×

Uyarı

JUser: :_load: 932 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.

assubay-olmak

Mesleğe başladığımda Assubay olmakla aslında ne olduğumu içten içe sormuştum. Statüm kariyerim neydi? Kısa bir anıyla anlayıvermiştim her şeyi…

Henüz Assubay Çavuş idim. Bir teğmen ile arkadaş olmuştum. Beraber gezerdik. İkimiz de aynı gemide çalışıyorduk. Onun diğer teğmenler varken benimle arkadaşlık etmesi, benim de diğer assubaylar varken onunla arkadaşlık etmem doğrusu o zamanlar bana çok sıra dışı gelmemişti. Farkındalıkları öğreneceğimizin ilk derslerini almaya başlamıştık.

Arkadaşımla limanda geziyorduk. Sonra kamarada sohbetler ediyorduk. Onun kamarası dört kişilik idi. Benimki 46 kişilik. Kamarasında bazen çay içer ve tost yerdik. Asker hemen getirirdi. Ama benim kamarama hiç girmezdik. Diğer subay ve assubaylardan oluşan arkadaşlık ortamlarına pek girmezdik. Aramızda alınganlık veya kırılganlık yaşansın istemezdik. Aramızdaki farklılıkları sessizce geçiştirirdik. Bir gün beraber otururken aklına yapması gereken bir iş geldi. “-Gel gidelim diğer gemiye arkadaşların yanına, hem şu işi halledeyim hem de beni beklersin.” Dedi. “-Tamam” dedim biraz ürkek, biraz korkakça… Sonra diğer teğmenlerin bulunduğu diğer gemideki arkadaşlarının yanına gittik. Ben assubay çavuştum. Onlar teğmen idi. Sohbetleri çok hoşuma gitse de onlar ve ben sanki ayrı dünyaların insanı olmalıymışız gibi bir kabulleniş içime sindiği için kendimden nefret etmiştim. Bir an önce kurtulmalıydım bu kompleksli halimden. Kurtuldum da… O gün sohbet esnasında yine bir sürü tost ve çay geldi. Yedik içtik. Gemide çalışanlar bilir ne demek istediğimi. Bir assubayın kamarasına böyle bir servis yapılması imkansızdır. Yatakları bile asker nizamı gibidir. Ancak teğmenlerin kamarası o kadar şamatalıydı ve o kadar özgürdü ki… Arkadaşım ve ben statüko denilen, insanları birbirinden uzaklaştıran bir nehirin ayrı kollarına doğru akıyorduk. Ona kızmak istiyordum ancak kızamıyordum. Çünkü hangimiz farklı davranabilirdik? Hangimiz sunulan imkanları dirseğimizle itebilirdik? Başlama aşamasındaki bir arkadaşlık hafif hafif, havada uçuşan bir tüy gibi yok oldu gitti.

Meslek hayatı bizi yavaş yavaş pişiriyordu. Derken tayin oldum. O zamanlar Assubay Kıdemli Çavuştum. Yani insanın yeni yeni kolundaki rütbesini hissettiği, Assubay çavuşluk korkak ve ürkekliğini atarak, ataklaştığı yıllar geldi. Şakalar ve sohbetler arasında gençlik yılları başlamıştı. Ancak tokat bu… Nereden ne zaman geleceği belli değil.

Yeni tayin olduğum Ankara’da kulaklığımı takıp otururken ihtiyar yaşlı, aklı başında yüzlerce kişinin üzerine amir diye konulan bir teğmen odamıza girdi. Botlarını gıcırdata gıcırdata yanıma geldi. “- Revire çıktın mı?” diye sordu. “-Evet çıktım. Geldim.” dedim. “-Benimle gel” dedi. Ben de kulaklığımı çıkardım ve bir mahkum misali peşine düştüm. Sonra Land Rower’a bindik. Hiç konuşmuyordu. Beraber revire gittik. Doktora beni gösterdi. Doktor teğmeni azarladı ve “Hayır be adam. Ben sana ne diyorum, sen bana kimi getiriyorsun?” diye teğmene çıkıştı. Anlaşıldığı kadarıyla gözlüklü olmam sebebiyle tarif üzerine oraya getirilmiş yanlış biriydim. Teğmen oracıkta beni bırakıp beraber geldiğimiz arabaya atladı ve gitti. Ben Ocak ayında, yerde yarım metre kar var iken revirden birliğime kadar olan yaklaşık iki kilometre yolu yürüyerek tekrar görevime başladım. İlk saatlerde “ne olacak delikanlı adamım.” Dedim. Ancak daha sonra neye yanacağımı şaşırmıştım. Kırılan onurum ve gururuma mı? Soğukta yürüdüğüm yola mı? Hastalanıp faranjit olup yediğim iğnelere mi?

Sonraları ilgi alanlarım değişti. Artık filmlerdeki başrollerdeki artistlere bakmıyordum. “Rüzgar gibi geçti” filmindeki Bayan O Hara veya Clark Gable değil, uyuyan beyaz bayanların yataklarının başındaki yelpaze sallayan zenci çocuklar dikkatimi çekiyordu.

Rafet El Roman’ın sahne performansındaki vokalistlerin başarısını alkışlıyordum. Ekmeğimi en küçük ve en az satan bakkaldan almaya çalışıyordum. Arkadaşlarımla yaptığım tartışmalarda asla ve asla kişilerin etki veya nüfuzlarını düşünmeden direkt doğru bildiğimi fütursuzca söylemeyi öğrenmiştim. Kalıpların çevrelerini öğreneceğim gençlik yıllarında kalıpları yıkma isteğim aslında kendi durumuma bir isyandan ibaretti. Evet ben artık assubay olmuştum.

Sonra kendi kurallarımı koymaya başladım. Kanunlar, yönetmelikler ve benim uygulamalarım… Karar almıştım ve yapacaktım. Veee yaptımda…

Vatan görevini yapmaya gelmiş anne baba kuzularına en şefkatli ve en arkadaş yanımı gösterecektim.

Onların eğer harçlıkları olmayanları varsa destek olacaktım.

Üzüntülü zamanlarında espriler yaparak onları güldürecektim.

Ve yıllar işte böyle geçti…

Geriye dönüp baktığımda artık ben değil, biz vardık.

Çünkü bu yaşadıklarımı her assubay yaşamıştı.

Çünkü çevremdeki bir çok assubay ya cebinden şeker çıkarıp askerlere dağıtır, onlarla şakalaşır, ya da muhakkak bir derdine ilaç olmaya çalışırdı.

Galiba Assubay olmak buydu.

Saygılarımla…

Ögeyi Oylayın
(48 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#8 mahmut çelik 30-04-2012 11:48
İş yerindeki statüko farklılığı ile iş dışındaki herhangi bir insan farkını bile yakalayamayan bu zihniyet aslında kendinden korkuttuğu içindir ki onlar değil midir ki koydukları kuralları delmek için "komutan ne derse odur" diyerek kendi adaletsiz dünyalarını yaratan ve bu yarattıkları dünyada kendi ya da başkalarının yarattığı kaprisler sonucu için için yok olan.
Alıntı
#7 Ersen Gürpınar 30-04-2012 10:01
Bu akıl almaz mantık kabul etmez uygulamaları statü adı altında bize sıradan bir davranış gibi sergileyen zihniyeti hepimiz yaşadık biliyoruz.
İnsan olmanın üst olmaktan önemli olduğunun bilincinde olmayanlar, küçük dağları ben yarattım diyenler, yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyenlerin kompleksleri bizlerin bu ordudan kaçar gibi uzaklaşmamıza neden olmuştur.
Böyle bir ordunun ayakta kalması bizlerin vatanseverlik duyguları ile mümkün olmuştur.Bu olumsuz tavır sistemin dayatması ile oluşmuştur.
Ordunun olmazsa olmaz kuralı disiplinin tarifinde ASTIN VE ÜSTÜN HUKUKUNA RİAYET ilkesi olduğunu hatırlayıp ön yargılardan vazgeçildiği zaman bu ordu gerçek anlamda Cumhuriyetin ordusu olacaktır.
Alıntı
#6 Hüseyin ÇETİN 29-04-2012 19:27
Güzel bir yazı, emeğinize sağlık. İyi bir assubay olmak mesleki bilgimizin en üst düzeyde olmasıdır. Emekli olana kadar görevimi elimden gelenin daha üstünde yaptım, yaptığım görevden de taviz vermedim. Şunu gördüm mesleğini iyi icra eden bir assubaya subayların bakış ve davranışlarının farklı olduğunu gördüm. Hazımsız olanlar da hep karşılığını benden aldılar. Biraz da suçu kendimizde aramamızı öneriyorum, ütüsüz elbise ile, günlerce boyanmayan bot/ayakkabılar ile mesaiye gelen çok assubay gördüm. Bizlerin sığınacak tek limanımız mesleki bilgimiz ve kılık/kıyafetimizdir. Assubay olmakla kendimi küçük görmedim, onur duydum, çünkü biz subayların değil bu milletin assubaylarıyız.
Alıntı
#5 Kamil DURMUŞOĞLU 29-04-2012 17:28
SAYIN MESLEKTAŞIM KAABİLİYET VE YETENEK YÖNÜNDEN BİNLERCESİNDEN İYİ ÇALIŞKAN VE İŞBİTİRİCİ OLDUĞUMUZU BİLİYORUM. MEHMETCİĞİN YANINDA SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNE YARDIMCI OLMAMIZ VE ONLARI EĞİTMEMİZ KOL KANAT GERMEMİZ HATTA BU YAPTIKLARIMIZDAN DOLAYI ÇOK ZOR DURUMLARA DÜŞTÜĞÜMÜZ ZAMANLAR DA OLDU AMA GÖREVİMİZİ YAPMANIN VERDİĞİ HAZI HEP DUYDUM MESLEK HAYATIM BOYUNCA GÖREVİMİ LAYIKIYLA YAPTIM EMEKLİ OLDUKTAN SONRA DA BU YAPTIKLARIMIN KARŞILIĞI NE YAZIK Kİ ELİNİ TAŞIN ALTINA SOKMAYANLARIN HEP ALTINDA KALDI, ONUN İÇİN HER YERDE BUNLARI DİLE GETİRİYOR YAPILAN TÜM ÇALIŞMALARI DESTEKLİYOR SELAM VE SAYGILARIMI SUNUYORUM.
Alıntı
#4 Mustafa SEZEK 29-04-2012 12:44
Teşekkür ederim.
Alıntı
#3 f.sduranoglu 29-04-2012 02:24
Sayın Günşer yazılarınızı okurken yıllar öncesine aklım takıldı..
- İran Şahı Türkiye'ye geliyor harp okulunu ziyaret edecek ve harp okulunda bir gösteri düzenleniyor bando eşliğinde...Harp okul bandosu yeterli personeli olmadığı için mızıka okulundan takviye istenmiş okuldan benimle beraber 10 kişi seçilmişti, arada bir tel örgüsü olan aynı bahçede yaşadığımız ama hiç görmediğimiz harp okuluna gittik.Çalışmalar başladı bir kaç gün olmuştu harp okulu komutanı geleceğini ve yerinde yapılan gösterileri seyredeceğini ifade edildi.Biz bir taraftan çalıyoruz öğrenciler müzik ritmine göre harketlerini yapmaktaydı,yapılan hareketlerde bir uyum olmuyor dışardan dağınık yetersiz görünüyordu. Hareketler bitti,içimden "şimdi komutan öğrencilere fırça atacak onlara bağarcak " diye beklerken, komutan konuşmasına başladı "evlatlarım,geleceğin subay adayları hareketleriniz muhteşem ama sizden daha iyi olmanızı bekliyorum,gözlerinizden öperim,allasmarladık..." Bu konuşmayı yapınca şaşırmıştım. Bizim de ağustos için diploma tören hazırlığı yapılmakta bütün devrelerim yürüyüşlerini kaz adımda ve tam bir uyum içinde yapmakta ama sınıf subayının ve okul komutanı albayın bir türlü beğenisini kazanamıyor "eş...oğ..eş ler daha yürümesini bile bilmiyorlar, hay.. oğl.. hay..ları bir daha yürüt." daha bir sürü hakarete maruz kalmıştık...Ayrımcılığı ve aradaki farkı kıtalarımıza gitmeden hafızalarımıza kazımışlardı...
Alıntı
#2 MEHMET ALİ KILINÇ 28-04-2012 23:57
İşte Astsubay...
Alıntı
#1 Murathan SİPAHİOĞLU 28-04-2012 23:31
Göreve başladığım ilk aylarda, benim gibi ilk yılında, genç bir subayla, şapkam elimde bina çıkışında karşılaştım. Kendi şapkası da elinde olduğu halde “Şapkanızı giyer misiniz, astsubayım?” diyerek beni ikaz etti.

Umduğu karşılığı vermeyerek, üzerimden puan almasına fırsat vermediğimi düşünüyorum.

“Tencere dibin kara, seninki benden kara” deyişi gibi.
Alıntı
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

Binnur Okkan
Kadri Okkan'ı kaybettik. Cenazesi bugün 23 ocak 2022 izmir buca şirinyer merkez camiinden ikindi namazından sohra askeri törenle defnedilecektir. Bilgilerinize. Saygılarımla. Kızı Binnur Okkan - Yönetici notu Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz.
Pazar, 23 Ocak 2022
Atilla ABAYLI
TEMAD GENEL BAŞKANINA Sayın genel başkan; Evrensel sistemde gerçekler net görülmelidir. İzmirde il temsilcisi davet üzerine 23 Nisan resepsiyonuna davet edilir. Ve üç kişi eşleri ile bu davete icabet ederler. Şimdiki disiplin kurulu başkanınız ve şimdiki izmir il temsilcisi ve yönetimden biri. Ve yönetimden biri bu etkinliği facebook sayfasında paylaşır.Bu paylaşıma...
Cuma, 14 Ocak 2022
Erol ERTURAN
Herkese merhaba İyi akşamlar Arkadaşlar TEMAD ve diğer sosyal medya hesapları neden yapısal sorunları konuşmazlar ve durumu devamlı gündemde tutup sosyal medyayı hop oturup hop kaldıracak fikir cimnastiği ve oluşturacak ve yapısal sorunlarımızı sistematik bir yapıya büründürmekten maalesef imtina eder durumda olduklarını değerlendirmekteyim sorunlarımız mevzi konular...
Cuma, 07 Ocak 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ