EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

ÖNGÖRÜSÜZLÜK

Şubat 24, 2018

Asssubaylar  4 yıllık fakülte statüsüne kavuşmalı diye bıkmadan usanmadan yazdık çizdik.

Bir arkadaş yorumda demiş ki;

“ 4 okuyacaksam niye Assubay olayım ki....."

Bir arkadaş ta ;

 " biz 4 yıllık fakülteli subaylara bu halimizle de kurs verir, öğretmenlik yaparız

ne varmış ki eğitim standardımızda " demiş.

Yine bir arkadaş " Assubaylık kalksın o zaman " demiş.

Bir başkası " zaten çoğumuz 4 yıllık fakülteyi bitirdik ya ne gerek var ki " demiş.

Bir başkamız "ne gereği bu şimdi durup dururkenben bu talepten bir şey anlamadım.  

anlayan var mı söylesin "  demiş.

Bir diğerimiz ise;

“ O zaman subaylık ne olacak, onların durumuna yazık olmayacak mı " demiş.

Bir başkası da;

“ ben zaten 1. dereceye 19 yılda bu halimle de çıkıyorum sizin fakülte kanunu ile kazanılacak

olan 8/1( veya hazırlık sınıfı da eklenirse 8/2 ) başlangıç hesabınızda bir yanlışlık var " demiş.

Birisi, " böyle bir saçmalık duymadım. hiç Assubayı subay seviyesine çıkarırlar mı " demiş.

Bir başka arkadaş;  subayın statüsüne acımış,

 “ onların ki 6 yıl bizim ki 4 yıl olsun o zaman ses çıkarmazlar " demiş.

İyi ki de bir çok arkadaşımız da

"4 yıllık fakülte kanunu Assubayların insani eğitim hakkıdır.

Görev, makam ve statü ayrı şeyler, öğrenim ve eğitim eşitliği ayrı şeyler "demiş.

 

Ne yazık ki bu gün dünyanın tam 130 ülkesinde hem  kamuda hem de özel de iş yaşamında ,

ticaret yaşamında  öğrenim statüsü 4 yıllık fakülte denkliğinden başlıyor.

 

Yukarıdaki yorumlara tabi ki saygı duymalıyız.

Bunun adı demokrasi.

Fikirlerin özgürce ifadesi.

Algı, öngörü, vizyon gücü.

Herkese teşekkür ederim.

 

AMA UNUTMAYALIM Kİ,

 

O Subaylar da 1971 yılına kadar 2 yıllık yüksek okullu idiler.

Dediler ki,

“  Biz Cumhurbaşkanı çıkaran makamlarız.

Ülkeye darbe ve muhtıralarla yön veren toplumuz.

Medyanın, basının, iş adamının, siyasetçinin, hukukçunun, öğretim görevlisinin, sanatçının muhataplarıyız.

Ekonomiyi, hukuku, anayasayı, sosyolojiyi, kamu yönetimini iyi bilmeliyiz. Eğitimini almalıyız.

Akademisyen hüviyetli olmalıyız.

Ona göre de sosyal ve mali gelirimiz yüksek olmalı.

Tatillere, gezilere, kulüplere, balolara, törenlere, gösterişle katılabilmeli, eşlerimizle vals ve dans yapabilmeliyiz.”

Algısını görev addettiler.

 

Kuleli Askeri lisesine komşu olan kandilli kız lisesini kanki yaptılar.

Kızlarla dans ve vals yaptılar. Tiyatrolara, resim sergilerine gittiler.

Dario Morenonun o ünlü “deniz ve mehtab”  şarkısını tarabyada, bebekte ay ışığında öpüşerek dinlediler.

 

Assubay adayı öğrenci  genç;

Konyanın ,Çankırının bozkırında dişi sinek kovalarken, ıssız köy meydanıkadar yoksul, sokaklarında gezerken;

Çatal kaşık tutmayı öğrenemezken, çağdaş, sosyal yaşam ne demek bilmezken.

Kulelinin o 15 lik mağrur çehreli askeri öğrencileri, 16 sında, çakıl gazinosunun yolunu öğrendiler.

Sessizce de  1972 de önce 3 yıla 1978 de de 4 yıla ,fakülte denkliğine kendilerini çıkarıverdiler.

Akademik lisans aldılar.

İki diploma.

Çift ana dal eğitim.

Yüksek lisans

Tez, doktora.

Önce kariyer, beraberinde de para pul.

 

Bunun adı vizyon beyler.

Bunun adı öngörü.

Onlar, tam 42 yıl önce YÖK kayıtlarında mühendislik fakültesi ayarında diploma statüsüne kavuştular.

 

YA BİZ ASSUBAYLAR.

Oysa dedemiz o dünyanın hayranı olduğu  Vecihi Hürkuş.

Toprağımız o kadar sağlam hani.

Asaletimiz o kadar belgeli.

Öyleyse bu yakıştırmamak niye.

Bu alçalma, küçülme….

Oysa orada duran koskoca TC Anayasasının eşitlik içeren 12. ci  ve 130-131 nci. maddesi.

İnsan hakları evrensel beyannamesinin yüksek öğrenimden yararlanma hakkı gözeten 25-26.cı maddesi.

Avrupa insan hakları sözleşmesinin yüksek öğrenim şartı ve gerekliliğine dair 26.cı maddesi.

Unesconun eğitimde eşit fırsat içeren ve eğitimde eşitsizliği yasaklayan  1-2-3-ve 5.ci. maddesi.

Daha saymakla bitmeyecek kadar insan hakkı düzenlemesi.

 

KİM İÇİN  ?

İnsan için tabi ki……

Bizler insanız. Bireyiz. Yurttaşız.

Onurlarımız var. Aklımız, bilincimiz.

Yaratıcı gücümüz, fikrimiz.

Heyecanımız. Tadılmamış başarılarımız.

Nankör devletin değil,

 

EŞLERİMİZİN VE ÇOCUKLARIMIZIN TAM YÜREĞİMİZİN ORTASINA SEVGİ İLE KOYDUKLARI HAYSİYET VE GURUR MADALYALARIMIZ VAR.

 

İnsanın gelişimi, yetenekleri, eğitimi için var edilen her bilgiye ve kaynağa ulaşmak ta hakkımız.

 

 BİZ ÖNCE İNSANIZ. SONRA ASSUBAYIZ.

 ADALET İNSAN HAKKIDIR. KUL HAKKI DEĞİL.

 VERMEZLER İSE,

 SÖKE SÖKE ALIRIZ.

 

 SAYGIMLA

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 

 

Bir  genç  liseyi bitirip üniversite sınavlarına girdi.

Taban puanına göre Assubay meslek yüksek okuluna kayıt oldu.

Yök statüsünde ve Astsubay Meslek Yüksek Okulu kanununda öğrenim süresi iki yıl

olduğundan  9/1 dereceden hizmete başladı.


Başka bir genç  yine liseyi bitirip üniversite sınavına girdi.

Aldığı taban puanına göre  4 yıllık Subay Harp Akademisini kazandı.

2 yıl daha fazladan öğrenim görüp  8/1 den başladı.

(bir ay önce  çıkan kanun hükmünde kararname ile bir yıllık dil hazırlık sınıfı da eklenince    

4+1 olarak  artık 2018 yılı itibariyle 8/2 den başlayacak.)


Yani şu an itibariyle başlangıç derecesinde bir Subaybir  Assubaya tam  1 derece+1  

kademe fark atmış oldu.

Meslekte iken örn.yarbaylığa 2 yılda terfi ederek ,harp akademesini bitirip aldıkları

derece kademeyi saymıyoruz bile 

Biz hala 9/2 nin peşinde avuntudayız.


Subay ne olursa olsun tüm kaynak tedariklerinde göreve başlangıç derecesi olarak

mali tablolarda 8/2 (yeni)ile muhatap olur ikenbakın Assubaylarda ne kepazelik yaşanıyor.


Milli Savunma Üniversitesinde  Assubayın öğrenim statüsü 2 yıl olduğundan

buradan mezun olan bir genç yukarıdaki örnekte olduğu 9/1 den mesleğe başlıyor.

Bu resmi başlangıç derece ünvanımız.

Dışarıdan kendi nam ve hesabına 4 yıllık bir fakülteyi bitirip te iş bulamadığı için

yine başka bir kaynak tedarik metodu yolu ile Assubay olmak isteyen bir genç te

8 aylık bir intibak sınıf eğitimine müteakip göreve başlatılıyor.

Ama bu arkadaş intibak düzenlemesi ile  9/1 yerine9/3 den başlangıç derecesine kavuşuyor.

Yani Assubaylar  kendi içinde aynı yıl mezunları da olsalar en az 2 kademelik

bir farklılık yaşıyorlar.

Sosyal medyada kendi içimizde bu çatışmanın ve farklılığınörneklerini her gün artarak yaşıyoruz.


KENDİ İÇİMİZDE DAVADA VE HEDEF ALGISINDA HIZLA BÖLÜNÜYORUZ.


Daha ilginç olanı ise bu gün Subay gibi 4 yıllık lisans mezuniyeti olan tüm Assubaylar

ise o subayla yine 2 kademelik bir başlangıç derecesi mağduriyeti yaşıyorlar.

(Subayın yeni KHK ile bir yıl hazırlık sınıfı sonucu artık 8/2 oldu).

Daha da garibi Subay Assubaydan 2 yıl fazla okumasına rağmen aradaki kademe

farkının da 2 olması gerekirken bu gün bu fark 3 kademe olarak özlük haklarına yansıyor.

(hazırlık sınıfı şu an sadece harp okullarında başlatıldı).

Assubaylara da hazırlık sınıfı konulup konulmayacağı henüz belirsiz.


Tek bir Cumhuriyet Anayasadan hele ki o Anayasanın 12. maddesinden nasıl böyle bir

faşizan ayırım ve aşağılama çıkıyor kimse de izah edemiyor.


BAŞTA KURUMSAL TEMAD OLMAK ÜZERE ASSUBAY TOPLUMU BİR BÜTÜN OLUP TA

BU GÜNE KADAR  BU KONUDA ANAYASAL EŞİTSİZLİK ADINA BİR DAVA OLSUN

AÇMAYI BECEREMİYOR.

Aynı beceriksizliği öğrenim hakkına dair eşitsizlik konusunda da,

Anayasal ve uluslar arası sözleşmelere dayanarak ta 4 yıllık askeri öğrenim statüsü için

yine bir  anayasal  eşitsizlik davası açamayarak ta yapamıyor.

Bir çorba sistemi almış başını gidiyor.


Subaylar ömrü hayatlarında hiç bir zaman ne derece, ne kademe,

ne de tazminat adına hiç sorun yaşamamışken ;

Assubaylar  inanılmaz bir kargaşa ve karışıklığın içinde hastane ambulans aracı

sireni gibi bağıra çağıra dönüp duruyorlar.

1951 Astsubay kanunundan beri.

1984 TEMAD kuruluşundan beri.

2002 Astsubay meslek yüksek okulu kanunundan beri.

Tam 16 yıl önce alınması veya verilmesi gereken sınıf okulu kaynaklı

bir kademeyi dahi başlangıç derecesine ekletemiyorlar.

Saçma sapan bir bürokrasi trafiğinde ikram izzet protokolle mest olup uyutuluyorlar.

Ne zamandan beri derseniz.

Aslında taa Vecihi HÜRKUŞ tan beri.

Kendilerini ve ne olduklarını ifade edemiyorlar.

Kendilerini tanımlayamıyorlar.

Anlatamıyorlar.

Ne olduklarını da anlamıyorlar.

Sanıyorlar ki Statünün tarifindeyiz…

Nedir o algı, bakış derseniz.

“ Subay ile erat arasındaki basamak, bağ, ince bağırsak.”


Bu günde bu toplum hala bir fikir ve akıl birliği içinde olmayı başaramıyor.

Ne derecesinde, ne öğrenim ve eğitiminde, ne de tazminatında hala

ne durumda olduğunu dahi kavrayamıyorlar.

Bu işler düzelir mi…

Elbet ki düzelecek.

Biz düzelteceğiz. Akli, ve teknik, vizyon , öngörü sahipleri.Mali danışmanlarımız,

Anayasal ve hukuki insanlarımız, sendikal örgütlenmede deneyimli STK cı  

dostlarımız , sosyal uzmanlarımızla.İdare veya sistem veya vesayet ile değil.

4 yıllık fakülte denkliği mezuniyeti şartı ve kanunu ile.

Yeter ki durumumuzu bilelim. ne yapmamız gerektiğini de…

Kafamızı azıcık bulutlara değdirelim.

Fincancı katırları ne kadar uzaklara gitmiş, biz nerede kalmışız görelim.

O mesafe nasıl kapatılacak, nasıl aşılıp deve kervanına karışılacak anlayalım.


Ata mı bineceğiz, eşekle mi yola devam edeceğiz kara kara düşünelim.

Kafa kafaya verip bir yol haritası yapalım.


Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 


KORİDORDAKİ VÂKUR YİĞİT

Uluyordu çakallar, bir sıcak gecede

Çevriliyordu kendi silahları

Millete

Nasıl düşülmüştü

ALLAH'ım bu zillete?

Haç ile Hilâl tutuşmuşlardı cenge

Kuklaların ipiyse, denizler ötesinde

Bir yiğit vâkûr ve dimdik koridorda

Kader-i İlâhî yüklemiş görevi omuzlarına

Yok zerresi korkunun, yüreğinde asla

Yürüyor korkusuz ve dahi imânla

Bozkurtlaşıyor, çakalları boğmaya

Sererken yerlere, mermileri hainleri

Kurtarıyor Vatan'ın kara bahtlı mâderini

İçiyor gülümseyerek şehâdet şerbetini

Minnettardır Vatanın sana

Türk'ün yiğidi

Kazırken yüreklere Assubay

Ömer Halisdemir'i


Ömer KESKİN 20.02.2018


Drama Doksat'tan gelmiş Mübadil bir ailenin en küçük çocuğu olarak İZMİR/ÖDEMİŞ'te 1948 yılında

dünyaya geldi;Ödemiş meslek lisesinden sonra Hava assubay sınıf okulundan mezun olarak

1969 yılında memuriyet görevine başladı,

1992 yılında mesleğinden emekli olan ŞENGÜN evli ve ikisi doktor diğeri gıda mühendisi üç çocuk

babası olarak İzmir'de yaşamaktadır

Şair ve yazar olarak KOCA BİR ÖMÜR adlı şiir kitabı ile Osmanlı'nın yengilgisinden sonra büyük

ızdıraplar,ayrılıkların yaşandığı Mübadele günlerini anlatan  İZDIRAP GÜNLERİ adlı romanı yayınlanmıştır 

Yayınlanma çalışmaları devam eden 3 kitabı daha mevcuttur 

Değerli meslekdaşımızı kutluyor  sağlık ve mutluluk dolu bir yaşamda başarılarının devamını diliyoruz 

 

 Görüntünün olası içeriği: TC Rasim Şengün, gülümsüyor, çiçek, bitki ve yiyecek

YAZARIN YENİ 3 KİTABI DAHA YAYINLANDI 

YAZAR MESLEKDAŞIMIZIN YENİ KİTAPLARI

TEK HEDEF ...

Şubat 19, 2018

Assubay yetiştiren tüm Askeri yüksek okulların 4 yıllık fakülte seviyesine (lisans) çıkarılarak kaynak tedarikinin KANUNLA Askeri akademi mezunu standardına getirilmesi,

En az bir yabancı dili öğrenecek şekilde Askeri öğrenimine hazırlık sınıfı ilave edilmesini,  bilişim alanında ve  bilgisayar kullanımında ileri derecede beceriye  kavuşturulması,

Göreve başlangıç derecelerinin de kesintisiz, 8/1 den başlatılması ana hedefimiz olmalıdır.

TMk. larda Assubaylara Subay yardımcılığı tanımının  içi açılarak  yeni idari, lojistik, teknik, komutanlık makam ve sorumluluk yetki  tanımları getirilmelidir.

Bu yeni görev tanımları ile  tazminatlar meselesi de kökten çözülecek, MAKAM, KOMUTANLIK VE GÖREV Tazminatları direkt olarak almaya hak kazanılacağı gibi tüm emeklilerinde otomatik olarak 1. Dereceye çıkmalarının ve aynı tazminatları almalarının da önü açılacaktır.

 EN BÜYÜK ÇABAMIZ  4 +1 YILLIK AKADEMİK LİSANS MEZUNİYETİ BELGESİNİ  MSB. LIĞINDAN ALMAK OLMALIDIR.HAZIRLIK SINIFINI DA EKLETEREK.

 

TEMAD IN   ANA ALGI VE   TEK HEDEFİ DE BU OLMALIDIR.

 

Bu gün gecikilmişte olunsa,  Assubaylara “ profesyonel ordu yapılanması” içinde  BİLİŞİM, ELEKTRONİK,TEKNİK, LOJİSTİK VE İDARİ KOMUTANLIK “ alanlarında direkt  emir komuta görevleri ve kadroları  acilen tahsis  edilmelidir.

Bu bağlamda 4752 sayılı kanun yeniden düzenlenerek  926 sayılı TSK. PERSONEL kanununda  çağdaş, modern, ileri seviyede yapısal değişime gidilmelidir.

Fiili hizmet süresinin 22. Yılında;  Kıdemli Başçavuşluğunun 1. Yılında  bir Assubay 1. Dereceye çıkabilmelidir.

Başlangıç derecesinde olsun, tazminatlarda olsun, Subaylarla olan ücret  makasında olsun, 1. Derece ile 2. Derece arasındaki inanılmaz uçurumda olsun, sosyal tesislerden tutunda, orduevleri farklılığına kadar olsun ,her alanda tek bir konuya dikkatimizi verip çözebilirsek tek kalemde elde edilecektir.

 

 İLLAKİ   4+1   TEK TİP M.S AKADEMİSİ  KANUNU SİSTEMİ İLE.

 

4 yılın sonunda not başarısı ortalaması subay olma barajını geçenlerin subay;  geçemeyenlerin de ileride hizmet başarısına göre subaylığa geçebileceği ,ama göreve  başlangıcını  asubay olarak başlatacağı bir liyakat sistemi.

veya

Yok   “  benim Subayım hep benim;     Assubay ise hep senin “ dar kafalılığı benimsenmeye devam edilecek ise,

Assubay sınıfını da bu haliyle devam ettirip sadece askeri öğrenim ve eğitim statüsü  2+1 den çıkarılıp 4+1 asker akademisi statüsüne dahil edilip en azından özlük adaletinin tesisi sağlanmalıdır.

HER İKİ DURUMDA DA  ASLOLAN AMAÇ;    ASSUBAYIN EMEKLİSİNİ YAŞADIĞI  BU UTANILASI PİS BATAKLIKTAN KURTARMAKTIR.

bunu yapmamaksa  vatana ihanetle eş değerli sayılmak kadar alçaklıktır.


BU ANLAMDA  BAKANLIK ÇOK GENİŞ BİR ÇALIŞMA BAŞLATARAK İLERİDE ASLA SINIFSAL ÇATIŞMA VE TAHAKKÜM İLE ,VESAYETÇİ YENİ YAPILANMALARIN OLAMAYACAĞI ADALET –LİYAKAT SİSTEMLİ YENİ TİP PROFESYONEL ORDU YAPISININ VE ÇAĞDAŞ BİR ASKERİ PERSONEL  KANUNU  ÇIKARILMASI GEREKLİDİR.

SAYGIMLA.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 


Drama Doksat'tan gelmiş Mübadil bir ailenin en küçük çocuğu olarak İZMİR/ÖDEMİŞ'te 1948 yılında dünyaya geldi;

Ödemiş meslek lisesinden sonra Hava assubay sınıf okulundan mezun olarak 1969 yılında memuriyet görevine başladı,

1992 yılında mesleğinden emekli olan ŞENGÜN evli ve ikisi doktor diğeri gıda mühendisi üç çocuk babası olarak

İzmir'de yaşamaktadır

Şair ve yazar olarak KOCA BİR ÖMÜR adlı şiir kitabı ile Osmanlı'nın yengilgisinden sonra büyük ızdıraplar,ayrılıkların

yaşandığı Mübadele günlerini anlatan  İZDIRAP GÜNLERİ adlı romanı yayınlanmıştır  yayınlanma çalışmaları devam eden

3 kitabı daha mevcuttur 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

 

 

 

 

 

SEVGİLİLER GÜNÜ

 

Antik yunanda tanrı ZEUS ile tanrıça HERA nın evlilik günü idi 14 Şubat.

 

O gün geldiğinde kızlar ve genç erkekler Atina meydanında toplanır , kura çekilerek topluca evlendirilirlerdi.

Roma dönemine gelindiğinde İmparator 2. Cladius ta rastlıyoruz 14 Şubata….

Romanın sınırları içindeki erkekler eşleri ve sevgililerinden ayrı kalmaktan dolayı askerlikten bıkarlar ve orduya katılmak istemezler.

Nerede ise hiçbir lejyonda  askere yazılacak erkek bulunamaz.

İmparator cladius çözümü tüm nişan ve evlilikleri süresiz olarak yasaklamakta bulur.  Romada evlilikler kaldırılır.

Kiliseden bir genç rahip olan Aziz Valentin bu uygulamaya karşı çıkar. Gizlice gençleri evlendirir.

Biz süre sonra bir ihbarla yakalanır ve imparatorun emri ile  14 Şubat günü sopa ile dövülerek öldürülür.

İşte sevgililer gününe Aziz Valentine günü adı verilmesinin de öyküsü budur.

 

17. yüzyılda ise Fransızlar ve İngilizler 14 Temmuzu kuşların çiftleşme bayramı olarak ilan ederler, hala bazı bölgelerde günümüzde bu tarih kuşların sevgili bayramı olarak kutlanır.

18. yüzyılda aziz Valentin olduğunu iddia eden 3 tane din adamı ortaya çıkar.

Kilise bir türlü hangisinin gerçek olduğuna karar veremez.

 Bu gün ise dünyada milyonlarca insan aziz Valentin olarak bu günü kutluyor.

 

Çünkü bu gün sevgililerin günü.


Hala sevebilenlerin, hala aşkı yaşayabilenlerin, hala aşka inananların günü bu gün.

Bu gün meleklerin gökyüzünden aşk oklarını herkese fırlattığı tek müstesna gün.

Bu gün aşklarını, evlilikle buluşturmak isteyenlerin en özel günü de…

Aylarca bu günü bekleyen genç erkeklerin,eşlerini seçtikleri ve evlilik teklifi yaptıkları gün bu gün.

 

 “   BENİMLE BİR ÖMÜR BOYU BERABERLİĞE VARMISIN “

    diyecekleri yılın tek günü belki de.

 

 Bu gün 14 ŞUBAT Sevgililer günü.

 Bu gün ne savaşın, ne ölümün ne de yıkımın, ne de nefretin günü değil.

 SEVEBİLMENİN, AŞKIN GÜNÜ

 Aşların, sevdaların, sevdalıların günü .

 “14 ŞUBAT HEPİNİZE KUTLU OLSUN.”

 Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 

 

UMUTLARIMIZ TEMAD

Şubat 13, 2018

 

Yıllarca ASSUBAY ekmek adaleti ve insan onuru için mücadele ve çalışma yapan bir insanım.

Temad benim vazgeçilmezim.

Ona sayfalarda ULU ÇINAR adını ben verdim.

Onu her gün suladım. Her yeni günde,  o uzun dallarının, gökyüzüne yeni uzanan yeşil yapraklı filizlerinin, o ulu heybetli gövdesinin hayali ile beraber oldum.


TEMAD DEMEK MAZLUM ASSUBAY DEMEK TİR.

TEMAD KÖSTEBEK ÇUKURUNDAN ASSUBAYLARI VE AİLELERİNİ IŞIĞA ÇIKARACAK TEK PUSULAMIZDIR.

ÇÜNKÜ TEK KUTUP YILDIZIMIZ  TEMAD DIR.

 

Assubay davasının ilk adresi olan Temay 1964 te kurulmuştu. Temad ise 1984 te.

Nereden bakarsanız 54 yıllık bir macera, çile,

Kah kodeslerde, kah yollarda, kaldırımlarda, kah devletin koridorlarında inadına bir kavga.

Ankaradaki TEMAD genel merkez binasını ilk kez görmek  08 Ocak 2018 günü nasip oldu.

Kavgaya mücadeleye başlamamdan tam 8 yıl sonra.

Farklı ,daha değişik bir binayı, yuvayı göreceğimi ummuştum.

Görünce ürperdim. Başımdan kaynar sular döküldü.

Burası Temad a falan benzemiyordu.

Hele ki 54 yıllık bir kavganın verildiği yere hiç benzemiyordu.

 

Asla da ulu çınarla falan  ilgisi yoktu.

 

Kasvetli, soğuk, yalnız,

Bir köşede sıkışıp kalmış.

Sanki bir binanın arka tarafındaki merdiven altı saklı gizli imalat yapan bir tekstil atölyesine girer gibi girdik bir kapıdan asansörüne.

Ha bozuldu, ha kaldık, ha kalacağız.

Karanlık, izbe odalar, eski masa ve sandalyeler,

Çağdaş bir ofis ve büro adına zerrece en ufak bir yatırım yapılmamış.

96 şubenin üssü, merkezi, karargahı metruk bir yapı,

İçindeki onca insana çay verecek, tuvaleti yeri süpürecek gariban bir çaycı.

Her an içindekini çöp zannedip dışarı püskürtmeye hazır bir çöp konteyneri gibi bir fiziki ortam.

Omuzlarım birden düşüverdi.


Bu muydu benim ulu çınarım…..?


Çok ama çok üzüldüm.

 İnanasım gelmedi.

 Bir odası hariç diğer tüm odaları 1800 lü yılların  gotik tarz mobilyaları ile doldurulmuş, bu güzide derneğin ne acı ki içine 21. Yüzyıldan yana hiçbir çağdaşlık ve demirbaş konmamış.

6 Yıllık Keser dönemi kasasına nakit koyduğu yaklaşık 2.5 milyon liradan buraya adam gibi bir yatırım yapmamış.

O bir odanın dışında.

Genel başkan odası.

Onca parayı iç eden bu kafa ve ego zihniyeti, çalışma arkadaşlarını dahi düşünmemiş. Kendisine yatırımdan başka.


Bu bina. Odaları, demirbaşları, camı, kapısı, helası ile asla bu topluma layık değil.

Adeta utanılası.

Güvenlik sıfır. 2 terörist gelse kimsenin can emniyeti yok. Kesseler duyulmaz. Araç koyacak kadar bile kapı önü yok.

Ahmet Kesere hala övgü yağdıran,o şürekalara buradan soruyorum…?

Hani yaptırıldığı söylenen, hani gidip gördük çok güzel bir genel merkez binası olacak diye yalan düzmece ile bu toplumu utanmadan düzdükleri o hayali genel merkez binanız nerede….?

Hiç mi utanmadınız….?

Artı 2 milyondan  sonra eksi 500 binlerle teslim edilen bomboş kasayı bırakırken de mi utanmadınız.?

Mehmetçiğe, Afrine, Türk ordusuna, Kilisten  bir araba dolusu suyu  gönderen şu kahraman ve cefakar yeni yönetime bir 5 bin lira olsun su parası da mı bırakamazdınız…?

 

TUH size. TUH  haysiyetinize, yöneticiliğinize, ,TUH sizi biatla savunan yüzsüzlere.

Ne yaptınız onca emeği, cefayı, vefayı, alın terini,

Ne yaptınız…..?

Bunları mı bıraktınız….?

Yazık size, anlayışınıza, insanlığınıza.

Cebinize giren maaşlara, yolluklara, otel ,yemek paralarına,

Suit odalarınıza.

Yazık.

 

Sayın Hamza DÜRGEN Milli Savunma Bakanlığından yep yeni bir Temad binası sözünü almıştır.

Bu müjde yakında gerçekleşecek Temad onurlu bir yuvaya sonunda çok yakında kavuşacaktır.

Sistemin düzenin, iktidarların, tiranların, erklerin, firavunların bize bıraktıkları onca enkaza bir o kadar da keser ve yönetimi bırakmıştır.

Yönetim kurulumuz bu enkazı bırakanların dönemini didik didik araştırmaya devam etmektedir. Her kuruş haramın, varsa çalıntının, yolsuzluğun hesabı mutlaka sorulacaktır.

 

Biliyoruz. İnanıyor ve güveniyoruz.

 

Bu mazlum sofrasına kırıntı toplamaya gelmek için sinsi niyetle hareket edecek olan her kim olursa olsun, bundan sonra bu emelleri  ulu çınarda yaşatılmayacak şekilde bir adaletli ASSUBAY düzeni bu yönetimce kurulacaktır.

İhraçlar da kaldırılacak, adaletsizce kapatılan İstanbul şubemizde açılacaktır.

Takvim de ne yazılıyor ise, hepsi de zamanı gelince hayata geçecektir.

Ortalığı bulandırtmayalım yeter.

Özlemlerimiz, gerçekleşecek, kardeşliğimiz ve birliğimiz yeniden kurulacak.

Bağışta, gelecek, yardımda.

Allah mazlumun mekanından gölgesini esirgemeyecektir.

TEMAD,    yani uyutulan , uyuyan o dev yeniden uyandırılacaktır.

 

Bu hepimizin sözü ve ahdı dır.


Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 


 

 

 

 

 

İSTANBUL...

Şubat 12, 2018

 

İSTANBUL

Nüfusu tam 18 milyon.

Bir ucundan öbürüne tam 85 kilometre .

Her bir ilçesinin nüfusu bile milyonu aşkın.

30 ırk ve milletten insan yaşıyor.

Günde 5 milyon ekmek tüketiliyor.

Ülkedeki 22 milyon aracın da tam 5 milyonu burada.

İnsan nefesi ve araç egzosu ile hava 4 derece ısınabiliyor.

Günde 2000 bebek doğuyor. 1000 e yakın insan ölüyor.

Aynı anda tam 6 milyon insan cep telefonu ile görüşüyor.

3 milyon kişi her gün internete girip çıkıyor.

Bu şehre giren çıkamıyor. Kayboluyor.

İşsiz sayısı 3 milyondan fazla.

Tüm marmaranın ,batı karadenizin, trakyanın su kaynaklarını bu kent kullanıyor. Yetmiyor.

Tüm sendikalar, işveren konfederasyonları, ünlü kulüpler, Tüsiad, müsiad,sanat, ticaret, sosyete, uluslar arası sempozyumlar, toplantılar, innovasyonlar, fuarlar, şirketler, vakıflar bu kentte.

 

Ülke ekonomisinin 1/3 ü yine bu kentte.

Ülkedeki paranın da, sermayenin de tam yarısı yine bu metropolde

Bu devasa mega kentte TEMAD ne halde derseniz.

Faal durumda 6 tanecik şubesi var.

Tanecik diyorum onun da yarısı ya var ya da yok. Çoğu insanda varlığını bilmiyor.

Anadolu yakasında bir şubeye üye olmak istiyorsanız en az 2 araçla tam 40 km.

Avrupa yakasında iseniz de yine en az 2 araçla en az 30 km yol katetmek zorundasınız.

Günde şubeye sadece gidiş dönüş yol paranız tam 12 lira. Simit hariç.

Haftada 2 kez giderseniz ayda yol ücretiniz ise tam 96  lira.

Yani bedeli ağır.

Her babayiğidin harcı değil.

 

Ne olmalı.

Hiçbir şey olmadan önce bu şehirde asla şube kapatılmamalı,

Bu vatana ihanet kadar ağır bir sorumsuzluk.

Hele ki bu 17 milyonu temsileden bir il başkanlığı statülü veya algılı en eski  bir şube ise.

Kapatınca ne olduğu sonucunu gördük yaşadık.

Bayramlarda  derneği temsil edemedik, çelenk koyamadık.

Zevatı, protokolü tamamlayamadık.

İstanbulda gazetelerde, Tv.lerde nahoş ifadeler çıktı.

Bir protesto, bir basın açıklaması, bir lokal tepki dahi olsun veremedik.

 

Bırakın dışarıyı,

Kilise kahraman ordumuza destek için genel merkezimize katkı için

bir araba dahi çıkaramadık. 10 adam olsun götüremedik.

Kapatılmadan önce en güçlü sesi veren şube, olan İl başkanlığı

bunları tam ve mükemmelen yapıyordu.

Şu hale bakınız ki şimdi şubelerden bırakın fiziki, katılımsal desteği, mali desteği;

sayfalarından olsun, Kilisteki basın açıklaması destek eylemine dahi bir haber,

bir yorum, bir açıklama olsun en küçük    katkı bile çıkamıyor.

 

İŞTE BU YÜZDEN İSTANBULDA ŞUBE KAPATMAMAK O KADAR ÖNEMLİ.

 

Şube açmak, hele ki, kapatılana aynı tüzel hakkını ve temsil yetkisini geri vermek ise çok daha önemli.

Hata o kadar vahim,

Hatayı hemen telafi etmemek te yine o kadar vahim.

Şu anda il başkanlığı temsilindeki TEMAD İSTANBUL isimli şube

eski Genel merkez yönetim kurulunun aldığı bir kararla kapalı.

 “isteyen üyesi en yakın şubeye gidip üye olabilir “  mankafa açıklaması ile.

Yerinde kim var …..?

1400 yaşayan şube üyesini sokağa atmamak,

32 yıllık bir çınarın dallarını kurutmamak adına resmi anlamda kurulu bulunan İSTEMAD.

 

İstemad ne durumda derseniz…?

 

Eski Yönetim kurulu yani Keser yönetimi bu derneğin Medeni kanunun 29. Maddesinin

6. bendi uyarınca bu isimle yasal olarak kurulamayacağına dair İstemad aleyhine bir dava açtı.

Dernek direndi.

30 Kasımdaki Temad olağan genel kurulunda   Ahmet Keser yönetimi düşer ve

yeni gelecek yönetim yeniden af yetkisini işleterek derneği eski tüzel haline

kavuşturur umudu ile duruşmalara gidilmedi.

 

Dava uzatıldıkça uzatıldı.

Ne var ki mahkeme sonunda bir karara vardı.

İstemadı hukuksuz buldu.

Genel merkezin başvurusunu haklı gördü. Derneğin aleyhinde karar verdi.

Sonra…..

İstemad yönetim kurulu  zaman kazanmak adına  karara itiraz etti.

İtiraz haklı görülüp dava yeniden işleme alındı.

20 Şubat günü son karar açıklanacak.

İstemad yönetim kurulu, 30 kasımda  adil ve adaletli bir yönetimin seçilmesi ile rahat bir nefes aldı.

 

Bir de karar aldı.

20 Şubattaki duruşmada artık itiraz etmeyecek, direnmeyecek, İstemadın aleyhine

çıkan ilk karara uyacağını mahkemede beyanla karara saygı duyacak.

20 Şubatta mahkemenin kararı alınır alınmaz

İstemad yönetim kurulu nüshayı Ankaraya gönderecek.

Hızlı biçimde fesih için genel kurulunu toplayıp son adımını atacak.

 İstemadı  kapatarak tüm mal varlığını, kasasını, demirbaşları ile fiziki şube binasını

olduğu gibi Temad a son kapanış  kurul kararı ile bağışla devredecek

Genel merkez yönetim kurulumuzda verdiği sözde duracak, eski il başkanlığı şubesini yeniden açacak.

İstanbulun hikayesi bu.


Gelelim temsil yetkisine,

Zaten 2014 yılında tüzük değişikliği ile İl başkanlığı veya temsil yetkili şube sıfatı kaldırıldı.

Büyük illerde hiçbir  şubenin  İl başkanlığı yetkisi de artık yok.

Olması mı gerekirdi.

Kesinlikle evet. Bu maddeyi iptal ettirenler resmen dava düşmanıdırlar. O kadar açık söylüyorum.

İstanbulda sıkıntı bitecek mi…

Asla….

Bu dev kentte 6 şubeyi teleskopla dahi zaten göremezsiniz.

 yedincisi olsa ne olmasa ne.

 İl başkanlığı temsil yetkisi ve tüzük maddesi olmadıktan sonra.

 İçi güçlü, dolu, donanımlı olmadıktan sonra.

 Dedim ya burası İstanbul.

 Dünyada tam 80 ülkeden daha büyük.

 Her şubeye gün aşırı olsun gidiş dönüş maaşın 4 te biri.

 Her babayiğidin harcı değil, bu metropolde dernek işletmek.

 Üye toplamak.

 Kasasına para koymak.

 İstanbul derya, Temad bir damla.

 Bir kez kapatırsanız, bir daha asla açamazsınız.

 

 Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 


Davul zurna çaldı, dediler ki cenk var

Vatan için, Allah için haydin ihtiyatlar

Gelince kutlu çağrı, Hasan Hüseyin eve koşar

Her zerresini yüreğinin cihat ateşi sarar

Tek evladını, can Münire'sini Hüdâ'ya emanet eder

Kalbinde iman, göğsünde Vatan ve Kur'an

Varır çöllerine Yemen'in çok ta geçmeden

O Yemen elleri ki açlık, yokluk bir yandan

Kalleşçe vurmuş arap Yahya, Osmanlı'yı arkadan

Hoca denen Yahya'nın tek derdi kuracağı hanedan

Yokluk kıtlık içinde,

Yemen'in Çöllerinde Destan yazar

Mehmet'im tüm gönüllerde

İngiliz'den uman medet, yüz karası Yahya bedevîsi de

Kurar tuzaklarını, düşer pusulara

Yiğitler de Hakk'ın, mazlumun savaşçısı, düşer hapislere de

Yiğit Hasan Hüseyin sevmez esareti asla

Cuma vakti okurlar, Yâsin-i Şerif'i kumlara

Resulullah gibi atarlar düşmanın kafasına

Tekbirlerle kırarlar demir parmaklıkları vura vura

Üzerine âyet savrulan düşmanlar göremez onları asla

Yürürler geceler boyunca, karanlıklarında çölün

Azıkları tevekkül, katıkları, böcek, yılan

Hain Yahya'nın itleri, tutmuşlar dört bir yan

İhanetin kucağında yanıyor, anlı, şanlı Yemen

Dört bir yana kafa tutan Yiğitlerin hakkını, yemen

Ulaşırlar Anadolu'ya meşakkatli, zor yolla

Memlekette verirler, kısacık bir mola

Koşarlar, dolu dizgin, Çanakkale Boğazı'na

On yedi yıl askerlik, dile kolay bu cennet Vatana

Ben razıyım hepsinden, razı olsun Hûda'da

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Yemen Çanakkale gazisi Büyük dedem H.Hüseyin CEYLAN


Ömer KESKİN 11.02.2018

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

Atilla ABAYLI
TEMAD GENEL BAŞKANINA Sayın genel başkan; Evrensel sistemde gerçekler net görülmelidir. İzmirde il temsilcisi davet üzerine 23 Nisan resepsiyonuna davet edilir. Ve üç kişi eşleri ile bu davete icabet ederler. Şimdiki disiplin kurulu başkanınız ve şimdiki izmir il temsilcisi ve yönetimden biri. Ve yönetimden biri bu etkinliği facebook sayfasında paylaşır.Bu paylaşıma...
Cuma, 14 Ocak 2022
Erol ERTURAN
Herkese merhaba İyi akşamlar Arkadaşlar TEMAD ve diğer sosyal medya hesapları neden yapısal sorunları konuşmazlar ve durumu devamlı gündemde tutup sosyal medyayı hop oturup hop kaldıracak fikir cimnastiği ve oluşturacak ve yapısal sorunlarımızı sistematik bir yapıya büründürmekten maalesef imtina eder durumda olduklarını değerlendirmekteyim sorunlarımız mevzi konular...
Cuma, 07 Ocak 2022
Murat DEMİRKIRAN
Değerli Meslekdaşlarım, Yıllardır önyargılarla haksızlığa uğrayan astsubayların haklarını savunmak için ONUR MÜCADESİ dediğimiz mücadele için birçok arkadaşımız,ağabeyimiz minnet duyduğumuz katlıları ile destek oldular Bu mücadelede bizim öncümüz rehberimiz TEMAD ancak yönetimler bugüne kadar kişisel hesapları ön planda tuttukları için başarı sağlayam...
Çarşamba, 05 Ocak 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ