAĞ,

   Siyâset konusunda "Profesör doktor" unvânlı bir âlim idi.

   

   Fakat

   “Assubay” dediği köle asker sınfının târihi konusunda ise Ümit Hoca tam bir câhil idi.

 

   Câhil Ümit Hoca;

   18 Ekim 2013 târihinin mübârek Cuma günü Sözcü gazetesindeki köşesinde

   Sözde “Dünya Assubaylar Günü” vesilesi ile bir makâle yayınladı.

   Bu makâlesinde Prof.Dr. Ümit ÖZDAĞ, “assubaylar” için şu incileri dökdü;

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde,

   Türk Dil Kurumu’na göre "tampon" kelimesinin anlamları...

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Ey “assubay” meslekdaşlarım;

   Seç, beğen al, kendine yakışanı!..

  •    Büyük tıkaç,
  •    İçi yumuşak madde ile dolu şey,
  •    Otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım,
  •    Sterilize edilmiş pamuklu özel parça,
  •    Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken,

   

   Dervişin fikri ne ise zikri de odur, değil mi?..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   15 Temmuz’dan sâdece bir ay sonra,

   18 Ağustos 2016 Perşembe günü Başbakan Binali YILDIRIM

   15 Temmuz akşamı şehit edilen “AstsubayÖmer HALİSDEMİR için şöyle dedi;

    “Kahraman” ve “delikanlı.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   17 Haziran 2019 Pazartesi günü

   Milli Savunma Üniversitesine ait

   (https://www.msu.edu.tr/tanitim/KAMYO/KAMYOKitapcik.pdf) isimli siteye şöyle bir bakdım.

   Kara Astsbay Meslek Yüksek Okulu’nun târihcesini neşretdikleri bu bağlantıda

   Kara astsubaylarınınorta kademe yönetici” olduğu yazıyor idi!...

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kaynak:

   MSÜ’ye ait (https://www.msu.edu.tr/tanitim/KAMYO/KAMYOKitapcik.pdf) isimli bağlantıda münteşir

   KAMYO e-Kitapcığının 7’nci sayfası.

 

   İndirme Târihi: 17 Haziran 2019 Pazartesi, saat: 10:15.

 

  *  *  *  *  *  

 

   17 Haziran 2019 Pazartesi günü 

   Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okuluna ait

   (http://www.damyo.edu.tr/Sayfalar/Kurumsal/tarihce.html) isimli siteye şöyle bir bakdım.

   Deni Astsbay Meslek Yüksek Okulu’nun târihcesini neşretdikleri bu bağlantıda

   Deniz astsubaylarının “subay ile erbaş ve er arasında görev yapan asker” olduğu yazıyor idi!...

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kaynak: Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okuluna ait

   (http://www.damyo.edu.tr/Sayfalar/Kurumsal/tarihce.html) isimli bağlantıda münteşir okul târihcesi.

 

   İndirme Târihi: 17 Haziran 2019 Pazartesi, saat: 10:18.

 

  *  *  *  *  *  

 


 

   Ve en nihâyetinde

   Geldik, "astsubay" dediğimiz askerlere yakışdırılan unvân, isim, sıfat ve lakaplar silsilesinin sonuncusuna…

 

 

   Hulusi AKAR;

 

   Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanlığı yapdığı dönemlerde

 

   Astsubaylar lehine “hiçbir iş yapmayan subay oldu...

 

   Fakat aynı Hulusi AKAR;

 

   Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanlığı yapdığı senelerde

   Ve dahi

   Şimdi de Millî Savunma Bakanlığı yapdığı şu güne kadar

 

    Astsubaylar hakkında “en fazla laf eden subay oldu...

 

 

 

 


   (https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/01/25/bakan-akardan-astsubaylara-mujde) isimli bağlantısında,

   Takvim gazetesi 25 Ocak 2019 Cuma günü bir haber neşretdi.

 

   Bu haberde yazdığına göre Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR,

   Astsubaylar için şu sıfat ve lakapları söyledi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

   

   25 Ocak 2019 senesinin mübârek Cuma günü

   Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR

   Astsubaylar için şu "lafları" etdi; 

 

  • Tırnak”, 

 

  • Astsubaylar bütünün bir parçasıdır 

 

  • Astsubayın bir eli karargahda, bir eli erbaş ve erlerdedir”.

 

   Hulusi AKAR astsubayı böyle târif eder iken,

   Subayımızın iki eli nerede ve ne yapıyor acap?..

 

  • Astsubaylardan gelen talepler arasında yaş haddinin 55’den 60’a çıkarılması var.

 

     Allah Allah!... Kim imiş bu kaşarlı köleler?.. 

 

  • Dünyada hiçbir ülkenin ordusunda olmayan ve Hulusi AKAR'ın icat ettdiği "Yedek Astsubay 

 

  • "Astsubay Astçavuş

 

     Eski Tüfek - 2019  


 

 

 

Hayyam;

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz demiş idi.

 

 

 

   Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz!

   İki başımız var, bir tek gövdemiz.

   Ne kadar dönersem döneyim çevrende;

   Er geç baş başa verecek değil miyiz?

 

 

   Bir gövdedeiki baş” olur mu, Allah aşkına?..  

 

   Bir orduda "iki baş” olur mu, Allah aşkına?..

 

 

 

   Takvim gazetesine ait

   (https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/01/25/bakan-akardan-astsubaylara-mujde) isimli bağlantıda

   25 Ocak 2019 Cuma günü neşredilen haber

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar 6-9

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

  Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm,

  Dokuzuncu kısımını teşkil eden bu makâlemizde

  Bugün biz, biricik suâl soracağız!..

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

  

     Devlet konusunda atamız Göklerin Oğlu,

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Sekizyüz sene evvelinden şöyle seslendi, bize;

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

      

 

      Dünyânın en büyük heykelinin üzerinden

      Bütün dünyâya meydân okuyan gurur, cesur ve heybetli duruşu ile

      Moğolistan’ın uçsuz bucaksız bozkırına

      Amansız bir bakış fırtlatan Cihan Hükümdârı,

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

      Askerlik konusunda ise şu üç nasihatı gönderdi, bize; 

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   Fakirlik sınırının yarısı kadar emekli maaşı alan köle astsubaylar inim inim inler iken,

       6 çeşit tazminâtı midelerine tıka basa doldurdukdan sonra

 

       Bugünlerde ortalıkda külhan beyi gibi dolaşır iken biz asubayları kasdederek

 

     “Arkadaşlar; subayı ve astsubayı ile biz, et ile tırnak gibiyiz

 

       Diyerek dübürden üfüren gebeşlerin kulakları çınlasın!.. 

 

 

      “Tırnak” olup da subayların götünü kaşımaya benim hiç niyetim yok!..

 

 

      Çünkü;

 

      Asubay ben Şükrü IRBIK, ne "et"im ne de "tırnak."

 

 

         "Et" kimdir?,

 

       Sen, kime "tırnak" diyorsun, be dangalak?.. 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

  Kıymetli okuyanlar ve muhterem asubay meslekdaşlarım!

 

  Cengiz Han’ın dediği gibi;

 

  Devlet silâh ile kurulur! Fakat kalem ve kânun ile idare edilir!

 

  Atamızın bu harika sözünün mütemmim cüz’ü olmak üzere

  Biz de şöyle desek herhâlde münasip olur;

 

  Devlet, kânûnu olduğu sürece yaşar!

 

  Yeri gelmiş iken şu güzel sözü de söyleyelim de

  Maksadımız tam hâsıl olsun.

 

  Asker;

 

  Midesi üsdünde yürür,

 

  Gitdiği yere kendi kânûnunu da götürür!

 

  Dünyânın gelmiş geçmiş en büyük askeri olan bilge ve kahraman atamız Cengiz Han,

  Devlet ve askerlik konusunda sekiz asır evvelinden böyle dedi ve böyle yapdı!..

 

  Peki,

  Atamız Cengiz Han’ın mirâsı üzerinden,

  Bilgelik taslayan cüce beyinli zübük devlet adamlarımız

  Ve  

  Kahramanlık devşiren sömürgen beyaz subaylarımız

  Devlet ve askerlik konusunda bugüne kadar ne haltlar etmiş acap?

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Zottirik Kenân’ın 12 Eylül subay darbesi ile peydahladığı 1982 Anayasası’nın ikinci cümlesi şöyle der;

 

  “Türkiye Cumhuriyeti bir hukûk devletidir.

 

  İkinci Halifemiz Hz. Ömer (R.a)’in,

  “El âdl-ü esâs ül mülk” vecizinin üzerine inşâ edilmiş bir devletden bahsediyor bu cümle, zâhiren.

  Ȃdâlet üzerine inşâ edilen bir devletde

  Kânûnların da âdâlet (Anayasa) üzerine inşâ edilmesi icâb eder, değil mi?

  Ben Eski Tüfek de öyle olduğunu zannediyor idim. Bir gün dedim ki kendime...

  Askeriyemizin bugüne kadar meriyyete koyduğu temel idârî ve cezâ kânûnları da acap

  Anayasamıza göre mi inşâ edildi?

  İnşâ edilmediğini bugüne kadar defâlarca ve bizzat tecrübe ederek öğrenmiş idim aslında.

 

  Fakat

  Gene de yanılmak umudu ile bir dilekce yolladım, Millî Savunma Bakanlığımıza.

  Dedim ki Bakanımıza;

  Askeriyemizin temel idârî ve cezâ kânûnları,

  Meşrûiyetini, eskilerin deyişi ile “kuvve-i teşriyyesini” Anayasamızın hangi maddesinden alıyor?

 

 

  KONU: Askerî Kânûnların Anayasa Dayanağı Hakkında.

  İLGİ: (a) 2709 sayı ve 18/10/1982 târihli T.C. Anayasası 

  (b) 211 sayı ve 4/1/1961 târihli TSK İç Hizmet Kânûnu.

  (c) 926 sayı ve 27/7/1967 târihli TSK Personel Kânûnu.

  (ç) 1632 sayı ve 22/5/1930 târihli Askerî Cezâ Kânûnu.

  (d) 6413 sayı ve 31/01/2013 târihli TSK Disiplin Kânûnu.

  (e) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnu.

  (f) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnunun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

   1. İlgi (a)’da mezkûr T.C. Anayasası’nın; “IV. İdare, A. İdârenin esâsları, 1. İdârenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği” altbaşlığındaki 123’üncü maddesi birinci fıkrası; “İdarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğunu ve kânûn ile düzenleneceği” hükmünü âmirdir.

 

   2. İlgi (a)’da mezkûr T.C. Anayasası’nın; “XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve Üstünlüğü” altbaşlığında yer alan onbirinci maddesi;

   a. Birinci fıkrası “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idâre makâmlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları” olduğu,

   b. İkinci fıkrası da “Kânûnların Anayasaya aykırı olamayacağı” hükümlerini âmirdir.

 

   3. İlgi (b-d)’de mezkûr askerî kânûnların, Anayasanın yukarıda mezkûr hükümleri muvâcehesinde hazırlandığında şüphe yokdur. Ancak ne var ki söze konu bu askerî kânûnların metinlerinde, meşrûiyetini Anayasanın hangi maddelerinden aldığına dair de hiçbir hüküm ya da atıf yokdur.

 

   4. İlgi (b-d)’de mezkûr askerî kânûnların meşrâiyetini Anayasanın hangi maddelerinden aldığını İlgi (e ve f) mevzuât muvâcehesinde tarafıma bildirmesini Millî Savunma Bakanlığımızdan saygılarımla arz eylerim. 05.02.2017. 1700171525.

 

 

 

  Yukarıda gördüğünüz gibi bu dilekceme cevâp verme süresi çokdan doldu.

  Fakat

  Millî Savunma Bakanlığımızdan ne ses geldi, ne de selen!..

  Bu davranışı ile Millî Savunma Bakanlığı, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânûnunu resmen ihlâl etdi.

  Hukûk devleti olduğumuzu Anayasamıza yazmak ile iş bitmiyor!

  Riayet etmez isen de şâyet Anayasa’nın bu emrinin hiçbir hükmü olmuyor.

  Anayasaya riayet edecek haysiyetli ve şerefli asker ve devlet adamlarımızın da olması gerekiyor.

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Fakat,

  Bugün meriyyetde olan temel askerî idârî ve cezâ kânûnlarımızın Anayasaya göre meşrûiyeti yok!

  Yukarıdaki dilekcemde bahsetdiğim askerî kânûnların, Anayasamız nezdinde aslında hiçbir kıymeti yok!

  Vardığım netice itibâriyle ben, bunu gördüm!

  Subay darbelerinin meş’um karanlığında tertiplenen bu kânûnlar ile beyaz subaylarımız,

  Türk Ordusunu Anayasa’ya aykırı olarak teşkil ve tanzim etmişler!

 

  Fakat askeriyemizde;

 

  • Kim “ast” olmuş?

 

  • Üst kimdir?

 

  • Kim, kaç para almış?

 

  • Subay ne, Er kim?

 

  Bilen yok!

 

 

  Çünkü Anayasamızda yok!

 

  Bakınız,

  1632 sayılı Askerî Cezâ Kânûnumuzda idam cezâsı bugün bile hâlâ var.

   İdam cezâsının ilga edildiği 2002 senesinden bugüne kadar geçen 17 sene içinde var ise şâyet,

  İdam etdiğimiz askerleri, Anayasa’nın hangi maddesine göre idam etmişiz, belli değil.

  Çünkü Askerî Cezâ Kânûnunun Anayasa dayanağı yok! Beyaz subaylarımız uydurup uydurup yazmışlar!

  Sonra da meclisde ayartdıkları yardakcı, şerefsiz siyâsetcilere bu yapdıklarını kânûn diye yutdurmuşlar.

  Her 10 senenin sabahına subay darbesi ile uyanan bizim memleketimizin,

  1982 senesinde kabul etdiği bir Anayasamız var.

  Darbeci subaylarımızın tertip etdiği bu sözde “asker” Anayasamızda sâdece biricik “subay” kelimesi var.

  O da AYİM’in “askerî hâkim subayı” hakkında.

  Ey vatandaşlar! İşitin bunu!... Anayasamızda, askerliğe dâir bir tek hüküm yok!

 

  Kimimiz “astsubay”,

  Kimimiz “assubay”,

  Eski Tüfek gibi nev zuhûr kimileri de ATATÜRK’e izâfeten haklı olarak “asubay” diye gıçımızı yırtıyoruz!

  Fakat bu unvânların hiçbirisi Anayasamızda yok!

  Açın bakın, isderseniz!..

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

12 Eylül darbecisi zottirik Kenan’ın tertip etdiği 1982 Anayasa’sında;

 

  • Subay” kelimesi yok,

 

  • Astsubay, Assubay, Asubay” kelimeleri hiç yok,

 

  • Er ve Erbaşları” da seçimlerde “rey pusulası” niyetine yazmışlar!

 

 

 

*  *  *  *  *

 

  Biliyor musun, ey Çadırcı;

 

  Akıl ile bir konuşmam oldu dün gece;

  Sana soracaklarım var, dedim!

  Sen ki her bilginin temelisin,

  Bana da yol gösdermelisin!

 

 

*  *  *  *  *

 

  Osmanlı Devletini paylaşmak için

  Avrupa devletlerinin başlatdığı Birinci Dünyâ Harbinde Padişah Efendimiz;

 

  • Berrî (Kara) Ordumuzu, Prusya Almanya’sı Berrî (Kara) Ordusunun kucağına oturtdu,

 

  • Bahrî (Deniz) Ordumuzu da sömürgen İngiliz Kraliyet Bahriyesinin kucağına oturtdu.

 

  Birinci Dünyâ Harbine “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” tâcı ile giren İngiltere,

  Harbin sonunda bu tâcını Amerika’ya kapdırdı.

  Birinci Dünyâ Harbinin mutlak ve biricik galibi, Amerika oldu.

 

 

*  *  *  *  *

 

  Tıpkı Birinci Dünyâ Harbinde olduğu gibi

  İkinci Dünyâ Harbinin de mutlak ve biricik galibi gene Amerika oldu.

  T.C. Devleti, İkinci Dünyâ Harbine doğrudan iştirak etmedi.

  Fakat

  Harbden sonra bu kez de Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ,

  Türk Ordusunu Amerika’nın kucağına oturtdu.

  Cumhurbaşkanı İNÖNÜ’nün Amerika ile 1948 senesinde başlatdığı ikili andlaşmalar ile Türkiye,

  İkinci Dünyâ Harbinin mağlup devetlerinden bile daha aşağılık duruma düşürüldü.

 

  • Devletimiz, “Küçük Amerika”,

 

  • Ordumuz da “Küçük Amerikan Ordusu” olacak şekilde başdan aşağı tanzim edildi.

 

  Amerikan Ordusunun talimatları birebir Türkceye çevrildi ve ordumuzda aynen tatbik edilmeye başlandı.

  Elimizde Amerikancadan tercüme talimatlar var idi.

  Fakat

  Bu talimatlarda sözü edilen Amerikan silah ve echizesi,

  Ordumuzda henüz yok idi…

 

 

*  *  *  *  *

 

  Türkiye;

  Amerika’nın teşkil etdiği ve arka bahçesi olan Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’na 1945 senesinde üye oldu.

 

  Türkiye;

  Amerika’nın teşkil etdiği ve Amerikanın mutlak emrinde olan NATO’ya 1952 senesinde üye oldu.

 

  Bu cümlelerden de anlaşılacağı üzere;

  Hem BM’nin hem de NATO’nun ağası, Amerikan devletidir.

  Her iki teşkilâtda da Amerika’nın sesi, Amerika’nın sözü ve Amerika’nın kânunları geçerlidir.

 

  T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK,

  T.C. Ordusunu kaç sınıf asker ile teşkil etmiş,

 

  Amerika’da

  Ve dahi

  Amerika’nın teşkil etdiği ve söz sahibi olduğu BM ve NATO’da kaç sınıf asker var imiş,

  Buyurun, bir görelim hele!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

  Amerikan Ordusunda Kaç Sınıf Asker Var?

 

  Askerlik konusunda bizim Anayasamızda vaziyet, yukarıda söylediğim gibi; tam bir rezâlet!..

  Fakat

  Şunun şurasında daha 200 sene evvel teşkil edilen Coni Ordusunda durum nasıl dersiniz?

 

  Coni kendi askerini;

 

  • Ne zamân,
  • Neye göre,
  • Nasıl târif etmiş?
  • Coni Ordusunda kaç sınıf asker var?

 

  Dünyâya sonsuz zenginlik vaad eden ve insan hakları pazarlayan Coni’de vaziyet nedir acap?

  Bakınız, bizim gözümüze yalan perdesi çekdiren Coni, kendi memleketinde neler yapmış!

 

 

*  *  *  *  *

 

  Coni kıt’asındaki 13 eyâletde yaşayan vahşi batılılar evvelâ birbirlerini katletdi.

  Sonra da sağ kalanlar, 15 Kasım 1777 târihinde bir araya geldi ve bir sözleşme imzâladı.

  İsmine Konfederasyon Maddeleri dedikleri bu sözleşme, aslında Coni’nin ilk Anayasası oluyor.

  Bu sözleşmeye göre Coni, kendi ordusunu “iki sınıf asker” üzerine teşkil edi;

 

     1. Subay,

 

     2. Er

 

  Emek verip bu Anayasa’nın Türkcesini yazdım!

  Okuyanlar anlasın,

  Bilmeyenler de öğrensin diye!..

 

 

 

Devletler Birliği Beyânnâmesi, 15 Kasım 1777

(Articles of Confederation, 15 November 1777)

 

Madde-IX

(...)

Kurultay hâlinde toplanmış Birleşik Devletlerin; kurultayın toplantıları arasındaki müddet zarfında toplanacak ve her devletin bir temsilcisinden teşekkül edecek "Devletler temsil heyeti" unvânı ile bir heyet  vücude getirmeğe ve kendi idâreleri altında Birleşik Devletlerin umumî işlerini tedvir için lüzumlu görülen diğer heyetleri ve mülki memuriyetleri ihdâs etmeğe; üyelerden birini başkanlık makâmına getirmeğe (hiç kimse üç senelik bir müddet zarfında bir yıldan fazla başkan vazifesini göremez); Birleşik Devletlerin âmme hizmetleri için tahsil edilmesi lâzım gelen para miktârını tesbit etmeğe ve bunların âmme hizmetlerine sarf edilmek üzere ne şekilde ödenek kayıt olunacağını tâyine; her devlete altı ayda bir borç alınan para veya çıkarılan tahvil miktârını gösteren bir cetvel göndermek sûretiyle borç para almağa ve Birleşik Devletlere ait tahviller çıkarmağa; gemiler inşâ etmeğe veya bunları silâhlandırmağa; kara ordularının mevcudunu tesbit etmeğe; her devletten o devletin beyaz ırka mensup nüfusiyle mütenasip asker toplamasını talep etmeğe (bu taleplere riâyet mecbûridir) iktidârları vardır. Böyle bir talep vukuunda, her devletin yasama organı alay subaylarını tâyin eder, asker toplar. Onları Birleşik Devletlerin hesabına, bir askere lâzım gelen şekilde giydirir, teslih ve teçhiz eder; bu sûretle silâhlandırılan, giydirilen ve teçhiz edilen subaylar ve erler (officers and men) heyet hâlinde toplanmış Birleşik Devletler tarafından tesbit olunacak mahalle tâyin edilen müddet zarfında gideceklerdir. Ancak, eğer heyet hâlinde toplanmış Birleşik Devletler, bazı ahvâl ve şerâitten dolayı, bir takım devletlerin hiç asker göndermemesini veya kendi hissesine düşenden daha az göndermesini ve diğer bir devletin de kendi hissesinden fazla göndermesini uygun görürlerse, bu fazla miktar da, başlarında subayları olmak üzere, bu devletin asıl hissesine düşen asker miktarı gibi giydirilmiş, teçhiz ve teslih edilmiş olarak yollanacaktır. Yalnız eğer o devletin yasama meclisi bu fazla miktarın gönderilmesini kendi emniyetine uygun bulmazsa, bu takdirde emniyetini tehlikeye düşürmeden gönderebileceği miktarı toplayacak, başlarına subay tahsis edecek silâhlandıracak, giydirecek ve teçhiz edecektir. Bu sûretle teslih edilmiş, giydirilmiş ve teçhiz edilmiş subaylar ve erler (officers and men) heyet hâlinde toplanmış Birleşik Devletler tarafından tesbit olunacak mahalle tâyin edilen müddet zarfında gideceklerdir.

 

 

 

  İnsan için her şeyin başı, sağlık!

  Devlet için de her şeyin başı, Anayasa...

 

  Bu da İngilizcesi...

 

 

Articles of Confederation, 15 November 1777

(Devletler Birliği Beyânnâmesi, 15 Kasım 1777)

 

Article-IX

 

(...)

The united states in congress assembled shall have authority to appoint a committee, to sit in the recess of congress, to be denominated "A Committee of the States," and to consist of one delegate from each state; and to appoint such other committees and civil officers as may be necessary for managing the general affairs of the united states under their direction--to appoint one of their number to preside, provided that no person be allowed to serve in the office of president more than one year in any term of three years; to ascertain the necessary sums of money to be raised for the service of the united states, and to appropriate and apply the same for defraying the public expences to borrow money, or emit bills on the credit of the united states, transmitting every half year to the respective states an account of the sums of money so borrowed or emitted,--to build and equip a navy--to agree upon the number of land forces, and to make requisitions from each state for its quota, in proportion to the number of white inhabitants in such state; which requisition shall be binding, and thereupon the legislature of each state shall appoint the regimental officers, raise the men and cloth, arm and equip them in a soldier like manner, at the expence of the united states; and the officers and men / subaylar ve erler so cloathed, armed and quipped shall march to the place appointed, and within the time agreed on by the united states in congress assembled: But if the united states in congress assembled shall, on consideration of circumstances judge proper that any state should not raise men, or should raise a smaller number than its quota, and that any other state should raise a greater number of men than the quota thereof, such extra number shall be raised, officered, cloathed, armed and equipped in the same manner as the quota of such state, unless the legislature of such state shall judge that such extra number cannot be safely spared out of the same, in which case they shall raise officer, cloath, arm and equip as many of such extra number as they judge can be safely spared. And the officers and men / subaylar ve erler so cloathed, armed and equipped, shall march to the place appointed, and within the time agreed on by the united states in congress assembled.

 

 

 

  1777 senesinde “iki sınıflı ordusunu” teşkil etdikden 10 sene sonra Coni, ilk Anayasası’nı hazırladı.

  Kendi meclisi (senato)’nin “ordu teşkil etmek” hakkı olduğunu da bu Anayasa ile teslim ve tescil etdi.

  Emek verip bu Anayasa’nın da Türkcesini yazdım!

  Herkes okusun, anlasın,

  Bilmeyenler de öğrensin diye!..

 

 

 

BİRLEŞİK DEVLETLER ANAYASASI (17 EYLÜL 1787)

(THE CONSTITUTION OF THE UNITED STATES (17 SEPTEMBER 1787)

 

 

Biz, Birleşik Devletler halkı; daha mükemmel bir birlik teşkil etmek, adâleti tesis etmek, dâhilî emniyeti sağlamak, müşterek müdafaayı temin etmek, umumî refâhı artırma; kendimizin ve ahfâdımızın hürriyetin nimetlerinden istifâde edebilmesi için işbu Amerika Birleşik Devletleri Anayasasını ısdâr ve tesis eyliyoruz.

 

Madde-I

Bölüm 8

(…)

  • Savaş ilan etmek, silâhlı gemi kullanma ve karşılıkta bulunma konularında yetki mektupları vermek ve karada ve sularda ele geçirilenler ile ilgili kuralları koymak.

 

  • Ordular teşkil etmek ve bunları iâşe, ibâte etmek ve donatmak.

 

  • Bir deniz gücü teşkil ve idâme etdirmek.

 

  • Kara ve deniz kuvvetlerinin idâre ve nizâmı için yönetmelikler neşretmek.

 

 

  Bu da İngilizcesi...

 

 

THE CONSTITUTION OF THE UNITED STATES (17 SEPTEMBER 1787)

(BİRLEŞİK DEVLETLER ANAYASASI (17 EYLÜL 1787)

 

 

Preamble (Başlangıç) 

 

We the People of the United States, in Order to form a more perfect Union, establish Justice, insure domestic Tranquility, provide for the common defence, promote the general Welfare, and secure the Blessings of Liberty to ourselves and our Posterity, do ordain and establish this Constitution for the United States of America.

Article I (Article 1 - Legislative)

Section 8

11: To declare War, grant Letters of Marque and Reprisal, and make Rules concerning Captures on Land and Water.

12: To raise and support Armies, but no Appropriation of Money to that Use shall be for a longer term than two years.

13: To provide and maintain a Navy.

14: To make Rules for the Government and Regulation of the Land and Naval Forces.

 

 

 

  1787 Anayasası Madde-I, Bölüm-8 ile “ordu teşkil etme” hakkını ihrâz eden meclis (senato),

  “Başlık-10” (Title-10) altında Coni Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunu terkip etdi. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. Aug.10, 1956).

  Ve 1956 senesinden beri bu kânûnun aşağıda gördüğünüz maddelerinin tek kelimesine dahi dokunmadı; 

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Chapter – I / Bölüm – I                                                                                                                  Page/Sayfa 18 & 19

 

101. Definitions / Tanımlar;

 

(b) PERSONNEL GENERALLY. — The following definitions relating to military personnel apply in this title:

 

(b) Personel: Bu başlık altında sözü edilen askerî personel için aşağıdaki tanımlar geçerlidir.

 

(1) The term " officer/subay " means a commissioned or warrant officer.

 

(2) The term " commissioned officer/muvazzaf subay " includes a commissioned warrant officer.

 

(3) The term " warrant officer/gedikli subay " means a person who holds a commission or warrant in a warrant officer grade.

 

(4) The term " general officer/general " means an officer of the Army, Air Force, or Marine Corps serving in or having the grade of general, lieutenant general, major general, or brigadier general.

 

(5) The term " flag officer/amiral " means an officer of the Navy or Coast Guard serving in or having the grade of admiral, vice admiral, rear admiral, or rear admiral (lower half).

 

(6) The term " enlisted member/ gönüllü er " means a person in an enlisted grade.

 

(14) The term " medical officer/tabip subayı " means an officer of the Medical Corps of the Army, an officer of the Medical Corps of the Navy, or an officer in the Air Force designated as a medical officer.

 

(15) The term " dental officer/dişci subayı " means an officer of the Dental Corps of the Army, an officer of the Dental Corps of the Navy, or an officer of the Air Force designated as a dental officer. 

 

  

  İşde, gördünüz!

 

  Coni Anayasası’na göre Coni Ordusunda "iki sınıf  asker" var;

 

  • Subay

 

  • Er

 

 

  Yukarıda gördüğünüz Coni Askerî Personel Kânununun resimli izahı da şöyle oluyor; 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

  Ey, Hayyam; Bu sözleri sen, kim için söyledin, Allah aşkına?..

 

  Bir elde kadeh, bir elde Kur’ân

  Bir helâldir işimiz, bir harâm!

  Şu yarım yamalak dünyâda

  Ne tam kâfiriz ne de tam müslümân!

 

 

*  *  *  *  *

 

  Bu da Coni Ordusunun subay ve er mevcudu;

 

Asubay Tefrikası 6_9_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  İşde, görüyorsunuz!

  Ordusundaki “subay ve erlerin” mevcudunu Coni, rütbelerine kadar tek tek vermiş.

  Subay ve er sınıfındaki her rütbenin aldığı maaşı da gene aylık olarak kamuoyuna ilan ediyor.

 

 

  31 Ocak 2019 Perşembe gününe ait yukarıda gördüğünüz Coni asker mevcudunun

   Subay ve er oranları da şöyle;

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Yukarıda gördüğünüz bu subay-er oranı,

  İngiliz ve Alman Orduları için de aynı…

  Aşağıda gördüğünüz çizelgede ise Amerikan ordusunda;

  Herbir “subay başına düşen er sayısının” senelere göre "azalış" oranlarını görüyorsunuz.

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  

Yukarıdaki çizelgenin bizlere söylediği çarpıcı bilgiler şunlardır.

 

2000 senesinden 2015 senesine kadar geçen 15 sene içinde;

 

  • Amerikan Ordusu, subay başına düşen er oranını % 12 azaltdı.

 

  • Amerikan Kara Kuvvetleri, subay başına düşen er oranını % 21 azaltdı.

 

  • Amerikan Deniz Kuvvetleri, subay başına düşen er oranını % 15 azaltdı.

 

  • Amerikan Deniz Piyadesi, subay başına düşen er oranını % 9 azaltdı.

 

  • Amerikan Hava Kuvvetleri, subay başına düşen er oranını % 2 azaltdı.

 

Yapılan bu işlemlere mefhumu muhalifinden bakınca ortaya şu netice çıkıyor;

 

Amerikan Ordusunda “er başına düşen subay sayısı”, her sene biraz daha artıyor!

 

 

 

  Aşağıdaki çizelgede;

  Subaylarımızın “astsubay” dediği köle asker sayısının son 63 senede içindeki "artış" hızını görüyorsunuz. 

 

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Yukarıdaki çizelgede gördüğünüz üzere;

 

  • 1951 senesinde asubay sayısı, subay sayısının yarısı imiş,

 

  • 2014 senesinde ise asubay sayısı, subay sayısının tam 2 katı olmuş,

 

  • 1951-2014 arasında geçen 63 senede asubay sayısı tam 9 kat artmış!

 

  • Genelkurmay Başkanları Ordumuza 63 senede tam 9 kat asubay doğurtmuş!..

 

 

  1951 senesinden 2014 senesine kadar geçen 63 senede;

 

  •   Subay sayısı sâdece % 100 artmış!..

 

  •   Fakat aynı dönem içinde asubay sayısı % 900 artmış!..

 

  Zannedersin ki Türkiye, Üçüncü Dünyâ Harbine hazırlanıyor...

  Amerikan Ordusunda Er sayısı sürekli olarak azaltılır iken,

  NATO’ya göre Ordumuzun “Er” sınıfına dahil olan “Astsubay” sayısı acap niye sürekli olarak artıyor?

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

   T.C Ordusunda Kaç Sınıf Asker Var İdi?

 

  1777 senesinde Coni ordusunda olduğu gibi

  T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK de

  1927 senesinde T.C Ordusunu iki sınıf asker ile teşkil etdi;

 

    1. Mükellef Nefer (Efrad, Er)

 

   2. Muvazzaf zâbit (zâbit vekili (asteğmen) dâhil bütün subaylar)

 

    İşde kânunu.

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

  

 

   

   T.C Ordusunda Kaç Sınıf Asker Var İdi?

 

   Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun ilk Askerî Cezâ Kânununu

   Cumhuriyeti teşkil eden zâbitân heyeti 1930 senesinde tertip etdi.

 

   Dönemin Başvekili tekâüd zâbit İsmet İNÖNÜ,

   T.C. Ordusunun ilk Askerî Cezâ Kânununun Gerekcesini (Esbâb-ı MucibeTBMM'ye şöyle arz eyledi;

 

  • Askerliğe müteallik adlî mevzuatımız bundan tamamen bir asır evel Fıransa askerî adliye kanunlarından iktibas edilmiş,

 

  • Elimizde halen mer'i olan 21 Şevval 1286 (1870) tarihli Askerî Ceza Kanunu bir hayli tadilâta maruz kalmış,

 

  • Bugünün duygularını ve inkişaflarını tatmin edemiyecek bir hale gelmiş,

 

  • Ve bilhassa Cumhuriyet adliyesinde fışkıran yeni hayat ile Ordumuzun tekâmülleri arasında yaşamak kabiliyetini tamamen zayi etmiş idi..

 

   1632 sayı ile 1930 senesinde kânunlaşan yeni Cumhuriyet Ordusu'nun ilk Askerî Cezâ Kânunu;

   Fransa, Almanya, Belçika gibi büyük devletlerin askerî ceza kanunları tetkik edildikten sonra

   Ve

   Ötedenberi askerî teşkilâtımızın muvazi gittiği Alman kanunları esas tutularak

   Fakat aynı zamanda

   Fransa’da bir kaç senelik uzun bir tetkik neticesinde kabul edilmiş olan 1928 tarihli kanundan da istifade olunarak tanzim kılınmış idi.

 

   Cumhuriyeti  teşkil eden Zâbitân Heyeti;

   Cumhuriyet Ordusunu da şu iki sınıf asker ile teşkil etdi;

 

   1. Zâbit

 

    2. Efrât

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

  T.C Ordusunda Kaç Sınıf Asker Var İdi?

 

  1777 senesinde Coni ordusunda olduğu gibi

  T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK de

  1933 senesinde T.C Ordusunu iki sınıf asker ile teşkil etdi;

 

    1. Mükellef Nefer (Efrad, Er)

 

   2. Muvazzaf zâbit (zâbit vekili (asteğmen) dâhil bütün subaylar)

 

 

     İşde,

     1933 sene ve 2183 sayılı Askerî Cezâ Kânununa Müzeyyel Kânun’un TBMM zabıtı; 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

REFİK ŞEVKET B. (Manisa) — Efendim, bendenizin maruzatım esasa ait değildir. Çünkü müzakeresinde bulundum. Yalnız bunu müzakere edip çıkardıktan sonra Heyeti Umumiyeden bir karar çıktı. O kararla bunu telif etmek için encümen mazbata muharriri arkadaşımızın ve Müdafaai Milliye vekili arkadaşımızın nazarı dikkatlerini celbederim. Kelime tashihi meselesidir.

 

Birinci madde zâbitleri,

 

İkinci madde zâbitândan maada (başka, IRBIK) aksamı askeriyeyi ihtiva ediyor.

 

Bundan evvel jandarmaların kanununa ait bir tadilname geldi. O tadilname dolayısile Millî Müdafaa encümenimizin ve

Dahiliye encümenimizin tetkikatı var, orada askerleri tasnif eder ve bu tasnifte müşterek noktai nazarlar gösteren

iki kanundan bahsediliyor. 1111 numaralı kanunla (Madde-1. IRBIK). diğer bir kanun (1930_1632, Madde-3. IRBIK).

İkisi de bilhassa şu ifadeyi kullanıyor.

 

«Neferden zâbit vekiline kadar olanlara "efrat" denir.»

 

Binaenaleyh müşirden zâbit vekiline kadar - onlar da dahil - zâbit deniyor.

 

Askerlik teşkilâtı budur.

 

Binaenaleyh "neferin" içinde: Onbaşı, çavuş, küçük zâbit ve gedikli zâbitler dahil

olduğuna göre birinci maddenin ihtiva ettiği kısımdaki bu karar sarahaten göstermiştir ki küçük zâbit

tabirine "nefer de dahildir.

 

"Neferindahil olduğu bir zümreyi, yalnız zâbitâna mahsus olan bir zümre içine koymak;

 

  • Hem kabul ettiğimiz " taksimatı askeriyeye " uymaz,

 

  • Hem de onların haiz olduğu mevkie muvafık değildir.

 

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

  T.C Ordusunda Kaç Sınıf Asker Var İdi?

 

  1777 senesinde Coni ordusunda olduğu gibi

  T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK de

  1935 senesinde T.C Ordusunu iki sınıf asker ile teşkil etdi;

 

  • Erât (Er)

 

  • Subay (Zâbit)

 

  İşde, kânunu… 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Türkiye Cumhuriyetini teşkil eden Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK; 

  1935 senesinde tasdik etdiği yukarıda gördüğünüz 2771 sayılı Kânunun,

   Aşağıda gördüğünüz dördüncü maddesi ile

   

    Cümhuriyet Ordusunu da;

   1. Muvazzaf "subay"

   2. Mükellef "erât" olmak üzere iki sınıf asker ile teşkil etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  İki sınıflı askeri olan T.C Ordusuna ilk darbeyi

  ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 1960 darbeci subayları vurdu!

 

  Götlerinden uydurdukları ve “astsubay” olarak tesmiye etdikleri asker sınıfını da

  Darbeden sâdece sekiz ay sonra “üçüncü asker sınıfı” olarak ordumuzun demirbaşına kayıt etdiler.

  İşde, kânunu ...

 

 

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

  NATO’da Kaç Sınıf Asker Var?

 

  Coni’nin kucağına oturan zamânın siyâsetcisi ve conisever kimi subaylarımızın pışpışlaması ile

  Meclise getirilen aşağıda gördüğünüz 5886 sayılı şu kânun

  Beyni midesine bağlı vekillerin gözünü kapatarak verdiği reyler ile Meclisden bir çırpıda geçirildi.

  Ve böylece Türkiye

  1952 senesinde NATO’nun doğu sınırlarını canı bahâsına bekleyen hasbi cendermesi oldu!

 

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

  5886 sayılı kânunu imzâlamak ile Türkiye,

  İşbu Andlaşmaya taraf olduğunu bütün dünyâya ilân etdi.

  Bu irâdesinin tabii neticesi olarak Türkiye aynı zamânda;

  Türk Ordu teşkilâtını “2 sınıflı asker” üzerine tertip edeceğini de taahhüt etdi.

  NATO üyeliğini kabul etmekle birlikde Türkiye Devleti,

  NATO’da asker sınıflarını tesbit ve tefrik eden STANAG 2116’yı da kabul etdi.

  NATO üyesi ülke ordularının kendi iç hizmetlerine göre tasnif ve teşkil etdikleri elvan çeşit asker sınıfları,

  Bu Andıç ile NATO’da belli kurallarda eşitlenir.

 

 Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

  Sen;

  Kendi memleketinde,

  Kendi ordunda,

  Kendi sınıfına ve kendi rütbene ne dersen de!..

  Bu konular ancak senin memleketinde, senin ordunda ve sâdece seni ırgalar!..

  Lâkin,

  Nerede olursa olsun; NATO bayrağı altında içtima eyleyip de tekmil verdiğin dakikada

  Sen, susarsın!

  Coni ve Tomi’nin beygiri osdurur!

 

  

   Neticeten;

 

   1. Man (Er),

   2. Conscript (Celp eri),

   3. Drafted (Celp eri),

   4. Enlisted (Gönüllü er),

   5. Enlisted Man (Gönüllü er),

   6. Enlisted Member (Gönüllü er),

   7. Other Ranks (Öteki rütbeler),

   8. Petty Officer (Erbaş),

   9. Non Commissioned Officer (Erât)

 

 

  Kendi askerî mevzuâtında kullandığı bütün bu tâbirlerden Coni,

  Sizin “Subay” değil fakat “Er” olduğunuzu anlar.

  Bu tâbirlere “Asubay” anlamı yüklemek, câhil olanlara özgüdür.

  Fakat

  Bizim bu düşüncemiz Coni’nin nazârında hiçbir şey ifâde etmez.

  Ve züğürt tesellisinden başka bir işe de yaramaz.

  Çünkü her millet kendini, kendi töresi ve kendi kelime dağarı ile târif eder.

 

  Tabiat kânunudur; Oyunu kim kurarsa, kuralını da o koyar!

 

  NATO dediğimiz uluslararası askerî teşkilâtı tesis eden de,

 

  Bu teşkilâtın kuralını koyan da Coni’dir.

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  NATO görevinde iken derecem OR-7 idi. İşde, sağ tarafda gördüğünüz üzere; Türk Asubayı olarak, bayrak töreninde Er Coniler ile birlikde defâlarca bayrakdâr oldum... Kendi bayrağımı taşımak benim için şereflerin en büyüğüdür, o başka!

  Fakat diğer ülkelerin OR-1, OR-2’leri ile birlikde yapdım bu görevi… Coniler için bir tuhaflık yok bu işde. OR-1 ile OR-9 arasında uygulamada hiçbir fark yokdur. Çünkü bu derecelerin hepsi Eratdır. Bana bu görevi veren kişi de aynı karagahda görev yapdığımız Türk Subayımız idi.

  Ben Eski Tüfek; NATO’da yardımcı oyuncuyu oynayan bir “Er” olarak söylüyorum!..

  Coni’nin kurduğu bu NATO oyununda, bizim ordumuza biçilen görev de Coni’nin uygun gördüğü “yardımcı oyuncuyu” oynamakdır. NATO görevine tefrik edilen subaylarımız da bu hakikâti bal gibi bilirler. Fakat esen yele göre ve işlerine nasıl gelirse öyle anlarlar. Bizzat kendim defâlarca şâhid oldum! Ne hazindir ki kimisi yutkunarak, fakat çoğu da “gönüllü” teslim olurlar bu hakikâte!..

  Bugün iç piyasada efelenen kimi subaylarımızın Coni karşısında süt dökmüş kedi gibi, el pençe divân durduğu günleri hatırlıyorum da...

  Bir insan nasıl bu kadar evrim geçirebilir? Hem şaşıyorum hem de gülesim geliyor!..

 

 

*  *  *  *  *

 

  Biz asubaylar kendimizi avutmayalım!

  Coni’de iki sınıf asker vardır; Subay ve Er.

  Hangi ülke olursa olsun "subay olmayan" her askeri Coni, “Er” olarak telâkki eder.

 

  NATO’da rütbelerini tefrik eden Andıç STANAG 2116’ya göre,

  Aslında bizim Genelkurmay Başkanlığımız da kendi Asubaylarını NATO’ya Erat olarak beyân ediyor.

  İşde isbatı.

 

  Erlerimiz, Uzman Erbaşlarımız ve Asubaylarımızın hepsi “Erat” torbasının içinde bir arada...

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Genelkurmay Başkanlığımızın NATO’ya beyân etdiği yukarıda gördüğünüz İngilizce çizelgenin,

  STANAG 2116’ya göre Türkcesi de şöyle oluyor;

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


  İşde, burada gördüğünüz üzere,

  Subay gardeşlerimiz hâricinde kalan “diğer askerlerin” hepsini bu torbanın içine tepmişler!..

  Genelkurmay Başkanları da biz asubayları NATO’ya “Er” olarak pazarlamış!.

  Üsdelik Genelkurmay Başkanlığımız,

  Yukarıda gördüğünüz çizelge torbasına hukûkî dayanak olarak da TSK İç Hizmet Kânununu gösdermiş.

  Peki, TSK İç Hizmet Kânununda böyle bir sınıflandırma var mı, Sayın Başkanım?..

  Ne diyelim, helâl olsun sana vallahi...

  Uydurdukları bu nenni ile de son 65 seneden beridir bizi uyutmuşlar!

  Ya da biz asubaylar uyumuşuz!..

  Bu alavere dalaverede kim, kimi kandırıyor acap?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

  Birleşmiş Milletler’de Kaç Sınıf Asker Var?

 

  İsviçre’nin Cenevre şehrinde yapılan toplantı neticesinde,

  Üçüncü Cenevre Sözleşmesi olarak bilinen andlaşmayı

  59 ülke temsilcisi ile Türkiye, 12 Ağustos 1949 târihinde imzâladı.

 

  Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

  Rana TARHAN isimli dişi hâriciyecimizin 1949 Cenevre Sözleşmesini imzâlaması ile

  Türkiye, işbu Sözleşmeye taraf olduğunu dünyâya ilân etdi.

  Genelkurmay Başkanlığımızın "astsubay" ismini verdiği "uydurukasker sınıfını teşkil etmesinden sâdece 2 sene sonra

  Devletimiz, 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmesini Meclis’de tek celsede görüşdü ve

  6020 sayılı kânun olarak 1953 senesinde onayladı...

  Kabul edildiği günden bugüne kadar tam 63 sene geçmesine rağmen

  Raflarda tozlanan bu kânunun bir tek kelimesine dokunan olmadı...

 

  Bunun anlamı şudur;

 

  Ey "tırnakastsubay meslekdaşlarım,

  Esir kampında düşmân eline "esir" düşdüğünüzde,

  "Etiniz" olan subaylarınızın aynı zamanda "kölesi" de olmaya hazırlanın!..

 

 

  Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

   Cenevre Sözleşmesi Nedir?

 

   İsviçre'nin Cenevre şehrinde kabul edilmiş dört adet muahededir. Uluslararası hukukta insan hakları üzerine yapılmış ve 1949 yılında imzâlanmış önemli sözleşmelerdendir. Uluslararası olan veya olmayan çatışma durumlarında silâhlı kuvvetler ve insanî yardım kuruluşlarının uyması beklenen kurallar silsilesini tesbit eder. 1859 senesinde yapılan Solferino Muharebesi'nde; harb eden ülkelerin, esir aldığı askerlere yapdığı vahşetden etkilenen Jean Henry Dunant'ın çabaları sonucunda oluşduruldu. Cenevre Sözleşmeleri, silâhlı çatışma hukuku veya harp hukuku olarak da bilinen uluslararası insanî hukukun ilk ve tek kaynağıdır.

 

   İşbu Sözleşmeler ve konuları şu şekildedir:

 

  Birinci Cenevre Sözleşmesi; harp eden silâhlı kuvvetlerin yaralı ve hastaların vaziyetlerinin ıslahına ilişkin sözleşme.

 

   İkinci Cenevre Sözleşmesi; silâhlı kuvvetlerin denizdeki hasta, yaralı ve kazâzedelerinin vaziyetlerinin ıslahına ilişkin sözleşme.

 

 

   Üçüncü Cenevre Sözleşmesiharp esirlerine yapılacak muameleye ilişkin sözleşme.

 

   Dördüncü Cenevre Sözleşmesi; harp zamanında sivillerin korunmasına ilişkin sözleşme.

 

 

 

  Biz, bugün bu makâlemizde, konumuz ile alâkalı olan üçüncü sözleşmeyi tetkik edeceğiz.

  Bu sözleşme ile harp esirlerine yapılacak muamele kuralları tesbit edilmiş.

  İşde, bu kurallardan üçü şöyle diyor;

 

  

HARP ESİRLERİNE YAPILACAK MUAMELE İLE İLGİLİ CENEVRE SÖZLEŞMESİ

(Cenevre, 12 Ağustos 1949, Üçüncü Protokol)

 

 

Madde 44Harp esiri olan subaylara  rütbe ve yaşlarına göre gösterilmesi gereken hürmetle muamele edilecektir.

 

Subay kamplarının hizmetini temin etmek üzere, subaylarla mümasillerinin rütbeleri

gözönünde tutularak buralara aynı silahlı kuvvetlere mensup ve mümkün olduğu nisbette

aynı dili konuşan kâfi sayıda "esir askerler" (other ranks / diğer rütbeler) ifraz olunacaktır;

"bunlar” (orderlies / hizmet eri), başka hiçbir iş görmeye mecbur tutulmayacaklardır.

 

 

Subay yemeklerinin kendileri tarafından idare edilmesî hususunda her türlü kolaylık gösterilecektir.

 

 

 

 

Cenevre Sözleşmesi 44’üncü maddesinin anlamı şudur;

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Ey köle astsubay meslekdaşlarım,

 

   Esir kampında düşmân eline “esir” düşdüğünde, sen aynı zamânda

 

   “Silâh arkadaşım” dediğin subaylarının da “hizmet eri” ve kölesi” olacaksın!..  

 

 

 

 

Dünyâ Orduları içinde böylesi aşağılık bir muamelenin de


Sâdece Türk Ordusunda, sen "köle astsubaya" yapıldığını göreceksin!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

  

HARP ESİRLERİNE YAPILACAK MUAMELE İLE İLGİLİ CENEVRE SÖZLEŞMESİ

(Cenevre, 12 Ağustos 1949, Üçüncü Protokol)

 

 

Madde 60  Esirleri elinde tutan devlet bilumum harp esirlerine aşağıda yazılı meblağların mezkûr devlet parasına tahvili suretiyle tesbit olunacak miktarda aylık bir maaş avansı ödiyecektir:

 

   Sınıf I - Çavuştan aşağı rütbedeki esirler: 8 İsviçre Frangı,

 

   Sınıf II - Çavuş ve sair erbaş esirler: 12 İsviçre Frangı,

 

   Sınıf IIIYüzbaşı rütbesine kadar subay esirler: 50 İsviçre Frangı,

 

   Sınıf IV - Binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki esirler: 60 İsviçre Frangı,

 

   Sınıf V - General rütbesindeki esirler: 75 İsviçre Frangı.

 

 

 

 

 

Cenevre Sözleşmesi 60’ncı maddesinin anlamı şudur;

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Ey köle astsubay meslekdaşlarım,

 

   Düşmân “esir”  kampında

 

   Subay sınıfına dâhil olan “6 aylık asteğmen” bile  50 İsviçre Frankı maaş alacak

 

   Fakat


 

   50 senelik “astsubay” bile olsan da sen,  12 İsviçre Frankı maaş alacaksın!.. 

 

  

   

 

Dünyâ Orduları içinde böylesi aşağılık bir muamelenin de


Sâdece Türk Ordusunda, sen "köle astsubaya" yapıldığını göreceksin!.. 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

   

   *  *  *  *  *  

 

  

 

HARP ESİRLERİNE YAPILACAK MUAMELE İLE İLGİLİ CENEVRE SÖZLEŞMESİ

 

(Cenevre, 12 Ağustos 1949, Üçüncü Protokol)

 

 

   Madde 97  Harp esirleri, inzibati cezalarını çekmek üzere hiçbir halde ceza müesseselerine (hapishaneler, cezaevleri, sürgün yerleri, ilâh) naklolunamıyacaklardır. İnzibati cezaların infaz olunacakları bilûmum binalar 25 nci maddede yazılı sıhhî  şartlara uygun olacaktır. Cezaya çarpılan harp esirlerine 29 ncu madde mucibince kendilerini temiz tutmak imkânı verilecektir.

 

   Subaylar, gedikliler ve erlerle aynı binalarda mevkuf tutulamıyacaklardır.

 

 

 

 

Cenevre Sözleşmesi 97’nci maddesinin anlamı şudur;

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Ey köle astsubay meslekdaşlarım,

 

   Düşmân “esir”  kampında

 

   Senin “etin” olan subaylar, “rahat odalardaviskilerini keyif ile yudumlar iken,

 

 

Subayın “tırnağı” olan sen "astsubayı" ise

 

Erlerimiz ile birlikde balık istifi aynı koğuşlara” kapatacaklar!..

 

  

 

 

 

 Dünyâ Orduları içinde böylesi aşağılık bir muamelenin de


Sâdece Türk Ordusunda, sen "köle astsubaya" yapıldığını göreceksin!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 *  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   27 Mayıs 1960 Cuma günü beyaz subaylarımız,

   Cumhuriyet târihimizin ilk “ subay darbesini ” yapdı.

   Yapdıkları bu subay darbesinin bir sene sonrasında, tam da sene-i devriyyesinde;

   27 Mayıs 1961 Cumartesi günü bu kez de

   Aşağıda gördüğünüz şu “ darbe Anayasası ”’nı hazırlayıp piyasaya sürdüler.

 

 

1961 ANAYASASI

 

   Kurucu Mecliste Kabul Tarihi : 27/5/1961

   Halkoyuna Sunulmak Üzere Tasarının Resmi Gazete ile İlanı : 31/5/1961

   Kanunun Resmi Gazete ile İlanı : 20/7/1961 / Sayı: 10859

   Kanun No: 334      Kabul Tarihi: 9/7/1961

 

 

   Bu darbe Anayasası’nın aşağıda gördüğünüz 65’inci maddesinde

   27 Mayıs darbesini tertip eden karanlık suratlı subaylarımız bütün dünyâya şu sözü vermiş idi;

 

 

II. TBMM’nin Görev ve Yetkileri

 

   b) Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma

 

   Madde 65- Türkiye Cumhuriyet adına yabancı Devletlerle ve milletlerarası kurullarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

(…)

   Türk Kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasına 1 inci fıkra hükmü uygulanır.

 

   Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.

   

   Bunlar hakkında 149 uncu ve 151 inci maddeler gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

 

 

 

  *  *  *  *  *

 

   Tıpkı 16 Temmuz 2019 senesinin mübarek Cuma gününde yapdıkları gibi

   Kahraman Türk Ordusu maskesinin arkasına saklanan darbeci subaylar

   1960 senesi 27 Mayısının gene mübarek bir Cuma gününde bütün memleketde idâreyi ele aldılar.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

1961 TÜRKEŞ 6de36


 28 Mayıs 1960 Cumartesi günü sabah saat 04;30’da

 O dâvudî sesi ile darbe beyannâmesini radyoda okuyan

Darbeci Kara Piyâde Kurmay Albay Alpaslan TÜRKEŞ de

Şu sözü vermiş idi;

 

Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensiplerine tamamıyla riayettir.

 

 

 

    Fakat;

   Dünyâ ve Türk milletinin gözünün içine bakarak verdiği sözü TBMM’de yalayan darbeci subaylarımız;

   Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensiplerineriayet ” etmedi.

 

 

 

   Kendilerinin hazırlayıp meriyyete koyduğu “ 6 sınıflı asker teşkilâtını ” esâs alan 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu ile darbeci subaylar;

 

  • 1952 senesinde 5886 sayılı kânun ile Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin kabul edip meriyyete koyduğu ve “1951 Kuzey Atlantik Andlaşması (NATO)”’na merbut olarak “ 2 sınıflı ” asker teşkilâtı ihdâs eden STANAG 2116’yı

        Ve

  • 1953 senesinde 6020 sayılı kânun ile gene Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin kabul edip meriyyete koyduğu ve “ 2 sınıflı ” asker teşkilâtı ihdâs eden “1949 Cenevre Sözleşmesi”ni çöpe atdılar.

 

    Ve dahi

  • Kendilerinin hazırladığı 1961 Anayasası’nın 65’inci maddesini de gene bu darbeci subaylar posdallarının altında çiğnediler.

 

 


  *  *  *  *  *

 

   Darbeci subayların yapdığı

   Ve dahi

   Bir “darbe kânunu” olan 211 sayılı  TSK İç Hizmet Kânunu’nun

   Aşağıda gördüğünüz 111’nci maddesine göre

   Harb esirlerine yapılacak muamele konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti,

   1953 senesinde Meclisden tek celsede geçirip meriyyete koyduğu ve

   6020 sayılı kânun ile kabul etdiği 1949 Cenevre Sözleşmesi harb hukukunu tatbik edeceğini taahhüt etdi.

 

 

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU (1)

 

             Kanun Numarası                 : 926

             Kabul Tarihi                          : 27/7/1967

             Yayımlandığı R. Gazete   : Tarih  : 10/8/1967   Sayı : 12670

             Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 5   Cilt : 6   Sayfa : 2352

 

   R) HARB ESİRLERİ VE MÜLTECİLER

   

   Madde 111 – Harb esirleri hakkında 6020 ve mülteciler hakkında da 4104 sayılı kanun hükümleri tatbik olunur. 

 

 

 

  *  *  *  *  *

 

   TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin aşağıda gördüğünüz 123’üncü maddesinde

   Harb hukukuna göre esir düşmüş “ asubaylar ” yok sayıldı.

   Subay yok ise şâyet, ordumuzun diğer askerlerin esir olmasının

   Genelkurmay Başkanlığımız nezdinde demek k, hiçbir kıymet-i harbiyesi yok!..

 

 

 

Resmî Gazete Târihi: 06.09.1961 Resmî Gazete Sayısı: 10899

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİ

 

   7 - Esirlere karşı ve esirlikte hareket tarzı

   Madde 123 - Herhangi bir garnizonda muhtelif parçalara ayrılmış esir subaylardan her parçadaki en rütbeli veya kıdemli subay esir garnizonları kumandanlığı tarafından grup kıdemlisi tâyin edilmiş olmasa dahi esaretten dönüşte Millî Savunma Bakanlığına takdim edilmek üzere kendi grubundaki subaylar hakkında not tutmağa mecburdur. Bu notlar üzerine kabahat ve suçları anlaşılanlar hakkında kanuni muamele yapılır.

 

 

 

  *  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   27 Mayıs darbeci subaylarımızın tertip edip,

   1967 senesinde meriyyete koyduğu bir “ darbe kânunu ” olan

   926 sayılı TSK Personel Kânunu ile ordumuzdaki “ rütbe ” kavramı târif edildi.

   İşbu kânunun aşağıda gördüğünüz üçüncü maddesi ile

   Ordumuzda sâdece subay ve asubayların rütbesi olduğuna hükmedildi.

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu ile 1961 senesinde  4 çeşit rütbe  ihdâs edilmiş iken

   Aşağıdaki Personel Kânunu ile 1967 senesinde   2 çeşit rütbe  ihdâs edildiğini kimsecikler fark etmedi...

 

 

 

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU (1)

 

             Kanun Numarası                 : 926

             Kabul Tarihi                          : 27/7/1967

             Yayımlandığı R. Gazete   : Tarih  : 10/8/1967   Sayı : 12670

             Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 5   Cilt : 6   Sayfa : 2352

 

                                                                  III – Tarifler:

            

  Madde 3 – Bu kanunda yer alan bazı kavramların anlamları aşağıda gösterilmiştir:

 

  a) Rütbe: Subayların ve astsubayların ilk subaylığa veya astsubaylığa başlamada ve bekleme süreleri sonunda bu kanun gereğince kazandıkları askeri unvanlardır.

 

 

   Şimdi!

   Muhterem vatandaşlarım ve kıymetli Asubay Meslekdaşlarım;

   İşbu makâlemizin burasında bir çay molası verelim ve bir soluk alalım hele!..

   Zere bu satırlardan sonra duyacağınız hakikât, insanı beyin dumuruna uğratacak cinsden...

   1949 Cenevre Sözleşmesine göre subayların târifi gâyet olarak yapılmış.

   Bu sözleşmenin İngilizce metinindeki “ officer ” kelimesi de Türkceye hep “ subay ” olarak tercüme edilmiş.

 

   Fakat

   Aynı Cenevre Sözleşmesinin İngilizce metinindeki “ other ranks ” kavramını TSK Personel Kânununa uyarlar isek şâyet

   “ Diğer rütbeler ” kavramı içinde sâdece “ Asubay ” denen askerlerin olduğunu görüyoruz.

   Bugüne kadar kimselerin farketdirmediği

   Ve dahi

   Kimselerin de farkedemediği bu filfilli “ bit yeniğini ” ilk duyan ve dahi ilk bilenler siz oluyorsunuz, haberiniz olsun!

   Makâlemizin başında Asubayların hizmet eri olduğunu fâş eylemiş idik.

   İşde, burada öğrendiğiniz bu bilgi, az sonra bizleri,

   Asubayların “ hizmet eri ” olduğu gerçeğine götürecek...

 

  *  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

  

 

   Bizim oğlanların elebaşısı Zottirik Kenan’ın subay darbesini icrâ eylemesinden 2 sene sonra

   Vatandaşlarımızın büyük teveccühüne mazhar olan(!) 1982 Anayasası, hükümünü ele aldı.

 

 

 

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU (1)

 

             Kanun Numarası                 : 926

             Kabul Tarihi                          : 27/7/1967

             Yayımlandığı R. Gazete   : Tarih  : 10/8/1967   Sayı : 12670

             Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 5   Cilt : 6   Sayfa : 2352

                                                                  III – Tarifler:

            

    Madde 3 – Bu kanunda yer alan bazı kavramların anlamları aşağıda gösterilmiştir:

  a) Rütbe: Subayların ve astsubayların ilk subaylığa veya astsubaylığa başlamada ve bekleme süreleri sonunda bu kanun gereğince kazandıkları askeri unvanlardır.

 

 

   Bakınız, yeni Anayasamızın yukarıda gördüğünüz 90’ıncı maddesi ne diyor;

   “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.

   “Kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

 

     Bu hükümden, şu neticeye kolayca varabiliriz;

  •     1949 Cenevre Sözleşmesi, kânun hükmündedir.

  •     1952 Kuzey Atlantik Andlaşması, kânun hükmündedir.

 

  •     Hattâ milletlerarası bu iki andlaşma, kendi kânunlarımızın bile üstündedir. Millî Savunma Bakanlığı’nın cüpbeli cingöz hâkim subayları ve Genelkurmay Başkanlığının kurnaz kurmay subayları bu gerçekleri göremiyor mu?


 

  • Yukarıdaki neticeler doğru mu? Doğru...

  • Türkiye, bu  andlaşma hükümlerine göre kendi hukukunu tanzim edeceğini bütün dünyâya taahhüt etdi mi? Etdi.

  • Uluslararası andlaşmalara riayet etmek bir devletin nâmusu mudur? Evet, nâmusudur?

  • Peki öyleyse, yukarıda mezkûr her iki andlaşma hükümlerine göre Türkiye’nin kendi ordusunu subay ve er olmak üzere 2 sınıf asker üzerine teşkil etmesi gerekir mi? Evet, gerekir...

 

     Mâdem uluslararası andlaşmalar bunları emrediyor da

    1961 senesinde kabul edilen edilen TSK İç Hizmet Kânunu’nda niye 6 sınıf asker var?

 

 

 

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU (1)

 

          Kanun Numarası               : 211

          Kabul Tarihi                      : 4/1/1961

          Yayımlandığı R.Gazete     : Tarih : 10/1/1961   Sayı : 10703

          Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 4   Cilt : 1   Sayfa : 1008

 

    Madde 3 – Askerler ve rütbeler:

 

      a) Askerler:

 

     1. Er

     2. Erbaş

     3. Astsubay

     4. Askeri öğrenci

     5. Askeri memu

     6. Subay

 

 

 

   Şimdi burada ortaya çıkan netice şudur;

   Ordumuzda 1961 senesinde teşkil edilen 6 çeşit asker sınıfı konusunda

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu;

  • 1949 Cenevre Sözleşmesine

   Ve dahi

  • 1952 Kuzey Atlantik Andlaşmasına aykırıdır,

  • Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı bu andlaşmaları ihlâl ediyor,

  • Anayasa’nın 90’ıncı maddesini alenen ihlâl ediyor.

 

   1982 Anayasası’nın 90’ıncı maddesini alenen ihlâl etdiği gerekçesiyle

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânununun iptâlini talep edecek kadar

   Astsubayların ve TEMAD’ın aklı ve cesâreti var mıdır?

 

 

   Bu makâlemizin yukarı satırlarındaki bu akıl çelen hakikâtleri öğrendikden sonra;

 

  • Genelkurmay Başkanlarının, Millî Savunma Bakanlarını

 

  • Millî Savunma Bakanlarının, Başbakanları

 

  • Başbakanların da Türkiye Büyük Millet Meclisini,

  

  • Türkiye Büyük Millet Meclisinin de T.C Anayasası’nı aldatdığını göreceksin!..

 

 

 

 

 

   T.C. Devletini temsil eden bu yasama ve yürütme kurumlarının hepsinin de birlik olup

 

  “ Astsubay ” dedikleri sen “ köle ” askeri 1961 senesinden beri aldatdığını göreceksin!..

 

 

 

 

 

Dünyâ Orduları içinde böylesi aşağılık bir muamelenin de


Sâdece Türk Ordusunda, sen " köle astsubaya " yapıldığını göreceksin!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

  

Kendisi alenen söylemese de meğerse

Bugünün Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR, Ermenistan konusunda "Târih Doktoru" imiş!..

Boğaziçi Ünüversitesine 2005 senesinde verdiği “Ermenistan’a Harbord Askerî Görevi; Bir Amerikan Hakikâtleri Tetkik Heyetinin Hikayesi ve Türk-Amerikan Münasebetlerine Tesiri” isimli “yama” doktora tezinde

Bakınız, Hulusi AKAR ne demiş;

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Yukarıdaki kırmızı çerçeveler içinde gördüğünüz İngilizce kelimelerin anlamı da şöyle oluyor;

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

 

İngilizce bilmeyen “astsubay” meslekdaşlarımıza bugün bir iyilik yapalım

Ve dahi

Yukarıdaki tezinde Hulusi AKAR’ın söz etdiği İngilizce “enlisted” kelimesinin Türkcesini

Genelkurmay Başkanımızdan öğrenelim.

 

 

2008 senesinde neşretdiği Türkce – İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünde

Genelkurmay Başkanımız,

Ordumuzda kullandığımız “Er” kelimesini İngilizceye şöyle tercüme etdi;

 

Er Enlisted man (EM)

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Dünün Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı,

  Bugünün de Millî Savunma Bakanı olan Hulusi AKAR hemen, şimdi aynaya baksın!

  Ve şu biricik suâlime cevâp versin;

 

  NATO’nun en büyük ortağı olan Amerikan Ordusunda 2 sınıf asker var da

 

  NATO’nun en büyük ikinci ortağı olan Türk Ordusunda niye 8 sınıf asker var?

 

 

 

*  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

  Bir var idi,

  15 Temmuz 2016 Cuma gününün hemen ferdâsında

  Birden bire yok oldu!..

 

  Bir zamanlar, Genelkurmay Başkanlığında bir “astsubay” kadrosu var idi!

  Bu kadroya tayin edilen “astsubaya” da

  Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mehmet İlker BAŞBUĞ “Genelkurmay Başkanı Astsubayı” unvânını vermiş idi.

 

  15 Temmuz’u ganimete çevirmesini bilen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi AKAR, 2016 senesinde bu kadroyu feshetdi.

 

  İşde,

  Genelkurmay Başkanlığı karargâhında “Genelkurmay Başkanı Astsubayı” kadrosu mevcut iken,

  Bu kadroda meslekdaşımız Astsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK oturuyor idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

  Saatli Maarif takvimi 03 Nisan 2013 târihini gösderdiği Çarşamba gününde

  Genelkurmay Başkanlığımız, karargaha yabancı bir askeri dâvet etdi.

  Türk kamuoyundan gizlenen bu dâvetin misafiri olan asker,

  ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr. idi.

 

  Almanya/Stuttgart’da konuşlu ABD Avrupa Komutanlığı EUCOM’un

  “Kıdemli Er”’i olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr. ;

 

  • Evvela Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in kahvesini içdi,

 

  • Akabinde “meslekdaşı” “Genelkurmay Başkanı AstsubayıAstsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı ziyâret etdi,

 

  • Nihayetinde de “Astsubay Üst Karargah Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiğimiz ucube mektebe gitdi.

 

  ABD Hava Kuvvetlerinden Binbaşı Elizabeth APTEKAR,

  EUCOM Kıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın bu ziyâretini,

  ABD Avrupa Komutanlığına ait EUCOM isimli örütbağda 08 Nisan 2013 Pazartesi günü haber yapdı.

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

   Hava Binbaşı Elizabeth APTEKAR’ın 03 Nisan 2013 târihli başka bir haberinde

   EUCOMKıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

 

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in;

 

 

  • Astsubay Üst Karargah Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiği mektebe “akademi” dedi,

 

 

  • Genelkurmay Başkanı Astsubayı” dediği Astsubay Harun AĞPAK’a da “kıdemli er” dedi. 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Amerikalı “kıdemli erRoy memleketimize misafir olarak geldi.

  Akabinde

  Genelkurmay Başkanı Astsubayına ve AÜKHE’deki astsubaylarımıza “er” dedi ve gitdi!..

 

  “Genelkurmay Başkanı AstsubayıAstsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK

  Ve dahi

  AÜKHE’ne iştirak eden astsubaylarımız,

  Kendilerine “er” diyen Amerikalı “kıdemli er” Roy’a itiraz edip de

 

  Hey, Roy! Ayıp ediyorsun! Biz, “astsubayız”, sen bize “er” diyemezsin dediler mi?

 

  Ya da

 

  AÜKHE’ne iştirak eden 100 astsubaydan birisi dahi olsa

 

  Kendilerinin aslında NATO’da “er” olduğunun farkında mı acap?.. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

  Amerikan, İngiliz, Alman ve Türk Orduları arasında,

  Yüksek okul seviyesinde “astsubay” denilen uyduruk bir asker sınıfına sahip tek ülke, Türkiyedir.

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  1974 senesinden beri 45 senedir dilimize doladığımız “astsubay” meselesini anlamak için biz asubaylar,

  Bu biricik suâlin cevâbını verebilecek miyiz?

 

  Aşağıdaki çizelgede

  Son bir kaç senelik rakamlara göre

  NATO üyesi Amerikan, Alman ve İngiliz Ordularının asker sayısı hakkında çarpıcı bilgiler var.

 

  Bu bilgilerin hepsini bir arada ilk defâ sizler görüyorsunuz;

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Hemen aşağıdaki çizelgede, bizim ordumuzun 2016 senesine ait mevcut çizelgesi var.

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  İşde, görüyorsunuz!

  Coni, kendi subay ve er sayısını rütbelerine kadar ayrı olarak beyan ediyor.

  Fakat bizim ordumuzun mevcud çizelgesine bakdığınızda

  8 çeşit asker sınıfının sayısının toptan olarak yazıldığını görürsünüz.

  Bizim her boku bilen subaylarımız,

  “Mevcut” konusunda da toptancı ve tepeden inmeci kokuşmuş bir subay zihniyeti ile davranmışlar.

 

  Böyle davranıyorlar,

 

  Çünkü subay mevcudunu rütbelere göre tek tek yazsalar,

  Karagâhlarda ellerinde göt gözdiren palamut albayların sayısı ortaya çıkacak!

 

 

  Böyle davranıyorlar,

  Çünkü İngiliz, Amerikan ve Alman Ordularında bir tek albayın yapdığı işi,

 

  Bizim Türk Ordusunda tam 4 albay yapıyor!..

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

 

*  *  *  *  *

 

  Yukarıdaki 8 çeşit asker sınıfının resimli görüntüsünde ise

  Şöyle rezâlet bir manzara çıkyor ortaya!

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Subayımız ölmesin diye teşkil edilen bu 6 kademeli "tırnakdan" koruma duvarının

  Resimli görüntüsü de şöyle oluyor!..

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Yukarıdaki mevcudu grafiğe dökdüğümüzde ise

  T.C. Ordusunun asker sınıflarının birbirlerine göre yüzdelik dağılım oranı da şöyle oluyor…

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Makâlemizin yukarıdaki sayfalarında gördüğünüz üzere

Amerika, kendi ordusunu 1777 senesinde 2 sınıf asker üzerine teşkil etdi;

 

1. Er

 

2. Subay

 

Amerika’nın teşkil etdiği NATO’ya

Türkiye, kendi ordusunu Amerikan ordusu gibi teşkil etmek için üye oldu.

 

Fakat "astlarının emeği semiren" bizim sömürgen subaylarımız

NATO’ya göre 2 sınıf asker üzerine teşkil etmeleri gereken Türk Ordusunu

İşde, yukarıda gördüğünüz gibi tam 8 sınıf asker üzerine teşkil etdiler!..

 

 

*  *  *  *  *

 

  Subaylarımız filfilli yalanlar ile sokakdaki vatandaşlarımızı kandırıyor da!..

  Fakat biz asubaylar pekâlâ biliyoruz ki

  NATO’ya üye olduğumuz 1952 senesinde beri,

  Ordumuzun kullandığı tank, top, silah, uçak ve gemileri, biz Türkler yapmıyoruz!

  Coni, Tomi ve Hans yapıyor!

  Şu fakir milletin ekmeğinden, aşından kesdiğimiz vergiler ile de biz,

  Coni’den, Tomi’den ve Hans’dan satın alıyoruz hepsini.

  Bunun neticesi olarak da Coni’den satın aldığımız tank, top, silah, uçak ve gemileri,

  Coni kendi ordusunda kaç asker ile işletiyor ise

  Bizim ordumuzda biz de o kadar asker ile işletiyoruz.

  Bu sebepden dolayı orası Amerika, burası Türkiye demenin bir önemi yok!..

  Ordumuzdaki esas filim- fırıldağı bizim beyaz subaylarımız, subay sayısı konusunda çeviriyor!..

  Amerikan, Alman ve İngiliz Ordularında 18 subayın yapdığı işi,

  Bizim ordumuzda sâdece 8 subay yapıyor.

  Ordumuzda vaziyet gerçekden böyle midir?

  Yoksa 2 Türk subayı 1 Amerikan subayına mı bedeldir?..

  Bizim subaylarımız, Amerikan, Alman ve İngiliz subaylarından iki misli daha fazla mı çalışıyor acap?

 

 

*  *  *  *  *

 

  Kıymetli okuyanlar, muhterem asubay meslekdaşlarım!

  Bugün burada soracağımız suâlin cevâbı,

  Aşağıda gördüğünüz şu grafiğin içinde gizli!

 

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Şimdi de,

  Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm, dokuzcu kısımının biricik suâlini soralım; 

Asubay Tefrikası 6_9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  İşde hendek, işde deve!..

 

  Buyurun! Söz, sizde!..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 


 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık BrövesiAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 


 Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar 6-8

 

 

Merdivenleri üçer beşer indiğimiz biz emekli asubayların şu âhir ömründe

Gündelik yaşantımıza güzellik serpen, renk katan, tat veren şeyler vardır!

Kimi zamân bir mekân, kimi zamân bir yiyecek, kimi zamân da sohbetdir, bunlar!

Kısmetimizde var ise hani! Bâzen de üçü birden çıkıverir yolumuza…

 

2019 senesinin birinci ayı; günlerden, Perşembe 17…

O gün, işde tam da böyle üçü bir yerde buluşdurdu, üçümüzü;

Adalet Arayan, İnsiyatif ve Eski Tüfek.

Tatlı bir mekân, bir kap tatlı sütlaç ve bol bol tatlı sohbet….

O gün orada sâdece kahvelerimiz acı idi…

 

İlk fırsatda buluşmak üzere üçümüz de aylar evvelinden kavilleşmiş idik!

Kıymetli meslekdaşlarım Mehmet ÖZTÜRK ve Levent ULUCAN ile Sıhhiye’de,

Ankara’nın o günkü dudak çatlatan soğuğuna inat, sıcak bir mekânda buluşduk!

 

Kısa bir hoşbeş fasılından sonra konumuz malûm, yerlerde sürünen astsubaylık idi…

Sohbetin koyulaşdığı anlarda, tarçınlı sütlaçlarımızı kaşıklar iken de konumuz, gene astsubaylık idi.

Su gibi bir lahzada akıp giden dört buçuk saatin sonunda kalkmaya karar verdiğimiz anda da

Konumuz gene aynı idi…

 

Üçümüz için de çok faydalı bir buluşma olduğu tesbitine itiraz edenimiz olmadı.

Tekrar buluşmak konusunda da sözleşdik!

Buluşmanın sonunda zihnimizde kalan, birbirimizden aldığımız ilhâm ve ışıltılı fikirler idi…

 

O tatlı günden elimizde kalan ise

Sohbetimizin şâhidi olan şu biricik resim! 

Asubay Tefrikası 6_8, Ulus Hatırası_  Eski Tüfek Şükrü IRBIKTeşekkür ederim, İnsiyatif Levent ULUCAN;

Yeri ve zamânı geldiğinde insiyatifi ele alırsınız inşallah!

 

 

Teşekkür ederim, Adalet Arayan Mehmet ÖZTÜRK;

Aradığınız adâleti tezelden bulmanızı temenni ederim!..

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

Subaylığa nakil edilmek şartı” ile 1951 senesinde

Başbakan Adnan MENDERES’in 5802 sayılı kânun ile teşkil etdiği “astsubay” dedikleri askerlerin

Sicilen subaylığa terfi” etdirilmesi konusunda Genelkurmay Başkanlarımızın;

 

Asubay Tefrikası 6 5

  • Hem Başbakan Adnan MENDERES’i

 

  • Hem TBMM’yi

 

  • Hem de “astsubay” dedikleri biz köle askerleri nasıl kandırdığını,

 

Belgeleri ile isbat etdik!..

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Tertipledikleri 926 sayılı darbe kânunu ile 27 Mayıs’ın karanlık suratlı darbeci subaylarınınAsubay Tefrikası 6 6

Astsubay dedikleri biz köle askerlerin “tahsilen subaylığa terfi” hakkını

1967 senesinde TBMM’de nasıl da hâince gasp etdiğini belgeleri ile isbat etdik!

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Kara Ordumuzun “Gedikli Erbaş” ismini verdiği köle askerlere;Asubay Tefrikası 6 7

1910 senesinde Padişah Sultan Mahmud Reşad’ın

Ve dahi

1927 senesinde ise Kurucu Reisicumhur ATATÜRK’ün verdiği,

İhtiyât zâbitliği ve ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkını

5619 sayılı kânun ile 1950 senesinde,

Kimlerin ve nasıl gasp etdiğini de belgeler ile ilk defâ olmak üzere teşhir etdik!..

  

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

 

Kıymetli vatandaşlarım ve muhterem asubay meslekdaşlarım;

 

Şu an okuduğunuz bu makâle, bugüne kadar yazdığım en uzun ilk ve tek makâledir.

 

Sizler, benim bu en uzun makâlemi okur iken

 

İzin verir iseniz şâyet, ben Eski Tüfek de;

 

  • Hem sizlerin sabrını son kez zorlayacağım

 

  • Hem de evvel Allah,

 

Beyaz subayların biz bahriyeli asubaylara yapdığı ihânetin kapalı kapılarının kilitlerini tek tek kıracağım!..

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Deniz astsubaylığı hakkında yazdığı târihce kitaplarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının, “bahriye gedikli zâbitliğini” adeta yok sayması ve unutdurmaya çalışması,

Genelkurmay Başkanlığı ve Türk Dil Kurumu’nun da “gedikli zâbit ve gedikli subay” tâbirâtını neşretdiği sözlüklerden bile kazıyıp atmasının asıl sebebi de

Astsubayların “gedikli zâbit” olmak hakkını gündeme getirmesini engellemeye yönelik sinsi ve ahlâksız bir teşebbüsdür.

Bugün, “subay ile er arasına” çivilenmiş; “muvazzaf” ve “müebbet” köleliğe mahkûm edilmiş bir asker sınıfı olan “deniz astsubaylığının”,

105 sene evvel “gedikli zabitliğe” dikey geçiş için teşkil edilmiş “mükellef ve muvakkat” bir “zâbit” sınıfı olduğunu anladığımda, vallahi benim bile gözlerim yuvasından uğradı!..

 

*  *  *  *  *

 

Astsubaylık" hakkında bugüne kadar neşretdiği târihce kitaplarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız,

Bahriye “gedikli zâbit” sınıfını;

Zâbit” sınıfından hep ayrı tutmuş

Ve dahi

1914 sene ve 172 sayılı kânuna göre gene “gedikli zâbit” sınıfına dâhil olarak teşkil edilen “küçük zâbit” sınıfına yamamış.

Fakat,

Kânunlarda “bahriye gedikli zâbitliğin” aslında “zâbit” sınıfına dâhil olduğu çok açık bir şekilde ifâde edilmiş. Aynı durum “gedikli zâbit” olmak için Bahriye Efrâd-ı Cedide (Acemi Er) Mektebi’nde okuyan “Gemici ve Makine Çırak” talebeleri için de söz konusu. İlgili kânunlar, bu talebelerin de “zâbit” sınıfına dâhil olduğunu sarahâten tesbit etmiş. Makâlemizin bu kısımında resimlerini gösdereceğimiz kânunlar ile de sâbit olduğu üzere, bu hakikâti isbat edeceğiz, evvel Allah.

Bahriye gedikli zâbit sınıfı hakkındaki bütün hakikâtleri bugün burada ortaya çıkardıkdan sonra inşallah,

Deniz Astsubaylığının târihini yeniden yazmaya mecbur kalacağız.

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası’nın 6’ncı bölüm, 8’inci kısmını teşkil edecek bu makâlemizde;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriyeli subaylarımızın “bahriye gedikli zâbit” sınıfı üzerinde yapdığı kalleş “ameliyâtı” anlayabilmek için

Bugüne kadar yalan-yanlış anlatılan “bahriye gedikli zâbit” sınıfını

Dünyânın çeşitli devlet ordularındaki “bahriye gedikli zâbit” sınıfı ile mukayese ederek tafsilâtlı olarak anlatmamız gerekecek!

Bunun için “bahriye gedikli zâbit” sınıfının evvelâ bugünkü yeri ve durumunu anlatacağız.

Akabinde de bugüne kadar geçirdiği “ameliyât” silsilesini görmek için de

Bugünden geriye doğru olacak şekilde bilgiler vereceğiz, inşallah.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 İlk Türk Ordusu Nasıl İdi?

 

Kendi icâd etdiği “çavuş oku” ile babası Teoman Han’ı M.Ö. 209 senesinde öldüren Mete Han,

Asya Hun Devletinin Kağanı oldu…

Babasından devraldığı devleti,

18 milyon kilometre murabbalık çok geniş bir coğrafyada büyütdü,

Büyük Hun Devletini kurdu,

Ve dahi

Dönemin en büyük devleti olan Çin’i haraca bağladı…

 

Büyük Hun Devleti Kağanı Mete Han ordusunun askerlerini;

  • 10, 100, 1.000 ve 10.000’lik bölükler hâlinde teşkil etdi,

  • Bu bölüklerin başına da onbaşı, yüzbaşı, binbaşı ve tümenbaşı rütbesinde askerler tayin etdi.

 

Bu bilgiden rahatça anlaşılacağı üzere,

Mete Han ordusunu tek sınıf olarak teşkil etdi.

35 senelik hanlığı döneminde dünyânın bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük devletini

Ve dahi

En büyük ve en muzaffer ordusunu teşkil etmesine imkân veren tek husus da

Bu orduda sınıfcılığın ve bölücülüğün olmaması idi.

Büyük Hun Devleti Kağanı Mete Han’ın bu muazzam başarısının biricik sırrı işde, bu idi!..

 

Mete Han’ın ordusunda;

 

  • Kânunlar ile yasaklanmış terfiler,

  • Kendi dünyâsına müebbet hapsedilmiş asker sınıfları,

  • Ulûfe gibi babadan oğula dağıtılmış rütbeler,

  • Torpilli tayinler ile paypaylanmış ballı makâmlar yok idi.

  • Her asker kendi kâbiliyeti, celâdeti, kendi bileği ve kendi yüreği kadar büyük idi.

Ve dahi

  • Her askerin, en büyük rütbe olan tümenbaşılığa kadar terfi hakkı var idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Türk Ordusu Bugün Ne Hâldedir?

 

Nerede çokluk, orada hoşluk olmuyor her zamân!

Meselâ bit pazarı, böyle bir yerdir. Uzakdan bakınca, aradığınız her şey orada var imiş gibi görünür size...

Yaklaşıp da alıcı gözü ile şöyle bir bakınca,

Gördüklerinizin hiçbirinin işe yaramadığını, aslında hepsinin “çöp” olduğunu anlarsınız.

Ben Eski Tüfek’in şahsî kanaati odur ki!

Bizim ordumuz da bu minvâl üzere, bit pazarına benzer.

Uzakdan bakınca, dünyânın hiçbir ordusunda olmadığı kadar çok ve çeşitli “asker sınıfları” olduğunu görürsünüz!

Dış görünüşe bakarak kendilerini dev aynasında gören bizim cüce beyinli beyaz subaylarımız da

Dünyânın bilmem kaçıncı ordusuyuz diye utanmadan karanlıkda dübürden caka satarlar!

Fakat içine  dikkatli bakınca; gördüklerinizin hiçbir işe yaramadığını,

Aslında hepsinin kuru kalabalıkdan ibâret “çöp asker sınıfları” olduğunu anlarsınız.

15 Temmuz’da bütün dünyâyâ rezil olan Patagonya Ordusu mu idi?

 

 

*  *  *  *  *

 

Bugün Amerikan Ordusu Nasıldır?

 

Ordumuzun midesi boş asker kalabalığına bakan beyaz subaylarımız şöyle diyorlar;

NATO üyesi ülkeler arasında bizim Türk Ordusu ikinci ordudur.”

Mâdemki bizim subaylarımız Amerikalı Coni ve İngiliz Tomi subayı ile aşık atıyor!

Öyle ise biz de bizim Türk Ordusunu bu ordular ile mukâyese edelim, olur mu?

 

Amerika ve İngiltere; farklı babalardan ve fakat aynı anadan doğma kardeş devletlerdir. Her beyaz Amerikalı çok çok İngiliz, her beyaz İngiliz de biraz Amerikandır. Sâdece isimleri farklıdır. Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da gerek devlet teşkilâtı gerek ise askerlik kânunları bakımından bu iki devlet, hep birbirlerini takip ve taklit ederler. Bu devletlerin birisi hakkında söylediğiniz her şey, öteki için de handiyse aynen cârîdir. Bu sebepden dolayı ben burada, Amerikan Ordusunu anlatacağım sizlere…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bizim ordumuzun bugünkü mevcudunu emekli bir asubay olarak ben, bilemiyorum! Çünkü söylemiyorlar!

 

 

Fakat, 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde, belgesini de aşağıda görüyorsunuz!

31 Ocak 2019 Perşembe günü itibârı ile Amerikan Ordusunun subay ve er mevcudu…

Bizim ordumuzun “astsubay kıdemli başçavuşu”, Amerikan  Ordusunun “er başçavuşu” ile aynı konumdadır. 

 

 Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Kıymetli vatandaşlarım,

Muhterem asubay meslekdaşlarım;

Amerikan Ordusunun “Subay” ve “Er” oranı şöyle oluyor;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İngiliz Ordusunun Subay ve Er oranı da babaları Amerika’nın aynısıdır!

 

 

*  *  *  *  *

 

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Kuvvetlerinde mevcut olan “Gedikli Subaylık”,

Aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üzere, “subay” sınıfına dâhildir.

Bizim bu makâlemizin konusu da

İşde, aşağıda gördüğünüz bu “Gedikli Subay” asker sınıfıdır.

Şu bilgilere bir göz atın, Allah aşkına!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Ya, Bizim Türk Ordusu Ne Hâldedir?

 

Bizim Ordumuzun asker sınıflarını gösderen çizelge ise

Aşiret ağalarının soyağacına benzeyecek kadar karman çorman!

Genelkurmay Başkanımıza göre bizim ordumuzda bugün tam 8 sınıf asker var, maşşallah!..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Yukarıdaki resimde gördüğünüz bilgileri rakamlar ile birlikde çizelgeye dökünce de

Ebem kuşağı gibi şöyle ucûbe bir görüntü zuhûr eyliyor, orta yere!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Coni’nin Amerikan Ordusu ile bahtsız Memed’in Türk Ordusunu mukâyese etdiğimizde

Şöyle rezâlet bir manzara zuhûr eyliyor!

Elem tere fiş, kem gözlere şiş! Allah nazârdan esirgesin!

Hulusi AKAR’ın bu sene “uydurduğu” “yedek astsubaylığı” saymaz isek şâyet,

Benim sayabildiğim kadarı ile bizim ordumuzda bugün tam 7 sınıf asker var, maşşallah!..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Yukarıdaki çizelgede sizin de gördüğünüz üzere;

Coni ’nin Amerikan Ordusunda bugün “gedikli subay” olarak bilinen asker sınıfı var da!

Memed’in Türk Ordusunda bugün “gedikli subay” olarak bilinen  asker sınıfı niye yok, acap?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Aşağıda,

1949 senesinde yapılan 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kânunu’nun 2019 senesi Şubat ayındaki son durumunu görüyorsunuz.

Bu kânunda gördüğünüz “gedikli subay” tâbiri, bugün dahi aynen mevcutdur.

Peki,

1914 senesinde “gedikli zâbit” olarak ihdas edilen

Ve dahi

1935 senesinde de “gedikli subay” olarak tebdil edilen bu tâbir,

Askerî kânunlarımızda bugün artık niye yok, acap?..

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İçinde yaşadığımız şu 2019 senesine göre

Memed’in Türk Ordusunda “gedikli subay” olarak bilinen asker sınıfı,

Bugüne kadar hiç mi mevcut olmadı?

Ya da

Bahtsız Memed’in Türk Ordusunda “gedikli subay” ismi ile bir asker sınıfı var idi de

Birileri bu “gedikli subay” asker sınıfını ordumuzdan kazıyıp atdı mı acap?..

Ne dersiniz?..

Bilmek için öğrenmek,

Öğrenmek için hiç değil ise okumak gerek, değil mi?

Eski Tüfek’in;

Bunca senelerin el emeği, göz nûru ile pişirip de aşağıya dökdüğü şu hurufât çorbasını

Zamân ve olay silsilesine göre dikkat ederek içer iseniz şâyet

Ordumuzun “gedikli subay” sınıfına yapılan ibretlik “ameliyâtı” hayret ve nefret ile öğreneceksiniz!

Nasıl?.. Gözel mi?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Dünyâyı sömürmek için her türlü oyunu çok iyi oynayan İngiliz Bahriyesi,

Kendi sivil ticâret gemilerini ve denizcilerini muhtemel bir harbde kullanacak şekilde eğitir ve donatır.

İşde, bu maksat ile İngiliz Bahriyesi; Birinci Cihân Harbinde kullanmak için gemici ve makinacı çırakları istihdam etdi. İngiliz Bahriyesi için bu, dün böyle idi, bugün de aynen böyledir. Bizim bahriyemizde de bir zamânlar mevcut olan makine ve gemici çırak mekteblerinin menşei de sömürgen İngiliz Bahriyesinden aşırmadır.

Gemici ve Makine Çıraklarını İngilizler, mekteb eğitimi vermeden, meslek erbâbı vatandaşlar arasından toplamış idi. Fakat aynı dönemlerde Osmanlı Devletinde okuma-yazma nisbeti yüzde bir civârında bile değil iken; Osmanlı Bahriyesi, kendi gemici çıraklarına 4 sene, makineci çıraklarına ise tam 5 sene eğitim verdi.

Aynı senelerde zâbit yetiştiren Bahriye Mektebindeki eğitim ise bunlardan sâdece 2 sene fazla idi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu kadar insanlık dışı ve aşağılık bir muameleyi de

Ancak bizim kurnaz-fesat beyaz subaylarımız tertip edebilir idi.

Bu aslında, değil müslümanın müslümana; gevurun bile gevura yapabileceği bir muamale değildir!

İngiliz Bahriyesi;

Birinci Cihân Harbinde kullandığı buharlı gemilerde, kral daşşağından düşme beyaz zâbitin yapmaya tenezzül etmediği tehlikeli, pis ve zor işlerini yapdırmak için sivil piyasadan kazancı, ateşçi, elektrikçi, motorcu, tornacı vs. çok sayıda meslek erbâbı istihdam etdi.

Ve bu insanlara “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere “gedikli zâbit” (warrant officer) unvânı verdi. Harb esnâsında da bu gedikli zâbitânı, “muvazzaf zâbit” sınıfına terfi etdirdi. Hem de yarbay rütbesi ile!...

Fakat sivil piyasadan topladığı ve zâbitin işlerini yapdırdığı “gedikli zâbitânı”,

İngiliz Bahriyesinin beyaz subayları, Birinci Cihân Harbi sona erince, sürüm sürüm süründürdü.

Bu gedikli zâbitânın çoğunu terhis etdi.

Terhis etmeye götlerinin yemediği bahriye gedikli zâbitânın da;

 

  • Maaşlarını yarıya azaltdı,

 

  • Terfi sürelerini uzatdı,

 

  • Muvazzaf zâbitliğe nakillerini durdurdu…

 

Kullan-at” siyâsetini dünyâda en iyi bilen ve oynayan İngilizlerin kral daşşağından düşme beyaz zâbitânı,

Harbden sonra ihtiyacı kalmadığı için “gedikli zâbitânı”, kağıt mendil gibi kenara atdı.

Birinci Cihân Harbi esnâsında “zâbit” sınıfına dâhil etdiği

Ve dahi

Buharlı gemilerin en tehlikeli ve pis işlerini yapdırdığı gedikli zâbitâna İngiliz Bahriyesinin beyaz zâbitânı,

Çok aşağılık ve adi bir kalleşlik daha yapdı;

Gedikli zâbitânı harb bitince “zâbit” sınıfından def etdi ve “er” sınıfına tenzil etdi.

İngiliz Bahriyesinde bugün dahi sâdece iki sınıf asker vardır;

 

  • Muvazzaf subay,

 

  • Gönüllü/Sözleşmeli Er.

 

 

Bugün dahi İngiliz Bahriyesine "Er" olarak giren bir asker,

Belli süre ve şartlar ile alaylı “Gedikli Zâbitliğe” kadar doğrudan terfi edebilir.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İngiliz Bahriyesinin gedikli zâbitânı işde, bu sebepden dolayı bugün de hâlâ “er” sınıfına dâhildir.

Şu resimin sağ üst tarafında gördüğünüz asker, İngiliz Deniz Kuvvetlerinden Birinci Sınıf Gedikli Zâbitdir.

 

 

*  *  *  *  *

 

Bizde Yok! Fakat ABD Ordusunda Var; Jet Pilotu Erler!..

 

Amerika ve İngiltere; farklı babalardan ve fakat aynı anadan doğma kardeş devletlerdir.

Her beyaz Amerikalı çok çok İngiliz, her beyaz İngiliz de biraz Amerikandır. Sâdece isimleri farklıdır. Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da gerek devlet teşkilâtı, gerek ise askerlik kânunları bakımından bu iki devlet, hep birbirlerini takip ve taklit ederler. Fakat hep iyi yönde… Mâlum, iyi olan rağbet görür ya! Yazdıkları kitaplarda da her iki devlet bundan gurur ile bahsederler.

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Kuvvetlerinde bugün dahi hâlâ mevcud olan “gedikli zâbitliği” Amerikan Ordusu, İngiliz Ordusundan aşırdı.

Fakat her şeyin daha iyisini yapmak için geberen Amerikalı Coni;

İngiliz Tomi’nin icâd etdiği gedikli zâbitliğesınıf atlatdı” ve “zâbit” sınıfına dâhil etdi.

Bu cümleden olmak üzere;

Yeni bir kuvvet olan Amerikan Hava Kuvvetlerinde bugün “gedikli zâbitlik” yokdur.

Fakat Hava Kuvvetlerinde helikopterin çoğunu “er” sınıfından pilotlar uçurur.

Savaş uçaklarını uçuracak “muharip pilot er” yetişdirmek üzere de 2017 senesinde kolları sıvadılar...

 

Cebinden dünyânın parasını harcayıp da

Kendi imkânı ile pilot ehliyeti alan “astsubay” denilen bizim köle askerlerin uçmasına izin vermeyen

Bizim Kuvvet Komutanları ve Genelkurmay Başkanlarımızın kulakları çınlasın!..

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Kuvvetlerindeki “gedikli zâbitân” bugün de “zâbit” sınıfına dâhildir.

Bizim ordumuzun her boku bilen beyaz subayları ise

Bu konuda Amerikan ve İngiliz Ordularının yapdığından daha farklı ve fakat kalleşçe bir şey yapdı!

Kıskanç bir kuma gibi davranan;

Ordumuzu babalarından mirâs çiftlik, kendilerini aga;

Kendilerinden başka askerleri ise köle olarak telakki eden beyaz zâbitânımız,

Kâbiliyetine hep gıpta etdiği, kendileri için her zamân çetin bir rakip olarak gördüğü; subay tuvâletini dahi birlikde kullanmaya tahammül edemediği “gedikli zâbitliği” 1929 senesinde kökden tasfiye etdi.

Bahriye gedikli zâbitliğini” tasfiye etmek için Deniz Kuvvetleri (Bahriye Nezâreti) ile Genelkurmay Başkanlığı (Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği)’nın

Bu konuda takındıkları haset, nefret ve kin dolu tavırlarını, meclis zabıtlarına akseden cümlelerinden anlamak hiç de zor değil! Eski Tüfek’in bu satırlarda yazdığı ifâdeleri de başka hiçbir yerde bulamazsınız!

 

 

*  *  *  *  *

 

Bahriye Gedikli Zâbitliği konusunda Osmanlı Bahriyesi, İngilizlerin kuyruğundan ayrılamadı.

Osmanlı Bahriyesi “gedikli zâbit” asker sınıfını 1913 senesinde, İngiliz Bahriyesinden aşırdı! Ve o zamân hem “küçük zâbit” sınıfı hem de “gedikli zâbit” sınıfı, “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilmiş idi.

Donanmamızın padişah daşşağından düşme beyaz zâbitânı;

Osmanlı Bahriyesinin İngiltere’den satın alıp Birinci Cihân Harbi’nde kullandığı buharlı gemilerde,

Kendilerinin yapmaya tenezzül etmediği tehlikeli, pis ve zor işleri, gedikli zâbitâna yapdırdı.

Beyaz zâbitânımız, kendilerinin ölmesi gereken işlerde, gözlerini hiç kırpmadan gedikli zâbitânı ölüme sürdü.

 

Birinci Cihân Harbi sona erince, Osmanlı Bahriyesi;

Gemici ve Makine Çırak Mekteplerinde 4 ve 5 sene talim ve taallüm etdirdiği

 

Ve aslında zâbitânın yapması gereken işleri yapdırdığı bahriye “gedikli zâbitânı”;

 

  • Evvelâ 1927 senesinde, “mükellef er” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbitliğe” tenzil etdi,

 

  • Akabinde bahriye “gedikli zâbit” sınıfını 1929 senesinde kökden tasfiye etdi.

 

  • Bahriye “küçük zâbitânı” da “muvazzaf er” sınıfına tenzil etdi. Ve oraya çiviledi.

 

 

Muvazzaf er” asker sınıfı olur mu, demeyin! Dünyâda yok, fakat bizim ordumuzda var…

Bugün biz astsubaylar;

15 sene mecburî hizmete ve olduğu yerde otlamaya mahkûm edilmiş dünyânın tek “muvazzaf er”leriyiz.

Böylece beyaz zâbitânımız, bir daş ile üç guş birden vurdu!..

Nasıl?

Gözel mi?..

 

*  *  *  *  *

 

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşür Hasan Hüsnü Paşa’yı adam zanneden Sultan II. Abdülhamid,

Bu Paşa’nın 1890 senesinde hazırladığı bir nizâmnâme için irâde buyurdu!

Donanma-yı Hümâyûna Alınacak Sıbyan Efrâdına ve Bunlardan Yetiştirilecek Gediklilere Dâir Nizâmnâme.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sultan II. Abdülhamid’in Donanma “Gedikli” sınıfını teşkil etdiği 1890 senesinde;

Donanmayı Hümâyun (Padişah Donanması)’da “Asakir-i Bahriye-i Şahâne” (Padişah Bahriye Askerliği) mevcut idi.

Bu askerlere “Kur’a Efrâdı” veya “Bahriye Efrâdı” ismi de veriliyor idi.

Bahriyenin ihtiyâcı nisbetinde kur’a ile tesbit edilen “kur’a efrâdı” gençler,

5 sene nizâmiye (mükellef) askerliği yapmaya mecbur idiler.

Bu 5 senelik “mükellef askerlik” süresi içinde bahriye askerlerine,

Harb gemilerinde yapacakları hizmete göre çeşitli eğitimler veriliyor idi.

Bu eğitimleri de bahriyeli zâbitânımız veriyor idi.

Harb gemisindeki silâh, alet, cihaz vs. demirbaşlar da gene zâbitânımızın üzerine zimmetli idi.

Eğitimlerin sonunda da “Bahriye Efrâdı, harb gemilerine sevk ediliyor idi. Aldıkları eğitimden sonra gitdikleri gemilerde iyice usdalaşan kur’a efrâdı, 5 senelik “mükellef” askerlik hizmetinden sonra teskere alarak Donanma’dan ayrılıyor idi.

Kur’a efrâdı gençler, görevleri süresince kullanmaları için kendilerine teslim edilen silâh, alet, cihaz vs. gibi demirbaş malzemeleri de kırıp döküyorlar ve bunların hesâbı da beyaz zâbitândan soruluyor idi.

Mesleğinde usdalaşan kur’a efrâdı; beyaz zâbitâna göre kendilerinden istifâde edilecekleri bir zamânda teskere alıp Donanma’dan çıkıp gidiyor idi.

Sonra da bahriye zâbitânı, gelen yeni kur’a efrâdını tekrâr eğitmeye mecbur kalıyor idi.

İşde, bahriye zâbitân heyetimiz;

Hem kur’a efrâdını eğitmek, atleti-donu, boku-püsürü ile uğraşmakdan kurtulmak

Hem de kendilerine zimmetli olan demirbaş malzemelerin zimmetinden kurtulmak için

Aynı görevi kendileri yerine uzun süre yapacak köle bir asker sınıfı” icâd etmek isdedi.

Ve hemen akabinde,

Gedikli” olarak tesmiye etdiği ve aslında “muvazzaf köle” bir asker sınıfı olan “Donanma sıbyan efrâdını” keşfetdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Dersaadet (İstanbul)’de doğup büyümüş ve denizi bilen gençlerin kabul edileceği bu “gedikli” sınıfı;

Talebe olarak bahriye harp gemilerinde tam 5 sene tâlim-taâllüm edecek,

Bu tâlim-taâllüm sonunda “sıbyan efrâdı” nâmı ile gemilerde 5 sene “mükellef” hizmet edecek idi.

İstanbul’un bıçkın gençleri “talebe ve sıbyan efrâdı” olarak toplam 10 sene hizmetden sonra

Kendisi isder ise ve Donanma’da ihtiyaç da var ise şâyet “gedikli” sınıfına nakil edilecek,

Gedikli” unvânı ile 9 sene daha olmak üzere toplam 19 sene hizmet etdikden sonra emekli olacak idi.

 

Bu senelerde Bahriye Mektebi (Deniz Harp Okulu)’nde idâdî hâriç, eğitim süresi de 3 sene idi…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesini tertip edenAsubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa

5 sene nizâmiye (mükellef) askerliğin mecburî olduğu bir dönemde;

İlk 5 senede mükellef askerlik hizmetini yapar iken

İkinci 5 senede de bir meslek öğrenmenin İstanbul’lu gençler için câzip bir tercih olacağını tahmin ediyor idi.

Fakat Hasan Hüsnü Paşa, kısa süre sonra bu tahmininde duvara tosladı.

İstanbul’lu gençler, “zâbit” olacaklarını zannederek “gedikli” olmuşlar idi.

Fakat gemiye gitdiklerinde;

Bahriye zâbiti kadar iyi bir eğitim aldıklarını

Ve dahi

Bahriye zâbiti kadar donanımlı oldukları gören

Ve buna rağmen aslında “efrâd (er)” olduklarını idrâk eden Dersaadet’in bıçkın delikanlıları,

Gedikli” olmakdan hemen çark etdiler.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde bu sebeplerden dolayı Donanma Gedikli sınıfına talep, kısa sürede birden bire dibe vurdu.

1900’lü senelere gelindiğinde,

Bir tek dahi olsa talebe bulamayan Donanma Gedikli Sınıfı,

Yirminci asırın ilk senelerinde kapısına kilit vurdu!

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın tertip etdiği Donanmamızın ilk “gedikli” sınıf tezgâhlama teşebbüsü,

İşde böylesi derin bir hüsrân, büyük bir hayâl kırıklığı ve sonsuz bir küskünlük ile iflâs etdi.

Fakat hem bahriye efrâdının tâlim-taâllümü, boku-püsürü ile uğraşmakdan sıyrılmak

Hem de kendilerine zimmetli demirbaşları başkaları üzerine yıkmak için sinsice tuzaklar tezgâhlayan Bahriye zâbitân heyetimiz,

Bulduğu ilk fırsatda “köle”, “ortada sandık” ve yeni bir “gedikli” sınıfı tertip etmeye kararlı idi.

Burada yeri gelmiş iken önemli hatâyı tashih etmeliyim.

Bugüne kadar neşretdiği târihcelerde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı; Donanma Gedikli sınıfı için;

 

  • Kimi zamân “gedikli küçük zâbit”,

 

  • Kimi zamân “gedikli zâbit”,

 

  • Kimi zamân da “astsubay” tâbirini kullandı.

 

Bu yakışdırmaların hepsi câhilliğin alâmetleridir. Donanma Gedikli sınıfı, bunların hiçbirisi değildir.

Çünkü;

 

Birinci husus şudur; 1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesinde, bir tek dahi olsa “zâbit” kelimesi yokdur.

 

İkinci husus da şudur; 1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesi, nev-i şahsına münhasır bir nizâmnâmedir.

 

Bu Nizâmnâme ile ihdâs edilen Donanma Gediklisi nev-i şahsına münhasır bir asker sınıfıdır.

Deniz Kuvvetlerimizin bu gedikli sınıfını, çeşitli bahriye asker sınıflarına benzetmeye ve yamamaya çalışmasının iki sebebi olabilir,

 

Bu sebepler;

 

 1. Cehâletdendir, bunu anlarım.

 

2. Fakat daha ziyâde ihânetdendir, bunu affetmem!

 

Bahriyeli subaylarımızın böylesi hâince davranmasının asıl sebebleri de şunlardır;

Bugün burada belgeleri ile ortaya koyacağımız üzere,

Gerçek anlamda bahriye “zâbit” sınıfına dâhil olarak teşkil edilen “gedikli zâbit” sınıfını değersizleştirerek unutdurmaya çalışmak

Ve daha da mühimi,

Hem bahriye efrâdının tâlim-taâllümü, atleti-donu, boku-püsürü ile uğraşmakdan sıyrılmak

Ve hem de

Kendilerine zimmetli demirbaşları üzerine yıkacağı “köle”, “ortada sandık” ve yeni bir köle asker sınıfının teşkil edilmesine kendi akıllarınca meşru gerekçeler uydurmak telâşıdır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Ölmek/öldürmek ve öldürmeyi emretmek salâhiyyetini hâiz dünyânın meşru tek katil mesleği olan askerlikde;

Ölen/öldüren ve ölmeyi emreden asker arasında başka bir asker sınıfı olamaz!

İkinci Cihân Harbine kadar dünyânın haracını yiyen İngiliz Ordusunda

Ve dahi

 

İkinci Cihân Harbi’nden sonra dünyânın haracını yiyen Amerikan ordusunda, sâdece iki sınıf asker vardır;

 

1. Ölmeyi emreden mektebli muvazzaf subay,

 

 2. Ölmek ve öldürmek emrini yerine getiren alaylı mükellef er.

 

Türkiye Devletinin imzâlayıp taraf olduğu milletlerarası andlaşmalara göre de durum aynen böyledir.

 

Fakat darbeci beyaz subaylarımızın;

Anayasa’yı ayaklarının altında çiğneyerek iç hukukumuzda tertip etdikleri kimi gayri meşrû kânunlar ile ordumuzun askerlerini tefrikalara ve sınıflara böldüler.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

*  *  *  *  *

 

İnanması Zor! Lâkin, Durum Aynen Böyle!..

 

Aşağıda gördüğünüz sayfayı Milli Savunma Üniversitesine ait bir bağlantıdan şimdi indirdim.

Benim de 1981 senesinde mezun olduğum Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismini verdikleri uyduruk okulun târihcesinden bahseden bu yazıda,

Deniz Astsubaylığının târihinin 1890 “Donanma Gedikli Sınıfı” ile başladığı yalanını söylüyorlar.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat vaziyet hiç de öyle, Milli Savunma Üniversitesinin işkembeden üfürdüğü gibi değil!..

Deniz Kuvvetleri Komutanının bile bugün bu hakikâtin farkında olmadığından hiç şüphem yok!

1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesi bugün de hâlâ yürürlükdedir.

Çünkü bu nizâmnâmeyi ilga eden herhangi bir nizâmnâme, kânun vs. bulamadım;

1949 sene ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kânunu,

Ve dahi

Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz asker sınıfının târihinden söz eden 1995 seneli AYİM kararında, sâdece 1913 nizâmnâmesine atıf var.

Kendisinden sonra meriyyete konulan nizâmnâme ve kânunlarda da 1890 Donanma Gedikli Nizâmnâmesinden tek kelime bahis yokdur.

Bugün “astsubay” ismi ile bilinen asker sınıfı, 1951 senesinde 5802 sayılı kânun ile teşkil edildi. Bu kânunda da 1890 Donanma Gedikli sınıfı Nizâmnâmesine atıf yok!

Bu sebepden dolayı 1890 Donanma Gedikli sınıfı ile bugünkü “deniz astsubaylığı” arasında “halef-selef” bakımından hiçbir illiyet bağı yokdur.

1890 Donanma Gedikli sınıfı;

  • Nev-i şahsına münhasır bir bahriye asker sınıfı olarak teşkil edilmiş

 

  • Ve fakat rağbet görmediği için 10-15 senede iflâs etmiş müstakil bir asker sınıfıdır.

 

  • Bahriyemizde bugüne kadar mevcut olan hiçbir asker sınıfı ile de benzerliği yokdur!

 

Deniz astsubaylığı hakkında bugüne kadar neşretdiği târihce kitaplarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ortaya atdığı “bugünkü deniz astsubaylığı, 1890 Donanma Gedikli sınıfının devâmıdır” şeklindeki iddia, işkembeden söylenmiş kuyruklu ve  âdi bir yalandır. Hukûkî bakımdan da son derece mesnetsizdir.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1890 senesinde teşkil etdiği Donanma “Gedikli” sınıfının Nizâmnâmesinde Sultan II. Abdülhamid şöyle dedi;

 

Madde 29 — İleride icâbı hâle göre işbu nizâmnâmenin tevsi veya tâdili zımnında lüzumu tahakkuk eden mevaddın derç ve ilâvesi câizdir.

 

Bu cümlenin Türkcesi şöyle oluyor;

İleriki zamânlarda zuhûr edecek ihtiyâca göre bu nizâmnâme gelişdirilir veya değişdirililir.

Fakat öldüğü 1903 senesine kadar Bahriye Nâzırlığı yapan Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa,

1890 senesinde hazırladığı bu nizâmnâmenin tek kelimesine dahi dokunmadı.

Ve bu sınıfın kendi kendisini tasfiye etmesini gemi gövertesinden

Manda katara bakar gibi seyretdi…

1890 Nizâmnâmesine bakıldığında, Donanma Gedikli sınıfının;

 

  • Donanma zâbit sınıfına dâhil olmadığı bellidir,

 

  • Donanma Efrâd (Er) sınıfına dâhil olmadığı da bellidir,

 

  • Donanma zâbit sınıfı ile donanma efrâd sınıfı “arasında” yer aldığı da açık bir şekilde bellidir,

 

  • 1890 senesinden sonra Donanmamızda teşkil edilen hiçbir asker sınıfına benzemediği de çok bellidir.

 

  • Rütbe isimlerine bakdığımızda 1890 Donanma Gedikli sınıfının, bugün “astsubay” olarak bildiğimiz deniz asker sınıfının “selefi” olmadığı da besbellidir…

 

 

Donanma Gedikli sınıfının yapacağı görevler, nizâmnâmede en ince ayrıntısına kadar açıklanmış idi

Fakat  emeklilik hakkı ve tâbi olacağı askerî cezâ hukûku konusunda bu nizâmnâmede tek kelime yok idi. 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriye Encümeni nâmına söz alan Karesi Mebusu Ali Galip Efendi

1911 sesinde Meclis-i Mebusânda şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bugün mevcut Efrâdı Bahriye 6.000 adetten ibâret imiş. Zâbitânı tahkik ettik 5.600 imiş. Az daha beher efrât başına bir zâbit olacaktı.  Gedikli efrât tâbir olunan efrâd var ki, bunlar kat'iyyen zâbit olamazlar. Usûlen öyle vaz olunmuş vaktiyle. Fakat bu maksadı fark etmişler bunlar, bu Gedikli efrâdı da zâbit yapmışlar. Gedikli efrâddan maksat, adetâ bizim hânelerdeki kethüda kadınlar gibi, her vapurda bu Gedikli efrâd daima bulunuyor. Kethüda gibi her umura karışıyor vapurlarda. Gedikli efrâd böyledir. Yeni gelen efrâdı bunlara tevdi ederler. Bunlar kat'iyyen vapurlardan çıkmıyorlar. Orada bulunuyorlar. Bunlar zâbit filan olmuyor. Lâkin bunların dört senede bir maaşlarına zam olunur. Muahharan son defâ olmak üzere arzolunmuş, beş altı yüz ve belki daha ziyâde Gedikli efrâdı “zâbit” yapmışlar. Hülâsa, iş çığırından çıkmış gitmiş.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Padişah Sultan Hamid buyurduğu bir iradei seniyye (padişah fermânı) ileAsubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Alaylı 148 bahriye çavuşunu,

1908 senesinde mülâzım sâni rütbesine terfi etdirdi.

Bu çavuşlar, terfi etdiklerini zannederek zâbit kıyâfeti giymeye başladı.

Fakat dönemin Bahriye Nâzırı Hasan Râmi Efendi,

Padişahın bu fermânını mevkii tatbike koymadı.

Zâbitliğe terfilerinin işleme alınmadığını öğrenen 148 bahriye çavuşu, hakkını almak için meclise dilekce gönderdi.

Uzun müzâkerelerden sonra mebuslar,

Bahriyeli 148 çavuşun dilekçelerini reddeddi.

1908 İnkilâbından sonra, Bahriye Nâzırı Hasan Râmi Efendi’nin rütbesi alındı ve sürgüne gönderildi.

Kendinden önceki Bahriye Nâzırı Hasan Hüsnü Paşanın lakâbı “Mürteşi” idi.

Hasan Hüsnü Paşa gibi fenâ bir şöhreti olmasından ve isminin verdiği kolaylıkdan dolayı da

O’na “Harâmî” Paşa dediler.

 

 

Aynı celsede söz alan Sivas Mebusu Dağavaryan Efendi

Meclis-i Mebusânda şu ibretlik sözünü târihin hâfızasına kayıt etdi;

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

DAĞAVARYAN EFENDİ (Sivas) — Bir millet, yalnız nizâm ile yaşayıp ileri gidebilir. Merhamet ile hiçbir millet ne yaşar, ne ileriye gider. Bizim, Avrupa devletlerinden farkımız yalnız budur. Onlarda nizâm, kânun hüküm – fermadır. Bizlerde hissiyâtımız, merhametimiz hâkim ve âmirdir. Artık müzakere kâfidir. Ne kadar dinledik ise, hepsi birdir. Kânunun sadâsını çok vakit ayak altına alıyoruz.

Böyle gidersek, biz, bu mülkü batıracağız.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde, bu şerefli zâbit Ali Rıza Paşa,

1911 senesinde meclisde şu târihî sözünü söyledi;

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Askerî Harcırah Kanunu_ İnikad-75);

RIZA PAŞA (Topçu Ferîki) — (…) Bugün orduya muktedir zâbit yetiştirmek - Hey'et-i kiram belirler ki - Avrupa'da bir mes'ele-i mühimme-i içtimaiyyeden mâduttur. Almanlar bugün dünyâya nümûne-i imtisal olan o güzel ordularına, zâbitleri vasıtasıyla nail olmuşlardır. Hey'et-i zâbitânının mükemmeliyeti sayesinde ordu da terakki ve tekemmül etmiş ve bugün herkes için numune-i imtisal olmuştur.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Birinci ve İkinci Cihân Harbini, Almanya başlatdı.

Bütün dünyâya meydan okumasının da kendine göre çok haklı sebepleri var idi.

 

NATO görevinde iken Napoli’de 1994 senesinde tanışdığım bir Alman deniz yarbayı, sohbetimiz esnâsında bana şöyle dedi;

Göreceksiniz! Üçüncü Cihân Harbini de gene biz başlatacağız!

 

Amerika’nın kucağına oturmuş iken dübürden kahramanlık taslayan bizim mütarekeci subaylarımız işitsin!

Dünyâ savaşlarını başlatmasında Alman subaylarının neler yapdığını da inşallah başka bir makâlede anlatırız.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1890 Donanma Gedikli nizamnâmesi,

Donanma gediklilerinin “zâbitliğe nakil edilmeleri asla câiz değildir” diyor idi!

Bu sebepden dolayı 1890 senesindeki “ilk gedikli sınıfı” denemesi, 1900’lerin başında iflâs etdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bu iflâsdan ders alan dönemin Bahriye Nâzırı Çürüksulu Mahmûd Paşa,

İngiliz Amiral Gamble Paşa’nın 1910 senesinde hazırladığı rapor üzerine

Padişah Sultan Mehmed Reşâd’a arz eylediği bir layihâ ile

1913 senesinde bahriye (donanma) “gedikli” sınıfını “ikinci kez” olmak üzere teşkil etdi.

Süfûn-u Hümâyûn Gedikli Sınıfı;

Tekâ’üd husûsunda Askerî Tekâ’üd Kânûnuna tâbi olacak

Ve dahi

Rütbelerine mahsûs mecmû’-ı müddet olan 17 seneyi ikmâl eyledikden sonra hakk-ı tekâ’üdü ihrâz edecekler idi. 

 

Fakat

Askerî cezâ husûsunda gedikli sınıfı askere yapılacak muâmele konusunda bu kânunda hiçbir hüküm yok idi. 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Deniz Astsubaylığının târihi söz konusu olduğunda;

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız 1890 Donanma Gedikli sınıfının târihini yazar iken

Bahriye Nâzırı Mürteşi Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’dan söz etmeyi kendine bir nâmus borcu bilir.

Fakat  bugünkü “deniz astsubaylığına” menşe teşkil eden başka kânunlar olduğunu da hep inkâr eder.

Nitekim 1913 senesinde meriyyete konulan bu nizâmnâmeyi,

Her niye ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız hep ıskalamayı tercih eder.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


Donanma Gedikli sınıfının ikinci kez teşkil edilmesine dâir olmak üzere kabul edilen bu kânun;

Padişah Sultan Mehmed Reşâd’ın “bir defâya mahsus” olmak şartı ile irâde buyurduğu “muvakkat” (geçici) bir kânundur.

Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da;

Bu kânun ile “zâbit” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilen “süfün-i hümâyun gedikli sınıfı” da “muvakkat” (geçici) bir donanma asker sınıfıdır.

Bütün devletlerin dünyâ harbine hazırlandığı günlerde,

Askere giden gençlerin geri dönmeyeceğini vatandaş çokdan öğrenmiş idi.

Câzip şartlar da vaad etmediğinden dolayı bu “gedikli” sınıfı da rağbet görmedi.

Donanma gedikli sınıfı teşkil etmek için

Taş kafalı beyaz bahriye zâbitân heyetimizin çıkartdığı bu ikinci kânun da kısa sürede iflâs etdi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1890 senesindeki Donanmada “ilk gedikli” sınıfı denemesi 1900’lerin başında iflâs etdi.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

1913 senesindeki Donanmada “ikinci gedikli” sınıfı denemesi  de

Bu askerin “zâbit” sınıfına dâhil olmasına rağmen aynı sene içinde iflâs etdi.

 

 

Bu iflâslardan ders alan dönemin Bahriye Nâzırı Ahmed Cemâl Paşa,

Gene İngiliz Amiral Gamble Paşa’nın 1910 senesinde hazırladığı rapor üzerine

Padişah Sultan Mehmed Reşâd’a arz eylediği bir layihâ ile

1914 senesinde bahriyede “ilk kez” olmak üzere “üç sınıf asker” birden teşkil etdi.

 

 

 

  

Bugüne kadar geçen 105 sene içinde aşağıdaki şu belgeyi ilk gören sizler oluyorsunuz!

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1914 seneli Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitânı ile Gedikli Zâbitânı Kânun-ı Muvakkat isimli bu kânunun

Beşinci maddesi şöyle emrediyor idi;

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Bu kânun ile aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üç sınıf asker geçici (muvakkat) olarak teşkil edildi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu kânuna göre teşkil edilen üç asker sınıfının en üst aşaması olan 1914 Bahriye Gedikli Zâbit Sınıfı;

 

  • Tekâ’üd husûsunda zâbitân misüllü Askerî Tekâ’üd Kânûnuna tâbi olacak,

 

  • Namzetliklerinden itibâren 17 seneyi ikmâl eyledikden sonra hakk-ı tekâ’üdü ihrâz edecek,

 

  • Askerî cezâ husûsunda da gene zâbitan misüllü Askerî Cezâ Kânûnnâmesine tâbi olacak idi.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

1914 Bahriye “Gedikli Zâbit” rütbe işâretlerinin rengi “sarı

Küçük Zâbit” rütbe işâretlerinin şekli aynı fakat rengi “kırmızı” idi.

Rütbe işâretlerinin renginin “sarı” olması,

Bugünkü “deniz astsubay” sınıfının, geçmişdeki “gedikli zâbit” sınıfının devâmı olduğunun gizli bir delilidir.

 

 

*  *  *  *  *

 

 

İngiliz Amiral Gamble Paşa’nın tavsiyesi üzerine hazırlanan 1914 Bahriye “gedikli zâbit” kânunu ile

Bahriye zâbiti” hâricinde olmak üzere üç sınıf bahriye askeri birden teşkil edildi.

 

1. Bahriye “Mükellef” Efrâd (Er) sınıfı,

 

2. Bahriye “Mükellef” Küçük Zâbit sınıfı,

 

3. Bahriye “Muvazzaf” Gedikli Zâbit sınıfı.

 

 

172 numara ve 1914 seneli bu kânun

Ve dahi

1916 seneli Makine Çırakları Nizâmnâmesinden kolayca anlaşıldığı üzere

 

Bahriyedeki bu asker sınıfları;

 

  • Birbirini ikmâl eden (besleyen)

 

Ve

 

  • Sınıflararası dikey geçiş imkânı veren bir kânun idi.

 

Bu kânuna göre Efrâdı Cedide (Acemi Er) Mektebine kayıt yapdıran bir gencimiz;

Makineci Çırağı olmak için 5 sene,

Gemici Çırağı olmak için ise 4 sene tâlim-taâllüm görüyor idi.

 

Bu tâlim-taâllüm sonunda;

 

1. Hem nizâmiye (mükellef) askerliğini yapıyor

2. Mükellef askerliğini tamamladıktan sonra donanmada askerlik yapmaya devâm etmek isder ise şâyet,

 

Belli süre ve şarta bağlı olarak;

 

Evvelâ; “mükellef” küçük zâbit

 

Akabinde de “muvazzaf” gedikli zâbitliğe dikey olarak terfi edebiliyor idi.

 

Bu durum, İstiklâl Harbi esnâsında ve 1927 senesine kadar 14 sene devâm etdi.

 

 

*  *  *  *  *

 

1914 Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitânı ile Gedikli Zâbitânı Kânunu Meclisde müzâkere edilir iken

23 Ocak 1915 Cumartesi günü söz alan Kengiri mebusu Fazıl Berki Bey,

Bahriye gedikli zâbitliği hakkında bakınız, neler dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

FAZIL BERKİ BEY (Kengri)Bahriye Efrâdı ve Küçük Zâbitân ile Gedikli Zâbitânı Kânunu, Meşrutiyete nâil olduğumuz beş altı seneden beri Bahriye Nezâretinin, meclisimize bahriyenin terakki ve tealisi için göndermiş olduğu ilk kânundur. Binaenaleyh meserretle telakki edilmeye şâyandır. Asıl bu kânunun rûhu gedikli zâbitân kısmına ait olan cihetidir.

Gedikli zâbitânı, bahriye meselesinde adeta bir hayât ve memat vazifesi ifâ etmektedir.

 

Gedikli zâbitânı demek sefaini bahriyenin demirbaş insanları demektir. Sefain-i bahriyenin demirbaş eşyası olduğu gibi, demirbaş insanları da yani yirmi sene, yirmibeş sene aynı vazifede bir şubei fende sahibi ihtisas olan insanlara ait olan bir tâbirdir. Eskiden bunlar intihab ediliyordu, daha doğrusu gedikli olanlara zâbitlik tevcih ediliyordu. Hâlbuki bunlar bahriye harp zâbiti olmadıklarından mesela, ateşçi, topçu, nişancı, işaretçi olan bir zâtın doğrudan doğruya zâbit rütbesini hâiz olması, bunlar arasında suitefehhümleri mucip oluyordu.

Yeni kânunda tadilât icra edilmiş, yalnız zâbitân bunlara bir işareti mahsus verilmiş ve 20-25 sene aynı meslekte hizmet edeceklerinden şevk ve gayretlerini tezyit etmek maksadı ile maaşları da sunufa taksim olunmuştur. Mücavir devletlerde de bu usûl kabul olunmuş, bundan pek çok istifâde olunmuştur. Bu kânunu muvakkat mevki-i icrâya vaz olunduğu zamândan beri pek çok istifade edilmiş, yani hangi cihetleri muhtaç, muhtacı tadil ve tebdil olduğu görülmüş, Mesela, maaşatı kâfi derecede görülmemiş olmalı ki rağbet az olmuş ve bundan dolayı hükümetle encümen beyninde itilaf hâsıl olarak maaşât mümkün mertebe tezyit edilmiştir.

Diğer taraftan, zannederim ki bu kânunun muvakkat olarak icrayi hükmetmesi ve matlub olan rağbete mazhar olmaması, Millet Meclisinde müzâkeresi esnasında münakaşa ile belki de ref edileceği varidi hazır olmasından ileriye gelmiştir.

Hâlbuki bu kânun kabul edilecek olursa rağbet fevkalade artacaktır, çünkü oraya bir kere tezkere terk ettikden sonra vakfı hayat edenler 50 yaşına kadar bahriyenin bir sınıfı mahsusu olarak kalacaktır ki, böyle uzun müddet için bir vazifeye girmiş olanların istikbâlini düşünmesi de elbette vazifesidir. Binaenaleyh, bahriyenin terakki ve tealisi her türlü fedakârlığı ihtiyardan içtinap etmeyen milletin vükelayi muhteremesi bu kânunu hükümetin muvafakati ile encümenin tadili vechile kabul edeceğinden hiç şüphem yoktur.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Deniz Kuvvetleri (Bahriye)’nde “gedikli zâbitlik” 1914 senesinde teşkil edildi.

Kara (Berrî) Ordumuzda ise “kara hava sınıfı gedikli zâbitlik” 1917 senesinde teşkil edildi.

Hem Bahriye’de hem de Berriye’de; gedikli zâbitlik müstakil birer “zâbit” sınıfı olarak teşkil edildi.

Bahriye’de ve Berriye (Kara Ordumuz)’de teşkil edilmesinin kan donduran sebeplerini de sırası ile;

 

Ve

 

1929 senesinde de 1492 sayılı kânun ile deniz ve kara hava gedikli zâbit sınıfı külliyen ilga edildi.

Deniz ve kara hava gedikli zâbit sınıfı,

1914 senesinden 1923 senesine kadar tam 10 sene devâm eden İstiklâl Hârbi’nde canı bahasına harb etdi.

Pilot yapmak için gönüllü zâbit bulamayan Bahrî ve Berrî Ordularımız;

Bu gedikli zâbitânı, harbiyeli zâbitin yerine ölmesi için “pilot” yapdı.

 

Fakat harb bitince de gedikli zâbitânı;

  • 1927 senesinde “er” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbitliğe” tenzil etdiler.

 

  • 1929 senesinde de kullanılmış kağıt mendil gibi bir kenara atdılar.

 

Deniz ve kara hava sınıfı gedikli zâbitâna ordumuz o kadar vefâsızlık ve hâinlik etdi ki…

Gedikli zâbit sınıfı ordumuzun âdeta cüzzamlı askerleri oldular.

Deniz ve kara hava sınıfı gedikli zâbitâna ordumuz;

  • Gedikli erbaşdan daha az maaş verdi,

 

  • Cezâ vermeye gelince kânunlarda “zâbit” sınıfına dâhil etdi,

 

  • Fakat özlük hakları vermeye gelince “er” sınıfına dâhil etdi.

 

5434 sayılı Emekli Sandığı Kânununda hâlen mevcut “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtını

Türk Dil Kurum’u, 1944 senesinde neşretdiği ilk Türkce Sözlüğe dâhil etmedi.

Sonraki senelerde neşretdiği sözlüklere de dâhil etmedi.

Açın, bakın, görün ve inanın!..

Bugün elimizde olan güncel Türkce Sözlükde de “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtı mevcut değil.

Genelkurmay Başkanlığı da bu iki tâbire âdeta cüzzamlı muamelesi yapdı;

1929 senesinden sonra neşretdiği yeni kitaplara “gedikli zâbit” tâbirini dâhil etmedi.

Cârî askerî talimât ve mevzuâtda mevcut olan “gedikli zâbit” ve “gedikli subay” tâbirâtını da tek tek ayıkladı.

Amerikan Kara, Deniz ve Deniz Piyâde Ordularında “gedikli zâbit” (gedikli subay) sınıfı bugün de hâlâ mevcut.

Fakat Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları bu “gedikli zâbit” tâbirinden o kadar korkdu ki

Neşretdikleri İngilizce sözlüklere “gedikli zâbit” (gedikli subay) tâbirâtını bugün bile hâlâ dâhil edemiyorlar.

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriye küçük zâbit ya da gedikli zâbitliği söz konusu olduğunda kânunlarda, 1915 seneli kânuna atıf yapılır. Fakat kabul edilen ilk kânunun târihinin 20 Nisan 1914 olduğunu hatırda tutmalıyız. Kabul edildiği 1915 senesinde kânunlara sayı vermek kuralı mevcut değil idi. Bu sebepden dolayı atıf yapılan çeşitli kânunlarda; meselâ 5434 sayılı Emekli Sandığı Kânununda, 1915 seneli bu kânunun numarasının 172 olduğu yazılıdır.


 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

 

Yeri gelmiş iken bir galat-ı meşhuru daha burada tashih edelim.

Yazdıkları astsubay târihcelerinde kimi meslekdaşlarım

Sağ tarafınızda gördüğünüz barûtî siyah çuhadan mamûl nevresim (kaput, kısa palto) giymiş şu bahriyelinin “gedikli zâbit” olduğunu söylerler.

 

Doğrusunu söylemek gerekir ise şâyet,

Ben Eski Tüfek de bahriyeli bu askerin “gedikli zâbit” olduğunu zannediyor idim.

Fakat tetkik etdim ve hakikâti öğrendim.

 

Aşağıda resmini gördüğünüz Ordu Kıyafet Kararnamesi Şekilleri isimli 1933 seneli kitaba bakdığımızda

Bahriyeli bu askerin aslında,

1492 sayılı "baskın" bir kânun ile 1929 senesinde alelacele teşkil edilen “gedikli küçük zâbit” sınıfının son aşaması olan

Ve

Bu kânunun Komisyon Raporunda itiraf edildiği üzere Alman Bahriyesinden aşırma

Ve dahi

Kazancı şubesinden bahriyeli “başgedikli” olduğunu anlıyoruz.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Bahriye Küçük Zâbit ve Gedikli Zâbit Rütbe İşâretlerini Hangi Devletden Aşırdık?

 

Makâlemizin ilk sayfalarında bahriye gedikli zâbit sınıfını İngilizlerden aşırdık demiş idim.

Bugün kullandığımız asubay “rütbe işâretlerini” de gene İngilizlerden aşırdığımızı bu sayfalarda isbat edeceğiz.

Bu iddiamızı isbat etmek için de iki belge kullanacağız;

 

1. 1915 senesinde neşredilmiş İngiliz Gemicilik El Kitabı

2. Ve bir İngiliz Bahriye erinin 1916 senesinde çekdirdiği resim.

 

İngiliz Gemicilik El Kitabı’nın kapak sayfası ve konumuz ile ilgili olan sayfası şunlar;

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

İngiliz Bahriyesinde Ne idi?, Osmanlı Bahriyesine Ne Oldu?

 

Ben, Şükrü IRBIK, yukarıda ortadaki resim hakkında bilgi vermek isdiyorum.

İngiliz Bahriyesinde 1849 senesinde başlayan bir gelenek var. Görevini başarı ile yapan ve siciline cezâ işlenmeyen bahriye erâtı belli süreler ile yukarıda ortada görülen “V” şeklindeki “mümtaz şahsiyet işâreti” (Good Conduct Badge) ile taltif ediliyor idi.

 

1916 senesindeki yönetmeliğe göre bu şartları yerine getiren bahriye erâtı; 3, 8 ve 13’üncü senelerde birer adet olmak üzere yukarıda görülen “V” şeklindeki işâreti sol kol pazusuna takıyor idi. Bahriyeli erâta bu işâretlerden en faz üç adet veriliyor ve taltif edilen erâtın maaşına zam yapılıyor idi. Böyle bir taltif yöntemi bizim ordularımızda hiçbir zaman olmadı.

 

Aşağıda, İngiliz Bahriyesi HMS Forester muhribinden George Smith isimli İşâretci Çavuş’un,

1916 senesinde çekdirdiği şu hârika resimi görüyorsunuz.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  • Bu İngiliz Bahriye Çavuşunun;

 

Sağ kolunda gördüğünüz şekil, askerin mesleğini gösderir. Bu asker, "İşâretci" sınıfına mensubdur.

 

 

  • Sol kolunda gördüğünüz çifte “V” şekli ise;

 

Bu askerin iki kere “mümtaz şahsiyet işâreti” aldığını gösderir.

 

 

 

  • Çift “V” işâretinin üzerinde görünen çifte çapraz çıpa ve onun üstündeki taç ise;

 

Bu askerin rütbesinin "Çavuş" olduğunu gösderen rütbe işâretidir.

 

 

İngiliz Bahriye erâtına 1916 senesinde verilen “V” şeklindeki “mümtaz şahsiyet işâreti” (Good Conduct Badge),

Aşağıda görüldüğü üzere 4, 8 ve 12’nci senelerde bugün dahi aynı şekilde veriliyor.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

////

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Şimdi, buraya kadar verdiğimiz bilgiden maksadımız şudur;

Bizim her boku bilen bahriye zâbitimiz,

İngiliz Bahriyesinde görevini iyi yapan ve cezâ almayan erâta verilen

Ve dahi

Yukarıdaki resimde, İngiliz Bahriye Çavuşu Corc’un sol kolunda gördüğünüz “mümtaz şahsiyet işâretini”;

 

  • Bizim "bahriye gedikli zâbiti" için “rütbe işâreti” olarak seçmiş,

 

  • Mümtaz şahsiyet işâreti”nin üzerinde gördüğünüz çifte çapraz çıpa işâretini de bizim "küçük zâbitân" için rütbe işâreti olarak seçmiş!

 

Gedikli zâbitliğin 1929 senesinde ilga edilmesi ile birlikde bu “mümtaz şahsiyet işâretini” sırası ile;

 

Gedikli küçük zâbit,

 

Gedikli erbaş

 

Ve en son olarak da

 

"Astsubay" dedikleri biz köle askerlerin "rütbe işâreti" olarak kabul etmiş.

 

Demek ki bizim beyaz zâbitânın aklı, ancak buna yetmiş!..

 

İşde, İngiliz Bahriyesi Er rütbe işâretleri.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

İşde, bizim bahriye küçük zâbit ve gedikli zâbitinin kol ve omuzluk (apolet) rütbe işâretleri…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Peki, Kim Yapdı?

 

Peki,

İngiliz Bahriye “erâtına” verilen “mümtaz şahsiyet işâretini

Bizim “gedikli zâbitimiz” için “rütbe işâreti” olarak seçen kişi kimdir?

Buyurun, 1910 senesinden bugüne kadar geçen 109 sene içinde bu bilgileri ilk öğrenen sizler oluyorsunuz.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1885 senesinde girdiği Mekteb-i Şahâne (Deniz Harp Okulu)’nin makine bölümünden çarhcı olarak 1891 senesinde mezun oldu. Bu mektebde muallim iken istifaya zorlandığı için görevden ayrıldı. Aynı okulda matematik ve edebiyat muallimliği yapdı. Gemi makinelerini tahsil etmek için İngiliz Bahriye Mektebinde tahsil gördü. Sipariş edilen projektörlerin muayenesi ile 1909 senesinde İngiltere’ye gönderilen Mekteb-i Bahriye Muallimi Çarhcı Kolağası İbrahim Aşkî Efendi’den Osmanlı Bahriye Nezâreti, İngiltere’deki bahriye mekteblerini tetkik etmesini istedi. Dönüşünde hazırladığı rapora göre de Osmanlı Bahriye Mektebleri başdan aşağı teşkil, tâdil ve tensik edildi. Kolağası İbrahim Aşkî Efendi sonraki târihlerde Tedrisât-ı Bahriye Müdürlüğü de yapdı.

 

İşde,

İngiliz Bahriye erâtının kullandığı “V” harfi şeklindeki “mümtaz şahsiyet işâreti” (Good Conduct Badge)’ni Osmanlı Bahriyesi;

 

  • Bahriye Küçük Zâbit

    Ve dahi

  • Gedikli Zâbit rütbe işâreti olarak sokuşduran kişi de

 

Müstafî bahriye zâbiti İbrahim Aşkî Efendi olmalıdır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Sol tarafınızda gördüğünüz şu bahriye askerine gelince …

Omuzundaki apolete bakdığımda ben, çift “V” işâreti gördüm. Bu çift “V” işâretinin üst kısmında ise bahriyeye özgü  “mayın” işâreti var.

Demek ki bu bahriyeli asker, mayın şubesine mensub ikinci sınıf gedikli zabit imiş!

 

İcâd edildiği senelerden beri kılıç, muharip askerlik mesleğinin en müşahhas simgesi oldu.

İşde bu sebepdendir ki subaylarımızın derneği TESUD, simge olarak kendine kılıcı seçdi.

 

Bizim ordumuzdaki gedikli zâbitler de tıpkı zâbitânımız gibi merâsimlerde kılıç taşıyorlar idi. Fakat kılıcı da belimizden aldılar. 

 

Bu resimdeki bahriye gedikli zâbitin sol kalçasında taşıdığı ve sol eli ile kabzasından gurur ile kavradığı kılıca gelince.

Bu konuda subaylarımızın yapdığı orospu çocukluğunu da

Vakdi gelince Eski Tüfek fâş eyleyecek, inşallah!..

 

 

*  *  *  *  *

 

1914 senesinde muvakkat olarak mevkiyi icrâya konulan Bahriye Efrât ve Küçük Zâbit ile Gedikli Zâbitân Kânunu,

1915 senesinde tasdikan meriyyete konuldu ve icrâ edilmesine devâm edildi.

Bu kânuna göre;

Bahriye Efrâdı,

Küçük Zâbit

Gedikli Zâbit maaşları şöyle idi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

1915 Bahriye gedikli zâbit nizâmnâmesinde bir tâdil icrâ etmek için yapılan müzâkerede söz alan

Meclis-i Ȃyan üyesi Ahmet Rıza Bey,

Bahriye gedikli zâbitliği hakkında şu çok çarpıcı hususu tesbit etdi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

REİS — Esas hakkında başka bir mütalaa yoksa maddelere geçelim. O vakit beyefendi hazretlerinin buyurdukları gibi maddeyi de ayrıca okuruz. Başka bir mütalaa var mı? («Hayır» sesleri)

Birinci maddeyi okutuyorum :

Madde 1. — Efradı Bahriye ve Gedikliler hakkındaki 22 Rebiülahir 1333 ve 24 Şubat 1330 tarihli Kanunun 15’inci maddesi berveçhiati tadil olunmuştur. (18 yaşından dûn olmamak ve henüz muayenei intihaîyye görmemiş bulunmak üzere berveçhi ati şeraiti haiz olanların gönüllü olarak Bahriye Nezaretince Efradı Bahriye meyanına kayd ve kabulü caizdir.

Gönüllü olarak kayd ve kabul olunacak efradın, bilumum sevahili Osmaniye seyrü sefaine salih enhan sevahilinde mütemekkin gemicilik ve ateşçilik ve motorculuk ve kılavuzluk ve yağcılık ve dalgıçlık ve telsiz telgrafçılık ve elektrikçilik ve demircilik ve tornacılık ve tesviyecilik ve dökmecilik ve kalçınlık ve gemi marangozluğu ve buna mümasil sanayii bahriye ile meluf ve teşekkülâtı bedeniyece elverişli ve hüsnü ahlak sahibi olmaları şarttır. İşbu kanun mucibince gönüllü olarak kayd ve kabul olunacak efrad, Efradı Cedide Mektebine sevk olunurlar ve hemsinleriyle muamelei askeriye görürler)

«Efradı Bahriye meyanına 18 yaşından dûn olmamak üzere gönüllü alınabilir. Bunlar, Efradı Cedide Mektebine sevk ve hemsinleriyle muamelei askeriye görürler. Bu gibi gönüllü efradın malumatı iptidaiye ve hüsnü ahlak sahibi ve teşekkülâtı bedeniyece muntazam ve evsafı matlubeyi haiz olmaları lazım geldiği gibi, bunların münhasıran dairei bahriyece intihap ve kabul edilmeleri şarttır.»

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

AHMET RIZA BEYBir defa bu kadar sanata vakıf bir adam bulunacak olursa, onu Bahriye Nâzırı yaparlardı. Böyle sanat sahiplerinin mektebe gitmesini anlamam. Bâhusus, bu adam kıtlığında bu madde nasıl tatbik olunabilecektir?

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 Ecnebi inşaatı bahriye fabrikalarına izam olunacak tersane amele çırakları hakkında kanun layihası müzâkere edilir iken

Bahriye Nezâreti Müsteşarı sıfatı ile Meclis-i Mebusânda söz alan Sivas mebusu Vasıf Bey şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1917— MMZC, İ_51, 8 Mart 1333 (1917), Perşembe.

 

4 — Ecnebi inşaatı bahriye fabrikalarına izam olunacak tersane amele çırakları hakkında kanun layihası;

 

VASIF BEY (Bahriye Nezareti Müsteşarı): (…) Avrupa donanmalarında ihtisasları itibariyle zâbitân kadar hizmet eden ve bu vazifeyi gören mütehassısların gedikliler olduğu anlaşıldığından (…)

Tersanenin amele sınıfı gibi dûn paye addedilen bir kısım çırak ve yamaklarına ait bir meseleye bu derece ehemmiyet verilmesini bir teveccüh addeder ve teşekkür eyleriz.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikasının bu kısımının konusu ile alâkalı değil!

Fakat “Donanma Gedikli Zâbit” sınıfından söz etmiş iken

Gedikli Zâbit” sınıfının Kara (Berrî) Ordumuzda teşkili hakkında da bir çift söz edelim.

 

Kara (Berrî) Ordumuzda ise "Gedikli Zâbit" sınıfı “Tayyare Gedikli Zâbit” isimi ile

Aşağıda gördüğünüz şu kânun ile ilk defâ olmak üzere 1917 senesinde teşkil edildi.

 

Uyduruk, düzmece ve yalanlar ile dolu ısmarlama askerî târihimizde

Bugüne kadar beyaz subaylarımızın hiç söz etmediği aşağıdaki şu bilgileri de

İlk defâ olmak üzere siz kıymetli okuyanlar

Bugün, burada Eski Tüfek’den öğreniyorsunuz…

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Yukarıda gördüğünüz kânunda iki hususa lutfen dikkat buyurun!

 

Birinci husus şudur;

Bu kânunun isiminde “gedikli” olarak tesmiye edilen asker sınıfının

Gedikli zâbit” olduğu kânun metininde sarahaten izhar edilmiş.

 

İkinci husus da şudur;

Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen asker sınıfını da “neferât (er)” tâbirine dâhil etmişler,

Ki doğrusu da budur.

 

Çünkü;

Burada gördüğünüz Küçük zâbitlik” aslında "Mükellef er (nefer)” sınıfına dâhil olan

Ve dahi

1951 senesinden beri bugün bize hâlâastsubay” olarak yutdurulan köle” asker sınıfının ta kendisidir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

18 Ekim 1923 Perşembe günü meclis, askerî mektebler talebesinin maaşına zam yapmak için toplandı.

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

357 sayılı kânun ile Bahriye Gemici ve Makineci Çırak Mektebleri talebelerinin maaşına zam yapıldı.

25 Mayıs 1923 Cuma günü bu kânun teklifini TBMM’ye arz eden Müdafaâi Milliye Vekili Kâzım,

Bahriye Gemici ve Makineci Çırak Mektebleri talebelerinin “doğrudan doğruya zâbit” sınıfına dâhil olduğunu tasdik etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

28 Ekim 1923 Pazar günü TBMM tekrar içtima eyledi.

Kabul etdiği Berrî, Bahrî, Havâî ve Jandarma Erkân Umerâ ve Zâbitân ile Me’mûrîn ve Mensûbîn-i Askeriyye Ma’âşât ve Tahsisât-ı Fevka’l-Ȃdeleri Hakkında Kânun isimli 360 sayılı kânun ile;

Erkân, umerâ ve zâbitâna fevkalâde tahsisât ve maaşât verildi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat TBMM, bu kânunda “bahriye gedikli zâbit” sınıfını unutmuş idi.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

24 Mayıs 1924 Cumartesi günü içtima eyleyen TBMM,

Bahriye gedikli zâbit” sınıfına fevkalâde tahsisât ve maaşât vermek için 508 sayılı kânunu kabul etdi.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu içtimada söz alan Zonguldak Mebusu Tunalı Hilmi Bey,

Fevkalâde tahsisât ve maaşât verilmeyen “Bahriye gedikli zâbit” sınıfı hakkında bakınız, neler söyledi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TUNALI HİLMİ BEY (Zonguldak) — Efendim, şu Gedikli Zabitanı Kanununu çıkaralım.

Yazıktır bu kahramanlara!

 

 

 

REİS — Çıkaracağız efendim. Fakat bu saatte çıkarmak imkânı yoktur. Efendim, akşama on dakika kaldı onun için celseyi tatil edeceğim.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TUNALI HİLMİ BEY (Zonguldak) — Bir kere de Meclis iftarını burada yapıversin. Asıl hayır budur.

 

 

 

REİS — Efendim, bu gece saat dokuzda içtima etmek üzere celseyi tatil ediyorum.

 

 

 11 — Bahriyedeki Gedikli Zabitanın maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri hakkında Başvekâletten mevrut (1/499) numaralı kanun lâyihası ve Muvazenei Maliye Encümeni mazbatası:

 

 

 

 

REİS — Müzakeresine başlıyoruz.

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti

Başvekâlet

Kalemi Mahsus Müdiriyeti

Adet : 20.4.1340

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine

 

Bahriyedeki gedikli zabitanın maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri hakkında Müdafaai Milliye Vekâleti Celilesince tanzim olunup, İcra Vekilleri Heyetinin 20.4.1340 tarihli içtimaında ledettezekkür Meclisi Âliye arzı karargir olan kanun ve esbabı mucibe lâyihaları muktezasını ifasına müsadei devletlerinin şayan buyurulması ricasiyle rapten takdim kılınmıştır efendim.

 

Başvekil

İsmet (İNÖNÜ)

 

 

 

Esbabı Mucibe Lâyihası

Bu defa intişar eden 22 Teşrinievel 1339 tarihli (360 sayılı kanun. IRBIK) erkân, ümera ve zabitan maaşatı hakkındaki kanunda muhassesatları mensubini askeriye meyanında gösterilmiş olan gedikli zabitanı, mensubini askeriyeden (İsmet Bey yalan söylüyor. Gedikli zabitanlar, 360 sayılı kanunda yok.) olmayıp doğrudan doğruya gedikli zabitanın (Fakat bu eksikliği fark etdiler ve 508 ile gedikli zabiti ilave etdiler. IRBIK) menşelerine esas olan ve 21 Kânunusani 1331 tarihli (09 Şubat 1916) nizamname mucibince teşkil olunan çırak mektepleriyle  ihtisas kurslarının bermucibi program safahatı tedrisiyelerini itmam ve donanmada muayyen bir müddet bilfiil hizmeti askeriyelerini ikmal ettikten sonra imtihan neticesinde ispatı ehliyet edenler gedikli zabit unvanını haiz olmak üzere üçüncü sınıf gedikli zabiti nasbolunurlar. Halen mevcut olup üçüncü sınıf ve mafevk rütbeleri haiz bulunan gediklilere 24 Şubat 1330 tarihli kanunun beşinci maddesi mucibince Gedikli zabiti unvanı verildiği gibi yirminci maddesi mucibince namzetliklerinden itibaren on yedi seneyi ikmal edenlere zabitan misillü Askerî Tekaüt ve İstifa Kanununa tabaan hakkı tekaüt ve yirmi üçüncü maddesine tevfikan da hizmeti muvazzafai askeriyelerinin hitamından yedi sene sonra hakkı istifa verilmekte ve yirmi ikinci maddesi mucibince de elli iki yaşını ikmal edenler tahdidi sinne tabi tutulmaktadırlar.

Merasim ve teşrifatı askeriyede ise kanunu mezkûrun beşinci maddesi mucibince birinci sınıf gedikliler mühendis, yani mülâzımısaninin mafevki ve mülâzımın maddunudurlar. Vazife itibariyle sefaindeki zabitan misillu mesuliyet deruhte etmeleri ve kanunu mezkûrun yirmi altıncı maddesinde mevcut cetvel mucibince de maaşat ve tahsisatlarının gayesi sabıkına nazaran kıdemli yüzbaşı ile binbaşı arasında bulunması gediklilerin zabit sınıfına ithallerini zarurî kılmış olduğundan gedikli zabıtan hakkında vaziyeti sabıkına kıyasen tertip edilen maaş ve tahsisatı fevkalâdelerine ait lâyihai kanuniye arz ve takdim olunmuştur.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

Türkiye

Büyük Millet Meclisi

Muvazenei Maliye Encümeni

57

15.4.1340

 

Muvazenei Maliye Encümeni Mazbatası

Bahriyedeki gedikli zabitanın maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri hakkında Müdafaai Milliye Vekâletince tanzim edilip, Başvekâlet tarafından Meclisi Âliye takdim ve Encümenimize havale buyurulan lâyihai kanuniye mütalâa ve müzakere olundu. Gedikli zâbitân doğrudan doğruya zabitan sınıfına mensup bulundukları halde bunlar 22 Teşrinievvel 1339 tarihli kanun ile zabitana yapılan zemaimden istifade etmemiş olduklarından teklif olunan lâyihai kanuniye Encümenimizce de kabul edilerek Heyeti Umumi reye arz olunmuştur.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

TBMM’de o gün şöyle bir müzâkere cereyân eyledi.

Bahriye gedikli zâbitliği hakkında kimin ne dediğine siz karar verin gayrı…

 

 

REİS — Söz isteyen var mı efendim?

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

MUHTAR BEY (Trabzon) — Efendim, merbut cetvelde filhakika maaş ve tahsisatlar gösterilmiştir ve bunlar kabul edilecektir zannındayım. Yalnız ciheti askeriye ile bunlar arasındaki maaşı asliler nispeti fazladır. Yani bunların maaşı aslileri, ciheti askeriyede mevcut olan zabitanın maaşı aslilerinden fazladır. Aslolan maaşı aslidir. Onun için bunun da ciheti askeriyenin muadili olan maaşı asliler gibi tadilini istirham ederim. Yarın İnşallah muvazene hâsıl olur da kambiyo düzelecek olursa, tahsisatı fevkalâde kalktığı vakit bunların arasında bir nispetsizlik hâsıl olacaktır. Onun için arz ettiğim gibi, bunların maaşı aslilerinin ciheti askeriye ile bir olmasını ve bu suretle tadilini rica ediyorum.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

MAZHAR MÜFİT BEY (Denizli) — Efendim, gedikli zabitan içerisinde sanatkâr vardır. Binaenaleyh elbette maaşları fazla olacaktır. Bunlara harp zabitanına kıyas olunarak muadil maaş verilmemiştir. İşlerinde senelerden beri sanatkâr olarak yetişen birçok kimseler vardır. Binaenaleyh Muhtar Beyin mütalâası varit değildir. Aynen kabulünü rica ederim.

 

 

 

REİS — Efendim, Muhtar Bey, tadilname vermemiştir. Maddeyi aynen reyinize koyuyorum. Maddeyi aynen kabul edenler lütfen ellerini kaldırsınlar... Aksini reye koyuyorum; kabul etmeyenler lütfen ellerini kaldırsınlar...

Kabul edildi.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

1924 senesine ait 523 sayılı Bütçe Kânununun TBMM’deki müzâkeresinden öğreniyoruz ki,

20 Ocak 1924 Pazar günü itibârı ile T.C. Bahriyemizde;

27 adet birinci sınıf,

56 adet ikinci sınıf,

60 adet üçüncü sınıf gedikli zâbitân var.

 

1924—523_İ_10, 20.11.1340 Perşembe; 1340 Bahriye Bütcesi; Zabitan, gedikli, memurini askeriye ve efrat maaşatı: Bahrî, berrî, havaî ve jandarma erkân, ümera ve zabıtanı ile mensubini askeriye maaş ve tahsisatına dair olan 22 Teşrinievvel 1339 tarihli Kanuna müzeyyel olarak Meclisi Âlice kabul ve tasdik buyurulan ve 24 Mayıs 1340 tarihli Ceridei Resmiye ile neşredildiği için işbu tarihten muteber addedilen 22 Nisan 1340 tarihli Kanun mucibince gedikli zabitanı maaş ve tahsisatı fevkalâdelerinin tezyit edilmesi hasebiyle bütçede mevzu 20 adet birinci, 56 adet ikinci ve 60 adet üçüncü sınıf gedikli zabitanının şehri Mayıstan sekiz günlük farkı maaş ve tahsisatları münhaltı vakıadan tesviye edildiğinden yalnız dokuz aylık istihkaklarının temini için 10 782 lira talep olunmuştur.

 

 

Koskocaman T.C. Bahriyesi, 141 adet bahriye gedikli zâbite tahammül edememiş!

Yazıklar olsun be!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 1913 senesinde “Bahriye Gedikli” sınıfı teşkil edilmiş,

1914 senesinde “Bahriye Gedikli Zâbit” sınıfı geçici (muvakkat) olarak teşkil edilmiş,

1915 senesinde de “Bahriye Gedikli Zâbit” sınıfı muvazzaf (daimî) olarak teşkil edilmiş idi.

Evvelâ Osmanlı Devletinin Bahriyesi

Akabinde de T.C. Devletinin Bahriyesi,

1913 senesinden 1927 senesine kadar geçen 14 sene içinde gedikli zâbitânı tepe tepe kullandı.

Birinci Cihân Harbinden sonra tıpkı İngiliz Bahriyesinin kendi gedikli zâbitânına yapdığı gibi

Bizim Türk Bahriyemiz de kendi gedikli zâbitânına hâinlik yapdı…

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Takvim yapraklarından 1927 rakamının döküldüğü günlerde,

Bahriye gedikli zâbit sınıfına ilk neşderi vurdular;

 

  • Müdafâi Milliye Vekili Recep Beyin tertip etdiği,

 

  • Adâlet, Bahriye ve Hâriciye Vekillerinin imzâlamadığı

 

Ve dahi

 

  • Baş vekil İsmet (İNÖNÜ)’in meclise arz etdiği kânun ile “gedikli küçük zâbit” sınıfını keşfetdiler…

 

 

1001 sayılı bu kânun ile;

Bahriye gedikli zâbiti yetiştirmek amacıyla,

1915 senesinde Muin-i zafer korvetinde açılan Makine Gedikli Okulu

Ve dahi

1916 senesinde İclâliye korvetinde açılan Güverte Gedikli Okulunun kapısına kilit vurdular. Gene bu kanun ile ilk defa olmak üzere tertip edilen gedikli küçük zabitliğe kaynak olarak Gedikli Küçük Zâbit Hazırlama Mektepleri kurdular. İşde bu okular, bugünkü Astsubay Sınıf Okulları’nın babasıdır.

1001 sayılı bu kânun ile aynı zamânda şunları da yapdılar;

Bahriye efrâdının “küçük zabitliğe” terfi etmesini gizlice yasakladılar,

  • Küçük zâbitlerin de “gedikli zâbitliğe” terfi etmelerini gizlice yasakladılar.

 

  • Bahriye gedikli zâbit” sınıfını da fiilen feshetdiler.

 

Ve böylece

 

  • Bahriye zâbiti” ile “bahriye efrâdı (er)” ile arasına “ortada sandık” bir sınıf olarak “bahriye gedikli küçük zâbit” sınıfını sokuşdurdular.

 

  • Bahriye zâbitânımızın kendi yapmak isdemediği işleri

 

Ve

 

  • Erimizin yapamayacağını bildikleri işleri “gedikli küçük zâbit” ismini verdikleri bu köle askerlerin sırtına yıkdılar.

 

Ve böylece beyaz zâbitân heyetimiz;

Bahriyemizi kendileri için “ellerinde göt gezdirecekleri dikensiz bir gül bahçesi” hâline getirdiler!..

 

 

*  *  *  *  *

 

T.C Ordumuz; bahriye gedikli zâbitine 1927 senesinde bir güzellik daha yapdı.

Ordumuzdaki zâbit vekili (asteğmen) hâricinde kalan bütün askerleri, “efrâd” (er) sınıfına tenzil etdiler.

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Kıymetli asubay meslekdaşlarım;

Beğensek de beğenmesek de

T.C. Ordusu için en doğru ve aynı zamânda uluslararası hukuka en uygun asker teşkilâtı da böyledir.

Bugün Amerikan Ordusunda acap niye sâdece iki sınıf asker var zannediyorsunuz?

Bugün ordumuzda “subay ve er” olmak üzere “iki sınıf asker” olmasından en çok korkanlar,

Ellerinde göt gezdiren beyaz subaylarımızdır, unutmayasınız!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

1001 sayılı kânun ile 1927 senesinde ilk neşder atılan bahriye gedikli zâbitliği,

Ameliyât masasında can çekişiyor idi. Geriye de sâdece fişini çekmek kalmış idi.

Bahriye gedikli zâbitliği uzun süre can çekişmedi…

İki sene sonra, 1929 senesinde gene;

Baş vekil İsmet

Ve dahi

Müdafâi Milliye Vekili Recep Beyin tertip etdiği 1492 sayılı kânun ile

Bahriye gedikli zâbit sınıfının fişini çekdiler.

 

Bahriye gedikli zâbit sınıfının tasfiye edilmesi için hazırladığı kânun teklifinde,

Baş vekil İsmet (İNÖNÜ) şöyle dedi;

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bahriye gedikli zâbit sınıfının tasfiye edilmesi için hazırladığı “esbâb-ı mucibe”de ise

Baş vekil İsmet (İNÖNÜ) şöyle dedi;

 

 

Deniz gedikli küçük zabit maaş kanunu lâyihasının esbabı mucibesi

1—Sefaini harbiyemizde bir çok pek karışık ve güç fennî vazifeleri deruhte eden gedikli küçük zâbitânın en asrî bir şekilde ve en mükemmel esaslara müstenit olarak yetiştirilmesine sarfı gayret olunmakla beraber bu sınıf mensubiyni kâfi derecede terfih edilmezse şaraiti lâzimeyi haiz talip bulmak imkânsızdır.

Esbâbı maruzaya binaen donanmanın unsuru hayatiyesini teşkil eden gedikli küçük zâbitânın maruz kaldıkları külfet nisbetinde ve vüsa'ti mâliyemiz derecesinde refahları temin edilmek üzere diğer mileli bahriyenin kabul ettiği esaslar Büyük Erkânıharbiye Reisliğince tetkik buyrularak maksatsız görülen gedikli zâbitân yerine kara ordusundaki gedikli küçük zâbitân gibi gedikli çavuş, gedikli baş çavuş muavini, gedikli baş çavuş ve bu rütbelere ilâveten Alman bahriyesinde olduğu vech üzre bir baş gediklilik rütbesi ihdas olunmuş ve bu suretle deniz zâbitân heyeti ile deniz gedikli küçük zâbitânı arasında sarih bir hattı fasıl çizilmiş ve işbu kânun yalnız deniz ve hava kuvvetlerimizin muvaffakiyetlerine birinci derecede âmil olan ve yetiştirilmeleri uzun bir zamana mütevakkıf bulunan güverte uçuş, fen, ihtisas ve makinist gedikli küçük zâbitânına şâmil olması esâsı kabul olunmuştur.

 

 

 

Bahriyeli beyaz zâbitân heyetimiz 1492 sayılı bir kânun ile 1929 senesinde “üç guş” birden vurdu;

 

1. Bahriye’de “zâbit” sınıfına dâhil olan “gedikli zâbitliği” lağvetdiler,

 

2. “Gedikli zâbit” sınıfına geçiş için “ara ve geçici bir kademe” olarak teşkil edilen “mükellef küçük zâbitin” dikey terfi ederek “muvazzaf gedikli zâbit” sınıfına terfi hakkını gasp etdiler,

 

3. En büyük kalleşliği de şu konuda yapdılar. Bahriye küçük zâbitliği 1913 senesinde, “mükellef asker” sınıfına dâhil olmak üzere teşkil edilmiş idi. Bu cümleden olmak üzere küçük zâbitân

a. Bahriyede 5 sene “mükellef askerlik” yapacak;

b. 5 senelik “mükellef askerlik” hizmetinin sonunda devâm etmek isder ise şâyet sırası ile “küçük zâbitliğe” ve “gedikli zâbitliğe” terfi edip emekli olma hakkını elde edecekler,

c. Askerliğe devâm etmek isdemezler ise şâyet terhis edilecekler idi.

 

 

Fakat “mükellef zâbit” sınıfına dâhil olan “küçük zâbit” sınıfını bahriyeli beyaz zâbitân heyetimiz, 1492 sayılı kânun ile sinsi bir şekilde “muvazzaf er” sınıfına tahvil etdiler. Ve tıpkı bahriye zâbitleri gibi “mecbûrî hizmete” mahkûm edildiler.

Ve böylece;

Çavuş” rütbesi ile göreve başlayan,

20 sene, 30 sene “çavuş” rütbesi ile aynı görevi yapan

Ve dahi

Bu hizmetinin sonunda da gene “çavuş” rütbesi ile emekli edilen “muvazzaf köle” asker sınıfı ortaya çıkdı…

 

Bahriye zâbitân heyetimiz, üç-beş senelik “muvazzaf zâbitlik” hizmetinin sonunda;

 

  • Gemi komutanı,

 

  • Donanma Komutanı,

 

  • Deniz Kuvvetleri Komutanı,

 

  • Ve hattâ Fahri Sabit KORUTÜRK’ün olduğu gibi Cumhurbaşkanı bile olur iken,

 

 

Bahriye küçük zâbitân heyetimiz ise;

Karesi mebusu Ali Galip Efendinin teşbihi ile "bizim hânelerdeki kethüda kadınlar gibi"

Muvazzaf astsubay” sıfatı ile çalışdığı gemi güvertesinde “karın tokluğuna” ömür boyu “volta atmaya” mahkûm edildi.

 

 

Kara Kuvvetleri Komutanı iken,

2014 senesinde Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu talebelerine Hulusi AKAR’ın tavsiye etdiği gibi bahriye küçük zâbitânı;

Artık emekli olasıya kadar “aynı yerde otlayacak” idi!

Ve durum bugün gerçekden de öyledir. NATO üyesi devletlerin savaş gemilerinde “er”in yapdığı görevleri,

Bizim savaş gemilerimizde bugün hâlâ “muvazzaf astsubay” denilen köle askerler yapar.

 

Muvazzaf astsubay” denilen köle askerler;

Subaylarımızın yapdığı her işi yapar!

Subaylarımızın yapamadığı  ve yapmak isdemediği her işi de yapar.

Bahriye erâtının tâlim-taâllümü, donu-fanilası, boku-püsürü

Ve hattâ

Subaylarımızın gemide sıçdığı helânın temizliğini bile “muvazzaf astsubay” dedikleri “köle askerler” yapar/yapdırır.

Bahriye subaylarımıza ise geriye yapacak sâdece bir şey kalır;

Gemi güvertesine çıkıp ellerinde öte beri göt gezdirmek!..

 

Mükellef erin” yapması gereken görevleri bizim bahriyemizde “muvazzaf astsubay” dedikleri “köle askerler” yapar.

Muvazzaf astsubay” dedikleri böylesi rezil ve kepâze bir “köle asker sınıfı” da sâdece bizim Deniz Kuvvetlerimizde vardır.

Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen bu “muvazzaf köle” asker sınıfı, Deniz Kuvvetlerimizde bugünkü “muvazzaf astsubaylığın” ta kendisidir.

1492 sayılı kânun ile 1929 senesinde yapdıkları bu kalleşlikler ile bahriyeli beyaz zâbitân heyetimiz, “bahriye küçük zâbitliğini” aslında 24 sene sonra 1890 “Donanma Gedikli sınıfı” koşullarına tenzil etdiler.

Bahriyeli kurnaz zâbitân heyetimizin,

Bahriye küçük zâbitân heyetine 1929 senesinde yutdurduğu bu yemsiz zoka

Ordumuza ve kendisini "astsubay" zanneden meslekdaşlarıma hayırlı ve kademli olsun!..

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Tertip etdikleri çifte kânunlar ile Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları;

İhtiyât zâbitleri” ve “ihtiyât askerî memurların” hepsini “muvazzaf zâbitliğe” nakil etdiler.

Fakat sıra “gedikli zâbit” dedikleri cüzzamlı askerlere gelince;

1929 senesinde “gedikli küçük zâbitliğe” ve “başgedikliliğe” tenzil etdiler,

1950 senesinde “gedikli erbaşlığa” tenzil etdiler

1951 senesinde de “uyduruk, köle ve ortada sandık” bir asker sınıfı olan “astsubaylığa” tenzil edildiler.

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Muvakkat Madde — A — Halihazır Deniz ve Hava gedikli çavuşları, gedikli çavuşluğa, gedikli başçavuşları gedikli başçavuş muavinliğine ve gedikli namzetler gedikli başçavuşluğa naklolunurlar.

B — Deniz ve havada müstahdem birinci, ikinci, üçüncü sınıf gedikli zabitlerinden arzu edenler halihazır maaşlarile  başgedikliliğe  nakledilir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

TBMM, 11 Haziran 1934 Pazartesi günü içtima eyledi.

Başvekil İsmet (İNÖNÜ)

Ve dahi

Millî Müdafaâ Reis Vekili Kazım SEVÜKTEKİN meclisde bol bol laf salatası yapdı.

Yapdıkları laf salatasının konusu ise şu idi;

Bahriye gedikli zâbiti,

1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekâüt Kânununa tâbi midir, değil midir?

 

 

Asubay Tefrikası 6_8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Millî Müdafaa vekilliğinin 21699 numaralı ve 10 - V -1934 tarihli tezkeresi suretidir.

 

Roterdam’da inşa edilmiş olan birinci ve ikinci İnönü denizaltı gemilerimizin inşasında bulunmak üzere memuren mezkûr mahalle gönderilerek 16 Mart 1928 tarihinde avdet etmiş bulunan Samsun torpitosundan sınıf 2 gedikli zabiti Hilmi Hayri ve Marmara üssübahrî deniz K. emrinden Necmettin Ziya Efendilerin avdetlerinde beraberlerinde getirdikleri yabancı kadınlarla nikâhsız yaşamakta oldukları yapılan tahkikat neticesinde anlaşılmıştır.

 

1492 (8.6.1929.IRBIK) numaralı kanunun muvakkat maddesinin fıkralarına tevfikan;

 

  • Deniz gediklileri, gedikli küçük zabitliğe

Ve

  • Gedikli zabitler, başgedikliliğe nakledilmişlerdir.

 

Başgedikliliğe nakli arzu etmeyen gedikli zabitlerinin tasfiye neticesine kadar (172 sayılı.IRBIK) 24 şubat 1330 tarihli gedikli zabitan kanunu ve (508, 578)  (578 olarak yazılan numara, 587 olmalı. IRBIK) numaralı kanunlar mucibince muamele görmeleri mezkûr 1492 numaralı hava ve deniz gedikli küçük zabitan kanununun 10 uncu muvakkat maddesinin C fıkrası iktizasından bulunmakta ve 24 şubat 1330 tarihli gedikli zabitan kanununun 20 inci maddesi ise, gedikli zabitlerinin tekaüt hususunda zabitan gibi Askerî Tekaüt Kanununa tâbi olacaklarını kaydeylemektedir.

 

1683 numaralı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kanununun 12 nci maddesinde: (zabitlerle askerî ve mülkî memurlardan ecnebi kız ve kadınlarla evlenenler veya nikâhsız olarak yaşayanlar müstafi addolunurlar ve tekaüt hakkından mahrum edilirler. Bunlar istifa için kanunî müddeti doldurmamış iseler muayyen olan tazminatı verirler. Ecnebi memleketlere tahsil veya staj için veya memuriyetle gönderilmiş veya kendi hesabına gitmiş olanlardan bu harekette bulunanlar hakkında yukarıdaki fıkralarda gösterilen muamelenin tatbiki ile beraber orada bulundukları müddet zarfında aldıkları maaş ile Hükümetçe yapılan bilcümle masarif ve ayrıca cezaen bunun bir misli kendilerinden tahsil olunur. Bu suretle ordudan çıkarılanlar 1076 numaralı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânununun 23 üncü maddesi hükmüne tâbi tutularak yaşlarına göre Askerlik Mükellefiyeti Kânunu mucibince muamele görürler), yazılı olduğuna nazaran mezkûr maddede zâbit ve askerî memurlar kaydi sarahaten mevcut olup gedikli zâbit kaydı bulunmamaktadır.

Gedikli zabitleri ise, ne zabit ve ne de askerî memur değildirler ve ordudaki muadilleri gedikli küçük zabitlerdir.

Bunlar tasfiye neticesine kadar 1492 numaralı kanun mucibince 24 şubat 1330 tarihli Gedikli Kanunu hükümlerine tâbi gedikli zabitidirler. Kendileri için muvakkaten meri bulunan mezkûr kanunun 20 nci maddesi delâletile tekaüt hususunda zabitan gibi tekaüt kanununa tâbi olmaları icap etmektedir. Ancak 1683 numaralı Tekaüt Kânununun 12 nci maddesi münhasıran zâbit ve askerî memurları tasrih etmek üzere ecnebi kız ve kadınlarla evlenen veya nikâhsız yaşayanlar hakkında bazı ahkâm vazetmiş ve 24 - II - 1330 târihli Gedikli Zâbitan Kânununun mevkii meriyete vazı zamanında ise, 1 haziran 1930 tarihinde muteber olan 1683 numaralı Tekaüt Kânununun 12 nci maddesindeki yeni hüküm mevzubahs olmamış ve mezkûr maddede gedikli zâbiti ve gedikli küçük zâbit kaydinin sarahatle yazılı bulunmamış olmasına binaen vaziyetleri yukarıda arzedilen gedikli zâbitleri için mezkûr maddei kânuniyenin tatbikında tereddüt hâsıl olmuştur.

Hususatı salifeye nazaran gedikli küçük zâbitler hakkında tatbik edilemeyecek olan 1683 numaralı kânunun 12 nci maddesinin, 14 şubat 1330 tarihli kanunla muamele görmekte olan gedikli zâbitlerine şamil olup olmadığının Büyük Millet Meclisince tefsirine müsaade buyurulması maruzdur efendim.

 

 

 

 

Millî Müdafaa encümeni mazbatası

T. B. M. M.

Millî Müdafaa encümeni 7 -VI -1934

Karar No. 32

Esas No. 3/471

 

Yüksek Reisliğe

1683 sayılı kanunun 12 inci maddesinin 24 şubat 1330 sayılı kanunun hükümlerinin gedikli zabitlere de şamil olup olmadığının tefsiren tayini hakkında Millî Müdafaa vekâletinin tezkeresi suretinin gönderildiğine dair olup encümenimize havale edilen Başvekâletin 16 mayıs  tarihli ve 6/1528 sayılı tezkeresi Millî Müdafaa vekilliğinden gönderilen memur huzurunda encümenimizce okundu ve görüşüldü.

Deniz gedikli zabiti namı verilen ve üç sınıftan ibaret bulunan rütbeler ashabından 8 haziran 1929 tarihli 1492 numaralı kanun mucibince arzu edenlerin halihazır maaşlarile baş gedikliye nakilleri icra kılınacağı

ve

aynı kanunun muvakkat maddesinin (C) fıkrası veçhile nakli arzu etmeyenler veya haklarında mukabil rütbesi bulunmayanlar tasfiye neticesine kadar 24 şubat 1330 tarihli 172 numaralı Gedikli Zâbitân Kânunu ile maaş ve tahsisatı fevkalâdeleri miktarını tesbit eden 508 ve 587 numaralı kanunlara tevfikan muamele göreceğini âmir bulunmasına

ve

Henüz tasfiye edilmeyen ve gedikli zâbit olarak kalmış olanların tekaüt muameleleri de 24 şubat 1330 tarihli ve 172 numaralı Bahriye Efrat ve Küçük Zâbitân ile Gedikli Zâbitân Kânununun 20 inci maddesi veçhile zâbitân misillû icra edileceği sarahatine göre henüz tasfiye edilmeyen ve ecnebi kadınlarla nikâhlı veya nikâhsız yaşayan deniz gedikli zâbitâhaklarında 1683 numaralı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kânununun 12 inci maddesi mucibince zâbitân gibi muamele icra edilmesine encümenimizce karar verilmiş

ve

tefsir fıkrası aşağıya yazılmıştır. Umumî Heyetin kabulüne arzedilmiştir.