×

Uyarı

JUser: :_load: 2207 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.

BU MAÇLARDA İHTİMALLER İKİDİR!

Ya kazanacaksın,

Ya kaybedeceksin.

Kaybederken kazanmak, kazanırken kaybetmek ne ilginç değil mi?

Zor bir sınıfın çok zor işleri, kendimizi anlatamadık hiç kimseye.

TSK' nın belkemiği, omurgası biz ASSUBAYLAR...

Yeni bir seçim yaklaşırken, yeni umutlar yeşerecek mi bilinmez!

Ben haklıyım.

Sen haklısın.

O haklı.

Haksız olan yine HAKLI OLAN ASSUBAYLAR!...

Herkes kavgalı ve birbiri ile fikirsel çelişki içinde!

Genel Merkez kişi ve bir çok nokta ile ''mahkemeleşme'' durumunda.

KİM KAZANACAK *KİM KAYBEDECEK ne fark eder?

Kaybeden şimdiden belli bu yaklaşımlar ile

Yine biz!!!

Kazanmak ve kaybetmek…

İkisi de aynı cümlede çok kullanılan ayrı kelimeler…

Tabiî ki herkes kazanmak ister…

Nerden çıktı diyeceksiniz?

Bazen insanın belleğini meşgul eden şeyler vardır…

Her zaman her yerde söyleyemezsiniz…

Ruh halinize göre söylemek istersiniz…

Paylaşmak istersiniz… Rahatlarsınız…

Bir bakarsınız çok kişi aynı şeyleri yaşamıştır…

Bir çok kişinin kafasını meşgul etmektedir…

Yalnız sizi meşgul eden şeyleri yazdığınızda artık sizin olmaz…

Bir çok kişinin olur… O zaman daha da rahatlarsınız…

Kazanmak elbette keyiflidir.

Güçtür, zaferdir...

Kazandığınızda artarsınız.

Etrafınızda gülümseyen kalabalıklar,

İlgi alanınıza girmeye çalışanlar.

Hepsi yanınızdadır; elinizin altında...

Kaybetmek ise; kazanmanın arka penceresidir.

Yüksek bir tepeden hızla düşmek gibi bir şeydir.

Nefes nefese irtifa kaybedersiniz.

Telaşınız, yürek çarpıntınız düşme hızınızı kesmeye yetmez.

Şaşırırsınız...

Kimse yoktur etrafınızda...

"Muhteşemsin, mükemmelsin, sen her şeyi bilirsin, en iyi sensin" replikleri gizlenmiştir kuytularda bir yerlere...

Duyamazsınız...

Artık sıradansınızdır; ne gücünüz kalmıştır ne elektriğiniz.

Terk edilirsiniz, vefasız bir âşık gibi...

Kazanmak ve kaybetmek;

Aslında yaşadığımız sürece hayatımızdaki tiyatronun her perdesinde vardır bu tezat.

Aşkta, sağlıkta, dostlukta, parada, kariyerde, politikada… Uzayıp gider liste.

Siz aynı sizsinizdir; yani kazanırken de, kaybederken de...

Değişen sadece şartlardır, bir de ruhunuz.

Zekânız, duygularınız, içgüdüleriniz ve kazanma hırsınız uğraş verir; savaşırsınız.

Gözleriniz parlar tutkuyla.

Kimi "Zafere giden her yol mubahtır" mantığıyla girişir.

İşte tehlike burada.

Çok azı "Erdem önce gelmeli" diye düşünür.

Çoğunluk; kazanmayı çok ister ama yolunu bilmez,

Ya da başkalarının etkisiyle yanlış yollar seçer.

Kim gibi mi ? Örnek karşımızda...

Yanlış ata oynamayacaksın aman dikkat, kapı kullarına dikkat!

Aslolan kazanırken de, kaybederken de ilkeli olmaktır.

Bedel ödemeye hazır olmaktır.

Başkalarını suçlayarak, yaptığınız hataları görmezden gelerek, kayıplarınızı zafere dönüştüremezsiniz.

Onurlu olmak; öz eleştiriyi beraberinde getirir ve gerektiğinde de çekip gitmeyi.

İnsan beceremedim demeli, belki de her şeyi maf ettim demeli!

Aslında giden değil kalandır terk eden, giden de bunun için gitmiştir zaten.

Siz aynı sizsinizdir.

Kazanırken de, kaybederken de.

Değişen; kirlenen ruhunuz, yakan, yıkan hırsınızdır.

Bunun da kimseye artısı yoktur.

Önceki iki numaranız bunu ifade etmişti, dinlemedim hata bende!

Kaybettiğinizde çekilmesini, gitmesini bilmelisiniz.

Esas zafer budur.

Ama bizde, bu ülkede YOK ÖYLE ŞEY!

Seksene dayanmıştır yaşı

Önceki dönem "bundan başkan olmaz" demiştir

Bir bakarsın yeni dönemde de yine iki numaralı koltuktadır.

Yıllardır ifade etmeye çalışırız *bırakın gençlere * yok arkadaş

Yapışmıştır koltuga "kalkmam!"

Her şey delegasyonda şimdi,

Milyonların kaderi o bir oy'da.

Her kesimle kavgalı.

Her kesimle ters.

Ben bilirim, o kadar!..

Rakamlar fazla bir şey ifade etmez, isterse Temad şube sayımız bin yüz olsun.

Bu noktalar vitrindir.

Her şeyin gerçek yüzüdür, resmidir...

Bir kaç noktamızı tenzih ederek ifade ediyorum, resim bu!

Çok acı!

Bu yapı ile, bu kumaş ile ne değişecek?

Bilmem fakında mısınız, bazı arkadaşlarımız "bundan böyle bu mücadelenin içinde mücadeleyi kişiselleştiren hiçbir başarı elde edemeyen bu yönetimin devamı halinde mücadele TEMAD'ın tekelinde olmadığına göre  TEMAD 'sız devam etme kararı aldım, bir assubay olarak mücadeleye bu şekilde devam edecegim" diyor.

Geldiğimiz umutsuzluğumuzun tavan yaptığı durum budur. Hiçbir resmi sıfatı olmadan bizim aidat ve bağışlarımızla 5 yıldızlı otellerde ağırlananları eleştiren yazımın kopyala yapıştır bölümünde meydana gelen bir yanlışlık yüzünden konu ile ilgisi olmayan cümleyi fark edip  kaldırdığım halde bu bahane edilerek savunmam dahi alınmadan ihraç edilmiş bulunuyorum. İhraç hakkında yasal haklarımı kullanacağım, ama bu benim haksızlıkları dile getirmeme kesinlikle engel olmayacaktır. 15 Ekim günü mevcut resime göre hiç bir noktaya baglı olmayan sade bir assubay emeklisi olarak özgür ve bagımsız olarak kendim için, mesleğime olan saygım için mücadelenin içinde olacağım.

Temad'sız da olabilecegi düşüncesinin assubay sevdalılarının gönlüne aklına getirenler bu davaya büyük zarar vermektedirler. Onlar iktidar olarak kişisel kazansalar da bu toplum kaybedecektir...

Saygı ve sevgilerimle.

Atilla ABAYLI

Ögeyi Oylayın
(11 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#4 Ersen Gürpınar 16-09-2014 00:41
Saygıdeğer meslektaşlarım, TEMAD (TEMAY) tarihinde hiçbir yönetime bu kadar büyük maddi ve manevi destek verilmemiştir, yine tarihimizin hiçbir döneminde biz birbirimize bu kadar saygısız,tahammülsüz olmadık hakaretlerde bulunmadık. Bunun nedeni açık gönüllülük esasına göre TEMAD'a maddi ve manevi destek veren bizlerin eleştiri hakkına tahammül edemeyen görevden tanıdığımız küçük çıkar sahiplerinin gündem değiştirme ve mücadelenin kişiselleştirilmesini kamufle etme gayretleri ve tepkilere rağmen bu kişilerin TEMAD'dan nemalanmalarının sağlanmasıdır. Bu yüzden bu kadar desteğe rağmen yönetim başarısız olmuştur.
Sn.Abaylı bu aymazlığı eleştiren yazısında şayet ihracına neden olan hakareti yapmış ise ( ki kendisi bir hata oldu düzelttim diyor) bunun kabul edilebilir hiçbir yönü yoktur, hakareti kim yapıyorsa hepimiz tepki göstermez isek bunu önlemek mümkün olamaz. Bu kavga ortamında kazanan yok kaybeden hepimiz oluruz,nitekim toplumda umutsuzluk rüzgarı esmeye başlamıştır. Bu tehlikenin işaretidir.
Alıntı
#3 ABDULLAH KAYA 15-09-2014 17:03
Sayın Abaylı;

Yazınızın tarihi 13 Eylül.....14 Eylül tarihli bir başka paylaşım daha var. Ekim ayı yakın...Klarnetin taksime başlayacağı ay.

Hicaz, hüzzam, acemaşiran.

Tüm kardeşlerimin hangi makamda olursa olsun musikinin hoşluğunu kalplere yaymalarını ve yardımlaşmalarını dilerim.

Saygılarımla.
Alıntı
#2 Dede Ersel AKSU 14-09-2014 22:16
PİRUS ZAFERİ VE TEMAD

MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi, Tarentum Kralı Pirus, Roma’ya saldırır ve ne pahasına olursa olsun savaşı kazanmak için her şeyini feda eder.

Küçük çaplı çatışmalardan sonra, iki ordu arasındaki ikinci büyük savaş Askulum’da meydana geldi. Pirus’un ordusunda o zamanın en etkili askeri gücü olan filler vardı.

Romalılar ise daha çok kalabalık bir gerilla ordusu gibiydi. Romalılar, Pirus’un asıl gücü görünen unsurları yanı filleri hedef aldılar. Attıkları kızgın oklar ve uzun mızraklarıyla filleri kızdırıp panikletmeyi başardılar. Dev cüsseli hayvanlar etraflarındaki herkesi ezmeye başlayınca Pirus da büyük kayıp verdi.

Zor bela da olsa Romalıları püskürtmeyi başardı ve ‘meydan’daki zaferi kazandı, ancak 50 filin desteklediği ordusunun tamamını kaybetti. Savaş sonrası yanında koskoca ordudan arta kalan üç-beş sefilden fazlası kalmamıştır.

Antik Yunanlı tarihçi Plutark’ın kaydettiğine göre, Pirus bu savaşı kazanırken ordusunun büyük bölümünü kaybettiği için, onu tarihe geçirecek şu sözünü söyledi:

‘’Bir zafer daha kazanırsam tamamen biteceğim, Tanrım, bir daha böyle bir zafer verme”

İşte bu sözden dolayı, nihai getirisi, kazanma yolunda ödenen bedeli karşılamayan zaferlere, siyasi ve tarihi literatürde Pirus Zaferi deniyor. Meydanda zafer gözükür ama daha geniş bir perspektiften bakıldığında bir hezimettir.

Pirus Zaferi aslında yenilmeye mahkûm galibiyetleri anlatmak için kullanılır. Bu olaya atfen, benzer şekilde kazanılan savaşlara Pirus Zaferi denir.

Kısacası Pirus Zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zaferdir. Kazanan tarafın başka bir zafer kazanamayacak kadar fazla yıprandığı imasını taşır. (*)

Pirus Zaferini neden yazdım?

Son günlerde yaşadığımız olaylar sonucunda, camiamızın hızla büyük bir “PİRUS Zaferine” doğru gitmekte olduğunu sezinliyorum.

TEMAD başkanı Ahmet KESER, Foça TEMAD’ın eski Başkanı ve Halen TEMAD delegesi olan, Sn. Şeref ALKOÇ ve benden sosyal medyada yazdığımız yazı ve yorumlardan dolayı şikayetçi olmuş.

“Sosyal medyaya göre hareket etmem” diyen Ahmet KESER, Sosyal medyada sadece yarım saat kalan bir yorumumdan dolayı (Sn. Bülent CİVAN paylaşımı kaldırınca yorum da otomatikman silindi, yoksa şahsım yorumu kaldırmadı) beni ve Sn. Bülent CİVAN’ı müebbet bir şekilde TEMAD üyeliğinden ihraç etmişti, şimdi de sosyal medya yorumlarından dolayı bir delegesi hakkında suç duyurusunda bulunuyor ve delegesinin polis merkezinde ifadesi alınıyor.

Yetmedi, İstanbul TEMAD Başkanı İbrahim KOLDAMCA’nın savunması istenerek ihraç kararı verildi.

Yetmedi Foça Başkanı Sn. Şeref ALKOÇ’un savunması istendi.

Yetmedi Ahmet KESER İstanbul’a gelerek, İstanbul’da seçimle gelen yönetim yerine, yeni yönetim atamak için liste oluşturdu ve bu konularda TEMAD Genel Merkezinden yazılar yazdı..

Geldiğimiz son nokta, hak alma mücadelesini bıraktık ve birbirimizi yemeye başladık!

Farz edelim, Ahmet KESER davayı kazandı ve Ben ve Sn. Şeref ALKOÇ mahkum oldu.

Üç assubayın bu şekilde mahkemelik olması, çok mu hoş oldu?

Kim ne kazandı?

Ahmet KESER dava açacak diye yazacaklarımızdan vaz mı geçeceğiz?

İşte bizi ihraç etti, hakkımızda dava açtı, sesimizi kestik mi? Sesimiz daha gür çıkmadı mı?

Bu arada davalara, TEMAD Hukuk Komisyonu başkanının müdahil olduğunu, Sn. Şeref ALKOÇ’un sosyal medyada yaptığı yorumlardan öğrendik. TEMAD’ın Hukuk Komisyonunun, bu işlere karıştırılmaması gerektiği kanaatindeyim.

Sözün özü, daha fazla yıkılmadan, dağılmadan ve bölünmeden bu işlere son verilmeli, Ahmet KESER, 3 ay sonraki seçimlerde aday olmamalıdır.

Üç yılda, üç ana sorunumuz olan, intibaklar, 9/1-2 meselesi ve Tazminatlar konusundan birini dahi çözemeyen kim olursa olsun başarısızdır.

Bundan sonra göreve gelecek yönetim için de aynı şartlar geçerlidir. Başarının çıtası bu üç ana konudur. Ahmet KESER, 3 yılda bu üç konunun hiç birini çözememiştir.
Alıntı
#1 Dede Ersel AKSU 14-09-2014 22:16
YORUMUN DEVAMI:

Ve Tire TEMAD Başkanı Sn. Cengiz Sarsın açıkladı, İzmir’de şube başkanları huzurunda Ahmet KESER bir söz vermiş;

“ ÜC YIL İCİNDE ASSUBAYLARIN HAKLARININ EN AZ BİR TANESİNİ ALAMASSAM İSTİFA EDERİM”


Sözünü tutup tutmayacağını hep beraber göreceğiz!

Kendisi 3 yıldır TEMAD’ı yönetmektedir ve seçilmek için söylediği bir söz vardır; O söz aynen şöyledir;

“Assubayların 9 yılı heba oldu, bir üç yılı daha heba olmasın”

Evet bir önceki yönetim 9 yılı heba etti, kanımca Ahmet KESER de 3 yılı heba etti, oldu 12 yıl.

“Lütfen bu göreve talip olmayın böyle giderse 15 yıl heba olacak” diyorum ama öyle olmayacağını da biliyoruz.

Nereden biliyoruz?

Tüzük değişikliğindeki, 3 dönem genel başkan seçilme şartının, ömür boyu seçilme olarak değiştirilmesine onay vermeyen MSB’yi mahkemeye vermesinden biliyoruz. Öyle olmasa bir dönem daha seçilip giderdi. Demek ki istediği kadar seçilmek istiyor ve bu yüzden MSB’yi mahkemeye verdi.

İşte tüm bunlar PİRUS Zaferinin göstergesidir. Seçimi kazanabilirsiniz, yeniden başkan olabilirsiniz ama kaybettiklerimiz, alamadığımız haklar ile bu zaferi kazandığımıza pişman olabiliriz.

Pirus Zaferi ne idi;

“Meydanda zafer gözükür ama daha geniş bir perspektiften bakıldığında bir hezimettir.”

Saygılarımla

Dede Ersel AKSU

(*) Pirus Zaferi Hakkındaki bilgiler İnternetten derlenerek düzenlenmiştir.
Alıntı
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verişinin 101. yıl dönümü ve Gaziler Günü törenlerle kutlanacaktır. Kahraman gazilerimizin, oluşan bedensel engellerinin yanında başta devletimizin mevzuatlarından kaynaklanan birçok sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Gazilerimize devletimizin yetkililerin...
Pazartesi, 19 Eylül 2022
fatih bektaş
UNUTMAYIN UNUTTURMAYIN 9/2 Sİ LİSE MEZUNU ASTSUBAY SINIF OKULU MEZUNU ASTSUBAYLARA DA VERİLMELİ BU HAK BÜTÜN ASTSUBAYLARIN OLMALI AYNI 2016 BÜTÜN ASTSUBAYLARI EŞİT SAYDINIZ OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ ŞİMDİ DE 9/2 Sİ EŞİT OLARAK VERİLMELİ
Cuma, 09 Eylül 2022
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
EMPERYALİSTLERİ DİZE GETİRDİĞİMİZ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'MIZIN 100. YILI YÜCE TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN. ORDU YOK DEDİLER KURULUR DEDİ PARA YOK DEDİLER BULUNUR DEDİ DÜŞMAN ÇOK DEDİLER YENİLİR DEDİ M.K.ATATÜRK Saygıdeğer Üyelerimiz İtilaf Devletleri tarafından son dönemlerinde bütün orduları dağıtılan, işgal edilen ve tersanelerine girilen &qu...
Salı, 30 Ağustos 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ