Assubay Haberleri

Assubay Haberleri

E-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
 

Yeni askerlik yasası ile ilgili basında değişik haberler yayınlanıyor  MSB kaynaklarına dayandırılan haberlerde  üzerinde ençok  durulan askerlik sistemine ilişkin taslakta 6-9-12 olarak belirtilen süre seçeneklerinde 3 ay süreli temel eğitim şartı bulunuyor. Daha önce bedelli askerlik için yapılan çalışmalarda gündeme gelen "Temel eğitim tamamen kaldırılsın" önerisine hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Bakan Akar, "Türk insanı kısa da olsa bir askerlik anısı olmasını ister. Bu nedenle temel eğitim yapılmalı" gerekçesiyle karşı çıkmışlardı..

TEMEL EĞİTİM SONRASI

Üç aylık temel eğitimden sonra geriye kalan ayların nasıl tamamlanacağıyla ilgili farklı formüller üzerinde durulduğu öne sürülüyor. 'Üç aylık zorunlu temel askerlik eğitiminin ardından yükümlülerin belli bir bedel karşılığında geri kalan süre için askerliği yapmış sayılmalarının' da seçenekler arasında olduğu iddia ediliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) değişik meslek gruplarından dönemsel personel ihtiyacını, bedel ödemek istemeyenlerden karşılamasının da bir başka seçenek olduğu öne sürülüyor. Kulislerde bu kapsamda temel eğitim sonrası askerlik yapacak yükümlülere asgari ücret ödenebileceği de belirtiliyordu

.BAKAN AKAR'DAN YENİ ASKERLİK SİSTEMİ AÇIKLAMASI

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, yeni askerlik sistemine ilişkin, "İnşallah ülkemize, milletimize, gençlerimize hayırlı bir sonucu yakın bir zamanda belirleyeceğiz ve bunu da halkımızla paylaşacağız." dedi.

Yeni sistemin ne zaman hayata geçirileceği sorularına Akar, şu yanıtı verdi:

"Basında yer alan haberlerde bazı olasılıklardan, ihtimallerden, faktörlerden bahsediliyor. Bunların hepsi değerlendiriliyor. Her konu ilgili kurumlarımız, bakanlıklarımızla değerlendiriliyor. Öngörülebilir bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Bir taraftan ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlayarak yükümlülük hizmetini yerine getirmek düşünülürken, diğer taraftan da gençlerimizin eğitim ve mesleki ihtiyaçlarını dikkate alınacak açıklamasında bulunmuştu

Bugün bazı basın organlarında yer alan konu ile ilgili haberlerde benzer önerilerin yanı sıra dikkatimizi çeken iki husus yer almıştır

KONU İLE İLGİLİ ÇOK ÖNEMLİ BİR HUSUS 

1.Temel askerlik eğitimi bir ay, kısa dönem altı ay, uzun dönem askerlik süresinin dokuz veya 12 ay olacağı belirtiliyor Üniversite mezunlarından er olarak askerlik yapacakların süresinin altı ay, yedek subay veya yedek astsubay olan üniversite mezunlarının askerlik süresinin ise dokuz veya 12 ay olması planlanıyor

  1. Üniversite mezunu olmasına rağmen yedek subaylığa uygun olmayanlar, isterlerse askerliklerini yedek astsubay olarak yapabilecekleri belirtiliyor

Askerlik harp sanatının profesyonellerce  icrasıdır Üniversite mezunu yükümlülerin mesleki kariyere saygı duyarız ancak hiçbir deneyimi olmayanların profesyonel kadrolarda emir komuta zinciri içinde rütbeli olarak bulunmaları  orduda zafiyet yarattığı gibi assubaylık yetersizlerin mesleğimidir ki   yükümlülerden  yedek subaylığa uygun görülemeyenler  ordunun idari teknik ve komuta kademesinde görev yapan astsubaylar içersinde  istihdam edilsinler?

Askerlik vatan görevidir herkesin eşit şartlarda görev yapması anayasal bir haktır ayrıca yedek subaylığın tekrar ihdası yedek subaylığa uygun görülmeyenlerin isterse askerliklerini yedek astsubay olarak yapabilecekleri düşüncesi kabul edilemez bir durumdur

Askerlik yasası hazırlanırken MSB bu çekincelerimizi dikkate alarak TEMAD yönetimdeki arkadaşlarımızın deneyimlerinden yararlanmalıdır.

 

Milyonlarca kişi, emekli olduktan sonra çalışmaya devam ediyor. Bunların bir kısmı sosyal güvenlik destek primi (SGDP) ödeyerek, çok büyük kısmı ise kayıt dışı çalışıyor. Emekli işçinin ödediği primin emekli aylığına etkisinin olmaması kayıt dışı çalışmayı artırıyor. Ancak, özellikle tehlikeli işlerde çalışan emekli işçiler için SGDP iş kazası ve meslek hastalığında çok büyük bir avantaj oluşturuyor. SGDP’ne tabi emekli işçi iş kazası geçirirse, emekli aylığına ilave olarak ikinci bir maaş bağlatma avantajı elde eder. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç, emekli olduktan sonra çalışan milyonlarca kişinin bilmesi gereken ayrıntıları yazdı.

Emeklilerin sayısı 12.6 milyon kişiye ulaşıyor. İstihdam edilen kişi sayısı 29 milyon dolayında. Türkiye kayıt dışı istihdamda çok büyük mesafe almasına karşın hala yüzde 34 dolayında seyrediyor. Çalışan her 3 kişiden 1’i sigortasız. Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerde kayıt dışılık oranı çok daha fazla. Peki, emekli olduktan sonra da sigortalı çalışmanın avantajı var mı?

EMEKLİNİN  İKİ SEÇENEĞİ VAR

İşçi, memur veya esnaf statüsünde emekli aylığı bağlanmış bulunan kişiler emekli olduktan sonra esnaflığa devam ettiklerinde sosyal güvenlik destek primi (SGDP) ödemezler. Bunlardan 2008-2016 yılları arasında SGDP alındı ancak, 29 Şubat 2016’da bu uygulamaya son verildi. Emekli olduktan sonra kamuda çalışmaya başlayanlar ise bazı istisnalar hariç olmak üzere emekli aylığı alamazlar.

İşçi, memur veya esnaf statüsünden emekli olanlar işçi (4/a) statüsünde çalışmaya devam ederlerse iki seçenekle karşı karşıyalar. Ya emekli aylığını kestirip tüm sigorta kollarına tabi olurlar, ya da emekli aylığını kestirmeden SGDP ödeyebilirler. 
Emekli aylığını kestirenlerin, çalıştıkları süre boyunca ödedikleri primler, daha sonra tekrar bağlanacak emekli aylıklarını yükseltir.

SGDP EMEKLİ AYLIĞINI ARTIRMAZ

Emekli aylığını kestirmeden çalışmaya devam edenlerin ödediği sosyal güvenlik destek primi emekli aylıklarını artırır mı? Bu, emekli işçilerin en çok merak ettiği bir soru. Hemen belirtelim, sosyal güvenlik destek priminin emekli aylığına hiçbir katkısı yok.

Emekli aylığına katkısı olmadığı için de emekli işçilerin çoğunluğu kayıt dışı olarak çalışıyor. Kayıt dışı çalıştırmak işverenin işine geliyor. Böylece, emekli işçinin maaşının yüzde 32’si oranında SGDP ödemekten kurtuluyor.

Oysa, her 360 gün SGDP ödeyerek çalışılan sürede beyan edilen kazancın hiç değilse yüzde 1’i oranında emekli aylığına artış yapılsa, kayıt dışılık büyük ölçüde azalır.

İŞ KAZASI DURUMUNDA İKİNCİ MAAŞ

Sosyal güvenlik destek priminin emekli aylığına faydası bulunmamakla birlikte, emekli işçi için sağladığı çok büyük bir avantaj pek bilinmiyor. SGDP ödeyerek çalışan emekliler herhangi bir iş kazası veya meslek hastalığında bir anlamda ikinci aylık bağlatabiliyor. İş kazası veya meslek hastalığı dolayısıyla yüzde 10’dan fazla işgücü kaybı olan emekli işçiye, iş göremezlik geliri bağlanır.

Örneğin, bin 500 lira emekli aylığı olan kişi, çalıştığı işyerinden 3 bin lira brüt maaş alıyor diyelim. Bu işçi meslekte kazanma gücünü yüzde 25 oranında yitirirse 525 lira iş göremezlik gelirine hak kazanır. İşgücü kaybı devam ettiği sürece, emekli aylığının yanı sıra her ay 525 TL’nin yarısı olan 262.50 TL iş göremezlik geliri alır. Meslekte kazanma gücü kaybı ne kadar yüksek ise iş göremezlik geliri de ona göre artar.

SGDP’nin, tehlikeli işlerde çalışan emekli işçiler için önemli bir avantaj sağladığı aşikâr. Ancak, tehlikesiz görünen ofis çalışanları bile işe gelip giderken işyeri servisinde kaza geçirdiğinde iş göremezlik gelirinden yararlanabilir.

2008’DEN SONRA İŞE GİRENLERİN DURUMU

SGDP ödemek suretiyle emekli aylığı kesilmeden çalışmaya devam etme hakkı, sadece 1 Ekim 2008 tarihinden önce işe girenlere tanınmış bir haktır. 1 Ekim 2008’den sonra ilk defa çalışmaya başlayanlar emekli olduktan sonra çalışırlarsa emekli aylıkları kesilecek. Onların, emekli aylığı alarak çalışma hakları bulunmuyor. 2008’den sonra ilk defa çalışmaya başlayanların 65 yaşından önce emekli olmaları kolay kolay mümkün olmadığı için, 65 yaşından sonra isteseler de çalışmaya devam edemeyecekler.......

KAYNAK   HABER TÜRK  Ahmet KIVANÇ  https://www.haberturk.com/emekli-iscinin-odedigi-sgdpnin-ayliga-etkisi-var-mi-2341864-ekonomi

02-12 Ağustos 2018 tarihleri arasında Letonya'da devam eden Dünya Oryantiring (Harita yardımı ile zamana karşı yön bulma yarışması) Şampiyonası'nda eleme yarışmalarında 2'nci olanJandarma Gücü Spor Kulübü Milli Takım sporcumuz J.Assubay Ahmet KAÇMAZ tarih yazarak finale yükseldi Asb. Kaçmaz ayrıca 2018 Dünya Oryantring yarışmasında en başarılı performans gösteren sporcu seçildi 

Ne yazık ki nezih basınımız bu başarıyı görmedi haber yapmadı İçişleri Bakanı Sn.Süleyman SOYLU  sporcumuzu şiltle ödüllendirdiğini twiter’de paylaşmasa idi bu başarıdan bizlerde haberdar olamıyacaktık.

  "Letonya'da Dünya Oryantiring Şampiyonası'nda dünya ikincisi ilk Türk sporcusu olan ve Dünya Oryantiring Federasyonu tarafından 2018 yılının en iyi performans gösteren sporcusu seçilen Jandarma Astsubay Ahmet Kaçmaz'ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

2018 yılında emekli maaşlarına yapılan zamlar yılın ikinci yarısındaki enflasyona yenik düştü  her ne kadar çalışanı emekliyi enflasyon karşısında ezdirmiyeceğiz denilse de  TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyonla sokağın enflasyonu kesinlikle bir değil enflasyon oranlarının en az iki katı fiat artışları çarşı pazarda karşımıza çıkıyor ; Çok kişi tezgahlara bakarak iç geçirip çok sorunlu olan alışveriyi yapıyor Özellikle sabit gelirlilerin giyim eğlence gibi kalemlere para ayırması mümkün değil ; Yılbaşında açıklanan enflasyon oranına göre maaşlara ne kadar zam yapılacak sorusuna yanıt vermek gerekirse ; 

12.3 milyon emeklinin ocak zammı adım adım yaklaşıyor. Beklenti anketindeki enflasyon tahminine göre, SSK ve Bağ- Kur’luların zam oranı yüzde 13.78, memur emeklilerinin ise yüzde 14.28 olacak

Tüm emeklilerin maaşı ocak ayında artacak. Zam oranında enflasyon belirleyici olacak. 3 Ocak'ta açıklanacak enflasyon verileriyle zam oranı ortaya çıkacak. Ancak ipuçları da geliyor. Merkez Bankası, dün ekonomistlerle yaptığı  beklenti anketini açıkladı. Ankette, cari yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 24.22 çıktı. Yani 2018'in ikinci yarısında enflasyonun yüzde 13.78 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tahmine göre, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak zammı yüzde 13.78 olacak. Memur emeklileri de ikinci 6 ayda yüzde 3.5'lik enflasyon aşıldığından, yüzde 9.98 fark alacak. Bu durumda memur emeklilerinin Ocak zammı yüzde 4'lük ve yüzde 10.28 enflasyon farkıyla yüzde 14.28'e ulaşacak.

Calışanlar olarak hükümetlerden talebimiz adil bir maaş sisteminin hayata geçmesidir  maaş ve emekli maaşlarında kriter  ÖĞRENİM -İŞ KOLU VE HİZMET SÜRESİ olmalıdır çünki maalesef ayni iş kolunda ayni tahsile ve hizmete tabi personel arasında ayrımcılık  adalete güveni sarsmaktadır Amerika yeniden keşfedilmiyor istenirse adaletli bir çözüm gerçekleştirilebilir .

Huzur ve refah dolu günler diliyoruz.     

                               ASSUBAY GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU VE SİTE YÖNETİMİ 

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Afrin'de şehit düşen Fatih Mehmethan'ın eşi, düğün albümlerinde yer alan kareleri tek başına çekildi. Fatih Mehmethan şehit düştüğünde eşiyle henüz 4 aylık evliydi..

Afrin Harekatı'nın şehitlerinden biri de Piyade Üstçavuş Fatih Mehmethan'dı. 

Şehidin acı haberi o dönemde baba ocağı olan Ümraniye'ye düşmüş ve şehidin ailesi gözyaşlarına boğulurken, acı haberin ardından yakınları ve komşuları şehidin evine akın etmişti.

Şehidin eşi Gamze Mehmethan ise eşinin cenazesini askeri üniforma ile karşılamış ve tabutun başında 'Kalk da bana gel' diyerek adeta yürekleri dağlamıştı.

 

Eşinin şehit düştüğü dönemde henüz 4 aylık evli olan Gamze Mehmethan, aradan geçen sürenin ardından eşiyle çektirdiği düğün fotoğraflarının aynısını bu kez tek başına çektirdi.

Tek başına çektirdiği fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşan Mehmethan'ın boynunda eşinin künyesi ve alyansını taşıdığı dikkatlerden kaçmadı.

ŞEHİT HABERİ ASKER KINASINDA GELMİŞTİ

Gamze Mehmethan, TVNET'te katıldığı programda eşinin şehit haberinin geldiği gün kendi kardeşini askere göndermeye hazırlandıklarını dile getirmiş ve "İçimde bir sıkıntı vardı. Akşam kardeşimin eğlencesini yapmaya gittik. Herkes oynuyordu. O Afrin’de olduğu için oynamak içime sinmedi. Kardeşimin kınasını yoğurdum. Çay servisi yapıyorduk. Komutanlar gelmiş beni çağırttılar. Onları görünce hemen ağlamaya başladım ‘şehit mi oldu’ dedim, cevap vermediler. 8 gün sonra doğum günüydü” demişti.

 

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

Şehidin eşinden yürek yakan fotoğraflar

 

 

Saygıdeğer Meslekdaşlarımız 

30 Ağustos bizler için çok önemlidir Ülkemizin kurtuluşu özgürlüğümüzün bütün dünyaya haykırıldığı büyük zaferin yıldönümüdür ; Bu zaferi kazanan kahraman Türk ordusunun mensuplarının terfi törenleri de bugün yapılır 

Balıkesir Assubay Meslek Yüksek Okulundan mezun olan genç meslekdaşlarımızın diploma törenine Sn.Cumhurbaşkanı ,Bakanlar, Kuvvet komutanları katılmıştır. 

Türk Silahlı Kuvvetlerini sırtında taşıyan assubayların  ne yazık ki görevleri ile mütenasip hak ettikleri saygınlık kendilerinden hep esirgenmiştir,

Bırakınız bir  Cumhurbaşkanını  bu törenlere çoğu kez Genelkurmay başkanları kuvvet komutanları dahi katılmamışlardır.

Biz bu töreni Sn.Cumhurbaşkanının assubaylara verdiği değerin bir göstergesi olarak değerlendirmekteyiz ; 

Konuşmalarında muhtelif konulara değinmesine rağmen  bize verilen önemin vurgulamasını önemsiyoruz. 

Bazı arkadaşlarımız Cumhurbaşkanının bir üniforması kefen olan, bir emirle ölüme gönderilen Assubayların klimalı ofislerdeki memurlardan değersiz görülüp alt kademeden göreve başlama adaletsiziğini giderileceğini sözünü tekrar bu törende belirtmesinin beklentisi içinde olmuşlardır, Ancak Cumhurbaşkanı makamında bulunan birinin verdiği söz namus ve yasa kadar önemli olduğundan doğal olarak tekrar belirtilmediğini düşünüyoruz Bu adaletsizliğin giderilmesi önyargının kırılma noktası olacak ve diğer hakkımız olan haklara mutlaka kavuşacağız. 

Başka Sn.Cumhurbaşkanı olmak üzere törene katılan sivil ve askeri erkana, vatandaşlarımıza sonsuz teşekkür eder genç assubaylara sağlık,huzur ve mutluluk dolu yaşamlarında başarılar dileriz 

NOT: Dileyen arkadaşlarımız Sn.Cumhurbaşkanının tören konuşmasını aşağıdaki linkten izliyebilirler  

https://www.youtube.com/watch?v=_DIfjTRUPbg

 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Levent Yurtyapan dahil, takım elbise

 

 

Assubaylıktan subaylığa,subaylıktan generalliğe 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları Resmi Gazete'de yayımlandı. 

Başkan Erdoğan imzasıyla Resmi Gazetede'de yer alan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, YAŞ kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına mensup 9 general/amiral ile 41  albayın, 30 Ağustos 2018 tarihinden geçerli olmak üzere bir üst rütbeye terfi  ettirilmeleri uygun görüldü.

YAŞ kararlarıyla, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının sevk ve  idaresini başarıyla gerçekleştiren 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel  orgeneralliğe terfi etti. Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Abdullah Recep'in görev  süresi ise bir sene daha uzatıldı.

Yüksek Askeri Şura kararları Resmi Gazete'de

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının sevk ve idaresini başarıyla  gerçekleştiren 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel orgeneralliğe terfi etti.

Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Abdullah Recep'in görev süresi bir sene daha uzatıldı.

AKAR'IN ÖZEL KALEMİYDİ

41 albayın general ve amiralliğe terfi ettirildiği, 7 general ile iki amiralin bir üst rütbeye yükseltildiği terfi listesinde, assubay çavuş olarak TSK’da başlayan meslek hayatında 1993'te subay olan Personel Albay Remzi Albasan, 30 Ağustos’tan itibaren geçerli olmak üzere tuğgeneralliğe terfi ettirildi.

Albasan, darbe girişiminden sonra Genelkurmay Başkanlığı döneminde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın özel kalem müdürlüğünü yapmaya başlamıştı.

Albasan, Kara Kuvvetleri’nde assubaylıktan subaylığa, albaylıktan da tuğgeneralliğe terfi eden ilk isim oldu.

TIP KAZANDI AMA...

Tuğgeneralliğe terfi eden astsubay kökenli ikinci isim ise Hava Personel Albay Orhan Gürdal oldu.

Askeri çevrelerde konuşulanlara göre, Gürdal’ın askerlik mesleğini seçmesinin ilginç bir hikâyesi var.

Isparta Ticaret Lisesi mezunu olan Gürdal, üniversite sınavında tıp fakültesini kazandı.

Ancak yoksulluk nedeniyle tıp eğitimi almasına ailesinin gücü yetmedi. Gürdal, bunun üzerine İzmir Gaziemir'de assubay yetiştiren Hava Teknik Okulu’nda eğitim gördü.

1985’te mesleğe assubay çavuş olarak başlayan Gürdal, 1998’de başarı göstererek subaylığa geçti.

Kararda, terfi ettirilen subayların isimleri şöyle sıralandı:

Kara Kuvvetleri Komutanlığında orgeneralliğe terfi edenler:

1- Korgeneral İsmail Metin Temel

Korgeneralliğe terfi edenler:

1- Tümgeneral Kemal Yeni

2- Tümgeneral Sinan Yayla

Tümgeneralliğe terfi edenler:

1- Tuğgeneral Levent Ergün

2- Tuğgeneral Mustafa Oğuz

3- Tuğgeneral Ahmet Ercan Çorbacı

Tuğgeneralliğe terfi edenler:

1- Albay İlkay Altındağ

2- Albay Sebahattin Kılınç

3- Albay Mehmet Yasin Kalın

4- Albay Gültekin Yaralı

5- Albay Yücel Özel

6- Albay Rafet Kılıç

7- Albay Şefik Atak

8- Albay Faruk Metin

9- Albay Alparslan Kılınç

10- Albay Aydın Cihan Uzun

11- Albay Çetin Köklü

12- Albay Nihat Ergün

13- Albay Dündar Şahin Güngör

14- Albay Osman Aytaç

15- Albay Mustafa Enis Koç

16- Albay Yüksel Erdin

17- Albay Ercan Pürsünlü

18- Albay Mustafa Köksal

19- Albay Oktay Ağbuga

20- Albay Ertuğrul Sağlam

21- Albay Nadir Gündüz

22- Albay Yücel Yazıcı

23- Albay Sinan Eren

24- Albay Remzi Albasan

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Oramiralliğe terfi edenler:

1- Koramiral Adnan Özbal

Tümamiralliğe terfi edenler:

1- Tuğgeneral İbrahim Özdem Koçer

Tuğamiralliğe terfi edenler:

1- Albay Hasan Özyurt

2- Albay Serhat Sözbir

3- Albay Alper Yeniel

4 -Albay Murat Dinçman

5- Albay Mustafa Turhan Ecevit

6- Albay Hasan Çankaya

7- Albay Ercan Kireçtepe

8- Albay Semih Ozangüç

9- Albay İbrahim Rıza Adanır

Hava Kuvvetleri Komutanlığı

Tümgeneralliğe terfi edenler:

1- Tuğgeneral Rafet Dalkıran

Tuğgeneralliğe terfi edenler:

1- Albay Ergin Dinç

2- Albay Ali Özmen

3- Albay Tansel Çokuysal

4- Albay Ali Öztürk

5- Albay Selim Karsavuranoğlu

6- Albay Rasim Yalınbaş

7- Albay Alparslan Yücel Soysal

8- Albay Orhan Gürdal

HAZIRLAYAN  Mete YANIKÇI

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, salı günkü grup toplantısı sırasında “Gereken hazırlıkların ve planlamaların yapılmasının ardından Türkiye’yi bir daha bedelli kanunlarına ihtiyaç duyulmayacak bir askerlik sistemine kavuşturmuş olacağız” dedi. Bunun üzerine dikkatler yeni sistemin ayrıntılarına çevrildi.

TARTIŞMALARI SONLANDIRACAK

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, yeni sistemin amacını, ihtiyaçları karşılayıp tartışmaları sonlandıracak ve herkes için öngörülebilir olacak diye açıkladı. Bostancı, Hürriyet’e şu açıklamayı yaptı:

“Askerlik toplumun tümünü ilgilendiren önemli bir konu. Bu konuda yeni bir düzenlemeye giderken göz önünde bulundurduğumuz önemli hususlar var. Bu konudaki çalışmada da bütün bu hususlar dikkate alınıyor. Türkiye’nin milli ordu gerçeği, vatandaşla ordu arasındaki ilişki, yani aralarındaki gönül köprüsünün korunması, Türkiye’nin terörle mücadelesi ve bu çerçevedeki ihtiyaçlar, Türkiye’nin nüfus artış hızı ve gelecek perspektifi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kapasitesi ve ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran bir çalışma yürütülüyor. Bir başka gerçek de, askerliğin ordu dışında ilgilendirdiği alanların da bulunması. Ayrıca, yığılmaları eritmek için zaman zaman çıkarılan bedelli gibi düzenlemelerin yol açtığı tartışmalar da var. Bütün bunlar bu çalışma kapsamında değerlendiriliyor.

ÖNGÖRÜLEBİLEN SİSTEM

Hürriyet Gazetesi'nden Turan Yılmaz'ın haberine göre, Ekim ayından sonra gündeme gelecek bu çalışmayla yapmak istediğimiz, bütün bunlara cevap verecek bir askerlik düzenlemesini gerçekleştirmek ve sonuçta da her bir vatandaşımız için askerlik konusunda ileriye baktığında kendisi açısından öngörülebilen bir sistem oluşturmak. TSK’nın asker ihtiyacına ilişkin belli bir kapasitesi var. Ancak şu anda askerlik çağındakilerin sayısı 5 milyonu aşmış durumda. Askerlik çağına yeni gelenlerle birlikte her yıl bu sayı daha da artıyor. Bu sayıyı mevcut sistem içinde eritmenin güçlüğü karşısında da konuya kalıcı bir çözüm bulunması zorunlu hale geliyor.”

3 AY ASKERLİK 6 AY İÇİN ÜCRET

Yeni sisteme ilişkin kulislerde farklı seçenekler dillendiriliyor. Bu seçenekler arasında, uzun ve kısa dönem askerliğin yerine 9 ay süreli tek tip askerlik sistemi öne çıkıyor. Bu sistemde 3 aylık temel askerlik eğitiminin ardından 6 aylık süreye ilişkin ise isteyenlerin bedelini ödeyerek terhis olabileceği, isteyenlerin ise belirlenecek aylık ücret karşılığında askerlik hizmetine devam edebileceğinden söz ediliyor. Bunun asgari ücret üzerinden belirleneceği bildirilirken, temel askerlik eğitimi sonrasına ilişkin ihtiyaç duyulan alanlarda kamu hizmeti seçeneğinin gündeme getirilebileceği de konuşuluyor. Kulislerde buna ilişkin, “Kamu hizmeti seçeneği, öğretmenlik ve doktorluk gibi ihtiyaç duyulan alanlar için düşünülebilir” değerlendirmesi yapılıyor.

HAZIRLAYAN : Mete YANIKÇI

KAYNAK .https://www.haberturk.com/askerlikte-yeni-sistem-3-ay-sonra-2079502

 

23 MAYIS 2018

Vecihi Hürkuş’un maceralarla dolu hayatını ilk kez beyazperdeye taşıyan ‘Hürkuş: Göklerdeki Kahraman’ adlı film, 25 Mayıs’ta vizyona giriyor.

15 milyon TL’lik maliyetiyle adını Türk sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmleri arasına yazdıran film, 18 süpervizörün yer aldığı, 82 görsel tasarımcı tarafından hazırlanan efektleriyle de bir ilke imza attı.

hürkuş afiş

HOLLYWOOD TEKNOLOJİSİ

‘Superman’ ve ‘Batman’ gibi efektin çok olduğu Hollywood yapımlarında kullanılan lazer tarama teknolojisiyle çekilen film, özel efektleri ve heyecan dolu uçuş sahneleriyle Türk sinema tarihinde hava muharebelerinin en uzun gösterildiği film olma özelliğini de taşıyor.

 7774455544

Hürkuş : Göklerdeki Kahraman filminde, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda görev yapan ve düşman uçağı düşüren ilk Türk pilot Assubayı olan Vecihi Hürkuş’un hayatı hikaye ediliyor.

hürkuş 3

Türkiye’nin ilk yerli uçağını tek başına üreten fakat yanlış anlaşıldığı için önce tebrik edilip sonra izinsiz uçuş yapması sebebiyle sürgün edilen Vecihi Hürkuş, sanılanın aksine amatör bir maceracı değil askeri bir personeldir.

Pilot Assubay Başçavuş olarak Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır.

hürkuş 2

Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden pilot ve mühendis Assubay Vecihi Hürkuş’un hayatının anlatıldığı filmin senaryosunu Savaş Korkmaz yazarken yönetmen koltuğuna Kudret Sabancı oturmuş.

hürkuş 5

Oyuncu kadrosu ise Hilmicem İntepe, Gizem Karaca, Miray Daner, Bora Akkaş, Zeyno Eracar, Murat Arkın, Bahadır Yenişehirlioğlu isimlerinden oluşturulmuş.

 hürkuş 1

Vecihi Hürkuş’un Hayatı

(18.01.1896 – 16.07.1969)

hürkuş

Vecihi Hürkuş’un Hayatı: Vecihi Hürkuş, 18 Ocak 1896Cumartesi günü(06 Kanunusani 1311) İstanbul’da (Dersaadet) doğdu. Babası İstanbullu bir aileden Gümrük Müfettişi Ali Feham Bey, annesi Vidin’de doğmuş, üç yaşında İstanbul’a gelmiş Zeliha NiyirHanım‘dır. Üç yaşında iken babası ölmüş. Çok genç yaşta dul kalan annesi ile geniş bir ailenin içinde amcalar, halalar, enişteler, yengeler, ağabeyler ve ablalar ile birlikte büyümüştür.

Bir süre sonra Harbiye’de eskrim ve resim hocası olan amcası Ahmed Şekür Bey‘in yanına sığınmışlar, sonra da annesi ve kardeşleriyle Üsküdar’a yerleşmişler. Üç kardeşin ortancası olan Vecihi çok canlı ve hareketli bir çocuktu. İlkokulu Bebek’te okudu, Üsküdar’da Füyuzati Osmaniye Rüştiye’sinde ve Üsküdar Paşakapısı İdadi’sinde okudu, sanata olan ilgisinden Tophane Sanat Okulu’na geçti ve bu mektebi bitirdi.

1912‘de Balkan Harbi’ne eniştesi Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak katıldı. Edirne’ye giren kuvvetler içinde yer aldı. Balkan Harbi sonunda İstanbul Ordu Kumandanlığı tarafından Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandan oldu.

veci

Tayyareci olmak istiyordu. Yaşı küçük olduğundan makinist mektebine aldılar.

Tayyare Makinist Mektebi’nden Küçük Zabit (Gedikli/Astsubay) olarak mezun oldu.

Makinist olarak Birinci Dünya Savaşı’nda Bağdat cephesine gönderildi.

Orada 2 Şubat 1916 tarihinde bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a döndü.

Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek tayyareci oldu. Pilot olarak ilk uçuşu 21 Mayıs 1916 tarihindedir. 15 Kasım 1916 tarihinde tayyarecilik tahsilini bitirerek pilot diplomasını aldı.

1917 sonbaharında Kafkas Cephesi‘ne, 7. Tayyare Bölüğü’ne atandı. Orada bir Rus uçağı düşürerek Kafkas Cephesi’nde uçak düşüren ilk tayyareci oldu.

8 Ekim 1917 günü bir hava savaşında yaralanarak düşünce, Rus’lara esir olmadan önce uçağını teslim etmemek için yaktı. Esir olarak Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’na gönderildi. Azeri Türklerinin yardımı ile adadan yüzerek kaçtı. Nargin Adası’nın karşısındaki Bakü, Rus işgali altında olduğundan, savaşa katılmayan İran’da karaya çıktılar. Birlikte kaçtığı istihkâm Teğmeni Salih Bey ile 2,5 ayda yaya olarak Süleymaniye üzerinden Musul’a geldiler.

İstanbul’a geldiğinde savaşın sonları idi. Başkent İstanbul Hava Müdafaa Bölüğü‘ne tayin oldu. Vecihi Bey İstanbul hava müdafaasına katıldı. İstanbul işgal edilince esaretten dönen askerlerin arasında gizlice Harem’den kalkan bir gemiyle Mudanya’ya, oradan Bursa ve Eskişehir üzerinden Konya’ya giderek Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda Vecihi Hürkuş, “Sivil Pilot”tur.

Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan, İzmir / Seydiköy Hava Meydanını işgal eden tayyareci olmuş, TBMM’den üç defa takdirname alarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazanmıştır.

Kurtuluş Savaşı içinde Akşehir’de Jandarma Komutanı Ratıp Bey’in kızı Hadiye Hanım‘la evlendi. İzmir’de Gönül, İstanbul’a döndüklerinde de Sevim isimli iki kızı olmuştur.

Savaş sonrası İzmir’de Seydiköy’de açılan tayyare okulunda yeni tayyarecileri eğitime başlamış, tam o sırada 1923 yılı başlarında İzmit mıntıkası Tayyare bölüğüne atanmış. Üç ay sonra İzmir’de Binbaşı Fazıl‘ın eğitim uçuşu sırasında düşüp ölmesiyle yeniden İzmir’e çağrılmış, kara ve deniz okulunda öğretmenliğinden başka fen işleri ile de uğraşmış. Savaşta çekilen yoklukların giderilmesi amacıyla havacılığı millileştirme düşünceleri başlamıştı.

Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu tayyaresini almaya görevlendirilmiş. Hizmet karşılığı bu uçağa “Vecihi” adının verilmesi, 1919’dan beri uçak projeleri yapan Hürkuş’ta uçak inşa etmek düşüncesini yeniden canlandırmıştır.

Ganimet olarak Yunanlılardan ellerine geçen pek çok motordan yararlanarak projesini hazırlayıp ilk uçağı Vecihi K VI‘yı imal etmiştir. Uçağı için uçuş müsaadesi istemiş, uçabilirlik sertifikası için bir teknik heyet oluşturulmuş, ancak teknik heyetin içerisinde tayyareyi uçuracak ve kontrol edecek personel bulunmadığından gecikmiştir. Sonunda teknik heyetten birinin “Vecihi, biz sana bu lisansı veremeyiz, uçağına güveniyorsan atla, uç, bizi de kurtar” sözü üzerine Hürkuş, 28 Ocak 1925‘de uçağı Vecihi K VI ile ilk uçuşunu yapar.

İzin almadan uçtuğu için cezalandırılınca, istifa ederek hava kuvvetlerinden ayrılıp Ankara’ya gider ve kurulmakta olan Türk Tayyare Cemiyeti’ne (T.T.C.) katılır. T.T.C. Fen şubesini organize etmekle görevlendirilir. Gazi Mustafa Kemal’in “İstikbal göklerdedir…” yönermesiyle havacı bir kuşak yetiştirmek için kurulan Türk Tayyare Cemiyeti, halkın bağışları ile yaşayan bir kuruluş olacaktı. Bunun için bir okul açmak, milli bir hava sanayi kurmak amacındaydı. Hürkuş, yaptığı uçağını geri alıp, T.T.C.’nin bağış toplama faaliyetlerinde kullanarak halka havacılık sevgisini aşılamak istiyordu ama uçağını geri almayı başaramadı.

Bağış toplamak için bir madalya tüzüğü hazırlandı. Bağışa göre bronz, gümüş, altın ve elmaslı madalya verilecek, 10.000 TL bağışlayanın adı da alınacak uçağa ad olarak verilecekti. Türk Tayyare Cemiyetine ilk yardım Ceyhan ilçesinden gelmiş, 10.000 TL telgrafla bağışlanmış, alınan ilk uçağa da Ceyhan adı verilmiştir. Hürkuş’un uçakla yurtiçi bağış gezileri de bu uçakla başlamıştır.

Bu arada Avrupa havacılığının incelemek için bir heyetle Hürkuş, ikinci kez Avrupa’ya gider. Almanya’da Junkers ve Rohrbach uçak fabrikalarını ziyaret ederler. Bu fabrikalar Türkiye’de anonim şirket halinde tayyare fabrikası kurmak fikrindeydiler. Fransa’da da Breguet, Potez, Hanriot gibi birçok fabrikaları ziyaret etmişler, Hürkuş da bu fabrikaların uçaklarıyla tecrübe uçuşları yapmış, Potez 25 tipindeki rekor tayyaresiyle akrobasi uçuşundan sonra fabrika tarafından Atlantik Okyanus geçiş uçuşu yapması için teklif yapılmış, fakat Fransız Aero Kulübü’nün baskısı ile teklif suya düşmüştür.

Türkiye’ye dönüşte 19 Ekim 1925’de Tayyare Cemiyeti Yönetim Kurulu istifa etmiş, cemiyetin tasarı ve projeleri suya düşmüş, elindeki tayyare, vasıta ve elemanları hava kuvvetlerine verilerek havacılıkla ilgisi kesilmiş oluyordu. Hürkuş’un da tekrar hava kuvvetlerinde görev alması istenince istifa etmiştir.

Milli Savunma Bakanlığı, Kayseri’de Tayyare Onarım ve Motor Anonim Şirketi (TOMTAŞ) adında bir fabrika kurmak için anlaşır. Hürkuş, TOMTAŞ’ın teklifini kabul ederek Almanya’ya gider. Hürkuş, Almanya’da Junkers A.20 tayyarelerinde bazı noksanlıklar bulur, onların düzeltilmesi ile Junkers A.35’lerin yapımını da üstlenir.

18 Temmuz 1926’da telgrafla memlekete çağrılır, Junkers A.35’in satın alınması için tecrübe uçuşu istenir. Junkers bu uçuşun özellikle Hürkuş tarafından yapılmasını, uçağının zamanın en modern ve yüksek ateş kudretinde iki kişilik av tayyaresi, savaşta her tarafa ateş saçabilme gücü olduğunun kanıtlanması için Fransızların gözde uçağı Nieuport Delage ile savaşını ister. 1 Ağustos 1926 da temsili savaş yapılır, savaşı Junkers A.35 ile Hürkuş kazanır.

Hürkuş yurda döndükten sonra, TOMTAŞ emrinde biri 14 kişilik 3 motorlu Junkers G.24, diğeri altı kişilik tek motorlu Junkers F.13 yolcu tayyareleriyle Ankara – Kayseri arasında ulaşım uçuşları yapar. Tarih 1927’dir. Hürkuş’un bu uçuşlarının, yurdumuzda ilk hava yolları uçuşları olduğu düşünülebilir.

Hürkuş, TOMTAŞ’a, Junkers A.35’in kanatlarına benzin depoları ilavesi ile havada kalma süresini uzatarak Ankara-Tahran uçuşunu direkt yaparak, İran devletine uçağı göstermek ve hükümetimizin rızasıyla devletimizin ihtiyacından fazlasının yabancı devletlere de satılabilmesi fikrini açmış. Bu yapılırsa hem devletimiz şereflenecek, hem de TOMTAŞ’a büyük faydası sağlayacaktı. O sırada henüz TOMTAŞ fabrikası teşekkül etmemiş ve Junkers A.35 tayyaresi de TOMTAŞ’a devredilmemiş olduğundan bu uçuşu reddedilmişti.

16 Eylül 1926 tarihinde Türkiye’de ilk paraşüt gösterisi Ankara’da yapıldı. Vecihi Hürkuş’un kullandığı Junkers F-13 uçağından Alman paraşütçü Heinke‘nin 700 m irtifadan yaptığı 178. atlayışı Gazi Mustafa Kemal ve Ankaralılar izlediler.

Milli havacılığımız için güzel bir başlangıç olan TOMTAŞ ne yazık ki 1928 yılına kadar çalışmalarına devam edebildi. Kötü yönetimi yüzünden 1928’de iflas etmiş, daha doğrusu iflas ettirilmiştir.

Hürkuş 1925’de Kurtuluş Savaşı öncesi İstanbul’da iken sevdiği, Mustafa Kemal’in yanına Anadolu’ya geçtiği için ailesi tarafından kendisine verilmeyen İhsan Hanım‘la anlaşmış, eşinden ayrılarak onunla evlenmiş ve 1927’de Perran isimli bir kızı daha doğmuştur.

Bir yıllık aradan sonra Hürkuş, Türk Hava Kurumu’ndaki eski görev yeri olan Teknik Şubeye döner.

1930 yılı Sanayi Kongresi Ankara’da toplanmış, Halkevi’nde de Yerli Mallar Sergisi açılmıştır. Hürkuş burada yerli malı uçaklarının resim ve maketleri ile üstten kanatlı kapalı kabinli Vecihi K-XI tipi uçak modelinin minyatürünü sergiler ve büyük ilgi görür. Kurumda boş durmaz, yeni uçak model ve tiplerini tasarlamaya devam eder.

1930 yılı yıllık iznini iki ay ücretsiz olarak uzatıp Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak, üç ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı Vecihi XIV uçağını inşa etmiştir. İlk uçuşunu 27 Eylül 1930‘da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmıştır. Uçak iki kişilik, tek motorlu spor ve eğitim uçağıdır. Uçağı ile birlikte uçarak Ankara’ya dönmüş, Ankara üzerinde bir gösteri yapmış, Başbakan İsmet İnönü ve bazı komutanlar tarafından uçağı incelenerek tebrik edilmiş. Uçabilirlik sertifikası verilmesi için İktisat Bakanlığı’na müracaat ederek müsaade istemiştir.

14 Ekim 1930’da, “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almış. Hürkuş, bunun üzerine bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla Çekoslovakya’ya gönderilmesi için müsaade almıştır. Uçak Ankara’da sökülmüş, Demiryolu vagonları ile Haydarpaşa’ya, Sirkeci’den de Prag’a gönderilmiştir.

Hürkuş, 6 Aralık 1930’da Prag’a geldiğinde henüz tayyare gelmemişti. Tayyareye ait statik raporu gibi resmi evrak önce Çek diline çevrilmiş, uçak gelince tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu istenmiş. Her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştır.

Hürkuş 23 Nisan 1931‘de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini almıştır.

25 Nisan 1931’de Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye’ye gelmek için yola çıkıp 5 Mayıs 1931‘de Türkiye’ye gelmiştir. Hürkuş, uçağının atıl kalmaması için Posta İdaresi ile çeşitli görüşmelerde bulunur. İlk kurulmak istenen posta hattı Ankara-Erzurum ile Ankara-İstanbul arasında düşünülür.

Bu arada Türk Hava Kurumu yeni bir turne planlar. Ankara’dan başlayan uçuş Aksaray, Konya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Muğla, Aydın, Denizli, Uşak, Eskişehir, Adapazarı, İzmit ve Yeşilköy‘de tamamlanır. Uçuş büyük bir başarıyla tamamlanmıştır. Kurum şubeleri bağışlarla zenginleşmiştir, ama 3 Kasım 1931 tarihli telgrafla büyük yardımcısı makinisti Hamit’in işine son verilir Hürkuş’a ödenen uçuş tazminatı kesilerek Vecihi XIV uçağı uçuştan men edilir. Bundan sonraki uçuşların Milli Savunma Bakanlığı tarafından verilecek uçakla gerçekleştirileceği bildirilir. Bu durum Hürkuş’un kurum’dan tekrar ayrılmasına neden olur.

Gezileri sırasında gençlikte oluşturduğu uçma sevgisi ile bir havacılık okulu açmayı düşünür. 21 Nisan 1932‘de İlk Türk Sivil Havacılık Okulu‘nu kurar. İkisi kız olmak üzere 12 öğrenci kaydolur. 27 Eylül 1932‘de eğitim ve öğretime başlanır. Okulun gayesi Türk gençliğini havacılığa alıştırmak, tayyareci kuşaklar yetiştirerek Türkiye Cumhuriyeti hava ordusunun yedek gücü olmaktı.

Okulun motorlu ve motorsuz iki şubesi vardı. Eğitim teorik ve uygulamalı olarak yapılıyordu. Büyük bir atölyesi vardı. Kalamış’ta bir hangar ve uçuş alanı olarak kullandıkları küçük bir sahası, bir de Fikirtepesi’nde uçuş alanları vardı.

İlk 12 öğrenci Sait, Tevfik, Muammer, Abdurrahman, Salih, Osman, Rıza, Hikmet, Hüseyin, Kenan, Eribe ve Türkiye’nin ilk kadın pilotu olan Bedriye (Gökmen) idi. Öğrencilerin eğitim sırasında hiçbir kazası olmamıştır. Zor koşullarda eğitim yaparken bazı kurumların, örneğin Tekel İdaresi’nin ve İş Bankası’nın reklâmlarını yapmış, bazı vatansever yetkili kuruluşların da yardımları olmuştur.

Nuri Demirağ Bey, bir tayyare yapımı için 5.000 TL vermiş, böylece 1933’de adı “Nuri Bey” olan “Vecihi XVI” kapalı kabin uçağı yapılmıştır.

Aynı yıl tek satıhlı “Vecihi XV” uçağını da inşa etmişler ve 30 Ağustos 1933‘de iki Vecihi XIV, iki tane Vecihi XV ve Nuri Bey Vecihi XVI uçakları ile öğrencileri, İstanbul göklerinde gösteri uçuşu yapmışlar. Okulda, bir de “Vecihi SK-X” adlı, uçak motoru ile çalışan deniz botu yapılmıştır.

Öğrencilerinden Sait Bayav, Tevfik Artan, Muammer Öniz, Osman Kandemir, ilk kadın tayyarecimiz Bedriye Gökmen ve kızı (yeğeni) Eribe yalnız uçmayı başarmışlardır. Vecihi Sivil Tayyare Okulu parasal sorunlardan ve yetiştirdiği öğrencilerin diplomalarına denklik verdirememiş olmasından kapanmıştır.

1935 yılı başlarında Türk Hava Kurumu Başkanı Fuat Bulca, çağrılı olarak Rusya’ya gider. Orada sivil havacılığın durumunu görür ve dönüşünde Atatürk’e anlatır. Atatürk, gezdiği her yerde kendisini havadan saygıyla izleyen, gazetelerdeki yazılardan izlediği Hürkuş hakkında da Fuat Bey’den bilgi ister. Aldığı cevaplar karşısında Büyük Atamız: “Ya, öyle mi? O halde Türk Kuşu namı ile yeni bir çalışma yolu açın ve Vecihi’den faydalanın!” emrini verir.

Hürkuş Ankara’ya çağrılır. O da uçağına atlayarak Ankara’ya gelir. Hürkuş bu durumdan çok sevinçlidir. Türk Kuşu’nda yapılması düşünülenler, onun gerçekleştirmek istediği şeylerdir.

Başöğretmen olarak amatör gençleri çalıştırmak, Etimesgut hangarlarını yapmak, yaz kampı için uçuş sahası İnönü’nün bulunması ve okulunda yetiştirdiği öğrencilerinden Sait Bayav, Tevfik Artan ve Muammer Öniz’in Rusya’ya eğitime gönderilmesi onun mutluluğu olur. Ne yazık ki 29 Ekim 1936‘da yeğeni Eribe‘nin paraşütünün açılmaması nedeniyle düşmesi ve 30 Ekim 1936 günü şehit olması onu çok üzmüştür.

Türk Hava Kurumu, 1937 sonbaharında mühendislik eğitimi için Hürkuş’u Almanya’ya gönderir. Vecihi Hürkuş, Weimar Mühendislik Mektebi‘ne ihtisas sınıfından başlatılmış, bir buçuk yıl sonra da mezun olmuştur. 27 Şubat 1939‘da Tayyare Makine Mühendisliği diplomasını almıştır. Türkiye’ye döndüğünde Bayındırlık Bakanlığına başvurarak, “Tayyare Mühendisliği Ruhsatnamesini” almak istedi. Ancak yetkililer, “iki yılda mühendis olunmaz” diye bir gerekçe ile kabul etmemişlerdir.

Mühendisliğini Danıştay kararı ile kabul ettirir. Türk Hava Kurumu’nda da yönetim değişmiş, vazifeleri başkalarına verilmiştir. O günkü koşullarda teknik imkânın olmadığı Van‘a tayin edilir. Bunun üzerine istifa ederek kurumdan ayrılır.

1942 Yılında “Vecihi Havada” kitabını yayınlar. Bu kitabında, 1915-1925 yılları arasında Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk döneminde yaşadıklarını, ilk uçağını nasıl yaptığını anlatır.

Havacılıktan uzun bir ayrılıktan sonra 1947’de Kanatlılar Birliği‘ni kurdu. Gençlerin büyük ilgi gösterdiği bir kuruluş oldu.

1948’de Türk Hava Kurumu’ndan Magister tipi bir öğrenim uçağı temin ettiler. Kızı Gönül’ün Yazı İşleri Müdürü olduğu “Kanatlılar” adlı aylık bir dergiyi, 12 sayı çıkarttılar. Büyük çoğunluğu üniversite öğrencileri olan Kanatlılar Birliği fazla yaşayamadı.

1951‘de beş arkadaşıyla birlikte havadan zirai ilaçlama yapmak üzere “Türk Kanadı” adı ile bir şirket kurmuş, Sait Bayav ve Muammer Öniz’le İngiltere’ye giderek Auster MK-V tipi üç uçak almışlar. Türkiye’ye döndükten sonra ortaklar arasında çıkan anlaşmazlık üzerine Hürkuş, haklarından vazgeçerek şirketten ayrılır. 1952’de Paro mamasının reklâmını yapmak için tekrar İngiltere’ye giderek Percival Proctor V tipi dört kişilik hafif turist tipi tayyare alır. Bu tayyare ile değişik müesseselerin reklâmını yaptı. Paro bebek maması, Puro sabunu gibi gıda ve malzemeleri ufak kâğıt paraşütlerle uçaktan dağıtarak, kanatlarına taktığı patiskalar üzerine banka isimlerini yazarak reklâmcılık yaptı.

6 Ağustos 1954‘de “40. Hizmet Yılı“nı kutlamak için Yeşilköy Uluslararası Havaalanı’nın salonunda “Türk Havacılar Bayramı” adıyla bir jübile yapıldı.

29 Kasım 1954’de Hürkuş Hava Yolları’nı kurdu. Türk Hava Yolları’nın seferden kaldırdığı uçaklardan sekiz tayyare Ziraat Bankası’ndan kredi ile satın alınmıştı. Bir takım güçlüklerle uğraşarak hava yollarının sefer yapmadığı yerlere seferler koyarak, izin vermediklerinde gazete taşıyarak çalışmak istedi, ama kazalar, kaçırılmalar, sabotajlar sonunda Hürkuş Hava Yolları’nın uçakları uçuştan men edildi.

Buna rağmen elinde kalan son uçağını (TC-ERK) da Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün emrinde kullanarak Güney Doğu Anadolu’da toryum, uranyum ve fosfat arayarak zor doğa koşullarında çalıştı.

Hayatının sonlarında çok sıkıntı çekmiş, borçlandırılmış, uçamayacak duruma düşürülen uçaklarının sigorta giderleri ve bunların faizleri borcuna eklenmiş, icra takipleri, davalar neden ile vatana hizmet tertibinden kendisine bağlanan çok yetersiz maaşına bile haciz konmuştur.

Ankara’da anılarını yazarken, beyin kanamasından komaya girdi. Gözleri ve kalbi göklerde olan Vecihi Hürkuş, insanların aya ayak basmak üzere dünyadan ayrıldığı gün olan 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

Ankara, Cebeci Asri Mezarlığı’nda defnedildi.

Ek Bilgiler

13 Mayıs 2018

İstanbul’dan Ankara’ya gazilik hakları için yola çıkan 120 terör mağduru eski Türk Silahlı kuvvetleri (TSK) mensubu, Kocaeli’nde basın açıklaması yaptı.

TSK’nın sağlık yönetmenliğinin mağdurları olduklarını ifade eden eski güvenlik güçleri mensupları, Türk bayrağına sarılı bir şekilde gömülmek istediklerini söylediler.

Terörle mücadele sırasında yaralanan ve TSK’nın sağlık yönetmeliği kapsamında gazi sayılmayan 120 eski TSK mensubu, İstanbul’dan Ankara’ya gitmek için yola çıktı.

fft256 mf29001443

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde mola veren 120 eski asker, basın açıklaması yaptı.

İzmit’te bulunan Anıtpark’ta toplanan grup, terörle mücadele sırasında canlarını hiçe sayarak vatanı savunduklarını ve savunma sırasında yaralandıklarını dile getirdiler.

Gazi sayılmamanın kendilerini üzdüğünü söyleyen terör mağdurları, 15 Temmuz’da gazi olanlar gibi kendilerinin de hiçbir şart aranmadan gazi sayılması gerektiğini belirttiler.

fft256 mf29001449

Basın açıklamasına katılan CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, kendisinin de terör mağdurları için mücadele ettiğini söyleyerek, desteğini sonuna kadar devam ettireceğini söyledi.

Basın açıklaması öncesinde konuşan Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneği Başkanı Atilla Polat,

"Bizler Türk Silahlı Kuvvetlerinin emrinde mecburi askerlik görevimizi yaparken terör örgütü ile girmiş olduğumuz silahlı çatışmada yaralandık.

Terörle mücadelede bir gözünü kaybeden, kalbinde kurşunla yaşayan, 7 kurşun yiyen, 2 parmağını kaybeden, 300 şarapnel parçası ile yaşayan vatan evlatları gazi sayılmıyor.

Şu an Güneydoğu’da görev yapan gerek polis, gerek olsun askerlerimiz hiçbir şekilde gazi sayılmıyor.

Bizler Türk Silahlı Kuvvetlerinin sağlık yönetmenliğinin mağdurlarıyız.

Yönetmelik bizi gazi saymıyor, düşünün ki vatan için vurulmuşsunuz gazi sayılmıyorsunuz.

Bizi en çok üzen kapı kapı dolaşıp devlete kendimizi gazi olarak benimsetmek için. Bizler vatan için vurulduk, bedel ödedik.

Bu derneğimizi 4 yıldır kurmuşuz, hiçbir şekilde bir ilerleme olmadı.

Bizler için soru önergesi verildi, araştırma önergesi verildi. Ama hiçbir şekilde sonuç alınamadı.

Biz almış olduğumuz karar doğrultusunda Türkiye genelinde İstanbul’dan başlayıp Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne yürüme kararı aldık.

Dün yürüyüş kararı aldık. Cumhurbaşkanımızdan bizlere sahip çıkmasını istiyoruz" dedi.

Gazi olduklarını ispat etmek için yetkililerden yardım istediklerini ifade eden Polat, "15 Temmuz’da yaralananların gazilik unvanı analarının ak sütü gibi hakkıdır.

Peki, Güneydoğu’da yaralanan asker, polislerimiz niye gazi sayılmadı.

Bizler yaralandık, çocuklarımıza gazi olduğumuzu ispat etmek istiyoruz.

Ayrıca öldüğümüzde ay yıldızlı bayrakla defnedilmek istiyoruz.

Bunlar bizim hakkımız, bunu bize kimse çok görmesin" diye konuştu.

fft256 mf29001455

1994 yılında Şırnak’ta yaralandığını söyleyen emekli Assubay Ahmet Özdemir ise,

"Biz yıllardan beri gaziliğin derecesi olmaz diye mücadele ettik.

Biz mücadelemize devam ederken, 15 Temmuz’da FETÖ terör örgütü ile bir mücadele başladı.

Askerlerimiz orada savaştı ve orada bölünmüş, iç savaş çıkmış bir ülke vardı.

Orada arkadaşlarımızın hepsi bu kahramanlığı gösterdi. Fakat orada bizim gibi yaralananlar gazi olmadıklarını görünce itiraz ettiler.

Başbakanımız bir açıklanma yaptı ve dedi ki, ’15 Temmuz’da yaralanan herkesi gazi yaptık’ dedi.

Çok doğru söyledi, güzel bir karar. O arkadaşlara Türkiye çok şey borçlu ama aynı şekilde bizler de yaralandık.

Fakat biz daha gazi değiliz. Bizi bunu daha Cumhurbaşkanımıza iyi anlatılmadığını düşünüyoruz.

Çünkü Cumhurbaşkanımız bilse, görse, duysa muhakkak bizim gaziliğimizi verir ve ben bu seçim öncesinde gazilik hakkımızın verileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Daha sonra dağılan kalabalık, Ankara’ya gitmek için tekrar yola çıktı.

Ek Bilgiler