Etikete göre gösterilen ögeler: dava
Pazar, 15 Ocak 2012 14:54

Emekli astsubaya 'Özel' dava

gnkurmay-cumhurbaskani-basbakan

Emekli astsubay Altıntaş, Koşaner'in istifasının ardından Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturan Orgeneral Necdet Özel'e 'Asker, arkadaşını satmaz' deyince mahkemelik oldu.

Alican Uludağ

Cumhuriyet/Ankara- Orgeneral Işık Koşaner’in istifasının ardından Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturan Orgeneral Necdet Özel’e çektiği telgrafta “Necdet Paşa maşallah soyadın gibi özelmişsin. Asker, arkadaşını satmaz” diyen emekli Astsubay Osman Altıntaş’a dava açıldı. “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” etmekle suçlanan Altıntaş’ın 2 yıla kadar hapisi isteniyor.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay, hükümet ile YAŞ’ta yaşanan terfi krizinin çözülememesi üzerine emekliliklerini isteyerek, görevlerinden ayrılmışlardı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, bunun üzerine Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel’i önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, ardından Genelkurmay Başkanı Vekilliği’ne getirmişti. Ağustos ayındaki YAŞ toplantısında da Özel, Genelkurmay Başkanlığı’na asaleten atanmıştı.

Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanlığı görevini kabul etmesine sinirlenen emekli astsubay Osman Altıntaş, 27 Temmuz 2011 günü Çanakkele PTT Merkezi Müdürlüğü’ne başvurarak, Orgeneral Özel’e telgraf çekti. Ankara Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre Altıntaş, telgrafında Özel’e şu ifadelerle tepki gösterdi:

“Tayyip orduya el koydu, aradığı adamı buldu, ama hülle ile gelen hülle ile gider. Necdet Paşa maşallah soyadın gibi özelmişsin. Zıplayarak çıktın. İnşallah inişin öyle olmaz. Asker arkadaşını satmaz. Hani Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları kederde, tasada, kıvançta birdi. Bu sözlere artık kim inanır. Bir Arap atasözü okudum şöyle diyor: Makam oturana şeref vermez. Makamda oturan liyakatli ise, makamı şereflendirir. Görev talep edilmez. Görevi tayin edilir. Ya Hilmi Efendi gibi uydu olursun ya da seni de silkelerler. Merak etme yolda bırakanın yoldaşı olmaz.”

Genelkurmay Başkanlığı’nın suç duyurusunda bulunması üzerine, soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Orhan Kılıç’ın hazırladığı iddianamede, Osman Altıntaş’ın söz konusu sözlerle Orgeneral Özel’e “hakarette bulunduğunu” kaydetti.

Özel’in “Müşteki” sıfatıyla yer aldığı iddianamede, emekli astsubay Altıntaş’ın Türk Ceza Yasası’nın 125. maddesi kapsamında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret etmek” suçundan cezalandırılması istendi. Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada Altıntaş, üç aydan iki yıla kadar hapisle yargılanacak. İddianamede, hakaret suçunun kamu görevlisine yönelik olması gerekçesiyle cezanın alt sınırının bir yıldan az olmaması da talep edildi.

Yayınlandığı yer HABERLER
temyiz
Dava konusuyla ilgili mevzuat

5434 SAYILI KANUN:

Madde 32: Ağır, yıpratıcı, zehirleyici ve öldürücü işlerde çalışanlara, FİİLİ HİZMET ZAMMI verilerek fiili hizmetlerine eklenir. (Bu süre Astsubaylara ¼ oranındadır).

GEREKÇESİ: Emekli Sandığı kanunuyla tanınan haklara daha kısa sürede kavuşmalarını sağlamaktır.

MADDENİN YORUMU: Ağır, yıpratıcı, zehirleyici ve öldürücü işlerde çalışanların, emekliye ayrılabilme, derece ve kademe, ikramiye ve aylık yüzdelik oranı gibi haklara daha kısa sürede kazanmaları gerekir.

Madde 33: Fiili hizmet zamları, emekli muamelelerinde aynı fiili hizmet gibi hesaplanır.

MADDENİN YORUMU: Emekli Sandığına emekli keseneği (prim) ödeme, Emekli Sandığınca emekliye ayrılma hakkının olup olmadığının belirlenmesi, emekliye ayrılma hakkını kazanmışsa hangi dereceden emekli aylığının bağlanacağı, ne kadar emekli ikramiyesi ödeneceği, aylık bağlama oranının ne olacağının belirlenmesi gibi muamelelerdir.

Ek Madde 16: Aylıklarını personel kanunlarına göre alanların emekli keseneklerine; personel kanunlarına göre kazanılan RÜTBE, KIDEM, DERECE VE KADEMELERİNE ait göstergelerinin kat sayı ile çarpılması sonucunda bulunacak rakamlar esas alınır.

EK Madde 30: Emekli sandığı iştirakçilerinin aylık derece ve kademelerinin mevzuata uygunluğunu sürekli olarak inceler, eksik emekli keseneği ödeyenler varsa eksiklerini alır, fazla ödenenleri iade eder.

5802 SAYILI KANUN:

Madde 8: Astsubay Rütbeleri

Astsubay Çavuş, Üstçavuş, Başçavuş, Kıdemli Başçavuş, 1 Kademeli Kıdemli Başçavuş, 2 kademeli Kıdemli Başçavuş, 3 Kademeli Kıdemli Başçavuş, 4 Kademeli Kıdemli Başçavuş.

926 SAYILI KANUN:

Madde 77: Astsubay Rütbeleri.

  • Astsubay Çavuş
  • Kıdemli Çavuş
  • Üstçavuş
  • Kıdemli Üstçavuş
  • Başçavuş
  • Kıdemli Başçavuş

1.3.1975 tarihinde yürürlüğe giren 1923 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonraki 77. maddedeki rütbeler

  • Astsubay Çavuş
  • Kıdemli Çavuş
  • Üstçavuş
  • Kıdemli Üstçavuş
  • Başçavuş
  • Kademeli Başçavuş
  • Kıdemli Başçavuş
  • Kademeli Kıdemli Başçavuş
  • 2 kademeli Kıdemli Başçavuş
ÖNEMLİ NOT: 2009 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı kanunla getirilen rütbeler dava konusuyla ilgili olmadığından buraya yazılmamıştır.

Gösterge Tabloları

Madde 137: Subay ve Astsubay ve uzman çavuş ve uzman Jandarma çavuşlar aylıklarını rütbelerine göre alırlar.

30 Kasım 1970 ile 30 Ağustos1971 tarihleri arasında yürürlükte olan Geçici Astsubay Gösterge Tablosu

EK GEÇİCİ MADDE 5: Astsubayların 5802 sayılı Kanunla tespit edilmiş rütbe ve kademelerine göre gösterge tablosu ek geçici cetvelde gösterilmiştir.926 sayılı Kanunun geçici 16. maddesi esaslarına göre rütbe intibakları yapılıncaya kadar haklarında bu gösterge tablosu uygulanır.

Derece
Rütbeler
Göstergeler
4 IV. Kad. Kd. Bşçvş. 550 565 580 595 610 630 650
5 III. Kad. Kd. Bşçvş. 475 490 505 520 535 550 S65 580 595
6 II. Kad. Kd. Bşçvş. 400 415 430 445 460 475 490 505 520
7 I. Kad. Kd. Bşçvş. 350 360 370 380 390 400 410 420 430
8 Kd. Bşçvş. 300 310 320 330 340 350 360 370 380
9 Bşçvş. 250 260 270 280 290 300 310 320 330
10 Üçvş. 225 230 235 240 245 250 268 260 265
11 Çvş. 200 205 210 215 220 225 230 235 240
1323 sayılı kanun gereğince 31 Ağustos 1971 tarihinden 1 Mart 1975 tarihine kadar yürürlükte olan EK-V111 Astsubay aylık gösterge tablosu
Derece
Rütbeler
Gösterge
4-5 Kıdemli Baş çavuş 550 565 580 595 610 630
6-7 Başçavuş 475 490 505 550 565 580
8 Kıdemli Üstçavuş 350 360 370 400 415 430
9 Üstçavuş 300 310 320 330 340 350
10 Kıdemli Çavuş 250 260 270 280 290 300
11 Astsubay Çavuş 225 230 235 240 245 250
1923 sayılı kanun gereğince 1 Mart 1975 tarihinden sonra yürürlükte olan EK-V111 aylık gösterge tablos
Derece
Rütbeler
Gösterge
2 Astsb. II. Kad. Kıdemli Başçavuş 760 795 830 865 800 935
3 Astsb. Kad. Kıdemli Başçavuş 660 680 700 720 740 760 780 800
4 Astsb. Kıdemli Başçavuş 580 600 620 640 660 680 700 720
5 Astsb. Kad. Başçavuş 510 525 540 555 570 585 600 615 630
6 Astsb. Başçavuş 440 455 470 485 500 515 530 545 560
7 Astsb. Kıdemli Üstçavuş 390 400 410 420 430 440 450 460 470
8 Astsb. Üsçavuş 345 355 366 375 385 395 405 415 425
9 Astsb. Kıdemli Çavuş 300 310 320 330 340 350 360 370 380
10 Astsb. Çavuş 275 280 285 290 295 300 305 310 315
ÖNEMLİ NOT: HAZİRAN 2003 tarihinden sonra yürürlüğe giren astsubay aylık gösterge tabloları dava konusuyla ilgili olmadıkları için alınmamıştır.

Geçici Madde 15: Müktesep haklar

Subayların ve Astsubayların intibakları 137. maddesi esasları da dikkate alınarak yapılır.

Geçici madde:16 İntibaklar

Halen Silâhlı Kuvvetlerde görevli astsubayların rütbe intibakları, kanunun malî hükümlerinin yürürlüğe girdiği yılı takip eden yılın 31 Ağustos tarihinden itibaren aşağıdaki esaslara göre yapılır.

Ancak, astsubaylar haiz oldukları rütbe unvanlarına göre yapılacak intibakta, daha ast bir rütbenin unvanını alacak duruma düşerlerse, bunlar, haiz oldukları eski rütbe unvanlarını muhafaza ederler.

Bu gibi Astsubayların aylık intibakları ile rütbe yükselmeleri ve kademe ilerlemeleri intibak ettirildikleri yeni rütbelerine göre yapılır.

AÇILAN DAVA İKİ HUSUSTAN İBARETTİR

  • Fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde de sayılması
  • 5802 Sayılı kanundaki astsubay rütbelerinden 926 sayılı kanundaki astsubay rütbelerine geçiş ile ilgili intibaklar.
FİİLİ HİZMET ZAMLARIYLA İLGİLİ İDDİAM:

Ben emekli olduğumda, Emekli Sandığı yönetim kurulu şu muameleleri yaparak 73754 sayılı kararı almıştır.

  1. 25 yıl 8 ay fiili hizmetim ve 1 yıl da Kıbrıs görevimden dolayı itibari hizmetimle birlikte toplam olarak 26 yıl 8 ay hizmetimin olduğundan emekliye ayrılabilme hakkımın olduğunu kabul etmiştir.
  2. 2 nci derecenin 1 nci kademesinden % 76 oranında emekli aylığımın bağlanmasıyla 25 maaş emekli ikramiyemin ödenmesine karar vermiştir.

26 yıl 8 ay hizmetimin kabul edilmesi ve 25 yıl üzerinden emekli ikramiyemin ödenmesiyle % 76 oranında aylık bağlanması yukarıda madde metninde yazılan emekli sandığı kanununun 32 ve 33. maddelerine uygundur.

İştirakçilerin derece ve kademelerinin mevzuata uygunluğunu belirlemede asıl yetkili makam Ek- 30. madde gereğince Emekli Sandığıdır. 73754 sayılı emekli sandığı kararının incelenmesinde; 2. derecenin 1. kademesinden aylık derecemin belirlenmesi konusunda hiçbir görüşme ve müzakere yapılmadan K.K.K. lığından kendilerine gönderilen Hizmet Belgesindeki 2. derecenin 1. kademesinin doğru kabul edilerek karar alındığı anlaşılmaktadır. Bu kabul, Emekli Sandığının iştirakçilerinin derece ve kademelerinin mevzuata uygunluğunu incelemesine amir Emekli Sandığı kanununun EK-30. maddesine aykırıdır.

Fiili hizmet zam hakkı olanla olmayan ve aynı dereceden göreve başlayan iki memuru örnek olarak ele alalım. Emekliye ayrılabilme hakkı kazandıkları 25 yıl sonra zam hakkı olmayan 25 defa terfi edip zam hakkı olan da 20 defa terfi ettiği için zam hakkı olan 5 kademe eksik derecede kalmaktadır.

Zamların derece ve kademelerde sayılmaması, zehirleyici ve öldürücü işlerde çalışanların emekli sandığı kanunuyla tanınan tüm haklara daha kısa sürede kavuşmaları amacıyla fiili hizmet zammı verilmesine amir 32 ve 33 maddelere aykırıdır. Bu şekildeki uygulama, avantaj olarak kanunla verilen bir hakkın dezavantaja dönüştürülerek hak sahiplerinin aleyhine olarak yapılan haksız bir uygulamadır.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNUN SAVUNMA CEVABI

657 Sayılı devlet memurları kanunuyla 5434 sayılı Emekli Sandığı kanununda, fiili hizmet zamlarının derece ve kademe intibaklarında sayılmasına dair bir madde yoktur.

FİİLİ HİZMET ZAMLARI KONUSUNDA BİLİRKİŞİ RAPORU

Dava dosyasının incelenmesinde;

Fiili hizmet zammı fiil hizmetine eklenerek aylığı ödenmektedir.

Davacı, fiili hizmet zamlarının derece ve kademe intibakında da sayılması konusunda Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu davacının kurumu olan K.K.K. lığına sormuş alınan cevapta, derece ve kademede mevzuata aykırı bir durumun olmadığı bildirilmiştir.

657 ve 5434 sayılı kanunlarda fiili hizmet zamlarının derecelerde sayılmasına dair bir mevzuat yoktur. Davacının aylığı kanunlara uygun olarak ödenmeye devam edilmektedir.

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZIM
  1. Sayın Bilirkişi hem, fiili hizmet zammı fiili hizmete eklenerek emekli aylığının ödendiğini, hem de fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılması konusunda mevzuat olamadığını ileri sürülerek kendi içinde çelişkili rapor vermiştir.
  2. Fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılmasına amir mevzuat, emekli sandığı kanununun 33. maddesinde vardır. Bu madde gereğince, fiili hizmet zam süresi kadar önce emekliye ayrılabilme ve emekli ikramiyesine hak edilmesine rağmen zam süresinin sayılmadan derece ve kademe belirlenmesi maddenin ruhuna aykırıdır.
5802 SAYILI KANUNDAKİ RÜTBELERDEN 926 SAYILI KANUNDAKİ RÜTBELERE GEÇİŞLE İLGİLİ İNTİBAK HAKKINDAKİ İDDİAM
  1. 5802 sayılı kanunla belirlenen astsubay rütbeleri 30 Kasım 1970 tarihine kadar ASLİ MAAŞ sistemine göre, 30 Kasım 1970 tarihinden 30 Ağustos 1971 tarihine kadar da GEÇİCİ ASTSUBAY AYLIK GÖSTERGE TABLOSUNDAKİ derece ve kademelere göre uygulanmıştır.
  2. 926 sayılı kanunun EK geçici 5. ve geçici 16. maddeleri gereğince 5802 sayılı kanundaki Astsubay rütbeleri ile geçici Astsubay aylık gösterge tablosu 31 Ağustos 1971 tarihinde yürürlükten kaldırılarak 926 sayılı kanundaki Astsubay rütbeleri ile EK- V111 Astsubay aylık gösterge tablosu yürürlüğe girmiştir.
  3. Geçici 15. madde gereğince müktesep haklara uyularak 137. madde esaslarına uyularak, geçici 16 madde gereğince de haiz olunan rütbe ünvanlarının muhafaza edilerek EK- V111 gösterge tablosundaki derecelere 31 Ağustos 1971 tarihinde intibakların yapılması gerekirdi.
  4. 31 Ağustos 1971 tarihinden sonraki tarihlerde birlik komutanlıklarım tarafından verilen elimde mevcut 3 adet belgede rütbemin düşürüldüğü ve düşürülen rütbemin derece ve kademesinden aylık aldığımı ileri sürerek Geçici 16 maddesinin anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştüm.

Dava açtıktan sonra müracaatım üzerine K.K.K. lığı tarafından 1 Nisan 2010 onay tarihli hizmet belgem tarafıma gönderilmiştir. Hizmet belgemi incelediğimde;

  • a. 30 Ağustos 1971 tarihine kadar gerek rütbemin gerek aylıklarımın kanunlara uygun olduğunu,
  • b. 31 Ağustos 1971 tarihi ile 30 Ağustos 1971 tarihleri arasında Kıdemli Başçavuş olan rütbemin 926 sayılı kanundaki rütbelere uygun derecemin ise EK-V111 gösterge tablosuna aykırı olduğunu,
  • c. 30 Ağustos 1972 tarihi ile emekli olduğum tarihe kadar olan sürede ise hem rütbemin hem de derecemin 926 sayılı kanundaki rütbelere hem EK- V111 gösterge tablosuna aykırı olduğunu gördüm.
  • d. Kanunlara aykırı olarak görev yaptığım komutanlıklarla K.K.K. lığınca birbirinden farklı iki kayıt tutulmuştur.
  • e. 31 Ağustos 1971 tarihinde 137, geçici 15 ve geçici 16. maddeler gereğince Kıdemli başçavuş rütbesine ve aynı tarihte yürürlüğe giren EK-V111 gösterge tablosundaki 5. derecenin 3. kademesine intibakımın yapılması gerekirdi.
  • f. Yürürlükten kalkan mevzuata göre, 31 Ağustos 1971 tarihinden emekli olduğum tarihe kadar 5802 sayılı kanundaki rütbelere ve 31 ağustos 1971 tarihinde yürürlükten kalkan geçici astsubay aylık gösterge tablosuna göre rütbe ve derece intibak işleminin yapılması kanunlara aykırıdır.
  • g. Kanunlara aykırı olan bu durumu ayrıca mahkemeye sundum.
RÜTBE VE DERECE İNTİBAKIMIN KANUNLARA UYGUN OLARAK;

Kanunun 137, geçici 15 ve geçici 16. maddeleri gereğince;

  • 31. 8. 1971 tarihinde rütbemin Kıdemli Başçavuşluğa, derecemin EK- V111 gösterge tablosuna uygun olarak 5. derecenin 3. kademesine,
  • 30. 8. 1972 tarihinde 4. derecenin 1. kademesine,
  • 30. 8. 1973 tarihinde 4. derecenin 2. kademesine,
  • 30. 8. 1974 tarihinde 4. derecenin 3. kademesine,

1923 sayılı kanunla 1. 3. 1975 tarihinden geçerli olarak Astsubay rütbelerine Kademeli Başçavuş, Kademeli Kıdemli Başçavuş ve 2. Kademeli Kıdemli Başçavuş rütbeleri, EK- V111 Aylık gösterge tablosuna da 3 ve 2. dereceler eklenmiştir. Buna göre 1. 3. 1975 tarihinde 5 yıllık Kıdemli Başçavuş olduğumdan,

  • 1. 3. 1975 tarihinde Kademeli Kıdemli Başçavuşluğa ve 3. derecenin 3. kademesine,
  • 30. 8. 1975 tarihinde 2. Kademeli Kıdemli Baş çavuşluğa ve 2. derecenin 1. kademesine,
  • 30. 8. 1976 tarihinde 2. derecenin 2. kademesine,
  • 30. 8. 1977 tarihinde 2. derecenin 3. kademesine,
  • 30. 8. 1978 tarihinde 2. derecenin 4. kademesine,

1. 3. 1979 tarihinden geçerli olarak 2260 sayılı kanun gereğince tüm devlet memurlarına 1 derece verilmiştir. 2. derecenin 4. kademesi ve daha fazlasında bulunan Astsubaylar 1. derecenin 4. kademesi hakkı kazandıklarından;

  • 1. 3. 1979 tarihinde de 1. derecenin 4. kademesine yükselip,
  • Bu derece ve kademeden emekli olmam gerekirdi.

Emekli Sandığı, düşük derece ve kademeye intibakın askeri personel kanununa ve emekli sandığı kanununun EK- 16. maddesine aykırı olduğu için emekli sandığı keseneklerinin (Primlerin) eksik ödendiğini EK- 30 madde gereğince düzelttirmesi gerekirdi.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNUN CEVABI

Hukuka aykırı bir durum yoktur.

BİLİRKİŞİNİN RAPORU

Askeri personelin aylıkları 926 sayılı kanun, bu kanunun değişiklikleri ve yönetmeliklerle belirlenir. Aylık artışları kanunla yapılır. Davacı 2009 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı er ve erbaş kanunu ile 2010 yılında yürürlüğe giren YAŞ kararları ile ilişiği kesilen subay ve astsubayların affına dair kanunda da davacının böyle bir hakkı yoktur. Ayrıca Anayasa'ya ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu gereğince o tarihte komutanlıklarına dava açması gerekirdi.

BİLİRKİŞİ RAPORUNA CEVABIM VE İTİRAZIM

Askeri Hizmet: Sosyal Güvenlik Kurumu ile hiçbir ilgisi olmayan ve İç Hizmet kanunuyla diğer Askeri kanunlarla belirlenen görev, disiplin, sicil, atış, tatbikat ve atama gibi görevlerden doğan hizmetlerdir. Askeri iş yerlerinde Komutanların emrinde geçen hizmetlerden doğduğu için ilk bakışta askeri hizmet gibi görünen fiili hizmet zamları ve emekli aylıkları Sosyal Güvenlik kapsamında olduğundan bu konudaki uyuşmazlıkların çözüm makamı 5510 sayılı kanunun 101. maddesi gereğince İş mahkemeleridir. Nitekim Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Hakkımda verdiği karar dava dosyasında mevcuttur. Yaş kararları ile ilişiği kesilenlerin affı ve askerlik kanunlarının dava konusuyla hiçbir ilgisi yoktur.

Kanunlara aykırı olarak yapılan intibakımla hem ben eksik aylık alıyorum hem de emekli sandığı eksik prim almıştır. BİLİRKİŞİ RAPORUNUN RET EDİLEREK, KONULARINDA UZMAN 3 KİŞİLİK YENİ BİR BİLİRKİŞİ RAPORUNUN ALINMASINI talep ettim.

MAHKEMENİN 7 TEMMUZ 2011 TARİHLİ ARA KARARI

Davacının 3 kişilik yeni bilirkişi talebinin reddine ve davacının itirazlarının dikkate alınarak aynı bilirkişiden EK RAPOR alınması.

BİLİRKİŞİNİN EK RAPORU

FİİLİ HİZMET ZAMMI KONUSUNDA

5434 sayılı kanunun 32. maddesi kimlere fiili hizmet zammı verileceğini, 33 ve 34 maddeleri de fiili hizmet zammının nasıl hesaplanacağı ve kurumların bu husustaki görevlerini belirlemiştir. Fiili Hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılacağına dair mevzuat yoktur.

RÜTBE VE DERECE İNTİBAKI KONUSUNDA

Askeri Yüksek idare Mahkemesinde dava açılması gerekir.

BİLİRKİŞİNİN SONUÇ OLARAK GÖRÜŞÜ

Görüş ve kanaatimde bir değişiklik yoktur.

EK BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZIM

FİİLİ HİZMET ZAMMI HAKKINDAKİ:

Fiili Hizmet Zamlarının derece ve kademelerde sayılmasına dair mevzuat, emekli sandığı kanununun 33. maddesinin 2. paragrafıdır. Sayın bilirkişi, 2. paragrafı dikkate almadan ve yok sayarak, dava konusuyla ilgisi olmayan 1. paragrafa göre rapor yazmıştır.

RÜTBE VE DERECE İNTİBAKI HAKKINDAKİ

Dava doğru mahkemede açılmıştır ve zaman aşımı yoktur. Eksik dereceye intibak aylıklarla ilgili olduğundan askeri hizmetle ilgisi yoktur, intibakın yapılışı kanunlara aykırı olarak yapılmasıyla hem ben eksik aylık alıyorum hem de emekli sandığı kanununun Ek- 16. maddesine aykırı olarak emekli sandığı eksik pirim almıştır.

SONUÇ olarak Sayın bilirkişi raporu kanunlara aykırı olduğundan itiraz ediyorum ve raporun yok sayılmasını talep ediyorum.

8. 12. 2011 TARİHİNDEKİ MAHKEME KARARI
Davanın reddine,
8 gün içinde Yargıtay da temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
Temyiz hakkının kullanılabileceği son tarih 16 Aralık 2011 tarihinde mesai bitimine kadardır.

Mümkün olduğu kadar kısa yazmaya çalıştım ama daha da kısa yazarsam konuyu tam olarak anlatamamış olurdum.

Sayın arkadaşlarım, temyiz hakkımı kullanacağım. Bilgilerinize ve yorumlarınıza sunuyorum. Teşekkürlerimle ve saygılarımla.

Yayınlandığı yer ASB.HAKLARI
Cumartesi, 09 Nisan 2011 17:32

OYAK DAVASI HAKKINDA AÇIKLAMA

mahkeme-oyak

Ordu Yardımlaşma Kurumu rezervlerinin Nominal (sermayeyi temsil eden hisseler) değer üzerinden değil, tüm mal varlıklarının gerçek değeri üzerinden hesaplanması için açtığım davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ret edildiğini ve aynı mahkemede “Karar Düzeltme” talebinde bulunduğumu yayınlamıştım.

Ordu yardımlaşma Kurumu kanununda, ödediğimiz aidatların yıllık sadece % 5 faiz hesabıyla değerlendirileceği yazılıdır. Yönetim Kurulu ve genel kurulun onaylaması halinde daha fazla miktardan da hesap edilebileceği de ayrıca yazılıdır.

Biz paramızı 'bankaya faiz karşılığı yatırır gibi değil, risklerini ve avantajlarını taşıyan kimseler olarak' kuruma aidat ödüyoruz. Bankaya faizle para yatırıldığında, banka zarar da etse çok büyük kâr da etse alınacak faiz parası sabittir. OYAK rezervlerimiz, "kârı ve zararı üyelerine ait olduğundan hesaplamanın yıllık % 5 faiz olarak değil, gerçek değerler üzerinden hesaplanması gerekir" gerekçesiyle, Nisan 2010 tarihinde yapılan genel Kurul Kararının yürütmesinin durdurulmasını da içeren Genel Kurul kararının iptali davası açtım. İddiamda ayrıca 205 sayılı kanunun temsilciler kurulu, Genel Kurul ve Yönetim Kurulunu düzenleyen maddelerinin anayasaya aykırılığını da ileri sürdüm.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, davamı ret etti ama kararında anayasaya aykırılık iddiam konusunda hiçbir açıklama yapmadı. Ben de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 66/a maddesine uygun olarak, Anayasaya aykırılık iddiamın kararda karşılanmadığı gerekçesiyle, karar düzeltme talebinde bulundum.

  • Amacım, 'hukuk yoluyla gerekli kanuni şartların doğmasıyla' üyelerinin ödedikleri aidatları oranında söz sahibi olabilecekleri OYAK Genel Kurulunun yaratılmasıdır.

Tüm Banka, Holding ve şirketlerin en yetkili kurulları, bu tüzel kişiliklerin maddi varlıklarında payı olanların payları oranında oy sahibi oldukları genel kurullarıdır. SGK (Emekli sandığı, Bağ Kur ve SSK) gibi kuruluşlar birer devlet kurumu olduğu ve üyelerine yapılacak her türlü yardımın ve ödemenin devletten yapılmasından kanunla düzenlenmektedir. Bu sebepten yetkili kurullarının ataması özel kanunlara tabidir. Bu durum tüm dünyada böyledir.

Kaldı ki 205 sayılı kanunda ödenen para emekli maaşı olarak tanımlansa da, ödenen para her yıl bilanço kârının yarısının üyelere 4 taksitte ödendiği temettüdür. Şirketlerde ise temettüler peşin olarak bir seferde üyelerine ödenir ve sermaye artırımı yapılacaksa tamamı üzerinden yeni hisse verilir. Tamamen üyelerinin aidatlarıyla var olan ve zorunlu üyeliğe dayanan OYAK benzeri hiçbir kurum demokratik ülkelerde olmadığı gibi yanılmıyorsam sadece İran'da var imiş.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi karar düzeltme talebimi haklı görürse davayı kazanacağım, haksız görürse 6 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açacağım.

Arkadaşlarımın bilgisine sunuyorum.

Yayınlandığı yer ASB.HAKLARI
Pazartesi, 04 Nisan 2011 13:02

HÂLÂ SUSACAK MISINIZ?..

hala-susacakmisinizSaygıdeğer arkadaşlarım,

29 Ağustos 2009 tarihindeki yazımın bir bir bölümünde "Varlığını bizlerin aidatlarına borçlu olan OYAK bizi bir mendil gibi buruşturup kapının önüne koydu. Yeniden üye olmamız ve üyelere hisse senedi verilmesi sağlanmalıdır  ama, TEMAD sessiz!" dedim.

Vay, sen misin bunu yazan? Ne yalancılığımız kaldı, ne muhalifliğimiz, ne de toplumu yanıltmış olmamız!  Yetmedi, üyelerine "herkes kendi davasını kendi açsın" diye harika bir çözüm bulan TEMAD hukukçuları, haklar için hukuka gitmenin gerektiğini  unutup, beni dava etmekle tehdit ettiler !..

Çok korkmama rağmen işkembeyi küberadan atıp kimseyi yanıltmadığımı, haşa haddimizi bildiğimizi ama gerçekler konusunda suskun kalmanın etik anlayışımıza uymadığını düşünerek, TEMAD’a  kendi sitesinden ve bu siteden yanıt verdim.

AİHM dava dilekçenizde iki gerekçeniz var:
  • Türkiye'de adil yargılama yapılmamıştır.
  • OYAK iştiraklerinde Assubaylar temsil edilmiyor.

Bunu ben uydurmadım, referans verdiğiniz TEMAD dergisinde siz belirttiniz!

Şimdi Genelkurmay  "7 emekli Assubay atadım, dava gerekçesi geçersizdir" derse...

Dava düşer mi? Elbette düşer.

Dava dilekçenizde özür dilememi gerektiren  'yeniden üyelik ve tüm üyelere hisse senedi verilmesi talebi' var mı? YOK!

"Dava gerekçesi hangi temellere dayandırıldı bize açıklayın. Davanın kabul ediliş tarih ve numarasını verin" dedik; hâlâ ses YOK! Ne bekliyorsunuz?

Ya beni haksız eleştiri ve toplumu yanıttığım  için dava edeceksiniz...

Ya da "biz hata yaptık. Özür dileriz" deme olgunluğunu göstereceksiniz !..

"Sizden toplum adına açıklama bekliyorum";

Diye 10 MART 2010 tarihinde ikici kez  yazdığımı hatırlayacaksınız ama yine yanıt vermemekte direniyorlar . Bu kez sanal destekçilerinin de sesi çıkmıyor! NİÇİN ?

"Haklarımızı hukukta arayalım. Bunun için TEMAD yönetimine ihtiyaç duydukları gerekli maddi desteği sağlarız" diye başlattığımız kampanyayı yine TEMAD engellemedi mi?

Çünkü, yönetimin bizlerin sorunlarını önemsemek, çözüm bulmak gibi bir misyonu yok! Kaldı ki, TEMAD hiç bir şubesininin görüşünü almadan, OYAK iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarına isim bildirip, genel sekreterini OYAK ASLAN ÇİMENTO’ya atanmasını sağlayarak davanın aleyhimize dönmesine neden olmadı mı?

OYAK, SAYIMIZLA ORANTILI OLARAK ATAMA YAPMADIĞI MÜDDETÇE BU ÇÖZÜM DEĞİL, KANDIRMACADIR.

OYAK yönetimini AİHM'ne dava eden TEMAD’ın gerekçelerini yukarıda yazdım. TEMAD açtığı davada hisse senedi konusunu gündeme getirdi ise ısrarlı taleplerimize rağmen dava dilekçesini niçin yayınlamıyor? Bu devlet sırrımı? Açılan bir dava dilekçesinin içeriğini her TEMAD üyesinin öğrenmeye hakkı vardır.

Yaptığımız hiç bir çalışmaya destek vermeyen, önerilerimize sessiz kalan bu yönetim kimi temsil ediyor? O göreve bizleri temsil etmek için kendileri gönüllü olmadılar mı? O görevde kalma mecburiyetleri mi var?..

Sn.Turan bu sessizlik karşısında dava açtığı zaman, niçin "bu konuyu biz zaten dava ettik, sizin dava açmanıza gerek yok" açıklaması yapmıyorlar? Dava dilekçesini bizlere açıklamazlarsa bu toplumun oyalandığı ve kandırıldığı konusunda endişelerimizde haklı olduğumuz kesinleşecektir...

BİZLERİN AİDATLARI İLE KURULAN ŞİRKET KÂRLARININ TAMAMI DOĞAL OLARAK BİZE NEMA OLARAK ÖDENMEDİ. BÜYÜK BÖLÜMÜ YENİ YATIRIMLARDA KULLANILDI. BU NEDENLE, TÜM ÜYELERİN KURUM İŞTİRAKLERİNDE HAKLARI OLDUĞUNDAN HER ÜYEYE KATILIMLARI NİSPETİNDE HİSSE SENEDİ VERİLMELİ, DİLEYEN BİRİKİMLERİNİ KURUMDA DEĞERLENDİREBİLMELİDİR...

TEMAD, açılan davada bu talebin yapıldığını belirtmediği için Sn.İ.Turan tarafından bu konuda açılan dava AYİM tarafından ret edilmiştir. Bu sonucu bekliyorduk. Ancak, konuyu Anayasa Mahkemesi'ne ve AİHM götürmek için iç hukuk yollarının tükenmesi gerektiğinden, açılan bu dava için AYİM karar düzeltme talebinde bulunulması gerekiyor(düzeltme talebinde bulunulmuştur). Sn.Turan’ın zamanı ve emeğinin yanında, bu davanın giderlerine katkıda bulunmamızın görev olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda birçok arkadaşım gönüllü olarak destek vermek istediklerini belirttiler. Kendilerine müteşekkiriz.

Sitemizin ve kişilerin yasa gereğince yardım toplama yetkisi yoktur. Gerçi bu yardım değil kendi davamız için bir yardımlaşmadır. Gönüllü destek olmak isteyen arkadaşlarımız Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine mesaj gönderirlerse kendilerine hesap numarasını ve bilahare hesapla ilgili ayrıntılı bilgiyi sunacağız.

Haksızlıklara sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur. Kendisine saygısı gereği haksızlıklar karşısında mücadele eden meslekdaşlarıma en iyi dileklerimle sevgi ve saygılar sunuyorum.

Yayınlandığı yer KARDELEN
Cumartesi, 02 Nisan 2011 19:22

KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNDUM

itiraz

Sayın arkadaşlarım,

Rezerv hesaplamasının OYAK varlıklarının gerçek değeri üzerinden yapılması için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde açtığım davanın ret edildiğini, yeni çıkan kanuna göre Anayasa Mahkemesi'nde kişisel dava açabilmem ve daha sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açabilmem için, AYİM'den “karar düzeltme” talebinde bulunmam gerektiğini duyurmuştum.

Olağanüstü destek veren arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

Karar düzeltme talebini” içeren dilekçemi 1 Nisan 2011 tarihinde, Askeri Yüksek idare Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Denizli İdare Mahkemesi'ne verdim.

Arkadaşlarımın bilgisine sunuyorum.

Yayınlandığı yer ASB.HAKLARI
Pazar, 27 Mart 2011 14:53

OYAK DAVAM AYİM'DE RET EDİLDİ !

oyak-ayim

Sayın arkadaşlarım, OYAK haklarımızın hisse netlerine dayandırılması konusunun bir adımı olarak rezervlerin gerçek değer üzerinden hesaplanması için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde açtığım dava sonuçlanmış ve ret edilmiş, 1100 lira avukat vekâlet ücreti ödemem kararı verilmiştir.

Kararın gerekçesinin esası, OYAK kanunundaki, AİDATLARININ YILLIK %5 FAİZ KADAR GELİRE TABİ OLMASINDAN İBARET OLMASIDIR.

TBMM'de görüşülmekte olan kişilerin Anayasa Mahkemesi'nde dava açması kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, Anayasa Mahkemesi'nde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) dava açabilmem için, 15 gün içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde (KARAR DÜZELTME) talebinde bulunmam gerekmektedir.

Karar Düzeltme talebinde bulunmam halinde bu talebim de ret edilirse Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından 5000 lira para cezası alma ihtimalim de vardır.

Önümüzdeki 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunup bulunmayacağıma karar vereceğim.

Arkadaşlarımın bilgisine sunuyorum.

NOT: Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava kaybedilse bile vekalet ücreti veya ceza ödeme yoktur.
Yayınlandığı yer ASB.HAKLARI