Sayın meslektaşlarım son aldığımız duyumlara göre OYAK Erdemir’i On milyar Dolara satacakmış. 205 Sayılı OYAK kanununa göre bu para 2012 yılında üyelerine dağıtılacakmış. 20 yıllık birikimi olan bir üye yaklaşık yüz bin TL bu satıştan kar alacakmış.
Haber çok güzel değil mi? Ama maalesef asparagas. Haberi de ben yaptım. Sakın kızmayın. Hayallerinizle oynamak istemiyorum. Dikkati bazı noktalara çekmek istiyorum.
TEMAD Başkanımız şahsen benim en çok hoşlandığım üslubu konuşuyor. Kast sistemine son verilmesini istiyor. Ayrımcılıkları halka şikayet ediyor. Yerinde örnekler veriyor. Kimi zaman uçuş brövelerini, kimi zaman da hastaneleri anlatıyor. Ölülerimizin kalktığı camilerdeki ayrımcılıkları anlatıyor.
Ancak bazı meslektaşlarımız TEMAD Başkanımızın söylemlerini sanki çok gereksiz şeyler söylüyormuşçasına eleştiriyor. Eleştiri tabii ki olacaktır. Sonuçta hepimizin paradigmamız farklı farklı olabilir.
Biz değerlerden söz ediyoruz. Sayın Umur TALU yıllardır bizlerin haklarımızın savunuculuğunu yapıyor ise bu assubayların özlük haklarının arttırılması için değildir. Sayın TALU sorumlu bir yazar ve vatandaş gibi davranarak, insani değerlerden yola çıkarak olması ve olmaması gerekenleri anlatmaktadır. Bunu yaparken tıpkı yolun ortasında çamura yıkılmış bir insanı görüp kaldırmak veya kaldırmamak ikileminden birincisini tercih etmiş bir anlayışa sahiptir.
Emekliassubaylar sitesi ile 2007 yılında tanıştım. Hemen hemen yeni kurulmuş bir site idi. Çok yazdım çizdim. Bazı arkadaşlarımız mücadelenin belirli safhalarında istemeyerek de olsa devam edemediler. Bazılarımız hala mücadeleye devam ediyoruz. Mücadelemiz Assubayların diğer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının haklarına sahip olabilmesi idi. Biz bu mücadeleye ONUR MÜCADELESİ dedik. Zaman zaman oluşumlar yaptık. Kampanyalar düzenledik. Sayımız aslında çok değildi. Bir garip insanlar topluluğu kadar azaldığımız zamanlar da oldu. Bizim söylemlerimiz TEMAD eski yönetimi tarafından kabul edilmedi. Üstüne üstlük TEMAD eski yönetimi bizlerle mücadele etti. Bazılarımız dernekten ihraç edildik. Bazılarımız iftiraya uğradık. Sanal kahramanlar ile gözdağı verildi. Mücadele ateşimizde derleyici toparlayıcı olduk. Sorunlarımızı toparladık. Haklılık gerekçelerimizi toparladık.TEMAD eski yönetimini Emekli assubaylar kamuoyuna şikayet ederek onları işgal ettikleri yerden uzaklaştırılması için çaba sarfettik. Çünkü onlar camiayı bir avuç memnun insanlar kulübü gibi yönetiyorlar, suya sabuna dokunurmuş gibi yaparak oyalıyorlardı. Herşeyden önce kendileri iyi niyetli olsalar da kapasiteleri yeterli değildi.
Bu yazımın başlığıyla ilgili olarak tekrar affınıza sığınıyorum. Daha önce de aynı şeyi yapmıştım. Amacım yazının okunmasını arttırmaktır. Neye niyet neye kısmet… Belki birkaç kişiye daha fazla ulaşıp OYAK haberlerini taramaktan öte bir şeyler anlatabilmişimdir.
Yoksa şöyle bir matematiksel hesap yapmak değil amacım. Bir Köşe yazısı ortalama 1000 Kişi tarafından okunur. Ancak konu para olunca 4000-5000 Kişi tarafından okunur. Bu demektir ki 1000 Kişi hak peşinde kalanı para peşinde… Haşaaaa…….. Sümme haşaaaa…………..
Saygılarımla…
Biz Assubaylar için tarihte ilkler yaşanıyor. Mayıs 2012 Tarihini hiç unutmayacağız. Basın bizden daha önce hiç söz etmediği kadar söz ediyor. Televizyonlarda tartışmalara konu oluyoruz. Aslında özlemle beklediğim bu gündeme gelmeye bazen alışkın olmayan bünyem tepki gösteriyor. “Acaba…” sözcüğü kafamın bir köşesinde duruyor ancak onunla ilgili bir cümle kuramıyorum.
Bir hak mı aldık? Hayır. Ama başka bir şey oldu. Bizden bahsediyorlar ve sonunda “haklılar” diyorlar. İnsanın sorası geliyor “Haklıysak daha önce neredeydiniz?” Ancak beklemeden onlar soruyorlar. “-İyi de o kadar yıllık sorunlarınız varken neden şimdi ortaya çıktınız?”
Bu soruların arkasında sanki kafalarınca inandıkları bir cevap varmış gibi… Bazı kesimler kendince bir komplo teorisinin küçük piyonları olarak görüyor bizi. Tabii ki içimizden bazıları da bu teoriye inanıyor.
Oysa biz…
Bu kadar sesimizin gür çıkmasında en büyük faktör tabii ki zaten dolu olan bardağın üstüne konan bir damla idi. Neydi o damla? Biz hak ve adalet mücadelesi verirken subaylara yapılan zam. Derken sahneye TEMAD Başkanımız çıktı. Açıkçası benim ağzımı açık bırakan bir performans sergiliyor. Bir çoğumuzun da aynı düşündüğünü zannediyorum. Bir hafta öncesine kadar TEMAD’ın eylemsizliğine karşı yavaş yavaş yükselen homurtu yerini bir tebessüme bıraktı.
Bu gece Okan Bayülgen’in “Kral Çıplak” programını izledim. Sohbet o kadar hoş ve her şeyi açıklayan bir havadaydı ki Sayın Okan Bayülgen’i ve Sayın TEMAD Başkanımız Ahmet Keser’i tebrik etmek gerek. CNN Türk’te Tarafsız bölge vardı. Kendimce bir iki Twit de oraya gönderdim. Sayın Ahmet Hakan Harp Okulu Mezunu konuğuna sanırım gelen twitlerin de etkisiyle bir soru sordu. Emekli assubayların hukuksal arayışları konusunda ne düşündüğünü yönelttiğinde konuğun kabul etmeyeceğini düşündüm. Ancak konuk gayet açık yüreklilikle “Assubaylar haklıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde kast sistemi maalesef vardır.” Dedi.
Göründüğü kadarıyla her şey güzel gidiyor. Haklı olduğumuzu söylüyorlar. Ancak bu haklılığın sonucunda “haklısın ama alacağın yok.” Deyip bir Bizans oyunu oynarlarsa şaşmamak gerek. Sonuçta bu topraklarda “Bizanslılar” da yaşadı.
İçimden gelen bir his tam kırılma noktasında olduğumuzu söylüyor. Hükümet ufak tefek adımlar atıyor. Genelkurmay mecburen de olsa sesimizi duyuyor. Ancak biz iki yıl önceki sözde astsubay devrimini çok iyi biliyoruz. Sonuçta rütbe bekleme süresi uzatılmış ve nöbetten düşme süresi böylece daha ileri alınmış oldu. Maalesef biz bir el uzatıldı diye sevinirken, o el bizi daha aşağıya itmişti. Şimdi daha güçlüyüz ancak daha dirayetli olmamız gerek. Şu an küçük bir adımla bizi geçiştirmeyi planlıyorlar. Hükümet bizim temsil tazminatı almamıza hiç sıcak bakmayacak. Genelkurmay Başkanlığı maalesef bir mantalite değişikliğine gideceğe hiç benzemiyor.
Bizim sorunlarımız birbirinden ayrı değildir. Tamamen birbiri ile alakalıdır. O nedenle temel bir düzenleme istiyoruz. Bu havayı yakaladık. Lütfen bunun peşini bırakmayalım.
TEMAD Başkanımızın seslendirdiği konulara önce biz inanalım. OYAK’ta, Sosyal Tesislerde ve özlük haklarında bir iyileştirme istiyorsak bu gücümüzü 926 sayılı kanun ve hakları düzenleyen Anayasadan alıyoruz. Bu çıkışımız için bizi hâlâ daha iyileştirme yapıyor görüntüsüyle kandırmaya çalışan bir yapılanma ile karşı karşıya kalabiliriz.
Anlaşılıyor ki Başkanımız sorunlarımızı iyi anlatıyor. Anlayanlar da iyi anlıyor. Gerisi uygulama yapacaklara kalmış. Bizim arkamızda geri döneceğimiz bir köprü yok. Biz “Kral Çıplak” dedik. Biz sıkı durmaz isek önce bizim isteklerimizi sulandıracaklar. Sonra da bu “Kutsal Mayıs Hareketini” bir yeniçeri ayaklanması gibi sunacaklar.
Saygılarımla…

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeleri hakkında yayınlanan bildiriyi dudaklarımda acı ve alaycı bir gülümsemeyle okuyorum.
Yıllardır Cumhuriyetin ve demokrasinin bekçisi olduğunu savunan bir ordunun bu gün çoğunluğu general olmak üzere emekli ya da halen görevde olan birçok mensubunun darbeye teşebbüs etmek, demokrasiyi sekteye uğratmak, mevcut hükümeti devirmek, silahlı çete kurmak gibi çeşitli suçlardan tutuklu bulunması yargılanması düşündürücü ve trajikomik değil mi? Demokrasi ve hukukun üstünlüğünden bahsederken Kendi içerisinde demokrasi ve hukukun üstünlüğünü içselleştirememiş olmak garip ve düşündürücü değil mi?
Başkaları için demokrasi ve hukuku çok görenlerin hukukun bir gün herkese lazım olacağını yaşayarak öğrenmeleri acı değil mi? Bu gün yine mensuplarının hemen hemen her gün yeni bir gözaltına alınma ya da tutuklanması haberlerinin verildiği Türk ordusunun en tepesindeki kişinin hâlâ “Türk ordusu dünyanın en disiplinli ordusudur.” diyebilmesi ne kadar inandırıcıdır?
“TSK içerisinde, statü hukukuna dayalı görev bölümü oluşturulmuştur. Bu statülerden birine talep, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir.” açıklaması ile Assubaylar aleyhine yapılan haksızlıkları hukuksuzlukları Assubayların kaderi olarak kabullenmelerini bekleyemezsiniz, isteyemezsiniz. “Sesinizi çıkarmayın bekleyin sizin özlük haklarınız için de çalışmalar yapılıyor.” diyerek koskoca bir camiayı yıllardır beklenti ve umut içerisinde oyalamaya hakkınız yok.
Sayın Ahmet KESER ve ekibi Assubay camiası tarafından Assubayların onur mücadelesinin verilmesinde lider, temsilci ve sözcü olarak seçilmiştir. Assubay camiasının sorunlarını dile getiren seçilmiş bu kişiler hakkında Genelkurmay Başkanlığı tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çok önemli bir gücünü teşkil eden astsubaylarımız hakkında gerçeklere dayanmayan açıklamalar yaparak, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği ve derneğin kuruluş amaç ve çalışma alanının tamamen dışında, muvazzaf personelimizi tahrik etmeye yönelik girişimlerde bulunduğu esefle izlenmektedir.” açıklamasının yapılması esef verici değil midir?
Genelkurmay Başkanlığı da yaptığı açıklama ile:
Astsubayların 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselmesinin hâlâ sağlanmadığı
AİHM tarafından hukuk ihlali sayılan disiplin amirlerince Astsubaylara da verilen oda ve göz hapsi cezalarının hâlâ kaldırılmadığı
Yarbay ve daha üst rütbeli subaylara verilen görev tazminatının, birinci dereceye yükselmiş görevdeki ve emekli astsubaylara da verilmediği
gibi gerçek ve sorunların varlığını, Kasım 2008 ve daha öncesi yıllarda olduğu gibi düzeltilmesi için çalışmaların yapıldığını kabul etmiş, bir nevi itiraf etmiştir. Yıllarca söz verilmesine rağmen bir türlü çözüme kavuşturulmayan bu gibi sorunların Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeleri tarafından dile getirilmesi mi kışkırtıcılık ve gerçeklere dayanmayan açıklamadır?
Yıllardır Assubaylara tercihlerinin kaderleri olduğunu benimsetmeyi dayatan statükocu zihniyet “öğrenilmiş çaresizlik” psikolojisini içimize işlemişlerdir. Maalesef öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine sokulan pek çok meslektaşımız elinden bir şey gelmeyeceğini, içinde bulunduğu durumun değişmeyeceğini kabullenmiş kendi kendini pasivize etmiştir. Bize statükocu zihniyet tarafından öğretilen ve dayatılan içinde bulunduğu durumu kabullenme, çaresizlik psikolojisinden bir an önce sıyrılarak Assubayların onur mücadelesi uğrunda cesurca hizmet veren Emekli Astsubaylar Derneği ve Üyelerine destek olmak hepimizin öncelikli görevidir.
Büyük şair Behçet Necatigil’in dediği gibi; “Çaresizseniz, Çare Sizsiniz!”...
27 Mayıs Askeri Darbesi, 12 Mart Muhtırası, 1980 Askeri Darbesi, 28 Şubat Post Modern Darbesi, 27 Nisan E-Muhtırası, yıllarca basında, televizyonlarda siyaset bilimcilerle tartışılıp durdu.
Demokrasi özlemiyle yanıp tutuşan Türk halkı, her askeri müdahaleden sonra demokrasinin yanında, mağdur görülen siyasetin yanında olarak gerekli tepkisini hep verdi. Son olarak, Türk halkı, gelir adaletsizliğini hissetmesine rağmen 27 Nisan e-muhtırasına tepki olarak Adalet ve Kalkınma Partisini mağdur görmüş ve bundan dolayı Ak Parti adeta oy patlaması yaşamıştır. Biz de elden geldiğince 27 Nisan E-Muhtırasına karşı duruş sergiledik. Derken, sadece demokrasi bekleyen Türk halkının “İleri Demokrasi”yi yaşamaya başladığı iktidar partisince dillendirildi.
İleri Demokrasi, gerçekten de her vatandaşı umutlandırmıştı. Astsubaylar da bu umutla, ileri demokrasi ortamında hoşgörünün hâkim olacağını, gelir adaletsizliklerinin çözüme kavuşacağını ve sorunlarının çözüleceğini hayal etmekteydiler ki, TSK’nın bazı kadro ve sınıf personeline yapılan zamlardan yer alamayınca büyük hüsran yaşadılar. Çalışan ve emekli astsubay adaletsiz olduğu düşünülen zam şokunu üzerinden atamamış haldeyken, üstüne üstlük, bir de, adeta Muhtıra niteliğini taşıyan 4 Mayıs 2012 tarihli Genelkurmay Bildirisiyle karşılaştılar.
****
“1. Bazı basın ve yayın organlarında, muvazzaf ve emekli astsubayların özlük hakları hakkında doğru olmayan haber ve yorumlar yer almaktadır.
2. Dünyanın diğer ordularında olduğu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri de; statü, görev ve sorumlulukları mevzuat ile belirlenmiş, personelin hiyerarşik bir emir komuta yapısı içerisinde görev yaptığı, büyük bir kurumdur. Statü hukukuna dayalı görev bölümü; subay, astsubay, sivil memur, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli er, erbaş ve er şeklinde oluşturulmuş, buna uygun olarak sorumluluk ve yetkiler paylaştırılmıştır. Bu statülerden birine talep, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir.
Benzer yapılar resmî veya özel diğer kurum ve kuruluşlarda da mevcuttur. Bu açıdan; birbiri ile kıyaslanamayacak statü, görev ve sorumlulukları nedeniyle personelin sahip olduğu bazı hak ve yetkilerin eşitsizlik veya adaletsizlik olarak nitelendirilmesi asker ve sivil kurum ve kuruluşların doğasına aykırıdır.
3. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler; yüce devletimizin sağladığı imkânlar, ülkemizin şartları ve askerlik mesleğinin kuralları dikkate alınarak, bir sistem bütünlüğü içinde incelenmekte; Genelkurmay Başkanlığı yetkisindeki düzenlemeler hayata geçirilmekte, diğer konular ilgili makamlara teklif edilmektedir.
4. Bu arada, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyelerinin de bazı medya organlarında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin çok önemli bir gücünü teşkil eden astsubaylarımız hakkında gerçeklere dayanmayan açıklamalar yaparak, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği ve derneğin kuruluş amaç ve çalışma alanının tamamen dışında, muvazzaf personelimizi tahrik etmeye yönelik girişimlerde bulunduğu esefle izlenmektedir.
5. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olan astsubaylarımızın özlük hakları, eğitim olanakları, sosyal hakları ve sahip oldukları yetkiler konusunda bugüne kadar yapılan çalışmalar aşağıda özetlenmiştir.
- Terörle mücadelede aynı görevi yapan personele ödenen tazminatlar, statü ayrımı yapılmadan eşit miktarda artırılmıştır.
- Mahrumiyet bölgeleri ile patlayıcı madde imhası gibi riskli ve özellikli görevlerde çalışan personele, statü ayrımı yapılmaksızın tazminat verilmiştir.
- Subaylara benzer esaslarla yüksek lisans kıdemi alma hakkı verilmiştir.
- Yurt dışı daimi ve geçici görev kadroları ile yurt içi ve yurt dışı lisan kurslarının kontenjanı artırılmıştır. (Yurt dışı sürekli görev kontenjanı 57’den 111’e çıkarılmıştır.)
- Sicil verme yetkileri artırılmıştır.
- Subaylara verilen üst düzey karargâh eğitimine benzer şekilde, yılda 128 astsubayımıza Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi ve bu eğitimi bitirenlere bir yıl kıdem verilmeye başlanmıştır.
- Astsubaylıktan subaylığa geçişte % 15 olan kontenjan, 2012 yılından itibaren % 25’e çıkarılmıştır.
6. Bunun yanı sıra, yetkili makamlara teklif edilenlerden önemli olanlar aşağıda özetlenmiştir.
- Astsubayların 1’nci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselmesinin sağlanması,
- Yarbay ve daha üst rütbeli subaylara verilen görev tazminatının, birinci dereceye yükselmiş görevdeki ve emekli astsubaylara da verilebilmesi (Aylık yaklaşık 385 TL),
- Hâlen, MİT ve Emniyet Hizmetleri sınıfından emekli olan personele verilen 100 TL ilave ödemenin emekli astsubaylara da verilmesi,
- Mecburi hizmet süresinin 15 yıldan 10 yıla düşürülmesi,
- Astsubaylara verilebilenler de dâhil olmak üzere tüm oda ve göz hapsi cezalarının kaldırılması,
- Sicil veren astsubayların maiyetindeki personele disiplin cezası verebilmesi.
7. Sonuç olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri; birbirlerine gönül bağıyla kenetlenmiş fedakâr ve kahraman mensuplarının moral ve motivasyonunu en üst düzeyde tutmak maksadıyla, devletimizin sağladığı imkânları kullanmak suretiyle, ihtiyaç duyulan ve yetkisi dâhilindeki düzenlemeleri titizlikle yapmaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”
****
Şimdi bildiriyi yorumlayalım;
Şu ana kadar TEMAD yetkililerinin doğru olmayan bir açıklamasına denk gelinmemiştir. Dünyanın diğer ordularında çalışan astsubayların durumu, bizzat yurt dışında çalışan astsubaylarca incelenmiş ve olumsuzluklar gündeme getirilmiş olmasına rağmen, gündeme getirilen hususlar bugüne kadar ne yazık ki düzeltilmemiştir. Mesela; İngiltere, Fransa, Belçika, Almanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerde –ki bu ülkelerin Osmanlı’nın son zamanlarında Başkent İstanbul dahil Anadolu’yu paylaştıkları bir tarihi gerçektir- astsubay rütbeleri apolette; uçuş personelleri çift kanat bröve takmakta; yurt dışı daimi görevde bulunan ve subaya verilen görev tazminatları ve bazı özlük haklarının astsubaya verilmediği, ast üst ilişkilerinin adeta arkadaşlık ortamında geçtiği, belirtilmesine rağmen –ki bunların pek çoğu devlete maliyet getirmeyen ancak moral ve motivasyonu artırıcı hususlardır- ne yazık ki görmezden gelindi. (Basit bir uçuş brövesinin tek kanat oluşunun yanlışlığı ve dünyadan örnekleri 2006 yılında başlı başına, bir yazımızın konusu olmuştu)
Subaylarımızın pek çoğu Konya Selçuk üniversitesi başta olmak üzere pek çok üniversiteden, üstelik de kadro gözetilmemeksizin yüksek lisanslarını tamamlamış, karşılığında kıdemlerini, kıdemlerinin karşılığı maaş artışlarını almışlardır. Fakat son düzenleme ile astsubaylara verilen yüksek lisans hakkı ne yazık ki geçmişte subaya verilen şekilde değil, kadro sınırlamasına takılmıştır.
Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi denilmekte. Peki üst karargahta yıllarca ve halen bu eğitimi almadan hizmet veren astsubayın durumu ne olacak?
TSK, yıllarca, tabandan gelen astsubayı subay yapacağına yedek subaydan kadrolarını tamamlamayı tercih etmiştir. Hâttâ kimi yıllar astsubaydan subay olunan sınavları da ne yazık ki uygulamamış, iptal edilmiş, zaten sınırlı olan statüler arası akışkanlığı durdurmuştur. Ve muvazzafların ilk yıllarında olduğu üzere, yedek subaylıktan muvazzaf olan personelin pek çoğunu da astsubaylar önemli mesleki destek sağlamıştır.
Bildirinin altıncı maddesinde ise hükümete iletildiği anlaşılan hususlar yer almakta. Fakat Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek Tv. Programına 1 Mayıs günü konuk olan Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in pek de astsubaylardan haberdar olduğu ne yazık ki söylenemez.
Belli sınırları olan, adalet, güvenlik, eğitim, sağlık gibi teşkilata sahip devleti meydana getiren insanlar; meydana getirmiş oldukları devletin altında adaletsizliklerle karşılaşmamalıdır. Ancak görülen odur ki, adaletsizlikler oluşturulmuş, adalet isteyenler devlet tarafından görülmemekte ve üstelik de adeta tehdit edilmekte.
Sonuç,
Tabanının desteklemediği, geçmiş TEMAD yönetiminin, demokrasiyle örtüşmeyen 27 Nisan E-Muhtırasına verdiği açık destek tarihteki yerini almıştır. Ancak yeni yönetim tam bir demokrasi tutkunu, haklarının peşinde olan kararlı bir tutum sergilemektedir. Hâl böyleyken, siyasi havanın “Genelkurmay benim memurumdur” denilme noktasına ulaşıldığını gördüğümüz, ileri demokrasinin olduğu iddia edilen bir zamanda, 27 Nisan E-Muhtırasında demokrasinin yanında yer almış olan tabandaki astsubaylar, 4 Mayıs günü adeta bir muhtıra ile karşı karşıya kaldılar.
Bakalım, hükümet başta olmak üzere TBMM, köşe yazarları ve siyaset bilimciler konuyu nasıl değerlendirecek ve kimin yanında yer alacaklar?
Orhan Kaya
TARIH : 04 Mayıs 2012
SAAT : 11:15
NO : BA - 02 / 12
1.Bazı basın ve yayın organlarında, muvazzaf ve emekli astsubayların özlük hakları hakkında doğru olmayan haber ve yorumlar yer almaktadır.
2.Dünyanın diğer ordularında olduğu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri de; statü, görev ve sorumlulukları mevzuat ile belirlenmiş, personelin hiyerarşik bir emir komuta yapısı içerisinde görev yaptığı, büyük bir kurumdur. Statü hukukuna dayalı görev bölümü; subay, astsubay, sivil memur, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli er, erbaş ve er şeklinde oluşturulmuş, buna uygun olarak sorumluluk ve yetkiler paylaştırılmıştır. Bu statülerden birine talep, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir.
Benzer yapılar resmî veya özel diğer kurum ve kuruluşlarda da mevcuttur. Bu açıdan; birbiri ile kıyaslanamayacak statü, görev ve sorumlulukları nedeniyle personelin sahip olduğu bazı hak ve yetkilerin eşitsizlik veya adaletsizlik olarak nitelendirilmesi asker ve sivil kurum ve kuruluşların doğasına aykırıdır.
3.Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler; yüce devletimizin sağladığı imkânlar, ülkemizin şartları ve askerlik mesleğinin kuralları dikkate alınarak, bir sistem bütünlüğü içinde incelenmekte; Genelkurmay Başkanlığı yetkisindeki düzenlemeler hayata geçirilmekte, diğer konular ilgili makamlara teklif edilmektedir.
4.Bu arada, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyelerinin de bazı medya organlarında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin çok önemli bir gücünü teşkil eden astsubaylarımız hakkında gerçeklere dayanmayan açıklamalar yaparak, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği ve derneğin kuruluş amaç ve çalışma alanının tamamen dışında, muvazzaf personelimizi tahrik etmeye yönelik girişimlerde bulunduğu esefle izlenmektedir.
5.Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olan astsubaylarımızın özlük hakları, eğitim olanakları, sosyal hakları ve sahip oldukları yetkiler konusunda bugüne kadar yapılan çalışmalar aşağıda özetlenmiştir.
6.Bunun yanı sıra, yetkili makamlara teklif edilenlerden önemli olanlar aşağıda özetlenmiştir.
7.Sonuç olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri; birbirlerine gönül bağıyla kenetlenmiş fedakâr ve kahraman mensuplarının moral ve motivasyonunu en üst düzeyde tutmak maksadıyla, devletimizin sağladığı imkânları kullanmak suretiyle, ihtiyaç duyulan ve yetkisi dâhilindeki düzenlemeleri titizlikle yapmaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
KAYNAK: http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_1_basin_aciklamalari/2012/ba_02.htm
Düne kadar umut içinde, geleceğin daha güzel olacağını, sorunlarının çözüm bulacağını hayal ederek yaşam mücadelesi veren çalışan ve emeklisiyle astsubaylar, uzman jandarmalar ve uzman erbaşlar seslerini idare edenlere duyurmak için gerek temsilcileri olan dernekleri yoluyla, gerekse yüzyüze görüşmeleri yoluyla ülkeyi yöneten seçilmişlere ve dolayısıyla seçkinlere onlarca dert anlatmalarına rağmen, umutvari sözlerle geri çevrilmekteydiler.
Derdi anlatanlar o denli umutluydular ki, “çalışmalar nasıl gidiyor” denildiğinde, “yüz yılın değişimi olacak, başbakan yardımcılarına, genelkurmay başkanına sorunlarımızı şimdiye kadar olmadığı kadar açık seçik anlattık, konuları başbakana ilettik, kesin bir çözüm bekliyoruz, başka kanallardan konularımız dile getirilmesin, tepki alırız” deniliyordu ki; meğerse sayın idareciler bu esnada üstlerin bir kısmına zamma karar vermişler bile.
İlk olarak oncekultur sayfasında yayınlanarak tüm ilgililere ulaşan zam kararına ait Bakanlar Kurulu Kararnamesi, okuyucunun büyük eleştirilerine sebep oldu.
Her zaman bir şekilde kayba uğrayan ast personeller olurken, bu kararname ile bazı sınıf ve kadrolarda görevli subaylar da kayba uğramış oldu. Bu durum acaba silahlı kuvvetler içerisinde zam yoluyla seçilmiş kadrolara yönelik, ileriye yönelik bir oluşum süreci mi var? Sorusunu da beraberinde getirdi.
Bir araya gelme, birlikte ses vermek, doğrusu ulusal yayın organlarında da kendini gösterdi. Televizyonların, radyolarının sabah programlarında binlerce iletiyi gören sunucular hayretlerini gizleyemediler. Dikkat çeken bu güç vesilesiyle olsa gerek, yedi aydır yönetimde olan TEMAD yöneticileri 3 Mayıs 2012 günü TV 8 kanalında oturuma davet edildiler.
Burada önemle üzerinde durulması gereken husus böylesine büyük bir sayıya ulaşan grup yönetiminin, yanlış ellere geçmemesi ve doğru idare edilmesidir. Doğru idare şekli, günümüzde Atatürkçü Düşünceyi dışlayan, siyasi bulanların eline geçmemesidir. Kaldı ki astları, oylarını alarak görmezden gelen, sınıflar arasındaki eşitsizliği üstünden yana açan da bu düşüncedir.
Burada yeri gelmişken OYAK ile ilgili olarak da; OYAK’ta, mağdur dilekçeleri dayanak gösterilerek TBMM komisyonunca sürdürülen çalışmalar da dikkatle takip edilmelidir. Bir iktidar partisini ve dolayısıyla ülkeyi idare eden bakanlar kurulu ve yürütmenin başının onay verdiği son TSK zammı beraberinde bir düşünceyi de adeta somutlaştırmaktadır.
Kısacası, OYAK’a gelebilecek bir zarardan yine ezilenler mağdur olacak görünüyor. Çünkü üstler fazlaca olmasa da Türkiye şartlarına göre iyi bir yaşam sürdürecek gelire zaten sahipler…
Yanlışlardan dönmek, hataları görebilmek için birey ve toplum olarak ÖZ ELEŞTİRİ yapmaya, yapanlara da AÇIK olmayı bilmeliyiz.
Görev zamanında çoğumuz yaşanılan olaylarda "BEN olsam yapmaz veya ŞÖYLE yapardım" dediğimiz olayları görmüşüzdür. Olaylarda DOĞRU karar verebilmek OLAYLARI BİREBİR yaşamakla mümkündür. Bugün kolay KARAR verilebileceğini sandığımız bir olay karşımıza çıkıp SORUMLULUK alındığında önceden KOLAY görülen KARARLARIN öyle BASİTÇE alınıp, geçiştirelemediği KARAR verilirken ZORLANILDIĞINI görürsünüz.
Tecrübeler KARAR verirken MASANIN ÖNÜNDE ve ARKASINDA olunulduğunda SORUMLULUKLARIN artarak değiştiğini göstermiş, karar aşamasında ZORLUKLAR yaşanılsa da bizleri OLGUNLAŞTIRMIŞ, PİŞİRMİŞTİR.
İRDELEYECEĞİM olaylarda KİMSEYİ MÜDAFA EDİP KORUMAYI, KİMSEYİ DE YERMEYİ DÜŞÜNMEDİM. Lütfen yazıyı okuyanlar SAMİMİ ve DÜRÜSTÇE aynı konumda olsalar FARKLI olarak NELER yapabileceklerini düşünsünler YETER.
Şimdi şu anda halen TEMAD Genel Bşk. olan arkadaşımız sayın Ahmet KESER Assubay SORUNLARININ tümünü çözerek karşımıza ÇIKMAK ister mi, istemez mi? Sorunları ÇÖZMEYE aday oldum işte KARŞINIZA da sorunları ÇÖZMÜŞ olarak GELDİM demek onun AMACI ve en büyük İSTEĞİ, böyle bir ruh hali YAŞAYABİLMEK ÖZLEMİNİ çektiği ORTAM değil midir ?
Umuyorum ki benim gibi herkes "EVET, TABİİ " diyordur. Ben inanıyorum ki Sayın KESER bunun için yoğun bir şekilde çalışıyor ve buna kafa yoruyordur. Bu konuda HİÇ tereddütüm YOKTUR.
Sorunlarımızı önceki YÖNETİMLERDE GÖREV alan GENEL BŞK. ve YÖNETİMLERDEKİ arkadaşlarımızın ,büyüklerimizin de ÇÖZMEK için GAYRET sarfettiklerine İNANCIM sonsuz olup, bu konuda da onlar adına da HİÇ bir ŞÜPHEM yoktur.
Düşünsenize YILLARDIR UYGULANAN TAHAKKÜM ve UYGULAMALARDAN mağdur ve perişan olmuş 100.000 kişilik bir TOPLUMUN HAKLARINI kazandırmak bir KİŞİYE ne KADAR GURUR, ONUR verir. Bunu KİM yapmak istemez? Kim böyle bir BAŞARIYLA toplumun önüne çıkmak istemez? Bundan büyük bir MUTLULUK olabilir mi? Bu SEVİNÇ ve MUTLULUĞU yaşamak istemeyen olur mu?
Geçmiş dönemde ve şimdi görev yapan arkadaşlarımızın, büyüklerimizin OMUZLARINDAKİ YÜK AĞIR olduğu gibi, verdikleri, verecekleri MÜCADELE de ÇOK ama ÇOK ÇETİNDİR. Onun için zaman zaman YÖNETİMDE bulunan büyüklerimizi, arkadaşlarımızı CESARETLENDİRMEK, TEŞVİK etmek için yazdığımda yakın arkadaşlarımız tarafından "NEDEN YANLIŞLARINI " yazmıyorsun gibi SÖZ ve DAVRANIŞLARLA karşılaştım. YÖNETİMDE olanların YAPTIKLARINI ve YAŞADIKLARINI görüp, bildiğim için toplumumuza zarar vermemek adına SUSTUM. Susmam arkadaşlarım tarafından SÜKUT İKRARDAN GELİR diye yanlış değerlendirildi. Yine de SUSTUM, zaten konuşanlar vardı, KONUŞMAMIN gereksizliğine İNANARAK camiamız adına yine de SUSTUM.
Bugün geldiğimiz noktada bu YAZIMI neden yazdım? Neden yine SUSMADIĞIMI sormanız en doğal olanıdır ve de hakkınızdır.
Arkadaşlarım, ANKARA' ya gideniniz Gn. Merkezimizi ZİYARET edeniniz vardır. Eğer BAŞKENTE gidipte, Gn. Merkezimize uğramıyorsanız YANLIŞ yapıyorsunuz demektir. Varsa vakit ve fırsatınız GİDİN görüşün BİLGİ alış-verişinde bulununuz. Düşünce ve isteklerinizi AÇIKÇA dile getiriniz. İLETİŞİMİMİZ arttığı oranda SORUNLARIMIZIN çözümü KOLAYLAŞACAKTIR. Gidin görün ki Gn. Merkezde görevlilerin YATMADIKLARINI, BÜYÜK ÇABALAR sarfettiklerini anlayın, İşlerinin KOLAY olmadığını görün. Onlara DESTEK olun. Sizleri yanlarında görmek onları GÜÇLENDİRECEKTİR.
TSK'nın yasaları MSBlığı tarafından düzenlenir takip edilir. Hepimiz biliyoruz ki iki dönem MSBlığı yapmış kişinin dilinden ASSUBAY yasaları düşmedi ÇIKTI-ÇIKIYOR-ŞU ANDA VERİLMESİ ETİK OLMAZ ama en kısa zamanda TAKİPÇİSİ BİZZAT ben olacağım diyerek OYALADI ve arkasına bakmadan GİTMİŞ, BAŞBAKAN "BÖYLE YANLIŞI NASIL YAPARIZ, DÜZELTİN GETİRİN" DİYEREK, önüne getirildiğinde şimdi BÜTÇE MÜSAİT değil, GENKUR BŞK. "Assubay devrimlerini" YAPIYORDU. Bunu bize değil YAZILI ve GÖRSEL basına çıkarak söylemiş. Arkasına bakmadan emekli olmuştur.
Şimdi tüm bu GELİŞMELE ve YAŞANANLAR karşısında Gn. Bşk. Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin olmuş farkedecek miydi? Ahmet olsaydı SÖZLERİNDE durmayan bu YETKİLİLERİN boğazına sarılıp VERİLMEYEN haklarımızı zorla mı alacaktı ?
Olaylara MANTIKLI ve AKILCI yaklaşmamız gerekir. Arkasında YETERLİ bir GÜÇ olmadığı sürece GN. Bşk. ve yönetimi hiç bir şey DEĞİLDİR, hiç bir şey yapamaz. Sadece bugün yaptıkları SEKRETARYALIK görevini sürdürür, dosya alır-dosya verilir.
CANLI örneğini toplumumuz yaşamıştır. Eski Gn. Başkanımız heyetiyle Başbakan sayın Süleyman DEMİREL' E çıkarak SORUNLARIMIZIN çözümünü isterler. Sayın DEMİREL DE kayıtlı KAÇ üye olduğunu sorar. Gn.Başkanımız abartılı bir rakam söyler ama KURT politikacı Bşk. senin KAYITLI ÜYENİN SAYISI BU KADAR, sen KAYITLI üyelerini söylediğin rakamlara çıkardığında HAKLARINI sana ben VERMEM, O SAYIYLA ZATEN SEN KENDİN alırsın demiştir. İŞTE GERÇEK BURADA YATMAKTADIR. O gün, bugün hâlâ aynı YERDEYİZ.
Daha yeni İzmir-Konak İlçe Başkanımız ÜYE olmayan, derneğe soğuk bakan arkadaşlarımızın tavırlarından SIKINTILARINI dile getirmiştir. Mahalli yöneticilerle görüştüğünde üye sayısının 100 cıvarında olduğunu söyleyince YETKİLİLERİN şaşkınlık geçirerek birbirlerine bakarak sayının çok yetersiz olduğunu söylemişlerdir.
Düşünün bu durumdaki Bşk. KİRA-ELEKTİK-TLF. ücretleriyle başa çıkmak için mi yoksa CAMİAMIZ sorunlarıyla mı uğraşabilir? Derneği kapatmamak için çaba göstermesi bile çok büyük FEDAKARLILIKTIR. İşte genel görünümümüz budur. Gelin çözümü sizler söyleyin.
Onun için SUÇU başkalarında arayacağımıza KENDİMİZE bakmalı, sorgulamalıyız. BÜYÜK bir GÜÇ olarak yanında olamazsak genel merkez ne yapabilir? Kendinizi onların yerine koyun.
Ülkemizin muhtelif İl ve İlçelerinde ikamet eden E.Asb.lar bulundukları yerde organize olarak BİR ARAYA geldiğinde ve ÜLKE çapında bir GÜÇ sergilediğimizde Gn.Mrk. ve Gn. Başkana İTİCİ GÜÇ olabilir, o zaman Sayın DEMİREL'İN dediği gerçekleşir. Haklarımız verilmez, HAKLARIMIZI BİZ alırız.
İL VE İLÇE TEŞKİLATLARINDA GÜÇLENİP BŞK. VE YÖNETİMLERİN YANINDA YETERLİ SAYIYLA BULUNAMADIKÇA, GENEL MERKEZİN, GENEL BAŞKANIN ELİNİ GÜÇLENDİRMEDİKÇE, ARKASINDA YAPICI, CAYDIRICI KONUMDA OLACAK GÜÇ GÖSTERİLEMEDİKÇE, BİRLİK BERABERLİK SAĞLANAMADIKÇA YAPILAN ve YAPILACAK olanların tümü BOŞA KÜREK ÇEKMEKTİR.
Saygılarımla.
Değerli arkadaşlarım
Sözün bittiği yerdeyiz. Artık ondan, bundan beklemek, yardım istemek yerine bizler DURDURULMAK ve KONUŞULMAK talebiyle görüşülmek üzere hareketlere geçmeliyiz. DURDURULMAK kelimesine takıldığınızı düşünüyorum. Yapılan HAKSIZLIKLAR karşısında ÖYLE BÜYÜK bir GÜÇ ve ORGANİZEYLE HAKLARIMIZI almak için MEYDANLARA inmeli, değişik EYLEMLER gerçekleştirmeliyiz ki İLGİLİ ve YETKİLİLER toplumun tepkisinden çekinerek, TAMAM durun, gelin KONUŞALIM deme noktasına gelsinler.
Bunu GERÇEKLEŞTİREMEDİĞİMİZ sürece bugüne kadar yaşadıklarımızın aynısını yaşayacak, sorunlarımızın ÇÖZÜMÜ sonsuzluğa kadar olmayacaktır.
Bizler bugüne kadar HAKSIZLIĞA TSK, OYAK ve TBMM'de uğradık. TSK ve OYAK'ta YAPILAN haksızlıklar KURUMSAL VE BİLİNÇLİDİR. TBMM bugüne dek ASSUBAYLAR adına OLUMLU hiç bir YASA ÇIKARMAMIŞ, bu yönde bir çalışma yapmamıştır. TSK'nın baskı ve etkisinden KURTULAMAMIŞ, VESAYETİ kabullenmiştir. Bu davranışlarla MECLİSİN, M.VEKİLLERİNİN BAĞIMSIZ VE ÖZGÜRLÜKLERİ ŞAİBE altında kalmıştır.
Bu durumda hazırlıklarımızı KUSURSUZ bir planlamayla yapmalıyız. Eylemlerde İLGİLİ kurumlara yaklaşma ve eylemlerin yapılacağı alanlara yaklaştırılmama konusu da DEĞERLENDİRİLEREK EYLEMLERİN devamlılığında SIKINTI yaşamayacak ALANLARIN seçilmesi ÖNEM kazanmaktadır. Eylem alanları HALKIN görüp, duyabileceği, bilgilendirilebileceği yerlere yakın ve açık olursa ETKİSİ DE daha büyük olacaktır.
TEMAD Gn merkezinde bulunan LOKALDE TOPLU AÇLIK GREVİNİ gerçekleştirelim.Netice ALINANA kadar EYLEMİ sürdürelim.
TBMM'de ulaşılabilecek M.VEKİLLERİNLE görüşme-randevu talep ederek TOPLU olarak MECLİSE gidelim,SORUNLARIMIZI burada da SES getirecek biçimde hem M.VEKİLLERİNE hem de TOPLUMA gösterelim.
Tüm bu faaliyetlere başlamadan GÖRSEL ve YAZILI basını bilgilendirerek, YILLARDIR kalemiyle HAKSIZLIKLARIMIZI dile getiren YAZARLARLA paylaşarak desteklerini alalım ve EYLEMLERİMİZİ GÜNDEME taşımalarını, YILLARDIR verilen YASAL mücadelemizin SONUÇSUZ kalmasından dolayı ASTSUBAYLARDA artık BIÇAĞIN KEMİĞE DAYANDIĞINI, HAKSIZLIK ve AYIRIMCI DAVRANIŞLARIN dayanılmaz BOYUTA ulaştığını halkımıza yansıtalım.
Unutmayalım BİR defalık EYLEMLER netice vermediğinden EYLEMLERİN devamlılığını ve NETİCE alınana kadar olanlarını seçmemiz GEREKLİDİR.
Aynı sözleri YILLARDIR duymaktan, BEKLENTİ içine girmekten bıkmadık mı? Bunlara GÜVENİLEMEYECEĞİNİ, İNANILAMAYACAĞINI hâlâ ANLAMADIK MI?
TEMAD Gn.Bşk'lığı bir yandan İLİŞKİLERİNİ sürdürürken vakit kaybetmeden EYLEM hazırlıklarını da yapmalıdır. Hazırlıklar tüm yönetim ve üyelere de YANSITILMALIDIR.
Yapılacak her türlü EYLEME hazırız. EYLEMLER KAÇINILMAZ ve ELZEM olduğu noktadadır. İSTER İNCELDİĞİ, İSTERSE DÜĞÜM OLDUĞU YERDEN KOPACAKSA KOPSUN. BUGÜNE KADAR BİZLER DÜŞÜNDÜK, BUNDAN SONRASINI DA ÖZ EVLATLAR VE ÜLKENİN KADERİNİ BELİRLEYENLER DÜŞÜNSÜN. Saygılarımla.
Komutanım, Emekli Assubaylar bildiğiniz gibi rütbeli iken olabildikleri kadar etkilidirler. Ancak son zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik asimetrik saldırı yapanlar emekli assubaylardan da faydalanmaktadırlar. Özellikle mali konular bahane ederek, her konuda Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta yapısını hedef almaktan çekinmeyen artan dozda bir eleştiri söz konusudur.
Komutanım, önce bu yapılanmayı daha sonra da, mücadele yöntemleri konusunu anlatacağım.
Emekli Assubaylar bildiğiniz gibi TEMAD çatısı altında dernekleşmişlerdir. Ancak dernek bu yıla kadar yüzde yüz bizim kontrolümüz altında idi. Seksen yedi şubesi olan bu dernek aslında şube sayısı kadar güçlü değildir. Bu dernek faaliyetlerini ağır aksak idare edebilmektedir.
Emekli Assubaylar birazcık da internet sayesinde kendi aralarında değişik yapılanmalar altında toplanmaktadırlar. Bunlardan en göze çarpanı ise Emekli Assubaylar Güçbirliği Platformu'dur. Bu platform kurucularının yanı sıra bu platforma otomatik olarak kendini ait gören emekli assubaylardan oluşmaktadır. Sayıları aslında çok fazla değildir. Bazen kendi aralarında da derin fikir ayrılıklarına düşmektedirler. Son zamanlarda ayrılık konularını bir kenara bırakarak müşterek olarak bazı konularda fikir birliğine vararak bir takım aktivitelerde başrolü oynamışlardır. Bu yapılanmaya yakın olanlar;
Tüm bu eylemleri subaylarla kendilerini kıyaslayarak, eşitlik adına yaptıklarını söylemekle birlikte zaman zaman hakarete varan üsluplar kullanmaktadırlar.
Komutanım bu oluşumlar daha fazla derinleşmeden birtakım tedbirler alınmalıdır. Direkt olarak yasaklama, hukuksal süreç başlatma veya korkutma yöntemleri daha fazla taraftar toplayacağından kesinlikle uygulanmamalıdır.
Assubaylar aslında son zamanlarda hiç olmadıkları kadar hükümetten ümitli olmuşlardır. Ancak hükümetten somut bir destek göremeyecekleri malumdur. Zira hükümet zaten Osmanlı Statükosu özlemi içerisindedir. Zaten böyle bir düzende Prusya ordularında olduğu gibi assubayın yeri yoktur. Oligarşik bir yapılanmanın içinde subayların önemi daha fazladır. Dolayısıyla Cumhuriyet döneminde haksızlığa uğradıklarından söz eden assubaylar hükümetten medet umarak, aslında yılana sarılmaktadır. Bu nedenle siyasal arayışlarına karşı bir önlem almaya gerek yoktur.
Emekli assubaylar Platformu'nu yok etmenin en geçerli yolu eskiden olduğu gibi TEMAD yönetimine destek vermekten geçer. TEMAD’a yardım etmek, başkan ve yönetim kurulu üyelerine birtakım taltif ve imkanlar sağlamak sanırım yeterli olacaktır. Sonuçta bunlar kabul edilirse birlikte hareket etme güçleri de yok olur. Derneğe rağmen ileri geri birtakım hareketlerde bulunanlar da hizip olarak kalır.
Konu bugünkü haliyle orta ve uzun vadede bir tehlike arz etmemektedir. Ancak özlük haklarında birtakım iyileştirmeler yapılırsa, ileride daha büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkarlar. Bu nedenle kesinlikle özlük haklarının arttırılması önlenmelidir.
Arz ederim.
Değerli Meslektaşlarım
Hepimiz mücadelemiz için elimizden geleni yapıyoruz. Özellikle sitemizde yönetim, yazarlar ve üyelerimiz haksızlıklarımızı dile getiriyoruz. Yazı ve yorumlardan Genel Merkez Yönetiminin bu konularda ne düşündüğünü merak ettiğinizi bildiğim için sayın başkan Ahmet Keser'le bir söyleşi yapmayı düşündüm. Beni kırmadılar. Bu söyleşiyi sizlere aktarırken yazının başlangıcına ne yazabilirim diye düşünürken assubayların özgür sesi olan sitemizin ana sayfasındaki ;
"Biz Assubaylar
Silahlı Kuvvetleri; Kendi yuvası
Mesleğini; Onuru
Ülkesini; Canı ile eş tutmuş şerefli bir mesleğin mensuplarıyız.
Çağdaş Hukuk ve demokrasinin, Atatürk ilke ve inkilaplarının, Misak-ı Milli sınırlarının yılmaz savunucularıyız. Dün olduğu gibi bu gün de canımızı seve seve vermeye hazırız ve kararlıyız.
Bir konuda daha kararlıyız; Anayasal haklarımızı ve verdiğimiz emeğin karşılığını almaya hukuk çerçevesinde, birlik ve beraberlik içinde, elit bir sivil toplum örgütünün üyeleri olarak hak ve adalet mücedelesini sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız.Gücümüzü haklılığımızdan, evrensel hukuktan alıyoruz.
Mutlaka başaracağız, Adalet terazisi mutlaka doğru tartacak."
yazısının hepimizin ortak duygularını dile getirdiğini düşünüp bu kararlılıkta olduğumuzu bir kez daha belirterek TEMAD Gn.Başkanı Sn.Ahmet KESER'le olan söyleşiyi bilgilerinize sunuyorum. Saygılarımla.
Atilla Abaylı
Karşıyaka/İzmir