Astsubay Bizimdir! -3-

By Eski Tüfek 27.09.2013 Okunma Sayısı: 2332 Yorumlar (3)
 
 
 
 
Astsubay Bizimdir -3-
 

Astsubay Bizimdir -3-

Demi geldi.. İki çift kelâm edelim...

image004Ana sayfasına koyduğu cafcaflı ilanlarda “Gâzilerimize saygı tarihimize olan bağlılığımızdır” diye cilâlı laflar üfürüyor Genelkurmay Başkanımız.

İlandaki 80’lik gâzinin elini de beş yaşındaki ısmarlama bir çocuğa öpdürüyor.

Eline şeker verip getirdikleri beş yaşındaki o çocuk

Gâzi dedesinin elini öpmekle

Kendi minnet borcunu ödüyor!

Ya, Genelkurmay Başkanı olarak senin o gâziye olan borcun?

Gâziye saygı göstermek hususunda şayet samimî ise

goltuğundan galkıp o gâzinin ayağına gadar gidip

o gâzinin elini Nejdet Bey kendisi öpse ya!

Öpebilir mi?...

Kendisi 1950 senesinde gözlerini lojmanda dünyaya açdı.

O tarihden beri de lojmanda yaşıyor.

Bugüne kadar kaç şehit anasının evini ziyaret edip elini öpdü?

Acısını paylaşdı?

Kaç şehit babasını bağrına basdı?

Teselli etdi?

* * *

Millî Savunma Bakanımız,

Şehitlik Yönergesi neşredip

Yatağında ölen

Savunma Bakanlarına, Orgeneral/Oramirallere

Ailesinin istemesi hâlinde

Şehitlik pâyesi dağıtıyor.(²³)

Fakat

Millî Savunma Bakanlığının mahkemesi olan AYİM,

Kışlada öldürülen astsubayı

Mahkeme kararına

P.Bçvş.” diye kayıt ediyor.

Ve bu astsubayın

Şehit olmadığına hüküm veriyor. (Bkz.↓)

image005

“Şehit değil!” deseler de

“P.Bçvş.” deseler de

Astsubay bizimdir!

* * *

Bugünün paşalarının beğenmediği Osmanlı padişahları tebdil-i kıyâfet eyleyip sık sık tebaasının arasına karışırdı. Onlarla halleşir, hasbıhâl eder, derdiyle hemdert olurdu. Evlerini ziyaret eder, yer sofrasının dibine ev sahibiyle birlikde bağdaş kurup darhâne tasına beraber kaşık sallar idi.

image007Tahtadan yapılmış takma bacağına devletin haciz koyduğu aç bîilaç gezen gâzileri ve şehit yakınlarını, senede bir kere verdiği Gâziler Günü’nün akşam yemeğinde görüyor...

Nejdet bey bugüne kadar hangi gâzinin fakirhânesini ziyaret etdi.

Hangisinin sofrasında diz çöküp çorbasını içdi?..

Kaç gâzinin derdine dermân oldu?..

Ağladı ya! diyorsanız...

Orası ağlama duvarı değil...

Şehit yakınları ve gâziler sizden hak etdiği yardımı istiyor,

Gözyaşı değil!..

Yiğitlik, vurmayınan;

Paşalık, vermeyinen...

Değil mi?..

Şehidini unutan Genelkurmay Başkanı

Gâzisine saygılı olabilir mi?..

Hak etdiği kıymeti verebilir mi?..

Şehit de bizimdir!

Gâzi de bizimdir!

* * *

Çanakkale Harbinde yaralandı. Fazla kan kaybından bayıldı. Siperden alıp hastanaye götürdüler.

Hasda odasında kendisine gelir gelmez, kağıt ve kalem istedi. Fakat her zaman mektup yazdığı sağ eli yerinde yokdu. Gâvur İngiliz’in attığı bomba sağ kolunu koparıp almışdı. O da kalemi sol eline aldı. Cephedeki komutanına şu satırları yazdı...image009

“Sağ kolumu kaybettim. Zararı yok! Sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim. Beni üzen ve yeniden birliğime katılarak, düşmanla çarpışmama engel olan şey, yaralarımın henüz kapanmamış olmasıdır.

Hastahaneden çıkıp, harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz. Affediniz komutanım!”

Sağ cenahınızdaki tavsıra dikkatle nazar eyleyiniz!

Çifte madalyalı, mahzun bakışlı, kaytan bıyıklı Çavuş’un sağ elinin yerinde olmadığını görürsünüz!..

Ya Rabbim,

Sen ne büyüksün!

Analarımız ne yiğitler doğurmuş..

Çavuş’un yukarıdaki tavsırına bakarken

Göz yaşlarıma hâkim olamadım!

Mahsun bakışı yüreğime işledi..

Yazı yazmayı bırakıp

Hıçkırasıya ağladım...

O’na Mehmet Çavuş dediler...

Gâzi Mehmet Çavuş bizimdir!

* * *

1909 yılında Osmanlı Ordusu'na intisab etdi. Balkan Harbinde cenk etdi. Elli senelik ömrünün dokuz senesi cephelerde harb etmekle geçdi...

Balkan cephesinde memleketinin aldığı ağır mağlubiyetin acısı iliklerine kadar işlemişdi. Bir yolunu bulup bu mağlubiyetin intikâmını almaya yemin etdi. Allah’dan başka bir şey istemedi.

Bu maksatla I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile Çanakkale Cephesi'ne koşdu ve topçu eri olarak savaşa girdi.

Tek dişi kalmış arsız canavarın torunlarından mürekkep Fransız ve İngiliz Donanması 18 Mart 1915'de Çanakkale Boğazı'nı geçmek için vira demir deyip cehennemi andıran toplarını ateşledi.

top-vinciBu sırada Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusrat mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Alçak sırtlan sürüleri ağzından salyalar akıtarak Boğaz’dan geri çekildi...

Düşman gemilerinin mahşerî top atışları tabyadaki topun mermisini namluya kaldıran vinci parçaladı.

image011Bunun üzerine 275 kilo ağırlığındaki üç top mermisini sırtladı ve top kundağına yerleştirdi.

Koca” lakabıyla maruf bu Onbaşı, köyünde tomrukculuk yapıyordu. Sağ koltuğuna koca bir tomruk, koca bir tomruk da sol koltuğuna... İki tomruğu koltuk altına alıp dağların tepelerinden ovaların düzüne türkü çığırı çığırı indirmeye alışık idi...

İlk iki atışta İngiliz’in ağır zırhlı gemisi HMS Ocean’a hafif bazı hasarlar verdi. Tekrar besmele çekip yapdığı üçüncü atışında İngiliz’in gemisi ağır şekilde yaraladı. Atılan mermi geminin su kesiminin biraz altına isabet etdi. Türk arslanı İngiliz sırtlanını gıçından ısırmışdı. Ve gemi, ânında yan yatdı.

O güne kadar yapılan harplerin hiçbirisinde bir top güllesi neticeye bu kadar tesir etmedi...

image015İngiliz’lerin çok güvendiği bu zırhlı gemiyi Türk askerinin batırmasıyla düşmanın savaşma azmi kırıldı. Harbin seyri Türk’lerin lehine doğru değişdi.

Sonra da Nusrat mayın gemisi'nin döktüğü yerli imâlat mayınlardan birine çarptı. Burnu havada dolaşan kibirli İngiliz’in gururu HMS Ocean zırhlısı bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak batdı.

Daha 15’inde olan İngiliz güzeli HMS Ocean zırhlısı Morto koyunda mortoyu çekdi ve orada sonsuz bir güzellik uykusuna yatdı.

Çanakkale Harbi esnasında kendisiyle farklı cephede cenk eden ve image013O’nun başarısından haberdâr olan Mustafa Kemal, Cumhuriyet ilan edildikten sonra O’nu görmek için Edremit’e kadar gitdi. Köylülere sordu. Terhis oldukdan sonra köyünde tomrukculuk yaparak ekmeğini kazanıyordu. Kaymakam dahil kimse onu bilmedi, tanımadı. Atatürk’den şiddetli bir azar işitmesi üzerine gıçını gımıldatan gaymakam, O’nu bulup getirtdi! Tıraş etdirdi, ödünç takım elbise giydirdi. Sonra da Atatürk’ün huzuruna çıkartdı.

Atatürk tıraşın veresiye, elbisenin ödünç alındığını hemen anladı. Ahalinin ve Kaymakamın bu ilgisizliği Mustafa Kemal’i derinden yaraladı. Atatürk olmak kolay mı?..

Bu vefâsızlık, bu kadirbilmezlik, bu aymazlık karşısında öylesine üzüldü, öylesine hislendi ki!.. Bulgur bulgur yaş damlaları yuvarlandı gözlerinden yanağına doğru...

seyit-onbasiÇanakkale Harbi dahil olmak üzere çeşitli cephelerde tam dokuz sene harb etdi. Genelkurmay Başkanlığı örütbağ sitesine, ikrâh ederek O’nun kötü bir tavsırını koymayı yeterli görmüş.(²⁴)

Tavsırın altına da sadece “Seyit Onbaşı” yazmış.

Hepsi o kadar!

O’na Havran’lı Seyit Onbaşı dediler!

* * *

Topcu Onbaşı rütbesiyle gâvurun Dardanelles dediği Çanakkale Harbinde savaşdı. 30 Ekim 1915 tarihinde Nara Burnu’na yakın bir mevkideki Deniz kilidi anlamına gelen Kilit Ül Bahir sahilinde nöbete başladı.

image020Gâvur Fransızın Q 46 borda numaralı Turquoise isimli denizaltısı Dardanelles Boğazını gündüz gözüyle geçmeye cüret etdi. Kendini Şemsipaşa bosdanında zannedip periskop seyriyle Boğazı gündüz gözüyle geçmeyi denedi. Aptalın cesâretinin bile bir sınırı vardır, değil mi? Fakat bu Fransız kaşarının hesaba katmadığı bir şey vardı. Nöbetdeki Türk Topcu Onbaşısı, denizin içinde gımıldayıveren bu acaip makineyi çokdan farketmişdi...

Hayatında ilk defa gördüğü bu yüzen demirden makineye besmele çekip iki gülle yolladı. Her atışda hedefinin biraz daha yakınına düşürdü gülleleri. Üçüncü salvoda, denizaltıyı periskobundan, yani dürbününden vurdu! Serçe guşunu gözünden vurmakdan daha da zor bir şey idi sizin anlayacağınız..

Dürbünü kırıldığı için denize tekrar dalamadı. Kör kurbağaya dönen o demirden deniz makinesi hemen yanındaki kayalıklara çarparak durabildi.

Fransız denizaltısı, kendisini Dardanelles’in soğuk sularından, önce Dardanelles’in sert kayalarına sonra da Türk’ün şefkâtli kollarına teslim etdi.

Beyaz bayrak çekdi seren direğine. 28 mürettebat, silah ve techizatıyla birlikte sapasağlam, motorları bile çalışır vaziyetde teslim etdi kendini...

Denizaltının Komutanı Fransız Yarbay Lêon Ravanel, kendisini Kara Topcusu bir Onbaşı’nın esir aldığını görünce şaşkınlığını gizleyemedi. Üstelik de dürbününün karadan atılan bir top ile vurulduğunu anladığında korkudan dudakları uçukladı...

Harb etmek için göndermişdi Fransızlar onu Dardanelles’e... Bu denizaltıya “Türk Mavisi” anlamına gelen Turquoise ismini verdiler. Demek ki Dardanelles’e gitmeyi seneler önce kafalarına koymuş Frenkler.

Gelin, ata biner ve “Ya nasip!” der. Ata bindiği kapı bellidir de atdan ineceği kapı bilinmez...

Kısmet bu olsa gerek! Fransız’ın Türk Mavisi, dokuzuncu baharında Dardanelles’de Türklere gelin geldi.

image022Çeyiz olarak da içinde çok kıymetli askerî bilgiler olan gizli mesajlar getirdi.(²⁵)

Korkudan donlarını dolduran Fransız bahriyeliler, imhâ etmeleri gereken ellerindeki çok gizli belgeleri imhâ etmeyi akıllarına bile getiremedi.

Bu Topcu Onbaşı’nın bir güllesi bakınız neler yazdı tarihe;

  • Q 46 borda numaralı Turquoise isimli Fransız denizaltısı, Türk Ordusunun esir aldığı ilk ve tek denizaltıdır.
  • Bu denizaltı savaş ganimeti olarak Türk Devletinin demirbaşına kayıt edilen ilk denizaltıdır.
  • Denizaltı denen gemi, torpil ile batırılır. Bomba ile batırılır. Kara topu ile denizaltı batırmak da ne oluyor? Vatan mevzu bahis ise şayet biz Türk’ler, yaparız efendim! Allah ne murad eder de olmaz? Bu şerefi Yüce Rabbim bir Türk Onbaşı’ya nasib etdi.
  • Türk, gönülden bir besmele çekip sahildeki topunu ateşledi. Ve üçüncü salvoda denizin altındaki o makineyi teslim aldı...
  • Bu denizaltı, kara topundan atılan gülle ile teslim alınan dünyanın ilk ve tek denizaltısıdır.
  • “Dünyanın “savaş esiri” alınan ilk denizaltısı” unvanını aldı.
  • Ve onu vuran Türk Onbaşı’nın ismini almakla şereflendi.
  • Onu vuran Kara Topcusu Onbaşı da “İlk düşman denizaltısını esir alan kişi” pâyesiyle nam saldı!..
  • Bu kahraman Topcu Onbaşı, bir değil aslında iki denizaltıyı harb dışı bırakdı. Birisini esir aldı. Ötekinin batırılmasına imkân verdi. Harb etmek için Dardanelles’e gemi gönderen başka devlet yokdu!. Olsa belki bir deniz makinesi de o milletden batıracakdı... Bu tarafıyla da dünyada bir ilk oluyor tabii ki...

Peki, bu kahraman Kara Topcu Onbaşısı ikinci düşman denizaltısını kızağa nasıl çekdi?

Fâş eyleyelim yiğit erler! Şöyle oldu;

image024Frenk gâvurunun Turquois isimli deniz makinesinden ele geçirilen çok gizli bilgilerle bir başka denizaltının mevkiini tesbit etdik. Bu deniz makinesi, İngiliz gâvuruna ait idi. Ve Dardadelles sularında köpeksiz köy bulmuş, değneksiz dolaşıyordu. Türk’ü kendi yuvasında vurmak için çok uzak yollardan gelmişdi...  Bu denizaltının borda numarası E 20 idi.

Türk askeri, Fransız gelinin getirdiği mevki bilgilerini müttefikimiz olan Alamana verdi. UB 14 borda numaralı Alaman denizaltısı İngilizin denizaltısının peşine düşdü. Kısa bir süre sonra eliyle koymuş gibi hemencecik buldu.

Alamanlar, bu denizaltı ile kendi dilinden konuşdu. E 20 denizaltısına 500 metre mesafeden bir “Türk lokumu”, yani bir torpil gönderdi...

Akrep, saatin kadranında kendisini hasretle bekleyen 5 rakamıyla son kez kucaklaşdı.

Ve orada öylece donakaldı...

Yelkovan ise 16 rakamının üzerinde nefesini tutmuş olacakları bekliyordu...

Tik, tak, tik tak!..

Sonra...

Şiddetli bir gürültü ile sarsıldı İngiliz güzeli...

UB 14 borda numaralı Alaman denizaltısının gönderdiği Türk lokumu İngiliz güzelini tam göbeğinden vurdu...

Dardanelles ismini verdiği Türk sularında avlanmaya gelen İngiliz, Alaman’a av oldu...

İngiliz’in demirden deniz makinesi, denizin dibinde demirden ev oldu balıklara…

İngiliz denizaltısının komutanı 5 çayı eşliğinde kurabiyesini henüz yemişdi. Gemisi batarken o aynanın karşısında dişlerini fırçalıyordu…(²⁶)

İngiliz gâvurunun E 20 borda numaralı denizaltısı henüz birinci baharındaydı. Hizmete girişinin daha dördüncü ayında Dardanelles’in serin sularında bir daha uyanmamak üzere ebedî uykusuna yatdı.

  • Deniz Astsubayı olduğum halde ben bile öğrendiğimde çok şaşırmışdım. Kara Topcusu bir Türk Onbaşının adı, deniz vasıtası olan bir denizaltıya ilk defa verildi!
    Subay ismi verilen gemiler var. Fakat deniz astsubayının ismini taşıyan bir tek gemi yok Deniz Kuvvetlerinde. Kolay inanılacak bir vak’a değil. Bu yönüyle de dünyada bir ilk oluyor!..
  • Altından saat ve madalya ile taltıf edildi.
  • Harbden sonra maaş bağlamak istedi devlet. “Ben, vatana olan borcumu ödedim!” dedi ve kendisine maaş bağlanmasını kabul etmedi...
  • Bu kahraman Onbaşı hakkındaki araştırmalarımda, yukarıda fâş etdiğim birinciliklerin hiçbirinden bir Allah kulu dahi bahsetmiyor. Şunu yapdı, bunu yapdı. Eh kardeşim! O yapdıklarının dünyada eşi benzeri yok! Onu da söylesene?...
  • Sen, atdığın bir top güllesiyle bunca “ilkleri” tarihe yaz. Senin adamların seni tarihden adetâ saklasınlar, yok saysınlar. Olacak iş mi?...

Elin gâvuru bile mert davranıp bu denizaltıyı kahraman Onbaşı’mızın top atışıyla esir aldığını kendi kaynaklarına yazmış. Genelkurmay Başkanlığımız, örütbağ sayfasına bu kahraman Onbaşı’nın batırdığı Fransız denizaltısının sadece kötü bir tavsırını koymayı “uygun” bulmuş. O’nun tavsırını bile koymamış! Biraz daha mesai yapsalar herhalde inkâr edecekler!(²⁷)

Dünya durdukca nesilden nesile anlatılacak bir desdân değil mi?..

Anlatalım...

Ne mutlu bu Topcu Onbaşı’ya!..

O’na Orhaniye’li Müstecip Onbaşı dediler!

* * *

Mülâzım-ı Sâni, Mülâzım-ı Evvel, Kolağası, Kaymakam, Miralay, Mirliva, Ferik... Bunlar, Harb zamanında Büyük Osmanlı Devleti Kara Ordusunda geçerli olan zabit rütbeleri... Bu rütbeleri siz hiç duydunuz mu? Okudunuz mu? Subay rütbelerini, eski şekliyle yazıyorlar mı? Yazmıyorlar...

Atatürk müstesnâ olmak üzere yukarıda kısaca anlatmaya çalışdığımız kadın ve erkek kahraman şehit ve gâzilerin hepsi bizler gibi astsubay idi...

  • Millî Mücâdelede her cephenin en önünde harb eden astsubayların rütbelerini niçin eski şekliyle yazıyorlar?.. Niçin Çavuş diye Onbaşı diye geçişdiriyorlar?
  • Niçin Astsubay demiyorlar?
  • Darbe yapıp memleketi kana bulayan subayların isimlerini kışlalara veriyorlar.
  • Çanakkale Harbi’nde desdân yazan bu kahraman astsubaylardan hangisinin ismi, hangi kışlaya verildi?

Bu kahraman astsubaylara bugün Onbaşı diyorlar, Çavuş diyorlar, Başçavuş diyorlar.

Hiç kimsenin dili “Astsubay” demeye varmıyor!.. Yazıklar olsun unutanlara, unutturanlara!..

Yazıklar olsun eksik yazanlara!...

Yazıklar olsun yenisini yazmayanlara!...

Kimse tanımasa da

Kimse bilmese de,

Bir tek tavsırını bile çok görseler de,

Kimsecikler “Astsubay” diyemese de;

Gâzi Halide Başçavuş

Tarsuslu Gâzi Adile Onbaşı

Gâzi Nezahat Onbaşı

Kayganacı Başçavuş

Şehit Hamiyet Astsubay

Şehit Yahya Çavuş

Gâzi Seyit Onbaşı

Gâzi Müstecip Onbaşı

Gâzi Mustafa Kemal bizimdir!

* * *

Büyük Osmanlı Devleti, Çanakkale Deniz ve Kara muharebelerinde kazandıkları eşsiz utkularıyla Balkan Harbi’nin üzüntüsü ve manevî çöküntüsünden kurtuldu. Kendine güvenini yeniden kazandı. Savaşma azmi tazelendi ve milli şuur doruğa ulaşdı.

Bu muharebelerde kazandığı utku, manevîyat ve inanç ile müteakip senelerde Anadolu’da yapacağı harblere daha büyük bir azim ve inançla sarıldı.

Ve İstiklâl Harbi’nde Allah nasib etdi, utku müyesser, Milletimiz muzaffer oldu.

İşde bütün bu savaşların kazanılmasında; subay kadar astsubayın da payı ve emeği vardır. Astsubayın emeği ve payı belki subaydan bile daha fazladır.

Vatanın has evlatlarının payı ve emeği, alın teri, kanı, canı  hepsinden fazladır...

Subaydan kat be kat fazla şehit olan astsubay vardır, kahraman Mehmetcik vardır...

Ve hiç kuşku yok ki en büyük gurur, emek ve şeref; bu subayları, bu astsubayları bu kınalı kuzuları doğuran, emziren, büyüten,

Ve sonra peygamber ocağına asker eden, elleri değil, ayaklarının altı öpülesi cennete lâyık analarımızındır...

Dün böyle idi,

Bugün böyledir,

İlelebet de böyle olacak!

Kınalı kuzular bizimdir!

Analar bizimdir!

* * *

Merâkımı mucib oldu ve sordum Genelkurmay Başkanlığımıza;

Dedim ki;

  • Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk erkek ve ilk kadın astsubayının kimliği nedir?

Cevap geldi; “Talep etdiğiniz konuda herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.” Avam ifadesiyle, diyorlar ki, bilmiyoruz!..  İyi, aferim benim oğluma!.. Bir madalya daha tak göğsüne benden!

Peki,  ilk erkek ve ilk kadın subayların kimliğini sordunuz mu, dediniz sanki?

Evet, o suali de sordum. Genelkurmay Başkanlığımız, subayları da bilmiyor!

Kendi astsubayını bilmese de

Genelkurmay Başkanlığı bizimdir!

* * *

İkinci Mehmet

İstanbul’u fethederken

Hemen yanında

Ulubatlı Hasan var idi.

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal

Çanakkale’de

İngiliz ve Frenk gâvuru ile

Cenk ederken

Hemen yanında

Onbaşı Seyit var idi,

Şehit Çavuş Yahya var idi.

Kurmay Albay Cevat

Çanakkale’de harb ederken

Hemen yanında

Mehmet Çavuş var idi.

Binbaşı Nazmi Bey

Çanakkale Boğazını müdafaa ederken

Hemen yanında

Onbaşı Müstecip vardı.

Muharebenin kaderini değiştiren

Yerli imâlat 26 mayını

Deniz Yüzbaşı Hakkı

Nusrat Mayın gemisiyle

Karanlık Koy’a

Döşerken

Gemisinde

Leventler,

Gedikli’ler var idi.

Büyük Taarruz’da

Yonan gâvurunu

İzmir’e kadar kovalayıp

Kuzey Akdeniz’e dökerken

İsmet (İNÖNÜ) Paşa’nın yanında

37 yaşındaki Er Halide,

Albay Asım (GÜNDÜZ) Bey’in yanında

Onbaşı Halide,

Fevzi (ÇAKMAK) Paşa’nın yanında

Çavuş Halide,

Başkumandan Mustafa Kemal’in yanında

Başçavuş Halide var idi.

Halide’ye

Başçavuş rütbesini

İzmir’de

Latife Hanım ile birlikde

Bizzat Mustafa Kemal takdim etdi...

* * *

Çok iyi bilseler de demeye subayın dilleri bir türlü varmıyor! Varırsa ve bu gerçeği itiraf ederlerse bu onların felâketi olur...

Kendi mevcudiyetleri boşluğa düşecek! Biliyorlar...

Emek, alın teri, bilgi, mahâret, sadakât diğer adımız...

Emek de

Alın teri de

Mahâret de

Sadâkat da bizimdir!

* * *

Çok uzun idi...  Sü beyleri koşmadılar! Koş diyebildiler, koşduk...

Çok zor idi... Sü beyleri yapmadılar! Yap diyebildiler, en iyisini yapdık...

Çok tenha idi; Yol, iz; ses, sada yok idi... Sü beyleri gidemediler! Git dediler, gitdik...

Canları çok kıymetli idi... Sü beyler ölmediler! Öl diyebildiler!. Gözümüzü kırpmadan şahadet şerbetini içdik kahramanca...

Şühedâ bizimdir!

* * *

Emeklilerimizin ekseriyeti açlık sınırında emekli aylığı alıyor. Meslekî sıkıntılarımız dizboyu!

image026Bu sıkıntılara sebep olanlardan merhamet ve himmet beklemiyoruz...

Haklarımızı gene biz alacağız!

Dertliyiz! Derdimiz dağları aşdı!...

Feryâdımız kaf dağına ulaşdı!

Duyan var mı?

Duyuracağız elbet...

Duyacaklar!

Haksızlıkdan kurtulmanın ilk şartı haksızlığın farkında olmakdır!

Farkındayız...

Dert de

Sıkıntı da

Hak da

Haksızlık da bizimdir!

* * *

Burası er meydanıdır! Atatürk’den mirasdır bize; samimî ve meşru olmak kaydıyla her fikre hörmet ederiz. Söyleyecek bir çift efdal sözün var ise çık ortaya yiğitce ve haykır!

Ses duvarı, korku duvarı, saadet duvarı...

Ses, duvarı yıkabiliyor.

Korku duvarını 17 Ekim 2012’de yıkdık!

Biz astsubayaların sesi de o mâziperestlerin kendileri için ördüğü saadet duvarını da yıkacak!

Bu zümre, gene kendi iradesi ve kendi mücâdelesi ile felâh bulacak...

Verdiğimiz bu hak mücâdelesinde;

Biz astsubayları anlayanlar da

Desdek verenler de

Derdimizle hemdert olanlar da bizimdir!

* * *

emekliassubaylar.org sitesini;

Ziyaret edenler;

Kağıt ile nikâhladığımız fikirlerimizi, sözlerimizi;

Kıraat edenler,

Paylaşanlar,

Oylayanlar,

Tıklayanlar,

Yorumlayanlar bizimdir!

* * *

Her vakdin bir hükmü vardır, biliyoruz!

Hem yolcusu hem de yoldaşıyız zamanın, bilinmez kadim çağlardan beri.

Biz yok iken zaman var idi. Şimdi de var!

Birlikte yürüyoruz ve birlikde tükeniyoruz!

Biz tükeniyoruz.

Fakat zaman hem tükeniyor hem de tüketiyor.

Tüketdikce tazeliyor kendini...

Ya biz insanoğlu öyle mi?

Ve biliyoruz ki bizden sonra da yolculuğuna başka ademoğullarıyla devam edecek.

Lâkin kimse kalıcı değildir.

Onları da tüketecek!

Yine geldi hazân vakdi!

Hazân vakdi, hüzün vakdidir...

Bu sene kaç emekli astsubay;

Hazân vakdine vâsıl olamadan,

Haklarını alamadan,

Hakkın yerini bulduğunu göremeden

Dönülmez yolun yolcusu olup

Hakk’ın rahmetine kavuşdu?

image028Bilen var mı?

Kaç kişi daha bu hazân mevsiminde

Altın sarısı yaprakların üzerine

Yalnız basacak?..

Yol da

Yolcu da bizimdir!

* * *

Dünyaya dair her şey ölür, tükenir, yok olur, unutulmaya teslim olur!

Bir tek sözler ses verir!

Bir tek yüce ruhlu isimler im taşırlar, henüz yaşanmamış zamanlara...

Söz, desdândır; desdân, söz!..

Sözümüzdür bizi zamanın unutturucu tesirinden koruyan!

Sözlerdir ruhları diri, mücâdeleyi canlı, var olma sevincimizi taze ve diri tutan!

Devinip giden vakdin tükenişine inad, yazdıklarımız gururla, heyecanla, sitâyişle anlatılacak dilden dile, gönülden gönüle, nesilden nesile kıyâmete dek...

İnsanı içinde yaşatan zaman, yok olur!

İnsanoğlu da...

Fakat ses verdiği sözleri okuyanıyla meşverete devam eder...

Taa ki mahşer gününe kadar...

Ecdâdımızın dediği gibi,

Yiğit ölür, kalır eseri!

Bizler; üç beş namert, vatan haini haset-fesat subayın revâ gördüğü haksızlık oduyla yanıp kavruluyoruz bugünlerde.

İçlerinde çok mert olanları var, biliyoruz.

Gönlümüz onlarla...

Bugün bizleri yakıp kavuran bu haksızlıklar odu, bizden sonraki meslekdaşlarımızın kendi haklarını alması için çerâğ olacak!

Yollarını ışıtacak..

Yoldaşları olacak!

Yol gösterecek, tükenmek bilmeyen zamanın eşliğinde!

Söz de

Çerağ da bizimdir!

* * *

Allah’ın Ademoğlu’na bahşetdiği ömür denen sermâyenin gün törpülemek olmadığını bilenleredir seslenişimiz!

Ve bir zaman gelecek sözlerini tarihin ölümsüzlüğüne nakşeden yiğit yürekli, asil ruhlu, gönül ehli, kalem erbâbı olanlar,

Havsalanın bile alamayacağı utkulara yol olacaklar,

Köprü olacaklar.

Utkular bizimdir!

* * *

image030Umulur ki bugün biz astsubayların ne çilelere gark, ne gadirliklere duçar olduklarını bizden nöbeti teslim alacaklar okusunlar!

Okunmak, sadece okunmakdır sizlerden isteğimiz.

Bir de ders almasını biliniz!

Biliniz ki tarihin tekerrür etmesine fırsat vermeyiniz!

Başka bedel istemiyoruz...

Biz kayıtcıların sehmine düşen ise iyisiyle kötüsüyle bize yapılanları bilinmezlikden çıkartıp hakikatler şahitliğinde unutmazlığa teslim etmekdir.

Yapmaya çalışdık kendimizce...

Zaman bizimdir!

* * *

At dedik!

Avrat dedik!

Pusat dedik!

Vatan dedik!

Gözümüzü kırpmadan uğrunda canımızı fedâ etdik...

At,

Avrat,

Pusat,

Vatan bizimdir!

Biz, T.C. Ordusu’nun Astsubaylarıyız...

Astsubay bizimdir!

* * *

 brove

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Astsb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

  Kaynak:

  1. http://evrimhaberleri.com/2012/04/21/insanlik-tarihinin-yasi-ne-kadar-eski/
  2. 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu
  3. http://emekliassubaylar2.net.tf/index.php?option=com_content&;;task=view&id=298&Itemid=73
  4. http://www.kkk.tsk.tr/askeri_lise/astsb_myo/okulgenel/tarihce.htm
  5. Seksensekiz Yıllık Cumhuriyet Ve Astsubaylar – Aydın KULAK
  6. http://en.wikipedia.org/wiki/Jeremy_Michael_Boorda
  7. Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku
  8. http://sufizmveinsan.com/sohbet/gunumuzdiplomatlari.html
  9. 24.2.1330 (9.3.1915) tarihli Bahriye Efrat ve Küçük Zabitaniyle Gedikli Zabitanı Kanunu
  10. 23.3.1950 tarihli ve 5619 sayılı Erbaş Kanunu
  11. 2.7. 1951 tarihlli ve 5802 sayılı Astsubay Kanunu
  12. 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu
  13. http://www.havacilar.com/pilotastsbisimleri.html
  14. http://www.havacilar.com/pilotastsbisimleri.html
  15. 3779 sayılı ve 18.01.1940 tarihli “Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhid Ve Teadülüne Dair Kanun
  16. 10.6.1935 tarihli ve 2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kanunu
  17. http://www.diplomat.com.tr/atlas/sayilar/sayi15/sayfalar.asp?link=s15-11.htm
  18. http://www.kho.edu.tr/hakkinda/harbiyeli_ataturk/1283_m_kemal.html
  19. http://www.byegm.gov.tr/yabanci-bultenler.aspx?d=18.03.2013&;;pg=2&ahid=116200&act=3
  20. http://www.tsk.tr/8_tarihten_kesitler/8_3_canakkale_muharebelerinden_kesitler/resim26.htm
  21. http://haber.stargazete.com/politika/nato-komutani-hodges-yahya-cavus-hayrani/haber-736860
  22. http://www.tsk.tr/8_tarihten_kesitler/8_3_canakkale_muharebelerinden_kesitler/resim3.htm
  23. http://www.internethaber.com/iste-tskya-gore-sehitligin-tanimi--392320h.htm
  24. http://www.tsk.tr/8_tarihten_kesitler/8_3_canakkale_muharebelerinden_kesitler/resim4.htm
  25. http://www.naval-history.net/WW1NavyFrench.htm
  26. http://en.wikipedia.org/wiki/HMS_E20
  27. http://www.tsk.tr/8_tarihten_kesitler/8_3_canakkale_muharebelerinden_kesitler/resim26.htm
 
Evvelki Bölümleri Okumak İçin Resimleri Tıklayınız

image001image001

Ögeyi Oylayın
(54 oy)
Son Düzenlenme Çarşamba, 03 Ekim 2018 01:19

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#3 TEKİNAY 1977 30-09-2013 13:32
Değerli meslektaşım,
Bu güne kadar yazdığınız tüm yazıları okudum,bir sonraki ne zaman yayınlanacak diye hep takip ettim.Tüm yazdıklarınız benim için muhteşem...Bizlerin adına dile getirdikleriniz için minnettarım.Zaman ve emek harcayarak hazırladığınız yazı dizilerinizin devamını dilerim.Selam ve sevgilerimle...TEKİN1977
Alıntı
#2 Levent KESMEN 30-09-2013 11:10
Sn.Şükrü IRBIK'ın ''Astsubay bizimdir 1,2,3 ''yazılarını zevkle takip ettim. Bir emekli meslektaşı olarak kendisine teşekkür ediyorum.Her ne kadar ülkemiz ve kurumumuz Genkur böyle değerli meslektaşlarımızı fark edemese de bilinmelidir ki Şükrü IRBIK'lar Bizimdir...
Alıntı
#1 Ersen Gürpınar 29-09-2013 00:25
Türküdeki gibi "Assubayım derdim çoktur hangisine yanayım?" derdimizi unuttuk vatan için yandık terimizi kanımızı canımızı feda ettik, karşılığında ne imtiyaz ne de ayrıcalık talebimiz olmadı sadece ADALET dedik. Ön yargılılar tarihi gerçekleri saptırmakta kararlılar bizim değerlerimizi yok sayıyorlar ama eserler duruyor ne büyük bir tezat. Ama esas üzüntümüz haksızlıklara maruz kalanların sessiz kalması, oysa haksızlıklar karşısında susmak yeni haksızlıklara davetiyedir. Biz haklarımızı alıncaya kadar yasal mücadelemize devam edeceğiz, tarih bu haksızlıkları bir ayıp bir insanlık suçu olarak yazacaktır. Bu yazılarınız da bu tarihe tanıklık edecektir, elinize yüreğinize sağlık. Tüm haksızlıklara hukuksuzluklara ve vicdansızlıklara rağmen BİZLER VATANSEVERLERİZ; ÇÜNKÜ BİZ ASSUBAYIZ.
Alıntı
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verişinin 101. yıl dönümü ve Gaziler Günü törenlerle kutlanacaktır. Kahraman gazilerimizin, oluşan bedensel engellerinin yanında başta devletimizin mevzuatlarından kaynaklanan birçok sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Gazilerimize devletimizin yetkililerin...
Pazartesi, 19 Eylül 2022
fatih bektaş
UNUTMAYIN UNUTTURMAYIN 9/2 Sİ LİSE MEZUNU ASTSUBAY SINIF OKULU MEZUNU ASTSUBAYLARA DA VERİLMELİ BU HAK BÜTÜN ASTSUBAYLARIN OLMALI AYNI 2016 BÜTÜN ASTSUBAYLARI EŞİT SAYDINIZ OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ ŞİMDİ DE 9/2 Sİ EŞİT OLARAK VERİLMELİ
Cuma, 09 Eylül 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
EMPERYALİSTLERİ DİZE GETİRDİĞİMİZ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZIN 100. YILI YÜCE TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN. ORDU YOK DEDİLER KURULUR DEDİ PARA YOK DEDİLER BULUNUR DEDİ DÜŞMAN ÇOK DEDİLER YENİLİR DEDİ M.K.ATATÜRK Saygıdeğer Üyelerimiz İtilaf Devletleri tarafından son dönemlerinde bütün orduları dağıtılan, işgal edilen ve tersanelerine girilen &qu...
Salı, 30 Ağustos 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ