ASK.DİSİPLİN YASASI HAKKINDA

  • ANKARA BAROSUNA TEŞEKKÜRLER

Değerli Meslektaşlarım,

Emekli bir assubay olarak hem kendi adıma, hem de başkanlığını yaptığım kamu yararına çalışan ‘’Kültürel Gelişim Derneği‘’ adına ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM. Baro başkanlığı nezdinde başta Sn. Başkan Av.Metin Feyzioğlu olmak üzere tüm üyelerini KUTLUYORUM.

Ankara Baro Başkanlığına niye teşekkür ediyorum, neden onları kutluyorum! Diye aklınıza bir soru gelebilir! Kısaca anlatayım.

Değerli meslektaşlarım; Ben, Temad üyesi emekli bir assubay olarak aynı zamanda kamu yararına çalışan KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEĞİ’nin Başkanlık görevini yürütmekteyim. Dernek üyelerimizin çoğu meslektaşlarımızdır. Derneğimiz 1955 yılında kurulmuş bugüne kadar varlığını sürdürmüş, sürdürmeye de devam etmektedir.

Sivil toplum kuruluşu olarak derneğimiz, kamu yararına çalışmaları içerisinde, yasa, yönetmelik ve tasarılarla ilgili kamu yararı gözetilerek raporlar hazırlayıp, yetkili ve sorumlu makamlara hazırladığı bu raporları sunma çalışmaları da vardır.

Bu bağlamda TSK içinde görev yapan ve bundan sonra görev yapacak olan yüz binlerce kişiyi ilgilendiren TSK Disiplin Kanun Tasarısı konusunda da rapor hazırlayıp, ilgili ve yetkili makamlara gönderilmesinin gereğine inandığı için bu yönde de çalışmalarını sürdürmüştür.

TSK Disiplin Kanun Tasarısı TBMM geldiğinde, Kültürel Gelişim Derneği (KGD) olarak hemen bu tasarıyı (gerekçeli maddeleri dahil 54 sayfa) dosya halinde Ankara Baro Başkanlığına götürdük. Hukuksal açıdan kanunlara, anayasaya, insan haklarına uygun olup olmadığının bir rapor halinde tarafımıza bildirilmesini talep ettik.

Ankara Baro Başkanlığı müracaatımızdan bir müddet sonra bu konudaki görüşlerini, bünyesinde kurulu olan Yasa İzleme Enstitüsünün çalışmalarıyla rapor halinde tarafımıza bildirdiler. Hiçbir etki altında kalmadan, hiçbir karşılık beklemeden hazırladıkları bu rapor ve çalışmalarından dolayı kendilerini kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bu arada duyarlı meslektaşlarımızın mücadelelerinden, Temad Genel Merkezinin TSK Disiplin Kanunu ile ilgili çalışmalarından, emekliassubaylar.org sitemizin organizasyonu ile sorumlu makamlara gönderilen dilekçelerden, e-postalardan bahsetmiyorum. Çünkü bu siteyi takip eden herkes bunları biliyor.

Ankara Barosundan gelen raporun bir nüshasını hemen Türkiye Emekli Assubaylar Derneği (TEMAD) Genel Merkezine, bir nüshasını da Emekli Uzmanlar Derneği (EMUZDER) Genel Merkezine götürüp teslim ettik.

TSK Disiplin kanun tasarısı ile ilgili TBMM Başkanlığına ve Milli Savunma (MS) komisyonunun AKP, CHP ve MHP’li hukukçu üyelerine e-posta ile bu yasaya onay vermemeleri talep ettik. Koskoca TBMM ve MS Komisyonunda Sn.Turhan Tayan, Sn. Orhan Düzgün ve Sn. Ali Demirçalı’nın şerh koymalarının dışında başka hiçbir milletvekilinin sesi çıkmamıştır. Bu yasaya şerh düşen milletvekillerimize de teşekkürler.

Bütün bunlara rağmen bildiğiniz gibi TSK Disiplin Kanun Tasarısı TBMM den geçerek yasalaştı. Sn. Cumhurbaşkanımızın bu yasayı onaylamamaları için e-posta ile yine bu konudaki düşüncelerimiz Sn. Cumhurbaşkanı’na iletildi. Neticede Sn. Cumhurbaşkanımızda bu yasayı onayladı.

Bu tablo karşısında Kültürel Gelişim Derneği olarak, TSK Disiplin Kanunu, Ankara Baro Başkanlığının raporu ve Temad’ın bu yasa ile ilgili görüşlerinden oluşan 2 dosya hazırlayıp derneğimizin (KGD) üst yazısıyla birlikte dosyanın birini CHP Genel Merkezine, diğer dosyayı da MHP Genel Merkezine götürüp elden teslim edildi. Parti genel merkezlerine teslim edilen bu dosyaların içeriğindeki amaç, derneğimiz üst yazısında da belirtildiği gibi bu yasada insan haklarına, anayasaya aykırı olan maddelerin iptal edilmesi için bu yasanın CHP ve MHP tarafından anayasa mahkemesine taşınmasıdır. CHP’de, MHP’de bu konudaki talebimizi yerine getirmemiş, konuyu Anayasa Mahkemesine taşımamışlardır.

AKP Genel merkezine bu konuyla ilgili dosya götürülmemiştir. Nedeni ise bu yasa AKP iktidarı tarafından yasalaştırılmıştır. Bu nedenle AKP’ye böyle bir dosyanın götürülmesine gerek yoktur! Ayrıca TBMM de grubu bulunan BDP’ye de böyle bir dosyanın gönderilmesi yersiz olacağı nedeniyle gönderilmemiştir.

Değerli meslektaşlarım, yukarıdaki satırlarda kısaca açıkladığım gibi, TSK Disiplin Kanunu konusunda YARGI hariç, yapılması gereken her şey yapılmıştır. Kim ne derse desin, TSK Disiplin Kanunu ÇAĞDIŞI BİR KANUNDUR. Sonuç ne olursa olsun bu kanun, hiç zaman geçirilmeden TEMAD tarafından YARGIYA TAŞINMALIDIR. Hukukçu meslektaşlarımızda bu davada Temad’ın yanında yerini almalıdır!

Bütün bu açıklamalardan sonra, hiçbir menfaat gözetmeden tarafsız bir şekilde, TSK Disiplin Kanun Tasarısını inceleyerek, görüşlerini rapor halinde Kültürel Gelişim Derneğimize sunan, ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA hem dernek olarak, hem de emekli bir astsubay olarak tekrar teşekkürlerimizi sunarken, bu önemli raporu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Saygılarımla

Hikmet AYDINCAK
E.Asb. Kültürel Değişim Derneği Başkanı


TSK.DİSİPLİN YASASI KANUNU HAKKINDA ANKARA BAROSUNUN GÖRÜŞLERİNİ BELİRTEN RAPOR :
HUKUKÎ GÖRÜŞ

I. Enstitümüze Verilen Görev:

1Ankara Valiliği ÎI Dernekler Müdürlüğü'ne kayıtlı Kültürel Gelişim Derneği; kamuoyunu ilgilendiren konularda raporlar hazırlayarak yetkili makamlara iletmeye yönelik faaliyetleri bulunduğundan bahisle, Ankara Barosu Başkanlığı'na müracaat ederek :

Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan ve T.B.M.M.'ne gönderilen Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu tasarısı hakkında, ilgili makamlara sunacakları rapora esas olmak üzere, Ankara Barosu Başkanlığının söz konusu tasarıya ilişkin hukuki görüşünü bildirmesini talep etmiştir.

2Vâki müracaatı değerlendiren Ankara Barosu Yönetim Kurulu, konunun incelenmesi için Yasa İzleme Enstitüsü'nü görevlendirmiş bulunmaktadır.

II. Ön Tespitlerimiz :

1 Etüde konu Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısının, Milli Savunma Bakanlığınca hazırlandığı, 26.11.2012 tarihinde Bakanlar Kurulu'nca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na arzına karar verildiği;

19.12.2012 tarihinde Meclis Başkanlığı'na gelen tasarı ile ilgili olarak, Milli Savunma (esas) Adalet (tâli) ve Avrupa Birliği Uyum (tâli) komisyonlarının görevlendirildiği, komisyon çalışmalarının tamamlandığı ve tasarının şu anda 1 / 730 Esas sayı ile meclis genel kurulu gündeminde olduğu belirlenmiştir.

2 Askerliğin, herhangi bir görev ya da meslek olmadığı; askeri hizmetin özel bir ihtisas bilgisi gerektirdiği ihtilafsızdır. Tasarıya konu disiplin olgusunun da askerlik mesleğinin olmazsa olmaz unsurunu teşkil ettiği malûmdur. Bu itibarla, Tasarının disiplin adına getirdiği düzenlemenin yerindeligini sorgulama anlamını taşıyabilecek bir değerlendirme, bu çalışmanın konusu değildir.

Söz konusu Tasarı, disiplin hukukuna egemen olması gereken ceza ve ceza yargılaması hukuku prensipleri açısından ele alınmıştır.

III. Tasarı Hakkında Değerlendirmemiz :

1 10 bölüm ve toplam 48 maddeden oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı (bundan sonra Tasarı olarak adlandırılacaktır) genel gerekçesine bakılırsa ;

  • Askeri mevzuatta halen dağınık bir şekilde bulunan disiplin hükümlerini derleyip bir araya getirmeyi,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm eden kimi kararlarında işaret edilen mahzurları aşmayı,
  • Mevcut disiplin mevzuatını, günümüzün gelişen hukuk anlayışına uygun hale getirmeyi, bu cümleden olarak; Sivil memurları, askeri disiplin mevzuatı dışına çıkartmayı, disiplin cezası verme konusunda subay ve astsubaylar arasındaki ayrımı kaldırarak, astsubayları da sicil verme yetkisine haiz disiplin amiri kılmayı ve disiplin amirlerinin verebilecekleri cezalan, rütbe ve makamları dikkate alarak yeniden belirlemeyi hedeflemiştir.

Mamafih, biraz aşağıda ayrıntılı şekilde değinileceği üzere, Tasarının, kanaatimizce getirdiği en önemli değişiklik; barış zamanı için disiplin mahkemelerinin yetkisini kaldırmış olmasıdır. Bunun yerine disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları ihdas olunmakta ve disiplin cezalarını verme yetkisi, disiplin amiri, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu arasında paylaştırılmaktadır

2 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile ilgili disiplin hükümleri, halihazırda, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunu'nun ( bundan böyle 477 sayılı Kanun olarak adlandırılacaktır) maddeleri arasına dağınık bir şekilde serpiştirilmiştir.

Bu dağınıklığın önüne geçecek şekilde bir toplu düzenleme yaptığı görülen Tasarı; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun disiplin hukukuna ilişkin bir kısım maddelerini yürürlükten kaldırmış, 477 sayılı Kanunun da sadece savaş zamanında tatbik imkanı bulmasını öngören bir düzenleme getirmiştir.

Bu düzenleme ile yukarıda vurgulandığı üzere disiplin mahkemelerinin barış zamanında yetkileri kaldırılmış olmaktadır. Barış zamanında bu yetkileri, Tasarı ile ihdas olunan disiplin kurulları ve yüksek disiplin kurulları kullanacaktır. Başvurucu derneğin, Baromuz Başkanlığından hukuki görüş talep eden dilekçesinde ;

"Tasarı ile yargılama görevinin, yargıya, hukukçulara değil, kişilere ve disiplin kurullarına bırakıldığı, bu kişilerin komutan emriyle belirlendiği, disiplin kurullarında emirle görevlendirilen bu kişilerin hukukçu değil, muharip sınıf personelinden seçildiği" şeklinde dile getirilen eleştirel saptama da, arz ettiğimiz bu değişikliğe ilişkindir.

Ne var ki, Tasarının getirdiği disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları üyelerinin hukukçulardan değil başka sınıflardan seçilen subay ve astsubaylardan oluşacağı ve görevlendirmenin de teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri tarafından yapılacağı doğru olmakla birlikte; mevcut 477 sayılı Kanun kapsamında görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de hukukçulardan oluşmamaktadır. Dolayısıyla, Tasarı bu anlamda bir yenilik içermemektedir. Tasarının getirdiği esas yenilik, barış zamanına mahsus olarak, 477 sayılı Kanunun bütün maddeleri ve dolayısıyla disiplin yargılamasına ilişkin hükümlerinin de askıya alınacak olmasıdır.

Gerçekten, disiplin mahkemelerinin yerine getirilen disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurullarının, Tasarının öngördüğü farklı soruşturma ve yargılama usullerini tatbik edeceği anlaşılmaktadır. İşte, irdelenmesi gereken husus, bu düzenlemenin mahiyet ve sonuçlarıdır.

3 Disiplin hukuku ile ceza hukukunun yakınlaştığı günümüzde, ceza hukukuna ve usulüne ait esaslar, disiplin hukuku alanında giderek daha büyük yer tutarken; Tasarının getirdiği bu düzenlemenin ciddi bir geriye dönüş olduğunu belirtmemiz gerekir.

Zira, 477 sayılı Kanuna göre görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de askeri hâkim sınıfından seçilmiş kişilerden oluşmamakla birlikte ; bu mahkemelerde tatbik olunan usûl, ceza muhakemesi hukukunun temel prensipleri ile uyum halindedir. Nitekim, 477 saydı Kanun, aksine hüküm bulunmayan hallerde, Askeri Ceza Kanunu ile Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin, disiplin mahkemelerinde de uygulanacağını söyleyerek, bu hususu açıklamış bulunmaktadır (madde 63).

  • Bu açıdan incelendiğinde, disiplin kurulları ve yüksek disiplin kurullarında sözgelimi, yargılama hukukunun ilgilisine sağladığı en önemli teminatlardan biri olan aleni duruşma usulüne yer verilmediği gözlemlenmektedir. Tasarıda, disiplin kuruluna sevk edilen personelin, tanık dinletme ve sözlü ya da yazılı olarak savunma yapma hakkına sahip olacağı belirtilmekle ( md. 37 ) birlikte; Tasarının ifadesi ile disiplin kurulu oturumlarının, aleni duruşma anlamı taşımadığı belirgindir. Oysa, 477 sayılı Kanunun 21. maddesinin sadece başlığı dahi anlamlıdır : " Duruşmanın Açıklığı "
  • Benzer şekilde. Tasarıda, 477 sayılı Kanundan farklı olarak, savunmanın en önemli enstrümanlarından biri olan müdafi kurumuna da yer verilmemiştir. Disiplin yargılamasının, hukukçulardan oluşmayan bir kurul tarafından yürütülmesinin mahzurlarını bir nebze olsun azaltabilecek müdafi seçme imkanına, Tasarıda neden yer verilmediği de belirsizdir. Halbuki, hukuk devleti ilkesi gereğince müdafi yardımından yararlanılması, temel bir insan hakkıdır. Müdafiin savunma faaliyetlerinde bulunmadığı bir ceza muhakemesi adil olmayan, eksik bir yargılama faaliyeti olur. En temel insan haklarından biri olan savunma hakkının sınırlandırıldığı böyle bir durumda verilecek karar, meşru da kabul edilemez.
  • Tasarı, disiplin kurulunun yapacağı işlemleri koordine etmek üzere, 477 sayılı Kanun gibi disiplin subaylığına yer vermiştir.

Ancak temel bir farklılık vardır. 477 sayılı Kanuna göre disiplin subayları, teşkilâtında disiplin mahkemesi kurulan komutanlıklar veya askeri kurum amirlikleri ile Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığında yardımcılığı kaldırılan askeri hâkim sınıfına mensup subaylar arasından seçilir.

Buna mukabil, Tasarı, "disiplin subayı askeri hâkim sınıfına mensup subaylar arasından atanabilir." demek suretiyle atama makamını seçim konusunda muhtar bırakmıştır. Disiplin subayının, disiplin soruşturmasının selâmeti açısından haiz olduğu önem dikkate alındığında, bunun, yargılama hukukunun taşıması gereken teminatı zayıflattığı rahatlıkla söylenebilir.

© Tasarıda, "Savunma hakkı" başlığı altında, isnat olunan hususların ilgilisine açıkça ve yazılı olarak bildirileceği ve savunmasını yapması için süre tanınacağı açıklanmış olmakla birlikte; bu düzenlemenin de 477 sayılı Kanunun gerisinde olduğunu kaydetmek gerekir. Çünkü 477 sayılı Kanun, isnat olunan hususların bir iddianame şeklinde bildirileceğini öngörmektedir.

İsnadın, iddianame ile bildirimi dahi, adil yargılamanın varlığı için bizatihi önem taşır. Zira, bir iddianamede, Tasarıdaki gibi sadece sadece isnat olunan hususlar değil; isnat olunan eylem ile birlikte deliller ve uygulanması istenen kanun maddesi de yazılmak durumundadır. Suçlamanın dayanağını teşkil eden deliller bildirilmeden, ilgiliden savunma yapmasının istenmesi halinde, adil yargılamadan bahsedilemeyeceği açıktır.

4 Tasarıda her ne kadar, mevcut sistemde yer alan disiplin cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olması uygulamasına son verilerek; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında yüksek disiplin kurullarınca verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilmesine imkan tanınmışsa da ; bu durumun, yukarıda dile getirilen ağır hukuki mahzurları ortadan kaldırmaya yetmeyeceğini belirtmekte fayda vardır.

Zira, idari yargılamanın özünü, yazılı yargılama usulü oluşturur. Oysa, disiplin hukuku ve yargılamasının giderek yakınlaştığı ceza yargılamasının temel karakteristiği, muhakemenin sözlü olmasıdır. Yetkili makamın vicdanına doğrudan hitap edebilmeyi sağlayan muhakemenin sözlü olması hali, aynı zamanda bir dürüst muhakeme ilkesidir. Sözlülük, savunmasını yapan kişinin ve avukatının sundukları dilekçelerin okunmayabileceği endişesini aşmaları temin eden ; yargılamanın süjeleri ile birlikte toplumun da yürütülen muhakemenin dürüstlüğüne inanmalarını sağlayan bir ilkedir.

Diğer yandan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, ağırlıklı olarak askeri hâkim sınıfından seçilmiş üyelerden oluşmakla birlikte; tabiatı icabı, uyuşmazlıklara, idare hukuku ve idari yargılama hukuku perspektifinden bakmaya meyillidir. Buna mukabil, disiplin suçları, ceza ve ceza muhakemesi hukuku prensipleri ile ele alınmayı gerektirir. Dolayısıyla, Tasarının getirdiği düzenleme, hukuki teminat getirmekten uzaktır.

IV. Sonuç:

Yukarıda *** hatları ile izah olunan çerçevede, Tasarı, adil yargılama ilkesine aykırılık teşkil eden ve hazırlanma gerekçeleri ile de çelişen düzenlemeler barındırmaktadır. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü açısından daha ileri bir metin konumundaki 477 sayılı Kanunun, ancak savaş gibi olağanüstü durumlarda tatbik imkanı bulacak olması da apayrı bir çelişkidir. Zira, asıl olan; barış gibi olağan hallerde, bireylerin hak ve hukukun kısıtlanmaması gereğidir. Tasarının getirdiği düzenleme, bu bakımdan da hukuk ve mantık kurallarına ters düşmektedir.

Keyfiyetten bilgi edinilmesini dileriz.

Saygılarımızla.

21.01.2013

7 Tasarı, her ne kadar disiplin suçlan tabiri yerine disiplinsizlik terimini kullanarak, idare hukuku terminolojisine yakınlaşmış gözükse de, yaptırıma konu fiillerin özünde disiplin suçu karakteri taşıdığı belirgindir. Nitekim, yalnızca savaş zamanına özgü olsa da aynı fiiller için disiplin suçları başlıklı 477 sayılı Kanunun tabik imkan: bulacak olması, bu tesbiti doğrulamaktadır.

ANKARA BAROSU YASA İZLEME ENSTİTÜSÜ

Ögeyi Oylayın
(36 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#9 Hikmet AYDINCAK 24-04-2013 23:20
Sn. A.NAS
Yorum olarak yazdığınız yazınızın sonunda ‘’ yanlışlarımı belirtin’’dediğiniz için bu satırlarımı yazıyorum. Yoksa amacım polemik yaparak işi kayıkçı kavgasına çevirmek değil!

1. Sn. Nas, bu konuyla ilgili aynı şeyleri tekrar etmemek için öncelikle Sn. Rafet Duran’ın yazısını dikkatli bir şekilde okumanızı tavsiye ediyorum.
2. Yazınızın daha ilk satırında ‘’..neye göre kıyaslama yapıldığını anlamakta zorlanıyorum’’ diyorsunuz. Ancak yine aynı yazınızda aşağıdaki satırlarda ‘’kesinlikle yanlış, …kesinlikle yanlış ‘’ diyerek, hiçbir tereddüde meydan vermeyecek şekilde, kesin anlamış gibi ifadeler kullanarak raporu eleştiriyorsunuz.! Anlamakta zorlandığınız bir rapora kesin ifadelerle nasıl karşı çıkıyorsunuz?
3. ‘’Yanlışlarımı belirtin’’ diyorsunuz! En büyük yanlışınız, hukukçu bir kurumun heyet halinde TSK Disiplin Yasa tasarısı hakkında, disiplin hukukuna egemen olması gereken, ceza ve ceza yargılaması hukuku prensipleri açısından görüşlerini sunmuş olduğu rapora, kendi bilinç altındaki değerlendirmelerinizle atıfta bulunarak, raporu eleştirmenizdir. Siz hukukçu musunuz? Kaldı ki hukukçu olsanız bile bu rapor bir tek hukukçu tarafından değil, bir HUKUK KURULU tarafından tanzim edilmiş bir rapordur!
4. Sn. Nas,raporun içindeki cümlelerin anlam bütünlüğünü bozacak şekilde bazı kelimeleri, cümleleri cımbızlayarak kendi istediğiniz şekilde yorum yüklemişsiniz! Örneğin: ‘’Mahkeme olmuyor==== Çünkü kanunda mahkeme yok disiplin kurulu var’’ diyorsunuz. Raporun, hiçbir yerinde disiplin kurulu yok, mahkeme var demiyor ki! Diğer yazdıklarınızın hepsi de bunun gibi çarpıtılmış.
5. Bütün dünya savunma hakkının en temel insan haklarından biri olduğunu kabul ediyor, Sn. Nas, siz buna kesinlikle yanlış diyorsunuz!
6. Sn. Nas, sizin de bildiğiniz gibi bu site meslektaşlarımızın ONUR MÜCADELESİNDE öne çıkan, ciddi bir sitedir. Sadece meslektaşlarımız değil onların dışında on binlerce kişi bu siteyi izlemektedir. Bu site SARI ÇİZMELİ MUST….nun SİTESİ değil ki aynı kişi 5-6 tane değişik isimle yazı yazsın, bir yazdığı yazıyı geriye kalan 4-5 sanal isim mehter marşıyla desteklesin!

Hiçbir meslektaşıma bu tarz tutumlar yakışmaz. Sn. Nas, siz Taner Haydar Koçak olarak bu raporu aynı şekilde uzun uzadıya eleştirdiniz. Ben de dahil olmak üzere meslektaşlarımız ve site yönetimi konuyla ilgili görüşlerini belirttiler.

Özel olarak bana gönderdiğiniz yazınıza da özel olarak cevap verdim!
Şimdi tekrar kalkıp aynı şeyleri Ali Nas ismiyle aynı yöntemle eleştirmeniz yersizdir.
Yarın hangi isimle aynı eleştiriyi yapacağınız belli değil!
Bu da sizin diğer bir yanlışınız!
Amacınız nedir bilmiyorum! Ama lütfen böyle şeyleri bırakın !
‘’Genelkurmaydan Duyuru’’ deyip ironi yapsan daha iyi olurdu!

Sağlıkçı olarak bu tablo karşısında şimdi kalkıp size, hangi ruh haliyle bu yazıları yazıyorsunuz Sn. Nas desem kırılırsınız, o nedenle böyle bir şey demiyorum.
Sadece onur mücadelesine zarar vermeyelim diyorum.
Saygılarımla.
Alıntı
#8 Rafet Duran 22-04-2013 10:11
Ankara Barosu Başkanlığı Değerli hukukçularının; Askeri Disiplin Yasası Taslağı ile ileri sürülen hukuki sakıncalarla ilgili olarak; CEZA YARGILAMASININ TEMEL PRENSİPLERİ çerçevesinde, Ortaya konulan hukuki kavramlara ilave olarak yapılan değerlendirmeye ben herhangi bir ilavede bulunmadım. Bulunmam da mümkün değildir zaten. Bu taslakla ilgili mahzurlara ait kavramları ÖZENLE seçmeye gayret ettim. Bu hukuki görüşün özellikle 3'üncü ve 4'üncü maddeleri ile sonraki bölümleri dikkatle incelendiğinde bunun böyle olduğu açıklıkla görülecektir.

25 yıllık fiilen Personel sınıfına mensup olmam, mesleğim süresince tamamı ile tek personelci olarak görev yapıp,yasa ve mevzuatı çok iyi incelememe, çocuğumun hukukçu olması nedeni ile, Yeni Ceza kanunu, ceza muhakemeleri kanunu, kamu hukukunu (insan hakları hukuku) gerekçeleri ile satır satır okumama rağmen, bir hukuki sorunla ilgili, hukukçu çocuğumla konuşurken, iddia ettiğim bir husus karşısında; “ baba, öyle değil işte, hukuki olarak o durum şöyledir” dediğinde, düşünüp onun doğru olduğunu anladığımda, utancımdan yüzüm kıpkırmızı olmaktadır. Çünkü, yasaları okumanın, bir hukukçu gibi bilmeye ve değerlendirmeye yeterli olmadığını, sorunlara ve ilgili olaya bir hukukçu gözüyle yaklaşmanın bir uzmanlık konusu olduğunu anladım.

Ben bu durumu bilerek, değerli Baro Hukukçularının hukuki görüşlerine yaptığım bir ilave yoktur. Tekrar etmem gerekirse, “Hukukun ve ceza yargılamasının Temel Prensipleri” konusunda tespit ettikleri hukuki kavramları özenle seçtim.

Değerli hukukçular bizim baktığımız açıdan değil, hukukun temel prensipleri açısından ve önlerine getirilen tasarının hukuka ve ceza yargılamasının temel prensiplerine ne derece uygun olup olmadığını incelemişlerdir.

Bu tasarıda hukukçular olaya disiplin yasasının “YERİNDELİĞİ” ni değil, Ceza yargılamanın çağdaş hukuk kurallarına uygun olup olmadığını değerlendirmişlerdir.

Mahkeme yoksa, nelerin olup olamayacağını ortaya koymuşlardır. Neden Hukukçu yoktur? Neden Ceza yargılamasının Temel prensipleri uygulanmamaktadır.? Bu cezalandırma şeklinin doğuracağı mahsurlar bir hukukçu gözüyle ortaya konmuştur. Bu yasa dünyanın hangi hukukçularına götürülürse götürülsün, EVRENSEL HUKUK KURALLARI açısından varacakları sonuç aynı olacaktır.

Yapılanlar Anayasa Mahkemesinin “Hukuk Devleti Tanımı” na aykırıdır. Ülkemiz, önceki uygulamalarla AİHM tarafından tazminatlara mahkum edildiği gibi, ileriki yıllarda bu yeni yasa ile aynı sonuçların gündeme gelmesi muhtemeldir.

Bir hukuk devletinde, daha önce var olan ve kaldırılan “ÇADIR Hapsi” ne kadar hukuki ise, amirler tarafından verilen “ODA ve GÖZ HAPİSLERİ” ne kadar hukuki ise, DİS. KURULLARIN’ın vereceği cezalar da, evrensel hukuk kurallarına göre o kadar hukuki olacaktır. Cezalandırmada MAHKEME olmalıdır. Hukukun ve ceza yargılamasının evrensel kuralları uygulanmalıdır. Hukukçuların söylediği budur.

Bizim, bunların dışında hukuki mütalaada bulunmamız, komik duruma düşmekten öteye gidemez. Hukuki tartışma aranıyorsa, Ankara Barosuna gidilip, yaptıkları yanlış hukuki değerlendirmeler kendilerine izah edilmelidir. Bu ortamlar gereksiz polemiklerin yapılacağı alanlar değildir...
Alıntı
#7 Hikmet AYDINCAK 21-04-2013 23:43
Sayın Erdal GÜNŞER,

Görüş ve düşünceleriniz için sonsuz teşekkürler.
Hep birlikte bu ONUR MÜCADELESİNİ KAZANACAĞIZ. BAŞKA YOLU YOK!

Temel dayanaktan yoksun, klişeleşmiş gerçek dışı beyanlar bu mücadeleyi engelleyemeyecektir.
Saygılarımla.
Alıntı
#6 janas 21-04-2013 19:19
BURADA kıyaslama,olumsuz gösterme önceki ve yeni uygulamalara göre mi yoksa son disiplin kanununa göre mi anlamakta zorlanıyorum.

İşte bunlar oluyor:
-Mahkeme olmuyor. ======ÇÜNKÜ KANUNDA MAHKEME YOK DİSİPLİN KURULU VAR.
-Hukukçu olmuyor. ======ÇÜNKÜ KANUNDA MAHKEME YOK DİSİPLİN KURULU VAR.
-İddianame olmuyor. =====ÇÜNKÜ KANUNDA MAHKEME YOK DİSİPLİN KURULU VAR.
-Delil toplama olmuyor.===KESİNLİKLE YANLIŞ.KURULA SEVK EDİLENE AİT SUÇ DOSYASI (İÇİNDE İFADE TUTANAKLARI İLE SUÇLAMAYA AİT BELGELERLE BİRLİKTE) KURULA GÖNDERİLİYOR.

-ALENİ DURUŞMA OLMUYOR =======ÇÜNKÜ KANUNDA MAHKEME YOK DİSİPLİN KURULU VAR.AMA HUZURDA SAVUNMA HAKKI MEVCUT.

-MÜDAFİ BULUNDURMA OLMUYOR.=======ÇÜNKÜ KANUNDA MAHKEME YOK DİSİPLİN KURULU VAR.YAPILAN DA YARGILAMA DEĞİL. MAHKEME OLARAK,DİSİPLİN MAHKEMESİNDE AVUKAT VARDI DA BİZ Mİ BİLMİYORUZ.

-En temel insan hakkı olan savunma hakkı olmuyor. =========KESİNLİKLE YANLIŞ.ÇÜNKÜ İFADE TUTANAĞI DA VAR,AYRICA YAPABİLECEĞİ SAVUNMA VE DELİL SAYILACAK BELGELERİNİ KURULA ULAŞTIRMADA ENGEL YOK.

Sonuç:
-EKSİK YARGILAMA OLUYOR.========KESİNLİKLE YANLIŞ.ÇÜNKÜ MAHKEME YOK.
-HUKUK DEVLETİ İLKESİNİN İHLALİ OLUYOR.=======KESİNLİKLE YANLIŞ.BU KURUL DEVLET KURUMLARINDA MEMURLAR İÇİN DAHA ÖNCEDEN DE UYGULANAN (EMNİYET DE DAHİL DİĞER KAMU KURUMLAR)BU TARZ BİR UYGULAMANIN HUKUK DEVLETİ İHLALİ KONUSUNDA BUGÜNE KADAR BİR İÇTİHAT YOKTUR.
-BÖYLE BİR DURUMDA VERİLECEK KARAR MEŞRU SAYILMIYOR.=======SONUCUNU BEĞENMESEK DE MEVCUT KANUNLARA GÖRE MEŞRUDUR.

YANLIŞLARIMI BELİRTİN.

takipteyim.
Alıntı
#5 Erdal Günşer 20-04-2013 13:11
Bu yazıda da görüldüğü gibi sitemiz emekliassubaylar.org daima iyiye güzele doğru bir arayış içindedir.
Biz, vatandaşlar bir dava açarken bile hangi mahkemeye açacağımızı bilemeyebiliriz. Her Türk vatandaşının kanunlara göre hukuku bildiği kabul edilse de hukuk apayrı bir bilim dalıdır. Sonuçlarını kestirmek ve buna göre bir çırpıda yorum yapmak çok zor. Sayın Aydıncak'ı böyle önemli bir konuda teknik bir çalışma yapması nedeniyle bir kez daha yürekten tebrik ediyorum.
Alıntı
#4 Hikmet AYDINCAK 20-04-2013 02:25
Sayın Rafet DURAN,

Ağzınıza, elinize, beyninize sağlık.
‘’Disiplin bozulur’’ aldatmacası DARBELERİN MİRASINI YİYENLERİN YALANINDAN başka bir şey değildir. Bakalım bu yalan ne zamana kadar sürecek!
TSK içinde UTANÇ DUVARLARI örenlerin duvarları eninde sonunda yıkılacaktır.
Saygılarımla.
Alıntı
#3 Hikmet AYDINCAK 20-04-2013 01:52
Sayın Melih ÇEVİK,
Öncelikle sizi kutluyor teşekkürlerimi sunuyorum. Sizin bu emeğiniz olmasaydı Gen.Kur.Bşk.lığının bu duyurusundan belki de haberdar olmayacaktım.
Kültürel Gelişim Derneği ve Ankara Baro Başkanlığı hakkındaki düşünceleriniz için ayrıca teşekkürler.

Aslında Genelkurmay bu duyuru ile tüm halkımızı ve kamuoyunu yanıltmış, gerçekleri çarpıtmıştır. Assubaylar bu miletin çocuklarıdır, Yunanistan’dan gelmediler. Bu millet de çocuklarının, torunlarının haklarının nasıl gasp edildiği gerçeğini çok iyi biliyor!

Gen.Kurmay duyurusunda ‘’biz silah arkadaşıyız’’ diyor. Nedense silah arkadaşlığı kağıt üzerinde aklına geliyor ! Maaşa, yan ödemeye, tazminatlara, lojman dağıtımına kısaca tüm özlük haklarına gelince silah arkadaşlığı unutuluyor. Bu nasıl silah arkadaşlığı ?
Saygılarımla.
Alıntı
#2 Melih ÇEVİK 15-04-2013 22:23
Gen.Kur.Bşk.lığından duyuru
Evet bizler silah arkadaşıyız! Astsb mesleğini seçenler veya tercihlerini bu yönde kullananlar bu nevi kanunların varlığını ve ilerleyen zaman dilimlerinde daha da olumsuzluklarla Assb aleyhine gelişerek var olacağını kabul ederek, bu hukuksuzlukları baştan ve meslek hayatlarının sonuna kadar, hatta emeklilikleri de dahil olmak üzere ölene kadar ve yasal mirasçılarına da bırakacaklarını da bilerek ve kabul ederek tercihlerini yapmışlardır. Bu durum zaten askerlik mesleğinin doğası gereğidir. Bütün dünya ordularında da zaten böyledir. Fakat biz yinede silah arkadaşıyızdır. Tüm halkımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Şahsım adına Kültürel Gelişim Derneğini ve Ankara Baro Başkanlığını canı gönülden kutluyorum.
Gen.Kur.Bşk.lığı adına yaptığım duyuruda bir hata varsa ve sürçü lisan etmişsek ilgililerden affola. SAYGILARIMLA
Alıntı
#1 Rafet Duran 15-04-2013 18:41
Genelkurmay sessiz sedasız bir Disiplin Yasası hazırlıyor, hükümet de virgülüne dahi dokunmadan derhal yasalaştırıyor. Yapılan itirazlar, feryatlar, hukukçuların uyarıları dikkate dahi alınmıyor. Sonuçta ne mi oluyor?

İşte bunlar oluyor:
-Mahkeme olmuyor.
-Hukukçu olmuyor.
-İddianame olmuyor.
-Delil toplama olmuyor.
-ALENİ DURUŞMA OLMUYOR
-MÜDAFİ BULUNDURMA OLMUYOR.
-En temel insan hakkı olan savunma hakkı olmuyor.
Sonuç:
-EKSİK YARGILAMA OLUYOR.
-HUKUK DEVLETİ İLKESİNİN İHLALİ OLUYOR.
-BÖYLE BİR DURUMDA VERİLECEK KARAR MEŞRU SAYILMIYOR.

Anayasayı ihlal anlamına geliyor. Çünkü Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinin içinde, “Cumhuriyet” ve onun nitelikleri vardır. Bu niteliklerden birisi de “Hukuk Devleti” niteliğidir.

Temel İnsan haklarına saygı göstermeden, hukuk devleti niteliğini hiçe sayarak yasa hazırlarsanız, bu yasa ile hem kendinizle çelişkiye düşerseniz, hem Anayasa’yı ihlal ederseniz, hem de bu yasa ile verdiğiniz kararlar MEŞRU sayılmaz.

Sayın Genelkurmay Başkanı bu hukuksuzluklara artık bir dur demelidir. Bu ülkenin toprağı, canı, malı, namusu bu orduya emanet olduğu gibi, bu ordunun er’inden orgeneraline kadar her personelinin sorumluluğu da O’na verilmiştir. Metehan’dan bu yana; yüzlerce yıllık Türk Tarihinin bu kesitinde, ülkemizin bekası emanet edilen ordumuza ve onun mensuplarına hak ettikleri değerin verilmesi, geçmişte kendi ordusunun personeline yapılan haksızlıklarla, yaşanan acı deneyimleri yaşatanların durumuna düşülmemesi, imparatorluk kurmuş, zaferden zafere koşmuş komutanların, ordusuna ve personeline verdiği değer örnek alınmalıdır.

Daha önce As.Ceza Kanununda mevcut olan “KATIKSIZ ÇADIR HAPSİ” nin kaldırılması ile bu ordunun ne disiplini bozulmuş, ne de hiyerarşi zarar görmüştür. Bir anlığına “Katıksız çadır hapsi” uygulamasının bu gün dahi devam ettiğini düşünelim. Ülke içinde ve dışında yaşanan utancın boyutlarını tahmin edebiliriz herhalde.

Daha zaman varken, gönüllü olarak canını bu ülke için ortaya koyan bu fedakar ve cefakar insanlara, hak ettikleri değeri vermek, hazırlanmakta olan 926 Sayılı Personel Yasası’ndaki adaletsizlikleri ortadan kaldırmak, personeli 1 derece, 1 kademe ya da üç kuruşluk tazminatlarla uğraştırmamak, ülkenin bekasından daha önemli değildir. Yasalar hazırlanır, uygulanır, zamanı gelince de çöpe atılır. Ancak; Fedakar ve vatansever insanlar için yapılan uygulamalardan, 30-40 yıl sonra UTANÇ değil, KIVANÇ duymak, öngörülü ve şefkatli olmak çok daha doğru ve güzel olanıdır.

Sayın Hikmet AYDINCAK; Herkese eksiksiz uygulanması gereken temel insan hakları ve hukukun, çalışan ve emekli olarak bizler için de talep edilmesi insanlık görevi olduğu açıktır. Göstermiş olduğunuz sorumluluk duygusu, duyarlılığınız ve emekleriniz için çok teşekkürler. Sağolun. Saygılarımla.
Alıntı
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verişinin 101. yıl dönümü ve Gaziler Günü törenlerle kutlanacaktır. Kahraman gazilerimizin, oluşan bedensel engellerinin yanında başta devletimizin mevzuatlarından kaynaklanan birçok sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Gazilerimize devletimizin yetkililerin...
Pazartesi, 19 Eylül 2022
fatih bektaş
UNUTMAYIN UNUTTURMAYIN 9/2 Sİ LİSE MEZUNU ASTSUBAY SINIF OKULU MEZUNU ASTSUBAYLARA DA VERİLMELİ BU HAK BÜTÜN ASTSUBAYLARIN OLMALI AYNI 2016 BÜTÜN ASTSUBAYLARI EŞİT SAYDINIZ OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ ŞİMDİ DE 9/2 Sİ EŞİT OLARAK VERİLMELİ
Cuma, 09 Eylül 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
EMPERYALİSTLERİ DİZE GETİRDİĞİMİZ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZIN 100. YILI YÜCE TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN. ORDU YOK DEDİLER KURULUR DEDİ PARA YOK DEDİLER BULUNUR DEDİ DÜŞMAN ÇOK DEDİLER YENİLİR DEDİ M.K.ATATÜRK Saygıdeğer Üyelerimiz İtilaf Devletleri tarafından son dönemlerinde bütün orduları dağıtılan, işgal edilen ve tersanelerine girilen &qu...
Salı, 30 Ağustos 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ