Tarihe göre süzülmüş ögeler: Mart 2019
Bu ülkenin BEKA'sı için  canını ortaya koymuş bir mesleğin mensubu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak özgür iradem ve kişisel düşüncemdir : 
 
*  "Bu millet  icabında bir kuru soğana bile talim eder" diyen Tarım bakanı Bekir Pakdemirli için ,
 
*  Amasya / Taşova mitinginde  yaptığı konuşmada muhaliflere hitaben "Bu adilere sandıkta gerekli cevabı verecekmisiniz ?"  deme cüretini              gösteren tarım bakanı Bekir Pakdemirli için ,
 
*  Kendi vatandaşına hitaben, "Şeyin trene baktığı gibi bakıyorlar" diyen akp'nin sözüm ona  millet vekili için ,
 
*  " Gazi Antepte Fetö borsası kuruldu " diyen Akp millet vekili Şamil Tayyar'ın sözünü ihbar kabul edip hiç bir işlem yapmadığınız için ,
 
*  Size oy vermeyen vatandaşları pkk'lı terörist -  hain diye lanse ettiğiniz için ,
 
*  17 Yıllık iktidarınızın sonunda geldiğimiz noktada kendimizi tanzim satış kuyruklarında bulduğumuz için ,
 
*  Aklımızla dalga geçerek , tanzim satış kuyrukları için "O, varlık kuyruğudur" diyebildiğiniz için ,
 
*  Cumhuriyetin ilanından bu güne kadar yapılan ne varsa tamamını sattığınız için ,
 
*  Aylık gideri 69 Milyon tl'den fazla olan sarayda  yaşayıp , yatırım için  sadece 50 milyon dolar gereken  Sakarya tank-palet fabrikasını Katar'lılara     sattığınız için ,
 
*  Bunca itirazlara rağmen Şeker fabrikalarını sattığınız için ,
 
*  Kendi kendine yeten ülkemi 17 yılın sonunda tamamen dışa bağımlı ettiğiniz için ,
 
* 64 Yıllık ömrümde ilk defa bir yerel seçimde seviye bu kadar düştüğü için ,
 
*  Her gün gelen şehitleri görmeyip ,  "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir " diyebildiğiniz için ,
 
*  31 Mart Yerel seçimler arifesinde meydanlarda rakiplerinize hakaret ettiğiniz için ,
 
*  Kahramanmaraş'da direkteki Türk bayrağını indirip yerine akp  afişi asılacak kadar kendinizden geçtiğiniz için ,
 
*  İstanbul chp belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu'na hitaben ; " Kenar köşe bir ilçeden gösterdikleri aday "   diyerek küçük görmeye                   çalıştığınız için ,
 
* Tek bir tane fabrika açmadığınız ülkemde , önümüzdeki beş yılda 193 yeni cezaevi yapmayı planladığınız için ,           
 
*  Her seçim öncesi "Petrol bulduk - Doğal gaz bulduk " diyen  bakanlarınız için , ama ne hikmetse bir türlü bu güne kadar göremediğimiz için ,
 
*  " Bu can bu bedende olduğu sürece papazı bizden kimse alamaz, ver papazı al papazı "  diyip , sonrada papazı tıpış tıpış  ülkesine                              gönderdiğiniz  için ,
 
*  Terör örgütü suçlaması ile ceza evinde yatan Türk asıllı gazeteci Deniz Yücel'in Almanya başbakanı Merkel'in telefonundan sonra serbest bırakılıp Almanya'ya gönderildiği için ,
 
*  Belediyedeki zabıta memurlarına hitaben "Merhaba asker "diye selamlayan ,  sonrada " Allahı size emanet ediyorum"  diyerek "gaf" üstüne "gaf"  yapan, eski başbakan Tansu Çiller'den 31 Mart yerel seçimlerinde medet umar hale geldiğiniz için ,
 
*  Susurluk mahkumu Mehmet Ağar'dan yerel seçimlerde medet umduğunuz için ,
 
*  Tüpçü'ye Ziraat bankasından bir kalemde 700 milyon dolar krediye "olur" verirken , tank-palet fabrikası için 50 milyon dolar sorun olduğu için ,
 
*  Halkı alenen tehdit eden mafya bozuntusu  için hiç sesinizi çıkartmadığınız için ,
 
*  17 Yılın sonunda geldiğimiz noktada  " Kılıçtaroğlu idam edilsin" deme cüretini gösterebilen gazeteci bozuntuları türediği için ,
 
*  Milli geliri 47.000 Dolar olan Finlandiya Cumhurbaşkanı Türkiye'ye tarifeli uçakla gelirken , Milli geliri 9.000 dolar olan Türkiye'nin iki bakanı Yeni     Zellanda'ya  devletin  devasa özel uçağı ile gittiği için ,
 
*  Resmi hiç bir sıfatı olmamasına rağmen, oğlunuz Bilal Erdoğan'ın  Adıyaman'da devlet erkanı tarafından karşılandığı için ,
 
*  31 Mart yerel seçimleri öncesi YSK üyelerinin görev süresini bir yıl uzattığınız için ,
 
*  Daha önce geçersiz olan mühürsüz oy pusulası ve zarflar , şimdi geçerli sayıldığı için ,
 
 Benim maaşıma % 10 zam yaparken kendi maaşınız % 26 zam yaptığınız için ,
 
*  Camilerin  içinde siyaset  yapılmasına   ses çıkartmadığınız için ,
 
*  Marmaris'te yapılan devasa yazlık saray için, binlerce ağacın kesilmesine göz yumduğunuz için ,
 
*  Hiç bir geregi yokken 550 olan Vekil sayısını 600 e çıkarttığınız için ,
 
*  Halkı geçim derdinde olan bir ülkenin meclis lokantasında  550 çeşit çıkan yemekten ben utandığım için ,
 
*  Ankara belediye başkan adayınız Mehmet Özhaseki'nin  Özel kuvvetleri ziyaretinde sarf ettiği  " İnşallah sizlerde şehit olursunuz" deme gafletinde bulunduğu için ,
 
*  Evlerimizin gerçek ekonomisti Kadınlar olmasına rağmen , Damadınız Berat Albayrak'ın " 8 Mart dünya kadınlar gününde " Kadınların         ekonomiden anlamasına şaşırdım"  diyebildiği için ,
 
*  Bir kilo kuru soğanı 7 liraya , bir kilo patetesi 6 liraya almak zorunda kaldığım için ,
 
*  Askerin - Polisin yıllık mermi istihkakı 200 iken, sivile bu sayıyı yıllık 1000 mermiye çıkarttığınız için ,
 
*  "Cumhurbaşkanımız aya dört şeritli yol yapacak "  dese buna inanacak seçmenimiz var bizim diyen Damat Berat Albayrak için ,
 
*  Her seçim öncesi yaptırdığınız anketlere güvenip bunu basınla paylaşırken, 31 Mart yerel seçimlerinde durum iç açıcı olmadığı için "Anketlere     güvenmiyorum" dediğiniz için ,
 
*  17 Yılın sonunda Türkiye , Dünya demokrasi endeksinde  110. sıraya gerilediği için ,  
 
*  Oy karşılığı Cennete beraat belgesi dağıtan bakan İsmet Yılmaz için , 
 
* Camileri  akp'nin seçim bürosu haline getirmelerine göz yumduğunuz için , 
 
*  Kayseride hastane açılışında  " Hastane çok güzel bir giren çıkmak istemiyor müşterisi çok olur inşallah"  diyebildiğiniz için ,
 
*  Miting meydanlarında rakiplerinize  " Adi - illet - zillet - pislik " diye hakaret ettiğiniz ,  onların "televizyonda milyonların önünde tartışalım"  sözüne karşılık veremediğiniz için ,
 
*  25 Yıldır  yönettiğiniz İstanbul'a "Biz İstanbul'a ihanet ettik"  diyebildiğiniz için ,
 
*  Ankara belediye başkan adayı Mansur Yavaş'a hitaben ; "Seçilse dahi görev yaptırmayız " diyen Süleyman Soylu  için ,
 
*  Hiçbir sebep göstermeden seçimle gelen kendi belediye başkanlarınızı  görevden aldığınız için ,
 
*  Kuran-ı kerimin Türkçe mealini yayınlayan internet siteleri kapatıldığı için ,
 
*  "Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor" diyen profesörü YÖK'e atadığınız için ,
 
*  Sanki İstanbulu 25 Yıldır CHP yönetiyormuş gibi ,  25  yıldır yönettiğiniz İstanbulda okullardaki 70 kişilik sınıflardan şikayet eden belediye başkan adayınız Binali Yıldırım için ,
 
*  "Sadece İstanbulda  700.000 suriyeli var , 100.000 de diğer ülkelerden "  diyen  adayınız Binali Yıldırım için , bu şekilde bütün ülkeyi mülteci cennetine çevirdiğiniz için , 
 
*  17 Yılda ülkemi mülteci cennetine çeviren iktidarınız için ,
 
*  Kendiniz ittifak yapınca sorun yok , rakipleriniz ittifak yapınca "Zillet - Bukalemun " diye hakaret ettiğiniz için ,
 
*  Devletin bütün olanaklarını kullanarak il il mitingler yapıp , rakiplerinizle adil yarışmadığınız için ,
 
*  İstanbul üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Hakan  Sağlam denen şahsın  " Kuranda İnönü ile ilgili ayet var " demesine ses çıkarmadığınız için ,
 
*  Başında bulunduğu Diyaneti Atatürk'ün kurmasına rağmen , Çanakkale şehitlerini anma hutbesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün adından bahsetmeyen diyanet  için ,
 
Bir emirle ölüme gönderdiğiniz Assubayların haksızlıklarına hukuksuzluklarına çözüm getirmediğiniz ve Kayseri komando tugayında verdiğiniz sözü bu güne kadar gerçekleştirmediğiniz  için ,
 
*  Kendimi suriyeli mülteci kadar değerli hissetmememin sebebi olduğunuz için ,
 
*  Yoksulluk sınırının 7.000 tl sınırına dayandığı günümüzde , 40 milyar doları suriyelilere harcayabildiğiniz için ,
 
*  2002 Yılında Avrupa birliğine girme sözü  ile işe başlayıp , 2019 da  gire gire soğan - patates kuyruğuna girmemizin  tek sorumlusu olduğunuz için ,
 
*  Ülkede ne kadar kötü giden şey varsa hepsini dış güçlere bağlayıp, bu dış güçlerin kimler olduğunu  bir türlü açıklayamadığınız için ,
 
*  Seksen iki milyonun tamamının değil, sadece size oy verenlerin Cumhurbaşkanı olduğunuza bizi inandırdığınız  için ,
 
VE DİYORUM'Kİ ;
 
Siz , size oy vermeyenleri  hiç sevmediniz ,  bende size oy vermeyen bir vatandaş olarak  İnanın  sizi hiç sevmedim , hemde hiç . . .
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Pazar, 24 Mart 2019 23:45

DOĞRU BİLGİ

YÜZ DEFA YAZDIM BİR KEZ DAHA YAZIYORUM

Kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelere atanan memurlara KADEME verilmesi ile ilgili bir ''Kanun Teklifi'' de (2/1391) MHP İstanbul Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan Yardımcısı Sn.İsmail Faruk Aksu'dan geldi.

Çeşitli tarihlerde paylaştığım ''AKLINIZDA BULUNSUN, MEVCUT DURUMDA MÜMKÜN DEĞİL'' başlıklı makalemde bu konunun tüm ayrıntılarını yazmış olmama rağmen başta TEMAD eski Genel başkanı Sn.A.Keser ve şimdi de mevcut Genel Başkan Sn.Hamza Dürgen olmak üzere pekçok arkadaşımız ''Belirtilen illere ataması yapılan tüm sivil memurlar alıyor da biz neden almıyoruz'' şeklinde yorumlar yaptılar. Bu konu ile ilgili son olarak da TEMAD'ın Antalya toplantısında aynı yanlışlar ifade edilerek konuşuldu...!!! 

Sn. Milletvekilinin verdiği Kanun Teklifini olduğu gibi yazıyorum, okuyunca durum NET olarak anlaşılacaktır.

GENEL GEREKÇE'den; kalkınmada birinci öncelikli yerlerde aynı koşullarda görev yapmalarına rağmen, bu yerlerde geçirilen her iki yıl karşılığında ilave bir kademe verilmesi uygulamasının sadece bazı memurlar (Özel yönetmelikleri gereği zorunlu yer değiştirmeye tabi memurlar) hakkında uygulanıyor olması, eşitliğe uygun düşmediği gibi bu imkandan yararlandırılamayan memurların motivasyonunu da olumsuz etkileyebilmektedir.

Devlet memurlarının kalkınmada birinci öncelikli yörelerde geçirdikleri sürelerin her iki yılı karşılığında ilave bir kademe ilerlemesi olması halinin, sadece o yerlere zorunlu olarak atananlar için değil, o yerlere sürekli görevle atanan bütün memurlar için geçerli olması hakkaniyete uygun düşecektir.

Bu itibarla Kanun Teklifi ile K.B.D.Ö.Y. sürekli görevle atanmış olan Devlet memurları arasında eşitliğe aykırı uygulama yaratan bir düzenlemenin kaldırılması suretiyle, bu yörelere sürekli görevle atanan memurların tamamı için her iki yıl hizmet süresi karşılığında ilave bir kademe verilmesi sağlanmaktadır.

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yeniden yeniden düzenlenmek suretiyle , K.B.D.Ö.Y. görev yapan bütün memurlara, bu yörelerde fiilien çalışmak suretiyle geçirecekleri her iki yıl için bir kademe verilmesi sağlanmaktadır.
MADDE 2- Yürürlük Maddesidir.
MADDE 3- Yürütme Maddesidir.
--------------------------------------------------------------

S O N U Ç: Kanun Teklifi muhalefet partisine mensup bir M/V tarafından verilmiştir. Büyük bir ihtimalle Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeyecek ve Genel Kurula gelmeyecektir. Ancak benim amacım, yanlış bilgi ve bilgilendirmelerin önüne geçmek ve spekülasyonlara neden olan bu konuyu tekrar gündeme getirerek DOĞRU bilgileri paylaşmaktır. Sağlıklar dilerim...

Fahrettin BAĞRI
E. Maliye Astsubayı

YÜZ DEFA YAZDIM BİR KEZ DAHA YAZIYORUM

Kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelere atanan memurlara KADEME verilmesi ile ilgili bir ''Kanun Teklifi'' de (2/1391) MHP İstanbul Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan Yardımcısı Sn.İsmail Faruk Aksu'dan geldi.

Çeşitli tarihlerde paylaştığım ''AKLINIZDA BULUNSUN, MEVCUT DURUMDA MÜMKÜN DEĞİL'' başlıklı makalemde bu konunun tüm ayrıntılarını yazmış olmama rağmen başta TEMAD eski Genel başkanı Sn.A.Keser ve şimdi de mevcut Genel Başkan Sn.Hamza Dürgen olmak üzere pekçok arkadaşımız ''Belirtilen illere ataması yapılan tüm sivil memurlar alıyor da biz neden almıyoruz'' şeklinde yorumlar yaptılar. Bu konu ile ilgili son olarak da TEMAD'ın Antalya toplantısında aynı yanlışlar ifade edilerek konuşuldu...!!! 

Sn. Milletvekilinin verdiği Kanun Teklifini olduğu gibi yazıyorum, okuyunca durum NET olarak anlaşılacaktır.

GENEL GEREKÇE'den; kalkınmada birinci öncelikli yerlerde aynı koşullarda görev yapmalarına rağmen, bu yerlerde geçirilen her iki yıl karşılığında ilave bir kademe verilmesi uygulamasının sadece bazı memurlar (Özel yönetmelikleri gereği zorunlu yer değiştirmeye tabi memurlar) hakkında uygulanıyor olması, eşitliğe uygun düşmediği gibi bu imkandan yararlandırılamayan memurların motivasyonunu da olumsuz etkileyebilmektedir.

Devlet memurlarının kalkınmada birinci öncelikli yörelerde geçirdikleri sürelerin her iki yılı karşılığında ilave bir kademe ilerlemesi olması halinin, sadece o yerlere zorunlu olarak atananlar için değil, o yerlere sürekli görevle atanan bütün memurlar için geçerli olması hakkaniyete uygun düşecektir.

Bu itibarla Kanun Teklifi ile K.B.D.Ö.Y. sürekli görevle atanmış olan Devlet memurları arasında eşitliğe aykırı uygulama yaratan bir düzenlemenin kaldırılması suretiyle, bu yörelere sürekli görevle atanan memurların tamamı için her iki yıl hizmet süresi karşılığında ilave bir kademe verilmesi sağlanmaktadır.

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yeniden yeniden düzenlenmek suretiyle , K.B.D.Ö.Y. görev yapan bütün memurlara, bu yörelerde fiilien çalışmak suretiyle geçirecekleri her iki yıl için bir kademe verilmesi sağlanmaktadır.
MADDE 2- Yürürlük Maddesidir.
MADDE 3- Yürütme Maddesidir.
--------------------------------------------------------------

S O N U Ç: Kanun Teklifi muhalefet partisine mensup bir M/V tarafından verilmiştir. Büyük bir ihtimalle Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeyecek ve Genel Kurula gelmeyecektir. Ancak benim amacım, yanlış bilgi ve bilgilendirmelerin önüne geçmek ve spekülasyonlara neden olan bu konuyu tekrar gündeme getirerek DOĞRU bilgileri paylaşmaktır. Sağlıklar dilerim...

Fahrettin BAĞRI
E. Maliye Astsubayı

Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Hulusi Akar:  "Suriyeliler için 40 milyar dolar civarında para harcadık" 
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriyeli sığınmacılar için harcanan parayı açıklayarak  “40 milyar dolar civarında bir parayı bu Suriyeli kardeşlerimiz için harcamış bulunuyoruz"  dedi.  
*  *  *
De haydi bir kere daha buyurun.
 
Suriyeli sığınmacılara  çeşitli platformlarda harcanan parayı büyük bir gururla söyleyenler kervanına Cumhurbaşkanı -  Başbakan -  Bakanlar  Recep Akdağ - Mevlüt Çavuşoğlu - Süleyman Soylu'dan sonra  eski Gen.Kur.Başkanı yeni savunma bakanı Hulisi Akar'da katıldı ve buyurdu :  “40 milyar dolar civarında bir parayı bu Suriyeli kardeşlerimiz için harcamış bulunuyoruz" 
 
Sırası ile oturduğu  her iki koltukta  TSK'daki sorunları  bu güne kadar çözme iradesi  gösterememesine rağmen ,  bütün konuşmaları  sadece  lafta  kalmasına rağmen , bu güne kadar pozitif hiçbir icraatını görmememize rağmen , 
 
Assubayın yıllardır  "DAĞ" gibi biriken sorunlarına " El elin eşeğini türkü söyleyerek ararmış" zihniyeti ile yaklaşan , geldiğimiz noktada "benden bu kadar" demek üzere olan,  ama öte yandan  kardeşlerimiz dediği suriyelilere harcanan parayı bir çırpıda söyleyebilen savunma bakanı ,  yani  biz Assubay'ların bakanı  sayın Akar,
 
17 Yıldır  Assubaya kaynak sorununu "çin seddi" gibi önlerine koyan hükümetin savunma bakanı ,
 
Assubay intiharlarını  araştırma önergesini cümbür cemaat oy birliği ile  red eden  17 yıllık iktidarın  bu gün'ki  savunma bakanı ,
 
Bir Ocak 2019 da cüzdanına koyduğu  sadece tazminatın miktarı : Kemiksiz  6.898.6 tl. olan , sonrada Assubaya  " Biriz- bütünüz"  diyebilen savunma bakanı  ,
 
Bir Temmuz 2019 da   kemiksiz  löp  7.243,5 tl 'yi kendisine layık gören ,  sonrada gözümüzün içine baka baka bu topluma  "Aileyiz"  masalı anlatan sayın Akar söylüyor suriyelilere harcanan parayı ,
 
Binlerce emekli Assubayın maaşının iki katından fazlasını  sadece "Tazminat" olarak alan sayın Akar ,
 
Tünelin ucu bu yılda görünmedi , belliki 2020 de'de görünmeyecek , Malum  kaynak (!) meselesi ,
 
Hani şu  meşhuurrr  ;
Yargı mensuplarına , Sağlık çalışanlarına , Emniyet mensuplarına , Koruculara , Muhtarlara , yedi düvele sorun olmayan Kaynak meselesi ,
 
* * * 
Hele hele ; 
 
Kimler için harcanmış ülkemin bu kadar parası ? 
 
Misafirlerimiz  dedikleri ,  Kardeşlerimiz dedikleri ,
 
Kimmiş o kardeşleri ?
Ayda 400 doğum yapan suriyeliler ,
 
Bu nasıl misafirliktir'ki ; 2011 den beri  sekiz yıldır ülkemizde yaşayan, sabah - akşam adeta üremek için ülkemi kuluçka makinesi  gibi kullanan  sığınmacılara ,
 
Yazık'ki ;
Kendimizi  mülteci kadar değerli hissettirmediğiniz ülkemde ,  suriyeliler  olsa olsa sadece sizin kardeşinizdir , bizim değil ,

 * * * 

Sayın Akar'a sadece şunu sormak isterim,

“40 milyar dolar civarında bir parayı bu Suriyeli kardeşlerimiz için harcamış bulunuyoruz"      derken  iki kez Etiler ordu evinde gözlerinin içine baka baka söz verdiğiniz insanlar  hiç aklınıza geldimi  ?

Gelmediyse   sorun yok ,  bizi bir kere olsun şaşırtmadığınız için içiniz rahat olsun ,

Ama geldiyse eğer ve  hala iyi niyetli iseniz  ,

O zaman  durum çok daha vahim ,   bilin'ki   çaresizsiniz ,   

Helallik alamayacaksınız ,

Tıpkı sizden öncekiler gibi ,

" Tazminat "  adı altında Assubay maaşının iki katından fazlasını  kemiksiz alan birinin , emrindekilere söyleyeceği tek bir söz gerçektir,  

O'da;  "Biz beyazız , siz zenci" ,

Gerisi Laf-ı güzaf'tır . . .

 

Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Cuma, 22 Mart 2019 10:40

TSK'DA BİZ BİLİNCİ OLUŞMALIDIR

KURUMUMUN !

SAYIN YETKİLİLERİ 

MUTLU OLMAK

İSTİYOR MUSUNUZ ?

HİZMETLERİNİ

ALDIĞINIZ 

KENDİNİZE PAYE

YAPTIĞINIZ

ADINI ALT STATÜ

HAVUZU OLUŞTURUP 

ÇAVUŞ GRUBU

KOYDUĞUNUZ

VATAN İÇİN,İLERİ

KARAKOLDA 

ŞEHİTLİĞE 

GÖNDERDİĞİNİZ

ÜLKENİN GELDİĞİ 

ÇAĞDAŞ ORTAMDA 

YAŞAM İÇİNDE 

ÇİLELERİ

KENDİLERİNE

YOLDAŞ,YAPAN

ASTSUBAY 

EMEKLİLERİNİ

MUTLU ETMESİNİ

ÖĞRENMELİSİNİZ

TSK'DA

BUNUN ADI 

BEN (SUBAY) DEĞİL 

...

"BİZ"

BİLİNCİDİR.

Mehmet KAYALI

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Genel Başkanı Sn. Hamza Dürgen ve Genel Başkan Yardımcısı Sn. Mustafa KOCAEREN, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü faaliyetleri kapsamında Çanakkale’de düzenlenen törene katılmıştır.

Gün boyu süren törenlerde TEMAD Başkanı Sn. Hamza DÜRGEN, Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN ve  Milli Savunma Bakanı Sn. Hulusi AKAR ile görüşmeler gerçekleştirmiştir.

Yapılan görüşmelerde Tazminat ve Başlangıç Derecesi konusu gündeme gelmiştir.  Sn. Bakan; ‘Tazminat konusunu bizzat takip ettiğini ve seçimden sonra Maliye Bakanlığı ile konu hakkında görüşeceğini” belirtmiştir.

Ayrıca Sn. Hulusi AKAR tarafından, “emekli astsubayların sözleşmeli personel statüsünde TSK’da görev alabilmeleri yönünde yasa teklifi hazırlandığı” ifade edilmiştir.

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Çarşamba, 20 Mart 2019 11:55

27 YAŞINDA KANSERDEN ÖLEN KIZIN MEKTUBU

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi " Kanuni Sultan Süleyman

İnsanlar hastalıklarını hissederler ama sağlıklarını hissedemezler; 27 yaşında kanser illeti ile hayatını kaybeden Galler'li genç kızın internette de yayınlanan hazin hikayesinin hepimizin hayatında etkileri olabileceğini düşünerek yaşamınızın sağlık ve mutluluk içinde geçmesi dileklerimle sizlerle paylaşıyorum. 

Galler'de yaşayan Holly Butler, henüz 27 yaşındayken ewing sarkomu adı verilen nadir bir kemik kanserine yakalandı. Mücadelesi kısa sürdü...

 3 Ocak 2018’de Facebook'tan 'hayat dersleri' başlığıyla bir yazı paylaşan Holly, ertesi gün hayata veda etti. Artık aramızda değil... 
Ancak arkasında bıraktığı bu 'hayat dersleri', sadece ailesi ve arkadaşlarına değil; hepimize ilham verecek türden...
 
Çoğumuz geleceğe dair planlar yapar, yeni kararlar verir, hayatın bize getireceklerini merakla beklemeye başlarız.

Holly için ise durum çok farklıydı. O, kendisi için bir gelecek olmadığının ve bunun yaşadığı son yılbaşı olduğunun farkındaydı. 

Ancak durumunun çaresizliğine üzülmek yerine, güçlü bir mesaj yayınlamaya karar verdi. 3 Ocak'ta Facebook'a 'hayat dersleri' başlığıyla bir yazı yazdı. Ertesi gün hayatını kaybetti...
 
Aslında bu son mesajı arkadaşları ve ailesi için yazmıştı Holly. Ancak yaşadığımız her anın ne kadar değerli olduğunu anlamamız için, belki de hepimize verilen bir mesajdı bu...
 
Holly'nin metni, hayatının aşkıyla bir yuva kurup yaşlanmayı hayal ettiğini söylemesiyle başlıyor. "Bunu o kadar çok istiyorum ki"sözleriyle devam ediyor ve daha ilk cümlede yüreğimizi yakıyor. Sonrasında şunları söylüyor:
 
"Hayatta anlamsız stresler içinde kayboluyoruz, başkalarına da kötü davranıyoruz. Umarım ben, hayatınızdan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için bir hatırlatıcı olurum. Unutmayın ki, sadece nefes aldığınız için bile çok şanslısınız...
 

Hayat böyle bir şey: Kırılgan, değerli ve sürprizlerle dolu. Her yeni gün, bize verilen bir hediye!
 

27 yaşındayım, gitmek istemiyorum, hayatımı seviyorum, mutluyum... Bunu sevdiklerime borçluyum. Ancak bazı şeyler artık elimde değil.
 

Bugün sizler trafiğe yakalandığınız, iyi uyuyamadığınız, gece bebeklerinizin ağlamasından rahatsız olduğunuz için ya da kuaförünüz saçlarınızı çok kısa kesti diye üzülüp duruyorsunuz.
 

Hepsini boşverin! Gitme sırası size geldiğinde yemin ediyorum ki bu küçük şeyleri hiç düşünmeyeceksiniz... Hayatın bütününe baktığınızda bu tip şeyler çok önemsiz kalıyor. Benim vücudum gözlerimin önünde çürüyor ve elimden hiçbir şey gelmiyor. Artık hayattan istediğim tek şey, ailemle birlikte tek bir doğum günü ya da yılbaşı daha geçirebilmek. Eşimle sadece bir gün daha vakit geçirebilmek..."
 

Holly yazısına, "Kendinizi mutlu etmek için ne yapıyorsanız, iki katını başkalarını mutlu etmek için yapın. Bunun daha fazla mutluluk getirdiği doğru" sözleriyle devam ediyor.
 
"Arkadaşınıza hediye olarak elbise, güzellik ürünü veya mücevher yerine başka bir şey satın alın. Unutmayın ki aynı şeyi iki kere giyip giymediğinizi kimse umursamıyor. Onlara kendilerini iyi hissedecekleri bir şey verin. Örneğin yemeğe çıkarın, daha da iyisi, kendi ellerinizle yemek pişirin. Kahve yapın, çiçek alın, hediyenizi sunarken onları ne kadar sevdiğinizi söylemeyi de ihmal etmeyin.
 

Çevrenizdeki insanların zamanına değer verin. Söz verdiğiniz saatte orada olamama huyunuzdan vazgeçin; kimseyi bekletmeyin. Söz verdiğiniz zamanda, söz verdiğiniz yerde olun. İnsanlar sizinle vakit geçirdiği için minnettar olun.
 

Gün ışığında yolculuk yapmaya çalışın. Ayağınızı denize sokun, parmaklarınızı kuma batırın, yüzünüzü tuzlu suyla ıslatın.
 

YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞIN, ÇALIŞMAK İÇİN YAŞAMAYIN.
 

Sizi hayatta perişan eden bir şey varsa unutmayın ki, her şeyi değiştirebilecek güce sahipsiniz! Değişime cesaret edin! Bu dünyada daha ne kadar zamanınız olduğunu bilemezsiniz. Bu zamanı boşa harcamayın. Biliyorum, bu çok sık söylenen bir cümle. Ancak o kadar doğru ki..."
 

Holly yazısının sonunda insanları kan bağışı yapmaya çağırıyor. Bunun hem kendinizi iyi hissettireceğini, hem de 3 kişinin hayatını kurtaracağını söylüyor. Sadece kan bağışı sayesinde 1 yıl daha fazla yaşadığını ve bu 1 yılın hayatının en güzel yılı olduğunu söylüyor.
 
Holly'nin mesajı kısa sürede on binlerce defa paylaşıldı ve binlerce yorum aldı. Güçlü mesajların, dünyanın her yerindeki binlerce insanı nasıl etkilediğini bir kez daha gördük.
 
Belki günün stresini bir kenara bırakıp, sahip olduğumuz her an için sizin de minnettar olmanıza vesile olur...

 

Yayınlandığı Kategori ATILGAN

 

Orta Asya’dan kalkıp Orta Doğu’yu Afrika Kıt’asının büyük bir bölümünü alıp Viyana önlerine kadar gitmenin ardındaki yüksek medeni düzey ve daha sonra geriye dönüş…

Tarihi zaferlerle, kahramanlıklarla dolu bir millet, Türk Milleti.

Geliştirdiği silahlarıyla, lojistiğiyle karşısındakine üstünlük sağlayabilen yetenekli bir ordu, Türk ordusu.

Bizans İmparatorluğu’nu ortadan kaldıran komutan ve askerlere sahip bir ordu.

Ordu-Millet, Asker Millet, Her Türk Asker Doğar!

Türk ordusu yeni yerler alırken karşısındaki milletler boş mu durdu, ne yaptılar?

İstanbul’un fethinden sonra Avrupa’ya kaçan Bizanslı bilim insanları Bizans’ın yıkılış nedenlerinden elde ettikleri tecrübeleri de beraberlerinde götürmüşlerdi.

İstanbul’un fethinden sonra Orta Doğu kaynaklı felsefi alanda başlayan gerilemenin etkileri…

Bizans’tan Avrupa’ya kaçan bilim insanlarının etkisiyle 150-200 yıl sonra Avrupa’da başlayan Rönesans hareketleri.

İstanbul’un fethinden sonra aklı yasaklayan felsefi gerilemenin Osmanlı İmparatorluğu’nda başlattığı gerileme dönemi hemen hemen Rönesans’a denk…

Viyana’yı fethetmek için ilerleyen ordudan, Karlofça’yı imza eden, Kırım’ı, Yunanistan’ı, Mısır’ı, Balkanları’ı kaybeden orduya…

Ta ki Çanakkale’ye kadar.

Alman parasıyla, Almanların yanında acelece girilen bir savaş, ilk dünya savaşı.

Sanayide gelişmiş, harp silahları - gemileri, topları, uçaklarıyla milletlerin elindeki yer altı ve yer üstü kaynakları, toprakları almak isteyen bir Batı ve Rusya.

İngiltere ve Fransa sömürgelerinden topladığı askerleri ile Çanakkale Boğazında…

Türk ordusu Alman general Liman von Sandres komutasında

Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları

18 Mart 1915’de Deniz Savaşı kazanılır fakat ardından düşman karadan çıkartma yapar.

Kara savaşı son durumu belirleyecektir.

Çanakkale’yi farklı kılan ise 1881 yılında Selanik’te dünyaya gelen kaybedilmiş toprakların çocuğu Mustafa Kemal.

Vatan-Millet işleriyle ilgilendiği, görüş bildirdiği için kurmay subay olarak mezun olduktan sonra Bekir Ağa koğuşunda hapiste tutulan, Suriye’ye sürgüne gönderilen, Trablusgarp’ta kahramanlık gösteren, İttihat ve Terakki Cemiyetinde “askerlik ve siyasetin ayrı olması gerektiğini” söylemiş, son olarak Sofya’ya ateşe olarak atanmış, Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmede aceleci davranmaması gerektiğini, Almanların yenileceğini saraya rapor etmiş olan Mustafa Kemal, Çanakkale Cephesinde görevlendirildiğinde henüz 34 yaşında bir yarbay.

Düşman saldırısı için Gelibolu yarımadasında mevzilenmiş Yahya Çuvuşlar, Seyit Onbaşılar…

Savaş’ın kaderini değiştiren an, Conk Bayırı’nda.

Yıllardır savaş kaybetmekte olan Türk askeri mermileri tükendiği için Anzak askerlerinden kaçmaktayken Mustafa Kemal bunları görür.

Buradan sonrasını Bayram AKÇA’nın “Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(İLKE) Atatürk’ün Doğumunun 125. Yılı ve Cumhuriyetimizin 83. Yılı Özel Sayısı”nda yayımlanan “MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLİK HAYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI’NIN YERI” araştırmasından okuyalım:

19.Tümen Komutanlığı’na da 20 Ocak 1915 tarihinde Yarbay Mustafa Kemal atandı ( Türk İstiklal Harbine Katılan…,1989: 2).

İtilaf Devletleri Çanakkale’yi önce denizden donanma ile geçmeye karar veridi.. Bu amaçla 18 Mart 1915 tarihinde İtilaf Devletleri donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için büyük bir taarruz başlattı. Ancak bu taarruz Türk Tarihine “18 Mart Zaferi “olarak geçerken İtilaf devletleri için büyük bir bozgun olarak sonuçlandı (A.Thomazi, 1997: 35-40).

18 Mart 1915’de İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı geçme girişimi Enver Paşa’nın boğazı doğrudan savunacak yeni bir ordu kurma kararı vermesine neden oldu Bu amaçla Enver Paşa Çanakkale’de 5.Ordu’yu kurarak başına da Liman Von sanders’i atadı. Mustafa Kemal’in başında olduğu 19.Tümen de 5.Ordu’ya bağlı olarak Eceabat-Bigali yakınlarında 3.Kolordu ihtiyatında tutulmak üzere görevlendirildi (Erickson, 2003: 111).

5.Ordu Komutanı Liman Paşa İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapabileceği üç yer tespit etti. Bunlar; Kuzeyde Saros Körfezi, yarımadanın güney ucu Seddülbahir ve Anadolu yakasında Kumkale idi( Erickson, 2003: 113).

İtilaf Devletleri’nin savaş planı ise şöyleydi; Önce Kuzeyde Saros Körfezi ile Anadolu yakasında Kumkale’ye birer şaşırtma çıkarması yapılacaktı.

Ancak esas çıkarma Kabatepe’nin kuzeyine yani Arıburnu Bölgesine yapılacaktı ve buraya Anzak birlikleri çıkacaktı. Bu çıkarmanın amacı; Seddülbahir ile Kabatepe arasındaki Türk birliklerini saf dışı bırakmak ve yarımadanın en dar yeri olan Conkbayır-Kocaçimen hattından Kilitbahir’e ulaşarak boğazı filoya açmaktı (Karal, 1999 : 460-461).

25 Nisan 1915 tarihinde İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası’nın altı yerine birden çıkarma yaptılar.5.Ordu Komutanı Liman Paşa ilk anda esas çıkarma yerini tespit edemedi. Yukarıda verilen plan dâhilinde İtilaf Devletleri’nin esas çıkarma yeri Kabatepe’nin kuzeyi yani Anzakların çıktığı yer olan Arıburnu Bölgesi oldu. Bu çıkarma Çanakkale Savaşları’nda sahne ışıklarının Mustafa Kemal’in üzerine çevrildiği bir an oldu (Hickey, 1995 :109-120).

Bigali Bölgesi’nde yedek kuvvet olarak bekletilen Yarbay Mustafa Kemal’in komutasındaki 19.Tümen ordu komutanının emri olmadıkça asla kullanılmayacaktı. Ancak bölgenin önemini sezen Yarbay Mustafa Kemal hiç vakit kaybetmeden 57.Alay ile 1.Süvari bölüğü ve 1.Dağ Bataryası’ndan oluşan müfrezesinin önüne geçerek Conkbayırı’na hareket etti. Sarıbayır’a ulaştığı zaman kıyıdan iç bölgeye doğru çekilen erlerle karşılaştı. Mustafa Kemal bizzat bu askerlerin önüne geçerek; “Niçin kaçıyorsunuz?” dedi. “Efendim düşman” dediler. Nerede?” dedi. İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye doğru rahatça ilerlemekteydi.

O zaman bu kaçan askerlere bağırarak; “Düşmandan kaçılmaz” dedi.

“Cephanemiz kalmadı” dediler. “Cephaneniz yoksa süngünüz var” dedi.

Ve bağırarak bunlara süngü taktırdı ve yere yatırdı. Aynı zamanda gerideki birliklerin oraya gelmeleri için de yanındaki zabitlere emir verdi. Sonra da hızla ileri gelmesini emrettiği 57.Alay ile düşmanın kuzey kanadından kuşatıcı bir şekilde taarruza geçti. Bu taarruz sırasında Mustafa Kemal askerlere şu emri verdi; “Size ben taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir. 57.Alayın başlattığı bu taarruz karşısında şaşkına dönen 15.000 kişilik düşman kumsala döküldü. Bu sırada düşman donanmasından yapılan şiddetli bombardıman nedeniyle Türk birlikleri de önemli kayıplar verdi (Arıburnu Muharebeleri…,1990 :22 ;Karatay, 1987 :57).

Diğer taraftan Yarbay Mustafa Kemal 27.Alayı’nda Kemalyeri üzerinden taarruz etmesini istedi.27.Alayın bu taarruzu karşısında Anzak birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı. Hatta Anzak Komutan general Birdwood bu durum karşısında General Hamilton’a birliklerinin hemen çekilerek gemilere alınmasını istediyse de Hamilton bu isteği ret etti(Karatay, 1987 :194).

Yukarıdaki başarısından dolayı 1 Haziran 1915 tarihinde Mustafa Kemal Yarbaylık rütbesinden Albaylık rütbesine terfi etti (Türk İstiklal Harbine Katılan…,1989 :2).

Sonuçta Liman Paşa’nın stratejik önemini daha önceden kavrayamadığı Conkbayır ve Sarıbayır Bölgeleri düşman eline geçmekten kurtuldu. Eğer burası İngiliz-Anzak birliklerinin eline geçseydi Türk savunma sistemi çökecek ve daha savaşın başında savaşın sonu belli olacaktı.6 Mayısta ise Türk birlikleri düşmanı bölgeden tamamen atmak için yeni bir taarruz yaptıysa da bunda başarılı olamadı be bu tarihten sonra bölgede Ağustos ayına kadar sürecek olan mevzi savaşları başladı. ( Karal, 1999 :463-464). (*)

***

Çanakkale’de başarılı olmak İngilizleri, Fransızları ve hatta Almanların arzularını kesmemişti. İttifak bile olsa her birinin gözü Osmanlı topraklarında, yer altı ve yer üstü kaynaklarda. Dünya Savaşı’nın bittiği 1918 yılına değin olanca şiddetiyle süren savaş, Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan Sevr, Mondros…

Ve Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal ile birlikte Türk milletinin başlattığı, Lozan ile sonuçlanan bağımsızlık mücadelesi…

Sonrası,

Sonrası Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün hiçbir iş yapmadığını söyleyenler mi dersiniz, keşke Yunan galip gelseydi diyenler mi dersiniz, eğitimi bilimsel temellerden dini temellere geçirmek isteyenler mi dersiniz, BOP yoluyla halifelik peşinde koşan Amerikancılar mı dersiniz, kaçan askerlere savaşmayı-ölmeyi emreden Mustafa Kemal’i anmayan Diyanet mi dersiniz, sözlerini alaya alarak çarpık düşüncelerine uyduranlar mı dersiniz,

Bir milletin geleceği için sonrası başından ve ortasından daha önemli…

***

Bayram AKÇA’nın araştırmasında geçen kaynaklar:

-Arıburnu Muharebeleri Raporu, Mustafa Kemal, Haz. Uluğ İğdemir, Ankara, 1990.

-Erickson, Edward J, Size Ölmeyi Emrediyorum, Birinci Dünya Savaşı’nda

-Türk İstiklal Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri, Ankara, 1989. (*) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/21736

Yayınlandığı Kategori YANKI

Zamanın kıymetini bilmek ve doğru kullanmak akıl işidir.

Yaşam, iş, işlem, emek, sonuç elde etmek.

Her işin anahtarı, zamana zaman ayırmak...

Zaman, içinde bulunulan Çağ.

İşleyen zamanı işlemeyenler ile boş boş duranlar hiç bir olur mu!

Zamanı işleme hali bir akıl işinden başka ne olabilir?

Aklını keşfetmek bile başlı başına bir medeni düzey.

O halde akıl bir medeniyet işidir.

Günümüzde aklını teslim etmişler düşünüldüğünde en basitinden aklını keşfetmek bile büyük bir adım kişi için.

Kişi;

Toprağı işleyerek toprağın dilini,

Toprağa tohum ekerek tohumun dilini,

Kişilerle istişarede bulunarak kişilerin dilini,

Madenleri işleyerek madenlerin dilini,

Havayı işleyerek havanın dilini,

Bitkileri, ağaçları, kuşları, denizi, suyu, velhasıl gözle görülen, elle tutulan ne varsa işlemeli ki medeniyet meydana gelsin ve kuşaktan kuşağa yükselerek ilerlesin.

Havasını soluyup, suyunu içtiğimiz, toprağından elde ettiğimiz ürünleriyle yaşadığımız dünya üzerinde akıl düşmanı kişilerin elinde akılsızca, aklından utanarak, beden gücünü kullanarak kız çocuklarını hor görüp üzerlerinde baskı oluşturarak yaşam süren ve bu halleriyle canlılardan aşağılık hale gelenler… Bunlara “gelenler”den başka yazacak bir kelime yerine ”kişi, insan” demek güç.

Aklını teslim etmiş,

Akılsızlıklara,

Akılsızca,

Yaşamı yorumlama yeteneğinden yoksun fakat yaşamın sundukları nimetleri “fırsat” bilerek istifade edenlerin yaşadığı coğrafyalar ile aklını kullanma yeteneğine sahip olanlar hiç bir mi?

Zamanı doğru kullanmak,

Zamanın ötesine ulaşmayı öğretir.

Zamanı akılsızca sarf etmek ise zamanın gerisine götürür.

Eğer zamanı kullanmama hali toplumsal olmaya başlamışsa toplumu Çağ’ın gerisine atar.

Zaman, akıl, medeniyet…

Yayınlandığı Kategori YANKI
Cuma, 15 Mart 2019 10:31

GAZOZ TAZMİNATI (!)

Vermeyi düşündükleri (!) tazminatın adını dahi son üç yılda koyamayanların samimiyetine ne kadar inanılır? En gencimiz ikinci baharında , masal dinleme yaşını çoktan geçtik  efendiler . . .

Assubay da kim ?

Öyle ya ,  daha  sırada  Tesud  başkanının dediği gibi   " ağız tadı ile gazoz içemeyen binbaşılar var "  , bi durun hele sabırsız olmayın . 

* * * 

Kaç yıldır uyutuluyoruz ? 

Hepsinin tek ortak noktası aynı dili çok güzel kullanmaları , çok güzel masallar anlatmaları , haklarını inkar etmeyelim çok da inandırıcı oluyorlar , öyle olmasa "Aileyiz " masalı yarım asırdır  "En çok dinlenenler" kategorisinde  bir numara olur muydu ? 

Yeri geldi Ana üslerin uçuş hat binalarında dinledik bu masalları  kuvvet komutanının emir ve talimatları ile gelen heyetten  yıl 1977 ... 

Yeri geldi  Asb. tabldot'unda dinledik bu emsalsiz "Aile"  masalını en yetkili ağızdan , ballandıra ballandıra hem de bol  " hakaretli " cinsinden  Tahsin Şahinkaya'nın ta kendisinden  Yıl 1978... 

Yeri geldi Karargahların orta yerinde dinledik bol inandırıcılı cinsinden masalın kralını , çok yıldızlı bir generalden Yıl 2001... 

Yeri geldi  29 Ekim 2015'de  Etiler ordu evinde dinledik bu masalı en yetkili ağızdan , bir numaradan  "Bu sorunu halledeceğim " diyerek... 

Eee , Masal güzel olunca , bir de anlatan en etkili en yetkili olunca aynı mekanda ikinci  masal seansı  düzenledim. Bu kez daha inandırıcı olması  adına olsa gerek cümbür cemaat geldiler masal anlatmaya , 2019'un 22 Ocağında dumanı üstünde... 

Hem 2015'de hem de 2019'da konuşulanlara , verilip de  tutulmayan sözlere  sadece bu toplum değil  Etiler Ordu Evinin duvarları şahittir eyy Assubay toplumu... 

Üç yıl önce  "Bu sorunu çözeceğim " diyen en yetkili ,  Üç yıl sonra geldiğimiz noktada "Tazminatın adına " karar veremediklerinden bahsedebiliyorsa , ne kadar "Aile ?" olduğumuzun da itirafı gibidir  bu sözler ,  bu sorunu ne kadar " ciddiye "  aldıklarının da  itirafıdır. 

 Önce de yazmıştım ,

Amaç ,  Assubayları suya sabuna  dokundurtmadan  dernekleri "Tesud"un genel başkanının da söylediği gibi araya  "Ağız tadı ile gazoz içemeyen binbaşıları sıkıştırmak" diye ,

Mesele,  asla 1970'den beri uyutulan Assubay toplumu değil , mesele  asla ve kat'a  bütçe meselesi  hiç değil , mesele  sap'la samanı birbirine karıştırarak   " Kendileri ile sidik yarıştırdıklarımızı "  düşünen beyinlerin  "At gözlüklerinden "  kurtulamama meselesidir , mesele kendilerinden başkasını YOK sayma meselesidir ... 

Mesele ,  Vazgeçemedikleri beyinlerindeki  Ağa - Maraba  zihniyetidir. 

Mesele ,  Korktukları gibi  " Hiyerarşi "  meselesi hiç değildir. 

Hanginizi yazalım , kaç kere daha yazalım ? 

Yıllar önce "Mesaj alındı " diyen ama o mesajı bu güne kadar  bir türlü alamayan , öte yandan 31 Mart yerel seçimleri  için vatandaşa  hitaben " adayımıza verdiğiniz oy, kıyamet günü beraat belgeniz olacak " diyerek  oy karşılığı cennet vadeden bu yüzden insanı dinden - imandan soğutan  eski bakan İsmet Yılmaz mı diyelim  

Bu işin takipçisi olacağım, maliye ile aramızda az bi tıkanıklık kaldı " diyen eski bakan Fikri Işık mı diyelim? 

"Assubaylar için bu defa iş tamam" diler bakan Nabi Avcı mı diyelim? 

"Bizim sözümüz senettir,Assubaylarımızın sorunlarını hallediyoruz" diyen verdiği senet karşılıksız çıkan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Ahmet Davutoğlu mu diyelim? 

VE ;

" Başkomutan benim " diyen Cumhurbaşkanının milyonlara hitap eden televizyon ve   8 Haziran Kayseri Komando tugayında assubayların gözlerinin içine bakarak verdiği sözlerin üzerinden geçen sekiz aydan mı bahsedelim , Hangisinden  ?

 Sayın Bakan,

"Onlara verirsek başkaları da ister " diyenlere verilecek iki çift cevabınız  yoksa , diliniz  dönerse  tek kelime edin , onlara sadece "Halisdemir " deyin  yeter ,  diyebilir misiniz ?

2002'den bu güne iktidar kimlere ne güzellikleri  sorunsuz yapmış  geriye bi bakın hele... 

* * *  

Verilecek tazminatın adının dahi  son üç yılda konulamaması, ciddiyetin boyutunu da göstermektedir . . .

Sizin derdiniz ; Assubaylar değil,  sizin derdiniz  Assubayları yeni bir masalla uyutup , ağız tadı ile gazoz içemeyen binbaşılara gazoz parasını kotarmaktır. 

 

Size bir öneri ;

Üç yıldır adını koyamadığınız  tazminatın adı ,  "GAZOZ TAZMİNATI " olsun , hiç olmazsa ağız tadı ile gazoz içemeyenlerin de sorununu çözmüş olursunuz , kaynak kalırsa araya  yüzbaşılar'ı -  üsteğmenler'i - teğmenler'i  sıkıştırırsınız ,

Zaten bu toplumun acelesi yok ,  1951'den beri  bekliyor , bir 68 yıl daha bekler ,    hele önce bunların da Gazoz paralarını halledin , sonrası Allah kerim ,  biz gazoz içmesek de  olur...

Ne demişti  "Netekim evren "

" Bir Başçavuş benim teğmenimden fazla maaş alamaz "  ,  seksenden beri onun  çizgisinden  sapmadığınıza göre ,

Uçanın Şehzade - uçuranın Maraba olarak ayrıştırıldığı TSK'da ,  

Geri dönmeleri için uçana tek kalemde  üç bin - dört bin tl  zam yapıp , uçurana gazoz kapağı  denildiği  TSK'da ,

Ölen'in zenci - ölüm emri verenin Beyaz olarak kabul gördüğü TSK'da  ,   

İtibar  hazretlerinin  rütbeye göre ayrıştırıldığı  TSK'da ,

Birinin dört yumurta  için altı ay kodese gittiği - diğerinin  Skorsky  ile maile pikniğe gittiği TSK'da  , 

Son üç yılda 53 Assubayın intihar ettiği  ,  zati-alinizin kılını kıpırdatmadığı TSK'da ,

Kendinize altı çeşit tazminatta hiç İSİM  (!)  sorunu yaşamayıp , sıra Assubaya gelince  1951'den beri  dili LAL olan  TSK'da ,

Bir merminin fiyatına gösterilen hassasiyetin , O mermiyi atanlara gösterilmediği TSK'da ,

550 Çeşit yemeğin gırtlaklarından geçtiği sözüm ona benim temsilcilerimin olduğu söyleyenlerin var olduğu ülkemde ,

Mıçtığınız helayı dahi ayırdığınız  TSK'da  "Aileyiz"  sözü sadece Etiler ordu evinin duvarlarında yankılanır , O kadar.

 

Samimiyet testinde hepiniz dibe vurdunuz ,  istisnasız HEPİNİZ . . .

EFENDİLER ;

TSK'da  AİDİYET DUYGUSUNU  YOK ETTİNİZ , 

1951'DEN BERİ  BÖYLE DÜŞÜNMEMİZİN SORUMLUSUNU UZAKLARDA ARAMAYIN , AYNAYA BAKIN  GÖRÜRSÜNÜZ . . .

 

 

Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Perşembe, 14 Mart 2019 15:15

TAZMİNATLAR KONUSUNDA BİLGİLENDİRME

İLAVE TAZMİNAT" HAKKINDA NELER SÖYLEYEBİLİRİZ ?
 
Öncelikle TSK Personel Kanunu'nun en teknik, anlaşılması en zor olan bölümlerinin "Astsubaylar için Aylık Gösterge Cetvelleri ve Normal Rütbe Bekleme Süreleri" olduğunu ifade etmek istiyorum. Anlaşılması zor olan bu konulara bir de "Tazminatlar-İntibaklar-Göreve Başlama Derecesi (9/2-8/1) v.b." girince konu daha da karmaşık bir hal alıyor ve spekülasyonlara neden oluyor.
 
Şimdi, elimizde ismi "İLAVE TAZMİNAT" olarak tespit edilen taslak bir çalışmaya ait ÜÇ adet belge mevcut. Bu üç adet belgenin birbirinin ALTERNATİFİ değil, birbirini tamamlayan bölümler olduğunu söyleyelim. (1-3 // 2/3 // 3/3)
 
Bu belgelerin "Teklif" olduğunu ve "Taslak" bir çalışma olduğunun altını bir kez daha çizerek açıklamalarımıza geçelim ve neler amaçlanmış görelim; bu arada bir kez daha hatırlamakta fayda var. "Özlük Haklarına" ait bu tür konuların emeklilere de yansıması için öncelikle muvazzaf personel için gerçekleştirilmesi şarttır...
 
926 SAYILI TSK PERSONEL KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEKLİF (1-3)
a) Bu sayfadaki (1-3) taslak çalışma "Muvazzaf Personel" için yapılmış ve GEREKÇE bölümünde de "Muvazzaf kıdemli binbaşılar ile 24 üncü hizmet yılını tamamlamış Muvazzaf astsubayların aylıklarını artırarak tecrübeli personelin meslekte kalmalarının sağlanması hedeflenmektedir" denmiş.
b) Astsubayların "Normal Rütbe Bekleme Süreleri" farklı olduğu için doğal olarak bu durum göz önüne alınarak ayrı ayrı puanlandırma yapılmış.
c) Muvazzaf TSK Personeline "İLAVE TAZMİNAT" olarak belirlenen Gösterge rakamları, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu ortaya çıkan tutar ilave tazminat olarak aylıkları ile birlikte tahakkuk ettirilecek.
 
(01.01.2019 - 30.06.2019 arası tutarlar)
Kıdemli Binbaşı: 4.000 Puan = 522,00 TL.
II Kad.Kd.Bçvş.: 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Kd.Bçvş.: 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kd.Bçvş.: 3.500 Puan = 457,00 TL.
 
NOT: 01.07.2019 - 31.12.2019 arası tutarlar yılın ikinci yarısı için belirlenecek Aylık Katsayısı üzerinden belirlenecektir.
 
 
EMEKLİ TSK PERSONELİNİ İLGİLENDİREN SAYFADAKİ (2-3) TEKLİFİ İNCELEYELİM.
a) Normal Rütbe Bekleme Sürelerinin yanısıra rütbelerin de zikredilidiği bu bölümde ayrıca astsubaylıktan subaylığa geçen ve emekli olan subaylar için de hizmet yıllarına göre belirlenmiş gösterge rakamları mevcut.
b) Emekli TSK Personeline "İLAVE TAZMİNAT" olarak belirlenen Gösterge rakamları, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu ortaya çıkan tutar ilave tazminat olarak aylıkları ile birlikte tahakkuk ettirilecek.
 
(01.01.2019 - 30.06.2019 arası tutarlar)
Kıdemli Binbaşı: 4.000 Puan = 522,00 TL.
Binbaşı: 3.750 Puan = 490,00 TL.
(Üçvş.-Kd.Üçvş.'lukta Bekleme Süresi ÜÇ yıl olanlar)
II Kad.Kd.Bçvş. : 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Kd.Bçvş. : 3.250 Puan = 425,00 TL.
Kd.Bçvş. : = 3.000 Puan = 391,00 TL.
 
(Üçvş.-Kd.Üçvş.'lukta Bekleme Süresi ÜÇ yıl olanlar)
II Kad.Kd.Bçvş. : 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Kd.Bçvş. : 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kd.Bçvş. : = 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Bçvş. : 3.250 Puan = 425,00 TL.
Bçvş. : 3.000 Puan = 391,00 TL.
 
Astsubaylıktan subaylığa geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olan subaylara hizmet yıllarına göre aylıklarıyla birlikte İLAVE TAZMİNAT ödenecek.
 
a) 24 (Dahil) yıl üzeri: 3.500 Puan = 457,00 TL.
b) 21 (Dahil) - 24 yıl: 3.250 Puan = 425,00 TL.
c) 18 (Dahil) - 21 yıl: 3.000 Puan = 391,00 TL.
 
ÖNEMLİ NOT: Makam Tazminatı alamayan personel için tahakkuk ettirilen 100 TL.'ler kesilmeyecektir. Çünkü 100 tl. "Makam Tazminatı Almayanlar" için tahakkuk ettirilen bir ödemedir. Dolayısıyla, taslaktaki tazminatın adı "Makam veya Görev Tazminatı" değil "İLAVE TAZMİNAT"olarak belirlenmiştir.
 
SON SAYFA (3-3)'DEKİ ÖNEMLİ BÖLÜME DE BAKALIM;
Söz konusu muvazzaf ve emekli subay ve astsubaylara ödenecek bu tazminat damga vergis hariç herhangi bir vergiye tabi turulamaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği (Ek Madde-XX) tarihten önceki dönem için geçmişe dönük herhangi bir ödeme yapılmaz.
 
Bu tazminat, ölen emeklilerin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda belirtilen aylığa müstahak dul ve yetimlerine ilgili Kanun'da belirtilen oranlar üzerinden ödenir.
 
S O N U Ç: "Tazminatlar Konusunda" teklif edilecek TASLAK çalışmanın ayrıntıları bu şekildedir. TBMM'nin Nisan'da açılması ile birlikte gündeme gelmesi ve bir an önce yürürlüğe girmesini umut ediyoruz. Sağlıklar dilerim...
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Astsubayı
 
Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Page 1 of 2