Astsubay Hakları, Alın size Yaşanmış Bir Tutam Gerçekler.

Ve ben yaşadım. 81 yaşındayım. Canlı şahidim. Olgular içinde Ben 1965 yılında ANKARA’ da 4 yıllık üniversite mezunuyum. 100 üzerinden 84 puanla. Meslekte iken, Ankara'daki Kuvvet Komutanlığı'mın özel yazılı izni belgesi ile liselerde 12 sene Fransızca, matematik, ticaret liselerinde ticaret hukuku okuttum.

Mezun olan öğrencilerim, bir kaç sene sonra karşıma saygı sunmak üzere geldiklerinde  yedek subay teğmen idiler. “BEN ÇAVUŞ“ liselerde okutman.

Çavuşun başlangıcı ve  sonu yoktur! Başlangıçta bir kere çavuş oldunmu, yetkide yoktur ve çavuşluğun devam eder. Bende öyleydim işte, herkes gibi.

Kim itiraz ediyorsa, önce parmağını kaldırsın. Sonra da gelsin karşıma, konuşalım.

Sene 1976-1977 yer Trabzon------. Baremim---1/4. Alay komutanının da bölge komutanın barem dereceleri eşit, 1/4 baremdedir. O tarihte aynı baremden eşit maaş alıyor idik. Belgeler (bordrolar) maliyenin devlet arşivinde. Devletin resmi belgeleri bunlar, Jandarmanın teftiş sandıklarında.

Ben 4 yıllık üniversite mezunu, komutanlarım 2 yıllık harp okulu mezunu. Ben astsubay kıdemli başçavuş, komutanlarım albay!

O tarihte maaş ortamında ölçü, eğitim seviyesi idi.

Devletin diğer kurumlarında olduğu gibi.

Ben iki yıl daha fazla eğitimli.

Barem, intibak başlangıcım, 7/1 den başlatıldı intibakım 1923 sayılı yasa uyarınca.

Sayın komutanlarımın 926 sayılı yasa uyarınca 8/1 den başlangıç dereceleri. Ve hepimiz askeri ortamda, devletin askeri memuruyuz. Olgu bu!

Maaşlarımız eşit; 1/4 derece tamamı.

Bu maaş dengesi 2000 yılına kadar devam etti.

2000 yılından sonra ekonomik durumlarda değişmeler olmağa başladığını fark eder oldum. Ayrıcalıklı yasalarla "tazminatlar" adı ile iyileştirmelerin sadece ünvan üzerinden yapıldığını görünce 246 milletvekiline 10 Ocak 2000 tarihinde mektup yazdım. Belgelerim, devlet arşivinde ve kendi dosyamda. Kurumumdan o tarihte bana gelen yanıtlar...

Durumu anlattım milletvekillerine, düzeltilmesini istedim. Müracaatım sadece milletvekillerine idi. Yazdığım mektup’un yanıtını milletVekillerinden beklemekte idim. Olmadı! Onlarda olgulara duyarlı davranmadılar. Biz astsubaylarla ilgilenen bile olmadı. Çünkü, 1923 SAYILI YASANIN OLUŞUMUNDAKİ 7 MİLLET VEKİLİDE YOKTU ARTIK!

Daha sonraki zamanlarda maaş ve ekonomik iyileştirmelerde astsubaylar ile ilgili bir iyileştirme yapılmadı. İki yıl harp okulu eğitimli, emekli albaylar iyileştirmelerden faydalanırken, astsubayların eğitim düzeyi hangi seviyede olursa olsun görmezden gelinerek iyileştirme olanağından faydalandırılmadı.

İyileştirmeler ünvan üzerinden yapıldığından bizlerin maaşları da yerinde saydı. Nedeni de bilinmez!

Devletin diğer tüm kurumlarda ekonomik, sosyal haklar, eğitim süresi ile eşit paylaşımlı değerdedir ülkemizde.

Ben bir asker ve devlet memuruyum. 1976-1977 yıllarında eşit maaş aldığım devlet memurları, maaş yönünden ekonomik eşitliğimin bugünkü olumsuz farklılığıdır.

  • Görev tazminatı
  • temsil tazminatı
  • makam tazminatı
  • kadrosuzluk tazminatı
  • komutanlık tazminatı
  • komkarsu tazminatı

maaş ekonomisine farklı isimlerle yapıştırılan ödemelerdir.

Emekli statüsünde olup ta, benden iki yıl eksik eğitimli olmalarına rağmen, benimle birlikte emekli olanlar, bugün benim iki buçuk katım maaş almaktadırlar.

Benim haklarımın neden yürümediğini, yürütülmediğini anlamakta zor.

Olumsuzluğun temel nedeni olan tazminatlar silsilesidir.

Bunlar nerede hazırlandı? TBMM'nde.

Milli Savunma Komisyonu'nda bunları kim savundu?

TBMM'ne kim taşıdı?

Tüm bunlar oluşum halindeyken astsubaylara da küçücük, minicik bir tazminat olgusu sayın komutanlarımızca TBMM'ne önerilse idi komutanlarımızın kayıpları ne olurdu?

Ama, astsubayların sızlanmaları olmazdı. Yaşamları çağdaş ortamda olurdu. Komutanlarımızın hediyesi olarak, bu gönül alıcı, sevindirici, minicik tazminat yaşamlarını kolaylaştırmış olurdu. 1300-1400 lira ile geçim sıkıntısı çekmezlerdi emekliler. Sızlanmaları olmazdı bugün.

Çocuklarının eğitim giderleri, maişetleri, giysi istekleri, ibateleri, diğer sosyal ihtiyaçları karşılanamadığı, yetmediği durumlarda astsubayların, eşlerinin, çocuklarının karşısında düştükleri çaresiz durumları, mahcubiyetleri olmayacaktı. Düşünülürse, ağlamaklı üzüntülerini yaşamayacaklardı, derim.

 

Mehmet KAYALI

Ögeyi Oylayın
(48 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#8 Edip Hayte 26-01-2014 20:35
Sayın Erdal Günşer'in yorumunu okuyunca o yıllara ait bir olayı hatırladım.
O Tarihlerde GES K. Emir Astsubayıyım; zamanın GES komutanı ile Bayrak Garnizonunda, Spor Salonu arkasındaki Tenis Kortunun Olduğu Bölgeye gittik. Demek ki daha önce oranın düzenlemesiyle ilgili emir vermiş olmalı ki, Destek Tabur Komutanı ve İş Ocaklarından görevli idareci subay astsubaylar ve ustalar da orada hazır halde bekliyorlardı.
Tenis Kortunun etrafındaki yüksek direklerle desteklenen fens telleri üstten dış tarafa doğru açılmış, çirkin(!) bir haldeydi. Hepimiz biliyoruz ki, askerlikte hiza ve istikamet önemlidir. O tellerin bile hizaya getirilmesi gerekir!
Üst tarafından kenarlara doğru açılan fens telinin, alt tarafla nasıl aynı hizaya getirilir sorunsalının çözümü için
Paşa, "bunu nasıl hallederiz" gibilerden oradaki ustaya bir soru sordu.
Usta, "biz buna bir şey yapamayız efendim" dedi. Bu Cevap üzerine çok sinirlenen
Paşa, "ben bütün fikirlere saygı duyarım. Ancak baştan teslimiyetçi bir fikre asla tahammül edemem" dedi.
Ortamı yumuşatmaya çalışan Destek Tabur Komutanı, "komutanım, elimizdeki en iyi demirci ustası, ... Usta" dedi.
Paşa, "ben bilmem. Burayı halledin" deyip, sinirli bir şekilde oradan ayrıldı.
Makam arabasında, Karargâh binasına doğru gidiyoruz. Arka taraftan Bana, "bu adam ne kadar maaş alıyor biliyor musun?" dedi.
"bilmiyorum komutanım. Ama benden fazla maaş alıyordur" dedim.
"ne senden, benden fazla maaş alıyor. Ondan sonra da..." falan filan dedi.
"komutanım ben orada konuya girmek istemedim. Ama o iş, o kadar zor bir şey değil" dedim.
"nasıl?" dedi.
"Hurdalıkta bir sürü anten lente (gergi telleri) halatları var. Karşılıklı direklerin ucuna halatlar bağlanıp da, aynı oranda sıkıldığı zaman üst taraf da, alt tarafın hizasına gelir" dedim.
"karargâha varınca, tabur komutanını ara, bana söylediklerini ona da söyle ve komutanın emri de" dedi. Karargâha varınca, tabur komutanını dâhili hattan arayıp, Paşanın Emrini (!) İlettim.
Bu Olaydan çok kısa bir süre sonra verilen, sanıyorum temsil tazminatıyla, Paşanın maaşında 800 milyon lira civarında artış oldu.
Herhalde Tazminatı Aldıktan Sonra Garnizonda; askeri işçileri de geçmiş, Ondan daha fazla maaş alan kalmamıştır!
Alıntı
#7 Erdal Günşer 26-01-2014 17:32
Yıl 2001... Görev yaptığım birlikte komutan Yarbay idi. Maliyeciye birlikte en çok kimin maaş aldığını sordum. "Aslıbey Başçavuş" dedi. O birliğimizin en kıdemli başçavuşuydu. O yıl yarbaylara 350 Albaylara 450 TL tazminat verildi. Bu para halen iyi bir paradır. Onun üstüne daha ne ballı börekler yuttular. Ama hepsinin bir sebebi varmış demek ki... Kim kime çaycılık yapıyor belli değil mi?
Alıntı
#6 Taner Haydar KOÇAK 26-01-2014 00:52
Mükemmel bir assubay onuru.Okurken vücudum ürperdi,inanmak gelmedi içimden.Çünkü belki bugünü görünce geçmişte hayal bile edilemeyecek bir başarının varlığı garip geldi.Değerli büyüğüm Asb.onurunu o yıllarda sahiplenmiş,başarısını kanıtlayıp kabul ettirmiş olmanız nedeniyle ellerinizden öper,saygıyla önünüzde eğilmeyide olmazsa olmaz kabul ederim.
Alıntı
#5 Orhan ORHUN 25-01-2014 22:38
Zabitan egosunun darbelerle perçinlendiği, demokrasinin ve hukukun hakim kılınmadığı bir yerde adaletten bahsedilemez. Saygı ile ellerinizden öperim.
Alıntı
#4 bergamalı 25-01-2014 09:10
Değerli büyüğüm
Bizlere yapılan kasıtlı adaletsizlikleri hiç kimse hiyerarşi kılıfına sokmaya kalkmasın. Demokrasi içinde yaşıyorsak hiç kimseye imtiyaz, ayrıcalık tanınamaz, bunu anayasamız da maddeye dökmüştür,ancak ne yazık ki her şey yazılarda kalmıştır; bu eşitliği,adaleti siyasiler uygulamaz, hukukçular bize uygun görmezse yasa dışılığa mı yeltenelim?
Bize bu adaletsizlikleri reva görenler yerin dibine batsın. Adaleti sağlamak için onur mücadelemiz soluk aldığımız sürece sürecek, soluğumuz biterse kurtuluş savaşında olduğu gibi bizden sonrakiler devam ederler;ta ki adaleti,insan onuruna saygıyı sağlayıncaya kadar...
Saygıyla ellerinizden öpüyorum.
Alıntı
#3 ahmetçam 25-01-2014 08:11
Komutan personeli arasında AYIRIM yapmayan, personelin haklarını DOĞRU TARAFSIZ olarak GÖZETENDİR.
Komutan HAKTAN HUKUKTAN ayrılmadan personel arasında BİRLİĞİ DİRLİĞİ DAYANIŞMAYI sağlayandır.
Komutan PERSONELİ arasında SINIF farkı GÖZETMEYEN,SINIF farkı YARATMAYANDIR.
TSK da bunların AKSİ kasten yapıldığına göre DEMEK Kİ TSK hala bu VASIFLARI taşıyacak KOMUTANINI bekliyor demektir.
Alıntı
#2 Bayram ÖZKAN 25-01-2014 01:22
Siyaset kurumu içerisindeki cuntacı "tırsıkları" , içimizdeki yalak ve "tırsıkları" ile hak aramada nötürcü konumunda olan " nokta-virgülcüler" sağ olsun(!) Elinizden öperim..
NOKTA-VİRGÜLCÜLER (de kastım): hiç bir hak arama faaliyetine katılmayan. Sadece vıdı vıdı edip muhalefet eden. Bir yazı veya fikrin anlatmak istediğine değil de, Nokta, virgül hatalarına takılanlar. Olaylar olup biterken sesiz kalıp, olaylar bitiminde " Keşke bana da söyleseydin. Ben de yardımcı olurdum" diyenler. Fakat kazanımlar elde edilince ilk önce faydalananları, üstüne üstük en çok çene yapanları kastediyorum.
Alıntı
#1 Ersen Gürpınar 24-01-2014 23:37
Değerli büyüğüm, her kuruma örneğim diyen TSK, assubaylarına hukuksuzluk yapıyor, assubay okumasın kendini geliştirmesin diye gayret edenler başarılı olamayınca bu kez amiral emeklisi Cumhurbaşkanının koltuğuna tutuşturdukları gerçek dışı tezlerle ANAYASA Mahkemesinde astsubaylara verilen üst derecenin iptali için dava açtılar, iptal gerekçesi olarak ASSUBAYIN EMSALİ SUBAYDIR bir üst derece verilirse aynı öğrenimi bitiren subayı geçer eşitsizlik ilkesi olur dediler, mahkeme maddenin tamamını iptal etmedi, sonra baktılar olmuyor bu kez AYİM assubayın emsali subay değil büro memurudur kararını verdi. NEREDE MANTIK, NEREDE HUKUK, NEREDE ADALET, NEREDE VİCDAN? Şu an kendi nam ve hesabına yüksek okul bitiren Asb. büro memuru statüsünde göreve başlıyor. ASB. MYO kanunu çıkınca birçok kamu görevlisinden daha alt kademeden göreve başlatıp tahakkümü gerçekleştirdiler, kendi hesabına okul bitirenlerin intibakını bile yapmadılar; çünkü onlar engellere rağmen yüksek okul bitirmişlerdi. İptal gerekçesinde emsal subay dedikleri için iptal kararından önce okul bitiren sizler subaylardan bir derece üstten göreve başladınız, gerçi o tarihte subayların tahsili lise üstü 2 yıllık MYO idi, bu adaletsizlik bugün devam ediyor, her kurum kendi personelini koruyup kollarken TSK subayları dışında kalan personeli köle kabul etme adaletsizliğini, vicdansızlığını, hukuksuzluğunu gösteriyor, işte bu yüzden kurumumuza olan sevgimizi, güvenimizi, aidiyet duygumuzu kaybetmiş durumdayız, sebep olanlara,düzeltmeyenlere, adaletsizlikte ısrar edenlere lanet olsun.
Alıntı
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verişinin 101. yıl dönümü ve Gaziler Günü törenlerle kutlanacaktır. Kahraman gazilerimizin, oluşan bedensel engellerinin yanında başta devletimizin mevzuatlarından kaynaklanan birçok sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Gazilerimize devletimizin yetkililerin...
Pazartesi, 19 Eylül 2022
fatih bektaş
UNUTMAYIN UNUTTURMAYIN 9/2 Sİ LİSE MEZUNU ASTSUBAY SINIF OKULU MEZUNU ASTSUBAYLARA DA VERİLMELİ BU HAK BÜTÜN ASTSUBAYLARIN OLMALI AYNI 2016 BÜTÜN ASTSUBAYLARI EŞİT SAYDINIZ OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ ŞİMDİ DE 9/2 Sİ EŞİT OLARAK VERİLMELİ
Cuma, 09 Eylül 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
EMPERYALİSTLERİ DİZE GETİRDİĞİMİZ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZIN 100. YILI YÜCE TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN. ORDU YOK DEDİLER KURULUR DEDİ PARA YOK DEDİLER BULUNUR DEDİ DÜŞMAN ÇOK DEDİLER YENİLİR DEDİ M.K.ATATÜRK Saygıdeğer Üyelerimiz İtilaf Devletleri tarafından son dönemlerinde bütün orduları dağıtılan, işgal edilen ve tersanelerine girilen &qu...
Salı, 30 Ağustos 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ