EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Bizler ülkemiz  değerlerini korumak için gerektiğinde severek ölmeyi göze almış bir mesleğin mensuplarıyız. Görevde iken  asli görevlerimiz dışında ordumuzun birçok sosyal sorumluluk projelerinin yürütülmesinde  assubayların katkıları büyüktür ve takdire şayandır; örneğin yurdumuzun daha yaşanabilir bir hale gelmesi, çöl olmaması konusunda yapılan ağaçlandırma çalışmalarında bizler bizzat projeleri yürüten kişiler olduk.

Sanayileşmenin getirdiği kirlilikle her geçen gün katledilen dünyamızda yaşanan bu olumsuzluk  bizleri üzmekte, sorumluluk bilincimizi paylaşmaktayız.

Kaldı ki bu dünya ve ülkemiz bizim değil bize büyüklerimiz tarafından evlatlarımıza teslim etmek üzere emanet bırakılmıştır.

Derneğimiz TEMAD  ön yargılarla tahakküme varan sosyal,ekonomik ve insanı haksızlıklarımızı çözme görevinin yanında bu bilinçle birçok sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktadır. Bunlardan biri doğayı kirleten atık yağların yeniden ülke ekonomisine kazandırılmasını ve çevrenin korunmasını sağlayan  atık yağların toplanması projesidir.

Bu proje belirtilen yararların yanı sıra derneğimize maddi katkılar da sağlayacaktır. Meslektaşlarımızdan bu projeye destek olmaları çevre,arkadaş ve dostları yardımı ile büyük tesislerden,otellerden bu projeye destek sağlamalarını istirham ediyor, TEMAD Genel Başkanlığının bu konudaki açıklamasını bilgilerinize sunuyoruz. Saygılarımızla.

 

 

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Sosyal Sorumluluk Projelerine bir yenisi daha ekledi.Hem ülke ekonomisine katkıda bulunmak hem de çevreyi korumak adına kullanılmış her türlü bitkisel atık yağları topluyor.

Çevreye farkında olmadan karıştırdığımız bu bitkisel atık yağlar bir çok önemli zararlara sebep olmaktadır.Örneğin 1 litre Bitkisel Atık Yağ 1.000.000 litre içme suyun kirlenmesine sebep olmaktadır ayrıca Kanalizasyona karışan yağlar kanalizasyon hatlarında büyük ölçüde tıkanmalara neden olmaktadır.

Bir litre bitkisel atık yağ 1.000.000 litre suyun kirlenmesine neden olmaktadır işte bu yüzden

İşte bu yüzden her türlü konuda kamu yararına hizmet edinmeyi kendine ilke edinmiş olan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği kullanılmış atık bitkisel yağları toplama kararı almıştır.

TEMAD bu sosyal sorumluluk projesini KOLZA GERİKAZANIM TESİSİ ile  ortaklaşa gerçekleştirecektir.Bu konuda gerekli anlaşmalar imzalanmış gerekli olan tüm lisanslar alınmıştır.
(Araç Lisans No: ABY-06-/01) ayrıntı için tıklayınız

TEMAD - KOLZA GERİKAZANIM Tesisi İşbirliği ile Yapılan Bitkisel Yağların Toplanması Faaliyetine Tüm Meslektaşlarımızın Desteğini Bekliyoruz.

Gerekli Her Türlü Bilgiyi 0 507 616 44 33 - 0 533 321 28 78  veya 0 312 433 33 93  numaraları telefon numarasından öğrenebilirsiniz.

Kaynak: http://www.temad.org/haber.php?h=wmyjzjce

 

Değerli Meslektaşlarımız

Yıllardır ön yargılarla tahakküme varan haksızlıklar yaşayan, haklı talepleri ötelenen, hâttâ sicil, tayin ve ceza korkusu ile susturulan assubaylar, "kol kırılır yen içinde kalır dedikleri" zaman, bu kez kanatları kırıldı! "TSK bir ailedir" diyenler bizlere üvey evlat muamelesini bile çok gördüler. Fakat, artık haksızlıklara, hukuksuzluklara, üvey evlat muamelesine "HAYIR" diyen assubaylar, onur mücadelesinde kararlı bir şekilde yürüyor ve yürümeyede devam edecekler.

Genelkurmayın kapısında bekletilen, aba altından sopa gösterilen, "TSK'de adaletsizlik yok. Tüm personelin sosyal ve ekonomik hakları bir sistem dahilinde eşit olarak korunuyor" klişe sözleri ile bizleri oyalayanlar, kölelerin ülkelerinde genelkurmay ve devlet başkanı olduğu bir dünyada “söz vermeyin haklarımızı verin” diyen assubayların sesini duymak zorundadırlar.

"Güçlü ordu, güçlü Türkiye" sözü bir slogandan ibaret olmaması ve aidiyet duygumuzun kaybolmaması için ivedi çözümler üretmek zorunda olduklarını görmelidirler. Aksi halde kaybeden sadece assubaylar olmayacaktır!

Bu nasıl bir zihniyettir?  NATO 2008 yılını, ABD 2009 yılını 'Assubaylar Yılı' ilan etti. Genelkurmay ittifak üyesi olmasına rağmen, bir kuru mesajla dahi Türk assubaylarını kutlama zahmeti göstermedi! Bu talihsiz tavrını devam ettirerek, TEMAD tarafından organize edilen 'Dünya Assubaylar Günü' etkinliklerine iktidarın bakanı, Ana Muhalefet Lideri, milletvekilleri, seçkin konuklar ve yabancı ülke askeri ateşeleri katılmasına rağmen, bir tek temsilcisini gönderme zahmetinde bulunmadı!

Yıllardır bu sitede "assubayların marşı ve günü olsun. Manevi olarak bu mutluluğu yaşayalım" talebinde bulunduk. Bu talebimize, ne zamanın TEMAD yönetimi, nede diğer ilgililer yanıt vermedi! Her gecenin bir sabahı olduğu gibi, Sn.Ahmet KESER ve ekibi bir güneş gibi ortaya çıkıp bizlerin sesine, hislerine, taleplerine yanıt verdi. Bırakın assubaylar gününü, kimsenin cesaret edemeyeceği büyük bir organizasyona imza atarak muhteşem bir çoşku ile bizlere bu günü yaşattılar. Gn.Başkanımız  Sn.Ahmet KESER, organizasyon sorumlusu Gn.Bşk.Yrdc. Sn.Yüksel Binici başta olmak üzere tüm genel merkez yönetimine, destek verenlere, sponsorlara, katılanlara ve yürekleri ile bizleri destekleyenleri kutluyor, yüreklerinden ve gözlerinden öpüyoruz.

Assubaylar olmadan ordumuzun bırakın savaşmasını askerimiz karnını doyuramaz! Aksini savunanlar varsa, aynı zaman diliminde tüm assubaylara 48 saat izin versinler... Biz imtiyaz istemiyoruz, bizim terimiz, kanımız şaşal suyu değildir! Tek talebimiz adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıdır.

Güçlü ordu güçlü Türkiye sloganla değil yukarıdaki resmin Türkiye'de gerçekleşmesi ile mümkündür.

Tekrar DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ’nü kutlar sevgi ve saygılar sunarız.

E.ASSUBAY GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU – EMEKLİ ASSUBAYLAR SİTE YÖNETİMİ

Değerli meslekdaşlarımız Türkiye'de iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine adalet aradığımız bir kapı daha kapanıyor mu? Bunu zaman gösterecek, ancak ANAYASA MAHKEMESİ'ne bireysel başvuru hakkı tanınması üzerine 23 Eylül tarihinden itibaren 2 yıl süre ile AİHM'ne bireysel başvuru yapılamayacak. AİHM Anayasa mahkemesinin etkin bir denetim yaptığına karar verirse artık tüm başvurularımızı AİHM yerine ANAYASA mahkemesine yapacağız.

Bu konuda basında çıkan bir haberi bilgilerinize sunuyor adil ve huzur dolu günler diliyoruz.

                                                                                           SİTE YÖNETİMİ

                                                                                         

 

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvuruların başlaması nedeniyle pazartesi gününden itibaren 2 yıl boyunca Türkiye'den başvuru almama kararı verdi. AİHMAnayasa Mahkemesi'nin etkin bir denetim yaptığı kanaatine varırsa bundan sonra Türkiye'den başvuru almayacak.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, 23 Eylül günü başlayacak olan bireysel başvuru uygulaması hakkında gazetelerin Ankara temsilcilerine bilgi verdi. Yeni uygulamanın detaylarını anlatan Kılıç "Evrensel değerlerle bütünleşmeyi sağlama amacındayız" dedi.

Kılıç'ın açıklamaları ve sistemin detayları şöyle;

MAHKEME YARGIYI KUŞATACAK

"Dünyada siyasal alandaki küreselleşmenin yanında hukuksal alanda da küreselleşme var. Hak ihlalleri artık dünyanın önemli bir meselesi haline geldi. Bu kadar önemli bir konunun yoğun yaşandığı bir ülkede buna kayıtsız kalınamazdı. Türkiye'nin hak ihlalleri alanındaki notunun kırık olması bireysel başvurunun bizde de olmasında zorunlu bir sebepti. Anayasa Mahkemesi yargının gideremediği, ya da yargının sebep olduğu sorunları gidermeye çalışacak. Hem idareyi hem yargıyı kuşatan bir anayasa mahkemesi ile karşı karşıyasınız diyebilirim."

KÜRSÜ HAKİMLERİ DİRENDİ

"Anayasa Mahkemesi'nin kararları aleyhine bireysel başvuru yolu kapalı. İdarenin yol açtığı hak ihlalleri kanun yollarının kullanılmasıyla giderilmeye çalışılacak. İhlal yargı tarafından giderilmiyorsa biz gidermek zorundayız. Anayasanın 90. maddesine eklenen fıkraya göre uluslararası yasa ile milli yasa arasında bir çatışma olursa uluslararası anlaşmaları üstün tutacaksınız dendi. 2004 ile 2012 arasında geçen süreye bakılırsa kürsü hakimlerinin bu konuda başarılı olduğunu söyleyemem. Hatta bir isteksizlik ve direnmenin olduğunu söyleyebilirim. Bireysel başvurunun getirilmesi bu yönüyle çok önemli. Anayasa Mahkemesi bunları denetleyecek. Amacımız AİHM'e başvuruları da azaltmak.  90. madde devrim niteliğinde bir değişiklikti . 90. maddeyi kürsü hakimlerine uygulatmayı başarabilirsek AİHM'e başvuruları azaltabilir.

19 BİN DAVA AİHM'DE

19 bin dava AİHM'de bekliyor. Böyle bir tabloda Türkiye'nin evrensel standartlara uygun hareket ettiğinden, bahsetmek zor. Bireysel başvurunun başarıyla uygulandığı Almanya ve İspanyan'dan örnek vermek istiyorum. Almanya'da yılda ortalama 6 bin dava, İspanya'da da 7 bin civarında kabul edilmiş dava var. Burada AYM denetimi sonunda iki ülkeden de AİHM'e giden (beğenmeyip) dava sayısı Almanya 159, İspanya 65 dosyadır. Yani bu bireysel başvurunun etkinliğini ve sonuçlarını ortaya koyması açısından önemli bir veridir."

AZERBAYCAN AİHM'İ İKNA EDEMEDİ

Azerbaycan'da da AYM'ne bireysel başvuru var ama AİHM etkili bir yol olarak kabul etmiyor. Altını çiziyorum: Türkiye'de etkin bir denetim olduğu kanısına varırsa artık Türkiye'den yapılacak başvuruları kabul etmeyeceklerini söylediler. Ama Azerbaycan gibi olursak, AYM'ne başvuru öncesinde bile başvuru kabul edeceklerdir. Başvuruda Rusya 1. Türkiye 2. sırada. Ama ihlal konusunda Türkiye 1. sırada. Bizim ihlal kararlarında da birinci sırada yer alan adil yargılama konusundaki adalet teşkilatının neden olduğu ihlaller birinci sırada. Daha önce işkence birinci sıradaydı. İşte bu nedenle bireysel başvuru anayasaya konuldu.

Bir kamu gücünün sebep olduğu ihlal kararlarıyla ilgili bütün yasal yollar tükenince AYM'ne başvurması hükmünü getirdi. AİHM çerçevesinde de bir sınır çizdi. Sadece AİHS'de yazılı olan haklarla ilgili, bireysel başvuruya konu olabilecek bir sınır çizdi. Ama biz çok önemli bir, denetimimizi kendi anayasamıza göre yapacağız. Biz bu denetimi yaparken sözleşme hükümlerini Anayasa hükümlerinin içine ithal etmek yöntemiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle (AİHS) çelişkisi olmayacak şekilde karar vereceğiz."

AYM KARARLARI BAĞLAYICIDIR

"Anayasa ile sözleşme arasında çok büyük farklılıklar yok. 82 yasasında sözleşmedeki haklar getirilmiş ama sınırlarında sorun olmuş. Sınırlar dar tutulmuş. Dar anlayıştan geniş anlayışa geçeceğiz. Türk mevzuatına göre ifade özgürlüğü çerçevesi ile AİHM ifade özgürlüğü çerçevesi arasında çok büyük fark var. Bizimki dar,AİHM'inki geniş. Artık bizim kararlar da daha özgürlükçü bir yaklaşım olacak. Amaç evrensel değerlerle standartlarla uyumlu hale gelebilmek."

AİHM'E RAPÖRTÖR GÖNDERDİK

"Raportör arkadaşlarımıza AİHS'nin ilk 20 maddesini didik didik ettirdik. AİHM'e rapörtörleri gönderdik. 6 aylık dönemlerde sistemi incelediler. Almanya, İspanya, Güney Kore'ye arkadaşlarımızı gönderdik. Bu ülkelerin uygulamaları bize kaynak oldu. Acil durumlarda tedbir amaçlı kararlar verilebilir. Mesela biri sınır dışı edilecekse ve vakit yoksa bu yola başvurulacak. 2 ciltlik 2 bin sayfalık bir kaynak eser hazırlattık, bütün kürsü hakimlerine dağıtılıyor. Türkiye Barolar Birliği de basıp bütün avukatlara dağıtacaklar. Sözleşme ile AYM arasında örtüşen örtüşmeyen bölümlerin tespiti konusunda da bir kitap hazırlanıyor. Kürsü hakimlerimiz avukatlarımız ne kadar başarılı  olursa bizim işimiz o kadar kolaylaşacak o nedenle eğitim çalışmalarına devam edeceğiz. 60 raportör ve 26 yardımcı ile bu işe başlıyoruz. AİHM bu sayının şimdilik yetebileceğini ifade etti. Anayasa yargısıyla ilgili doktorası olan arkadaşlar aldık. Bu işin motoru ve beyni olacak. Üyelerin bu kadar dosyanın ayrıntısını incelemesi zor."

MAHKEME İKİ BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

"Mahkeme 4 üye ve bir başkandan oluşuyor. İki mahkeme bireysel başvuruyu sonuçlandıracak. 6 grup komisyon oluştu. Her komisyonda iki kişi var. Vatandaş AYM'ye doğrudan başvurabileceği gibi herhangi bir adliyeye gidip harç yatırmak suretiyle başvurabilecek. Yurtdışı temsilciliklerimizi de aracı olarak kullanabilecekler. İlgili yerler, bilgisayar ortamında bunu bize aktaracaklar. Bu şekilde gelen başvurular 12 kişilik ekip tarafından incelenecek. Olması gereken belgelere bakacak. Belgeler tamamsa kabul edip komisyona gönderecek. Eksiklik varsa tamamlatmak üzere ilgili kişiye 15 gün süre verilecek. Bu süreç tamamlanınca, Komisyona gelecek, 6 komisyon, yapılan ihlalin kabul edilebilir ya da edilemez olduğuna karar verecek. Redderse karar kesindir. İki komisyon üyesi anlaşamazsa dosya bölüme gidecek ve bölüm karar verecek. Kabul ederse bölümüne gönderecek. Bölüm de gerçek yargılamayı ve incelemeyi yapacak. İki bölüm arasında sorun çıkarsa genel kurula gelecek. Genel kurul karar verecek. 172 lira harç yatırılacak, harç miktarları her yıl yeniden değerlendirilecek."

BİZ TEMYİZ YADA İSTİNAF MAHKEMESİ DEĞİLİZ

AİHM'in önünde 10 yıldır bekleyen dosyalar var. Bize yapılan başvuruların yüzde 1 yüzde 2'sini kabul edilebilir bulma hedefimiz var. Yargıtay'ın ya da Danıştay'ın görev alanına giren bir konuyu ayıklamak suretiyle bu sayıyı düşürmek istiyoruz. Eminim herkes bizi temyiz mahkemesi olarak görecek. Anayasa mahkemesi temyiz ya da istinaf mahkemesi değil, bunların yapamadığı konularda yapılmış ihlallerin görüleceği bir yer olacak. Bilinçli ve özenli davranılırsa AYM davalarla boğulmaz."

AİHM YOLU ARTIK TÜRKİYEYE FİİLEN KAPALI

"AİHM, temmuz ayında şöyle bir karar aldı. Türk AYM'nin başlaması nedeniyle 23 Eylül'den itibaren yapılacak başvuruları kabul etmeyecek. Taa ki AYM'nin gerçekten etkin bir denetim yaptığına karar verirse (2 yıllık süre) hiç almayacak. AİHM bunu resmi olarak hukuksal metne dökmüyor. Ama uygulamada böyle."

CHP'NİN HESAPLARINDA ÖZENSİZLİK VARDI

"Uçak biletini kendi adına kestiriyor. Şahsi mi, görev için mi göremiyoruz. Yazı istedik, özensiz davrandılar. Davalarla ilgili avukatlar yükümlülüklerini yerine getirmemiş, cezalar, gecikmeler ihmal davranışlarından kaynaklanıyor. Öyle sanıyorum ki 2010'dan itibaren olmayacak. Tıraş bıçaklarının, losyonların bile partiden alınması doğru değil. Paranın siyasi amaçlara uygun kullanılması önemli.  Deniz Feneri konusunda da belgelendirilemeyen bir konu var. Parti görev yazısı gönderirse bunları katmıyoruz. Denetimlerden sonra siyasi partiler düzene girdi. Uçak biletini Kemal Kılıçdaroğlu diye getirmişse kabul etmiyoruz. Yanında Parti görevi için gittiğini belgelerlerse sorun etmiyoruz. Bundan sonra denetimi Sayıştay yapacak, biz karara bağlayacağız "

SİVİLE ARTIK SİVİL MAHKEME BAKACAK

"Askeri teşkilatta çalışan sivil memurların asker sayılacağı kuralı vardı. Bunu iptal ettik, artık bununla ilgili açılacak bütün davalar sivil mahkemelerde görülecek. Örnek olayda sivil memur ile askeri personel kavga etmişti. Bundan böyle hem kişi hem de görevleri ile ilgili tüm konularda sivil mahkemelerde yargılanacaklar"

BAŞBUĞ'A TAHLİYE YOLU AYM'DEN GELEBİLİR

Tutuklama konusunda değerlendirme yapılırken AİHM kriterleri gözetilecektir. Mesela tutuklu birisi, mahkemeye itiraz etti. Red edildi. Bu kez bir üst mahkemeye başvurdu. Oradan da reddedildi. Bu kez iç hukuk yolunun bittiği yönünde bir görüş olabilir. AYM 'evet iç hukuk yolu bitmiştir' deyip dosyayı kabul edebilir ve esastan görüşebilir. Eğer AYM tutukluğun haksız olduğuna karar verirse yerel mahkeme bu kararı esas almak zorunda. Bu emsal teşkil eder.

.

Saygıdeğer Arkadaşlarımız

Hayatımızda, Doğum Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü, Denizciler Günü gibi birçok özel gün vardır. Özel günler ilgili kişileri onore eden, manevi değeri olan günlerdir.

Yıllardır assubayların da günü ve marşı olsun yönündeki taleplerimize yetkililer kulaklarını tıkadılar. Silahlı Kuvvetler'in en önemli unsurlarından olan assubaylar için bizim de ittifakta yer aldığımız NATO ve ABD bir tek günle yetinmeyip, NATO 2008 yılını, NATO’nun en büyük gücü ABD 2009 yılını assubaylar yılı olarak kutlayarak mensuplarına verdiği önem ve değeri ortaya koydu.

Bu kutlamalardan sonra sitemizde Assubaylar Günü ve marşının meslektaşlarımız ve aileleri için manevi değerini tekrar anlatıp böyle bir kutlamanın yapılması taleplerimizi tartışmıştık.

Sitemizde  meslektaşımız Sn. Ersen GÜRPINAR tarafından yazılan CİOR başlıklı yazı  sayesinde  WDF teşkilatının varlığından haberdar olan, 15 yıldır ödeneği ayrılıp aidatının yatırıldığını bizzat kendileri itiraf eden TEMAD eski yönetiminin yurtdışındaki bu toplantılara turist gibi katılmayıp ASSUBAYLAR GÜNÜ için bir öneri, bir bildiri sunabilmiş olsalardı belki bu günü kutluyor olacaktık!...

"Zararın neresinden dönülürse kârdır" düşüncesi ile TEMAD Genel Başkanı Sn.Ahmet KESER ve yönetimi, maddi ve manevi haklarımız konularındaki gösterdikleri kararlı mücadele ile 17 Ekim tarihinin "DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ" olarak kutlanması çalışmalarına ve bu büyük organizasyona başladılar.

  • "17 EKİM DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ" kutlamaları bizim birliğimiz ve mücadele kararlılığımız için buyük önem taşıyor. Çalışmalara bizzat destek veremesek de bu özverili yönetimin çalışmalar için gereksinim duyduğu finansmanı bizler küçük ama önemli katkılarla sağlamalıyız.
Uluslararası bir organizasyonun önemini hepimiz takdir ediyoruz. Yapılacak kutlamalar, kiralamalar, yabancı konukların ağırlanması, şubelerden gelecek arkadaşlarımızın seyahatine katkı, yemek olmasa bile birer kumanya ile ağırlanmalarına yine bizler katkıda bulunacağız. Bazı arkadaşlarımız ve TEMAD şubelerimiz özel girişimlerle otobüs temini, sponsor katkısını sağlayıp mümkün olduğu kadar büyük bir katılımla ANKARA'da olmamıza katkı sağlayacaklardır.  Zorunlu nedenlerle ANKARA’da bulunamayacak olan arkadaşlarımızın  gönülleri ANKARA’da olarak verdikleri  maddi destekle  kendilerine saygının gereğini yerine getireceklerdir...

Biz büyük bir toplumuz, birliğimizi ve kararlılığımızı dosta düşmana göstermek bu güzide girişimin başarısına kişisel katkılar için  TEMAD Gn.Mrk. aşağıdaki hesap numaralarına küçük de olsa destek vereceğinizden eminiz.

Sitemizde yayınlanan GOOGLE  ilanlarından çok cüzi de olsa  elde edeceğimiz gelirleri mücadelemiz ve sosyal hizmetler için harcayacağımızı  yıl sonunda bilançoyu sizlere sunacağımızı bildirmiştik.

  • Çam sakızı çoban armağanı olarak bu gün için genel merkez hesabına site yönetimi adına 500 TL. yatırıp  kampanyamızı başlatıyoruz.

Katkılarınız için minnettarlığımızı ve teşekkürlerimizi sunar 17 EKİM DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ’nü şimdiden kutlarız. Sevgi ve saygılarımızla.

SİTE VE E.ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ

 

TEMAD GENEL MERKEZİNİN  BANKA HESAP NUMARALARI

HALK BANKASI KIZILAY - ANKARA ŞUBESİ (0412)
HESAP NO:16000106
İBAN NO:TR61 0001 2009 4120 0016 0001 06

ZİRAAT BANKASI NECATİBEY-ANKARA ŞUBESİ (795)
HESAP NO:6565406-5003
İBAN NO:TR38 0001 0007 9506 5654 0650 03

VAKIFBANK KOLEJ - ANKARA ŞUBESİ (119)
HESAP NO:00158 00729 9860 980
İBAN NO:TR25 0001 5001 5800 7299 8609 80

AKBANK MİTHATPAŞA - ANKARA ŞUBESİ (0354)
HESAP NO:106098
İBAN NO:TR71 0004 6003 5488 8000 1060 9

İŞBANKASI İNCESU - ANKARA ŞUBESİ (4230)
HESAP NO:643112
İBAN NO:TR45 0006 4000 0014 2300 6431 12

GARANTİ MİTHATPAŞA - ANKARA ŞUBESİ (763)
HESAP NO:6298421
İBAN NO:TR05 0006 2000 7630 0006 2984 21

HESAP ADI : TÜRKİYE EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ
İNG BANK NECATİBEY - ANKARA ŞUBESİ (111)
HESAP NO:4735659-MT-001
İBAN NO:TR95 0009 9004 7356 5900 1000 01

TEB MEŞRUTİYET CAD. - ANKARA ŞUBESİ (105)
HESAP NO:8636320
İBAN NO:TR86 0003 2000 0000 0008 6363 20

TEMAD PTT POSTA ÇEKİ
888750

17-ekim-dunya-astsubaylar-gunu

Değerli Okurlarımız, Meslektaşlarımız;

17 EKİM DÜNYA ASSUBAYLAR günü kutlamalarına destek amacıyla TEMAD Genel Başkanlığı öncülüğünde ve koordinesinde FACEBOOK'ta kurulan grup yönetimi tarafından Site Yönetimimize gönderilen açıklama aşağıdadır; Site yönetimi  olarak hertürlü desteğe hazırız; Lütfen kişisel desteklerinizi esirgemeyiniz.Sevgi ve saygılarımızla 

17-Ekim-Kapak

TEMAD’a akan dereleriz” sloganıyla bütünleşmiş olan ve bizler, yani assubaylar tarafından kurulmuş olan www.emekliassubaylar.org’un güzide takipçileri, meslektaşlarımız...

Üç aydır değil, bir yıldır değil, beş yıldır değil, on yıldır değil onlarca yıldır camiamızın hizmetinde olan, bu uğurda; emek harcayan, alın teri döken siz meslektaşlarımıza selam ediyoruz.

Yıllardır, As(t)subay özlük hakları için nasıl bir çaba içinde olduğunuzu, ne kadar etkili yol ve yöntemler geliştirdiğinizi ve uyguladığınızı çok yakından takip ediyoruz.

Bizler, emeklisi ve çalışanıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin diğer bütün unsurlarıyla birlikte temel taşları olan astsubay/assubaylarıyız.

www.emekliassubaylar.org sitesi olarak sizlerin de sürekli olarak vurguladığınız üzere; "bizler hakkımız olandan ne bir eksik ne bir fazla bir şey istemiyoruz.” Bizler, özellikle son 20-30 yıl içinde bizden alınanları geri istiyoruz. Bu isteklerimiz, ana başlıklar halinde olsun, tek tek konuların içine girerek olsun binlerce kez hem siteniz hem de diğer yayın kuruluşlarımız vasıtasıyla kamuoyuna ve ilgililere duyurulmuştur.

TEMAD Genel Başkanlığı Yönetim Kurulunun 19 Mart 2012 tarihinde almış oduğu kararla Bu yıl ilk kez kutlanması kararlaştırlan 17 EKİM DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ kutlama çalışmalarına katkı ve destek sunmak amacıyla kurulan “17 EKİM DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ” isimli FACEBOOK grubumuza destek olmanızı bekliyoruz.

Amaç birliği içinde olan, olması gereken tüm sızıntıların, derelerin, yollarındaki tüm engellerin kaldırılarak daha güçlü bir şekilde TEMAD’a yönlendirilmesinin, isteklerimizin gerçekleşmesini kolaylaştıracak adımlar olduğunu düşünüyor, saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.

SESİMİZİ DÜNYA DUYACAK...

 

17 EKİM DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ
FACEBOOK GRUP YÖNETİMİ

aihm-karari

Saygıdeğer Meslektaşlarımız,

Bu sitede yıllardır önyargılar sonucu oluşan haksızlıklarımızın giderilmesinin mücadelesini veriyoruz.

Yürekli bir meslektaşımızın AİHM açtığı dava sonucunda mahkeme "şahsi hürriyet ancak hakim kararı ile kısıtlanır" hükmünü vererek TÜRKİYE'yi tazminata mahkum etmişti. Bizde sürekli olarak, bu cezaya tabi olan arkadaşlarımıza haksızlıklara sessiz kalmamalarını, ceza verildiği zaman bir dilekçe ile "AİHM kararına göre" cezanın yok sayılmasını talep etmelerini, ret yanıtı almaları halinde ise 'örnek karar olduğu için' hiç bir mahkemeye başvurmadan AİHM dava açmalarını, bu konuda kendilerine yardıma hazır olduğumuzu belirtmiştik.

İşte, bu konuda süren davalardan biri daha assubay arkadaşımızın lehine sonuçlanmıştır.

Bu cezaya maruz kalan arkadaşlarımızın belirtilen yolu izleyerek dava açmalarını öneriyoruz

Basına intikal eden habere göre TSK'da  görev yaparken 2008 ve 2009 yıllarında üstlerinin emirlerine itaat etmedikleri gerekçesiyle haklarında oda hapsi cezası verilen dört astsubay, bu cezaların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme yerine komutanları tarafından verilmiş olmasına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtıkları davayı kazandılar.

Necmi Tengilimoğlu, Mehmet Dutuklar, Emrah Çerezci ve Salih Gazi adlı davacılar 2008 ve 2009 yıllarında AİHM'ye yaptıkları başvurularda, haklarındaki oda hapsi cezalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5'inci ve adil yargılanmayla ilgili 6'ıncı maddelerine aykırı olduğu tezini işlemişlerdi.

Davayı esastan gören AİHM, Türk hükümetinin, davacıların iç hukuk yollarını tüketmedikleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin askeri disiplin prosedürüne uygulanamayacağı ve AİHM'ye başvuru için altı aylık süreyi aştıkları tezlerinin tamamını geri çevirdi.

TÜRKİYE 17 BİN 500 EURO CEZA ÖDEYECEK

Mahkeme, Türk yargı sisteminde TSK'da hapis hükmü içeren disiplin cezalarının adli bir makam tarafından veya bu makamın kontrolü altında verilmiyor olmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili maddesine aykırı olduğu sonucuna vardı.

AİHM, daha önce de 2007 yılında benzer bir karara imza atmış ve sadece emir komuta zinciri çerçevesinde oda hapsi içeren disiplin cezası verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğuna hükmetmişti.

Karar gereği Türk hükümeti davacılara toplam 17 bin 500 Euro manevi tazminat ödeyecek.

Adalet ve huzur dolu günler dileği ile sevgi ve saygılar sunuyoruz  

SİTE YÖNETİMİ

Balcicek-ilter

İNSAN bekliyor tabii...

"Gündeme aldık, şu kadar zamanda sorunların hepsini halledeceğiz..."

Demelerini... Bir sır vereyim mi?

"Yalan söylüyorlar, sizi yanıltıyorlar, bu girişim TSK'yı yıpratma girişimidir!" gibi çıkışlar bile bekliyordum...

Dün telefonum çalınca...

Arayan Genelkurmay İletişim Daire Başkanı olunca...

Telefonun diğer ucunda bir tuğgeneral varsa... Bekliyor da bekliyor insan...

Üstelik paniğe de kapıldım...

Daha o kadar muktedir değilim astsubayların sorunlarına... ne yazdılarsa onları okuyorum, cevap yazıyorum, karşılıklı konuşuyoruz. Dün bir bugün iki durumu yani... Hani tuğgeneral sınava çekse, ya kalırım, ya paçayı zor kurtarırım...

Öyleydi halim... Ya zor sorarsa?

Beklediğim gibi olmadı...

İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Baki Kavun, "Umur Talu'yu sansürlemedik" demek için aramış... TSK birliklerinin karargâhlarında, askeri personelin kullandığı dahili ağda hiçbir köşe yazarı yer almıyormuş.

"Tarih vereyim" dedi.

"Temmuz 2011'den itibaren hiçbir köşe yazarına link vermiyoruz... "

Neden? Densiz bir soru mu? Densiz kaçtı herhalde, çünkü uzunca bir sessizlik oldu...

"Vermiyoruz" diye devam etti...

Peki 2011 'e kadar niye veriyordunuz, örneğin hangi yazarlara link veriyordunuz? Hem soruyorum, hem "Şansını zorlama Balçiçek, yapma işte!" diyorum içimden...

Yanıt kısa ve netti: "Öyle uygun görüldü!"

Peki...

Baki Bey'in aktardığına göre eğer kimseye link verilmiyorsa engellenmesi de mümkün değilmiş. İsteyen örneğin Habertürk'ün sayfalarından istediği yazara ulaşabilirmiş. "Ona engel var mı peki?" diye mırıldandım, yokmuş!

Yüzlerce astsubay niye erişemedi bilmiyorlarmış. Orası muamma!

Olsun! Ben bir problemi daha çözmenin huzuruyla(!!) telefonu kapatmaya hazırlanırken, "Bir nokta daha var!" dedi ve devam etti: "Ankara'daki şehit törenlerinin hepsi Kocatepe Camii'nde gerçekleşir. Sadece aile isterse başka yerde yapılır. 2007-2012 yılları arasında Ankara'dan 34 şehit verildi. Bu şehitlerden sadece bir onbaşı ve bir sivil memurun cenazeleri farklı camilerden kalktı. Yani bir ayrım söz konusu değil!"

Tabii bu açıklamanın benim yazımla ilgisi yokmuş

*

Tamam... Demek detaylara giriyoruz...

Dümdüz soralım mı? Lafı dolandırmadan. Ne olacak astsubayların hali?

Aralıkta bir görüşme olmuş, Genelkurmay Başkanı gerekli notları aldırmış, gerekli düzenlemelerin yapılması için bütün birimlere gerekli uyarılar yapılmış. Yani sorunlar biliniyormuş...

Aralık-ocak-şubat-mart-nisan-mayıs????

Bu düzenleme için hangi ay uygun görülecek? Ufukta belirlenen bir ay yok astsubay dostlar...

Çünkü bütün sorunlar Genelkurmay'dan kaynaklanmıyormuş... İşin birde Savunma Bakanlığı kısmı varmış... Mış... mış...

Uzun lafın kısası, Genelkurmay İletişim'e göre yazarlarla iletişim kurmakta hiçbir sakınca yokmuş! Astsubaylara ikinci sınıf muamele mümkün değilmiş...

Not 1: Yarın Söz Sende'de bütün sorunları ekrana taşıyacağım.

Not 2: "Komploya alet olmayın, askeri yıpratmayın!" diyen subaylara da söz hakkı vereceğim, vereceğim de nasıl olacak, inanın bu kadarcık köşeyle pek bilemiyorum. Bulacağız bir çözüm artık...

Yağlı kazık fantezili paşa kim?

ASLINDA sorunun yanıtı tam 5 yıl önce verildi. 28 Şubat döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener'i yağlı kazığa oturtmakla tehdit eden isim Korgeneral Çetin Sanver idi... Tam beş yıl önce Sabah Gazetesi'nde yaptığım röportajda Akşener bu ismi açıklamıştı. Daha doğrusu ben bu ismi sormuştum, o da yalanlamamış, "Bana gelen bilgiler bu doğrultuda, bu arkadaşı işaret ediyor!" demişti.

Aynı ifadeyi iki gün önce savcılığa da tekrarladı. Bir İçişleri Bakanı'na, üstelik bir kadına böyle bir tehdit savuran o militer ve maço bakış açısını o gün de anlamam mümkün değildi, bugün de değil.

KAYNAK: HABERTURK

aydinlikta-subay-astsubay-tartismasi--0805121200 m

Aydınlık gazetesi bir süre önce Türk Ordusu’ndaki astsubayların sorunlarını bir dizi olarak yayınlamaya başladı. Aydınlık muhabiri Gökçen Beyaz, Emekli Astsubaylar Güçbirliği Platformu Sözcüsü, E.Per.Kd.Bşçvş Ersen Gürpınar’ın anlattıklarını serinin ilk bölümü olarak 15 Nisan’da yayınladı. Astsubaylar özlük haklarının yetersizliğini, maaş, sosyal tesisler, sağlık gibi konularda yeterli haklara sahip olmadıklarını ve bu konuların düzeltilmesi gerektiğini söylüyordu.

Ancak 19 Nisan tarihinde E. Binbaşı Nuray Müldür bir itiraz mektubu yazdı. Bir subay olarak anlatılanları her nedense üzerine alındı ve astsubayların belirttiği hususlara cevap vermeye çalıştı.

Ardından 26 Nisan tarihinde sözü tekrar astsubaylar aldı ve onlar da E. Binbaşı Nuray Müldür’ün iddialarına cevap verdi.

Bu tartışma süreceğe benziyor. İyi de kim haklı? Tarafsız bir gözle bunu anlamaya çalışalım.

En başta şunu belirtelim, astsubayların özlük haklarını vermek yasamanın görevidir, subayların değil. Subayların suçu değildir bazı hakların verilmemesi. Bu anlamda E. Binbaşı Müldür’ün anlatılanları üzerine alınması yanlıştır. Astsubayların ortaya koyduğu her iddianın yanlış olduğunu ispatlamaya çalışmasını anlamak pek mümkün değil.

FAZLA MESAİ KONUSU

Astsubaylar, ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, fazla mesai ücreti alamadıklarını söylüyor. Müldür ise subaylarında alamadığını söyleyerek bu yakınmadan subayların suçlandığı anlamını çıkarıyor.

Oysa fazla mesai ücreti hem astsubayların, hem subayların sorunu. Sağlık Bakanlığı personeli bunu alırken TSK personeli alamıyorsa bu eşitsizliktir. Konu astsubayların sorunları olduğu için de özne olarak astsubaylar kullanılmıştır. Bizim anladığımız bu.

İŞLERİ KİM YAPIYOR KONUSU

Astsubaylar, grev yelpazelerinin genişliğine ve buna rağmen hak ettikleri muameleyi görmediklerine vurgu yapmıştı. Müldür ise bunun doğru olmadığını, eğer doğruysa Silivri ve Hasdal’da neden subayların tutuklu olduğunu yazarak cevap vermişti. “Teğmen Mehmet Ali Çelebilere haksızlık olmuyor mu” diye de sormuştu.

Öncelikle şunu belirtelim: Delilleri bir çok yönden tartışmalı olan ve uygulanış biçimiyle vicdanları sızlatan bir yargılama sürecini böyle bir tartışmaya dahil etmek son derece yakışıksız. Ama belirtmek gerek, Silivri ve Hasdal’da yargılananlar komuta kademesidir, astsubaylar ise icra kademesini temsil ederler. Kaldı ki, oradaki yargılamalara her TSK mensubunun, rütbesi ne olursa olsun makul gözle bakması pek olası değildir.

Sorunun özüne gelirsek, evet astsubaylar icra kademesidir. Bu nedenle her yerdediler.

KİM DAHA ÇOK ŞEHİT VERDİ

Ne kadar saçma bir soru! Astsubaylar en çok şehit astsubaylardan derken, Müldür şehit subayların da olduğunu sert bir dille anlatıyordu. Anlamsız bir tartışma.

Astsubayların daha çok şehit vermesi normaldir çünkü sayıları subaylardan kat ve kat fazladır. Bunun tartışması yapılır mı?

Binbaşı şehit olduğunda, astsubay üzülmüyor mu? Ya da aksi durumda Binbaşı ağlamıyor mu?

Oransal bakımdan hangi meslek grubunun fazla şehit verdiğinin bilinmesi ancak istatistiki bir konudur. Hepsi o kadar. Bunu tartışmayı iki gruba da yakıştıramadık.

EŞLER VE ÇOCUKLAR KONUSU

Astsubaylar, eşler ve çocuklar arasında da tıpkı kışladaki gibi rütbe farkları olduğunu söylüyordu. Müldür ise bunun normal olduğunu, hatta bir banka müdürünün eşi ile çalışanlar arasında bile bu ayrımın olduğunu söylüyordu. Şaşırdım.

Nasıl yani? Orduda feodalite ya da Osmanlı aristokrasisi var?

Öncelikle belirtelim, hiçbir bankada böyle bir şey olamaz, olmamalıdır. Bu nasıl bir mantıktır?

Rütbeleri eşler ya da çocuklar taşımaz, taşıyamaz. Subay ve astsubaylar omuz omuza savaşıp şehit olan insanlardır, birbirinden ayrı feodal sınıflar değildir.

Müldür, kreşteki çocuğunun, sırf kendisi subay olduğu için bir astsubay eşi tarafından hırpalandığını da örnek veriyor. Örneğe bakarsanız, Hindistan’dakinden daha beter bir kastlaşma, üstelik kastlar arasında da husumet var. Hal böyle ise ordumuzun düşmana ne ihtiyacı var?

Herkes birbirinin düşmanı gibi davranıyor mu gerçekten?

Bunun doğru olmadığını, genele mal edilemeyeceğini düşünmek istiyorum. Çünkü ben bu orduya güvenmek istiyorum.

Türkiye’de zorunlu askeriliğin en büyük toplumsal kazancı, toplumun bütün fertlerinin eşit olduğu fiili bir dünya yaratmış olmasıdır. Böyle bir dünyada eşler ya da çocuklar çeşitli nedenlerle ayrışmışsa çok yazık.

Bu, orduyu içten kemiren bir hastalığa dönüşmeden giderilmelidir.

LOJMAN VE ORDUEVİ KONUSU

Astsubaylar lojman ve orduevlerinin yetersiz olduğunu söylerken, Müldür buna da cevap vererek durumun subaylar için de aynı olduğunu söyledi.

Lojman dağılım oranı şöyle: subaylar %55, astsubaylar %40, sivil memur ve uzman çavuşlar ise %5. Lojman sayısı genel olarak yetersiz olmakla beraber oranlardaki farkı anlamak için subay-astsubay sayısını bilmek gerekiyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın 21 Kasım 2011’de yayınladığı sayılar şöyle:

Subay: 39.975
Astsubay: 95.824
Sivil Memur/İşçi: 53.424
Uzman Personel toplamı: 201.379

Bu sayılara bakında en büyük haksızlığın Uzman er ve erbaşlara yapıldığını söylemek mümkün. Subaylar 39.975 mevcutla toplam lojmanların %55’ini alırken, astsubaylar bunun iki katından fazla olan 97.825 kişi ile %40’ını alıyor. Uzmanlar ise 201 binden fazla olmasına rağmen%5 bile değiller.

Yani, bu haksızlık. Oranlar sayıya göre yeniden belirlenmelidir. Dışarıda kalan personele de kira yardımı yapılmalıdır ama sözde değil özde… Yani 100 TL kira yardımı yapmak ile yapmamak arasında ne yazık ki bu sorunu çözecek nitelikte bir fark yok.
Orduevleri de aynı şekilde olmalıdır. Başka türlü olmaz. Ya da ayrım bırakılacak, Subay ve Astsubay orduevleri birleştirilecektir ki, bu ayrışma son bulup kaynaşma olabilsin.

Bu yazı dizisinden öğrendiğim bir konu da yükseköğretim olanakları. Sahi astsubaylar, mastır dahi yapsalar 1. Derecenin 4. Kademesine düşemiyorlar mı? Yahu bu ne büyük ayrımcılık! Neden? Kanları kırmızı değil mi? Subaylara sağlanan yüksek lisans ve doktora eğitimi olanaklarının sağlanmaması da garip. O neden? Okumuş astsubay istenmiyor mu?

Daha sorun çok ama bizim yerimiz yok. Bir de bizim uzmanlık alanımız değil.

Ancak buna rağmen bir şeyin farkında vardım ki, astsubayların feryatları gerçekten duyulmalı. Üzerinde çalışılmalı ve düzeltilmeli.

Subay-astsubay ayrımı konusunda ise hayal kırıklığına uğradım. Bizim ordumuzun yek vücut ve demirden bir yumruk olmasını, mensuplarının öz kardeşler olmasını engelleyen bütün ayrımlar ortadan kaldırılmalıdır. Hiyerarşi olmak zorundadır ama anlatılanlar hiyerarşi değil, apaçık feodal ayrılıklardır.

Maaş, OYAK, hastaneler gibi konular bu ayrışma ortadan kaldırıldıkça çok daha kolay çözülecektir.

Ey yetkililer, duyun bu insanların sesini. Bizim güvenecek başka ordumuz yok.

E. Binbaşı Nuray Müldür’ün bakış açısının sadece kendini bağladığını, subayların geneline mal edilemeyeceğini düşünüyorum. Daha doğrusu öyle olduğunu umuyorum. Eğer değilse düşmana ne hacet!

Son söz: Ordu milletindir. Ordu mensupları da milletin birer parçası. Bunu hiç kimse unutmamalıdır.

Mehmet Yiğittürk
Odatv.com

faruk-celik

Çelik:"Astsubayların 1.derece 4.kademeyi alabilmesi için Başbakan talimat verdi"

TRT Haber’de yayınlanan ve TRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Ali Ahmet Böken’in sunduğu ‘Neler Oluyor?’ programının bu haftaki konuğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’ti.

Bakan Faruk Çelik gündemdeki soruları cevapladı.

Faruk Çelik, "Astsubayların 1.derece 4. kademeye kadar yükselebilmesi için Başbakan talimat verdi." diye konuştu.

http://www.ensonhaber.com/astsubaylara-yukselme-mujdesi-2012-05-08.html

KAYNAK: TRT

utalu-gnkur

06 Mayıs 2012 Pazar, 14:00:46

Siz bana (veya başkasına) yasak koyunca, kelimeler kaybolmaz.

Daha ötesi, kelimeler kaybolsa, misal, kalbim yok olmaz.

Fakat esas önemlisi şu:

Siz ezdiniz, baskı yaptınız, yasak koydunuz, azarladınız, cezalandırdınız, korkuttunuz, tehdit ettiniz, parmak salladınız diye…

Hakikatler kaybolmaz.

Hak talebi kaybolmaz.

İnsanın insana ihtiyacı; insanın insanlığa ihtiyacı, insanın kendi sesine, kendi nefesine…

İnsanın özgürlüğe, insan yerine konmaya ihtiyacı kaybolmaz.

O yüzden…

Siz…

Parmak sallayan adamlar…

İster lacili hükümet konaklarından…

İster hakili kurmay katlarından…

İster kudretinize, servetinize yaslanarak…

İster hiddetinize, şiddetinize abanarak…

Parmak sallayan adamlar...

Kimsenin haklı, hakiki ya da farklı sesini susturamazsınız.

Çünkü tarih hep boyun eğerek, itaat ederek, susarak değil…

Konuşarak, mücadele ederek, inat ederek, itiraz ederek, başka türlü yazarak da yazılır!

***

Başkasına parmak sallayan, parmak ne kelime, sopa sallayan, sopa ne ki, tankı, topu, martı, eylülü, şubatı, nisanı sallayan “ordumuz”u alkışlayıp şimdi darbesizlikten hayal kırıklığına uğramış gazeteciye ve bir garip hukukçuya parmak sallanmasına dahi tahammül edemiyorum.

Kiminin, yüksek komuta başkasını ezerken, azarlarken, sıraya dizerken sessizliğini veya alkışını, ülkenin bir kısım insanından adeta nefret edişini hep tiksinerek hatırlasam da…

El altına 600 bin kişilik orduyu, el altına koskoca devlet -hükümet imkânı almış Büyük Parmaklar’ın, bir kibirle onları da böcekleştirip ezmesine tahammül edemiyorum.

Çünkü, güç bozar!

Güç kendini kirlettiği gibi; ağzına pelesenk ederken, özgürlük, hak, hakikat, demokrasi, insanlık gibi evrensel, ortak idealleri de bozar.

***

TSK’nın yüzde 80’inden fazlasını oluşturan astsubay, uzman ve sivil memurların; sadece özlük hakkı meselesini değil, esas insan hakları meselesini yıllardır anlayıp yazmaya çalıştım.

7 yılda elimde biriken, bilgi, belge ve daha önemlisi, çoluk çocuk duygu, tepki, öfke dolu, hakiki, sahici mektuplara, mesajlara, seslere bakıyorum bir…

Bir de, Genelkurmay’ın emekli derneği TEMAD’ı da kendisinden özerkleşti diye tehdit eden açıklamasına bakıyorum…

Çok açık yazıyorum buraya…

Ya emeklileri ve aileleriyle de birlikte, on binlerce sivil memur, uzman erbaş, uzman jandarma, hatta subay…

Bir haftada internet üstünde 150 bin kişilik bir sesle Bu Kadarına PES Diyen on binlerce Astsubay yalan söylüyor…

Ya da bir avuç Kastsubay yalan söylüyor!

***

Genelkurmay’ın inkâr etmekle kalmayıp şimdilik kankası hükümeti de arkasına alarak azarlaması hakikati değiştirmez.

Kimseyi de susturamaz.

Ama Genelkurmay ve hükümet bir de şu sese kulak versin.

Eş durumundan memleketim Bergama’ya tabutu gelen 23 yaşındaki, 9 aylık bebek babası Astsubay Yıldırım Akbulut’un babası ile dayısına:

Vatan sağolsun. Bu akan kanın artık durdurulması gerekir. Bizim yüreğimiz yandı, başkasının yanmasın. 30-40 yıldır kan akıyor. Kaç kişi ağladı. Artık yeter. Madem ki akıllı insanlarız, büyüklerimiz bu soruna mutlaka çözüm bulmalı.

Bir tabut Bergama’ya, bir tabut Şemdinli’ye giderken; aynı gün, Genelkurmay sadece asker hakkını değil, insan hakkını talep edenleri azarlıyor.

Ölünce şehit diye kutsayıp hayatta iken hakkını, haysiyetini ezdikleri tabutları, mezarları da azarlıyor!

***

Bu bir sistem.

Tersaneden dershaneye; ordudan plazaya; şantiyeden rantiyeye.

Ceylanpınar’da minik sütkızları katleden arsızlıktan; taammüden cinayetle botsuz, sigortasız, taşeron kölesi TEDAŞ işçilerini gölet buzuna yollayıp dondurarak boğan yüzsüz aymazlığa!

Parmak Sallayan Adamlar bunlardan utansın azıcık!

İşte o yüzden…

Nasıl bütün çocuklar biraz sütkardeş ise…

Bütün ruhu yaralanan, umutları gömülenler; bütün ezilenler, kanı emilenler de, birbirlerinin kanına girseler dahi; hangi inanç, kimlik ve görüşte olurlarsa olsun, biraz kankardeştir!

 

Not: Sansür şuydu: Genelkurmay, on binlerce askerin kullandığı “Dahili internet sistemi”nde yazılarıma erişimi yasakladı; bazı birliklerde de Habertürk’ün girişi engelleniyor, ama o zaman, almayan da alıyor! Aferin size. Çok stratejik bir şey olmuş!

Fakat neden sonra, neredeyse 24 saat sonra, binlerce tepkiden sonra, “Genelkurmay’dan Habertürk’e açıklama: Erişimi engellemek aklımızın ucundan geçmez!

Erişimi engellenen onca asker hayal görmüş ya da bir tıklamayı becerememiş olmalıydı!

 

BİR NOT DA BİZDEN

Adalet, eşitlik ve insan onuruna saygısından tüm ezilenler gibi biz assubaylara da destek ve umut veren; Haksızlıklara sessiz kalmanın haksızlık kadar suç olduğunun bilincini aşılayan cesur yürek Sn.Talu senin yazılarının eşimini engellemeye çalışsınlar yazıların evimizin duvarında gönlümüzün en mutena yerinde sen bizlerin kalbinde abideleşen cesur yüreksin iyi ki varsın seni seviyoruz .

E.ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU ÜYELERİ

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
24 TEMMUZ 1923 LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ 99. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... Bu antlaşma, Türk Ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış, büyük bir yok etme eyleminin yıkılışını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasal zafer yapıtıdır! Mustafa Kemal ATATÜRK Değerli Meslektaşlar...
Pazar, 24 Temmuz 2022
SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
KIBRIS BARIŞ HAREKÂTININ 47. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... Değerli Arkadaşlarımız 20 Temmuz 1974 yılında Türk Ulusu ile bütünleşmiş, O’nun bir parçası olan Kıbrıs Türk Ulusu’na adadaki Rum tarafınca yıllardır yapılan zulüm ve katliamların dayanılmaz şekilde artması nedeniyle bunları önlemek için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Zürih ve Londra anlaşmaları i...
Çarşamba, 20 Temmuz 2022
SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN Saygıdeğer Meslektaşlarımız Bayramınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Her şeyin gönlünüzce gerçekleşeceği SAĞLIK, MUTLULUK VE HUZUR dolu nice bayramlar geçirmenizi diler sevgi ve saygılarımızı sunarız.
Cumartesi, 09 Temmuz 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ