EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

“Davayı içeriye dönük hale getirtmeyin. Buna müsamaha etmeyin. Bu ortamdan kimsenin nemalanmasına müsaade etmeyin“ diyerek uyardım. Torba yasa şekillendi, içi doldu. Özellikle emekli astsubay toplumunun açlık ve yoksulluk sınırındaki rezil ve utanç dolu yaşamını düzeltecek; TSK'de aynı hizmeti paylaştığı subay sınıfının varlık ve bolluk içindeki emekli yaşamına bir santimetre olsun yaklaştıracak; anayasanın 12. 40. 41. maddelerine hak teşkil ettirecek en ufak bir düzenleme ve düzeltme dahi yok.

  • Tazminat düzenlemesi yok!
  • İntibak düzenlemesi yok!
  • Nasıp ve sicil düzenlemesi yok!
  • İhraç edilenlerin, malullerin, düşük aylık alanların lehine de hiç bir düzenleme yok!
  • İki yıllık meslek yüksek okulu kanunundan doğan 12 yıllık birikmiş kademe farkı düzenlemesi de yok!

Yok. Yok. Yok. Yukarı da bir şey yok. Oradan bir şey çıkmayınca malum yokluk aşağıya dönecek. Mazlum toplumu birbirini yiyecek. İftiralar, iddialar kol gezecek. İhraçlar sürecek. Çamur at izi kalsın siyaseti devam edecek.

Yüksek denetleme kurulu; seçimine iki gün kala zaten suyu çıkarılıp posası kalmış İstanbul İl Başkanlığı'nı gelip denetleyecek. Gelirken de Sayın İbrahim Koldamca'nın ihraç yazısını getirip tebliğ ettirecek.

Çankaya İlçe Başkanlığı'nın seçimde delege belirlemediği, listeye yazılmadığı iddia edilecek.

Sayın Sami Başkaya'nın kitap satışlarının Temad Genel Merkezi ile ilişkili olduğu ve buna dair, ajanda ve satış yüzdesinin bağışı konusunda onlarca yolsuzluk iddiasına dair soru genel merkeze yönlendirilecek. Sayın Adilhan Şanlı'ya; Sayın Ayhan Bayırlı ile Sayın Sami Başkaya tarafından aleni olarak sosyal medya sayfaları üzerinden ailesini rencide edecek derecede, ahlaksız yakıştırmalar ve aşağılamalarda bulunulacak.

İstanbul İl Başkanı'nın ihraç kararı en önce Sayın Bayırlı'nın portal sayfasından duyurulacak. Sayın Selçuk İçer'in Oyak karşısında peş peşe süren davalarına "zaten hakaret davası idi,etmeseydi, Genel Merkez'in onun yanında ne işi var ki?" denecek.

Yine Sayın İçer'in emekli assubay olan babası Cavit Kayıkçı tarafından gizlice ses kaydına alınıp şantaj amaçlı kullanılacak.

Temad'ın haysiyet ve kurum onurunu dışarıya karşı ayaklar altına alan hemen hemen her olayda ismi geçen Sayın Sami Başkaya Temad Genel Başkanı'nın her kare ve resminde, gittiği her resmi gezi ve görevde sağ yanında olacak ve aşırı tepki toplayacak.

Genel Başkan, yine de bildiğini okuyup seçilmişlerle hareket etme ilkesini çiğnemeye devam edecek.

Şu ana kadar yapılan tüm resmi ihraçların hiç bir dişe dokunur ana sebebi olmayacak; ihraç edilenlerin hepsi de Genel Merkezi eleştiren akli ve fikri donanımı olan arkadaşlarımız ile çok başarılı “Temad'ın sıradaki İkinci Genel Başkan Adayı" diye hep lanse ettiğimiz İstanbul İl Başkanı olacak.

Cavit Kayıkçı ise Genel Merkezi mahkemeye veren ve hala üyelik sıfatını taşıyan birisi olarak bu yaşananları keyifle seyredecek.

Ve ne acı ki; hak ve emek davası orada yukarıda dururken, bizler bir iki kalem durmadan bu davayı yazıp çizer iken; Ey Başbakan, Ey Genelkurmay derken, bu sıkıntıları, bu tatsızlıkları, bu iç kavga ve iftira ile santaja dayalı ortamı beslemenin de hiç birimize asla hiç bir hayrı olmayacak. Devrimler tarihi ilk sayfasında şunu yazar;

Devrim, ilk önce evlatlarını yer.

Bu ortamı besleyenler ve tohumlayanlar bunu asla unutmamalıdır. Çare Genel Merkez'indir. Temad Genel Başkanlığı'nındır. Bir girişim başlatınız. Bütün kırgın ve küskünleri çağırınız ve hatta sayın büyüğümüz Gürpınar'ı da, Sayın İçer'i de beni de çağırınız. Bizler bu uzlaşı ve barışma sürecine katkı vermeye hazırız. Bir yuvarlak masada bizleri buluşturunuz. Dava adına bu kırgınlığı ve kavgayı bitirmek görevimizdir. Bu ayrışmayı ve derin bölünmeyi bitirelim. Bir etik dürüstlük andı ve belgesi imzalayalım. Çirkinlikleri bitirelim.

Temad'ı daha fazla küçülttürmeyelim. Onur ve haysiyetlerimizi lekeletmeyelim. İftira ve şantajla beslenenleri bitirelim. Tüm ihraçları kaldıralım. Uyuma, birliğe, dirliğe dönelim. Siyasete de, kurumlarada ve tüm stk. lara da örnek bir adım atalım. Uçup giden adaletimiz adına, uğraşmamız, savaşmamız gereken tek mücadelemiz adına. Puslu pazarları yeter artık yaşamamak adına. Umut adına.

Saygılarımla.

Adnan Fuat Özdemir.
E. Assubay
GSM: 05432734502

NELER OLUYOR?

Mayıs 11, 2014

Son zamanlarda İstanbul yörelerinde bir şeyler olmaktadır. Sessiz sedasız.
Olgular olumsuz olduğu kesin.
Tüm astsubay kamuoyunun bilmelerinde fayda vardır sanki.
Derneklerin yasal ve teamüle göre işleyişleri ve işlemleri, işlevleri vardır.
Bunlara uyulması kaçınılmazdır.
Gerektiğinde zorunluluk vardır, hani.
Bizimde, yani  astsubay toplumunun da yasal bir derneğimiz var.

TEMAD...
ZOR GÜNLERDEN GELEN, DEMOKRATİK OLGULARLA YAŞAMINI SÜRDÜREN...

Uzun yıllardır astsubayların haklarını  arayan. Devlete verdikleri hizmetin karşılığını,
alma gayreti içinde olup, çırpınıp duran.
Aynı kurumda olup da çok daha iyi olanakları kullananlar benzerinde.

Yönetimler yasal olgulara uymak zorundadır gerçekte.
Güçlerini yasalardan, ona bağlı olan kuruluş ve gayeye yönelik ve yönetmeliklerden alırlar.
Yönetici konumunda olanlar, uyum sağlamazlarsa işin içine, yani yönetim olgularına keyfilik girmiş olur ki, bu kabul edilemez!

Genel merkezin aldığı bir kararla tüm ülke genelindeki şubelerinde yerel yönetimlerin yenilenmesi için bir faaliyettir. Devam eder gider. İstanbul'da da aynı.

Büyükşehir konumunda olan  iller'de etkili olunması gayesi ile "İl Başkanlığı" diye bir sistem oluşmuştur,Türkiye bazında.
Yönetmelikte olmasa da zaman içinde idari bir olgudur oluşan.
Ve yönetmelik içeriğine mutlaka girecektir.

İstanbul da, büyükşehir statüsünde olduğu için.
Buranın bir "İl Başkanı" vardır bu olgular içinde.
Tüm yönetim faaliyetleri bu minval üzerinden yürümektedir. Bu il başkanının adı da;

"İBRAHİM KOLDAMCA" diye bilinen biridir.

Ankara'da Genel Kurul'a bu sıfatla katılmış, hâttâ etkili olarak Genel Merkez Yönetimi'nin oluşumunda divanda yer  almıştır.
Genel Başkan'ın takdirine mazhar da olmuştur. Kabul görmüştür, iltifatlarla.

Bu kişi bundan bir kaç ay öncesine kadar bu sıfatla tüm çalışmalarını, faydalı hizmetlerini sunmuştur toplumuna.
Hâttâ tanıtım ve astsubayların sorunlarını gündemin ön sıralarında tutabilmek için
ilkleri düşünüp” uygulamış.
Başarılı da olmuştur, ekibi ile birlikte.

Bir kaç ay öncesinde, Sayın Genel Başkan'ın İstanbul ziyaretlerinde, bu iki Başkan arasında ufaktan ufaktan sorunlar oluştu, sürtüşmeler başladı!
Genel Başkan'ın İstanbul‘daki yönetimi yok sayıp görmezden gelerek, İstanbul'da tek başına  ziyaretler yaptığı görüldü.

Önceleri, İl Başkanı olarak, Ankara'da ağırlanan, divanda görevli olarak hizmetlerinden fayda sağlanan Koldamca, yavaş yavaş olumsuz bir hedef tahtası olmuş!

İl Başkanı unvanı yok sayılarak tenzili görevle Fatih İlçe Başkanı olarak yazımlar, söylemler oluşmuş, anılmaya başlanmıştır. Ama gerekçesi, meçhul!

Sonra bir kararla disiplin kuruluna, "ihraç" isteği ile.

Ancak, bu olumsuz yaklaşımlar gram gram topluma zarar verdiği bir gerçektir. Görülememiş,  yahut görülmek istenmemiştir.
Bencillikler içeriğinde.

Şimdi sormak gerekir .
Demokratik olgularla yönetilen derneklerde muhalefet olmayacak mı?
Yanıt bekler…
Sizler buralara gelirken eski yönetimi Mustafa Erol ve ekibini methederek mi buralara geldiniz?
Koldamca-Çimen-Aksu-Civan, ne yaptı da ihraç isteği ile disiplin kuruluna sevk edildi?
Kararda gerekçe açıklanmaz mı?
İhraca yönelecek kadar ne gibi zarar verdiler?
Gerçek suçları nedir?
Başka bir oluşuma ilgi duymanın suçu nedir? Olur mu?

İhracın;
YASAL KARİNESİ NEDİR?
Suçu ne? Suçu varsa hangi yasal işlem yapıldı?

İhraç bir yaptırımdır ve sonuçtur.
'Neden'e bağımlı olması gerekir.
Açıklanmalı.

Devletin yasal tebliğ olguları var. (NOTERİ VAR-PTT'Sİ VAR-MUHTARI VAR)
Bu çağdaş ortamda, teftişe gelen kurul'un eline bir zarf tutuşturup,
elden mektup getirir gibi,
ihraç tebliğini ilgisi olmayana, vekalet edene
özel mektup gibi verme uygulaması yasal mı?

İHRAÇTA RESMİ TEBLİĞ GEREKİR ve ŞARTTIR! İşlev kazanabilmesi için.
Teftiş kurulu mu, yoksa tebliğ memuru mu?
Resmiyeti devletçe onanmış kurum  için,
gerçek suçu varsa, gerekçeli kararla bahse konu edilmez mi?

BURADA SADECE GEREKÇELİ KARAR GEÇERLİDİR!

Kesinlik kazanmadan,
şuyuuğuna fırsat verilemez.
Farklı şubelere yazımlarla, olumsuz teşhir yapılamaz.
Yönetim olguları kullanılarak, dışlanamaz.
Sen onu dışlarsan, karşındakine de seni dışlama hakkını verirsin.
Onun elinde yetki yoksa sen haklı olamazsın, yetki kullanma bazında.
İğneyi kendine, çuvaldızı karşındakine batır. Anlarsın.
Empati  yapın,  yer değiştirin. Tadına bakın nasıl diye.
Elinde olgu olan, onu kullanmak için gerçek nedenleri serdetmek zorundadır.
Bu özel  nedendir,  küsmeler, beğenmemelere neden olamaz.
Ama senin elindeki yetkiyi gerekçe gösterilmeden kullanma hakkın da olamaz.
Kişiler kişilere küser amma kurumun ve yöneticilerin küsme lüksü olamaz!
Güçlü yönetim kadrosu affedendir.
Toplumu bir arada tutabilendir.
Sudan bahaneler yaratıp kişileri dışlayıp ihraç olgusu ile dışlayamaz.
Bu olumsuz olgu iki kişi, yani iki Başkan arasındadır.
İki kişinin sürtüşmesi bana zarar veremez.
Başarılı kişinin kaybı bana zarardır.
Topluma mal edilmeye çalışılamaz, ihraçlarla.

Birbirinizi af edeceksiniz. Başka seçeneğiniz yok.
Çünkü, ortada suç yok. Varsa, deklare etmek zorundasınız.
KOLDAMCA-CIVAN- ÇİMEN-AKSU.
Bu topluma gerekli kişilerdir.
Büyük hizmetleri olmuştur, inkar edilemez.
Ve TEMAD olgusunun bir neferi olarak çok büyük hizmet verecek yetenekleri vardır.
Bu türde yetenekler, zor yetişen değerlerdir.
Yönetim beğenmedi diye onlar dışlanamaz.
Sivrilince ucunu törpüle... Olmaz, olamaz...
Sivriler çekilirse yerini dolduramayız. Sessizlik oluşur.
Sesimiz kısık kalır.
Yapmayın.
Bu kuruluş zor dönemlerden bu günlere geldi.
Siz hazır buldunuz.
Dışladığınız kişilerin sizlerin bu günkü konumunuzda,
hakkı olduğunu unutmayın. Geçmişteki hizmetleri ile...

Ben üye olarak bilmem gerekir.
Acaba…. suç mu var, suçlama mı var?
Ayırt edilmesi gerekir, olumsuzluk varsa.
Ben yaptım oldu, kabul edilemez.
Sonuçlar, gerçek ve etkili karineye dayanmadıkça” …..

Mehmet KAYALI

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan assubaylar ile bunların emeklileri; çağdışı kalmış bir iç hizmet kanunu ile disiplin ve personel kanununun hukuk dışı yaptırımlarına maruz bırakılmışlardır. Subaylık sürekli önü açık, başarı ölçüsünde ödüllendirilen bir sınıf iken; assubaylık yükselme ve statü sağlamayan bir hizmet ve iş kolu olarak yasalara oturtulmuştur.

  • Subaylar 1977 yılında 4 yıllık fakülte hakkına kavuşturulur iken; assubaylar tam 26 yıl sonra 2003 yılında ancak 2 yıllık meslek yüksek okulu statüsüne yüksetilebilmişlerdir. Subaylara tam 37 yıl önce 4 yıllık fakülte statüsü verilir iken, bugün halen assubay yetiştiren okulların 4 yıllık fakülte muadiline bırakın çıkarılmasını düşünülmesi dahi gündeme getirilmemiştir. Üstelik 2 yıllık meslek yüksek okulu statüsüne dair kademe intibakları tam 12 yıldır yapılmamıştır.
  • Subaylar çalışanı ve emeklisi ile tam 6 kalem tazminat alırken; assubaylara bir kalemi dahi verilmemiştir.
  • Assubay, subayın tam 2 katı sorumluluk taşımaktadır.
  • Assubay, subayın tam iki katı görev ve ek görev ile zimmet ve mesuliyet taşımaktadır.
  • Astsubay, subayın tam iki katı nöbet tutmakta, tam iki katı tayin , atama görmekte ve şark görevine gitmektedir.
  • Assubayın rütbe ile paralellik gösteren bir görev ve makam tanımı yoktur. Bir yüzbaşı asla takım komutanı olamaz iken assubay ömür boyu kısım komutanıdır.
  • Assubay yaşam boyu ast tır. Hatta yedeksubayın bile astı dır. Hiç bir komutanlık yetkisi, sicil yetkisi, ceza yetkisi, emretme yetki ve sorumluluğuna haiz değildir.
  • Assubay görevde ve hizmette 926 sayılı personel kanunu ile subay yardımcısı; özlük haklarında 657 sayılı yasa gereği ise büro memuru statüsünde dir.
  • Assubay; emekliliğinde çalıştığı maaşının sadece % 45 ni alabilirken; subay % 85 ni almaktadır.
  • Tüm disiplin ve askeri ceza yasalarının tatbik edileni assubay olurken; subay sadece tatbik edendir. On yıllık ceza dağılımında assubay oranı % 68 iken subayın % 5 tir. o da yedeksubaydır. Bu anlamda tüm sicil ve nasıp kayıplarını assubaylar yaşamaktadır.
  • Oyak ta tüm yönetim ve hukuki yapı subaylarda dır. Oysa katılımda assubay oranı % 65 tir.
  • Uçağı yapan, onaran, uçurtan assubaydır. Ne var ki uçan, öğretmenlik yapan subay dır. Tazminatını alanda subaydır.
  • Orduevleri, kamplar, lojmanlarda ve sosyal yaşamda en iyi yerler ve mekanlar subay; arta kalan kenar ve köşelerde ki izbe tesisler ise assubayın dır.
  • Subayın öğrenim ve tahsili ile ilgili mali intibakları aynı gün yapılır iken assubaylar tam 12 yıldır bekletilmektedir.
  • Genelkurmay ca; intiharlar psikolojik ve bulaşıcıdır denmekte, ne var ki sadece assubaylar intihar etmektedir. Bu virüs sadece bu sınıfı etkilemektedir. Bu sebeple de aşısı bulunamamaktadır.
  • Üniversite bitirmek bile saklı ve gizli bir hak olmuştur. Subay diplomasını ve kepini havaya fırlatıp resim çektirir iken; assubay gizli bir şekilde kendi nam ve hesabına hizmetinden artırdığı zaman ve imkanı ile sahip olabilmektedir.
  • Birinci dercedeki subay ve emeklisi ile ancak 2. dereceden emekli olabilen assubay emeklisi arasındaki tazminat hariç sadece maaş uçurumu % 40 tır. Emeki bir subayın sadece tazminat toplamı tutarı emekli bir assubayın maaşından fazladır. Aynı hizmet süresine matuf bir emekli subay; emekli bir assubaydan tam 3 katı fazla maaş almaktadır. Emekli bir subayın ortalama maaşı 4500 tl iken; emekli bir assubayın ki sadece 1500 tl civarındadır.
  • Tüm yasa ve kanunlarda subaya tanınan mali ve özlük hakları; subayın rütbesi ile ifade edilir iken assubaya gelince sadece “assubay“ genel sınıf adı ile ifade ve telaffuz edilmekte mali düzenlemelerde dahi “kıdemli binbaşılar ile assubaylar“ şeklinde ifade edilmektedir. Bu sosyal ve hukuki ırkçılıktır. Çağdışı sınıf ayırımıdır.
Subay hep akli olan kısım; assubay ise aklı hiç olmayan bedeni kısım olarak tanımlanmıştır. Bu anlamda yukarıda bahsedilen; tamamen insani ayırımcılığa ve çağımız utanç tablosuna karşı aşağıdaki yasal ve hukuki düzenlemelerin yapılması TSK'nin geleceği ve ülkenin ulusal savunmasının birliği, bölgesinde güçlü bir ordu teşkili amaç ve hedefi adına elzem dir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde iki sınıf ve toplum arasındaki bu büyük kopmanın ve ayrışmanın tamiri ve telafiside sadece aşağıdaki yasal teklifte bulunan metin de mevcuttur. Bu anlamda bu yasa teklifi ulusal bir mesele boyutunda dır. Tüm parlamentonun ve siyasetin öncelikli meselesidir. Partiler ve siyaset üstüdür. Bu teklif, acil, insani ve anayasal eşitlik taleplerine dair hazırlanması gereken kanun tasarısının; tüm sorunları temelinden çözecek esasta bir içeriğidir.

a) Türk Silahlı Kuvvetlerinde subayların mezun olduğu harp okulları 1971 yılında 1462 sayılı kanun ile önce 3 yıla; 1977 yılında ise 2218 sayılı kanuna eklenen 4. madde ile de dört yıllık fakülte seviyesine çıkarılmıştır. Yök tarafından da fakülte seviyesinde müfredatı kabul edilmiştir. Bu uygulama ile 1970 yılına kadar iki yıl okuyan tüm subaylar (mevcut Genelkurmay Başkanı dahil) önce üç daha sonraki yıllarda ise 4 yıllık fakülte mezunu kabul edilerek tüm derece ve kademe ilerlemelerinin yapılmasına karşın; 1993 yılında; assubay yetiştiren sınıf okulları liseden sonra iki yıla çıkarılmasına rağmen; kasti olarak assubayların eğitim ve öğrenim seviyesini yükseltirmemek adına bu kanun, kabulunden tam 8 yıl sonra 2002 yılında 4752 sayılı yasa ile iki yıllık meslek yüksek okulu statüsüne ancak alınabilmiş, ancak kademe ilerlemeleri yapılmayarak 9/1 den 9/2 ye intibakları bu güne deği tam 12 yıldır gerçekleştirilmemiştir.

b) Polis, hemşire ve adliye memurlarına dahi 4 yıllık lisans mezuniyeti şartı getiren anayasal hukuk anlayışı sıra assubaylara geldiğinde ise 926 sayılı yasa ile onları “subay yardımcısı sınıf“ tanımına alıp; özlük ve idari haklarında 657 sayılı devlet memurları kanunu uyarınca genel idare hizmetleri sınıfına dahil etmiştir.

c) 19 haziran 1999 tarihinde ; İtalya da Avrupa Birliği Bakanlar Kurulunca kabul edilen Bologna Süreci Sözleşmesine Türkiye de 42 üye ülke ile birlikte katılmış ve alınan kararların uygulanması taahhüdünde bulunmuştur. Bu karar; ülkelerin güvenlik kuvvetlerinin ve birimlerinin yüksek kalite ve eş donanıma sahip olması adına tüm muvazzaf ve çekirdek hizmetlilerin lisans ve yüksek lisans eğitim ve öğrenimine tabi olmasını içermektedir. Bu proje ilk kez Jandarma Genel Komutanlığınca tüm assubaylar için başlatılmak üzere 2012 yılında YÖK tarafından onaylanarak müfredata alınmıştır. Ne var ki Genelkurmay Başkanlığı bu sözleşmenin assubay yetiştiren okullara 1970 ve 77 yıllarında harp okullarına olduğu gibi 4 yıllık fakülte dengi öğrenim statüsü kazandıracağı gerçeğini görerek anlaşmanın bu paragrafını çeviri metninden çıkartmış ve hayata geçirmemiştir.

Bu anlamda; örnekte görüldüğü üzere T.C. Anayasası'nın eşitlik hakkını savunan 12. maddesi ile kişilerin öğrenim hakkı eşitliğini savunan 42. maddesi uyarınca; yine T.C. Anayasası'nın yüksek öğrenim esaslarını düzenleyen 130-131. maddesi uyarınca; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin eğitim hayatında bireyler arasında fırsat eşitliğini düzenleyen ve eşit şans verilmesi halinde yatay ve dikey geçiş imkanları sunan 26. maddesi uyarınca; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin her bireyin yeteneklerine göre yüksek öğrenimden yararlanma özgürlüğünü düzenleyen 25-26. maddeleri uyarınca; Birleşmiş Milletler ekonomik ve kültürel haklar kurumu Unesco nun 1960 tarihli eğitim ve öğretimde ayrıcalığın kaldırılmasını düzenleyen 1,2, 3, 4, 5, maddeleri uyarınca, 2011 tarihli YÖK genel kurulunun aldığı ve hükümete bildirdiği iki yıllık yüksek okulların YÖK müfredatına uyum sağlamadığı, verim alınamadığı ve bu okulların da 4 yıllık lisans seviyesine yükseltilmesine dair tavsiye kararı uyarınca,

1. Tıpkı bundan tam 36 yıl önce geçmişte subaylara aynen uygulandığı gibi, tüm çalışan ve emekli assubayların geçmişe dönük olarak yararlanabileceği şekli ile iki yıllık astsubay meslek yüksek okulunun da, çağın ve gelişen teknoloji ile yeni dünya düzeninin elzem bir gereği ve ihtiyacı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin çekirdek kadrosunun ve tüm teknik, lojistik, elektronik ve mekanik sistemleri ile idari sistemlerinin ana unsuru olan % 65 oranına sahip astsubay sınıfının yukarıdaki hukuki ve anayasal gerekçelere istinaden 2015 yılından itibaren 4 yıllık fakülte lisans seviyesine yükseltilmesini;

2. Derece, kademe düzenlemelerinin de intibak düzenlemesi adı altında geçmişe dönük olarak tüm çalışan ve emeklileri de kapsayacak biçimde düzeltilmesini;

3. Bu düzenlemeye bağlı olarak bu gün TSK de çalışan ve emekli olan tüm subaylara tanınan tazminatlardan; makam tazminatının; komutanlık tazminatının, görev tazminatının da, yukarıda bahse konu anayasal ve uluslararası eşitliğe dair maddeler uyarınca assubaylara ve emeklilerine de aynı oranlarda ödenmesini;

4. Çalışma hayatında aldıkları cezalar sebebiyle, TSK. terfi yönetmeliği esaslarına göre aldıkları ceza süresine bakılmaksızın bir sonraki 30 ağustos tarihine terfisi kaydırılan ve bir günlük ceza dahi almış olmasına rağmen tam 11 ay 29 gün sonra terfisi yapılıp o kadar süre geç kademe ve derece ilerlemesi yapabilen ve emekliliği dahil yaşam boyu eksik maaş ve ücret alan tüm çalışan ve emekli muvazzaf personel hakkında, vatana ihanet ve yüz kızartıcı suçlar hariç; bir defaya mahsuben nasıp ve sicil affı düzenlemesine gidilmesi ve geçmişe dönük tüm mali kayıpların ödenmesini;

5. Yine yukarıda bahsedilen anayasal ve uluslar arası insan hakları maddeleri uyarınca; 1. derece ile 2.-3. derece emeklileri arasındaki % 40 a varan maaş uçurumunun adalet ve eşitlik prensipleri ölçüsünde tüm emekliler arasında çalışma yasasının ve hak aidiyetinin gözetilmesi adına Hz. Ömer adaleti düşünülerek mağdur emekliler adına giderilmesini;

6. Bu anlamda mali tablolarında kanunla yeniden düzenlenmesini;

7. TSK.nin özellikle son aylarda nerde ise üç katına ulaşan assubay intiharlarının; sebebi ve temel etkeni olarak varsaydığımız; assubayları ve uzman erbaşları puan sistemi yolu ile disiplin kurulları yolu ile ordudan ayıran çağdışı bir mantık içeren ve 2012 yılında meclis genel kurulunda kabul edilen, ne yazık ki tek yanlı olan ve adalet prensibi içermeyen bir ceza mantığına dayanan TSK. Disiplin Kanunu Yasasının da iptal edilerek ceza hukukçusu yargı mensuplarınca ve sivil hukukçularca Avrupa Askeri Ceza ve Hukuk yasalarına eş ve paralel anlamda yeniden hazırlanmasını, yüce parlamentomuzun insan haklarına ve adaleti ile eşitliğine inanmış tüm milletvekillerinden parti ayırımı gözetilmeksizin kabulunü ve bu ayırım utancının TSK. şerefi ve onuru adına bu gün sona erdirilmesini saygılarımla arz ediyorum.


Gurup Başkanı
Metni Hazırlayan: Adnan Fuat Özdemir
E. Kara Assubayı
GSM: 05432734502

TEMAD

Mayıs 06, 2014
TEMAD NEDİR BİLİR MİSİNİZ?
ASTSUBAY OLGUSUNDA!
TEMAD:  MUTLULUK VE SEVGİ YUVASIDIR.
GERÇEKTE.

TEMAD’LI  OLMAK AYRICALIKLI OLMAKTIR,
HAK ARAMA ORTAMINDA
ANLAYABİLENE.

ONU TANIMAK,  MUTLULUĞU PAYLAŞIMDIR.
İÇTENLİKLİ  İNSANLAR ARASINDA OLMAKTIR.
VE AYDINLATTIĞI YOLLARDA,
TEMAD BAYRAĞI İLE KOŞMAK,
ONURDUR”.

BU ONURU YAŞAYABİLMEK GURURDUR.
BU GURURU ÖZÜMSEMEKTİR.
FARKLILIK.

TEMAD BİR REHBERDİR.
ZOR ORTAMLARDAN SIYRILIP GELEBİLEN
HAK ARAMA ORTAMINDA.
BİLENLER, ANLAYABİLENLER İÇİN.

O REHBERİN GÖSTERDİĞİ YOLLARDA.
ASTSUBAYLARIN  HAK ETTİKLERİNE,
ULAŞMA YOLUDUR.
GELECEĞİ AYDINLATAN IŞIĞIMIZDIR.
BİLEBİLENLER İÇİN.
TEMAD……

MUTLULUK VERİSİDİR.
ÇAĞDAŞLIK OLGUSUDUR.
VE BİZLER DE BU YOLUN YOLCUSUYUZ. İLERİ YAŞIMA RAĞMEN.
NEFERİYİM VE MUTLUYUM.
TEMAD'LI OLMAKTAN
GURURLUYUM…..

SEN DE MUTLULUĞU TEMAD’DA ARAMALISIN. 
ARARSAN:
İÇTENLİĞİ, SEVGİYİ, ERDEMİ VE HAKLARINIZA  KAVUŞMAYI…
TEMAD’LA  ULABİLECEĞİNİ  BİLMELİSİN.
VE FARKLI KİŞİLERDEN,
BİRİ OLACAĞIN MUHAKKAKTIR.  
TEMAD’IN GÜÇLENMESİ,  ASTSUBAYLARIN  GÜÇLENMESİ DEMEKTİR
MUHTEREM KARDEŞLERİM.
SEVGİLERİM SİZLERİN OLSUN
HAYDİ TEMAD’A ÜYE OLUN

MEHMET KAYALI

  • BİRLEŞMENİN VE DİYALOĞUN,
  • KATILIMCILIĞIN VE ORTAK AKLIN,
  • ŞEFFAFLIĞIN VE SORUMLULUĞUN GEÇERLİ OLDUĞU,
  • ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLACAK ANLAYIŞ VE UZMAN EKİBİMİZLE
TEMAD YÖNETİMİNE TALİBİZ.

Emekli Astsubayların, eşlerinin ve çocuklarının, vefat edenlerin dul ve yetimlerinin; sosyal, kültürel, hukuki ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki ilişki ve dayanışmalarını devam ettirmek için kurulan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği’ne hizmet etmek için, gönüllülük esasına göre ÇALIŞMA GRUBU olarak faaliyetlerimizi başlatmış bulunuyoruz.

Astsubaylar, uzun yıllar birlik, beraberlik ve dayanışma mücadelesi vermişlerdir. Son yıllardaki Ekonomik ve Hukuki düzenlemelerdeki haksızlıkların artmasıyla “bu kadarına da pes” demişlerdir. Haksızlıklar karşısında, birliktelik güçlerini TEMAD çatısı altında göstermeye gayret etmişlerdir. Buna rağmen Astsubayların ortak paydası olan TEMAD yönetimindeki hatalar nedeni ile de, Ekonomik ve Hukuki sorunları hala devam etmektedir.

  • ÇALIŞMA GRUBUMUZ, TEMAD ve üyelerini en iyi şekilde temsil etmek üzere yapılacak olan GENEL KURULA ADAYLIK çalışmalarına başlamıştır.
  • ÇALIŞMA GRUBUMUZ, meslektaşlarımızı hak ettiği itibara kavuşturacak, Ekonomik ve Hukuki alanlardaki haksızlığa dur diyecek gönüllü ve sorumlu Emekli Astsubayların bir araya gelerek vicdanları, kalpleri ve akıllarından oluşmuştur.
  • ÇALIŞMA GRUBUMUZ, şartlar ne olursa olsun temel değerlerimize sahip çıkacak, amacından sapmayacaktır. Birlik ve dayanışma ruhunu zedeleyebilecek hiçbir davranış içine girmeyecektir.
  • ÇALIŞMA GRUBUMUZ, teşkilat gücümüzün kaynağının; sevgi, disiplinli çalışma ve Astsubay sevdası olduğunu hiçbir zaman unutmayacaktır.
  • ÇALIŞMA GRUBUMUZ, TEMAD’A ve değerli üyelerine sadakatle sahip çıkacak, üyelerinin sorumluluğunun gereğini yüreğinde hissederek yerine getirecektir.
  • Daha büyük bir TEMAD için, bütün şubelerimizle birlikte daha yakın uyum ve işbirliği içinde olunacaktır.
  • ÇALIŞMA GRUBUMUZA görev addedildiğinde, geçmişteki yapılan yönetim hatalarına ve yanlış uygulamalara izin verilmeyecektir. Ekonomik ve Hukuki sorunlarımızın çözümünde ilgili kurumlarla doğru iletişim kurularak, güçlü iradesini gösterecektir.

ÇALIŞMALARIMIZ ASTSUBAYLAR İÇİN” diyoruz, bu anlamda; sorumluluk hisseden ve bu sorumluluğun gereği olan özveriden kaçınmayan bütün değerli meslektaşlarımızın desteğini bekliyor, saygılar sunuyoruz.

TEMAD YÖNETİMİNE ADAY ÇALIŞMA GRUBU

Hamza-Durgen-Ekibi-2

TORBA YASA

Nisan 25, 2014

EY TORBA YASA - BU KAFAYLA ÇOK YAŞA.

UFUKTA KARA HENÜZ GÖRÜNMÜYOR. ORTALIK SAKİN.

ASSUBAY TOPLUMU ATMASI GEREKEN BÜYÜK ADIMI TEMAD ÖNDERLİĞİNDE ATTI.

SONUCUNU BEKLİYOR.

ARTIK İKİNCİ BİR TORBA YASANIN İÇİNDE GÖRMEYİ UMUT EDEREK ÖZELLİKLE MALİ BİR İYİLEŞTİRME BEKLİYOR.

DÜNYA HIZLA KAİDESİNDE DÖNÜYOR.

SEÇİMLER BİTTİ. CUMHURBAŞKANLIĞI MESELESİ DE BİTECEK.

SENEYE YENİ PARLAMENTO VE İKTİDAR DA SEÇİMLE BELİRLENECEK.

HEPSİ OLACAK. SİSTEM DEVAM EDECEK.

HERKES SAHTE BİR TEBESSÜMLE “BİZ SİZİ GÖRÜYORUZ” DİYECEK.

YANINIZDAYIZ“ DİYECEK.

HALLEDİYORUZ“ DİYECEK.

BU NESİLDE KALAN ÖMRÜNÜ ASUDE BAHAR YAPIP TERKİ DİYAR EDECEK.

YAPRAKLAR AÇIP SOLACAK.

ÖMÜR HAZAN OLUP AKACAK.

SONRA BİTECEK. EVLATLAR GELİP SON GÖREVİNİ YAPACAK.

SONRAKİLER, YANİ SIRADAKİLER GELİP MÜCADELEYE DEVAM EDECEK.

BU TARAFTA YENİ BİR TEMAD, YENİ BİR BAŞKAN

YUKARIDA YENİ BİR HÜKÜMET VE YENİ BİR BAŞBAKANLA DÖNME DOLAP DÖNECEK.

KUM SAATİ HER BİTİŞİNDE, BİRİSİ GELİP TERS ÇEVİRECEK.

BİRİLERİ YİNE YAZIP ÇİZECEK. “YİNE YENİDEN” DEYİP BİR DAHA DENEYECEK.

HÜKÜMET GENELKURMAYA,

GENELKURMAY BAKANA,

BAKAN BAŞBAKANA,

BAŞBAKAN CUMHURA

ORTADA SIÇAN OYUNU OYNAR GİBİ PASLAŞIP DURACAK.

TEMADIN KÖREBE DEKİ EBE ROLÜ HİÇ BİTMEYECEK.

UMUTLAR, TORBAYA GİRECEK, TORBADAN ÇIKACAK.

BU TORBADAN YA TAVŞAN ÇIKACAK.

YA DA CİVCİV ÇIKACAK KUŞ ÇIKACAK.

SAYGILARIMLA.

 

ADNAN FUAT ÖZDEMİR

İBRET

Nisan 18, 2014

GİZLİ KAHRAMANLAR
ASTSUBAYLAR.

CHARLES PLUMB, VİETNAM’DA DA UÇMUŞ.
ABD. HARP OKULU MEZUNU BİR PİLOTTU.

SAVAŞ SIRASINDA YAPTIĞI 75. UÇUŞTA, YERDEN HAVAYA ATILAN,
GÜDÜMLÜ BİR FÜZE TARAFINDAN VURULDU.
DERHAL KENDİSİNİ FIRLATIP PARAŞÜTLE BİR ORMANIN İÇİNE DÜŞTÜ.
VİETKONKLAR TARAFINDAN YAKALANDI.
VE TAM 6 YIL KUZEY VİETNAM’DA ESİR OLARAK TUTULDU.
BU GÜN.
CHARLES   PLUMB, 
YAŞADIĞI BU TECRÜBE HAKKINDA İNSANLARA DERSLER VERMEKTEDİR.
BİR GÜN CHARLES VE KARISI RESTAURANT’ TA YEMEK YERLER İKEN.
BİR ADAM MASALARINA YAKLAŞIR  VE  ŞAŞKINLIK İÇİNDE ÇIĞLIK ATAR:

  • “AMAN ALLAH'IM! SEN PLUMB’SUN. VİETNAM’DA JET PİLOTUYDUN. KİTTY HAWK HAVAALANINDA UÇAĞIN DÜŞMÜŞTÜ!” 
  • “ EVET,  AMMA SEN NEREDEN BİLİYORSUN BUNU?” DER ESKİ PİLOT PLUMB.
  • “BİLİYORUM, ÇÜNKÜ UÇUŞ ÖNCESİ SENİN PARAŞÜTÜNU BEN HAZIRLAMIŞTIM.”

PLUMB HAYRETLER İÇİNDEDİR.
ADAM ELİNİ PLUMB UN OMUZUNA ATAR:

  • “anladığım kadarı ile paraşüt işe yaramış.”

PLUMB EVET ANLAMINDA KAFASINI SALLAR.

  • “EĞER İŞE YARAMASAYDI ŞU ANDA BURADA DEĞİLDİN.”

PLUMB O GECE,   MASAYA GELEN ADAMI DÜŞÜNMEKTEN UYUYAMAZ.
SAVAŞ SIRASINDA ÇOĞU KEZ GÖRDÜĞÜ BU ADAMLA,
BİR KEZ OLSUN KONUŞMADIĞINI DÜŞÜNÜR.
ÇÜNKÜ O BİR SAVAŞ PİLOTU.
ÜST STATÜ.
ADAMSA PARAŞÜT HAZIRLAYAN ALT  STATÜLÜ VARSAYILAN ASKERDİR SONUÇTA.
OYSA ALT STATÜLÜ ASKER UZUN TAHTA BİR MASADA, SAATLERİNİ HARCAYARAK,
DİKKATLE KATLADIĞI PARAŞÜTLE, 
HER SEFERİNDE HİÇ TANIMADIĞI,
BİR İNSANIN KADERİNİ ELLERİNDE TUTUYORDU.

OLAYDAN SONRA,  VERDİĞİ TÜM DERSLERDE.
PLUMB DİNLEYİCİLERE İLK OLARAK HEP AYNI SORUYU SORMAYA BAŞLADI.

  • “PARAŞÜTÜNÜZÜ KİM HAZIRLIYOR?”

TÜM HAYATI BOYUNCA İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ HER ŞEYİ,
BİR BAŞKASININ HAZIRLADIĞI.
BİZ BU MODERN DÜNYADA İNSANLARA SORULABİLECEK EN ANLAMLI SORULARDAN,
BİRİ DE BELKİ DE…..
YAŞAMAYA DEVAM ETMEMİZİ SAĞLAYAN SAYISIZ PARAŞÜTLER VAR HAYATIMIZDA. 
HER DEFASINDA BİR BAŞKA İNSANIN BİZİM İÇİN HAZIRLADIĞI.
MADDİ PARAŞÜTLER,
MANEVİ PARAŞÜTLER,
DUYGUSAL PARAŞÜTLER, 
RUHSAL PARAŞÜTLER…. 

VAR ELBETTE.
SAHİP OLDUĞUNUZ EN BÜYÜK YETENEĞİ KİM KAZANDIRDI SİZE?
VEYA DÜŞÜNCE YAPINIZI KİM ŞEKİLLENDİRDİ?                  
KİMLER SİZE MORAL VERDİ?
ZOR ZAMANLARINIZDA YA DA HAYATA DAİR  DEĞERLERİN FARKINA VARDIĞINIZDA KİM SAĞLADI? 
HAYATINIZ BOYUNCA PARAŞÜTÜNÜZÜ HAZIRLAYAN KİMLERDİ?
İŞTE ONLAR.
HAYATINIZI BORÇLU OLDUĞUNUZ İNSANLARDIR. 

VE İŞTE FARKLI BİR KAHRAMAN ASTSUBAY;
SAYIN MEHMET BAŞAĞ
ibret-1

VE KAHRAMANLAR ARASINDA KENDİNE NADİDE BİR YER HAZIRLAYAN SAYIN HV. KD. BAŞÇAVUŞ MEHMET BAŞAĞ’I ANIMSAMAK, ANIMSATMAKTIR MUTLULUĞUN FARKLI ADI

BEN DE SORUYORUM?
KENDİ KENDİME,
İÇTENLİKLİ YANIT ARIYORUM.
82 YAŞIMDAYIM.
EMEKLİ BİR ASTSUBAYIM.
1965 ANKARA ÜNİVERSİTESİ MEZUNUYUM.
DEVLET BENİM EĞİTİMLİ HİZMETİMİ ALDI.  
AMA KARŞILIĞINI VERMEDİ.
VERMEMEKTE DİRENİYOR,
UNVAN BAHANESİYLE.
BİR DEVLET İÇİN ÇOK MU ZOR, 
UNVAR VEREBİLME?
NE KAYBEDER?

HAKLARIM 2000 YILINDAN SONRA YÜRÜMEDİ, YÜRÜTÜLMEDİ.
1976-1977 YILLARINDA ALAY KOMUTANIM VE BÖLGE KOMUTANIM İLE EŞİT MAAŞ ALIR İKEN,
BUGÜN
SAYIN KOMUTANLARIMIN MAAŞLARI 5500 CIVARINDA İKEN,
BENİM Kİ 2000 CIVARINDA. 
EĞİTİM OLARAK DA ONLARDAN İKİ SENE DAHA FAZLA  EĞİTİMLİYİM  VE LİSANSLIYIM.
2000 YILINDAN SONRA İŞLER, MAAŞLAR, İNTİBAKLAR UNVANA GÖRE DÖNÜŞTÜRÜLÜNCE
TAZMİNAT OLGULARI,
UNVANLARA GÖRE MAAŞLARA YAPIŞTIRILMAYA BAŞLAYINCA,
DEVLET MEMURU OLAN BİZLERİN LİSANSLI EĞİTİMLERİ, GÖRMEZDEN GELİNİP,
BİZLER YAYA KALDIK!

EMEKLİ ASTSUBAYLAR TOPLUMUNUN DERTLERİNİ DİNLİYORUM ADINA, 
DAVET EDİLİP GÖRÜŞÜLEN KİŞİLERİN.

TOPLUMU TEMSİL OLGULARI NE?
VE ARKALARINDA TEMSİL DESTEĞİ NEDİR, VAR MI?
BU OLGU KİŞİSEL SOHBET Mİ?
İÇERİĞİ NE OLABİLİR?

65 000 KAYITLI EMEKLİ ÜYESİ OLAN “TEMAD” VARKEN
DIŞLANAN,
GEÇİM SIKINTISI İÇİNDE SIZLANAN, 
SUSABİLMEYİ BİLEN, İNSANLAR ORTAMINDA.
SESSİZ ÇIĞLIKLARINI DUYURAMAYAN
ÖLÜM ORUÇLARI İLE DERTLERİNİ ANLATMAYA ÇALIŞAN  ASTSUBAYLARIN.
DERTLERİNİ DİNLİYORUM  OLGUSU  İLE
TOPLUMU TEMSİL YETKİSİ VERİLMEMİŞ,  KİŞİLERİ ÇAĞIRIP.  
OLUŞAN   HAK  TESPİT  OLGUSU GÖRÜNTÜSÜ.
BU KİŞİLERLE KONULARI GÖRÜŞMEK.
ÇAY  İKRAM ETMEKTEN ÖTE.
İKİ KİŞİNİN DIŞINDA.
ALINACAK SONUÇLAR.

KİŞİLERİN BİREYSELLİĞİNİ AŞAMAZ. 
FERDİ OLARAK EMEKLİ BİRER ASTSUBAYDIRLAR. 
ORGANİZE OLMUŞ 
BİLİNÇLENMİŞ BİR ASTSUBAYLARI, TOPLUMUNU TEMSİL EDEMEZLER!

***

(BU SÖYLEMLER GENELKURMAY 2. BAŞKANINA AİTTİR. BUNLARI OKUYARAK VARIN CİDDİYETE SİZ KARAR VERİN)

BENİM HERŞEYİMİ ASTSUBAYIM BİLİR,
BANKA ŞİFRELERİMİ.
MAL VARLIĞIMI,
ÖZEL HAYATIMIN DETAYLARINA KADAR,
BEN BİLMEM O BİLİR”.

”NE HAKLILAR DİYEBİLİRİM NE HAKSIZLAR“

NE DERSİNİZ? DAHA AÇIK, ANLAŞILIR, SÖYLEM BULMALISINIZ.

“HER ŞEYİN BİR SIRASI VAR,  HİYERARŞİ VAR” 

BU SÖYLEMLERİN KAYNAĞI – SAYIN BALÇİÇEK İLTER PAMİR- RÖPORTAJIDIR

***

BEN EMEKLİLERİN EN YAŞLILARINDAN SEKSENİ DEVİRMİŞ BİRİ VE TEMAD ÜYESİ OLARAK, 
EN AZINDAN, 
BEN!
BENİM TEMSİL YETKİSİ VERMEDİĞİM KİŞİLERDİR ONLAR.
BEN ASTSUBAY TOPLUMUNUN  EMEKLİ 120.000 KİŞİNİN,
ÜNİVERSİTE EĞİTİMLİ BİR FERDİ OLARAK,
OYALANMAK İSTEMİYORUM SAYIN BAŞKANIM.
O, 6 TANE TAZMİNATIN BİRİNDE MİNİCİK BENİM DE HAKKIM OLMALI, VAR.
GÜNDEMİNİZDE BUNLAR OLMALI.
DAHA CİDDİ YAKLAŞIMLAR BEKLENTİSİNDEDİR EMEKLİ ASTSUBAYLAR.
TEŞEKKÜR EDERİM.
SAYGILARIMLA.

 

Mehmet KAYALI

Mehmet BAŞAĞ

Nisan 15, 2014
E.HV.KD. BÇVŞ. MEHMET BAŞAĞ VE TÜMBAŞ SİSTEMİMehmet-Basag-2

E. Hv. Kd. Bçvş. Mehmet BAŞAĞ, 1926 yılında İstiklal Madalyası sahibi bir babanın oğlu olarak Muğla’da dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini Muğla’da tamamlamış ve 1943 yılında Eskişehir Hava Okuluna girmiştir. İki yıllık öğrenimden sonra ATICI- BOMBARDIMANCI olarak Astsubay Çavuş nasbedilmiştir. İlk görev yeri Balıkesir’de bulunan 102. Keşif Grubudur.Daha sonra Afyon 10. Keşif Alayı ve Eskişehir 113.Keşif Filosunda görev yapmıştır.

1956 yılında yapılan bir NATO kıymetlendirmesinde 113. Filo’nun 24 uçağının cephane yüklemesin 35 dakikadan az bir sürede yaparak birinci olan Yükleme Ekibinde önemli görevler yapmıştır.

1963 yılında Bandırma’da bulunan 6. Ana Jet Üs Komutanlığına atanmıştır.

Mehmet Başağ, Bandırma’da görevli iken, F-5 ve F100 uçakları ile yapılan Bomba ve Roket eğitim atışlarının ayrı sortilerde yapılması nedeniyle ortaya çıkan zaman ve yakıt kaybının önüne geçmek üzere, atışların tek sortide yapılabilmesini sağlamak amacıyla bir adaptör geliştirmeye karar vermiştir. Bu amaçla Kayseri ve Eskişehir fabrikalarında araştırmalar yapmış ve 1965 yılında, B-37 K1 Bomba adaptörü ile MA-2 Roket adaptörünü birleştirerek bu düşüncesini hayata geçirmiştir.

Birlik imkânları ile imal ettiği adaptörün denenmesi konusunda, uğraş vermiş ve kabul ettirememiştir. Ailesinin anlatımı ile Bandırma 6.Ana Jet Üs Komutanı Tahsin ŞAHİNKAYA bu sistemi bizzat denemeyi kabul etmiştir. İlk denemeleri Pilot olarak, Tahsin ŞAHİNKAYA, Cezmi ARI ve Necdet HIZEL gerçekleştirmiştir. Eskişehir İkmal Bakım Merkezi Komutanlığında incelenen ve denenen sistem kabul görür ve seri üretime geçilir. Sisteme TÜRK, MEHMET ve BAŞAĞ kelimelerinin birleşiminden oluşan TÜMBAŞ adı verilerek Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmiştir.

Mehmet-Basag-3Mehmet BAŞAĞ bu icadı için hiçbir hak talep etmemiştir. Eşi Neriman BAŞAĞ hala bu başarının haklı gururunu yaşamaktadır. “Bir eser bıraktı Türkiye’ye, para olsa harcanır giderdi” demektedir.

Mehmet BAŞAĞ 1969 yılında emekli olarak Memleketi Muğla’ya yerleşerek kendi imkânları ile ve fiilen çalışarak yaptığı evde yaşamaya başlamıştır. 1980 yılına kadar unutulan Mehmet BAŞAĞ ve icadı o dönemde Hava Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Tahsin ŞAHİNKAYA tarafından yeniden gündeme getirilmiştir. Orgeneral ŞAHİNKAYA kendisinin de ilk denemesini yaptığı bu sistemin mucidi Mehmet BAŞAĞ’ı unutmamış ve “Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirilmesini sağlamıştır.

1980 yılında Gaziemir Hava Teknik Okulları Mezuniyet töreni ile aynı gün E. Hv. Kd. Bçvş. Mehmet BAŞAĞ’da davet edilerek, madalyası Hava Eğitim Komutanı tarafından verilir. 15 yıl gecikmeyle de olsa gerçekleşen madalya töreninde Ailesinin deyimiyle on yaş gençleşmiştir

Mehmet BAŞAĞ ve icadı, 1981 yılında TRT’de mucitlerle ilgili program yapan Bülent ÖZVEREN tarafından yayına çıkarılarak tekrar gündeme getirilmiştir.

E. Hv.Kd. Bçvş. Mehmet BAŞAĞ 1984 yılında vefat etmiş ve Muğla Eski Mezarlığına defnedilmiştir. Eşi Neriman BAŞAĞ ve kızı Aydan OSKAY halen Muğla’da, oğlu Ali BAŞAĞ ise Dalaman’da yaşamaktadır.

Minnet, rahmet ve şükranla anıyoruz.

25  Ocak 2014 tarihinde, assubay kökenli akademisyen bir dostumuz tarafından,  yasa teklifine esas olmak üzere assubayların sorunlarını içeren bir döküman istendi.

Elimde güncel olarak tuttuğum hazır çalışma vardı, onu kanun teklifine esas olacak şekilde düzenleyerek gönderdim.  Yaklaşık 3 ay önce gönderdiğimiz çalışmanın sonuca ulaştığını ve  7 Nisan 2014 tarihinde  T.B.M.M. Kanunlar ve Kararlar Daire Başkanlığından, ilgili komisyona;

  • Muğla Milletvekili, Prof. Dr. Sn. Nurettin DEMİR,
  • Muğla Milletvekili, Yük. İnş. Müh. Sn. Tolga ÇANDAR,
  • Antalya milletvekili Uzm.Dr. Sn. Arif BULUT,
  • İzmir Milletvekili, Yük. Müh. M.S.B. Komisyon Üyesi  Mustafa MOROĞLU,
  • Ankara Milletvekili Av. Sn. Levent GÖK’ün,

Bu arada hiçbir çıkar gözetmeksizin,  meclise giderek, dosyaları, aşama aşama takip eden, değerli meslektaşlarımıza teşekkür ederim.

değerli çalışmaları ve katkıları ile  yasa teklifi hazırlanarak, 7 Nisan 2014 tarihinde  T.B.M.M Kanunlar ve Kararlar Daire Başkanlığından ilgili komisyona gönderildiği bilgisini Sn. Mustafa TONGUÇ’tan öğrendik.

Bu mücadele kimsenin tekelinde değildir. Hepimiz emek veriyoruz, herkes elinden geleni yapacak, herkes elini taşın altına koyacak. Kimse bireysel mücadeleyi küçümsememelidir. Herşey de  TEMAD’dan beklenmemelidir.

TEMAD demişken, aynı çalışmaları Yaklaşık 15 ay önce,  Sn. Bülent CİVAN aracılığı ile TEMAD Genel merkezine de gönderdik.  O günden bu güne TEMAD Genel merkezinden olumlu veya olumsuz bir cevap alamadık.

Bunun üzerine biz de,  gerekli dosyayı hazırlayıp tanıdığımız, siyasetçi, sendika, bürokrat sivil toplum örgütlerine ve parti gözetmeksizin ulaşabildiğimiz tüm milletvekillerine göndermeye başladık. 

2013 yılı Ocak- Şubat aylarında, bu konuda personel sınıfından 2 assubay, maliye sınıfından 2 assubay ve bir de ben olmak üzere 5 emekli assubaydan oluşan çalışma grubu kurduk.

Çalışma grubumuz ile, www.emekliasubaylar org. Sitesinin “BİZ KİMİZ VE NE İSTİYORUZ” yazısından da faydalanarak,  yaklaşık 1 ay süren çalışma sonucunda  sorunlarımızı anlatan, “E-KİTAPÇIK” hazırladık.  Söz konusu kitapçığı, en son bir partinin genel başkan yardımcısına güncelleyerek göndermek amacıyla, tüm arkadaşlarımızın sosyal medyadaki katkıları ile 1 aya yakın süre üzerinde çalışarak son şeklini verdik.  Bu gün bireysel mücadeleye karşı çıkan bir çok arkadaşımız o dönemde bir çok konuda değerli fikirlerini yorum ve özelden mesaj olarak beyan etmişti.

(https://www.facebook.com/photo.php?fbid=221086824701136&set=pb.100003994591502.-2207520000.1397414054.&type=3&theater)

Yanılmıyorsam söz konusu kitapçık, bu güne kadar 10.000 tane basıldı ve ücretsiz olarak dağıtımı yapıldı.  TEMAD’ın il toplantılarının bazılarında, sadece toplantıya katılan 1500 - 2000 üyemize  ücretsiz olarak dağıtıldı.

KURUMLARLA KURUMSAL MÜCADELE EDİLİR!

Amacım burada kişilerin ve kendimizin reklamını yapmak değil, Türkiye’de hiçbir şey tesadüfen olmaz, hiçbir milletvekili;  “DUR BU GÜN CANIM SIKILDI, ŞU ASSUBAYLAR İÇİN KANUN TEKLİFİ VEREYİM ” demez.  Gidersin, görüşürsün, takip edersin bu iş olur. Uzağa gitmeye gerek yok; İşte EMUZDER örneği önümüzde. Meclisin Kapısından ayrılmayan EMUZDER Başkanı neredeyse her gün bir faaliyet icra etmiş, hatta bazı günlerde bir kaç faaliyet icra etmiş.

Genelkurmay’a sorunlarımızı  anlatan bir arkadaşımız mektup yazdı, Genelkurmay da bu mektup üzerine arkadaşımızı görüşmeye davet etti.  Şubat 2014 ayında, TEMAD Yönetiminin bilgisi dahilinde gidip görüşmelerine rağmen;

VAY SEN KİMSİN, TEMAD VARKEN SEN NASIL GÖRÜŞÜRSÜN?” dendi, sosyal medyada linç kampanyası başlatıldı,

Mart 2014 ayında 2 emekli assubay arkadaşımız, bu kez TEMAD’ın bilgisi dışında,  Genelkurmay ile tekrar görüştü, ancak  görüşmeyi  duyuruş şekillerindeki bariz hata ile çok tepki çektiler ve ne hainlikleri ne satılmışlıkları kaldı, soru yine aynı;

VAY SİZ NASIL GÖRÜŞÜRSÜNÜZ, TEMAD VARKEN SİZ NE YAPIYORSUNUZ?” denilerek sosyal medyada ikinci linç kampanyasına kurban edildiler.

Şimdi meclis ile ilgili biz ve arkadaşlarımız görüşüyor, kanun teklifi hazırlatıyor;

VAY SİZ KİMSİNİZ, TEMAD VARKEN SİZ NASIL GÖRÜŞÜRSÜNÜZ?” diyenlere tek bir soru soruyorum;

  • Peki tamam hepsi güzel de, TEMAD nerede kardeşim?

Gidip görüşüp emek verenlere verdiğiniz tepkinin onda birini, esas gitmesi gereken, görüşmesi gerekenlere neden vermiyorsunuz?

TEMAD'a; “Neden gitmiyorsun, bak senin boşluğunu başkaları  dolduruyor,  sen nasıl bizim temsilcimizsin, görevini yap” dediniz mi?

İşte milletvekillerinin isimleri yukarıda ve açıkça yazdım, TEMAD’dan hangi yetkili gidip, söz konusu milletvekilleri ile görüşmüş?

Evet doğru, kurumlarla kurumsal mücadele edilmelidir, ama kurumlarla görüşüp, işi çözecek olanlar, her yer ile diyaloğu koparmışsa, köprüleri yıkmışsa nasıl görüşüp çözecek, hadi Genelkurmay konusunda TEMAD haklı diyelim, seçim atmosferinde, ortalığın çok karıştığı bir dönemde “ölüm orucu” eylemi ne kadar doğru?

Kendi canlarının derdine düşmüş siyasi otoriteye, Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarından biri yapılmış, ses kayıtları, tapeler havada uçuşuyor, sosyal medya darmadağın olmuş,  sen de en uç noktadan eylem yaparak bir darbe vurmak istiyorsun.

Başbakanın ne demesini bekliyordun, “durun assubaylar eylem yapıyor, meclisi açalım, onlara haklarını verelim, sonra devam ederiz”  demesini mi bekliyordunuz?

Maalesef cevabını dün aldık, 12 Nisan 2014 günü, Resmi Gazetede siyasi iktidarın onayı ile 6 tane yönetmelik değişikliği, bir tane de yönetmelik ilk kez yayımlandı. İşin ilginç tarafı yapılan çalışmalardan 4 tanesi direkt assubayları, 2 tanesi de tüm astları ilgilendiriyordu.  Ayrıca yönetmelik değişiklikleri ile yeni yönetmelik ast’ların TSK atılmasını düzenliyor, sicil yolu ile atılmayı kolaylaştıran değişiklikler içeriyordu. 12 Nisan Tarihinde değişen 6 yönetmelik ile ilk kez yayımlanan  bir yönetmelik aşağıdadır.

  • Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği,
  • Uzman Erbaş Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik,
  • Assubay Sicil Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik,
  • Subay Sicil Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik,
  • Subay ve Assubay Atama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik,
  • Sözleşmeli Subay ve Assubay Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik,
  • Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik,

BİREYSEL MÜCADELE, ÇOK SESLİLİK BÖLÜNMEMİZİ SAĞLAR MI?

Kişisel görüşüm, dernekler,  ihraç ettikleri üyenin faaliyetine karışamaz ve mücadele hiç kimsenin, hiçbir derneğin tekelinde değildir.

Dernekler bölünmek istemiyorsa ilk önce üye ihraçlarında çok dikkatli olması gerekir. Bu ihraçlar İl başkanları düzeyine gelmişse derneğin demokratikliği tartışılır, sivil toplum olma özelliği tartışılır.

Bu gün uzman erbaşların, uzman çavuşların ve uzman jandarmaların olmak üzere,  3 tane dernekleri var ve bize göre gayet iyi yol aldılar.  Bunlar ERMUJAD, EMUZDER VE UZDER’dir.

Hiç bölünmüşlüklerini duyanınız oldu mu?

Evet, bölünmüşlüklerini duymadık !

Peki neden duymadık?

Çünkü kendi aralarında kavga ve gürültüleri yok, amaçları sadece hak almak, üstelik kendi aralarında rekabet olduğu için otomatikman başarı da geliyor.  Kendi örgütleri ile iç çatışmalarının da olmaması başarılarının bir anahtarıdır.  Örgüt içi çatıştırtmalarla, tartışmalarla, dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışarak, yönetimde kalmaya çalışan liderleri yok.

Ayrıca bu derneklerin lider kadrolarının sosyal medya üzerinden üyelerini bilgilendirmeleri,  gerektiğinde sosyal medya üzerinden örgütlenmeleri çok üst seviyededir. Bizler ise şaibeli kişilerden, hatta ikinci üçüncü kişilerden doğruluğu hakkında hüküm verilemeyecek bilgiler almaktayız.

Pardon ama koskoca TEMAD’da sosyal medya üzerinden bilgi verecek bir kimse yok mu? Sosyal işlerden sorumlu ,Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Binici,  hangi faaliyetleri icra eder de, bu faaliyet devamlı topal kalır?

SONUÇ

Yukarıda da belirttiğim gibi,  herkes elini taşın altına koymalı ve elinden geleni yapmalı. Mesela yukarıda bahsettiğim ve komisyona gelecek olan çalışmaya, Ankara’daki assubay dostlarımız kadar da TEMAD destek vermeli ve bu iş bir an önce bitirilmelidir.

  • Bu arada çalışmalarımızda büyük emeği geçen, hazırladığımız dosyayı teklif haline getirilmesini sağlayarak milletvekillerine iletilmesini sağlayan değerli büyüğümüz Sn. Mustafa TONGUÇ'a teşekkür ederim.

NOT: Öğrendiğimiz kadarı ile “İNTİBAKLAR” konusu torba yasada geçecek şeklinde bir bilgi geldi, ancak, TAZMİNATLAR konusunda ise kafalar karışık ve konu muallakta. Bu konular da mecliste devamlı takip edilmeli ve baskı unsuru oluşturulmalı. TAZMİNATLAR, bu kez de çıkmazsa bir daha çıkması için uzun yıllar beklemek gerekir.

Saygılarımla.

Dede Ersel AKSU

Değerli Arkadaşlarım

2010 sonlarında bütün kamuoyumuzun beklentilerini karşılayamayan Sayın Mustafa Erol yönetimine karşı muhalefet sesini giderek yükseltmeye başlamıştı. 5.000 E.Assubayın katıldığı Ekim 2010 Abdi İpekçi büyük mitingimiz de sonuç vermemiş, üyelerimiz Temad'ın varlık nedenini sorgular durumuna gelmişti. Her kafadan bir ses çıkıyor Temad'ın temelleri çatırdıyordu. Böylesi bir karmaşa içinde 2011 seçimlerine gelindi. 9 yıllık yıpranmış Sayın Erol yönetiminden kurtulabilmek için bütün muhalefet hep beraber başka güçlü aday olmadığı için Sayın Keser'e denize düşenin yılana sarıldığı gibi sarıldık. Ben dahil bir çok arkadaş üçüncü aday Sayın Cengiz Erten'e Sayın Keser lehine seçime girmemesi için ricada bulunduk. Tanıdık tanımadık delege arkadaşlara telefonlarla, e-maillerle Sayın Keser'i desteklemelerini rica ettik. Çünkü biliyorduk ki Temad bir üç yıl daha Sayın Erol dönemine dayanamazdı. Kazanması durumunda alternatif oluşumlar tartışılmaya bile başlanmıştı.

Bu koşullar içinde bir kaç oy farkla Sayın Keser seçimi kazandı. Seçime gidilirken kimlere seçim sonrası payeler dağıtıldı, yöneticilikler sözü verildi ayrı bir tartşma konusudur.

Sayın Keser'in ilk çalışması hukuk konusunda oldu. Selefi hakkında suç duyurusunda bulundu. Temad'a savcı çağırdı. Oysa seçim öncesi söz verdiği çalışma programında birlik ve bütünlük sözlerinin mürekkebi kurumamıştı.

Sayın Keser, kötü başladığı yolda, bazı duayen büyüklerimizin "Sayın Erol'u sizlere aratmazsa namerdim" iddiası dogrultusunda kötü yürümeye devam ediyordu. Yıllarca "Yeni oluşum" grubu içinde beraber çalıştıkları arkadaşlarından oluşturduğu yönetimini devre dışı bırakıp yardımcısı, hemşehrisi ve kankası Sayın Binici ile birlikte TEK ADAM FAŞİZMİNDE olduğu gibi derneğimiz Temad'ı yönetmeye başladı. Tabii bu işler kolay değildi. Beklenen ilerlemeyi sağlayamıyor kamuoyumuz sabırsızlanıyordu. İmdadına Kr.Sb.lara yapılan "Komkarsu tazminatlarına" tepki göstererek, ekonomik kaynaklı çalışanlarımızın kurduğu "Bu kadarınada pes diyen Assubaylar" grubu yetişti. Bu arkadaşlarımızın kurduğu bu grup kısa sürede 220 bin kişilik bir sayıya ulaşarak sosyal medyayı sallamaya ve o güne kadar sorunlarımıza duyarsız kalan basının dikkatini çekti. "ASSUBAYLAR NE İSTİYORDU?" www.emekliassubaylar.org grubu basın sözcüsü Sayın Ersen Gürpınar'ın Aydınlık gazetesine verdiği açıklama da buna eklenince yukarıdaki soru daha bir anlam kazandı. Artık Sayın Başkanı her gün bir başka TV.de görmeye başladık. Fakat o da ne? Başkan hızını alamamış haklarımızı açıklamayı unutmuş, tek kanatlı bröveleri bırakmış Gen-Kur.Bşk.lıgını eleştiriyor. Başbakanın bile söyleyemeyeceği "Gen-Kur. gereksizdir. KKK.lıgı vekaleten yürütebilir, Gen-Kur'un askeri mi var?" gibi büyük ve iddialı laflar etmeye başladı.

Sayın Keser'in bu çıkışı yıllardır baskı altında görev yapmış E.Assubay arkadaşlarımızı coşturmuş "vur vur inlesin Gen-Kur. dinlesin" çizgisine getirmiş zaten Assubaylar üzerinden TSK düşmanlığı yapanların ekmeğine yağ sürmüş, kamuoyumuzu da sorunlarımızın çözümünde muhatap olarak, Gen-Kur.cılar ve İktidarcılar diye sanal olarak ikiye bölmüştür.

Tv.deki etkili ama yanlış, hamasi konuşmalarıyla arkasına belirli bir kesimi, Pes grubundaki çalışan arkadaşların çok büyük ekonomik desteğini alan Sayın Keser'i durdurmak artık zordur. O da her devrimin yaptığı gibi önce kendi arkadaşlarını yedi. Kimseyi dinlemedi. Ve bu koşullarda Temad'ı tarihinde ilk kez olağanüstü seçime götürdü.

Seçimde yaşanan olumsuzluklar ayyuka çıktı. En büyüğü de kendisi 6 kez kürsüye çıkıp konuşurken diğer adayların bir kez konuşmasıydı.

Ama bu arada kendisini korumaya alan etrafında da hatırı sayılır bir bitli pamuk kozası oluşmuş, kendisine karşı yazılan her muhalif yoruma "Sayın Keser'e kalkacak elleri kırar,dilleri koparırız!" gibi mafyavari tehdit dolu yazılarla yanıt verilmiştir. Muhaliflerin özel sayfalarına ağza alınmayacak küfürler hakaretler yağdırılmıştır. Bütün duayen, Atatürkçü ve cumhuriyetçi, gerçek Temad severler kırılmış, küstürülmüş, bıktırılmıştır. Çakma Hattatlar, çakma yazarlar, çakma portallar türemiştir. Bir baltaya sap olamamış bütün bu arkadaşlar ancak  bir kesere sap olmayı yeğlemişlerdir. Bu durumu kendisine telefonda ilettiğimizde "Sosyal medya ile ilgilenmiyorum" olmuştur, kendisini parlatan konuma getirenin sosyal medya olduğunu unutarak...

Sayın Keser başarısız olmuş, ipleri elinden yine kaçırmıştır. Yaptığı eylemler zamansız ve yersiz olmuş kimsenin, özellikle iktidarın haberi olmamıştır. Sınıfımıza ve emeklimize 3 yıl kaybettirmiştir, bir daha aday olmamalıdır. İhraçlarla muhalefetin önünün kesilemeyeceğini görmesi gerekir. Seçime kadar geçecek 7 aylık sürede azameti, büyüklüğü, kibiri bir yana bırakıp herkesi kucaklayıp sorunlarımıza yoğunlaşması gerekir.

Emekli Astsubay sınıfının darmadağınık vaziyet-i cografyası böyle görünüyor taşradan.

Kamuoyumuza saygıyla arz ederim.

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

SİTE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
24 TEMMUZ 1923 LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ 99. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... Bu antlaşma, Türk Ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış, büyük bir yok etme eyleminin yıkılışını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasal zafer yapıtıdır! Mustafa Kemal ATATÜRK Değerli Meslektaşlar...
Pazar, 24 Temmuz 2022
SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
KIBRIS BARIŞ HAREKÂTININ 47. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... Değerli Arkadaşlarımız 20 Temmuz 1974 yılında Türk Ulusu ile bütünleşmiş, O’nun bir parçası olan Kıbrıs Türk Ulusu’na adadaki Rum tarafınca yıllardır yapılan zulüm ve katliamların dayanılmaz şekilde artması nedeniyle bunları önlemek için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Zürih ve Londra anlaşmaları i...
Çarşamba, 20 Temmuz 2022
SITE-ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ
KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN Saygıdeğer Meslektaşlarımız Bayramınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Her şeyin gönlünüzce gerçekleşeceği SAĞLIK, MUTLULUK VE HUZUR dolu nice bayramlar geçirmenizi diler sevgi ve saygılarımızı sunarız.
Cumartesi, 09 Temmuz 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ