Gedikli Erbaş Sahtekârlığı -2-

By Eski Tüfek 15.01.2015 Okunma Sayısı: 2329 Yorumlar (3)

Turna Horozu

Bir makâlenin içine iki meçhûl telefon muhâveresi sığar mı? Sığıyormuş meğerse! Zemherinin 22’si Pazar günü kuşluk vakdi telefonumun zili çaldı. Gene reklâmcı kızlardır herhâlde diye duymazdan geldim. Bir kaç kere daha çaldıkdan sonra hanım suratını ekşitip; zahmet olmazsa açşan şunu! dedi. İki sene evvel istediği bir okka yemeklik yağı almadık ya! Bu sebepdendir mâlûm, aramız hâlâ şekerrengi. Hemcinsim olsaydı anlaşmanın bir yolunu bulurdum elbet!. Lâkin kadın milleti işde... Anlayın beni!.. Bulaşmanın anlamı yok şimdi. Ben de bu kibar dâvete bigâne kalamadım. Hemen açıp telefonu Efendim! dedim.

Davûdî sesiyle zihnime âdetâ tek tek nakşetdiği konuşmasında telefondaki meçhûl şahıs ile şöyle hasbıhâl etdik;

  • Ahmet Efe seni Aydın’dan aramış! Ben de Denizli’den arıyorum evlâdım. Adım, mühim değil! Bir arkadaşım bahsetdi yazından. Gözlerim iyi görmediği için O’na okutdum. Öteki yazılarını da okutup bilgilendim. Ben  1944 neşetliyim. Bizleri Gedikli Erbaş olarak mezun etdiler. Demek ki Gedikli Zâbit olarak mezun olmamız gerekiyormuş. Bize yapılan bu hainliği 71 sene sonra tenvir etdiğin için sana teşekkür ederim oğlum.
  • Ricâ ederim, efendim! Makâlemizi okuduğunuz için ben de size teşekkür ederim.
  • Biliyorsun Denizli, horozu ile meşhurdur!
  • Evet, biliyorum! Denizli deyince aklıma evvlelâ yâreniyle Özay GÖNLÜM, sonra da horozu gelir efendim!
  • Turna horozu’nun ne olduğunu bilir misin, peki?
  • Turna horozu mu?..
  • Evet, turna horozu...
  • Turna’yı biliyorum! Horozu da biliyorum!.. Lâkin!.. Turna horozunu şimdi sizden duydum vallahi!..
  • Bak evlâdım! Ben Jandarmaydım. Ömrüm dağlarda eşkıya kovalamakla geçdi. Kendimi bildim bileli de avcıyım. Kuşları iyi bilirim. Turna denen o mübârek kuş, bir havalandı mı tam bin kilometre uçar, bin.... Ve biliyor musun, bu uçuşunda sâdece bir gıram yağ sarf eder.
  • Yaa!.. Allah Allah! Öyle mi?..resim-01
  • Evet, yavrum öyle! Ne vakit bir turna geçidi görsem, sırtüsdü yere yatar ve onları gözlerim, geçip gidesiye kadar... Binlerce, onbinlerce turna bir havalandı mı yere hiç inmeden gece gündüz binlerce kilometre uçabilir. Sürü hâlinde havalanan turnalar havada hemen ters V harfi nizâmını alırlar ve bu şekilde uçarlar. Her turna sürüsünün en önünde uçan bir turna vardır. Bu turna, yayından fırlamış ok gibi havanın içine atar kendini. Sürünün başındaki bu turna; sürmene bıçağının bir vuruşda karpuzu ikiye yardığı gibi gagası, başı ve göğsü ile önündeki havayı ikiye ayırır. Diğer turnalar, bu turnanın yardığı hava oluğunda yorulmadan uçarlar. Kulaç atmadan denizde yüzmek gibi senin anlayacağın!..
  • Çok hayret verici doğrusu!..
  • En önde uçan bu turna yorulunca hemen sağa kayar. Yerini sol tarafındaki turnaya bırakır. Bu nöbetleşme, saat istikâmetinde olur. Ve uçuş boyunca devâm eder. Böylece havanın yorucu mukâvemetine ve soğuğa karşı sürüdeki turnalar müştereken mücâdele ederler. Havanın mukâvemetini ve soğuğunu ilk göğüsleyen işde bu öncü turnadır. Bu sebepden dolayı en çok yorulan, en çok üşüyen ve en çok yağ sarf eden turna, işde bu en önde uçan turnadır. Bu öncü kuşa “turna horozu” derler.
  • Ya! Öyle mi?..resim-02
  • Evet, öyledir, evlâdım. Kuş deyip geçme! Biz Asubayların şu turnalardan öğreneceği o kadar çok şey var ki yavrum! Azim, sabır onlarda... Yardımlaşma, el birliği onlarda... Sadâkat, vefâ onlarda... Vurulduğu ya da hasta olduğu için uçamayan turnayı eşi asla terk etmez. Beş-on çift turna hemen sürüden ayrılır ve onlara can yoldaşı olur. Her sene dünyayı dolaşırlar ve yollarını asla şaşırmazlar! Çünkü sürüdeki onbinlerce turna yek vücûd olup bir tek turna gibi davranır! Biliyor musun delikanlı?.. Biri neyse hepsi odur! Her turna, aslında bir turna horozudur!
  • Yiğit lakabıyla anılır. Duydum ki sen kendine Eski Tüfek demişsin! Güzel bir lakap! Hayırlı, uğurlu olsun. Fakat işde, bu yazdıklarından dolayı ben de sana Asubayların Turna Horoz’u diyorum yavrum!

Bir anlığına çok mahçup olduğumu hissetdim. Başımdan aşağı kazanlar dolusu kaynar su döküldü! Zîrâ telefondaki meçhûl şahıs hiç ummadığım bir şekilde noktayı koymuşdu sözüne. Karşı binanın pencerelerinden bize bakan merâklı komşularım farketmişdir herhâlde. Sarılık sarısı yanaklarım nar kırmızısı kesdi vehleten. Kendimi toparladıkdan sonra;

  • Peki efendim!. Siz bu lakabı münâsip gördüyseniz şâyet, öyle olsun! Bir de isminizi bağışlasanız?..
  • Boşver ismimi şimdi. Elimi öpmeye gelince öğrenirsin nasıl olsa! Seni tekrar kutluyorum yavrum. Gözlerinden öpüyorum. Dilerim Allah’dan yolun ve bahtın her dâim açık olsun, benim turna horozum!..

Ya rabbim! İnsan yaşadıkca neler öğreniyor şu hayatda!.. Demek ki turnanın horozu da varmış!

İctima alır gibi kesin ve keskin bir edâyla konuşan meçhul Jandarma, başka söz söylemeden kapatdı telefonunu!..

Hâlâ şaşkınlık içindeydim! Şu an dahi bilemediğimiz ve hattâ bilmeden ölüp gideceğimiz Allah bilir daha neler var şu dünyada. İlk defâ konuşduğum ve adını bile söylemeyen bir meslekdaşımdan ilk defâ işitdiğim şu bilgiler karşısında dumura uğradım külliyen.

Bu yiğit Jandarma konuşurken ben de O’nu pür dikkat dinledim. Dinlerken de yazmaya gayret etdim. Vebâli vardır, üzerimde kalmasın! İnşallah doğru anlamış ve anlatdıklarını tam olarak aktarmışımdır sizlere.

Mevsimidir; Kar, yağarken tozar!..

Aydın’lı Efe Ahmet KISA’dan kuru incir geldi bir kere... Posdacı da yolu öğrendi nasıl olsa! İsder misiniz, bu isimsiz yiğit Jandarma da kendisi gibi yiğit bir Denizli horozu göndersin bize!..

Sağolsun bu meçhûl meslek çınarımız kendisi hakkında başka birşey söylemedi. 90 yaşından ziyâde olduğunu zannetdiğim Denizli’li meçhûl Zeybek bana telefon numarasını verdi. Ve Horozlar diyârı Denizli’de görüşmek üzere ahitleşdik kendisiyle.

Denizli’den beni arayıp kendi hayat hikâyesini zihnime bir çırpıda zerkeden bu yiğit Gedikli  Zâbit, 1944 neşetli olduğuna göre makâlemizin de en kıdemlisi ve dahi şeref misâfirimiz oluyor. Horozu gibi kendisi de müthiş vakarlı bir edâ, gurur ve özgüven âbidesi olan bu meçhûl meslek çınarımızın bu vesile ile ellerinden öpüyorum. Ȃhir ömründe güzellikler, sıhhat ve neşe dolu günler temenni ediyorum kendisine.

*  *  *  *  *

İmdi teveccüh eyleyelim mevzumuza, yiğit ve kadim yârenlerim.

Birinci kısımı hep berâber okudukdan sonra verdiğimiz

10 dakikalık kısa bir ihtiyac molasının akabinde

Seyirciler, koltuklarına oturdu,

Işıkcı, ışıkları söndürdü!

Ve dahi

İkinci kısımı oynatmak üzere perde açılıyor!

Gedikli Küçük Zâbit unvânlı asker kişileri

Gedikli Erbaşlığa tenzil etmek için tezgaha sürülen sahtekârlıklar kumpanyasına devâm ediyoruz...

emekliassubaylar.org tiyatrosunun

220.000 koltuklu Eski Tüfek sahnesinde teşhir etmeye başladığımız

Gedikli Erbaş Sahtekârlığı künyeli tekmili iki kısımlık makâlemizin birincisinde

Kânunda Gedikli Küçük Zâbit şeklinde yazılı olan askerleri

Gedikli Erbaşlığa tenzil etmek için çırpınan sahtekâr bir subayın çevirdiği hile çarkının

Dönüp geldiği aşamaların ilk fasılını teşhir etdik.

İmdi kıraat eylediğiniz işbu ikinci kısımda ise

Makâlemizin birinci kısmı olan Gedikli Erbaş Sahtekârlığı -1-‘de kaldığımız yerden devâm edeceğiz.

Bu orostopolluk çarkını elleri titremeden ve fakat can havliyle çeviren emekli Zâbiti

Meclis mahzenlerinde sıçdığı yere gadar govalayacak

Ve dahi

Bu firavun fâresini cürm-ü meşhut hâlinde yakalayacağız evvel Allah.

*  *  *  *  *

Gedikli Küçük Zâbit ve Küçük Zâbit unvânlarının

Gedikli Erbaşlığa tenzil edilmesi için tezgaha sürülen kânunlar silsilesine

Birinci kısımda kaldığımız tarihden devâm edelim.

resim-03 

resim-04 

Aşağıdaki yazı bölüğünü okumadan evvel yukarıda gördüğünüz Meclis zabıtını inceleyin lutfen.

İşbu Meclis zabıtında iki noktaya bâhusus dikkat buyurunuz;

  • Zabıt cerîdesinin metininde kırmızı kutuların içinde gördüğünüz gibi üç defâ Gedikli Erbaş unvânı var. İki defâ da Gedikliler ibâresi var. Sağ tarafınızdaki tavsırları boşverin! Şimdilik bakmaya değmez! Birinci husus budur.
  • İkinci hususa gelince! Bu kânun tasarısında  şu üç kânun’a atıf yapmışlar;
  • 1492 sayılı ve 01 Haziran 1929 târihli Deniz Ve Hava Gedikli Küçük Zâbit Kânun’u,
  • 1107 sayılı ve 05 Temmuz 1927 târihli Küçük Zâbitân Ma’âşâtı Hakkındaki 22 Nisan 1341 Târih Ve 648 Numaralı Kânuna Müzeyyel Kânun.
  • 1683 sayılı ve 03 Haziran 1930 târihli Askerî Ve Mülkî Tekâüd Kânun’u.

Rahatca görüp tetkik edesiniz diye üçünü bir araya getirip sımsıkı bağladıkdan sonra

Sayfanın hemen aşağı kısmına doğru sarkıtdık!

Bilgisayarınızın fâresindeki tekerleği

Tetik parmağınızla size doğru çekerseniz şâyet sırasıyla hepsini görebilirsiniz.

resim-05 

Lutfen dikkat buyurunuz!

Eski Tüfek yegân yegân tetutbu etdi.

Şu anda okuduğunuz cümlenin hemen üsdünden size doğru gül kokulu gülücükler gönderen bu gânunların hiçbirisinde

Gedikli Erbaş tâbiri var mı? Yok!

Resmî evrakda sahtekârlık yapıldığını isbat etmek için bunlardan başka belgeye hâcet var mı?

Yok, dediğinizi işitdim sanki?!!

Yok! dediyseniz şâyet

Sahtekâr firavun fâresinin eşkâlini öğrenmeyi haketdiniz demekdir!

Buyurun, öyleyse...

*  *  *  *  *

resim-06 

Yukarıdaki 21 sayılı madde başlığı altında gördüğünüz kânun tasarısını Meclis’e getiren kişi,

Zamânın

Millî Müdafaa Vekâleti Encümen Reisi emekli zâbit Kâzım SEVÜKTEKİN’dir.resim-07

Sağ tarafınızda üç değişik tavsırını görüyorsunuz.

Bu firavun fâresi kılıklı Zâbit,

Millî Müdafaa Vekâletinin Meclise getirdiği kânun tasarısının yukarıda gördüğünüz metininde 1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekâüd Kânun’undan bahsediyor. Bu kânun’un başlık kısmını aşağıya yapışdırdım. Maddeyi lutfen dikkatle okuyunuz. Bu maddede Gedikli Küçük Zâbit ve Küçük Zâbit ibâreleri mevcut.

Fakat

Bâdem bıyıklı Hitler kılıklı Vekil Kâzım SEVÜKTEKİN, sahtekârlık yapdı.

Ve dahi

Hazırladığı kânun tasarısındaki

Gedikli Küçük Zâbit ve Küçük Zâbit ibârelerini sildi. Bu unvânların yerine Gedikli Erbaş ve Gedikli ibârelerini ekledi.

resim-08 

Ben,

Askerlik mesleğinin şeref membasından beslendiğini bilirim.

Askerin de şerefli olduğuna inanırım. Bu itikâdımı hâlâ muhâfaza ederim.

Fakat burada yapılan orostopolluk bize gösteriyor ki

Kânun maddesinde sahtekârlık yapan şerefsiz bir iki subay tâ o zamânlarda da varmış!..

Evvel’den Âhire Işıltılı Yansımalar hüviyetli makâlemizde şümûllu olarak anlatdık. Başkomutan ATATÜRK’ün Türk Ordusuna emânet etdiği “Asubay” unvânına

Subay emeklisi Kâzım’ın kânunsuz olarak “s“ ekleyip nasıl “Assubay” şekline tâdil etdiğini belgeleriyle fâş eyledik.

Demek ki alışkanlık yapıyor!

Goca götlü,

Gıllı göbekli

Geniş gursaklı

Ve dahi

Göbek gerdanlı büyük Turgut; “Anayasa’yı bir kere delmek ile bir şey olmaz!” dediydi.

Alışmış, gudurmuşdan beter oluyor besbelli. Arınç’lı Bülend’in demesiyle; şey, şey yemekden şey eder mi?

Subay emeklisi Kâzım 1935 senesinde evrakda sahtekârlık yapıp Asubay kelimesini Assubay yapmış idi.

İflâh olmayan Kâzım

İki sene sonra, 1937 senesinde

Gedikli Küçük Zâbit ve Küçük Zâbit unvânlarını sildi ve

Bu kez de goca gıçına vurup Gedikli Erbaş şeklinde bir unvân uydurdu.

Ve dahi

İşbu gayri meşru unvânı resmî evrakda sahtecilik yapıp kânun’lara sokuşdurdu.

Zamânın Millî Müdafaa Vekâleti Encümen Reisi

Vekil

Ve dahi

Tekâüd Zâbit Kâzım SEVÜKTEKİN şimdi nerede mi yaşıyor?..

T.C. Başbakanlık’ın hazırladığı Şeref Üyeleri arasında

ATATÜRK ile birlikde aynı yerde yaşıyor!!!

resim-09 

Pekiyi,

Sahtekâr Mirlivâ Kâzımı işbu şeref listesine kim yazdırdı dersiniz?..

 Târih, 1983...

Bildiğinizi biliyorum!..

*  *  *  *  *

resim-10 

Tekâüd Zâbit

Arsızlığa alışmışdı bir kere.

Şey, şey yemekden fariğ olur mu hiç?

Bir sene evvel ilk sahtekârlığını yaparken elleri titrememişdi zâten...

Sonraki sahtekârlıkları yapmakda pek daha mâhir davrandı. Tereyağından kıl çeker gibi kânun çekdi kendileyin!

Aşağıda gördüğünüz T.B.M.M. Karârına bâhusus dikkat buyurunuz.

Gündeme alınan konu, Deniz Ve Hava Gedikli Küçük Zâbitleri...

Fakat

Gedikli Küçük Zâbitlerinin gündem edildiği bir karâr metinin içine Mirlivâ Kâzım

Ölü götüne pambık deper gibi

Gedikli Erbaş ibârelerini sokuşduruverdi gene!..

Biliyor musunuz?

Bu karârnâmenin imzâlandığı 27 Mart 1936 târihinde

T.C. Ordusunda Kara Gedikli Erbaş uvnanıyla bir asker sınıfı mevcut değil idi. Bu hakikâte dikkat buyurunuz!

Kara Gedikli Erbaş sınıfını da Mirlivâ Kâzım askerî mevzuatımıza bu karâr ile gayri meşru olarak sokuşdurdu.

Bu sahtekârlık neticesinde Ordumuz Kara Gedikli Erbaş sınıfını ile müşerref oldu.

Fakat işin tuhaf tarafı aşağıda gördüğünüz 933 sayılı işbu karârnâme

Kara Gedikli Erbaş sınıfı hakkında neşredilen ilk ve tek mevzuatdır. Başka mevzuat neşredilmedi.

Çünkü tekaûd Zâbit Kâzım’ın doğurduğu bu gayri meşru çocuğu Kâzımdan başka kimse sahiplenmedi.

resim-11 

*  *  *  *  *

resim-12 

Aşağıda gördüğünüz 3134 sayılı ve 15 Şubat 1937 târihli kânunda

Gedikli Küçük Zâbit ibâresinden son kez bahsedildi.

İki seneden beri yapdığı tanzim atışı ile hedefini iyice kısdıran şerefsiz bir zâbit

Bundan sonra yapacağı kânunlarda artık tesir atışına başlayabilirdi.

Elinin altında hazır bekleyen ve

İçinde artık Gedikli Zâbit sınıfının olmadığı kânun’u Meclis’den geçirmek için fırsat kolluyordu.

Resmî evrakda sahtekârlık yapmanın köküne kıran mı girmişdi?

Sahtekârlık kumpanyasının sıradaki oyununu sahneye sürmek için kumpas kurulmuşdu nasılsa.

Amasya’nın bardaa

Biri doldu, bi daa!..

Emekli Zâbit Kâzım SEVÜKTEKİN’in gayri meşru çocuğu olan Gedikli Erbaş tâbiri

İki vakde kadar askerî mevzuatımıza duhûl eyleyecek idi.

resim-13 

Sağ tarafınızda Gedikli Erbaş Hazırlama Okulu’nun bir tavsırı var.resim-14

Tabelâsına adını yazmamışlar. Hangi okula ait olduğunu ben bulamadım.

Yukarıdaki pencerede bahsedilen Gedikli Erbaş Mekteblerine dair kânun bulamadım.

Tuhaf bir vaziyet!..

Gedikli Erbaşlık sınıfının olmadığı bir târihde ordumuzda Gedikli Erbaş Mekteplerini hangi kânuna göre ihdâs etmişler?

Hangi kânuna göre Gedikli Erbaşlık mezun etmişler?

Bu konuda da tezgaha sürülmüş bir orostopolluk var gibi! İşin aslına ermek gâyesiyle bir istidâ yolladım Millî Müdafaa Vekâletimize. Ve dahi şu suâli tevcih etdim Vekil Beye; “Gedikli Erbaşlığı hangi tarihde ve hangi mevzuata müsteniden ihdâs etdiniz?” dedik. Şimdilik tetkik ediyorlar. Cevâb gönderirlerse şâyet buraya memnuniyetle yapışdırırız inşallah.

*  *  *  *  *

resim-15 

Aşağıdaki pencerenin sol yanında kânun tasarısı hakkında hükûmetin teklifini,

Sağ yanında ise Millî Müdafaa Vekâleti Encümeninin tasarıda yapdığı değişiklik metnini görüyorsunuz.

Gündemdeki kânun; 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarında Dair Kânun.

Aşağıdaki Meclis zabıtlarını gördüğünüz 3134 sayılı ek kânun ile

2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarında Dair Kânun’a dört madde eklenmiş.

Tasarı metinine ise kânunun sâdece sayısı yazılmış.

Çevirdikleri sahtekârlık tezgahı fark edilmesin diye kânunun adınını bu tasarıya kasden yazmamış şerefsizler.

Makâlemizin ilerleryen sayfalarında AYİM’in bir karârından dem vuracağız.

Bu karârında AYİM; Gedikli Erbaşlar, Gedikli Subaylardan  farklı bir “statü”dür demiş. Görevdeyken ölen babalarının yetim maaşını almak için çocuklarının açdığı dâvâyı AYİM 1995 senesinde bu sebepden dolayı reddetmiş.

Gedikli Erbaşlar, aşağıda gördüğünüz kânun metininde Gedikli Zâbit telâkki edilmiş.

Şimdi, bu karâra imzâ atan AYİM’in palyaço kılıklık askerî hâkim ve savcıları;

3134 sayılı şu kânun’a bir daha baksınlar. Ve utansınlar! Sonra da 1995 senesinde verdikleri bu karârı bir daha gözden geçirsinler bakalım.

resim-16 

*  *  *  *  *

resim-17 

Aşağıdaki pencerede

Zamânın Başbakanı Sayın İsmet İNÖNÜ‘nün imzâsı ile Meclise arz edilen Millî Müdafaa Encümeni’nin (1/790) sayılı mazbatasını görüyorsunuz.

Bu mazbatanın hazırlanışının maksadı 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun’da değişiklik yapmak. Çerçevenin en üst köşesinde mazbataya başlık olarak yazılan Gedikli Küçük Zâbit ibâresine dikkat buyurunuz.

Mazbatadaki kırmızı okun ucunda gördüğünüz üzere kânun tasarısı Gedikli Küçük Zâbit başlığı altında yazılmış. Fakat mazbata metinine bakdığınızda Gedikli Erbaş ibâresini göreceksiniz.

İşde, sahtekârlığın ikinci perdesi de burada başlıyor!.. Mazbata metinine ekledikleri Gedikli Erbaş unvânı, bu târihde hiçbir kânunda yok. Yukarıdaki sayfalarda tam metinini gösderdiğimiz üzere Gedikli Erbaş ibâresi burada atıf yapdıkları 2505 sayılı kânunda bile mevcut değil.

Bu mazbatanın altına imzâ atmakla Başbakan Sayın İsmet İNÖNÜ de sahtekârlığa âlet edildi.

Bu kânun tasarısında bir de kurnazlık yapdılar. O kurnazlık da şudur; Meclisdeki vekillerin şüphelenmesini önlemek için 2505 sayılı kânunun tam adını yazmadılar. Sâdece sayısını yazdılar.

Meclisdeki onca vekilden bir dânesi bile zahmet edip de 2505 sayılı kânunu açıp okumamış. Vicdân sahibi bir tek vekil dahi; “Yahu kardeşim! Gedikli Erbaş da nereden çıkdı? Gedikli Küçük Zâbit kânununda değişiklik yapıyorsunuz fakat bu kânunda Gedikli Erbaş şeklinde bir tek ibâre dahi yok! Bu ne biçim tasarı?” dememiş.

Yazıklar olsun hepsine!..

Ek-1 

*  *  *  *  *

resim-19 

Aşağıdaki pencerede

12 vekilin imzâlayıp Meclis’e arz etdiği kânun tasarısını görüyorsunuz...

Bu tasarı metninde 4 dâne Gedikli Küçük Zâbit ibâresi var. Bir dâne de Gedikli Erbaş ibâresi var.

Bu kânun tasarısında aslında temiz eller ile kirli ellerin bir vicdân ve şeref mücâdelesi verdiğini görüyoruz.

Vicdânının sesine kulak veren temiz eller, işin doğrusunu yapmış. Kânunda yazan Gedikli Küçük Zâbit unvânını kullanmış.

Fakat vicdânı bâsûrlu kirli eller ise gayri meşru olan Gedikli Erbaş ibâresinde ısrar etmiş.

Meclisde bu tasarıyı imzâlayan

Ya da

Leyhde-aleyhde rey veren vekillerden bir dânesi çıkıp da; “Hoop beyler! Gedikli Küçük Zâbit Kânun’unda Gedikli Erbaş şeklinde bir ibâre yok! Bırakın bu orostopolluğu!” dememiş!

Temiz eller ve kirli ellerin bu vicdân ve şeref mücâdelesinde bakalım kim gâlib gelmiş, göreceğiz!

Aşağıdaki mazbatada isimlerini gördünüz 12 vekilimiz,

İşbu gayri meşru kânun tasarısının altına imzâ atdıkları anda vicdân ve şeref mücâdelesini peşinen kaybetdiler!

Haberleri olsun!

resim-20 

*  *  *  *  *

resim-21 

Aşağıdaki Meclis zabıtının başlığında Gedikli Küçük Zâbit ibâresi var. Gündemdeki konu da Gedikli Küçük Zâbitler. Fakat zabıt metinine Gedikli Erbaş ibâresini sokuşdurmuş şerefsizler.

resim-22 

*  *  *  *  *

resim-23

Makâlemizin bu sayfasına gelince bir ihtiyac molası verdim kendi kendime.

Çünkü

Kânun’un bu maddesinde

Erik ağacından oyma zurnamız zırt diyecek!

Buraya kadar dökdürdüğümüz kelâm, keçiboynuzundaki bal kadarcık birşey idi.

Bir dirhem bal için bir çeki odun yedirdik bu sayfaya kadar.

Hem okudum

Hem de yazdım

Yalan dünya senden bezmedim!..

Fakat

Vekil sıfatlı ve zâbit kılıklı bâzı şerefsizlere

Dudak değmemiş küfürler etdim!..

Aşağıdaki Kânun tasarı metinine 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun’un ismini hiç yazmadılar.

Sâdece kânun’un sayısı yazdılar.

Bu kânun’da mevcut olan Gedikli Küçük Zâbit unvânı sahne arkasına çekildi.

Yerine,

Mirlivâ Kâzım’ın gayri meşru olarak peydahladığı Gedikli Erbaş unvânı sahneye sürüldü.

Bu oyuncu değişikliğini

2015 senesinin Mübârek Mevlûd Kandilinin edâ edildiği şu güne kadar kimse fark edemedi.

resim-24 

Bu cümlenin üstündeki şu kırmızı okun ucunda gördüğünüz kânun sayısına dikkat buyurunuz.

Ne yazıyor orada? 2505 numaralı kânun.

Şimdi burada şu bilgileri öğrenelim;

  • 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair (Temel) Kânun, 11 Haziran 1934 târihinde meriyyetde idi.
  • 3221 sayılı Ek Kânun, 15 Haziran 1937 târihinde meriyyete girdi. Bu kânun, 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun’un ismini Gedikli Erbaşların Membalarına Dair Kânun olarak değişdirdi.
  • 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u 30 Haziran 1950 târihinde meriyyete girdi. 3221 ve 2505 sayılı kânunlar aynı târihden geçerli olmak üzere ilgâ edildi.
  • 3221 sayılı Ek kânun ve 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Kânun’u 30 Haziran 1950 târihine kadar tam 13 sene birlikde ve aynı târihlerde meriyyetde kaldılar.

Burada şu suâlleri soralım;

2505 ve 3221 sayılı kânunların beraber mer’î olduğu 1937-1949 târihleri arasında kalan bu 13 senelik terfi döneminde;

  • Hangi kuvvet,
  • Hangi kânuna istinâden
  • Gedikli Küçük Zâbit unvânı ile kaç devre
  • Gedikli Erbaş unvânı ile kaç devre mezun verdi?
  • Mezun edilen Gedikli Erbaşların özlük hakları, terfi ve saire işlemleri hangi kânuna göre yapıldı?

Olanlara duyurulur!..

Zihniyet Sürgünü değiliz!

Öyleyse

Çifte su verilmiş dövme has polatdan mâmûl mahmuz ile

Şahlandırmak için mahmuzlayıp dimağımızı

Ve dahi

Gürleyerek kişneyip şimşek şerâresi olarak menziline akan doru bir aygır gibi

Dört nala koşduralım beynimizi...

3221 sayılı Ek kânun 15.06.1937 târihinde meriyyete girdi.

2505 sayılı kânun 30.06.1950 târihinde 5619 sayılı kânun ile ilgâ edildi.

Demek ki 1937 senesinden 1949 senesine kadar geçen 13 senelik zamân zarfında ordumuzda;

  • Birisi kânûnî  olarak ihdâs edilen Gedikli Küçük Zâbit sınıfı
  • Diğeri de kânûnsuz olarak ihdâs edilen Gedikli Erbaş olmak üzere
  • İki muvazzaf sınıf aynı anda görev yapdı.

Bu tuhaf durumu kendi kânunlarını ortaya koyarak şöyle açıklayalım;

  • 2505 sayılı ve 1934 târihli kânûn’a istinâden meşru olan Gedikli Küçük Zâbit sınıfı istihdâm edildi.
  • 3221 sayılı ve 1937 târihli kânûn’a istinâden gayri meşru olarak ihdâs edilen Gedikli Erbaş sınıfı istihdâm edildi.

Çifte kânunlu, çifte sınıflı ve çifte uygulamalı 1937-1949 seneleri arasındaki bu 13 senelik zamân zarfında;

  • 2505 sayılı ve 1934 târihli Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânûn’a istinâden mezun olan öğrencilere 3221 sayılı ve 1937 târihli Ek kânûn ile yapdıkları sahtecilik neticesinde kânunsuz olarak Gedikli Erbaş unvânı verdiler.
  • 5619 sayılı kânun’a göre 30 Haziran 1950 – 04 Temmuz 1951 târihleri arasında kalan sâdece 12 ay ve 04 gün boyunca meşru olarak Gedikli Erbaş mezun verildi. Bu târihlerden önce veya sonra mezun edilen Gedikli Erbaşların hukûkî durumu tam anlamıyla keenlem yekûndur.
  • Dâva açılmalıdır. Burada en azından unvân gasbı vardır. Gedikli Zâbitlikden Gedikli Erbaşlığa tenzil edilen asker kişilerin başka hak kaybı var mıdır?

Biz, bu hukuksuzlukları, bu sahtekârlıkları bulup ortaya dökdük!

Bu suâllerin cevâbını bilmesi gereken kişi herhâlde Eski Tüfek değil.

*  *  *  *  *

resim-25 

Türk Milletinin dişinden dırnağından arttırdığı alın teri kokan paralar ile midesini dolduran emekli bir zâbit

Ve aynı zamanda vekil olan bir kişi,

Millî Müdafaa Encümen Reisi sıfatıyla Yüce Meclis’in odaları arasında oraya buraya azâmet ile yeldirirken

Kafasında dokuz tilki dolaşdırmaya devâm ediyordu.

2505 sayılı Gedikli Zâbit Kânun’una tecâvüz ederek binbir sahtekârlık yapmış ve Gedikli Erbaş unvânını;

  • 2/2476 sayılı T.B.M.M. Karârı ile 04.05.1935 târihinde askerî mevzuatımıza ilk defâ sokuşdurmuş,
  • 933 sayılı ikinci bir T.B.M.M. Karârı bu kez de 27.03.1936 târihinde ikince defâ eklemiş,
  • 3221 sayılı Ek kânun ile nihâyet 09.06.1937 târihinde askeriyemizin idârî hukukuna ilâve etmişdi.
  • Yapacak son bir sahtekârlık.... Afedersiniz, son bir işi kalmışdı bu hususda. Bir yolunu bulup Gedikli Erbaş tâbirini şimdi de askerî cezâ kânunumuza dehlemeye gelmiş idi. Gökde aradığı fırsatı gene Yüce Meclis’in sıcacık odalarında buldu Kâzım Bey. Kendisinin hazırladığı bir kânun tasarısını hemen Meclis’de reye sundular. Eller kalkdı, eller indi. Teklif, aynen kabul edildi.

Aşağıda temâşâ eylediğiniz kânun ile

Sahtekârlıklar kumpanyasında sahneye konulan rezâlet tiyatrosunun son perdesi de oynandı.

Kâzım Beyin gayri meşru olarak peydahladığı Gedikli Erbaş tâbiri

Askeriyemizin hem idârî hem de cezâ hukukunda sözde meşrulaşdırıldı.

resim-26 

*  *  *  *  *

2015 senesi Mevlûd Kandilinin ertesi günü Sayın Recep ERDEM ile telefonda görüşdüm. Allah sıhhat dolu ömür versin, kendisi 91 yaşında.

Sayın Ahmet KISA’dan aldığım bilgi sâyesinde ulaşdığım Sayın Recep ERDEM, bugüne kadar tanışmakla müşerref olduğum en yaşlı meslek büyüğümüz.

  • 1945-2950 sicil numarası ile

Ve dahi

  • Hava bombardıman Gedikli Erbaş unvânıyla ve Gedikli Çavuş rütbesiyle mezun olup Hava Kuvvetlerimize intisâb etmiş meslek çınarımız.

Sayın ERDEM’i mezun eden Eskişehir Hava Okulu, İkinci Dünya Savaşının en şiddetli yaşandığı 1945 senesinde mezunlarına diploma vermemiş. Sâdece notlarını gösderen belge vermişler. Tek nüsha tanzim edilen diplomayı da Özlük Dosyasına konulmak üzere okulu, doğrudan Hava Kuvvetlerine göndermiş. Bu sebepden dolayı kendisinin diploma sûretini ne yazık ki bu sayfaya eklemeyedim.

Sayın ERDEM’in mezun olduğu 1945 senesinde Gedikli Küçük Zâbit Kânun’u meriyyetde idi. Kendisi bu kânun’a göre okula başladı, iki senelik eğitim-öğrenimini tamamladı. Ve gene bu kânun hükümlerine göre mezun edildi.

Mezun edildiği 1945 senesinde 2505 sayılı ve 1934 târihli Gedikli Küçük Zâbit Kânun’una göre;

  • Unvânının, Gedikli Küçük Zâbit
  • Rütbesinin, Gedikli Çavuş olması gerekir idi.

Fakat

Sayın Recep ERDEM’in

Mirlivâ Kâzım’ın sahtekârlık yaparak 23.06.1937 târihinde meclisden geçirdiği 3221 sayılı Gedikli Erbaşların Membalarına Dair olan 2505 sayılı Gedikli Zâbit Kânun’una eklenen Ek Kânun’a göre mezun edildiği anlaşılıyor.

Sayın Recep ERDEM, sahtekârlık neticesinde kabul ettirilen kânun’a göre mezun edilmiş. Bir başka ifâde ile burada kânunsuz hüküm tesis edilmiş. Bu cümleden olmak üzere, Sayın ERDEM’e verilen Gedikli Erbaş diploması hukûken geçersizdir.

Gedikli Erbaş Sahtekârlığına ikinci bir örnek

Gene Aydın’lı Ahmet Efe’den geldi.

Kendisi hiç erinmeden Aydın’dan yola çıkıp Kuşadası’na kadar bizzat gitdi.

Ve dahi bu diplomayı rahmetlinin oğlundan alıp makâlemize hediye etdi.

Merhum Ahmet ÖZTÜRK (942-1989);

  • 1941 senesinde sınavda muvaffak oldu ve Hava Okulunun 14 üncü devre öğrencisi olarak kayıt yapdırdı,
  • 31 Temmuz 1942 târihinde ve 731 diploma numarasıyla okulunu başarıyla tamamladı,

Ve dahi

  • Unvânının, Gedikli Küçük Zâbit,
  • Rütbesinin de Gedikli Çavuş olması gerekir idi.
  • Fakat Mehmet ÖZTÜRK’ü de Gedikli Erbaş unvânı ve Gedikli Onbaşı (Gd. Onbaşı) rütbesiyle mezun etdiler.

diploma

Resmî evrakda sahtekârlık yapılarak peydahlanan gayri meşru Gedikli Erbaş Kânun’uyla unvânı tenzil edilen meşhur simâlardan

Ve dahi

Eski Tüfek’in işbu makâlesine bugün misâfir olan meslekdaşlarımızdan birisi de rahmetli Sayın Hulûsi KENTMEN’dir.

Emekli Deniz Asubay Kıdemli Başçavuş Sayın Hulûsi KENTMEN;

  • 1937 Temmuz ayında Deniz Gedikli Erbaş Hazırlama Orta Okulunda okuma hakkını kazandı ve kayıt yapdırdı.
  • Başladığı iki senelik eğitimini 15 Mayıs 1940 senesinde başarıyla tamamlayıp;
  • Gedikli Erbaş Unvânı

Ve dahi

  • Gedikli Çavuş rütbesiyle mezun edildi.

Sayın Recep ERDEM’in durumunda olduğu gibi Sayın Hulûsi KENTMEN’in de Gedikli Zâbitlik unvânı gaspedildi.

Daha ne diyelim Allah aşkına?..

Meslek çınarımız Emekli Deniz Asubay Sayın Hulûsi KENTMEN’e ait bu diploma sûretini

Kıymetli devre arkadaşım (E) Dz. İdârî Asb.Kd.Bçvş. Sayın Özgün UYSAL’ın sayfasından aşırdım,

Özgün kardeşim; Bu vesile ile teşekkür ediyor, esenlik ve karikatür dolu nice güzel seneler diliyorum size.

resim-27 

Bu sahtekârlığı dâvâ konusu etmek gerekmez mi?

Gerekir...

Kim dâvâ edecek, pekiyi?

Ben, abc’ye göre yazdım.

Buyurun, siz seçin!

  • Eski Tüfek
  • TAS-SEN
  • TEMAD

*  *  *  *  *

Devletin kânunlarında sahtekârlık yapmanın neticelerini görüyorsunuz değil mi?

Emekli kaşalot bir zâbitin yapdığı sahtekârlıklar

13 senelik terfi dönemi içinde kimbilir kaç meslekdaşımızın hakkını, unvânını, rütbesini gasb etdi...

Bu sahtekârlığı yapanlar ölüp gitdiler bu dünyadan. Biz Asubaylardan da rahmet beklemesin hiçbirisi.

Fakat

Devlet işleri şahıslar ile kaim değildir, devâmlılık esâsdır.

Bu sahtekârlığın bugün bizi ilgilendiren tarafı şudur; Bu suâle cevâp verecek bir devlet adamı var mı?

Devleti idâre edenler

Devlet adamı olduğunu iddia ediyorlar ise şâyet

Çıksınlar ortaya!

Ve dahi

İşbu sahtekârlığın hesâbını versinler!

*  *  *  *  *

Yukarıda 30 sayılı başlık altında gördüğünüz 3221 sayılı Ek kânun maddesinde

Kırmızı yuvarlak çerçeveli resimdeki bir hususa daha dikkat buyurunuz. Kânun adı...

Neymiş o kânun’un adı?

Gedikli Erbaşların Membalarına Dair olan 2505 sayılı Kânun’a Ek Kânun...

Gara gagalı garga guşu gak! dedi

Git şu gânuna bak dedi!

Gitdik bakdık o gânuna

Bunu diyen garga ne budala!..

Gedikli Erbaş Kânun’u dedikleri 2505 sayılı o kânun’un gerçek adı

Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun’dur.

Reisicumhur ATATÜRK’ü kandıran

Ve dahi

Bize zokayı yutdurduğunu zanneden gara gagalı garga guşlarına

Yetmişsekiz sene sonra

Cevâp mâhiyyetinde ilânen duyurulur...

resim-28 

Kızgın kedilerin damlarda oynaşdığı 23 Mart 1950 Perşembe günü

Sahtekâr Zâbit Kâzım’ın ruhunun şâd olduğu gün olarak kayıtlara geçdi...

Yukarıda gördüğünüz 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun

Aşağıda gördüğünüz 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u ile 30 Haziran 1950 târihinde ilgâ edildi.

Ve dahi

1937 senesinden beri kânunlarda gayri meşru olarak yer alan Gedikli Erbaş unvânı nihâyet meşrulaşdırıldı.

resim-29 

Kâzım SEVÜKTEKİN isimli tekâüd bir zâbitin

Çevirdiği elvân çeşit sahtekârlıklar silsilesinin gayri meşru çocuğu olan

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu Meclis’de alelacele kabul edilir edilmez

Türk Ordusunun ilk ve tek dönem meşru Gedikli Erbaşlarını

Tâlim ve terbiye etmek üzere kolları sıvayan okul komutanlıklarımız

İlk ve dahi son defâ olmak üzere

1950 senesinde gazetelere ilânlar verip

O saf ve temiz yürekleri; vatan, toprak, millet sevdâsıyla çarpan kahraman çocuklarımızı

Gedikli Erbaş olmaya çağırdılar.

ek-3

***

Hem hakkı hem de vazifesidir,

Yüce Türk Milletinin irâdesini temsil eden T.B.M.M;

  • Yeni bir kânun yapabilir

Ya da

  • Mevcut bir kânunu tâdil veya ilgâ edebilir.

Fakat

Büyük Türk Milletini temsil eden bu vekillerin sahtekârlık yapması mâzur görülemez.

Affedilemez!..

Nâmus kelimesi bize Arapca’dan geldi. Araplar da Yunanca nomos kelimesinden aldı.

Anlamı kânun, hukuk, kural demekdir.

Bu cümleden olmak üzere;

  • Bir yerde nâmus var ise şâyet orada kânun vardır, hukuk vardır.

Ya da mefhum-u muhâlifinden nâzâr eylersek

  • Bir yerde kânun yok ise hukuk yok ise şâyet orada nâmusuzluk vardır.

İşin ahlâk ve nâmus vechesi bir yana

Bakınız sahtekârlık hususunda Türk Cezâ Kânun’u bugün ne diyor;

resim-30 

Türk Milletinin irâdesini emânet etdiği vekiller bu tür herzeler yiyemez, orostopolluk yapamaz!

Siz kıymetli karilerin de bu makâleyi okumakla şâhid olduğu üzere

Resmî belgede sahtecilik cürümünü işleyen Mirlivâ Kâzım’ı

Gedikli Erbaş Sahtekârlığı ismiyle münteşir makâlemizin tam da bu sayfasında cürm-ü meşhut yapdık!

resim-31 

Her firavun fâresinin bir Musa’sı çıkar gelir elbet!

2015 senesinde

Eski Tüfek isimli bir Musa çıkdı ortaya!

Bu sahtekârlığı

Yapılışından tam 80 sene sonra

Yüce Meclis çatısı altında

6 dönemde tam 23 sene vekillik eden

1935-1943 seneleri arasında 8 sene Millî Müdafaa Vekâleti Encümen Reisliği yapan

İstiklâl Madalyası sahibi

Zâbit emeklisi

Ve dahi

Firavun fâresi Kâzım’ın yüzüne Osmanlı şamarı gibi aşketdi!..

*  *  *  *  *

resim-32 

Gömleğinin ilk düğmesini yanlış iliklemeye gör! İki yakan bir araya gelmez!.. Hem de yanlışlar peşini bırakmaz!

Gedikli Küçük Zâbit unvânı verilen askerleri Gedikli Erbaş unvânına tenzil etmek için

2/2476 sayılı Karârnâme ile ilk kez 04 Mayıs 1935 târihinde kotarılan sahtekârlık silsilesi bitmek bilmedi.

Mağlup edilen pehlivan değil fakat

Sahtekârlık yapan düzenbâzlar sahtekârlık yapmaya doymadı.

Gedikli Erbaş sınıfı hakkında kânun hazırlarken

Küçük Zâbitân ya da Gedikli Küçük Zâbitân sınıfına ait kânunlara atıf yapmakda beis görmediler.

Yapılan orostopolluğun adına

Sahibinin gözü önünde bosdan tarlasından kelek çalmak derler. Ahlâksızlık bu raddeye varmış sizin anlayacağınız.

resim-33 

Zamânın Başbakanları

Ve dahi ATATÜRK olmak üzere

Cumhurbaşkanlarını dahi âlet ederek

Gedikli Erbaş tâbirini

Kârar, karârnâme ve kânunların içine sokuşdurarak yapılan orostopolluklar silsilesi

1940 senesi geldiğinde de devâm etdi.

Üsdelik yapdıkları bu kânun metininin alt kısmında,

Yukarıdaki pencerede kırmızı okun ucunda gördüğünüz atıf yapılan kânunlarda bir tek dahi Gedikli Erbaş ibâresi yok.

Fakat Gedikli Küçük Zâbit Kânun’unda yapdıkları değişikliğe Gedikli Erbaş Kânun’u ismini verdiler.

Bu sahtekârlığın kotarıldığı vakitlerde

Meclisde gıç büyütmek ve midelerini doldurmakla meşgul olan vekillerimizden bir dânesi dahi

Aklının ve vicdânının sesine kulak verip de;

Yahu kardeşim! Siz, Gedikli Erbaş Kânun’u hazırlıyorsunuz. Fakat atıf yapdığınız kânunların hepsi Gedikli Zâbit Kânunları... Bu ne biçim kânun yapmak? Bu ne kepâzelik? Siz, düpedüz sahtekârlık yapıyorsunuz!” demedi.

*  *  *  *  *

resim-34 

Meclis’deki vekillerimizin kimi zamân da civânmertliği tutdu. Kânun’a uygun kânun hazırladılar.

Aşağıda gördüğünüz gibi bâzı kânunlarda Gedikli Subay unvânını kullandılar.

resim-35 

Bâzen de içmeden serhoş oldu vekillerimiz!..

Kânunda yeri olan Gedikli Subayları

Kânunda yeri olmayan ve gayri meşru olan Gedikli Erbaşlar ile birlikde aynı kânun’un içine birlikde sokdular.

Aşağıda gördüğünüz kânundaki sahtekârlık 1945 senesinde pişmiş kelle gibi vekillerimizin suratına doğru sırıtdı.

Gedikli Subay ve Gedikli Erbaşlar tâbirlerini bu kez aynı kânun başlığı içinde zikretdiler.

Fakat o vekillerden bir dânesi bile bu orostopolluğu umursamadı...

resim-36 

Kaşarlı bir vekil

Sahtekâr

Ve dahi

Emekli subay olan Kâzım SEVÜKTEKİN’in

Bulanık suya sallağı yemsiz zokayı

Kimi sazan balıkları yutmuş olmalı ki

3221 sayılı Ek kânundan sonra yapılan sâir kânunlarda da bu sahtekârlık çarkı harâret ile dönmeye devâm etdi.

Çoğu zamân da

Kânunsuz ve gayri meşru olarak peydahlanan Gedikli Erbaş unvânına

Vekillerimiz el kaldırıp meşruiyet kazandırmaya tevessül etdi.

resim-37 

*  *  *  *  *

 resim-38

Vekil

Ve dahi

Emekli Mirlivâ Kâzım SEVÜKTEKİN’in çevirdiği sahtekârlık çarkı

Ağulu meyvesini nihâyet 1950 senesinde verdi.

Sahiplerinin takbih dolu ve serzenişli mahcup bakışlarına inat

Ortodoks kızılı kiremit döşeli evlerin damlarında dolaşan kızgın kedilerinin

Sahiplerine nisbet yaparcasına inleyerek ve fakat şehvetle sevişdiği o meş’um günlerde

Meclisde emen eşken ictimâ eyleyen bizim vekillerimiz

13 seneden beri ordumuzda gayri meşru olarak nöbete yollanan Gedikli Erbaş unvânına

Meşruiyet bahşetdi.

Fakat kısmet değilmiş!

Emekli Mirlivâ Kâzım

Kendi dikip büyütdüğü bu harâm ağacının zehirli meyvesini yiyemeden bir sene evvel öldü.

Bu dünyada çevirdiği sahtekârlığın hesâbı

Rûz-ı mahşere kaldı böylece...

resim-39 

Suçluluk hâlet-i ruhûyesi içinde alelıtlâk sulu zıtlak nevinden hazırladıkları

Yukarıda gördüğünüz 5619 sayılı ve 23.03.1950 târihli Gedikli Erbaş Kânun’unun kabul edilmesiyle birlikde;

Gedikli Küçük Zâbit ve Gedikli Erbaş hakkında çeşitli târihlerde meriyyete giren aşağıda mezkur toplam sekiz kânun ilgâ edildi.

  1. 2505 Sayılı ve 11.06.1934 târihli Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun. (Temel Kânun)
  2. 3134 Sayılı ve 15.02.1937 târihli Gedikli Küçük Zâbit Membaları Hakkındaki 2505 Sayılı Kânun’un İkinci Maddesinin Değiştirilmesine ve Bir Muvakkat Madde Eklenmesine Dair Kânun.
  3. 3221 Sayılı ve 09.06.1937 târihli Gedikli Erbaşların Membalarına Dair Olan 2505 Sayılı Kânun’a Ek Kânun.
  4. 3779 Sayılı ve 18.01.1940 târihli Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhid ve Teadülüne Dair Kânun.
  5. 4601 Sayılı ve 21.06.1944 târihli Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhid ve Teadülüne Dair Olan 3779 Numaralı Kânun’un Bâzı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kânun’a Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kânun.
  6. 4691 Sayılı ve 29 Aralık 1944 târihli Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhid Ve Teadülüne Dair Olan 3779 Sayılı Kânun’un 9 uncu Maddesini Değiştiren Kânun.
  7. 4807 Sayılı ve 21 Aralık 1945 târihli Gedikli Erbaşların Aylıkları Hakkındaki 3779 Sayılı Kânun’da ve Gedikli Subay Maaşlarında %5 Emeklilik Karşılığı Kesilmesi Hakkında Kânun.
  8. 4990 Sayılı ve 28 Aralık 1946 târihli Gedikli Erbaşların Aylıkları Hakkındaki 3779 Ve 4807 Sayılı Kânunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kânun.

ek-2 

Makâlemizin tam burasına kıymetli bir meslekdaşımı daha misâfir etmekle bahtiyar olacağım. Sayın Aydın KULAK. Bakınız, Gedikli Zâbitlikden Assubaylığa Uzun İnce Bir Yol -1- isimli makâlesinde Gedikli Zâbitlik hakkında Sayın KULAK şöyle demiş;

resim-41 

Gedikli Zâbitlik hususunda Sayın KULAK’ın ortaya koyduğu bu müthiş tesbiti; Gedikli ErbaşlıkUzman Jandarmalık ve dahi Asubaylık konusunda da aynen söylemek mümkündür. Böylesi keskin, gerçekci ve çarpıcı bir tesbiti bir meslekdaşımdan duyduğum için o kadar kıvançlıyım ki. Genelkurmay Başkanlarımızın bile idrâk etmekden âciz olduğu bir tesbitdir bu. Çünkü Sayın KULAK’ın bu müthiş tesbitindeki gerçeği kavrayabilseler idi şâyet Sayın Başkanlarımızın Asubay sınıfını çokdan lağv etmeleri gerekir idi.

Günü ve kendi koltuklarını korumak için kimi subayların tezgaha sürdüğü sahte ve yapmacık asker sınıfları Türk Ordusunun on bin senelik mayasını bozdu; muharip ruhunu törpüledi, muharebe azmini kırdı. Bunları yapan subayları tarih mutlaka bir gün hain ilân edecek.

Ayrıca

Türk Genelkurmay Başkanlığının son 65 senede ihdâs etdiği dört asker sınıfının dördü de tam anlamıyla iflâs etdi.

Bu asker sınıfları;

  • Gedikli Zâbitlik
  • Gedikli Erbaşlık
  • Uzman Jandarmalık

Ve dahi

  • Asubaylık

Bu asker sınıflarının ihdâs edilmesine imzâ atan Orgeneral rütbeli subaylarımız bu konuda tam anlamıyla sınıfda kaldılar. Tarih, hükmünü böyle verdi... İflâs eden işbu dört asker sınıfından ilk ikisinin defteri çokdan dürüldü. Üçüncüsünün dürülüyor. Bunlar tarih sahnesinden çekildiler, çekiliyorlar.

Köy, göründü; kılavuz istemez!..

Şimdi sıra inşallah dördüncüsünde.

Gedikli Zâbitlik, Gedikli Erbaşlık ve dahi Uzman Jandarmalık sınıfında olduğu gibi Asubaylık sınıfı da Türk Milletinin ruhuna ve tabiatına uygun değildir. Asubaylık sınıfı da miâdını doldurdu. Türk gencine dar gelen Asubaylık gömleği dikiş tutmamacasına yırtılmış vaziyetdedir. 1970 ve 1975 Asubay olayları ve geçen senelerde yüzbinlerce Asubayın ortaya koyduğu eylemler ile bu hakikât isbat edildi. Acı tecrübeler yaşamak bahasına da olsa Türk Ordusu Asubaylık sınıfını önümüzdeki senelerde mutlaka lağv edecek. Etmeye mecbur kalacak! Tıpkı 150 sene evvel olduğu gibi her askere sonsuz terfi imkânı veren yeni bir teşkilât ihdâs edecek. Bu coğrafyada var olmaya devâm etmenin başka yolu, çığırı yokdur. Bunları da Eski Tüfek söylüyor.

Bilmediğimizi zannetmesinler!

Yukarıda okuduğunuz bu can yakıcı hakikâtleri târihe bu sahnede bir kere daha nakşetdikden sonra

Konumuza geri dönelim.

1937 senesinde resmî evrakda sahtecilik fiilini işlemek bahasına uydurdukları Gedikli Erbaşlık sınıfı

Tam 13 sene boyunca askerî mevzuatımızda kânunsuz olarak kullanıldı.

Gedikli Erbaş sınıfına ancak 5619 sayılı Kânun ile 30 Haziran 1950 târihinde meşruiyet kazandırdılar.

Fakat

Yalan tohumları ekerek peydahladıkları

Ve dahi

Türk Milleti’nin fıtratı ile bağdaşmayan bu Gedikli Erbaş tâbiri

Askerî mevzuatımızda ancak 12 ay ve 04 gün yaşayabildi...

5802 sayılı Asubay Kânun’u ile

Gedikli Erbaş tâbiri 04 Temmuz 1951 târihinde ordumuzun idârî hukuk mevzuatından sökülüp atıldı.

*  *  *  *  *

Mevzuatımıza göre bir kânun tasarısı şu sıraya göre kânunlaşır;

  • Evvelâ Kânun Meclis’de kabul edilir,
  • Akabinde Cumhurbaşkanı tasdik eder,
  • En son olarak da Resmî Gazete’de neşrildikden sonra meriyyete girer.

Fakat bizim firavun fâreleri devletin bu eskimez geleneğini tersine çevirdiler;

  • Önce, Talimnâme hazırlayıp ağızlarından Gedikli Erbaş tâbirini yumurtaladılar.
  • Sonra, karârnâme ile kılıfı hazırladılar.
  • Ve en son olarak da Meclise kendilerinin verdikleri kânun tasarısında sahtekârlık yapıp Gedikli Erbaş sınıfını hukuksuz bir şekilde askerî mevzuatımıza sokdular.

resim-42 

*  *  *  *  *

Şu Hakîkâtleri Hatırda Tutalım;

3221 sayılı Ek kânun ile Gedikli Erbaş tâbirini gayri meşru olarak kânuna sokuşdurdukları târih, 1937.

5619 sayılı kânun ile de bu gayri meşru Gedikli Erbaş ibâresini meşrulaşdırdıkları târih, 1950.

Fakat mayası bozuk şerefsizlerin yapdığı bu yoğurt kısa zamanda kokuşdu. Gedikli Erbaş Kânun’un kabul edilmesinin üzerinden daha bir sene bile geçmeden etrafa pis kokular yayıldı.

02 Temmuz 1951 târihli ve 5802 sayılı Astsubay Kânun’u 04 Temmuz 1951 târihinde meriyyete girdi.

Askerî hukukumuza hile ve hülle ile gayri meşru olarak sokuşdurulan  Gedikli Erbaş unvânı

04 Temmuz 1951 Çarşamba günü târihin lağım çukuruna gömüldü.

*  *  *  *  *

Gedikli Erbaş Sahtekârlığı İsmiyle Müseccel İşbu Makâlemizin Özü;

  • Gedikli Erbaş tâbiri 04 Mayıs 1935 târihli karârnâme metininde yapılan bir sahtekârlık ile kânunsuz olarak Türk askerî mevzuatına sokuşduruldu. 30 Haziran 1950 târihine kadar tam 13 sene askerî hukukumuzda gayri meşru olarak askerlik yapdı.
  • Gedikli Erbaş unvânının askeriyemizde meriyyetde kaldığı 13 senede her kuvvet kendine göre işlem yapdı. Kimisi Gedikli Subay unvânını tercih etdi. Kimisi de Gedikli Erbaş demeyi uygun gördü.
  • İşin tuhaf tarafı;
  • Gedikli Erbaş unvânının kullanıldığı bu 13 senelik dönemde 2505 sayılı ve 11.06.1934 târihli Gedikli Küçük Zâbit Kânun’u isimli esâs kânun meriyyetde idi.
  • Bu Kânun meriyyetde olmasına rağmen, Genelkurmay Başkanlığımız karâr ve karârnâme hükümlerine itibar etdi.
  • Gedikli Küçük Zâbit okullarındaki eğitimini bu 13 senelik dönemde başarıyla tamamlayan talebeler Gedikli Erbaş unvânı ile mezun edildi. Genelkurmay Başkanlığımız Gedikli Zâbit Kânun’una göre tedris etdiği asker kişileri Gedikli Erbaş unvânıyla mezun etdi.
  • Genelkurmay Başkanlığımız Gedikli Küçük Zâbitleri tenzil etmek suretiyle tahkir ve tezyif etdi. Yapılan bu işlem Subay okullarından Asubay menzun etmekden farksızdır.
  • 30 Haziran 1950 târihi ile 04 Temmuz 1951 târihleri arasında kalan 1 sene 04 günlük zamân zarfında mezun edilen talebeler, kânûnen Gedikli Erbaşdır.
  • Fakat 1935-1949 târihleri arasındaki 13 senelik zamân zarfında Gedikli Erbaş unvânıya mezun edilen askerler Gedikli Küçük Zâbit’dir. Anayasa’ya karşı işlenen bir sahtekârlık ile bu asker kişilerin Gedikli Zâbitlik unvânları gasp edildi. Bu hak gasbı, hemen dâvâ  edilmelidir. Mağdur edilen Gedikli Erbaşlar mahkeme karârıyla Gedikli Zâbit unvânlarını geri alabilirler.
  • 30 Haziran 1950 târihinde Gedikli Erbaş Kânun’unun kabul edilmesiyle Gedikli Erbaş unvânı meşrulaşdırıldı. Fakat bu kez de ömrü uzun sürmedi. 5802 sayılı Astsubay Kânun’u 04 Temmuz 1951 Çarşamba günü meriyyete girdi. Böylece Gedikli Erbaş tâbiri kaçak olarak 13 sene askerlik yapdığı askerî hukukumuzdan tam 12 ay ve 04 gün sonra terhis edildi.

*  *  *  *  *

 resim-43

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u 30.06.1950 târihinde meriyyete girdi.

5802 sayılı Astsubay Kânun’u 04.07.1951 târihinde meriyyete girdi.

resim-44 

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’unun 30.06.1950 târihinde ilgâ edilmesiyle

Muhtelif idârî kânunlarda vârid olan Gedikli Erbaş, Başgedikli ve Kıdemli Başçavuş unvânları Astsubay olarak değişdirildi.

resim-45 

Şu malûmâtı bugün tekrâr öğreniyoruz.

  • 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun 30 Haziran 1950 târihinde ilgâ edildi.
  • Ve dahi aynı târihde 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u meriyyete girdi. Bu târihde Gedikli Küçük Zâbit Okullarında okuyan talebeler 30 Ağustos 1950 târihinde Gedikli Erbaş unvânı ile mezun edildiler.
  • T.C. Ordumuzun târihinde 1950 mezunu olmak üzere sâdece bir tek dönem Gedikli Erbaş sınıfı vardır.
  • Gedikli Erbaş Kânun’u 04 Temmuz 1951 senesinde ilgâ edildi.
  • Ve dahi aynı târihde 5802 sayılı Astsubay Kânun’u meriyyete girdi. Bu târihde Gedikli Erbaş Okullarında okuyan talebeler 30 Ağustos 1951 târihinde Asubay unvânı ile mezun edildiler.

*  *  *  *  *

 resim-46

Fakat

Cezâ kânunlarında mevcut olan Gedikli Erbaş tâbirine dokunan olmadı!

Üsdelik,

Aşağıdaki Kânun’a işlendiği târihde ordumuzda Gedikli Erbaş diye bir sınıf veya unvân yok idi. Belgelerini makâlemizin evvelki sayfalarında fâş eyledik.

Biliniz bakalım!

Gedikli Erbaş ibâresini aşağıda gördüğünüz kânun vasıtası ile

Gene kânunsuz olarak ve sahtekârlık yaparak 1632 sayılı Askerî Cezâ Kânun’una sokuşduran firavun fâresi kim?

Bu fiilin failini uzaklarda aramayınız!..

Zere O, size sizden daha yakın birisi...

resim-47 

Bir vekil ve aynı zamânda emekli subay da olan bir şerefsizin tezgahladığı âdi bir sahtekârlık vasıtasıyla

Yukarıdaki kânun ile 1632 sayılı Askerî Cezâ Kânun’una dâhil edilen Gedikli Erbaş kavramı

  • Ne zamân ve
  • Hangi kânun ile iptal edildi?

*  *  *  *  *

 resim-48

Hemen yukarıda gördüğünüz 5802 sayılı Astsubay Kânun’u 04.07.1951 târihinde meriyyete girdi.

Bu kânun’un meriyyete girmesiyle birlikde 5619 sayılı ve 23.03.1950 târihli Gedikli Erbaş Kânun’u aynı târihde ilgâ edildi.

Aşağıda gördüğünüz 4551 sayılı Kânun, Başgedikli, Gedikli  ve Küçük Zâbit ibârelerini 2000 senesinde ilgâ etdi. Kânun’a dikkatli bakınız! Gedikli Erbaş ibâresi nerede acap? Bu kânun ile aslında Gedikli Erbaş tâbirinin de iptal edilmesi gerekirdi.

Niçin iptal etmediler dersiniz?

Gedikli Erbaş kavramı 3221 sayılı Ek kânun ile 15.06.1937 târihinde askerî mevzuatımıza sahtekârlık yapılarak sokuldu. Fakat içinde nefes aldığımız şu 2015 senesinin ilk aylarında dahi mevzuatımızdan hâlâ çıkmadı. Çünkü çıkamadı... Bir başka ifâde ile bu makâlenin neşredilmeye başlandığı târih itibariyle Gedikli Erbaş ibâresi hâlâ yürürlüktedir.

Aşağıda gördüğünüz Kânun’da Gedikli Erbaş ibâresi yok. Çünkü Askerî yargımızın muhterem hukukcu subayları Gedikli Erbaş tâbirinin mevzuatımıza kaçak olarak sokuşdurulduğunu pekâla biliyordu.

Zâbit Kâzım’ın yapdığı sahtekârlık gündeme gelmesin diyerek aşağıda gördüğünüz kânunda Gedikli Erbaş ibâresi yer almadı.

resim-49 

Yukarıda gördüğünüz kânun ile;

Başgedikli, Gedikli ve Küçük Zâbit ibâreleri 2000 senesinde Astsubay olarak değişdirildi.

Fakat Gedikli Erbaş, Kıdemli Başçavuş, Gedikli Küçük Zâbit unvânları tâdil veya ilgâ edilmedi.

Bir başka ifâde ile bu unvânlar Askerî Cezâ Kânun’unda hâlâ meriyyetdedir.

12 ay ve 04 günü meşru

Fakat

13 senesi gayri meşru olarak askerî idârî ve cezâ mevzuatımızda kendine yer bulan Gedikli Erbaş tâbiri

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’un ilgâ edilmesiyle 1951 senesinde idârî hukukumuzdan çıkartıldı.

Fakat 1632 sayılı Askerî Cezâ Kânun’umuzda yaşamaya ve nöbet tutmaya bugün dahi hâlâ devâm ediyor.

AYİM ve Askerî Yargıtay’ımız Gedikli Erbaş tâbirini askerî cezâ mevzuatından niçin iptal etmiyor dersiniz?

*  *  *  *  *

Mâdem Öyle! İşde, Böyle!

İdârenin mahkemesi Askerî Yüksek İdâre Mahkemesi (AYİM) 1995 senesinde bir karâr verdi. Dâvânın konusu, yetim aylığı bağlanması hakında idi. İşbu karârında AYİM, vefât eden muvazzaf bir Gedikli Silahçı Üstçavuş’un vârislerinin yetim aylığı almak talebiyle açdığı dâvâyı reddetdi.

Dâvayı açan vârislerin babası olan 1942 neşetli Gedikli Silahçı Üstçavuş 08.06.1950 târihinde vefât etdi. Yetim aylığı bağlanması talebiyle vârisleri 42 sene sonra, 1992 senesinde Millî Savunma Bakanlığını AYİM’de dâvâ etdi. Beklenildiği üzere rahmetlinin vârisleri dâvâyı kaybetdi. Karâr gerekcesinde AYİM şöyle dedi; “Gedikli Subaylar ile Gedikli Erbaşlar ayrı “statü” olup “farklı” rütbelerdir. Bunların yetiştirilmeleri, kaynakları, hak ve ödevleri de farklı biçimde düzenlenmişdir.

Peki,

AYİM’in muhterem subay avukatları;

Yetim aylığı vermek konusunda Gedikli Erbaşlar, Gedikli Subay değildir diyorsunuz da...

Aşağıdaki kânun ile Gedikli Subayları nasıl oldu da Gedikli Erbaş yapdınız acap?

Var mı cevâbınız?

resim-50 

Netice olarak; AYİM, “Gedikli Erbaşlık” sınıfını “Gedikli Subaylık” sınıfından kabul etmediğinden dolayı 5434 sayılı Emekli Sandığı Kânun’unun 32/a maddesi cevâz vermesine rağmen yetim aylığı bağlanamayacağına karâr verdi.

AYİM, bu karârını vermeden evvel bizim işbu makâlemizde tetkik etdiğimiz;

37 kânun, 2 karârnâme, 1 karâr, 1 Ordu talimatnâmesi ve dahi Meclis zabıtlarını

Bir zahmet tetkik etseydi şâyet böylesi kepâze bir karâr veremezdi.

İşde, idârenin mahkemesi AYİM böyle dedi...

Peki,

Nâmuslu, vicdân ehli hukukcularımız var iken şu fakire söz düşmez de!

Kıyıdan ben geçeyim, yol sizin olsun!

Lâkin,

Nâcizâne

Eski Tüfek de

İşbu dâvâ hususunda şöyle diyor kendileyin;

Karâr metininde AYİM, Gedikli Erbaşların hangi kaynaklardan ve hangi kânuna göre yetiştirildiğinden hiç bahsetmemiş. Ayrıca 3134 ve 3221 sayılı kânunların ismini ağızına almamış. Dâvânın esâsını teşkil eden bu müşahhas delilleri meskût geçmiş. Ya da karartmış!  Zahmet edip bu delilleri göz önüne alsaydı şâyet bu dâvâ temelinden çökecek idi.

AYİM, Gedikli Erbaş sınıfının Türk ordusunda 3779 sayılı kânun ile 18.01.1940 târihinde ihdâs edildiğini iddia etmiş. Ve tabi ki yalan söylemiş! Demek ki bu karârı verdiği 1995 senesinde AYİM’in subay hâkim ve savcıları 3221 sayılı ve 1937 târihli kânundan haberdâr değilmiş. Ya da maksatlı olarak görmek isdememişler. Çünkü 3221 sayılı işbu kânunu tetkik etseler idi şâyet dâvâ temelden çökecek ve vârisler lehine karâr vermek zorunda kalacaklar idi. Gediki Zâbit ile Gedikli Erbaş mefhumlarının aynı olduğunu isbatlayan 3134 sayılı kânun’u da herhâlde bulumadılar. Burada bir ihtimâl daha var ki söylemeden geçemeyeceğim. O da şu. Kimbilir, soruşdurma safhasında mevzuatı tetkik edenler, emekli subay Kâzım’ın 1937 senesinde yapdığı Gedikli Erbaş sahtekârlığını fark etdiler. O vakde kadar altmış sekiz seneden beridir tezgahda bekleyen boklar ortaya dökülmesin diyerek de Gedikli Erbaşlığın târihini sınırlı olarak tetkik etdiler. Bu hususu imdi söyleyelim ki birileri bizim bu ihtimâli farketdiğimizi bilsinler.

Gedikli Erbaşunvânı” ya da Türk kaşığı ile gevur boku yemeye teşne AYİM’in kimi hukukcularının ağdalı ifâdesiyle “statü”sünün 15.06.1937 târihinde 3221 sayılı kânun ile askerî mevzuatımıza kânunsuz olarak ve hile ile sokuşdurulduğundan muhterem subay hâkim ve savcılarmız niyeyse hiç bahsetmemiş.

Kânunlar tahtında doğru karâr vermek isteyen bir hukukcunun bütün delilleri tam olarak tetkik etmesi gerekmez mi? Noksan deliller ile başlayan bir dâvânın sonu, başından belli değil midir?

AYİM olarak sen;

Gedikli Erbaş unvânını

3221 sayılı Ek Kânun ile

Ve dahi

Millî Müdafaa Encümen Reisi ve Vekil Kâzım SEVÜKTEKİN isimli tekaûd bir Mirlivâ’nın

Şeytanın bile aklına gelmeyecek sahtekârlık ve desîseler ile

Türk Askerî mevzuatına

 15.06.1937 târihinde gayri meşru yollardan sokuşdurduğunu bilmezsen

İşde böyle rezil bir karâra imzâ atarsın.

İmdi dâvâ konusunu bugün bir de biz tetebbu edelim şâyet iltifât buyurursanız.

13.06.1934 târihinde meriyyete giren 2505 sayılı kânun, AYİM’in karârında bahsetdiği üzere Türk ordusunda ihdâs edilen Gedikli Zâbitlik sınıfının en son temel kânun’udur. Dâvâ konusuna esâs teşkil eden kânun da bu kânundur. İşbu kânun, 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’unun meriyyete girdiği târih olan 30.06.1950 târihine kadar meriyyetde kaldı.

Rahmetli Gedikli Üstçavuş;

  • 2505 sayılı kânuna göre 1942 senesinde Gedikli Zâbit nasbedilerek ordumuza intisâb etdi.
  • Gedikli Zâbit unvânıyla sekiz seneden fazla görev yapdıkdan sonra Gedikli Üstçavuş rütbesinde iken 08.06.1950 târihinde vefât etdi. Vefât etdiği târihde gene 2505 sayılı Gedikli Zâbit kânun’una tâbi idi.
  • Gedikli Üstçavuş’un vefât etdiği tarihde 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u henüz meriyyete girmemişdi.

Karâr;

  • AYİM’in ifâde etdiği üzere Gedikli Zâbitler 13.06.1934 târihinde meriyyete giren 2505 sayılı kânuna tâbidir.
  • Gedikli Zâbitlik sınıfı 2505 sayılı kânun hükümlerine göre 30.06.1950 târihine kadar meriyyetde kaldı. 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’unun meriyyete girmesiyle birlikde aynı târihde ilgâ edildi.
  • 1950 senesinde 5619 sayılı işbu kânunun hazırlanmış olması bile bu târihden evvel ihdâs edilen Gedikli Erbaşlık sınıfının gayri meşru olduğunu isbatlamaya fazlasıyla kâfi gelir. Gedikli Erbaşlık Kânunu var idiyse yenisini niçin yapdınız?
  • Gedikli Erbaşlık sınıfı 3221 sayılı kânunun metininde sahtekârlık yapılmak sûretiyle 15.06.1937 târihinde ordumuzda gayri meşru olarak ihdâs edildi. Kumpaslar silsilesini bu makâlemizde fâş eyledik.

Bu cümleden olmak üzere;

  • 13.06.1934-30.06.1950 târihlerinde Gedikli Küçük Zâbit mekteblerinden mezun edilen talebelerin hepsinin unvânı Gedikli Küçük Zâbitdir.
  • Bu târihler arasında Gedikli Erbaş unvânıyla mezun edilen öğrencilerin hepsinin unvânı gasp edildi. Bu hak gasbı da müstâcelen dâvâ edilmelidir. Örnek isdeniyorsa verelim; Recep ERDEM (1945-2950). Hava Okulundan Bombardıman Gedikli Erbaş rütbesiyle 1945 senesinde mezun edildi. Kendisi bugün 91 yaşındadır. 1950 mezunu Emekli Hava Asubay Ahmet KISA vasıtasıyla kendisiyle bizzat görüşüp teyid etdim. 1943 senesinde girdiği Eskişehir Hava Gedikli Okulundan 1945 senesinde Gedikli Erbaş unvânı ve Gedikli Çavuş rütbesi ile mezun edilmiş.
  • Gedikli Zâbitlik unvânları gasb edilerek kânunsuz olarak Gedikli Erbaşlığa tenzil edilen aynı durumdaki meslek büyüklerimizin hakkını Ahmet Başkanlarımız bir an evvel arasınlar.

Kavakları uzun olan ilimizde mukim 91’lik muhterem meslek çınarımıza

Bu vesile huzurunuzda hörmetler ediyor ve ellerinden öpüyorum.

Hukuk Yok İse Nâmus Da Yokdur!

  • Kânunsuz hüküm tesis edilemez. Kânuna aykırı tesis edilen hükümde mürûr-u zamân da yokdur.
  • Gedikli Silahcı Üstçavuş, Gedikli Zâbit unvânı ile ordumuza intisâb etdi. Vefât etdiği târihde ise gene Gedikli Zâbit idi. Çünkü 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun vefât târihinde henüz meriyyetde değildi.
  • AYİM, verdiği işbu karârı ile rahmetli Gedikli Silahcı Üstçavuş’un vârislerinin yetim maaşı hakkını gasp etdi.
  • Rahmetlinin vârislerine yetim aylığı bağlanmalıdır.

Bu hak gasbının bir an evvel telâfi edilmesinde işbu makâlemizin vesile olmasını temenni ederim.

İşde, Sahtekârlığın Belgesi

Sahte kânunları gene sahte kânunların kuyruğuna bağladılar. Netice olarak da sahte karârlar verip sahte asker sınıfı peydahladıar.

 Aşağıdaki pencerede gördüğünüz 4140 sayılı Gedikli Subay Kânun’una

Aynı pencerenin alt kısmında gördüğünüz 3779 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’unu atıf yapdılar.

Utanmazlığın, sahtekârlığın, murâiliğin, şerefsizliğin bu kadarı görülmüş değil!

Atalarımız düşman askerine hep saygı ile davrandılar. Düşman komutanlara kılıçlarını iade edip hayatlarını bağışladılar.

Fakat kendi subayımızın kendi askerimize şu yapdıklarını bizim subayımız düşman askerine dahi yapmadı!

resim-51 

Aşağıdaki pencerede gördüğünüz 3779 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’una

Bu kez de

Aynı pencerenin alt kısmında gördüğünüz tam 11 dâne Gedikli Zâbit Kânun’unu atıf yapdılar.

Bunun adı düpedüz resmî evrakda sahtecilik değil de nedir, Allah aşkına?

Meydânı boş bulan kimi firavun fâreleri

Yalanı, yalana bağladılar. Kendilerince kânun yapdıklarını sandılar...

resim-52 

Burada yapılan kurnazlığa “kelime oyunu” demek az gelir. Çünkü oyunda bile gerçeklik payı vardır.

Burada yapılan eylem tam anlamıyla resmî evrakda sahtekârlıkdır.

*  *  *  *  *

Resmî evrakda iki sahtekârlık;

  1. Gedikli Küçük Zâbit ibâresi Gedikli Erbaş yapıldı. Bu târihden sonra 8 kânun daha kabul edildi. Gedikli Küçük Zâbit unvânı bu kânunların hepsine hukuksuz olarak Gedikli Erbaş şeklinde yazıldı.
  2. Esâs adı Küçük Zâbit Ve Onbaşı Talimatnâmesi olan talimatnâmenin ismine “Erbaş” ve “Yetiştirme” kelimelerini eklediler. Talimatnâme’nin adını kânunsuz bir şekilde Erbaş (Küçük Zâbit) Ve Onbaşı Yetiştirme Talimatnâmesi şeklinde değişdirdiler. Bu talimatnâme devletin mevzuat külliyatına bu kânunsuz isimle kayıt edildi. Söze konu bu talimatnâmeye daha sonraki senelerde yapılan değişmelerde gene bu gayri meşru isim kullanıldı.

Bir kurnazlık;

Karârnâme ve kânun tasarısı metinine 2505 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânun’un ismini yazmadılar. Sâdece kânun sayısını yazdılar. Bu kânun’da mevcut olan Gedikli Küçük Zâbit unvânı sahne arkasına çekdiler. Ve yerine gayri meşru olarak peydahladıkları Gedikli Erbaş unvânını sahneye sürdüler.

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u, 30 Haziran 1950 târihinde meriyyete girdi. Sâdece 12 ay ve 04 gün yürürlükde kaldıkdan sonra, 04 Temmuz 1951 târihinde ilgâ edildi. Bu kânuna istinâden T. C. Ordumuzda 1950 senesi olmak üzere sâdece bir dönem Gedikli Erbaş mezun verildi. Bu hakîkâtı unutmayalım. Gedikli Zâbit Okullarında okuyan talebeler 30 Ağustos 1950 târihinde Gedikli Erbaş unvânıyla mezun edildi. Subay okulundan Asubay mezun etmek gibi bir durum var burada. 1950 senesinden önce Gedikli Erbaş unvânıyla mezun edilen Gedikli Erbaşlar var ise şâyet bu Gedikli Erbaşların diplomaları hem kânunsuz hem de hükümsüzdür. Çünkü kânunsuz hüküm tesis edilemez! Fakat bu konuda tam kânunsuzluk yapılmış o zamanlar. Gedikli Zâbitleri Gedikli Erbaşlığa tenzil etmek için 1935 senesinde yapmaya başladıkları sahtekârlıklar silsilesi, 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’unun meriyyete girmesiyle 30 Haziran 1950 târihinde kânunlaşdırıldı. Bu târihden sonra da yukarıda ifâde etdiğimiz üzere sâdece bir dönem Gedikli Erbaş mezun verildi.

5802 sayılı Astsubay Kânun’unun 04 Temmuz 1951 Çarşamba günü meriyyete girmesiyle de 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu’u aynı gün ilgâ edildi.

*  *  *  *  *

2505 sayılı kânun 30 Haziran 1950 târihinde 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânun’u ile ilgâ edildi.

3221 sayılı Ek Kânun 15 Haziran 1937 târihinde meriyyete girdi.

Demek ki 1937 senesinden 1950 senesine kadar geçen 13 senelik terif döneminde ordumuzda;

  • Birisi kânûnî  olan Gedikli Küçük Zâbit sınıfı
  • Birisi de kânûnsuz olarak gayri meşru yollarla ihdâs edilen Gedikli Erbaş olmak üzere
  • Aslında birbirinin aynısı olan iki muvazzaf sınıf asker aynı anda görev yapdı.

Bu tuhaf durumu kendi kânunlarını ortaya dökerek şöyle izâh edelim;

  1. 2505 sayılı ve 1934 târihli kânûn’a istinâden meşru olarak ihdâs edilen Gedikli Küçük Zâbit sınıfı istihdâm edildi.
  2. 3221 sayılı ve 1937 târihli kânûn’a istinâden gayri meşru olarak ihdâs edilen Gedikli Erbaş sınıfı istihdâm edildi.

1937-1949 seneleri arasındaki bu;

  • Çifte kânunlu,
  • Çifte sınıflı

Ve dahi

  • Çifte uygulamalı 13 terfi dönemini kaplayan zamân zarfında;
  • 2505 sayılı ve 1934 târihli Gedikli Küçük Zâbit Membalarına Dair Kânûn’a istinâden mezun edilen öğrencilere 3221 sayılı ve 1937 târihli Ek kânûn ile yapdıkları sahtecilik neticesinde kânunsuz olarak Gedikli Erbaş unvânı verdiler.
  • 5619 sayılı kânun’a göre 30 Haziran 1950 – 04 Temmuz 1951 târihleri arasında kalan sâdece 12 ay ve 04 günlük zamân zarfında meşru olarak Gedikli Erbaş mezun verildi.
  • Bu târihlerden önce veya sonraki târihlerde mezun edilen Gedikli Erbaşların hukûkî durumu tam anlamıyla keenlem yekûndur.
  • Dâva açılmalıdır. Burada en azından unvân gasbı vardır. Gedikli Zâbitlikden Gedikli Erbaşlığa tenzil edilen asker kişilerin başka hak kaybı var mıdır?
  • Bu suâlin cevâbını bilmesi ve dahi vermesi gereken kişi herhâlde Eski Tüfek olmasa gerek.

*  *  *  *  *

resim-53 

Bismillah, fundo!..

*  *  *  *  *

  • 37 kânun,
  • 2 karârnâme,
  • 1 karâr,
  • 1 Ordu talimatnâmesi

Ve dahi

  • Meclis zabıtları...
  • Başlangıç: 04 Mayıs 1935
  • Bitiş: 04 Temmuz 1951
  • Konu: T.C. Ordusunda Gedikli Erbaşlık Sahtekârlığı
  • Esâs oğlan: Tekâüd Zâbit Kâzım...

Üçüncübinyılı onbeşinci senesinin

Ayaz paşanın kol gezdiği zemheri ayının şitâ günlerinde

Eski Tüfek’den

İki kısım

Ve dahi

Doksandokuz sayfa tekmili birden

Gedikli Erbaş Sahtekârlığı Kumpanyasını temâşâ eylediniz!..

 brove

 

 

 

 

Şükrü IRBIK
(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

Kaynak: Makâlede mündericdir.

 

Okumak için tesimi tıklayınız!

Gedikli Erbaş Sahtekârlığı -1-

manset

Ögeyi Oylayın
(20 oy)
Son Düzenlenme Çarşamba, 03 Ekim 2018 00:54

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#3 Erdal Günşer 07-02-2015 09:48
Akılcı, düşündürücü, araştırıcı, zaman zaman gülümseten ama sık sık ta insanı sinirlendiren bir yazı. Yazar da benim gibi bir düşünce etkisinde kalmış olacak ki, başroldeki şahsa biraz döktürmüş.” Etme bulma dünyası” diye bir ifade yazdım. Sonra hemencecik sildim. Malum şahıs etmiş ama bulmamış. Yazarımızın da affına sığınarak bir konuya değinmek istiyorum.
Peki neden? Neden bir nefret tohumu attı o şahıs? Acaba nefreti bir zümreye mi? Yoksa Atatürk’e yakın olduğu için kimliği sabit olan birilerine mi?
Araştırmalarınızın devamını bekliyorum. Sırf bu konu nedeniyle Sayın Altemur Kılıç bey ile görüşüp sizinle görüşme sonucunu paylaşacağım.
Elinize, yüreğinize sağlık. Çok büyük bir olay…
Sayın Irbık üslubunuza teslim oldum. Sizi hayranlıkla okuyorum.
Alıntı
#2 Ramazan TEKELİ 16-01-2015 00:27
Şükrü bey tekrar eline koluna sağlık.Assubayların üzerine cumhuriyet tarihimizden bu güne her türlü hile ve sahtekârlıkla giydirilen aşağılama ve ezme örtüsü sayenizde gün ışığına çıkarılarak yırtılacaktır.
Hiç olmazsa yapanların yanına kar kalmaması için meslektaş olarak maddi manevi katkıya hazır olduğumu bildirmek istiyorum.

Basit anlamada neler yapılabilir;
1.Bu konuya katkı sunabilecek şubeler, arkadaşlar, avukat meslektaşlar bir araya gelerek çalışma gurupları ve yapılabileceklerle ilgili takvim oluşturabilirler.
2.04.07.1951 tarihinden önce mezun olup hayatta olanlar veya ahrete intikal etmiş meslektaşlarımızın kanuni mirasçıları TBMM dilekçe komisyonuna başvurarak,Gedikli Erbaş sahtekârlığının araştırılmasını ve iade-i itibarlarını isteyebilirler. Ayrıca AYİM veya idari yargıya başvurarak maddi ve manevi haklarını alabilirler.
3.Her iki makale özetlenerek broşür haline getirilebilir veya kitaplaştırılarak tüm meslektaşlarımıza duyurulabilir. TBMM verilecek dilekçe ve dava dilekçe örnekleri dâhil edilebilir.
4.TEMAD İdari yargıya dava açabilir.
5. Millî Müdafaa Encümen Reisi ve Vekil Kâzım SEVÜKTEKİN hakkında geçmişe dönük olarak yargılanarak unvanlarının geri alınması istenebilir.
Alıntı
#1 Ersen Gürpınar 15-01-2015 20:25
Sn.Irbık, araştırmanız emekleriniz için söyleyecek söz bulamıyorum, emeğinize ve yüreğinize sağlık. Ön yargının bile belli bir sınırı vardır, her vesile ile belirttiğim gibi her kurum kendi personelini koruyup kollarken TSK subayı dışındaki personele haksızlığı,hukuksuzluğu reva görüp onları sadece ölüme ve göreve gönderirken hatırlamıştır.İşin enteresan tarafı bu haksızlığa hukuksuzluğa gereken tepkiyi gösteremiyoruz.
Alıntı
genclige-hitabe

Son Yorumlar

  • VEDA

    Cemal Yıldızoğlu 04.01.2021 10:42
    Adnan bey veda yazınızın mürekkebi kurumadan tekrar yemininizi bozmuş sosyal medyaya dönmüşsünüz ...
     
  • İMTİYAZLI ZÜMRE

    Abdureahman bacaksiz 29.12.2020 23:29
    Abim benim.beynine,eline,diline,yüreğine,emegine saglik.hak arayıs yolunda bizler için büyuk çaba ...
     
  • TEMAD GENEL BAŞKAN ADAYLARI İLE RÖPORTAJ

    Handan Temel 26.10.2020 16:29
    Şubelerde de bu adayların ekipleri aday olacak mı? YÖNETİCİ NOTU. Genelmerkez dışında her şube kendi ...
     
  • YÜREĞİ GÜZEL İNSAN PİLOT ASSUBAY EROL'U KAYBETTİK

    Sırrı Sarıkaya 21.10.2020 09:51
    Aslında bütün halkımız astsubaylara borçlu, astsubay olmazsa ordu olmaz tarih gerçekleri anlatır ...
     
  • TSK.NE NİFAK SOKMAK İSTEYENLER ASSUBAYLARMI?

    Mehmet AİCI 07.10.2020 19:26
    Tek kelime le muhteşem.Zabitlerde ve siyasilerde oyun bitmez. Çoğu düzenbaz

Son Eklenen Mesajlar

SİTE VE ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETMİ
Her kurum kendi personelini koruyup kollarken bir emirle ölüme gönderilen assubaylarına kendi kurumlarınca haksızlık hukuksuzluk ta bıçak kemiğe dayanınca başta hava kuvvetlerinin fedakar assubaylarının OCAK 1975 tarihinde başlattığı protesto eylemlerini zamanın anti demokratik uygulamaları ile susturduğunu zannedenler hukuksuzluğu devam ettirme talihsizliğini devam etti...
Cuma, 08 Ocak 2021
SİTE VE ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİM
Vatanımızı örgürlüğümüzü bizlere armağan eden büyük Atatürk ve Silah arkadaşları zaferden sonra özgür birer birey olmamızı sağlayan Cumhuriyeti armağan ettiler. Ruhu kara Cumhuriyet düşmanı yobazlar Cumhuriyete karşı ilk isyanlarını Menemende Kubilay ve bekçiler Hasan ve Fehmi'yi şehit ederek gösterdiler ve bu ihaneti canları ile ödediler. Bizler emanetimiz olan...
Çarşamba, 23 Aralık 2020
nevzat yüksel
Saygıdeğer meslektaşlarımız CİMER etkinliğimiz 05 Aralık 2020 Cumartesi Saat 21:00 olarak başlayacaktır. Tüm sorunlarımızı anlatan dilekçe ekte word dökümanı olarak yayınlamıştır. Yapılması gereken bireysel olarak e-devlet üzerinden CİMER 'e bireysel başvuru gerçekleştirmektir. Bunun dışında PTT üzerinden de iadeli taahütlü dilekçe Gönderim etkinliği ger...
Pazar, 29 Kasım 2020
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ