Muhalefet parti liderlerinin seçim vaatlerini sıralarken iktidar partisine göre daha bonkör davranması doğal karşılanabilir. Ancak, iktidar partisinin lideri Başbakan'ın vaatlerini dile getirirken, özellikle de MALİ konularda bol keseden mavi boncuk dağıtma şansı olmamalıdır. Özellikle de uzun süredir haklı gerekçelerle dile getirdiğimiz taleplerimizin gerçekleştirileceği üç ayrı mitingde Başbakan tarafından söylendi. Muhtemelen 64ncü Hükümet'in de Başkabakan'ı da olacak Sn. Davutoğlu'nun "Söz ağızdan bir kez çıkar" kuralına uymasını umuyorum elbette!

Bu bağlamda pek çok platformda dile getirdiğimiz Haklı Taleplerimiz'e bir kez daha göz atarak devam edelim;

  • ASSUBAY MYO İNTİBAKLARI
  • BAŞLANGIÇ DERECESİ (9/2)
  • TAZMİNATLAR
  • SİCİL AFFI

Başlıkta da dile getirdiğim "Devlet Kaynağı Her Zaman Bulur" argümanına dayanarak, yasal dayanakları sağlam olan Haklı Taleplerimiz için hazırlanacak "Kanun Maddeleri"nin muhtemelen formatları şöyle olacak;

2003 Öncesi Mezun Astsb. ve Emeklilerine Bir Derece Verilmesi

Madde ..... (1) Bu kanuna ekli .... sayılı Cetvele tabi Astsubaylar ile bunların emeklilerinin intibakları, müktesep hakları saklı kalmak kaydıyla, bu kanuna ekli .... sayılı Cetvele uygun olarak yapılır. Bu intibaktan dolayı hak sahiplerine herhangi bir ödeme yapılmaz.

Gösterge ve Ek Gösterge Tabloları;

(EK: ..../..../ md.) Personelin öğrenim durumlarına göre göreve giriş derece ve kademeleri aşağıda gösterilmiştir.

(1nci VERSİYON): Astsubaylardan hazırlık sınıfları hariç olmak üzere bitirdikleri fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarının öğrenim süresi; İki yıl olanlar 9'ncu derecenin 2'nci kademesinden, üç yıl olanlar 9'ncu derecenin 3'ncü kademesinden, dört yıl ve daha fazla olanlar 8nci derecenin 1nci kademesinden göreve başlarlar.

(2nci VERSİYON): (Ek: ..../.../... md.) Astsubay meslek yüksek okul mezunları ve kendi nam ve hesabına fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okulunu bitirerek temel askerlik eğitiminde başarılı olup Astsubay çavuşluğa nasbedilenler, EK - VIII/A sayılı cetvele göre 9ncu derecenin ikinci kademesinden göreve başlarlar.

MADDE GEREKÇESİ: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu paralelinde personelin hak kaybına uğramaması maksadıyla düzenlenmiştir.

Görev Tazminatı yerine **TSK VAZİFE TAZMİNATI**

Yukarıda bahsettiğim 2 konu tamamen TSK personelini ilgilendiriyorken ''Tazminatlar'' (Makam-Görev-Temsil)meselesi tüm memurlar ve emeklilerini ilgilendirmekte ve bu konu telaffuz edilmeye başlandıktan sonra 657 her zaman olduğu gibi elini çok çabuk tuttu ve ÜNVAN - KARİYER - UZMANLIK konusundaki çalışmalarını bitirdi ve gelecekte olacak yasal düzenlemelere hazırlıklı vaziyete geldi. Bu tazminatlardan faydalanacakların sayısı artınca ödenecek tutar da doğal olarak çok yukarılara çıktı ve ilgili bakanlıkların geri adım atmasına neden oldu.

Konunun bu tarafını şimdilik burada bırakıp ÇÖZÜM'den bahsedeyim; Görev Tazminatı 375 sayılı KHK gereğince sadece Makam Tazminatı almaya hak kazanan personele verilen bir tazminattır. Bu nedenle **Görev Tazminatı**ifadesi karışıklığa mahal verilmemesi maksadıyla ''TSK VAZİFE TAZMİNATI''adı altında 6.000 puan verilmesi uygun olacaktır.

2016 için bir hesap yapalım;

01/01/2016 - 30/06/2016 Arası Katsayı : 0,088069 6.000 X 0,088069 = 528,40 TL.

**Demokrasilerde ÇARE TÜKENMEZ**

Sağlıklar dilerim...

Fahrettin BAĞRI
E.Maliye Asb.

Târihden Bir Nefes Kıssa

Türk efsânelerine konu edilen

Ve dahi

Cengiz AYTMATOV’un Gün Olur Asra Bedel isimli romanındaki şuûrsuz köleye mankurt denir.

İnsanları mankurt yapmaya da mankurtculuk denir.

Mankurtculuk, Orta Asyada çok yaygın olarak kullanılan bir zihin kontrol yöntemiydi.

Bir insanı mankurt yapmak için;

Kafasındaki saçlar kazınır,

Devenin tâze boyun derisi iyice gerdirilir ve bu kişinin kafasına geçirilir,

Elleri-kolları bağlı ve aç-susuz olarak kavurucu çöl güneşinde birkaç gün bekletilir.

Tâze deve derisi, sıcağın etkisiyle kuruyup büzüşerek kafaya iyice yapışır. Deve derisi kafa derisiyle bütünleşirken kazınan saçlar daeyyam 3 0 yeniden uzamaya başlar. Zâten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve saçlar kuruyan deve derisini delip uzamaya devâm edemez. Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı aşırı baskıdan dolayı saçlar kafanın içinde ters yönde uzamaya başlar. Bir nevi kıl dönmesi durumu meydâna gelir. Saçların uzayıp kafatasını delerek beyne doğru ilerlemesiyle insan büyük acılar çeker. Kuruyan deve derisi kişinin kafatasını mengene gibi sıkışdırır. Bu acıya dayanamayan insan birkaç gün içinde mankurt olur. Aklı ve hâfızası sıfırlanır; benliğini, töresini unutur ve ana-babasını dahi tanımaz olur. Aklını çalıştırıp düşünemez hâle gelir. Böylece sahibi ne söylerse ona itaat eder. Kendisinden istenen her şeyi sorgulamadan yapan böylesi köksüz, kimliksiz, târihsiz, şuûrsuz insana "mankurt" denir.

Türk yazar AYTMATOV’un romanındaki mankurt oğul, ok atarak anası Nayman’ı bile öldürmekde tereddüt etmez.

Asubay ve Mankurt!

Türkiye’nin 1945 senesinde Birleşmiş Milletler Teşkilâtına, 1952 senesinde de NATO’ya üye olmasıyla birlikde Türk Ordusunda hızlı bir mankurtlaşdırma faaliyeti başladı. NATO’nun agası olan Coni’ye benzemek, Coni gibi düşünmek, Coni gibi giyinmek, Coni gibi savaşmak bahânesiyle ve mankurt Türk subayları vasıtasıyla Türk Ordusuna dayatılan taklit düzenlemeler ile planlı ve ısrarlı bir şekilde tatbik edildi. Bütün milletce bugün marûz kaldığımız uygulamalara bakdığımızda da milletimizi topyekûn mankurtlaşdırma faaliyetinin son aşamaya geldiğini de görebiliyoruz.

Asubayların bir asırlık târihi

2005 senesinde hâfızamızdan bir günde siliniyor ise

Ve dahi

10 seneden beri bu alçak târih hırsızlığını hiçbir Asubay fark edip gündeme getirmiyor ise

Bütün Asubayların mankurtlaşdırıldığını gösderen bundan daha sağlam delil olur mu?

Kışın, kışlığını yapdığı gibi

Hırsız subaylar, bu târih hırsızlığını yapmışlar da!

Peki   

Tekâüdü, muvazzafıyla 220.00 kişilik dev bir ordu olan ev sâhibi Asubayların

Bu hırsızlıkda hiç mi suçu yok, Allah aşkına?

Mankurtlaşdırılmadığını zanneden Asubay meslekdaşlarım var ise şâyet

Nerede onlar?

Asubaylık târihini gasp eden bu sinsi ve alçak hırsızlar için bugüne kadar ne yapdılar?

AYTMATOV’un aynı isimli romanında

Can dosdu Kazangap’ın öldüğü gün Yedigey için asra bedel olmuş!

Fakat işbu makâle tefrikamızda temâs eylediğimiz Asubaylık târihinde ise

Yemin billâh olsun ki

Guvvet gomutanlarımızın gözünde

Asır, bir güne bedel olmuş!

*  *  *  *  *

Eşşekoğlu Eşşek!

Emekli oldukdan sonra tesâdüf eseri tanışdığım bir subay arkadaşım var. Arkadaşımdan da öte, kardeşim... Tam ehl-i gönül birisi. Kendisiyle ara sıra salaş mekânlarda; Ulus’daki harcıâlem bir köftecide, işkembecide, bir muhallebicide ya da belediye parkında buluşur gönül parlatırız. Makâlelerimizi yakından tâkip eder. Vicdânlı ve mantıklı adamdır. Tavsiyelerinden istifâde ederim. Bana söylediklerini niye makâleye yorum olarak eklemiyorsun diye hep iğnelerim. Fakat kendisi sağolsun ne edip bir fırsatını bulur ve düşüncelerini vicâhen söyler. Ferhande ayak üsdü görüşdük. Sorarlar, Bir Eyyâm Gelir! isimli üç bölümlük makâlemizin birinci ve ikinci  bölümünü okuduğunu kasdederek başlatdığı muhâverede şöyle sözler geldi-gitdi aramızda;

Hayret ve ibretle okudum. Vermişsin gene bize odunu...

Bizim yazdıklarımızı herkes ya hayretle ya da ibretle okuyor? Bunda afallayacak bir şey yok! Hayırola! Ne oldu gene? Kime, hangi odunu vermişiz?..

Kimlere vermedin ki? Birinci bölümü okuyunca iğneli üslûbundan dolayı sana gücenmiş, hattâ biraz da kızmışdım. Fakat ikinci  bölümü okudukdan sonra fikrim değişdi, sana hak verdim. Senin yerinde olsam ben de aynı şeyleri söylerdim.

Dur hele! O konuda herşeyi henüz söylemedim. Haberin olsun, turpun irisi üçüncü bölümde!..

Eşşek değilim! Ben, senin nereye varmak istediğini çokdan anladım. Meseleyi hâlâ anlayamayan varsa eşşek değil, eşşekoğlu eşşekdir. Size hakikâten terbiyesizlik etmişiz be arkadaş!.. Eşşek bile aynı çukura bir kere düşer! Bizimkilerin size yapdığı şu târih hırsızlığı eşşeklikden bile öte bir şey!

Doğru söze ne demeli. Bu kadar cehâlet ancak tahsille mümkün olur! Umulur ki bu târih hırsızlığını yapanlar eşşeklikden tez zamânda fâriğ olurlar.

Makâlemizin ikinci bölüme eklediğimiz Eşşek bile aynı çukura bir kere düşer vecizi, yukarıda sizin de gördüğünüz üzere, bu çelebi subay kardeşime aitdir.

Ordumuzda bir Er’in verdiği yanlış karâr ile bir kuvvet komutanının ya da Genelkurmay Başkanının verdiği yanlış karârın neticesi, tesiri ve bedeli aynı olamaz. Mesûliyet hususunda rütbe ve makâm,  neticeye çarpan etkisi yapar. Bir başka ifâde ile rütbe ve makâm yükseldikce mesûliyet ve dahi vebâl de artar. Mesûliyet artıkca o rütbe ve makâm sahibinin verdiği karârın neticesi ve etkisi de artar. 

İşde, Asubayların târihinin gözler önünde resmen ve hile ile gasp edilmesinin mesûliyeti de doğrudan doğruya zamânın kuvvet komutanlarına ve Genelkurmay Başkanına aitdir. Vebâli de elbetde bu makâmları işgal eden o subayların boynundadır.

Asubay târihin gasp edilmesi konusunda zamânın kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanının verdiği bu karâr

Asubaylar üzerinde bu kadar derin bir tahribâta sebep oldu.

Bu sebepdendir ki

Bu konuyu işlerken tenkidimizin üslûbu sert, düzeyi de tabii olarak derin ve yakıcı oluyor.

Üçüncü bin yılın en büyük târih hırsızlığını yapan

Ve dahi

Bu hırsızlığı bugün şuûrsuzca himâye eden şu eyyâm agalarına

Biz bugün selâm verip gül yollayacak değiliz elbet!

Yapdıkları hırsızlığı Osmanlı tokadı gibi bu arsızların yüzüne öyle bir aşkedelim ki

Hem bu aymazlıkdan uyanıp yanlışdan tez vakitde dönsünler.

Hem 2003 senesinde beş subayın yapdığı hırsızlığın bedelini başka subaylar ödemeye mecbur kalmasın.

Hem de kendilerinden sonra o koltuklara oturanlardan küfür yemesinler.

Yanlış mı söylüyorum dersiniz?..

*  *  *  *  *

  • Abi gene gün görmemiş inciler yumurtlamışsın!. Meşkûk, kehkeşân, kevkeb!..
  • Açdım sözlüğe, bakdım hepsine tek tek... Ne güzel kelimeler varmış dilimizde be!..
  • Sevdin mi, sövdün mü anlamadım vallâhi!
  • Sadede gelsen kardeşim!.. Kontür senden gidiyor, lâkin zamân benden...
  • Aabi bakma küsgülediğime... Sâyende bir iki kelime daha öğrendim şu yaşımda...
  • Yengeme selâm söyle, saygılar aabi!..

Yukarıda okuduğunuz şu kısa sohbet faslı da ailecek görüşdüğüm bir kardeşim ile aramızda zuhûr etdi...

*  *  *  *  *

Kadim Asubaylar ve Asubayların kıymetli göndüldaşları...

Kendi târihimizden ders alınası bir kıssa

Ve dahi

Kendi hayâtımızdan iki anı yolladıkdan sonra sizlere

İmdi dönelim konumuza.

Asubay okullarının târihî mirâsı olan mezûniyet dönem sayısının gasp edildiğini görünce

Boş durmadım elbetde...

Memûrundan, siyâsetcisinden, askerine kadar

Her mâkamdan, her rütbeden ve dahi her bilmem ne cinsinden

Sâdece son bir iki sene içinde

246 istidâ yolladım, devletimizi idâre etdiğini zanneden galın enseli ekâbir takımına.

Bu rakam da sâdece BİMER’den gönderdiklerime aitdir...

Pul ücreti yok, posda ücreti yok!

Kağıt, kandil, mürekkep, hokka divit dersen artık tavsırlarda kaldı...

Yapışdırmak için kömüşün gaya duzu daşını yaladığı gibi zarf kapağını yalamak da yok!

Ümmî olmadığımıza göre de evvel Allah

Asubayların mezûniyet dönem sayısının gaspedilmesi hakkında da beş-on dilekce göndersem ne olur ki?..

eyyam 3 2Kara, Deniz, Hava ve Jandarma’ya son aylarda bu konuda kaç dilekce gönderdim, sayısını hatırlamıyorum.

Deniz Asubaylarının 114 senelik şanlı târihinin gasp edilmesi konusunda ilk istidâmı

İbrişim halatlı yelkenliye yükleyip yele emânet etdim...

KONU: Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun Târihcesi Ve Mezûniyet Dönem Sayısı Hakkında.

İLGİ: (a) Deniz Kuvvetleri Komutanlığının neşretdiği Deniz isimli Dergi (Ocak 2015, Sayı: 621)

(b) Deniz Kuvvetleri Komutanlığının neşretdiği Deniz isimli Dergi (Eylül 2014, Sayı: 620)

(c) Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun Târihcesi (http://www.damyo.edu.tr/Sayfalar/Kurumsal/tarihce.html)

(ç) 09 Ekim 2003 târih ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(d) 19 Nisan 2004 târih ve 2004/7189 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının neşretdiği İlgi (a)’da mezkûr Deniz isimli derginin Ocak 2015 târih ve 621 sayılı nüshasının yedinci sayfasındaki haberde; 17 Kasım 2014 târihinde Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun 124’üncü kuruluş yıldönümünün kutlandığı kamuoyuna duyuruldu.

2. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının neşretdiği İlgi (b)’de mezkûr Deniz isimli derginin Eylül 2015 târih ve 620 sayılı nüshasının altıncı sayfasındaki haberde ise Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun “10’uncu dönem diploma alma ve sancak devir teslim töreninin” icrâ edildiği kamuoyuna duyuruldu.

3. Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu, bugün itibariyle Deniz Kuvvetlerimize Astsubay yetişdiren yegâne okuldur. Bugünkü târihden geriye doğru bakdığımızda Astsubaylık unvânının zamân içinde; Gedikli Erbaş, Gedikli Subay, Gedikli Zâbit, Gedikli Küçük Zâbit ve Küçük Zâbit isimleri aldığını biliyoruz.

4. Bu cümlenin devâmı olmak üzere;

a. Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun, evvelki târihlerde çeşitli isimler altında eğitim-öğretim veren okulların,

b. Bugün astsubay unvânıyla Deniz Kuvvetlerimizde görev yapan asker kişilerin de târihin evvelki dönemlerinde görev yapan bu askerlerin mirâsının bugünkü temsilcileri oldukları su götürmez bir hakikâtdir.

5. Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun İlgi (c)’de mezkûr târihcesinde, söze konu okulun 3 Nisan 1890 târihinde kurulduğu yazılıdır. Ancak ne yazık ki İlgi (a)’da “124’üncü kuruluş yıldönümünü” kutladığı bildirilen okulun, İlgi (b)’deki haberde “10’uncu dönem mezûn” verdiğini yazılmasında ciddi, derin ve kabul edilemez bir mantık hatâsı vardır. Brövesinde 1890 târihi yazılı olan bir okul, nasıl olur da bugüne kadar geçen 124 senede sâdece 10 dönem mezûn verebilir? Haberin bu şekilde verilmesiyle bugün Astsubay dediğimiz asker kişilerin 124 senelik mâzisi ve târihi, kelimenin tam anlamıyla inkâr edilmişdir.

6. Ben, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında 27 sene muharip hizmetimi müteakip 2009 senesinde Sâhil Güvenlik Komutanlığına intisâb etmiş ve dahi toplam 30 senelik muvazzaflık hizmetimi müteakip 2011 senesinde emekli olmuş bir Astsubayım. Sicilim, 1982-2085’dir. Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulundan 1981 senesinde, akabinde Karamürselbey Güverte Deniz Astsubay Sınıf Okulundan 1982 senesinden mezun oldum. 124 senelik şanlı bir târihi ve dahi çok kıymetli bir mâzisi olan okulumun, kendisine ait târihi ve dahi mânevi mirâsıyla bağının kopartılmasını şiddetle kınıyorum. Bu vahim hatâyı 10 seneden beri kimsenin farketmemesi ise he türlü izahdan yoksundur.

7. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımızdan;

a. Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu’na, târihini iade etmesini,

b. 2015 senesinde icrâ edilecek diploma töreninin “125’inci diploma alma ve sancak devir teslim töreni” olarak şekilde gerekli düzenlemeyi şimdiden yapmasını

c. Cevabı İlgi (ç,d) mevzuat kapsamında tarafıma bildirmesini saygılarımla arz ediyorum. 02.04.2015.

Deniz Kuvvetleri Komutanımız;

Meseleyi tecâhül

Ve dahi

Tevcih etdiğim suâlimi tegâfül eyledi...

eyyam 3 3 *  *  *  *  *

ATATÜRK’ün en yakın silâh arkadaşı olan Kılıç Ali Bey,

İlk pilot Asubay olan Vecihi Efendi,

Meşhur karagöz sanatcısı İsmail Sefâ Efendi

Ve daha nice kahramanlar yetişdiren Kara Asubaylığının gasp edilen 95 senelik târihini sual eylemek üzere

İkinci istidâmı paletli tankın namlusunun ucuna bağlayıp basdım gaza!..

 

KONU: Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun 2014 Senesinde Mezûn Etdiği Dönem Sayısı Hakkında.

İLGİ: (a) 344235 sayı ve 04 Nisan 2015 târihli BİMER dilekcem.

(b) Kara Kuvvetleri K.lığı EDOK Okullar K.lığı’nın 24 Nisan 2015 târih, GENSEK : 97499644-5010-572670-15/Bilgi Edinme sayı ve “Bilgi Edinme Başvurusu” konulu cevâbî evrağı.

(c) Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun Târihcesi

(http://www.kkk.tsk.tr/Okullar/KKAMYO/hakkinda/tarihce.html)

(ç)  Kara Kuvvetleri K.lığı EDOK Okullar K.lığı/Balıkesir’in 2009 senesinde neşretdiği “Astsubay Okulları Târihi” isimli kitap.

(d) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli ve Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(e) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

1. 2014 senesinde icrâ etdiği tören ile Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun, kaçıncı dönem mezûnlarına diploma verdiğine dair suâlimi, İlgi (a) BİMER dilekcem ile tevcih etdim.

2. Söze konu işbu suâlime İlgi (b) ile gönderdiği cevâbda K.K. Eğitim ve Doktrin Komutanlığı, söze konu okulun 2014 senesinde 10 uncu dönem astsubaylarını mezûn etdiğini tarafıma bildirdi.

3. Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun târihcesini açıklayan İlgi (c) bağlantıda münteşir bilgide; Kara Astsubaylığı târihcesine temel teşkil eden “Gedikli Küçük Zâbitlik” sınıfının 1909 senesinde teşkil edildiği ifâde edilmektedir.

4. Bu bilgilere ilâve olarak, 4752 sayılı ve 11/04/2002 târihli kânuna istinâden teşkil edilen ve hâlen Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu ismi ile Kara Kuvvetlerimize astsubay temin eden işbu okulun;

a. 23 Eylül 1325 (06 Ekim 1909) târihli Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit İptidâi Mektebi Nizâmnâmesi’ne istinâden teşkil edilen Küçük Zâbit Okullarının,

b. 5619 sayı ve 23/03/1950 târihli Gedikli Erbaş Kânununa istinâden teşkil edilen Gedikli Erbaş Okullarının ve dahi

c. 5802 sayı ve 02/07/1951 târihli Astsubay Kânununa istinâden teşkil edilen Astsubay Okullarının devâmı olduğu su götürmez bir gerçekdir.

5. Bu bilgilere ilâve olarak, Kara Kuvvetleri Astsubay Okullarının 100üncü kuruluş yıldönümü münâsebetiyle K.K. Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’nın 2009 senesinde neşretdiği İlgi (ç) kitabın dokuzuncu sayfasındaki 01 Haziran 2009 târihli önsözünde; Kara Astsubay Okullarının 2009 senesinde 100 üncü yıldönümünü kutladığı ifâde edilmiş.

6. Yukarıdaki maddelerde mezkûr mâlûmât muvacehesinde konuyu mütalaa etdiğimizde; Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun 2014 senesinde benim hesâbıma göre 105 inci dönem öğrencilerini mezûn etmesi gerekir idi. Ancak  ne var ki İlgi (b) ile tarafıma gönderilen cevâpda, 2014 senesinde 10 uncu dönem öğrencileri mezûn etdiği  bildirildi.

7. 2014 senesinde 105 inci kuruluş yıldönümünü kutlayan Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun, 105 senede nasıl olup da 10 dönem mezûn verdiğini ben, anlayamadım. Dönem sayısının hesâplanmasında bâriz bir hatâ yapıldığı gün gibi ortadadır. Ordumuza 30 sene muvazzaf olarak hizmet etmiş emekli bir astsubay olarak bu meselenin aslını öğrenmek maksadıyla benim suâlim şöyledir;

a. İlgi (c)’de münteşir kendi târihcesinde, 1909 senesinde teşkil edildiği ifâde edilen,

b. İlgi (ç) târihce kitabında, 2009 senesinde 100 üncü kuruluş yıldönümünü kutladığı bildirilen Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu; 2014 senesinde 105 inci dönem mezûnlarını vermesi gerekir iken nasıl olur da 10 uncu dönem mezûnlarını verebilir?

8. İşbu suâlimin İlgi (d,e) mevzuâta göre cevâplandırmasını Sayın Millî Savunma Bakanımızdan saygılarımla arz ederim. 26.04.2015. 

Kendisini gazeteci olarak pazarlayan

Bakara makara kukara diyerek mukaddes kitabımız Kur’an ile alay eden

Ve dahi

Aslında kendisi firârî bir subay olan soytarı kılıklı Metehan DEMİR’in parlatmasıylaeyyam 3 4

Serî Paşa lâkabı yakışdırılan komutanımız;

Arab-ı kıptî gibi şecâat arz eylerken

Sirkâtin söyledi, vehleten...

TASNİF DIŞIeyyam 3 5

 

T.C.

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

EĞİTİM VE DOKTRİN KOMUTANLIĞI

ANKARA

 

GENSEK : 97499644-5010-768046-15/Bilgi Edinme

KONU      : Bilgi Edinme Başvurusu.

22 Mayıs 2015

Sayın Şükrü IRBIK’a

1. Bilgi edinme başvurunuz incelenerek neticesi müteakip maddelerde belirtilmiştir.

2. “Astsubay Okulları” köklü bir tarihi geçmişe sahip bulunmaktadır. Tarihsel olarak;

                a.  Başlangıçta İkinci Meşrutiyet’ten sonra, 1909 yılında Osmanlı Devleti’nin yedi ordu bölgesinde ilkokul düzeyinde “Küçük Zabit İptidaî Mektepleri” adı altında astsubay okulları kurulmuştur.

                b.   İlk kurulan okulların bir kısmı savaşların etkisi ve toprak kaybı dolayısıyla kapanmış, 03 Mart 1924 yılında kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türk Eğitim Sistemi yeniden düzenlenmiş, bu kapsamda değişik zamanlarda 10 adet “Gedikli Erbaş Hazırlama Ortaokulu” açılmıştır.

                c. 1960 yılında Ankara’da açılan “Elektronik Erbaş Hazırlama Okulu” 1964 yılından itibaren lise düzeyine yükseltilmiş ve adı “Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu” olarak değiştirilmiştir.

                ç. 1966 yılında ortaokul düzeyindeki astsubay okulları kapatılıp birleştirilerek, “Çankırı Astsubay Hazırlama Okulu” açılmıştır. Bu okulda 1971 yılında lise seviyesine yükseltilmiştir.

d.     1987 yılında Balıkesir’de “Teknik Astsubay Hazırlama Okulu” açılmıştır.

e.     1988 yılında, Ankara’da bulunan “Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu”, Balıkesir’e taşınarak “Teknik Astsubay Hazırlama Okulu” bünyesine katılmıştır.

f.      1997 yılında ise “Çankırı Astsubay Hazırlama Okulu”, Balıkesir’e taşınarak Teknik Astsubay Hazırlama Okulu, “Çok Programlı Astsubay Hazırlama Okulu”na dönüştürülmüştür.

g.     Bu tarihten itibaren, bando ve sağlık sınıfı haricindeki bütün sınıfları içeren astsubayların yetiştirilmesi için, üç yıllık çok programlı lise olarak eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüren Çok Programlı Astsubay Hazırlama Okulu, 2003 yılında yeniden yapılanarak şimdiki ismi olan, “K.K. Astsubay Meslek Yüksek Okulu” olarak ön lisans düzeyinde eğitim ve öğretime başlamıştır.

3. Tarihi süreç içerisinde okuma yazma bilenlerden oluşturulan astsubaylık müessesesi zaman içinde ilkokul, ortaokul ve lise seviyelerinde eğitim veren bir statüye kavuşmuş, son olarak ise ön lisans programı uygulayan ve meslek yüksek okulları statüsünde bir eğitim kurumu haline gelmiştir.

4. Sonuç olarak, astsubay okullarının 1909’dan bu yana 106 yıllık bir tarihi geçmişe sahip olduğu söylenebilse de; bu süreçte mezûn vermiş astsubay okullarının, K.K. Astsb. MYO K.lığının mezûniyet dönemi bakımından hesaba alınamayacağı değerlendirilmektedir. Çünkü zaman içerisinde kurulan okulların statüleri, eğitim seviyeleri ve süreleri birbirinden farklıdır. 30 Haziran 2003 tarihinde kurulmuş olan K.K. Astsb. MYO K.lığı ön lisans düzeyinde eğitim veren bir kurum olup; bu statüde mezûn veren ilk Astsubay Okulu olması dolayısıyla 30 Ağustos 2005 tarihinde ilk mezûnlarını vermiştir. Nitekim, 30 Ağustos 2014 tarihinde yapılan mezûniyet töreninde mezûn olanlar için “K.K. Astsubay Meslek Yüksek Okulu 10’uncu Dönem Mezûnu” ifadesinin kullanılmasının doğru olduğu değerlendirilmektedir.

                Bilgilerinize rica ederim.                                                                                                 İMZALI 

Hulusi Aga’mın yukarıda söylediğine bakar mısınız?

Muhterem diyor ki; . Târihin bir döneminde asubay olabilmek için okuma-yazma bilmek” yeterli imiş!..

Peki, sâdece okuma-yazma bilenleri asubay yapdığınız aynı dönemlerde

Okuma yazma dahi bilmeyen zâbitleri Paşa yapdığınızı da söyleyecek kadar mert misin Agam?..

KONU: Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun 2014 Senesinde Mezûn Etdiği Dönem Sayısı Hakkında.

İLGİ: (a) 416327 sayı, 26 Nisan 2015 târih ve aynı konulu BİMER dilekcem.

(b) Kara Kuvvetleri Eğitim Ve Doktrin Komutanlığının 22 Mayıs 2015 târih, GENSEK: 97499644-5010-768046-15/Bilgi Edinme sayı ve “Bilgi Edinme Başvurusu” konulu cevâbî evrağı.

(c) ATASE Askerî Târih Araştırmaları Dergisi. Yıl:10, Şubat 2012, Sayı:19 (Ankara, Genelkurmay Basımevi, Şubat 2012)

(ç) http://www.kho.edu.tr/hakkinda/tarihce.html

(d) 5802 sayı ve 02/07/1951 târihli Astsubay Kânunu

(e) Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Târih ve Stratejik Etüt (ATASE) Dairesinin neşretdiği Askerî Târih Araştırmaları Dergisi (Yıl: 11, Aralık  2013, Sayı: 22)

(f) Askerî Yüksek İdâre Mahkemesi Birinci Dâiresinin verdiği 07/01/1995 târihli ve 10 numaralı dergide neşretdiği Esas: 1994/441, Karar No:1995/149 sayılı karârı.

(g) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli ve Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

1. 1909 senesinden 2014 senesine kadar geçen 106 senede muhtelif isimler altında Kara Astsubayı yetişdiren okulların mezûniyet dönem sayısı hakkında İlgi (a) ile tevcih etdiğim suâlime, K.K. EDOK.lığı İlgi (b) ile verdiği cevâpda özetle;

a. Astsubaylık müessesesinin târihî süreç içerisinde “okuma yazma bilenlerden” oluşturulduğu,

b. Astsubay okullarının 1909’dan buyana 106 senelik köklü bir târihî geçmişe sahip olduğu fakat zaman içerisinde kurulan işbu okulların statüleri, eğitim seviyeleri ve süreleri birbirinden farklı olmasından dolayı bu süreçte mezun vermiş astsubay okullarının, K.K. Astsb. MYO K.lığının mezuniyet dönemi bakımından hesâba alınamayacağı tarafıma bildirildi.

2. Yukarıda mezkûr ve dahi İlgi (b) cevâbın üçüncü maddesinde EDOK.lığının ileri sürdüğü gerekce, sâdece astsubaylar için değil fakat aynı zamânda subaylar için de söz konusudur. Çünkü İlgi (c) derginin beşinci sayfasında yazıldığı üzere; 1827 senesinde meriyyete konulan ve dahi küçük tâdilât ile Cumhuriyet dönemine kadar meriyetde kalan “1827 Rütbe Nizâmnâmesine” göre zamânın Osmanlı Ordusu; Mir-livâ’dan en küçük rütbe olan Onbaşılığa kadar sâdece bir asker sınıfından müteşekkil idi. Bir başka ifâde ile, bugünkü anlamda subay, astsubay, erbaş, uzman şeklinde tefrikalar, ayrışmalar, bölünmeler yok idi. Dolayısi ile okur-yazarlık meselesi o vakitlerde her rütbeden askerler için geçerli idi. 1827 Rütbe Nizâmnâmesine istinâden bir üst rütbeye terfian tayin için aranan en önemli niteliklerden biri “okuryazar” olmaktı. Örneğin 30 Mayıs 1838 târihli bir emirde mir-alaylıkdan mir-livalığa (albaylıkdan tuğgeneralliğe) terfi ettirilen Tayyar Bey’in terfi emrinde terfi gerekçesi olarak sâdece “okuryazar” olduğu yazılıdır. (Bkz. Takvim-i Vekayi, H 6 Rebiülevvel 1254, R 18 Mayıs).

3. Yukarıda mezkûr ve dahi İlgi (b) cevâbın dördüncü maddesinde EDOK.lığının ileri sürdüğü gerekcenin târihî kıymeti olsa da her türlü hukûkî dayanakdan yoksundur. Şöyleki İlgi (ç)’de münteşir Kara Harp Okulu’nun kendi târihcesi tetkik edildiğinde ilk mezunlarını verdiği 1841 târihinden günümüze kadar;

a. Toplam 3 farklı isim altında,

b. Faklı eğitim seviyelerinde  faaliyet icrâ etdiği

b. Farklı süreler ile eğitim öğretim verdiği

c. Fakat teşkil edildiği 1841 senesinden ugüne kadar subay yetişdirdiği görülmektedir.

4. Bu cümleden olmak üzere; örneğin hâlen görevde olan Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Necdet ÖZEL, 2 senelik eğitim veren kara harp okulundan 1969 senesinde asteğmen rütbesiyle mezûn olmuş bir subaydır. 2 sene eğitim veren kara harp okulunun mezûniyeti, doğru bir mantıkla toplam dönem mezûn sayısına ilâve edilmişdir. Harp okulları eğitim süresinin 1462 sayılı kânun ile 1970’de 3 seneye; 1979 târih ve 2218 sayılı kânun ile, üsdelik 1977’den başlamak üzere  4 seneye yükseltilmesinde de gene aynı şekilde mezûn dönem sayısı sıfırlanmamış, ardışık olarak arttırılmışdır. Bir başka ifâde ile;

a. Farklı isimler,

b. Farklı seviye

Ve dahi

c. Farklı sürelerle subay yetişdiren

Kara harp okulu, 1841 senesinde elde etdiği târihî ve hukûkî mirâsını ve dahi mezûniyet dönem sayısını meczederek 2014 senesindeki 165’inci dönem mezûniyet sayısına ulaşdı.

5. Bugün itibâriyle astsubay denen asker sınıfı, İlgi (d)’de mezkûr Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde teşkil edildi. İşbu kânunun Astsubaylar yanbaşlığı altında yer alan Madde-1’de Astsubaylık şöyle târif edildi; “Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara, deniz ve hava kuvvetleriyle jandarma, gümrük koruma birlikleri kadrolarının astkomuta kademelerinde eğitim, sevk ve idârî işlerde subaya yardımcı olarak görevlendirilen askerî şahıslara Astsubay adı verilir”. 1951 senesinden önceki astsubaylık târihine bakdığımızda ise beheri kendinden önce gelen kânunu ilgâ eden şu temel kânunlar silsilesinin astsubaylık sınıfınıb hukukunu tanzim ve tefrik etdiğini görüyoruz;

a. 5619 sayı ve 23/03/1950 târihli Gedikli Erbaş Kânunu,

b. 2505 sayı ve 11/06/1934 târihli Gedikli Küçük Zâbit Membâlarına Dâir Kânun

c. 1001 sayı ve 20/04/1925 târihli Gedikli Küçük Zâbit Membâlarına Dâir Kânun

6. Farklı isimler altında, farklı seviye ve dahi farklı sürelere göre subay yetişdirmesine rağmen kara harp okulu târih yolculuğuna, mezûniyet dönem sayısını toplaya birikdire devâm etmi. Benzer şartlar altında fakat astsubay yetişdiren okullar ise okulu târih yolculuğunda mezûniyet dönem sayısını dökerek, saçarak, sıfırlayıp gelmiş. Aynı devletin aynı ordusunun iki asker sınıfından birisi olan astsubaylara yapılan bu kadirbilmezliği ve dahi haksızlığı kim, hangi hukuk ile savunabilir?

7. Bugün astsubay olarak târif edilen asker kişilerin geriye doğru bir sıralamayla; gedikli erbaşların, gedikli küçük zâbitlerin ve küçük zâbitlerin târihî, askerî, anânevî ve dahi hukûkî mirâsının sahibi olduğunu kimse inkâr edemez. Mevcut vaziyetin bu minval üzere olduğunu anlamak için;

a. İlk kara piyâde astsubaylarının 1911 senesinde mezûn edildiğini belgeleyen Genelkurmay ATESE Başkanlığının neşretdiği İlgi(e)’de mezkûr dergide; Kara Astsubay MYO K.lığı Türk Devrim Târihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Görevlisi Öğretmen Albay Sayın Ali BAL’ın irâd etdiği Der-Saadet (İstanbul) Piyâde Küçük Zâbit ve Küçük Zabit İptidâi Mektepleri isimli makâlesinin okunması

Ve dahi

b. Ordumuzda astsubaylığın Cumhuriyet öncesi ve sonrası durumunu tetkik edip neticeye vardığı İlgi(e)’de mezkûrAYİM karârının tetkik edilmesi yeterli olacakdır.

8. Neticeten;  İlgi (a) ile tevcih etdiğim BİMER dilekcemin, yukarıdaki maddelerde arz etdiğim bilgi, belge ve dahi kâvanin muvacesinde tekrâr değerlendirilip cevâbın İlgi (g) mevzuâta göre tarafıma bildirilmesini Sayın Kara Kuvvetleri Komutamızdan saygılarımla arz ederim.24.05.2015 

İşde, yukarıda gördüğünüz ikinci dilekcemi okuyan Hulusi Aga’mın vehleten nutku tutuldu!

Ve dahi

Dut yemiş ak kulaklı bülbül olup

Verecek cevâp bulamadı...

*  *  *  *  *

76 senesi gasp edilen Hava Asubaylığının akibetini anlamak gâyesi ile

Üçüncü dilekcemi Hava Kuvvetlerimize

Gümüşden guşun gınalı ganedinde gönderdim...

KONU: Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunun 2014 Senesinde Mezûn Etdiği Dönem Sayısı Hakkında.

İLGİ: (a) Hava Kuvvetleri Komutanlığı ağ sayfasında neşredilen haber. (http://www.hvkk.tsk.tr/tr/HaberDetay.aspx?IcerikID=6364&ID=93)

(b)  1492 sayı ve 01/06/1929 târihli Deniz Ve Hava Gedikli Küçük Zâbit Maaş Kânunu.

(c) Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunun Târihcesi (http://www.tekok.edu.tr/)

(ç) 09 Ekim 2003 târih ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(d) 19 Nisan 2004 târih ve 2004/7189 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

1. İlgi (a)’da mezkûr haberde; 31 Ağustos 2014 Pazar günü Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunun 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı Mezûniyet/Diploma Törenini icrâ edeceğini Hava Kuvvetleri Komutanlığımız,kamuouyuna duyurdu.

2. Ancak ne var ki söze konu İlgi (a) haberde, Hava Meslek Yüksek Okulunun kaçıncı dönem mezûnlarına diploma verdiğine dair herhangi bir bilgi yer almadı.

3. Bugünkü târih itibariyle, Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismiyle Hava Kuvvetlerimize Astsubay yetişdiren okulun târihcesi hakkında benim bulabildiğim ilk kânun, İlgi (b)’de mezkûr 1929 târihli “Deniz Ve Hava Gedikli Küçük Zâbit Maaş Kânunudur”. Hava Astsubaylık târihinin daha da eski tarihlere sirâyet etmesi ithimâli yüksekdir. Nitekim, okulun İlgi (c)’de münteşir târihcesinde, 1926 senesinde “Uçak Makinist Okulu’nun” teşkil edildiğinden bahsedilmektedir. Zirâ, brövesine 1911 târihini yazan Hava Kuvvetlerimizde, Astsubayların târihcesi de bu târihe kadar istinat etse gerekdir.

4. Der Saadet Piyâde Küçük Zâbit Mektebinden 1912 senesinde mezûn olan, 1913’de Kuvây-ı Havaiyye teşkilâtına intisâb eden, 1915 târihinde uçak makinisti olan, 1916 târihinde pilot brövesini alan Türk ve dünyâ havacılık târihinin en müstesnâ eşhâsından Hava Pilot Gedikli Zâbit Vecihi Efendi (HÜRKUŞ), Hava Astsubaylığına bu hususda verilecek en güzel örneklerden biridir.

5. Bugün itibâriyle Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismiyle eğitime devâm eden Astsubay okulunun;

a.İlgi (a) târincede bahsedilen Uçak Makinist Okulunun devâmı olduğu,

b. 1492 sayılı kânun ile 1929 târihinde teşkil edilen Hava Gedikli Zâbitlik,

c. 5619 sayılı kânun ile 1951 târihinde teşkil  edilen Gedikli Erbaşlık ve dahi

ç. 5802 sayılı kânun ile 1951 târihinde teşkil edilen Astsubaylığın mânevî, hukûkî, târihî ve dahi askerî mirâsının günümüzdeki vârisi ve mümessili olduğunu zannederim söylemeye hâcet yokdur.

6. Yukarıda verdiğim kısa izahât muvacehesinde, 125 senelik şanlı bir târihe sahip olan Deniz Astsubaylığının emekli bir mensûbu olarak benim suâllerim şöyledir;

a. İlgi (a) haber ile icrâ edileceği kamuoyuna duyurulan törende, Hava Astsubay Meslek Yüksekokulundan 2014 senesinde kaçıncı dönem Hava Astsubayları mezûn edilmişdir?

b. Kamuoyuna duyurulan İlgi (a) haberde, kaçıncı dönem Astsubay mezûn edildiğine dair bilgi, niçin verilmemişdir?

7. Suâllerimin cevâbını İlgi (ç, d) mevzuat kapsamında tarafıma bildirmesini,

Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımızdan saygılarımla arz ederim.06.04.2015. 

 *  *  *  *  *

Hava Kuvvetleri Komutanımız sağolsunlar,

Hava Asubaylık târihinin gasp edilmesinin

Kendisi de emekli bir Asubay olan Eski Tüfek’i “etkilemediğine”

Ve dahi

"Yapılacak herhangi bir işlem olmadığına"

Yüksek emir komuta zenciri içinde karâr verdi...

Sayın komutanım meâlen diyor ki;

Bir kaşkariko tezgâladık, be Eski Tüfek!

Ve dahi

Türk Hava Asubaylarının 76 senelik târihini resmen ve hile ile gasp etdik!

Sus, bulandırma denizi!.. Uyandırma !..

eyyam 3 6Hava Asubaylarının yetmiş küsûr senelik târihinin gasp edilmesi konusunda

Sayın komutanım ÖZTÜRK, “yapılacak bir işlem olmadığına” karâr verdi vermesine

Fakat

Aşağıdaki evrâkda gördüğünüz üzere Başbakanlık hukukcuları

Aslında bu konuda “yapılacak bir işlem olduğuna” karâr verdi.

dilekce 1

dilekce 2

dilekce 3

Emekli bir Asubay olduğu için Eski Tüfek’i mesmiye almayan Hava Kuvvetleri Komutanımız

Başbakanlığın bu emrine bakalım ne cevâp verecek...

*  *  *  *  *

76 senelik târihi inkâr edilen Jandarma Asubaylığının vaziyetini öğrenmek için

Dördüncü dilekcemi bağlayıp atlı cendermenin terkisine

Yolladım, Jandarma Genel Komutanımıza...

 

 KONU: Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulunun 2014 Senesinde Mezûn Etdiği Dönem Sayısı Hakkında.

İLGİ: (a) Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulunun Târihcesi (http://www.jamyo.edu.tr/)

(b) 305 sayı ve 20 Cemâziyelâhir 1341 (1926) târihli Jandarma Muhassasatının Tezyidi Hakkında Kânun.

(c) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(ç) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

1. İlgi (a)’da mezkûr haberde; Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulunun ilk dönem mezûnlarını 2005 senesinde verdiği kendi ağ sayfasından kamuoyuna duyurulmaktadır.

2. İlgi (b)’de mezkûr kânun tetkik edildiğinde, ordumuzda Jandarma Küçük Zâbitlik sınıfının 1926 senesinde dahi mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu cümlenin devâmı olmak üzere 11 Nisan 2002 târih ve 4752 sayılı kânuna göre teşkil edilip ve dahi bugün Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismi ile Astsubay yetişdiren okulun târih süreci içinde;

a. 305 sayı ve 1926 târihli kânunda târif edilen “Küçük Zâbitlik”,

b. 1950 târih ve 5691 sayılı kânunda târif edilen “Gedikli Erbaşlık”,

Ve dahi

c. 1951 târih ve 5802 sayılı kânunda târif edilen “Astsubaylık” sınıfının devâmı olduğunda şüphe yokdur.

3. Ben, 30 senelik muvazzaf hizmetimi müteakip Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli olmuş bir astsubayım. Sicilim SG 1982-2085’dir. Madde 2’de arzetdiğim bilgiler ışığında konu değerlendirildiğinde emekli bir astsubay olarak, en az 90 senelik bir târihi olan Jandarma Astsubaylığının ilk mezûnlarını 2005 senesinde verdiğini doğrusu söylemek gerekirse ben anlayamadım. Bunu yapmakla Jandarma Astsubaylığının en az 90 senelik târihi âdetâ inkâr edilmektedir.

4. Bu cümleden olmak üzere Sayın Jandarma Genel Komutanımıza benim suâllerim şöyledir;

a. Jandarma Genel Komutanlığımızın kayıtlarına göre Jandarma Astsubaylığı târihinde ilk dönem Jandarma Astsubay mezûnlar hangi târihde ordumuza intisâb etmişdir?

b. Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun kendinden evvel farklı isimler altında astsubay yetişdiren okulların devâmı olduğunda şüphe yokdur. Gerçek durum böyle iken, Jandarma Astsubaylığının târihi 2005 senesinde niçin sıfırlanmışdır?

5. Cevâbların İlgi (c,ç) mevzuat kapsamında tarafıma bildirilmesini saygılarımla arz ederim. 09.05.2015.

En kurnaz cevâp, cendermeden geldi! Meğerse doğru imiş! Uyanıkları boşuna cenderme yapmıyorlarmış!

Türk Ordusunun Asubayları için hayat memât meselesi olan bu konuda tevcih etdiğim suâlime

Sayın komutanım, “kurumiçi düzenleme” deyip beni başından savmaya yeltendi...

eyyam 3 8Bilgi Edinme Kânununun o meşhur 25’inci maddesi şöyle diyor;

eyyam 3 9Sayın gomutanım kerem eyleyip

Jandarma Genel Komutanlığının ilk dönem Jandarma Asubaylarını

2005 senesinde mezûn etdiğini kamuoyuna davul zurna ile duyuruyor

Fakat

Yapılan bu sahtekârlığın hesâbını Eski Tüfek karışdırmaya başlayınca

Hemen üç maymunu oynuyor...

*  *  *  *  *

Hatırı kalmasın!

Ekâbir takımının hepsinin makâmını yegân yegân dolandıkdan sonra

Necdet Beye uğramamak olmazdı, değil mi?

Gazetelerde afili resimlerini görünce aklımıza takılan şu biricik suâli yolladım kendisine...

ek-4

Ne yalan söyleyeyim

En filfilli cevâp Necdet Beyden geldi...

Meğerse Genelkurmay Başkanlık Asubayının mezûniyet dönem sayısını söylemek

Özel hayatın gizliliğini ihlâl ediyormuş...

ek-5

Necdet Beyin bana gönderdiği yukarıda gördüğünüz şu cevâb hakkında tek söz söylemeyi dahi

Ben şahsen kelime isrâfı telâkki ediyorum.

*  *  *  *  *

İşde

Yiğit yârenler, kadim dostlarım;

Türk Ordusunun rûhu çelik yürekli Asubayların şanlı târihinin gasp edilmesine

Muhterem guvvet gomutanlarımızın verdiği cevâplar böyle...

Devletin kânunları

Guvvet gomutanlıklarının gendi neşretdiği kitapları, resmî belgeleri, evrâğı..

Guvvet gomutanlarımızın basın-yayına kendilerinin bizzat verdiği ağdalı beyânâtı...

Bu müthiş târih hırsızlığının üzerinden tam 10 sene deverân eylemişdi ki

Eski Tüfek isimli bir miskin çıktı ortaya

Ve dahi

Bu âdi hırsızlığın hesâbını sordu...

2005 senesinde gomutanlarının yapdığı bu alçak hırsızlığı

Bugün aynı goltukda oturan guvvet gomutanlarımız

Haysiyetli bir insan gibi davranıp telâfi etmek yerine

Ne hazindir ki

Hepsi de birlik olup aynı deliğe sıçdılar...

Ve Asubayların târihini gasp etmek suçunu himâye etmeyi tercih etdiler...

Bugünkü subay takımı da

Demek ki

Bu hırsızlığı yapan dünkü subaylar gibi

Hepden zihniyet sürgünü olmuşlar!..

*  *  *  *  *

Kara Asubay Meslek Yüksek Okulundaki târih hırsızlığını

Kıymetli meslekdaşım

Ve dahi

TEMAD Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Sayın Cevat KILINÇDEMİR duyuracak sizlere.

Türk Hava Asubaylığının târihcesi ise ne yazık ki beş bilinmeyenli denklem gibi.

Fakat bu makâlemizde evvel Allah bilinmeyen bu denklemlerin düğümlerini

Sabır, sebat ile ve binbir emek ve göz nûru harcayıp yegân yegân çözeceğiz.

Ve dahi

Bilinemeyenleri bulup bilip ortaya koyacağız.

*  *  *  *  *

Aydın vilâyetimizden 1951 mezûnu

Ve dahi iki kişilik uçakda pilot ile birlikde uçan Emekli Hava Makinist Asubay

Kartal gözlü 82’lik Efe Ahmet KISA’nın gönderdiği aşağıda gördüğünüz diploma 

Asubay târihcesinin şu an itibâriyle muttali olduğumuz en eski ve dahi en temel senedi oluyor.

Bunu böyle bilelim.

kisa 1 kisa 2
 kisa 3 kisa 4

Babasından yâdigâr bu kıymetli diplomayı

Dükkânının duvarında büyük bir ihtimâm ile muhâfaza etdikden tam 73 sene sonra

Bu vedianın renkli bir nüshâsını târihin unutmaz hâfızasına armağan eden

Vefâlı evlâdı Sayın Nejat ÖZTÜRK’e

Ve dahi

Kuşadası’na kadar bir koşu gidip bu belgeyi Eski Tüfek’e ulaşdıran

Sayın Ahmet KISA’ya huzurunuzda teşekkür eder

Her ikisinin de ellerinden hörmetle öperim.

Bakınız,

Cennet mekân Hava Makinist Gedikli Onbaşı Mehmet ÖZTÜRK,

942-1689 sicil,

731 diploma numarası

Ve dahi

14’üncü dönem olarak

Hava Okul Komutanlığından 1942 senesinde mezûn oldu. Bu rakamı geriye doğru işletdiğimizde

İlk dönem mezûn Hava Asubaylarınıneyyam 3 11

Hava Kuvvetlerimize 1942-13 = 1929 senesinde intisâb etdiğini öğreniyoruz.

Bu bilgiyi de bugün buradan dünyâya ilân ediyoruz.

Hava Asubay Meslek Yüksek Okulu’nun brövesine okulun kuruluş târihi olarak

2003 senesini yazan amâli erbaa câhili ahmak subaylar bu gerçeği anlasınlar gayrı!..

dip 11 dip 3
 

dip no1 

Sayın Ahmet KISA’dan aldığım bir bilgiyi burada sizlere akdarayım.

Hava Makinist Gedikli Erbaş Sayın Mehmet ÖZTÜRK’ün yukarıdaki diplomasının sağ alt köşesinde gördüğünüz 1689 rakamı, kendisinin 1942 senesine kadar Hava Kuvvetlerimize duhûl eden 1689’uncu Hava Asubayı olduğunu işâret ediyormuş. Merâkı mûcip olacaklara imdiden söyleyelim.

Yukarıdaki çizelgede ortaya çıkartdığımız mezûniyet dönem sayısını

Aşağıda gördüğünüz verdiği bilgi ile

Hv.Lv.Asb.Kd.Bçvş. Sayın M. Mustafa ÖZDEMİR de teyit ediyor.

eyyam 3 12

 *  *  *  *  *

Gedikli Hava Zâbitlerinin hâl-i pür melâline muttali olmak gâyesiyle

Bir dilekce de Hava Kuvvetlerimize postaladım.

Siz, bilmiyorsunuz,

Zahmet edip araşdırıp öğrenmek de isdemiyorsunuz!

Bâri bırakın, biz bulalım dedik!

 KONU: Hava Kuvvetleri Komutanlığına İntisâb Eden İlk Dönem Gedikli Erbaşlar Hakkında.

İLGİ:     (a) 5619 sayılı ve 23.03.1950 târihli Gedikli Erbaş Kânunu.

(b) 5802 sayılı 02.07.1951 târihli Astsubay Kânunu.

(c) 09 Ekim 2003 târihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

(ç) 19 Nisan 2004 târihli ve 2004/7189 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânunun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

1. T.C. Ordusunda Gedikli Erbaş asker sınıfının 30 Haziran 1950 târihinde meriyyete konulan İlgi (a) kânuna istinâden 1950 senesinde ihdâs edildiğini biliyoruz.

2.  İlgi (b)’de mezkûr 5802 sayılı Astsubay Kânununun 05 Temmuz 1951 târihinde meriyyete girmesiyle birlikde söze konu İlgi (a) Gedikli Erbaş Kânunu ve dahi Gedikli Erbaş asker sınıfı aynı târihde ilgâ/lağv edildi.

3. Bu cümlenin devâmı olmak üzere sâdece 1 sene meriyyetde kalan söze konu İlgi (a) kânuna istinâden 1950 senesinde sâdece bir dönem Gedikli Erbaş mezun edilmiş olması gerekir.

4. Ancak yapdığım inceleme neticesinde, 1950 senesinden evvelki târihlerde de Gedikli Erbaş mezun edildiğini tesbit etdim. Bu tesbitimin örneği de 1945 neşetli Hava Bombardıman Gedikli Erbaş Sayın Recep ERDEM’dir. Sayın Recep ERDEM, 1943 senesinde Eskişehir Hava Okulu imhânını kazanmış ve aynı sene okula kayıt yapdırmış. İki senelik eğitim-öğrenimini başarıyla tamamlamasını müteakip Sayın Recep ERDEM;

a.  1945-2950 sicil numarası,

b. Hava Bombardıman Gedikli Erbaş unvânı ve

c.  Gedikli Çavuş rütbesiyle

Eskişehir Hava Okulundan 1945 senesinde mezun edilmiş. Kendisi hâlen hayatta olup irtibat bilgisi bende mevcutdur.

5. İlgi (c,ç) mevzuata istinâden Millî Savunma Bakanımız Sayın İsmet YILMAZ’a suallerim şunlardır;

Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza intisâb eden “ilk dönem Gedikli Erbaşlar”;

a.                              Hangi târihde

Ve dahi

b.                              Hangi Kânuna istinâden Gedikli Erbaş nasbedilmişdir? 01 Ocak 2015.

  113290  başvuru numarası ile mesajınız başarı ile iletilmiştir. Gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.

Katı,

Katı olduğu kadar kalın,

Kalın olduğu kadar karanlık,

Ve dahi

Karanlık olduğundan daha da fazla infisâh etmiş subay zihniyeti

Etden kemikden duvar oldu önümde...

555*  *  *  *  *

2005 senesinde ilk dönem mezûnlarını verdiğini iddia eden

Ve dahi

Kuruluş târihi olarak brövesine 2003 senesini yazan

Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulunun gerçek mezûniyet dönem sayısını hesâplamamız için

Kendisi de emekli bir Jandarma Asubayı

Ve dahi

TAS-SEN Genel Disiplin Kurulu üyesi kıymetli meslekdaşım Sayın Ersel AKSU

Kendi diplomasının bir sûretini hediye etdi makâlemize...

Sayın AKSU;

1989 senesinde 60’ıncı dönem olarak mezûn oldu ve

Jandarma Asubay Çavuş rütbesiyle vatan hizmetine başladı.

İlk dönem Jandarma Asubay mezûnlarının târihini öğrenmek için de

Basit bir çıkartma işlemi yapmak yetdi.

1989-60 =1929 eder.

eyyam 3 13eyyam 3 14

Kendisi 1956 neşetli ve 28’inci dönem mezûnu bir Jandarma Asubay olan

Bilecik’li 82’lik Sayın Mehmet KAYALI’nın bildirdiğine göre

İhtiyaca binaen aynı sene içinde 2 dönem Jandarma Asubayı mezûn edilmiş.

Târihini tam olarak hatırlamayadı.

Fakat aynı sene içinde 2 dönem Jandarma Asubayı mezûn edildiğini iyi biliyor.

Bu târihi hatırlayan meslekdaşımız var ise söylesinler. Buraya o bilgiyi de yazalım.

İkiz mezûniyet ile verilen bu bir fazlalığı da

Toplam mezûniyet dönem sayısına eklemek icâb ediyor elbetde.

*  *  *  *  *

Subaya Öyle,

Asubaya Böyle!

Kendi peydahladıkları evvel-ebed değişmez bir kast tezgâhı içinde

Maksat, herkes, gıçının yerini bilsin!

Subayı inci dânesi gibi tek tek saya ölçe altın varaklı kayıtlara geçir,

Asubayı ise toptan mal alır-satar gibi saman kağıdından diplomaya bir kalemde yaz, gitsin.

Asubay dediğin asker kişiler;

Sıvasız hânelerin sayısız çocukları nasıl olsa...

Bu sürgün zihniyetin bir tezâhürü olarak da; 

1949 senesinde dahi mezûn etdikleri subaylarımıza “Numaralı Diploma” verdiler.

eyyam 3 15

eyyam 3 151

Siyah beyaz filimlerin pos bıyıklı babacan oyuncusu

Kıymetli Meslekdaşım

Ve dahi

Aslen Deniz Gedikli Zâbit olan

Fakat

Sahtekârlık ile Deniz Gedikli Erbaş yapılan Sayın Hulusi KENTMEN

Mezûniyet dönem sayısını bilemeden geldi geçdi şu dünyâdan...

Çünkü

Aşağıda gördüğünüz üzere kendisine  “numarasız” diploma verdiler!..

eyyam 3 152Benim de mezûnu olduğum aynı okul

42 sene sonra bu kez de bana gene “numarasız” diploma verdi.

Fakat bize yapılan bu târih sıfırlama ameliyyâtını

2015 senesinin beşinci ayında cürm-ü meşhût hâlinde yakaladık evvel Allah.

Ben de bugün öğrendim ki

1982 senesinde Deniz Asubay Sınıf Okulundan

Meğerse 92’inci dönem Deniz Asubayı olarak mezûn olmuşum!..

eyyam 3 1542005 senesinden buyana mezûn edilen Deniz Asubaylarına

Mezûniyet Dönem Numarası veriyorlar vermesine

Fakat bu kez de

Asubay Okullarının hepsinin verdiği diplomaya mezûniyet dönem sayısını cebren ve hile ile yanlış yazıyorlar.

eyyam 3 155*  *  *  *  *

İmdi sıra geldi makâlemizin alâmet-i fârikasına...

Sizler için hiçbir fedâkârlıkdan imtinâ etmeyen Eski Tüfek,

Guvvet Gomutanlarımız

Ve

Necdet Beyin dahi

Bugüne kadar hiç görmediği,

Hiç merâk etmediği

Ve dahi

Hiç bilmediği şu çizelgeyi hazırladı sizler için...

Hangi kuvvet mensûbu olursanız olunuz

Buyurun, seçip alınız size ait olan “mezûniyet dönem sayınızı”...

Türkiye Cumhuriyeti Ordusu
Asubay* Târihcesi Mezûniyet Dönem Çizelgesi (1890-2015)


(*Asubay: Küçük Zâbit, Gedikli Küçük Zâbit, Asubay, Başgedikli, Gedikli Erbaş, Astsubay)

Deniz Asubaylığı

Kara Asubaylığı

Jandarma Asubaylığı

Hava Asubaylığı

Senesi

Dönemi

Senesi

Dönemi

Senesi

Dönemi

Senesi

Dönemi

1890

Mezûn vermedi

1909

Mezûn vermedi

1929

1

1929

1

1891

1

1910

Mezûn vermedi

1930

2

1930

2

1892

2

1911

1

1931

3

1931

3

1893

3

1912

2

1932

4

1932

4

1894

4

1913

3

1933

5

1933

5

1895

5

1914

4

1934

6

1934

6

1896

6

1915

5

1935

7

1935

7

1897

7

1916

6

1936

8

1936

8

1898

8

1917

7

1937

9

1937

9

1899

9

1918

8

1938

10

1938

10

1900

10

1919

9

1939

11

1939

11

1901

11

1920

10

1940

12

1940

12

1902

12

1921

11

1941

13

1941

13

1903

13

1922

12

1942

14

1942

14

1904

14

1923

13

1943

15

1943

15

1905

15

1924

14

1944

16

1944

16

1906

16

1925

15

1945

17

1945

17

1907

17

1926

16

1946

18

1946

18

1908

18

1927

17

1947

19

1947

19

1909

19

1928

18

1948

20

1948

20

1910

20

1929

19

1949

21

1949

21

1911

21

1930

20

1950

22

1950

22

1912

22

1931

21

1951

23

1951

23

1913

23

1932

22

1952

24

1952

24

1914

24

1933

23

1953

25

1953

25

1915

25

1934

24

1954

26

1954

26

1916

26

1935

25

1955

27

1955

27

1917

27

1936

26

1956

28

1956

28

1918

28

1937

27

1957

29

1957

29

1919

29

1938

28

1958

30

1958

30

1920

30

1939

29

1959

31

1959

31

1921

31

1940

30

1960

32

1960

32

1922

32

1941

31

1961

33

1961

33

1923

33

1942

32

1962

34

1962

34

1924

34

1943

33

1963

35

1963

35

1925

35

1944

34

1964

36

1964

36

1926

36

1945

35

1965

37

1965

37

1927

37

1946

36

1966

38

1966

38

1928

38

1947

37

1967

39

1967

39

1929

39

1948

38

1968

40

1968

40

1930

40

1949

39

1969

41

1969

41

1931

41

1950

40

1970

42

1970

42

1932

42

1951

41

1971

43

1971

43

1933

43

1952

42

1972

44

1972

44

1934

44

1953

43

1973

Mezûn vermedi

1973

Mezûn vermedi

1935

45

1954

44

1974

45

1974

45

1936

46

1955

45

1975

46

1975

46

1937

47

1956

46

1976

47

1976

47

1938

48

1957

47

1977

48

1977

48

1939

49

1958

48

1978

49

1978

49

1940

50

1959

49

1979

50

1979

50

1941

51

1960

50

1980

51

1980

51

1942

52

1961

51

1981

52

1981

52

1943

53

1962

52

1982

53

1982

53

1944

54

1963

53

1983

54

1983

54

1945

55

1964

54

1984

55

1984

55

1946

56

1965

55

1985

56

1985

56

1947

57

1966

56

1986

57

1986

57

1948

58

1967

57

1987

58

1987

58

1949

50

1968

58

1988

59

1988

59

1950

60

1969

59

1989

60

1989

60

1951

61

1970

60

1990

61

1990

61

1952

62

1971

61

1991

62

1991

62

1953

63

1972

62

1992

63

1992

64

1954

64

1973

Mezûn vermedi

1993

64

1993

64

1955

65

1974

63

1994

65

1994

65

1956

66

1975

64

1995

66

1995

66

1957

67

1976

65

1996

67

1996

67

1958

68

1977

66

1997

68

1997

68

1959

69

1978

67

1998

69

1998

69

1960

70

1979

68

1999

70

1999

70

1961

71

1980

69

2000

71

2000

71

1962

72

1981

70

2001

72

2001

72

1963

73

1982

71

2002

73

2002

73

1964

74

1983

72

2003

74

2003

74

1965

75

1984

73

2004

75

2004

75

1966

76

1985

74

2005

76

2005

76

1967

77

1986

75

2006

77

2006

77

1968

78

1987

76

2007

78

2007

78

1969

79

1988

77

2008

79

2008

79

1970

80

1989

78

2009

80

2009

80

1971

81

1990

79

2010

81

2010

81

1972

82

1991

80

2011

82

2011

82

1973

3 dönem mezûn verdi

1992

81

2012

83

2012

83

1974

84

1993

82

2013

84

2013

84

1975

85

1994

83

2014

85

2014

85

1976

86

1995

84

2015

86

2015

86

1977

87

1996

85

 

İlâve 1

87

 

İlâve 1

87

1978

88

1997

86

 

Jandarma Genel Komutanlığımız biliyordur.

Senesini henüz öğrenemedik.

1956 mezûnu Jandarma Asubay Mehmet KAYALI’nın verdiği bilgiye göre aynı sene içinde 2 dönem Jandarma Asubayı mezûn edildi.

Bu sebepden dolayı
mezûniyet dönem sayısına
1 sene ilâve edilmelidir.

 

1979

89

1998

87

   

1954 senesinde 2 dönem Hava Asubayı mezûn edildi.

Bu sebepden dolayı mezûniyet dönem sayısına 1 sene ilâve edilmelidir.

1980

90

1999

88

   

1981

91

2000

89

   

1982

92

2001

90

   

1983

93

2002

91

   

1984

94

2003

92

   

1985

95

2004

93

   

1986

96

2005

94

   

1987

97

2006

95

       

1988

98

2007

96

       

1989

99

2008

97

       

1990

100

2009

98

       

1991

101

2010

99

           

1992

102

2011

100

           

1993

103

2012

101

           

1994

104

2013

102

           

1995

105

2014

103

           

1996

106

2015

104

           

1997

107

 

             

1998

106

                 

1999

109

                 

2000

110

                 

2001

111

                 

2002

112

                 

2003

113

                 

2004

114

                 

2005

115

                 

2006

116

                 

2007

117

                 

2008

118

                 

2009

119

                 

2010

120

                 

2011

121

                 

2012

122

                 

2013

123

                 

2014

124

                 

2015

125

                 

Kara Asubaylığının 100’üncü kuruluş yıldönümü vesilesiyle

K.K. EDOK Okullar Komutanlığının 01 Haziran 2009 senesinde neşretdiği

Ve dahi  ikinci bölümde  kapak resmini gösderdiğimiz kitapda açıklandığı üzere;

Astsubay Sınıf Hazırlama Okullarının ismi;

1971 senesinde Astsubay Hazırlama Okulu olarak değişdirildi.

Ve dahi

2 sene olan eğitim süreleri 3 senelik lise seviyesine yükseltildi.

Astsubay Sınıf Hazırlama Okulları 2 senelik eğitim verdiği son dönem öğrencilerini 1972 senesinde mezûn etdi. 

Bu sebepden dolayı Asubay Okulları 1973 senesinde mezûn vermedi. 

Asubay zaafiyetini gidermek üzere kıt’alarda görevli erlerimize ya da dış kaynakdan temin etdiği lise mezûnlarına kısa dönem eğitim verilip 1973 senesinde Asubay mezûn edildiğini de bizzat bizler biliyoruz.

Yukarıda verdiğimiz çizelgede;

Kara Asubay mezûniyet dönem sayısı tam doğrudur.

Fakat Deniz Asubay mezûniyet sayısında bir kesinlik yokdur. Çizelgedeki sayıdan fazladır, az değildir.

Çünkü Târihci Sayın Ergün HİÇYILMAZ’ın 2010 senesinde neşretdiği aşağıda okuduğunuz haberine göre

Deniz Asubaylığının kuruluş senesi 1875’dir.

eyyam 3 16

Sayın HİÇYILMAZ’ın verdiği bu bilgiyi teyit eden sağ tarafınızda gördüğünüz gibi bir de okul brövesi var.

Böyle bir bröve var ise şâyet bu bröveyi kullanan bir de okul olsa gerekdir, değil mi?eyyam 3 26

Bugüne kadar geçen târihî vetire içinde;

Çeşitli isimler altında eğitim-öğretip verip

Farklı unvanlar ile öğrenci mezûn etse de

Deniz Asubay Okulunun 1875 senesinde teşkil edilmiş olması muhtemel görünüyor.

Araşdırmamız devâm ediyor. Bu konuda bilgisi olanların yardımını ricâ ediyorum. 

*  *  *  *  *

Evvelâ ahdetdik,

Sonra da cehdetdik!

Zamân ve el emeği göz nûrumuzu haraç-mezât etmek bahâsına

Canımızı dişimize takıp bu işin sırrına ermek istedik!

İşde, şu dilekceyi gönderdim Deniz Kuvvetleri Komutanıma

KONU: Deniz Kuvvetleri Komutanlığına İntisâb Eden İlk Dönem Gedikli Erbaşlar Hakkında.

İLGİ: (a) 03 Şubat 2015 târihli, 121312 sayılı ve aynı konulu BİMER dilekcem.

(b) Deniz Kuvvetleri Komutanlığının11 Şubat 2015 Çarşamba târih ve 09:10:14 saatli cevâbı.

1. T.C. Ordusunda Gedikli Erbaş asker sınıfının ihdâs edilmesine dair İlgi (a) ile tevcih etdiğim dilekcemdeki suâllere Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız İlgi (b) ile gönderdiği cevâpda; dilekceme konu etdiğim hususların tespiti maksadıyla İstanbul'da konuşlu Deniz Müzesi Komutanlığına araştırmacı olarak şahsen müracaat edebileceğim bildirdi.

2. Deniz Kuvvetlerimizde Gedikli Erbaş asker sınıfının teşkiline dair tarihceyi ilk kaynağından tespit edebilmek gâyesiye Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı uhdesindeki şahsî dosya arşivlerinde tetkik yapmam gerekmektedir.

3. Ben, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı neşetli, Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli olan bir Astsubayım. Sicilim, 1982-2085; son rütbem, SG Telsiz Astsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş’dur. Dilekceme konu işbu arşivlerde tetkik yapmak üzere izinin verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.21.02.2015.

190013 başvuru numarası ile mesajınız başarı ile iletilmiştir. Gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz. 

Bugün itibâriyle hiçbirisi hayatta olmayan ehl-i kubûr rahmetli Deniz Gedikli Zâbitler

Vallahi de billahi de

Bir anda devlet sırrı oluverdi karşımda…

190013 nolu başvurunuz hakkında.‏

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

9:14 AM

To: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

From:

 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sent:

Tuesday, March 03, 2015 9:14:56 AM

To:

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sayın ŞÜKRÜ IRBIK ,

Bimer Başvuru Numaranız :190013

Sayın Şükrü IRBIK;

1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına intisap eden ilk astsubaylar hakkında kaleme aldığınız BİMER müracaatınız tarafımıza ulaşmıştır.

2. MY 71-1(C) TSK Arşiv Yönergesi gereğince müracaata konu olan personel şahsi dosyalarının incelenebilmesi için son işlem tarihi üzerinden 101 yıl geçmesi gerekmekte olup bahse konu şahsi dosyalarda inceleme işlemi yapılamamaktadır.

3. Cumhuriyet öncesi belgelerde inceleme yapabilmek için Deniz Müzesi Komutanlığı/İstanbul'a şahsen müracaat edebilirsiniz. Rica ederim.  


DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI 

*  *  *  *  *

Hava ve Jandarma Asubay Meslek Yüksek Okullarının bugün kullandıkları brövelerinde 2003 târihi mevcut.

Asubaylık târihine bu ihâneti yapanlara öyle bir küfür sallamak istiyorum ki şimdi şuradan, deme gitsin!..

Bu ihânete sebep olan cuntacı mankurt subaylar

2003 senesinde Asubaylara karşı resmen ve hile ile târih darbesi yapmışlar.

eyyam 3 27Eğitim süresinin yükseltildiği senelerde Harp Okulları bâzen 1 sene bâzen de 2 sene üst üsde mezûn vermedi.

Fakat Asubay Okulları eğitim süresinin yükseltildiği senelerde dahi mezûn vermeye devâm etdi. Hattâ bâzı Asubay Okulları bâzı senelerde çifte dönem mezûn verdi.

Emekli Hava Asubayı Aydın’lı 82’lik Efe Sayın Ahmet KISA’dan aldığım bilgiye göre, artan Asubay ihtiyacını karşılamak için Hava Kuvvetlerimiz 1954 senesi içinde iki ayrı dönem Hava Asubayı mezûn etdi.

Deniz Kuvvetlerimiz de 1973 senesinde aynı işlemi yapdı ve iki ayrı dönem Deniz Asubayı mezûn etdi.

Emekli Deniz Asubayı Sayın Halil ERGENLİ'nin

Emekli Deniz Asubayı Sayın Cemâlettin ALACA'dan teyit ederek verdiği bilgiye göre

Ve dahi

  • 1972 Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulu,
  • 1973 Genelkurmay GES Komutanlığı mezûnu olan
  • Aşağıda mezûniyet dönem sayısı yazılı diplomasını gördüğünüz

Emekli Deniz Asubay Sayın Necdet TÖRE’nin verdiği bilgiye göre;

ek-7

Deniz Astsubay Sınıf Okulu 1973 senesinde eğitim-öğretim vermek üzere 3 ayrı kaynakdan 713 öğrenci aldı.
Bu öğrenci kaynakları;

1. Askerî olarak;

   a. Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okuluna 1970 senesinde girip 1972 senesinde mezûn edilen 340 öğrenci.

2. Sivil olarak;

a. Devlet ve meslek lisesi mezûnlarından okula kabul edilen 190 öğrenci.

b. Meslek lisesi mezûnlarından Ocak 1973 ayında seçilip yarım dönem eğitim-öğretim verilen 183 öğrenci.

Senelik ortalama öğrenci sayısı 350 civârında olan Deniz Astsubay Sınıf Okulu’nun 1973 senesinde, evvelki senelere göre 2 misli öğrenci kabul etmesi, bir sene sonra başlayacak Kıbrıs Barış Harekâtının habercisiydi aslında.

Deniz Astsubay Sınıf Okulunda;

  • Askerî kaynakdan gelen 340 öğrenci ile devlet ve meslek lisesinden gelen 190 öğrenci Eylül 1972 senesinde okula kabul edildi. Ve bir tam sene (iki yarı dönem) eğitim-öğretim alarak mezûn edildiler.
  • Meslek lisesinden gelen 183 öğrenci Ocak 1973 ayında Derince Makina Okuluna kabul edildi. Ve sâdece yarım dönemlik hızlandırılmış eğitim-öğretim alarak mezûn edildiler.
  • 1973 senesinde mezûniyet gününe kadar 11 öğrenci okuldan ayrıldı. Ağustos ayında tertip edilen diploma töreninde eğitim-öğrenimini başarıyla tamamlayan 702 öğrenci, Deniz Astsubay Çavuş nasbedildi.
  • Eğitim süresi 2 seneden üç senelik lise düzeyine yükseltildiği için Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulu 1974 senesinde mezûn vermedi. Bu sebepden dolayı 1974 mezûnu Deniz Asubaylarının tamamı devlet lisesi ve meslek lisesi mezûnlarından seçilip Deniz Astsubay Sınıf Okuluna kabul edildiler.

Harp Okullarının eğitim süresi;

  • 1971 senesinde lise sonrası 2 senelik eğitimden 3 seneye yükseltildi (Kânun Sayısı 1462).
  • 1979 senesinde de her nasıl kotardılar ise 1977 senesinden geçerli olmak üzere lise sonrası 3 senelik eğitimden 4 seneye yükseltildi (Kânun Sayısı 2218).

Bu düzenlemenin her ikisi de aşağıda gördüğünüz üzere Kânun ile yapıldı.

ek-8

Fakat Asubay Hazırlama Okullarında;

  • 1960’ların farklı senelerinde ortaokul sonrası 2 senelik meslek lisesi eğitimi verilmeye başlandı.
  • 1970’lerin gene birbirinden farklı senelerinde ortaokul sonrası 3 senelik meslek lisesi eğitimi verilmeye başlandı.
  • Hazırlık eğitiminin akabinde Asubay Sınıf Okullarında bir sene meslek eğitimi alan öğrenciler aynı senenin Ağustos ayında Asubay Çavuş nasbedilip ordumuzun çeşitli kuvvetlerine intisâb etdiler.

Asubay Okullarında bu düzenlemelerin hepsi de aşağıdak gördüğünüz üzere

Ya Yönetmelikler ya da Millî Eğitim Bakanlığının Karârları ile yapıldı.

ek-9Kânun demek;

Konunun TBMM’de enine boyuna görüşülmesi, tartışılması ve en iyi neticeye varmak demek...

Yönetmelik ya da Bakanlık Karârı demek;

Darbeci üç beş subayın karargahda gizlice ictimâ eyleyip konuyu TBMM denetiminden kaçırarak

Babalarının çiftliğini yönetir gibi bir iki saat içinde paşa keyiflerinin isdediği gibi karâr almak demek...

*  *  *  *  *

Asubayların mezûniyet dönem sayısı konusunda yapılan işbu târih hırsızlığının derhâl düzeltilmesini

Ve dahi

Asubaylara, târihinin iâde edilmesini istiyoruz istemesine de

Lâkin

Evvel’den Ȃhire Işıltılı Yansımalar -5-  isimli makâlemizin son sayfasında

Târihin döşüne şerh düşdüğümüz hak talebimizden ferâgat etdiğimiz zannedilmesin!

O isteğimiz hâlâ ve daha kuvvetli bir irâde, istek ve daha belirgin bir tavırla masadadır...

Bu gerçek bir yana

İçinde yaşadığımız 2015 senesi itibâriyle

Bu güne kadar kaç dönem Asubay mezûn etdiklerini

Guvvet gomutanlıkları derhâl açıklamalıdır.

İki sene evvel sıfırladığı kamyon yükü yeşil Dolarları ve kasalar dolusu mâvi Avroları

Bilâl oğlan, iade etmez! Zere çıfıtlar aldığını, canı bahâsına da olsa geri vermez!

Fakat

10 sene evvel sıfırladıkları Asubayların 80, 90, 120 senelik târihini

Biz Asubaylar

Guvvet Gomutanlarımızdan geri alacağız evvel Allah.

Mankurtlaşmadım!..

Mâhlûk da değilim!..

Senin gibi

Eşref-i mâhlûkum ben!..

Eyyâmı geldi, Eski Tüfek hesâp soruyor sizlere!

Eyy Sayın Guvvet Gomutanlarım;

Asubayların 2005 senesinde gasp etdiğiniz şanlı târihini

Bugün, hemen iâde edin!..

brove

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

(*** Üçüncü ve son bölümdür)

: Makâlede mündericdir.

Okumak için tıklayınız!

Sorarlar Bir Eyyâm Gelir! -1-

image002

Sorarlar Bir Eyyâm Gelir! -2- 

eyyam-1

eyyam-1

 

Sorarlar Bir Eyyâm Gelir! -2-

Güzel Memleketimin Vicdânlı İnsanlarına...

Sokakdayım...

Ne yapacağım şimdilik meşkûk!

Ayaklarımın beni nereye götüreceğini ben de bilmiyorum.

Rüzgârın yönü sâbit, gözledim fakat

Nereye yelken basacağım ise tam bir muammâ!..

Emel SAYIN ile meşk edipeyyam2

Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar şarkısını söylemiyorum.

Hiç kimsenin aşkında gözüm de yok!..

Berrâk bir güz gecesi

Kehkeşânda öte beri gıpraşarak pırıldayıp duran sayısı bilinmez kevkebler kadar

Yapayalnızım!

Lâkin

Kaldırımın ortasında dururken nice insan öykülerine şâhidlik eden

Ve dahi

Beyâz tâze çiçekler ile bezeli şu koca akasya ağacındaki herhangi bir yaprak kadar da

Hürüm!

Deliye hergün bayram olsun, ziyânı yok! Fakat bugün ben târif edemeyeceğiniz kadar gene

Sevinçliyim!..necdet-ozel-zona

Yok, yok!..

Necdet Bey, Asubaylara tazminât vermeye başlamadı!

Nisan ayında evvelâ

Mikroplu bir hastalık olan zona ile kahramanca harp edip gâlip geldi

Akabinde

Mayıs ayında kestanecik ameliyatı oldukdan sonra karârgâhını teşrif edip mesaiye başladı...

Fakat Asubaylara tazminât vermeye başlamadı!

Görevi süresince Türk Ordusuna âdetâ bir fetret devri yaşatan Necdet Bey

Tam dört sene saltanat sürdü fakat

Asubayların tazminât  ve İntibâk meselesini halletmeye ciğeri de nefesi de yetmedi nasıl olsa...

Zâten kendisi artık yolcu! Bağlasan da durmaz!

Hanıma yakalanmadan evden sıvışmayı bu kez de başardım ya!

İşde, sırf bu sebepden dolayı sevinçliyim...

Sabâh ezânı okunalı 20 dakika oldu, olmadı.

Dün akşam uyumadan evvel kafamda iyice tasarlamışdım.

Bu sabâh hanımdan 15 dakika önce uyandım. Ve O uyanmadan attım kendimi sokağa...

Yanıma almayı bu kez unutmadım! Cep telefonumu evde bırakdım! Bilerek ve isdeyerek...

Çünkü yanımda olsaydı, hanım uyanınca daha yüzünü bile yıkamadan hemen açıp telefonu şöyle diyecek idi bana;

  • Neredesin?..
  • Orada olmadığıma göre!..
  • İyi, güzel! Kaç seferdir söylüyorum. Gelirken yemeklik yağ getir eve! Bu kez sakın unutma, e mi?..

İki sene evvel verdiği bu sipârişi dışarı çıkmıyorum diyerek hep kulak ardı etdim. Bugün de bilerek kaçdım evden! Gururluyum!

Çünkü bu kez de evden çıkışımda gene ben kazandım.

Motor, yağsız çalışmaz; yatak sarar, biliyorum. Evdeki tencereler yağsız pişirmeye, biz de yağsız yemeye alışdık, alışmasına şunca zamândan beri! Lâkin bizim motor da teklemeye başladı âhiren. İnkıbâz mı başladı ne?.. Sebebi yağsız yemek yemekden olsa bile sırf hanım istedi diye almıyorum işde o yağı...

Aceleden olsa gerek! Baharlığımı almayı unutmuşum evden çıkarken...

Mevsim bahâr, beşinci ayın ilk günleri...

Ankara sabâhının meşhûr kuru ayazı daha şimdiden kemiklerimi delip geçdi ve ilikllerime kadar işledi...

Fakat ne olursa olsun geri dönmek yok eve...

Soğukdan donup da Melih GÖKÇEK’in dânesine onbin Coni doları ödeyerek Çin’den getirtdiği ucûbe dinazor heykeli gibi donakalsam da dönmeyeceğim!

Ortalık henüz ışımadı... Güneş ise bu sabah nikâbını indireceğe benzemiyor...

Sabah namâzını cemâat ile edâ etdikden sonra

Câmiden evlerine giden üç beş vatandaş, bir iki çöp kamyonu, çöpcü ve köpeklerden başka kimse yok ortalıkda...

Müştekî değilim!..

Dün okuldan bizim kız aradı... Baba, yârın öğleye döner getir bize dedi. Bacanağın oğlu, bizim kız; O’nun kız arkadaşı... Etdi üç... Ağaç govuğundan peydâ olmadık! Nihâyetinde, biz de Allah kuluyuk! Can taşıyoruz hani. Bayram namâzı gibi senede iki kere de olsa biz de bugün bir döner-ekmek öğütsek ne olur ki? O zamân, etdi dört!..

Ayazda abasız kalmış abdâl misâli

Sabâhın seher vakdinde kaç saat arşınladım Ankara’nın andezit daşı döşeli galdırımlarını, hesâplamadım!..

Vakit geldi...

Öteki mahallede iyi bir dönerci var. Yaprak döner sarar kendisi. Oradan almak gerek!.. Kısa bir arşınlamadan sonra vâsıl oldum oraya. Saat, 12 olmuş, dönerleri almanın tam zamânı...

Dün akşamdan tıraş olmadığı belli dönerci ustası ile aramızda şöyle bir muhabbet cereyân etdi;

  • Usda, bana dört dâne döner kes şuradan!
  • Paket mi, burda mı yiyeceksin?
  • Dört dâne döneri kendim yiyecek kadar zengin değilim, be adam!
  • Emeklisin öyleyse?..
  • !!!......
  • Dönerler kime aabi?
  • Bizim çocuklar istedi. Sence mahzûru yoksa şâyet birisini de ben yiyeceğim!..
  • Yoooh, niye ossun!... Çocuklar ne iş yapar aabi?
  • !!!......  Okuyorlar!..
  • Aabi, sen emekli olmuşsun. Laf aramızda, don vurmuş Kemer patlıcanı gibi hem gararmış hem de pörsümüş görünüyorsun!.. Şu dönerin hepisini kesip yedirsem sana, gene de kâr etmez! İsrafâ hâcet yok! Fakat öğrenciler öyle mi ya? Çoğu simit-çay ile idâre ediyor günlerini. Durumu acık iyi olanlar da gelip benden yarım ekmeğe 20 gıram, 30 gıram döner isdiyorlar. Çünkü paraları bu gadarına yetiyor! Biliyor musun aabi?.. Valla, içim parçalanıyo bu öğrencileri görünce... Diyom ki gendi gendime; şu dükkân benim olsa hanı! Okuyan gençlere hergün bedavâ versem aha şu döneri!.. Bu çocukların en az 100 gıram yemesi lâzım aabi... Ehhe ehe!.. Mâdem okuyolar, senin çocuklara ekıstıradan 20 şer gıram döner de benden aaabi...
  • !!!......

O konuşurken ben önce, susdum! Akabinde somurtdum. En son olarak kızmaya başlamışdım ki!..

Boyu döner tezgâhından bile daha uzun olan bu iri kıyım adamın son sözleri beni can evimden vurdu...

Ya Rabbim! Sana yalvarıyorum!

Böyle vicdânlı insanların sayısını Sen, şu ülkede 75 milyondan ziyâde artdır!

*  *  *  *  *

Bu makâlemizi okuyan her vatandaşımıza bir döner ziyâfeti çekemesek de

Bugün burada size gösdereceğimiz belgeler ile

Gözlerinize keyifli bir ziyâfet çekeceğiz evvel Allah.

Memleketimizin herhangi bir köşesinden bir nefes kıssa üfledikden sonra sizlere

İmdi gelelim sadede...

Sorarlar, Bir Eyyâm Gelir! -1- künyeli makâlemizde ele aldığımız

Ve dahi

Mıncıklamaya başladığımız Asubayların târihinin gasp edilmesi konusuna

Kaldığımız yerden devâm edelim yiğitler...

Târih sıfırlama meselesini tetkik ederken bir husus daha takıldı gözüme...

Subay yetişdiren okulların eğitim süresi arttırıldığı senelerde, bu okullar subay mezûn vermemiş. Mezûn vermediği seneleri birinci bölümde çizelge ile sizlere gösderdik.

Fakat Asubay okullarının eğitim süresi arttırıldığında bu okullar Asubay mezûn vermiş.

Bir başka ifâde ile Asubay okulları her dönemde ve her koşulda mezûn vermeye devâm etmiş.

eyyam-4 

Buradan şu neticeye varmak mümkün

  • Subay okulları 1 sene, 2 sene mezûn vermezse, demek ki orduda işler aksamıyor.

Fakat

  • Asubay yetişdiren okullar 1 dönem dahi mezûn vermezse, ordu hemen işlemez hâle geliyor.

Efendim?

Yanlış mı düşünüyorum?..

Üsdelik akıllları başına sonradan gelmiş olmalı ki

4752 sayılı temel kânunu kabul etdikden tam 1 sene sonra yukarıdaki geçici maddeyi kânuna ekleyebilmişler.

*  *  *  *  *

emekliassubaylar.org assubay  sitesinin kurucularından 

Ve

Atatürk’ün Samsun limanına ayak basdığı gün gönüldaşlarıyla buluşan emekliasubaylar.org’un asubay  kurucusu

Ve dekilicalipasa

TEMAD Muğla İl Başkanı

Ve dahi

347 borda numaralı şanlı TCG Kılıçalipaşa muhribinde berâber görev yapmaktan kıvanç duyduğum

Kıymetli meslekdaşım Sayın Halil ERGENLİ

Deniz Assubay Okulunun Kuruluş Yıldönümü Kutlu Olsun isimli makâlesinde

17 Kasım 2014 Pazartesi günü ifşâ etdi...

Meğerse Deniz Astsubay Okulu’nun bunca zamândan beri bizlere yutdurdukları kuruluş günü de sahte imiş...

Pekiyi

Kuruluş yıldönümü sahte olan okulumuzun

Ve dahi diğer Asubay Okullarının

Mezûn etdiği dönem sayısının hâli pür melâli nedir acap?..

*  *  *  *  *

Silâh arkadaşları olduğumuzu söyleyen subay gomutanlarımız

Asubaylara bütün Türk vatandaşlarından tam 30 sene sonra yüksek öğretim hakkı verdiler!

O da 2 senelik eğitim demek olan ön lisansın sâdece ikinci senesi...

Fakat bu ilâve 1 senelik eğitime karşılık olarak;

  • Jandarma Asubaylarının 76 senelik
  • Hava Asubaylarının 76 senelik
  • Kara Asubaylarının 93 senelik

Ve dahi

  • Deniz Asubaylarının 114 senelik şanlı târihî mirâsını

Asubayların elinden gasp etdiler...

4 kuvvet komutanlığımızın işbirliği yapıp tezgâhladığı bu târih hırsızlığının hesâbının sormak için

TEMAD ve TAS-SEN başkanlarını buradan hemen dâvâ açmaya dâvet ediyorum.

Tenezzül edip de bize danışırlar ise şâyet elimizde başka belgeler de var.

Erken davranan kazanacak evvel Allah.

Hele bir de her iki başkanımız ilk defâ da olsa bir araya gelip de

Ortak dâva açarlar ise şâyet

İşde o gün biz Asubaylar için hem düğün hem de bayram olur!..

*  *  *  *  *

Ahmet Kutsî TECER; öğretmen, oyun yazarı, siyâsetci ve şâir…

Anası O’nu, babasının memur olarak görey yapdığı Kudüs’de doğurdu.

Babası; Erzincan Vilâyetinin eski adıyla Eğin,

Yeni adıyla Kemâliye İlçesinin Apçağa köyünde dünyâya gelmiş idi.

Babasının bedeni gurbetde, Kudüs’de yaşıyor

Fakat

Vatan hasretiyle yanıp tutuşan yüreği, Apçağa’da atıyor,

Gönlü, ruhu, doğduğu köy olan Apçağa’da yaşıyordu.

Şâir TECER’in kendisi

Baba yurdu Apçağa’yı hiç görmedi!..

Fakat

Ata yurdu Apçağa hakkında çocukluğunda babasından o kadar çok hikâye işitdi ki…

Rüşdünü isbatladıkdan sonra bir gün

Aldı kalemini eline

Ve dahi

Babasının Apçağa köyüne duyduğu târifsiz sevgi ve hasreti anlatan o meşhur şiirini yazdı;

Orada bir köy var, uzakta

O köy, bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür...

*  *  *  *  *

Şâir TECER’in yukarıda okuduğunuz meşhur şiirinden ilhâm aldık!high-school

Ve dahi

Biz de kendi şiirimizi şöyle yazdık kadim dostlarım;

Orada bir Asubay okulu var, uzakda...

O Asubay okulu

Benim mezûn olduğum okuldur!..

Sayın TECER,

Babasının, doğduğu köyüne olan hasretini kağıda döken bir şiir yazdı.

Fakat ben aşağıda

Mezûnu olduğum okul hakkında bir mersiye yazmaya mecbur kaldım!

Yazan değil fakat Eski Tüfek’e bunu yazdıran şerefsizler utansın!..

*  *  *  *  *

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın 2014’de neşretdiği Deniz isimli dergide neşredilen iki haber var aşağıda.

Soldaki resimde Deniz Harp Okulu’nun 241’inci yıldönümünü kutladıklarını yazmışlar.

Sağdaki resimde ise aynı okulun 241’inci dönem mezûniyet törenini icrâ etdiklerini ilân etmişler.

eyyam-3 

Makâlemizin birinci bölümünde ifşâ etdik!

Mezûniyet dönem sayısı hakkındaki şâibeler silsilesi bir yana

Sizlerin de yukarıdaki haberlerde gördüğü gibi

Deniz Harp Okulunun kuruluş yıldönümü ile mezûniyet dönem sayısında bir mesele yok.

241 senelik târihi olan bir okulun verdiği mezûn dönem sayısı 241 olabilir.

Peki

Gene Deniz Kuvvetlerimizin Deniz isimli aynı dergisinde,

Yukarıdaki haberler ile aynı sayılarda neşredilen Deniz Asubay Okulları hakkındaki haberlere bakalım bir de...

Soldaki resimde Deniz Asubay Meslek Yüksek Okulu’nun 124’üncü yıldönümünü kutladıklarını yazmışlar.

Sağdaki resimde ise aynı okulun 10’uncu dönem mezûniyet törenini icrâ etdiklerini duyurmuşlar.

Kusura bakmasın denizci subay silah arkadaşlarımız

Lâkin

Şecâat arz ederken sirkâtin söyleyen Arab-ı kiptî bile ancak bu kadar aptalca bir haber yazabilirdi...

eyyam-5 

*  *  *  *  *

eyyam-6Târih, Para ve Yazı...

Târih denen mefhum, tedâvül paraya

Tedâvül para da yazıya benzer...

Bugün itibâriyle bizim yazdıklarımız da öyle...

Liradan 6 sıfır atdık diye böbürlenen ahmak siyâsetciler o vakit zil takıp oynamışlar idi. Daha şunun şurasında 10 sene evvel tedâvüle çıkardıkları o 1 kuruşlar nerede şimdi?..

Bugün yaşayıp seyretmekle yetindiğimiz olaylar bir zamân gelecek

Tesirini ve neticesini mutlaka gösderecek; iyisiyle kötüsüyle kıymeti, önemi ancak o zamân anlaşılacak...

1 lira ile bugünün târihinde sâdece 1 simit alabilirsiniz. Zamân geçdikce tedâvüldeki bu 1 liranın kıymeti azalır, azalır, azalır... Ve o 1 lira ile bir simitin üstündeki susamlardan bir dânesini dahi satın alamaz olursunuz. Ve bir zamân gelir, hiçbir değeri kalmadığından dolayı tedâvülden kaldırılır. Fakat tedâvülden kaldırılması o 1 liraların yok olduğu anlamına gelmez. Pek farketmesek de aslında geçen zamân içinde iki şey daha olmuşdur;

  • Darphânede basılıp tedâvüle çıkartılan o 1 liralarının çoğu darphâneye tekrâr dönüp başka paralara ham madde olmuşdur.
  • Fakat sâdece çok az bir mikdârı, kıymet bilen insanların elinde nâdir para olup antika değeri kazanmışdır.

İşde, binbir emek ve  göz nûru dökerek bizlerin bugünlerde yazıp çizdiklerinin değeri

Bugünün târihinde ve bugünün parasıyla 1 lira eder, belki de etmez!..

Fakat bugün piyasada dolaşan bu 1 liralık makâlelerden bâzıları zamân içinde o kadar kıymetlenecek ki

Bir vakit sonra milyon dâne simit almaya yetecek kadar nâdir 1 lira gibi milyonlarca paraya alınıp satılacak...

*  *  *  *  *

Târih şuurundan yoksun insanlar, mâhlûk mesâbesinden öteye geçemezler! Kul olurlar, bende olurlar...

Ancak târih bilinciyle yüklü insanlar kul olmayı, köle olmayı reddederler!

Târih hâfızası silinen insanlar, mankurtlaşır!

Kendilerine eşref-i mâhlûk sıfatını vehmedip komutan sıfatıyla ortalıkda dolaşan kimi rezil subaylar

Asubay Okullarının târihini sıfırlamak sûretiyle

Asubayları mankurt mu yapmaya tevessül etdiler yoksa?..

Emir verip bizi ölmeye, öldürmeye gönderen subaylarımız

Kendi târihleriyle iftihâr etmesini dahi Asubaylara çok mu görüyorlar?

  • Peki, yukarıda gördüğünüz iki haber arasındaki kepâzelik nedir sizce?
  • 124’üncü kuruluş yıldönümünü kutlayan bir okul nasıl olur da 124 senede sâdece 10 dönem mezûn verebilir?
  • Deniz Asubay Okulunun 2014 senesinde 10’uncu dönem mezûn verdiğini söyleyen kimdir?
  • Böylesi kepâze bir haberi yazanlar, yazdıranlar, yayınlanmasına izin verenler kimdir?
  • Yukarıdaki suâlleri bugüne kadar sormayan, soramayanlar ahmaklar kimlerdir?

İşde, belgesi...

Bugünkü Deniz Asubaylığın temelini teşkil eden Deniz Gediklisi dedikleri asker sınıfının

1890 senesinde ihdâs edildiğini benim de mezûnu olduğum okulun kendi târihcesine yazmışlar.

eyyam-7 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın daha 9 ay evvel neşretdiği aşağıdaki târihce kitabında

Deniz Asubaylığının 5 Şubat 1890 târihinden beri mevcut olduğunu sizler söylemediniz mi?

Evet, sizler söylediniz...

eyyam-9a 

*  *  *  *  *

Bugünün târihi itibâriyle;

  • Kara Harp Okulu bugüne kadar 3 kere,
  • Deniz Harp Okulu da bugüne kadar tam 12 kere isim değişdirdi.

Her isim değişdirdiğinde bu Harp Okullarının târihini sıfırladınız mı agalar?..

Hayır, sıfırlamadınız!

eyyam-10

Türk Ordusunun Asubaylarının târihini 2005 senesinde sıfırlayan

Ve dahi

Bu târih hırsızlığını bugün hâlâ savunmaya yeltenen ahmaklara soruyorum;

Harp Okullarının eğitim süresini 1971’de 2 seneden 3 seneye yükseltdiniz.

Peki, Subayların târihini 1971 senesinde sıfırladınız mı agalar?..

Cevâbı biz verelim; Hayır, sıfırlamadınız...

eyyam-11 

Harp Okullarının eğitim süresini 1979’da bu kez de 3 seneden 4 seneye yükseltdiniz.

Peki, Subayların târihini 1979 senesinde sıfırladınız mı agalar?

Cevâbı biz verelim; Hayır, sıfırlamadınız...

eyyam-12 

Subayların târihini sıfırlamadınız da

Asubayların târihini 2005 senesinde niye sıfırladınız agalar?..

Burada yeri gelmişken bir hususa daha dikkat çekelim. Kânun yapmanın bütün dünyâda kabul edilmiş temel kaidelerinden birisi de makâbiline şâmil olmasıdır. Bir başka ifâde ile kânunun getirdiği hüküm, kabul edildiği târihden geriye doğru işletilmez. Fakat yukarıda gördüğünüz 2218 sayılı işbu kânun ile 1979 senesinde, kânun yapmanın bu kuralını hiçe saymışlar. Bunu yaparak da geçmişde 2 ve 3 senelik harp okulu mezûnu subay gardeşlerimize sanki 4 senelik harp okulundan mezûn olmuş gibi muamele yapıp maaş ve özlük hakları intibâkları için başka bir kânun  yapmanın kılıfını hazırlamışlar...

*  *  *  *  *

1951 târihli aşağıda gördüğünüz kânun ile

  • Türk askerî mevzuâtına dâhil edilen Astsubay dediğiniz asker sınıfını lağv mı etdiniz?

Hayır, etmediniz!

  • 1 senelik eğitim verip 2004 senesinde Asubay Sınıf Okullarından mezûn etdiğiniz son dönem asubaylar ile
  • 2 senelik eğitim verip 2005 senesinde Asubay MYO’lardan mezûn etdiğiniz ilk dönem asubaylar arasında hukûken bir fark var mı?

Yok!..

Pekiyi

  • Asubayların hepsini subaylığa terfi mi ettirdiniz?

Hayır! Ölürsünüz de etdirmek isdemezsiniz!..

Tahmin edemeyeceğiniz ölçüde farkındayız.

eyyam13 

Yukarıda gördüğünüz Astsubay Kânununu ilgâ mı etdiniz?

Evet, ilgâ etdiniz...

Fakat

Astsubay Kânununun yukarıda gördüğünüz birinci maddesi

Aşağıda gördüğünüz TSK Personel kânununun 208/k maddesine göre bugün hâlâ meriyyetde mi?

Evet, meriyyetde...

eyyam-14 

Öyleyse

1951 senesinde bir sahtekârlık ile peydahlayıp Astsubay dediğiniz asker sınıfı  ordumuzda bugün hâlâ mevcut mu?

Evet, mevcut.

2005 senesinde Asubay Okullarından kimleri mezûn etdiniz?

Asubay Çavuşları

Pekiyi

Bıldır, yâni 1 sene evvelki Asubay Okullarından kimleri mezûn etdiniz?

Asubay Çavuşları

Asubay Sınıf Okullarından 2004 senesinde son dönem olarak mezûn etdiğiniz Asubay Çavuşlar ile

Asubay Meslek Yüksek Okullarından 2005 senesinde ilk dönem olarak mezûn etdiğiniz Asubay Çavuşlar arasında hukûkî olarak bir fark var mı?

Yok!

Asubay dediğiniz asker sınıfı

2015 senesinin Mayıs ayında bugün hâlâ Türk askerî mevzuâtında mevcut mu?

Evet, mevcut!

O zamân zorunuz nedir agalar, paşalar?

Târihin tabii akışına niye çatallı çomak sokuyorsunuz?

Asubayların bir asırdan fazla olan şanlı târihini hangi hakla sıfırlıyorsunuz?

  • Subay yetişdiren okulların târihcesini yazarken, seneleri toplayıp birikdirip geldiniz bugünlere de...
  • Asubay yetişdiren okullarının târihini hangi sebeple hovardaca döke saça geldiniz?..

Eşşek bile aynı çukura bir kere düşer, a benim subay gardeşlerim!..

*  *  *  *  *

Ordumuzun muvazzaf Asubay sınıfının askerî mevzuâtımızdaki mevcudiyeti devâm etdiğinden dolayı

Bir kadirşinâslık nişânesi olarak

Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimiz bir takım faaliyetler tertip edip

Asubaylara olan vefâlarını bir nebze olsa da kamuoyu huzurunda ifâde etdiler.

Kara Kuvvetleri Komutanlığımız

2009 senesinde Asubay Okulları Târihi isimli kıymetli bir kitap neşretdi.

Bu kitabın hazırlanıp neşredilmesine emek veren subay, asubay, sivil her kişiye

Ve dahi

Hediye olarak bize göndereden kıymetli meslekdaşım Sayın Cevat KILINÇDEMİR’e

Samimî teşekkürlerimi gönderiyorum buradan.

eyyam-15 

K.K. EDOK Okullar Komutanlığının 01 Haziran 2009 senesinde neşretdiği bu kitabın

Sağ tarafda gördüğünüz önsözünün ilk ve son cümlesinde bakınız ne diyor;

  • Bu yıl 100’üncü kuruluş yıldönümünü kutladığımız “Astsubay Okulları” köklü bir geçmişe sahipdir.
  • K.K. Astsubay Meslek Yüksek Okulu tarafından yapılan bu çalışmada Astsubay Okullarının târihsel süreç içerisindeki yeri ve faaliyetleri, orijinal belgeler ve bilimsel eserlere dayalı olarak incelenmişdir.

Öyleyse

1909 senesinde ihdâs etdiğiniz Kara Asubaylığının târihini sıfırlamak da ne oluyor agalar?..

*  *  *  *  *

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız 12 Haziran 2015 târihinde bir panel düzenledi.

Panelin adı; Geçmişden Geleceğe 125’inci Yılında Deniz Astsubaylığı.

İşbu panelde Komutanımız Oramiral Sayın Bülent BOSTANOĞLU şöyle dediler;

50 bin kişiye yaklaşan insan gücümüzün yaklaşık % 30’unu oluşturan, yüzer, dalar, uçar ve kıyı birliklerimizin işletilmesinde vazgeçilmez bir rol oynayan “Deniz Astsubaylık Kurumumuz”, Türk Donanmasının eğitim, harekât, bakım, onarım ve lojistik fonksiyonlarının yerine getirilmesinde 125 yıldır hayati görevler icra etmekte, bahriye örf ve adetlerinin geçmişten gelecek nesillere aktarılmasında önemli vazifeler yerine getirmektedir.

eyyam-2-duz1 

eyyam-2-duz22014 senesinde tertip etdiğiniz mezûniyet töreninde de

10’uncu dönem Deniz Asubaylarını mezûn etdiğinizi kamuoyuna duyurdunuz.

125 senelik bir târihi olan Deniz Asubaylığı

2014 senesinde 10’uncu dönem Asubaylarını mezûn ediyor ise şâyet

Kurulduğu 1890 senesinden

2015 senesine kadar 114 dönemde mezûn etdiği onbinlerce Deniz Asubayı nerede?..

Seyirdeyken hepsini denize mi düşürdünüz yoksa, sayın gomutanım?..

Öyleyse

1890 senesinde ihdâs etdiğiniz

Ve dahi

Türk Donanmasının eğitim, harekât, bakım, onarım ve lojistik fonksiyonlarının yerine getirilmesinde 125 yıldır hayati görevler icra etdiğini söylediğiniz Deniz Astsubaylık Kurumumuzun 114 senelik târihini sıfırlamak da ne oluyor agalar?..

*  *  *  *  *

Hava Kuvvetleri Komutanlığımız da 2011 senesi Şubat ayında

Hava Kuvvetlerinin 100’üncü kuruluş yıldönümü vesilesi ile Hava Asubaylarını gündem etdi.

eyyam-16a 

eyyam-17

Bakınız,

Tertip edilen konferansda konuşan zamânın Kuvvet Komutanı Orgeneral Sayın Hasan AKSAY ne dedi;eyyam-18

  • Hava Kuvvetleri, 1911’de başladığı şanlı ve şerefli yolculuğunda 100 yılı geride bırakmanın haklı gururunu ve onurunu taşımaktadır. Bu gurur ve onurda, Hava Kuvvetlerine yıllarını verip, târihinde iz bırakmış değerli havacı astsubaylarımızın emekleri büyüktür.
  • Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda değişik cephelerinde görev yapan, Kurtuluş Savaşı’nda bir avuç havacı içinde etkin rol oynayan astsubaylar, Cumhuriyet’in ilânı ile yeni havacılar yetiştirilmesinde ön planda yer almışlardır.
  • Eski adı Küçük Zabitân olan Hava Asubaylığı Hava Kuvvetleri kadar eski bir târihe sahipdir.

Aynı konferansda söz alan Hv.Lv.Asb.Kd.Bçvş. M. Mustafa ÖZDEMİR ise pilot asubaylar konusunda şunları söyledi;eyyam-19

  • Pilot asubaylar Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda görevlerini en iyi şekilde yerine getirmişlerdir.
  • 1929 senesine gelindiğinde Türk Hava Kuvvetlerinde 159 astsubay görev yapıyordu.
  • 1916 senesinden 1983 yılına kadar 600’e yakın pilot astsubay Hava Kuvvetleri’ne hizmet etmişdir.

Öyleyse

1916 senesinde Hava Kuvvetlerimize hizmet eden pilot asubaylar nerede?

Ve dahi

1911 senesinde ihdâs etdiğiniz Hava Asubaylığının târihini sıfırlamak da ne oluyor agalar?..

*  *  *  *  *

Sayın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

Kendi örütbağ sayfasından çarşaf çarşaf ilân verip

Jandarma Genel Komutanlığımızın 176’ıncı kuruluş yıldönümünü kutlamanın gurur ve heyecanını yaşıyoruz” diyorlar.

eyyam-2-duz3 

176’ıncı kuruluş yılını kutlayan aynı Jandarma Genel Komutanlığımız

İlk dönem Jandarma Asubaylarını nasıl oluyor da 2005 senesinde mezûn edebiliyor?

Teşkil edildiği 1839 senesinden buyana Jandarma Genel Komutanlığımız

Milletimizin huzur ve güveliğini sâdece subayları ile mi temin ediyor acap?..

eyyam-2-duz4 Bu yapılan târih hırsızlığı gaflet, dalâlet, cehâlet ya da ihânet midir?

Bakalım bu aptallık, aymazlık ve sersemlik uykusundan

Hangi kuvvet, ne zamân ayacak!..

*  *  *  *  *

Al Sana 1 Sene,

Ver Bana 120 Sene!

Kuvvet komutanlıkarına dilekce gönderdikden sonra

Yapdıkları bu hırsızlığı kabul edeceklerini ve dahi hemen telâfi edeceklerini samimi olarak umdum.

Fakat yanıldığımı anlamam uzun sürmedi!..

Asubayların târihine yapdıkları bu alçak tasallutu kabul edip hemen düzeltmek yerine

Karşıma geçip pişmiş kelle misâli arsızca sırıtmayı tercih etdiler.

Asubayların târihinin sıfırlanmasını bugünkü subayların savunmaya yeltenmesi aslında

Bu hırsızlığı 2005 senesinde bilerek ve kasden yapdıklarını çok güzel isbatlıyor.

Sayısı üçü beşi geçmeyen şu subay cuntası

Asubaylara ne zamân yeni bir şey verseler

Verdiklerinden daha kıymetli bir şeyi geri alıyorlar.

Daha doğrusu

Gasp ediyorlar

Evvel zamân içinde yapmışlar idi bu hırsızlıkları...

Bugün, gene yapıyorlar.

Asubayların dönem mezûniyet sayısının hesâplanmasında da

Bu orostopolluk,

Bu hırsızlık maalesef devâm ediyor.

Üsdelik bu târih gasbını bugün

Bir avuç subay gürûhu gözümüzün içine baka baka yapıyor...

Bakmayın siz, sayın subay gomutanlarımızın

Pipildekli üfürüzmalarına...

En merdi bile

Ya darbe yapmış

Ya da biz Asubaylar uykudayken

Şâir Orhan Veli’nin Dalgacı Mahmut’u gibi

Alessabâh kalkıp

Sâdece bulutları boyamış!

Bu dalavere açısından bakıldığında Zihniyet Sürgünleri  cephesinde

Aslında yeni bir şey yok!

 brove

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

(*** Devâm edecek)

Kaynak: Makâlede mündericdir.

Okumak için tıklayınız! 

Sorarlar Bir Eyyâm Gelir! -1-

image002

Bologna Süreci -2-

Aralık 10, 2013

Bologna Süreci’nin Hedefi ve Şartı Nedir?

Türkiye’nin de imzâ atıp dâhil olduğu Bologna Süreci’nin hedefi Avrupa devletlerinin çocuklarına lisans düzeyinde tahsil vermekdir. Birinci şartı da “lisans veya yüksek lisans” eğitimidir. Jandarma Genel Komutanlığı basına duyurduğu açıklamasında, JAMYO’da Bologna Süreci’ne geçdiğini beyân etmiş. Söz konusu bu süreç, en az 4 senelik lisans eğitimini şart koşuyor. Bu süreci tatbik edeceksen şayet en az 4 senelik lisans eğitimi vermelisin diyor. Fakat JAMYO, sadece 2 senelik ön lisans eğitimi vererek süreci tamamladığını iddia ediyor.

Ortada yanlış bir şeyler yok mu sizce?

Evinin kapısını açmak istiyorsan önce binanın kapısını açmalısın. Birinci şartı yerine getirmiyorsan şayet diğerlerini yapmanın hiçbir ehemmiyeti yokdur. Ötekileri istesen de tahakkuk ettiremezsin.

Tercüme etmekde dürüst davranmayanlar, süreci tamamlamakda samimî olabilir mi?

Değil astsubayları, olsa olsa kendini kandırırsın.

Lisans eğitimi vermeden Bologna Sürecini nasıl tamamladıklarını BİMER vasıtasıyla İçişleri Bakanlığına ve yok olasıca YÖK’e sordum. Bakalım ne cevap verecekler.

Harp okullarının 2 senelik olan tahsilini tam 34 sene önce, 1979’da lisans seviyesine yükseltdin. Fakat bugün akademik çalışma diyerek yutdurmaya yeltendiğin ve altına imzâ atdığın sürecin icâbını yerine getirmiyorsun. Astsubayların eğitimini lisans düzeyine çıkartmıyorsun. Kurnazca davranıyor ve anlaşmanın can direği olan “lisans  eğitimi” şartını tercüme bile etmiyorsun.

YÖK’e bağlı olan polis, hemşire ve adliye daktilocuları bile ön lisans eğitimine biz astsubaylardan çok daha önceleri başladı. Fakat 1 senelik eğitimle mezun etdiğin astsubayları ön lisans eğitimine yükseltmek için sen tam 32 sene bekletdin. Bu konuda o kadar geç kaldın ki bugün verdiğin ön lisans eğitimi de astsubayların ihtiyacının çok gerisindedir.

Yüksek Öğretim Kurumu, bugün itibariyle nalbant yetiştirmek için ön lisans eğitimi veriyor. Demek ki nalbant yetiştirmek için bile insanı 2 sene eğitmek gerekiyor. (Bkz.↓)

 image003

Bu cümleden olmak üzere, astsubayların tahsil seviyesi konusunda Genelkurmay Başkanlığı şu temel sorulara hemen bugün cevap vermelidir;

  • Tavlada at nallamak ile vatanı savunmak arasında bir fark var mıdır?
  • Astsubaylık mesleği, at nallamakla eşit seviyede tahsil gerekdiren bir meslek midir?
  • Nalbant çocuklarımız dolgun ücretle iş bulabiliyor. Bulsunlar, memnun oluruz. Peki, canını sermâye ederek vatan hizmetine koşan astsubay çocuklarımızın, nalbant çocuklarımız kadar dahi ücret almaya hakkı yok mudur?..

Bu suâllerin cevabını biz astsubayların bilmeye hakkı vardır.

Bugünden tezi yok!

Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı çıkıp kamuoyunun önüne Türk Milletine bu suâllerin cevabını versinler.

Basiretli davranmıyorsun,

Dürüst davranmıyorsun,

Samimî davanmıyorsun,

Hakkâniyetli davranmıyorsun!

Hiç olmazsa yalan söyleme.

Çık ortaya ve de ki “Ben, Bologna Süreci’ni reddediyorum!.

Daha haysiyetli bir iş yaparsın.

Harp Okullarında Vaziyet

Askerî okullların eğitim seviyesinin yükseltilmesi konusunu İntibâkların Seyir Defteri ismiyle maruf makâlemizde tafsilâtlı olarak açıklamışdık. Yeri geldiği için kısaca bir kere daha fâş edelim. İşbu makâlemizde açıkladığımız üzere 2 sene olan harp okullarının öğretim süresi 4.8.1971 tarih ve 1462 sayılı Kanun ile 3 seneye yükseltildi. Kanun’un 4’üncü maddesine eklenen ikinci bir cümle ile Genelkurmay Başkanlığının canı istediği bir zamanda öğretim süresini 4 seneye yükseltmek için kılıfı daha 1971 senesinde hazırladı. (Bkz.↓)

 1

Genelkurmay Başkanlığı hiç vakit kaybetmedi. Keyfi hemen geldi, canı hemen istedi. “Bilim ve askerî eğitim de hemen zarûrî kıldı.” Ve 27.3.1979 tarih ve 2218 sayılı Kanun’unun 4’üncü maddesiyle 1462 sayılı Harp Okulları Kanun’unda yapılan değişiklik ile 3 sene olan eğitim süresini bu kez de 4 seneye yükseltdi. (Bkz.↓)

 2

Genelkurmay Başkanımız 2 sene olan harp okullarının eğitim seviyesini 1971 senesinde önce 3 seneye yükseltdi. 1979 senesinde de 4 seneye yükseltdi.

Harp okulunda 4 sene tahsil yetmezmiş gibi bir de subaylara ücretli izin verip üniversitelerde okutdular.

AYİM’in şu anki başkanı hâkim kılıklı subay da işde devletin parasıyla okuyup avukat olan subaylardan.image009

Adı, Allahkulu Aslan. Rütbesi tuğgeneral. Önce, harp okulunu bitirip muvazzaf teğmen oldu. Harbiyede aldığı tahsil az geldi. Sonra, Genelkurmay babası onu okula gönderdi. Maaşını da Genelkurmay babası cebine koydu. Hem de tıkır tıkır, guruşu guruşuna...

Aslan, kışlada tâlim etmek yerine gidip kendi hesabına hukuk fakültesinde mesai yapdı. Nasıl oluyorsa maaşlı öğrencilik yapdı. Devletin parasıyla tam 5 sene okudu.

Okudu, okudu, okudu... Okuduklarını tam minder yapacakdı ki bir de bakdı, avukat oldu. Sonra da apoletli ceketinin üzerine yakası fırfırlı, kolçağı bol cırcırlı hâkim cüppesini giyip subay kılıklı hâkim oldu.(Bkz.↗)

Alt taraf kaval, üst taraf şeşhâne...

Mercedes görünümlü şahin arabası gibi...

Avukatlık vesikasını eline alan Aslan, hiç vakit kaybetmeden Merâsim Sokakda volta atmaya başladı. Tevâtür odur ki palyaço kıyâfeti giyip AYİM başkanı olduğunu iddia ediyormuş. Bu arada boş durmayan bu zâtı- muhterem, astsubayları kesip doğrayan kararlara imzâ atıyormuş. (bkz.)

Devlet parasıyla okuma fırsatını altın tepside subayların burnuna dayayan Genelkurmay Başkanımız bu esnasda ıslak imzalı emirler yayınlayıp astsubaylara kendi parasıyla okumayı yasakladı. Üsdelik okuyanları da fişledi... Kayıtları imha etmedilerse baksınlar. Listede benim ismimin de olması lâzım!..

Sıra astsubay okullarının eğitim düzeyinin “bilimin, askerî eğitimin” ve zamanın ihtiyacına göre yükseltimesine geldiğinde Genelkurmayımız hiç acele etmedi.

Lise sonrası 1 sene olan astsubay sınıf okullarının öğretim süresinin önlisans düzeyine yükseltilmesi kararı bildiğiniz üzere 19 Aralık 1994 tarihinde alındı. Çünkü 1 senelik eğitim veren astsubay sınıf okullarının hukûkî yapısı YÖK mevzuatına uygun değildi. Bir başka ifade ile çağdışı, aykırı, ilkel, yetersiz, battal ve köhne idi.

Subayın tahsil düzeyini yükseltmek için 1970 senesinde kolları sıvayıp harekete geçen Erkân-ı Harbiye-i Umumiye, konu astsubayların tahsil seviyesinin yükseltilmesine gelince işi elinden geldiği kadar ağırdan aldı.

Hattâ ayak sürüdü. Altmış sene önce eceliyle ölmüş subaya kılıç vermek için bile aylarca mesai harcayıp T.B.M.M.’den Kanun çıkartdı.(Bkz.↓)

 image012

Fakat astsubayın eğitimi söz konusu olunca hiç acele etmedi. 1994 senesinde alınan karar tam 8 sene sonra, ancak 2002 senesinde uygulamaya konuldu. 11.4.2002 tarih ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu kabul edildi.

Bu Kanun ile astsubay sınıf okullarının adı Astsubay Meslek Yüksek Okulları olarak değiştirildi. Lise sonrası 1 sene olan tahsil süresi Kanun’un 30’uncu maddesinin a  fıkrasına istinaden 2 seneye yükseltildi. O kadar gecikme oldu ki bu Kanun daha çıkmadan köhnedi, battal oluverdi.(Bkz.↓)

 3

Astsubay sınıf okullarının eğitim süresini ön lisans düzeyine yükseltmek Genelkurmay Başkanlığımızın tam 32 senesini aldı.

Ayak sürüyerek başladığı bu işde, Jandarma Genel Komutanlığı, Bologna Süreci’ne uyum çabasında daha işin başında sınıfda kaldı. Astsubayın eğitim düzeyini lisans seviyesine yükseltmek için burnunun dibine kadar gelen bu fırsatı kasden boşa harcadı.

Diğer kuvvetlerin bu konuda ne yapacağını tahmin etmek için bakla falına bakmaya hâcet yok. Jandarma Genel Komutanlığının yapdığını kesip yapışdıracaklardır. Kimbilir, belki de yapmışlardır.

Emekli Miralay Ve Sadefden İnciler!..

image015Samsun Hedef isimli gazetenin köşe yazarı olan Alaadin CEBECİ isimli tekâüt bir miralay, yazdığı son makâlesinde biz astsubaylara sitem etmiş kendileyin. 05 Kasım 2013 tarihli yazısında astsubay kelimesinin “t” sini bahâne eyleyip türban kelimesinin “t” si üzerinden astsubayları tezyif etmeye yeltenmiş. Bu yapdığına kel alâka deyip geçelim. Zırva, tevil götürmez çünkü.

Aynı yazısında Miralay efendi, tahsil seviyesinin yükseltilmesi konusunda biz astsubayların herhangi bir isteği olmadığını ifade buyurmuş. Doğru bir konuyu eğri ifadelerle gündem etmiş. Abdest almadan namaz kılmış. Ve zemheri zürafası gibi külliyen açığa düşmüş...

Muvazzaf günlerinde elleri gıçında dolaşıp emir buyurmakdan başka bir şey yapmayan bu miralayımıza suâl eylesek, astsubay rütbelerini bî-noksan sayamaz. Oturduğu goltukdan gıçını bile galdırmadan sadefden inci misâli fikir serdeden zabit efendi bu mesnetsiz iddiasıyla da paldımı epeyi aşmış!..

Sayın miralay efendi laylon leğende kâğıtdan kayık yüzdürüp defterin üstünde mürekkepsiz divit gezdireceğine astsubayların bugünkü taleplerinin ne olduğunu öğrenmeye zahmet etseydi çok daha hasiyetli bir iş yapmış olurdu.

Astsubayların lisans tahsili almasını gerekceleriyle birlikte ortaya koyan meslekdaşlarımızın bugüne kadar sayısız makâle yayımladığını görürdü. Bu hakikâtleri bilerek konuşsaydı o vakit biz de kendisine cidden saygı duyardık.

Her şeyi bildiğini iddia eden subay gomutanlarımız, söz astsubayların tahsiline gelince hemen “kalemli ümmî” oluyorlar. Muhterem miralayımız, buyursun gelsin. Jandarma Genel Komutanının astsubaylara şu günün behrinde revâ gördüğü eğitim seviyesine bir baksın hele. Baksın da önce kendi gözlerindeki merteği bir görsün!

Peki biz astsubaylar tahsil düzeyimizin çağın ihtiyaclarına uygun olarak düzenlenmesi için bugüne kadar ne mi yapdık?

Yazdık, çizdik!

Arz etdik, talep etdik,

Bağırdık, çağırdık,

Anlayan oldu mu peki?

Kellim kellim, lâ yenfâ!..

Niyeti iyi olmayanın ameli iyi olur mu?

Harp okullarının 2 sene olan eğitim süresinin 35 sene evvel önce 3 seneye,

Sonra da 4 seneye yükseltilmesi için

Subay gardeşlerimiz garargahlarda gara gara gocaman gazanlar mı galdırdı?

Ya da

Genelkurmay Başkanının yolunu kesip

Ucu gırmızı mumlu zarf ile muhtıra mı verdi?

Her iki suâli de müsaade buyurursanız bu satırın müellifi şu fakir cevaplasın! El cevap, hayır!..

Subay olunca,

Şâhikası ala karlı yüce dağlardan bal,

Şırıl şırıl akan milli derelerden gaymaklı süt akıyor.

Sıra astsubaylara gelince,

Kırk dereden kırkbirbin kova bulanık su getiriyorlar.

Sayın miralayımız bu hakikâtleri niye gündem etmez?..

Akıl akıldan üstündür, değil mi yiğitler?

Bugün astsubayları yakıp kavuran sıkıntılara, maruz bırakıldıkları haksızlıklara dermân olacak bir iki tavsiye duymak isterdik kendisinden.

Ancak görüyoruz ki bunu bile yapmaya yüreği yetmemiş!

Bütün bunlar bir yana,

Astsubayların eğitimi konusunda şayet samimi ise,

Muhterem miralayımız kalemini oynatsın ve şöyle yazsın;

  • Astsubaylar, lisans tahsili almalıdır,
  • “Bilimin, çağın ve askerî eğitimin” gereği olarak astsubaylar lisans diplomasıyla mezun edilmelidir.
  • Astsubayların lisans eğitimi talebini alkışlıyor ve emekli bir miralay olarak şiddetle destekliyorum...

Diyebilir mi?

İşde meydan!..

Fakat emekli bir astsubay olarak ben diyorum ki,

Subayların yüksek lisans düzeyinde eğitilmelerinin zamanı artık geldi.

Yirmibirinci asırda var olmak istiyorsan şayet;

Astsubayına lisans eğitimi,

Subayına yüksek lisans eğitimi vermeye mecbursun...

Çünkü dünyanın geldiği merhale artık burasıdır.

Çoban Sülü ve Mizâh

Miralay Alaaddin beyin bu sözlerini okuyunca aklıma bir fıkra geldi. Yazması bizden. Bu durum ile alâkalı olup olmadığına varın siz karar verin.

Cingöz bir muhabir, Çoban Sülü’ye devr-i iktidarında muziplik yapıp şöyle bir suâl sormuş; “Özel hayatınızın sıkınıtılı olduğuna dair ortalıkda bir tevâtür var. Ne dersiniz bu hususda?

Çoban Sülü bu, lafın altında kalır mı hiç?

Sarkık gıdısını gıvıra gıvıra hemen yapışdırmış cevabı.

  • Muhterem aagideşlee!.. Binaenaleyh, ben neeedeyim? Yaaani!.. Gakdı da ben mi gomadım?..

    image021

Atatürk Gibi Düşünmek!..

Afet İNAN’dan naklen; "Çankaya köşkünden Meclis binasına giderken o günün Ankara'sında, yol kenarında bir tek iğde ağacı vardı. Atatürk, önünden geçerken o ağaca selâm verirdi. Niçin böyle yaptığını sorunca şöyle dedi; “O iğde ağacı, yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, teneffüs etdiğim havanın bir neferi. En az öbür neferler kadar bu ağacın da selâma hakkı var.

Bir gün bir de bakıyor, o iğde ağacını kesmişler. Soruyor niçin kesdiniz diye? Yolu genişletmek için kesdik diyorlar. “Yahu” diyor Atatürk, “Kesmeden önce bana sorsaydınız, o ağacı kurtaracak bir yol bulurdum." Sonra dayanamıyor, arabaya biniyor, sürücüyle arkadaşının önünde, hüngür hüngür ağlıyor.

Bu olaydan sonra, “Atatürk gibi düşünmek” deyimi desdân olup vatandaşların diline düşüyor.

Cumhuriyet kurulalı henüz bir iki sene olmuş. Atatürk, 1924 Teşkilâtı Esasiye (Anayasa)’nin ikinci maddesine Ankara’nın Başkent olacağını kendi eliyle yazdı. Ankara’nın gelecek 100 senelik nâzım planını tasarlamak için Çankaya’da bir akşam yemeği verdi. Yaşına, başına, makâmına ve rütbesine bakmadan o zaman için mesleğinde en iyi olan fikir adamlarını sofrasına çağırdı. Konu, bir ara Ankara/ Ulus’da inşâ edilen Meclis binasının civarının tanzimine geldi. Mühendislerin hazırladığı taslağa kısa bir göz atan Atatürk, Meclis’i Çankaya’ya bağlayan güzergâhın bölünmüş yol olmasını ve genişliğinin 100 metre olmasını emretdi.

1920’lerin Ankara’sında oralarda dolaşan insan sayısı, elli kişi, altmış kişi... At arabası, kağnı dersen, sayısı beş-on... Motorlu araç ise bir elin parmaklarının sayısından ziyâde değil...

Hâl böyle olunca taslağı hazırlayan mühendisler önce Atatürk’e sonra da birbirlerinin sıfatlarına bakdılar. Emir, Atatürk’den... Atatürk 100 metre diyorsa sen, hayır efendim 25 metre kâfi gelir diyebilir misin?

Mühendisler, emredersiniz deyip konuyu kapatdılar. Kendi basiretsizliğinin farkında olmayan mühendisler, başbaşa kalınca; yolun genişliği 100 metre olsun diyen Atatürk’ün o akşam aslan sütünü fazla kaçırdığına kanaat getirdiler.

Ankara Belediyesinin bugün dahi yapdığı şehiriçi yolların genişliği 100 metrenin yarısı bile değil.

Gidip bakın! Kendi gözlerinizle temâşâ eyleyin!

Atatürk Türkiyesi’nin insanlarının ufkunun genişliğine, basiretinin vuzuhuna ve derinliğine bakar mısınız?

image022Yirminci asırın en büyük adamı olmak kolay mı?

1935 senesinde inşâ edilen Ankara Gar’ında tam 6 dâne peron olduğunun kaç kişi farkında? Düne kadar sadece bir peronu hizmet veriyordu. Hızlı tirenin hizmete girmesiyle bugün bile ancak 3 peronu kullanıyor. Diğer 3 peronu ise 80 seneden beridir sahipsiz kalmış. Kaderine terkedilmiş! Mühmel, mahsun bekliyor öylece...

Bakmayın siz, bugün burnu bulutları aşan tower dedikleri çirkin binalar yapdıklarına! İçi Cumhuriyet düşmanı haramzâde dolu...

Hele bir de bu binalara verdikleri ecnebi isimler var ki!.. Gönül diyor ki al o isimleri... Binaların sahiplerinin mabadına...

Bakmayın siz, milyonlar harcayıp hizmete açdıkları şu köprü, bu kavşaklara! Hepsi birer mimarî ucûbesi! Yapmadan önce oralardan geçmek daha az zaman alıyordu.

Atatürk deyince salip görmüş vampir gibi korkuyorlar! Ve O’nun yapdığı iyi işlere bile sırtlarını dönüyorlar. Anladık!..

Katolik nikâhı kıyıp gelin olarak yatağına girmek için can atdıkları Avrupa’lının inşa etdiği yollara, köprülere niye kör bakarlar?..

Ankaray ve metro derseniz... İnşaatında bugünkü belediye başkanının bir kürek harcı yok!

Yol yapmak için Allah’ın evini dahi yıkmayı marifet sayan rantperest paragöz eblehlerden ne beklenir ki?..

Cumhuriyet Türkiye’si binbir emek harcayıp mihnet çekerek Ankara bozkırında Atatürk Orman Çiftliğini 90 senede yeşertdi. Fakat Atatürk Orman Çiftliği bu iktidarın Atatürk’den intikam almak için serbest atış alanı oldu. Bu cennet bahçesini bugünün Cumhuriyet düşmanları Yağma Hasan’ın böreği misâli talan etdiler. Ve bir gecede asfalt ve beton çölüne çevirdiler. Bu hainlik de yetmedi... Çiftçilik yapılsın diye Atatürk’ün bu millete emânat etdiği kendi mülkü olan tarım topraklarının üstüne yüksek maaaşlı devlet erkânı için en ucuzu 500.000 liraya satılan saray yavrusu inşâ etdiler.

Üstelik sosyal konut diye...

Tavukların yumurtalayıp kuluçkaya yatdığı devletin toprağının üzerine TOKİ’nin yapdığı bu evlerde şimdi devlet düşmanları kuluçkaya yatdı. Kendileri gibi kindar devlet düşmanı cücükler çıkartmak üzere.

Hem de ölümüne kalkmamacasına...

Tam ortasına da hânedân haramzâdesi için Başkanlık sarayı inşâ ediyorlar şimdi.

En acısı ise Atatürk’ün öz mülkünün üstüne Amerikan conisinin utanmadan gelip büyükelçilik binası inşâ etmesi.

Bu zillet bu millete yeter de artar bile...

Atatürk’ün tapulu arazisinin üstüne zottirik lakabıyla maruf general bozuntusu bir subay, orduevi yapıp adına da Gâzi Subay Orduevi dedi. Zottirik osurursa ahlâk ve görgü fukarası arsız hırsız azgın siyâsetciler de işde böyle çatır çatır sıçar...

Başkent Ankara, 90 sene öncesine göre daha yaşanmaz, daha yorgun, daha mutsuz, daha çekilmez bir şehir oldu. Ankara’yı idare eden bugünün devlet adamları bile hâlâ Atatürk zamanında verilen önemli kararların ve yapılan büyük işlerin mirâsını yiyorlar.

90 sene sonra bile Ankara’nın merkezi bugün hâlâ o kadar insan ve araç selinin kahrını çekebiliyorsa bu, Atatürk ve Atatürk gibi düşünen yurtdaşların keskin basireti sayesindedir.

  • Bir yanda yol yapmak için kesilen bir tek ağaca üzülüp ağlayan bir adam,
  • Öte yanda yol yapmak için cami yıkmayı marifet sayan medeniyet düşmanı bir adam!..(5)

Kamu görevlisi Genelkurmay Başkanından, belediyeci tayfasından, memurundan siyâsetcisine bir de bugünün devlet adamlarına bakın!..

Hepsinin itibâr-ı şahsiyesi yerle yeksân vaziyetde...

image024Zarfa Değil, Mazrufa Bakınız!

Taraf Gazetesi yazarı Sn. İlker DEMİR 01.10.2013 tarihinde bir yazı yayımladı. Makâlesinin başlığı “Dinci faşizm, devrimci faşizme karşı.

Türkiye'de eğitimin kifâyetsizliğinden bahsederken İlker bey yazısının bir yerinde şöyle bir ifade irâd etmiş; “Toplumun bilgi ortalaması, hemen işbaşı yapsınlar diye adeta hızlandırılmış bir eğitimle her konudan biraz öğretilen astsubaylar düzeyindedir.

Sn. DEMİR’in bu tesbitine çoğu meslekdaşım şiddetle karşı geldi.

Hemen reddiyeler yazdılar.

Belki de bâzıları hakâretâmiz iii meyıl(!) yolladılar...

Makâlesinin müteakip satırlarında şöyle bir ifade daha kullandı Sn. DEMİR; “Yarı uzmanlık yarı cahillik demektir.

İlkey beyin bu sözüne kimse dikkat etmedi.

Tenkit etmeden önce yazısını bir bütün olarak ele alıp meselenin özüne nüfûz edebilseydik keşke...

Benim kanaatime göre İlkey beyin her iki tesbiti de doğru ve yerli yerinde.

Yapılması gereken tek şey, sözü doğru yerinden kavramakdır.

Muhterem meslekdaşlarım;

Zarfa değil, mazrufa bakınız!

Sn. İlker DEMİR’in makâlesinde parmak basdığı tesbitlerine buyurun bir de şu açıdan bakalım;

  • “Astsubaylar, hemen işbaşı yapsınlar diye adeta hızlandırılmış bir eğitimle her konudan biraz öğretilen asker kişilerdir.”
  • “Yarı uzmanlık yarı cahillik demektir.” Yarım hekim, candan; yarım hoca, dinden eder vecizinin başka bir tefsiri..

İlker beyin her iki tesbitine ben yürekden iştirak ediyorum. Tam da İlker beyin ifade etdiği gibi bugün astsubaylara 2 senelik hızlandırılmış eğitimle her konudan biraz öğretilmekdedir. Bu cümle, astsubaylara bugün ve geçmişde verilen eğitimi çok iyi özetliyor.

YÖK’e bağlı okullarda 2 senede sadece bir meslek öğretiliyor; Aşcı, pasdacı, dakdilocu, nalbant vb...

Astsubay okullarında bugün verilen 2 senelik eğitimde ise hem askerlik eğitimi ve hem de meslek eğitimi veriliyor.

Bu iki eğitim yönteminin birisi yanlış olmak zorunda.

Sizce hangisi?..

Ölçülemeyen bir şeyin kıymeti yokdur. İsderseniz dünyanın etrafını beş kere dolanın. Ne kadar yürüdüğünüzü bilmiyorsanız yapdığınız işin gerçekde önemi yokdur.

Bu cümleden olmak üzere; eski adıyla tâlim-terbiye denen eğitim-öğretim mefhumu, ilmî esaslar dahilinde ölçülüp değerlendirilebilir olmak zorundadır. Başarıyla tamamlanmış her eğitimden sonra verilen vesikanın da bir itibarı olmalıdır. Bir başka ifadeyle, bu eğitimlerin akademik kıymeti olmalıdır.

Okuldan mezuniyetden sonra eğitim birliklerinde aldığı elvân çeşitli eğitim-öğretim sonucunda astsubaylara verilen şahâdetnâmenin Ordu dışında bir itibarı var mıdır?

Akademik bir değeri var mıdır?..

Meslek hayatımız boyunca aslî vazifemizden ayrı olarak bize dayatılan işleri; yüklenen ikiz, üçüz, görevleri şöyle bir gözünüzün önüne getirin bakalım...

Vatan, Askerlik Ve Para...

Sene 1987...

Çankaya’nın şişmanı, o tarihde başbakanlık koltuğunda oturuyor. Ben, İstanbul’da gemi görevindeydim. Bıldır evlenmişim. Üsküdar’da oturuyor, Beykoz’daki gemimde görev yapıyorum. Birinden diğerine mesâfe, İstanbul’un iki ucu...

O zamanlarda bu iki nokta arasında gelip gitmek, günlük mesaimizden bile daha uzun vakit alıyordu.

Aldığım maaaş tam 90 milyon lira... Zottirik Kenan, Beykoz’a iki katlı lojman inşâ edip subaylara verdi. Kaloriferli lojmanın kirası 20 milyon lira. Bana ise yok. Üsküdar’dayım. Kiradayım, dardayım... Sobalı bir daireye ödediğim kira tam 50 elli milyon. Bu evi de enişdem sayesinde eş-dost hatırına bulabildim. Evde telefon yok... Su ve cerayana 10 milyon lira veriyorum.

Yeni evli bir aile olarak İstanbul gibi koca bir şehirde aylık maişetimiz için elimde sadece 30 milyon lira kalıyor.

Daha cebime koymadan maaşımın üçde ikisi elimden uçup gidiyor.

Tek tabancayım, anlayın hâlimi...

O zamanlarda Üsküdar/Uncular’da kurulan seyyâr tanzim kamyonlarının önünde uzun kuyruklara girip alışveriş yapıyoruz.

Biraz daha ucuza alabilelim diye. Burada satılan her şey harcıâlem nasılsa...

Kayınpederim rahmetli Sıtkı bey ve anamın emekli maaşından takviye gelmese ne yapardım, bilmiyorum.

Hayatımız cant üstünde giderken İstanbul denen şehir azmanının bir kuytusunda

Zamanın başbakanı şişman adam, bir gün gıçına vurdu ve kaka renginde bir yumurta yumurtaladı.

Bokunda bulduğu yumurtanın adı “paralı askerlik” idi.

Basdır çil çil pangonotları,

Askerlikden azâde ol!

Parası olmayan ne yapacak?

Burası Kıraliçe Elizabet’in memleketi değil!

Sulh zamânında paralı askerlik yapmak ile

Harp zamânında cepheden firâr etmek arasında fark yok bence.

Temel askerlik hizmetinde her vatandaş eşit olmak zorunda.

Şu son senelerde Türk askeriyesine vurulan darbenin birincisini işde bu şişman adam vurdu.

Mukaddes vatan hizmetini paraya tahvil etdi.

Ben bunu 30 sene önce yaşadım...

Çalışdığım gemi, hücümbot. İki telsiz astsubayı ve bir yazıcı er kadrosu var. Ben, gûyâ kıdemli telsiz astsubayıyım. Önceki gemimde kendi işimi yapıyor sadece mesaj yazıyordum. Fakat bu gemimde İdârî sınıfından astsubay kadrosu yok. Bu kadronun görevi, ikiz görev olarak benim üzerimde...

Kendi işim olan mesajı yazıyorum...

Sonra oturup İdârî astsubayın yapması gereken evrak işlerini yapıyorum.

İşim başımdan aşkın, canım burnuma gelmiş!..

Vaziyet bu minval üzereyken

Binbir emek verip son bir senede yetişdirdiğim yazıcı er, tam işi öğrendi derken, teskere alıp gitdi.

Diğer astsubay arkadaşım ise 6 aylığına kursda.

Üç kişilik kadroda yapayalnız kaldım. Gemidir, ne iş vardır diyenler günahıma girer, bilesiniz!

Koca bir harb gemisinde yazılan çizilen ne kadar evrak, yazı, çizi, rapor varsa hepsi bu gemide de var.

Eski yazıcı da teskeresini alıp gitdikden iki hafta sonra yeni yazıcı er, acemi eğitiminden sonra gemiye geldi.

Ben”, dedi “Paralı askerlik için müracaat etmişdim. Kabul edilmiş. İşde yazısı. Benim hemen gitmem gerekiyor!

Paralı askerlik konusunda herkesin olduğu kadar benim de bilgim vardı. Şişman adam, sağ eline kalemi alıp havada daireler çizerek işkembe-i kübrâdan bol bol atıyordu.

Gara gerdanını gıvıra gıvara anlatıyordu faziletlerini paralı askerliğin.

Bütcede deliği böyle kapatacağı yalanını yüzü kızarmadan üfürüyordu.

Paralı akserlik diye siyâset erbâbının atıp tuttuğu bu kararın bana tesirinin ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yokdu.

Gidip karargahdaki personelcilere sordum. “Evet, bu eri hemen terhis edin!” dediler.

Yazıcı eri, gemiye geldiği gün apar topar bütün evraklarını yazdım ve terhis etdim.

Başladım beklemeye, yenisi gelsin diye.

O tarihde acemi eğitimi, üç ay...

Tam üç ay sonra, yeni bir yazıcı geldi... Bu er de acemi birliğindeyken paralı askerlik için müracaat etmiş. “Terhisimi bekliyorum. Her an gidebilirim” dedi. Ve öyle oldu. Bir hafta sonra terhis evrağını aldık. Artık işi öğrenmişdim. İkinci yazıcı erimi de paralı askerlik alıp götürdü.

Bir üç ay daha bekledim. Parasını ödeyip askerliğini yapan erlerin yerine atama yapılmadı. İşler bizim üstümüze kaldı anlayacağınız.

Tam 6 ay sonra üçüncü yazıcı er gemiye geldi. Hazırlıklıydım. Parasını yatırdığına dair banka makbuzunu gösterse bu erin de teskeresini hemen eline tutuşturacakdım.

Bu gelen çocuk,  “Hayır komutanım, babam paralı askerlik yapmamı istemedi!” dedi.

Antalya’lı emekli bir polisin çocuğu olan Hakan ile onbeş ay baba-oğul gibi çalışdık. Musabeciymiş. Akıllı, dürüst, çalışkan bir çocuk... Bir kere anlatıyorum, hemen öğreniyor...

Bir gün uzun bir rapor yazdım. Al, oğlum şunu götür imzalat getir dedim. Evrağı götürdü. İmzâ atacak yüzbaşı, bende kalsın. İmzalayıp ben getiririm demiş. Yazıcı erim ile birlikde daktilonun başında çalışırken yüzbaşımız yanımıza kadar avdet etdi. Elindeki imzâ sümenini Hakan’a uzatıp “teşekkür ederim oğlum. Tam istediğim gibi olmuş” dedi.

Hakan, akıllı çocuk. Efendim yazıyı ben yazmadım. Komutanım yazdı dedi.

Yazıcı er’e teşekkür edecek kadar babacan olabilen bu yüzbaşı, Hakan’dan aldığı cevap karşısında sadece dut yedi!

Bunları niye anlatıyorum?..

Yanımda çalışması gereken yazıcı erimi, şişman adam para isteyip ayartdı?

Niye?

Bütce delik ya!.. Yamananacak.

Yanımdaki astsubay arkadaşımı ordu, kursa gönderdi.

Niye?

Okulda verdiği eğitim yetmiyor! Takviye yapılacak.

Hay sizin yama tutmayan delik bütçenizi de...

Okulda verdiğiniz yarım yamalak eğitimi de...

Hırsız-arsız siyâsetci tayfası Ankara’da yılkı beygiri gibi tepişdi.

Fakat gemide görev yapan astsubay Şükrü ezildi.

Anam beni sizin deliklerinizi tıkayayım diye mi doğurdu be eblehler?..

Gemide eski duruma dönmek tam dokuz ayımı aldı...

Sözde Ergenekon davasından şu anda mahpus olan Sn. Turgay ERDAĞ, Allah yardımcısı olsun, yüzbaşı rütbesinde ve geminin ikinci komutanı.

Bu sıkıntılı günlerde bir gün bana dedi ki “Para isde, vereyim. Fakat ne olur, hastalanma ve benden izin isteme! İkisini de kabul edemem!

Benim tek başıma görev yapdığım gemide şu anda üç astsubay kadrosu var...

Bu süre içinde kendi görevimi yapdım,

İdârî astsubayın görevini “ikiz görev” olarak yapdım,

Aynı dönemde kursa giden astsubay arkadaşımın görevini, “üçüz görev” olarak yapdım,

Parayı basdırıp askerliği satın alan yazıcı erlerin görevini de “dördüz görev” olarak yapdım.

Bunların hepsi de ciddî mesuliyet isteyen görevler...

İki satır emirle yapdık bunları da hâtâ yapsak bizi kim savunacak?

Kimse,

Yapılan ufak bir yanlışda soluğu Merâsim Sokak’da almak var!

Çekdiğim sıkıntıları Allah’dan başka kimse bilemez.

Elimizin emeğini, alnımızın terini, gözümüzün ferini tüketdik.

Ömrümüzü hesapsızca harcadık vatan uğruna.

Emirle görev verenler bu işlerin karşılığında bir guruş verdiler mi?

Hayır!

Beşiz görev yapdım mı?

Yapdım.

Hani, Avrupalı devlet adamları açıyorlar ya!.

İşde bunun için ayrı bir fasıl açmam gerekecek...

Bütün bu görevleri yaparken bir de nöbet var tabi ki.

Günlük nöbet, bellidir.

Her üç günde bir kere gemide kalıp 24 saat nöbet tutardık.

Sabah sekizde nöbeti alırsın.

Ertesi gün sabah sekizde nöbeti devretmen gerekir.

Fakat ertesi gün nöbeti ne zaman vereceğin çoğu zaman muammadır.

Görev bitince nöbet biter.

Bir de haftalık nöbetler var ki anlatmaya değer.

Cuma sabahı sekizde gemide nöbet başlar.

Cuma, Cumartesi ve Pazar geceleri gemide kalırdık.

Tam 3 gece ve 4 gün süren nöbetden sonra Pazartesi akşam mesaiden sonra eve giderdik.

Her üç günde bir defa, günlük nöbet,

Her üç haftada bir defa, hafta boyu nöbet.

Hafta içinde 6 dâne nöbet,

Hafta sonunda 4 dâne nöbet.

Her ayın üçde biri,

Bir başka deyişle

Bir ayda tam 10 gün nöbet...

Bir senede eder tam 120 gün...

Seyirde geçen günleri de ilâve et,

Bir senenin en az 240 günü evden uzak, gönüllü mahpus hayatı.

Gemi görevimin son senesinde tam 280 gün gemide kaldığımızı gemi jurnalinden kendim hesaplamışdım.

Bekâr olarak çalışdığım ilk üç seneyi saymıyorum.

Fakat 13 senelik muharip gemi görevimin 10 senesi

Bir koca, bir baba olarak işde bu şartlar altında geldi, geçdi.

Bütün bu hesapları yapmak için dört işlem bilmek bile yetmez.

Eşime ve çocuklarıma karşı yaşadığım bu ayrılıkların bedelini nasıl öderim, bilmiyorum!

Peki, günün şu vakdinde sinekkaydıran cinsinden bu sakal tıraşını niye yapdım?

İkiz, üçüz, dördüz görevin ne olduğunu bilmeyenler öğrensin diye.

Astsubayın hangi şartlar altında vatan görevi yapdığını duysunlar diye.

Üstelik bu görevler 30 senelik muvazzaf astsubaylık hayatımın ne ilk ne de son ikizleri, üçüzleri, dördüzleri oldu!..

Her emeğin bir karşılığı olmalı, değil mi?

Ömrümü törpülemek bahasına canımı dişime takarak yapdığım bu görevlerden dolayı devletim bana bir guruş fazla para ödemedi.

Nur içinde yatsınlar!

Babamın, ebemin, dedemin hatırına yapdım bütün bunları.

Bunaldığım her seferinde onların vasiyeti geldi gözümün önüne...

Huzur ve hazarın diyetine
Bu garayağız torun esker olacak inşâllah!

Devletime, milletime

Helâl olsun hakkımız...

Pişman mıyım?

Hayır!..

Çünkü,

Vatan bir yana,

Askerlik ve para...

Bu iki mefhumu hiçbir zaman bağdaşdıramadım.

Karnımı doyurun,

Lojman verin,

Yapdığım askerlik için para istemem!..

Ben, böyleyim...

Anamdan, rahmetli babamdan böyle öğrendim.

İşde, muhterem meslekdaşlarım, tarihden bir nefes verdik sizlere...

Vatan sevdâlısı yüzbinlerce astsubayın yaşadığı milyonlarca hikâyeden sadece birisi...

Kimileri Genelkurmay babasının parasıyla hukuk fakültelerinde okuyup AYİM’e başkan, ya da mühendis olurken ben gemide, denizde, fırtınada, karda, kışda bu şartlar altında vatana hizmet etdim.

İmdi dönelim gazeteci Sn. İlker DEMİR’in sarf etdiği sözlerine.

Biz astsubaylara yüklenen bu ikiz görevlendirmelerin çoğunu hiçbir eğitim almadan yapdık.

Böyle olunca da kendisine ısmarlanan her işi yapan, ömrünü hebâ eden fakat en önemlisi de emeğinin karşılığını alamayan vasıfsız bir işçi tanımı çıkıyor ortaya.

Bir astsubay olarak benim bu yapdıklarımdan sadece birisini bir işveren, işçisine yapdırsa Anayasa madde 18’i ihlâlden soluğu mahkemede alır. (Bkz.↓)4

Bu hakikâtleri inkâr edebilir miyiz?

Bugün astsubayların hâlâ görev tanımları yok ise, hâlâ kadro unvanı yok ise, görevde bir terfi mertebesi yok ise bunun suçlusu Sn. İlker DEMİR midir?

Bugün astsubaylara okulda verilen eğitim yeterli değil ki mezuniyetden sonra dizi dizi hizmetiçi eğitimler veriliyor. Hiçbir akademik değeri olmayan bu merdivenaltı kurslarla eğitim açığını yamamaya çalışıyorlar.

Harb okulundan sonra subaylar yüksek lisans ve harp akademileriyle beslenirken astsubaya merdivenaltı eğitim verilmesini içinize sindirebiliyor musunuz?

Bunlara kim yanlış diyebilir?

İşde mevcut ve haklı tesbiti Sayın DEMİR kendi sözcükleriyle ifade etmiş.

Elin gâvuru kendi astsubayına “akademi” eğitimi verirken senin adamların ne yapıyor?

Hırsızın hiç mi suçu yok?..

İlkey beyin tesbitlerine bir şerhim var; Öğrendiği konulardan birisi astsubayın esas konusudur. Mesleğidir. Ve her astsubay, kendi konusunun usdasıdır.

İşde Sn. DEMİR ile ayrıldığımız tek nokta burasıdır.

Bu cümleden olmak üzere şu satırın müellifi diyor ki;

  • Astsubaylar, her konudan biraz değil, fakat her konuda en iyi şekilde eğitilmeli, öğretilmelidir.
  • Çünkü, biraz bildiği her konuda bile astsubaydan görevini en iyi şekilde yapması istenmektedir.
  • Çünkü, 4 sene eğitilen bir subayın, astsubaya yardım etmesini kimse konu etmiyor. Fakat her astsubaydan kendi görevine ilâve olarak bir de subayın görevini de yapması isteniyor.
  • Subaylığa dair hiçbir eğitim vermiyorsun. Fakat sen, subayın yardımcısısın diyorsun,
  • Astsubay okulunda, astsubay öğrencisine, astsubay mesleğinin dersini verdiriyorsun. Subay ders veriyor, “öğretim görevlisi” oluyor! Aynı dersi astsubay veriyor “yardımcı öğretim görevlisi” oluyor.
  • Nedir bu iki yüzlülük? Nedir bu ayırımcılık? Nedir bu kepâzelik?..
  • Vermeden almak, sâdece Allah’a mahsusdur. Yarım yamalak eğitim verdiğin astsubaydan layıkıyla vazife beklemenin bilim ile, akıl ile bağdaşır bir tarafı var mıdr?

Bugün bizler, astsubaya verilen 2 senelik eğitimin yeterli olmadığını iddia ediyorsak “Yarı uzmanlık, yarı cahillikdir!”diyen İlker bey ile aynı noktada buluşuyoruz.

Her ikimiz de aynı tesbiti

Sadece farklı cümleler ile ifade ediyoruz.

Hepsi o kadar.

Dışarıdan bakan bir gazetecinin gördüğü bu hakikâti, Genelkurmay Başkanı Nejdet bey niye görmez?..

Sorulması icâb eden asıl suâl budur, canlarım...

Doğru söyleyeni daşlamak yerine ilhâm almalıyı bilmeliyiz.

Akıllı adam; yanlışdan, doğru elde edebilendir.

(Devam edecek)

 brove

 

 

  

 

Şükrü IRBIK
(E) SG Tls.Astsb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

*** Kaynakca üçüncü (son) bölümdedir.

 

Okumak için resimi tıklayınız

bologno-sureci-1

 

 

 

 

 

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Assubaylar günü kutlu olsun. Huzurun adaletin hakim olacağı nice kutlamalar diliyoruz. http://www.emekliassubaylar.org/k2-kategoriler/item/3408-assubaylar-gunu-ku tlu-olsun
Pazar, 17 Ekim 2021
Ersen Gürpınar
Bugün KRT televizyonu haber proğramında haklarımızla ilgili aşağıdaki mesajım yayınlandı haklarımızı verilen sözleri heryerde hatırlatmakta yarar var özellikle de Cumhurbaşkanı dahil tüm yazar,toplumun saygı duyduğu kanaat önderleri ve ilgililerin takip edip paylaşım yaptığı Twitter bunun için bir fırsattır. Bilgilerinize [B] "Bir emirle ölüme gönderilen k...
Çarşamba, 13 Ekim 2021
SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) kurucularından değerli büyüğümüz Sn. Mehmet DARAGENLİ'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntü ile öğrendik. Ailesine, yakınlarına ve Assubay toplumuna baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Ișıklar içinde uyusun yüreği güzel insan.
Pazartesi, 04 Ekim 2021
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ