Etikete göre gösterilen ögeler: genel kurmay başkanlığı
Pazar, 06 Mayıs 2012 23:47

Astlar, kastlar… Dostlar, postlar!

utalu-gnkur

06 Mayıs 2012 Pazar, 14:00:46

Siz bana (veya başkasına) yasak koyunca, kelimeler kaybolmaz.

Daha ötesi, kelimeler kaybolsa, misal, kalbim yok olmaz.

Fakat esas önemlisi şu:

Siz ezdiniz, baskı yaptınız, yasak koydunuz, azarladınız, cezalandırdınız, korkuttunuz, tehdit ettiniz, parmak salladınız diye…

Hakikatler kaybolmaz.

Hak talebi kaybolmaz.

İnsanın insana ihtiyacı; insanın insanlığa ihtiyacı, insanın kendi sesine, kendi nefesine…

İnsanın özgürlüğe, insan yerine konmaya ihtiyacı kaybolmaz.

O yüzden…

Siz…

Parmak sallayan adamlar…

İster lacili hükümet konaklarından…

İster hakili kurmay katlarından…

İster kudretinize, servetinize yaslanarak…

İster hiddetinize, şiddetinize abanarak…

Parmak sallayan adamlar...

Kimsenin haklı, hakiki ya da farklı sesini susturamazsınız.

Çünkü tarih hep boyun eğerek, itaat ederek, susarak değil…

Konuşarak, mücadele ederek, inat ederek, itiraz ederek, başka türlü yazarak da yazılır!

***

Başkasına parmak sallayan, parmak ne kelime, sopa sallayan, sopa ne ki, tankı, topu, martı, eylülü, şubatı, nisanı sallayan “ordumuz”u alkışlayıp şimdi darbesizlikten hayal kırıklığına uğramış gazeteciye ve bir garip hukukçuya parmak sallanmasına dahi tahammül edemiyorum.

Kiminin, yüksek komuta başkasını ezerken, azarlarken, sıraya dizerken sessizliğini veya alkışını, ülkenin bir kısım insanından adeta nefret edişini hep tiksinerek hatırlasam da…

El altına 600 bin kişilik orduyu, el altına koskoca devlet -hükümet imkânı almış Büyük Parmaklar’ın, bir kibirle onları da böcekleştirip ezmesine tahammül edemiyorum.

Çünkü, güç bozar!

Güç kendini kirlettiği gibi; ağzına pelesenk ederken, özgürlük, hak, hakikat, demokrasi, insanlık gibi evrensel, ortak idealleri de bozar.

***

TSK’nın yüzde 80’inden fazlasını oluşturan astsubay, uzman ve sivil memurların; sadece özlük hakkı meselesini değil, esas insan hakları meselesini yıllardır anlayıp yazmaya çalıştım.

7 yılda elimde biriken, bilgi, belge ve daha önemlisi, çoluk çocuk duygu, tepki, öfke dolu, hakiki, sahici mektuplara, mesajlara, seslere bakıyorum bir…

Bir de, Genelkurmay’ın emekli derneği TEMAD’ı da kendisinden özerkleşti diye tehdit eden açıklamasına bakıyorum…

Çok açık yazıyorum buraya…

Ya emeklileri ve aileleriyle de birlikte, on binlerce sivil memur, uzman erbaş, uzman jandarma, hatta subay…

Bir haftada internet üstünde 150 bin kişilik bir sesle Bu Kadarına PES Diyen on binlerce Astsubay yalan söylüyor…

Ya da bir avuç Kastsubay yalan söylüyor!

***

Genelkurmay’ın inkâr etmekle kalmayıp şimdilik kankası hükümeti de arkasına alarak azarlaması hakikati değiştirmez.

Kimseyi de susturamaz.

Ama Genelkurmay ve hükümet bir de şu sese kulak versin.

Eş durumundan memleketim Bergama’ya tabutu gelen 23 yaşındaki, 9 aylık bebek babası Astsubay Yıldırım Akbulut’un babası ile dayısına:

Vatan sağolsun. Bu akan kanın artık durdurulması gerekir. Bizim yüreğimiz yandı, başkasının yanmasın. 30-40 yıldır kan akıyor. Kaç kişi ağladı. Artık yeter. Madem ki akıllı insanlarız, büyüklerimiz bu soruna mutlaka çözüm bulmalı.

Bir tabut Bergama’ya, bir tabut Şemdinli’ye giderken; aynı gün, Genelkurmay sadece asker hakkını değil, insan hakkını talep edenleri azarlıyor.

Ölünce şehit diye kutsayıp hayatta iken hakkını, haysiyetini ezdikleri tabutları, mezarları da azarlıyor!

***

Bu bir sistem.

Tersaneden dershaneye; ordudan plazaya; şantiyeden rantiyeye.

Ceylanpınar’da minik sütkızları katleden arsızlıktan; taammüden cinayetle botsuz, sigortasız, taşeron kölesi TEDAŞ işçilerini gölet buzuna yollayıp dondurarak boğan yüzsüz aymazlığa!

Parmak Sallayan Adamlar bunlardan utansın azıcık!

İşte o yüzden…

Nasıl bütün çocuklar biraz sütkardeş ise…

Bütün ruhu yaralanan, umutları gömülenler; bütün ezilenler, kanı emilenler de, birbirlerinin kanına girseler dahi; hangi inanç, kimlik ve görüşte olurlarsa olsun, biraz kankardeştir!

 

Not: Sansür şuydu: Genelkurmay, on binlerce askerin kullandığı “Dahili internet sistemi”nde yazılarıma erişimi yasakladı; bazı birliklerde de Habertürk’ün girişi engelleniyor, ama o zaman, almayan da alıyor! Aferin size. Çok stratejik bir şey olmuş!

Fakat neden sonra, neredeyse 24 saat sonra, binlerce tepkiden sonra, “Genelkurmay’dan Habertürk’e açıklama: Erişimi engellemek aklımızın ucundan geçmez!

Erişimi engellenen onca asker hayal görmüş ya da bir tıklamayı becerememiş olmalıydı!

 

BİR NOT DA BİZDEN

Adalet, eşitlik ve insan onuruna saygısından tüm ezilenler gibi biz assubaylara da destek ve umut veren; Haksızlıklara sessiz kalmanın haksızlık kadar suç olduğunun bilincini aşılayan cesur yürek Sn.Talu senin yazılarının eşimini engellemeye çalışsınlar yazıların evimizin duvarında gönlümüzün en mutena yerinde sen bizlerin kalbinde abideleşen cesur yüreksin iyi ki varsın seni seviyoruz .

E.ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU ÜYELERİ

Yayınlandığı yer HABERLER

boynu-bukuk

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM.

  • Türkiye Cumhuriyeti'nde  ayırımlara tabi tutularak İKİNCİ sınıf VATANDAŞ olmayı KADER deyip KABUL ediyorsan;
  • Türkiye'nin en ÖNEMLİ ÜNİVERSİTESİNDE KARİYER,üstüne MASTIR ve DOKTORA DA yapsan,aynı tahsili yapmış her TÜRK vatandaşına tanınan 1/4 dereceye yükselememeyi SORUN etmiyor,bana UYGUN görülen budur diyerek YAPILANLARI kabullenebiliyorsan ;
  •  Türkiye Cumhuriyeti'nde aynı STATÜDE olan MYO MEZUNLARINDAN birileri 9/2 dereceden başlatılıp,SORUNSUZ 1/4 dereceye ULAŞIRKEN,sen 9/1 dereceden başlatılarak,STATÜ ve ÖN YARGI gereği 1/3 derecede kalarak,1/4 dereceye YÜKSELEMEMEYİ içine sindirebiliyorsan;
  •  Türkiye Cumhuriyeti'nde KALKINMADA ÖNCELİKLİ illerde görev yapan tüm KAMU personeline çalıştığı yıl kadar KADEME ilerlemesi verilirken,TSK'da HİYERARŞİK düzeni bozar mantığı ile bu YASAL haklardan vazgeçerek,yararlanmak istemeyerek sesini çıkarmayacaksan;
  • Türkiye Cumhuriyeti devletinin Avrupa UYUM yasaları gereği imzaladığı ve AİHM'nce "UYGULANMASI" men edilmiş olan "HAKİM tarafından verilmemiş kişi HÜRRİYETLERİ KISITLANAMAZ kararlarına rağmen TSK'da uygulanan KEYFİ kararlarla HAKİM olmayan kişilerden ceza almak istiyorsan ;
  • Orduevi-Gazino-Lokal-Kamp-Lojman-Askeri servislerde yapılan HAKSIZLIKLARI görmek ve YAŞAMAK istiyorsan

hemen TSK'da ASTSUBAY olacaksın.

TC Devletinde HAKSIZLIĞA UĞRAMAK, İKİNCİ SINIF İNSAN MUAMELESİ GÖRMEK, HERKESE TANINAN ANAYASAL HAKLARIN VERİLMESİNİ, AYIRIMA TABİ TUTULMAYI, ÖTEKİLEŞTİRİLEREK YALNIZLAŞMAYI, TBMM'DE HAKLARININ ARANMAYARAK, KORUNMAMASINI, EN YAKINLARININ CENAZE, DOĞUM, EVLENMELERDE BULUNMAMA İLE BAYRAM VE YILBAŞINDA SEVDİKLERİNDEN AYRI KALMAYI, TÜRKİYEDE SIRALAMADA BİRİNCİ OLAN ÜNİVERSİTEYİ BİTİRSEN, MASTIR, DOKTORA DA YAPSAN, BİTİRDİĞİN FAKÜLTE İLE İLGİLİ MESLEĞİNİ YAPMAMAYA VE KARŞILIĞINI ALMAMAYI İSTİYORSAN "TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NDE " ASTSUBAY OLACAKSIN. BU HAKSIZLIKLARA UĞRAMAK İÇİN ASTSUBAY OLMAN YETERLİ VE GEREKLİDİR.

BU HAKSIZLIKLAR TOPLUMUN BAŞKA HİÇ BİR KESİMİNDE GÖRÜLMEZ, GÖRÜLEMEZ. BU BÜYÜK HAKSIZ VE ÖZELLİKLİ UYGULAMALAR TSK'DA SADECE ASSUBAYLARA UYGULANIR.

BU HAKSIZLIKLARA MUHATAP OLACAĞININ KESİN GARANTİSİ DE SENİN ÖZLÜK HAKLARINI KORUMAK VE TAKİP ETMEKLE SORUMLU OLAN TSK'NIN TEMİNATINDADIR.

Bunun YAPILACAK ve TAKİP olunacağından ADIN kadar EMİN olabilirsin. Çünkü TSK ASSUBAYLARA bu HAKSIZLIKLARI yapmayı GÖREV ADDETMİŞ ve YILLARCA  KOMUTA kademesinde DİLE getirilmesine rağmen ISRARLA sürüdürülmektedir. Ayrıca bu HAKSIZLIKLARIN uygulanma ve SÜRDÜRÜLMESİNİN onaylandığı  makam da TBMM'dir. Bugüne kadar ASSUBAYLARA YAPILAN haksızlıklara "DUR"  diyemeyen TBMM'nin BİR GÜN önce "EVET" dediği ASTSUBAYLARLA ilgili YASANIN kabulüne  24 saat geçmeden TSK'dan gelen BASKI üzerine  "HAYIR" diyerek HÜR İRADELERİNİ  ! ortaya koymuşlar ve bugüne kadar yapılan HAKSIZLIKLARI ONAYLADIKLARI SABİT hale gelmiştir.

Astsb ÇALIŞANLARINA yapılan HAKSIZ uygulamalar PERSONEL EMEKLİ olduktan sonra da PEŞİNİ bırakmamakta, MEZARA girene KADAR DEVAM EDEREK yakasını BIRAKMAMAKTADIR. 

Belirtilen HAKSIZ UYGULAMALARIN doğru olup olmadığı ve GERÇEKLERİ yansıtıp, yansıtmadığı konusunda TEREDDÜTE düşenler DİLEKÇEYLE GENKUR'A müracaat ederek BİLGİ edinme YASASI gereğince BİLGİ sahibi olabilirler. Bu SORUNLARI PERSONEL hâlâ tüm GERÇEKLİĞİYLE yaşamaktadır.

Yukarıda belirtilen HAKSIZ, AYIRIMCI davranışlar TSK'nın BİRLİK BERABERLİĞİNİ GÖZETMEK ve KORUMAKLA görevli KURUM olan GENKUR tarafından BİZZAT İTİNA ile yapılmaktadır.

GENKUR Astsb. HAKLARININ KAZANIMI konusunda DESTEK olması gerekirken SİYASİLER tarafından verilen YASA teklifini BASKI yoluyla GERİ çektirerek TSK'nın SAYISAL olarak en büyük ve önemli AYAKLARINDAN biri olan ASTSUBAYLARA ÜVEY evlat muamelesi yaparken, ÖZ evlat olan SUBAY ve EMEKLİLERİNE her yıl farklı İSİMLER altında MAAŞ, TAZMİNATLAR alması için TEKLİFLER vererek istediklerini RAHATLIKLA alarak uygulamalarını sürdürmektedir.

Konu ASTSB. hakları olunca 10 yıla YAKIN süredir TEKLİF hazırlandı-Komisyonda-Mecliste denilerek OYALAMA, ALDATMA-KANDIRMA yolu seçilerek PERSONELİN mağduriyeti sürmekte, HÜKÜMET cephesinde de BÜTÇE imkanları öne sürülerek MAĞDURİYET devam ederken, konu TSK'nın ÖZ evlatları olunca BÜTÇE imkanları HİÇ dile gitirilmeyerek ONAYLANMAKTADIR.

TBMM -BAŞBAKAN-BAKANLAR ile SİYASİ PARTİ BAŞKANLARI-GURUP BAŞKANLARI ile M.VEKİLLERİNE HAKSIZ, TARAFLI uygulamalar anlatılmış, yapılanların ANAYASAYA AYKIRILIĞI, KİŞİLERE AYRICALIKLI davranıldığı belgelerle ISPATLANMIŞ, ASTSUBAYLARA AYIRIM yapılarak TSK'da ÖTEKİLEŞTİRİLİP, İKİNCİ sınıf muameleye tutuldukları bildirilmiş, TBMM'de yapılan bu HAKSIZ uygulamalara DUR diyememiş, BASKI ile VESAYETİ kabul edercesine GENKUR'CA SÖYLENİLENLER yerine getirilerek TBMM ve M.VEKİLLERİNİN  BAĞIMSIZLIĞI ŞAİBE ALTINDA BIRAKALMIŞTIR.

Tüm bu UYGULAMALARDA TC Devleti'nde ASTSUBAY olmanın SUÇ olduğu, ASTSUBAYLARIN MESLEKLERİNDEN DOLAYI CEZALANDIRILDIĞI, İNSAN HAKLARI VE ANAYASAL HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILARAK mağdur oldukları ortaya çıkmaktadır. Astsb.lara yapılan bu uygulamalarla TC Devleti'nde İNSANLIK suçu İŞLENEREK, HÂLÂ mani OLUNAMAMASI ÜLKEMİZDE CUMHURİYET REJİMİ hakkında TEREDDÜTLER oluşturmaktadır.

DEMOKRASİ, CUMHURİYET rejimlerinde VATANDAŞLAR arasında FARKLI uygulamalar yapılması ANAYASAYA uygun mudur? Bir guruba veya VATANDAŞLARIN tamamına VAR olanlar BİR başka GURUP için YOK sayılabilir mi? Bu UYGULAMALAR DEMOKRATİK ve ANAYASAL MIDIR? Demokratik REJİMLERDE KEYFİ uygulamalara YER verilebilir mi? Bu uygulamaları YAPANLARIN SORUMLULUKLARI ve bunları durduracak YASAL MAKAMLAR yok mudur?

Astsubaylara YILLARDIR yapılan HAKSIZ UYGULAMA ve ayırımcılığın sonlandırılarak, TSK'nın ŞEREFLİ bir MENSUBU olarak HUZUR içinde GÖREV yapması isteniliyor, TSK'da BİRLİK, BERABERLİĞE önem veriliyorsa PERSONELİ AYRIŞTIRAN-ARALARINDA UÇURUMLAR YARATAN-BÖLÜCÜLÜĞE SEBEP OLAN VE ÖTEKİLEŞTİREN UYGULAMALAR sonlandırılmalıdır.

Bu GÖREV GENKUR BŞK, BAŞBAKAN, TBMM ile BAŞKOMUTAN sıfatına haiz oluşu nedeniyle CUMHURBAŞKANI'NIN DA ilgi ve görevleri arasındadır. ÜLKEMİZ ve TSK'nın geleceği, BİRLİK ve BERABERLİĞİN sağlanması için gerekli adımların atılarak, NETİCE alınana kadar takip edilmesi büyük ÖNEM arz etmektedir. Yapılan YANLIŞ UYGULAMALARDAN dönülürse İNSANLIK ve ANAYASAL suçların işlenmesi de SON bulmuş olacaktır. Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
taraf

Değerli arkadaşlarım.

Bir gölge gibi ASSUBAY camiasının üzerine yapışmış olup, yıllardır yakamızı bırakmayan HAKSIZ ve EŞİTLİĞE dayanmayan uygulamalardan kurtulamayacak mıyız? Bu HAKSIZLIKLAR bizlerin kaderi mi olacak? Bizler de bu kadere sessiz kalıp RAZI MI olacağız?

TSK'nın en tepesinde bulunan  GENKUR BŞK'ı sayın ÖZEL yapılan bu HAKSIZLIKLARI bilmiyor mu?

TSK'daki önemli ve en büyük gurubu oluşturan ASSUBAYLARA yapılan  ÖTEKİLEŞTİRİLMEDEN-İKİLİKLERDEN habersiz olabilir mi ?

Yıllardır dile getirilen YANLIŞ uygulamalardan, ANAYASAYA rağmen verilmeyen HAKLARDAN, personel arasında TSK içinde yaratılan AŞILAMAZ duruma gelen UÇURUMLARDAN, oluşan GÜVENSİZLİK sorununu hala görememiş ve habersiz olabilir mi ?

TSK'daki Sb-Asb. ayırımı  kurumu BİTİRİR,GÜÇSÜZLEŞTİRİR, GÜVEN ORTAMINI YOK EDER, bu uygulamalar sürdüğü taktirde Sayın Bülent ARINÇ'ın dediği gibi "BUNLARLA MI SAVAŞA GİRECEK ve KAZANACAĞIZ" durumuna düşer.

TSK'da YETKİLİ makamlarda olanların GÖREMEDİĞİ, BİLEMEDİĞİ bu ayrılıkçı hareketler nedeniyle ortaya çıkan GÜVENSİZLİK ortamının TSK için çok büyük bir ZAAFİYET doğurduğu DIŞ kaynaklarca bilindiği ve dile getirildiği düşünülürse TSK'daki YETKİLİLERİN görev bilinci içinde olmadıkları veya TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİ önemsemedikleri, dikkate almadıkları değerlendirilebilir.

Dünyaca bilinen ve SAYGIN bir İNGİLİZ dergisinde "MISIR ORDUSUNUN ,TÜRK ORDUSUNDAN DAHA GÜÇLÜ VE GÜVENİLİR OLDUĞUNU,TSK'DAKİ YANLIŞ ve FARKLI UYGULAMALAR YÜZÜNDEN PERSONEL ARASINDA BİRLİK, BERABERLİK VE DAYANIŞMANIN OLMADIĞINI,GÜVENSİZ BİR ORTAM YARATILDIĞINI,BU YÜZDEN de TSK'nın GÜÇSÜZLEŞTİĞİNİ" belirtmiştir.

Yabancı güçler tarafından Ülkemizde görevlendirilmiş ÖZEL ve RESMİ ajanlarca TESBİT edilmiş ve GÖRÜLMÜŞ olan bu GERÇEKLERİN TSK YETKİLİLERİNCE BİLİNMEDİĞİ VE GÖRÜLMEDİĞİ KABUL EDİLEBİLİR Mİ?

Eğer bu böyle işe TSK'nın zayıflamasında, dayanışmanın bitme noktasına gelmesinde  yaptıkları UYGULAMALARLA rol almış olanların YARGILANMALARI gerekmez mi? TSK'yı GÜÇSÜZLEŞTİRMEK PAHASINA yapılan AYRILIKÇI davranışları bilerek ve isteyerek sürdürmek İŞLENMİŞ VE DEVAM ETTİRİLEN bir suç niteliği olarak ortaya çıkmaz mı?

Ülkemiz ve Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada GÜÇLÜ VE DAYANIŞMASI olan BİRLİK VE BERABERLİĞİ en üst seviyeye çıkarılmış bir TSK kimlerin işine gelir, kimlerin işine gelmez. Bunu düşünmek ve doğru karara varabilmek için KURMAY veya PROF olmak gerekli midir? Bugün bu soruyu dağdaki ÇOBANA sorsanız size doğru cevabı verebilecek iken, SORUMLULUK taşıyan makamlarda oturanların bu kadar DUYARSIZ ve  SORUMSUZ davranmaları Ülkemiz ve geleceği için TEHLİKELİ bir davranış değil midir?

TSK'daki HAKSIZ ve ADALETSİZ uygulamalar BAŞBAKAN dahil tüm Bakan ve Milletvekillerine iletildiği halde, bugüne kadar bu YANLIŞ  UYGULAMALARIN düzeltilmesi konusunda girişimde bulunmayan, tabelasında ADALET VE KALKINMA yazan, ancak bugüne kadar ASSUBAYLARLA ilgili hiç bir SORUNU çözme yönünde bir adım atmayan ve 10 yıldır iktidarda olan HÜKÜMETİN adalet ve hakkaniyet anlayışlarıda sorgulanmalı, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü kavramlarınında bu UYGULAMALAR şeklinde anlamamız gerekip gerekmediği açık bir şekilde sorulmalıdır.

Kimsenin TSK'nın GÜÇSÜZLEŞTİRİLMESİ yönünde adım atma hakkı olmadığı gibi, böyle bir şeye cesaret edeceğini zannetmiyor, kimsenin aklından böyle bir şey geçireceğini de düşünmüyorum. En azından böyle olmasını istiyorum. Bunun için herkesin TSK'nın GÜÇLENMESİNE, BİRLİK, BERABERLİK ve SARSILMAZ bir DAYANIŞMANIN oluşturulmasına çalışacağı yönünde HEDEFLERİ olacağına, bu hedeflere varmak için  Türkiye'nin menfaatleri neredeyse oraya doğru el birliğiyle, birbirini destekleyerek bu menfaatlerin gerçekleştirilmesine dönük çalışmaların sürdürülebileceğini tahmin ediyorum. Böyle olması gerektiğine inanıyorum,inanmak istiyorum.

TSK içinde GÜÇSÜZLEŞMEYE, BİRLİK ve BERABERLİĞİN bozulmasına neden olan SORUNLARIN KASITLI ve MAKSATLI hareketler olduğuna İNANMAK İstemiyorum. Ama bugüne kadar YAŞANANLAR ve (E) GENKUR BŞK'nca söylenenler bunun bu yönde olduğuna dair ÖNEMLİ GÖSTERGELERDİR.

Ülkenin ve TSK'nın geleceği açısından UMARIM bu yanlışlardan dönülür, Ülkenin ve TSK'nın bir KAOSA girmesi engellenir. Görev GENKUR BŞK sayın ÖZEL'in ÖZEL davranmasını gerektirmeyecek kadar GENEL bir durumdur ve bu yapılacak uygulamaya ACİLEN ihtiyaç vardır. Yeter ki sayın ÖZEL  TSK'nın ÖZ evlatlarına uygulanan ÖZEL'den vazgeçerek GENELE ön yargısız olarak dönebilsin.

Unutmayalım DOSTLARIMIZA GÜVEN, DÜŞMANLARIMIZI DA CAYDIRACAK ve bizlere karşı yapabilecekleri bir harekettan vazgeçirtip, KORKUTACAK olan TSK'nın GÜÇLÜ KUVVETLİ, BİRLİK BERABERLİK İÇERSİNDE olmasıyla SAĞLANABİLİR. Aksi halde açıklandığı gibi MISIR veya  daha başka ülkelerin orduları TSK'dan daha "GÜVENLİ VE BÜYÜK" konuma getirilir.

Bizleri bu duruma DÜŞÜRENLER FIRSAT varken, alıp gitmeden önce ŞAPKALARINI önlerine koyup son kez  bir daha DÜŞÜNMELİLER. Daha vakit varken....

GENKUR BŞK sayın ÖZEL, bizler sadece ve sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı istiyoruz. Bunu da İNSAN ONUR ve HAYSİYETİNE DEĞER ve ÖNEM vereceğinize BUNDAN SONRA DEĞER verirsiniz diye  düşündüğümüz için istiyoruz.

Yoksa sizler BİZİM gibi düşünmüyor musunuz? Biz SİZLERE gösterilen  AYRICALIĞI ve bu AYRICALIĞIN sizlere tanıdığı ÖZEL HAKLARI değil, İNSAN olarak HAK ettiğimiz, diğer tüm T.C. vatandaşlarına tanınan, verilen HAKLARI istiyoruz.

İstediklerimiz yoksa SİZCE çok mu? Ama Kendi aldıklarınıza bakarsanız, istediklerimizin bir hiç olduğunu ve İNSANCA YAŞAM için gerekli olan YASAL HAKLARIMIZ olduğunu görür ve anlarsınız. Tabii ÖN YARGILI ve TARAFSIZ olabilirseniz!

Sayın ÖZEL son olarak TSK personeline yapılmış olan ZAM haberlerinden edindiğimiz bilgilere göre SİZİN DE önceki GENKUR BŞK'dan bir farkınız olmadığını, sizin de ÖZELLİĞİNİZİ TSK'nın ÖZ evlatları için kullandığınız, ASSUBAY camiasına YOK gözüyle baktığınız anladık. Yeni TAZMİNATLARINIZ hayırlı olsun! GÜLLE GÜLE yemeyi (!) Allah sizlere nasip etsin. Ellerimiz yakanızdadır. Bu dünyada olmazsa ÖTEKİ dünyada kesinlikle İKİ ellerimiz de YAKANIZDADIR.

Ah unutmadan içinde bulunduğumuz DURUM olmasını istemeyiz ama SAVAŞ kokularını getirmektedir. Biz emekli ASSUBAYLARI yani SİLAH arkadaşlarınızı da  GÖREVE davet etmeyecek misiniz? Ne de olsa  İYİ günde ALACAĞINIZI ALDINIZ, KREMAYI PAYLAŞTINIZ, KÖTÜ GÜN DOSTU ASSUBAYLARI  BU SAVAŞTA DA YANINIZDA GÖRMEK İSTERSİNİZ. Bizler ülkemiz için yine en önde müdafaa yaparken sizler KIT'AYI ARKA ORTADAN (Emniyeti alınmış) yerden yönetirsiniz. Hadi artık DAVETLERİNİZİ bekliyoruz.

Saygılarımla.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
Pazar, 15 Ocak 2012 14:54

Emekli astsubaya 'Özel' dava

gnkurmay-cumhurbaskani-basbakan

Emekli astsubay Altıntaş, Koşaner'in istifasının ardından Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturan Orgeneral Necdet Özel'e 'Asker, arkadaşını satmaz' deyince mahkemelik oldu.

Alican Uludağ

Cumhuriyet/Ankara- Orgeneral Işık Koşaner’in istifasının ardından Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturan Orgeneral Necdet Özel’e çektiği telgrafta “Necdet Paşa maşallah soyadın gibi özelmişsin. Asker, arkadaşını satmaz” diyen emekli Astsubay Osman Altıntaş’a dava açıldı. “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” etmekle suçlanan Altıntaş’ın 2 yıla kadar hapisi isteniyor.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay, hükümet ile YAŞ’ta yaşanan terfi krizinin çözülememesi üzerine emekliliklerini isteyerek, görevlerinden ayrılmışlardı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, bunun üzerine Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel’i önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, ardından Genelkurmay Başkanı Vekilliği’ne getirmişti. Ağustos ayındaki YAŞ toplantısında da Özel, Genelkurmay Başkanlığı’na asaleten atanmıştı.

Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanlığı görevini kabul etmesine sinirlenen emekli astsubay Osman Altıntaş, 27 Temmuz 2011 günü Çanakkele PTT Merkezi Müdürlüğü’ne başvurarak, Orgeneral Özel’e telgraf çekti. Ankara Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre Altıntaş, telgrafında Özel’e şu ifadelerle tepki gösterdi:

“Tayyip orduya el koydu, aradığı adamı buldu, ama hülle ile gelen hülle ile gider. Necdet Paşa maşallah soyadın gibi özelmişsin. Zıplayarak çıktın. İnşallah inişin öyle olmaz. Asker arkadaşını satmaz. Hani Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları kederde, tasada, kıvançta birdi. Bu sözlere artık kim inanır. Bir Arap atasözü okudum şöyle diyor: Makam oturana şeref vermez. Makamda oturan liyakatli ise, makamı şereflendirir. Görev talep edilmez. Görevi tayin edilir. Ya Hilmi Efendi gibi uydu olursun ya da seni de silkelerler. Merak etme yolda bırakanın yoldaşı olmaz.”

Genelkurmay Başkanlığı’nın suç duyurusunda bulunması üzerine, soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Orhan Kılıç’ın hazırladığı iddianamede, Osman Altıntaş’ın söz konusu sözlerle Orgeneral Özel’e “hakarette bulunduğunu” kaydetti.

Özel’in “Müşteki” sıfatıyla yer aldığı iddianamede, emekli astsubay Altıntaş’ın Türk Ceza Yasası’nın 125. maddesi kapsamında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret etmek” suçundan cezalandırılması istendi. Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada Altıntaş, üç aydan iki yıla kadar hapisle yargılanacak. İddianamede, hakaret suçunun kamu görevlisine yönelik olması gerekçesiyle cezanın alt sınırının bir yıldan az olmaması da talep edildi.

Yayınlandığı yer HABERLER