Etikete göre gösterilen ögeler: tsk
Pazar, 06 Mayıs 2012 01:10

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR ARTIK!

mizrak-cuvala-sigmiyor

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeleri hakkında yayınlanan bildiriyi dudaklarımda acı ve alaycı bir gülümsemeyle okuyorum.

Yıllardır Cumhuriyetin ve demokrasinin bekçisi olduğunu savunan bir ordunun bu gün çoğunluğu general olmak üzere emekli ya da halen görevde olan birçok mensubunun darbeye teşebbüs etmek, demokrasiyi sekteye uğratmak, mevcut hükümeti devirmek, silahlı çete kurmak gibi çeşitli suçlardan tutuklu bulunması yargılanması düşündürücü ve trajikomik değil mi? Demokrasi ve hukukun üstünlüğünden bahsederken Kendi içerisinde demokrasi ve hukukun üstünlüğünü içselleştirememiş olmak garip ve düşündürücü değil mi?

Başkaları için demokrasi ve hukuku çok görenlerin hukukun bir gün herkese lazım olacağını yaşayarak öğrenmeleri acı değil mi? Bu gün yine mensuplarının hemen hemen her gün yeni bir gözaltına alınma ya da tutuklanması haberlerinin verildiği Türk ordusunun en tepesindeki kişinin hâlâ “Türk ordusu dünyanın en disiplinli ordusudur.” diyebilmesi ne kadar inandırıcıdır?

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanı Sn.Ahmet KESER’i ve Assubayların onur mücadelesi için çaba sarf eden herkesi gönülden kutluyorum. Assubay camiası olarak, yıllardır Assubayların özlük hakları için çalışmaların yapıldığından ve yetkili makamlara iletildiğinden bahsedenlerin bizler için kıllarını bile kıpırdatmazken kendilerinin menfaatleri söz konusu olduğunda jet hızıyla her türlü kanun ve düzenlemeyi yaptıklarını defalarca gözlemledik. Çalışırken ve emekli olduktan sonra Assubaylara ve ailelerine yapılan ayrımcılığa "yeter artık" diyerek haykırıyoruz.

TSK içerisinde, statü hukukuna dayalı görev bölümü oluşturulmuştur. Bu statülerden birine talep, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir.” açıklaması ile Assubaylar aleyhine yapılan haksızlıkları hukuksuzlukları Assubayların kaderi olarak kabullenmelerini bekleyemezsiniz, isteyemezsiniz. “Sesinizi çıkarmayın bekleyin sizin özlük haklarınız için de çalışmalar yapılıyor.” diyerek koskoca bir camiayı yıllardır beklenti ve umut içerisinde oyalamaya hakkınız yok.

Sayın Ahmet KESER ve ekibi Assubay camiası tarafından Assubayların onur mücadelesinin verilmesinde lider, temsilci ve sözcü olarak seçilmiştir. Assubay camiasının sorunlarını dile getiren seçilmiş bu kişiler hakkında Genelkurmay Başkanlığı tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çok önemli bir gücünü teşkil eden astsubaylarımız hakkında gerçeklere dayanmayan açıklamalar yaparak, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği ve derneğin kuruluş amaç ve çalışma alanının tamamen dışında, muvazzaf personelimizi tahrik etmeye yönelik girişimlerde bulunduğu esefle izlenmektedir.” açıklamasının yapılması esef verici değil midir?

Genelkurmay Başkanlığı da yaptığı açıklama ile:

Astsubayların 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselmesinin hâlâ sağlanmadığı

AİHM tarafından hukuk ihlali sayılan disiplin amirlerince Astsubaylara da verilen oda ve göz hapsi cezalarının hâlâ kaldırılmadığı

Yarbay ve daha üst rütbeli subaylara verilen görev tazminatının, birinci dereceye yükselmiş görevdeki ve emekli astsubaylara da verilmediği

gibi gerçek ve sorunların varlığını, Kasım 2008 ve daha öncesi yıllarda olduğu gibi düzeltilmesi için çalışmaların yapıldığını kabul etmiş, bir nevi itiraf etmiştir. Yıllarca söz verilmesine rağmen bir türlü çözüme kavuşturulmayan bu gibi sorunların Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeleri tarafından dile getirilmesi mi kışkırtıcılık ve gerçeklere dayanmayan açıklamadır?

Emekli Astsubaylar Derneği Üyeleri’nin emekli olduktan sonra da açlık sınırının altında bir emekli maaşı ile sürünmeye mahkûm edilme gerçeğiyle yüz yüze kalmış halen görevde olan Assubayların da sorunlarının çözümü ve özlük haklarının iyileştirilmesi ile ilgilenmesi ve isteklerde bulunmasından daha normal ne olabilir?

Yıllardır Assubaylara tercihlerinin kaderleri olduğunu benimsetmeyi dayatan statükocu zihniyet “öğrenilmiş çaresizlik” psikolojisini içimize işlemişlerdir. Maalesef öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine sokulan pek çok meslektaşımız elinden bir şey gelmeyeceğini, içinde bulunduğu durumun değişmeyeceğini kabullenmiş kendi kendini pasivize etmiştir. Bize statükocu zihniyet tarafından öğretilen ve dayatılan içinde bulunduğu durumu kabullenme, çaresizlik psikolojisinden bir an önce sıyrılarak Assubayların onur mücadelesi uğrunda cesurca hizmet veren Emekli Astsubaylar Derneği ve Üyelerine destek olmak hepimizin öncelikli görevidir.

Büyük şair Behçet Necatigil’in dediği gibi; “Çaresizseniz, Çare Sizsiniz!”...

Yayınlandığı yer UMUDA YELKEN
subay-astsubayDeğerli arkadaşlarım.

Kişilerin bulundukları MAKAM ve taşıdıkları RÜTBELER ne kadar büyürse, kendilerinin o kadar alçak gönüllü ve tevazu sahibi olmaları gerekir. Saygı görmek isteyenlerin kurumlarında HAK ve HUKUKU gözetmeleri, HAKSIZLIK yapmamaya da ÖZEN gösteren davranışları göstermeleri esastır.

Bu makamlarda olanların ÇİNGENEYE verilen YETKİ konumuna düşmemeleri, bu KONUYU da hiç UNUTMAMALARI gerekir. Unutulmaması gereken bir diğer husus da halen bulunduğu GÖREVDE daha önceden KİMLERİN gelip geçtiği ile bu MAKAMIN kendisine de KALMAYACAĞININ bilinmesidir.

Makam sahipleri her şeyi BEN merkezinde görür ve yaparlarsa HAKSIZLIKLARIN baş odağı durumuna düşer, SEVİLEN değil, KİN duyulan biri haline gelirler.

Bu konular CAMİAMIZ mensuplarının en çok MUHATAP olduğu konular olup, YILLARDIR mağdur olduğumuz HAKSIZLIKLARIN TEK sebebi BEN merkezli DAVRANIŞLARDIR.

Ben YAPAR, ben BİLİRİM, ben BAŞLATIR, ben BİTİRİRİM, İŞİNİZE GELİRSE türü davranış ve UYGULAMALAR PERSONEL arasındaki ilişkileri bitirir, UÇURUMLAR ve AŞILAMAZ DUVARLAR örür. FOTOĞRAFIN tamamına baklıdığında bu YANLIŞLAR sonunda BİTİRİLENİN TSK olduğunun hâlâ görülememiş olması işin en KORKUNÇ, vahim olan yanıdır.

Bu ne HIRS, bu ne KİNMİŞ ki GÖZLER KÖRERTMİŞ. Assubaylar bu KADAR AYIRIM ve ÖTEKİLEŞTİRİLMEK için ne yapmışlarki, bu kadar KARŞIYA alınmış, adeta DÜŞMAN ilan edilmişlerdir.

Assubaylar SİZİN aldıklarınızı DEĞİL, tüm T.C. vatandaşlarına verilen ve tanınan ANAYASAL haklarını istiyorlar. Neden herkese HAK olan ASSUBAYLARA HAK olmasın? Bu HAK isteme sizleri neden bu kadar RAHATSIZ etmektedir? Merak etmeyin sizden, cebinizden bir şey istemiyoruz. İNANMAZSANIZ açıklayalım. Tam 10 yıldır, POLİSLERE, İMAMLARA, diğer KAMU PERSONELİNE verilen HAKLARI talep ediyoruz. TSK'nın ÖZ evlatları olan SİZLERDEN bir şey istemiyoruz. Anlayın ve görün artık. Ön yargılardan kendinizi kurtarın. Rahat olun.

Sizden TEK istediğimiz, HÜKÜMETTEN istediğimiz YASAL HAKLARIMIZA GÖLGE etmeyin YETER. Bakın açıkça söylüyoruz, taleplerimiz SİYASİ İLKTİDARDANDIR, sizden istediğimiz sadece ve sadece bizden UZAK durmanız ve GÖLGE etmemenizdir.

Bu HAKSIZ, YANLIŞ TUTUM ve DAVRANIŞLAR devam ettirilirse DIŞ BASIN tarafından da DİLE getirilen TSK'da GÜVEN ZAAFİYETİ ile AYIRIMCI davranışlardan oluşan İKİLİĞİN TSK'ni daha da GÜÇSÜZLEŞTİRECEĞİ kaçınılmazdır. Bu yanlışlardan dolayı TSK'da birtakım DUMANLARIN görünmesi, bir yerlerde YANGIN olduğunun HABERCİSİDİR. Bu yangını YABANCILAR görürken, sizler neden görmüyor, görmek istemiyorsunuz? Gözleriniz bu kadar mı KÖRELDİ?

"ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ" ATASÖZÜMÜZde belirtilen DUMAN yabancılar tarafından bile görüldüğüne göre ATEŞ bacayı SARMAKTADIR. İnşallah SONA gelinmeden bu YANGIN görülür ve SÖNDÜRÜLMESİ için GEREKLİ doğru adımlar atılır. Hepimizin bildiği gibi "MUM YANARKEN DEĞİL, SÖNERKEN DUMAN VERİRMİŞ".

Umarım TSK'daki YANGIN, DUMAN durumuna gelmemiş, yangın bitmiş hale gelmemiş, ÖNLEM alınmada da GEÇ kalınılmamıştır.

Bildiğiniz gibi TOPLUMLARDA KİŞİLER arasındaki BAĞ ve DAYANIŞMALAR, BİRBİRLERİNE VERDİKLERİ DEĞER NİSPETLERİNDE SAĞLAM OLUR. FARKLI ve AYRICALIKLI uygulamalar TOPLUM içindeki bağları KOPARIR, YOK eder. Bugüne kadar TSK'daki UYGULAMALAR VAZGEÇİLMEZ İKİ AYAK OLDUĞU SÖYLENİLEN SUBAY-ASSUBAYLAR arasındaki BAĞI GÜÇLENDİRİR Mİ? KOPARARAK YOK MU EDER, bunun cevabını bugüne kadar UYGULAMALARI gerçekleştirenler GÖRSÜN, VERSİNLER.

UYGULAYICILAR TSK'nın BİRLİK ve BERABERLİĞİNE ÖNEM veriyorlarsa GEREKLİ ÖNLEM ve TEDBİRLERİ almakla da GÖREVLİDİRLER. Yok, biz DOĞRU bildiğimizi YAPARIZ derlerse ABD'nin hazırladığı BOP''un UYGULANMASINA ÇANAK tutmuş ve HİZMET etmiş olacaklardır. Takdir kendilerinin olup, uygulamalar devam ederse, maalesef kaybeden ÜLKEMİZ olacaktır.

Tüm bu yanlışlar DÜŞÜNCESİZCE sürdürülürse artık Bizler de SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ konusuna ÜNLEM koyma(!) yerine NOKTA koyarak tüm bunların ve olacakların SORUMLULARINI HALKIMIZA anlatmak, bilgilendirmek için meydanlara İNELİM, halkımızla bütünleşerek bu işe ÇÖZÜM bulmayı GERÇEKLEŞTİRELİM.

Bunu gerçekleştirebilmek için de SİYASİ yön ve DÜŞÜNCELERİNİ bir yana BIRAKARAK, DERNEK ve SENDİKALARLA  durum değerlendirmelerine gidelim. Gerekirse MEYDANLARA BİRLİKTE ÇIKALIM. Çünkü artık SORUN CAMİA sorunu olmayı AŞMIŞ, ÜLKE SORUNU haline gelmiştir. Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI

boynu-bukuk

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM.

  • Türkiye Cumhuriyeti'nde  ayırımlara tabi tutularak İKİNCİ sınıf VATANDAŞ olmayı KADER deyip KABUL ediyorsan;
  • Türkiye'nin en ÖNEMLİ ÜNİVERSİTESİNDE KARİYER,üstüne MASTIR ve DOKTORA DA yapsan,aynı tahsili yapmış her TÜRK vatandaşına tanınan 1/4 dereceye yükselememeyi SORUN etmiyor,bana UYGUN görülen budur diyerek YAPILANLARI kabullenebiliyorsan ;
  •  Türkiye Cumhuriyeti'nde aynı STATÜDE olan MYO MEZUNLARINDAN birileri 9/2 dereceden başlatılıp,SORUNSUZ 1/4 dereceye ULAŞIRKEN,sen 9/1 dereceden başlatılarak,STATÜ ve ÖN YARGI gereği 1/3 derecede kalarak,1/4 dereceye YÜKSELEMEMEYİ içine sindirebiliyorsan;
  •  Türkiye Cumhuriyeti'nde KALKINMADA ÖNCELİKLİ illerde görev yapan tüm KAMU personeline çalıştığı yıl kadar KADEME ilerlemesi verilirken,TSK'da HİYERARŞİK düzeni bozar mantığı ile bu YASAL haklardan vazgeçerek,yararlanmak istemeyerek sesini çıkarmayacaksan;
  • Türkiye Cumhuriyeti devletinin Avrupa UYUM yasaları gereği imzaladığı ve AİHM'nce "UYGULANMASI" men edilmiş olan "HAKİM tarafından verilmemiş kişi HÜRRİYETLERİ KISITLANAMAZ kararlarına rağmen TSK'da uygulanan KEYFİ kararlarla HAKİM olmayan kişilerden ceza almak istiyorsan ;
  • Orduevi-Gazino-Lokal-Kamp-Lojman-Askeri servislerde yapılan HAKSIZLIKLARI görmek ve YAŞAMAK istiyorsan

hemen TSK'da ASTSUBAY olacaksın.

TC Devletinde HAKSIZLIĞA UĞRAMAK, İKİNCİ SINIF İNSAN MUAMELESİ GÖRMEK, HERKESE TANINAN ANAYASAL HAKLARIN VERİLMESİNİ, AYIRIMA TABİ TUTULMAYI, ÖTEKİLEŞTİRİLEREK YALNIZLAŞMAYI, TBMM'DE HAKLARININ ARANMAYARAK, KORUNMAMASINI, EN YAKINLARININ CENAZE, DOĞUM, EVLENMELERDE BULUNMAMA İLE BAYRAM VE YILBAŞINDA SEVDİKLERİNDEN AYRI KALMAYI, TÜRKİYEDE SIRALAMADA BİRİNCİ OLAN ÜNİVERSİTEYİ BİTİRSEN, MASTIR, DOKTORA DA YAPSAN, BİTİRDİĞİN FAKÜLTE İLE İLGİLİ MESLEĞİNİ YAPMAMAYA VE KARŞILIĞINI ALMAMAYI İSTİYORSAN "TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NDE " ASTSUBAY OLACAKSIN. BU HAKSIZLIKLARA UĞRAMAK İÇİN ASTSUBAY OLMAN YETERLİ VE GEREKLİDİR.

BU HAKSIZLIKLAR TOPLUMUN BAŞKA HİÇ BİR KESİMİNDE GÖRÜLMEZ, GÖRÜLEMEZ. BU BÜYÜK HAKSIZ VE ÖZELLİKLİ UYGULAMALAR TSK'DA SADECE ASSUBAYLARA UYGULANIR.

BU HAKSIZLIKLARA MUHATAP OLACAĞININ KESİN GARANTİSİ DE SENİN ÖZLÜK HAKLARINI KORUMAK VE TAKİP ETMEKLE SORUMLU OLAN TSK'NIN TEMİNATINDADIR.

Bunun YAPILACAK ve TAKİP olunacağından ADIN kadar EMİN olabilirsin. Çünkü TSK ASSUBAYLARA bu HAKSIZLIKLARI yapmayı GÖREV ADDETMİŞ ve YILLARCA  KOMUTA kademesinde DİLE getirilmesine rağmen ISRARLA sürüdürülmektedir. Ayrıca bu HAKSIZLIKLARIN uygulanma ve SÜRDÜRÜLMESİNİN onaylandığı  makam da TBMM'dir. Bugüne kadar ASSUBAYLARA YAPILAN haksızlıklara "DUR"  diyemeyen TBMM'nin BİR GÜN önce "EVET" dediği ASTSUBAYLARLA ilgili YASANIN kabulüne  24 saat geçmeden TSK'dan gelen BASKI üzerine  "HAYIR" diyerek HÜR İRADELERİNİ  ! ortaya koymuşlar ve bugüne kadar yapılan HAKSIZLIKLARI ONAYLADIKLARI SABİT hale gelmiştir.

Astsb ÇALIŞANLARINA yapılan HAKSIZ uygulamalar PERSONEL EMEKLİ olduktan sonra da PEŞİNİ bırakmamakta, MEZARA girene KADAR DEVAM EDEREK yakasını BIRAKMAMAKTADIR. 

Belirtilen HAKSIZ UYGULAMALARIN doğru olup olmadığı ve GERÇEKLERİ yansıtıp, yansıtmadığı konusunda TEREDDÜTE düşenler DİLEKÇEYLE GENKUR'A müracaat ederek BİLGİ edinme YASASI gereğince BİLGİ sahibi olabilirler. Bu SORUNLARI PERSONEL hâlâ tüm GERÇEKLİĞİYLE yaşamaktadır.

Yukarıda belirtilen HAKSIZ, AYIRIMCI davranışlar TSK'nın BİRLİK BERABERLİĞİNİ GÖZETMEK ve KORUMAKLA görevli KURUM olan GENKUR tarafından BİZZAT İTİNA ile yapılmaktadır.

GENKUR Astsb. HAKLARININ KAZANIMI konusunda DESTEK olması gerekirken SİYASİLER tarafından verilen YASA teklifini BASKI yoluyla GERİ çektirerek TSK'nın SAYISAL olarak en büyük ve önemli AYAKLARINDAN biri olan ASTSUBAYLARA ÜVEY evlat muamelesi yaparken, ÖZ evlat olan SUBAY ve EMEKLİLERİNE her yıl farklı İSİMLER altında MAAŞ, TAZMİNATLAR alması için TEKLİFLER vererek istediklerini RAHATLIKLA alarak uygulamalarını sürdürmektedir.

Konu ASTSB. hakları olunca 10 yıla YAKIN süredir TEKLİF hazırlandı-Komisyonda-Mecliste denilerek OYALAMA, ALDATMA-KANDIRMA yolu seçilerek PERSONELİN mağduriyeti sürmekte, HÜKÜMET cephesinde de BÜTÇE imkanları öne sürülerek MAĞDURİYET devam ederken, konu TSK'nın ÖZ evlatları olunca BÜTÇE imkanları HİÇ dile gitirilmeyerek ONAYLANMAKTADIR.

TBMM -BAŞBAKAN-BAKANLAR ile SİYASİ PARTİ BAŞKANLARI-GURUP BAŞKANLARI ile M.VEKİLLERİNE HAKSIZ, TARAFLI uygulamalar anlatılmış, yapılanların ANAYASAYA AYKIRILIĞI, KİŞİLERE AYRICALIKLI davranıldığı belgelerle ISPATLANMIŞ, ASTSUBAYLARA AYIRIM yapılarak TSK'da ÖTEKİLEŞTİRİLİP, İKİNCİ sınıf muameleye tutuldukları bildirilmiş, TBMM'de yapılan bu HAKSIZ uygulamalara DUR diyememiş, BASKI ile VESAYETİ kabul edercesine GENKUR'CA SÖYLENİLENLER yerine getirilerek TBMM ve M.VEKİLLERİNİN  BAĞIMSIZLIĞI ŞAİBE ALTINDA BIRAKALMIŞTIR.

Tüm bu UYGULAMALARDA TC Devleti'nde ASTSUBAY olmanın SUÇ olduğu, ASTSUBAYLARIN MESLEKLERİNDEN DOLAYI CEZALANDIRILDIĞI, İNSAN HAKLARI VE ANAYASAL HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILARAK mağdur oldukları ortaya çıkmaktadır. Astsb.lara yapılan bu uygulamalarla TC Devleti'nde İNSANLIK suçu İŞLENEREK, HÂLÂ mani OLUNAMAMASI ÜLKEMİZDE CUMHURİYET REJİMİ hakkında TEREDDÜTLER oluşturmaktadır.

DEMOKRASİ, CUMHURİYET rejimlerinde VATANDAŞLAR arasında FARKLI uygulamalar yapılması ANAYASAYA uygun mudur? Bir guruba veya VATANDAŞLARIN tamamına VAR olanlar BİR başka GURUP için YOK sayılabilir mi? Bu UYGULAMALAR DEMOKRATİK ve ANAYASAL MIDIR? Demokratik REJİMLERDE KEYFİ uygulamalara YER verilebilir mi? Bu uygulamaları YAPANLARIN SORUMLULUKLARI ve bunları durduracak YASAL MAKAMLAR yok mudur?

Astsubaylara YILLARDIR yapılan HAKSIZ UYGULAMA ve ayırımcılığın sonlandırılarak, TSK'nın ŞEREFLİ bir MENSUBU olarak HUZUR içinde GÖREV yapması isteniliyor, TSK'da BİRLİK, BERABERLİĞE önem veriliyorsa PERSONELİ AYRIŞTIRAN-ARALARINDA UÇURUMLAR YARATAN-BÖLÜCÜLÜĞE SEBEP OLAN VE ÖTEKİLEŞTİREN UYGULAMALAR sonlandırılmalıdır.

Bu GÖREV GENKUR BŞK, BAŞBAKAN, TBMM ile BAŞKOMUTAN sıfatına haiz oluşu nedeniyle CUMHURBAŞKANI'NIN DA ilgi ve görevleri arasındadır. ÜLKEMİZ ve TSK'nın geleceği, BİRLİK ve BERABERLİĞİN sağlanması için gerekli adımların atılarak, NETİCE alınana kadar takip edilmesi büyük ÖNEM arz etmektedir. Yapılan YANLIŞ UYGULAMALARDAN dönülürse İNSANLIK ve ANAYASAL suçların işlenmesi de SON bulmuş olacaktır. Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
oz-uvey-evlat

Değerli arkadaşlarım.

Bir kurum doğrulara ve başarıya çalışanları, memuru, amiriyle ulaşır. Bu kurumlarda birlik, bareberlik de EŞİTLİK, HAKKANİYET VE HUKUKA DAYANAN davranışlarla sağlanır.

Bir kurumda AMİR'in görevi PERSONEL arasında ayırım gözetmeden İKİLİK yaratmayacak şekilde o kurumu yönetmektir. AYIRIMSIZ ve FARKLI düşüncelere kapılmadan, SINIF farkı gözetmeden çalışan personel ÖDÜLLENDİRİLMELİ, KURUMA AYAK UYDURAMAYAN PERSONEL DE MAKAM VE RÜTBESİNE BAKILMADAN HAK ETTİĞİ CEZAYI görmelidir.

Yönetim konusunda ACZE düşmüş, GÜVEN konusunda PERSONEL nezdinde itibarını ve güvenilirliğini kaybetmiş amirlerin kurumları da başarılı olamaz.

TSK, Türk milletinin en çok İTİBAR ettiği ve GÜVENDİĞİ kurumdur. Bu kurumda KOMUTA kademesine gelenler ayrıcalıklı  ve çok şanşlı kişilerdir. Kaç kişiye bu GÖREV nasip olur?

TSK'da Komutanlık yapan kişiler kurumun BİRLİK ve BERABERLİĞİNE zarar verecek SÖZ ve DAVRANIŞLARDAN kaçınmalıdırlar. SÖZ vermeden sözlerini yerine getirip getiremeyeceklerini çok iyi ÖLÇÜP-BİÇMEK durumundadırlar. Yapacağım dediklerini YAPMAZ veya YAPAMAZLARSA kendilerinden başka TEMSİL ettikleri makamı da GÜVENSİZ ve İTİBARSIZ konuma düşürürler.

Bu kurum halkımız ve yasalarda TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ olarak BİLİNİR ve TANINIR. Uygulamalarla başka isim ve adla düşünülecek davranışlardan ÖZENLE kaçınılmalıdır.

TSK Erinden-MAREŞALİNE kadar bir bütündür, ayrılamaz. Genkur Bşk.lığı yapanlar bu konu üzerinde ISRARLA ve ÖNEMLE  durmalıdır. Bölünme, ikilik çıkaracak, bozguna sebep olacak SÖZ ve DAVRANIŞ sergileyenleri tesbit ettirerek TSK bu kişilerden ARINDIRILMALIDIR. HAK ve YETKİLERİN dağılımında TSK açılımının BİLİNENİN aksine TÜRK SUBAY KUVVETLERİ gibi olmasını düşündürecek SÖZ ve davranışlardan ÖZELLİKLE kaçınılmalı, böyle düşünülmesine sebep olan UYGULAMALARIN KESİNLİKLE önüne geçilecek tedbirler alınmalıdır. Aksi durumda  DAYANIŞMA ortadan kalkar, GÜVENSİZLİK ortamı oluşur.

Bir GENKUR BŞK.'I  "HİÇ BİR ASTI BENİM TEĞMENİMDEN DAHA FAZLA MAAŞ ALAMAZ" deme HAKKINA VE LÜKSÜNE sahip olmamalıdır. Bunu söyleyenlerin EMEĞE, LİYAKATA, KIDEME saygıları olmadığı gibi TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİ de düşünmedikleri ortaya çıkar. Bunu söyleyenin, Teğmenin astı durumunda olanların HAKLARINI düşünmediği ve HİÇ ettiğinin BİLGİ ve TECRÜBESİNE sahip olmadığını gösterir. Bu tür yanlış söz, davranış ve uygulamalardan TSK'da İKİLİK çıkacağı, ÖTEKİLEŞTİRİLMEDEN dolayı KIRGINLIK ve GÜVENSİZLİKLERİN oluşacağını BİLMELERİ, TÜM BU OLUMSUZLUKLAR SONUCUNDA DA  "GÜVEN" ortamının bozularak YOK olacağını GÖRMELERİ temsil ettikleri MAKAM için en ÖNEMLİ görev olmalıdır.

Bir Genkur Bşkı'nın "ASSUBAYLARIN MAKAMI MI VAR Kİ MAKAM TAZMİNATI İSTİYORLAR "deme hakkı hiç yoktur. Bunu söyleyen GENKUR Bşkn'ı KURUMUNU bilmiyor ve tanımıyor demektir. Kurumunu bilmeyen ve tanımayanın da o kuruma bir faydası olamaz. TSK'da Assubayların TMK kadrolarında  gösterilmemesine rağmen hangi GÖREVLERİ yaptıklarını araştırarak en azından bu konuda emir verme ZAHMETİNDE bulunarak gerçeği görmeyi bilmelidirler.

GENKUR BŞK.LIĞI yapmış bir kişinin RÜTBELİ personel için "İYİ ÇOCUKTUR" demesiyle Ast rütbede olan birinin de GENKUR BŞK için"TONTON DEDE" diyebileceği TSK'da UYGULANAN HİYERARŞİK sistem içinde uygun değildir. ÇOCUK denilen kişi RÜTBELİDİR ve TSK hiyerarşisinde yeri vardır. ÇOCUK ise TSK'da NE İŞİ VARDIR? Üstelik İYİ denilerek TAKTİR görülen bir kişi olduğu da ortaya çıkmaktadır. Bunlar bir çelişki ve davranış bozukluğu değil midir?

Bir GENKUR BŞKnı "ASSUBAY DEVRİMLERİ yapacağım" diyerek TOPLUM ve MEDYA önüne çıkarak YAPMAYACAĞI, YAPAMAYACAĞI  DEVRİMLERİ söyleyip, sonra HİÇ BİR ŞEY YAPMADAN, arkasına bakmadan GİTMEMELİ, GİDEMEMELİDİR. Kendisinin GÜVEN ve İTİBARI önemli olmayabilir ama TEMSİL ettiği MAKAMIN GÜVEN ve İTİBARINI  DA düşürmeye HAKKI olmamalıdır!

TSK içinde ön yargılı ve kasıtlı davranışlardan dolayı oluşan İKİLİK  ve GÜVENSİZLİK ortamı her geçen gün büyümektedir. Bu çatlak daha fazla büyümeden, kurum daha çok zarar görmeden SORUMLULUK makamında olanlar yanlışlardan dönmeli, doğru adımlar atılmalıdır. ANAYASAYA VE YASALARA RAĞMEN İNSAN HAKLARINA AYKIRI bu hatalardan dönülmelidir.

Tüm T.C. vatandaşlarına HAK olarak verilen YASAL haklar, ASSUBAYLARA VERİLMEYECEKSE; Genkur Bşkı'nın ASSUBAY olmanın SUÇ olduğunu, ASSUBAYLARIN cezalandırılarak bu HAKLARDAN mağrum bırakıldıklarını, ve bundan dolayı bu YASAL HAKLARIN verilmeyerek, ASSUBAYLARIN İKİNCİ sinif insan muamelesine tabi olacaklarını, bunun TSK'da uygulanan HİYERARŞİK düzenin gereği olduğu konusunda açıklama yapmalıdırlar.

Bir kurumda GÜVEN ve DAYANIŞMA SEVGİ ve SAYGIYA dayanmıyorsa o kurumun AYAKTA kalması mümkün değildir. Hele bu KURUM ileride birbirleriyle AYNI MEVZİDE SAVAŞACAK ve ÖLÜMÜ  GÖZE ALACAK PERSONELLERDEN oluşuyorsa KONUNUN ÖNEMİ DAHA DA ARTMAKTADIR. Bunu görmeyen ve düşünemeyenlerin TEDBİR alacakları yerde, aksine PERSONEL arasında AYIRIM ve İKİLİK yaratacak davranışlarda bulunmaları daha da VAHİM bir tutum ve davranıştır. Bu davranışlarıyla ya bu TEHLİKENİN farkında değiller ya da BİRLİK ve BERABERLİK konusu ve Ülkenin GELECEĞİ UMURLARINDA değildir.

Bir kurumda SEVGİ, SAYGI BASKIYA dayanıyorsa o kurumda GÜVENSİZLİK SORUNU çok önemli bir BOYUTA gelmiş demektir. İşler isteyerek ve gönüllü yapılmaz, en küçük bir RİSKTE kimse kendisine bu davranışlarda bulunan KİŞİLERİN yanında BULUNMAZ, onları DESTEKLEMEZ. Böyle ortamlarda personel gizli gizli KİN ve NEFRET duygularının esiri durumuna gelir.

Hiyerarşinin BASKI ve ZOR yönüyle uygulanması yerine YASALARA dayandırılarak ASTIN ve ÜSTÜN HUKUKUNUN tarafsız ve art niyetsiz olarak uygulanması o kuruma HUZURU VE GÜVENİ GETİRİR.Ancak karşılıklı SEVGİ ve SAYGININ uygulandığı SİSTEM ve KURUMLAR ayakta kalırlar. Bunu görebilmek için ÖN YARGILARDAN ARINMAK YETERLİDİR.

Genkur bşklığı'nın yapacağı tek bir iş vardır. Halen çalışan ve emekli olan personel arasında bir ANKET yaptırarak bu konulardaki tüm yanlış ve doğrulara ulaşmalıdırlar. Bunu yapmaktan ÇEKİNMEMELİ, GERÇEKLERLE YÜZYÜZE gelmekten korkulmamalıdır. Amacımız ülkemizin geleceği için TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİN  en üst düzeyde sağlanmasıdır.

Bazılarının gideceği ülkeleri olabilir ama bizim yaşayacağımız tek ülkemiz vardır. O da; T.C.  devletidir.

GENKUR'un son olarak TSK personeli için teklif ettiği TAZMİNATlardan sonra TSK'da AYIRIM yapıldığı, ASSUBAYLARIN YOK sayılarak ÖTEKİLEŞTİRİLDİĞİ, TSK'DA İKİLİĞİN tamamen su yüzüne çıktığı görülmüştür. HAKLAR hep daha çok alanlara düşünülürken TSK'nın OMURGASINI oluşturan sınıf yine YOK sayılmıştır. UÇAKLARIN uçması, TANKLARIN yürümesi, SİLAHLARIN çalışması, Karargah ve Kurumlarda hizmetin yürümesi yine ÖNEMSENMEMİŞ, ikinci planda bırakılmıştır. Bu davranışlarla TSK'da ASSUBAYLAR daha da ÖNEMSİZ hale getirilmek istenmiş ve CAMİAYA sizler bir HİÇSİNİZ, OLMASANIZ DA olur, mesajı verilerek OTURUN OTURDUĞUNUZ YERE verilene RAZI olun, HAK aramaktan da vazgeçin DENİLMİŞTİR.

Tabelasında ADALET ve KALKINMA yazan parti de bu komedinin DESTEKÇİSİ ve İKİNCİ oyuncusu konumuna düşerek, HAKSIZLIKLARA karşı çıkacağına, aksine DESTEK vermiştir. Yeni ZAMLAR hem HÜKÜMETE hem de HAK edip alan PERSONELE hayırlı olsun. SAĞLIKLI günlerde yesinler!

Bir KURUM dış BASINDA "GÜCÜNÜ YİTİRDİ, ZAYIFLADI-PERSONEL ARASINDA BİRLİK BERABERLİK KALMADIĞINDAN ZAAFİYETE UĞRAMIŞTIR" diye haber konusu olmasına rağmen İLGİLİLER hâlâ bunun tedbirini almıyor ve düşüncesizce bunun aksini yapıyorsa, demek ki bu iş GERÇEKTEN bitmiş, bilinçli olarak bitirilmiştir.. Üstelik bu KURUM zamanında dünyanın SAYILI  GÜÇLERİNDEN bahsedildiğinde ilk üç sırada yer alırken, kurumu bu duruma düşürenler HAKKINDA yapılması gerekenler ANAYASAMIZDA herhalde BELLİDİR.

Son olarak TSK personeli için çıkarılan TAZMİNATLAR ile de artık bu tamamen açıklığa KAVUŞMUŞ, ASSUBAYLAR ÖTEKİLEŞTİRİLEREK AYIRIM ve YARATILAN UÇURUM daha da BELİRGİNLEŞTİRİLEREK, "siz HAKLARINIZI  istediğiniz kadar İSTEYİN, ANCAK biz verir UYGUN görürsek ALABİLİRSİNİZ" diyerek ABA altından SOPA gösterilmişitir.

Bugüne kadar yapılan bunca iyi niyetli  ÇAĞRI ve MÜRACAATLARA rağmen hâlâ ISRARLA sürdürülen bu DAVRANIŞLARIN başka izahı olabilir mi? Anlaşılan o ki TSK gerçekten TÜRK SUBAY KUVVETLERİDİR. Son yapılan ZAM uygulamasıyla da bu yapılan GÖZÜMÜZÜN içine sokularak "İSTERSENİZ" denilmekte, HAKLARIMIZI elde etmek için bizlere de MEYDANALARA çıkmaktan başka İHTİMAL görülmemektedir.

Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
girtlagi-daha-genis

Ömrüm boyunca, ne zaman sokakta ayağına otuz altı numara ince topuklu zarif bir ayakkabı giymiş doksan beş kiloluk bir bayan görsem, kendimi bayanın ayağındaki şık ayakkabının yerine koyup, üzülmüşümdür. Eziyet çeken bu zarif ayakkabı, elli kilo ağırlığında hafif siklet bir başka bayanın ayağını süslüyor olabilirdi derim. Şık ayakkabılardan birinin işkence çekmesinin tek nedeni sadece ayakkabıyı satan tezgahtarın satış anında rafta ona uzanmış olmasıdır der hayıflanırım.

Tabii bu dediklerim işin şakası. İşin ciddi yönüne gelince; son yıllarda her gün, doksan kiloluk bayanın ayağındaki zarif ayakkabının kaderinden çok bir emekli astsubay olarak kendi kaderime üzülür oldum. Kırk beş yıl önce, ekonomik şartlar nedeniyle fazla seçme şansım yoktu. Başvuru aşamasında zarf ve pul masrafı en az olduğu için tercih edip kendimi çocuk yaşımda askerlik mesleğinin ve astsubaylığın içinde buldum. Ömrüme yön verecek olan mesleğimi seçeneksizlikler içinde seçmiş olsam da benimsedim ve sevdim. Bu günler için konuşamam ama benim kuşağım meslektaşlarımın büyük bölümünün de bu mesleği seçiminde hikayeleri birbirine çok benzer. Tüm meslektaşlarım bu ülkeyi çok sevdik, verilen görevleri zevkle ve itirazsız yerine getirip görevimizi tamamlayıp emekli olduk. Son yıllarda biz emekli astsubaylara mali yönden reva görülen uygulamalar ve yapılan ayrımcılıklar nedeniyle astsubaylığa başvurduğum güne lanet eder hale geldim. Bu üzüntümün birinci derece müsebbibi, başta Genelkurmay ilgilileri olmak üzere devleti yönetenlerdir.

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’na kadar geri gitmeye gerek yok. Kıbrıs Barış Harekatı’nda ve Güneydoğu Mücadeleleri’nin ilk yıllarında bile, düşmanla çarpışma anında, vurulan astın üstüne, “Komutanım  benimle uğraşmayı bırakın, siz arkadaşlarımın başına geçin, çarpışmaya devam edin” diyen mensupları olan ordu bu Türk Ordusu’dur. Son yıllara kadar da bu ordunun mensubu olmaktan, bu ocaktan yetişmiş olmaktan hep gurur duydum. Bu gün aynı şeyi söylemekte zorlanıyorum. Değil mensubu olmaktan gurur duymak, maalesef bu ocağa girdiğim güne lanet eder duruma geldim.

Sayın Genelkurmay ilgilileri; bu devleti kuran Türk Ordusu’nu bölüp parçalayıp yok etmek isteyenlerin değirmenine su taşıdığınızın farkına hâlâ varamadınız mı? Dayanışma içinde birlikte ölüme giden, gitmesi gereken bir ordunun içinden, birbirini gammazlayan, birbirinin kuyusunu kazan köstebeklerin sık çıkar hale gelmesi sadece bir tesadüf mü; bu konuda kusurunuz, sorumluluğunuz olduğu hiç aklınıza gelmiyor mu?

Televizyonlarda gazetelerde her gün izliyoruz. Polis, öğretmen, imam emeklilerinin sorunlarına, politikacısından üst düzey bürokratına sahip çıkan var. Biz astsubay emeklilerinin sıkıntılarına sahip çıkanı yok. Biz ordunun orta direği astsubay emeklileri, içinde bulunduğumuz sıkıntıları yıllardır haykırıyoruz, sesimizi kimselere duyuramıyoruz. Biz astsubay emeklilerinin sorunlarına emekli olduğumuz ocağın yetkilisi Türk Ordusu'nun Genelkurmayı mı, yoksa İspanyol veya Rus Ordularının Genelkurmayının mı sahip çıkması gerekir?

Türk Ordusu’nun mensubu emekli astsubaylar sıkıntı içindeyiz. Yıllardır sesimizi duyurmaya çalışıyoruz; kulağımız kirişte özlük haklarımızın iyileştirilmesiyle ilgili haber bekliyoruz. En sonunda gazetelerde “TSK Personeline Müjde, Sıkıntıları Giderildi” başlıklı bir haber yer alıyor. Haberi okuyunca anlaşılıyor ki, durum tamamen bir kandırmaca. Meğer bu haber geçim sıkıntısı içindeki bizlerin dertlerine çare olacak bir haber değilmiş. Bu haber sadece generallerin ve görevdeki bir avuç KOMKARSU eğitimi almış personelin maaşına yapılan zamla ilgiliymiş.

Sözüm bizim sorunumuzla ilgilenme konusunda baş sorumlu olan Genelkurmay ilgililerine. Sayın ilgiler bu ülkeye hizmet eden astsubayları şehit eden kurşunlar KOMKARSU eğitimi alıp almadığını sorar hale geldi de bizim haberimiz mi yok? KOMKARSU Eğitimi almış olanların çocuklarının lokma geçen boğazları, bu eğitimi almamış olanların çocuklarından daha mı geniş? Bizim bu ocaktan yetişmiş kişiler olarak hiryerarşiye karşı asla itirazımız yoktur. Kimsenin aldığı parada da gözümüz olamaz. Biz bu ülkeye zor şartlarda hizmet etmiş yurttaşlar olarak ayrımcılık yapılmamasını, hakkımızın teslim edilmesini, istiyoruz. İçinden yetiştiğimiz ocağa karşı yapılan en küçük yıpratıcı bir harekette en başta üzülen yine biz oluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin moral motivasyonunu yüksek tutmak, birlik beraberliğini sağlamanın da görevleriniz arasında olduğunun bilincinde değil misiniz? Bu kadar ayrımcılığın, bu kadar “hep bana hep bana” uygulamasının TSK’ne zarar verdiğinin, bu gidişatın iyi bir gidişat olmadığının ne zaman farkına varacaksınız? Bu uygulamalarla birbirleri için ölüme gitme en büyük özelliği olan bir mesleğin, ülkenin ordusunun içine nifak sokup ikililik çıkarılması için elinizden geleni yaptığınızın ve TSK’nın birlik beraberliğini yok etmeye and içmiş olanların ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkında değil misiniz?

Sayın İlgiler..

Sayın Sorumlular....

Günümüz ortamında hiçbir şey gizli kalmıyor. Herkes ülkede olup biten her şeyin farkında. Bu ülke bir gurubun değil hepimizin. Tarihe karşı da sorumlu olduğunuzu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın..

Yayınlandığı yer OLÇUM
Halk hangi kurumlara guveniyor

Değerli arkadaşlarım.

Biz ASSUBAY camiası olarak  ne göklere çıkarılmayı, ne de yerin dibine sokulmayı istiyoruz…Bizler de herkes gibi Yer ile Gök arasındayız. İstediğimiz sadece ve sadece İNSAN gibi, insan onuruyla yaşamaktır. Çok mu şey istiyoruz? Bu isteklerimiz camiamız dışında zaten herkese verilmiş olan haklardır. TSK' da ASSUBAY olmak mıdır İNSANCA yaşama talebimizin bugüne kadar verilmeyiş sebebi? Assubay olmak mıdır SUÇ olan?

Eğer öyleyse ve gücünüz yetiyorsa çıkın bunu MERTÇE ve YÜKSEK SESLE söyleyin. Söyleyin ki TÜRK Milleti de TSK'daki GERÇEK uygulamalara TANIK olsun, bilsin.

Daha düne kadar etle tırnak gibi birbirinden ayrılamaz olan Sb. Asb. arasına  NETEKİM (1980) den sonra Para- maddiyat  sokuldu. Personel arasında AŞILAMAZ UÇURUMLAR yaratıldı. Son dönemlerde ortaya çıkan UÇURUM ve ön yargılı davranışlar ile personel ARASINDA  ÖTEKİLEŞTİRME uygulamalarıyla  eritilemeyecek SOĞUKLUKLAR  meydana getirildi.

TSK gibi bir kurumda oluşturulan bu ORTAM TÜRKİYE'NİN içinden geçtiği KRİTİK dönem ile JEOPOLİTİK durumu da göz önüne alındığında doğru olarak değerlendirilebilir mi? Bu ortamı yaratanlar, buna sebep olanlar BİRLİK ve BERABERLİĞİN tükenme noktasına geldiğini, DAYANIŞMANIN bittiğini GERÇEKTEN göremiyorlar mı? Defalarca bu KONUDA yapacakları bir ANKETLE neticeyi görebilecekleri, gerçeklere ulaşabilecekleri belirtilmesine rağmen hâlâ ÜÇ MAYMUNUN oynanması bu uygulamaların MAKSATLI-KASITLI olduğu gerçeğini güçlendirmekte ya da GERÇEKLERLE karşılaşma CESARETİNİN gösterilemediğine dayandırılabilir.

Unutmayalım ki "KARDAN ADAMIN SALTANATI GÜNEŞİ GÖRENE KADARDIR" gerçek ve devamı olmayan, SEVGİ, SAYGIYA dayanmayan, SAMİMİYETTEN uzak olan GÜÇ güç değildir. Bitmesi bir zaman meselesidir. Devamlılığı da KESİNLİKLE MÜMKÜN değildir.

Artık şunu görmeli ve itiraf etmeliyiz. YAPILAN YANLIŞ UYGULAMALARDAN TSK  GÜÇ kaybetmekte, BİRLİK, BERABERLİK zarar görmektedir. Aynen KARDA DONMAK ÜZERE OLANIN ÜZERİNE GELEN UYKUNUN VÜCUDU TATLI TATLI  SARARAK, FARKINDA OLMADAN ÖLÜME YAKLAŞILDIĞININ farkına varılmaması gibi olan bir durumla karşı karşıya bulunulmaktadır.

Bizler geçmişte TSK'nın HİYERARŞİK düzeni içinde tavizsiz  görev yaparken Sb-Asb olarak aynı zamanda DOST ve ARKADAŞTIK. Mesai içinde bu durumu göreve hiç yansıtmadık, görevlerimizi KUSURSUZCA yaparak TSK'nın ayakta kalmasını sağladık.

İnsan DOST bildiklerini tabii ki ÖZLER, ARAR. Ama o DOSTLUĞU YANLIŞ uygulamalar sonucu DÜŞMANLIK tavrına dönüştürenler, arada UÇURUMLAR yaratanlara rağmen ÜLKEMİZİN GELECEĞİ ve TSK'da BİRLİK, BERABERLİĞİN  sağlanarak, ortamın DÜZELMESİ, BİRLİK, BERABERLİK günlerine tekrar dönülebilmesi için camiamızın gösterdiği SABIR ve İYİ NİYETLİ GİRİŞİMLER yanıtsız kalmıştır.

Bu yanlış davranışlar içinde dahi ÜLKENİN geleceği, TSK'nın BİRLİK, BERABERLİĞİ için hâlâ o SAMİMİ ve SAĞLAM ortamı ÖZLÜYOR ve İSTİYORSA, karşı taraftan da buna YILLARDIR olumlu ve iyi niyetli bir yanıt GELMEMİŞSE, demek  ki SİZLER adam gibi adam olarak yaşamamıs, adam gibi adam olamamışsınız, ÜLKENİN geleceğini DÜŞÜNMÜYORSUNUZ demektir.

Bizler olayı BİRLİK, BERABERLİK içinde değerlendirmiş iken, sizler de hep kendi tarafınıza YONTMUŞ, MADDİ olarak KENDİNİZİ DÜŞÜNMÜŞ, hep TEK taraflı  değerlendirmişsiniz. Bu uygulamalar ne İNSANLIĞA, ne de aynı saflarda ÖLÜMÜ göze alarak savaşacak SİLAH ve CEPHE arkadaşlığına yakışmaz, sığmaz. Bizler hâlâ böyle düşünüyoruz, sizler de hâlâ MADDİYATI MI?

TSK'nın olmazsa olmazı disiplinin tarifinde “astın ve üstün hukukuna riayet” ilkesi olmasına rağmen görülen o ki ve "ne yazık ki!" yasalardaki yetkileri aşan, keyfi davranan, astlarını duygusuzca aşağılayan, onları yokmuş gibi gören kendini bilmez bazı üst ve komutanların PERSONELİN HAKLARINA DEĞER VE ÖNEM vermediği gibi taraflı ve yanlış uygulamalarla intiharlara, geçirdikleri cinnetler sonucu istenilmeyen olaylara meydan verildiği de BİLİNEN ve YETERİNCE aydınlanmayan, üzerine gidilmeyen gerçeklerdir.

Hâlâ tüm bu olumsuzluklara "DUR" diyecek, doğrulara yönelecek yetkililerin TSK'ya sahip çıkma zamanı vardır. Bu HASSAS ve ÖNEMLİ konuya eğilerek zaman ayıracak SORUMLULAR hâlâ gelmedi mi ? Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
Çarşamba, 22 Şubat 2012 23:11

ASSUBAYLAR TSK MENSUBU MUDURLAR?

soru

Değerli arkadaşlarım,

Artık herkes görüyor, konuşuyor, söylüyor. Zaman değişmiştir. Haksızlıklar KORKMADAN dile getiriliyor. Yanlışların düzeltilmesi için düşünceler açıklanıyor yapılması gerekenler ifade ediliyor. Bu gelişmelerden camiamız mensupları da etkilenerek aynı davranışları sergilemektedirler. Haksızlık ve sıkıntıları dile getirenler her geçen gün artmaktadır. Bu umut verici bir gelişmedir. Haklılığımızdan doğan çizgimizden ve doğrulardan sapmadan, kırmadan, dökmeden, haklı davamızdan dönmeden, alnımızda bir leke taşımadan, ona buna yaltaklanmadan, mücadelemize artan bir ivme ile daha da güçlenerek devam etmeliyiz.

Etmeliyiz; çünkü HAKLIYIZ ve HAKLILIĞIMIZI daha da GÜR olarak seslendirmeliyiz. Vazgeçmek bizlerin değil, DÖNEKLERİN işidir. Bizlerin kaybedecek bir şeyi yoktur. Zaten yıllardır yapılan HAKSIZLIKLARIN ağırlığı ve yorgunluğu omuzlarımızdadır.

Psikolojik harekat bir insanın veya toplumun düşünce ve duygularını kontrol etmek, değiştirmek, yönlendirmek, yılgınlığa ve umutsuzluğa sürüklemek için BİLİNÇLİ ve MAKSATLI olarak yapılır. İnsanların bilinçaltı hedeflenerek onların farkına varamayacağı şekilde mesajlar verilir.

TSK'nın son 5 Genkur Bşk.larının (ÖZKÖK, BÜYÜKANIT, BAŞBUĞ, KOŞANER, ÖZEL) verdiği mesajlara ve Assubay HAKLARINDA yapılmayan İYİLEŞTİRMELERE bakıldığında yapılanların hiçbir şekilde tesadüf olmadığını görürüz. Hepsi aynı kalıptan çıkmış, aynı hedefe yönelik bildirim ve davranışlardır. Kişiler değişse de UYGULAMA AYNEN SÜRMEKTE, ÖNCEDEN BELİRLENEN HEDEFE GÖRE HAREKET EDİLDİĞİ AYAN BEYAN ORTADADIR.

Assubay camiasına verilen VAATLER, YAPILACAĞI SÖYLENİLEN iyileştirmelerin SÖZDE ve HAVADA kalmaları GÜNDEM YARATMA, ZAMAN KAZANARAK ALDATMAYA yönelik girişimlerdir. Yapılanların adaletli ve adil bir davranım olmadığını, CAMİA olarak da görüp, anladık ve biliyoruz. Yapılanları GÖRMEYECEK, ANLAMAYACAK kadar bilgisiz, hele de ENAYİ hiç değiliz. Yapanlar yaptıklarıyla bizleri değil KENDİLERİNİ KANDIRIR ve ALDATIRLAR.

Bugüne kadar yapılanlardan amaç toplumun davranışlarını, fikirlerini, duygularını etkilemek ve yönlendirmek, DUYGU VE HEYECANLARI FRENLEYEREK, GÜNÜMÜZÜN TABİRİYLE TOPLUMUN gazını ALMAKTIR. Bugüne kadar yaptıkları da aynen budur.

Canlıların yaşamak için HAVA alıp vermeye ne kadar çok ihtiyacı varsa, ülkemizde oynanan oyunlarla bölünme, parçalanma aşamasında olan günümüzde, TSK'nın BİRLİK ve BERABERLİĞİNE, GÜÇLÜ olmasına da EN AZ o kadar İHTİYAÇ vardır. AYAKTA kalabilmek için ELZEMDİR, GEREKLİDİR. Bütün yaşananlardan bilinmesine ve görülmesine rağmen, TSK yönetiminden HÂLÂ Assubay haklarının düzeltilmesine yönelik bir gayret gösterilmemesi, Assubayların TSK'da HÂLÂ yok sayılmaya devam edilmesi de o kadar İLGİNÇ ve DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR.

Bu güne kadar camiamıza yapılanlar adeta bir cezalandırma ve infazdır. TSK'nın en üst katında bulunan ve bir SÖZÜNÜN İKİ edilemeyeceğini bildiğimiz GENKUR Bşk.nın ASSUBAY DEVRİMLERİ ve İYİLEŞTİRMELERİ yapacağım diyerek ortaya çıkması ve daha sonra da HİÇ BİR ŞEY yapmadan arkasına bakmadan ÇEKİP GİTMESİ OLACAK şey midir? Bu ALDATMA, KANDIRMA, YALAN SÖYLEME değil midir? Bu yapılan koskoca GENKUR BŞK.na, bu makamda olan kişinin KARAKTERİNE yakışır mı?

Bizler de yıllardır GÖZLERİMİZLE gördüklerimize ve yapılanlara KALBEN İnanmak istemememize rağmen VATAN, MİLLET diyerek sessiz kaldık, bir gün YANLIŞTAN dönülür diye bekledik. Ama günümüzde geldiğimiz NOKTA hem camiamız hem de BİRLİK ve BERABERLİK açısından TSK için iyi değil, ülkemiz açısından da FELAKET demektir.

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN sözü bizler kadar genkur bşk.lığınca da İYİ değerlendirilmeli, HAKLARIMIZLA ilgili icraatları MÜSPET olarak gerçekleştirilmelidir. Artık sözlere DEĞİL YAPILANLARA VE YAPILMAYANLARA göre KARARLI hareket etmeliyiz. Haksızlıkların ARTIK doğru olarak DEĞERLENDİRİLMESİNİN camiamıza olduğu gibi, TSK ve ÜLKEMİZE, ÜLKENİN BİRLİK VE BERABERLİĞİNE VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN korunmasına da büyük KATKISI ve yararı olacaktır. Bunları görmemek için KÖR, duymamak için SAĞIR olmak gerekir. Ya da tüm bu yapılanların arkasında KASIT ve ART niyet vardır.

Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
Cuma, 09 Aralık 2011 20:13

BAŞKAN OBAMA’NIN ASSUBAYLARI

obamanin-assubaylarincoyear

Bildiğiniz gibi 2008 yılı NATO’da Assubay Yılı olarak kabul edildi ve bu kapsamda uluslararası bir takım etkinlikler, seminer ve sempozyumlar yapıldı. Fakat bunların Türkiye’ye hiçbir yansıması ve etkisi olmadı. Assubaylarla ilgili ne bir pozitif gelişme gördük, ne de onların fedakârlığını ve önemini vurgulayan tanıtım çalışmaları.

Oysa Amerika’da yine Assubaylar gündemde kalmaya devam etti. Bu kez Amerikan Kara Kuvvetleri 2009 yılını Assubay Yılı olarak kabul etti ve önemli çalışmalar yaptı.Assubayların sorunları Başkan Obama’ya değin iletildi. Kara Kuvvetleri Ordusu Kıdemli Başçavuşu Kenneth O. Preston, Ocak 2009’da Başkan Obama ile başbaşa bir görüşme yaptı ve hem assubayların hem de kıdemsiz askerlerin sıkıntılarını birincil ağızdan dile getirdi.

Aşağıda bu haberi okuyacaksınız. Kendi ülkemizde yaşananlarla kıyaslayacaksınız. Bizde haksızlıklara uğrayanlar ve emeği sömürülenler eylem yapmadıkları sürece farkedilmezler. Hoş, fark edilseler bile, Tekel İşçilerinin grevinde gördüğümüz gibi ancak onları siyasi emellerinde kullanmak isteyenler farkeder, diğerleri değil. Oysa demokrasi ve modernleşme, her insana değer verilmesini özümser. Toplumun üst sınıfını oluşturmayan sıradan insanların ve mesleklerin bile bir değeri ve bir konumu vardır. Hepsinin enerjisiyle ve sinerjisiyle bir toplum var olur ve kalkınır.

İşte modern toplumlarla aramızdaki temel fark da burada yatar. Bizde her şeyi hep en önemli insanlar bilir, görür, farkeder. Hep en önemli insanlar birbiriyle görüşür, karşılıklı makam perçinlemesi yaparlar ve büyük adamcılık oynarlar. Oysa modern toplum ve devletlerde, çok sıradan bir insanın ya da meslek grubunun temsilcisinin bile meclislerde temsil edildiğini, başkan ve başbakanlarla görüşebildiğini, sınırlamaları ve her türlü hiyerarşiyi aşarak kendilerini ifade edebildiğini çok sık görürsünüz.

082009-Nascar-fullTürk Silahlı Kuvvetleri’nin üst yönetiminde de bunları gözlemleyebiliriz. Yani hiyerarşinin alt basamağını oluşturanların sorunları yerine ülkenin siyasetini ve yönetim şeklini biçimlendirmeye çalışmalarını  fark edebiliriz. Erleri, Uzman Jandarmaları, Uzman Çavuşları ve Assubayları ve hatta genç subayları görmezden geldiklerine şahit olabiliriz. Ne zaman ki, daha önce yapılması gereken şeyler kaçınılmaz ve zorunlu bir gereklilik olur, ancak o zaman akılları başlarına gelir ve küçücük adımlarla durumu idare etmeye çalışırlar.

Ayrıca temel politika olarak, orduyu sınıflara bölmeyi ve efendilik-kölelik mantığını yürürlükte tutmayı her daim yeğlerler. Bunun aksini söyleseler bile, lafa gelince demokrasiden, insan hakları ve çağdaşlıktan söz etseler bile yaptıkları ve yapmakta oldukları aşikâr bir şekilde ortadadır.

Durumu idare etmek adına yaptıkları  şeyler sadece şeklen bir şeyleri değiştirmek ve yıllardır süren kast sistemini makyajlamaktan ibarettir. Örneğin, Kuvvet Assubaylığı yapısını Amerika’dan kopyalarlar ve uygulamaya koyarlar ama o mevkiye gelen kişinin “tuvalete gitmek için bile” kendilerinden izin almasını sağlarlar. Etkisiz, yetkisiz ve göstermelik bir açılımdır sunulan. Şimdi koskoca Genelkurmay Başkanı varken, bir Kuvvet Assubayının birebir görüşmek üzere, bir Başbakan’a, bir Cumhurbaşkanı’na çıkabileceğini düşünebiliyor musunuz?  Yine aynı görevdeki assubayın bağımsız olarak, basına sorunlarla ilgili bir beyanatını hayal edebiliyor musunuz? Mümkün mü benim güzel memleketimde böyle bir şey?

Oluşturulan makam sırf şunun için vardır. NATO’ya üyeyizdir ve şu ilkel NATO ülkeleri assubayları da adam yerine koyup toplantılar ve seminerler düzenlemektedir. Buraya başlarda genç subayları gönderiyorlardı ama tuhaf kaçıyordu. O zaman durumu makyajlamak, biraz kendini aşmış assubaylardan birini seçip göstermelik bir makam ihdas etmek gerekiyordu. Böylece o can sıkıcı NATO ANGARYASI’ndan da kurtulmuş olunacaktı. Zaten böyle şeyler, o ülkelerde çoktandır vardı. Ama işi sıkı tutmak, onlara öyle yetki, etki falan vermemek lazımdı. Sonra Türk Ordusu’nun o örnek disiplini bozulurdu Vallah! Ne demişti Mareşalim : “Benim Gediklime günde bir tayınla bir Köroğlu gazetesi yeter!

Gedikliye hak verip de başımıza iş mi açacaksınız durduk yerde!

Bir de dünyanın öteki ülkelerinde duruma bakalım. Herhalde şu Amerika bizden çok geri olmalı  ki, böyle garip şeyler yapabiliyor. Yani, adam yerine konulmayacak sıradan adamlar(!) taa Devlet Başkanı’nın makamına kadar çıkıp sorunlarını dile getirebiliyorlar. Yuh yani, bu ne ilkellik kardeşim. Güzel Türkiyeme gelin de ders alın, yeni bir şeyler öğrenin. Hani alimallah, adamlara bu kadar hak veriyorsunuz, ya yarın cephede de grev yapmaya, hak istemeye başlarlarsa nice olur halimiz! Kötü örnek oluyorsunuz Bay Obama, hem de çok kötü.

Bakalım yahu, ne yapmış şu  ilkel Amerikalılar?

Şimdi, Amerika’da assubay ve erlerin sorunlarının bir ülkenin başkanına kadar nasıl ulaştığını ve nasıl ilgi gördüğünü hep beraber aşağıdaki yazıdan okuyup görelim ve çıkarmamız gereken dersleri çıkartalım. Başkan Obama’nın assubaylarını tanıyalım…
size0-army_mil-30010-2009-02-13-080213

Başkan Barack Obama, Ordu Kıdemli Başçavuşu Kenneth O. Preston ile bir araya geldi. Görüşme 30 Ocak 2009’da Oval Ofiste gerçekleşti. Başkan, kuvvetlerin kıdemsiz askerlerinin sorunlarını ve endişelerini kaynağından yani kıdemli temsilcilerinden duymak istedi.

Başkan Obama, ilk kez gerçekleşen böyle bir toplantının, ordunun assubayları ile dostluk köprüsü kurmak için güzide bir fırsat olduğunu belirtti.

Ordunun başkomutanı  sıfatını taşıyan Başkan’ın tarihte ilk kez assubaylar ve kıdemsiz askerlerle resmi bir toplantı düzenlediği belirtiliyor. Önceki başkanlar daha çok Birleşik Askeri Personel yapılanmasının kıdemli temsilcileriyle bir araya geliyordu. Zaten Başkan Obama, Birleşik Askeri Personel temsilcileriyle yaptığı toplantılar sonrasında kıdemsiz askeri personel temsilcileriyle daha yoğun temas kararı almıştı.

Ordu Kıdemli Başçavuşu Preston, “Ben assubaylarla oturup konuşan ve onların sorun ve tavsiyelerini dinleyen bir başka başkan hatırlamıyorum” dedi. “Başkan, bu şekilde orduya bir destek mesajı gönderiyor ve bizim üyelerimizle (Assubaylar) samimi bir iletişim köprüsü kurmak istediğini gösteriyor” diyerek, Başkan’a “Ordu’daki en büyük endişesinin Kuvvetlerdeki yoğun stres” olduğunu söylediğini belirtiyor.

Preston, “Art arda dördüncü yıldır, intihar vakalarında artış gözlemliyoruz” dedi ve ekledi : “Bizim askerlerin ve ailelerinin üzerine binen ve günlük yaşamlarını etkileyen baskıların göstergesi olarak, PTSD, aile içi şiddet, cinsel taciz ve görevi kötüye kullanma eylemleri geçtiğimiz yıl artış gösterdi.

Preston ayrıca, kıdemsiz askerlerin her zaman kendi kendilerine “Biz ne zaman, dağıtımlar arasındaki bekleme süresinin 12 aydan daha fazla olacağını göreceğiz?” diye sorduğunu da vurguladı. Buna bağlı olarak Ordu Kıdemli Başçavuşu, “Bekleme süresi denilen o 12 ay, bize sıcacık evimizde geçireceğimiz bolca zaman dilimi sağlanması demek değildir.” şeklinde durumu Başkana açıkladığını söyledi. Başkan’ın askerler ve aileleri için bekleme süresinin ne anlam ifade ettiğini anladığını ve konuya olumlu ve nazik yaklaştığını fark ettiğini belirtti.

Obama ile yapılan samimi ve içten görüşmede Ordu mensupları  ve ailelerinin bugünkü ekonomik durumdan olumsuz etkilendikleri konusuna da değinildi. Preston, Başkana “Ekonomideki olumsuz gelişmelere bağlı olarak, ordunun kıdemsiz personeli ve ailelerinin çok sık yer değiştirdiklerini ve bu sebeple Mortgage kredilerinde, oturdukları evin değerinin çok çok üstünde bir ipotek değeri ile karşılaştıklarını ve her geçen gün borçlarının arttığını” da söylediğini belirtti. Preston, Kıdemsiz askeri personel ve ailelerinin ekonomideki olumsuz gelişmelerden nasıl etkilendiğini Başkanın anladığını da ekledi. Başkan, Kıdemsiz askeri personel ve ailelerinin ekonomik gelişmelerden nasıl olumsuz etkilendiklerini dinledi ve anlayıp kavramaya çalıştı.

Başkan ile yapılan görüşmede Orduda kalma (ordudan ayrılanların azalması) konusundaki başarıya da vurgu yapıldı. Buna örnek olarak, Dördüncü  Piyade Tümeninin 2009 mali yılının ilk dört ayı  içindeki “askeri personeli orduda tutma”  oranının %96 olarak gerçekleştiğini gösterdi. Preston, ayrıca ordudan ayrılan askerlerin ve ailelerinin tekrar (askere alma/sözleşme yapma) yoluyla geri kazanılması için nasıl özverili bir çalışma yaptıkları konusunda da açıklama yaptı.

Askerler geri dönüyor, tekrar kaydoluyor ve takımda kalıyorlar” dedi ve ekledi : “Ülkemize hizmet etme konusundaki gönüllülükleri süreklilik gösteren bu askerler ve fedakâr aileleriyle hepimiz gururlanabiliriz.

Başkanın, planlı  olarak Preston’la ve diğer kıdemsiz askeri personel kıdemlileri ile görüşmelerine devam edeceğini söyleyen Preston, bunun asker hikâyelerini(yaşanan dramları ve sorunları) anlatmak için bulunmaz bir fırsat olduğunu da sözlerine ekledi.

Preston, Kara Kuvvetleri Ordusu’nun bu yılı (2009) Assubay Yılı olarak kutlaması nedeniyle, bu görüşmenin tesadüfi olarak gerçekleştiğini fakat yine de Obama ile yapılan bu ilk görüşmenin faydalı ve iyi olduğunu değerlendirdi. Başkan’ın konuşmalarında “Ordu ile ilgili çalışmalarımızda, her zaman bizim assubaylarımızın katkı, fedakârlık ve önemlerini takdir etmeye gayret ediyor, çaba gösteriyoruz” dediğini de belirtti.

Preston, “Bu makam benim ya da bir kişinin değil, ordudaki bütün başçavuşların ve assubayların temsil edildiği mevkidir. Assubaylarımızın fedakârlığını, cesaretini, değer ve önemini anlatma mevkisidir. Unutmayın ki, Astsubaylar, ordu içindeki subayları nasıl lider yapacağını en iyi bilen ve onları gerçek bir lider olarak yetiştiren kişilerdir.” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Çeviri ve Yorum: Aydın Kulak
(Kaynak gösterilerek ve yazar adı  belirtilerek kullanılmasında bir sakınca yoktur.)

Açıklama-1: PTSD; (Post Travmatic Stress Disorder) bilinen adıyla Travma Sonrası Stres Bozukluğu, psikoloji literatürüne yeni girmiş bir kavramdır. PTSD, uçak kazası, deprem ya da savaş gibi olayların etkisiyle bazı insanlarda gelişen bir ruhsal bozukluktur. Cinsel taciz, tecavüz, işkence kurbanları da PTSD kaynaklı ıstırabı çekerler.

Açıklama-2: Daha önce bazı yazar arkadaşlarım bu konuyu ele alan yazılar yazmıştı. Fakat yeniden gündeme gelmesinde yarar gördüm. Ayrıca, “Vatanını Ast Seven Subaylar” adlı eserimizin birinci kitabını da tamamlayan bir yazıdır bu.

Açıklama-3: Bundan sonraki yazılarımız ikinci kitabı oluşturacak. Yine sürpriz bir yazıyla başlayacağız seriye. Tabi ki, bir de Kronoloji çalışmamız var. Size söz verdiğim gibi güncellememi sürdürüyorum ve yakında güncel halini yeniden takdim edeceğim. Tüm bu faaliyetler nedeniyle bazen yazılarım arasındaki zaman periyodu uzayabilir. Bu konuda da sizden hoşgörü bekliyorum.

Kaynak: http://www.army.mil/article/16759/president-obama-reaches-out-to-senior-ncos/

Yayınlandığı yer BUYUTEC
Cuma, 09 Eylül 2011 12:49

BU NASIL BİR ADALETTİR?

bozuk-adalet

Saygıdeğer Arkadaşlarım,

Bu nasıl bir zihniyet, nasıl bir adalettir? Her kurum kendi personelini korur-kollarken milletin gözbebeği TSK, "211 sayılı yasada amirlerine personeli koruma görevi vermişken" kendi personelinin haklarını korumuyor! Adeta, TSK=Türk Subay Kuvvetleri olmuş! Bu durum, görevdeki personelin moral motivasyonunu olumsuz etkileyerek hizmet verimliliğini düşürürken, emekliler arasında da kuruma olan saygıyı azaltıp hukuka olan inancı erozyona uğratmıştır!

Onlarca sosyal ve ekonomik haksızlıklarımızdan birisini daha bilgilerinize sunuyorum. Haklı taleplerimizin mücadelesine destek vermek hepimizin görevi olmalıdır.

  • AİHM "şahsi hürriyetlerin kısıtlanmasının hakim kararı ile olabileceği"ne hükmedip Türkiye'yi mahkum etmesine rağmen, hukuka aykırı bu cezalar "disiplin" adı altında dün olduğu gibi bugün de devam ediyor !
  • Bu cezalar nedeniyle derece ve kademe terfisi yapamayan arkadaşlarımız vardır. 1971 yılında 'hukuk hiçe sayılarak' assubayların özlük hakları kısıtlanmış, bu durumu eşlerimiz yürüşlerle protesto etmişlerdir. 'Suçun şahsiliği ilkesi hiçe sayılarak!' eşleri bu mitinge katılan meslektaşlarımız, sudan bahaneler ve amirin iki dudağı arasından çıkan kararlar ile hapis cezası alarak cezalandırılmışdır.
  • Yine; 1975 yılında, adalet ilkelerine aykırı olarak çıkan ve assubaylarının gasp edildiği yasalar sonucu, "özellikle Hava Kuvvetleri'ndeki arkadaşlarımız tarafından" 1-3 günlük iş yavaşlatma ve göreve gelmeme eylemi yapılarak bu hukuksuzluk karşısında sesimiz duyurulmak istenmiştir.(Bu vesile ile kendilerine minnettarlığımızı sunuyorum)
  • Bu eyleme katılan arkadaşlarımız adeta vatan haini işlemi görmüştür! Hepsinin "ordudan ilişiği kesilmesi" kararı alınmış, fakat bu durumda da Hava Kuvvetleri'nin çökerek iş yapamaz duruma geleceği gerçeği ile karşılaşılmıştır.
  • Bunun üzerine, mahkemeler tarafından 'amirlerin istekleri doğrultusunda' yüzlercesinin 'ibret olsun diye' ordudan ilişiği kesilmiş, binlercesi ise; tuvaleti, duşu olmayan cezaevlerinde adeta işkence tarzında muamelelere tabi tutularak, üstelik aldıkları cezanın görevlerini aksatmaması için münavebeli (nöbetleşe) olarak çektirilmesi sağlanmıştır!
  • Bunların sonucunda arkadaşlarımız aylarca maaş alamamış ve terfi edemeyerek cezalandırılmışlardır.
  • Bazıları, "suç işleyen elbet cezasını çekecektir" mantığı ile konuyu değerlendirebilir. Ancak, idam mahkumlarının, kamu personeli disiplin suçlarının, TSK'da YAŞ kararı ile ihraç edilenlerin affa uğrayıp haklarının iade edildiği ve affın sadece bizler için gerçekleşmediği düşünülürse, yapılan haksızlığın ölçüsü belli olacaktır!
  • Hukuka saygımız gereği kimseye "oh olsun" deme lüksümüz  ve kısır bir düşüncemiz olamaz! Ancak, hakları için yasal protesto yürüyüşü yapan eşlerinden dolayı assubayları "eşlerinin etekleri altına saklanan Mao'nun askerleri" suçlaması ile hapseden zihniyetin  eşleri şimdi "adalet" diye yürüyor, "adalet" diye bağırıyorlar...
  • Eline gül dikeni batınca ayağa kalkanlar, bizim yıllardır sırtımızdaki hukuksuzluk hançeri ile yaşadığımızı hatırlayıp, kendileri için istedikleri adaleti bizim için de gerçekleştirmelerini diliyor, TSK personeli içinde bir "SİCİL AFFI"nın  çıkartılmasını adalet ve eşitlik adına bekliyoruz.

Saygılarımla.

Yayınlandığı yer KARDELEN
imtiyaz

ORDU BU ÜLKENİN GÖZ BEBEĞİDİR. Bu söz yıllardır içimizde yer etmiş ve de vatandaşlarımız tarafından da benimsenmiştir. Hiç bir vatandaş bu önemli ilkeyi göz ardı edemez.

Son yıllarda  T.S.K. üzerinde yapılan bir çok saldırının hem Silahlı Kuvvetleri'n emekli bir ferdi olarak, hem de normal bir vatansever olarak kafalarımızı karıştırdığı bir gerçektir. Bir taraftan "ORDUMUZU YIPRATMAYALIM" derken, bir taraftan 'bir asker olarak' zaman zaman bu bakış penceresinin gerçekleri ve olanlar ile yaşayanlar ne düşünüyorlar?

SİLAHLI KUVVETLERİN SON ON YILDA BÜYÜK BİR GÜVEN KAYBINA UĞRADIĞI GERÇEĞİNİ GÖRMELİYİZ!

Her olayın 'anında' büyük kitlelerle paylaşılması, yaşadığımız teknolojik çağın gerçeğidir.

YÜCE ATAMIZIN BİZLERE BIRAKTIĞI O GÜZEL DEĞERLERİ, KOMUTANLARIMIZ YILLARDIR HANGİ NOKTAYA TAŞIDI?

Yıllar yılları takip edip omuzlarındaki yıldızlar artarken, olgunlaşmak yerine, gelişen dünya düzeninde, "bizler farklı insanlarız, MEZARLARIMIZ BİLE AYRI OLMALIDIR" bakış açısı bu ülkede uygulanmadı mı? Hâttâ, bu konunun  kendi aralarında dahi ne noktalara geldiği bilinmemekte midir?

Son dönemlerde Genelkurmayımızın yaşadığı ve de yaşamakta olduğu OLUMSUZ gelişmeler, bizlerin on yıldır beklediği İYİLEŞTİRMELER açısından bir talihsizliktir!...

  • HİÇ BİR DÖNEMDE BİZLER BU DENLİ ÖTELENMEDİK!
  • HİÇ BİR DÖNEMDE BİZLER BU DENLİ UNUTULMADIK, AŞAĞILANMADIK!

Bir kere, bu ülkedeki üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğu 'sanki karargahtaki emir subayı imiş gibi', "EMREDERSİNİZ PAŞAM" yaklaşımı ile bir kaç kez yaşanan demokrasi kesintilerinin en önemli sebeplerindendir.

Artık şu gerçeği hep birlikte görmeliyiz; HER BİR ASKERİ DARBE BİRİLERİNE İMTİYAZ ÜZERİNE İMTİYAZ SAĞLARKEN, BİZ ASSUBAYLARI TAM TERSİ YÖNE GÖTÜRÜLMÜŞTÜR.

DOKUZ YILDIR ARA İSTASYONDA bizi alacak treni beklerken önümüzden öğretmen, bekçi, yargıç, hakim, savcı, doktor, sağlıkçı, imam ve de sekiz kez de polis trenleri geçmiştir ne yazık ki!...

HER KESİMİN HAMİSİ VARKEN BİZLER UNUTULDUK! Basının satılmış kalemşörleri ülkeye yön verirken, bir kaç köşe yazarı başta "Umur TALU", "Nail GÜRELİ", "Ümit ÖZDAĞ" gibi yazarlar sesimiz oldular.

YILLARDIR "ORDUYU YIPRATMAYALIM" SÖYLEMİ İLE SUSTUK. BU İLKE HEP ÖN PLANDA UYGULANDI!

Yıllarca, HAKLI taleplerimiz ve ANAYASAL haklarımızın kazanımı için, dosyalarla "yalvarırcasına" oradan oraya gittik, geldik. HAMİMİZ GENELKURMAY, yıllardır bizim için ne yaptınız? Lütfen söyleyin.

Yıllar yılları takip ederken, apoletlere yıldızlar düşerken 'tabii ki büyük bir kısım hariç' bizleri aşağılayıcı bir pencereden baktınız!...

Yeni Tuğgeneral olmuş birisi, bir yıldız daha aniden omuzuna düşünce 'teammülleri bilmemesi imkansız' bir assubayı annesinin özel işleri için görevlendirebiliyor!... İşin diğer bir garip tarafı ise, bu konudaki vekaletnamenin Sayın General'in Annesi'nin imza bölümünde "GENERAL ANNESİ" yazmasıdır.

Sadece bir örnekle ifade ettiğimiz bu ve bunun gibi onur kırıcı yaklaşımlar Silahlı Kuvvetler'deki SAYGI, SEVGİ, BÜTÜNLEŞME konularına büyük zararlar vermektedir. Yüzde yüze yaklaşan bir oranda üniversite mezunu olan biz assubaylara artık KOMUTA KADEMESİ de bir başka pencereden bakmalı, hem ekonomik hem de sosyal tüm yaralar sarılmalıdır .

Yukarıda sadece bir örneğini verdiğimiz bu konularla muhattap olan muvaazaf arkadaşlarımız iç hizmet kanununu ve teammüleri  bilmelidir.

SABIR TAŞI ÇATLAMIŞTIR.... BİZİ BU NOKTAYA TAŞIYANLAR KONUMU NE OLURSA SUÇLUDUR...

SAYGILARIMLA...

ATİLLA ABAYLI
İZMİR

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 / 2