Muhtıralarla ünlü Türk Silahlı Kuvvetleri 4 Mayıs 2012 tarihinde kendisi için ölmeye yemin etmiş ve sadakatini teri, kanı ve canı ile ispatlamış en temel personeli assubaylara muhtıra verdi.
Muhtırada özetle bazı basın yayın organlarında muvazzaf ve emekli assubayların özlük hakları hakkında doğru olmayan haber ve yorumların yer aldığı bildirilerek, "dünyanın diğer ordularında olduğu gibi TSK'de de statülerin görev ve sorumlulukları mevzuat ile belirlenmiş, personelin hiyerarşik bir emir komuta içersinde buna göre görev yaptığı büyük bir kurumdur" denilmiştir.
Statü hukukuna dayalı görev bölümünde; subay, astsubay, sivil memur, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli er, erbaş ve er şeklinde oluşturulmuş buna uygun olarak sorumluluk ve yetkiler paylaştırılmıştır. Bu statülerden birine talep etmek, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir. Benzer yapılar 'resmi veya özel' diğer kurum ve kuruluşlarda da mevcuttur. "Bu açıdan, birbiri ile kısaylanamayacak statü, görev ve sorumlulukları nedeniyle personelin sahip olduğu bazı hak ve yetkilerin, eşitsizlik veya adaletsizlik olarak değerlendirilmesi asker ve sivil kurum ve kuruluşların doğasına aykırıdır" denilerek özlük haklarına yönelik iyileştirmeler hakkında yapılan çalışmalardan örnekler verilmiştir. En önemlisi TEMAD ‘ın kamuoyunu gerçek dışı ve yanlış bilgilendirdiği, kuruluş amacına aykırı muvazzaf personeli tahrik etmeye yönelik girişimlerde bulunduğunun ESEFLE! izlenmekte olduğunu belirtmişlerdir.
BİZLER DE BU AÇIKLAMAYI ESEFLE İZLEYİP BU TSK İÇİN AKITTIĞIMIZ TERİ VE KANI BİR KEZ DAHA SORGULAMA DURUMUNDA KALDIK!Assubaylar STATÜ’ye karşı değillerdir. STATÜ kişinin toplumsal yapıdaki yeri ve yetkisini belirler. Bizlerin statü ile ilgili temel talebimiz yok. Hiç bir assubay "bizi alay komutanı yapın" demiyor. Bize insan gibi davranın yeter! Açıklamanızda belirttiğiniz gibi; bir aile olduğumuzu, birbirimize bağlı olduğumuzu hissetmek istiyoruz. Bunun için, bize ön yargılarınızla yaptığınız haksızlıklara son verin!
Her kurum personelini koruyup kollarken, onların başarısını takdir edip ödüllendirirken, TSK'nin personeli arasında ayırım yapması ordumuzda sevgisizlik sarmaşığının her geçen gün büyümesine neden olmaktadır.
Genelkurmayın sayın kurmay subayları, örnek verdikleri gibi, diğer ordulardaki astsubay statülerini, özlük haklarını zahmet edip incelesinler. Muz cumhuriyetleri dahil hiç bir ordu subayı kendisinin en yakın yardımcısını beyaz köle gibi görüp, ona her fırsatta değersiz olduğunu hissettirmez! Subaylarını NATO ordusu subaylarından bir gömlek üstün tutabilmek için milyon dolarlarla yatırımlar yapan TSK, assubaylarından NATO orduları assubaylarının standardını esirgemektedir!
Kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada, assubaylarına sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklar yapan bir ordu görevli personelinin moral ve motivasyonunu, emekli personelinin ise saygı ve aidiyet duygusunu sağlayamaz!
Bu gerçekleri görerek, Genelkurmay’ın "assubaylarımızın haklı taleplerini karşılamak, sorunlarını ilk elden dinlemek üzere şu tarihte muvazzaf ve emekli personel ile geniş katılımlı bir toplantı yapılacaktır" açıklaması beklerken, yerine bu basın açıklaması bizleri hayal kırıklığına uğratmıştır!
Bizler artık “Kol kırılır yen içinde kalır” diyerek kanadımızın da kırılmasına izin vermeyeceğiz. Genelkurmay Başkanlığı ordumuzun büyüklüğüne yakışır bir şekilde bizim adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı taleplerimizi karşılamasını bekliyoruz.
Saygılarımla.
Arkadaşlar duydunuz mu? Yeni anayasa yapacaklarmış. Bu anayasa yapılınca bireysel özgürlükler artacakmış. Özgüven artacakmış!
Sayın arkadaşlar anayasa yapıp bireysel özgürlükleri arttıracağını söyleyen hükümet ve iktidar yanlısı medya astsubay sorunlarını yok sayıyor. Neden mi? Çok basit. Menfaatleri için. Aksi taktirde Sayın Başbakan kendisi assubayların sorunlarını bildiğini ve haklı olduklarını zaten açıklamış idi.
Nerede O ağlamuk suratlı ve aynı zamanda Jandarma Assubayı çocuğu Bülent ARINÇ. Neden susuyor?
Nerede o Menderes’in izinden giden kahraman başbakan?
Neredesiniz?
Orada kimse var mı?
Adaletin terazisini dengelemeye çalışırken bir keseye Ergenekon öbür keseye para koymak size yakışıyor mu?
Biz assubaylar aynen TEMAD Genel Başkanımızın anlattığı şekilde zor durumdayız.
Biz assubaylar aynen Genelkurmay Başkanımızın yaptığı şekilde baskı ve tehdit altındayız.
İnanmıyorsanız takla atalım mı? Yoksa oynayalım mı?

Değerli arkadaşlarım.
Dilimize YERLEŞMİŞ olan ASSUBAYLARA yapılan HAKSIZ TUTUM ve DAVRANIŞLAR ile bunların sonlandırılması konusunda MSBlığı ile GENKUR Bşk lığının EN ÜST kademe ve komuta katlarındaki çalışmalar artık gerçekten CİDDİ ve ELLE tutulur çalışmalar olur.
Bildiğiniz gibi (2) dönem MSB lığı yapmış, aynı zamanda uzun yıllarında değerli bürokratı olan sayın GÖNÜL ile eski Genkur Bşk (E) Org. sayın BAŞBUĞ uzun yıllara dayanan çalışma ve gayretleri sonunda ASSUBAYLARLA ilgili HİÇ BİR ÇALIŞMA ve İYİLEŞTİRME yapmadan biri bakanlıktan, diğeri de emekli olarak ayrıldılar. Arkalarında ASSUBAYLARIN HAKLARIYLA ilgili gerçekten BÜYÜK BİR ENKAZ bırakarak çekip gittiler. Giderken NE SÖZLERİNİ, NE DE YAPACAKLARINI hatırladılar. Sanki O SÖZLERİ verenler onlar değildi.
Siyasilerin ülkemizde verdikleri SÖZLERLE ilgili halkımızın düşünceleri bilinmektedir. Ama ASKERLER için böyle midir? Yoksa bizlerin ve halkımızın bildiği ASKER SÖZLERİNİN ARKASINDADIR, DURUR sözleri doğruluğunu, ciddiyetini kaybederek TARİHİN TOZLU sayfalarına mı gömülmüştür? Umarım şu andaki GENKUR bşk sayın ÖZEL Assubaylara bugüne kadar yapılan HAKSIZ UYGULAMA ve EŞİTSİZLİKLERİ gidermek için bir girişimde bulunursa sayın BAŞBUĞ'UN konumuna düşmez, tam bir asker gibi VERDİĞİ SÖZLERİN ARKASINDA durma büyüklüğünü ve dürüstlüğünü gösterir.
Emeklisi ve çalışanıyla tüm ASSUBAY camiasının beklentieri aynen bu yöndedir. Umarız CAMİA olarak yine bizlere HÜSRAN düşmez, hayal kırıklığı yaşamayız.
Saygılarımla.

TSK'da bir devir daha sona eriyor... Bir süredir demokratik ülkelerde olduğu gibi sivillerin kontrolüne sokulan, atılan demokratikleşme adımlarıyla siyasete karışmasının önüne geçilen TSK; bu kez kendi içinde çok ciddi bir demokratikleşme adımı atıyor:
Haberturk.com'un haberine göre, yıllardır şikayet edilen ama yine yıllardır değişmeyen "orduevlerinde rütbe ve sınıf ayrımı" uygulaması son buluyor. TSK'ya ait sosyal tesislerdeki yemek salonlarında, kuaförlerde, plajlarda rütbe farkı ortadan kalkıyor. En basite indirgersek, "Subay Kuaförü," "Üst subay Kuaförü," "General Kuaförü" tabelaları iniyor!
Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel'in emri ve Genellkurmay II. Başkanı Org. Hulusi Akar imzasıyla ilgili birimlere gönderilen "Sosyal Tesislerin Kullanımı" konulu o yazı ele geçirildi.
İşte, Genekurmay Başkanlığı'ndan 16 Ocak 2012 tarihinde gönderilen ve "Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasındaki dayanışmayı artırmak, moral ve motivasyona katkıda bulunmak" amacıylaorduevleri, askeri gazinolar, sosyal tesisler ile TSKözel, özel/yerel ve kış eğitim merkezlerinde yapıldığı vurgulanan yeni düzenlemeleri içeren o belgede yazanlar:
Bugüne kadar, subay orduevine giren bir subay, kıdem ve rütbesine göre ağırlanıyor, bölümlemeler de buna uygun yapılıyordu. Mesela bir üsteğmen, üstsubay yazılı bölümlere giremiyor ve generaller kendi salonlarına, lokantalarına sahip oluyordu. Hatta asansörleri bile farklı olabiliyor, üzerinde de o asansörün hangi rütbeden askere ait olduğu belirtiliyordu. Daha da ötesi, aynı farklılıklar eşler ve aile fertleri için de geçerliydi. Eş ve ailelerin faydalandığı kuaförler, plajlar bile statülere göre ayrılıyordu. Mesela yan yana bulunan üç bayan kuaförünün üzerlerinde "Subay Kuaförü," "Üstubay Kuaförü," "General Kuaförü" yazıyordu..
Sözkonusu yazıyla işte bütün bu ayrımlar ortadan kalkıyor. Rütbe ayrımlarını belirten her türlü yazı ve tabelalar siliniyor. Bu, orgeneral ve teğmenin artık aynı masada yemek yiyeceği, çay içeceği anlamına geliyor.
Orduevleri, askeri gazinolar ve sosyal tesislere ilişkin 20 Ağustos 2000 tarihinde yayınlanan yönetmeliğin 3. bölüm, 10. maddesinde sözkonusu yerlerden kimlerin faydalanabileceği ise şöyle belirtiliyor:
Madde 10- Ordu evleri, askerî gazinolar ve sosyal tesislerden;
Bugüne kadar ASSUBAY camiasına yapılan HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUKLAR topyekün olarak SUSUYORSAK kimse zannetmesin ki bu yapılanları BİLMEMEK, GÖRMEMEKTİR. Her şeyi çok iyi görüyor ve biliyoruz Ama "ÜLKEMİZDİR" deyip, Mevlana'nın dediği gibi "EĞER SUSUYORSAM, ASALETİMDENDİR. Yoksa her LAFA SÖYLEYECEK BİR SÖZÜM VAR ama BİR LAFA BAKARIM LAF MI DİYE, BİR DE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI" DİYE... Yıllardır binbir entrikayla T.C. Devleti'nin en üst kademelerinde bulunan YETKİLİLERCE OYALANMAYA, KANDIRILMAYA, ALDATILMAYA çalışılan toplumun bir ferdi olarak, ASSUBAYLARA SÖZ veren DEVLET YETKİLİLERİNE Mevlana'nın deyişiyle bir çift söz söylemeyi kendimize borç bildik.
DÜN, DÜNDE KALDI CANCAĞIZIM, ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM....
ASSUBAY CAMİASI OLARAK YILLARDIR; aynı SÖZLERİ SÖYLEMENİZDEN, YAPMAYACAĞINIZI BİLEREK VERDİĞİNİZ SÖZLERİ DİNLEMEKTEN BIKTIK, USANDIK.
SİZLER HÂLÂ AYNI YERDE, AYNI NAKARATLARI SÖYLEMEKTEN USANMADINIZ, BIKMADINIZ!
SİZLERİ GÖRDÜK,TANIDIK. SAYENİZDE "SÖZÜN VE ADAM GİBİ ADAM OLMANIN" NE DEMEK OLDUĞUNU ÇOK İYİ ANLADIK, GÖRDÜK.
LÜÜTTFFFEEEEN!.. ARTIK SİZLER DE KENDİNİZİ BİRAZ GELİŞTİRİN VE YENİLEYİN. BUNA ÇOK İHTİYACINIZ VAR.
CAMİA OLARAK HAKLARIMIZIN SİZLER TARAFINDAN VERİLMEYECEĞİNİ, ANAYASANIN BİZLER İÇİN UYGULANMAYACAĞINI, EVRENSEL İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİNDE BELİRTİLEN HUSUSLARIN ASSUBAYLARI KAPSAMADIĞINI, BİZLERİN ÖTEKİLEŞTİRİLİP, SAYENİZDE TOPLUMDA İKİNCİ SINIF VATANDAŞ OLDUĞUMUZU ANLADIK. BUNLARI BAŞARDINIZ! AMA;
VATAN MÜDAFAASI VE VERECEĞİNİZ GÖREV İÇİN İLK AKLA GETİRECEĞİNİZ KİŞİLER CAMİA MENSUPLARIMIZDIR.
SİZLER ZATEN BUNU ÇOK İYİ BİLİYOR VE UYGULUYORSUNUZ.
BİZLER ÜLKENİN KÖTÜ VE SIKIŞIK GÜNLERİNDE HATIRLANIYOR, O ZAMANLAR BU ÜLKENİN VATANDAŞLARI VE SİLAH ARKADAŞLARI OLUYORUZ.
BİZİM VATANDAŞLIĞIMIZIN HATIRLANILDIĞI GÜNLER, ÜLKENİN SIKINTI VE TEHLİKE İÇİNDE OLDUĞU GÜNLERDİR.
BİZLER O GÜNLERDE VATANDAŞ VE SİLAH ARKADAŞI OLMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ.
ÜLKENİN SIKINTILARI SONA ERİP, RAHATLADIĞINDA BİZLERİN SIKINTI VE RAHATSIZLIĞI YENİDEN BAŞLAMAKTADIR.
ÇÜNKÜ ÜLKEDE SORUNLAR BİTTİĞİNDE BİZLER YİNE UNUTULUYOR, İKİNCİ SINIF VATANDAŞ MUAMELESİNE MARUZ KALIYOR VE ANAYASANIN VE İNSAN HAKLARININ KAPSAM ALANLARI DIŞINA ÇIKARILIYORUZ.
ÜLKENİN BİZLERE İHTİYACI OLACAĞI ZAMANLARDA HATIRLAYAN VE SİLAH ARKADAŞI OLDUĞUMUZU SÖYLEYENLER NORMAL DÖNEMLERDE HAK TALEPLERİMİZİ YOK SAYIP YASAKLAMAKTADIRLAR.
ÇÜNKÜ BİZ ASSUBAYLAR SADECE GÖREV VE FEDAKARLIK ZAMANININ GÜVENİLİR VE VAZGEÇİLMEZ "ADAM GİBİ ADAMLARIYIZ".
ÇÜNKÜ BİZ ASSUBAYLAR ÜLKENİN KÖTÜ GÜNLERİNİN İYİ VE ARANAN, İYİ GÜNLERİNDE DE UNUTULAN VE TANINMAYAN, YOK SAYILAN İSİMSİZ KAHRAMANLARIYIZ.
MAKALEDE KENDİLERİNİ İLGİLENDİREN KISIMLARDAN İNSAN OLMAYA, İNSAN HAKLARINA, ANAYASAYA, YASALARA KARŞI SAYGILI OLMALARINI DİLERİM.
ÇÜNKÜ ÖN YARGISIZ DÜŞÜNEBİLENLER "YAŞANILANLARDAN DERS ALABİLEN" SAĞLIKLI İNSANLARDIR.
SAYGILARIMLA.